Bugün, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü... Her gün en az iki kadın, erkek şiddetiyle hayattan koparılıyor. Anıt Sayaç verilerine göre, 18 yılda 5 bin 655 kadın erkekler tarafından öldürüldü. Yan masanızda hayallerini anlatan o neşeli ses, belki her sabah durakta karşılaştığınız o tanıdık yüz... Hepsinin yaşam hakkı ellerinden alındı. Failler aramızda dolaşırken, 8 Mart, öldürülen her kadının ardından adalet mücadelesi vermenin günüdür. 8 Mart, gece sokakta yürürken arkasına bakma ihtiyacı hisseden her kadının bu korkusunu bitirme günüdür... 8 Mart, çiçeklerin değil, hesabı sorulmamış hayatların günüdür.

Belki bu görseli ilk gördüğünüz an 'yanlış görsel' koyduğumuzu düşünebilirsiniz. 'Bu ne?' diye düşünüp gözlerinizi kısıp ne olduğunu anlamaya çalışıyor olabilirsiniz. Bu görselde hayattan koparılan kadınların isimleri yazıyor. Birçoğumuzun sadece çizgiden ibaret gördüğü bu görselde öldürülen yüzlerce, binlerce kadının adı yer alıyor.
Birçoğuyla sokakta yürürken karşılaştık, birçoğuyla aynı otobüsü bekledik... Belki birçoğuyla aynı kafede otururken göz göze geldik. Birçoğunun yan masada konuştuğu hayallerine kulak misafiri olduk, hepsiyle aynı gökyüzüne bakıp iç geçirdik, aynı anda farklı yerlerde aynı gelecek planları kurduk. Hayata inancı olan, gelecek planı yapan, gülmeyi çok seven kadınlar bir erkek tarafından yaşamdan koparıldı.
Gözlerinizi kısmayın; burada yazan isimlere iyi bakın. Onlar bizim komşumuz, arkadaşımız, kardeşimizdi...

Biz bugün 8 Mart'ı konuşurken, yukarıdaki görsel her geçen gün daha da sıklaşıyor, isimler birbirine daha çok giriyor. Failler cezasızlıktan güç alırken 2008 yılından bu yana 5 bin 655 kadın erkekler tarafından katledildi. 2008 yılında öldürülen kadın sayısı 68 olarak kayıtlara geçerken 2025 yılında 457 kadın yaşamdan koparıldı. 2026'nın ilk iki ayında ise 45 kadın öldürülürken 43 kadının ölümü 'şüpheli' bulundu.
Kadınların yüzde 60'ı en güvenli yerlerinde, evlerinde öldürüldü. Kimisi uzaklaştırma kararı cebindeyken, kimisi devletin ona söz verdiği 'koruma' altındayken erkek şiddetine kurban edildi. Katiller elini kollunu sallayarak aramızda dolaşırken cinayetlerini kravat takıp iyi hâl alarak aklamaya çalıştı.
Öldürülen kadınlar sadece bir rakamdan ibaret değil. Her biri yarım kalmış hayatların ta kendisi.

Şiddet sadece fiziksel değil. Ekonomik şiddet, cinsel şiddet, psikolojik şiddet... Kadınlar hayatın her alanında daha bir çok şiddet türüyle mücadele ediyor. Bugün Türkiye'de kadınların iş gücüne katılım oranı yüzde 36.8. Bu rakam milyonlarca kadının 'ev işleri ve bakım yükü' nedeniyle iş gücüne katılamadığını ortaya koyuyor. Çalışabilen kesim ise cam tavanlara çarpıyor. İş alımlarda kadınlara 'Evli misin? Evlenecek misin? Hamile misin? Çocuk düşünüyor musun?' gibi sorular yöneltiliyor. Ayrım daha işe adım atmadan başlarken aynı işi yaptığı erkek meslektaşından yüzde 16,8 daha az maaş alıyor.
Adalet mekanizması sadece kağıt üzerinde işlediğinde, koruma kararları birer 'not kağıdından' öteye geçemediğinde ve kadının ekonomik bağımsızlığı 'aile yapısı' bahanesiyle kısıtlandığında, yukarıdaki görselde gördüğünüz o sıkışık isimler artmaya devam edecek.
Eşitlik sadece kağıt üzerinde kaldıkça, koruma kararları kağıt parçasından öteye geçmedikçe ve kadınların ekonomik bağımsızlığı 'aile yapısı' bahanesiyle kısıtlandıkça bir görsele sıkıştırılan isimler artmaya devam edecek.
Bugün çiçeklerle, süslü cümlelerle geçiştirilmeye çalışılan 8 Mart, öldürülen kadınların hesabını sorma günüdür. 8 Mart öldürülen kadınların ardından adalet arama mücadelesinin günüdür. 8 Mart katillerin etkili ceza alması için yetkililere seslenme günüdür.
8 Mart, gece sokakta yürürken arkasına bakma ihtiyacı hisseden her kadının bu korkusunu bitirme günüdür...