Tarih: 09.01.2026 13:42

Küresel servet farkı hızla artarken yoksul kesimin kaynaklara erişimi her geçen gün azalıyor

Facebook Twitter Linked-in

ANKARA (AA) - Kasım 2025'te düzenlenen G20 Zirvesi'nde ele alınan başlıca başlıklardan biri de küresel servet eşitsizliği oldu.

G20 Dönem Başkanı ve Güney Afrika Cumhurbaşkanı Cyril Ramaphosa, konuya dikkat çekmek amacıyla Nobel ödüllü ekonomist Joseph Stiglitz başkanlığındaki uzman ekibi görevlendirdi.

Bağımsız uzmanlardan oluşan ekip, servet ve gelir eşitsizliğinin durumunu ele alan G20 Eşitsizlik Komitesi Raporu'nu hazırladı.

Gelir eşitsizliğinin ekonomik büyüme, yoksulluk ve küresel ekonomi üzerindeki etkilerinin değerlendirildiği raporda eşitsizliğin nedenleri ve sonuçları analiz edildi ve politika önerilerine yer verildi.

Dünya genelindeki ülkelerin yüzde 83'ünde yüksek gelir eşitsizliğinin yaşandığı, "servet" eşitsizliğinin gelir eşitsizliğinden çok daha yüksek olduğu belirtildi.

Raporda, 2000 ile 2024 yılları arasında dünyadaki ekonomik servetin yüzde 41'inin en zengin yüzde 1'lik kesime gittiği, gelecek 10 yılda zengin ile yoksul arasındaki servet farkının daha da derinleşeceği kaydedildi. Ayrıca dünya nüfusunun yarısına tekabül eden en yoksul yüzde 50'lik kesimin, küresel servetten sadece yüzde 1 pay alabildiği belirtildi.

Milyarderlerin çoğunun, servetlerini girişimcilik değil miras yoluyla elde ettiği vurgulanan rapora göre gelecek yıllarda binden fazla milyarder, trilyonlarca dolar değerindeki servetini mirasçılarına devredecek ve nesiller arası eşitsizliği sürdürecek.

Buna göre 10 yıl içinde dünya genelinde 70 trilyon doların üzerindeki servetin miras yoluyla el değiştireceği, bunun da eşitsizliği derinleştireceği tahmin ediliyor.

Raporda zengin ile yoksul arasındaki uçurumu takip etmek üzere üst düzey heyet oluşturulması ve yüksek eşitsizlikle mücadele amacıyla bağımsız "Eşitsizlik Paneli" öneriliyor.

Eşitsizliğin kaynağı, bölgelere göre farklılık arz ediyor

Cambridge Üniversitesi Arazi Ekonomisi Bölümü'nden Dr. Daniel Chrisendo, AA muhabirine dünya çapında zengin ile yoksullar arasındaki uçurumun giderek büyüdüğünü, buna yol açan etmenlerin ülkelere ve bölgelere göre değişiklik gösterdiğini söyledi.

Chrisendo, Avrupa'da gelir eşitsizliğinin artmasında refah programlarındaki kesintilerin ve vergi sistemlerinin etkili olduğunu dile getirdi.

Çin'de bu durumun kırsal kesimden kente göçten kaynaklandığına dikkati çeken Chrisendo, bazı Sahra Altı Afrika ülkelerinde çatışmalar ve sosyopolitik gerilimlerin eşitsizliğe yol açtığını ifade etti.

Chrisendo, servetin miras yoluyla el değiştirmesinin bölgesel ve demografik bölünmelere yol açabileceği uyarısında bulunarak, "Azınlık grupları ve kadınlar, genellikle daha az miras alırlar, bu nedenle bu durumun onlar üzerindeki etkilerini de görebiliriz." dedi.

Yoksulların statülerini yükseltmeleri giderek zorlaşıyor

Artan servet eşitsizliğinin gelecek yıllarda sosyal istikrarı, siyasi dinamikleri veya ekonomik hareketliliği etkileyebileceğini belirten Chrisendo, "Araştırmalarımızdan yola çıkarak eşitsizliğin uzun vadeli ekonomik kalkınmaya bir tehdit oluşturduğunu görüyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

Chrisendo, "Zengin ve yoksul ailelerin çoğunlukla sosyoekonomik statülerini koruduklarını, nesiller arası hareketliliğin azaldığını göreceğiz. Yoksul ailelerin sosyoekonomik statülerini yükseltmeleri giderek zorlaşıyor." şeklinde konuştu.

Eşitsizliğin toplumun yoksul kesimlerinin temel kaynaklara ve hizmetlere erişimini kısıtladığını belirten Chrisendo, bunun daha düşük yaşam kalitesi, hastalıklar, düşük eğitim seviyesi ve suç oranlarının artmasıyla bağlantılı olduğunu söyledi.

Chrisendo, yüksek gelir eşitsizliği ile mutluluk ve refah seviyesinin de ilişkili olduğunu vurguladı.

Hükümetlerin adım atması gerekiyor

Hükümetlerin servet farkının daha da büyümesini önlemek için adım atması gerektiğinin altını çizen Chrisendo, öncelikle gelir vergileri, sosyal yardım programları ve asgari ücret düzenlemeleriyle gelir eşitsizliğinin ele alınması gerektiğini ifade etti.

Chrisendo, hükümetlerin miras vergisi ve üst gelir grubunda aşırı servet birikimini önlemek amacıyla net servet vergisi gibi adımlar atabileceğini söyledi.

Yoksul kesimlerin ekonomik olarak güçlenebilmesi için imkanların arttırılması gerektiğini belirten Chrisendo, "Ev sahibi olma, eğitim, sağlık ve çocuk bakımı gibi temel hizmetlere herkesin eşit şekilde erişimini sağlayacak kamu yatırımlarını artırmalı." dedi.

Chrisendo, bu tür politikaların etkilerinin uzun vadede etkisini göstereceğini ve ekonomik açıdan güçlü kesimlerin bu politikalara karşı "dirençli" olabileceğini dile getirdi.


Muhabir: Ecem Şahinli Ögüç




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —
G-H1BEN5KZ8N