Tarih: 29.01.2026 13:51

Özbekistan'ın zamanda yolculuğa çıkaran geçmişin ilim merkezi şehirleri: Buhara ve Hive

Facebook Twitter Linked-in

ANKARA (AA) - 19. yüzyılda dönemin Çarlık Rusyası'nın kontrolüne geçen Özbekistan, 1991'de Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'nin (SSCB) dağılmasıyla bağımsızlığını kazandı.

37 milyonu aşkın nüfusuyla Özbekistan, tarihte birçok işgale uğramasının yanı sıra birçok önemli hanlığa ev sahipliği yaptı.

Özellikle tarihsel açıdan öneme sahip Buhara ve Hive kentleri, Özbekistan topraklarındaki önemli hanlıklardan ikisiydi.

Harizmi'den İbn-i Sina'ya, Fergani'den İmam Buhari'ye birçok bilim insanı ve alimin doğup büyüdüğü Buhara'da ilk "Rönesans Dönemi" 10. yüzyılda yaşandı ve kültür, ticaret, tıp ve çeşitli alanlarda gelişmeler oldu.

Hala aktif medreselerin bulunduğu Buhara'da önde gelen birçok eğitim merkezinde çok sayıda önemli alim öğrenciler yetişti.

Buhara'nın önde gelen alimleri

Harezm'de doğan ve Bağdat'ta yaşayan Ebu Cafer Muhammed b. Musa el-Harizmi, matematik, gök bilimi, algoritma ve coğrafya alanlarında çalışan önde gelen isimlerden oldu.

Buhara ise tıp biliminin öncülerinden İbn-i Sina'nın da doğduğu yer olarak biliniyor. Felsefe, tıp, matematik ve astronomi gibi alanlarda çalışmaları bulunan İbn-i Sina'nin "Tıp Prensipleri" adlı eseri, yüz yıllarca tıp eğitiminin temel metni olarak kullanıldı.

Batı'da "Alfraganus" olarak bilinen Ahmed el-Fergani ise Özbekistan'ın Fergana bölgesinde doğdu. En çok "Astronominin Unsurları" kitabıyla bilinen Fergani, astronomi ve astroloji alanlarına büyük katkılarda bulundu.

Buhara'da doğan önemli isimlerin arasında İslam dininin büyük hadis alimi İmam Buhari de yer alıyor. İmam Buhari, hayatının çoğunu seyahat ederek ve Bağdat, Mekke, Medine ve Suriye'de diğer alimlerle çalışarak geçirdi.

Buhara'nın "sadık halkı"

Dümdüz ve kurak arazinin ortasında kurulan ve toprağına sadık insanların şehri Buhara, tarihi yapısını korumaya devam ediyor. Yaşanan savaşlarda saray kısmının çoğu yok olan Buhara'da özellikle eski şehir kısmı yeni yapıların uzun ve renkli olmasını engelleyen kurallarla orijinalliğini koruyor.

Yapıların korunmasının yanı sıra deprem riski ve görüntüyü engellemesi nedeniyle büyük ve uzun binaların inşa edilmesi yasak.

Doğal su kaynağı bulunmayan Buhara'ya su, başka şehirlerden ve dağlardan getiriliyor. Çöl bölgesi olduğu için yer altı sularının kullanılması nedeniyle su daha tuzlu. Geçmişte seramik borularla su getirilmeye çalışılan şehrin halkı, kuraklık yaşansa da toprakları terk etmediği için "toprağa sadık" olarak anılıyor.

Buhara'da 10. yüzyıl civarında bölgenin yönetimindeki isimlerin yer aldığı ve emirin sarayının da bulunduğu "Ark Kalesi", o dönemde çarşının ve birçok dükkanın olduğu meydana açılıyordu.

Kaleyi çevreleyen surlar ve kapılar varlığını korusa da savaşlar sonucu diğer yapılar ve özellikle kalenin içi zarar gördü. Birçok yapı ve eser, arkeologların çalışmalarıyla tekrar gün yüzüne çıkarıldı.

Eski şehir kısmında bulunan ve Karahanlılar tarafından 12. yüzyılda inşa edilen "Kalan Minaresi" ise Cengiz Han'ın işgali döneminde de zarar görmedi.

Buhara'da aktif medrese bulunuyor

Buhara'da da Özbekistan'ın birçok kentinde olduğu gibi medreseler bulunuyor. Kalan Minaresi de medreselerin yakınında yer alıyor. Öyle ki hala işlevselliğini koruyan ve dini eğitimleri sürdüren Mir-i Arab Medresesi de Kalan Minaresi'nin karşısında varlığını devam ettiriyor.

Kentteki önemli yapıların arasında 9. yüzyılda Samanid Hanedanlığının kurucusu İsmail Samani'nin türbesi de bulunuyor. Türbe, Orta Asya'da 10. yüzyılda inşa edilen ve hala korunan tek yapı olma özelliğini taşıyor.

Samani'nin "Buhara'da kral olduğum sürece Buhara'yı korumak için sur olacağım ve her yıl duvarları tamir etmek zorunda kalmayacaksınız." ifadelerini kullandığı söyleniyor. O dönemde çokça çatışma yaşanması ve hava şartları nedeniyle surların tamirinin her yıl insan gücü dahil birçok maliyeti oluyordu.

Tarihi yaşatan Hive

Hive, özellikle eski şehirdeki korunan yapısıyla ziyaretçilerine zamanda yolculuk yapmış gibi hissettiriyor.

Özbekistan'da bulunan 12 vilayetin arasında en eskilerden biri Harezm, "güneşli şehir" anlamına geliyor. Harezm'de en eski ve hala yaşamın olduğu şehirlerden biri ise Hive. 1997'de şehrin 2 bin 500'üncü yıl dönümü kutlanan Hive, "en eski şehir" olarak anılıyor.

Hala yaşamın bulunduğu şehir olmasının nedeni ise geçmişten bu yana yerli halkın yaşaması.

Hive şehri, iç ve dış olmak üzere ikiye ayrılıyor, bu ayrımı da surlar sağlıyor ve 4 ana giriş kapısı bulunuyor. Şehrin iç tarafı, 1990'da Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütünün (UNESCO) Dünya Miras Listesi'ne girdi.

İçinde çok fazla mavi ve kahverengi bina bulunuyor. Mavi binalar tarihi ve şu anda 58 tarihi yapı bulunuyor. 58'den 26'sının tamamının medrese olduğu biliniyor.

Kahverengi binaların ise tamamı yerli halkın konutları. Şehrin merkezinde yalnızca tarihi binalar bulunurken halkın evleri, şehrin güneyinde ve kuzeyinde yer alıyor.

Medreseden otele

Hive'de Orta Asya'daki en büyük ve güzel medrese olarak bilinen 130 odalı Muhammed Emin Han Medresesi bulunuyor. Kentte 1846-1855 yıllarında hanlık yapan Muhammed Emin Han, bu medresesin inşası için emir verdi.

Medrese, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği döneminde otel olarak kullanılmaya başlandı ve ziyaretçiler geçmişte öğrencilerin eğitim aldığı, alimlerin bulunduğu odalarda kalma deneyimine erişebiliyor.

Medresenin dışında ise 100 metre olması planlanan ancak inşası tamamlanamayıp 28 metre olarak kalan Kalta Minor (Kısa Minare) bulunuyor.

Muhammed Rahim Han Medresesi ise 1864-1910 yıllarında Hive'yi yöneten II. Muhammed Rahim Han tarafından inşa edildi. Muhammed Rahim Han, halk tarafından şairliği nedeniyle "Feruz Han" olarak adlandırılıyordu.

Hive, İslam Hoca Minaresi, Şergazihan Medresesi ve Pehlivan Mahmud Türbesi gibi önemli tarihi yerlere de ev sahipliği yapıyor.

En eski cami: Cuma Camisi

Hive'de bulunan ve 10. yüzyılda inşa edilen Cuma Camisi, halk tarafından en eski ve büyük cami olarak nitelendiriliyor. Cami, her hafta cuma namazlarında 5 bin kişiyi ağırlıyor.

Cuma Camisi'nde ahşap ve işlemeli 213 sütun bulunuyor. Her birinin işlemesi birbirinden farklı 213 sütunun arasında 6'sı en eskileri olarak biliniyor.


Muhabir: Tuğba Altun




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —
G-H1BEN5KZ8N