Kuruyan sulak alanlar Türkiye'nin su varlığını ve biyoçeşitliliğini tehdit ediyor

Uzmanlar, Türkiye'nin endüstri çağının başlangıcından bu yana sulak alanlarının yüzde 40'ını kaybettiğini, su kaynaklarının yanı sıra biyoçeşitlilik kaybının bu orandan daha fazlasına tekabül ettiğini belirtiyor.

GÜNDEM 12.09.2023 12:45:00 36 0
Kuruyan sulak alanlar Türkiye

İSTANBUL (AA) - AA'nın 'su' konusundaki dosya haberinin beşinci bölümünde iklim değişikliği ve diğer baskıların, Türkiye'nin yer üstü ve yer altı su kaynaklarına etkileri ele alındı.

Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü'nün 2022 yıllık faaliyet raporunda yer alan verilere göre Türkiye'nin 112 milyar metreküplük su potansiyelinin 94 milyar metreküpünü yer üstü, 18 milyar metreküpünü ise yer altı su potansiyeli oluşturuyor.

Toplam su potansiyelinin 57 milyar metreküpü kullanılırken bunun 44 milyar metreküpü yani yüzde 77'si sulama suyu, 13 milyar metreküpe tekabül eden yüzde 23'ü ise içme-kullanma ve sanayi suyu olarak kullanılıyor.

Kişi başına düşen kullanılabilir yıllık su miktarının 2000 yılında 1652 metreküp, 2009 yılında 1544 metreküp, 2020 yılında 1346 metreküp, 2022 yılında ise 1322 metreküp olduğu Türkiye, su stresi yaşayan ülkeler arasında yer alırken iklim değişikliği, küresel ısınma, bilinçsiz su kullanımı gibi faktörler su potansiyelini tehdit ediyor, artan nüfusla birlikte kişi başına düşen su miktarı da azalıyor.

AA muhabirinin sorularını yanıtlayan ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü ve ODTÜ İklim Müdürü Prof. Dr. Barış Salihoğlu, iklim krizinin dünyanın karşısındaki en önemli krizi olduğunu, su kaynaklarındaki azalma ve biyoçeşitlilik kaybının şu anda yönetilmesi gereken en önemli güçlükler arasında yer aldığını söyledi.

Türkiye'nin artan kuraklıklardan en fazla etkilenecek coğrafyaların başında geldiği uyarısında bulunan Salihoğlu, 'Yüzyılın sonuna kadar sıcaklık artışlarının 1,5-2 derece sınırlarında tutulması hedefleniyor. Yaptığımız araştırmalar 2 derecelik artış içinde kalmanın çok kolay olmayacağını gösteriyor. Bu gidişle yüzyılın sonuna kadar 2 derecenin üzerine çıkacağız, hatta mevcut gidişat bu şekilde sürerse ve kaynakları böyle kullanmaya devam edersek 4 dereceyi göreceğimizi tahmin ediyorum.' diye konuştu.

Sıcaklıkların 2 derece artması halinde Türkiye'de kuraklığın en az yüzde 40 kadar artacağı, yağışlarda da yaklaşık yüzde 40 azalma olacağını aktaran Salihoğlu, 4 derecelik artışı halinde ise yağışlarda yüzde 60'a varan azalmalar öngörüldüğünü kaydetti.

Salihoğlu, şöyle devam etti:

'Ülkemiz büyük risk altında, zaten şiddetli kuraklıkları yaşıyoruz, bunun artması ciddi alarm zillerinin çalması demek. Su kaynakları olan bir ülkeyiz ama esasında su zengini değildik, su her zaman için bizim ülkemizde kısıtlıydı ama su zengini bir ülke gibi yönettik kaynakları. Su kaynaklarımızın, sulak alanlarımızın yüzde 40'ına yakınını kaybettiğimiz söyleniyor ama gerçek rakamın bunun ötesinde olduğunu düşünüyorum. Çünkü bir gölü ya da akarsuyu tam kurumadıysa hala varmış gibi kabul ediyoruz ama bunlar büyük oranda su kaynağını kaybetmişse artık ekosisteminin ciddi bölümünü kaybetmiştir.'

'Kirlilik baskısını unutmamamız gerekiyor'

Su kaynakları üzerindeki tek baskının suyun çekilmesi, nehirlerin, göllerin kuruması olmadığına dikkati çeken Salihoğlu, kirlilik baskısının da unutulmaması gerektiğinin altını çizdi.

Salihoğlu, 'Su kaynaklarını kirlettiğiniz zaman bu yeraltı ve içme suyuna da yansıyor. Nehirleri tarım da endüstri de kirletiyor, şehirlerin baskısı var, çoğu nehrimiz çok kirli. Nehirlerin bu kadar kirletilmesi ekosistemlerinde ciddi bir yıpranma olduğu anlamına geliyor. Su kaynaklarını kirletmeye devam edersek bir noktadan sonra temiz suya erişim kalmayacak.' değerlendirmesinde bulundu.

Halihazırda Türkiye'nin yeraltı sularının da çok ciddi baskı altında bulunduğunu ve dünyada yeraltı suları yüksek stres altına girecek ülkelerden birinin Türkiye olduğunu işaret eden Salihoğlu, 'Yeraltı suları üzerindeki en büyük baskı iklim değişikliğinin ötesinde, sulama için plansız şekilde kullanılmasıdır. Yapılan araştırmalar yeraltı sularında 40 metreye kadar çekilme olduğunu gösteriyor.' ifadelerini kullandı.

Salihoğlu, alınacak tedbirlerle ilgili şu tavsiyelerde bulundu:

'Kesinlikle ekosisteme dayalı politikalar geliştirilmek, işe tarım ve su politikalarını birlikte ele alarak başlamak gerekiyor. Nehir havzası ölçeğinde kuraklık eylem planları oluşturmamız, tarımsal ürün deseninin çeşitlendirmemiz ve teknolojik gelişmelerden muhakkak yararlanmamız çok önemli. Su harcamada biraz rahatız, bu bir gerçek, suyun bizim kullanımımıza sunulduğunu düşünme yaklaşımı da çok yanlış. Doğanın, denizlerin bu temiz bu suya ihtiyacı var.'

Biyoçeşitlilikteki kayıp daha fazla

ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü Doktor Öğretim Üyesi Korhan Özkan, Türkiye'nin Akdeniz ikliminde yer aldığı için sulak alanlarının kuraklık baskısı altında olduğunu, bu baskının insan ve iklim değişikliği etkisiyle artmasını öngördüklerini bildirdi.

Su potansiyelinde önemli bir yer tutan göl ekosistemlerinin kompleks yapılar olduğuna değinen Özkan, şunları söyledi:

'Gölün sığ bölgeleri çok önemlidir çünkü birçok canlı bu alanlarda ürer ve yaşarlar. Göl su seviyesini kaybetmeye başladığında önce sığ basenini kaybediyor ve sadece derin bir su çukuru haline geliyor, bunun doğal ekosistemdeki etkisi yıkıcı çünkü o sığ basendeki canlılar bir anda yaşam alanlarının tamamını kaybediyor. Yapılan tahminler, endüstri çağından bugüne kadar Türkiye'nin göllerinin yüzde 40'ından fazlasını kaybettiğini gösteriyor ama doğal ekosistemler ve biyoçeşitlilik için bu kayıp yüzde 40'tan daha fazlasına tekabül ediyor. Örneğin, Konya kapalı havzasında su kuşlarına baktığımızda yüzde 50-60'dan fazla popülasyon ve biyoçeşitlilik kaybı olduğunu söylemek mümkün.'

Su ihtiyacının büyük oranda akarsular üzerine kurulan barajlardan karşılandığını hatırlatan Özkan, nehirlerdeki suyun kesilmesinin bunların akarak oluşturduğu sulak alanların yok edilmesi anlamına geldiğini, deniz ve kıyısal alanlarda pek çok dinamik nehirlerden gelen tatlı su ve besine bağlıyken suyun rotasını değiştirmenin yıkıcı sonuçları olabileceğini dile getirdi.

'Su kullanımını ekosistem tabanlı ve sürdürülebilir olarak iyi planlamamız lazım'

Türkiye'de suyun büyük bir kısmının tarımsal sulamada kullanıldığı bilgisini paylaşan Özkan, yaptıkları araştırmalar sonucunda su kıtlığı yaşayan Orta Anadolu düzlükleri gibi coğrafyalarda çok fazla su ihtiyacı olan tarım ürünlerinin ekildiğini tespit ettiklerini anlattı.

Zaman için artan nüfus ve bunların ihtiyacını karşılamak için yapılacak tarımla birlikte su tüketimi üzerinde çok daha büyük baskılar olacağını, bunun üstüne iklim değişikliği etkisini bineceğini vurgulayan Özkan, 'Coğrafyamız için gelecek öngörüleri oldukça riskli, bu da bizim üzerimizdeki sorumluluğu daha çok artırıyor. Hem ülke, hem bilim camiası, hem de vatandaşlar olarak su kullanımıyla ilgili davranış kalıplarımızı değiştirmemiz, suyu sektörel olarak planlamanın ötesinde ekosistem tabanlı ve sürdürülebilir olarak planlamamız lazım.' dedi.


Muhabir: Gülseli Kenarlı

İsrail ordusu, son 24 saatte İran'da 200'ün üzerinde hedefi vurduğunu öne sürdü

İran'ın başkenti Tahran'da patlamalar meydana geldi

Dışişleri Bakanı Fidan, İranlı mevkidaşı Erakçi ile telefonda savaşın gidişatını görüştü

Türkiye, Afganistan ve Pakistan’ın, Ramazan Bayramı döneminde ateşkes ilan etmesinden memnun

Gazze’de yerinden edilen aileler imkansızlıklara rağmen bayram çöreği geleneğini yaşatıyor

Mescid-i Aksa İmamı, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın İsrail'in Aksa'yı kapatmasına karşı sergilediği duruşu övdü

İletişim Başkanı Duran'dan Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Eğitim Ailesi ile İftar Programı'ndaki konuşmasına ilişkin paylaşım

Borsa günü düşüşle tamamladı

Alanyaspor, Kocaelispor'u 5-0 mağlup etti

Irak, elektrik üretimi için İran'dan gelen gaz akışının tamamen durduğunu açıkladı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şüheda 1915" Tiyatro Gösterimi'ni izledi

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Kacır: GÖKBEY, sivil yolcu taşıma sertifikasyonunu tamamlayan ilk milli hava aracımız oldu

ABD'de üretici enflasyonu şubatta beklentileri aştı

Merkez Bankası Para Politikası Kurulu Toplantı Özeti yayımlandı

Hakkari'de beyaz örtüyle kaplı dağlardaki kar manzarası dronla görüntülendi

UEFA Konferans Ligi'nde çeyrek finalistler yarın belli olacak

Suriyeli Abdülbari için 15 yıldır sakladığı evinin anahtarı "umudun başlangıcını" simgeliyor

Eminönü'nde bayram alışverişi hareketliliği

Diyarbakır'da "bayramda sofralar tatlansın" diye kadayıf üreticilerinden vardiyalı çalışma

Trump, Hürmüz Boğazı'nı ele geçirmeleri halinde "müttefiklerinin harekete geçeceğini" savundu

Almanya'daki Müttefik Hava Komutanlığınca görevlendirilen patriot sistemi Adana'da konuşlandırılıyor

ABD Başkan Yardımcısı Vance'in İran'a yönelik saldırılar konusunda sessiz kalması dikkati çekiyor

73 ildeki uyuşturucu operasyonlarında 958 şüpheli yakalandı

Trabzon'da terzi kardeşlerin ömrü dikiş makinesinin başında geçti

Milli futbolcu Kenan Yıldız: 4 yıldır buradayım ve burası bana büyük güven gösterdi

Afrika Uluslar Kupası şampiyonluğu iptal edilen Senegal kararı tahkime taşıyacak

Sakıp Sabancı Müzesi Resim Koleksiyonu yenilenen seçkisiyle açıldı

Özbek aileler ramazanda "ağız açar" iftar sofralarında bir araya geliyor

Depremzede anne, Türk Kızılay gönüllüsü olarak kız çocuklarına bayramlık dikti

Baharın müjdecisi leylekler Tunceli'deki köylerde bulunan yuvalarına dönmeye başladı

Yükleniyor

loading