Prof. Dr. Baran Yıldız
Günün yazısı
[12/4 22:04] Ömer Tarık Yılmaz: “Onlar (Rahman’ın kulları), Allah’ın yanında başka tanrı tutup ona ibadet etmezler…” (Furkân, 25/68; bk. Mü’minûn, 23/117; Cin, 72/18, 20)
7. İman
“De ki: ‘İbadetiniz / imanınız olmasa Rabbim size ne diye değer versin?’...” (Furkân, 25/77)
Bu ayetteki “dua” kelimesi ibadet anlamına gelebileceği gibi iman anlamına da gelir. (Buhârî, İman, 2) İbadet kavramı, iman kavramını da içine alır. Bir insanın ibadet edebilmesi için her şeyden önce iman etmesi gerekir.
C. DUA ANLAMINA GELEN KUR’ÂN KAVRAMLARI
1. İbadet
“Dua” kavramı, ibadet anlamına geldiği gibi “ibâdet” kavramı da dua anlamına gelir. Meselâ şu ayette geçen “ibâdet” kelimesi, “dua” anlamındadır:
[13/4 21:35] Ömer Tarık Yılmaz: 61 - Kul Bir İyilik Yapmayı Gönülden Geçirdiği Zaman Onun Yazılması, Kötülük Yapmayı Gönülden Geçirdiği Zaman Yazılmaması Bâbı
349- Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ile Züheyr b. Hatb ve İshâk b. İbrahim rivâyet ettiler. Lâfız Ebû Bekr'indir. İshâk: «Bize Süfyân haber verdi» ifadesini kullandı. Ötekiler: Bize İbn Uyeyne, Ebû'z-Zinad’dan, o da El-A'rac'dan, o da Ebû Hüreyre'den naklen rivâyet etti, dediler. Ebû Hüreyre şöyle dedi: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) buyurdular ki:
«Allah Azimüşsân (meleklerine); Kulum bir kötülük yapmayı gönlünden geçirirse onu hemen aleyhine yazıvermeyin! Eğer o kötülüğü yaparsa onu bir seyyie olarak yazın! Ama bir iyilik yapmayı gönlünden geçirir de yapamazsa onu bir hasene olarak yazın! Şâyed o iyiliği yaparsa bunu on (kat) yazın! buyurdu.»
350- Bize Yahya b. Eyyûb ile Kuteybe ve İbn Hucr rivâyet ettiler. Dediler ki: Bize İsmail — ki İbn Ca'fer'dir — El-Alâ'dan, o da babasından, o da Ebû Hüreyre'den, o da Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den naklen rivâyet eyledi. Şöyle buyurmuşlar:
«Allah Azîmüşşan: kulum bir iyilik yapmaya niyet eder de yapamazsa onu kendisine bir iyilik olarak yazarım. Yaparsa onu on kattan yedi yüz kata kadar hasenat olarak yazarım. Ama bir kötülük yapmayı tasarlar da yapmazsa bunu ona hiç yazmam. Şayet yaparsa onu bir tek kötülük olarak yazarım; buyurdu.»
351- Bize Muhammed b. Râfî' rivâyet etti.
(Dedi ki): Bize Abdürrazzâk rivâyet etti.
(Dedi ki); Bize Ma'mer, Hemmâm b. Münebbîh’den naklen haber verdi. (Ve) Bize Ebû Hüreyre'nin Resûlüllah Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem)'den rivâyeti şudur, diyerek bir çok hadisler rivâyet etti, dedi. Ebû Hüreyre ezcümle şunları söylemiş: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) buyurdular ki:
«Allah (azze ve celle): Kulum bir iyilik yapmayı gönlünden geçirirse, yapmadığı halde ben onu kulum için bir hasene yazarım. Şayed yaparsa, ben o iyiliği on misli ile yazarım. Ama bir kötülük işlemeyi gönlünden geçirirse bilfiil yapmadıkça onu kendisine bağışlarım. Yaparsa onu da kötülüğün mislile (ceza) yazarım, buyurdu.»
352- (Diğer bir hadisde) Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdular:
Melekler: Yâ Rabb! filan kulun bir kötülük yapmak istiyor; derler. Allah onu pek a'lâ gördüğü halde (meleklere): Onu bir gözetleyin, şâyed yaparsa onu kendisine mislile (ceza) yazın. Yapmazsa, bunu ona bir hasene olarak yazı ver in Çünkü kulum o kötülüğü ancak benim hatırım için terk etmiştir, buyurdu.»
353- (Başka bir hadisde) Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem):
«Biriniz müslümanlığını tertemiz yaparsa, işlediği her hayır kendisine on mislinden yedi yüz kata kadar katlanmış olarak yazılır. Yaptığı her kötülük de Ta' Allaha kavuşuncaya kadar hep mislile (cezâ) olmak üzere yazılır.» buyurdular.
354- Bize Ebû Küreyb rivâyet etti.
(Dedi ki): Bize Ebû Hâlid el-Ahmar, Hişâmdan, o da İbn Sirîn'den, o da Ebû Hüreyre'den naklen rivâyet etti. Ebû Hüreyre şöyle dedi: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem):
«Her kim hayırlı bir iş yapmak ister de yapamazsa, o iş ona bir hasene on kattan yedi yüze kadar katlanmış olarak yazılır. Ama kim bir kötülük yapmak isterde yapmazsa o kötülük yazılmaz. Şayet yaparsa (o zaman) yazılır.» buyurdular.
355- Bize Şeybân b. Ferrûh rivâyet etti.
(Dedi ki): Bize Ab-dülvâris, Ebû Osman Ca'd'dan rivâyet etti. (Ebû Osman Dedi ki): Bize Ebû Recâ'el-Utâridi, İbn Abbâs'dan, o da Rabbî Teâlâdan rivâyet ettiği şeyler meyanında Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den naklen rivâyet etti. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuşlar:
«Şüphesiz ki Allah iyilikleri ve kötülükleri yazmış; sonra onları beyân eylemiştir. İmdi kim bir iyilik yapmak isterde yapamazsa Allah onu kendi divânına tam bir hasene olarak yazar. O hayırlı işi yapmağa niye
[13/4 21:35] Ömer Tarık Yılmaz: İbnu Abbas (radıyallahu anh) anlatıyor: Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'e azadlı bir cariyenin geceleri namaz, gündüzleri de oruçla geçirdiği haber verilince şöyle buyurur: 'Her çalışanda bir şevk mevcuttur, her şevkin de bir sonu vardır. Kimin şevkinin sonu sünnetimde kalırsa doğru yoldadır. Kim de hata eder (sünnetimin hâricinde kalır) ise o da sapıtmıştır.'
Kütüb-i Sitte
[13/4 21:36] Ömer Tarık Yılmaz: Tarihte Bugün
• Yazar Muallim Naci’nin Vefatı 1893
• 31 Mart Olayı (Rumî Takvime Göre) 1909
• Lale Mevsiminin Başlaması
Kuveyt Türk Dijital Takvim
https://play.google.com/store/apps/details?id=com.kuveytturk.dijital.takvim
[13/4 21:36] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Ayeti
“Ey iman edenler sabredin, sebat gösterin, hazırlıklı ve uyanık bulunun ve Allah’tan korkun ki başarıya erişebilesiniz.”
Al-i İmran 200
[13/4 21:36] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Hadisi
“Sahur yemeği yiyin. Çünkü sahur yemeğinde bereket vardır.”
Müslim, Sıyâm, 45
[13/4 21:36] Ömer Tarık Yılmaz: ZİMEM DEFTERİ
Zimem defteri, borçların yazılı olduğu “borçlar defteri” demektir. Osmanlı’da yaygın olan bir yardımlaşma geleneğidir Kasap, manav, terzi gibi Osmanlı esnafının tuttuğu borç defterinin, günümüz tabiri ile veresiye defterinin adıdır. Atalarımız dinimizce teşvik edilen hayır ve hasenatı farklı âdetler hâlinde yapagelmişlerdir. Peygamberimizin belirttiği, kıyamet günü arşın gölgesinde gölgelenecek olan yedi sınıf insandan biri, sağ elinin verdiğini sol elinin duymayacağı şekilde sadaka veren kişidir.
Bu amaçla varlıklı Osmanlı eşrafı, özellikle Ramazan ayında tebdili kıyafet ederek hiç tanımadıkları mahallelerin esnafına giderlerdi. Zimem defterini başından, ortasından ve sonundan rastgele açtırır, borçlunun kim olduğunu bilmeden hesabını yaptırır ve buna göre ödemesini yaparlardı. Ne borcu ödeyen kimi bu borçtan kurtardığını bilir ne de borcu silinen kendisini kimin bu borçtan kurtardığını bilirdi. Böylece ihtiyaç sahibi, kimseye minnet duymamış olur, varlıklı kişi de gösterişten uzak, hiçbir çıkar gözetmeden infak yapmış olurdu.
Kuveyt Türk Dijital Takvim
https://play.google.com/store/apps/details?id=com.kuveytturk.dijital.takvim
[13/4 21:36] Ömer Tarık Yılmaz: 16. Abdest azalarını yıkamaya sağdan başlamak.(Ebu Dâvud Taharet 56/145)
[13/4 21:37] Ömer Tarık Yılmaz: “Ey mülkün gerçek sahibi olan Allahım! Mülkü dilediğine verirsin, dilediğinden çekip alırsın. Dilediğini yüceltirsin, dilediğini de alçaltırsın. Her türlü iyilik senin elindedir. Hiç kuşku yok sen her şeye kadirsin.” (Al-i İmran, 3/26)
[13/4 21:37] Ömer Tarık Yılmaz: SELMÂN-I FÂRISÎ
Gençliğinde, ateşe tapmakta olan halkının bu halinden ra- hatsızlık duyarak hakikat arayışına giren Selman-ı Fârisî, İran asıllı bir sahabidir. O, memleketini terk ederek şehir şehir do- laşmış, Hristiyan, Yahudi din adamları ile görüşüp bu dinler hakkında bilgi toplamış, sonunda Hz. Peygamber’in (s.a.s.) risâletini duyunca ona ulaşmak için köle olarak satılmaya bile razı olmuştur.
Medine döneminde Müslüman olan Selman-ı Fârisi, Hen- dek Savaşı öncesinde yapılan istişârede, şehrin dört bir yanına hendek kazılmasını tavsiye etmiştir. Tavsiyesi Hz. Peygam- berce kabul görmüş ve İslam tarihinde bu yönüyle tanınmış- tır. Onun samimi dindarlığı herkesin gönlünde derin bir sevgiye sebep olmuştur.
HÜMEZE SÛRESİ
Mekke döneminde inmiştir. 9 âyettir.
Hümeze, insanları arkadan çe- kiştiren, ayıplayan kimse de- mektir.
Sûrede insanları küçümseme, kusur arama gibi davranışlar eleştirilmekte; servete güvenme ve onu yanlış yolda kullanma- nın kişiye ne büyük zararlar ge- tireceği anlatılmaktadır.
ÖZLÜ SÖZ
Kendi elinle vereceğin bir akça, senden sonra verilecek yüz akçadan daha değer- lidir.
(Feriduddin Attar)
14 Nisan
[13/4 21:37] Ömer Tarık Yılmaz: İstediğini istediği zaman istediği yerde toplayan
Al-Jami : The Gatherer who brings together what it wills, when it wills, where it wills.
Cenab-ı Hak buyuruyor:
'Elbette sizi kıyamet günü toplayacaktır.' (1)
'Elbette Allah, münafıkları ve kâfirleri cehennemde bir araya getirecektir.' (2)
'Sûr'a da üfürülmüş, böylece onları bütünüyle bir araya getirmişizdir.' (3)
'Rabbimiz! Gelmesinde şüphe edilmeyen bir günde, insanları mutlaka toplayacak olan sensin.' (4)
'Mahşer vaktinde sizi toplayacağı gün, işte o zarar günüdür.' (5)
'Ve, onların kalplerini birleştirmiştir. Sen yeryüzünde bulunan her şeyi verseydin, yine onların gönüllerini birleştiremezdin,
fakat Allah onların aralarını bulup kaynaştırdı. ' (6)
'Bu, ayırım günüdür. Sizi ve sizden öncekileri bir araya getirdik.' (7)
Câmi, Allah'ın zati ve fiili sıfatları arasında yer alır. Zati sıfat olarak Cami, Allah'ın bütün faziletleri ve güzel nitelikleri kendinde toplaması ve bunlara sahip olması anlamına gelir. Çünkü tüm bilgiler, varolmadan önce O'nun yanında bulunmaktadır. Böyleyken Allah'ın ilmi, kendi iradesi ve kudretiyle yarttığı varlıklarla ilgili bilgileri kuşatmaz mı? Fiili sıfat olarak Câmi ismi, Kur'an'da daha çok bu anlamda kullanılır. O gerçekten dağınık, benzer ve birbirine zıt olan şeyleri bir araya toplayandır. Parçaları bir araya getirip birleştiren, özel bir terkip oluşturan, böylece onlara özel bir yapı kazandıran, şanı yüce olan Allah'tır. Birbirini seven kalpleri bir araya getirenve kaynaşmalarını sağlayan O'dur.Ölümden sonra dağılıp yok olan beden parçalarını tekrar dirilişle bir araya getiren, ölümle birbirinden tamamen ayrılan ruh ve bedeni yeniden birleştiren O'dur.Kıyamet günü bütün insanları huzurunda toplayacak, zalim ile mazlumu bir araya getirecek O'dur. (8)
Kaynaklar:
1) Nisa, 87
2) Nisa, 140
3) Kehf, 99
4) Al-i İmran, 9
5) Teğabün, 9
6) Enfal, 63
7) Mürselat, 38
8) Esmâ-ül Hüsna, Karınca Yayınları, Nisan 2004
[13/4 21:38] Ömer Tarık Yılmaz: Bâki olan Allah'tır ve her canlı ölümü tadacaktır. Doğum gibi ölüm de Allah'ın değişmez sünneti içerisinde doğal bir olaydır. Fakat İslâm inancı bakımından ölüm bir son değil, yeni bir hayatın başlangıcıdır. Dolayısıyla bu âlem için ölüm denilen olay, başka bir âlem için mahiyeti farklı yeni bir doğum olarak gerçekleşir. Mutlaka yaşanacak olan bu yeni hayat için insanın bu dünyada iken hazırlık yapması gerekir. Esasen Allah'ın emirleri ve Peygamberimiz'in tavsiyeleri dikkate alınıp onlara uygun davranışlar sergilenmesi dışında özel bir hazırlık yapmaya gerek yoktur. Bu emir ve tavsiyeler, bu geçici dünyanın en güzel şekilde yaşanmasını sağlamaya yeteceği gibi, müstakbel hayat için de bir hazırlık teşkil edecek özelliktedir.
İnsanın ölüsü de saygıya lâyıktır. Bu saygı bir yönüyle, ölünün yakınlarına bir teselli mahiyeti taşıdığı gibi ölümün hiçlik olmadığını anlatmak amacına da yöneliktir. O ölmüştür, fakat yine insandır; bu dünya açısından ölmüştür, fakat başka bir âlem için yeniden doğmuştur. Ölünün âdeta yeni doğmuş bir çocuk gibi yıkanması, bir yönüyle bu yeniden doğuş olayını sembolize etmekte, bir yönüyle bu fâni yolculuğun yani dünya hayatının kendisi üzerinde bıraktığı kir, toz ve bulaşıkları gidermeyi temsil etmektedir. Bu yıkamanın ardından, yeni doğan çocuğa giydirilen zıbın misali kefene sarılır ve büyük bir ihtimamla beşiğine indirilir. Ötesini Allah biliyor, gidenler biliyor. Biz de bildirildiği kadarını biliyoruz...
Cenaze, ölü anlamına geldiği gibi, tabut veya teneşir anlamına da gelir. Son nefesine yaklaşmış ve ölmek üzere olan kişiye muhtazar, ölen kişiye meyyit (çoğulu mevtâ), ölü için genel olarak yapılması gereken hazırlıklara teçhiz, ölünün yıkanmasına gasil, kefenlenmesine tekfin, tabuta konulup musallâya yani namazın kılınacağı yere ve namazdan sonra kabristana taşınmasına teşyî ve kabre konulmasına defin denir. Telkin, muhtazarın yanında kelime-i tevhid ve kelime-i şehâdet okumaya denildiği gibi definden sonra, sorulması muhtemel soruları ve cevapları ölüye hatırlatma konuşmasına da denilir. Ölünün yakınlarına başsağlığı dileğinde bulunmaya tâziye denir ki teselli etmek anlamındadır.
Ölen bir müslümanı yıkamak, kefenlemek, onun için namaz kılıp dua etmek ve bir kabre gömmek müslümanlar için farz-ı kifâyedir.
Peygamberimiz 'Ölülerinizin güzel işlerini yâdedin, kötü taraflarını dile getirmeyin' (Tirmizî, 'Cenâiz', 34) diyerek, ölmüşlerimizi hayırla anmamızı, iyi taraflarını ön plana çıkarmamızı tavsiye etmiştir. Ölenin olumsuz yönleri konusunda suskun kalma hususu, ölen kişinin ölmeden önceki davranışlarıyla ilgili olduğu kadar, ölüm anındaki durumu, gasil işini yapanların gördükleri hoş olmayan şeylerle de ilgilidir. Fakat ölen kişi haramı açıkça işleyen bid`at ve sapıklıkla tanınmış ve bu hal üzere ölmüş biriyse, başkalarını sakındırmak maksadıyla onun bu durumu gerektiğinde söylenebilir.
Ölmek üzere olan kişiyi, eğer bir güçlük yoksa kıbleye doğru ve sağ yanı üzerine çevirmek müstehaptır. Sırtına, ensesine yastık gibi şeyler konup başı yükseltilerek yüzü kıbleye gelecek şekilde ve ayakları kıbleye uzanık duruma getirilmesi aynıdır.
Bir hadiste 'Kimin son sözü `Lâ ilâhe illallah' olursa, o kişi cennete girer' buyurulmuştur (Ebû Dâvûd, 'Cenâiz', 16). Ölümü yaklaşmış kişiye kelime-i tevhid telkin edilmesi sünnettir (Müslim, 'Cenâiz', 1). Ona 'sen de söyle' dememeli, sadece yanında kelime-i tevhid ve kelime-i şehâdet okumalıdır. Bu telkinin amacı, hastanın son nefeste bu sözleri söylemesi ve son sözünün bu kelimeler olmasıdır. Bu bakımdan bu telkini hastanın sevdiği kimseler yapmalıdır. Bu telkin tövbeyi de içine alacak şekilde şöyle de yapılabilir: Estağfirullâhe'l-azîm ellezî lâ ilâhe illâ hû, e
[13/4 21:38] Ömer Tarık Yılmaz: De ki: Eger babalariniz, ogullariniz, kardesleriniz, esleriniz, hisim akrabaniz kazandiginiz mallar, kesada ugramasindan korktugunuz ticaret, hoslandiginiz meskenler size Allah'tan, Resûlünden ve Allah yolunda cihad etmekten daha sevgili ise, artik Allah emrini getirinceye kadar bekleyin Allah fâsiklar toplulugunu hidayete erdirmez (TEVBE/24)
Ey insanlar! Dogrusu biz sizi bir erkekle bir disiden yarattik Ve birbirinizle tanismaniz için sizi kavimlere ve kabilelere ayirdik Muhakkak ki Allah yaninda en degerli olaniniz, O'ndan en çok korkaninizdir Süphesiz Allah bilendir, her seyden haberdardir (HUCURAT/13)
Allah'a ve ahiret gününe inanan bir toplumun -babalari, ogullari, kardesleri, yahut akrabalari da olsa- Allah'a ve Resûlüne düsman olanlarla dostluk ettigini göremezsin Iste onlarin kalbine Allah, iman yazmis ve katindan bir ruh ile onlari desteklemistir Onlari içlerinden irmaklar akan cennetlere sokacak, orada ebedî kalacaklardir Allah onlardan razi olmus, onlar da Allah'tan hosnut olmuslardir Iste onlar, Allah'in tarafinda olanlardir Iyi bilin ki, kurtulusa erecekler de sadece Allah'in tarafinda olanlardir (MÜCADELE/22)
Kendisini koruyup barindiran tüm ailesini (MEARIC/13)
[13/4 21:39] Ömer Tarık Yılmaz: KUREYŞ'İN FAZİLETİ
4496 - Hz. Câbir radıyallahu anh anlatıyor: ''Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: 'İnsanlar hayırda da şerde de Kureyş'e tabidir.'
Müslim, İmaret 3, (1819).
4497 - İbnu Abbas radıyallahu anhüma anlatıyor: ''Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
'Ey Allahım, Kureyş'in ilkine azab tattırdın, hiç olsun, ahirine ihsanını tattır.'
Tirmizi, Menakıb, (3904).
4498 - Hz. Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: ''Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
'Kureyş kadınları, deveye binen kadınların en hayırlılarıdır: Onlar, küçük çocuklara karşı daha şefkatli, kocalarının mallarına karşı daha muhafızdırlar.'
Ebu Hüreyre radıyallahu anh: 'Meryem Bintu İmrân hiçbir zaman deveye binmedi' derdi.'
Buhari, Nikah 12, Enbiya 46, Nefahat 10; Müslim, Fezailu's-sahabe 210, (2529).
4499 - Abdullah İbnu Muti', babası radıyallahu anh'tan naklen anlatıyor: ''Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Mekke'nin fethedildiği gün buyurdular ki:
'Bugünden sonra hiçbir Kureyşli, Kıyamete kadar sabren öldürülemez.'
(Ravi der ki:) 'Kureyş'in Âsi (isim)lerinden Muti'den başka kimse müslüman olmadı. Muti'nin ismi de Âsi idi. 'Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm ona Mûti ismini taktı.'
Müslim, Cihad 88-89, (1782).
BAZI ARAP KABİLELERİNİN FAZİLETİ
4500 - Hz. Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: ''Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
'Eslem kabilesini Allah selâmetli kılsın, Gıfar kabilesine de mağfiret buyursun!'
Buhari, Menakıb 6; Müslim, Fezailu's-Sahabe 184, (2515, 2516).
4501 - Yine Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: ''Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
'Kureyş, Ensar, Cüheyne, Mezeyne, Eslem, Eşca' ve Gıfâr benim dostlarımdır. Onların da Allah ve Resûlünden başka dostları yoktur.'
Buhari, Menakıb 6; Müslim, Fezailu's-Sahabe 189, 190, (2520-2521); Tirmizi, Menakıb, (3945).
4502 - Ebu Musa radıyallahu anh anlatıyor: ''Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
'Ben Eş'ari cemaatin geceleyin evlerine girerkenki Kur'an okumalarını seslerinden tanırım. Gündüzleyin girerlerken evlerini görmemiş de olsam, geceleyin Kur'an okuyuşları sebebiyle seslerinden evlerini tanırım. Onlardan biri Hakîm'dir. Atlılara -yahut düşmana dedi- rastlayınca, onlara:
'Arkadaşlarım, kendilerini beklemenizi söylediler!' dedi.'
Buhari, Megazi 38, Humus 15, Menakıbu'l-Ensar 37; Müslim, Fezailu's-Sahabe 166, (2499).
4503 - Yine Buhâri ve Müslim Ebu Musa'dan şu hadisi kaydetmişlerdir:
'Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: 'Eş'ariler, gazve sırasında azıkları tükenir, Medine'de de ailelerinin yiyecekleri azalırsa, yanlarında bulunanları bir yangının üzerinde toplarlar sonra onu tek bir kabla eşit olarak paylaşırlar. Onlar bendendir, ben de onlardanım.'
Buhari, Şirket 1; Müslim, Fezailu's-Sahabe 167, (2500).
4504 - Hz. Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: 'Beni Temim'i, haklarında Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'dan işittiğim üç şeyden sonra hep sever oldum. Demişti ki: 'Onlar Deccal'e karşı ümmetimin en şiddetlisidirler.' Onların zekâtları gelmiştir. Aleyhissalatu vesselam:
'Bu, kavmimizin zekâtlarıdır!' buyurdular. Hz. Aişe radıyallahu anhâ'nın yanında onlardan bir esire kadın vardı,
'Onu azad et, çünkü o, Hz. İsmâil evlatlarından!' buyurdular.'
Buhari, Itk 13, Megazi 67; Müslim, Fezailu's-Sahabe 198, (2525).
4505 - Yine Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: 'Kays'tan bir adam:
'El Allah'ın Resûlü! Hımyer'e lânet et!' dedi. Aleyhissalatu vesselam ondan yüzünü çevirdi. Adam aynı talebi tekrar edince, Aleyhissalatu vesselam:
'Allah Hımyer'e rahmet kılsın. Onların ağızları selam, elleri yiyecek, kendileri de emniyet ve iman ehli kimseler!' buyurdu.'
Tirmizi, Menakıb, (3985).
4506 - Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: 'Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
'Ezd kabilesi, Allah'ın yeryüzündeki ordusu (v
[13/4 21:39] Ömer Tarık Yılmaz: Eş-Şerrîd İbnu's-Süveyd es-Sakafî (radıyallahu anh) anlatıyor: 'Ey Allah'ın Resûlü, dedim, annem bana kendisi adına mü'mine bir cariye âzad etmemi vasiyet etti. Benim yanımda, Sûdanlı (nûbi) siyah bir cariye var, onu âzad edeyim mi?' Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm): 'Çağır, onu (göreyim)' dedi. Çağırdım ve geldi. Cariyeye sordu: 'Rabbin kim?' Cariye: 'Allah!' dedi, tekrar sordu: 'Ben kimim?' Cariye: 'Allah'ın elçisisin!' cevabını verince Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm): 'Bunu âzad et, zira mü'minedir' buyurdu.
Ebu Dâvud, Eymân 19 (3283); Nesâî, Vesâya 8, (6, 251).
[13/4 21:39] Ömer Tarık Yılmaz: Her kim Allah’a, meleklerine, peygamberlerine, Cebrail’e ve Mîkâil’e düşman olursa bilsin ki, Allah da inkâr edenlerin düşmanıdır.
[Bakara Sûresi.98]
[13/4 21:39] Ömer Tarık Yılmaz: 'Rabbim! Bana ve anneme babama lutfettiğin nimete şükretmeye, razı olacağın işleri yapmaya beni muvaffak kıl. Benden gelecek nesli hayırlı eyle, pişmanlıkla dönüp senin kapına başvurmaktayım ve ben süphesiz sana boyun eğenlerdenim!' (Ahkâf, 46/15)
[13/4 21:40] Ömer Tarık Yılmaz: Allah temiz insanların davranışlarına bir iken on yazar. Sen de kimde bir iyilik görürsen onun bazı kusurlarını siliver.[Sadi Şirazî]
[13/4 21:40] Ömer Tarık Yılmaz: Hz.HANZALA BİN EBÛ ÂMİR
Hanzala Bedir gazâsında bulundu. O zaman henüz bekârdı. Bedir gazâsından bir müddet sonra Abdullah bin Übey’in kızı Cemîle ile nikâhlandı. Ertesi gün de Uhud’da Kureyş müşrikleriyle çarpışılacaktı.
Hanzala geceyi Medîne’de hanımının yanında geçirmek için Resûlullahtan izin istedi. Peygamberimiz de müsâade buyurdu. Hanımı Cemîle ile o gece beraber kaldı. Cumartesi günü sabahleyin Uhud’a yetişmek için telâştan gusletmeyi unutup çok acele yola çıktı.
Ne lüzûm vardı?
Yola çıkacağı sırada hanımı Cemîle orada bulunan kavminden dört kişiyi çağırdı ve Hanzala ile evlendiklerini söyleyip onları şâhid tuttu. Oradaki dört şâhid sordular:
- Buna ne lüzûm vardı?
Cemîle dedi ki:
- Rü’yâmda semânın açıldığını ve Hanzala içeri girdikten sonra kapandığını gördüm.
Peygamberimiz Uhud’da harp için safları düzeltirken Hanzala yetişti ve Eshâb-ı kirâm arasına karıştı. Hz. Hanzala diğer sahâbîler gibi cansiperane müşriklerin üzerine atıldı. Şehîdlik mertebesine kavuşmak için durmadan savaştı. Daha sonra müşrikler bozuldular dağılıp kaçmaya başladılar.
Hz. Hanzala Ebû Süfyân’ın önünü kesti. Üzerine hücûm etti. Ebû Süfyân yere düştü. Korkudan ne yapacağını şaşıran Ebû Süfyân;
- Ey Kureyş ben Ebû Süfyân’ım! Hanzala beni öldürecek yetişin diye sesi çıktığı kadar bağırmaya başladı.
Müşriklerden birçokları Ebû Süfyân’ın sesini işittikleri hâlde kendi canlarının derdine düştüklerinden hiç aldırış eden olmadı. Fakat Şeddâd bin Esved Hz. Hanzala’ya arkadan yaklaşıp hâince sırtından mızrakladı.
Hanzala mukâbele etmek istedi. Fakat îmândan nasîbi olmıyan bu müşrik ikinci bir darbe daha vurupHanzala’yı şehîd etti. Hanzala şehîd olunca Peygamberimiz buyurdu ki:
- Ben Hanzala’yı meleklerin gökle yer arasında gümüş bir tepsi içinde yağmur suyu ile yıkadıklarını gördüm.
Ebû Useyd Sa’îd diyor ki:
“Gidip Hanzala’ya baktım. Başından yağmur suyu akıyordu. Döndüm bunu Resûlullaha haber verdim. Peygamberimiz hanımına haber gönderip bunun sebebini sordu. O da Uhud’a çıktığı zaman Hanzala’nın cünüb olduğunu bildirdi.”
Hanzala bizdendir
Hz. Hanzala Uhud’a yetişmek için çok acele edip yetişememek korkusu kendini kapladığından acele ile gusletmeyi unutmuştu. Bundan sonra Hanzala’nın adı Gasîl-ül-Melâike=Melekler tarafından yıkanmış kimse diye anıldı. Medîne’de Eshâb-ı kirâmın Evs kabîlesinden olanlar “Melekler tarafından yıkanan Hanzala bizdendir” diye iftihâr ederlerdi.
Hanzala bi’setten ya’nî Peygamber efendimizin da’vetinden önce de îmân sâhibi olup Allahın birliğine inanır putlara tapmazdı. Hanîf dîninde idi. Böylece hanımının rü’yâsı hakîkat olup Uhud savaşında Hz. Hanzala şehîd oldu. Abdullah isminde bir oğulları oldu. Abdullah bin Hanzala olarak tanınan bu oğlu Yezîd zamanında şehîd edildi.
[13/4 21:40] Ömer Tarık Yılmaz: Sanduka Üzerindeki Yazılar
Alameddin Kayser, hemen hazırlıklara başladı. Mevlâna'ya bir türbe yaptırılacağını işiten Emîr Pervane ve karısı Gürcü Hatun, bu kutsal işe harcedilmek üzere elli bin dirhem yardımda bulundular. On iki bin dirhem de Sultan Veled'le Çelebi Hüsameddin vermişti. Böylece doksan iki bin dirhemle inşaata başlanmış oluyordu.
Türbenin mimarı Tebriz Türklerinden Bedreddin adında, Mevlâna'ya bağlı, birçok fenlen bilen bir sanatkârdı. Âşk ve şevkle çalışıyordu. Diğer yönden. Türbe'nin iç süslemelerini. Selim oğlu Abdülvahid tamamlıyordu.
Türbe, önce. dört fil ayağı sütün üzerine oturan onaltı dilimli, dıştan çinilerle, içten kalem işi nakışlarla süslü bir kubbe olarak inşa edilmişti. Diğer yönden, mimar Abdülvahid, Mevlâna'nın mezarı üzerine konacak olan ahşap sandukanın projelerini çiziyordu. Sandukaya yazılacak olan kitabenin metnini Sadreddin Konevî hazırlamıştı. Sultan Veled'le Çelebi Hüsameddin de, Mevlâna'nın Divân-ı Kebîrinden gazeller, Mesnevi'sinden beyitler seçmişlerdi. İş, sanduka'nın işlenmesine kalmıştı. Konyalı Genak oğlu Hümameddin Muhammed adlı usta bir marangoz da bu işi üzerine aldı. Furunlanmış cevizleri oyarak işlemeye, yazıları yazmaya başladı. Kısa zamanda sanduka da tamamlanmış, Mevlâna'nın mezarı üzerine konmuştu. Bu muhteşem sandukanın baş tarafına 'Âyet'ül-Kürsî' yazılmış, altına da şu kitabe işlenmişti:
'Rahman ve rahîm olan Allah adıyla.. Ve ancak Ondan yardım dileriz. İyi son kendilerini günâhlardan koruyanlar içindir. Allah'ın zalimlerden başka kimseye düşmanlığı yoktur. Şu istirahat (uyku) yerini, dinlenme yurdunu ziyaret eden kimse kutludur. Burası, doğu ve batı âlimlerinin sultanı, karanlıklarda parlayan, karanlıkları aydınlatan, Allah'ın parlak nuru, imam oğlu imam, İslâm'ın direği, celâl ve ikram sahibi olan Allah'ın huzur-u izzetine halkın kılavuzu, delilleri yıkılıp mahvolduktan sonra yeni baştan din alâmetlerini açıklayan, nişaneleri yıpranıp kaybolduktan sonra tekrar yakiyn yollarını aydınlatan, haliyle arş hazinelerinin anahtarı olan, sözüyle yeryüzü definelerini izhar eden, halkın gönül bahçelerini hakikat çiçekleriyle süsleyen, kemâl göz bebeğinin nûru. cemâl suretinin ruhu. âşıkların gözbebeği, bütün dünyadaki ariflerin boyunlarını sevgi gerdanlıkları ile bezeyen hakla bâtılı ayıran Kur'an sırlarını kavramış bulunan ve Allah bilgilerinin mihveri olan Mevlâna'nın uyuduğu yerdir.'
Kitabe, Arapça, edebi bir üslûpta yazılmıştı. Alt tarafında şu cümlelerle devam ediyordu:
'O, âlemlerin kutlusu olan, kâinattakilerin ruhlarını dirilten, Hak'kın, milletin ve dinin celâli, Allah habercilerimle peygamberlerin vârisi. Allah dostlarıyla kemâl sahiplerinin sonu. yüce rütbeleriyle, yüksek faziletler ve menkıbeler sahibi Belhli Hüseyin oğlu Muhammed'in oğlu Muhammed'dir. Allah'ın rahmeti, senası ve selâmı O'nun üzerine olun.'
Sandukanın arka yüzünde, ölüm tarihi ile sandukayı yapan sanatkârların adları yazılıydı. Yan cepheler Mevlâna'nın gazellerini ve Mesnevi beyitlerini ihtiva ediyordu.
[13/4 21:42] Ömer Tarık Yılmaz: Akşamleyin yatmadan önce yemek yiyip oruç tutmaya niyet eden kişi gece uyandığında henüz imsak vakti girmeden yemek yiyip su içebilir mi?
“İmsak”, sabah namazının girişini ve orucun başlayış vaktini ifade eder. Oruç tutacak kişinin bu andan itibaren yeme içmeye son vermesi gerekir. Ancak, oruca niyet zamanı ile oruca başlama zamanının çakışması şart olmadığı için daha önceden de niyet edilebilir. Bu itibarla, yatmadan önce yemek yiyip oruç tutmaya niyet eden kişi, geceleyin uyandığında imsak vaktine kadar yiyip içebilir.
[13/4 21:43] Ömer Tarık Yılmaz: Hz. Peygamber (s.a.s.) veda haccını nasıl gerçekleştirdi?
Hicretin onuncu yılının Zilkade ayında Hz. Peygamber (s.a.s.) hac için hazırlanmaya başladı. Bunu Müslümanlara da duyurarak hazırlanmalarını istedi. Onunla birlikte haccetmek isteyenler Medine’de toplandılar. Hz. Peygamber (s.a.s.) 26 Zilkade 10/ 22 Şubat 632 Cumartesi günü, yanında hanımları ve kızı Fatıma da olduğu halde, muhacirler, Ensardan ve diğer Arap kabilelerinden oluşan Müslümanlarla birlikte Medine’den hareket etti. Yanına kurbanlık yüz deve aldı. Zülhuleyfe adlı yere vardığında öğle namazını seferi olarak iki rekat kıldı ve aynı gün burada ihrama girdi. Öğleyi Medine’de, ikindiyi Zülhuleyfe’de kıldığı da söylenir. Hz. Peygamber (s.a.s.), 4 Zilhicce Pazar (Vakıdi’ye göre Salı, Makrizi’ye göre Pazartesi) günü kuşluk vakti Kasva adlı devesinin üzerinde olduğu halde Mekke’ye ulaştı; Kabe’yi tavaf edip iki rekat namaz kıldıve Safa ile Merve arasında sa’y etti. Veda Haccı süresince Mekke’nin Ebtah mevkiinde kendisi için kurulan çadırda konakladı. Perşembe gününe kadar Mekke’de kaldı. Aynı gün (Terviye) Mina’ya hareket etti. Öğle, ikindi, akşam ve yatsı namazlarını orada kıldı. Geceyi de burada geçirdi. Ertesi sabah, namazı kıldıktan sonra güneş doğuncaya kadar burada kaldı. Arafat’taki Nemire Mevkii’nde çadır kurulmasını emretti. Sonra Mina’dan hareket edip Müzdelife’den geçerek, Cuma günü Arafat’ta hazırlanan çadıra varıp konakladı. Zeval vaktinden sonra çadırından çıkıp devesine binerek Arafat vadisinin ortasına geldi. Urane vadisinde meşhur Veda Hutbesi’ni okudu. Bir ezan okutarak ayrı ayrı ikametle öğle ile ikindiyi birlikte kıldıktan (cem’i takdim) sonra devesinin üzerinde Arafat’a çıktı. Kıbleye dönüp akşama kadar dua ile meşgul oldu. Arafat’ta iken kendisinin ilahi tebliğ görevinin tamamlandığını belirten şu ayet-i kerime nazil oldu: “Bugün size dininizi ikmal ettim, üzerinize nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslam’a razı oldum.” (Maide, 5/3) Hz. Peygamber (s.a.s.) güneş battıktan sonra devesine binerek Arafat’tan ayrıldı ve Müzdelife’ye geldi. Yatsı vaktinde akşam namazıyla birlikte yatsı namazını birleştirerek (cem’i te’hir), akşamı üç, yatsıyı da iki rekat olarak, aynı şekilde tek ezan ve her namaz için ayrı ikametle kıldırdı. Geceyi Müzdelife’de geçirdi. Ertesi sabah, yani Cumartesi (bayramın birinci) günü sabah namazını Müzdelife’de kıldıktan sonra Meş’ar-i Haram’a geldi. Cemre-i Akabe’de ufak taşlardan yedi tane attıktan sonra Mina’ya gitti. Burada yine deve üstünde bir konuşma yaptı. Burada kurbanlık olarak hazırladığı yüz deveden altmış üçünü, ömrünün her yılı için bir deve hesabıyla bizzat kendisi kurban olarak kesti. Diğer develeri de Hz. Ali kesti. Kurban etinden bir parça yiyen Peygamberimiz (s.a.s.), geri kalanını Müslümanlara dağıttı. Daha sonra tıraş olup ihramdan çıktı. Sonra Kabe’ye gidip tavaf yaptı ve öğle namazını kıldı. Tekrar Mina’ya dönerek bayram günlerini burada geçirdi ve bu günlerde diğer taşlama görevlerini de yerine getirdi. Bayramın ikinci günü Mina’da Müslümanlara üçüncü konuşmasını yaptı. Bayramın beşinci günü Mina’dan tekrar Mekke’ye gelip veda tavafını yaptıktan sonra Medine’ye döndü (29 Zilhicce 10 / 26 Mart 632).
[13/4 21:43] Ömer Tarık Yılmaz: İHRAM NAMAZI
İhrama girmeden önce iki rek'at namaz kılmak sünnettir. Bu namazın ilk rek'atında 'Kâfirûn', ikinci rek'atında da 'İhlas' sûrelerinin okunması efdâldir.
[13/4 21:43] Ömer Tarık Yılmaz: قَالَ اللهُ تَعَالَى: ...وَالَّذِينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ فِى رَوْضَاتِ الْجَنَّاتِ، لَهُمْ مَا يَشَۤاؤُنَ عِنْدَ رَبِّهِمْ، ذٰلِكَ هُوَ الْفَضْلُ الْكَبِيرُ. (سورة الشورى، 22)
Allâhü Teâlâ şöyle buyurdu -meâlen-: “…İman edip sâlih amel işleyenler ise Cennetlerin (en güzel) bahçelerindedirler. Onlar için Rableri indinde istedikleri her şey vardır. İşte en büyük lütuf budur.” (Şûrâ Sûresi, âyet 22)
13 Nisan 2023
Fazilet Takvimi
[13/4 21:43] Ömer Tarık Yılmaz: RU’YETULLAH (ALLÂHÜ TEÂLÂ’NIN CEMÂLİNİ GÖRMEK)
Allâhü Teâlâ Hazretleri zamandan, mekândan, cihetten ve keyfiyetten münezzeh olduğu hâlde, yüce şanına lâyık olarak cemâlini, Cennet ehline gösterecektir.
Cennet ehli Cennet’e, Cehennem ehli de Cehennem’e yerleştikten sonra, Allâhü Teâlâ tarafından bütün Cennet ehli, Firdevs Cennet’ine davet olunacak. Sonra gayet mükemmel bir ziyafet olacak. Son derece lezzetli her türlü yiyecekler ve içecekler ikram olunduktan sonra bir melek tarafından, “Ey Cennet ehli! Allâhü Teâlâ’nın indinde sizin için vaad buyurulmuş gayet büyük bir nimet vardır.” diye nida olunur. Cennet ehli, “O vaad buyurulmuş nimet nedir? Allâhü Teâlâ, Mîzân’da sevabımızı ağır kılmadı mı? Yüzlerimizi nurlandırmadı mı? Cehennem’den kurtarıp bizi Cennet’e girdirmedi mi? Bunca büyük nimetlerine bizi nâil kılmadı mı?” derler. Cenâb-ı Hak, “Bugün bunların tamamından daha büyük bir nimet daha ikram edeceğim.” buyurur. Bunun üzerine Cennet ehline, başka bir görme kuvveti verilerek perde kaldırılır. Onlar -Cennet’ten- Cemâl-i İlâhî’yi görüp hemen secdeye kapanırlar.
Cenâb-ı Hak, “Başınızı kaldırınız, burası ibadet yeri değildir.” buyurur.
Cennet ehli, bu büyük nimete mazhar oldukları esnâda bundan evvel nâil oldukları her türlü Cennet nimetlerini unuturlar ve ancak Allâhü Teâlâ’nın cemâline bakmak ile müstağrak olurlar. Çünkü bu nimet, bundan evvelki nimetlerin tamamından daha lezzetli, daha sevgili gelir. Bundan sonra herkes, kendi amel ve mertebesine göre Allâhü Teâlâ’nın cemâlini görecektir. Kimi dâima, kimi günde bir defa, kimi haftada bir defa, kimi de ancak bayram günleri görecektir. İşte Cennet’e girmekteki en büyük gaye, Allâhü Teâlâ’nın cemâlini müşahede etmektir.
Cehennem azâbından kurtulup Cennet’te bunca büyük nimete nâil olmak isteyen her erkek ve kadın, kendilerini şer‘-i şerîfin yasakladığı bütün günahlardan menedip emrettiği şeylerin tamamını tam bir ciddiyet ve arzu ile yapmaya çalışmalı, aslâ Allâhü Teâlâ’nın emirlerinden ayrılmamalıdır.
13 Nisan 2023
Fazilet Takvimi
[13/4 21:44] Ömer Tarık Yılmaz: 'Evladım, sana ilim ve edep öğrenmeyi tavsiye ederim. Her zaman yüce Allah’ın huzurunda olduğunu unutma. Önceki büyük zatların yolunu terketme.' Abdülhâlik-ı Gucdüvânî [kuddise sırruhû]
Semerkand Takvimi
[13/4 21:45] Ömer Tarık Yılmaz: Merhametin Fazileti
Hz. Peygamber [sallallahu aleyhi vesellem] şöyle buyurur:
Cennete ancak merhametli olanlar girer. Sahâbe-i kirâm dediler ki:
Ey Allah’ın resûlü! Hepimiz merhametliyiz. Bunun üzerine Resûlullah [sallallahu aleyhi vesellem],
Sadece kendisine karşı merhametli olan kişi merhametli sayılmaz. Merhametli kişi, hem kendi nefsine hem de başkalarına merhamet eden kişidir buyurdu (Heysemî).
İnsanın kendi nefsine merhamet etmesinin manası; Allah’ın yasaklarını terketmek ve işlediği günahlara tövbe etmek suretiyle kendisini azaptan esirgemesi, Allah’ın emirlerini ve ibadetleri ihlâsla yerine getirmesidir. Başkasına merhamet etmenin manası ise hiçbir şekilde mümin kardeşine eziyet etmemesidir. Nitekim Resûlullah [sallallahu aleyhi vesellem] şöyle buyurur:
Müslüman, elinden ve dilinden bütün insanların emin olduğu kimsedir (Buhârî). Yine Resûl-i Ekrem [sallallahu aleyhi vesellem] şöyle buyurur:
Merhametli olanlara Rahmân olan Allah da merhamet eder. Siz yeryüzündekilere merhamet edin ki göktekiler de size merhamet etsin! (Ebû Davud).
Yine Resûlullah [sallallahu aleyhi vesellem] şöyle buyurur:
Merhamet etmeyene merhamet olunmaz (Buhârî).
Semerkand Takvimi
[13/4 21:45] Ömer Tarık Yılmaz: 'Şüphesiz, Allah'ın Kitabı'nı okuyanlar, namazlarını (devamlı ve dikkatli) kılanlar, kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden (Allah yolunda) gizli-açık (başkaları için) harcayanlar, asla zarar etmeyecek bir kazanç umabilirler.'
(Fâtır, 35/29)
http://www.duavesureler.com
[13/4 21:45] Ömer Tarık Yılmaz: 'Her dinin (kendine özgü) bir ahlakı vardır. İslam'ın ahlakı da hayâdır.'
(Muvatta, 'Hüsnü'l-Huluk',2)
http://www.duavesureler.com
[13/4 21:45] Ömer Tarık Yılmaz: 'Allah’ım! Senden bütün hayırlı işlerde sebat etmeyi ve doğruda kararlı olmayı istiyorum. Senden nimetlerine şükretmek ve Sana en güzel biçimde ibadet etmek istiyorum…'
(Hâkim, 'De’avât', No:1872; İbn Hıbbân, 'Ed’ıye', No: 935)
http://www.duavesureler.com
[13/4 21:45] Ömer Tarık Yılmaz: Bir Ayet
'Şüphesiz, Allah'ın Kitabı'nı okuyanlar, namazlarını (devamlı ve dikkatli) kılanlar, kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden (Allah yolunda) gizli-açık (başkaları için) harcayanlar, asla zarar etmeyecek bir kazanç umabilirler.'
(Fâtır, 35/29)
Daha fazlası için Bir Ayet Hadis Dua uygulamasını hemen indir; Google Play: https://birayethadisdua.page.link/app?ayet=T0/tKowJ9CU=
[13/4 21:46] Ömer Tarık Yılmaz: Bir Hadis
'Hiçbir baba, çocuğuna, güzel terbiyeden daha üstün bir hediye veremez.'
(Tirmizî, “Birr”,33)
Daha fazlası için Bir Ayet Hadis Dua uygulamasını hemen indir; Google Play: https://birayethadisdua.page.link/app?hadis=T0/tKowJ9CU=
[13/4 21:46] Ömer Tarık Yılmaz: Bir Dua
'Allah’ım! Her işimin koruyucusu olan dinim ile beni ıslah eyle, kurtuluşa erdir. İçinde yaşadığım, geçimimi sağladığım dünyamı benim için ıslah eyle, hayırlı kıl. Gidip ebedî yaşayacağım ahiret hayatımı benim için hayırlı eyle. Hayatımda her türlü hayrı ziyadesiyle ihsan eyle. Ölümümü de her türlü şerlerden muhafaza eyle.'
(Müslim, 'Dua', 71)
Daha fazlası için Bir Ayet Hadis Dua uygulamasını hemen indir; Google Play: https://birayethadisdua.page.link/app?dua=T0/tKowJ9CU=
[13/4 21:46] Ömer Tarık Yılmaz: En güçlünüz öfkelendiğinde kendisine hâkim olandır. En yumuşak huylunuz intikama gücü yettiği halde affedendir. Hadis-i Şerif
[13/4 21:46] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Ayeti
İnkar edenler, göklerle yer bitişikken, bizim onları ayırdığımızı ve diri olan her şeyi sudan meydana getirdiğimizi görmediler mi? Hâlâ inanmayacaklar mı?
(Enbiyâ, 21/30)
[13/4 21:46] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Hadisi
Bizi doyurup içiren ve bizi Müslümanlardan eyleyen Allah'a hamdolsun.
(Al-Tirmidhi)
[13/4 21:46] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Duası
Ey Rabbimiz! Unutur, ya da yanılırsak bizi sorumlu tutma!..
(Bakara, 2/286)
[13/4 21:47] Ömer Tarık Yılmaz: Vaktin Esmaül Hüsnası
El-Gafur
Çok affeden, çok bağışlayan
[13/4 21:47] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Hikayesi
Ayakkabının Çamuru
Bâyezîd-i Bistâmî yağmurlu bir havada Cumâ namazına gitmek için evinden çıktı. Sağnak hâlde yağan yağmur, yolu çamur hâline getirmişti. Yağmur bitinceye kadar bir evin ihâta duvarına dayandı. Çamurlu ayakkabılarını duvarın taşlarına sürerek temizledi. Yağmur yavaşlayınca câmiye doğru yürüdü. Bu sırada aklına bir mecûsînin duvarını kirlettiği geldi ve üzülerek;
'Onunla helâlleşmeden nasıl Cumâ namazı kılabilirsin? Başkasının duvarını kirletmiş olarak nasıl Allahü teâlânın huzûrunda durursun?' diye düşündü ve geri dönüp o mecûsînin kapısını çaldı.
Kapıyı açan mecûsî;
'Buyrun bir arzunuz mu var?' diye sorunca;
'Sizden özür dilemeye geldim.' dedi.
Mecûsî hayretle;
'Ne özrü?' diye sordu. O da;
'Biraz önce duvarınızı elimde olmadan çamurlu ayakkabılarımı temizlemek maksadıyla kirlettim. Bu doğru bir hareket değil. Yağmurun şiddeti bu inceliği unutturdu.' deyince,
Mecûsî hayretle;
'Peki ama ne zararı var? Zâten duvarlarımız çamur içinde. Sizin ayağınızdan oraya sürülen çamur bir çirkinlik veya kabalık meydana getirmez.' dedi.
Bâyezîd-i Bistâmî;
'Doğru ama, bu bir haktır ve sâhibinin rızâsını almak lâzımdır.' dedi.
Mecûsî;
'Size bu inceliği ve insan haklarına bu derece saygılı olmayı dîniniz mi öğretti?' diye sorunca;
'Evet dînimiz ve bu dînin peygamberi olan Muhammed aleyhisselâm öğretti.' dedi.
Mecûsî;
'O hâlde biz niçin bu dîne girmiyoruz?' diyerek kelime-i şehâdet getirip müslüman oldu.
[13/4 21:48] Ömer Tarık Yılmaz: Rabbim, benim ilmimi artır.
رَّبِّ زِدْنِي عِلْمًا
(Tâ-hâ, 114)
Rabbi zidnî ılmâ(ılmen)
[13/4 21:48] Ömer Tarık Yılmaz: Âdemoğlunun kalbinden bütün (arzu) vadilerine (uzanan) yollar vardır. Allah, kalbini bütün bu yollara açmış olan kişiyi bunların hangisinde helâk ettiğini önemsemez, fakat kim Allah'a güvenirse Allah onu (arzularının) keşmekeşliğinden kurtarır.
(İbn Mâce, Zühd, 14)
[13/4 21:48] Ömer Tarık Yılmaz: Ravi: Selma (ra)
Ümmü Sele'nin yanına girdim, ağlıyordu. 'Niye ağlıyorsun!' diye sordum. Bana şu cevabı verdi. 'Şimdi Resulullah (sav)'ı rüyamda gördüm. Başında ve sakallarında toprak vardı. 'Neyiniz var, ey Allah'ın Resulü?' dedim, 'Az önce Hüseyin'in öldürüldügüne şahid oldum' buyurdu.'
Bu hadisin yer aldığı kitaplar: Tirmizi, Menakıb, (3774)
Hadisin Açıklaması:
1- Son on rivayet Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin'in menkibeleriyle ilgilidir. Müellifimiz, Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın bu iki torununun menkibelerini beraber sunmuş, ayırmamıştır. Buhari'de dahi, onlar için bir bab ayrıldığını görmekteyiz. Bu birliğin sebebini İbnu Hacer bu iki zat'ın 'bir çok menkibelerde müşterek olmalarıyla' açıklar. Muhtelif rivayetlerde raviler bir menkibe anlatırken menkibenin kahramanı 'Hasan' mı, 'Hüseyin' mi tereddütlü olarak kaydederler. Bunlar, Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın mübarek başlarındaki iki sevgili gözleri mesabesindedir, ayrılmaları mümkün değildir.
Hz. Hasan, Hicretin üçüncü yılında Ramazan ayında Medine'de doğmuş, elli senesinde zehirlenerek öldürülmüştür.
Hz. Hüseyin ise Hicri dördüncü yılın Şa'ban ayında dünyaya gelmiş, altmışbir senesinde Kerbelâ'da Aşura gününde şehid edilmiştir. Öldürülme hadisesi şöyle olmuştur. Hz. Muaviye (radıyallahu anh), oğlu Yezid'i yerine halife tayin ederek vefat edince, Kûfeliler Hz. Hüseyin'e yazarak kendisinin emrinde olduklarını bildirirler. Yezid İbnu Muâviye'ye biat etmemiş olan Hz. Hüseyin, Medine'den ayrılıp Mekke'ye gelir. Yezid'e biat etmeyenler arasında Abdullah İbnu Ömer (radıyallahu anh) gibi başka büyükler de var. Hz. Hüseyin, Kûfeliler'in mektubunu Mekke'de alır. Kufe'ye gitmek için yol hazırlığı yapar. Kardeşi Muhammed İbnu'l-Hanefiyye, İbnu Ömer, İbnu Abbas gibi birçok rey ehli zevat, Kufe'ye gitmesini tavsiye etmezler. Ancak Hz. Hüseyin: 'Rüyada Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ı gördüm. Bana bir emirde bulundu, ben onu yerine getireceğim' diyerek gitmesine engel olanları dinlemez.
Yezid, Kufe'ye Ubeydullah İbnu Ziyad'ı vali tayin eder, ayrıca Kufe'ye müteveccihen yola çıkan Hz. Hüseyin'i karşılamak üzere ordu hazırlar. Başına Ömer İbnu Sa'd İbnu Ebi Vakkas'ı komutan yapar ve Hz. Hüseyin'e karşı kazanacağı zafere mukabil Rey valiliğini vaadeder. Ömer İbnu Sa'd, Hz. Hüseyin'i karşılar ve Kufe valisi Ubeydullah İbnu Ziyad'ın emrine uyma talebinde bulunduktan sonra, saldırıya geçerek Hz. Hüseyin (radıyallahu anh)'ı ve beraberinde bulunan aile halkından 19 kişiyi şehid eder. Toplam öldürülenlerin sayısı 72'dir. Ömer İbnu Sa'd bunların başlarını kopartarak Ubeydullah İbnu Ziyad'a gönderir. İbnu Ziyad Kufe'de halkı toplayıp başları getirtir. Halkın gözü önünde elindeki çubukla Hz. Hüseyin'in başına dürter, dudaklarının arasına geçirir ve kaldırmaz. Bu hakareti gören Zeyd İbnu Erkam (radıyallahu anh):
'Kaldır çubuğu, kendisinden başka ilah olmayan Zat'a yemin olsun, ben Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın dudaklarını bu dudakların üzerinde onları öperken gördüm!' der ve kendini tutamayıp ağlar. Zalim İbnu Ziyad:
'Allah, gözlerini ağla(maktan çıkar)sın. Allah'a yemin olsun, eğer bunak ihtiyarın teki olmasaydın kelleni uçururdum!' der. Zeyd İbnu Erkam orayı terkeder ve şöyle söylenir:
'Ey Arap cemaati! Bugünden sonra artık kölesiniz. Hz. Fatıma'nın oğlu Hüseyin (radıyallahu anh)'ı katlettiniz, başınıza İbnu Mercane'yi (Ubeydullah İbnu Eyd'i kasteder) emir yaptınız. O sizin hayırlılarınızı öldürecek, şerlilerinizi de köle yapacaktır.
Buhârî ve Tirmizî, Ubeydullah İbnu Ziyâd zalimiyle ilgili rivayeti Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin'in menkîbeleri ile ilgili babta kaydetmiştir. Çünkü o rivayetlerde, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın kurretu'l-ayn'ı ve reyhanesi olan Hz. Hüseyin'in mübarek başlarına karşı hakâretâmiz davranı
[13/4 21:49] Ömer Tarık Yılmaz: Hadis-i Şerifte Buyuruldu ki:
İbnu Abbas (Radıyallahu Anhümâ) anlatıyor: 'Hazreti Ömer Müslüman olduğu zaman, Hazreti Cibril aleyhisselam inip:'Ey Muhammed! Sema ahalisi Ömer'in Müslüman olması ile müjdeleştiler!' dedi.'
Kaynak : İbnu Mace Sünen (103) - Hds :(6011)
( Sen de oku : bit.ly/Hadisiserif )
[13/4 21:49] Ömer Tarık Yılmaz: sağlaması gerekenleri ihmal edip onlarla ilgilenmemek kişiye günah olarak yeter.” (Ebu Davut, Zekat 45)
Müslim’in diğer bir rivayetinde ise şöyledir: “Bakmakla yükümlü olduğu kimselerin nafakasını kısıp vermemek günah olarak bu kişiye yeter.”
297- عَنْ أبي هُرَيْرَةَ
أن النبي
قال : مَا مِنْ يَوْمٍ يُصْبِحُ الْعِبَادُ فِيهِ إلا مَلَكان يَنْزِلان , فَيَقُولُ أَحَدُهُمَا: اللَّهُمَّ أَعْطِ مُنْفِقًا خَلَفًا وَيَقُولُ الآخَر : اللَّهُمَّ أَعْطِ مُمْسِكًا تَلَفًا.
297: Ebu Hüreyre (Allah Ondan razı olsun)’den rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Her günün sabahında yeryüzüne iki melek iner. Bunlardan biri: Allahım malını Allah rızası için infak edene yerini dolduracak karşılığını ver. Diğeri de Allahım cimrilik edenin malını yok et diye beddua eder.” (Buhari, Zekat 27, Müslim, Zekat 57)
298- وَعَنْهُ عَنِ النَّبِيِّ
قال : الْيَدُ الْعُلْيَا خَيْرٌ مِنَ الْيَدِ السُّفْلَى, وَابْدَأْ بِمَنْ تَعُولُ, وَخَيْرُ الصَّدَقَةِ مَا كان عَنْ ظَهْرِ غِنًى , وَمَنْ يَسْتَعْفِفْ , يُعِفَّهُ اللَّهُ , وَمَنْ يَسْتَغْنِ يُغْنِهِ اللَّهُ .
298: Ebu Hüreyre (Allah Ondan razı olsun)’den rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Veren el alan elden daha üstün ve hayırlıdır. İnfak ederken geçimini üstlendiğin kimselerden başla. Sadakanın hayırlısı ihtiyaç fazlası maldan verilendir veya fakiri bolluğa kavuşturacak olandır. Kim istemekten sakınırsa Allah onu kimseye muhtaç etmez. Kim de tok gözlü olup kanaat ederse Allah onu başkasına muhtaç etmeyerek zengin kılar.” (Buhari, Zekat 18, Müslim, Zekat 94)
BÖLÜM: 37
MÜ’MİN İYİ VE DEĞERLİ ŞEYLERİ İNFAK ETMELİ
قال الله تعالى : لَنْ تَنَالُوا الْبِرَّ حَتَّى تُنْفِقُوا مِمَّا تُحِبُّونَ.
(
“Siz sevdiğiniz şeylerden Allah rızası için başkalarına harcamadıkça gerçek erdemliliğe ve hayra ulaşmış olamazsınız.” (3 Al-i İmran 92)
قال الله تعالى : يَا أيها الَّذِينَ آمَنُوا أنفقوا مِنْ طَيِّبَاتِ مَا كَسَبْتُمْ وَمِمَّا اَخْرَجْنَا لَكُمْ مِنَ الأرض وَلاَ تَيَمَّمُوا الْخَبِيثَ مِنْهُ تُنْفِقُونَ.
(
“Ey iman edenler, kazandığınız güzel şeylerden ve topraktan sizin için bitirdiğimiz ürünlerden hayra harcayın size verilse göz yummadan alamayacağınız kötü şeyleri, malları hayır diye vermeye kalkışmayın.” (2 Bakara 267)
LİG TABLOSU
Takım
O
G
M
B
Av
P
1.GALATASARAY A.Ş.
26
20
2
4
44
64
2.FENERBAHÇE A.Ş.
26
16
1
9
30
57
3.TRABZONSPOR A.Ş.
26
17
3
6
23
57
4.BEŞİKTAŞ A.Ş.
26
14
5
7
17
49
5.GÖZTEPE A.Ş.
26
11
5
10
10
43
6.RAMS BAŞAKŞEHİR FUTBOL KULÜBÜ
26
12
8
6
14
42
7.SAMSUNSPOR A.Ş.
26
8
7
11
-2
35
8.KOCAELİSPOR
26
9
11
6
-4
33
9.GAZİANTEP FUTBOL KULÜBÜ A.Ş.
26
8
9
9
-7
33
10.ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş.
26
7
10
9
-4
30
11.CORENDON ALANYASPOR
26
5
8
13
-4
28
12.TÜMOSAN KONYASPOR
26
6
11
9
-9
27
13.NATURA DÜNYASI GENÇLERBİRLİĞİ
26
6
13
7
-8
25
14.KASIMPAŞA A.Ş.
26
5
12
9
-14
24
15.HESAP.COM ANTALYASPOR
26
6
14
6
-18
24
16.İKAS EYÜPSPOR
26
5
14
7
-18
22
17.ZECORNER KAYSERİSPOR
26
3
12
11
-28
20
18.MISIRLI.COM.TR FATİH KARAGÜMRÜK
26
4
17
5
-22
17


