bizim doktor
Günün yazısı
[31/3 23:03] Ömer Tarık Yılmaz: İNTERNET BAĞIMLILIĞI
İnternet, insanımızın hayatını kolaylaştıran ve birçok bilgiye zahmetsizce ulaşma imkânı sunan kıymetli bir erişim vasıta- sıdır.
İnternetin insana devasa zamanlar kazandırdığı da bilinen bir gerçektir. Ancak internet kullanıcılığının zaman israfına yol açacak şekilde bağımlılık derecesine varması ise tasvip edile- cek bir durum değildir. Zira insanın geri getiremeyeceği en kıymetli varlıklarının başında zaman gelir.
Peygamberimiz (s.a.s.) “İki nimet vardır ki, insanların çoğu bu nimetleri kullanmakta aldanmıştır: Sıhhat ve boş vakit. ” (Buhârî, “Rikak”, 1) Ayrıca bu imkânın, kişiyi ibadetlerinden ve günlük görevlerinden alıkoyması dinen caiz değildir.
ŞEMS SÛRESİ
Mekke döneminde inmiştir. 15 âyettir. Sûre, adını birinci âyet- teki “eş-Şems” kelimesinden al- mıştır.
Şems, güneş demektir.
Sûrede insanın tabiatına hem iyilik hem kötülük eğilimlerinin verildiği bildirilmiş; bu eğilim- lerini doğru kullanmayanların akibetine örnek olmak üzere Semud kavminin helâk edilişi anlatılmaktadır.
ÖZLÜ SÖZ
Kudretinin üstündeki işlere ve bilmedikleri ilme müdahale edenler, kadir ve me- ziyetlerini kaybederler.
(İmam-ı Şafii)
[1/4 22:35] Ömer Tarık Yılmaz: KULLARIM BENI SANA SORARLARSA
“Ramazan ayı, insanlara yol gösterici, doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak Kur’ân’ın indirildiği aydır…” (2/Bakara, 185) buyruluyor. Yani bu ay, Kur’ân-ı Kerîm ile hemhâl olma ayı. Kur’ân-ı Kerîm’i yaşatma, Kur’ân-ı Kerîm ile yaşama, Kur’ân müesseselerine hizmet etme. Böyle bir müzeyyen bir rûhânî bir ayın içindeyiz.Dünyada en büyük kültür, Kur’ân-ı Kerîm kültürü. Çünkü Kur’ân-ı Kerîm kültürünün menşei, Cenâb-ı Hak ve O’nun vâsıtası da Rasûlullah (s.a.v.) Efendimiz. Bu kültür, ashâb-ı kiramda 23 senede tamamlandı. Ki o câhiliye insanı kemâle erdi. Cenâb-ı Hak, Efendimiz’e:“Kullarım Ben’i sorduğunda (kullar, Rasûlullah Efendimiz’e Cenâb-ı Hakk’ı sorduğunda, söyle onlara buyuruyor) Ben çok yakınım...” (2/Bakara, 186)“Nereye gitseniz, O sizinle beraberdir.” (Bkz. 57/Hadîd, 4)Yani daima Cenâb-ı Hak bizimle beraber. Zaman ve mekândan münezzeh. Cenâb-ı Hak’ta zaman ve mekân diye bir hâdise yoktur.Ne kadar insan var, sekiz buçuk milyar; ne kadar hayvan var, trilyon, trilyon, denizde balıklar vs. ne kadar nebâtat var, sayısı yok, matematik bitiyor… Cenâb-ı Hak hepsinin her an yanında.“Kullarım Sana Ben’i sorduğunda (onlara söyle), Ben onlara çok yakınım…” (2/Bakara, 186) buyuruyor.
Nasihat Takvimi
https://play.google.com/store/apps/details?id=com.nasihattakvim
[2/4 22:41] Ömer Tarık Yılmaz: HAKK’IN DOSTLUĞUNA DAVET
Cenâb-ı Hak bir âyette, Enfâl Sûresi’nde şöyle buyurmaktadır:“Ey îmân edenler! (Yine Cenâb-ı Hak kuluna hitap ediyor.) Hayat verecek şeylere sizi çağırdığı zaman Allah ve Rasûlü’ne icabet edin (uyun)...” (6/Enfâl, 24)Demek ki hayat verecek, dünyada huzura kavuşturacak, kabirde huzura kavuşturacak, âhirette huzura kavuşturacak…“Ey îmân edenler! Hayat verecek şeylere sizi çağırdığı zaman Allah ve Rasûl’üne icabet edin. Bilin ki Allah, kişiyle onun kalbi arasına girer ve siz mutlaka O’nun huzurunda toplanacaksınız.” (el-Enfâl, 24)Velhâsıl Ramazân-ı Şerîf, Hakk’ın dostluğuna davetidir. Dostluğu güçlendiren ise, fedakârlıktır. İnsan sevdiğine karşı sevgisi ölçüsünde fedakârlıkta bulunur ve bu fedakârlık, zevk hâline gelir. İşte ashâb-ı kirâm bu şekildeydi. Fedakârlık, ashâb-ı kirâmda bir lezzet hâlindeydi.Efendimiz buyuruyor ki: “Kişi sevdiğiyle beraberdir.” (Buhârî, Edeb, 96)Demek ki bu Ramazân-ı Şerîf’te Hak ile dostluk iklimine girebilmek… Rasûlullah Efendimiz’le hemhâl olmak… Rasûlullah Efendimiz’le beraberliği kazanabilmek de o sonsuz yolculukta, kabir, âhiret vs. O’nunla beraberliği temin edebilmek. O’nun ahlâkıyla ahlâklanabilmek ve O’nun fedakârlığından hisseler alabilmenin gayretinde olabilmek.
Nasihat Takvimi
https://play.google.com/store/apps/details?id=com.nasihattakvim
[3/4 21:40] Ömer Tarık Yılmaz: 3 DUA 3 ÂMIN
Ka‘B Bin Ucre Anlatıyor:Rasûlullah (s.a.v.) Efendimiz bir gün bize;“Minbere yaklaşın.” dedi. Biz de yaklaştık minbere. Minberin birinci basamağına çıktı “Âmîn” dedi. İkinci basamağına çıktı, yine “âmîn” buyurdu. Üçüncü basamağına çıktı, yine aynı şekilde “âmîn” buyurdu. Minberden indiğinde, ashâb-ı kirâm, bizler:“Yâ Rasûlâllah! Bugün sizden daha evvel işitmediğimiz şeyler duyduk, bunun hikmeti nedir?” diye sorduk. Bir muhatap yoktu “âmîn” buyurdunuz üç sefer.Efendimiz buyurdu ki: “Benim muhatabım Cibril’di (Cebrâil). Cibril bana göründü ve üç şey üzerinde irşad etti. (Yani ümmetimi irşad etmesini buyurdu.) Birincisi, anne-babası veya ikisinden birisi yanında yaşlanıp da onları râzı ederek Cennet’i kazanmayan kimse rahmetten uzak olsun dedi...”İkincisi: “Yâ Rasûlâllah! Sen’in ismin zikredilir, Sana salevâtı getirmeyen kimse rahmetten uzak olsun…” dedi.Üçüncüsü, Cebrâil’in îkazı: “Ramazan’a erişip de günahları affedilmeyen kimse rahmetten uzak olsun…” (Tirmizî, Deavât, 100/3545)Velhâsıl Ramazân-ı Şerîf, Cenâb-ı Hak ile dostluğa davet günleri. İlâhî rahmetin, mağfiretin dolup taştığı bir ay. Gönüllere hassâsiyet kazandıran, duyguları incelten, vicdanları merhametle yoğuran, ruhları tekâmül ettiren bir ay.
Nasihat Takvimi
https://play.google.com/store/apps/details?id=com.nasihattakvim
[4/4 23:22] Ömer Tarık Yılmaz: TAKVÂ NEDIR?
Hüdâyî Hazretleri şöyle buyurur:“Şerîat mertebesinde oruç; yeme, içme ve cinsî münâsebetten sakınmaktır. Oruçta eğer tarîkat âdâbı da gözetilecek olursa; dili gıybetten, gözü harama bakmaktan ve kulakları mâlâyânî sözler dinlemekten saklamak îcâb eder.” Ramazân-ı Şerîf, bir takvâ ayıdır. Nitekim oruçtan maksadın da takvâya ermek olduğu, âyet-i kerîmede şöyle bildirilmektedir:“Ey îmân edenler! Oruç, sizden önce gelip geçen ümmetlere farz kılındığı gibi size de farz kılınmıştır. Umulur ki takvâ sahibi olursunuz.” (el-Bakara, 183)Takvâ ise, Cenâb-ı Hakkʼın rızâ ve muhabbetini kaybetme korkusuyla, Oʼnun râzı olmadığı her türlü hâl ve davranıştan titizlikle sakınmaktır. Bunun için evvelâ nefsâniyeti bertaraf edip rûhâniyeti inkişâf ettirmeye gayret göstermek gerekir. Nasıl ki huşû üzere kılınan makbul bir namaz, kulu hayâsızlık ve kötülüklerden alıkoyarsa, hakkıyla tutulan bir oruç da günahlara karşı koruyucu bir zırh mahiyetindedir.
Nasihat Takvimi
https://play.google.com/store/apps/details?id=com.nasihattakvim
[5/4 16:57] Ömer Tarık Yılmaz: RAMAZAN ALIŞKANLIKLARI
Ramazan-ı Şerîf, gönülleri zenginleştiren, kalplere seviye kazandıran; oruç, iftar, sahur, terâvih, mâlî ibadetler, tebessümü unutmuş nice yüzleri, bilhassa bu ayda sürûra kavuşturur.Mukâbele, duâ-zikir, fitre-zekât, îtikâf, Kadir Gecesi ve bayram, bu mektebin temel dersleri… Bütün bu dersleri lâyıkıyla idrâk edip ilâhî af bayramına ererek ebedî kurtuluş berâtını alabilmenin en güzel yolu… Her ibadet, rûhun ayrı bir gıdâsıdır. Lâyıkıyla tutulan bir orucun verdiği feyiz ve rûhâniyet ise pek müstesnâdır. Orucun aslî hakîkati, onun mânevî, ahlâkî ve ictimâî kıymetlerinde gizlidir.Ramazan gecelerinde terâvih namazlarını da ihmâl etmemek îcâb eder.Ramazan geceleri, sahuruyla da bir rahmet iklîmidir. Aynı zamanda teheccüd ve seherleri ihyâ alışkanlığı kazanma eğitimidir.“Ramazan ayı, insanlara yol gösterici, doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak Kur’ân’ın indirildiği aydır…” (2/Bakara, 185)Fakr u zarûret içinde kıvranan muhtaçların gözlerinde, en çok Ramazanın teşrîfiyle ümit ışığı parlar. Zira zekât, fitre ve sadaka gibi Kadir Gecesi ümmet-i Muhammed’e mahsus, muazzam bir ikrâm-ı ilâhîdir. Âyet-i kerîmede bu gecenin bin aydan hayırlı olduğu beyân edilmiştir. Yani bu geceyi ihyâ edenlere 83 küsûr senenin ecri lûtfedilir.
Nasihat Takvimi
https://play.google.com/store/apps/details?id=com.nasihattakvim
[7/4 16:15] Ömer Tarık Yılmaz: DEPREMDE ÇOCUK PSIKOLOJISI
Depremde Çocuğu Etkileyen En Önemli NedenlerÇocuğun deprem hakkındaki bilgi durumu: Önceden deprem konusunda bilinçlendirilmiş aileler ve çocuklar, bilinçlendirilmeyenlere göre daha az etkilenmektedir. Deprem konusunda bilgisi olmayan çocuklar, yaşananlara anlam veremedikleri bu olayı anlamaya çalışırken bir bocalama geçirirler. Deprem konusunda bilinçlendirilen aileler ve onların çocukları, panik ve korku yaşamak yerine daha mantıklı hareket etmektedirler.Çocuğun deprem anındaki durumu: Depreme yalnız yakalanan çocuklar, aileleriyle yakalan çocuklara göre daha fazla etkilenmektedir. Bu çocukların artçı depremlere karşı verdiği tepkiler diğer çocuklara oranla daha fazla olduğu gibi depremin meydana getirdiği bu etki de diğer çocuklara göre daha fazla devam etmektedir.Depremde yaşananların etkisi: Deprem anında çocuğun karşılaştığı vahametin büyüklüğü, deprem anında ailesinin yaşadıklarına şahit olma, ölüm, yaralanmalar çocukları daha fazla etkilemektedir.Deprem sonrası anne babanın durumu: Çocuklar gibi anne babaların da depremden etkilenmesi normaldir. Ancak anne babanın deprem anında ve depremden sonraki tepkileri, çocukların içinde bulundukları ruh hâlinin boyutunu etkilemektedir.Bunun için anne babalar kadar çevrenin deprem hakkındaki olumsuz konuşmaları, çocuğun stresini önemli derecede etkilemektedir. Aileler, çocuklarına model olma konusunda tepkilerini kontrol konusunda duyarlı olmalıdır. Çocuğa korkma deyip de bunu panik durumuna getiren aileler, çocuklarını ne kadar sakinleştirebilirler ki?Çevre ve medyanın rolü: Deprem ve sonrasında çevrenin ve medyanın olaya yaklaşım şekilleri yetişkinleri olduğu kadar çocukları da fazlasıyla etkilemektedir. Bunun için basın, medya ve diğer kuruluşlar, olaylara olumlu yaklaşarak, insanların neler yapması gerektiği konusunda onları bilinçlendirmelidir.
Nasihat Takvimi
https://play.google.com/store/apps/details?id=com.nasihattakvim
[9/4 22:10] Ömer Tarık Yılmaz: ÇOCUKLAR NAMAZA NASIL ALIŞIR?
Bir mü’minin İslâm’la bağını daima güçlü tutan tek ibâdet namazdır. Çünkü namaz her gün kılınır. Gündelik hayatın içine serpiştirilmiş olduğundan, kulun Rabb’ini sürekli hatırlamasını sağlar. Peki çocuklarımızı namaza nasıl alıştıracağız? Sızlanmak ve dertlenmek problemimize çözüm getirmediğine göre, neler yapabileceğimize bakmak durumundayız. Evet, çocuklarımızı namaza ısındırmak için elimizden nelerin geldiğine bakmak durumundayız:Evladımızın Gözü Önünde Abdest Almak, Namaz KılmakÇocukların özellikle küçükken anne babalarından duydukları ve gördükleri şeyler belleklerine kazınmaktadır. Neyin ne olduğunu onların sözleri ve yaptıklarıyla tanımaktadırlar. Ebeveyn bir şeyi devamlı yapıyorsa, o şeyin iyi olduğunu düşünmektedirler. Çünkü iyi olmasa büyükler onu yapmazlar.Cemâatle NamazSadece camiye giderek değil, evde ev halkı ile birlikte namazları cemâatle kılmamız iyi olur. Bu başlığı gören pek çok erkek okuyucumuz, kırâatinin iyi olmadığını düşünecek ve “Ben nasıl imamlık yaparım?” diyecektir. Oysa kendi başımıza namazımızı kılıyoruz değil mi? Bu durumda yapacak olduğumuz tek şey, imamın yaptığı gibi, sesli söylememiz gereken yerlerde sesimizi yükseltmektir.Çabalamak ZorundayızÖzellikle gençlik dönemlerinde çocukların namazlarında aksaklıklar olabilmektedir. Okullarında onları yönlendirecek iyi arkadaşlar edinememeleri, gevşeklikleri ve tembellikleri sebebiyle beş vakit namazı edâ edemedikleri görülebilmektedir. Ancak bu durum bizi ümitsizliğe sevk etmemelidir.Okumalar YapmakNamazı en güzel pekiştiren hususlardan birisi de, bu ibâdetle ilgili âyet, hadis, kıssa ve İslâm büyüklerinin hoş tavsiyelerini okumaktır. Bu konuda pek çok güvenilir kitap bulunmaktadır. Bu sebeple, namazı ailece edâ ettikten sonra çay eşliğinde bir şeyler okumak ve hep birlikte okunanları tartışmak çok güzel olur.Camiye AlışmakÇocuklara namaz sevgisini aşılamanın yollarından birisi de onlarla birlikte cemâate gitmek, camileri ziyâret etmektir. Özellikle büyük şehirlerde oturanlar bu açıdan çok şanslıdırlar. Ailece farklı camilerde namaza gitme imkânına sahiptirler. Bunun yanında bazı camilerde devam ettirilen hadis dersleri gibi dersler vardır.Sızlanmak Çözüm DeğilUnutmamak gerekiyor, bu din yaşanarak öğretilen bir dindir. Allah Rasûlü insanlardan ne yapmalarını istediyse, önce kendisi hayatında tatbik etti. Böylece onu görenler kendilerinden istenilenlerin yapabilecekleri şeyler olduğunu anladılar. Önlerindeki örneğe bakarak nasıl yapacaklarını bellediler. Çocuklarımız için bize düşen görev de budur.
Nasihat Takvimi
https://play.google.com/store/apps/details?id=com.nasihattakvim
[9/4 22:12] Ömer Tarık Yılmaz: İHLASLI ORUÇ
Oruç; ihlâs tâlimidir. Her ibadette olduğu gibi oruçta da yegâne niyet, Cenâb-ı Hakk’ın rızâsı olmalıdır. Bunun için de riyâ ve gösterişten sakınmak, ibadete fânî menfaatleri ortak etmemek gerekir.Vaktiyle yahudî ve hristiyanların da bir ay oruçları vardı. Lâkin onlar, bu güzel ibadeti -tıpkı dinleri gibi- tahrif ederek aslî mecrâından çıkardılar. Ruhsuz, mâneviyatsız bir “perhiz” kılığına soktular. Diğer ibadetler gibi oruç da, hakîkî mâhiyetini İslâm dîninde buldu.Bu sebeple mîdeyi dinlendirmek, kilo vermek gibi maddî gâyelerle tutulan bir orucun ecri zâyî olur. Bedenî hareketleri için namaz kılmak, turistik gâye ile hac ve umre yolculuğuna çıkmak da böyledir. İbadet, maddî faydası için değil, Allâh’ın emri olduğu için yapılır. Orucuna dünyevî bir maksat karıştıranlar, şu nebevî îkâzın muhâtabı olmaktan kurtulamazlar:“Nice oruç tutanlar vardır ki, orucundan kendisine kuru bir açlıktan başka bir şey kalmaz!..” (İbn-i Mâce, Sıyâm, 21/1690) Yani orucun fazîletinden, feyiz ve rûhâniyetinden bir hisse alamazlar.
Nasihat Takvimi
https://play.google.com/store/apps/details?id=com.nasihattakvim
[11/4 23:21] Ömer Tarık Yılmaz: ŞEFKAT VE MERHAMET ARTIRAN ORUÇ
Oruç; diğergâmlık tâlimidir. Yoksulların ve muhtaçların çektiği sıkıntılardan sadece biri olan açlığı fiilen yaşatarak onların hâlinden anlamayı temin eder. Böylece gönüllerde merhamet, şefkat ve cömertlik tohumlarının filizlenmesini sağlar.Mısır’da şiddetli kıtlığın hüküm sürdüğü günlerde Yûsuf -aleyhisselâm-’a:“Siz, devletin hazinelerine hükmeden bir idârecisiniz. Neden kendinizi aç bırakıyorsunuz?” diye sordular. O ise şu hikmetli cevabı verdi:“Karnım tok olursa açların hâlinden anlayamam diye korkuyorum!”Din kardeşlerini düşünüp onların sıkıntılarını gidermek için gayret etmenin zarûretini, Efendimiz (s.a.v.) şöyle ifâde buyurmaktadır:“Mü’min kardeşinin derdiyle dertlenmeyen, bizden değildir.” (Hâkim, IV, 352)“Komşusu açken tok yatan, (kâmil) mü’min değildir.” (Hâkim, II, 15)Ramazân-ı şerîfi diğergâm bir ruhla değerlendirmek, hizmet ve infaklarla ihyâ etmek, kulun Rabbine olan muhabbetinin en güzel nişânesidir. Zira muhabbetin kantarı; sevilen uğrunda gösterilen fedâkârlıktır. İbadetlerin gâyesi, Cenâb-ı Hakk’a takarrub/yakınlaşmaktır. İbadet vecdiyle ictimâî hizmetlere koşmak, Yaratan’dan ötürü yaratılanlara şefkat ve merhamet göstermek de, Hakk’a yakınlığın en güzel vesîlelerinden biridir.
Nasihat Takvimi
https://play.google.com/store/apps/details?id=com.nasihattakvim
[12/4 21:58] Ömer Tarık Yılmaz: MES’ÛLIYYET HISSI
Kâmil mü’minler, toplumlarının ve hattâ bütün dünyanın gidişâtından kendilerini mes’ûl gören, bütün mü’minleri kendilerine zimmetli hisseden hassas ruhlardır. Fakat maalesef günümüzde, uzak beldelerdeki muzdariplerin feryâdına gönül vermek bir yana, kapı komşusunun bile derdine bîgâne kalan, en yakınlarına dahî rûhen uzak yaşayan, yalnız kendi menfaatini düşünen, nemelâzımcı ve egoist insan tipi çoğalmaya başladı.Hâlbuki İslâmî nezâket ve zarâfetin yaşandığı mâzimizde, toplumdaki zengin-fakir bütün mü’minler, birbirlerine sıcak bir sığınak, müşfik bir barınak, sağlam bir dayanaktı. Zengin-fakir, ayrı sitelerde değil, aynı mahallede, iç içe, gönül gönüle yaşardı. Mahalle; dul ve yetimin emniyet içinde olduğu, kendini aslâ garip ve kimsesiz hissetmediği, huzurlu bir yuvaydı.Ramazân-ı şerîfler de, toplumda unutulmaya yüz tutan bu kardeşlik, dayanışma ve yardımlaşma rûhunun yeniden ihyâsı, fazîletler medeniyetinin tekrar inşâsı için, büyük bir fırsat mevsimi olarak değerlendirilm Hazret-i Mevlânâ ve emsâli gönül sultanlarının, bütün insanlığı şefkatle kucaklayan; “Gel, gel, ne olursan ol, yine gel!..” dâveti de, bu şuurun bir tezâhürüdür. Bu dâvet, hidâyet arayanları gönül dergâhında tedâvî etmek; İslâm’ın güzellikleriyle tanıştırmak için yükselen bir gönül nidâsıdır.
Nasihat Takvimi
https://play.google.com/store/apps/details?id=com.nasihattakvim
[13/4 22:07] Ömer Tarık Yılmaz: İFTAR ETTIRMENIN FAZILETI
İftar zamanı; duâların makbûl olduğu ilâhî ikram vakitleridir. Orucu açarken bu vaktin kıymetini iyi idrâk etmek ve Allah ile beraberliğin gönül huzuru içinde bulunmak gerekir. Zira Hazreti Peygamber (s.a.v.) Efendimiz:'Oruçlunun rahatlayacağı iki sevinç ânı vardır: Birisi, iftar ettiği zaman, diğeri de orucunun sevâbıyla Rabbine kavuştuğu andır.” buyurmuştur. (Buhârî, Savm, 9)Ayrıca oruçluya iftar ettirmek, firâset sahibi mü’minlerin ihmâl edemeyeceği, büyük bir ecir vesîlesidir. Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.v.):“Kim bu ayda bir oruçluya iftar verirse, bu onun günahlarının bağışlanmasına, cehennem azâbından kurtulmasına ve kendi mükâfâtından hiçbir şey eksilmeden bir oruç tutma sevâbına nâil olmasına vesîle olur.” buyurdular. Bunun üzerine sahâbîler:“Yâ Rasûlâllah! Hepimiz bir oruçluyu doyuracak kadar yiyeceğe sahip değiliz.” dediklerinde, Rasûlullah (s.a.v.):“Kim bir oruçluyu bir hurma ile veya içecek su ile veya tadımlık bir süt ile iftar ettirirse, Allah ona bu sevâbı verir.” buyurdu. (Kenzü’l-Ummâl, VIII, 477/23714)
Nasihat Takvimi
https://play.google.com/store/apps/details?id=com.nasihattakvim
[14/4 12:50] Ömer Tarık Yılmaz: SAHURA KALKMAK
Ramazan geceleri, sahurlarıyla da müstesnâ bir rahmet iklîmidir. Ramazanda kazanılan sahur disiplini, aynı zamanda teheccüd ve seherleri ihyâ alışkanlığı kazanma eğitimidir. Ramazan gecelerini ibadetlerle değerlendirmek, her türlü mâlâyânîden sakınarak duâ ve zikir ile dili; istiğfar ve gözyaşıyla da kalbi yıkamak gerekir. Ramazan gecelerini ihyâ etmenin ehemmiyetini, Efendimiz (s.a.v.) şöyle haber vermektedir:“Kim, inanarak ve sevâbını Allah’tan umarak Ramazan gecelerini ihyâ ederse geçmiş günahları affolunur.” (Buhârî, Terâvih, 46)Yine Efendimiz (s.a.v.), sahurun fazîletine de şöyle işâret buyurmuştur:“Bir yudum su ile dahî olsa sahur yapınız.” (Musannef, IV, 227/7599)“Sahur yemeği yiyin, zira sahurda bereket vardır.” (Buhârî, Savm, 20)Bu itibarla Ramazân-ı şerîfin rûhâniyeti, merhametimizi inkişâf ettirerek gönüllerimizi âdeta bir rahmet dergâhı hâline getirmeli. Öyle bir dergâh ki, bütün mü’minler, hidâyet bekleyen insanlar, hattâ Allâh’ın insan için yarattığı bütün mahlûkat, onun şümûlünde olmalı…
Nasihat Takvimi
https://play.google.com/store/apps/details?id=com.nasihattakvim
[16/4 01:22] Ömer Tarık Yılmaz: RAMAZANDA İNFAK
Fakr u zarûret içinde kıvranan muhtaçların gözlerinde, en çok Ramazanın teşrîfiyle ümit ışığı parlar. Zira zekât, fitre ve sadaka gibi mâlî ibadetler, tebessümü unutmuş nice yüzleri, bilhassa bu ayda sürûra kavuşturur.Efendimiz (s.a.v.), sâlih amellerin diğer zamanlara göre daha fazîletli olduğu Ramazanda, ibadet ve hayırlarını artırırdı. İbn-i Abbas (r.a.) şöyle der:“Rasûlullah (s.a.v.) insanların en cömerdi idi. O’nun en cömert olduğu zamanlar da Ramazanda Cebrâil (a.s.), kendisiyle buluştuğu vakitlerdi. Cebrâil (a.s.), Ramazanın her gecesinde Peygamber Efendimiz’le buluşur, (karşılıklı) Kur’ân okurlardı. Bu sebeple Rasûlullah (s.a.v.) Cebrâil ile buluştuğunda, hiçbir engel tanımadan esen rahmet rüzgârlarından daha cömert davranırdı.” (Buhârî, Bed’ü’l-Vahy 5, 6, Savm 7)Bu mübârek ayda fitre/fıtır sadakası, şer’an zengin sayılan her mü’mine vâcip, hattâ bâzı mezheplere göre farzdır. Fitre, bayram namazına kadar verilirse makbul olur. Daha sonra ise, fitre dışında bir sadaka hükmüne girer. Efendimiz (s.a.v.), fakir mü’minlerin de bayrama huzurla girebilmeleri için, fitrelerin bayramdan önce verilmesini istemiş; “Onları bu (bayram) gününde aç dolaşmaktan kurtarınız!” buyurmuştur. (İbn-i Sa’d, I, 248)
Nasihat Takvimi
https://play.google.com/store/apps/details?id=com.nasihattakvim
[16/4 01:23] Ömer Tarık Yılmaz: KUR’ÂN-I KERÎM ILE ÜNSIYET
Âyet-i kerîmede buyrulduğu üzere; “Ramazan ayı, insanlara yol gösterici, doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak Kur’ân’ın indirildiği aydır…” (2/Bakara, 185)Bu mübârek ayda Kur’ân ile ünsiyetimizi daha da artırmamız, mümkünse mukâbeleye iştirâk etmemiz îcâb eder. Nitekim Allah Rasûlü (s.a.v.), bu ayda Cebrâil -aleyhisselâm- ile karşılıklı (mukâbele ile) Kur’ân okurlardı.Bizler de Kur’ân’ı aynı ruh ve heyecan ile okumaya gayret etmeli, yalnızca tilâvet ve “mukabele”siyle yetinmeyip “muâmele”siyle de meşgul olmalıyız. Onun mânâ iklîmine girerek muktezâsınca amel etmeli, hâl ve davranışlarımızı ilâhî tâlimatlar önünde mîzân ederek eksiklerimizi telâfîye çalışmalıyız. Unutmayalım ki Kur’ân-ı Kerîm, kıyâmet gününde bizler için ya şefaatçi ya da -Allah korusun- şikâyetçi olacaktır. Ramazân-ı şerîf, âdeta yoğunlaştırılmış bir mânevî tekâmül mektebi… Öyle ki; gönülleri zenginleştiren, kalplere seviye kazandıran; oruç, iftar, sahur, terâvih, mukâbele, duâ-zikir, fitre-zekât, îtikâf, Kadir Gecesi ve bayram, bu mektebin temel dersleri… Bütün bu dersleri lâyıkıyla idrâk edip imtihanlarından yüksek not alabilmek ise, ilâhî af bayramına ererek ebedî kurtuluş berâtını alabilmenin en güzel yoludur.
Nasihat Takvimi
https://play.google.com/store/apps/details?id=com.nasihattakvim
[17/4 16:29] Ömer Tarık Yılmaz: KADIR GECESI
Kadir Geceniz Mübarek Olsun. Bu mübârek gece, ümmet-i Muhammed’e mahsus, muazzam bir ikrâm-ı ilâhîdir. Âyet-i kerîmede bu gecenin bin aydan hayırlı olduğu beyân edilmiştir. Yani bu geceyi ihyâ edenlere 83 küsûr senenin ecri lûtfedilir. Rabbimizin, böylesine muhteşem bir mânevî hazineyi ihsân etmesi, O’nun Habîb’ine olan engin muhabbetinin bir bereketidir.Rasûl-i Ekrem (s.a.v.) Efendimiz buyurur: “Kadir gecesini, fazîlet ve kudsiyyetine inanarak ve sevâbını yalnız Allah’tan bekleyerek ibadet ve tâatle geçiren kimsenin -kul hakkı hâriç- geçmiş günahları bağışlanır.” (Müslim, Müsâfirîn, 175/760)Bu ilâhî hazîneden mahrum kalmamak için Kadir Gecesini, Ramazanın ilk gecesinden itibâren ve bilhassa yirmisinden sonraki tek gecelerde aramak gerekir. Kadir Gecesi, umûmî kanaate göre Ramazanın 27’nci gecesidir. Fakat başka zamanlara da denk gelebildiği için, bütün Ramazan gecelerine ayrı bir îtinâ göstermek gerekir. Nitekim Hazret-i Âişe (r.anha) vâlidemiz:“Rasûlullah (s.a.v.) Ramazanın son on gününde îtikâf buyururlardı.” demiştir. (Buhârî, Îtikâf, 6) Bilhassa Ramazanın son on gününde mühim bir sünnet olan îtikâf da, Kadir Gecesinin fazîletine ermenin en güzel yollarındandır.
Nasihat Takvimi
https://play.google.com/store/apps/details?id=com.nasihattakvim
[19/4 09:49] Ömer Tarık Yılmaz: ASHABIN EN BÜYÜK ARZULARI
Allah Rasûlü (s.a.v.) ve ashabının izinde, onların halleriyle hallenmek, sâlihlerin en büyük arzularıdır. Bu itibarla Ramazan-ı şeriflerinin yol haritasını da O’nun sözlerinden ve hâllerinden yola çıkarak hazırlarlardı. Kur’ân-ı Kerim tilavetine azami ölçüde dikkat eder, cömertliklerini artırır ve hususiyle gece kıyamına çok önem verirlerdi. Böylesine kıymetli anları, gafletle zayi etmekten korkarlardı.Medine İmâmı olarak bilinen Mâlikiye mezhebinin kurucu ismi Mâlik bin Enes (r.aleyh) rivayete göre Ramazan-ı şerif girince, Mescid-i Nebevî’de devamlı olarak icra ettiği derslerinin hepsine ara verir, sadece Kur’ân-ı Kerim tilâvetiyle meşgul olurdu. Zira Ramazan-ı şerif Kur’an ayıydı.Süfyân-ı Sevrî Hazretleri de nâfile ibadetlerden çok, vakitlerini Kur’an-ı Azîmü’ş-şâna tahsis ederdi. Büyük hadis âlimi Muhammed bin İsmâil el-Buhârî -rahmetullahi aleyh- Ramazan-ı Şerif’in her bir günü için gündüzleri birer hatm-i şerif ve her üç gecede de ayrı bir hatm-i şerif okumak suretiyle bu ayın bereketinden ve feyzinden Kur’an yoluyla beslenmeyi tercih ederdi. Dillerini istiğfar, dua, zikir ve salavat-ı şerifelerle meşgul etmeye azami gayret gösterir, Ramazan ayında anlarının zayi olup gitmesini büyük bir kayıp telakki ederlerdi.
Nasihat Takvimi
https://play.google.com/store/apps/details?id=com.nasihattakvim
[19/4 09:49] Ömer Tarık Yılmaz: MÜBÂREK BIR KITAP
Mübarek Ramazan ayında indirilen Kur’ân-ı Kerîm, Yüceler Yücesi Rabbimizin mübarek kelâmı, insan ve cinlere hitabıdır, mukaddestir, mübarektir, ulvîdir. Cenâb-ı Hak, Kur’ân-ı Kerîm’i Ramazan Ayı’nda, Kadir Gecesi’nde indirmeye başlamıştı. Rabbimiz, Kadir sûresinde şöyle buyuruyor:“Biz onu (Kur’ân’ı) Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin ne olduğunu sen bilir misin? Kadir gecesi, bin aydan daha hayırlıdır…” (97/Kadr, 1-3)İşte böyle mübarek bir ayda, böyle kadri yüce bir gecede inmeye başlayan Kur’ân-ı Kerîm’in kendisi de Yüceler Yücesi Rabbimizin mübarek kelâmı, insan ve cinlere hitabıdır, mukaddestir, mübarektir, ulvîdir. Yüce Rabbimiz, Kur’ân-ı Kerîm’i bize şöyle takdim ediyor:“Kur’ân okunduğu zaman derhal onu dinleyin. Susun, tâ ki (Allâh’ın rahmeti ile) esirgenmiş olasınız.” (7/A‘râf, 204)“Gerçek bu Kur’ân, (insanları) öyle bir şeye (yola) doğrultup götürür ki, o en âdil ve en doğru bir yoldur. O, güzel güzel amel (ve hareketlerde) bulunan mü’minlere kendileri için muhakkak bir ecir olduğunu müjdeler.” (15/İsrâ, 9)“Biz Kur’ân’dan peyderpey onu indiriyoruz ki, o mü’minler için bir şifâ ve bir rahmettir. Zâlimlerin ise (maddî ve mânevî) ziyânından başkasını artırmaz.” (15/İsrâ, 82)
Nasihat Takvimi
https://play.google.com/store/apps/details?id=com.nasihattakvim
[20/4 22:38] Ömer Tarık Yılmaz: ORUÇ KIMIN IÇIN?
Ebû Hüreyre’den (r.a.) rivayet edildiğine göre Rasûlullah şöyle buyurdu:Aziz ve celîl olan Allah “İnsanın oruç dışında her ameli kendisi içindir. Oruç benim içindir, mükâfatını da ben vereceğim” buyurmuştur.Oruç kalkandır. Biriniz oruç tuttuğu gün kötü söz söylemesin ve kavga etmesin. Şayet biri kendisine söver ya da çatarsa: ‘Ben oruçluyum’ desin.Muhammed’in canı kudret elinde olan Allah’'a yemin ederim ki, oruçlunun ağız kokusu, Allah katında misk kokusundan daha güzeldir.Oruçlunun rahatlayacağı iki sevinç anı vardır: Birisi, iftar ettiği zaman, diğeri de orucunun sevabıyla Rabbine kavuştuğu andır.” (Buhârî, Savm 9; Müslim, Sıyâm 163) Oruçlular cennete reyyân denilen bir kapıdan girecektirSehl İbni Sa'd’dan (r.a.) rivayet edildiğine göre Hz. Peygamber şöyle buyurdu:“Cennette reyyân denilen bir kapı vardır ki, kıyamet günü oradan ancak oruçlular girecek, onlardan başka kimse giremeyecektir. Oruçlular nerede, diye çağrılır. Onlar da kalkıp girerler ve o kapıdan onlardan başkası asla giremez. Oruçlular girince o kapı kapanır ve bir daha oradan kimse girmez.” (Buhârî, Savm 4; Müslim, Sıyâm 166.)
Nasihat Takvimi
https://play.google.com/store/apps/details?id=com.nasihattakvim
LİG TABLOSU
Takım
O
G
M
B
Av
P
1.GALATASARAY A.Ş.
26
20
2
4
44
64
2.FENERBAHÇE A.Ş.
27
17
1
9
33
60
3.TRABZONSPOR A.Ş.
26
17
3
6
23
57
4.BEŞİKTAŞ A.Ş.
26
14
5
7
17
49
5.GÖZTEPE A.Ş.
26
11
5
10
10
43
6.RAMS BAŞAKŞEHİR FUTBOL KULÜBÜ
26
12
8
6
14
42
7.SAMSUNSPOR A.Ş.
26
8
7
11
-2
35
8.KOCAELİSPOR
26
9
11
6
-4
33
9.GAZİANTEP FUTBOL KULÜBÜ A.Ş.
27
8
10
9
-10
33
10.ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş.
26
7
10
9
-4
30
11.CORENDON ALANYASPOR
26
5
8
13
-4
28
12.TÜMOSAN KONYASPOR
26
6
11
9
-9
27
13.NATURA DÜNYASI GENÇLERBİRLİĞİ
26
6
13
7
-8
25
14.KASIMPAŞA A.Ş.
26
5
12
9
-14
24
15.HESAP.COM ANTALYASPOR
26
6
14
6
-18
24
16.İKAS EYÜPSPOR
26
5
14
7
-18
22
17.ZECORNER KAYSERİSPOR
26
3
12
11
-28
20
18.MISIRLI.COM.TR FATİH KARAGÜMRÜK
26
4
17
5
-22
17


