Prof. Dr. Baran Yıldız
Günün yazısı
[19/4 08:49] Ömer Tarık Yılmaz: 67 - İslamın Garip Başlayıp Garip Biteceğini ve İki Mescid Arasına Çekileceğini Beyan Bâbı
386- Bize Muhammed b. Abdillâh b. Nüraeyr rivâyet etti.
(Dedi ki): Bize Ebû Hâlid yânı Süleyman b. Hayyân, Sa'd b. Târik'dan, o da Rib'i'den, o da Huzeyfe'den naklen rivâyet etti.
Dedi ki:
Ömer'in yanında idik. Bize: «Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) fitneleri anlaürken hanginiz işitti?» diye sordu. Bazıları: («Biz işittik») dediler. Ömer:
İhtimâl siz, kişinin ailesi ve komşusu hususundaki fitnesini kastediyorsunuz?» dedi. Oradakiler:
— «Evet!» cevabını verdiler. Ömer:
— « (Hayır!) o fitneye namaz, oruç ve sadaka keffâret olur. Lâkin Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'i deniz dalgası gibi dalgalanacak olan fitneleri anlatırken hanginiz işitti?» dedi. (Huzeyfe diyor ki): Bunun üzerine cemaat sustu. Ben (davranarak):
— Ben (işittim) dedim. Ömer:
— «Sen mi? Aferin sana!» dedi. (Huzeyfe şunları söylemiş):
— Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’i:
«Fitneler kalplere (tıpkı) hasır çubukları gibi dal dal arz olunur. Artık onlar hangi kalbe işlerse o kalbde siyah bir leke hâsıl olur. Hangi kalb onları kabul etmezse o kalpde de beyaz bir leke meydana gelir. Böylece iki kalbe yerleşirler. (Bu kalplerden) biri cilâlı taş gibi bembeyazdır; ve göklerle yer durdukça ona hiç bir fitne zarar vermez. Ötekine gelince: o alaca siyahtır; tepesi aşağı duran desti gibidir. Ne bir ma'ruf tanır; ne de bir münkeri inkâr eder. Yalnız içine işleyen heva ve hevesini bilir.» derken işittim.
Ömer'e: «Seninle bu fitneler arasında, kırılmak üzere bulunan kapalı bir kapı vardır.» dedim. Ömer:
— «Hay Allah hayırim versin, o kapı kırılacak mı? Açılmış bile olsa belki tekrar kapanır.» dedi. Ben:
— «Hayır! bilâkis kırılacak.» dedim. Ve kendisine: bu kapının, öldürülecek yahut ölecek bir zât (dan kinaye) olduğunu, mugalata değil dos doğru bir söz olarak anlattım.
Ebû Hâlid
Dedi ki: Ben Sa'de: «Yâ Ebâ Mâlik! Bu siyah mürbaad nedir?» dedim.
— «Siyahın içindeki şiddetli beyazdır.» dedi.
— «Yâ mücahhi desti nedir?» diye sordum.
— «Tepsi aşağı demektir.» cevabını verdi.
387- Bana İbn Ebû Ömer de rivâyet etti.
(Dedi ki): Bize Mervân-ı Fezârî rivâyet etti.
(Dedi ki): Bize Ebû Mâlik el-Eşcaî, Rib'iden naklen rivâyet etti. Rib'i Şöyle dedi: «Huzeyfe, Ömer'in yanından gelince oturarak bize anlattı.
Dedi ki: Dün Emîriümü'minînin, yanına oturduğum sırada ashabına: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in fitneler hakkındaki hadisini hanginiz hatırlıyor? diye sordu...» diyerek hadisi Ebû Hâlid hadisi gibi rivâyet etti: Yalnız Ebû Mâlik'in «mürbaadd» ve «mücahhî» kelimelerini tefsir ettiğini söylemedi.
388- Bana Muhammed b. el-Müsennâ ile Amr b. Aliy ve Ukbetü'bnü Mükrem el-Ammî de rivâyet ettiler. Dediler ki: Bize Muhammed b. Ebî Adîy, Süleyman et-Teymî'den, o da Nuaym b. Ebî Hind'den, o da Rib'i b. Hirâş'dan, o da Huzeyfe'den naklen rivâyet etti ki, Ömer: «Bize kim rivâyet edecek yahut —aralarında Huzeyfe de bulunduğu halde— Bize Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in fitne hakkında söylediklerini hanginiz rivâyet edecek?» demiş.
«Ben!» cevabını vermiş.
Huzeyfe, hadisi Ebû Mâlik'in Ribi'den rivâyet ettiği şekilde nakletmiş. Yalnız bu hadisde Huzeyfe'nin: «Ona masal değil dos doğru bir söz olarak anlattım» dediğini söylemiş. Ve: «Huzeyfe bu sözü ile hadisi Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den rivâyet ettiğini anlatmak istemiştir.» demiş.
Bu hadisi Buhârî «Kitâbü'l-Fiten», «KitâbüVSalât» ve «Kitâ-bü'z-Zekât» da, Titmizi ile İbn Mâcede «Kitâbül-Fiten» de tahriç etmişlerdir.
Hazret-i Huzeyfe (radıyallahü anh)'ın bu hadisi de mucizedir. Çünkü Hazret-i Ömer (radıyallahü anh)'in şehid edileceğini ve onun vefatından sonra bir takım fitneler zuhur edeceğini haber vermektedir. Ubbî'nin b
[19/4 08:49] Ömer Tarık Yılmaz: Ebu Saîd (radıyallahu anh) anlatıyor: 'Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:
'Zâlim sultanın yanında gerçeği söylemek en büyük cihaddandır.'
Ebu Dâvud, Melâhim 17, (4344); Tirmizî 13, (2175); İbnu Mace, Fiten 20, (4011).
Kütüb-i Sitte
[19/4 08:49] Ömer Tarık Yılmaz: 22. Başı mesh etmek için iki eli de kullanmak.Buna kaplama mesh denir.Şu şekilde yapılır:Her iki el tamamen ıslatılır,sonra bu iki elin küçük,orta ve adsız parmakları birbirine bitiştirilir ve bu ellerin ayaları yukarı kaldırılıp bu bitişik parmaklar,uç uca gelmek üzere birbirine yaklaştırılır ve bu parmaklar başın ön tarafından enseye kadar çekilir,sonra da iki elin ayaları başın iki tarafına yapıştırılarak ense tarafından başın önüne kadar çekilir.Bu şekilde bütün başın meshi bitmiş olur.Sonra başa değdirilmeyen baş parmakların içi ile de kulakların içleri mesh edilir.Parmakların arkaları ile de boyuna mesh edilir.Bununla beraber başın tamamı her ne şekilde olursa olsun kaplama mesh etmek de yeterlidir.(Şafiilere göre meshi üç kere tekrar etmek sünnettir)(Büyük İslam İlmihali-130/14)
[19/4 08:50] Ömer Tarık Yılmaz: Tarihte Bugün
• Kabotaj Kanunu Kabul Edildi 1926
• Kırşehir Depremi 1938
• Hindistan ve Pakistan İki Ayrı Devlet Oldu 1947
Kuveyt Türk Dijital Takvim
https://play.google.com/store/apps/details?id=com.kuveytturk.dijital.takvim
[19/4 08:50] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Ayeti
“Allah’a ibadet edin ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yakın arkadaşa, yolcuya, ellerinizin altında bulunanlara iyi davranın...”
Nisa 36
[19/4 08:50] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Hadisi
“Ölümü en çok hatırlayıp ölümden sonrası için en iyi hazırlık yapanlar zeki adamlardır.”
İbn-i Mâce, Zühd 31
[19/4 08:50] Ömer Tarık Yılmaz: FITIR SADAKASI NEDİR VE NE ZAMAN VERİLİR?
Halk arasında fitre diye bilinen fıtır sadakası (sadaka-i fıtır); insan olarak yaratılmanın ve Ramazan orucunu tutup bayrama ulaşmanın bir şükrü olarak; dinen zengin olup Ramazan ayının sonuna yetişen Müslümanın, belirli kimselere vermesi vacip olan bir sadakadır.
Kişi, kendisinin ve küçük çocuklarının fitrelerini vermekle yükümlüdür. Hz. Peygamber, büyük-küçük, kadın-erkek her Müslümana fitrenin gerektiğini ifade etmiştir. Ebû Dâvûd, Zekât, 20
Fıtır sadakasının vacip olma zamanı Ramazan bayramının birinci günü olmakla birlikte, bayramdan önce de verilebilir. Hatta bu daha faziletlidir. Bununla birlikte, bayram günü veya daha sonra da verilebilir. Ancak, bayram namazından önce verilmesi müstehap kabul edilmiştir.
Günümüzde fıtır sadakası miktarının belirlenmesinde, kişinin bir günlük (iki öğün) normal gıda ihtiyacını karşılayacak miktarın ölçü alınması daha uygundur. Kişi dinen zengin sayılanlara, usûlüne (anne, baba, dedeler ve nineler), fürûuna (çocuk ve torunlar) ve eşine fıtır sadakası veremez.
Kuveyt Türk Dijital Takvim
https://play.google.com/store/apps/details?id=com.kuveytturk.dijital.takvim
[19/4 08:50] Ömer Tarık Yılmaz: قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: اَلْكَذِبُ يُسَوِّدُ الْوَجْهَ وَالنَّمِيمَةُ عَذَابُ الْقَبْرِ. (هب)
Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular: “Yalan, yüzü karartır; nemîme (laf taşımak) ise kabir azâbı(na sebep)tir.” (Beyhakî, Şuabü’l-Îmân)
19 Nisan 2023
Fazilet Takvimi
[19/4 08:50] Ömer Tarık Yılmaz: ALLÂHÜ TEÂLÂ, TEVBE EDENİ BAĞIŞLAR
Allâhü Teâlâ buyuruyor ki: “...Hepiniz, Allâh’a tevbe ediniz, ey müminler! Ta ki kurtuluşa eresiniz.” (Nûr Sûresi, âyet 31)
Hz. Ali (k.v.) buyuruyor ki: Resûlullâh’ın (s.a.v.) şöyle buyurduğunu Hz. Ebûbekir’den (r.a.) işittim: “Kul bir günah işler de peşinden kalkıp abdest alır ve namaz kılar, günahından dolayı Allâh’a istiğfar ederse, elbette onu bağışlamak Allâh’a hak olmuş olur.” Zira Allâhü Teâlâ buyuruyor ki: “Ve her kim bir kötülük yapar veya nefsine zulmeder de sonra Allâhü Teâlâ’dan mağfiret dilerse Allâhü Teâlâ’yı çok bağışlayan, pek esirgeyen bulur.” (Nisâ Sûresi, âyet 110) (Mektûbât-ı İmâm-ı Rabbânî, c. 2, m. 66)
ŞEVVÂL AYI
Şevvâl ayı, hac aylarının ilkidir. Bayram günlerinde salevât-ı şerîfe çok okunmalıdır.
Bu ay içinde 6 gün nafile oruç tutulur. Bu oruç, şevvâl ayının 12’sinden itibaren 17. gün (dâhil) tutulduğunda “eyyâm-ı biyz” da (13, 14 ve 15. günler) oruçlu geçirilmiş olacağından çok büyük sevabı vardır.
Resûlullah Efendimiz (s.a.v.), şevvâl ayından 6 gün oruç tutanların, senenin tamamını oruçlu geçirmiş gibi olacağı müjdesini vermiştir. (Duâ ve İbadetler, Fazilet Neşriyat)
ŞEVVÂL AYI İCTİMÂI, RU’YET VE BAŞLANGICI
Hicrî-Kamerî 1444 yılı şevvâl ayı ictimâı, 20 Nisan günü Türkiye saati ile 7.13’tedir. Ru’yet ise 20 Nisan, Türkiye saati ile 22.19’dadır. Hilâl ilk olarak Afrika Kıtası’nın batısından, Kuzey Amerika ve Güney Amerika Kıtası’nın kuzeyinden itibaren görülmeye başlayacaktır.
21 Nisan günü de şevvâl ayının 1. günüdür.
GÜNEŞ TUTULMASI
20 Nisan günü “Tam Güneş Tutulması” olacaktır. Tutulmanın görüleceği yerler: Güney ve Doğu Asya, Avustralya, Pasifik ve Hint Okyanusu, Antarktika. Tutulmanın büyüklüğü : 1.013
Tutulmanın başlangıcı : 20 Nisan 04:34 (Türkiye Saati)
Tutulmanın ortası : 20 Nisan 07:17 “ ”
Tutulmanın sonu : 20 Nisan 09:59 “ ”
19 Nisan 2023
Fazilet Takvimi
[19/4 08:51] Ömer Tarık Yılmaz: Hiçbir günahkâr başka bir günahkârın yükünü yüklenmez. Günah yükü ağır olan kimse, (bir başkasını), günahını yüklenmeye çağırırsa, ondan hiçbir şey yüklenilmez, çağırdığı kimse yakını da olsa. Sen ancak, görmedikleri hâlde Rablerinden için için korkanları ve namaz kılanları uyarırsın. Kim arınırsa ancak kendisi için arınmış olur. Dönüş ancak Allah’adır.
[Fatır Sûresi.18]
[19/4 08:51] Ömer Tarık Yılmaz: BELALARA KARŞI SABIRLI OLMAK
Sabır, sözlük anlamı, kişinin başına gelen bela musibetlere karşı dayanma gücünü ifade eder. Kur'an'da müminlere ısrarla sabırlı olmaları emrolunmuştur. (Kehf, 18/28) Hz. Peygamber de müminlere başlarına gelen bela ve musibetlere karşı sabırlı olmaları tavsiyesinde bulunmuş, kendisi de bu konusunda üm- metine örneklik etmiştir. (Buhârî, “Cenâiz”, 33) Hz. Lokman oğ- luna; '...Başına gelen musibetlere karşı sabırlı ol. Çünkü bunlar kesin olarak emredilmiş işlerdendir” (Lokmân, 31/17) diye öğütte bulunmuştur.
Mümin belâ ve musibetlere karşı sabırlı olduğu kadar dinin emirlerini yerine getirme ve yasaklarından kaçınma konu- sunda da sabırlı olmalı; halinden Allah'tan başkasına şikayetçi olmamalı, yakınıp sızlanmamalıdır.
TEBBET SÛRESİ
Sûre, Fatiha’dan sonra, Tekvîr sûresinden önce Mekke’de in- miştir, 5 ayettir.
Mushaf ’taki sıralamada 111. iniş sırasına göre altıncı sûredir. “Tebbet”, “kurusun”, “kahrolsun” demektir.
Hz. Peygamber’in amcası olma- sına rağmen ona düşmanlık edenlerin en başında gelen Ebu Leheb ve karısı Ümmü Ce- mil’in konu edildiği sûrede, Ebû Leheb’in ellerinin kuruduğuna; kazandıklarının hem karısını hem de kendisini ateşten koru- yamadığına işaret edilmiştir.
ÖZLÜ SÖZ
Yardım et ki, yardım olunasın. Kötülük edene iyilik et ki, ona sahip olasın. Ken- dine razı olduğun sözü insanlara söyle.
(Erzurumlu İbrahim Hakkı)
[19/4 08:51] Ömer Tarık Yılmaz: Alemleri nurlandıran, aydınlatan
An-Nur : The Light who gives light to all the worlds, who illuminates the faces, minds and hearts of its servants.
Cenab-ı Hak buyuruyor:
'Allah, göklerin ve yerin nurudur. O'nun nurunun misali, içinde çerağ bulunan bir kandil gibidir; çerağ bir sırça içerisindedir; sırça, sanki incimsi bir yıldızdır ki, doğuya da, batıya da ait olmayan kutlu bir zeytin ağacından yakılır; (bu öyle bir ağaç ki) neredeyse ateş ona dokunmasa da yağı ışık verir. (Bu,) Nur üstüne nurdur. Allah, kimi dilerse onu Kendi nuruna yöneltip-iletir. Allah insanlar için örnekler verir. Allah, herşeyi bilendir.' (Nur, 35)
Gerek duyguya ait ve gerekse akıl ve idrake ait her çeşit karanlıkların zıddı olan vicdan ve sezgide ortaya çıkan dış ve iç tecellî ve doğuşların hepsine de nur denilir.
Allah, göklerin ve yerin nurudur. Bütün âlemi meydana koyan, kâinatı gösteren, hakikati bildiren, gözleri gönülleri şenlendiren O'dur. O olmasaydı, hiçbir şey bulunmaz, hiçbir hakikat sezilmez, hiçbir neşe duyulmazdı.
Her şeyin ortaya çıkışı ve bilinmesi ancak O'nun açığa çıkarması ve bildirmesiyledir. Nur'un özelliği de ortaya çıkma, parlama ve bulunmadır. O halde açıkça ortaya çıkar ki, gerçekte mutlak nur, Allah Sübhânehû ve Teâlâ'dır. Ve O'ndan başkasına nur demek mecazdır.
Her şey, göze açık ışık ile göründüğü gibi, yine batınî basirete de her şey Allah ile gözükür. Allah'ın nuru her şey ile beraber bulunur da fark edilmez. Ancak bunda diğerinden bir farklılık vardır: Görünen nurun güneşin batması ile kaybolup gizlendiği düşünülür. Fakat her şeyin kendisi ile ortaya çıktığı ilâhî nurun batması veya kaybolması düşünülemez ve değişmesi imkansız olduğundan eşya ile daima beraber kalır. Ayırmakla delil getirmek yolu, kesilmiş olur. Onun kaybolmasını düşünsen gökler ve yerler yıkılır, kendinden geçersin.
Her şey, bazı zaman değil, her vakitte O'na hamd ile tesbih eylediklerinden ayrılık kalkmış, gizli yol kalmıştır. Zira marifette görünen yol, eşyayı zıddıyla tanımaktır. Bundan dolayı, hiç zıddı olmayan ve hiç değişmeyenin gizli kalması uzak görülmemelidir. Onun gizliliği, açıklığının şiddetindendir. Açıklığının şiddetinden dolayı yaratıklardan gizlenen ve nurunun parlaması sebebiyle onlara karşı perdelenen Allah'ın şanı ne yücedir!
Allah nuru, nur üzerine nurdur. Sınırlanması ve bilinmesi mümkün olmayan bir nurdur. O halde onu niye herkes bulamıyor? İstenilene niye eremiyor? denilirse Allah, o nuruna veya o nuruyla dilediği kimseyi hidayet eder. Dolayısıyla herkes hak delili göremez, hak âyetlerini bilemez, hakkın isteğine eremez. Herkes peygamber veya velî veya mümin veya arif veya iyi bir kul olamaz. Ve onun için peygamberlik nurundan, Kur'ân nurundan, iman nurundan, ilim nurundan herkes faydalanamaz. .
Kaynaklar
1) Calligraphy, The Most Beautiful Names, Tosun bayrak, Threshold Books, 1985
2) Elmalı Tefsiri, Nur
[19/4 08:52] Ömer Tarık Yılmaz: Orucun yasakları, doğrudan söylenirse yemek, içmek ve cinsel ilişkide bulunmaktır; tersinden söylenirse orucun yasakları, orucun bozulmasına sebep olan şeylerdir. Bölüm başında da belirttiğimiz gibi oruç, yeme, içme ve cinsel ilişkiden kaçınmaktır. Dolayısıyla bu üç hususa dikkat edildiği takdirde oruç tutulmuş olur. Bununla birlikte bazı davranışların, sayılan bu üç şeyin kapsamına girip girmediği konusunda gerekli veya gereksiz tereddütler oluşabilmektedir. Yine orucun bozulmasına yol açmamakla birlikte, orucun genel havasına, anlam ve gayesine yakışmayan şeyler konusunda da dikkatli olmak gerektiği için burada günlük hayatta karşılaşılabilecek bazı durumlara kısaca işaret etmek istiyoruz.
A) ORUCUN MEKRUHLARI
Öteden beri fıkıh ve ilmihal kitaplarında mekruh olarak nitelendirilen şeylerin bir kısmı, orucun anlam ve gayesine yakışmayan şeyler, bir kısmı da biraz ileri gidildiği takdirde orucun bozulmasına sebep olabilecek şeylerdir. Meselâ bir şeyi tatmak ve çiğnemek mekruhtur; çünkü ağza alınan bir şeyin yutulma tehlikesi bulunmaktadır. Fakihler yine aynı gerekçeyle, bir insanın eşiyle öpüşmesini, ona sarılmasını mekruh saymışlardır. Çünkü bu davranış, orucu bozacak bir fiili işlemeye götürebilir. Esasen bir insanın eşiyle öpüşmesi oruca zarar vermez. Nitekim Âişe vâlidemiz, Peygamberimiz'in oruçlu iken hanımlarıyla elleşip şakalaştığını ve öpüştüğünü anlatmıştır (İbn Mâce, 'Sıyâm', 19; Muvatta, 'Sıyâm', 13).
Aşırı titizlikleri gereği misvak kullanmayı dahi mekruh sayanlar bulunmakla birlikte, âlimlerin çoğunluğu bunu mekruh görmemişlerdir. Günümüz-de yaygın olduğu şekliyle ağız ve diş temizliğinin diş fırçası ve diş macunu kullanılarak yapılması da oruca zarar vermez; üstelik aksatılmaması gereken yerinde bir davranış da olur. Ağız ve diş temizliğini gündüz yapmamayı tercih edenler, bunu mutlaka sahurdan sonra yapmış olmalıdır. Oruçlunun normal temizlik için veya cünüplükten temizlenmek için yıkanması mekruh olmamakla birlikte, serinlemek maksadıyla yıkanması oruç esprisine aykırı-lık gerekçesiyle mekruh sayılmıştır. Oruçlunun güzel koku sürünmesi veya güzel kokan bir şeyi özel olarak koklaması da mekruh sayılmaz.
Ayrıca, esasen orucu bozmamakla birlikte, oruçlunun direncinin kırılmasına ve güçsüz düşmesine yol açan, kan aldırmak vb. şeyler mekruhtur. Konunun başında sahurun geciktirilmesi ve iftarın vakit girer girmez yapılmasının anlamına ilişkin olarak söylediğimiz hususlar burada da geçerlidir.
B) ORUCU BOZAN ŞEYLER
Yemek, içmek ve cinsel ilişkide bulunmak orucu bozan şeylerdir. Bunların hangi durumda sadece kazâ, hangi durumda kazâ ile birlikte kefâreti gerektirdiğini görelim.
a) Kazâ ve Kefâreti Gerektiren Durumlar
Orucu bozup hem kazâ hem de kefâreti gerektiren durumların başında rama-zan günü oruçlu iken yapılan cinsel ilişki gelmektedir. Zaten Peygamberimiz oruç kefâreti hükmünü, o zaman vuku bulan böyle bir cinsel ilişki olayı üzerine ver-miştir. Oruç kefâreti konusunda eldeki tek örnek ve delil de budur. Bu bakımdan bütün fıkıh mezhepleri, ramazan günü oruçlu iken bilerek ve isteyerek normal cinsel ilişkide bulunmanın, hem kazâ ve hem de kefâreti gerektireceği konusunda görüş birliği etmişlerdir. Bir şey yiyip içmenin kefâreti gerektirip gerektirmediği konusu ise mezhepler arasında tartışmalıdır. Hanefîler, bilerek ve isteyerek bir gıda veya gıda özelliği taşıyan her türlü maddeyi almayı da bu hükme kıyas ederek, bu durumda da hem kazâ hem de kefâret gerekeceğini söylemişlerdir.
Peygamberimiz zamanında cereyan eden ve oruç kefâretinin gerekçesi olan olay şudur:
Bir adam 'Mahvoldum' diyerek Peygamberimiz'e gelmiş ve ramazanın gündüzünde eşiyle cinsel ilişkide bulunduğunu söylemiş, bunun üzerine Peygamberimiz;
- Köle âzat etme imkânın var mı?
- Hayır, yok.
- Peş peşe iki ay or
[19/4 08:53] Ömer Tarık Yılmaz: Ey iman edenler! Akitleri(n geregini) yerine getiriniz Ihramli iken avlanmayi helal saymamak üzere (asagida) size okunacaklar disinda kalan hayvanlar, sizin için helâl kilindi Allah diledigine hükmeder (MAİDE/1)
Ey iman edenler! Allah'in (koydugu, dinî) isaretlerine, haram aya, (Allah'a hediye edilmis) kurbana, (ondaki) gerdanliklara, Rablerinin lütuf ve rizasini arayarak Beyt-i Haram'a yönelmis kimselere (tecavüz ve) saygisizlik etmeyin Ihramdan çikinca avlanabilirsiniz Mescid-i Haram'a girmenizi önledikleri için bir topluma karsi beslediginiz kin sizi tecavüze sevketmesin! Iyilik ve (Allah'in yasaklarindan) sakinma üzerinde yardimlasin, günah ve düsmanlik üzerine yardimlasmayin Allah'tan korkun; çünkü Allah'in cezasi çetindir (MAİDE/2)
Kendileri için nelerin helâl kilindigini sana soruyorlar; de ki: Bütün iyi ve temiz seyler size helâl kilinmistir Allah'in size ögrettiginden ögretip avci hale getirdiginiz hayvanlarin sizin için yakaladiklarindan da yeyin ve üzerine Allah'in adini anin (besmele çekin) Allah'tan korkun Allah'in hesabi pek çabuktur (MAİDE/4)
Ey iman edenler! Allah sizi ellerinizin ve mizraklarinizin erisecegi bir avlanma ile (onu yasak ederek) dener ki gizlide (kimsenin görmedigi yerde, gerçekten) kendisinden kimin korktugu ortaya çiksin Kim bundan sonra siniri asarsa onun için aci bir azap vardirEy iman edenler! Ihramli iken avi öldürmeyin Içinizden kim onu kasten öldürürse öldürdügü hayvanin dengi (ona) cezadir (Buna) Kâbe'ye varacak bir kurban olmak üzere içinizden adalet sahibi iki kisi hükmeder (öldürülen avin dengini takdir eder) Yahut (avlanmanin cezasi), fakirleri doyurmaktan ibaret bir keffârettir, yahut onun dengi oruç tutmaktir Ta ki (yasak av yapan) isinin cezasini tatmis olsun Allah geçmisi affetmistir Kim bu suçu tekrar islerse Allah da ondan karsiligini alir Allah daima galiptir, öç alandirHem size hem de yolculara fayda olmak üzere (faydalanmaniz için) deniz avi yapmak ve onu yemek size helâl kilindi Ihramli oldugunuz müddetçe kara avi size haram kilindi Huzuruna toplanacaginiz Allah'tan korkun (MAİDE/94-96)
[19/4 08:53] Ömer Tarık Yılmaz: MİSAFİRLİK (ZİYAFET)
3460 - Ebu Kerime radıyallahu anh anlatıyor: 'Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: 'Bir gece misafir olmak müslümanın hakkıdır. Kim, (bir ev sâhibinin) avlusunda sabahlarsa, ağırlanma masrafı, (ev sahibi) üzerine bir borç olur. (Misafir) dilerse o hakkını alır, dilerse terkeder (almaz).'
Ebu Dâvud, Et'ime 5, (3750).
3461 - Bir başka rivâyette (Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın) şöyle söylediği kaydedilmiştir: 'Kim bir cemâate misafir olur ve fakat misafir, (ağırlanmaktan) mahrum kalırsa, -ona yardım, her müslüman üzerine hak (bir vazife) olması hasebiyle- bir gecelik (ağırlanma) masrafını o cemâatin ekininden ve malından alır.'
Ebu Dâvud, Et'ime 5, (3751).
3462 - Ukbe İbnu Amir radıyallahu anh anlatıyor: 'Resülullah aleyhissalâtu vesselâm'a dedim ki:
'Siz, bizi (sefere) gönderiyorsunuz. Bir yere vardığımız zaman, ahâlisi ihtiyaçlarımızı görmezlerse ne yapmalıyız?' (Resülullah bize) Şu cevabı verdiler:
Bir kavme inince, onlar misafire davranılması gereken muameleyi size de yaparlarsa ikrâmlarını kabül edin. Aksi takdirde, misafire yapmaları gereken ikrâm kadarını onlardan (zorla da olsa) alın.'
Buhari, Edeb 85, Mezâlim 18; Müslim, Lukâta 17, (1727); Ebu Dâvud, Et'ime 5, (3752); Tirmizi, Siyer 32, ( 1589).
3463 - Avf İbnu Mâlik radıyalluhu anh anlatıyor:
'Ey Allah'ın Resûlü dedim, ben bir adama uğrasam, o beni ağırlamasa sonra o bana uğrasa ben ona yaptığını yapayım mı?'
'Hayır! dedi, sen onu ağırla!'
Bir gün Resülullah aleyhissalâtu vesselâm beni eskimiş bir elbise içerisinde görmüştü:
'Senin malın yok mu (da böyle giyiniyorsun)?' diye sordu.
'Allah bana deve, koyun, (sığır, at, köle) her maldan verdi!' dedim.
'Öyleyse buyurdular, üzerinde görülmelidir!'
Tirmizi, Birr 63, (2007).
3464 - Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: 'Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: Misafirlik üç gündür. Bundan fazlası sadakadır.''
Ebu Dâvud, Et'ime 5, (3749).
3465 - Ebu Şüreyh el-Adevi radıyallahu anh anlatıyor: 'Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: 'Kim Allah ve âhirete inanıyorsa, misafirine câize'sini ikrâm etsin!'
Yanındakiler sordular:
'Ey Allah'ın Resulü! Câizesi de nedir?' Aleyhissalâtu vesselâm açıkladı:
'Bir gecesi ve gündüzüdür. Misâfırlik üç gündür. Bundan fazlası sadakadır. Misafire, ev sâhibini günaha sokuncaya kadar yanında kalması hoş değildir.'
Tekrar sordular:
'Misafgir ev sahibini nasıl günaha sokar?' Aleyhissalatu vesselam açıkladı:
'Adamın yanında ikamet eder kalır, halbuki kendisine ikram edecek bir şeyi yoktur.'
Buhari, Edeb 85, 31, Rikak 23; Müslim, Lukata 77, (48); Muvatta, Sıfatu'n-Nebiyy 22, (2, 929); Ebu Davud, Et'ime 5, (3748); Tirmizi, Birr 43, (1968, 1969).
[19/4 08:53] Ömer Tarık Yılmaz: Behz İbnu Hakîm İbni Mu'âviye İbni Hayde el-Kuşeyrî babası tarikiyle dedesinden şunu rivayet ediyor: 'Dedim ki: Ey Allah'ın Resûlü, ben sana gelirken, seni ve dinini benimsemiyeceğim diye şunların (ellerinin parmaklarını göstererek) adedinden fazla yemin ettim. Meğerse, Allah ve Resûlünün öğrettiği dışında hiçbir şey anlamayan bir kimseymişim. Şimdi Allah rızası için senden soruyorum. Allah seninle bizlere ne gönderdi?'
Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm): 'İslâm'ı dedi. 'Pekâla, dedim, İslâm'ın alâmetleri nedir?' Şu cevabı verdi: 'Kendimi Allah'a teslim ettim, başka şeyleri terkettim' demen, namaz kılman, zekât vermendir. Her Müslüman bir başka Müslümana haramdır. İki Müslüman birbiriyle kardeştir ve birbirlerine yardımcıdırlar. Bir kimse Müslüman olduktan sonra müşrikleri terkedip, Müslümanlara karışmadıkça hiçbir ameli (Allah katında) makbul değildir.'
Nesâî, Zekât 72, (5, 82).
[19/4 08:54] Ömer Tarık Yılmaz: Ne Kitab ehlinden inkâr edenler ve ne de Allah’a ortak koşanlar, Rabbinizden size bir iyilik gelmesini isterler. Oysa Allah, rahmetini dilediğine tahsis eder. Allah, büyük lütuf sahibidir.
[Bakara Sûresi.105]
[19/4 08:54] Ömer Tarık Yılmaz: “Allah’ım! Senden düzgün bir yaşantı, temiz bir ölüm ve rezil rüsva olmadan sana dönebilmeyi istiyorum.” (İbn Ebû Şeybe, Duâ, 1,No:29134)
[19/4 08:54] Ömer Tarık Yılmaz: Allah’ı tanıyan kişi insanlardan özür diler. Özür dileyenin özrünü kabul eyle. Sana eziyet edeni affedip tatlı ve yumuşak söyle. Elinden geldiği kadar kusurları affet, ayıpları görmezden gel. Af ihsanların en güzelidir.[Erzurumlu İbrahim Hakkı]
[19/4 09:00] Ömer Tarık Yılmaz: Hz.İKRİME BİN EBÎ CEHİL
Mekkenin fethinin akabinde umumi af ilan eden Peygamberimiz (s.a.v) birkaç kişinin İslama ve müslümanlara aşırı düşmanlıkları ve hakaretleri sebebiyle, Kabenin örtüsüne sarılsalar bile öldürülmesini emretti. Bu bedbahtlardan biri de Ebu Cehilin oğlu İkrime idi. Her an müslümanlar tarafından öldürülmek tehlikesiyle karşı karşıya bulunan İkrime, Yemene kaçtı. Habeşistana gitmek istiyordu.
İkrimenin karısı Ümmü Hakim binti Haris bin Hişam bir grup kadınla gelip müslüman olmuştu. Akıllı bir kadındı. Beyattan sonra Peygamberimize dedi ki; Ya Rasulüllah! Kocam İkrime senden korkarak Yemene kaçtı. Öldürülmekten korkuyor. Ona eman ver! Peygamberimiz de: Ona eman verilmiştir buyurdu.
Onu aramaya gidip getirmek için de bu esnada izin istedi. Peygamberimiz izin verdi. Yanına Rum kölesini alarak yola çıktı. Kölenin hıyanet etmek niyetinde olduğunu anlayınca bir arap kabilesinden yardım istedi. Onlar da köleyi iple bağladılar.
Ümmü Hakim (r.anha) kocası İkrimeye Tihame sahillerinden bir sahilde gemiye bindiği bir sırada yetişti. Muhammed (a.s)dan kendisi için eman aldığını bildirdi. Onu dönmeye razı etti. Zaten gemide kaptanla aralarında daha önceden geçen konuşmanın tesiri altında bulunuyordu. Şöyle ki; İkrime gemide oturduğu yerden seslice Lât ve Uzza adını anınca gemici: Şurada hiç kimsenin, Allahtan başka hiçbir şeye dua etmesi caiz ve doğru olmaz.dedi. Peki ne diyeyim? diye sorunca da gemici Allahtan başka ilah yoktur, de! dedi. Peygamberimizin davet ettiği ilahın bu gemicinin söylediği bir tek Allah olduğunu anladı.
O sırada çıkan fırtına, gemiyi altüst ediyordu. Gemici tekrar İlahınıza ihlâslı olunuz. Ondan başka hiçbir şey, felaketi başınızdan savamaz. dedi. Bunun üzerine İkrime Denizde Allaha ihlâslı olmadıkça, beni hiçbir şey kurtaramazsa, karada da başkası kurtaramaz. Ey Allahım! Boynumun borcu olsun, eğer bu tehlikeden selâmete çıkarsam Muhammede gidip biat edeyim. dedi. İkrime der ki, İşte bunun üzerinedir ki İslamiyeti anlamaya başladım ve İslamiyet sevgisi kalbime düştü. İşte tam o sırada hanımı Ümmü Hakim yanına vardı. Emanı bildirdi. Mekkeye beraber dönmek üzere yola koyuldular. Yolda ihanete kalkışan Rum köleyi katletti. Henüz daha müslüman olmadan.
Mekkeye yaklaştıkları sırada Peygamberimiz (s.a.v) eshabına İkrime sizin yanınıza mümin ve muhacir olarak geliyor. Sakın onun babasına kötü söz söylemeyin. Çünkü ölüye kötü söz söylemek diriyi rahatsız eder. Ölüye bir şey erişmez. buyurdu. Onu kucakladı. Hoşgeldin süvari muhacir! buyurdu. Sen beni nelere davet ediyorsun? diye soran İkrimeye, şehadet etmeye, namaz kılmaya, zekat vermeye, oruç tutmaya, hac etmeye, şöyle şöyle yapmaya davet ediyorum buyurup İslamiyetin esaslarını e ahlâkını anlattı. İkrime, Vallahi, sen hak ve gerçeğe, güzel ve iyi bir şeye davet ediyorsun! dedi. Şehadet getirip müslüman oldu. Onun müslüman oluşu Peygamberimizi sevindirdi. Peygamberimiz (s.a.v) bugün benden ne dilersen sana vereceğim buyurunca Sana karşı ve küfür içindeyken yaptığım herşeyden dolayı Allahtan mağfiret dilemeni isterim. dedi. Peygamberimiz de dua etti. Razı oldum Ya Rasulüllah! şimdiye kadar yaptığım kötülüklere karşılık bundan sonra iki katı iyilik yapacağım.! dedi. Karısıyla yeniden nikahları yenilendi.
İkrimenin müslüman olduktan sonraki ilk işi Mekkede evlerde bulunan gizli putları kırmak oldu. Zira kendisi Cahiliyye devrinde put tüccarlığı yapardı.
İkrime (r.a) iyi bir müslümandı. Hatta müslümanların da iyilerindendi. Eline Mushafı alır, yüzüne sürer Rabbimin Kelamı! Rabbimin Kitabı! diyerek ağlardı.Vali ve kumandan olarak gerek Peygamberimiz (s.a.v) zamanında ve gerekse Hz. Ebu Bekir (r.a) zamanında çok değerli hizmetler yaptı.
Yermuk savaşında oğlu ve amcası ile beraber diğer İslam bahadırlarıyla, şanlı bir mücahit olarak destan yaz
[19/4 09:04] Ömer Tarık Yılmaz: Üç aylar diye adlandırılan (Recep, Şaban, Ramazan) aylarının, aralıksız olarak oruçla geçirilmesinin bir sakıncası var mıdır?
Hz. Peygamber (s.a.s.)’in Recep ve Şaban aylarında, diğer aylara oranla daha çok nafile oruç tuttuğu hadis kaynaklarında yer almakta (Buhârî, “Savm”, 52, 53), fakat bu iki ayı aralıksız oruçlu geçirdiği bilinmemektedir. Dolayısı ile Ramazana ilaveten Recep ve Şaban aylarını da bütünü ile oruçlu geçirmek sakıncalı olmamakla beraber sünnete uyarak bu aylarda birer gün olsun oruca ara vermek uygun olur.
[19/4 09:05] Ömer Tarık Yılmaz: ADAK
Nezr, Allahü teâlânın rızâsının elde edilmesi veya bir isteğin yerine gelmesi veya bir belâ ve musîbetin giderilmesi maksadıyla Allahü teâlâ için oruç tutmak, kurban kesmek gibi başlıbaşına ibâdet olan veyâ benzeyen bir şeyi kendisine vâcib kabûl etm e. (Bkz. Nezr) Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde buyurdu ki Adaklarını yerine getirsinler.' (Hac sûresi 29) Adak ibâdettir. Allah için yapılır. Kul için yapılmaz. Adak edilen şeyin farz veya vâcib olan bir ibâdete benzemesi veya başlıbaşına bir ibâdet olması lâzımdır. Namaz, oruç, hacca gitmek, köle âzâd etmek vb. adak edilir. Abdest almak, ölü kefenlemek, ezan okumak, mekteb ve câmi yapmak başlıbaşına ibâdet olmadıkları için adak yapılmazlar. Adak iki türlüdür 1) Mutlak adak Allahü teâlâ için bir sene oruç tutacağım demek gibi. Düşünmeden, söz arasında dilinden çıkmış olsa da yerine getirmek vâcibtir. 2) Şarta bağlı adak. Hastam iyi olursa Allah için şu kadar sadaka vermek, sevâbını meselâ Seyyid AhmedBedevî hazretlerine bağışlamak nezrim, adağım olsun demek gibi. Hasta iyi oldukdan sonra bunları yapmak lâzım olur. Adağı yerine getirmek vâcibdir. Bâzı âlimler farzdır, dedi. (İbn-i Âbidîn)
[19/4 09:05] Ömer Tarık Yılmaz: Şükür kurbanı ne demektir?
Bir kimse arzu ettiği bir amaca ulaşması veya bir nimete nail olması sebebiyle şükür kurbanı kesebilir. Ancak böyle bir nimeti elde eden kişinin, adakta bulunmadığı sürece, kurban kesmesi zorunlu değildir. Ayrıca Hanefi mezhebine göre temettu veya kıran haccı yapan kişilerin, aynı mevsimde hac ve umreyi beraberce yaptıkları için Harem bölgesinde kestikleri kurban da bir tür şükür kurbanıdır.
[19/4 09:07] Ömer Tarık Yılmaz: KEFFÂRET
İşlenen cinâyet karşılığında ödenmesi gereken cezâ demektir. Oruç, sadaka veya kurban olabilir.
[19/4 09:07] Ömer Tarık Yılmaz: Rabbinin, fil sahiplerine ne yaptığını görmedin mi? Onların tuzaklarını boşa çıkarmadı mı? Üzerlerine balçıktan pişirilmiş taşlar atan sürü sürü kuşlar gönderdi. Nihayet onları yenilmiş ekin yaprakları haline getirdi.'
(Fil, 105/1-5)
http://www.duavesureler.com
[19/4 09:08] Ömer Tarık Yılmaz: 'Her kul öldüğü hal (amel) üzere diriltilir. '
(Müslim, 'Cennet', 83)
http://www.duavesureler.com
[19/4 09:08] Ömer Tarık Yılmaz: 'Allah’ım! Sevgini, Seni seven kimsenin sevgisini ve sevgine ulaştıracak ameli istiyorum...'
(Tirmizî, 'De’avât', 74)
http://www.duavesureler.com
[19/4 09:08] Ömer Tarık Yılmaz: • Hz. Hatice Annemizin (r.anhâ) Vefatı (620)
• Kuğu Fırtınası (3 Gün)
Semerkand Takvimi
[19/4 09:08] Ömer Tarık Yılmaz: Dünya ve Ahiret İçin İlim
Âlemlere rahmet efendimiz şöyle buyurur:
İlim, müminin kaybolmuş malıdır. Onu nerede bulursa alır (Tirmizî).
Yalnız iki kimse gıpta edilmeye layıktır. Bunlar da Allah’ın kendisine verdiği malı Hak uğrunda sarfeden, muhtaçlara dağıtan kimse ile Allah’ın kendisine vermiş olduğu ilim ve hikmetle hükmeden ve onu halka öğreten kimsedir (Riyâzü’s-Sâlihîn).
Ya âlim (öğretici) ol, ya öğrenci ol, dinleyici ol veya seven ol. Sakın beşincisi olma helâk olursun.
Gelişen dünyada bilimden, ilimden, teknolojiden uzak kalmak dünyada kör dolaşmaktır. İlimden nasip almayan bir insan ruhsuz ceset gibidir.
Her işimizde ilmi rehber edinelim. İnsana olgunluk bahşeden iyi meziyetler kazandıran Allah ve Resûlü’nün rızası bulunan ilimleri tahsil edelim.
Resûlullah [sallallahu aleyhi vesellem] Böyle Dua Etti
Allahım! Faydasız ilimden, katına yükselemeyen amelden, korkmayan kalpten ve kabul olunmayan duadan sana sığınırım (Müslim; Beyhakî).
Semerkand Takvimi
[19/4 09:08] Ömer Tarık Yılmaz: Bir Ayet
Rabbinin, fil sahiplerine ne yaptığını görmedin mi? Onların tuzaklarını boşa çıkarmadı mı? Üzerlerine balçıktan pişirilmiş taşlar atan sürü sürü kuşlar gönderdi. Nihayet onları yenilmiş ekin yaprakları haline getirdi.'
(Fil, 105/1-5)
Daha fazlası için Bir Ayet Hadis Dua uygulamasını hemen indir; Google Play: https://birayethadisdua.page.link/app?ayet=L7IM5e7Hq94=
[19/4 09:08] Ömer Tarık Yılmaz: Bir Hadis
'Mü’minler birbirlerini sevmekte, birbirlerine acımakta ve birbirlerini korumakta bir vücuda benzerler. Vücudun bir uzvu hasta olduğu zaman, diğer uzuvlar da bu sebeple rahatsızlanır.'
(Buharî, 'Edeb',27; Müslim,'Birr', 66)
Daha fazlası için Bir Ayet Hadis Dua uygulamasını hemen indir; Google Play: https://birayethadisdua.page.link/app?hadis=L7IM5e7Hq94=
[19/4 09:09] Ömer Tarık Yılmaz: Bir Dua
'Rabbim! Bana yardım et, aleyhime olan şeylere yardım etme. Bana zafer ver, aleyhime zafer verme. Lehime tertip kur, aleyhime tertip kurma. Bana hidayet et ve hidayeti bana kolaylaştır. Bana zulmeden kimseye karşı yardım et...'
(Tirmizî, 'De’avât', 114; İbn Hıbbân, 'Ed’ıye', No: 947; İbn Ebî Şeybe, 'Dua', 42, No: 29381)
Daha fazlası için Bir Ayet Hadis Dua uygulamasını hemen indir; Google Play: https://birayethadisdua.page.link/app?dua=L7IM5e7Hq94=
[19/4 09:09] Ömer Tarık Yılmaz: Evlerinizde Kurân'ı çok okuyunuz. Çünkü Kur'ân okunmayan evin hayrı az, şerri çok olur ve o ailenin geçimi daraltılır. Hadis-i Şerif
[19/4 09:09] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Ayeti
Hayır artık çok geç! Can boğaza gelip dayandığında; Yok mu bir şifacı? dendiğinde; (Hasta) bunun beklenen ayrılış olduğunu anladığında; Ve bacaklar birbirine dolaştığında; İşte o gün sevkedilen yer sadece rabbinin huzurudur.
(Kıyâme, 75/26-30)
[19/4 09:09] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Hadisi
Allahım! Dalalete (sapıklığa) düşmekten veya (başkalarını) dalalete düşürmekten, hataya düşmekten veya (başkasını) hataya düşürmekten, zulmetmekten veya zulme uğramaktan, cahillik etmekten veya cahillikle karşılaşmaktan, sana sığınırım.
(Abu Dawud, “Edeb”, 112)
[19/4 09:10] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Duası
...Rabbim! Tövbemi kabul et, günahımı temizle, duamı kabul buyur, delilimi sabit kıl, dilimi doğru yap, kalbime hidayet ver, göğsümün kin ve hasedini çıkar.
(Tirmizî, İbn Hıbbân, İbn Ebî Şeybe)
[19/4 09:10] Ömer Tarık Yılmaz: Vaktin Esmaül Hüsnası
El-Ahir
Varlığının sonu olmayan, ölümsüz, ebedî ve bâkî olan
[19/4 09:10] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Hikayesi
Suçlunun Savunması
Hz.Ömer (r.a.) tayin ettiği valilerden biri, Cuma hutbesi esnasında Hz.Ömer'i öyle överki, bir Sahabi dayanamaz, kalkar, valiye müdahale edip, onu susturmaya çalışır.
Namazdan sonra durum Hz.Ömer'e iletilir. Halifenin emriyle valiye karşı gelen adam yakalanıp bir suçlu gibi götürülür.
Suçlu kabul edilen Sahabi, Hz.Ömer'in huzuruna girince selam verir. Hz.Ömer (r.a.), hiddetinden selama mukabelede bulunmaz. Onu azarlar.
Bunun üzerine sahabi:
- Ya Ömer! Ben bir suç işlediysem, sen iki suç işledin, diyince
Hiddeti birden kaybolan Hz.Ömer (r.a.):
- Nedir benim o iki suçum?
- Allah'ın selamını verdim de çok hiddetlendiğin için mukabelede bulunmadın. Vacibi terkettin. Bu bir. Suçluyu dinlemeden tek taraflı hüküm verdin. Bu da iki.
Hatasını anlayan Hz.Ömer (r.a.) olayı anlatmasını isteyince,
Sahabi:
- Tayin ettiğin vali, hutbede seni öyle övdü, öyle övdü ki bu söz, cemaatin üzerinde sanki fazilet yönünden senin Hz. Ebubekir'den daha üstün olduğun izlenimini bıraktı. İşte bu yanlış düşünceyi zihinlerden silmek için müdahale ettim. Halbuki sen fazilet yönünden Hz.Ebubekir'in yarısı kadarsın.
Hz.Ömer (r.a.)
- Neden?
Sahabi:
- Orduya yardım ediniz ! emri-i peygamberi karşısında sen servetinin yarısını getirmiştin. Hz.Ebubekir ise servetinin tamamını getirmiş ve Ashabın gözlerini yaşartmıştı. Bunun üzerine Hz.Ömer (r.a.), o zattan özür dileyip dua istedi ve onu serbest bıraktı. Böyle konuşan valiyi ise hemen görevden azletti.
[19/4 09:10] Ömer Tarık Yılmaz: Sen, bizim velimizsin. Artık bizi bağışla ve bize acı. Sen, bağışlayanların en hayırlısısın.
أَنتَ وَلِيُّنَا فَٱغْفِرْ لَنَا وَٱرْحَمْنَا ۖ وَأَنتَ خَيْرُ ٱلْغَٰفِرِينَ
(A'raf 155)َ
Ente veliyyunâ fâgfirlenâ verhamnâ ve ente hayrûl gâfirîn(gâfirîne)
[19/4 09:10] Ömer Tarık Yılmaz: Güç yetirebileceğiniz amelleri yapmaya gayret ediniz. Allah usanmaz da siz usanırsınız. Allah katında amellerin en sevimlisi az da olsa devamlı olanıdır.
(Ebû Dâvûd, Tatavvu', 27)
LİG TABLOSU
Takım
O
G
M
B
Av
P
1.GALATASARAY A.Ş.
26
20
2
4
44
64
2.FENERBAHÇE A.Ş.
27
17
1
9
33
60
3.TRABZONSPOR A.Ş.
26
17
3
6
23
57
4.BEŞİKTAŞ A.Ş.
26
14
5
7
17
49
5.GÖZTEPE A.Ş.
26
11
5
10
10
43
6.RAMS BAŞAKŞEHİR FUTBOL KULÜBÜ
26
12
8
6
14
42
7.SAMSUNSPOR A.Ş.
26
8
7
11
-2
35
8.KOCAELİSPOR
26
9
11
6
-4
33
9.GAZİANTEP FUTBOL KULÜBÜ A.Ş.
27
8
10
9
-10
33
10.ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş.
26
7
10
9
-4
30
11.CORENDON ALANYASPOR
26
5
8
13
-4
28
12.TÜMOSAN KONYASPOR
26
6
11
9
-9
27
13.NATURA DÜNYASI GENÇLERBİRLİĞİ
26
6
13
7
-8
25
14.KASIMPAŞA A.Ş.
26
5
12
9
-14
24
15.HESAP.COM ANTALYASPOR
26
6
14
6
-18
24
16.İKAS EYÜPSPOR
26
5
14
7
-18
22
17.ZECORNER KAYSERİSPOR
26
3
12
11
-28
20
18.MISIRLI.COM.TR FATİH KARAGÜMRÜK
26
4
17
5
-22
17


