Prof. Dr. Baran Yıldız


Günün yazısı


[21/4 14:46] Ömer Tarık Yılmaz: Hayırlı sabahlar 
        Bir ramazan ayının daha sonuna geldik Allah cümlemizi sağlıklı sıhhatli huzurlu mutlu sevdiklerimiz ve sevenlerimizle nice ramazan aylarına ermeyi nasip etsin mübarek ramazan bayramınızı güzel günlere vesile olması dileğiyle bayramınızı en içten dileklerimle kutlar sağlık ve huzur içinde bir bayram geçirmenizi diliyorum.
SAĞLICAKLA KALIN...
[21/4 21:54] Ömer Tarık Yılmaz: 69 - Korkan Kimsenin Îmanını Gizlemesinin Cevazı Bâbı
 
394- Bize Ebû Bekr b. Ebû Şeybe ile Muhammed b. Abdillâh b. Nümeyr ve Ebû Küreyb rivâyet ettiler. Lâfız Ebû Kureyb'indir. Dediler ki: Bize Ebû Muâviye, A'meş'den, o da Şakîk'den, o da Huzeyfe'den naklen rivâyet etti. Şöyle dedi:
 
Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’le beraber bulunuyorduk. (Bize hitaben):
 
«İslâm kelimesini söyleyenlerin adedi kaçtır. Sayın bana!» dedi. Bizde: «Ya Resûlüllah, adedimiz altı yüzle yedi yüz arasında olduğu halde bize bir kötülük ederler diye mi korkuyorsun?» dedik.
 
«Siz bilmezsiniz; belki ibtilâ olunursunuz.» buyurdular. Huzeyfe
 
«Hakikaten az sonra ibtilâ olunduk. O derecede ki bizden birimiz namazını bile ancak gizli kılmağa başladı.» demiş.
 
Bu hadisi Buhârî ile Nesâî «Kitâbü's-Siyer» de, İbn Mâce-de «Kitâbü'l-Fiten» de tahriç etmişlerdir. Buhârî'de hadisin metni şöyledir:
 
Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem):
 
«Müslümamm diyenleri bana yazın!» buyurdular.
 
Bunun üzerine biz de kendilerine 1500 kişi yazdık. Ve: Biz 1500 kişi olduğumuz halde daha korkuyor muyuz? dedik.
 
Râvî diyor ki:
 
Vallahi (zaman oldu) öyle bir ibtilâ olunduğumuzu gördüm ki, insan (evinde) yalnız başına namaz kılarken bile korkuyordu.»
 
Hadis-i şerifin mevzuu harbe iştirak için asker yazmaktır. Bu konuşmanın nerede geçtiği ihtilaflıdır. İbn Tîn Hendek vakasında hendeğin kazıldığı sırada yapıldığına cezmen kail olmuştur. Bazıları Uhud gazasına çıkarken, bir takımları da Hudeybiye'de cereyan ettiğini söylerler. Ashâb-ı kirâm bu kadar kalabalık olduğumuz halde neden korkuyoruz, diye şaşmışlar; fakat Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in irtihâlin-den sonra şaştıkları korku başlarına gelmiş. O derecede ki, korkudan cemaata devam edemez olmuşlar. Namazlarını evlerinde kılarken bile kor-kuyorlarmış.
 
Kâdî Iyaz diyor ki: «İhtimâl Huzeyfe'nin bu sözü Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'in vefatından sonra müslümanlarm Mekke'de bulundukları devirde müşriklerin namaza mânı oldukları hengâma âiddir. Ama hadisin siyak ve lâfzına nisbetle bu ihtimâl uzaktır. Çünkü «ibtilâ» cümlesi, üst tarafına «fa» ile atfolunmuştur. «Fa» tertip ve takibe delâlet eder. Binaenaleyh ibtilânın mezkûr konuşmadan az sonra vâki olması icabeder. İbtilânın Hazret-i Osman fitnesinde olması da muhtemeldir. Ancak bu sözden kelimenin eam mânası, yanî din düşmanlarile ibtilâ kasdedilirse o başka.»
 
Muhyiddin Nevevî de şunları söylemiştir: «İhtimâl Huzeyfe (radıyallahü anh) bu sözü ile Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den sonra cereyan eden bazı fitneleri kasdetmiş olacaktır, o fitnelerde ashabın bazıları gizleniyor; namazım gizlice kılıyor, meydana çıkarak fitne ve harbe iştirak etmekten korkuyordu.
 
Rivâyetlerin birinde: «Altı yüzle yedi yüz arasındayız» diğerinde: «1500 kişi yazdık» denilmesine bakarak Dâvudi: «Olabilir bu asker yazma işi muhtelif yerlerde bir kaç defa vukuu bulmuştur.» demiştir. Bazıları iki rivâyetin arasını bulmak için: «1500 den murâd: erkek, kadın, köle ve çocuk, bütün müslümanlardır. Altı yüzle yedi yüz arasından ise hassaten erkekler kasdedilmiştir.» diyorlar. Hatta hadisin bir rivâyetinde 1500 yerine sadece «500 kişi» denilmiştir. Bu da harbe iştirak edenler diye te'vil olunuyor.
 
Nevevî bu te'villeri sıraladıktan sonra şöyle diyor: «Bu te'vîller bâtıldır. Çünkü hadisin diğer rivâyetinde, 1500 adam yazdık diyerek bunların hepsinin erkek olduğu tasrih edilmiştir. Sahih te'vil şudur: Sayıları altı yüzle yedi yüz arasında olanlar, hasseten Medine'dendir.. 1500 adedi bunlarla birlikte etraftan gelen müslümanlarm mecmu'udur.»
 
Mühelleb: «Müslümanları müdafaa icabettiği zaman hükümdarın asker yazması sünnettir. Vatan tehlikeye düşünce eli silâh tutan herkese cihâd farzolur.» diyor.
 
«Hadîs-i Şerif bir şeyi vu
[21/4 21:54] Ömer Tarık Yılmaz: İbnu Ömer (radıyallahu anhümâ) Resûlullah'ın şöyle söylediğini rivayet etmiştir: 
'Kur'ân-ı Kerim'i ezberlemiş olan kimse, bağlı devesi olan kimse gibidir, bu adam devesine itina gösterirse onu elinde tutar, salıverirse deve çeker gider.'
 
Buharî, Fedâilu'l-Kur'ân 23; Müslim, Salâtu'l-Müsâfirin 226, (789); Muvatta, Kur'ân, 4, (1,202); Nesâî,Salât 37, (2,154).
 
 
Kütüb-i Sitte
[21/4 21:54] Ömer Tarık Yılmaz: 24. Boynu mesh etmek.(Sünen'i Kübra-1/60)
[21/4 21:55] Ömer Tarık Yılmaz: Tarihte Bugün
 
•  Ramazan Bayramınız Mübarek Olsun
•  Muhammed İkbal’ın Vefatı 1938
•  Cevher Dudayev’in Şehit Edilmesi 1996
•  Sitte-i Sevr (Öküz Soğukları)
 
Kuveyt Türk Dijital Takvim
 
https://play.google.com/store/apps/details?id=com.kuveytturk.dijital.takvim
[21/4 21:55] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Ayeti
 
“Allah düşmanlarınızı sizden daha iyi bilir. Gerçek bir dost olarak Allah yeter, bir yardımcı olarak da Allah kâfidir.” 
 
Nisa 45
[21/4 21:55] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Hadisi
 
“Mü’minlerin en faziletlisi ahlâkı en iyi olandır.” 
 
İbni Mâce, Zühd 31
[21/4 21:55] Ömer Tarık Yılmaz: BAYRAM
 
Ve bayram. Bugün, dünya yüzündeki bütün Müslümanlar, şehirler içinde bizzat, şehirler ve ülkeler arasında da bütün ulaştırma vasıtalarıyla birbirlerine uğrayarak, geçirilen bir aylık orucun üstün insana mahsus nimetlerini kutlayacaklar.
Bir Müslümanın eli öbür Müslümanın eline, onun eli de bir başka Müslümanın eline, böylece bütün Müslüman eller birbirine kenetlenecek, horasanla kaynaşmışçasına kaynaşacaklar ve bütün Müslüman dünya, kopmaz, yıkılmaz bir bina kuracak.
Evlerden evlere barış taşınacak, muştu götürülecek, yüzleri Kur’an neşesi saracak. Her Müslüman, Kur’an’dan bir ayet gibi kalbini öbür Müslümanlara götürecek. İşte bu eşsiz bayram yalnız bizimdir.
Bayram ki, taştan değil, rüzgâr çizgilerinden değil, yaprak hışırtısından değil, bir medeniyet esintisinden, bir tarih ilhamından, Müslümanların aydınlık gönüllerinden gelen bir şuur hafifliğidir, geliyor ve bizi ak çeşmelerin ışığıyla dolduruyor.
Bakıyorsunuz, sabahleyin ufkun doğu kesimi kızarırken bütün Müslümanlar camileri doldurmuş, güneşin doğuşunu bekliyorlar. Sonra güneş bir mızrak gibi çıkıyor ve zamanın kalbine bayram nişanını, işaretliyor. Toplar atılıyor ve namaz sarıyor vücutları ve ruhları.
 
 
 
        
 
        
 
Kuveyt Türk Dijital Takvim
 
https://play.google.com/store/apps/details?id=com.kuveytturk.dijital.takvim
[21/4 21:55] Ömer Tarık Yılmaz: قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: زَيِّنُوا الْعِيدَيْنِ بِالتَّهْلِيلِ وَالتَّكْبِيرِ وَالتَّحْمِيدِ وَالتَّقْدِيسِ. (فيض)
 
Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular: “Bayramlarınızı, çokça tehlîl (Lâ ilâhe illallâh), tekbîr (Allâhü Ekber), tahmîd (Elhamdülillâh) ve takdîs (Sübhânallâh) ile süsleyiniz.” (Münâvî, Feyzu’l-Kadîr)
 
21 Nisan 2023
Fazilet Takvimi
[21/4 21:55] Ömer Tarık Yılmaz: RAMAZAN BAYRAMI SEVİNÇ GÜNÜDÜR
 
Hicretin ikinci senesi Şâbân-ı şerîf ayında, Ramazân-ı şerîf orucu farz kılınmış, Ramazân-ı şerîf ayı girince oruç tutulmuş ve ardından Şevvâl ayının 1. günü de bayram olarak idrâk edilmiştir.
 
Ramazan bayramına, Arapça’da “îdü’l-fıtr” denilir. “Îd” bayram demektir. Sonuna “fıtr” kelimesinin ilave olunması ise o gün iftar edilmesi yani bir aydır tutulan orucun o gün son bulması sebebiyledir.
 
Bayram günü oruç tutulmaz. Müslümanlar, güzel güzel giyinirler, birbirlerine karşı sürûr (sevinç) ve mutluluklarını gösterirler, birbirlerini ziyaret ederek tebrik ederler.
 
Zira İslâm binası, kelime-i şehâdet, namaz, oruç, hac ve zekâttan müteşekkildir. Kelime-i şehâdet, diğer dört ibadetin kendisine dayandığı yüksek bir çatı gibidir. Binâenaleyh bu ibadetlerin, hakkıyla yerine getirilmesi, iman ve tevhîd binasının sağlamlaştırılması demektir.
 
Orucunu tutan; dinin esası, çatısı olan kelime-i tevhîdi, kuvvetli bir destek ile sağlamlaştıran bir Müslüman’ın elbette bu günde sevinmesi hakkıdır.
 
İşte Ramazân-ı şerîfte, Allâhü Teâlâ’nın emrine itaatle orucunu tutmuş olan Müslümanlar, nâil oldukları bu hayırlı muvaffakiyet sebebiyle kalplerinde bir sürûr hissederler. O manevî sürûru göstermek için de bayram günü güzel elbiseler giyinir, diğer mümin kardeşlerini, “Cenâb-ı Hak, daha nice hayırlı bayramlarla müşerref olmayı nasip eylesin.” gibi dualarla tebrik ederler, birçok seneler yine böyle oruç tutabilmeye muvaffak kılınmalarını temennî ederler. 
 
BİLMECELER:
 
Hasret çekenleri kavuşturur, dargın olanları barıştırır. (Bayram)
 
Yapan satar, alan kullanmaz, kullanan görmez. (Mezar taşı)
 
Canlıdan cansız doğar, cansızdan canlı çıkar. (Yumurta)
 
 
 
21 Nisan 2023
Fazilet Takvimi
[21/4 21:56] Ömer Tarık Yılmaz: “Allah’ım! Bana öğrettiğin ilim ile beni faydalandır, bana fayda verecek ilmi bana öğret ve benim ilmimi arttır. Her hal üzere Allah’a hamd olsun. Cehennem ehlinin halinden Allah’a sığınırım.” (Tirmizi, Deavat, 130)
[21/4 21:57] Ömer Tarık Yılmaz: CEMAATLE NAMAZIN FAZİLETİ
Namaz tek başına kılınabilirse de cemaatle kılınması daha fa- ziletlidir. Hz. Peygamber, cemaatle kılınan namazın sevabının tek başına kılınan namazdan 27 kat fazla olduğunu bildir- mektedir. (Buhari, “Cemaa”, 1) Namazlar cami dışında da cema- atle kılınabilirse de camide kılınması asıldır. Cemaatle namaz kılmak için camiye gelirken atılan her adımda kişinin dere- cesi yükseltilir, bir günahı silinir. (Buhari, a.y.) Cemaatin farz-ı ayın, farz-ı kifaye olduğunu söyleyenler varsa da çoğunluğa göre sünnettir. Cemaatin dini faziletlerinin yanı sıra sosyolo- jik önemi de büyüktür.
Cemaatle Müslümanlar bir araya gelir, sıkıntılar ve sevinçler paylaşılır. İhtiyaç sahiplerinin ihtiyacı giderilir. İnsanlar ara- sında sevgi ve muhabbet artar.
 
İHLÂS SÛRESİ
Mekke döneminde inmiştir.
4 âyettir.
İhlâs, samimi olmak, dine iç- tenlikle bağlanmak, esaslarını sırf Allah rızası için uygulamak anlamına gelmektedir.
Sûrede Allah’ın birliği, doğur- madığı ve doğmadığı ile hiçbir şeye muhtaç olmadığı, herşeyin kendisine muhtaç olduğu anla- tılır.
Allah’a bu sûrede anlatıldığı şe- kilde inanan, tevhit inancını tam anlamıyla benimsemiş de- mektir.
 
ÖZLÜ SÖZ
Tevazu ilmin meyvesidir. Tevazu şeref süsüdür. Tevazuun meyvesi yükselmek- tir. Kanaatin meyvesi azizliktir.
(Erzurumlu İbrahim Hakkı)
[21/4 21:57] Ömer Tarık Yılmaz: Örneksiz yaratan
 
Al-Badi : The Originator who is without model or match, and who brings into being worlds of amazing wonder.
 
Cenab-ı Hak buyuruyor:
 
'O, gökleri ve yeri yoktan yaratandır.' (Enam, 101)
'Göklerin ve yerin eşsiz yaratıcısıdır. Bir şeyi dilediğinde ona sadece 'Ol!' der,  o da hemen oluverir.' (Bakara 117)
O, bütün göklerin ve yerin, benzersiz yaratıcısıdır. Bütün ulvî ve sûflî âlemden hiçbiri yokken, örnek olacak, aynîlik ifade edecek kanun, asıl, madde, şekil, nümune, örnek denecek hiçbir şey mevcut değilken, ilk önce bunları benzersiz meydana getiren ve yaratan, her türün ilk ferdini, ilk örneğini yaratıp yoktan vücuda getiren ve böyle icat etme âdeti ve zatına mahsus fiilî sıfatı olan ve bundan dolayı misali, eşi ve benzeri bulunmak ve tasavvur edilmek ihtimali olmayan ve onun varlığı ve icadı olmadan bir yokun vücuda gelmesi ve herhangi bir şeyin var olarak ayakta durması mümkün olmayan yüce yaratıcıdır.
 
Hiç benzeri ve modeli ortada olmadan çeşitli şeyleri yaratan Allah'tır. Mesela, insanın daha önce bir benzeri yok iken, yoktan var etmiş ve en güzel bir biçimde meydana getirmiştir.. İşte bu Hakk'ın ezeli bir kudretidir. Bu kudret karşısında eğilmemiz ve Hakk'a daha fazla bağlanmamız lazımdır. Binlerce ibret önümüze seriliyor. Onlara o gözle bakmalı ve ona göre değerlendirmeliyiz.
 
Zor bir işle karşılaşan birisi 'Yâ Bedi' ismini 'Yâ bedîü's-semâvati ve'l-arz' şeklinde okusa Allahü teala hazretleri onun o zor işini halleder.
 
 
 
Kaynaklar:
1) 
2) 
3) Elmalı Tefsiri, Enam, 101
4) Miftahü'l Kulûb, Kalplerin Anahtarı, (Fethiye Evradı)  Mehmed Nuri Şemseddin Nakşıbendî, Bedir Yayınevi, 2001
5) Mecmuatul Ahzab, Büyük Dua Kitabı, Ahmed Ziyaüddin Gümüşhanevi, Denge Kitabevi Yayınları
[21/4 21:57] Ömer Tarık Yılmaz: Zekâtın kelime anlamı 'artma, çoğalma, arıtma ve berekettir'. 'Doğru söylemek, sözünü tutmak' anlamına gelen sıdk kökünden alınmış olan ve Kur'an ve Sünnet'te zekât anlamında da kullanılmış olan sadaka kelimesi, daha sonraki devirlerde gönüllü malî ödemeler için kullanılmaya başlanmıştır. Fıkıh terminolojisinde ise zekât, Allah'ın, belirli yerlere sarfedilmek üzere dince zengin sayılan kişilerin mallarından belli bir payın alınması işlemini ifade eder.
Kur'ân-ı Kerîm'de zekât kelimesi iki yerde (el-Kehf 18/81; Meryem 19/13) sözlük anlamında; sekizi Mekke döneminde nâzil olan sûrelerde olmak üzere otuz âyette ise terimsel anlamda kullanılmıştır. Bu âyetlerin yirmi yedisinde namazla birlikte zikredilmiştir. Bundan anlaşıldığına göre, İslâm'ın ilk dönemlerinden itibaren müslümanlar zekât fikrine alıştırılmış, daha sonra da, zengin olanların bu imkânını belli oranda fakirlerin ve toplumun ihtiyacı için harcaması gerektiği, bunun namaz ibadeti kadar önemli olduğu hususu vurgulanmıştır.
Zekâtın Medine döneminde farz kılındığı bilinmekle birlikte bunun hangi yılda gerçekleştiği tartışmalıdır. Bir tesbite göre zekât hicretin 2. yılında ramazan orucundan önce, diğer bir tesbite göre ise aynı yıl ramazan orucundan sonra farz kılınmıştır. Buhârî'nin rivayet ettiği bir hadiste Hz. Peygamber'in zekât farz olmadan önce fıtır sadakasını vermeyi emrettiği, zekât farz kılındıktan sonra ise fıtır sadakası konusuna değinmediği, ancak müslümanların her ramazan ayında bayram namazından önce fıtır sadakası vermeye devam ettikleri belirtilmektedir (Buhârî, 'Zekât', 76). Bu hadis, fıtır sadakasının zekâtın farz olmasından önce emredildiğini gösterdiğine göre ve orucun farz kılındığını bildiren âyet hicretin 2. yılında indiğine göre, zekâtın ramazan orucundan sonra farz olması gerekmektedir.
Kur'ân-ı Kerîm'de ve Hz. Peygamber'in sünnetinde zekât daima namazla birlikte zikredilmiştir. Bu husus namazla zekât arasındaki kuvvetli bağlılığa, kişinin Müslümanlığının ancak bu ikisini eda etmekle olgunluk derecesine ereceğine bir delildir. Namaz bedenî, zekât ise malî bir ibadettir. İkisine hâkim olan ruh Allah'a yaklaşmak ve onun rızâsını kazanmaktır.
Kur'an zekât vermeyi, müminlerin, muhsinlerin, iyi ve müttaki kulların vasıflarından saymıştır. O halde müminler, muhsinler, müttakiler zümresinde yerini almak isteyen bir zengin, zekâtını verecek namazını da kılacaktır. Zira Cenâb-ı Allah kurtuluşa erecek müminlerin bir özelliğinin de zekâtlarını vermeleri veya zengin olup da zekât verebilmek için çalışmaları olduğunu haber vermektedir (el-Mü'minûn 23/1-4). Yine bir hadiste, her insanın sadaka vermesi bir ödev olarak telakki edilmiş ve bu uğurda çalışması teşvik edilmiştir (Buhârî, 'Zekât', 30).
Kur'ân-ı Kerîm'de zekâtın mâna ve öneminden bahseden birçok âyet vardır:
'Hidâyet ve müjde namaz kılan, zekât veren müminler içindir' (Lokmân 31/3-4).
'Yüzlerinizi doğu ve batı tarafına çevirmeniz iyi olmak demek değildir. A-sıl iyi olan, Allah'a, âhiret gününe, meleklere, kitaba, peygamberlere inanan, yakınlarına, yetimlere, düşkünlere, yolculara, yoksullara ve kölelere sevdiği maldan harcayan, namaz kılan ve zekât verenler... dir' (el-Bakara 2/177).
Kur'ân-ı Kerîm müşrikleri kötülerken onların vasıflarından birinin zekât vermemek olduğunu zikreder:
'Yazıklar olsun o müşriklere ki, onlar zekât vermezler ve âhireti de inkâr ederler' (Fussilet 41/6-7). Burada hem onların toplumdaki ihtiyaç sahibi kimseler için harcama yapmadığı, bencil davrandığı ifade edilmiş hem de zekâtın ve âhirete imanın müminlerin iki temel özelliği olduğu vurgulanmıştır.
Zekât vermeyen bir zengin Allah'ın geniş rahmetine, Allah ve Resulü'nün dostluğuna da hak kazanamaz. Zira Allah Teâlâ şöyle buyurur:
'Rahmetim her şeyi kuşatmıştır. Ben onu,
[21/4 21:58] Ömer Tarık Yılmaz: Tâlût askerlerle beraber (cihad için) ayrilinca: Biliniz ki Allah sizi bir irmakla imtihan edecek Kim ondan içerse benden degildir Eliyle bir avuç içen müstesna kim ondan içmezse bendendir, dedi Içlerinden pek azi müstesna hepsi irmaktan içtiler Tâlût ve iman edenler beraberce irmagi geçince: Bugün bizim Câlût'a ve askerlerine karsi koyacak hiç gücümüz yoktur, dediler Allah'in huzuruna varacaklarina inananlar: Nice az sayida bir birlik Allah'in izniyle çok sayidaki birligi yenmistir Allah sabredenlerle beraberdir, dediler (BAKARA/249)
 
El açip yalvarmaya lâyik olan ancak O'dur O'nun disinda el açip dua ettikleri onlarin isteklerini hiçbir seyle karsilamazlar Onlar ancak agzina gelsin diye suya dogru iki avucunu açan kimse gibidir Halbuki (suyu agzina götürmedikçe) su onun agzina girecek degildir Kâfirlerin duasi kuskusuz hedefini sasirmistir  (RA'D/14)
 
Derken onun serveti kusatilip yok edildi Böylece, bagi ugruna yaptigi masraflardan ötürü ellerini ogusturup kaldi Bagin çardaklari yere çökmüstü 'Ah, diyordu, keske ben Rabbimehiçbir ortak kosmamis olsaydim!  (KEHF/42)
 
O da: Ben, onlarin görmediklerini gördüm Zira, o elçinin izinden bir avuç (toprak) alip onu (erimis mücevheratin içine) attim Bunu böyle nefsim bana hos gösterdi, dedi  (TAHA/96)
 
Onlar Allah'i hakkiyla taniyip bilemediler Kiyamet günü bütün yeryüzü O'nun tasarrufundadir Gökler O'nun kudret eliyle dürülmüs olacaktir O, müsriklerin ortak kosmalarindan yüce ve münezzehtir  (ZÜMER/67)
[21/4 21:59] Ömer Tarık Yılmaz: NAMAZIN FAZİLETİ
 
2293 - Hz. Ebü Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: 'Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in şöyle söylediğini işittim:
 
'Sizden birinizin kapısının önünden bir nehir aksa ve bu nehirde hergün beş kere yıkansa, acaba üzerinde hiç kir kalır mı, ne dersiniz?'
 
'Bu hal, dediler, onun kirlerinden hiçbir şey bırakmaz!' Aleyhissalâtu vesselâm:
 
'İşte bu, beş vakit namazın misalidir. Allah onlar sayesinde bütün hataları siler' buyurdu.'
 
Buhâri, Mevâkît 6; Müslim, Mesâcid 282, (666); Tirmizî, Emsâl 5, (2872); Nesâî, Salât 7, (1, 231); Muvatta, Sefer 91, (1,174).
 
2294 - Sa'd İbnu Ebî Vakkas (radıyallâhu anh) anlatıyor: 'İki erkek kardeş vardı. Bunlardan biri öbür kardeşinden kırk gün kadar önce vefat etti. Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm)ın yanında bunlardan birincinin faziletleri zikredildi. Bunun üzerine Efendimiz (aleyhissalâtu vesselâm):
 
'Diğeri müslüman değil miydi?' diye sordu.
 
'Evet, müslümandı ve fena da değildi!' dediler. Aleyhissalâtu vesselâm:
 
'Öldükten sonra, namazının ona ne kazandırdığını biliyor musunuz? Namazın misali, sizden birinin kapısının önünde akan ve her gün içine beş kere girip yıkandığı suyu bol ve tatlı bir nehir gibidir. Bu (nehrin) onun üzerinde kir bıraktığını göremezsiniz. Öyleyse, siz ona namazının neler ulaştırdığını bilemezsiniz.'
 
Muvatta, Kasru's-Salât 91, (1,174).
 
2295 - Ebü Ümâme (radıyallâhu anh) anlatıyor: 'Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) ile beraber mescidde idik. O esnada bir adam geldi ve:
 
'Ey Allah'ın Resülü, ben bir hadd işledim, bana cezasını ver!' dedi, Resülullah adama cevap vermedi. Adam talebini tekrar etti. Aleyhissalâtu vesselâm yine sükut buyurdu. Derken (namaz vakti girdi ve) namaz kılındı. Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) namazdan çıkınca adam yine peşine düştü, ben de adamı takip ettim. Ona ne cevap vereceğini işitmek istiyordum. Efendimiz adama:
 
'Evinden çıkınca abdest almış, abdestini de güzel yapmış mıydın?' buyurdu. O:
 
'Evet ey Allah'ın Resülü!' dedi. Efendimiz:
 
'Sonra da bizimle namaz kıldın mı?' diye sordu. Adam:
 
'Evet ey Allah'ın Resülü!' deyince, Efendimiz:
 
'Öyleyse Allah Teâlâ hazretleri haddini -veya günahını demişti- affetti' buyurdu.'
 
Buhârî, Hudüd 27, Müslim, Tevbe 44, 45, (2764, 2765); Ebü Davud, Hudüd 9, (4381).
 
2296 - Hz. Enes (radıyallâhu anh) anlatıyor: 'Ben Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın yanında idim. Bir adam huzuruna gelerek:
 
'Ey Allah'ın Resülü, dedi, ben bir hadd (suçu) işledim, cezasını tatbik et!'
 
Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) adama (birşey) sormadı. Derken namaz vakti girdi. Resülullah'la birlikte o da namaz kıldı. Aleyhissalâtu vesselâm namazını tamamlayınca, adam yanına geldi ve:
 
'Ey Allah'ın Resülü! dedi, ben hadd (çeşidine giren bir suç) işledim. Bana Allah'ın Kitabını tatbik et!'
 
Efendimiz:
 
'Sen bizimle birlikte namazını eda etmedin mi?' diye sordu. Adam:
 
'Evet!' dedi. Efendimiz:
 
'Öyleyse git. Zîra Allah, senin günahını affetti' veya -hadd'ini affetti' dedi.'
 
Buhârî, Hudud 17; Müslim, Tevbe 44, 45, (2764, 2765), Hudüd 24, (1696).
 
2297 - Âsım İbnu Süfyan es-Sakafi (radıyallâhu anh)'nin anlattığına göre, bunlar Selâsil gazvesine gitmişler. Fakat fiilen gazveye iştirak edememişlerdi. Bunun üzerine kendilerini Allah yoluna verdiler. Sonra Hz. Muâviye (radıyallâhu anh)'nin yanına döndüler. Hz. Muâviye'nin yanında Ebü Eyyüb el-Ensârî ve Ukbe İbnu Âmir vardı. Âsım:
 
'Ey Ebü Eyyüb! dedi. Bu sene gazveyi kaçırdık. Bize, (bunun telafisi için bir çare) haber verildi. Buna göre, kim dört mescitte namaz kılarsa, günahları affedilirmiş.'
 
Ebü Eyyüb:
 
'Ey kardeşimin oğlu! dedi. Ben sana bundan daha kolayını haber vereyim. Ben Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın şu sözünü işittim: 'kim emredildiği şekilde (mükemmel olarak) abdestini alır, emredildiği şekilde namazını kılarsa, önceden yapmı
[21/4 22:00] Ömer Tarık Yılmaz: Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdu ki: 'Kim bizim namazımızı kılar, bizim kıblemize yönelir, bizim kestiğimizi yerse işte o, Müslümandır'. 
Nesâî, İman 9, (8, 105). Buhârî, Salat 28. 
Hadisi Nesâî tahric etmiştir. Ancak, Buhârî, Ebu Dâvud ve Tirmizî tarafından da rivayet edilmiş olan uzunca bir hadisin bir parçasıdır. Bak: 
Tirmizî, İman 2, (2611); Ebu Dâvud, Cihad 104, (2641).
[21/4 22:00] Ömer Tarık Yılmaz: Bilmez misin ki, göklerin ve yerin hükümranlığı Allah’ındır. Sizin için Allah’tan başka ne bir dost, ne de bir yardımcı vardır.
[Bakara Sûresi.107]
[21/4 22:00] Ömer Tarık Yılmaz: “Allah’ım! Beni bağışla, bana hidayet nasib eyle, bana rızık ver, beni afiyette daim eyle ve bana merhamet et.” (Muslim, Zikir ve Duâ, 35)
[21/4 22:01] Ömer Tarık Yılmaz: Allah’ın nimetlerine şükretmek, o nimetin devamına ve artmasına sebep olur.[İmam Gazzâli]
[21/4 22:02] Ömer Tarık Yılmaz: Hz.KA'B BİN ZÜHEYR
 
Peygamberimizin hırkasını verdigi şair Sahabî
 
Ka’b bin Züheyr, Müzeyne kabîlesinden olup, onbir şair yetiştiren bir aileye mensuptu. Babası Züheyr bin Ebî Sülemî ve kardeşi Büceyr de şair idi. Ka’b bin Züheyr’in babası Hırıstiyan ve Yahûdi alimlerinin yanlarına gider, onları dinlerdi. Onlardan ahir zamanda bir Peygamber gönderileceğini işitmişti. 
 
İşareti anlamıştı 
 
Züheyr, bir gece rüyasında, gökten bir ip uzatıldığını, o ipten tutmak için elini uzattığı halde yetişemediğini görmüştü. Bu rüyasının, ahir zamanda gelecek olan Peygambere yetişemeyeceğine ve ömrünün o gönderilmeden biteceğine işaret olduğunu anlamıştı. 
 
Fakat oğulları Ka’b ve Büceyr’e, ahir zaman Peygamberi gönderilince, Ona îman etmelerini vasiyet etmişti. 
 
Ka’b bin Züheyr ve kardeşi Büceyr, İslamiyet gelince, Peygamberimizle görüşmek üzere Medîne-i Münevvereye doğru yola çıkmışlardı. Ebrak-ul Azzaf denilen yere geldiklerinde, kardeşi Büceyr dedi ki: 
 
- Sen burada bekle, ben Medîne’ye gidip, O Peygamberi bir göreyim. Söylediklerini dinleyeyim. 
 
Büceyr Medîne’ye gidince, Peygamberimiz ona, İslamiyeti anlattı ve Müslüman olmasını söyledi. O da hemen kelime-i şehadet getirerek Müslüman oldu. 
 
Ka’b bin Züheyr, kardeşi Büceyr’in Müslüman olduğunu öğrenince, ona çok kızdı. Bunu dile getiren bir şiir yazdı. Şiirinde, Peygamberimize ve İslamiyete karşı hoş olmayan sözler söylemişti. Kardeşi Büceyr, buna tahammül edemeyip, durumu Peygamberimize arz etti. Bunun üzerine Peygamberimiz buyurdu ki: 
 
- Ka’b’a kim rastlarsa, onu öldürsün! 
 
Kardeşi Büceyr, Ka’b’a bir mektup yazıp gönderdi. Mektupta, “Başının çaresine bak!” diye yazarak durumu bildirdi. Ka’b’in yazdığı kötüleyici şiire karşılık bir de şiir yazdı. Bu şiirinde özetle şöyle dedi: 
 
- Ey Ka’b! Kabûl etmeyip, yerdiğin bu İslam dîninden daha gerçek ve daha sağlam bir din olamaz, var sende? Kurtulmak istiyorsan putları bırak, bir olan Allaha îman et, Müslüman ol ki, kurtulabilesin! Kıyamet gününde kaçılamayacak olan Cehennem ateşinden, Müslüman olup, îman edenlerden başkası kurtulamayacaktır.
 
Resûlullahın yanına gel! 
 
Büceyr, kardeşi Ka’b’a yazdığı mektubun bir kısmında da şöyle yazmıştı: 
 
- Resûlullahı şiir yazarak hicvedip üzen Mekkelilerden bazıları öldürüldü. Kureyş şairlerinden sağ kalan İbni Zibara ve Hubeyre bin Ebî Vehb ise başlarını alıp kaçtılar. Eğer sağ kalmak istiyorsan, acele Resûlullahın yanına gel! 
 
O, yaptığına pişman olup, tevbe ederek yanına gelen kimseyi öldürmez. Böyle tevbe ederek, gelip Müslüman olanların hepsini kabûl etti. Bu mektubumu alır almaz Müslüman ol ve hemen buraya gel! Eğer bu dediğimi yapmayacak olursan, yeryüzünde başını al, nereye gideceksen git! 
 
Kab bin Züheyr, kardeşi Büceyrin mektubunu alınca, sanki yeryüzü ona dar gelmişti. Zaten kabîlesi arasında bulunan düşmanları, onun için, 'O, artık öldürülmüş demektir!' diyerek dedikodu yayıyorlardı. 
 
Kab bin Züheyr, bu durum karşısında derin derin düşünmeye başladı. Yavaş yavaş gönlü aydınlanıyordu. Nihayet Müslüman olmaya karar verdi. Medîne yollarına düştü. Peygamber efendimizi metheden ve kendisinin de tevbe edip, Müslüman olduğunu bildiren uzun bir şiir yazdı. 
 
Sohbetini dinliyorlardı 
 
Medîneye varınca, gizlice Cüheyni kabîlesinden olan bir arkadaşının evine gidip, misafir oldu. Ertesi gün sabah, evine misafir olduğu kişi, onu, Peygamberimizin yanına götürdü. Peygamberimiz o sırada, Eshab-ı kiram arasında idi. Eshab-i kiram etrafini sarmış, sohbetini dinliyorlardı. 
 
Kab bin Züheyr, devesini mescidin önüne çöktürüp, içeri girdi. Peygamberimizin yanına yaklaşıp, kendini tanıtmadan dedi ki: 
 
- Ya Resûlallah! Kab bin Züheyr yaptıklarına pişman ve Müslüman olarak aman dilemeye gelmiş bulunuyor. Ben onu sana getirsem, aman v
[21/4 22:02] Ömer Tarık Yılmaz: Bozulan nafile orucun kaza edilmesi gerekir mi?
 
Nafile oruç, Ramazan ayının dışında tutulan oruçtur. Nafile de olsa, başlanan bir ibadetin tamamlanması gerekir. Bu nedenle diğer nafile ibadetlerde olduğu gibi, bozulan nafile orucun da, kaza edilmesi gerekir. Kaza orucu tutmakta olan kişinin de bu orucu bozması durumunda yine kaza gerekli olup, kefaret gerekmez.
[21/4 22:04] Ömer Tarık Yılmaz: ABES
 
Boş, faydasız şey. Namazda abes hareketler mekruhtur. Elbise ile oynamak gibi. Namazda faydalı hareketin meselâ eli ile alnındaki teri silmenin zararı olmaz. Pantolonun tozunu silkmek, mekruhtur. Kaşınmak abes değilse de, bir rüknde, eli üç kere kaldırmak, namazı bozar . (İbn-i Âbidîn) Abesle meşgul olmak insanı lehv ve la'ba (oyun ve eğlenceye) sürükler. Bâzı lüzumsuz şeyler insanın abes işlere dalmasına sebeb olur. (Murâd-ı Münzâvî)
[21/4 22:04] Ömer Tarık Yılmaz: Kimler kurban kesmekle yükümlüdür?
 
Kurban kesmek, akil, baliğ (akıllı, ergen), dinen zengin sayılacak kadar mal varlığına sahip ve mukim olan bir Müslümanın yerine getireceği mali bir ibadettir (Merğinani, el-Hidaye, IV, 70). İster nami (artıcı) olsun isterse nami olmasın temel ihtiyaçlarından ve borcundan başka 80. 18 gr. altın veya bunun değerinde para veya eşyaya sahip olan kişi dinen zengindir. Dolayısıyla bu kişi Allah’ın kendisine bahşetmiş olduğu nimetlere şükran ifadesi ve Allah yolunda fedakarlığın nişanesi olarak kurban kesmelidir (Mevsıli, el-İhtiyar, İstanbul, I, 99-100, 123; V, 723; İbn Abidin, Reddu’l-Muhtar, VI, 312).
[21/4 22:05] Ömer Tarık Yılmaz: MAKAM-I İBRAHİM
 
 
 
Hz. İbrahim'in Kâbe'yi inşa ederken iskele olarak kullandığı veya halkı hacca dâvet ederken üzerine çıktığı taşın bulunduğu yerdir. Mümkün olursa tavaf namazının burada (Makam-ı İbrahim'in arkasında) kılınması efdaldir.
[21/4 22:06] Ömer Tarık Yılmaz: 'O gün zalim kişi, (çaresizlik içinde) ellerini ısırıp şöyle diyecektir: 'Keşke ben de Peygamber'le beraber bir yol tutsaydım!'
(Furkan, 25/27)
 http://www.duavesureler.com
[21/4 22:06] Ömer Tarık Yılmaz: 'Herhangi bir müslümanın diktiği ağaçtan yenen, çalınan ve alınan şey, o ağacı diken için sadakadır.'
(Müslim, 'Müsakat', 7)
 http://www.duavesureler.com
[21/4 22:06] Ömer Tarık Yılmaz: 'Allah’ım! Şimdiye kadar yaptığım, bundan sonra yapacağım işlerin şerrinden sana sığınırım.'
(Müslim, 'Zikir',65, 66)
 http://www.duavesureler.com
[21/4 22:07] Ömer Tarık Yılmaz: • Ramazan Bayramı 1. Gün
'Sizden biriniz kendi nefsi için sevip istediği bir şeyi kardeşi (veya komşusu) için de sevip istemedikçe, gerçek mümin olamaz.' (Hadis-i Şerif)
 
Semerkand Takvimi
[21/4 22:07] Ömer Tarık Yılmaz: Bayram Vaktidir
 
Bayram, insanlarla birlikte aynı heyecanı yaşamak, hüznün içine bir tebessüm yerleştirmek ve yorgun yüreklere zarif bir cümle sunmaktır. Hayatın karmaşası içinde güzel günlerde ilâhî bir nefes almaktır bayram.
 
Dünyayı örten bembeyaz kar gibidir bayram. Olup biten her şey bir anda unutulur ve dünyamız bayramla güzelleşir. Dünyamızın var oluş serüveni içerisinde belki de en çok bugün bayramlara ihtiyacımız vardır. Çünkü bayram bizlere güler yüzlü olmamızı ve herkesi kucaklamamızı hatırlatır; gülümsemenin yüzün değil, kalbin bir davranışı olduğunu öğretir.
 
Bayram insan ruhunun dinginliğe ulaşabilmesidir. Bayram, vuslata erebilen insanın sürekli olarak hissedeceği ve yaşayacağı derinlerden gelen bir huzurdur. Bayramı bayram yapabilenler, Allah katında yüce makamlara ermiş kişilerdir. Hakikatin tecelli ettiği bir bayrama ulaşmadan insanın bu dünyada ve ahirette huzura erebilmesi mümkün müdür?
 
Bayramı ancak samimi ve gayretli insanlar hak edebilirler. Bayram, ibadet, zikir ve iyiliklerimizden sonra gelirse, ruhumuzdaki sevinci çok daha kalıcı olacaktır. Bayram inanan insana Allah’ın bir lutfudur.
 
Semerkand Takvimi
[21/4 22:07] Ömer Tarık Yılmaz: Bir Ayet
'O gün zalim kişi, (çaresizlik içinde) ellerini ısırıp şöyle diyecektir: 'Keşke ben de Peygamber'le beraber bir yol tutsaydım!'
(Furkan, 25/27)
 
Daha fazlası için Bir Ayet Hadis Dua uygulamasını hemen indir; Google Play: https://birayethadisdua.page.link/app?ayet=cRok3KXakS0=
[21/4 22:07] Ömer Tarık Yılmaz: Bir Hadis
'Müslüman müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu (düşmanına) teslim etmez. Kim, (müslüman) kardeşinin bir ihtiyacını giderirse Allah da onun bir ihtiyacını giderir... '
(Buhârî, 'Mezâlim', 3; Müslim, “Birr”,58)
 
Daha fazlası için Bir Ayet Hadis Dua uygulamasını hemen indir; Google Play: https://birayethadisdua.page.link/app?hadis=cRok3KXakS0=
[21/4 22:07] Ömer Tarık Yılmaz: Bir Dua
'...Rabbim! Tövbemi kabul et, günahımı temizle, duamı kabul buyur, delilimi sabit kıl, dilimi doğru yap, kalbime hidayet ver, göğsümün kin ve hasedini çıkar.'
(Tirmizî, 'De’avât', 114; İbn Hıbbân, 'Ed’ıye', No: 947; İbn Ebî Şeybe, 'Dua', 42, No: 29381)
 
Daha fazlası için Bir Ayet Hadis Dua uygulamasını hemen indir; Google Play: https://birayethadisdua.page.link/app?dua=cRok3KXakS0=
[21/4 22:08] Ömer Tarık Yılmaz: İkindiden (İkindinin farzından) önce dört rekât kılan kimseye Allah rahmet etsin. Hadis-i Şerif
[21/4 22:08] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Ayeti
 
Muhakkak ki âhiret senin için dünyadan daha hayırlıdır.
 
(Duha, 93/4)
[21/4 22:08] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Hadisi
 
Ey kalpleri hâlden hâle çeviren Allahım, kalbimi dinin üzere sabit kıl.
 
(Al-Tirmidhi)
[21/4 22:08] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Duası
 
Rabbimiz! Şüphesiz sen, gizlediğimizi de, açığa vurduğumuzu da bilirsin. Yerde ve gökte hiçbir şey Allah’a gizli kalmaz.
 
(İbrahim, 14/38)
[21/4 22:08] Ömer Tarık Yılmaz: Vaktin Esmaül Hüsnası
 
El-Mecid
 
Çok şerefli, çok itibarlı
[21/4 22:08] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Hikayesi
 
Kötürüm Çocuk
 
   Abdullah Kassâr şöyle anlatmıştır:  
 
 Bir zamanlar hacca gitmek üzere yola çıkmıştım. Şirâz âlimleriyle görüştüm. Bana dediler ki:  
 
 'Abdullah-ı Tüsterî ile görüştüğün zaman onun fazîletini, üstünlüğünü kabul ettiğimizi ve selâmımızı söyle. Arefe gününde evinden çıkıp hacılarla vakfeye durduğunu işittik. Bu haber doğru ise bildirsin de bizim bu kerâmeti hususunda tereddüdümüz kalmasın.' 
 
 Abdullah-ı Tüsterî hazretlerinin yanına varınca selâm verdim. Üzerinde uzun bir elbise vardı. Kendinden geçmiş bir halde oturuyordu. Onu görünce üzerime bir heybet düştü. Konuşmağa cesaret edemedim. Yanında bir yere oturdum O sırada bir kadın geldi;  
 
 -Efendim benim kötürüm bir oğlum var. Şifâ bulması için duânızı almaya geldim. dedi.  
 
 Abdullah Tüsterî: 
 
 -Onu niçin Rabbine havâle etmedin? deyince, kadın:  
 
 -Siz Rabbimizin sevgili kulusunuz. dedi.  
 
 Abdullah-ı Tüsterî bana doğru baktı ve işâret etti. Hemen kalkıp elinden tuttum. Ayağa kalkıp, ayakkabılarını giydi ve Şat Nehri kenarına gitti. Kadın da peşinden geldi. Kötürüm çocuk nehirde bir sandal içinde oturuyordu. Çocuğa:  
 
 -Elini uzat! dedi.  
 
 Annesi:  
 
 -Elini uzatamaz. deyince,  
 
 -Sen çocuğu bırak, ondan ayrıl. buyurdu.  
 
 Bu sırada çocuk elini Abdullah-ı Tüsterî hazretlerine uzattı. 'Ayağa kalk!' deyince de kalktı. Sonra da sandal sâhibi onu kenara yaklaştırdı ve kötürüm çocuk artık yürümeye başladı. Abdullah-ı Tüsterî çocuğa abdest aldırdı ve iki rek'at namaz kılmasını söyledi.  
 
 Çocuk namazı kılınca, annesine:  
 
 -Oğlunun elinden tut! buyurdu.  
 
 Kadın da elinden tutup götürdü. 
 
 Onun bu kerâmetini görünce şaşırdım. Yanına yaklaşıp Şiraz âlimlerinin sözlerini söyledim. Bir müddet başını eğip durdu. Sonra:  
 
 -Ey dostum! Bu insanlar dilediğini yapan Allahü teâlâya inanırlar mı? dedi.  
 
 -Evet efendim, dedim. Sonra;  
 
 -Onlar, ondan ne istiyorlar? buyurdu.
[21/4 22:09] Ömer Tarık Yılmaz: Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil.
ٱهْدِنَا ٱلصِّرَٰطَ ٱلْمُسْتَقِيمَ
(Fatiha 6-7)َ
İhdinas sırâtel mustakîm(mustakîme).
[21/4 22:09] Ömer Tarık Yılmaz: Ölümü en çok hatırlayanları ve ölümden sonrası için en güzel şekilde hazırlananları. İşte onlar en akıllı olanlardır.
(İbn Mâce, Zühd, 31)

Antalya Havalimanı 2 ayda yaklaşık 2 milyon yolcuya hizmet verdi

Sakarya, yılın ilk 2 ayında 26 bin 314 aracı yurt dışına gönderdi

Küresel Para Haftası sunum ve panellerle devam ediyor

AB, Macaristan ve Slovakya'ya petrol akışını sağlamaya çalışıyor

Fitch: Orta Doğu'daki gerilimin kısa sürmesi halinde Türkiye'ye yönelik riskler yönetilebilir

Borsada bugünkü işlemlerin takası 23 Mart'ta yapılacak

Türkiye'den transit geçecek harp araç ve gereçlerine ilişkin esaslar düzenlendi

Konut Fiyat Endeksi şubatta yüzde 1,8 arttı

Safranbolu lokumu üreticileri bayram mesaisinde

Ticaret Bakanlığından tüketicilere "alışverişte raf ile kasa fiyatını karşılaştırın" uyarısı

LİG TABLOSU

Takım O G M B Av P
1.GALATASARAY A.Ş. 26 20 2 4 44 64
2.FENERBAHÇE A.Ş. 26 16 1 9 30 57
3.TRABZONSPOR A.Ş. 26 17 3 6 23 57
4.BEŞİKTAŞ A.Ş. 26 14 5 7 17 49
5.GÖZTEPE A.Ş. 26 11 5 10 10 43
6.RAMS BAŞAKŞEHİR FUTBOL KULÜBÜ 26 12 8 6 14 42
7.SAMSUNSPOR A.Ş. 26 8 7 11 -2 35
8.KOCAELİSPOR 26 9 11 6 -4 33
9.GAZİANTEP FUTBOL KULÜBÜ A.Ş. 26 8 9 9 -7 33
10.ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş. 26 7 10 9 -4 30
11.CORENDON ALANYASPOR 26 5 8 13 -4 28
12.TÜMOSAN KONYASPOR 26 6 11 9 -9 27
13.NATURA DÜNYASI GENÇLERBİRLİĞİ 26 6 13 7 -8 25
14.KASIMPAŞA A.Ş. 26 5 12 9 -14 24
15.HESAP.COM ANTALYASPOR 26 6 14 6 -18 24
16.İKAS EYÜPSPOR 26 5 14 7 -18 22
17.ZECORNER KAYSERİSPOR 26 3 12 11 -28 20
18.MISIRLI.COM.TR FATİH KARAGÜMRÜK 26 4 17 5 -22 17