SEMA ÖNER
Günün yazısı
[30.08.2022 12:51] Annem: Bir Ayet:
Azap size gelip çatmadan önce rabbinize yönelip O'na teslim olun; sonra kimseden yardım göremezsiniz. Hiç farkında olmadığınız bir sırada azap ansızın başınıza gelmeden önce rabbinizden size indirilen en güzel hükümlere uyun.
(Zümer, 39/54-55)
Bir Hadis:
Mümin; günahını, dağın altında otururken üzerine düşecek olan bir kaya gibi görür. Günaha dadanmış kişi ise günahını; burnununa konmuş, ona bir şey söylediğinde uçacak bir sinek gibi görür.
(Buhârî, 'Deavât', 4)
Bir Dua:
Rabbim! Beni bağışla, bana merhamet et ve tövbemi kabul et. Şüphesiz ki Sen, tövbeleri çokça kabul eden ve çokça bağışlayansın.
(Ahmed b. Hanbel, Müsned, 9, 256)
Diyanet İşleri Başkanlığı
[30.08.2022 12:51] Annem: Diyanet Takvimi Ön Yüz:
Zafer Bayramı Büyük Taarruz Zaferle Sonuçlandı (1922) Başkomutanlık Meydan Muharebesi (1922)
Allah size yardım ederse artık sizi yenecek hiçbir kimse yoktur; eğer sizi yardımsız bırakırsa O’ndan sonra size kim yardım edebilir? Müminler yalnız Allah’a güvensinler. (Âl-i İmrân, 3/160)
Diyanet Takvimi Arka Yüz:
30 Ağustos Zafer Bayramı
Mustafa Kemal Atatürk komutasındaki Türk ordusunun 26 Ağustos’ta başlayıp 30 Ağustos’taki zaferiyle sonuçlanan Büyük Taarruz ve Başkomutanlık Meydan Muharebesi, dünya tarihinin gördüğü en büyük kahramanlık destanlarından biridir. Zafer Bayramı olarak kutladığımız bu kutlu mücadele, vatan topraklarımızın işgalci devletlerden temizlenmesinin başlangıcı olmuştur. Kurtuluş Savaşı vatanımızın düşman işgalinden kurtulmasına yönelik en önemli zafer destanının yazıldığı büyük
bir mücadele örneğidir.
Bu savaşta milletimiz, erkeğiyle kadınıyla, çocuğuyla yaşlısıyla topyekun bir mücadele vermiştir. Yüzyıllardır bu topraklarda yaşayan ve hiçbir himayenin altına girmeden dini-diyaneti için her durumda canını ortaya koyan milletimiz, her daim vatan uğrunda kanının son damlasına kadar mücadele vermiştir.
Şehit ve gazilerin evlatları olarak bize bıraktıkları bu eşsiz vatana sahip çıkmak bizim en büyük öncelikli sorumluluğumuzdur. Allah bütün şehitlerimize rahmet eylesin.
Diyanet İşleri Başkanlığı
[30.08.2022 12:51] Annem: Lokman’ın efendisini ziyarete gelen dostları, hediye olarak kavun getirirler. O da kavunu kesince Lokman’ı çağırtır ve bir dilim kesip ikram eder. Lokman o dilimi sanki bal gibi, şeker gibi yer. Sonra bir dilim daha, bir dilim daha… Lokman’ın büyük bir iştah içerisinde kavunu yemesinden etkilenen efendisi kalan son dilimi: “Bu tatlı kavundan ben de yiyeyim” diyerek son dilimi kendisi yer. Ancak kavunu yer yemez ağzını bir ateş sarmaz mı? Acıdan dili damağı tutuşur. Lokman’a sitem dolu şu sözleri söyler: “Ey benim canım hizmetkârım! Böyle bir zehri, nasıl oldu da tatlı tatlı yedin?” Onun sitemine karşılık Lokman şöyle cevap verir: “Ben, sizin elinizden o kadar tatlı yemekler yedim, maddeten ve manen o kadar nasiplendim, ama mukabelede bulunamadım. Hem, sizin elinizle gelen her acı bana tatlı gelir.” Dost hatırına neler yapılır, nelerden vazgeçilir… Ne acılar yağ ile bal olur da hiç gocunmaz insan. Çünkü dost elinden gelen ne varsa baş göz üstüne gelir. - DOST ELİNDEN
[30.08.2022 12:52] Annem: SAFER AYININ İLK VE SON ÇARŞAMBA
GÜNÜNDE OKUNACAK DUÂ
(SELÂM ÂYETLERİ)
E‘ûzü bi’llâhi mine’ş- şeytâni’r- racîm.
Bi-smi’llâhi’r- rahmâni’r- rahîm.
Selâmün ‘aleyküm ketebe rabbüküm ‘alâ nefsihi’r-rah-meh.
Selâmün aleyküm bi mâ-sabertüm feni‘me ‘ukbe’d-dâr.
Selâmün aleykümü’dhulû’l- cennete bi mâ-küntüm ta‘me-lûn.
Ve selâmün ‘aleyhi yevme vülide ve yevme yemûtü ve yevme yüb‘asü hayyen.
Ve’s-selâmü ‘aleyye yevme vülidtü ve yevme emûtü ve yevme üb‘asü hayyen.
Selâmün ‘aleyke se-estağfiru leke rabbî innehû kâne bî hafiyyen.
Ve’s-selâmü ‘alâ meni’t-tebe‘a’l-hüdâ.
Ve selâmün ‘alâ îbâdihî’l-lezîne’stafâ
Selâmün ‘aleyküm lâ-nebteği’l-câhilîn.
Selâmün kavlen min rabbi’r- rahîm.
Selâmün ‘alâ Nûhin fi’l-‘âlemîn, innâ kezâlike neczi’l-muh-sinîn, innehû min ‘ibâdine’l-Mü’minîn.
Selâmün ‘alâ İbrâhîm, innâ kezâlike neczi’l-muhsinîn, innehû min ‘ibâdine’l-Mü’minîn.
Selâmün ‘alâ Mûsâ ve Hârûn, innâ kezâlike neczi’l-muh-sinîn, innehümâ min ‘ıbâdine’l-Mü’minîn.
Selâmün ‘alâ İlyâsîn, innâ kezâlike neczi’l-muhsinîn, innehû min ‘ibâdine’l-Mü’minîn.
Ve selâmün ‘ale’l-mürselîn.
Selâmün ‘aleyküm tıbtüm fe’dhulûhâ hâlidîn.
Selâmün hiye hattâ matla‘i’l-fecr.
SAFER AYI DUÂSI
“Allâhümme bârik fî şehri’s-saferi va’htim le-nâ bi’s-sa‘â-deti ve’z-zafer.”
(Ömer Muhammed Öztürk, Misvâk Neşriyât, İbâdet Takvimi ve Duâlar, s.33-36)
[31.08.2022 18:45] Annem: Bir Ayet:
Allah size yardım ederse artık sizi yenecek hiçbir kimse yoktur; eğer sizi yardımsız bırakırsa O'ndan sonra size kim yardım edebilir? Müminler yalnız Allah'a güvensinler.
(Âl-i İmrân, 3/160)
Bir Hadis:
Bazı insanlar iyiliğin anahtarı, kötülüğün kilididir. Bazıları da kötülüğün anahtarı, iyiliğin kilididir. Allah'ın, iyiliğin anahtarı eylediği kimselere ne mutlu! Allah'ın, kötülüğün anahtarı eylediği kimselere de ne yazık!
(İbn Mâce, 'Sünnet', 19)
Bir Dua:
Allah'ım! Ebedi yurt olan ahirette kötü kimselere komşu olmaktan Sana sığınırım.
(Hâkim, Müstedrek, 1, 714)
Diyanet İşleri Başkanlığı
[31.08.2022 18:45] Annem: Diyanet Takvimi Ön Yüz:
Hadis Âlimi İmam Buharî’nin Vefatı (810-869)
Mümin; ırza, namusa dil uzatan, lânet eden, çirkin işler yapan, edepsiz konuşan kimse değildir. (Tirmizî, Birr, 48)
Diyanet Takvimi Arka Yüz:
Resûlullah’ın Dünya Malına Karşı Tutumu
Efendimiz (s.a.s.), dünya malını, gönülden bağlanılacak maddi bir varlık ve kendisiyle kıymet kazanılacak bir değer değil, ihtiyaç için kullanılacak bir eşya olarak görüyordu. Dünya malına aşırı değer verenleri şöyle uyarmıştı: “Dinarın ve dirhemin, kadifenin ve işlemeli elbiselerin kulu olana yazıklar olsun! Böyle bir kişiye bir şey verilirse memnun olur, verilmezse hoşnut olmaz.” (Buhârî, Cihâd, 70)
O, kullandığı eşyanın ihtiyacı karşılamasını yeterli görür, lüks arzusu içine girmeyerek imkanları kısıtlı olan Müslümanların yaşadığı mütevazı hayatı tercih ederdi. Öyle ki, dünyaya geldiği anda sahip olduğu mal varlığına, vefat ederken sahip bile değildi. Çünkü ihtiyacından artan para ve kıymetli eşyayı Allah yolunda infak etmişti.
Vefatının ardından geriye ne dirhem ne dinar ne köle ne cariye ne de başka bir şey bırakmıştı. (Buhârî, Vesâyâ, 1) Yalnızca sadaka olarak silah, beyaz dişi katır ve bir miktar arazi bırakmıştı. (Buhârî, Farzu’l-humus, 3)
Diyanet İşleri Başkanlığı
[31.08.2022 18:45] Annem: Mahremiyet; şahısların, diğer insanların öğrenmelerini istemedikleri özel hâllerine denir. Dinimiz mahremiyetin korunmasını teşvik ederken ihlalini de büyük bir suç saymıştır. Resûlü Ekrem (s.a.s.), bilhassa karı kocanın, birbirlerinin sırlarını ifşa etmemeleri hususuna çok ehemmiyet vermiştir (Müslim, Nikâh, 123). Karı kocanın, aile içinde geçen özel hâllerini ve konuşmalarını başkalarına anlatmaları haramdır. Çünkü bunlar onlara emanet edilen ve gizlenmesi gereken aile sırlarıdır. Günümüzde sosyal paylaşım sitelerinde insanlar, kendilerine ait mahrem bilgi ve görüntüleri kendi istekleriyle diğer insanlara açmaktadırlar. Bu mahrem konuların bazıları onların kendi masum hâlleri olsa da bazıları işledikleri günahlarla ilgili olabilmektedir. Aslında her ikisinin de alenileştirilmesi dinimizce doğru değildir. Dinimiz, mahremiyetin araştırılmasını yasakladığı gibi, bir kimsenin başkasına veya kendine ait mahrem bilgi ve görüntüleri ifşa etmesini de yasaklamış; bu yasağa uyanların ahirette mükâfatlandırılacaklarını, aksini yapanların ise cezaya çarptırılacaklarını bildirmiştir. - MAHREMİYETİN KORUNMASI
[31.08.2022 18:46] Annem: GÜNCEL BAZI GÖRGÜ KURALLARI
1. Makâmınız ve mevkiniz ne olursa olsun, size “siz” diye hitap edene “sen” demeyin. 2. Ödünç aldığınız parayı, parayı veren kişi hatırlamadan önce iade edin. 3. Hiç kimseye “ah, yani henüz evli değil misin” “çocuğun yok mu” “neden bir ev almadın” ve ya “neden bir araba almıyorsun” gibi garip sorular sormayın. Bunlar sizin sorununuz değildir. 4. Arkanızdan gelen kişi için daima kapıyı açın. Toplum içinde birine iyi davranmak sizi küçültmez. 5. Bir arkadaşınız sizin için bir ödeme yaptıysa, bir sonraki ödemeyi siz yapmaya çalışın.
6. İnsanların konuşmasını asla kesmeyin. Sözlerini bitirmelerine izin verin. Dediklerinin hepsini duyun ve hepsini anlamaya çalışın. 7. Konuşurken gereksiz konulara girmeyin. Asıl konuyu anlaşılır şekilde anlatmaya çalışın. 8. Bir kişiye şaka yaptığınızda o kişi bundan hoşlanmazsa, durun ve bir daha asla yapmayın. 9. İyi bir şey gördüğünüzde insanları daha fazlasını yapmaya teşvik edin ve ne kadar minnettar olduğunuzu gösterin. 10. Biri size yardım ederken “teşekkür ederim” deyin. Teşekkür ifade eden kelimeleri en çok kullandığınız kelimeler haline getirin.
11. Arkadaşlarınızı kalabalıklar içinde değil başbaşayken eleştirin. 12. Birine kilosu hakkında yorum yapmayın. 13. Biri size telefonunda bir fotoğraf gösterdiğinde sola ve ya sağa kaydırmayın. Sırada ne olduğunu asla bilemezsiniz. 14. Bir arkadaşınız size doktor randevusu olduğunu söylerse, bunun ne için olduğunu sormayın “inşallah iyisindir” demeniz yeterlidir. Onları, size kişisel hastalıklarını söylemek zorunda bırakmayın. 15. Temizlik görevlisine, kurumun yöneticisi ile aynı saygıyı gösterin. Makamı olmayan birine ne kadar kaba davrandığınıza çoğu insan dikkat etmez ama onlara saygılı davranırsanız insanlar bunu fark edeceklerdir. 16. Bir kişi doğrudan sizinle konuşuyorsa, telefonunuza bakmak büyük kabalıktır.
(twitter.com/mondermehmet)
[01.09.2022 19:58] Annem: Bir Ayet:
Kitab'ın indirilişi azîz ve alîm olan, günahı bağışlayan, tövbeyi kabul eden, hem cezalandırması şiddetli hem lütfu bol olan Allah'ın katındandır. O'ndan başka ilah yoktur, dönüş yalnız O'nadır.
(Mümin, 40/2-3)
Bir Hadis:
Mümin; ırza, namusa dil uzatan, lânet eden, çirkin işler yapan, edepsiz konuşan kimse değildir.
(Tirmizî, 'Birr', 48)
Bir Dua:
Allah'ım! Kullarını yeniden dirilteceğin o günde beni azabından koru.
(Ebû Dâvud, 'Edeb', 97, 98)
Diyanet İşleri Başkanlığı
[01.09.2022 19:58] Annem: Diyanet Takvimi Ön Yüz:
II. Dünya Savaşı Başladı (1939) Dünya Barış Günü
Ey iman edenler! Hep birden barışa girin. Sakın şeytanın peşinden gitmeyin; çünkü o, apaçık düşmanınızdır. (Bakara, 2/208)
Diyanet Takvimi Arka Yüz:
Soru-Cevap
Kadın mehir olarak mal olmayan bir şey isteyebilir mi?
İslam’da satışı veya kullanılması mübah olan her şey mehir olarak verilebilir. Taşınır ve taşınmaz mallar veya bunlardan yararlanma hakkı, ziynet eşyası, standart (mislî) olan şeyler bunlar arasındadır.
Mal olarak ekonomik karşılığı olmayan ve sadece dinen taat olan (sevap kazanmaya vesile olan amel) bir şeyin mehir olarak verilip verilemeyeceği, Kur’an’ı veya dini hükümleri öğretmenin mehir sayılıp sayılmayacağı tartışılmıştır. Hanefiler mehrin maddi değeri olması ilkesinden hareketle bunu caiz görmezken bazı mezhepler Kur’an ve fıkıh öğretimi gibi işlerin mehir olabileceğini söylemişlerdir. Kadının evleneceği erkekten mehir olarak kendisini hacca götürmesini istemesi konusu da ihtilaflıdır. Ancak hacca götürme maddi bir külfet gerektirdiği ve burada amaç erkeğin kadına hizmeti değil, hac masraflarını karşılama olduğu için bunun caiz olduğu görüşü tercih edilmelidir. Kadının mehir olarak muhatabından ibadet ve kötü alışkanlıkları terk etmesini istemesi mehir olmaz.
Diyanet İşleri Başkanlığı
[01.09.2022 19:59] Annem: Tövbe; dönmek, pişman olmak, günahı terk etmek anlamlarına gelir. Yüce Allah’ın isimlerinden biri olan et-Tevvâb ise kullarının tövbesini sürekli kabul eden, onları cezalandırmaktan vazgeçen, affeden manasındadır. Hz. Peygamber (s.a.s.) “Günahtan tövbe etmek, günahı terk edip bir daha ona dönmemektir.” (İbn Hanbel, I, 446) buyurmaktadır. Allahu Teâlâ da ayet-i kerimede böylesi bir tövbeyle O’na yönelenlere: “Ben tövbeleri çok kabul eden ve çok merhametli olanım.” (Bakara, 2/160) buyurmaktadır. Yaptıklarımızı bilen (Şûrâ, 42/25), günahımızı bağışlayan da O’dur (Mü’min, 40/3). O, dilediğinin tövbesini kabul eder (Tevbe, 9/15), et-Tevvâb ismi ile tövbe edenleri ise çok sever (Bakara, 2/222). Tevvâb ismi Kur’an’da duadan, tövbeden ve tövbe emrinden bahseden ayetlerde geçmekte, peygamberlerin tövbe ve dualarında bu ismi celilin nasıl kullanılacağına dair örnekler bulunmaktadır. Bunlardan biri de Hz. İbrahim ve Hz. İsmail’in duasıdır: “Ey Rabbimiz! Tövbemizi kabul et. Çünkü sen tövbeleri çok kabul eden, çok merhamet edensin.” (Bakara, 2/128). - ET-TEVVÂB
[01.09.2022 19:59] Annem: TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTLİĞİ ÇÖZÜM MÜ?
Toplumsal cinsiyet eşitliğinin en güçlü şekilde uygulandığı ülkeler olan İzlanda, Finlandiya, Norveç ve İsveç’te yapılan araştırmada, bu ülkelerin incelendiği alanlardan birisi intihar oranlarıdır. Bu ülkelerde intihar kaynaklı ölümlerin sayısı oldukça yüksektir. Özellikle kadınlarda ve gençlerde intihar oranlarının çok yüksek olduğu görülmektedir. Aynı şekilde alkol ve madde kullanımının da oldukça yaygın olduğu tablolarla gösterilmiştir. İntihar oranları ve alkol-madde kullanım oranları, bu ülkelerde toplumsal hayatta yaşanan sıkıntıların yanı sıra (şiddet, boşanma), psikolojik olarak da sıkıntılar yaşandığının göstergesidir. Toplumsal cinsiyet eşitliği politikaları kadına ve aileye dönük sorunlara çözüm olamamış, belki de bu sorunların kaynağı yahut tetikleyicisi olmuştur.
Türkiye’de de kadın ve aileye yönelik sorunlar son yıllarda daha görünür olmaya başlamış; kadına şiddet, boşanma oranları hızlı bir yükseliş göstermiştir. Türkiye’nin aile politikalarının da toplumsal cinsiyet ekseninde yürütüldüğü gerçeğini ve araştırmanın bulgularını göz önüne aldığımızda, aynı politikalar devam ettiği müddetçe kadın-erkek ve aileye dönük sorunların azalmaktan ziyade, artmaya devam edeceğini üzülerek öngörmekte ve şu çözüm önerilerini sunmaktayız:
1. Toplumsal Cinsiyet Eşitliğine dayalı politikalar yeniden gözden geçirilmelidir. Çünkü bu politikalar kadını erkeğe karşı rekâbete yöneltmekte ve çatışma dilini kullanmaktadır.
2. Eşler arasında sabır, hoşgörü, fedakârlık ve merhamet kavramlarına vurgu yapılmalıdır.
3. Kadının iş yaşamına teşvik edilmesi (kadının çalışması propagandası) bir devlet politikası olarak uygulanmamalıdır. Kadının çalışması öznel koşullarla yakından ilişkilidir; ailenin tercihine bırakılmalıdır. Bu durum ayrıca, “çalışmayan kadın ikinci sınıf vatandaştır” gibi bir algıyı da beslemektedir.
4. Aile Bakanlığı çocuğun anne hakkına odaklanan politikalar üretmelidir. Çocuğun “anne hakkından” kısıp kadının “çalışma hakkına” verilmesi adil bir yaklaşım görünmemektedir.
(Uzman Psk Meryem Şahin, Dr Mücahit Gültekin, Sosyal ve Ekonomik Araştırmalar Merkezi Raporu)
[02.09.2022 18:35] Annem: Bir Ayet:
Ey iman edenler! Hep birden barışa girin. Sakın şeytanın peşinden gitmeyin; çünkü o, apaçık düşmanınızdır.
(Bakara, 2/208)
Bir Hadis:
Müslümanın, din kardeşine üç günden fazla dargın durması helal değildir. Onlar birbirleriyle karşılaştıklarında birisi yüzünü şu tarafa, diğeri ise öte tarafa çevirir. Onların en hayırlısı önce selam verendir.
(Buhârî, 'Edeb', 62)
Bir Dua:
Allah'ım! İlmine güvenerek Senden hakkımda hayırlısını istiyorum. Kudretin vesilesiyle bu işi yapmak için Senden güç kuvvet istiyorum. Sınırsız cömertliğinle bana lütfetmeni istiyorum.
(Buhârî, 'Deavât', 48)
Diyanet İşleri Başkanlığı
[02.09.2022 18:36] Annem: Diyanet Takvimi Ön Yüz:
Bizi yediren, içiren, (başkasına) muhtaç kılmayan ve barındıran Allah’a hamdolsun. (Müslim, Zikir, 64)
Müminler; birbirine merhamette, birbirini sevmede ve birbirine yardım etmede; tıpkı bir organı rahatsızlandığında diğer organları ona yardım etmek için çabalarken, uykusuzluk ve yüksek ateş ile tepki veren bir bedene benzer. (Buhârî, Edeb, 27)
Diyanet Takvimi Arka Yüz:
Genişlikte Darlıkta Her Zaman Dua
Felaket anlarında bazıları Allah’ı anıp duaya başvururlar. Hatta öyle ki şirk koştukları şeyleri ve bağlandıkları servetlerini, makamlarını unutarak fıtri bir eğilimle kurtuluşu yalnız Allah’tan dilerler. Bu durum En’âm sûresi 40 ve 41. ayet-i kerimelerinde şöyle ifade buyrulmaktadır: De ki, “Söyleyin bakalım. Acaba size Allah’ın azabı gelse veya size kıyamet saati gelip çatsa (böyle bir durumda) siz Allah’tan başkasına mı yalvarırsınız? Eğer (putların size yararı dokunduğu iddianızda) doğru söyleyenlerseniz (haydi onları yardıma çağırın). Hayır! (Bu durumda) yalnız O’na dua edersiniz; O da dilerse (kurtulmak için) dua ettiğiniz sıkıntıyı giderir ve siz o an Allah’a ortak koştuklarınızı unutursunuz.” Ancak insanın sıkıntıdan kurtulup da her şey tekrar yoluna girince yeniden eski isyankâr tutumuna dönmesi kabul edilemez bir durumdur. Bizi dert ve kederlerden kurtaran Allah’tır. Zor zamanlarda olduğu gibi rahat anlarımızda
da Ona dua etmeyi ihmal etmemeliyiz.
Diyanet İşleri Başkanlığı
[02.09.2022 18:36] Annem: Bir gün, Hz. Peygamber’in yanına bir bedevi gelir ve “Bana, öyle bir amel göster ki ben onu yaptığım zaman cennete girebileyim.” der. Allah Resûlü (s.a.s.), “Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmayarak yalnız Allah’a ibadet edersin, farz olan namazı dosdoğru kılarsın, farz olan zekâtı verirsin ve Ramazan orucunu tutarsın.” buyurur. Bedevi samimiyetle, “Nefsim elinde bulunan Allah’a yemin ederim ki ben senden işittiğim bu ibadetlerden başka ne fazladan ibadet yaparım, ne de eksik bırakırım.” der ve arkasını dönüp gider. Bunun üzerine Hz. Peygamber (s.a.s.), “Kim, cennet ehlinden bir kimse görmek isterse işte şu zata baksın!” buyurur. (Buhârî, Zekât, 1) Bir başka rivayette ise Allah Resûlü (s.a.s.) adam gittikten sonra, “Sözüne sadık kalırsa kurtuluşa ermiştir.” der. (Nesâî, Sıyâm, 1) - SÖZÜNE SADIK KALIRSA KURTULUŞA ERMİŞTİR…
[02.09.2022 18:36] Annem: HADİSLER ETRAFINDA UYANDIRILMAK İSTENEN ŞÜPHELER
Hicri ilk asırda hadîsler, yazılmaktan daha çok sözlü olarak ve ezberden rivâyet ediliyordu. Daha sonra çıkan fitne ve kargaşalıklarda bazı siyasi grupların kendi lehlerine hadîs uydurmaları, Asr-ı Saadet’in giderek daha çok geride kalması gibi sebepler, Ashâb-ı Kirâm (r.a.e.)’in öğrencileri olan Tâbiîn hazeratının ve onlardan sonraki muhaddislerin hadîsleri toplamalarına ve bu konuda çok titiz davranmalarına yol açtı.
Hadîs ilmi; dünyada yalnızca Müslümanlara has bir ilim olup târihçilere parmak ısırtmış, bu ilmi değersiz göstermek isteyen müsteşrikleri de birçok sıkıntılara sokmuştur. Dünya târihinde, Peygamberimiz (s.a.v.)’den başka; hayatı ve risâleti bütün ayrıntıları ile ve çok titiz metodlarla günümüze kadar ulaşan başka hiçbir şahsiyet yoktur
“Hadîs, üçüncü asırda yazılmıştır... Şüphelidir.”, “Tek kişi rivâyet etmiştir; bu nedenle güven vermez, âmel edilmez.” diyenler; Hadis Usulü ilminden habersizdir. İnsanlık târihi, dünyanın nizâmı, haberleşme sistemleri, hep tek kişi (az kişi) esâsına dayanır. Üstelik diğerleri, İslâm’ın hadîs an’anesinde olduğu gibi kontrollü ve tahkikli de değildir. İslâm’ın metodları reddedilirse, öbürlerini öncelikle reddetmek ve her şeyden şüphe etmek gerekir. Böylesine sıkı ve güven verici şartlar altında bize intikâl eden hadîsleri bir kalemde boşa çıkarmak, hadîslerden şüphe etmek, hayatta pek az şeye inanmamızı gerektirir. O zaman, târih kitaplarının çoğunu çöpe atmak gerekir. Hadîslerin yazılmasını yasaklayan Hadîs-i Şerîf, İslâm’ın ilk dönemlerinde Kur’ân ile hadîsleri aynı malzemeler üzerine yazdıkları için onları birbirine karıştırabilen vahiy kâtipleri hakkında varid olmuştur. Böyle olmayan insanlar için hadîslerin yazılması yasaklanmamış; aksine yazmalarına ruhsat verilmiş, hatta emredildiği de olmuştur. Meselâ, Abdullah bin Amr (r.a.)’a Nebî (s.a.v.): “Yaz. Canım elinde olan Allâh (c.c.)’a yemin olsun ki, buradan (Mübârek ağızlarını işaret ederek) haktan başka bir şey çıkmaz.” (Ebû Davûd) buyurmuştur.
(Kütüb-i Sitte Tercüme ve Şerhi, c.1, s.27-28;
Misvâk Neşriyât, Hâkk Dinin Batıl Yorumlarına Cevaplar, s.36)
[03.09.2022 13:24] Annem: Bir Ayet:
Allah, gözlerin kötü niyetli bakışını ve kalplerin sakladıklarını bilir.
(Mümin, 40/19)
Bir Hadis:
Müminler; birbirine merhamette, birbirini sevmede ve birbirine yardım etmede; tıpkı bir organı rahatsızlandığında diğer organları ona yardım etmek için çabalarken, uykusuzluk ve yüksek ateş ile tepki veren bir bedene benzer.
(Buhârî, 'Edeb', 27; Müslim, 'Birr', 66)
Bir Dua:
Bizi yediren, içiren, (başkasına) muhtaç kılmayan ve barındıran Allah’a hamdolsun.
(Müslim, 'Zikir', 64)
Diyanet İşleri Başkanlığı
[03.09.2022 13:24] Annem: Diyanet Takvimi Ön Yüz:
İmam Birgivi’nin Vefatı (1521-1573) Halk Sağlığı Haftası (03-09 Eylül)
Ey insanlar! Rabbinizden size bir öğüt, kalplerdeki hastalıklara bir şifa, inananlara bir rehber ve rahmet gelmiştir. (Yûnus, 10/57)
Diyanet Takvimi Arka Yüz:
Peygamberimizin Dilinde Namaz
Bir gün Peygamberimiz, ashabıyla birlikte mescitte oturduğu sırada bir sahabi aceleyle içeri girerek namaz kılmaya başlar. Onun namaz kılışını izleyen Resûlullah, ona bu şekilde namaz kılmış olmadığını, geri dönüp namazını tekrar kılmasını söyler. Adam, namazını tekrar kılar, ancak Peygamberimiz yine aynı sözleri tekrarlar. Bu durum üçüncü kez yaşanır ve sahabi, Resûlullah’tan bunun doğrusunu kendisine
öğretmesini ister.
Bunun üzerine Peygamberimiz, sahabisine makbul bir namazın kılınışını şu şekilde anlatır: “Namaz kılacağın zaman (önce) tekbir getir. Sonra Kur’an’dan kolayına gelen yerlerden oku. Ardından rükuya git ve yeterli olduğuna kanaat getirinceye kadar bekle. Sonra tam olarak ayağa kalk. Peşinden secdeye git ve yeterli olduğuna kanaat getirinceye kadar bekle. (Secdeden) kalktığında (belini) iyice doğrult ve yeterli olduğuna kanaat getirinceye kadar bekle. Sonra (tekrar) secdeye var ve yeterli olduğuna kanaat getirinceye kadar bekle. Sonra namazın bütününü bu şekilde kıl.”
(Buhârî, Ezân, 122)
Diyanet İşleri Başkanlığı
[03.09.2022 13:24] Annem: Kur’an-ı Kerim’de Allah rızası gözetilerek güzel bir şekilde infak edilen mal, Allah’a verilmiş bir borç sayılmakta ve karşılığının kat kat fazlasıyla yine Allah tarafından ödeneceği bildirilmektedir (Bakara, 2/245). Şeytan, insana Allah yolunda harcamakla fakir olacağı şeklinde vesvese vermekte (Bakara, 2/268), Yüce Allah ise zekâtlarını gereğince ve sadece O’nun rızası için verenlerin aslında mallarını kat kat artırdıklarını (Rûm, 30/39) ve verilen her zekâtın karşılığının ödeneceğini (Sebe’, 34/39) müjdelemektedir. Peygamber Efendimiz de mü’minlere zekât vermekle mallarının azalmasından korkmamaları gerektiğini şu şekilde açıklar: “Sadaka / zekât vermek, maldan hiçbir şey eksiltmez.” (Müslim, Birr, 69). Malın artma ve azalma ölçüsünün sadece miktarla ilgili olmadığı düşünülürse, görünürde eksilmiş gibi olan malın, aslında zekâtı ödendiği için bereketlenip daha verimli hâle geldiği veya geleceği anlaşılır. “Allah, verilen sadakaları / zekâtları artırır.” (Bakara, 2/276) ayeti de bu durumu en güzel şekilde izah etmektedir. - “ZEKÂT MALDAN HİÇBİR ŞEY EKSİLTMEZ”
[03.09.2022 13:25] Annem: KIYÂMET GÜNÜ
Âyet-i kerîmede şöyle buyrulur: “Onlar (hâlâ ne bekliyorlar?) kendilerine ölüm (veyâ azâb) meleklerinin inmesini mi, veya Râbbinin, yâhûd Râbbinîn bazı âyetlerinin gelmesini mi bekliyorlar? Râbbinin bazı âyetleri geldiği gün, evvelce îmân etmemiş veyâ îmânında bir hayır kazanmamış kimseye, o günkü imânı aslâ fayda vermez. De ki (Yâ Muhammed!): “(İstediğiniz üç şeyden birinin gelmesini) bekleyin. Biz de, onu bekliyoruz.” (O vakit, kurtuluş bize, helâk sizedir).” (En’am s. 158)
Rivâyete göre; bazı âyetlerden murâd: Güneş’in batıdan doğmasıdır. Hz. Huzeyfe (r.a.) ile Berâ’ b. Âzib (r.a.)’den rivâyet edilen bir hadîs-i şerîfte şöyle denilmiştir: “Biz, Kıyâmet’i müzâkere ediyorduk. Yanımıza Resûlullâh (s.a.v.) geldi ve ne müzâkere ettiğimizi sordu. “Kıyâmet’i müzâkere ediyoruz” dedik. Bunun üzerine şöyle buyurdular: “Önceden on alâmet görülmedikçe Kıyamet kopmaz. Bunlar; duman, dâbbet’ül-arz, üç yerin batması (ki biri Doğu’da, biri Batı’da, biri de Arap yarımadasında olacaktır), Deccâl’in çıkması, Güneş’in batıdan doğması, Ye’cûc Me’cûc’un çıkması, İsâ (a.s)’ın inmesi ve Aden’den bir ateşin çıkmasıdır.”
Ebû Hüreyre (r.a.) diyor ki: “Kıyamet Gününde bütün mahlûklar, hayvanlar ve kuşlar dergâh-ı ilâde haşrolunacak, boynuzlu koyundan boynuzsuzun hakkı alınacak, sonra hepsine; “toprak olun!” denilecek. Kâfir bunu görünce: “Ne olaydı ben de toprak olaydım!” diyecektir.”
Peygamber (s.a.v.) Efendimiz bir hadîs-i şerîfte şöyle buyurmuştur: “Kıyâmet Gününde her hak, sâhibine verilecek, hattâ boynuzsuz koyunun hakkı boynuzludan alınacaktır.”
(Ayıntabî Mehmed Efendi, Tibyân Tefsiri, c.2, s.19-68)
[04.09.2022 13:52] Annem: Bir Ayet:
Ey insanlar! Rabbinizden size bir öğüt, kalplerdeki hastalıklara bir şifa, inananlara bir rehber ve rahmet gelmiştir.
(Yûnus, 10/57)
Bir Hadis:
İnsanların çoğu, şu iki nimetin kıymetini bilmez ve onları kullanırken ellerinde oluşuna aldanır: Sağlık ve boş vakit.
(Buhârî, 'Rikâk', 1; Tirmizî, 'Zühd', 1)
Bir Dua:
Onları kötü sonuçlardan koru. O gün Sen kimi kötü sonuçlardan korumuşsan onu rahmetine mazhar kılmışsın demektir. İşte en büyük kurtuluş da budur.
(Mümin, 40/9)
Diyanet İşleri Başkanlığı
[04.09.2022 13:53] Annem: Diyanet Takvimi Ön Yüz:
Büyük Selçuklu Devleti’nin Kurucusu Tuğrul Bey’in Vefatı (990-1063) Sivas Kongresi Başladı (1919)
Müslüman kardeşini hor görmesi, kişiye kötülük olarak yeter. (Müslim, Birr, 32)
Diyanet Takvimi Arka Yüz:
Allah’ı Sevmek Nasıl Olur?
Sevgi, Yüce Rabbimizin gönüllerde var ettiği ilahi bir duygudur. Hayatımız bu duygu ile anlam bulur. Sevginin en üstün ve değerli olanı şüphesiz ki Allah sevgisidir. Müminler Allah’ın muhabbetini her şeyin üstünde tutar ve O’nu her şeyden çok severler. (Bakara, 2/165) Allah’ı sevenler, farzları yerine getirir, haramlardan sakınır, nafile ibadetlerle manen O’na yakın olmaya gayret ederler. Allah yolunda çalışır, İslam’ı yaşama hususunda kınanmaktan çekinmez, kalbi, zihni ve dili ile daima Rabbini anar, Allah’tan gelene razı olurlar. Allah’ı seven bir kul zamanla O’nun sevgisini kazanır.
Rabbimiz, Resûlüne uyanları ve muhsinleri, tövbekârları, takva sahiplerini, sabırlı olanları, adaletli olanları, çok temiz olanları ve Allah yolunda çalışanları sevdiğini bildirmekte ve sevdiği kullarına, “İyi biliniz ki, Allah’ın dostlarına korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.” (Yûnus, 10/62) müjdesini vermektedir.
Diyanet İşleri Başkanlığı
[04.09.2022 13:53] Annem: Rabbimizin kelamı olan Kur’an-ı Kerim, sözlerin en güzeli (Zümer, 39/23) ve en doğrusudur. Yüce Allah tarafından kalplere hayat veren bir ruh olarak vahyedilen bu kitap, Resûlullah’a bahşedilen eşsiz bir mucizedir. Öyle ki “Bütün insanlar ve cinler bu Kur’an’ın bir benzerini ortaya koymak için toplansalar, birbirlerine istedikleri kadar destek olsunlar yine de benzerini ortaya koyamazlar.” (İsrâ, 17/88). Bütün insanlığa açık bir mesaj olan Kur’an, Rabbimizden bir öğüt, kalplere şifa, inananlar için bir rehber, rahmet kaynağı ve müjde olarak gelmiştir. “İnmemiştir hele Kur’an, bunu hakkıyla bilin/Ne mezarlıkta okunmak, ne de fal bakmak için!” diyen Mehmet Âkif Ersoy’un belirttiği üzere Kur’an, yaşayan insan için bir hayat rehberidir. Kur’an’ı gönderiliş amacına uygun olarak okuyup anlamamız, yaşantımıza dosdoğru tatbik etmemiz gerektiğini vurgulayan Hz. Peygamber, inananlara şöyle seslenmiştir: “Size öyle bir şey bıraktım ki ona sıkı sarılırsanız sapıtmazsınız: Allah’ın kitabı!” (Müslim, Hac, 147) - YAŞAM REHBERİMİZ: KUR’AN
[04.09.2022 13:53] Annem: KİMLERE ZEKÂT VERİLİR?
Kur’ân-ı Kerîm’de zekâtın verilebileceği kimseler yani zekât alması caiz olan kimseler sekiz sınıf olarak zikredilmiştir. “Sadakalar (zekâtlar), Allâh (c.c.)’dan bir farz olarak ancak fakirler, düşkünler, zekât toplayan memurlar, kalpleri İslâm’a ısındırılacak olanlarla (özgürlüğüne kavuşturulacak) köleler, borçlular, Allâh (c.c.) yolunda cihad edenler ve yolda kalmış yolcular içindir. Allâh (c.c.), hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.” (Tevbe s. 60)
Bu âyet-i kerimede zikri geçen “sadakalar” kelimesinden kasıt, yalnız zekâttır. Nafile sadakalar, keffaret borçları, adaklar murad değildir. Âyet-i celile, zekâtın ancak zikredilen bu sekiz sınıf insandan birine verilebileceğini açıklamaktadır. Bütün ilim ehli, bu sekiz sınıfın dışında zekât verilebilecek bir sınıfın daha olmadığına, olmayacağına icma etmişlerdir. Zira âyet-i celilenin evvelinde bulunan “innemâ” kelimesi “ancak şunlara” yani sayılacak olan sekiz sınıfa verilebileceğini ifade eder.
Hanefî Mezhebine göre zekât, anlatılan bu sekiz sınıfın tamamına dağıtılabildiği gibi yalnızca bir tanesine de verilebilir. Şayet zekât olarak verilen miktar, nisap değerinden az ise evla olan tek bir şahsa verilmesidir. Buna rağmen nisap miktarı ve fazlası olan meblağı tümüyle birden bir fakire vermek caiz olsa da mekruhtur. Bu yüzden en azından verilecek zekât, fakiri zengin kılmaması gerekir. İmâm Şafiî’ye göre ise evlâ olan, zekâtın Kuran-ı Kerim’de geçen sekiz sınıfa taksim edilmesidir. Bu sekiz sınıftan her bir sınıf için en az üç kişiye verilmesi evladır.
Zekâtı akrabaya vermek daha fazîletlidir. Şöyle ki, zekâtı evvelâ muhtaç olan erkek veya kız kardeşlere, sonra bunların evlâdına, sonra amcalara, halalara, sonra bunların evlâdına, sonra dayılara, teyzelere ve bunların evlâdına, daha sonra diğer akrabalara vermek daha fazîletlidir.
(Sualli-Cevaplı İslâm Fıkhı, c.3, s.290-291)
[04.09.2022 17:53] Ömer Tarık Yılmaz: ÇOCUKLAR EVDEN GİDİNCE
Çocuklar bir gün evden giderler…
Bir şekilde, bir nedenle, öyle gerektiği için , öyle olduğu için giderler…
...
Gözlerinde hayata karşı bir heves, omuzlarında ince bir ağırlık, ellerinde uçarı bir telaş.
Kapıyı çekip giderler…
Çocuklar evden gidince, ev de sizden gider biraz,
Sabah kızaran ekmeğin kokusu, ütünün buharı, bir türlü şekle girmeyen saçlar, kapıdan çıkarken aceleyle öpülen yanaklar gider…
Antrede biriken ayakkabılar, teki kaybolan terlikler, yatağın üstündeki elbise yığınları gider.
Saatler sanki bir yerlerde durmuş gibi olur. Hayatınız hasreti kuşanmış mevsimsiz bir ülkeye benzer bir zaman…
Çocuklar evden gidince;
Ansızın yapılan şakalar, vakitsiz istenen sandviçler, pencere önünde beklediğiniz geceler gider...
Artık kapının önündeki ayak seslerini duymazsınız,
Sokaktan geçen simitçiye seslenen kimse yoktur.
Arka odadan yükselen müzik sesi, banyodaki parfüm kokusu, ortasından sıkılmış dişmacunları anılarınızda kalır.
Mutfak masası çoktan unutmuştur sıcacık ve neşeli sohbetleri.
Fırında patatesin tadı eskisi gibi değildir artık,
Kareli yatak örtüsünde izi kalmıştır aşk acısıyla dökülen genç gözyaşlarının…
Çocuklar evden gidince ;
“Annem duymasın”lar, “Babamı idare et”ler “Ben zaten biliyorum”lar, “Beni çocuk muyum?”lar, “Beni anlamıyorsunuz!”lar, “Amma meraklısınız”lar … El ele tutuşup hep birlikte giderler...
Onlar olmadığı zaman da “ben ne giyeceğim”ler “arkadaşımda kalacağım”lar, “arkadaşlarımla çıkıyorum”lar peşi sıra ortalıktan kaybolurlar..
Çocuklar bir gün evden giderler;
Giderken yüreğinizin bir parçasını da yanlarında götürürler…
Onda kalan parçada sizden o kadar çok şey vardır ki,
Onlar bunu bilirler,
Aldıkları her kararda, yaşadıkları her yol ayrımında, her sevinçlerinde ve her acılarında
Fark ederler bu eşsiz bilgiyi,
Yeter ki onların yaşam pınarlarına hayat veren kaynağın suyu berrak, hikmeti bol olsun.
Yeter ki sizden doğup hayatın içine akan bu pınar ırmak olsun, nehir olsun, ve en doğru yönü bulsun...
Evet çocuklar bir gün giderler,
Ama gelecekleri yolu da asla unutmazlar.
İLTER YEŞİLAY
( Görsel, Rus ressam Andrei Popov'un
'Çocuk Büyütmek' adlı eseri...)
LİG TABLOSU
Takım
O
G
M
B
Av
P
1.GALATASARAY A.Ş.
26
20
2
4
44
64
2.FENERBAHÇE A.Ş.
27
17
1
9
33
60
3.TRABZONSPOR A.Ş.
26
17
3
6
23
57
4.BEŞİKTAŞ A.Ş.
26
14
5
7
17
49
5.GÖZTEPE A.Ş.
26
11
5
10
10
43
6.RAMS BAŞAKŞEHİR FUTBOL KULÜBÜ
26
12
8
6
14
42
7.SAMSUNSPOR A.Ş.
26
8
7
11
-2
35
8.KOCAELİSPOR
26
9
11
6
-4
33
9.GAZİANTEP FUTBOL KULÜBÜ A.Ş.
27
8
10
9
-10
33
10.ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş.
26
7
10
9
-4
30
11.CORENDON ALANYASPOR
26
5
8
13
-4
28
12.TÜMOSAN KONYASPOR
26
6
11
9
-9
27
13.NATURA DÜNYASI GENÇLERBİRLİĞİ
26
6
13
7
-8
25
14.KASIMPAŞA A.Ş.
26
5
12
9
-14
24
15.HESAP.COM ANTALYASPOR
26
6
14
6
-18
24
16.İKAS EYÜPSPOR
26
5
14
7
-18
22
17.ZECORNER KAYSERİSPOR
26
3
12
11
-28
20
18.MISIRLI.COM.TR FATİH KARAGÜMRÜK
26
4
17
5
-22
17


