SEMA ÖNER


Günün yazısı


[05.09.2022 18:11] Annem: Bir Ayet:
O diridir, O'ndan başka ilâh yoktur. Şu halde içten bir dindarlık ve bağlılıkla O'na dua edin. Hamd, âlemlerin rabbi olan Allah'a mahsustur.
(Mümin, 40/65)
 
Bir Hadis:
Müslüman kardeşini hor görmesi, kişiye kötülük olarak yeter.
(Müslim, 'Birr', 32)
 
Bir Dua:
… Rabbimiz! Nurumuzu arttır, eksiltme ve bizi bağışla. Şüphesiz Senin her şeye gücün yeter.
(Tahrîm, 66/8)
 
Diyanet İşleri Başkanlığı
[05.09.2022 18:12] Annem: Diyanet Takvimi Ön Yüz:
İmam-ı Âzam Ebû Hanîfe (r.a.)’nin Vefatı (699-767) Avrasya İslam Şûrası Altıncı Toplantısı Yapıldı (05-09 Eylül 2005)
Yaşatan da öldüren de O’dur. Bir işe hükmettiğinde o konuda sadece “ol!” der, o da oluverir. (Mümin, 40/68)
 
 
Diyanet Takvimi Arka Yüz:
İmam-ı Azam-Ebû Hanife
Asıl adı Numan b. Sabit olup İmam-ı Azam veya Ebû Hanife diye bilinir (h.80/m.699). Kûfe’de doğdu. Ticaretle uğraşır, vakarlı, mütevazı ve üstün anlayış sahibiydi. İtikadi esasları savunmayı gaye edindi. Hocası, Kûfe re’y ekolünün üstadı kabul edilen Hammâd b. Ebû Süleyman’dır. Mekke’de dönemin ileri gelen ilim adamlarıyla temasları, bilgi birikimine ve fıkhi meselelere bakış açısına katkı sağladı. İslam’da hukuki düşüncenin ve ictihad anlayışının gelişmesini sağladı. Görüşleri, zamanla Ehl-i Sünnet anlayışının şekillenmesine yardımcı oldu. Kıyas metodunu sıkça kullanan Ebû Hanife’nin derslerine her bölgeden öğrenciler katıldı ve etrafında geniş bir ders halkası oluştu. Ebû Yusuf, İmam Muhammed ve İmam Züfer gibi talebeler yetiştirdi. Bu mezhebe mensup kişiler de Hanefî diye adlandırıldı. El-Fıkhü’l-ekber, el-Fıkhü’l-ebsat, er-Risâle, el-Vasıyye en önemli eserleridir. Bağdat’ta (h.150/m.767) 68 yaşında vefat etti, orada defnedildi.
 
Diyanet İşleri Başkanlığı
[05.09.2022 18:12] Annem: Kur’an-ı Kerim’de adına müstakil bir sûre bulunan Lokman (a.s.) salih bir kişidir. Âlimlerin çoğunluğu, Lokman (a.s.)’ın peygamber olmadığını, ancak Allah’ın kendisini bilgi ve hikmetle şereflendirdiğini belirtirler. Müfessirler Lokman’a verildiği bildirilen hikmet kelimesini, “din konusunda derin bilgi, sahih inanç, akıl, yerinde ve doğru konuşma, isabetli görüş ve davranış” olarak açıklamışlardır.##Hikmet hem doğru bilgi, inanç ve düşünceyi hem de bu zihnî birikimin mümkün olan en mükemmel şekilde hayata geçirilmesini ifade eder. Bilgi birikimi olan bir insan bu birikimini doğru, yerinde ve gerektiği ölçüde kullanmaz ise bu insana âlim denebilirse de hakîm, hikmetli kişi denemez. Çünkü hikmet kavramı, “bilgiyi yerli yerince kullanma” anlamına da gelir.##Buna göre bilgisini doğru ve gerektiği şekilde kullanmayan insan, bilginin şükrünü yerine getirmemiş olur.##Bilgisini gerektiği şekilde ve doğru kullanan ise şükür ödevini yerine getirdiği gibi, bilgisini değerlendirerek faydalı hâle getirmiş olur.  - LOKMAN (A.S.) VE HİKMET
[05.09.2022 18:12] Annem: SABAH VE İKİNDİ NAMAZINDAN SONRA
 
ZİKİR İLE MEŞGUL OLMAK
Ebû Hüreyre (r.a.)’dan rivâyetle Resûlullâh (s.a.v.) Allâhü Teâlâ’nın şöyle buyurduğunu söyledi: “İkindiden ve sabahtan sonra beni bir vakit zikret, bu iki vakit arasında ben sana yeterim.” (Ahmed) Bir rivayette: “Allâh (c.c.)’u zikretmeye devam et. O senin isteklerinin yerine gelmesine yardım eder” buyurulmuştur. Bir başka hadiste Resûlullâh (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Sabah namazından sonra güneş doğuncaya kadar Allâh (c.c.)’u zikreden bir cemaatle oturmam, benim için Arap neslinden dört köle azâd etmekten daha sevimlidir. Aynı şekilde ikindi namazından sonra güneş batıncaya kadar Allâh (c.c.)’u zikretmekle meşgul olan bir cemaatle oturmam benim için Arap neslinden dört köle azâd etmemden daha sevimlidir.” Başka bir hadiste şöyle geçiyor: “Kim sabah namazını cemaatle kıldıktan sonra, güneş doğana kadar Allâh (c.c.)’u zikretmekle meşgul olur da, sonra iki rekât nafile (işrâk) namazı kılarsa ona kâmil bir Hacc ve umre sevâbı verilir.”
Resûlullâh (s.a.v.) buyurdu ki: “Sabah namazından sonra güneş doğana kadar bir cemaatle birlikte Allâh (c.c.)’un zikriyle meşgul olmam bana dünya ve içindekilerden daha sevimlidir. Aynı şekilde ikindi namazından sonra güneş batıncaya kadar böyle bir cemaatle birlikte Allâh (c.c.)’u zikretmekle meşgul olmam, benim için dünya ve içindekilerden daha sevimlidir.”
Bir hadiste şöyle geçmektedir: “Kim sabah namazından sonra, namazdaki vaziyetiyle oturarak kimseyle konuşmadan önce şu kelimeleri on defa okursa ona on sevâb yazılır, on günâhı bağışlanır ve Cennet’te on derece yükseltilir. Ayrıca bütün gün şeytandan ve fenalıklardan korunmuş olur: “Allâh’tan başka hiçbir ilâh yoktur. O zât ve sıfatları bakımından tektir. O’nun ortağı yoktur. Dünya ve ahiretteki bütün mülk O’nundur. Bütün güzellikler ancak O’na aittir. O diriltir, O öldürür ve O her şeye kadirdir.”
(Zekeriya Kandehlevi, Fezail-i Amal)
[06.09.2022 18:37] Annem: Bir Ayet:
Yaşatan da öldüren de O'dur. Bir işe hükmettiğinde o konuda (Sad)ece'ol!'der, o da oluverir.
(Mümin, 40/68)
 
Bir Hadis:
Bir Müslüman, bir Müslümana'kâfir'dediğinde, şayet o kişi kâfir ise (söz yerini bulmuş olur). Fakat o kâfir değilse bu sözü söyleyen kâfir olur.
(Ebû Dâvud, 'Sünnet', 15)
 
Bir Dua:
Allah'ım! Senden; Senin sevgini, Seni sevenlerin sevgisini ve Senin sevgine yaklaştıracak amelin sevgisini istiyorum.
(Tirmizî, 'Tefsîr', 39)
 
Diyanet İşleri Başkanlığı
[06.09.2022 18:37] Annem: Diyanet Takvimi Ön Yüz:
Allah’ım! Senden; Senin sevgini, Seni sevenlerin sevgisini ve Senin sevgine yaklaştıracak amelin sevgisini istiyorum. (Tirmizî, “Tefsîr”, 39)
Müslüman, insanların dilinden ve elinden emin olduğu kimsedir. (Tirmizî, Îmân, 12)
 
 
Diyanet Takvimi Arka Yüz:
Zikir: Kalplere Hayat Veren İksir
Zikir, Allah’ın birliğini, kudretini ve yüceliğini dile getirmek, nimetlerini tefekkür etmektir. Gündelik hayatın ruhlarımızı, kalplerimizi yorgun düşüren çekişmelerinden, meşgalelerinden uzaklaşıp Rabbimizin rızasını aramak ve “Eğer bizi bağışlamaz ve bize acımazsan mutlaka ziyana uğrayanlardan oluruz!” (A’râf, 7/23) niyazıyla Rabbimizin engin rahmetine sığınmaktır.
Zikir dil, kalp ve bedenle olur. Dil ile zikir; Allah’ı anmak, O’na yalvarıp yakarmak, hak ve hakikati söylemektir. Kalp ile zikir; Allah’ın varlığıyla ilgili her türlü şüpheden uzaklaşıp muhabbetiyle hemhâl olmaktır. Beden ile zikir ise tüm benliğimizle Allah’ın rızasını aramak, varlığımızı ve imkânlarımızı O’nun yolunda seferber etmek, emirleri doğrultusunda bir hayat sürmektir. Allah’ı zikir, kalpleri sükûnete erdirir, bize idrak, feraset ve şuur kazandırır. Bizi gafletten ve karamsarlıktan korur. Zikir sayesinde yalnızlık duygusundan uzaklaşır, bizi her daim muhafaza eden bir Yaratıcımızın olduğu bilincine varırız.
 
Diyanet İşleri Başkanlığı
[06.09.2022 18:38] Annem: “Oruç bir kalkandır.” Kişiyi, Rabbinin rızasına aykırı her türlü hal ve hareketten koruyan, doymak bilmeyen nefsine “dur” demesini sağlayan bir kalkandır. Zira oruç tutan kimse günaha giremez, kötü söz söyleyemez, ahlaksızlık yapamaz, sözlü veya fiili sataşmalara karşılık veremez (Buhârî, Savm, 2). Beden ve ruh sağlığını tehdit eden birçok hastalığa karşı kalkandır oruç. Çünkü oruçlu kişi, aşırılıklardan uzak ve düzenli beslenir. Açlığı tadınca, bir yandan elindeki nimetin kıymetini anlarken, bir yandan da zor durumda olan insanları düşünerek daha duyarlı olur. Merhamet ve yardımlaşma duyguları gelişir, cimrilik ve bencillik gibi kötü huylardan kurtulur. Amelleri değersizleştiren riyaya karşı da kalkandır oruç. “…Oruç benim içindir, onun ecrini ben vereceğim…” (Müslim, Sıyâm, 163) buyuran Rabbimizin belirttiği üzere O’na duyulan samimiyeti ifade etmenin en güzel yolu, cennetine “Reyyân” kapısından girmenin yegane anahtarıdır (Tirmizî, Savm, 55). Bütün bu kazandırdıklarıyla oruç, kulu cehennemden koruyan bir kalkandır.  - ORUÇ KALKANDIR
[06.09.2022 18:38] Annem: ORUÇ ŞEHVETE EN BÜYÜK KALKANDIR
 
Namâz ve zekâttan sonra en önemli şartlardan biri oruç tutmaktır. Resûlullâh (s.a.v.): “Oruç tutun sıhhat bulun” buyurmuşlardır. Demek ki sıhhat bulmak için oruç tutmak gerekir. Ramazân orucu zaten farz olduğu için her Müslümanın tutması şarttır. Bunun yanında nefsi terbiye etmek için de nafile oruçlara devam etmek gerekir. Resûlullâh (s.a.v.)’in beyânına nazaran; otuz gün Ramazân orucundan sonra Şevval ayında da altı gün oruç tutulursa bütün sene oruçlu geçirilmiş gibi olur.
Oruç, şehvete en büyük kalkan olur. Bu yüzden nefis terbiyesinin ilk şartı az yiyip oruç tutmak ve açlıktan istifâde etmektir. Çünkü çok yemek yenildiği zaman nefis kuvvetleniyor. Resûlullâh (s.a.v.): “Bir kimseye isrâf olarak canının her istediğini yemesi yeter” buyurmuştur. Dolayısıyla insan canının her istediğini yemeyi değil, bedenini ayakta tutacak kadar yemeyi öğrenmelidir. Bunu da en güzel şekilde Ramazan ayı öğretmektedir.
Ramazân ayında dedikodu, gıybet vs gibi boş sözlerin hepsinden kaçınmak gerekir. Nebiyy-i Ekrem (s.a.v.): “Birisi sizinle cidâl (tartışma, kavga) ederse “Ben oruçluyum” dersiniz” buyuruyor. Yani ona karşılık verilmemesini bildiriyor.
Nebiyy-i Ekrem (s.a.v.): “Cennette Reyyan isimli bir kapı vardır. O kapıdan oruç tutanlar girer, onlardan başkası girmez. Oruç tutanlar o kapıdan cennete girince o kapı kapanır” buyurmuşlardır. Burada oruç tutanlardan maksat Ramazân orucunu hakkıyla idrâk edenler ve nafile olarak oruçlara devam edenlerdir.
Nebî (s.a.v.): “Eğer mü’minler ramazanın kıymetini hakkıyla bilselerdi bütün senenin Ramazân olmasını arzu ederlerdi” buyurmuşlardır. Kendisi tabî ki biliyor, elhamdülillah bizlere de anlayabileceğimiz kadarını bildiriyor. Kul bilmese de, anlamasa da Resûlullâh (s.a.v.)’in söyledikleri yapıldığı takdirde, Resûlullâh (s.a.v.)’in şefaati ile neticeye ulaşılır.
(Ömer Muhammed Öztürk, Sohbetler-1, s.102-181)
[07.09.2022 18:00] Annem: Bir Ayet:
'Rabbimiz Allah'tır'deyip de dosdoğru çizgide yaşayanlar, işte onların üzerine melekler şu müjdeyle inerler: 'Korkmayın, kederlenmeyin, size vaad olunan cennetle sevinin!
(Fussilet, 41/30)
 
Bir Hadis:
Müslüman, insanların dilinden ve elinden emin olduğu kimsedir.
(Tirmizî, 'Îmân', 12)
 
Bir Dua:
Allah'ım! Senden; bağışlamanı celbedecek ve Senin azabından koruyucak olan azmetmeye değer ameller yapmayı, her günahtan esenliğe kavuşmayı, her türlü iyilikten pay sahibi olmayı, cenneti kazanmayı ve cehennemden kurtulmayı nasip etmeni istiyoruz.
(Hâkim, Müstedrek, 1, 716)
 
Diyanet İşleri Başkanlığı
[07.09.2022 18:00] Annem: Diyanet Takvimi Ön Yüz:
Kanuni Sultan Süleyman’ın Vefatı (1494-1566) Bugün Greenwich saati ile 00.52’de içtima, 12.47’de Ru’yet olacak ve hilal ilk defa Asya Kıtası’nın güneydoğusundan ve Avustralya Kıtası’nın kuzeyinden itibaren görülmeye başlayacaktır.
Allah’a çağıran, dine ve dünyaya yararlı iş yapan ve “Ben Müslümanlardanım” diyenden daha güzel sözlü kim vardır? (Fussilet, 41/33)
 
 
Diyanet Takvimi Arka Yüz:
En Kötü Hastalık: Kibir
Kibir, başkalarını küçük görerek nefsini onlardan üstün saymaktır. Kimi zaman soyluluk, güzellik, fiziksel güç gibi yaratılıştan gelen birtakım özellikleri; kimi zaman da Allah’ın kendisine sonradan bahşettiği zenginlik, makam, ilim ya da nüfuz gibi nimetler, insanı kendini beğenmeye sevk eder. İnsan zamanla çevresindekileri küçük görerek kendisinin “en üstün” olduğu hissine kapılır ve böylece kibir hastalığına yakalanır.
Resûlullah kibrin kötülüğü ve ondan sakınmanın gerekliliği üzerinde o kadar çok durmuştur ki, sahabenin önde gelenleri kibire yakalanmaktan korkar hale gelmiştir. Hz. Peygamber bir gün ashabını, “Kim elbisesini kibirlenerek yerlerde sürürse, Allah kıyamet günü o kimseye (rahmet nazarıyla) bakmaz.” diyerek uyarmıştı. Bunu duyan Hz. Ebû Bekir telaşla, “Ey Allah’ın Resûlü! Eteğimin bir tarafını kaldırmazsam sarkıyor.” diye kendi halini açıklama gereği duymuş, Hz. Peygamber de (s.a.s.) onu şu sözlerle rahatlatmıştı: “Sen bunu kibirlenerek yapan kimselerden değilsin.” (Buhârî, Fedâilü ashâbi’n-nebî, 5)
 
Diyanet İşleri Başkanlığı
[07.09.2022 18:00] Annem: 16. yüzyıl; devletin gücü ile orantılı olarak Osmanlı klasik sanat anlayışının ve mimarisinin doruğa ulaştığı, Sinan’ın mimarbaşılık döneminde ise öz benliğine kavuşarak evrensel bir üsluba dönüştüğü dönem olmuştur. Yoğun imar faaliyetlerinin görüldüğü bu dönemde çok sayıda eser yapılmış ve Osmanlının her yanında yükselen bu yapılar, içeride ve dışarıda hayranlık uyandırmıştır. Osmanlı mimarisi, Anadolu’nun kuzey batısından başlayarak genişleyen mimari konutlardan kervansaraylara, köprü, cami ve saraylara kadar farklı toplum katmanlarına hizmet veren yapı tipleriyle çeşitlenmiştir. Saraya bağlı atölyelerde faaliyet gösteren ve sultanların himayesinde çalışan sanatçıların (ehli hiref) yanı sıra loncalara bağlı sanatkâr ve zanaatkârlar, Osmanlı mimarisinin gelişimine önemli katkılar sağlamışlardır. - OSMANLI MİMARİSİ
[07.09.2022 18:00] Annem: HZ. ALÎ (R.A.) BUYURUYORLAR Kİ
 
• Bir itâatsizlik çok, bin itâat azdır.
• Babana hürmet et ki, oğlun da sana hürmet etsin.
• Kişinin arkadaşı, aklının kılavuzudur.
• İyi kişilerin çoğalması, Allâh (c.c.)’un merhametidir.
• İçin süslü olması, dışın süsünden hayırlıdır.
• Dünyalıklarla sevinmek aldanmaktır.
• Bedenin sağlığı, oruç tutmaktır.
• Dayanıp katlanman, seni zafere kavuşturur.
• Allah (c.c.)’dan başkasından bir şey bekleyen kişinin emeği boşadır.
• Kalbin nurlanması helâl yemektendir.
• Gençlerle düşüp kalkmak insanın dînini bozar.
• Îmân eden kişinin nurluluğu, geceleri ibâdet etmesiyledir.
• Kalbini, karanlıklarda namaz kılmakla nurlandır.
• İyiliğin yersiz olması bir zulümdür.
• Seni görmezden gelen kimseyi gör, gözet.
• Arada söz taşıyan kişi, bir anda bir aylık fitne koparır.
• Allâh kelâmı (Kur’ân), kalbin ilâcıdır.
• Nimeti anlamamak, onu yok eder.
• Sözü çok olan kişinin, noksanı çok olur.
• Tatlı subaşı kalabalık olur.
• Emeli az olanın, ömrü uzundur.
• Düşmana itaat etmek, insana ölümdür.
• Kişinin zulmü, kendini yere serer.
• Zulüm gören kişinin şikâyeti boşa gitmez.
• Her gündüzün sonu bir gecedir.
• Hak olan bir muameleye kızmak çirkinliktir.
• Hakkı kabul etmek, dînden ileri gelir.
• Kişinin kıymeti, önem verdiği şey ile ölçülür.
(Abdullah Âtıf Tüzüner, Sîretu’n-Nebî (s.a.v.), s.314-317)
[08.09.2022 10:00] Ömer Tarık Yılmaz: Selamün Aleyküm 
 
Allahım!
Sen bizim kalplerimizi biliyorsun. Onları ıslâh et. Sen bizim ihtiyaçlarımızdan haberdarsın, onları lütfet . Sen bizim günahlarımızı biliyorsun, onları affet. Sen bizim kusurlarımızı, ayıplarımızı biliyorsun, onları ört. Bizi yasakladığın şeylerden  uzak eyle. Biz dâimâ senin emrettiğin yerlerde bulunalım. Bize zikrini unutturma. Bizi kendinden başkasına muhtaç etme. Bizi Senden uzaklaştıran  her şeyi bizden uzaklaştır. 
Allahım!
Bizi Sana  döndür. Bizi kapında durdur. Allahım bizi Sana layık kul eyle. Sana ibadetle , kulluk ve taatle  bahtiyar eyle. Bizi nefislerimizin elinden al, kurtar, Senin rızana ulaştır. Amin. Günümüz,ömrümüz, akibetimiz hayrolsun hayırlı sabahlar
[08.09.2022 20:57] Annem: Bir Ayet:
Allah'a çağıran, dine ve dünyaya yararlı iş yapan ve'Ben Müslümanlardanım'diyenden daha güzel sözlü kim vardır?
(Fussilet, 41/33)
 
Bir Hadis:
Nerede olursan ol, Allah'a karşı gelmekten sakın ve kötülüğün ardından bir iyilik yap ki yaptığın iyilik, o kötülüğü yok etsin.
(Tirmizî, 'Birr', 55)
 
Bir Dua:
En büyük olan Allah'ım! En büyük olan Allah'ım! Beni bağışla çünkü büyük günahları ancak büyük olan Rab bağışlar.
(Hâkim, Müstedrek, 1, 716)
 
Diyanet İşleri Başkanlığı
[08.09.2022 20:57] Annem: Diyanet Takvimi Ön Yüz:
… Hamd, bizden hüznü gideren Allah’a mahsustur. Şüphesiz rabbimiz çok bağışlayandır, şükrün karşılığını verendir. (Fâtır, 35/34)
Kim borcunu ödemekte zorlanan kimseye kolaylık tanırsa Allah da dünya ve ahirette onun işlerini kolaylaştırır. (Müslim, Zikir, 38)
 
 
Diyanet Takvimi Arka Yüz:
Soru-Cevap
Salatüselam nedir? Hz. Peygamber’e (s.a.s.) nasıl ve hangi lafızlarla salatüselam getirilir?
Salat ve selam kelimelerinden oluşan “salatüselam” terkibi, Hz. Peygamber için okunan ve Allah’ın rahmet ve selamının onun üzerine olması dileğini ifade eden dualara denir. Salavât, salat kelimesinin çoğuludur.
Kur’an’da, “Allah ve melekleri şüphesiz Peygambere salat ediyorlar. (O halde) ey iman etmiş olanlar, siz de ona salat edin ve tam bir teslimiyetle selam verin.” (Ahzâb, 33/56) buyurulmaktadır.
Hz. Peygamber’e (s.a.s.) Allah Tealâ’nın salat etmesi, rahmet etmesi; meleklerin salat etmesi, şanının yüceltilmesini dilemeleri; müminlerin salat etmesi ise, dua etmeleri anlamını ifade eder. Hz. Peygamber’e (s.a.s.) en kısa şekilde, “Allahümme salli alâ Muhammed” veya “Sallallahü aleyhi ve sellem” ya da “Allahümme salli alâ Seyyidinâ Muhammedin ve alâ âlihî ve sahbihî ve bârik ve sellim” diye salatüselam getirilir. Kişi istediği miktarda salatüselam getirebilir.
 
Diyanet İşleri Başkanlığı
[08.09.2022 20:59] Annem: İnsanın ebedî hayatı ahiret hayatıdır. Dünya hayatının önemi de buradan gelir. Zira dünya, ahiretin tarlasıdır. Burada yapılan zerre kadar iyiliğin mükâfatı da zerre kadar kötülüğün cezası da ahirette görülecektir. Bu fani hayatta ne ektiyse insan, yarın ahirette onu biçecektir. Cennetin veya cehennemin hak edildiği, Rabbin rızasını kazanma yeri olan bu dünyaya bir kere gelinir. Tekrarı olmadığı ve hesabı verileceği için her günü, her anı oldukça değerlidir. Bu yüzden onun bir oyun ve eğlenceden ibaret, aldatıcı güzelliklerine aldanıp daha hayırlı olan ahiret hayatı için hazırlık yapmamak büyük bir gaflettir. Yüce Allah, peygamberlerini ve kitaplarını insanı bu gafletten korumak için göndermiş, bunlara aldırmayan insanın ahiretteki şu nidasını da peşinen haber vererek her şey için çok geç olmadan dünya hayatını iyi değerlendirmek gerektiğinin altını çizmiştir: “Ah, keşke dünyaya geri döndürülsek de Rabbimizin ayetlerini yalanlamasak ve müminlerden olsak!” (En’âm, 6/27) - AHİRETİN TARLASI: DÜNYA
[08.09.2022 20:59] Annem: GÜNÜMÜZDE ÇOKÇA DÜŞÜLEN HATÂLAR
 
Bazı müslümanlar kendi mensubu bulundukları gurubun dışındakilerini hoş görmez ve daima her konuda kendi güzellikleri ve doğrulukları ile övünürler. Onlarda İslâm’ın tanıdığı hoşgörü ve müsamahanın yerini kör taassub alır. Bunlardan bazıları cübbeli gezmeyenlere veya onun gibi giyinmeyenlere hor ve başka bir nazarla bakarlarken kimileri de kravat takmamayı eleştirirler. Kimileri ise sakal bırakmanın bugün fitneye sebep olabileceğini ileri sürerek, delilsiz şahsi yorumları ile bu sünneti tamamen terkederler. Bununla birlikte sakallıları tenkid ederler.
Ayrıca bazıları şeyhine mürid olmayan veya grubuna mensup bulunmayan müslümanları sapıklık içinde görmekte, İslâm’a hizmet eden bir alimi veya takvâ sahibi bir mü’min kardeşini sevmemekte ve yabancı gözüyle görmektedirler. Kitap okumak istediği zaman kişilerin sadece kendi üstadlarının veya gruplarının eserleri ile tanışmasını, başka kitap veya eserleri okumalarına izin verilmemesini veya okutulmak istenmemesini sağlar. Diğer değerli ilmi eserlere karşı bir ilgisizliğe sebebiyet verirler. Şeyhlerinin, üstadlarının veya efendilerinin o konudaki görüşü tercih edilmediği ve zayıf görüldüğü halde Ehl-i Sünnet ulemanın tercih ve fetvâlarını bir kenara iterek zayıf ve yanlış fetvâlarla âmel etmekde ısrarlı davranırlar. Oysa ki bu ısrar hatanın en büyüğüdür. Hatta bazı müslümanlar, kendi yapamadıkları sünnetler başkaları tarafından yapıldığında, sanki yapılan sünnet değil de bir bidat imiş gibi kınama ve tenkid yağmuruna tutarlar.
Peygamberler (a.s.e.)’den başka hiçbir kimsenin masum olmadığı Ehl-i Sünnet’in inancından olduğu halde, bazı safdil müslümanlar, şeyhlerini masum sanmakta, cahil olmasına rağmen, onun hiçbir zaman yanılmayacağına inanmakta veya öyle sanmaktadırlar. Halbuki fıkıh kitaplarındaki fetvâ verilen görüşlerin dışına çıkmamak gerekir.
(Mehmed Çağlayan, Ehl-i Sünnet ve Akâidi, s.17-18)
[09.09.2022 18:14] Annem: Bir Ayet:
İyilikle kötülük bir olmaz. Sen (kötülüğü) en güzel olan davranışla sav; o zaman bir de göreceksin ki seninle aranızda düşmanlık bulunan kimse kesinlikle sıcak bir dost oluvermiş!
(Fussilet, 41/34)
 
Bir Hadis:
Kim borcunu ödemekte zorlanan kimseye kolaylık tanırsa Allah da dünya ve ahirette onun işlerini kolaylaştırır.
(Müslim, 'Zikir', 38)
 
Bir Dua:
… Hamd, bizden hüznü gideren Allah'a mahsustur. Şüphesiz rabbimiz çok bağışlayandır, şükrün karşılığını verendir.
(Fâtır, 35/34)
 
Diyanet İşleri Başkanlığı
[09.09.2022 18:15] Annem: Diyanet Takvimi Ön Yüz:
İskeçe Müftüsü Mehmet Emin Aga’nın Vefatı (1931-2006)
Eğer şeytandan sana bir fitleme gelirse hemen Allah’a sığın! Allah işitendir, bilendir. (Fussilet, 41/36)
 
 
Diyanet Takvimi Arka Yüz:
Okul Korkusu
Okul her çocuk için az ya da çok belirsizlik demektir. Her belirsizlik durumu kaygı ve korku oluşturur.
Çocuğun bu duygusuna karşı saygı, hoşgörü ve anlayışla yaklaşılmalı ve çocuğa hissettirilmelidir! Anlayışsız, agresif, baskıcı, telaş ve panik içerikli yaklaşımlar çocuğun kaygı ve korkusunu artırır. Bu sorunda “tatlı sert” diye bilinen orta bir yol izlenmelidir. Bu bağlamda, çocukla güven dolu, anlayışlı bir dil ile iletişim kurulmalı, ancak okula götürme konusunda davranışsal bir gevşekliğe kaçılmamalı, böylece çocuğa farkında olmadan “biraz daha uğraşırsa taviz verilebileceği” mesajı verilmemelidir.
Okula başlama sürecinde pek çok ailenin yaşadığı bu sorun, doğru bir yaklaşımla ebeveyn, çocuk ve okul rehberlik uzmanı eş güdümünde çözümlenmeye çalışılmalıdır. Bir sonuç alınamazsa mümkünse psikolojik destek için uzmanla görüşülmelidir. Bu soruna, sadece ilaçla (antidepresanla) yaklaşılması hatasına asla düşülmemelidir.
 
Diyanet İşleri Başkanlığı
[09.09.2022 18:15] Annem: İslam, Allah ile kul arasındaki ilişkiye son derece önem veren bir dindir. Hem yolculuktaki sıkıntı ve meşakkatler dikkate alınarak tanınan kolaylık ve ruhsatlar hem de bütün zorluklara rağmen namazın kısaltılarak veya birleştirilerek kılınmasına verilen önem, Yüce Allah’ın kullarına olan sevgisinin ve onları manevi huzurunda istemesinin bir ifadesidir. Fakih sahabîlerden İbn Abbâs (r.a.)’ın rivayet ettiği, “Allah, namazı Peygamberinizin (s.a.s.) dilinden hazarda (barış ortamında ve yerleşik hâlde iken) dört, seferde iki, korku zamanında da bir rekât olarak farz kıldı.” (Müslim, Müsâfirîn, 5) hadisi, mü’minlere gösterilen merhamet ve ikramı en güzel şekilde ifade etmektedir. Yolculuk, hastalık, savaş gibi sıkıntılı zamanlarda ibadet etmenin kolaylaştırılması bir yandan insanların ibadete devamını sağlayıp iştiyaklarının kırılmamasını temin ettiği gibi diğer yandan da gönüllerinin rahata ermesini sağlamaktadır. - YOLCULUKTA İBADET
[09.09.2022 18:18] Annem: CENÂB-I HÂKK NEBÎ (S.A.V.)’İ NASIL VASFEDİYOR?
 
Cenâb-ı Hâkk buyurmuştur: “Ey Peygamber, şüphesiz seni biz, bir şahit, müjdeleyici ve korkutucu olarak gönderdik.” (Ahzâb s. 45)
Gördüğünüz gibi Cenab-ı Hâkk bu âyette ona herkesin üstünde tutacak, birçok vasıflar vermiştir. Birçok rütbeler de ihsân etmiştir. Önce onu ümmetine karşı, risâleti tebliğ ettiğine dair şahit tutmuştur. Ki bu pek büyük bir şereftir ve aynı zamanda bu sadece onun özelliklerindendir. İnanan ve Allâh (c.c.)’un emirlerine boyun eğenler için onu bir müjdeleyici kılarken, masiyet ehline karşı da bir uyarıcı ve Cehennem ateşinden korkutucu yapmıştır. Âyetin devamında onu tevhide çağıran, ibâdete çağıran bir davetçi, kendisiyle Hâkk’a hidâyet olunan, her tarafa nûr saçan bir kandil kılmıştır.
İbn-i Mes’ud (r.a.) anlatıyor: Peygamber (s.a.v.) bizlere Tevrat’ta geçen sıfatlarını şöylece beyân etti: “Ahmed-i Muhtar olan kulum’un doğumu Mekke’de olacaktır. Hicret edeceği yerin adı ise Medine’dir yahut Tayyibedir” dedi. Ümmeti de Allâh (c.c.)’a her hal-ü kârda çok hâmd edicidir! Cenâb-ı Hâkk takvâya ermiş mü’minler hakkında şöyle buyurmuştur: Yine Allâh (c.c.) onun hakkında şöyle buyurmuştur: “Allâh (c.c.)’dan gelen bir rahmet sayesindedir ki, sen onlara yumuşak davrandın.” (Al-i İmran s.64)
Semerkandî der ki: “Allâh (c.c.), Resûlü (s.a.v.)’e karşı bulunduğu bu ihsânı bizzat ona hatırlatmıştır. O, Resûlü (s.a.v.)’i Mü’minlere son derece merhametli ve şefkatli olarak gönderdi. Daha doğrusu bu evsafta yarattı onu. Eğer O, sert ve kaba tinetli olsaydı etrafından dağılıp gideceklerdi, yanında hiç kimse kalmayacaktı. Lâkin Allâh (c.c.) O (s.a.v.)’i, tatlı dilli, hoş huylu ve son derece lûtufkâr olarak yarattı.”
(Kâdı ‘İyaz, Şifâ-i Şerîf, s.32-35)
[10.09.2022 15:55] Annem: Bir Ayet:
Eğer şeytandan sana bir fitleme gelirse hemen Allah'a sığın! Allah işitendir, bilendir.
(Fussilet, 41/36)
 
Bir Hadis:
Oruçlunun iki sevinci vardır; iftar ettiğinde sevinir, bir de orucunun sevabıyla rabbine kavuştuğunda sevinir.
(Buhârî, 'Savm', 9; Müslim, 'Sıyâm', 164)
 
Bir Dua:
Allah'ım! Günahımı bağışlamanı diliyorum. Rahmetinle Senden dilerim.
(Hâkim, Müstedrek, 1, 724)
 
Diyanet İşleri Başkanlığı
[10.09.2022 15:56] Annem: Diyanet Takvimi Ön Yüz:
Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.s.)’in Mekke’den Medine’ye Hicreti Başladı (622)
Müslüman, dilinden ve elinden Müslümanların emin olduğu kimsedir. (Buhârî, Îmân, 4)
 
 
Diyanet Takvimi Arka Yüz:
Okumak Hayattır
İnsana verilen lütufların başında, okuyabilme, okuduklarını anlatabilme kabiliyeti gelmektedir. Okumak, okumayı, “beyanı, düşünüp ifade etmeyi öğreten Rahman’a” (Rahman, 55/4) “kalemle yazmayı, insana bilmediğini öğreten Rabbimize” (Alak, 96/4-5) bir teşekkürdür. Gözü verene görme minnetidir. “Oku. Yaratan Rabbinin adıyla oku! O, insanı ‘alak’tan yarattı. Oku! Senin Rabbin en cömert olandır.” (Alak, 96/1) Kur’an’ın ilk ayetleri olan Alak suresindeki “oku” emrinden sonra, kişinin hayrına, insanı Rabbin rızasına ulaştıracak her şeyin okunmasına işaret olmak üzere “neyin okunacağı” belirtilmemiştir. Fakat, okumanın Allah hesabına, O’nun adıyla olmasına vurgu yapılmıştır. Okumak, hayat verecek çağrıya “evet” demektir. Çünkü Kur’an, insana diriltici hayat mesajıdır: “Ey iman edenler! Size hayat verecek şeylere sizi çağırdığı zaman, Allah’ın ve Resûlü’nün çağrısına uyun.” (Enfâl, 8/24) Peygamberimiz, içinde Kur’an okunan evi diriye, okunmayan evi de ölüye benzetmiştir.
 
Diyanet İşleri Başkanlığı
[10.09.2022 16:08] Annem: Bir adam Resûlullah’a geldi, “Ey Allah’ın elçisi, açlıktan dermansız kaldım” dedi. Hz. Peygamber hanımlarına haber gönderdi, ancak onların yanında hiçbir şey bulamadığı bildirildi. Bunun üzerine Allah Resûlü ashabına: “Bu adamı bu gece kim misafir etmek ister ki, Allah ona rahmet buyursun?” dedi. Ensardan biri kalkıp: “Ben, Ey Allah’ın elçisi” diye karşılık verdi. Ve adamı alıp evine götürdü. Sonra da hanımına “Bu, Allah Elçisi’nin misafiridir, yarına bir şey saklama, ne varsa getir buna ikram edelim” dedi. Hanımı: “Vallahi çocukların yiyeceklerinden başka bir şey yok” dedi. Kocası da ona “O halde sen çocukları oyala, akşam yemeğini istedikleri zaman onları uyut, sonra gel kandili söndür. Sofrada biz de yiyormuş gibi yapalım. Biz bu geceyi aç geçirelim” dedi. Kadın da öyle yaptı. Bu adam, ertesi gün Hz. Peygamber’in yanına gittiğinde Resulullah (s.a.s) ona: “Bu gece misafirinize yaptıklarınızdan Allah Teâlâ memnun oldu.” dedi. Bunun üzerine Yüce Allah: “Kendi ihtiyaçları dahi olsa kardeşlerini kendi öz canlarına tercih ederler” (Haşr 59/9) ayetini indirdi. (Buhârî, Menâkıbû’l-ensâr, 10; Tefsîr, 6) - ÖRNEK AİLE
[10.09.2022 17:48] Annem: MESCİDLERDE OTURMANIN ÂDABI
 
Efendimiz (s.a.v.)’in bizlere olan emir ve vasiyetlerinden biri de; mescidlerde uzun süre oturup, çarşı ve pazarlarda fazla kalmamamız hususlarındadır.
Mescidlerde bulunup oturmanın ise bazı şartları vardır. Kişinin mescidde bulunduğu sürece tüm hareketleri, oturması, kalkması, düşünceleri temiz ve bir edeb içinde övülecek bir şekilde olmalıdır. Böyle olmadığı takdirde mescidde oturmayı kısaltmalıdır. Zira mescidde oturan kişi, hissetsin veya etmesin, Hâkk Teâlâ’nın huzurunda olduğunu unutmamalıdır. Çünkü burası Allâh (c.c)’un evidir. Bu eve erken olarak ancak iç ve dış uzuvlarını yerilmiş her türlü sıfatlardan koruyabileceğine, herhangi bir Müslüman hakkında kötü bir zan taşımayacağına güvenen ve daha önemlisi onun bunun rızkında ve yaşantısında gözü olmayanlar girebilir.
Mescidde oturan bir kişiden Allâh (c.c) için bir şey istendiğinde “Hayır” dememelidir. Yine kişi hastalık veya yara, şiddetli soğuk veya sıcak gibi şer’î bir özrü olmadan kabaca bir kılıkla veya mescide yakışmayan bir elbise ile mescid içinde gezinmemelidir. Mescidde oturduğu sürece abdestine dikkat etmeli, kendisini ibâdete vermeli, şayet abdesti herhangi bir özür ile bozulursa bir an bile orada kalmamalıdır. Mescidde bulunduğu sürece, nefsinin orada bulunan diğer Müslümanlardan daha hayırlı olduğunu düşünmemelidir. Bu düşünce İblis’in suçudur. İblis bu suçu işleyerek Allâh (c.c)’a karşı gelmiş, bu yüzden Allâh (c.c)’un lanetini alarak ilâhî çevreden kovulmuştur.
Mescidlerde bulunmak hakkında şu hadis rivayet edilmiştir: “Bir ailenin kaybolan ferdi bulununca veya geri dönünce, yüzleri nasıl sevinçten güzelleşir ve canlanırsa, mescidlerde namaz ve zikir için gelip yerleşenlerin bu hareketlerinden de Allâh (c.c) öyle sevinç duyar (memnun kalır).” (İbn Mâce) Efendimiz (s.a.v.), bu hadîsiyle mescidlerde bulunmanın ancak namaz ve Allâh (c.c)’u zikretme gâyesi ile yapılmasına işâret buyurmuştur.
(İmâm Şaranî, Büyük Ahidler, s.87-94)
[11.09.2022 16:55] Annem: Bir Ayet:
Allah yolunda hicret ettikten sonra öldürülen yahut ölenlere gelince, Allah onları pek güzel bir nimetle ödüllendirecektir. Allah rızık verenlerin elbette en hayırlısıdır.
(Hac, 22/58)
 
Bir Hadis:
Müslüman, dilinden ve elinden Müslümanların emin olduğu kimsedir.
(Buhârî, 'Îmân', 4, 'Rikâk', 26)
 
Bir Dua:
Allah'ım! Bize nimetini arttır, eksiltme; bizi onurlandır, alçaltma; bize ihsan et, mahrum etme; bizi seçkin kıl (düşmanlarımıza karşı) zayıf duruma düşürme; bizden hoşnut ol ve bizi Senden hoşnut kıl!
(Hâkim, Müstedrek, 1, 717)
 
Diyanet İşleri Başkanlığı
[11.09.2022 16:55] Annem: Diyanet Takvimi Ön Yüz:
Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Kuruldu (1919)
Kim dine ve dünyaya yararlı bir iş yaparsa kendi iyiliği için yapmış olur; kim de kötülük işlerse kendi aleyhine işlemiş olur. Senin rabbin kullarına asla haksızlık etmez. (Fussilet, 41/46)
 
 
Diyanet Takvimi Arka Yüz:
Başkasını Kendisine Tercih Etmek: Îsâr
Ensarın örnek kişiliğinden söz edilen Haşr sûresi 9. ayette, “İhtiyaç içinde olsalar bile onları kendilerine tercih ederler.” buyrulmuştur. İslam alimleri bu ayetten, cömertlik erdeminin özel bir türü olarak “başkasını kendisine tercih etme” anlamındaki îsâr terimininin vurguladığını ifade etmişlerdir. Hz. Peygamberin, “Sizden biriniz, kendisi için istediğini mümin kardeşi için de istemedikçe gerçek anlamda iman etmiş olamaz.” (Buhârî, İmân, 7) hadisi de îsâr terimine vurgu yapmaktadır. Ayetteki “şuhhu nefsih/nefsin bencilliğinden korunma” ifadesi de dikkat çekicidir. Birçok müfessir bu tamlamayı “cimriliğin ileri derecesi” veya “cimri olmanın yanı sıra başkalarının elindeki imkânları da kıskanma” olarak açıklamıştır. Bu itibarla ayetin bu kısmı “kim cimrilik duygusundan korunursa” şeklinde de anlaşılabilir. Elde edilen maddi imkanları ihtiyaç sahipleriyle paylaşmalıyız. Hiç şüphesiz darda olan mümin kardeşine kucak açmak ve destek olmak olgun müminin özeliğindendir.
 
Diyanet İşleri Başkanlığı
[11.09.2022 16:56] Annem: Resûlü Ekrem, ashabından bir zatın hastalandığını duydu ve hemen ziyaretine gitti. Sahabî, hastalıktan iyice zayıflamış ve âdeta bir kuş yavrusuna dönmüştü. Allah Resûlü, yanında bir müddet kaldıktan sonra ona, “Herhangi bir konuda Allah’a dua ediyor veya ondan bir şey istiyor muydun?” diye sordu. Hasta sahabi, “Evet. Allah’ım! Beni ahirette ne ile cezalandıracaksan onu şimdiden dünyada bana ver, diye dua ediyordum.” cevabını verdi. Bunun üzerine şaşkınlığını açıkça ifade eden Allah Resûlü böyle dua etmemesi konusunda onu uyardı ve ona, “Allahümme âtinâ fi’d-dünyâ haseneten ve fi’l-ahireti haseneten ve gınâ azâbe’n-nâr” (Allah’ım, bize dünyada iyilik ver, ahirette de iyilik ver ve bizi cehennem azabından koru!) diye dua etmesini tavsiye etti. Resûlullah’ın tavsiyesine uyan hasta, bir süre sonra iyileşti (Müslim, Zikir ve dua, 23). - HEM DÜNYADA HEM AHİRETTE İYİLİK İSTEMEK
[11.09.2022 17:41] Annem: İMÂM-I ÂZÂM EBÛ HANÎFE (R.A.)’İN DOĞUMU
 
İmâm-ı Âzam Ebû Hanîfe (r.a.)’in babası Sâbit genç abid ve zahitti. Bir gün su kanalından abdest alırken suda gördüğü bir elmayı alıp yedi. Abdest aldıktan sonra tükürdüğünde ise tükrüğünün kanlı olduğunu gördü ve kendi kendine; “Herhalde yediğim haram olmalı, yoksa tükrüğümün rengi değişmezdi” dedi ve su arkını takip ederek elma ağacını buldu. Ağacın sahibine durumu anlattı ve yediği elma karşılığında bir dirhem vererek; “Hakkını helâl et” dedi. Elma ağacının sahibi onun dînine son derece bağlı olduğunu görünce; “Bir dirhem değil bin dirhem hatta daha fazla versen bile sana hakkımı helâl etmem” dedi. Bunun üzerine Sâbit; “Peki hakkını nasıl helâl edersin?” diye sordu. Adam şöyle cevap verdi: “Benim gözleri görmeyen, konuşamayan, kulakları sağır ve yürüyemeyen bir kızım var, onunla evlenirsen hakkımı helâl ederim. Aksi takdirde hakkımı senden hesap gününde isterim” dedi. Bir müddet düşünen Sâbit kendi kendine: “Dünya azâbı daha kolay ve geçici, ahiret azâbı ise daha şiddetli ve ebedi, onunla evlen” diyerek söylendi ve onunla evlendi. İlk karşılaştığında kadın onu çok güzel karşıladı. Sâbit gördüklerine şaşırdı. Zira işiten, gören ve konuşan biriyle karşılaşmıştı. Kadın ona; “Ben falanın kızı ve senin eşinim” deyince Sâbit; “Ben seni babanın bana anlattığının aksine buldum” diye karşılık verdi. Bunun üzerine hanımı; “Evet babam doğru söylemiş, çünkü ben yıllarca evden dışarı çıkmadım, yabancı hiçbir kimseyi görmedim, onlarla konuşmadım” deyince Sâbit durumu anladı ve “Sıkıntımızı gideren Allâh (c.c.)’a hâmd olsun, Râbbimiz çok bağışlayandır” (Fâtır s. 34) âyetini okudu. İmâm-ı Âzam Ebû Hanîfe (r.a.)’in sahip olduğu zühd ve takvânın kaynağı da bu olmalıdır. Hz. Peygamber (s.a.v.) de; “Evleneceğiniz kadın husûsunda seçici davranınız. Çünkü damarın nereye çekeceği hiç belli olmaz” buyurmak sûretiyle böylesi durumlara işaret etmiştir.
(Muhaddisler Nazarında İmâm-ı Âzam Ebû Hanîfe, c.1, s.38-39)

Antalya Havalimanı 2 ayda yaklaşık 2 milyon yolcuya hizmet verdi

Sakarya, yılın ilk 2 ayında 26 bin 314 aracı yurt dışına gönderdi

Küresel Para Haftası sunum ve panellerle devam ediyor

AB, Macaristan ve Slovakya'ya petrol akışını sağlamaya çalışıyor

Fitch: Orta Doğu'daki gerilimin kısa sürmesi halinde Türkiye'ye yönelik riskler yönetilebilir

Borsada bugünkü işlemlerin takası 23 Mart'ta yapılacak

Türkiye'den transit geçecek harp araç ve gereçlerine ilişkin esaslar düzenlendi

Konut Fiyat Endeksi şubatta yüzde 1,8 arttı

Safranbolu lokumu üreticileri bayram mesaisinde

Ticaret Bakanlığından tüketicilere "alışverişte raf ile kasa fiyatını karşılaştırın" uyarısı

LİG TABLOSU

Takım O G M B Av P
1.GALATASARAY A.Ş. 26 20 2 4 44 64
2.FENERBAHÇE A.Ş. 26 16 1 9 30 57
3.TRABZONSPOR A.Ş. 26 17 3 6 23 57
4.BEŞİKTAŞ A.Ş. 26 14 5 7 17 49
5.GÖZTEPE A.Ş. 26 11 5 10 10 43
6.RAMS BAŞAKŞEHİR FUTBOL KULÜBÜ 26 12 8 6 14 42
7.SAMSUNSPOR A.Ş. 26 8 7 11 -2 35
8.KOCAELİSPOR 26 9 11 6 -4 33
9.GAZİANTEP FUTBOL KULÜBÜ A.Ş. 26 8 9 9 -7 33
10.ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş. 26 7 10 9 -4 30
11.CORENDON ALANYASPOR 26 5 8 13 -4 28
12.TÜMOSAN KONYASPOR 26 6 11 9 -9 27
13.NATURA DÜNYASI GENÇLERBİRLİĞİ 26 6 13 7 -8 25
14.KASIMPAŞA A.Ş. 26 5 12 9 -14 24
15.HESAP.COM ANTALYASPOR 26 6 14 6 -18 24
16.İKAS EYÜPSPOR 26 5 14 7 -18 22
17.ZECORNER KAYSERİSPOR 26 3 12 11 -28 20
18.MISIRLI.COM.TR FATİH KARAGÜMRÜK 26 4 17 5 -22 17