SEMA ÖNER
Günün yazısı
[16.09.2022 18:24] Annem: Bir Ayet:
Şeytan onlara durmadan vaad eder, boş ümitler verir. Şeytanın onlara söz vermesi aldatmadan başka bir şey değildir.
(Nisâ, 4/120)
Bir Hadis:
Şeytan, insanın içinde kanın dolaştığı gibi dolaşır.
(Müslim, 'Selâm', 23)
Bir Dua:
… Rabbimiz! Bunu (gökleri ve yeri) boş yere yaratmadın, Seni eksikliklerden uzak tutarız. Bizi cehennem azabından koru.
(Âl-i İmrân, 3/191)
Diyanet İşleri Başkanlığı
[16.09.2022 18:24] Annem: Diyanet Takvimi Ön Yüz:
Ömer Muhtar’ın Şehadeti (1858-1931)
Şu üç özellik kimde bulunursa imanın zevkini tadar: Allah ve Resûlünü, herkesten ve her şeyden fazla sevmek; sevdiği kişiyi sırf Allah için sevmek; ateşe atılmayı istemediği gibi küfre dönüşü de o denli istememek. (Buhârî, Îmân, 9)
Diyanet Takvimi Arka Yüz:
Okula Başlayan Çocuğun Unutulmaz Hatırası: Amin Alayı
Osmanlı döneminde çocuklar okul hayatına “Amin Alayı” olarak adlandırılan törenle başlardı. Okula başlayacak çocuğun ailesi bir gün önceden mektebin hocasına haber gönderirdi. Hoca da merasim günü çocukları sıraya dizer, öndekiler yüksek sesle ve koro halinde ilahiler okuyarak, arkadakiler de beyit aralarında “âmin!” diye bağırarak neşe içinde yeni başlayacak çocuğun evine gelirlerdi. Amin alayı eve doğru yaklaşırken çocuk kapıda bekletilir, eve gelince hoca dua eder, arkasından herkes “amin!” derdi. Daha sonra çocuk, önceden süslenerek hazırlanmış bir arabaya bindirilir ve ilahiler söylenerek çıkılırdı. Çocuğun ailesi ile davetliler ve halk kafilenin arkasından giderlerdi. Şehrin sokaklarında bu şekilde bir müddet dolaşılarak çocuk mektebe getirilirdi. Çocuk ilk dersini aldıktan sonra hocasının ve davetlilerin ellerini öper, diğer talebelerden birisi kısa bir sure okur ve hocanın yaptığı dua ile tören biterdi. Amin alayı çocuğun unutamayacağı tatlı bir hatıra olarak zihninde kalırdı.
Diyanet İşleri Başkanlığı
[16.09.2022 18:25] Annem: İNSANIN ASIL HEDEFİ
Dünyâ; zevali (yok oluşu) süratli bir yerdir. Çünkü Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Dünyâdan bana ne. Ben dünyâda ancak bir ağacın altında gölgelenen, sonra göçen ve orayı terkeden bir binici yolcu gibiyim.”
Tayyibî (r.âleyh); bu göç etmenin süratinde ve beklemenin azlığında bir timsâldir diyor.
Hz. Îsâ (a.s.) havarilerine diyordu ki; “Ey Havariler topluluğu, hanginiz denizin dalgaları üzerine binâ yapabilir?” Dediler ki: “Ey Ruhullâh, kim buna kadir olabilir?” Dedi ki: “Sizi dünyâdan sakındırırım. Onu karar yeri kılmayınız.”
Hakîm (r.âleyh) diyor ki: “Allâhü Teâlâ dünyâyı geçiş yeri, âhireti ise karar yeri kıldı. Onun için de Resûlullâh (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Dünyâda sanki garib (biri) veyâ bir yolcu imişsin gibi ol.” Âhiret ise işte o kederlerden safidir, bakidir, kendisi için son bulma diye bir olayın olmadığı ebedî bir yerdir. Halkın hepsi âcizdir. Bir şeye kadir olamazlar ve hiçbir kimseye bir zarar ve menfaat vermeğe malik olmazlar.
O halde işte bu âcizler için bir yerdir. İbâdet, işte şu kederli, bulanık, fâni dünyâ için muhabbet; onu bakî, safî âhiret üzerine tercih etmek, ancak hamakâtin (ahmaklığın), azgınlık ve sapıklığın kemâlinden neşet eder.”
O halde ey aklını kendisi için yaratılmış olduğu şeye sarfetmekle aklının doğrultusunda yürüyen akıllı kişi! Senin üzerine lazım gelen görev, Allâhü Teâlâ’nın senin ibâdetini bildiğiyle kanaat getirmen ve onun dışında birşey taleb etmemendir.”Menfaat verme, zarar verme Allâhü Teâlâya aiddir. “Allâh (c.c.) kuluna kâfi değil midir?” (Zümer s. 36)
(Muhammed Hâdimî (r.âleyh), Berika, s.210)
[16.09.2022 18:25] Annem: Allah’a ortak koşmaya “şirk”, ortak koşana “müşrik”, ortak koşulana ise “şerik” denir. Cahiliye Arapları Allah’ın varlığını, yerleri ve gökleri O’nun yarattığını, rızkı O’nun verdiğini bildikleri halde Lât ve Uzzâ gibi çeşitli putlara tapmaktaydılar. Hz. İbrahim’den tevarüs ettikleri tevhid ve Hanif dinine güya “Allah’a kendilerini yaklaştıracakları, ahirette şefaatçi olacakları” (Zümer, 39/3; Yunus, 10/18) inancıyla şirk koşmaya başlamışlar ve Ka’be’yi putlarla doldurmuşlar, hac ibadetine bile şirki karıştırmışlardı. Şirk, gizli-açık, canlı-cansız, insan yahut ideoloji olmak üzere çok çeşitli olabilmektedir. Kişi bilerek ya da bilmeden de şirke düşebilir. Allah’ın affetmeyeceği yegane günah olan şirkten (Nisâ, 4/48-116) Allah’a sığınırız. - ŞİRK NEDİR?
[17.09.2022 18:11] Annem: Bir Ayet:
Onlar (takvâ sahipleri) bollukta da darlıkta da Allah yolunda harcarlar, öfkelerini yenerler, insanları affederler. Allah işini güzel yapanları sever.
(Âl-i İmrân, 3/134)
Bir Hadis:
Şu üç özellik kimde bulunursa imanın zevkini tadar: Allah ve Resûlünü, herkesten ve her şeyden fazla sevmek; sevdiği kişiyi sırf Allah için sevmek; ateşe atılmayı istemediği gibi küfre dönüşü de o denli istememek.
(Buhârî, 'Îmân', 9)
Bir Dua:
Allah'ım! Senden; tertemiz bir hayat, dosdoğru bir ölüm ve huzuruna rezil rüsvay etmeyecek bir dönüş istiyorum.
(Hâkim, Müstedrek, 1, 725)
Diyanet İşleri Başkanlığı
[17.09.2022 18:11] Annem: Diyanet Takvimi Ön Yüz:
Adnan Menderes’in Vefatı (1899-1961)
Her kim mümin olarak dünya ve âhiret için yararlı işler yaparsa çabası asla inkâr edilmez, biz onu yazmaktayız. (Enbiyâ, 21/94)
Diyanet Takvimi Arka Yüz:
Yaratan Rabbinin Adıyla Oku!
İnsanlık tarihinde değerlerin tükendiği, şefkat ve merhametin arandığı, yaratılış amacından uzaklaşıldığı dönemler olmuştur. İşte böyle bir dönemde Yüce Rabbimiz, Efendimiz’e (s.a.s.) “Oku!” diye hitap etmiştir.
Mükerrem ve değerli bir varlık olan insan, akıl nimetiyle tezyin edilmiştir. İnsana verilen en büyük nimetlerdendir akıl. Doğru-yanlış, hak-batıl, iyi-kötü, hayır-şer onunla idrak edilir. Bu nimetle insan Rabbine, çevresine ve kendisine karşı sorumlu bir varlık kabul edilir. Bu sorumluluğun yerine getirilmesinde bilgi/ilim oldukça önemlidir.
Bilgi, bize her alanda rehberlik eden çok değerli bir hazinedir. Onun içindir ki hayat kitabımız Kur’an, “Oku!” (Alak, 96/1) emriyle başlamış ve “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” (Zümer, 39/9) nidasıyla insanlığa haykırmıştır. Kerim Kitabımızın mesajlarını hayata geçiren Efendimiz (s.a.s.) de ilme talip olanlara Allah’ın cennete giden yolu kolaylaştıracağını müjdelemiştir.
Diyanet İşleri Başkanlığı
[17.09.2022 18:12] Annem: Zeyneb bint Cahş, Hz. Peygamber’in halası Ümeyye bint Abdülmuttalib’in kızıydı ve ilk iman edenlerdendi. Evlilik çağına geldiğinde Allah Resûlü onu evlatlığı Zeyd b. Hârise ile evlendirmek istemişti. Zeyneb bu evliliğe razı değildi fakat Allah ve Resûlü’nün verdiği hükme itaati emreden Ahzâb sûresinin 36. ayetinin indirilmesi üzerine Zeyd’le evlenmeyi kabul etti. Ancak âzatlı bir köle olan Zeyd ve Kureyş’in ileri gelenlerinden olan Zeyneb anlaşamadılar ve bir yıl sonra Zeyd Zeyneb’i boşadı. Bu olayın akabinde Allah Teâlâ, Zeyneb’in Allah Resûlü ile nikâhlandığını bildiren ayeti indirdi. (Ahzâb, 33/37) Böylece Allah Resûlü ve Zeynep bint Cahş’ın evliliğiyle, eski bir cahiliye âdeti olan evlatlıkların öz çocuk muamelesi görmesi ve onların hanımlarının babalarına yasak olması âdeti kaldırıldı. Bizzat Yüce Allah’ın emri ile gerçekleşen bu evlilik, Hz. Peygamber’in evlilikleri arasında gerekçesi bakımından en farklı evlilik oldu. - MÜMİNLERİN ANNELERİNDEN ZEYNEB BİNT CAHŞ
[17.09.2022 18:12] Annem: TÜRK’Ü DOĞRU TANIMAK
Şurası muhakkak ki, Türk Milleti İslâmiyet öncesinde de büyük imparatorluklar kurmuştu. Ancak nedense İslâm öncesi Türk devletleri denildiğinde gençlerimizin aklında derhâl şaman inancı gibi İslâm dışı düşünceler belirmektedir. Hâlbuki gerçek hiç de öyle sanıldığı gibi değildir. Türklerin ilk atasının Nuh (a.s.)’ın evlâdı Yafes’ten geldiğini bilmeyenimiz neredeyse yoktur. Yafes isminin Patah veya Yafah’tan geldiği sanılmaktadır. Patah yayılmak, Yafah ise güzel olmak anlamlarına gelmektedir. Nuh (a.s.)’ın oğlu Yafes için duâ ederken: “Allâh (c.c.) Yafes’e genişlik versin, zürriyeti yeryüzüne yayılsın ve Sam’ın çadırlarında otursun” diye duâ ettiği rivayet edilmektedir. Nuh (a.s.)’ın bu duâsı tam Türk soyunu bulacaktı. Çünkü tarih, tefsir ve kısas-ı enbiya eserlerinde Yafes’in Türklerin atası olduğu özellikle vurgulanmaktadır. Ebûl Gazi Bahadır Han, Şecere-i Terakime’de Yafes’in sekiz oğlu olduğunu belirterek ölmeden önce oğlu Türk’ü yerine oturttuğunu ve diğerlerine: “Türk’ü kendinize padişah bilin, onun sözünden çıkmayın” dediğini ifade eder. Nuh (a.s.)’ın torunu olan Türk ve soyu bu tarihten sonra teşkil ettiği devletlerle tarihte çok önemli bir mevki kazanacaktır. Nitekim onlarla ilgili bilgi veren kaynaklarda Oğuz’un Zülkârneyn (a.s.) olduğu rivâyeti çok güçlüdür. Yine Oğuz’dan sonra idareye geçen nice beylerin çeşitli peygamberlere bağlı olduğu vurgulanmıştır. Bozdoğan Bey’in Davud (a.s.)’a, Korkulu Beyin ise Süleyman (a.s.)’a tabi olduğu kaynaklarda yazılıdır.
Şunu da çok iyi biliyoruz ki Türklerin İslâm dairesine girdiği sırada inanç ve yaşantıları İslâmiyet’e çok yakındı. Bu durum onların evvelce sahip oldukları doğru inanç ve itikattan ve beğenilen huylardan kopmadıklarını gösteriyordu. Bu sebeple de Hıristiyan, Yahudi ve Zerdüşt misyonerlerinin yoğun faaliyetlerine maruz kaldıkları bir dönemde kolaylıkla İslâmiyet’i seçtiler.
(Prof. Ahmet Şimşirgil, Mızraklı Hakîkât)
[18.09.2022 16:13] Annem: Bir Ayet:
Her kim mümin olarak dünya ve âhiret için yararlı işler yaparsa çabası asla inkâr edilmez, biz onu yazmaktayız.
(Enbiyâ, 21/94)
Bir Hadis:
Sizin en hayırlınız, Kur'an'ı öğrenen ve öğretendir.
(Buhârî, 'Fedâilü'l-Kur'ân', 21)
Bir Dua:
Ey kalpleri bir durumdan başka bir duruma çeviren Allah'ım! Kalbimi dinin üzerinde sabit kıl.
(Tirmizî, 'Kader', 7)
Diyanet İşleri Başkanlığı
[18.09.2022 16:13] Annem: Diyanet Takvimi Ön Yüz:
Allah’ım! Senin bağışlaman, benim günahlarımdan daha geniştir. Senin rahmetin, benim amelimden daha ümit vericidir. (Hâkim, Müstedrek, 1, 728)
Şüpheli şeyleri bırakıp şüpheli olmayan şeylere yönel. Zira doğruluk, gönle huzur verir; yalan ise insanın kalbinde endişe ve ızdıraba sebep olur. (Tirmizî, Kıyâmet, 60)
Diyanet Takvimi Arka Yüz:
Hz. Lût ve Kavmi
Hz. Lût, (Enbiyâ, 21/74-75) Sodom kavmine peygamber olarak gönderilir. Sodom, cinsel
ahlak açısından yozlaşmıştır. Lût (a.s.) kavmine Allah’a itaat etmelerini tebliğ eder. Onlara kadınları bırakıp erkeklerle beraber olmanın büyük günah ve ahlaksızlık olduğunu bildirir. Kavmi ise uyarıya devam etmesi halinde sürgün edileceğini söyler. “Eğer doğru söylüyorsan bizi tehdit ettiğin azabı getir.” diyerek meydan okur. Hz. Lût onların vebalinden kendini kurtarması için Allah’a dua eder. (A’râf, 7/80-81)
Lût’un (a.s.) duasını kabul eden Yüce Allah, üç meleğini genç erkekler suretinde gönderir. Melekler Hz. Lût’a (a.s.) kavminin helak edileceğini haber verirler. Günah ve ahlaksızlıkta ısrar eden Sodom halkı, meleklere dahi kötülük yapmak ister. Melekler Hz. Lût’a azap emrinin geldiğini, kendisinin ve ailesinin ise kurtulacağını bildirirler. Lût, ailesiyle şehirden çıkar. Sabaha karşı şehrin altı üstüne getirilir, üzerlerine pişirilmiş balçıktan taşlar yağdırılır ve Lût’un kavmi karısıyla birlikte helak olur.
(Hûd, 11/81-83)
Diyanet İşleri Başkanlığı
[18.09.2022 16:13] Annem: Resûlullah döneminde hanımlar, toplum hayatının en meşakkatli, en zor ve en tehlikeli alanı olan savaşlarda dahi yer alıyorlardı. Ümmü Umâre el-Ensâriyye olarak da bilinen Nesîbe binti Kâ’b, ikinci Akabe Biati’nde bulunmuş ensar hanımlarından biriydi (İbn Hanbel, III, 461). Daha sonra Uhud Gazvesi’ne de katılan Nesîbe, bu gazve esnasında eşi ve oğlu ile birlikte Resûlullah’a siper olmuş, Peygamberin yanından hiç ayrılmamış, onu muhafaza etmek uğruna on iki yerinden yara almıştı. Resûlullah o gün hangi yöne dönse Nesîbe’nin ona siper olup savaştığını anlatmış, Nesîbe için, “Bugün Nesîbe’nin makamı falanca ve filancanın makamından hayırlıdır.” buyurmuştu. Bu güzide hanım Hudeybiye’de, Hayber’in Fethi’nde bulunmuş, kaza umresine ve Huneyn Gazvesi’ne iştirak etmişti. Resûlullah’ın vefatından sonra da Yemâme Savaşı’nda yer almış, bu savaşta on iki yerinden yaralanmış ve eli kopmuştu (İbn Sa’d, Tabakât, VIII, 412-415). - HANIM SAHABİLERDEN NESİBE BİNTİ KA’B
[18.09.2022 16:15] Annem: DUÂNIN KABULÜ
Duânın da âdabı ve şartları vardır. Bu âdaba ve şartlara riâyet icabetin teminâtıdır. Kim bu şartlara riâyet etmeden duâsının kabûlünde ısrar eder ve kabul edilmediğinden gönlünü bozarsa azgınlardandır.
Duânın kabûlünde şart, nefis tezkiyesi ve kalb tasfiyesidir. Duâ eden evvelâ helâl lokma ile nefsini ıslâh etmeli, zikrullâha ihtimâm ederek kalbini ölümden kurtarmalıdır. Büyükler demişlerdir ki: “Duâ, gök kapılarının, anahtarıdır. Bu anahtarın dişleri de helâl lokmadır.”
Risâle-i Kuşeyrî’de der ki: “Rivâyet olunan haberler arasında şu da vardır: “Kul, Allâh (c.c.)’e duâ eder. Duâsında ihlâs ve bağlılığı artırdıkça Allâh (c.c.) onu sever. Cibrîl (a.s.)’a emreder: “Kulumun hacetini geciktir, duâsını artırmasını ve sesini duymayı seviyorum.” Bir kul da duâ eder, fakat duâsıyla Allâh (c.c.)’ü gadablandırır. Allâh (c.c.) Cibril (a.s.)’a buyurur ki: “Kulumun hacetini hemen, yerine getir, sesini daha fazla duymak istemiyorum.”
Dünyânın kıvamı dört şeyle olduğu buyurulmuşdur: 1. Âlimlerin ilme devamı, 2. Umeranın adâlete devamı, 3. Zenginlerin sehavete devamı, 4. Fakirlerin duâya devamı.
Edebli bir mü’min Allâh (c.c.)’e Esmâ-i Hüsnâsı ile, Kur’ân’da ta’lim olunan, hadîs-i şeriflerle öğretilen ve selef-i salihinden rivayet oluna gelen duâlarla, Allâh (c.c.)’e O’nun Nebîleriyle, velîleriyle tevessül ederek duâ eder. Duâya icabet saatleri ve yerleri de gizlenmişdir.
Zulümden son derece sakınmak lâzımdır. İslâmiyet, kâfire bile zulmetmeği haram kılmışdır. Mazlum kim olursa olsun zulümden ah ederse, zâlim cezasını görür. Hulâsa zulüm haram kılınmışdır. Duânın icabet olunmamasının sebeblerinden biri de zulümdür. En çabuk kabul olunan duâlardan biri mazlumun duâsıdır.
(Hz. Mahmûd Sâmî Ramazanoğlu (k.s.), Bakara Suresi Tefsiri, s.236-237)
[19.09.2022 18:31] Annem: Bir Ayet:
Size verilen her şey dünya hayatının geçici zevklerinden ibarettir. Allah katında olanlar ise daha iyi ve daha kalıcıdır. Bunlar, iman eden ve rabbine dayanıp güvenenler içindir.
(Şûrâ, 42/36)
Bir Hadis:
Şüpheli şeyleri bırakıp şüpheli olmayan şeylere yönel. Zira doğruluk, gönle huzur verir; yalan ise insanın kalbinde endişe ve ızdıraba sebep olur.
(Tirmizî, 'Kıyâmet', 60)
Bir Dua:
Allah'ım! Senin bağışlaman, benim günahlarımdan daha geniş ve Senin rahmetin, benim amelimden daha ümit vericidir.
(Hâkim, Müstedrek, 1, 728)
Diyanet İşleri Başkanlığı
[19.09.2022 18:31] Annem: Diyanet Takvimi Ön Yüz:
Gaziler Günü
... Hicret edenlerin, yurtlarından çıkarılanların, benim yolumda eziyete uğratılanların, savaşanların ve öldürülenlerin, işte onların günahlarını elbette sileceğim. And olsun ki, Allah katından bir mükâfat olarak onları altından ırmaklar akan cennetlere k
Diyanet Takvimi Arka Yüz:
Gaziler Günü
Gaziler, hak uğrunda yaralanan, sıhhatini kaybeden, yüce kahramanlardır. Peygamberimizin şu hadisi şerifine muhatap olan bahtiyarlardır: “Allah katında hiçbir şey, iki damla ve iki izden daha sevimli değildir. Allah korkusuyla akıtılan gözyaşı damlası ve Allah yolunda dökülen kan damlası. İki iz ise, Allah yolunda çarpışırken alınan yara izi ve Allah’ın emrettiği farzlardan birini yerine getirmekten kalan kulluk izidir.“ (Tirmizî, Fedâilü’l-cihâd, 26)
Milletimiz, “gazilik ve şehitlik” rütbelerine o kadar aşina, o kadar meftundur ki, onlarsız bu milleti, bu milletin hayatını, bu milletin tarihini düşünmek kabil değildir.
Savaşlarda Mehmetçiğin “Allah Allah” sedasında, ölümü “vuslat” gibi gösteren kara sevdasında, buram buram kokladığı “cennet” rayihasında hep “şehitlik” arzusu vardır. “Ölürsem şehit, kalırsam gazi” inancına sahip milletimiz bu ruhla ve iştiyakla yüzyıllardır dinimizin sancaktarlığını yapmaya devam etmiştir.
Diyanet İşleri Başkanlığı
[19.09.2022 18:31] Annem: Madde bağımlılığının en yaygın olanlarından bir tanesi de alkole olan bağımlılıktır. Alkol kullanımı ve doğurduğu sonuçlar çağımızın en önemli sorunlarından biridir. Alkol kullanımının yol açtığı sağlık sorunları yanında trafik kazaları, intiharlar, suça yönelme, aile yuvasının yıkılması, iş hayatının bozulması, meslek kayıpları ve çeşitli ekonomik yıkımlar açısından toplumlara verdiği zararlar çok boyutlu sorunlar oluşturmaktadır. Rahmet dini olan İslam, insanların dünya ve ahiret mutluluğunu, onları kötülüklerden uzaklaştırmayı hedeflediğinden, kişinin aklında, malında, sosyal itibar ve konumunda büyük zararlara, yıkımlara yol açan içkiyi kesin bir dille yasaklamıştır. Bu kötülüğe karşı vereceği mücadelede de insana büyük bir destek vermiş, aklı ve ruhî dengeyi bozan, sarhoşluk veren ve sinir sistemini altüst eden içkiyi haram kılmıştır. Sevgili Peygamberimiz de içkinin birçok sorunu beraberinde getirdiğini, “İçkiden uzak durun; içki, bütün kötülüklerin anasıdır.” (Nesâî, Eşribe, 44), “İçki her kötülüğün anahtarıdır.” (İbn Mâce, Eşribe, 1) sözleriyle ifade etmiştir. - TOPLUMSAL BİR YARA: İÇKİ – ALKOL
[19.09.2022 18:32] Annem: KUR’ÂN-I KERÎM’DE ÖVÜLENLER: TAKVÂ EHLİ
Evlâdıma, dostlarıma ve tüm din kardeşlerime vasiyetim odur ki takvâya sıkıca sarılsınlar. Çünkü ondan daha efdâl bir şey yoktur. Takvâ ehli olan insanlar, Allâh (c.c.) indinde ikrâma mazhar olan kullardır. Allâhü Teâlâ, Kur’ân-ı Azîm’inde takvâyı ve ehlini methettiği kadar başka hiçbir şeyi övmemiştir. Âmeller takvâsız gerçekleşirse kabul olmaz. Cenâb-ı Hâkk, Kur’ân-ı Azîm’inde meâlen, “Allâhü Teâlâ kurbanı ancak muttakilerin elinden kabul eder” buyurmaktadır. Kabul etmemekten maksad, salih âmeller mertebesine dahil edilmemesi demektir yoksa muttaki olmayan kimselerin ibâdetine sevap verilmez demek değildir. Muttaki yani takvâ sahibi olmayan kimselerin âmelleri bâtıl (geçersiz) olmaz, kazâ etmek yani yeniden ifâ etmek gerekmez. Yapılmadığı zaman verilecek cezânın muhatabı olmaz, ifâsından dolayı sevap da kazandırır fakat muttakilere verilen sevâb gibi olmaz.
Takvâ, her türlü günâhlardan sakınmak demektir. Gerek kötü fiiller gerek harâm olan, men edilmiş şeylerin tümünden sakınmak gerekir. Takvânın kemâlinde kötü sözlerden ve düşüncelerden de sakınmak vardır. Bunu murad edenler yani takvâ ehli olmak isteyenler, yedi uzvunu, ki onlar kulak, göz, dil, el, ayak, karın ve fecrdir, ve kalplerini kötü şeylerden sakınmaları gerekir. Her bir uzvu günâhtan sakınmak için aklın zarurî oluşundan ötürü sekiz uzuv denilmemiştir. Bu yedi uzvu, günâhlardan sakınmamak, cehennemin yedi kapısından girmenin sebebidir.
(Ali Sadri Konevi, Keşfü’l Esrar fi Şerhi Risâle-i Birgivi, s.142)
BİR MECELLE KAİDESİ ÖĞRENELİM
“Meşakkat teysiri celb eder.” (Mecelle k. 17)
Yâni, güçlük, kolaylığı gerektirir, sıkıntı genişliğe yol açar. Darlık zamanında genişlik göstermek gerekir. Misâl: Açlıktan ölecek kimsenin, haram şeylerden ölmeyecek kadar yemesine müsaade edilmiştir. Fıkıhtaki istihsan müessesesi bu kaideye dayanır. “Allah size kolaylık diler, zorluk dilemez” ayeti bu prensibin delilidir. (www.mevlanatakvimi.com)
[20.09.2022 18:18] Annem: Bir Ayet:
... Hicret edenlerin, yurtlarından çıkarılanların, benim yolumda eziyete uğratılanların, savaşanların ve öldürülenlerin, işte onların günahlarını elbette sileceğim. And olsun ki, Allah katından bir mükâfat olarak onları altından ırmaklar akan cennetlere k
(Âl-i İmrân, 3/195)
Bir Hadis:
İslâm'da kötü bir çığır açan, kendi günahını da bununla amel edenlerin günahı kadar günahı da -sonradan amel edenlerin günahından eksilmeksizin- yüklenir.
(Müslim, 'Zekât', 69; Nesâî, 'Zekât', 64)
Bir Dua:
Allah'ım! Doğru yola ulaştırdığın kimseler arasında beni de doğru yola ulaştır. Afiyet verdiğin kimseler arasında bana da afiyet ver.
(Ebû Dâvud, 'Vitir', 5)
Diyanet İşleri Başkanlığı
[20.09.2022 18:18] Annem: Diyanet Takvimi Ön Yüz:
Beni yediren ve içiren Allah’a hamdolsun. (Hâkim, Müstedrek, 1, 730)
Yüce Allah’ın ismi anılarak başlanılmayan her önemli söz veya iş bereketsizdir. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 14, 329)
Diyanet Takvimi Arka Yüz:
Çocuklarda Sorumluluk Gelişimi
Aileler çocuğa sorumluluk bilinci kazandırmaktan çok, çocuğun davranışlarını kontrol etmek ve istediğini yaptırabilmek adına sıklıkla kızma, azarlama, tehdit etme, beddua etme gibi bazı yöntemler yanında bazen de fiziksel yöntem olarak dayağa başvurmaktadırlar. Kızıp bağırmak sadece ebeveynin anlık olarak öfkesini boşaltmasına yarar. Bu tutumlar aslında çocukların özgüven sahibi olmalarını engeller. Oysa sorumluluk ile özgüven arasında çok kuvvetli bir bağ vardır. Bu tutumda aile çocuğa gereğinden fazla kontrol ve özen göstererek çocuğun yapabileceği davranışları kendileri üstlenir. Sorumluluk alması sürekli geciktirilen çocuklar bir türlü kendilerine yeten, bağımsız bireyler olamamaktadırlar. Çocuğu gereğinden fazla korumak, çözebileceği halde onu sorunları ile baş başa bırakmamak, çocukların gelişimini engeller, onlara yarar yerine zarar verir. Çocuklara sorumluluk bilinci kazandırırken, anne-babaların sabırla yol göstermeleri önemlidir.
Diyanet İşleri Başkanlığı
[20.09.2022 18:18] Annem: Dinimizde ve geleneklerimizde var olan temel ahlaki değerler, şehitlik mertebesini, ilahî şan ve şerefle, kul için bir taltif, ilahi bir mazhariyet, Hakk’ın lütfu olarak görmektedir. Bundan yüzyıllar önce vatan savunmasını cephelerde üstlenmiş ecdadımız için de şüphesiz bu durum bir nasip, vatan-millet için bir devlet, analar için de bir rüya olarak kabul edilirdi. Vatan savunmasında fedakârlık bilincinin kazandırılması, çocukluktan itibaren ailede verilen önemli bir değerdi. Zamanı gelince düşmana karşı azimle, sabırla mücadele, bu değer aktarımının bir meyvesiydi. Çanakkale gazi ve şehitleri başta olmak üzere, öncesinde ve sonrasındaki muharebelerde gazi olan ve şehit düşenler; din, devlet, vatan, millet, bayrak, sancak, namus ve şeref uğrunda fedakârlıkta bulunarak, gazilik ve şehitlik ruhunu, canlı tutmuşlardır. Ruhları şâd olsun… - KÜLTÜRÜMÜZDE GAZİLİK VE ŞEHİTLİK
[20.09.2022 18:19] Annem: KAZÂ NAMAZI BORCU OLAN
NE YAPAR? NE YAPMAZ?
Kılınmamış farz namazların kazâ edilmesi farz, vâcib olan (vitir namazının) kazâ edilmesi vâcib, sünnet namazların kazâsı sünnettir. Kazâya kalan namazlar birçok olunca, bunların herbirini belirleyerek niyet edilmesi gerekmez; çünkü bunda güçlük vardır. Onun için şöyle niyet edilmesi uygun olur: “ilk veya en son kazâya kalmış sabah veya öğle namazını kılmaya” diye kılınır.
Bir kimse, ne kadar namazı kazâya kaldığını bilmese, kuvvetli olan görüşüne göre hareket eder. Üzerinde kazâ namazı kalmadığına kanaat getirinceye kadar kazâ namazı kılar. Kazâya kalan aynı vaktin namazı, usulü üzere cemaatle de kılınabilir. Kazâ namazlarının evde kılınması daha iyidir. Çünkü günâhları örtüp açıklamamak lazımdır. Böyle bir açıklama Hâkk’a karşı saygısızlık sayılır ve başkaları için de kötü bir örnek olabilir.
Kazâ namazlarının belli vakitleri yoktur. Üç kerahet vakti dışında, istenilen her vakitte kazâ namazı kılınabilir. Kazâ namazları ile uğraşmak, nafile namazları ile uğraşmaktan daha iyi ve daha önemlidir. Fakat farz namazların müekked olsun olmasın, sünnetleri bundan müstesnadır. Bu sünnetleri terk ederek bunların yerine kazâya niyet edilmesi daha iyi değildir. Bu sünnetlere niyet edilmesi evlâdır. Hatta kuşluk ve tesbih namazları gibi, haklarında nakil bulunan nafile namazlar da böyledir. Bunlara da böyle nafile olarak niyet etmek evlâdır. Çünkü bu sünnetler, farz namazları tamamlar, bunların yerine getirilmesi mümkün değildir. Kazâ namazlarının ise, belli vakitleri olmadığı için onların her zaman yerine getirilmesi mümkündür.
Hem bir kısım vakit namazlarını kazâya bırakmak, hem de diğer bir kısım vakit namazlarını, kendilerini tamamlayan sünnetlerden ayırmak iki kat kusur olmaz mı? Kazâ namazı kılmak için, sünnetlere ayrılan zamandan başka zaman bulamadığını söylemek insaflı bir yaklaşım olmaz.
(Ömer Nasuhi Bilmen, Büyük İslâm İlmihâli, s.192)
[21.09.2022 19:25] Annem: Bir Ayet:
Rablerinin çağrısına uyarlar, namazı özenle kılarlar. İşleri de aralarındaki danışma ile yürür. Kendilerine verdiğimiz rızıktan başkaları için harcarlar.
(Şûrâ, 42/38)
Bir Hadis:
Yüce Allah'ın ismi anılarak başlanılmayan her önemli söz veya iş bereketsizdir.
(Ahmed b. Hanbel, Müsned, 14, 329)
Bir Dua:
Beni yediren ve içiren Allah'a hamdolsun.
(Hâkim, Müstedrek, 1, 730)
Diyanet İşleri Başkanlığı
[21.09.2022 19:25] Annem: Diyanet Takvimi Ön Yüz:
Peygamberimiz Kuba’ya Ulaştı (622) II. Balkan Savaşı’nın Başlaması (1914)
Allah’ın lutfundan kendilerine verdiği nimette cimrilik gösterenler, sakın bunun kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar, bilâkis bu onlar için kötüdür. Cimrilik ettikleri mal kıyamet günü boyunlarına dolanacaktır. Göklerin ve yerin mirası Allah’ındır
Diyanet Takvimi Arka Yüz:
Barış Dini İslam
Adını “sulh”, “güvenlik” ve “barış”tan alan İslam, insanların huzur ve güvenlik içinde yaşamaları için gönderilmiştir. İslam’da esas olan barıştır. Savaş ancak din, hürriyet ve vatan gibi kutsal değerlere bir saldırı olması gibi durumlarda söz konusudur. İslam, insan canını mukaddes kabul etmiş, insanları öldürmeyi değil, onlara hayat vermeyi tavsiye etmiş; bir insanı haksız yere öldürmeyi bütün insanları öldürmek gibi, bir insanı yaşatmayı ise bütün insanları yaşatmak gibi kabul etmiştir. (Mâide, 5/32) İnsanlar arasında anlaşmazlık ve düşmanlıklara sebep olan gıybet, dedikodu, kin ve hasedi yasaklamış; affetmeyi, hoş görmeyi tavsiye etmiştir.
Dünya üzerinde bir arada yaşamak için uzlaşma, barış ve hoşgörü gibi değerler zorunludur. Dünyanın içinde bulunduğu açlık, kuraklık ve terör gibi pek çok sorun dayanışma ve yardımlaşmayla aşılabilir. O halde, esas olan savaş değil, barış; kavga değil, kardeşlik; yarışma değil, yardımlaşma; uzaklaşma değil, uzlaşmadır.
Diyanet İşleri Başkanlığı
[21.09.2022 19:27] Annem: Yüce Allah (c.c.), yaratmış olduğu sayısız varlıklar içinde en mükemmel olarak insanı yarattığını belirtmiş (Tîn, 95/4) ve yaratılış gayemizin, ‘ibadet etmek’ olduğunu bildirmiştir (Zâriyât, 51/56). ‘İbadet’, Allah’a gönülden yönelmek, boyun eğmek ve itaat etmek demektir. Türkçemizde kullanılan ‘kulluk etmek’ deyimi de aynı anlama gelmektedir. ‘İbadet’, yaratıcı kudret karşısında boyun bükmenin zirvesi ve O’na olan sevgimizin sonucu ve göstergesidir. Öyleyse ibadet sadece Allah için yapılmalıdır. Gerçekten de bizi yoktan var eden Allah’tan başka, ibadete layık hiçbir varlık yoktur. Bedenimizin gerekli gıdalara ihtiyacı olduğu gibi ruhumuzun da gıdaya ihtiyacı vardır. Ruhumuzun gıdası imanımız ve ibadetlerimizdir. ‘İbadet’, ruhumuzu yükseltir, bizi kötülüklerden sakındırır, ahlakımızı olgunlaştırır, en değerli varlığımız olan imanımızı korur ve bize ebedi olan cenneti ve nimetlerini kazandırır. Bu itibarla, bize sayılamayacak kadar nimetler veren Rabbimize teşekkür etmemiz ve ibadetlerimizi seve seve yapmamız gerekir. Şunu da unutmayalım ki, kul olarak bütün ibadetlere muhtaç olan biziz. Yüce Yaratıcımızın bizim ibadetimize asla ihtiyacı yoktur. - NİÇİN İBADET EDİYORUZ?
[21.09.2022 19:47] Annem: Nefislerinizin aleyhine dua etmeyin, çocuklarınızın aleyhine de dua etmeyin, hizmetçilerinizin aleyhine de dua etmeyin. - Ebu Dâvud, Salât, 362
[21.09.2022 19:47] Annem: SAFER AYI NAMÂZI VE DUÂLARI
Safer ayının ilk ve son çarşamba gecesi, gece yarısından sonra yeryüzüne inecek belâlardan Allâh (c.c.)’un izniyle korunmak için imsâkten önce dört rek‘at nâfile namâzı kılıp Fâtiha’dan sonra zamm-ı sûre olarak, birinci rek‘atte 17 “Kevser”; ikinci rek‘atte 5 “İhlâs”; üçüncü rek‘atte 1 “Felâk”; dördüncü rek‘atte 1 “Nâs” sûrelerini okuyup selâmdan sonra duâ edilecektir.
Safer’in son çarşambasının gecesi veyâ gündüzü iki rek‘at namâz kılıp birinci ve ikinci rek‘atte Fâtiha’dan sonra 11’er “İhlâs” okunacak. Namâzdan sonra 7 def‘a istiğfâr edilecek ve el kaldırıp 11 def‘a Salât-ı Münciye ve sonlarında “inneke ‘alâ külli şey’in kadîr” okunacaktır. Bu duâlarda, “Allâhü Teâlâ’nın, kendimizi, âile fertlerimizi ve bütün Mü’minleri gökten inen, yerden gelen ve bütün belâlardan muhâfaza buyurması” için niyâz edilecektir. Yine Safer ayının son çarşamba gecesi veya gündüzü iki rek’ât namaz kılınıp, birinci rek’atta Fâtihâ’dan sonra 7 “Kadir” , ikinci rek’atta Fâtihâ’dan sonra 5 “Kevser” okunacaktır.
SALÂT-I MÜNCİYE:
“Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammed. Salâten tüncînâ bihâ min cemî‘il ahvâl-i vel-‘âfât ve takdî lenâ bihâ cemî‘al hâcât ve tütahhirünâ bihâ min cemî‘i’s-seyyiât ve terfe‘ûnâ bihâ a‘le’d-derecât ve tübelliğunâ bihâ aksal-gâyât min cemî‘i’l-hayrâti fi’l-hayâti ve ba‘de’l-memât.”
SAFER AYININ İLK VE SON ÇARŞAMBA
GÜNÜNDE OKUNACAK DUÂ
Bi’smi’llâhi’r-rahmâni’r-rahîm “Allâhümme salli alâ Muhammedin abdike ve nebiyyike ve resûlike ve alâ âlihî ve bârik ve sellim. Alâhümme innî e’ûzü bike min şerri hâze’l yevmi ve min külli şirretin ve belâin ve beliyyetin-i’lletî fîhi ve yekûnü fî ‘ilmike yâ Dehru, yâ Deyhâru, yâ Keynânü, yâ Keynûnü, yâ Evvelü, yâ Ebedü, yâ Mübdiü, yâ Mu’îdü, yâ Ze’l-celâli ve ikrâm. Yâ Ze’l-arşi’l mecîdi ente tef’alü mâ türîdü. Allâhümma’hrüsnî bi-aynike’lletî lâ-tenâmü fî nefsî ve mâlî ve evlâdî ve dînî ve dünyâye’lletî’btelânî bi-suhbetihim bi-hurmeti’l ebrâri ve’l- ahyâri bi-rahmetike yâ Azîzü, yâ Ğaffâru, yâ Kerîmü, yâ Settâru, bi-rahmetike yâ Erhame’r Râhimîn. Allâhümme şedîdü’l kuvâ yâ Şedîdü, yâ Azîzü, yâ Kerîmü, yâ Kebîru, yâ Müteâlü! Zelleltü bi-ızzetike, cemî’ı halkike yâ Muhsinü, yâ Mücmilü, yâ Mütefaddilü, yâ Mün’imü, yâ Mükrimü lâilâhe illâ ente. Allâhümme yâ Latîfü letafte bi-halki’s semâvâti ve’l-ardı ültuf binâ fî kadâike ve âfinâ min belâike ve lâ-havle ve lâ- kuvvete illâ bike bi-rahmetike yâ Erhame’r Râhimîne. Hasbüna’llâhü ve ni’mel vekîl lâhavle ve lâ-kuvvete illâ bi’llâhi’l Alîyyi’l Azîm. Ve sallallâhu alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim.”
(Ömer Muhammed Öztürk, Misvâk Neşriyât, İbâdet Takvimi ve Duâlar, s.31-35)
[22.09.2022 18:48] Annem: Bir Ayet:
Allah’ın lutfundan kendilerine verdiği nimette cimrilik gösterenler, sakın bunun kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar, bilâkis bu onlar için kötüdür. Cimrilik ettikleri mal kıyamet günü boyunlarına dolanacaktır. Göklerin ve yerin mirası Allah’ındır
(Âl-i İmrân, 3/180)
Bir Hadis:
Zandan sakının çünkü zan, sözlerin en yalan olanıdır.
(Buhârî, 'Edeb', 58; Müslim, 'Birr', 28)
Bir Dua:
Allah'ım! Bana verdiğin şeyleri benim için bereketli eyle.
(Ebû Dâvud, 'Vitir', 5)
Diyanet İşleri Başkanlığı
[22.09.2022 18:48] Annem: Diyanet Takvimi Ön Yüz:
Yavuz Sultan Selim’in Vefatı (1470-1520)
Kardeşinin başına gelen bir şeye sevinip gülme. Sonra Allah ona merhamet edip seni (o şeyle) imtihan eder. (Tirmizî, Kıyâmet, 54)
Diyanet Takvimi Arka Yüz:
Soru-Cevap
Vergi, zekat yerine geçer mi?
Vergi bir vatandaşlık görevidir; zekat ise dini bir yükümlülüktür. Ayrıca zekat ile vergi; mükellefiyet, temel gaye, oran, miktar ve harcanacağı yerler (Tevbe, 9/60) bakımından birbirinden farklıdır. Bu itibarla, devlete ödenen vergiler zekat yerine geçmez. Zekatın ayrıca verilmesi gerekir.
Hastanelere alınan sağlık cihazları zekat yerine geçer mi?
Zekatın verilebileceği yerler Kur’an-ı Kerim’de ismen sayılarak belirtilmiştir. Bunlar; fakirler, yoksullar (miskinler), esaretten kurtulacaklar, borçlular, Allah yolunda cihad edenler (fî sebîlillah), yolda kalmış olanlar, zekat toplamakla görevlendirilen memurlar ve müellefe-i kulûb (kalpleri İslam’a ısındırılmak istenen kimseler)dir. (Tevbe, 9/60) Bu ayette belirtilenler kurum değil, bireylerdir. Buna göre zekat bizzat bireye veya onun vekiline verilmelidir. Bu genel ilkeye göre adı ne olursa olsun kurumlara zekat verilmez. Ancak halka hizmet veren bu gibi kurumlara gönüllü yardımlar yapılabilir.
Diyanet İşleri Başkanlığı
[22.09.2022 18:57] Annem: Peygamberimiz,“İnsan ölünce şu üçü dışında amelleri(nin sevabı) kesilir: Sadaka-i cariye (faydası süregelen hayır), faydalanılan ilim, arkasından dua eden hayırlı evlat.” (Müslim, Vasiyye, 14) buyurarak ölümle birlikte amel defterinin kapanacağını, yalnızca bu üç amelin, deftere kaydedilmeye devam edeceğini haber vermiştir.##“Sadaka-i câriye”, “faydası devam eden sadaka” anlamına gelir. Cami, okul, çeşme, köprü yaptırmaya, ağaç dikmeye kadar kişinin kendisinden sonrakilerin faydasına yaptığı tüm ameller buna dâhildir. İlim öğrenmek de aynı şekilde insanın kendisinden sonra kalıcı bir eser bırakmasına ve dolayısıyla amel defterine sevapların yazılmasına bir vesiledir. Bu da kitap yazarak, hayırlı öğrenciler yetiştirerek, okullar, araştırma merkezleri açarak kısacası kişinin kendinden sonrakilere ilmini aktarabileceği hayırlı çalışmalar yapması ile gerçekleştirilmesi mümkün olan bir ameldir.##Yine kişinin arkasından dua eden salih bir evlada sahip olması da amel defterinin kapanmaması için bir sebeptir. - KESİNTİSİZ HAYIR KAYNAĞI: SADAKA-İ CARİYE
[22.09.2022 18:57] Annem: SAFER AYININ İLK VE SON ÇARŞAMBA
GÜNÜNDE OKUNACAK DUÂ
(SELÂM ÂYETLERİ)
E‘ûzü bi’llâhi mine’ş- şeytâni’r- racîm.
Bi-smi’llâhi’r- rahmâni’r- rahîm.
Selâmün ‘aleyküm ketebe rabbüküm ‘alâ nefsihi’r-rah-meh.
Selâmün aleyküm bi mâ-sabertüm feni‘me ‘ukbe’d-dâr.
Selâmün aleykümü’dhulû’l- cennete bi mâ-küntüm ta‘me-lûn.
Ve selâmün ‘aleyhi yevme vülide ve yevme yemûtü ve yevme yüb‘asü hayyen.
Ve’s-selâmü ‘aleyye yevme vülidtü ve yevme emûtü ve yevme üb‘asü hayyen.
Selâmün ‘aleyke se-estağfiru leke rabbî innehû kâne bî hafiyyen.
Ve’s-selâmü ‘alâ meni’t-tebe‘a’l-hüdâ.
Ve selâmün ‘alâ îbâdihî’l-lezîne’stafâ
Selâmün ‘aleyküm lâ-nebteği’l-câhilîn.
Selâmün kavlen min rabbi’r- rahîm.
Selâmün ‘alâ Nûhin fi’l-‘âlemîn, innâ kezâlike neczi’l-muh-sinîn, innehû min ‘ibâdine’l-Mü’minîn.
Selâmün ‘alâ İbrâhîm, innâ kezâlike neczi’l-muhsinîn, innehû min ‘ibâdine’l-Mü’minîn.
Selâmün ‘alâ Mûsâ ve Hârûn, innâ kezâlike neczi’l-muh-sinîn, innehümâ min ‘ıbâdine’l-Mü’minîn.
Selâmün ‘alâ İlyâsîn, innâ kezâlike neczi’l-muhsinîn, innehû min ‘ibâdine’l-Mü’minîn.
Ve selâmün ‘ale’l-mürselîn.
Selâmün ‘aleyküm tıbtüm fe’dhulûhâ hâlidîn.
Selâmün hiye hattâ matla‘i’l-fecr.
SAFER AYI DUÂSI
“Allâhümme bârik fî şehri’s-saferi va’htim le-nâ bi’s-sa‘â-deti ve’z-zafer.”
(Ömer Muhammed Öztürk, Misvâk Neşriyât, İbâdet Takvimi ve Duâlar, s.33-36)
[23.09.2022 18:02] Annem: Bir Ayet:
Şeytan sizi sakın doğru yoldan engellemesin, o sizin apaçık düşmanınızdır.
(Zuhruf, 43/62)
Bir Hadis:
Kardeşinin başına gelen bir şeye sevinip gülme. Sonra Allah ona merhamet edip seni (o şeyle) imtihan eder.
(Tirmizî, 'Kıyâmet', 54)
Bir Dua:
… (Rabbim!) Bana tarafından yardımcı bir güç ver!
(İsrâ, 17/80)
Diyanet İşleri Başkanlığı
[23.09.2022 18:02] Annem: Diyanet Takvimi Ön Yüz:
Sonbahar Ekinoksu (Gece ile Gündüzün Eşit Olması)
Ey kullarım, âyetlerimize iman edenler ve emirlerimize boyun eğenler! O gün size korku yoktur, üzüntü de çekmeyeceksiniz. (Zuhruf, 43/68-69)
Diyanet Takvimi Arka Yüz:
Hz. Peygamberin Adaleti
Peygamberimiz son derece adil ve insaf sahibi idi. Onun adaletini düşmanları bile kabul etmişti. En zor ve en çetin olaylarda kabileler onun hakemliğine başvuruyor ve kararını saygı ile karşılıyorlardı.
Bir defasında Peygamberimiz savaşta elde edilen ganimetleri dağıtıyordu. O kadar kalabalık insan toplanmıştı ki adamın biri adeta Peygamberimizin sırtına çıkmıştı. Peygamberimiz elindeki ince değnekle bu adama işaret etmiş, değnek yüzüne gelerek yüzünü çizmişti. Peygamberimiz hemen değneği adamın eline vererek, “Sana vurduğum gibi sen de bana vur.” buyurmuş, fakat adam, “Ey Allah’ın Resulü, hayır, ben size darılmadım.” demişti.
Hz. Aişe (r.a.) anlatıyor: “Peygamberimiz iki işte serbest bırakıldığı zaman, günah olmadıkça onların kolayını tercih ederdi. O şey günah olursa ondan insanların en uzak kalanı olurdu. Peygamberimiz nefsi için asla intikam almazdı. Ancak Allah’ın yasaklarına uyulmadığında adaleti yerine getirirdi.” Peygamberimiz nazarında zengin, yoksul, büyük, küçük herkes eşit idi.
Diyanet İşleri Başkanlığı
[23.09.2022 18:02] Annem: Dinimiz tembelliği hoş görmemiş, fertlerin çalışarak helal yoldan geçimlerini temin etmelerini ibadet olarak kabul etmiştir. Çalışma hususunda ise çalışana ve işverene dikkat etmeleri gereken bir çerçeve çizmiştir. Hz. Peygamber “Çalışana ücretini, teri kurumadan önce veriniz.” (İbn Mâce, Rühûn, 4) buyurarak işçinin hakkının korunmasını teminat altına alırken, “Allah, sizden birinin işini en iyi şekilde yapmasını sever” buyurarak (Taberânî, Mu’cemu’l-evsat, I, 275) her ne iş yaparsa yapsın çalışanın işinde titiz davranmasını öğütlemiştir . İş hayatında barış ve huzurun sağlanabilmesi için İslam’ın çizdiği dürüstlük, adalet, ahde vefa ve benzeri esaslara riayet edilmesi şarttır. - GÖREV AHLAKI
[23.09.2022 18:03] Annem: KAÇINMAMIZ GEREKEN KÖTÜ HUYLAR -2
Ucubdan sakınmak gerekir. Ucub, kişinin yaptığı âmeli kendinden bir meziyet bilmesi ve yaptığı amele, gözünde yüksek bir mevki vermesidir. Âmel ve ibâdeti ifâ edebilmenin Allâhü Teâlâ’nın tevfik ve ihsânıyla erişilen bir nimet olduğundan gafil olarak ve kendinden bilerek, onu güzel ve üstün bir iş olarak görmek ne kötüdür. Ucubun sebebi cehâlettir; ilâcı ise her şeyi yaratanın Allâhü Teâlâ olduğunu bilmektir.
Kin gütmekten, kin tutmaktan sakınmak gerekir. Kin, dünyalık bir sebepten ötürü bir kimseye incinip onu kalpten sevmeyi bırakıp, o kimseden nefret etmek ve ona düşmanlık beslemektir. Bu harâmdır fakat bir kimseyi yaptığı zulümlerden ötürü yahud günâh ve kötülüklerinden dolayı sevmemek güzeldir. Buna Allâh (c.c.) için gazâb etmek, O (c.c.)’un rızasını kazanmak niyetiyle kötü o şeye veya kişiye kızmak denir.
Dünya zevklerini talepten sakınmak gerekir. Eğer dünya zevki harâmdan geliyor ise bu zevk ve eğlence de harâmdır. Dünyalık zevk helâl bir şeyden geliyor ise bu eğlence ve zevk haram değildir fakat helâl dahi olsa dünya zevklerine gönül ve onlara düşkünlük kötülenmiştir. Hz. Peygamber (s.a.v.): “Dünyayı sevmek bütün günahların başıdır” buyurmuştur. Dünya, Allâh (c.c.) katında kokuşmuş bir leş mesabesindedir ve Allâhü Teâlâ sevgisinin düşmanıdır. Çünkü kişiyi ibâdetten uzak düşürür. Bu sebeple dünya zevklerine dalan kimsenin cennetteki derecesi düşük olur. Dünya çile ve meşakkât yurdudur, burada zevk talep edip bunun peşinde koşmak ahmaklıktır. Zevk-i hakiki ancak cennettedir. Aklı olan kimsenin dünyaya gönül bağlamaması gerekir.
(Ali Sadri Konevi, Keşfü’l Esrar fi Şerhi Risâle-i Birgivi, s.142)
LİG TABLOSU
Takım
O
G
M
B
Av
P
1.GALATASARAY A.Ş.
26
20
2
4
44
64
2.FENERBAHÇE A.Ş.
27
17
1
9
33
60
3.TRABZONSPOR A.Ş.
26
17
3
6
23
57
4.BEŞİKTAŞ A.Ş.
26
14
5
7
17
49
5.GÖZTEPE A.Ş.
26
11
5
10
10
43
6.RAMS BAŞAKŞEHİR FUTBOL KULÜBÜ
26
12
8
6
14
42
7.SAMSUNSPOR A.Ş.
26
8
7
11
-2
35
8.KOCAELİSPOR
26
9
11
6
-4
33
9.GAZİANTEP FUTBOL KULÜBÜ A.Ş.
27
8
10
9
-10
33
10.ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş.
26
7
10
9
-4
30
11.CORENDON ALANYASPOR
26
5
8
13
-4
28
12.TÜMOSAN KONYASPOR
26
6
11
9
-9
27
13.NATURA DÜNYASI GENÇLERBİRLİĞİ
26
6
13
7
-8
25
14.KASIMPAŞA A.Ş.
26
5
12
9
-14
24
15.HESAP.COM ANTALYASPOR
26
6
14
6
-18
24
16.İKAS EYÜPSPOR
26
5
14
7
-18
22
17.ZECORNER KAYSERİSPOR
26
3
12
11
-28
20
18.MISIRLI.COM.TR FATİH KARAGÜMRÜK
26
4
17
5
-22
17


