SEMA ÖNER
Günün yazısı
[24.09.2022 15:39] Annem: Bir Ayet:
Ey kullarım, âyetlerimize iman edenler ve emirlerimize boyun eğenler! O gün size korku yoktur, üzüntü de çekmeyeceksiniz.
(Zuhruf, 43/68-69)
Bir Hadis:
Zulümden sakının çünkü zulüm, kıyamet günü zalimi cehenneme sevkeden zifiri karanlıklar olacaktır.
(Müslim, 'Birr', 56)
Bir Dua:
Allah'ım! Borç yükü altında kalmaktan ve insanlar tarafından ezilmekten Sana sığınırım.
(Ebû Dâvud, 'Vitir', 32)
Diyanet İşleri Başkanlığı
[24.09.2022 15:39] Annem: Diyanet Takvimi Ön Yüz:
Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.s.) Mekke’den Başlayan Hicret’inde Medine’ye Ulaştı (622)
Gerçek manada muhacir, Allah’ın yasakladığı şeylerden kaçınan kimsedir. (Buhârî, Îmân, 4)
Diyanet Takvimi Arka Yüz:
Özlem Duyulan Şehir: Medine
Merkezinde uzun yıllar birbirleriyle kavgalı Evs ve Hazrec kabilelerinin, etrafında ise birçok Yahudi kabilesinin yaşadığı, Arap yarımadasının batısında Mekke’nin 350 km kadar kuzeyinde eski bir şehirdir Medine. Gerek coğrafi konumu gerek arazi yapısı bakımından Mekke’den tamamen farklı olarak tarıma elverişli geniş vadileri ve zengin su kaynaklarıyla temayüz etmiştir.
Evs ve Hazrec’e mensup bahtiyar insanların 1. ve 2. Akabe biatlarında Hz. Peygamberle buluşup ona bağlılık yemini etmeleri sonucu İslam’la tanışan, daha sonra Mekkeli birçok muhacirin sığınağı ve hicret yurdu olan, halka halka yayılan İslam’ın parlayan merkezi… Aslında adı zarar vermek, kötülemek anlamına gelen “Yesrib” iken, Hz. Peygamberin hicret etmesiyle el-Medînetü’l-Münevvere olmuştur. Allah’ın nuruyla, din ile aydınlanan şehirdir artık
o. Dinin ve medeniyetin yeni beşiğidir. Medine’ye duyulan özlemin altında yatan ise sevgili Peygamberimize ve onun getirdiği değerlere duyulan hasrettir.
Diyanet İşleri Başkanlığı
[24.09.2022 16:10] Annem: Hz. Peygamberin duası müminler için bir rahmetti. Bu yüzden o (s.a.s.), ümmetini duasının bereketinden mahrum bırakmamak için elinden geleni yapardı. Âlemlere rahmet olan Allah Resûlü (Enbiyâ, 21/107), ümmeti için rahmet kaynağı olan duasını onlardan esirgemiyor ve hem dünya hem de ahiret için yaptığı dualarında onlara yer veriyordu (Buhârî, İstiskâ, 2). Bir gün Resûlullah (s.a.s.) ashâbıyla yürürken yeni bir kabir gördü. Kabrin kime ait olduğunu sordu. Onlar da “Falan oğullarının azatlısı falan kadınındır.” dediler. Resûlullah (s.a.s.) kadını tanımıştı. “Öğle vakti ölmüştü. Siz öğle uykusundaydınız, biz de onun için seni uyandırmak istemedik.” dediler. Bunun üzerine Resûlullah (s.a.s.) oradakilerin arkasında saf tutmalarını sağladı ve dört tekbir alarak kadına cenaze namazı kıldırdı. Sonra da şöyle buyurdu:##“Ben aranızda olduğum sürece biri öldüğünde mutlaka onu bana haber verin. Benim o kimseye cenaze namazı kılmam rahmettir.” (Nesâî, Cenâiz, 94). - HZ. PEYGAMBERİN DUASI ÜMMETİNE RAHMETTİR
[24.09.2022 16:10] Annem: ZAMANI KÖTÜLEMEK UYGUN MU?
Efendimiz (s.a.v.)’in bizlere vasiyetlerinden biri de, içinde yaşadığımız zamana sövmemek hakkındadır. Zamana sövmek açık bir küfür sayılır. Bu âhde avâm ve fasıklar yanında salih ve bilgin kişiler de ihânet etmektedirler. Bunlar kendi aralarında şöyle konuşurlar: “Zamanımız kötü zamandır, zamanımız uğursuzluk, belâ ve musîbet zamanıdır” diyerek zamana sövmektedirler. Hâlbuki şer ve hayır fiili, zamanın fiili olmayıp, bu işle mükellef olanların işidir. Bu nedenle bir şair şu meâlde bir şiir söylemiştir: “Utanç verici bir iş yapar, zamanımızı söverek suçlarız. Ayıp bizde; zamanın bizden başka ayıbı yoktur.” Hadîste şöyle buyurulur: “Âdemoğlu, Allâh (c.c.) dünyaya lânet etsin dediğinde, dünya: “Râbbine âsi olanımıza Allâh (c.c.) lanet etsin” diye cevâb verir.” Bunu böyle anlamalıyız. Şer’î kötülüğü, uğursuzluğu zamana değil, dünyada yapılacak işleri göreceklere yükle. Kendi nefsinin ne olduğunu biraz düşünen bir kimse, kendinin elinden çıkan ma’siyetlerin (günâhların) Allâh (c.c)’un hüküm, kader ve kazâsı altında bulunmuş olduğunu görür. Bir insanın bunları kendinden uzaklaştırması mümkün olmadığı gibi, bunları işlediği takdirde, verilecek cezayı da üzerinden atamaz.
Yine bir diğer hadiste Efendimiz (s.a.v.) zamana sövmememizi şöyle emrediyor: “Hâkk Teâlâ buyurur: “Âdemoğlu zamana sövmektedir. Hâlbuki zaman benim! Gece ve gündüz, benim elimdedir.”
Müslim (r.âleyh) şu hadîsi anlatır: “Hiç kimse zamana sövmemelidir. Çünkü zaman, Allâh (c.c.)’dur.” Hâkim şu hadisi anlatır: “Hâkk Teâlâ buyurur: “Âdemoğlunun zamandan ümitsizim demesi, beni gücendirir. Hiçbiriniz vay zamanın hüsranına, demeyiniz. Zira zaman benim. Zira gecenizi gündüze, gündüzünüzü, geceye çeviren benim.” Beyhaki (r.âleyh)’in rivâyeti ise şöyledir: “Zamana dil uzatıp sövmeyiniz. Hâkk Teâlâ buyurur: “Zaman benim, gündüz ve geceleri ardı ardına yenilemekte ve eskitmekteyim. Padişahları da ardı ardına getiren benim.”
(İmâm Şaranî, Büyük Ahidler, s.971-973)
[25.09.2022 13:52] Annem: Bir Ayet:
İnanan, hicret eden, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenlerin Allah katındaki mertebeleri pek büyüktür. Muradına erecek olanlar da onlardır.
(Tevbe, 9/20)
Bir Hadis:
Gerçek manada muhacir, Allah'ın yasakladığı şeylerden kaçınan kimsedir.
(Buhârî, 'Îmân', 4, 'Rikâk', 26)
Bir Dua:
...Rabbim! Gireceğim yere dürüstlükle girmemi sağla; çıkacağım yerden de dürüstlükle çıkmamı sağla. Bana tarafından, hakkıyla yardım edici bir kuvvet ver.
(İsrâ, 17/80)
Diyanet İşleri Başkanlığı
[25.09.2022 13:53] Annem: Diyanet Takvimi Ön Yüz:
Niğbolu Zaferi (1396) İslam İşbirliği Teşkilatı Kuruldu (1969)
Müminler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin. Allah’a karşı gelmekten sakının ki size merhamet edilsin. (Hucurât, 49/10)
Diyanet Takvimi Arka Yüz:
Talak: Allah’ın Sevmediği Helal
Karı-koca arasındaki evlilik bağının sona ermesine talak denir. İslam aile yapısında arzu edilen hedef, evliliğin bir ömür boyu sürmesi, karı-kocanın hayatın zor şartlarına beraber göğüs germeleri, sevinç ve üzüntülerinde birbirlerine destek olmaları şeklindedir. Zaruret bulunmadıkça keyfi uygulamalarla evliliği sona erdirmek, Allah ve Resûlü tarafından hoş karşılanmamıştır. Boşanma çok hassas, sonuçları çok acı ve çoğunlukla geri dönüşü olmayan bir iştir. İki taraf için dayanılamaz bir hal alan evlilik hayatı dışında, boşanmayı tasvip etmek oldukça zordur. Bundan olacak ki, Peygamberimiz (s.a.s.), “Allah’a en sevimsiz gelen helal, boşanmadır.” (Ebû Dâvûd, Talâk, 3) buyurarak boşanmanın ancak zorunlu durumlarda başvurulabilecek bir yöntem olduğunu belirtmiştir. Boşanma, sonuçları itibariyle çok ciddi bir iş olduğu için bu kararın birçok aşamada düşünülerek verilmesi gerekir. Eşler sabırla iyi geçinerek hayatlarını
devam ettirmeye çalışmalıdırlar.
Diyanet İşleri Başkanlığı
[25.09.2022 13:53] Annem: Çocuk, Yüce Allah’ın bir aileye verdiği en kıymetli emanettir. Yeryüzünün kıymetlisi olan insanoğlunun en saf ve en masum hâlidir. Anne baba onun varlığına saygı duyarak, “Allah’ın emaneti” olduğunu unutmadan hareket etmelidir. ‘Çocuk benim değil mi? İstediğim gibi davranırım!’ deme hakkına hiç kimse sahip değildir. Yavru bir emanetse, emanetin sahibine karşı gün gelip hesap verilecektir: İncittik mi onu, ihmal ettik mi? Dilimizden hakaret mi işitti, övgü mü? Elimizden dayak mı yedi, dualı lokmalar mı? Kesemizden haram mı giydi, tertemiz elbiseler mi? Bir çocuk topluma da emanettir! Onu koruyup gözetmek, haklarını çiğnememek, büyüyüp gelişmesine, okuyup öğrenmesine destek olmak anne babasının olduğu kadar toplumun da görevidir. Ailesini bir şekilde kaybetmiş, sevgiye, şefkate, ilgiye muhtaç çocukları sahiplenmek, onları kötüden ve kötülüklerden korumak insanlık vazifesi değil midir? O hâlde gönlü kırık ve yalnız çocuklara el uzatmak aynı zamanda imanımızın da gereğidir. Zira verilen emekle sadece onların değil, toplumun geleceği de kurtulacaktır. - ALLAH’IN EMANETİ ÇOCUKLARIMIZ
[25.09.2022 13:53] Annem: HZ. HATİCE (R.ANHÂ) ANNEMİZ
Hz. Hatice (r.anhâ) annemiz, Peygamberimiz (s.a.v)’in ilk hanımı, ilk îmân eden hür kadın, mü’minlerin annelerindendir. Kureyş kabilesinin kibâr ve asîl bir ailesine mensûptur. Babasının adı Hüveylîd, annesininki Fâtıma’dır. Hz. Hatice (r.anhâ)’nın ilmi, malı, şerefi, iffeti ve edebi pek fazla idi. Ticâret ile uğraşan, devrin büyük tüccarlarındandı. Memurları, katipleri ve köleleri vardı. Ticâreti adamları vasıtasıyla veya ortaklık suretiyle yapardı. Efendimiz (s.a.v.) ile evlendi. Bütün malını Efendimiz (s.a.v.)’in yolunda infâk etti. Hz. Hatice (r.anhâ), Peygamber (s.a.v.) Efendimiz’e, evlâdına, müslümanlara ve insanlara çok şefkatliydi. Ev işlerini iyi bilip, mükemmel iş görürdü. Peygamberimiz (s.a.v.) bu husûsta O’nun için “Hem çocuk annesi, hem de ev işi tanzim eden hatun” buyurdu.
Peygamberimiz (s.a.v.)’e karşı çok hürmetkâr idi. Ne buyurursa itiraz etmeden kabul ederdi. Bu her zaman böyle oldu. Resûlullâh (s.a.v.) de onu her zaman medh ederdi. Hatta bir gün yine O’nu medh ederken, Hz. Âişe (r.anhâ) dayanamayıp, “Cenâb-ı Hâkk size daha iyisini verdi” dedi. Resûlullâh (s.a.v.) “Hayır, ondan iyisi verilmedi. Herkes bana yalancı dediği günlerde, o bana inandı. Herkes bana eziyet verirken, O bana yâr oldu. Üzüntülerimi giderdi” buyurdu.
Hz. Hatice (r.anhâ) hayattayken, Peygamberimiz (s.a.v.) başka bir kadınla evlenmedi. O’nun akrabalarını gördüğü zaman hemen ayağa kalkar, onları karşılar ve yanlarına oturturdu. Eline mal geçtiğinde, onları unutmaz; hemen hediye göndererek, unutmadığını, hatırladığını belirtirdi. Peygamberimiz (s.a.v.) yine onun ve diğer üstün hatunlar hakkında buyurdu: “Dört hatunun fazîletleri bütün dünyâ hatunlarının faziletlerinden üstündür. Meryem binti İmrân, Firavun’un îmân etmiş hanımı Asiye, Hatice binti Hüveylid ve Fâtıma binti Muhammed.”
(Ömer Faruk Hilmi, Ehli Beyt’in Fazileti, Misvâk Neşriyat)
[26.09.2022 18:14] Annem: Bir Ayet:
Müminler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin. Allah'a karşı gelmekten sakının ki size merhamet edilsin.
(Hucurât, 49/10)
Bir Hadis:
Birlik halinde olun. Ayrılıktan sakının. Zira şeytan, tek olan kişi ile birlikte olup, birarada olan iki kişiden ise uzaktadır. Kim cennetin tam ortasında olmak isterse birlik halinde olsun.
(Tirmizî, 'Fiten', 7)
Bir Dua:
Allah'ım! Her halimizi ıslah eyle.
(İbn Mâce, 'Duâ', 2)
Diyanet İşleri Başkanlığı
[26.09.2022 18:14] Annem: Diyanet Takvimi Ön Yüz:
Türk Dil Bayramı Sırpsındığı Savaşı (1371)
Allah; dış görünüşünüze ve mallarınıza değil, amellerinize ve kalplerinize bakar. (Müslim, Birr, 34)
Diyanet Takvimi Arka Yüz:
İslam Hukukunda Aklın Korunması
Aklı koruma, bilgi elde etme, düşünce ve ifade hürriyeti ile sağlanır. Akıl ve aklın bir eylemi olan düşünme, insanı öteki canlılardan ayıran ve üstün kılan en önemli yetenektir. Kişinin gerçek insanlık seviyesine ulaşabilmesi, akli yeteneklerini hür olarak ve tam kapasiteyle kullanabilmesine bağlıdır. Bu yüzden bilginin her türü, İslam’da değerlidir.
Bilenlerle bilmeyenler asla bir olamazlar ve işin doğrusunu araştırmak, herkes için bir görevdir. Kur’an’da insanı, kendi varlığı ve benliği, bütün tabiat alemi ve geçmiş olaylar üzerinde derinlemesine düşünüp doğru bilgilere ulaşmaya çağıran beş yüze yakın ayet vardır. İslam’da önemli olan, insanın gücü yettiği ölçüde bütün gerçekleri ve doğruları hür bir düşünce ortamında elde etmesi, aklını ve kavrayışını en üst düzeyde geliştirmesi, seçim ve kararlarını, uygulama ve eylemlerini buna uygun tarzda gerçekleştirmesidir. İnsanın bu yöndeki etkinliğini kısıtlayan veya engelleyen yaklaşımlar, ilahi kanuna aykırıdır.
Diyanet İşleri Başkanlığı
[26.09.2022 18:15] Annem: “Her canlı ölümü tadacaktır.” (Âl-i İmrân, 3/185) Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.) “Ölülerinizin güzel işlerini yad edin, kötü taraflarını dile getirmeyin.” (Tirmizî, Cenâiz, 34) buyurmuştur.##İslam dinine göre ölüm yok oluş değil bilakis ebedî âlemde var olmaktır. Hâl böyle olunca, ölen kişiye yapılan hazırlıklara teçhiz, ölünün yıkanmasına gasil, kefenlenmesine tekfin, tabuta konup taşınmasına teşyi ve kabre konmasına defin denir.##Cenaze namazı kıyamda olarak kılınan, rükû ve secdesi olmayan dört tekbirli bir namazdır. Allah’a hamd Resûlullah’a salavat, ölüye duadır ve şöyle kılınır:##Cenazeye ve kıbleye yönelik saf tutularak niyet edilir. İmam tekbir alarak ellerini bağlar; cemaat da tekbir alarak imama uyar. İmam ve cemaat içinden “Sübhaneke”yi “vecelle senâuk” duasıyla okurlar. Sonra imam ellerini kaldırmadan tekbir alır, cemaat da içinden tekbir alır; hepsi içinden “salli” ve “barik” dualarını okurlar; tekrar tekbir alırlar, bilenler cenaze duasını, bilmeyenler “Fâtiha” suresini veya başka bir dua okurlar. Yine aynı şekilde tekbir alarak sağa ve sola selam vererek namazı tamamlarlar. - Cenaze ve CENAZE NAMAZI
[26.09.2022 18:15] Annem: YAPTIĞI İŞİN FIKHINI BİLMEYEN FAİZE DÜŞER
Abdullah bin Mes’ûd (r.a.) buyuruyor ki, alışveriş, ya’nî ticâret ilmini bilmeyen faiz yer. İstese de, istemese de bundan kurtulamaz. Resûlullâh (s.a.v.) buyurdu ki: “Bile bile bir dirhem gümüş değerinde faiz yemek, otuz zinâdan daha çok günâhdır.” (Mişkât) Sahîh-ül Mahrec’de, Ebû Hüreyre (r.a.)’in bildirdiği hadîs-i şerîfte: “Mi’râc gecesinde, bana, karınları anbarlar gibi şişmiş insanlar gösterdiler. İçleri yılanla dolu olup, dışardan görünürlerdi. Cebrail (a.s.)’a, “bunlar kimlerdir” dedim. Cebrail (a.s.), “bunlar faiz yiyenlerdir” buyurdu” buyurulmuştur.
Birisi, İmâm-ı Âzam (r.a.)’in huzûruna geldi. “Ey müslümanların imâmı! Benim için zühde dâir bir kitab yaz da, okuyayım” dedi. İmâm-ı Âzam ona alışveriş bilgileri hakkında bir risâle yazdı. O kimse, “sizin bu yazdıklarınız, çarşıda pazarda iş yapan kimseleri ilgilendirir. Bunun zühdle ne alâkası vardır” deyince, Hz. İmâm: “Herkesin yiyecek ve giyeceğe ihtiyâcı vardır. Bunların alışveriş yolunu bilmedikçe, meşru olmamak tehlikesi ile başbaşadır. Böyle olunca, tâati noksan, şübheli olur, kabul edilmez, çalışmaları boşa gider. O ise, sevâb ve karşılık aldığını zanneder, halbuki azaba dûçâr olacaktır” buyurdu. Allâhü Teâlâ: “Onlar, o kimselerdir ki, dünyâ hayâtında yaptıkları çalışmalar boşa gitmiştir; halbuki güzel bir iş yaptıklarını sanıyorlar” (Kehf s. 104) buyuruyor.
Herkes kendi sanat ve mesleğine âid emir ve yasakları bilmelidir ki, bununla satın alacağı yiyecek nurlu olsun, ibâdet lezzetini duysun ve bu kazancında bereket bulunsun. Bu kazançta, el işte, gönül Allâhü Teâlâ’da olmalıdır. Kazanç, arada sadece bir sebebdir. Yoksa hakîkâtte rızkı veren Allâhü Teâlâ’dır. Ama her işi sebeble yapması âdet-i ilâhîsidir. Sen rızkı, kendi çalışmandan bilme! Nitekim fetvâlarda diyor ki, “bu iki altın bilek bende oldukça, benim rızkım azalmaz” demek küfürdür.
(Muhammed Rebhami, Riyâdü’n-Nâsihîn, s.315)
[27.09.2022 18:09] Annem: Bir Ayet:
Kur'an'ı Rahmân öğretti. İnsanı O yarattı. Ona anlama ve anlatmayı öğretti.
(Rahmân, 55/1-4)
Bir Hadis:
Allah; dış görünüşünüze ve mallarınıza değil, amellerinize ve kalplerinize bakar.
(Müslim, 'Birr', 34; İbn Mâce, 'Zühd', 9)
Bir Dua:
Allah'ım! Senden dünyada da ahirette de afiyet ihsan etmeni istiyorum.
(İbn Ebî Şeybe, Musannef, 6, 35)
Diyanet İşleri Başkanlığı
[27.09.2022 18:09] Annem: Diyanet Takvimi Ön Yüz:
1.Viyana Kuşatması (1529) Preveze Deniz Zaferi (1538) Girit’in Fethi (1669)
Aydınlatan kitaba yemin olsun! Biz onu mübarek bir gecede indirdik; biz daima uyarmaktayız. (Duhân, 44/2-3)
Diyanet Takvimi Arka Yüz:
Suyun Değerini Bilelim
Su, insan da dahil olmak üzere pek çok canlının özünü oluşturan, hayatta kalabilmelerini sağlayan en önemli etkendir.
İçinde yaşadığımız dünya, su açısından fakir sayılmaz. Ancak bunun büyük çoğunluğunu deniz sularının oluşturduğu, insanın içebileceği tatlı su kaynaklarının ise kısıtlı olduğu akıldan çıkarılmamalıdır.
Günümüzde iklim değişiklikleri, kuraklık gibi nedenlerle su kaynaklarının giderek azalması, gelecekte susuzluk riskinin daha da artmasını gündeme getirmekte ve insanlığın ciddi su sıkıntısı yaşayacağının sinyallerini vermektedir. Özellikle dünyanın Afrika gibi çeşitli bölgelerinde insanların içecek su sıkıntısı yaşadıkları düşünülecek olursa su zengini ülkemizde bu nimetin değerinin bilinmesi ve bu konuda daha bilinçli davranılması gerekmektedir. Zira Hz. Peygamber, kıyamet gününde nimetlerden hesaba çekilen kula öncelikle, “Bedenini sağlıklı kılmadık mı? Susuzluğunu soğuk su ile gidermedik mi?” (Tirmizî, Tefsîru’l-Kur’ân, 102) diye sorulacağını bildirmiştir.
Diyanet İşleri Başkanlığı
[27.09.2022 18:10] Annem: Kız olsun erkek olsun her çocuğun babaya ihtiyacı vardır. Sağlıklı baba-çocuk ilişkisi sonucunda, cinsel kimlik kazanımı, okul başarısı artışı, zekâ gelişimi, disiplin anlayışının gelişimi, özgüven oluşumu, sosyalleşme, liderlik yapısının gelişimi, arkadaş ilişkilerinde uyum gibi sayısız önem taşıyan özellikler kazanılır. Günümüzde babalar öylesine yoğun bir çalışma düzeni içindeler ki çocuklarına hemen hemen hiç zaman ayıramamaktalar. Ama istenirse zamanı güzel düzenleyerek, eve geldiklerinde hem dinlenir hem de çocuklarıyla güzel vakit geçirebilirler. İyi bir baba olmak, çocuğunuzla birlikte geçirdiğiniz zamanın süresine değil, nitelikli vakit geçirmeye bağlıdır. Efendimiz şöyle buyurmuştur: “Kimin bir çocuğu varsa ona karşı çocuklaşsın. Onunla eğlensin, oynasın.” (Deylemî, III, 513). Burada nitelikli beraberlikten kastımız babanın; kimi zaman çocuklarıyla güreşmesi, kimi zaman ödevlerine yardım etmesi, kimi zaman beraber resim çizmesi, kimi zaman da sadece sohbet etmesi gibi paylaşıma dayalı aktivitelerde bulunmasıdır. - İYİ BİR BABA OLMAK
[27.09.2022 18:10] Annem: SULTAN GÖKBÖRÜ VE MEVLİD MERASİMLERİ
Hayır te’sîsleri, mevlid âyinleri ve dîn uğrunda büyük hizmetleri ile meşhûr olan Selçuklu hükümdârı Muzafferüddîn Gökböri’nin Erbil’de kurduğu hayır kurumları zamanına göre çok ileriydi. Bu konuda İbn-i Hallikân şöyle der: “Hayır işlerinde hiçbir kimseden duyulmadık güzel hareketleri vardı. Her gün şehrin çeşitli yerlerinde muhtaçlara ekmek dağıtırdı. Bir yerden geldiği zaman evinin yanında toplanmış olan muhtâçları yanına çağırır, yaz ve kış mevsimine göre onlara para keseleri verir, kesenin içindeki paralar arasında bir, iki veya daha fazla altın bulunurdu. Kötürümler ve körler için dört ev kurmuş bu evleri bu kişilerle doldurmuş, onlara ihtiyâçları olan şeyleri tahsîs etmişti. Her pazartesi ve perşembe günleri bu kişileri ziyâret eder ve onların hâllerini sorardı. Onlara lâtife yapar, gönüllerini alırdı. Dul kadınlar, yetim çocuklar, sokakta bırakılmış süt çocukları için de evler yaptırmıştı. Bu süt çocukları için süt anaları tutmuş, bu evler için tahsîsatlar ayırmıştı. Her zaman buralarda oturanların durumunu kontrol eder, tahsisattan ayrı olarak onlara nafaka dağıtırdı. Yine şehirde kendisi tarafından yaptırılan hastahâneyi ziyâret eder, her hastanın başında durup gecesinin nasıl geçtiğini, nasıl olduğunu ve ne istediğini sorardı. Misâfirler için de ayrı bir ev (dârü’z-ziyâfe) inşâ ettirmişti. Dışardan gelen ilim adamları, fakîrler, sûfîler ve başkaları burada kalırdı. Buranın da özel tahsîsatı vardı. Burada kalanlardan biri, yola çıkacak olursa, yanına yiyecek ve diğer ihtiyâçları verilirdi.”
Sibt bin el-Cevzî bunları anlattıktan sonra, “Erbil’de biri, bana onun senede mevlid için 300.000, hânkâhlar için 200.000, dârü’z-ziyâfe için 100.000, esirleri kurtarmak için 100.000, Hicâz için 300.000 dînar harcadığını söyledi” der.
(Prof. Dr. Osman Turan, Selçuklular Zamanında Türkiye, s.334)
[28.09.2022 18:57] Annem: Bir Ayet:
Aydınlatan kitaba yemin olsun! Biz onu mübarek bir gecede indirdik; biz daima uyarmaktayız.
(Duhân, 44/2-3)
Bir Hadis:
İyi arkadaş ile kötü arkadaşın kişiye etkisi; güzel koku satan kimse ile demir körükleyen kimsenin, yanındaki kişiye etkisi gibidir. Güzel koku satan kimseden güzel koku satın alarak ya da yanında bulunduğun müddetçe güzel koku hissedersin. Demir körükley
(Buhârî, 'Buyû', 38; Müslim, 'Birr', 146)
Bir Dua:
Lütuf ve ihsanlarıyla bana çokça bağışta bulunan Allah'a hamdolsun.
(Hâkim, Müstedrek, 1, 730)
Diyanet İşleri Başkanlığı
[28.09.2022 18:57] Annem: Diyanet Takvimi Ön Yüz:
Allah’ım! İzzetinle beni ateşten korumanı dilerim. (Hâkim, Müstedrek, 1, 730)
Yoldan geçenlere sıkıntı veren şeyleri yoldan kaldırmakta, sadaka sevabı vardır. (Müslim, Zekât, 56)
Diyanet Takvimi Arka Yüz:
Ailece Zaman Geçirmek
Aileyle beraber zaman geçirmek, konuşmak, dertleşmek kişiye kendisinin önemli olduğunu hissettirir. Ayrıca çocuğa anne babasını izleme ve onlardan gördüğü olumlu davranışları modelleyebilme fırsatı sunar. Bununla birlikte anne baba için de çocuğunu gözlemleyebilme ve ona daha iyi rehberlik edebilme imkanı yakalanır.
Çocuk ve ergen rahat bir sohbet ortamında düşüncelerini, hislerini daha kolay ifade edebilir. Kendini rahatlıkla ifade edebilmek kendine olan güveni geliştirir. Bu sayede, ebeveyn ve çocuk arasındaki ilişki güçlenir. Ailece beraber yapılabilecek aktiviteler aslında sınırsızdır. Üstelik bunların karmaşık ya da pahalı etkinlikler olmasına da gerek yoktur. Örneğin ailece yemek hazırlamak, aynı sofrada buluşmak… Amaç paylaşımdır, çocuğu tanımaktır, duygusal olarak onunla birlikte olduğunuzu ona hissettirmektir. Beraber televizyon izlemek veya bilgisayarda oyun oynamak zaman geçirmek için ilk sırada tercih edilmemelidir.
Diyanet İşleri Başkanlığı
[28.09.2022 18:58] Annem: KADINLAR ÜZERİNDEN BİR MİLLET
TESLİM ALINMAK İSTENİYOR
Cumhuriyet ideolojisi yıllarca gençlik ve kadın üzerinden sürdürülmek istenmiştir. Kadını modern hayata karıştırma, böylece yeni bir kimlik verme macerası Türkiye Cumhuriyeti’nin önemli sosyal mühendislik projelerindendir. Devletin ikilemi, hem aileyi toplumun temeli olarak görmesi, hem de kadınları modernliğe herhangi bir norm-değer üretemeden zorlamasıdır. Gelenekten kaçış esas olarak görülmüş; yenilik, üzerinde düşünülmeden kutsanmıştır.
Cumhuriyetin sosyal mühendislik hedefine son yıllarda epeyce yaklaşılmıştır. Ailenin çözülmesi hızlanmış, kadınlık bağlamından koparılarak ideolojik bir muhtevâya bulanmıştır. Safsataya kadar vardırılan “eşitlik” söylemi, bir arada yaşamak için gerekli olan iş ve rol bölümünü güçleştirmektedir.
Yüksek öğretimin ülke ölçeğinde yaygınlaştırılması, her yıl daha fazla genç kızın baba ocağından yüksek tahsil için ayrılması, yaşadıkları yerdeki sosyal çevrenin normları içinde yetişmiş gençleri, norm-değer çerçevesi olmayan veya yeterli kontrol sağlayamayan muhitlerde çetin bir değişime zorluyor. Öğrencilerin başıboş hayat sürdükleri çevreler, her türlü olumsuzluk için zemin oluşturuyor.
Modernizmin sahte oyuncakları kadınlarımız, hızla modernleşiyor. Modernlik kişilik değil, dişilik üzerinden sürdürülüyor. Kadın “özgürleşiyor”. Bunun nelere mal olacağı kimseyi ilgilendirmiyor. Modernizm kadını fıtratından koparıyor. Onu eş ve anne olmaktan çıkmaya zorluyor. Hayatta tutunacağı, varoluşunu anlamlandıracağı gerçek değerler yerine sahte oyuncaklarla oyalıyor…
Geleneğin koruyucu etkisi ortadan kalktı. Modernlik; ahlâkıyla, kültürüyle gelmedi. Çalışma hayatında yer bulmaya çalışan kadınlar çoğu kere tâciz ve baskı altında. Onlara verilen hürriyetler de var elbette: Eş olmama hürriyeti, anne olmama hürriyeti. (Pek çok aile babası erkek işsiz ve sosyal buhrandayken, devlet dairelerinde ve özel sektörde kadınlar giderek daha çok iş buluyor) çocukları şunun bunun elinde güyâ yetişiyor.
(D. Mehmet Doğan, Gerçek Hayat Dergisi, 1065. Sayı)
[28.09.2022 18:58] Annem: Resûlü Ekrem, ashabından bir zatın hastalandığını duydu ve hemen ziyaretine gitti. Sahabî, hastalıktan iyice zayıflamış ve âdeta bir kuş yavrusuna dönmüştü. Allah Resûlü, yanında bir müddet kaldıktan sonra ona, “Herhangi bir konuda Allah’a dua ediyor veya ondan bir şey istiyor muydun?” diye sordu. Hasta sahabi, “Evet. Allah’ım! Beni ahirette ne ile cezalandıracaksan onu şimdiden dünyada bana ver, diye dua ediyordum.” cevabını verdi. Bunun üzerine şaşkınlığını açıkça ifade eden Allah Resûlü böyle dua etmemesi konusunda onu uyardı ve ona, “Allahümme âtinâ fi’d-dünyâ haseneten ve fi’l-ahireti haseneten ve gınâ azâbe’n-nâr” (Allah’ım, bize dünyada iyilik ver, ahirette de iyilik ver ve bizi cehennem azabından koru!) diye dua etmesini tavsiye etti. Resûlullah’ın tavsiyesine uyan hasta, bir süre sonra iyileşti (Müslim, Zikir ve dua, 23). - HEM DÜNYADA HEM AHİRETTE İYİLİK İSTEMEK
[29.09.2022 20:26] Annem: Bir Ayet:
Anne babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yakın arkadaşa, yolcuya, ellerinizin altında bulunanlara iyi davranın…
(Nisâ, 4/36)
Bir Hadis:
Yoldan geçenlere sıkıntı veren şeyleri yoldan kaldırmakta, sadaka sevabı vardır.
(Müslim, 'Zekât', 56)
Bir Dua:
Allah'ım! İzzetinle beni ateşten korumanı dilerim.
(Hâkim, Müstedrek, 1, 730)
Diyanet İşleri Başkanlığı
[29.09.2022 20:26] Annem: Diyanet Takvimi Ön Yüz:
Trablusgarp Savaşı Başladı (1911)
İyi işler yapan kendisi için yapmıştır, kötülük yapanın da kötülüğü kendinedir; sonra rabbinize döndürüleceksiniz. (Câsiye, 45/15)
Diyanet Takvimi Arka Yüz:
Soru-Cevap
Ağız alışkanlığı ile yerli yersiz edilen yeminin hükmü nedir?
Yemin etmek aslında mübah olmakla birlikte, gereksiz yere yemin etmek ve çok yemin etmeyi alışkanlık haline getirmek doğru değildir. Kur’an’da çok yemin etmenin Yüce Allah’ın hoşuna gitmeyen işlerden biri olduğuna işaret edilerek, “Yemin edip duran kimseye boyun eğme!” (Kalem, 68/10) buyurulmuştur.
Dil alışkanlığıyla söylenen, başka bir deyişle, herhangi bir işin yapılması veya yapılmaması yönünde bir içeriğe sahip olmayan “vallahi”, “billâhi” şeklindeki sözler lağv (içi boş, hükümsüz) yemin sayıldığı gibi, bile bile yalan söyleme kastı olmaksızın, geçmiş veya şimdiki zamandaki bir husus üzerine doğru olduğunu zannederek yapılan yemin de lağv yemini sayılır. Kur’an’da, “Allah, kasıtsız olarak ağzınızdan çıkıveren yeminlerinizden dolayı sizi sorumlu tutmaz.” (Mâide, 5/89) buyurularak bu tür yeminden dolayı kefaret gerekmediği bildirilmiştir. Hiçbir kasıt olmasa da gelecekteki bir iş hakkındaki her türlü yemin, mün’akid yemin kapsamındadır ve gereği yerine getirilmediğinde kefaret gerekir.
Diyanet İşleri Başkanlığı
[29.09.2022 20:28] Annem: TASAVVUFU DOĞRU ANLAMAK
Zikir meclislerini, duâları ve evrâd okumayı “tembellik çağının ürünü” olarak gören bir zihniyet, maalesef ülkemizde de mevcuttur. Halbuki, bu ibâdetlerin tamamı Sahâbe (r.a.e.) Efendilerimiz’den rivâyet edilmiştir ve Asr-ı Saâdet müslümanlarının âmellerindendir.
Hemen hemen her Osmanlı padişahının bir şeyhi vardı ve padişah olmalarına rağmen, o zatların önüne asla geçmezler, tarikâtten istifade ederlerdi. Çağlar açan Fatih’in hocası ve İstanbul’un fethinin mânevi mimarı, Bayramiyye tarikâtı şeyhi ve Pastör’den asırlar evvel mikrobu bulan kişi, Akşemseddin Hazretleri’dir.
Benzer şekilde, kendi devrinde dünya siyasetinin yüzde doksan beşini elinde tutan Abdulhamid Hân merhum da Şâzeliyye tarikâti şeyhi Mehmed Zâfir Efendi ve Kâdiriyye tarikâtı şeyhi Ebû’l-Hüdâ Efendi’den feyz alarak zâhirdeki dirâyetini, mânevî bir kemâl ile de tâçlandırarak dünyaya hükmetmişlerdir.
Aslında hakiki tasavvuf ehli, tembel olmadıkları gibi aksine çok çalışkandırlar. Şöyle ki; normalde beş vakit namâz farz kılınmışken, bunlar; gece namâzı, kuşluk, işrâk ve evvâbîn gibi nâfile namâzları fazladan yaparlar, ayrıca namâz sonrası çekilen tesbihâtlara ilaveten, günlük yüzlerce evrâdı vazife olarak yapıp, Allâhü Teâlâ’yı da çokça zikrederler. Farz olan Ramazan orucu haricinde, pazartesi ve perşembe günleri ile Muharrem ayında ve diğer günlerde herkesten fazla nâfile oruçlar tutarlar. Bunun haricinde, toplumsal konularda da en önde bu insanlar mücadele ederler.
Osmanlılar hem ibâdeti fazla fazla yapmış hem de her türlü ilerlemeyi kaydetmişlerdir. Kimya ilminin kurucusu Cabir b. Hayyan, büyük mutasavvıf ve Nakşî postnişîni Cafer-i Sâdık (r.a.)’in talebesidir. Yine Câfer-i Sâdık (r.a.)’in optik ve astronomi alanlarında kendisinden sonraki bilim adamlarına ışık tutacak araştırmaları ve kuramları mevcuttur.
(Misvâk Neşriyât, Hâkk Dinin Batıl Yorumlarına Cevaplar, s.170)
[29.09.2022 20:28] Annem: İslam dini israfın her çeşidini yasaklamıştır. İnsanın ömrünü veya vaktini boş, faydasız ve gelişi güzel şeylerle zayi etmesi anlamına gelen zaman israfı da dinimiz tarafından yasaklanan hususlardan birisidir.##Bu konu ile ilgili olarak Sevgili Peygamberimiz şöyle buyurmuştur: “İki nimet vardır ki, bunlar hakkında çoğu kimse aldanmıştır. Onlar da sıhhat ile boş vakittir.” (Buhari, Rikak, 1).##Zaman insanın sahip olduğu en değerli sermayedir. Bu sermayeyi kaybetmek de onu dolu dolu yaşayıp kıymetini artırmak da bizim elimizdedir. Bize düşen görev içinde bulunduğumuz anı en güzel ve yararlı bir şekilde değerlendirmektir. “O hâlde boş kaldın mı, yine kalk (başka bir iş ve ibadetle) yorul.” (İnşirâh, 94/7) ayeti de buna işaret etmektedir.##Ayette Resûlullah ve onun şahsında müslümanlardan bütün vakitlerini hayırlı ve yararlı faaliyetlerle değerlendirmeleri, ibadet, dua, tebliğ ve irşad gibi dinî faaliyetlerin de; çalışma, üretme, öğrenmeöğretme, yardımlaşma ve dayanışma gibi dünyevî faaliyetlerin de hakkını vermeleri, vakitlerini israf etmemeleri istenmiştir. - ZAMAN İSRAFI
[30.09.2022 18:22] Annem: Bir Ayet:
İyi işler yapan kendisi için yapmıştır, kötülük yapanın da kötülüğü kendinedir; sonra rabbinize döndürüleceksiniz.
(Câsiye, 45/15)
Bir Hadis:
Rıfk (zarif davranış) işe güzellik katar, rıfktan (zarafetten) yoksunluk ise işi kusurlu kılar.
(Müslim, 'Birr', 78)
Bir Dua:
Allah'ım! Bilerek Sana herhangi bir şeyi ortak koşmaktan Sana sığınırız. Bilmeden yaptıklarımız için ise Senden bağışlanma dileriz.
(İbn Ebî Şeybe, Musannef, 6, 35)
Diyanet İşleri Başkanlığı
[30.09.2022 18:22] Annem: Diyanet Takvimi Ön Yüz:
Bizi yediren, içiren, (başkasına) muhtaç kılmayan ve barındıran Allah’a hamdolsun. (Müslim, Zikir, 64)
Sana bir şey emanet eden kişiye, emanetini (hakkıyla koruyarak) iade et. Sana hainlik edene, sen hainlik etme. (Ebû Dâvud, Buyû, 79)
Diyanet Takvimi Arka Yüz:
Yüce Allah’ın Kullarına Merhameti
Allah Tealâ, kullarına karşı son derece şefkatli, merhametli, merhamet edenlerin de en merhametlisidir. O’nun merhameti gazabını geçmiştir. O, yaptıkları yüzünden insanları hemen cezalandırmayıp akıllarını başlarına almaları için onlara mühlet verendir. Eğer yaptıkları hata, kusur ve isyanlardan dolayı onları hemen cezalandırsaydı, yeryüzünde hiçbir canlı kalmazdı. (Fâtır, 35/45)
Kullarına olan şefkat ve merhameti nedeniyle O, kulun işlediği kötülükleri, günahları, ayıpları ve kusurları örter, onları gizler. Allah’ın merhameti o kadar geniş, o kadar kuşatıcıdır ki, Sevgili Peygamberimiz bu durumu şu sözleriyle açıklamıştır: “Allah, rahmeti yüz parça yaratmış, doksan dokuzunu kendi katında tutmuş, yeryüzüne sadece bir parçasını indirmiştir.
İşte bütün mahlukat bu bir parça merhametle birbirlerine acırlar. Bir hayvan bile (bu bir parçacık rahmetin eseri olarak yavrusunu emzirirken) üzerine basarım endişesiyle ayağını kaldırır.” (Müslim, Tevbe, 17)
Diyanet İşleri Başkanlığı
[30.09.2022 18:23] Annem: Yüce Allah, Kur’an-ı Kerim’de mü’minlerin peygamberler arasında fark gözetmediklerini bildirerek (Bakara, 2/285), gönderiliş sebepleri, görevleri ve getirdikleri ilahi bildiri açısından peygamberlerin aynı noktada buluştuğuna işaret etmiştir. Diğer taraftan bazı peygamberleri, bazısına üstün kıldığını ifade buyurarak, “O peygamberlerin bir kısmını diğerlerinden üstün kıldık. Allah onlardan bir kısmı ile konuşmuş, bazılarını da derece derece yükseltmiştir.” (Bakara, 2/253) buyrulmaktadır. Ayrıca, “O hâlde (Resûlüm) sen de, ulü’l-azm peygamberlerin sabretmesi gibi sabret!” (Ahkâf, 46/35) ayeti kerimesinde peygamberlerden bazıları “ulü’l-azm” yani “yüksek azim ve sebat sahibi” olarak nitelendirilmiştir. İslam âlimleri bu ayette bahsedilen ulü’l-azm peygamberlerin Hz. Nuh, Hz. İbrahim, Hz. Musa, Hz. İsa ve Hz. Muhammed (s.a.s.) olduğunu söylemişlerdir. Buna delil olarak da Allah’ın bu peygamberlerden sağlam bir söz aldığını ifade ettiği (Ahzâb, 33/7) ve adı geçen bu peygamberlere din olarak gönderdiğini Hz. Peygamberin ümmetine de din kıldığını belirttiği (Şûrâ, 42/13) ayetleri göstermişlerdir. - ULÜ’L-AZM PEYGAMBERLER
[30.09.2022 18:23] Annem: RESÛLULLÂH (S.A.V.) EFENDİMİZ’İ RÜYADA NASIL GÖREBİLİRİZ?
Peygamber (s.a.v.) Efendimiz Hazretleri’ni rüyada görmek, her Müslümanın özlemidir. Rü’yâ âleminde, Peygamber (s.a.v.) Efendimiz Hazretleriyle müşerref olmak; özlenen rü’yâdır. Arzulanan rü’yâdır. Bir ömür boyu hasretle beklenen rü’yâdır. Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: “Beni rü’yâsında gören kişi hakîkaten beni görmüştür…” (Müslim)
Şeyh Savî (r.âleyh) “Virdü-Dürrü Deyr” kitabında buyurdu ki: “Salevât-ı İbrâhimiyye”yi bin kere okumak, Peygamber (s.a.v.) Efendimiz Hazretleri’ni rü’yâda görmeyi gerektirir.
Okunuşu:
“Allâhümme salli ‘alâ Muhammedin ve ‘alâ ali Muhammedin kemâ salleyte ‘alâ İbrâhîme ve ‘alâ âli İbrâhîme inneke hamîdün mecîd” “Allâhümme bârik ‘alâ Muhammedin ve ‘alâ ali Muhammedin kemâ bârekte ‘alâ İbrâhîme ve ‘alâ âli İbrâhîme inneke hamîdün mecîd.”
Mânâsı:
“Allah’ım, (Peygamberimiz) Hz. Muhammed’e ve âline, Hz. İbrahim’e ve âline rahmet ettiğin/mübarek kıldığın gibi rahmet eyle/mübarek kıl.”
Şeyh Adevî (r.âleyh) Hazretleri “Şerhü Delâilü’l-Hayrât” kitabında buyurdu ki: İmâm Buhârî (r.âleyh) Hazretleri’nin rivâyet ettiği teşehhüdü, Pazartesi gecesi veya Cuma geceleri bin kere okumak, Peygamber (s.a.v.) Efendimiz Hazretleri’ni rü’yâda görmeyi gerektirir. İmâm Buhârî Hazretleri’nin rivâyet ettiği teşehhüd şudur:
Okunuşu:
“Ettehıyyâtu lillâhi ve’s-salevâtu vet-tayyibâtü es-selâmu aleyke eyyühe’n-nebiyyü ve rahmetüllâhi ve berakâtühu es-selâmu ‘aleynâ ve ‘alâ ‘ıbâdillâhis sâlihîn* Eşhedü en-lâ ilâhe ill-allâh ve eşhedü enne Muhammeden ‘abdühû ve rasûlüh.”
Mânâsı:
“Her türlü kavlî, bedenî ve mâlî ibâdetler Allah’a mahsustur. Ey şânı yüce Peygamber, selâm, Allah’ın rahmetiyle bereketleri senin üzerine olsun. Ve selâm bizlere ve Allah’ın sâlih kullarına olsun. Ben şehâdet ederim ki, Allah’tan başka hiçbir ilâh yoktur. Ve şehâdet ederim ki Hazret-i Muhammed Allah’ın kulu ve Resûlü’dür.” (Buhârî)
(Yusuf Nebhani, Resullah (s.a.v.) Efendimiz’i Rüyada Nasıl Görürüz?)
LİG TABLOSU
Takım
O
G
M
B
Av
P
1.GALATASARAY A.Ş.
26
20
2
4
44
64
2.FENERBAHÇE A.Ş.
27
17
1
9
33
60
3.TRABZONSPOR A.Ş.
26
17
3
6
23
57
4.BEŞİKTAŞ A.Ş.
26
14
5
7
17
49
5.GÖZTEPE A.Ş.
26
11
5
10
10
43
6.RAMS BAŞAKŞEHİR FUTBOL KULÜBÜ
26
12
8
6
14
42
7.SAMSUNSPOR A.Ş.
26
8
7
11
-2
35
8.KOCAELİSPOR
26
9
11
6
-4
33
9.GAZİANTEP FUTBOL KULÜBÜ A.Ş.
27
8
10
9
-10
33
10.ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş.
26
7
10
9
-4
30
11.CORENDON ALANYASPOR
26
5
8
13
-4
28
12.TÜMOSAN KONYASPOR
26
6
11
9
-9
27
13.NATURA DÜNYASI GENÇLERBİRLİĞİ
26
6
13
7
-8
25
14.KASIMPAŞA A.Ş.
26
5
12
9
-14
24
15.HESAP.COM ANTALYASPOR
26
6
14
6
-18
24
16.İKAS EYÜPSPOR
26
5
14
7
-18
22
17.ZECORNER KAYSERİSPOR
26
3
12
11
-28
20
18.MISIRLI.COM.TR FATİH KARAGÜMRÜK
26
4
17
5
-22
17


