Şükür, bütün nîmetleri İslâmiyet’e uygun kullanmak demektir. Yani Allahü teâlânın verdiği nîmetleri yerinde sarf etmek, Ona itaat edip gizlide-açıkta günahlardan kaçınmaktır. Kişi, Rabbinin verdiği nîmetleri günaha vasıta yaparsa şükretmiş olmaz, nankörlük etmiş olur. Nîmetlerin elden çıkmaması ve artması için şükretmek lâzımdır. Allahü teâlâ meâlen; (Verdiğim nîmetlere şükrederseniz onları arttırırım. Şükretmezseniz elinizden alır, şiddetli azap ederim.) [İbrahim: 7] buyuruyor. Nîmetin kıymetini bilmeyip günah işlemek, eldeki nîmetin gitmesine sebep olur. Onun için sâhip olduğumuz nîmetlerin kıymetini bilip şükrünü yapmalıyız... Her uzvun, organın şükrü vardır:
Prof. Dr. Baran Yıldız
Günün yazısı
[27/4 22:17] Ömer Tarık Yılmaz: “Sizden biri içiyle dışıyla Müslüman olursa, yaptığı herbir hayır en az on mislinden, yedi yüz misline kadar sevabıyla yazılır. İşlediği her bir günah da sâdece misliyle yazılır. Bu hâl, Allah’a kavuşuncaya kadar böyle devam eder.”
Buhârî, İman: 31; Müslim, İman: 205, (129)
[27/4 22:17] Ömer Tarık Yılmaz: 'Ey Rabbimiz! Bizi, inkar edenlerin zulmüne uğratma. Bizi bağışla. Ey Rabbimiz! Şüphesiz sen mutlak güç sahibisin, hüküm ve hikmet sahibisin.'
Mümtehine Sûresi 5.Ayet
[27/4 22:17] Ömer Tarık Yılmaz: DİN
Din, akıl sâhiplerini kendi irâde ve istekleriyle dünya ve âhirette saâdet ve selâmete kavuşturan ilâhî kânundur. Allâhü Teâlâ hazretleri, ilk insan ve ilk peygamber Âdem aleyhisselâm’dan itibaren insanlara peygamberleri vasıtası ile dini bildirmiştir. Allâhü Teâlâ dinimizi Peygamberimiz Muhammed Mustafâ (s.a.v.) ile tamamlamıştır. Bu dine İslâm denir. İslâm dinine inanan kimseye müslüman denir. Biz de Elhamdülillah Müslümanız....Daha az
[28/4 21:02] Ömer Tarık Yılmaz: 76 - Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellemin Geceleyin Semalara Yürütülmesi ve Namazların Farz Kılınması Bâbı
429- Bize Şeyban b. Ferruh rivâyet etti.
(Dedi ki): Bize Hâmmad b. Seleme rivâyet etti.
(Dedi ki): Bize Sabit El'Bunanî, Enes b.
Malik'ten rivâyet etti ki Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuşlar:
— «Bana Burak'ı getirdiler —bu merkepten büyük, katırdan küçük, uzun ve beyaz bir hayvandı. Adımını gözünün görebildiği en son noktaya koyardı — ben buna binerek Beyt-i Makdis'e geldim ve Burak'ı benden önceki peygamberlerin hayvan bağladıkları halkaya bağladım. Sonra mescide girerek orda İki rekat namaz kıldım. Sonra çıktım, derken bana Cibrîl (aleyhisselâm) bir kap dolusu şarap, bir kap dolusu da süt getirdi. Ben sütü ihtiyar ettim. Bunun üzerine Cibrîl (sallallahü aleyhi ve sellem) (bana): Fıtratı seçtin, dedi. Sonra benî semaya çıkardı Cibrîl, gök kapısını çaldı.
— Sen kimsin? dediler.
— Cibrîl'im cevabını verdi.
— Yanında kim var?
— Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem)
— O gönderildi mi?
— Evet, gönderildi.
Bunun üzerine bize kapıyı açtılar. Bir de ne göreyim Hazret-i Âdem ile karşı karşıyayım. Bana hoş beş ederek hayır duasında bulundu. Sonra Cibrîl beni ikinci semaya çıkardı. Cİbril yine kapıyı çaldı.
— Sen kimsin? dediler.
— Cibrîl'im dedi.
— Yanında kim var?
— Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem)
— O (göklere çıkmağa) gönderildi mi?
— Evet, gönderildi.
Müteakiben bize kapıyı açtılar. Bir de baktım karşımda Halazadeler!
Meryem'in oğlu İsâ ve Zekeriyyâ oğlu Yahya! (Selevâtullahi Aleyhima) onlar da hoş beş ettiler ve bana hayır duada bulundular. Sonra beni üçüncü semaya çıkardı. Cibrîl onun da kapısını çaldı.
— Sen kimsin? dediler.
— Cibrîl'im dedi.
— Yanında kim var?
— Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem)
— O gönderildi mi?
— Evet, gönderildi.
Bize (yine) kapıyı açtılar ne göreyim karşımda Yûsuf (aleyhisselâm) kendisine güzelliğin yarısı verilmişti. Bana hoş beş etti ve hayır duada bulundu. Sonra beni dördüncü semaya çıkardı. Cibrîl (Aley hisselâm) (yine) kapıyı çaldı:
— Kim o? dediler. ;
— Cibrîl'im dedi.
— Yanında kim var?
— Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem)
— O gönderildi mî?:
— Evet, gönderildi.
Bunun üzerine bize kapıyı açtılar. Bir de baktım Idris (aleyhisselâm) ile karşı karşıyayım. Bana hoş beş etti ve hayır duada bulundu. Teâlâ hazretleri (onun hakkında):
'Biz onu yüksek bir yere kaldırdık' Meryem sûresi, ûyet: 57. buyurmuştur. Sonra beni beşinci semaya çıkardı. Cibrîl (tekrar) kapıyı çaldı.
— Kim o? dediler.
— Cibrîl'im dedi.
— Yanında kim var?
— Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem)
— O gönderildi mi?
— Evet, gönderildi.
Müteakiben bize kapıyı açtılar. Bir de baktım Hârun (sallallahü aleyhi ve sellem) ile karşı karşıyayım hoş beş etti ve bana hayır duada bulundu. Sonra beni altıncı semaya çıkardı. Cibrîl (aleyhisselâm) (yine) kapıyı çaldı.
— Kim o? dediler.
— Cibrîl'im dedi.
— Yanında kim var?
— Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem)
— O gönderildi mi?
— Evet, gönderildi.
Bunun üzerine bize kapıyı açtılar, bir de baktım Mûsa (sallallahü aleyhi ve sellem) rle karşı karşıyayım. Bana hoş beş etti ve hayır duada bulundu. Sonra yedinci semaya çıkardı. Cibrîl (tekrar) kapıyı çaldı.
— Kim o? dediler.
— Cibrîl'im dedi.
— Yanında kim var?
— Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem)
— O (göklere çıkmağa) gönderildi mi?
— Evet, gönderildi.
Arkasından bize kapıyı açtılar, baktım ki İbrahim (sallallahü aleyhi ve sellem) ile karşı karşıyayım. Sırtını Beyt-i Mağmur'a dayamış duruyor. Derken ne göreyim Beyt-i Mamur'a her gün 70.000 melek giriyor. (Girenler bir daha) geri dönmüyor. Sonra beni Sidretül-Münteha'ya götürdü. Bir de baktı
[28/4 21:02] Ömer Tarık Yılmaz: Ebü Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: 'Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: 'Sizden biri geceleyin kalkınca Kur'ân diline dolaşıp ne dediğini anlamamaya başlayınca hemen yatsın.'
Müslim, Müsâfırin 223, (787); Ebü Davud, Salat 308, (1311).
Kütüb-i Sitte
[28/4 21:04] Ömer Tarık Yılmaz: 31. Abdestten önce ayakları ıslatmak.(Kenz'ul Ummal,İla'us Sünen-1/77)
[28/4 21:04] Ömer Tarık Yılmaz: Tarihte Bugün
• “Hilal-i Ahmer” Adının “Kızılay”a Çevrilişi 1915
• Çanakkale’de 1. Kirte Zaferi 1915
Kuveyt Türk Dijital Takvim
https://play.google.com/store/apps/details?id=com.kuveytturk.dijital.takvim
[28/4 21:04] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Ayeti
“Kim iyi bir işe aracılık ederse onun da o işten bir nasibi olur. Kim kötü bir işe aracılık ederse onun da ondan bir payı olur. Allah her şeyin karşılığını vericidir.”
Nisa 85
[28/4 21:04] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Hadisi
“Kadın dört sebepten biri için nikâhlanır: Malı, soyu, güzelliği ve dindarlığı. Sen, dindar olanı seç ki, elin bereketlensin.”
Buhârî, Nikâh 15, Müslim, Radâ 53
[28/4 21:04] Ömer Tarık Yılmaz: ESNAF DUASI
Esnafın sabah işe başlamadan önce toplu halde dua etmeleri yüzyıllardır sürmekte olan bir gelenektir. Konya, Kırşehir, Urfa, Bolu vb. Anadolu şehirlerinde bu gelenek hâlâ sürdürülmektedir. Örneğin Mudurnu’da yapılan bereket duası, Orta Çarşı ve Demirciler Çarşısı olmak üzere iki ayrı yerde aynı anda yapılır.
Orta Çarşı’da yapılan duaya esnaflar ayakta dikilerek âmin derken, Demirciler Çarşısı esnafları duaya oturdukları yerden âmin derler. Bunun sebebi, Orta Çarşı esnafının hafta boyunca dükkânlarında oturduğu yerden ticaret yapması, Demirciler Çarşısı esnafının ise hafta boyunca ayakta demir dövmesi ve Ahilik geleneğinde dua esnasında bunun bir saygı gösterisi olarak kabul edilmesidir.
Aralarında bazı ufak farklılıkların bulunduğu dualar “euzu besmele ve salavât” ile başlar, Peygamber Efendimizin ve âlinin, hulefâ-yı râşidin ve diğer ashabın ruhlarına, Ahi Evran ve bazı meslek piri peygamberlerin ruhları için Fâtiha okunarak tamamlanırdı.
Kuveyt Türk Dijital Takvim
https://play.google.com/store/apps/details?id=com.kuveytturk.dijital.takvim
[28/4 21:04] Ömer Tarık Yılmaz: قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: لَيْسَ شَيْءٌ مِنَ الْجَسَدِ إِلَّا وَهُوَ يَشْكُو ذَرَبَ اللِّسَانِ. (ع)
Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular: “İnsanın bedenindeki her bir uzvu, muhakkak dilinin kötülüğünden elbette şikâyetçi olur.” (Müsned-i Ebî Ya’lâ)
28 Nisan 2023
Fazilet Takvimi
[28/4 21:05] Ömer Tarık Yılmaz: KONUŞMA ESNASINDA DİKKAT EDİLECEK BAZI SÜNNETLER
Her zaman âhireti düşünerek konuşmak. Kişi her ne kadar dâima hayırlı sözler konuşsa da çok defa sükûtu, konuşmasından daha hayırlıdır.
Âhirete ve dünyasına faydası olmayan şeyleri konuşmamak. Zira âhirete ve dünyaya faydası olmayan söz, mâlâyanîdir (faydasızdır). Kâmil mümin, mâlâyanîyi terk eder.
Konuşurken ilk sözün (Bismillâh, inşâallâh gibi) Allâhü Teâlâ’nın zikri olması. Buradan şu da anlaşılmalıdır ki; müminin konuşacağı her söz, evvelinde Allâhü Teâlâ’nın isimlerinden birini zikretmeye lâyık olmalıdır. Ayrıca konuşmasını bitirdikten sonra da (elhamdülillâh, estağfirullâh gibi lafızlarla) yine Allâhü Teâlâ’yı zikretmelidir.
Anlatılan bir meseleyi -mühim ise- herkesin istifade etmesi için üç defa tekrar etmek. Zira herkesin anlama kabiliyeti bir değildir.
Konuşurken, lafzı az fakat manası çok olan ve yanlış anlaşılmaya mahal vermeyecek kelimelerle konuşmaya gayret etmek. Maksadını ifadede eksik veya fazla söz söylememek.
Kaba ve sert sözler kullanmamak. Konuşurken hiç kimseyi incitmemek.
Konuşmalarında, Allâhü Teâlâ’nın vermiş olduğu bütün nimetlere karşı şükrü âdet edinip, hiçbir nimeti kötülememek. Nimetin, Allâhü Teâlâ tarafından olduğunu bilip ona göre tazim göstermek.
Konuşurken veya bir şeye işaret ederken, sadece parmağıyla değil, elinin tamamıyla işaret etmek.
Hoşuna giden bir şey gördüğü zaman, dünyanın geçici olduğunu bilip zihnini o şey ile meşgul etmemek ve ona gönül bağlamamak.
Bir şeye sevindiği zaman, sevincini izhâr etmek.
Güler yüzlü olmak. Lâkin bir şeye güleceği zaman, kahkaha ile değil, tebessümle gülmek.
28 Nisan 2023
Fazilet Takvimi
[28/4 21:05] Ömer Tarık Yılmaz: 'Ey Rabbimiz, bize ve bizden önceki iman etmiş kardeşlerimizi bağışla; kalplerimizde iman edenlere karşı kötü bir düşünce ve duyguya yer bırakma. Rabbimiz! kuşkusuz sen çok şefkatlisin, çok merhametlisin.' (Haşr 59/10)
[28/4 21:05] Ömer Tarık Yılmaz: MÜMİNLERİN BİLGE ANNESİ HAZRETİ ÂİŞE
Mekke’de dünyaya gelen Hz. Âişe, Peygamber Efendimizin en yakın arkadaşı olan Hz. Ebûbekir’in kızıdır. Hz. Muham- med (s.a.s.)’in eşi olan Hz. Âişe annemiz çok zekî, bilgili, haya sahibi bir kadındı. Babası Hz. Ebûbekir’in ilminden istifade etmiş, esas eğitim ve öğretimini ise Peygamber Efendimizle evlendikten sonra almıştır.
Müslüman hanımlar, İslam’ın kadınlarla ilgili meselelerini Hz. Âişe vasıtasıyla öğrenirlerdi. Kendisinden nakledilen 2210 kadar hadis mevcuttur.
Hz. Âişe validemiz ilmi, cömertliği, iffeti ve sabrı ile Müslü- man hanımlara örnek olmuş, Sahabe-i Kiram arasında mü- minlerin annesi olarak da büyük saygı görmüştür.
RIZIK
Allah Teâlâ'nın canlılara yiyip, içe- rek yaşaması için lütfettiği nimet- lerdir. Kişinin kimseye muhtaç olmadan hayatını sürdürmesi, aile- sinin nafakasını temin etmesi maksadıyla meşru yoldan çalışıp kazanması ve emek harcaması rı- zık kazanmak olarak nitelendiril- miştir. Dinimiz rızkı meşru yoldan kazanmayı ibadet ve değerli bir davranış saymıştır. Rızkı veren an- cak Allah’tır. Allah Teâlâ Kur’an-ı Kerim’de “ Yeryüzünde yürüyen her canlının rızkı, yalnızca Allah'ın üzerinedir...” (Hûd, 11/6) buyura- rak, tüm canlıların rızkını kendisi- nin verdiğini bildirmiştir.
ÖZLÜ SÖZ
Köroğluyum çıkam dağlar salına, At sürelim, mal yemezin malına Başım koydum arkadaşın yoluna, Başı dost yoluna koyanlardanız. (Köroğlu)
[28/4 21:06] Ömer Tarık Yılmaz: İbadetlerde rükün, o ibadetin meydana gelmiş sayılabilmesi için bulunması zorunlu olan ana unsurlar demektir. Orucun rüknü, oruç süresince yeme içme ve cinsî ilişkiden uzak durma anlamına gelen 'imsak'tir. Niyet de, aşağıda açıklanacağı üzere bazı mezheplerce rükün sayılmaktadır. Hangi durumlarda rüknün ihlâl edilmiş olacağı konusu, ileride orucun şartları ve orucu bozan davranışlar bahsinde ayrıntılı şekilde incelenecektir.
İbadetin vücûb sebebi, o ibadetin mükellef tarafından bizzat yerine getirilmesi yükümlülüğünün başladığını gösteren maddî göstergelerdir (alâmet). Meselâ vaktin girmesi namaz yükümlülüğünün, zenginlik zekât yükümlülüğünün sebebi sayılmıştır. Orucun vücûb sebebi ise vakittir, yani ramazan ayının girmesidir. Buna göre, yükümlülük şartlarını taşıyan kimsenin ramazan ayına ulaşması oruç emrinin fiilen ona yönelmesi anlamına gelir. Vücûb sebebi tabiriyle kastedilen budur. Nitekim '... ramazan ayına yetişen onu oruçlu geçirsin' (el-Bakara 2/185) âyeti de bu yükümlülük-sebep ilişkisini göstermektedir.
Namaz ibadetinde vakit, namazın hem vücûb sebebi hem de sıhhat şartı olduğundan onun sebep yönü üzerinde ayrıca durulmamıştır. Ramazan ayı ise, orucun sadece vücûb sebebi olduğundan ayrıca üzerinde durulmasına ihtiyaç vardır. Konuyu önemli hale getiren bir diğer sebep de ramazan ayının başlangıç ve bitişinin tesbitinin nasıl yapılacağı konusunun öteden beri tartışmalı oluşudur. Literatürde bu konu 'rü'yet-i hilâl' yani hilâlin görülmesi meselesi olarak adlandırılır.
A) HİLÂLİN GÖRÜLMESİ
Kamerî aylar, adından anlaşıldığı gibi başlangıcı ve bitişi ayın hareketlerine göre belirlenen aylardır. Ramazan orucu, ramazan ayında tutulduğundan ve ramazan ayı da ay takvimine göre her sene değiştiğinden, oruca başlayabilmek için öncelikle, ramazan ayının başladığını tesbit etmek gerekmektedir. Peygamberimiz 'Hilâli (ramazan hilâli) görünce oruca başlayınız ve hilâli (şevval hilâli) görünce bayram ediniz. Hava bulutlu olursa içinde bulunduğunuz ayı otuza tamamlayınız' buyurmuştur (Buhârî, 'Savm', 5, 11; Müslim, 'Sıyâm', 3-4, 7-10). Bir başka hadiste de 'Hilâli görmedikçe başlamayınız, hilâli görmedikçe bayram etmeyiniz. Hava bulutlu olur da hilâli göremeyecek olursanız, ayı otuza tamamlayın' (Buhârî, 'Savm', 11) buyurulmuştur. Bunun için şâban ayının 29. gününden itibaren hilâli görme araştırmaları yapmak gerekmiştir. Aynı şekilde, ramazan ayının çıkıp şevval ayının girdiğini anlamak, dolayısıyla bayram günü oruç tutmuş olmamak için bu defa ramazanın 29. gününden itibaren hilâl gözetlenir ve görülmeye çalışılır. Şâban ayının yirmi dokuzunda hava bulutlu olur da ay görülemezse, kamerî aylar bazan 29 bazan 30 çektiğinden, Peygamberimiz'in direktifi doğrultusunda şâban ayının otuz çektiği farzedilerek ona göre davranmak gerekir.
Bir hadislerinde Peygamberimiz 'Biz ümmî bir toplumuz; hesap ve okuma yazma bilmeyiz. Şunu biliriz ki ay, ya 29 ya 30'dur' (Buhârî, 'Savm', 11,13; Müslim, 'Sıyâm', 15; Ebû Dâvûd, 'Savm', 4) buyurmuştur.
Rivayet edildiğine göre Peygamberimiz hilâli gördüğü vakit ramazanın bereketli ve huzurlu geçmesi için dua ederdi.
a) Hilâlin Görülme Vakti
Hem güneş battıktan sonra daha kolay görüleceği, hem de hesabın netleşeceği düşüncesinden dolayı âlimlerin büyük çoğunluğu hilâlin gündüz değil, güneş battıktan sonra görülmesine itibar edileceğini söylemişlerdir. Ebû Hanîfe, İmam Muhammed, bir sonraki geceye ait olma ihtimalinden dolayı, zeval vaktinden önce veya sonra olmasına bakmaksızın, gündüzün görülen hilâl ile ramazan orucuna başlanamayacağı gibi ramazan orucunun bittiğine de hükmedilemeyeceği görüşündedir. Diğer mezheplerin görüşü de bu yöndedir. Ebû Yûsuf ise zevalden sonra görülecek hilâli sonraki geceye; zevalden önc
[28/4 21:07] Ömer Tarık Yılmaz: Insanlar bir tek ümmet idi Sonra Allah, müjdeleyici ve uyarici olarak peygamberleri gönderdi Insanlar arasinda, anlasmazliga düstükleri hususlarda hüküm vermeleri için, onlarla beraber hak yolu gösteren kitaplari da gönderdi Ancak kendilerine kitap verilenler, apaçik deliller geldikten sonra, aralarindaki kiskançliktan ötürü dinde anlasmazliga düstüler Bunun üzerine Allah iman edenlere, üzerinde ihtilafa düstükleri gerçegi izniyle gösterdi Allah diledigini dogru yola iletir (BAKARA/213)
Yahudilere bütün tirnakli hayvanlari haram kildik Sirtlarinda yahut bagirsaklarinda tasidiklari ya da kemige karisan yaglar hariç olmak üzere sigir ve koyunun iç yaglarini da onlara haram kildik Bu, zulümleri yüzünden onlara verdigimiz cezâdir Biz elbette dogru söyleyeniz (EN'AM/146)
Yeryüzünde haksiz yere böbürlenenleri âyetlerimden uzaklastiracagim Onlar bütün mucizeleri görseler de iman etmezler Dogru yolu görseler onu yol edinmezler Fakat azginlik yolunu görürlerse, hemen ona saparlar Bu durum, onlarin âyetlerimizi yalanlamalarindan ve onlardan gafil olmalarindan ileri gelmektedir (A'RAF/146)
Onlara (yahudilere), kendisine âyetlerimizden verdigimiz ve fakat onlardan siyrilip çikan, o yüzden de seytanin takibine ugrayan ve sonunda azginlardan olan kimsenin haberini oku (A'RAF/175)
Biz, Israilogullarini denizden geçirdik Ama Firavun ve askerleri zulmetmek ve saldirmak üzere onlari takip etti Nihayet (denizde) bogulma haline gelince, (Firavun:) 'Gerçekten, Israilogullarinin inandigi Tanri'dan baska tanri olmadigina ben de iman ettim Ben de müslümanlardanim!' dedi (YUNUS/90)
Hani sana: Rabbin, insanlari çepeçevre kusatmistir, demistik Sana gösterdigimiz o görüntüleri ve Kur'an'da lânetlenen agaci, ancak insanlari sinamak için meydana getirdik Biz onlari korkuturuz da, bu onlara, büyük bir azginliktan baska bir sey saglamaz (İSRA/60)
'Erkek çocuga gelince, onun ana-babasi, mümin kimselerdi Bunun için (çocugun) onlari azginlik ve nankörlüge bogmasindan korktuk' (KEHF/80)
Meryem: Bana bir insan eli degmedigi, iffetsiz de olmadigim halde benim nasil çocugum olabilir? dedi (MERYEM/20)
Ey Harun'un kiz kardesi! Senin baban kötü bir insan degildi; annen de iffetsiz degildi (MERYEM/28)
Nihayet onlarin pesinden öyle bir nesil geldi ki, bunlar namazi biraktilar; nefislerinin arzularina uydular Bu yüzden ileride sapikliklarinin cezasini çekecekler (MERYEM/59)
Sonra her milletten, rahman olan Allah'a en çok âsi olanlar hangileri ise çekip ayiracagiz (MERYEM/69)
Dediler ki: Rabbimiz! Dogrusu biz, onun bize asiri derecede kötü davranmasindan yahut iyice azmasindan endise ediyoruz (TAHA/45)
Size rizik olarak verdiklerimizin temiz olanlarindan yeyiniz, bu hususta taskinlik ve nankörlük de etmeyiniz; sonra sizi gazabim çarpar Her kim ki kendisini gazabim çarparsa, hakikaten o, yikilip gitmistir (TAHA/81)
Insanlardan, bilgisi olmaksizin Allah hakkinda tartismaya giren ve her inatçi seytana uyan birtakim kimseler vardir (HAC/3)
Iste böyle Her kim, kendisine verilen eziyetin dengi ile karsilik verir de, bundan sonra kendisine yine bir tecavüz ve zulüm vaki olursa, emin olmalidir ki, Allah ona mutlaka yardim edecektir Hakikaten Allah çok bagislayici ve magfiret edicidir (HAC/60)
Bizimle karsilasmayi (bir gün huzurumuza geleceklerini) ummayanlar: Bize ya melekler indirilmeliydi ya da Rabbimizi görmeliydik, dediler Andolsun ki onlar kendileri hakkinda kibire kapilmislar ve azginlikta pek ileri gitmislerdir (FURKAN/21)
Cehennem de azginlara apaçik gösterilir (ŞUARA/91)
Onlar ve azginlar oraya tepetaklak (cehenneme) atilirlar (ŞUARA/94)
Sairler(e gelince), onlara da sapiklar uyarlar (ŞUARA/224)
Sehirde korku içinde, (etrafi) gözetleyerek sabahladi Bir de ne görsün, dün kendisinden yardim isteyen kimse, feryat ederek yine ondan imdat istiyor Musa ona (yardim isteyene) dedi ki: Dogrusu sen, besbelli bir azginsin! (KASAS/18)
Karun, Musa'nin kavminden idi de, onlara karsi azginlik etmisti Biz ona öyle hazineler vermistik ki, ana
[28/4 21:07] Ömer Tarık Yılmaz: NİYET VE İHLAS
5715 - Hz. Ömer radıyallahu anh anlatıyor: 'Resûlullah aleyhissalatu vesselâm buyurdular ki:
'Ameller niyetlere göredir. Herkese niyet ettiği şey vardır. Öyleyse kimin hicreti Allah'a ve Resülüne ise, onun hicreti Allah ve Resülünedir. Kimin hicreti de elde edeceği bir dünyalığa veya nikâhlanacağı bir kadına ise, onun hicreti de o hicret ettiği şeyedir.'
Buhâri, Bed'ü'l-Vahy 1, Itk 6, Menâkıbu'l-Ensâr 45, Nikâh 5, Eymân 23, Hiyel 1; Müslim, İmâret 155, (1907); Ebu Dâvud, Talâk 11, (2201); Tirmizi, Fedâilu'I-Cihâd 16, (1647); Nesâî, Tahâret 60, (1, 59, 60).
5716 - İbnu Ömer radıyallahu anhümâ anlatıyor: 'Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
'Allah bir kavme azap indirdi mi, o azab, kavmin içinde bulunan herkese isabet eder. Sonra, (Kıyamet gününde) herkes niyetlerine (ve amellerine) göre diriltilirler.'
Buhari, Fiten 19; Müşlim, Sıfatu'l-Cenne 84, (2879).
5717 - İbnu Abbâs radıyallahu anhüma anlatıyor: 'Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
'Kim kırk sabah Allah'a ihlâslı olursa, kalbinden lisanına hikmet çeşmeleri akmaya başlar.'
Rezîn tahric etmiştir. Hadis Hilyetü'I-Evliya'da Ebu Eyyüb el-Ensariden merfu olarak kaydedilmiştir, (5,189); keza hadisi Câmi'u's-Sagîr'de de bulmaktayız (Feyzu'l-Kadir 6, 43).
NİYET
7263 - Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: 'Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: 'Şurası muhakkak ki insanlar Kıyamet günü niyetleri üzere diriltilecekler.'
[28/4 21:08] Ömer Tarık Yılmaz: Hz. Enes, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın şöyle buyurduğunu anlatıyor:
'Üç haslet vardır. Bunlar kimde varsa imanın tadını duyar: Allah ve Resûlünü bu ikisi dışında kalan herşeyden ve herkesten daha çok sevmek, bir kulu sırf Allah rızası için sevmek, Allah, imansızlıktan kurtarıp İslâm'ı nasib ettikten sonra tekrar küfre, inançsızlığa düşmekten, ateşe atılmaktan korktuğu gibi korkmak.'
Buhârî, İman 9, 14, İkrâh 1; Müslim, İman 67, (43); Tirmizî, İman 10, (2626); Nesâî, İman 3, (8, 96); İbnu Mâce, Fiten 23, (4033).
Nesâî'nin kaydettiği bir diğer rivayette 'bu ikisi dışında kalan' tabirinden sonra şu ziyâde vardır. 'Allah için sevmek, Allah için buğzetmek.'
[28/4 21:08] Ömer Tarık Yılmaz: Hayır, öyle değil! Kim “ihsan” derecesine yükselerek özünü Allah’a teslim ederse, onun mükâfatı Rabbinin katındadır. Artık onlara korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir.
[Bakara Sûresi.112]
[28/4 21:08] Ömer Tarık Yılmaz: “Allah’ım! Bana doğru olanı ilham et ve beni nefsimin şerrinden koru.” (Tirmizî, Deavât, 70)
[28/4 21:08] Ömer Tarık Yılmaz: Ameller bir takım sûretlerden ibarettir. Bunların ruhları ise içlerinde ihlas sırrının bulunmasıdır.[Ataullah İskenderî]
[28/4 21:09] Ömer Tarık Yılmaz: Hz.NUAYM İBNİ MES'ÛD
Nuaym İbni Mes'ûd radıyallahu anh uyanık, zeki bir genç... Olaylar karşısında güçlük çekmeyen, harbin hile olduğunu bilen bir kahraman... Hâdiseleri kavrayışta ve çözümlemede becerikli bir yiğit...
O , Hendek harbi esnasında islâm'la şereflendi. İsmi Nuaym olup Gatafan kabilesindendir. Müslüman olmadan önce para ve eğlenceye düşkün bir kimseydi. Arzu ve isteklerini tatmin için Necid çöllerinden kalkar Yesrib'e gelirdi. Benî Kureyza yahudileriyle sıkı ilişki içindeydi. Mekke vâdileri islâm nuruyla aydınlandığı sıralarda o, gününü gün ediyordu. Zevk ve eğlencelerine engel olmasından korktuğu için yeni din islâm'dan şiddetle uzak durmağa çalışıyordu. Fakat Allah Tealâ onun gönlünü Ahzab günü islâm'ın nuruna hazırladı.
O , Hendek gazvesinde kendine yeni bir sayfa açtı. 'Harb hiledir' düstûrunun şaheser bir hikâye kahramanı oldu. İslâm'a girişi şöyle gerçekleşti:
Hicretin beşinci senesiydi. Medine'li müslümanları, dışardan Kureyş ve Gatafan kabileleri, içerden Benî Nâdir ve Benî Kureyza yahudileri kuşatıp yeni dinin kökünü kazımak istediler. Rasûl-i Ekrem (s.a.v.) Efendimiz de o günlerde Medine'de Benî Kureyzâ yahudileriyle bir barış antlaşması imzalamıştı. Benî Nadir'in ileri gelenleri Benî Kureyza'yı kışkırtmaya başladılar. Bu defa felâketin Müslümanların başına geleceğini söylediler. Yaptıkları anlaşmayı bozmalarını israr ettiler. Onlar da Mekke ve Necidden iki ordunun geldiğini görünce antlaşmayı bozdular.
Bu haber Müslümanların arasına yıldırım gibi düştü. Kureyş ile Gatafan kabileleri Medine'yi kuşatmış halka gelen erzak yolunu kesmişlerdi. Benî Kureyza da içerden Müslümanların arkasında hazırlık yapıyordu. Fitne ortalığı kaplamıştı. Münâfıklar boş durmuyordu. İçlerinde gizlediklerini açığa vurup şöyle diyorlardi: 'Muhammed bize, Kisrâ ve Kayser'in hazinelerine sahip olacağımızı vadediyor. İşte bugünkü durumumuz. Bizler ihtiyaç için tuvalete gitmekten bile korkar hale geldik... '
Kalplerinde hastalık olanlar ortalığı bu şekilde fitneye verdiler. Beni Kureyzâ'nın yapacağı baskında kadınlarına, çocuklarına ve evlerine zarar geleceğini düşünerek guruplar halinde ayrılmaya başladılar. Bu kuşatma yirmi gün kadar sürdü. Her iki tarafta da açlık, sefalet başgösterdi. Atları, develeri ölmeye başladı. Soğuktan askerler dahi kırılmaya yüz tuttu.
Rasûl-i Ekrem (s.a.) efendimiz devamlı Rabbine sığınarak:'Allah'ım! Senden bana vadettiğin yardımı istiyorum!... Allah'ım! Senden bana vadettiğin yardımı istiyorum...'diye duâ ediyordu.
Bu duâyı gece gündüz tekrar edip duruyorken bir gece yarısı Gatafan kabilesinden Nuaym'ın gönlüne bir kıvılcım düştü. Sabaha kadar onu uyku tutmadı. İçinden bir ses ona : ' Yazıklar olsun sana Nuaym !.. Seni Necid gibi uzak yerden getiren sebep nedir? Senin gibi akıllı birisine sebepsiz yere harb etmek yakışır mı? Sen onunla ne gasbedilmiş bir hakkı geri almak için ne de tecavüze uğramış bir ırzı korumak için savaşıyorsun. Sen bilinmeyen bir sebeble onunla harb etmeye geldin!...' diyerek sesleniyordu. Kendi kendine bir iç muhasebesi yapan Nuaym gece karanlığında kalkıp Rasûlullah (s.a.) efendimizin yanına gitti. Rasûl-i Ekrem (s.a.) Efendimiz ona: ' Nuaym İbni Mes'ud sen misin?' dedi. O da: 'Evet benim.' dedi. 'Bu saatte gelmene sebeb nedir ? ' dedi. Bunun üzerine Nuaym, Kelime-i Şehadet getirdi ve şunları söyledi: 'Ya Rasûlallah ! Ben Müslüman oldum. Yalnız kavmimin bundan haberi yok. Şimdi bana dilediğini emret !...' dedi. İki Cihan Güneşi Efendimiz de ona: 'Kavmine git ve düşmanımızın gayret ve gücünü zayıflat. Çünkü harp hiledir.' buyurdu.
Nuaym İbni Mesûd (r.a.) Fahr-i Kâinat (s.a.) Efendimizi memnun edebilmek için kabileler arası diplomasi trafiğine başladı. Her kabilenin kabul edeceği tarzda fikirler üretti. Önce Benî Kureyza'ya gitti ve onlara :
[28/4 21:09] Ömer Tarık Yılmaz: İhtilam olmak, cünüp olarak sabahlamak oruca zarar verir mi?
Oruçlu iken rüyada ihtilam olmak orucu bozmadığı gibi, gusletmeyi geciktirerek cünüp olarak sabahlamak da oruca bir zarar vermez. Ancak, zorunlu bir durum olmadıkça hemen boy abdesti alınmalıdır.
[28/4 21:10] Ömer Tarık Yılmaz: ADÂVET
Düşmanlık, sebebsiz olarak bir kimseye düşmanlık etmek, husûmet. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki Sen kötülüğü, en güzel haslet ne ise onunla önle (Öfkeye sabr ile, cehâlete ilim ile, kötülüğe afv ile karşılık ver) . O zaman (görürsün ki) seninle arasında adâvet bulunan kimse bile sanki yakın dostun olmuştur. (Fussilet sûresi 34) Kıymetli ömrünü dâimâ adâvet ve husûmet sebebiyle keder ve huzursuzlukla geçiren kimselere yazık. (Ahmed Rıfat) Üç şey adâvete sebeb olur Mal hırsı, insanların ikramlarına düşkünlük göstermek, insanların göstereceği îtibâra önem vermek (Ebû Osman Hîrî)
[28/4 21:11] Ömer Tarık Yılmaz: Borçlunun kurban kesmesi gerekir mi?
Kurban, zorunlu ihtiyaçları ve borçları dışında belirli (nisap) miktarda mala sahip olan kişiye vaciptir. Hz. Peygamber (s.a.s.) imkan bulduğu halde kurban kesmeyenlerle ilgili ağır ifadeler taşıyan hadisiyle (İbn Mace, Edahi, 2), bir taraftan kurban ibadetinin imkan bulmaya, güç yetirmeye bağlı olduğunu ifade ederken, bir yandan da güç yetirenin kurban kesmesinin gerektiğine işaret etmektedir. Buna göre kurban ibadetiyle yükümlü olabilmek için belli bir mali imkana sahip olmak gerekir ki, bunun ölçüsü de, ister nami (artıcı) olsun isterse nami olmasın, üzerinden bir yıl geçmiş olsun ya da olmasın, temel ihtiyaçları ve borçlarından başka, nisap miktarı mala sahip olmaktır. Temel ihtiyaçlarından ve borcundan başka 80. 18 gr. altın veya bunun değerinde para veya eşyaya sahip olan kişi dinen zengindir ve kurban keser (Mevsıli, İhtiyar, İstanbul, V, 723). Kişinin malı olmakla birlikte borçlu da olsa ve borcu ile asli ihtiyaçları çıktıktan sonra nisap miktarı malı kalsa o kişi kurban keser. Fakat temel ihtiyaçları ve borçları için ayıracağı para haricinde bu kadar bir mala sahip olmayan kişinin kurban kesmesi gerekmez.
[28/4 21:11] Ömer Tarık Yılmaz: İş Ahlakı; Toplumsal Huzurun Kaynağı
“İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır ve çalıştığını da görecektir.” (Necm, 53/39,40)
Muhterem Müslümanlar!
Okuduğum ayet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: “İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır ve çalıştığını da görecektir.”1
Okuduğum hadis-i şerifte ise Peygamber Efendimiz (s.a.s) şöyle buyuruyor: “Allah Teâlâ, birinizin yaptığı işi en güzel şekilde yapmasından memnun kalır.”2
Aziz Müminler!
Yüce dinimiz İslam’ın gönderiliş gayelerinden biri de hayatın her alanında güzel ahlakı kendine rehber edinen bir toplum inşa etmektir. Cenâb-ı Hak, dünya ve ahiret mutluluğu için bizlere ibadetleri emrettiği gibi işimizde de bizlerden ahlaklı olmayı istemiştir.
İş ahlakı, doğruluk, güven, saygı ve adalet gibi temel değerleri işimize yansıtmaktır. İşimizi sağlam yapmak, kul ve kamu hakkına riayet etmek, sözümüzde ve özümüzde dürüst olmaktır. Her daim helali gaye edinmek, kazancımıza haram, dilimize yalan bulaştırmamaktır.
Kıymetli Müslümanlar!
İş ahlakı, çalışma hayatının tamamını kapsayan bir değerdir. Memur olmanın ahlakı olduğu gibi amir olmanın da ahlakı vardır. İşçi olmanın ahlakı olduğu gibi işveren olmanın da ahlakı vardır. Esnaf olmanın ahlakı olduğu gibi müşteri olmanın da ahlakı vardır.
Memur olmanın ahlakı, devletine sadakatle bağlı kalmak, milletine nezaket ve özveriyle hizmet etmektir. Amir olmanın ahlakı ise, hak ve adaletten asla ayrılmamak, himayesindeki kişilere hakkaniyetle davranmaktır.
İşçi olmanın ahlakı, işini sağlam ve kaliteli yapmak, işyerini işverenin emaneti olarak görmektir. İşyerinin imkânlarını şahsi ihtiyaçları için kullanmamaktır. İşveren olmanın ahlakı ise, işçiye huzurlu bir iş ortamı oluşturmaktır. Onu sosyal haklardan mahrum bırakmamak, alın teri kurumadan ücretini tam ve vaktinde ödemektir.
Esnaf olmanın ahlakı, dürüstlükten ayrılmamaktır. Malın kusurunu gizlememek, stok ve karaborsacılığa tevessül etmemek, helal kazancına haram bulaştırmamaktır. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in مَنْ غَشَّنَا فَلَيْسَ مِنَّا “Bizi aldatan, bizden değildir”3 hadis-i şerifi gereğince müşterisini aldatmamak, ölçü ve tartıyı eksik yapmamaktır. Müşteri olmanın ahlakı ise, esnafa verdiği sözü yerine getirmek, borcunu zamanında ödemek, onu zarara uğratacak her türlü söz ve eylemden kaçınmaktır.
Değerli Müminler!
İş hayatında duyarlılığın azaldığı, kanaat, doğruluk ve dürüstlük gibi erdemlerin zayıfladığı, ahlak kavramının içinin boşaltıldığı ve istismar edildiği bir çağda yaşıyoruz. Dünyevileşme, bencillik, bir malı değerinden fazlaya satmak veya kiraya vermek suretiyle çok kazanma arzusu gibi yanlış tutum ve davranışlar toplumsal huzuru ve barışı derinden etkilemektedir. Oysaki güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderilen Allah Resûlü (s.a.s), “Hiçbiriniz, kendisi için istediğini kardeşi için de istemedikçe tam anlamıyla iman etmiş olmaz.”4 buyurmuş, şahsi menfaatlere takılıp kalmamayı, başkalarının hak ve hukukunu gözetmeyi, sosyal hayatta adil ve dengeli olmayı bizlere tavsiye etmiştir. Bizlere düşen görev, Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in sadakatini kuşanarak her işimizi emanet bilinciyle sahiplenmektir. Onun hak duyarlılığına riayet ederek işçinin hakkını zayi etmemek, iş sağlığı ve güvenliğine daha fazla hassasiyet göstermektir.
Aziz Müslümanlar!
Bize verilen her bir imkânı Rabbimizden bir emanet, O’nun rızasını kazanmak için bir fırsat bilelim. İşimizi sağlam yaparak hem dünyamızı hem de ahiretimizi mamur kılalım. Her işimizde helali gözetelim. Allah’ın rızasında arayalım asıl kazancımızı. O’nun yolunda harcayalım bilgimizi ve servetimizi. Güveni hâkim kılalım hayatımızın her alanında. N
[28/4 21:11] Ömer Tarık Yılmaz: MESCİD-İ HAYF
Mina'da Cemre-i Ûla'nın güneyinde bulunan câmidir.
[28/4 21:12] Ömer Tarık Yılmaz: 'Şüphesiz 'Rabbimiz Allah'tır' deyip de, sonra dosdoğru olanlar var ya, onların üzerine akın akın melekler iner ve derler ki: 'Korkmayın, üzülmeyin, size (dünyada iken) vadedilmekte olan cennetle sevinin!'
(Fussilet, 41/30)
http://www.duavesureler.com
[28/4 21:12] Ömer Tarık Yılmaz: 'Hiçbir baba, çocuğuna, güzel terbiyeden daha üstün bir hediye veremez.'
(Tirmizî, 'Birr',33)
http://www.duavesureler.com
[28/4 21:12] Ömer Tarık Yılmaz: 'Allahım sen affedicisin, cömertsin, affetmeyi seversin, beni de affet.'
(Tirmizî, 'De’avât',89)
http://www.duavesureler.com
[28/4 21:13] Ömer Tarık Yılmaz: • Hilâl-i Ahmer Adının Kızılay’a Çevrilişi (1935)
'Dua, günahları terketmektir.' Bişr-i Hâfî [rahmetullahi aleyh]
Semerkand Takvimi
[28/4 21:13] Ömer Tarık Yılmaz: Evlenecek Adayların Görüşmesi
Kişinin evlenmek istediği kızı, kızın da erkeği görmesi sünnettir. Peygamber Efendimiz [sallallahu aleyhi vesellem] evlenmek isteyenlere, alacakları kızı önce görmelerini, bunun ileride anlaşmaları için faydalı olduğunu söyleyerek şöyle buyurmuştur: Allah, bir erkeğin kalbine, (nikâhı helâl olan) bir kadınla evlenme düşüncesi koyarsa, ona bakmasında bir günah yoktur.
İslâm’a göre evlenme niyetinde olan kız ve erkek ancak kızın yakın akrabalarından birinin yanında özel görüşme yapabilirler, tanışıp konuşabilirler. Bir defa görüşmek yeterli olmadı ise tekrar aynı şartlarda görüşme yapılabilir. Erkek evlenmek istediği kızın yalnız yüz ve ellerine bakabilir. Damat ve gelin adaylarının tanınması için aile çevresi de yardımcı olmalıdır. Adaylar hakkında doğru bilgi elde edilmeli, erkek ve kadının evliliğe mani olacak ve ileride sorun çıkaracak bir durumları varsa, bu önceden tespit edilmelidir. Yuva kurulurken damat ve gelin adayları hakkında bilinen kusurların söylenmesi gıybete girmez. Mesela, taraflardan biri çok geveze, yalancı, huysuz, uyuşturucu veya içki müptelası ise, karşı tarafa bu huyların söylenmesi gerekir.
Semerkand Takvimi
[28/4 21:13] Ömer Tarık Yılmaz: Bir Ayet
'Şüphesiz 'Rabbimiz Allah'tır' deyip de, sonra dosdoğru olanlar var ya, onların üzerine akın akın melekler iner ve derler ki: 'Korkmayın, üzülmeyin, size (dünyada iken) vadedilmekte olan cennetle sevinin!'
(Fussilet, 41/30)
Daha fazlası için Bir Ayet Hadis Dua uygulamasını hemen indir; Google Play: https://birayethadisdua.page.link/app?ayet=WDbhpaEN9xc=
[28/4 21:13] Ömer Tarık Yılmaz: Bir Hadis
'Müslüman -veya mü'min- bir kul abdest alır ve yüzünü yıkarsa, gözleri ile bakarak işlediği her günah abdest suyu -veya suyun son damlası- ile yüzünden çıkar... Neticede o mü'min kul günahlardan temizlenmiş olur.'
(Müslim, 'Tahâret', 32; Tirmizî, 'Tahâret', 2)
Daha fazlası için Bir Ayet Hadis Dua uygulamasını hemen indir; Google Play: https://birayethadisdua.page.link/app?hadis=WDbhpaEN9xc=
[28/4 21:13] Ömer Tarık Yılmaz: Bir Dua
'...(Allah'ım!) Bize kulaklarımızı, gözlerimizi, kalplerimizi, eşlerimizi ve neslimizi mübarek eyle. Tövbelerimizi kabul eyle, şüphesiz ki Sen tövbeleri çok kabul edensin, çok merhametlisin…'
(Hâkim, 'Te’min', No:977; İbn Hıbbân, 'Ed’ıye', No: 996)
Daha fazlası için Bir Ayet Hadis Dua uygulamasını hemen indir; Google Play: https://birayethadisdua.page.link/app?dua=WDbhpaEN9xc=
[28/4 21:14] Ömer Tarık Yılmaz: En güçlünüzün kim olduğunu size haber veriyim mi ? (O kimse ki) öfkelendiğinde kendini en iyi hâkim olabilendir. Hadis-i Şerif
[28/4 21:14] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Ayeti
Allah’a çağıran, salih amel işleyen ve Kuşkusuz ben Müslümanlardanım diyenden daha güzel sözlü kimdir?
(Fussilet, 41/33)
[28/4 21:14] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Hadisi
Kıyamet günü Yüce Allah: ‘Ey Ademoğlu! Ben hasta oldum da sen beni ziyarete gelmedin!’ der. Buna şaşıran insan: ‘Ey Rabbim! Sen alemlerin Rabbisin. Seni nasıl ziyaret edebilirdim ki?’ şeklinde cevap verir. Yüce Allah: 'Bilmiyor muydun? Falan kulum hasta oldu sen onu ziyarete gelmedin. Ziyaret etseydin beni onun yanında bulacağını bilmiyor muydun? der.
(Muslim)
[28/4 21:14] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Duası
Yâ Rabbe’l-Âlemin! Dünyanın her neresinde olursa olsun ezilen, üzülen, horlanan, işkence gören; açlık, kıtlık ve sefalet çeken mazlumlara, biçarelere imdat eyle, himmetini, yardımını üzerlerinden esirgeme!
[28/4 21:14] Ömer Tarık Yılmaz: Vaktin Esmaül Hüsnası
El-Mütekebbir
İhtiyaç ve noksanlığı gerektiren her şeyden münezzeh, pek yüce ve ulu
[28/4 21:14] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Hikayesi
Lokman Hekim'in Esareti
Lokman Hekim hazretleri günlerden bir gün eşkıyâ tarafından yolu kesilip, esîr edildi. Kendisini yabancı bir şehre götürüp, köle olarak bir zengine sattılar. Efendisi ona kerpiç yapma gibi ağır işler verdi. Lokman Hekim, işin zorluğundan şikâyet etmeyip, herkesten daha iyi çalışıyordu. Zamanla efendisi, hazret-i Lokman'ın; şefkatli, güç işlere dayanır ve iyilik sever birisi olduğunu anladı. Lokman Hekim'e değer verip, sevdiği kimselerden biri oldu.
Sonunda efendisi, hemşehrilerinden bir topluluğun o şehre gelmesi ile, hazret-i Lokman'ın kim olduğunu öğrendi. Daha önce Lokman'ı tanımadan şöhretini duyan zengin efendi, hâdisenin böyle cereyân etmesine üzüldü. Lokman Hekim'den özür diledi. Kendisine, pek çok mal ve para hediye ederek serbest bıraktı.
Ona:
-Neden kendini daha önce tanıtmadın, dedi.
Lokman Hekim;
-Bana zulmedenler, kötülük yaptıklarını bilmiyorlardı. Beni tanımıyorlardı. Ama hür birini esîr almak zulümdür. Bu Lokman olmazsa, günâhsız başka biri olur. Zâlim kimse, hikmetin değerini bilmez. Fakat sen gücümden faydalanmak için beni satın aldın. Şehrinizde benim hakkımı iâde edecek bir kânun da mevcûd değildi. Ben sonunda kıymetimin anlaşılacağını ve sabrın hikmetten üstün olduğunu biliyordum. Her şeye rağmen çalışacaktım, burada çalıştım. Yaşayacaktım, burada yaşadım. Her şeye rağmen iyi olmalıydım. Burada iyiydim. İşimin ağır olması, sağlığın değerini daha iyi anlamama ve kendi şehrimde olan kölelere daha iyi davranmama sebep oldu. Yemeğimin iyi olmaması, düşkün ve fakîrlerin sıkıntılarını daha çok anlamama yaradı. Köleydim ama suçum yoktu. Sıkıntıda idim, fakat ibret ve nasîhat alıyordum. Kimseye, inanmayacağı bir söz söylemedim. Kimsenin benimle düşman olmaması için, kendimi övüp, büyük göstermedim. Şehrinize geldim ve tanınmayan bir yabancıydım. Şu anda ise, aranızdan beni hayırla anacak dostlarım var? Eşkıyâ benim varlığımdan faydalandı. Sen de benim gücümden istifâde ettin. Lokman'ı iddiâ edildiği şekilde değil, gördüğün şekilde tanıdın. Allahü teâlâya şükürler olsun ki, netîce îtibâriyle, sen de benden memnun oldun. Ben de hoşnut olarak memleketime dönüyorum. Eğer ilk gün kendimi tanıtsaydım, belki de inanmayıp bugün daha utanılacak bir duruma düşecektin; yâhut da inanıp, beni kölelikten âzâd edecektin. Bu iyilikler de meydana gelmeyecekti.
Zengin kişi bunun üzerine dedi ki:
- Ey güneş gibi parlak insan, sözlerin, seçkinlerin ve peygamberlerin sözlerine benziyor!
[28/4 21:15] Ömer Tarık Yılmaz: llah’ım! Beni bağışla, bana hidayet nasip eyle, bana rızık ver, beni âfiyette daim eyle ve bana merhamet et.
اَللّٰهُمَّاغْفِرْلِي وَارْحَمْنِي وَاهْدِنِي وَعَافِنِي وَارْزُقْنِي
Allahummeğfirli verhamni vehdini ve ‘âfini verzukni.
[28/4 21:15] Ömer Tarık Yılmaz: (Allah'ım!) Beni güzel ahlâka eriştir. Senden başka güzel ahlâka eriştirecek yoktur. Kötü ahlâkı benden uzaklaştır. Senden başka kötü ahlâkı benden uzaklaştıracak yoktur!
(Müslim, Müsâfirîn, 201)
[28/4 21:15] Ömer Tarık Yılmaz: SOHBET....................... NÎMETLERE ŞÜKÜR
Allahü teâlâyı tanımanın şükrü: O’nun bildirdiği emir ve yasaklara riâyet edip, sevdiklerini sevip, sevmediklerini sevmemek ve ayrıca çok Elhamdülillah demektir.
Peygamber Efendimizi tanımanın şükrü: Ehl-i sünnet itikadı üzere olup sevdiklerini ve sevenlerini sevmek, sevmediklerini ve sevmeyenlerini sevmemek, sünnetiyle amel etmektir.
Ehl-i sünnet âlimlerini tanımanın şükrü: Eserlerini okumak, bildirdikleri emirlere uymak, okutmak ve yaymaktır.
Bedenin şükrü: Namaz kılmak, oruç tutmak, ve bedenle yapılan ibâdetleri yapmaktır.
Kalbin şükrü: Kibir, suizan, öfke, riyâ, kin, haset, övünmek gibi şeylerden kaçmak; ilim, tefekkür, hayâ, tevâzu, merhamet... gibi güzel vasıflara sâhip olmaktır.
Aklın şükrü: Aklı, dinin emrettiği şekilde kullanmaktır.
İlmin şükrü: Bildiğiyle amel etmek, emr-i maruf yapmaktır.
Malın şükrü: Zekât, sadaka vermek, hayır yapmaktır.
Eşin şükrü: Haklarına riâyet etmek ve onu üzmemek.
Evladın şükrü: Güzel bir isim koymak, kötü arkadaştan korumak, İslâm terbiyesi üzere yetiştirmektir.
Evin şükrü: Evde günah olan işler yapmamaktır.
Arabanın şükrü: Faydalı hizmetlerde kullanmaktır.
Mesleğin şükrü: Dine uygun şekilde kullanmaktır.
Bütün nîmetlerin şükrü: Bütün nîmetlerin, Allahü teâlânın lütfu ve ihsanı olduğunu düşünerek, emirlerini severek yapmak, haram ve günahlardan sakınmaktır.
Salim Köklü TÜRKİYE GAZETESİ 11.07.2021
28.04.2023 - Türkiye Takvimi - https://play.google.com/store/apps/details?id=turkiyetakvimi.takvim
[28/4 21:15] Ömer Tarık Yılmaz: Ravi: Ebu Hüreyre (ra)
Bir gün Resulullah (sav) bize şöyle hitab etti: 'Ey insanlar, size hacc farz kılınmıştır. Şu halde haccı eda edin. Cemaatte bulunan bir adam: 'Her sene mi, Ey Allah'ın Resulü?' diye sordu. Resulullah (sav) cevap vermedi. Adam sorusunu üç kere tekrar etti. Bunun üzerine: 'Ben sizi bıraktıkça siz de beni bırakın, (Madem ki sükut ettim, niye sormada ısrar ediyorsunuz?) Şayet (sorunuza) 'Evet!' deseydim, her yıl haccetmek vacib oluverirdi ve buna güç yetiremezdiniz. Şunu bilin ki, sizden öncekileri helak eden şey, çok sual sormaları ve peygamberleri hakkında ihtilaflarıdır. Size bir iş emrettiğim zaman, bunu gücünüz yettiğince ifa edin, bir yasaklamada bulunduğum vakit de ondan kaçının (bu emir ve yasakla ilgili olarak aklınıza gelen her şeyi sormaya kalkmayın)'
Bu hadisin yer aldığı kitaplar: Buhari, İ'tisam 4, Müslim, Hacc 412, (1337), Fedail 130, (1337), Nesai, Hacc 1, (5, 110-111)
Hadisin Açıklaması:
1- Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a bu suali soran sahâbinin Akra' İbnu Hâbis (radıyallahu anh) olduğu rivayetin bazı vecihlerinde tasrih edilir.
2- Fazla sual sorma yasağı ile alâkalı geniş açıklamayı 581 numaralı hadis vesilesiyle yaptığımız için burada teferruata girmeden birkaç noktaya kısaca dikkat çekeceğiz:
3- Emir tekrarı gerektirir mi?
Bu hadisi izah sadedine Nevevî, usulcülerin münakaşa ettikleri bir meseleye temas eder. Kur'ân veya hadiste gelen bir emri bir kere yapmak yeterli mi, yoksa o emrin tekrar tekrar yapılması gerekir mi? Bu hususta farklı görüşler ileri sürülmüştür:
1) Şafiilere göre, emir tekrar iktiza etmez, tekrara ihtimali vardır.
2) İkinci bir görüşe göre tekrarı iktiza eder.
3) Birden fazlası hakkında tevakkuf edilir. Şayet bir şarta bağlı veya bir vasfın sübutuyla mukayyed ise o durumlarda tekrar ifade eder. Yani, birden fazlası için bir beyan aranır. Bazı Hanefîler bu görüştedir. Yukarıdaki hadis bu görüşte olanlara delil olmuştur. Zîra Akra', tekrar hususunda bir beyan aramıştır.
4) Mutlak emir, ne tekrar ne de umum iktiza etmez. Onlara ihtimali de yoktur. Namaz, oruç, zekât gibi ibadetlerin tekerrür etmesi, sebeplerinin tekerrür etmesi sebebiyledir. Haccın sebebi olan Beytu'l-Haram tekerrür etmediği için ömürde bir defa emre uymakla farz düşer. Hanefîler'in ekseriyetince benimsenen görüş budur.
4- Sual yasağı nelere racidir?
Sahâbe ve Tâbiin'den bazı âlimler, yasağın, vukua gelen olsun,vukua gelmeyen olsun her meseleye şâmil olduğunu ileri sürmüştür. Ancak, bu görüşe bir çok fukahâ karşı çıkmıştır. Bu görüşte olan Ebu Bekr İbnu'l-Arabî şöyle der: 'Gafillerden bir kısmı, sual sormayı yasaklayan âyetten (Mâide 101) hareketle, nevâzil'e giren (yani âyet ve hadiste zikri geçmeyen) şeylerden -bunlar fiilen vukua gelmedikçe- sual sormanın yasak olduğu zannına kapıldılar. Halbuki işin aslı böyle değildir. Zîra âyetin verilecek cevap sebebiyle kötülük hasıl olacak soruları yasakladığı pek sarihtir. Nevâzil ile alâkalı sorular bu gruba girmez.'
İbnu Hacer bu görüşü te'yid eder, ancak İbnu'l-Arâbî'nin kendisi gibi düşünmeyen ulemâ hakkında gafiller tâbirini kullanmış olmasını takbih eder. Mamafih, ondan önce Kurtubî de onu takbih etmiş, ilâveten böylesi davranışların İbnu'l-Arâbî'de sıkça görülen sabit bir huy olduğuna da dikkat çekmiştir.
5- Yasak Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) devrine mi ait?
Sual sorma yasağının daha ziyade Resûlullah devriyle ilgili olduğunu söyleyen âlimler, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'tan sonra sorulacak suallerden âyette beyan edilen kötülük ihtimalinin kalktığını ileri sürmüşlerdir. Şu hadisleri delil olarak ileri sürerler:
[28/4 21:15] Ömer Tarık Yılmaz: Hâ Mîm. Kitâb-ı Mübin hakkı için biz o Kur’ân’ı mübarek bir gecede indirdik. (Duhân Sûresi, âyet 1,2,3)
[28/4 21:16] Ömer Tarık Yılmaz: Kur’ân, Allah’a gökyüzünde ve yeryüzünde bulunan her şeyden daha sevimlidir. Ravi: Dârimî, Fedâilü’l-Kur’ân 6
[28/4 21:16] Ömer Tarık Yılmaz: Hadis-i Şerifte Buyuruldu ki:
Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), mecusi köpeğinin avladığı avın etini yemeyi yasakladı.
Kaynak : Tirmizi, Sayd 2, (1466)
( Sen de oku : bit.ly/Hadisiserif )
[28/4 21:17] Ömer Tarık Yılmaz: -Ey Abdi Şems oğulları! Ey Ka’b ibni Luey oğulları ! Kendinizi cehennemden kurtarınız.
-Ey Mürre ibni Ka’b oğulları kendinizi cehennemden kurtarınız.
-Ey Abdi Menaf oğulları kendinizi cehennemden kurtarınız.
-Ey Haşim oğulları kendinizi cehennemden kurtarınız.
-Ey Abdulmuttalib’in oğulları kendinizi cehennemden kurtarınız.
-Ey Fatıma kendini cehennemden kurtar. Çünkü sizi Allah’ın azabından kurtarmaya benim gücüm yetmez. Ama aramızdaki akrabalık bağından dolayı sizinle ilgimi kesmeyecek ve akrabalık haklarını yerine getireceğim, dedi. (Müslim, İman 348)
332- عَنْ اَبِى عَبْدِ اللهِ عَمْرِو بْنَ الْعَاصِ رضي اللهُ عَنْهُمَا قال : سَمِعْتُ النَّبِيَّ
جِهَارًا غَيْرَ سِرٍّ يَقُولُ : أن آلَ بَنِى فُلان لَيْسُوا بِأَوْلِيَائِي, إنما وَلِيِّيَ اللَّهُ وَصَالِحُ الْمُؤْمِنِينَ, وَلَكِنْ لَهُمْ رَحِمٌ أَبُلُّهَا بِبَلاَهَا
332: Ebu Abdullah Amr ibni Âs (Allah Ondan razı olsun) şöyle demiştir: Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem)’i gizli değil apaçık bir şekilde şöyle buyururken dinledim: “Akrabam olan falan oğulları ailesi benim dostum değildir. Benim dostlarım Allah ve salih mü’minlerdir. Fakat ötekilerle aramızda akrabalık bağı bulunduğu için kendileriyle ilgimi kesmeyip akrabalık haklarını yerine getireceğim.” (Buhari, Edeb 14, Müslim, İman 366)
333- عَنْ أبي أَيُّوبَ
قال : جَاءَ رَجُلٌ إِلَى النَّبِيِّ
فَقال : يَا رَسُولَ اللهِ, اَخْبِرْنِى بِعَمَلٍ يُدْخِلُنِى الْجَنَّةِ, وَيُبَاعِدُنِي مِنَ النَّار؟ِ فقال النَّبِىُّ
: تَعْبُدُ اللَّهَ , وَلاَ تُشْرِكُ بِهِ شَيْئًا وَتُقِيمُ الصَّلاَةَ, وَتُؤْتِي الزَّكَاةَ, وَتَصِلُ الرَّحِمَ .
333: Ebu Eyyub Halid ibni Zeyd el Ensari (Allah Ondan razı olsun)’den bildirildiğine göre bir adam: Ya Rasulallah beni cennete sokacak ve cehennemden uzaklaştıracak bir davranışı haber ver, dedi. Bunun üzerine Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu:
“Allah’a ibadet edip ona hiçbir şeyi denk tutmazsın, namazı kılar, zekatı verir ve akrabalarını görüp gözetirsin.” (Buhari, Edeb 10, Müslim, İman 14)
334- عَنْ سَلْمَان ابْنِ عَامر
عَنِ النَّبِيِّ
قال : إذا أَفْطَرَ أَحَدُكُمْ فَلْيُفْطِرْ عَلَى تَمْرٍ فَإنهُ بَرَكَةٌ , فَإن لَمْ يَجِدْ تَمْرًا, فَالْمَاءُ , فَإنهُ طَهُورٌ, وقال : الصَّدَقَةُ عَلَى الْمِسْكِينِ صَدَقَةٌ, وَعَلَى ذِي الرَّحِمِ ثِنْتَان: صَدَقَةٌ وَصِلَةٌ
334: Selman ibni Amir (Allah Ondan razı olsun)'dan rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Biriniz oruç açacağınız zaman hurma ile açsın çünkü hurma berekettir. Hurma bulamazsa orucunu su ile açsın çünkü su temizdir.” Peygamber sözüne şöyle devam etti.
[28/4 21:17] Ömer Tarık Yılmaz: Kapıya doğru ikisi de koştular. Kadın onun gömleğini arkadan çekip yırttı. (Tam) Kapının yanında kadının efendisiyle karşılaştılar. Kadın dedi ki: 'Ailene kötülük isteyenin, zindana atılmaktan veya acı bir azaptan başka cezası ne olabilir?'
-Yusuf Suresi, 25
Günlük Hadis Uygulamasını
Ücretsiz İndir:
https://dailyhadith.page.link/y1E4
[28/4 21:18] Ömer Tarık Yılmaz: [Hadis No : 3564]
Abdu Hayr anlatıyor: 'Hz. Ali radıyallahu anh bize geldi ve namaz kıldı. (Namazdan sonra abdest) suyu istedi.
'Suyu ne yapacak, namazı kıldı ya! Herhalde bize öğretmek istiyor!' dedik. İçinde su olan bir kapla bir leğen getirildi. Kaptan sağ eline su döktü: Üç defa ellerini yıkadı. Sonra üç kere mazmaza ve istinşakta bulundu. Mazmaza ve istinşakı su aldığı eliyle yaptı. Sonra üç kere yüzünü yıkadı, sağ elini üç kere yıkadı, üç kere sol elini yıkadı. Sonra elini kaba batırdı, bir kere başını meshetti. Sonra üç kere sağ ayağını yıkadı, üç kere sol ayağını yıkadı. Sonra: 'Resülullah aleyhissalâtu vesselâm'ın abdestini bilmek kimin hoşuna giderse, işte o böyledir!' dedi.'
Ebu Dâvud, Tahâret 50, (111); Tirmizi, Tahâret 37, (48); Nesâi, Tahâret 75, (1, 68).
İslami Uygulamalar islamiuyg@gmail.com
[28/4 21:18] Ömer Tarık Yılmaz: Onlara şöyle denecektir: 'Şüphesiz bu sizin için bir mükâfattır. Çalışma ve çabanız makbul görülmüştür.' - İnsân - 22. Ayet
[28/4 21:18] Ömer Tarık Yılmaz: Birbirinize buğz etmeyin, birbirinize haset etmeyin, birbirinize arka çevirmeyin, ey Allah'ın kulları, kardeş olun. Bir müslümana, üç günden fazla (din) kardeşi ile dargın durması helal olmaz. - Buhârî, Edeb, 57, 62
[28/4 21:18] Ömer Tarık Yılmaz: '...Allah’ım! Sana teslim olan bir kalp, doğru sözlü bir dil ve dosdoğru bir ahlâk istiyorum. Bildiğin günahlarımı bağışlamanı istiyorum. Bildiğin her türlü hayırdan istiyorum. - (Hâkim, 'De’avât', No:1872; İbn Hıbbân, 'Ed’ıye', No: 935)
[28/4 21:19] Ömer Tarık Yılmaz: Dinimiz temizliği imanın belirtilerinden saymıştır. Namazın sahih olması için beden, elbise ve namaz kılınacak yerin temiz olması şarttır. Birçok ibadet için abdest ve guslün farz ya da sünnet kılınması temizliğe verilen önemi göstermektedir. Bunlardan başka haalık temizlik için; “Haada bir kere yıkanmak her Müslüman’ın görevidir.” (Buhârî, Cum’a, 12) buyrulmuştur. Peygamberimiz diş temizliği üzerinde de ısrarla durmuştur: “Misvak hem ağzı temizler, hem de Hakk’ın rızasını kazandırır.” (Nesâî, Tahâret, 5) Tırnakların kesilmesi, koltuk altı ve kasık kıllarının temizlenmesi, fıtratın bir gereği kabul edilmiştir. Saç bakımı da Peygamberimizin teşvik ettiği hususlardandır: Bu konuda “Saçı olan bakımına özen göstersin.” (Ebû Dâvûd, Tereccül, 3) buyurmuşlardır. - MADDİ TEMİZLİK
[28/4 21:19] Ömer Tarık Yılmaz: , Nevileri ve Ahlak İlminin Kısımları
1- Ahlâk sözü, hulk kelimesinin çoğuludur. Hulk, insanın ruhundaki 'huy' dediğimiz bir meleke, özel bir hal demektir. Böyle bir meleke, ya hayırlı bir semere verir veya hayırsız ve zararlı bir semere verir. Bu bakımdan ahlak özellikleri güzel ve çirkin diye ikiye ayrılır. Şöyle ki: Güzel huylara ve bunların güzel meyve ve neticelerine: 'Ahlak-ı Hasene, Ahlak-ı Hamide, Mehasin-i Ahlak, Mekârim-i Ahlak (Güzel Huylar)' adı verilir. Aksine çirkin huylara ve bunların meyvelerine de: 'Ahlak-ı Kabiha, Ahlak-ı Zemîme, Mesavi-i Ahlak, Rezail-i Ahlak (Çirkin huylar)' denir. Örnek: Edeb, tevazu, kerem, birer güzel huy eseridir. Sefahat, kibir, cimrilik de birer çirkin huy eseridir.
İşte bütün bu huylardan ve neticelerinden bahseden ilme 'Ahlak İlmi' denilmektedir.
2- Ahlak ilmi, nezarî ve amelî ahlak diye iki kısma ayrılır.
Nazarî Ahlak: Ahlak esaslarına ve kanunlarına ait görüşleri ve fikirleri gösterir.
Amelî Ahlak: Ahlakla ilgili görevlerin nelerden ibaret olduğunu bildirir.
İnsanlar, hayatlarındaki uygulama bakımından Nazarî ahlaktan çok, Amelî ahlaka muhtaçtırlar. Biz de bu eserimizde bu amelî ahlak kısmını biraz anlatacağız. Yalnız şunu da belirtelim ki, filozofların birtakımı, ahlak esaslarını lezzete, zevke, maddî
LİG TABLOSU
Takım
O
G
M
B
Av
P
1.GALATASARAY A.Ş.
26
20
2
4
44
64
2.FENERBAHÇE A.Ş.
27
17
1
9
33
60
3.TRABZONSPOR A.Ş.
26
17
3
6
23
57
4.BEŞİKTAŞ A.Ş.
26
14
5
7
17
49
5.GÖZTEPE A.Ş.
26
11
5
10
10
43
6.RAMS BAŞAKŞEHİR FUTBOL KULÜBÜ
26
12
8
6
14
42
7.SAMSUNSPOR A.Ş.
26
8
7
11
-2
35
8.KOCAELİSPOR
26
9
11
6
-4
33
9.GAZİANTEP FUTBOL KULÜBÜ A.Ş.
27
8
10
9
-10
33
10.ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş.
26
7
10
9
-4
30
11.CORENDON ALANYASPOR
26
5
8
13
-4
28
12.TÜMOSAN KONYASPOR
26
6
11
9
-9
27
13.NATURA DÜNYASI GENÇLERBİRLİĞİ
26
6
13
7
-8
25
14.KASIMPAŞA A.Ş.
26
5
12
9
-14
24
15.HESAP.COM ANTALYASPOR
26
6
14
6
-18
24
16.İKAS EYÜPSPOR
26
5
14
7
-18
22
17.ZECORNER KAYSERİSPOR
26
3
12
11
-28
20
18.MISIRLI.COM.TR FATİH KARAGÜMRÜK
26
4
17
5
-22
17


