Prof. Dr. Baran Yıldız


[21.12.2022 22:34] Ömer Tarık Yılmaz: MAKALE.......... MÜSLÜMANLIK VE HIRİSTİYANLIK

Bütün dinleri iyi incelemiş olan, İngiliz ilim adamlarından Lord Davenport, 20. asır başlarında Londra’da bastırdığı, “Hazret-i Muhammed ve Kur&


[21.12.2022 22:34] Ömer Tarık Yılmaz: MAKALE.......... MÜSLÜMANLIK VE HIRİSTİYANLIK

Bütün dinleri iyi incelemiş olan, İngiliz ilim adamlarından Lord Davenport, 20. asır başlarında Londra’da bastırdığı, “Hazret-i Muhammed ve Kur’ân-ı kerîm” adındaki İngilizce kitabında diyor ki: “Ahlâk üzerinde son derece titizliğidir ki, Müslümanlığın az zamanda süratle yayılmasına sebep olmuştur. Müslümanlar, muharebede kılınca boyun eğmiş olan başka din adamlarını, dâima af ile karşılamışlardır...”

 Juryo diyor ki: “Müslümanların Hıristiyanlara karşı davranışı ile, Papalığın ve kralların mü’minlere revâ gördüğü muamele, asla kıyas edilemez. Meselâ, 24 Ağustos 1572’de, yâni Sent Bartelemi yortu günü, 9. Şarl ve Kraliçe Katerina’nın emri ile Paris ve civarında altmış bin Protestan öldürüldü... Böyle nice işkencelerde dökülen Hıristiyan kanları, Müslümanların harp meydanlarında döktükleri Hıristiyan kanlarından kat kat fazladır.”
Büyük İslâm âlimi Hüseyin Hilmi Işık (kuddîse sirrûh) bu hususta buyurdu ki… “Herkese Lâzım Olan Îmân kitabının sonunda dinler bahsi var... Hıristiyanlık dîni, Yahudi dîni... İşte orada yazıyor: Hıristiyanlar Kudüs’ü alınca, 70 bin Müslümanı kestiler. Mescid-i aksâ’nın içi kan gölü gibi oldu... Aman yâ Rabbî! Osmanlı orduları, hiçbir canlıya zarar vermeden Viyana’ya kadar gittiler. 
Hıristiyanların İslâma düşmanlığı çok büyük kardeşim, çook. Meselâ Endülüs’teki Kurtuba şehrinde bir câmi var. Emevîler yapmış. Dünyanın en muazzam sanat eseri bu. Hıristiyânlar oraya 1000 senesinde girdiğinde, bu câminin içine, halıların üzerinde atlarla dolaşıp, enva-i türlü zulüm yapmış, Müslümanları ve Yahudileri kılıçtan geçirmişler... İşte böyle zalim insanlar. Fakat şimdi kendi mekteplerinde çocuklara; ‘Hıristiyanlık dîni, merhamettir, şefkattir, iyiliktir.’ diye okutuyorlar. Hâlbuki çok zalim insanlar papazlar. Orta Çağ’da neler yapmışlar, neler yapmışlar. İnsanların en şefkatlisi, en merhametlisi, Müslümanlardır kardeşim, Osmanlılardır. Osmanlılar Avrupa’da 300-400 sene kaldıkları hâlde, bir Hıristiyan’ın burnu bile kanamamıştır...”                TÜRKİYE GAZETESİ                       01.11.2019

 
 
21.12.2022 - Türkiye Takvimi - https://play.google.com/store/apps/details?id=turkiyetakvimi.takvim
[21.12.2022 22:35] Ömer Tarık Yılmaz: Peygamberimizin Kapı Çalma ve İzin İsteme Âdâbı : İslam’a göre kapı çalma ve izin isteme adabı nasıl olmalıdır?
Günlük hayatımızda gerek kendimize ait gerekse başkalarının bulunduğu mekânlara girer çıkarız. Elbette bu durum, mü’min bir kimse için belirli bir âdâb içinde gerçekleşecektir. Kur’an-ı Kerîm bu husûsta bizlere şöyle seslenmektedir:
 
“Ey îmân edenler! Kendi evlerinizden başka evlere, geldiğinizi farkettirip ev halkına selâm vermeden girmeyiniz!” (en-Nûr 24/27)
 
BAŞKASININ EVİNE GİRME ADABI
Eve veya benzeri bir mekâna girmek için izin istemek, mahremiyetin korunması esasına dayanır. Resûlullah bir hadislerinde buna şöyle işarette bulunmuştur: “İzin istemek göz(ün evin ayıplarını görmemesi) için şart kılınmıştır.” (Buhârî, İsti’zân, 11)
 
Hadisin beyânına göre mahremiyeti ihlâl, sâdece bir yere girmekle değil aynı zamanda bakmakla da meydana gelir.
[21.12.2022 22:35] Ömer Tarık Yılmaz: Hz. Muhammed’e (s.a.v.) İlk Vahiy Nerede ve Ne Zaman İndi?
Âlemlerin varlık sebebi Peygamber Efendimiz, nezih bir gençlik ve ulvî bir âile hayâtı ile sergi­lediği müstesnâ mükemmelliklerin ardından, kırk yaşlarında iken peygamberlik mertebesine nâil oldu. Kırk yaşına altı ay kala, ilâhî kudret O’na Mekke’deki Hirâ Mağarası’nı kudsî bir mektep olarak açtı. Mübârek Ramazan ayının 17. günüydü. (İbn-i Sa’d, I, 194.) Resûl-i Ekrem Efendimiz, mûtâdı üzere Hirâ Mağarası’nda idiler. Cebrâîl Aleyhisselam geldi ve Hazret-i Peygamber’e: “–Oku!” dedi.
 
Peygamber Efendimiz: “–Ben okuma bilmem!” karşılığını verdi. Bunun üzerine melek, Hazret-i Peygamber’i tâkati kesi­linceye kadar sıktı. Sonra yine: “–Oku!” dedi. Efendimiz yine: “–Ben okuma bilmem!” cevâbını verdi. Cebrâîl Aleyhisselam ikinci kez O’nu tâkati kesilinceye kadar sıktı. Sonra tekrar: “–Oku!” dedi. Hazret-i Peygamber yine: “–Ben okuma bilmem! (Ne okuyayım?)” dedi.
 
Cebrâîl Aleyhisselam Hazret-i Peygamber’i üçüncü defâ da sıkıp bıraktı. Ardından vahy-i ilâhîyi kendisine şöyle bildirdi: “Yaratan Rabbinin adıyla oku! O, insanı bir aleka’dan yarattı. Oku, Rabbin nihâyetsiz kerem sâhibidir. O, kalemle yazmayı öğretti. İnsana bilmediği şeyleri öğretti.” (el-Alak, 1-5) Bu emr-i ilâhî ile Allâh’ın Resûlü’nün şahsında bütün insanlığa Rabbin en büyük lutfu olan Kur’ân-ı Kerîm’in nüzûlü başlamış oldu.
[21.12.2022 22:35] Ömer Tarık Yılmaz: El-İnşirah Suresi 1-4. Ayetleri
İnşirah suresi, Mushaftaki sıralamada doksan dördüncü, iniş sırasına göre on ikinci sûredir. Duhâ suresinden sonra, Asr suresinden önce Mekke’de inmiştir.
 
İnşirah Nedir, Ne Anlama Gelir?
İnşirah “açılıp genişlemek, huzura kavuşmak” anlamlarına gelmektedir. İlk âyetinde aynı kökten olan fiil kullanıldığı ve Hz. Peygamber’in gönül ferahlığına ve huzura kavuşturulduğu bildirildiği için sûre “İnşirah” adını almıştır. Ayrıca “Şerh, Elem neşrah” adlarıyla da anılmaktadır.
 
İnşirah Suresinin Konusu
Sûrede Yüce Allah’ın Hz. Peygamber’e mânevî lutufları özetlenmekte, her güçlükle birlikte mutlaka bir kolaylığın olduğu bildirilerek Mekke’de putperestlerin baskısı yüzünden sıkıntı çeken Resûlullah ile Müslümanlara teselli ve ümit verilmekte; onlardan Allah’a ibadet ve itaatlerini sürdürmeleri istenmektedir.
 
İNŞİRAH SURESİ
1. Biz senin göğsünü açıp genişletmedik mi?
 
Yüce Allah, Habîb-i Ekrem’ine olan lutuflarını sayarak, onun bir taraftan risâletin ağır yükü, diğer taraftan da müşriklerden gelen aşırı baskılar altında daralan gönlünü teselli ediyor, ferahlatıyor, huzura kavuşturuyor.
 
Burada Efendimiz (s.a.s.)’e ihsan edilen üç büyük ilâhî nimet hatırlatılır:
 
2. Cenâb-ı Hak onu şerh-i sadra nâil kılmıştır.
 
اَلشَّرْحُ (şerh), açma, genişletme; اَلصَّدْرُ (sadr) göğüs anlamındadır. “Şerh-i sadr” ise, göğsü açıp genişletmek demektir. Allah tarafından bahşedilecek gönül rahatlığı, ilâhî bir nûr ve ruh ile onu geniş hale getirmektir. Şerh-i sadr’dan asıl maksad, neticesi mârifet ve itaat olan manevî bir genişlemedir. Bu yolla kalpten Allah rızâsından başka bütün tasa ve düşünceler çıkar. Böylece kalp, ne dünyalık bir şey umar, ne de dünya ile alakalı bir şeyden korkar. Bilindiği üzere kalbin dünyaya arzu duyması onun, aileye, çoluk çocuğa, onların faydasına olan şeyleri elde edip zararına olanları defetmeğe bağlanıp kalmasıdır. Korkusu ise, düşmanlarından korkmasıdır. Allah kulun kalbini genişletince onun gözünde dünyalık her şey değerini yitirir; bunların sivrisinek kadar kıymeti kalmaz. Böylece ne onlara rağbet eder, ne de onlardan korkar. Allah’ın dışında her şey, onun gözünde adeta yok hükmünde olarak kalbi bütünüyle Allah’ın rızâsını kazanmaya yönelir. Şu hadis-i şerif bu hakikati anlatır:
 
Bir gün ashâb-ı kirâm  Efendimiz (s.a.s.)’e:
 
“− Ey Allah’ın Rasûlü! Göğüs açılır mı?” diye sordular. Peygamberimiz (s.a.s.):
 
“− Evet” buyurdu. Onlar:
 
“− Alameti nedir?” diye sorduklarında ise Efendimiz:
 
“− Aldanma yurdundan uzaklaşmak, ebediyet yurduna yönelmek ve gelmeden önce ölüm için hazırlık yapmaktır” şeklinde cevap verdi. (Taberî, Câmi‘u’l-beyân, VIII, 37)
 
 Buna göre “şerh-i sadır”dan maksat, Peygamberimiz (s.a.s.)’in göğsünün mânevî bir inşiraha kavuşmasıdır. Resûl-i Ekrem (s.a.s.), peygamberliğin ilk sıralarında karşılaştığı şiddetli düşmanlıklar ve engellemeler yüzünden göğsü daralmış, insanlar ve cinlerle uğraşmak önce ona zor ve ağır gelmişti. Fakat Allah Teâlâ ona yardım ve inâyetini gönderdi. Göğsünü genişletti. Böylece o, bütün zorlukları aşma gücü ve imkânı buldu. Yüklenmiş olduğu her meşakkat gözünde küçüldü. Kalbinden bütün keder ve düşünceler çıktı. Orada tek düşünce olarak yalnız Rabbini razı etme düşüncesi kaldı. Şu halde “göğsün genişletilmesi”, Efendimiz’in, dünyanın değersizliğini ve esas hayatın âhiret hayatı olduğunu tam olarak bilmesidir. “Allah, kimi doğru yola erdirmek isterse onun göğsünü İslâm’a açar…” (El-En‘âm 6/125) ayeti de bu mânadadır. Bu sebepledir ki, İbn Abbas (r.a.) “Elem neşrah...” ayetini, “Allah onun göğsünü İslâm’a açtı” şeklinde t
[21.12.2022 22:35] Ömer Tarık Yılmaz: Kubbetü's Sahra
Kudüs haremindeki kutsal kaya üzerinde yer alan Emevî Halifesi Abdülmelik b. Mervân'ın yaptırdığı, ortası kubbeli sekizgen yapı.
İslâm mimarisinin bilinen İlk kubbeli eserlerindendir ve Kudüs'ün fethinden sonra Hz. Ömer tarafından yaptırılan mescidin yerine inşa edildiği için daha çok Batılılar tarafından Ömer Camii ola­rak da tanınır. Binanın üzerinde bulundu­ğu kutsal kaya (sahre, hacerü'l-muallak) rivayete göre Hz. Musa'nın kıblesidir (Taberî, XXVI, 183) ve Resûl-i Ekrem'in kıble değişikliğiyle ilgili âyetler gelinceye kadar namaz kılarken yöneldiği Kudüs'ten maksadın da o olduğu söylenir.(Taberi, II, 4)
 
 
 
Yahudi geleneğin­de sahrenin Süleyman Mâbedi'nin Kudsü'l-akdes bölümünün temelini teşkil ettiği, dünyanın ortasında bulunduğu, Nuh'un gemisinin tufandan sonra onun üstüne oturduğu ve üzerinde Hz. İbra­him'in kurban kestiği, Hz. Davud'un tövbe ettiği gibi değişik inanışlar vardır. Ki­tâb-ı Mukaddes yorumlarında ise sahre­nin Süleyman Mâbedi'nin tamamının ve­ya yalnız kurban sunulan mezbahının te­melini oluşturduğu kabul edilir.
 
 
 
Bazı İslâm kaynaklarında sahre Beytül-makdis olarak tarif edilir. Hz. Ömer, barış yoluyla Kudüs'ü ele geçirince Kâ'b el-Ahbâr'ın delaletiyle Yahudiler tarafından çöplük haline getirilen sah­renin yerini bulup temizletmiş, bizzat kendisi de eteğinde toprak taşıyarak bu çalışmaya katılmıştır.(İbn Kesîr, VII, 57)
 
 
 
Kubbetü's-Sahre, tarihi boyunca bölge­ye hâkim olan hemen her hükümdardan büyük ilgi ve saygı görmüş, özenle tamir ettirilmiştir. Bilhassa Eyyûbî sultanları kendi elleriyle sahrenin tozunu alır, mes­cidi süpürür ve gül suyu ile yıkarlardı.
 
Bunlardan el-Melikü'1-Azîz Osman sahre­nin etrafına ahşap bir korkuluk yaptırdı. Memlükler'den I. Baybars 1270'te yıkılan kısımları tamir ettirdi ve dış duvar mo­zaiklerini yeniledi. 1318'de Muhammed b. Kalavun kubbenin içini altın yaldız ve mozaiklerle yeniden dekore ettirip dışını da kurşunla kaplattı.
 
Berkuk, güney kapı­dan girince göze çarpan mahfeli yaptırdı; el-Melikü'z-Zâhir Çakmak yıldırım düş­mesi sonucu yanan kubbesini onarttı. Kayıtbay ise kapılarını üzerlerine kabartma motifler işlenmiş bakır levhalarla kaplattı.
 
Osmanlılar zamanında Kanunî Sultan Sü­leyman tarafından çok köklü biçimde ta­mir ettirilmiş ve harap olan dış mozaik kaplama çinilerle değiştirilerek pencere­lere alçı revzenler yerleştirilmiştir. İmar faaliyeti III. Murad. I. Abdülhamid, II. Mahmud, Sultan Abdülmecid, Sultan Ab-dülaziz ve II. Abdülhamid tarafından da devam ettirilmiş, özellikle II. Abdülhamid büyük masraflarla zemine değerli İran halıları döşetmiş, ortaya görkemli bir kristal avize astırmış ve eskiyen çinileri yeniletmiştir.
 
1948 Eylül ve Ekim ayların­da atılan bombalardan kuzeybatı pence­releri zarar gören Kubbetü's-Sahre, bu­gün de zaman zaman Filistinliler'le İsrail askerlerinin çatışmaları sırasında tehlikeli durumlara düşmektedir.
[21.12.2022 22:35] Ömer Tarık Yılmaz: Bağdat yazın sıcak günlerinden birini yaşıyordu. İnsanlar güneşin hararetinden serinleyecek bir köşe arıyor, ağaç gölgelerine sığınıyordu. Adamın biri de dağlardaki mağaralardan getirdiği buzları satmaya çalışıyordu. Gelin görün ki o gün satışlar pekiyi gitmemiş, buzlar da öğlen sıcağında eriyemeye yüz tutmuştu. Tek sermayesi olan buzların erimesi karşısında adam, canhıraş bağırmaya başladı: “Sermayesi eriyen bu fakirden buz alan yok mu?” O sırada talebeleriyle oradan geçmekte olan Cüneyd-i Bağdâdî’nin kulağına bu sözler çarpınca aniden durdu, olduğu yere çöktü ve başını ellerinin arasına aldı. Talebeler telaşlandılar: “Ne oldu hocam” diye sordular. Büyük âlim onlara sarsıcı gerçeği şöyle açıkladı: “Bu adamın söylediklerine dikkat edin! Eriyenin sadece buzlar değil, aynı zamanda ömrüm olduğunu fark ettim. Sıcak, adamın maddî sermayesi olan buzları eritip tükettiği gibi, zaman da asıl sermayemiz olan ömrümüzü tüketiyor. Saniye saniye, dakika dakika ömür buzumuz eriyor, hissedebiliyor musunuz? Adamın buzlarına içinin sızlandığı kadar, ömürlerinin boşa tükenmesine karşı içi sızlamayanlara vahlar olsun...” - SERMAYESİ ERİYEN ADAM
[21.12.2022 22:36] Ömer Tarık Yılmaz: Bir Ayet:
(Ey Muhammed!) Seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.
(Enbiyâ, 21/107)
 
Bir Hadis:
Şayet biriniz, mali imkânlar bakımından ve bedenen kendisinden daha iyi durumda olanlara (imrenip) bakacak olursa; onlara değil de (bu yönlerden) kendisinden daha kötü durumda olanlara baksın!
(Müslim, 'Zühd', 8)
 
Bir Dua:
Allah'ım! Günahımı kabul ve itiraf ediyorum. Beni bağışla. Zira, şüphesiz günahları Senden başka bağışlayacak hiç kimse yoktur.
(İbn Mâce, 'Dua', 14)
 
T.C. Cumhurbaşkanlığı Diyanet İşleri Başkanlığı
[21.12.2022 22:36] Ömer Tarık Yılmaz: Diyanet Takvimi Ön Yüz:
Gündönümü.
Allah’a ve Resûlüne itaat eden, Allah’a itaatsizlikten korkan, O’na saygısızlıktan korunanlar var ya, işte asıl kazananlar bunlardır! (Nûr, 24/52)
 
 
Diyanet Takvimi Arka Yüz:
AMELİ MEZHEPLER
Bir dinin, bilginleri arasındaki yorum farklılıklarından meydana gelen görüşlere mezhep denir. İslam dininde var olan mezhepler arasında temelde bir ayrılık yoktur. Kur’an-ı Kerim’de ve peygamberimizin sünnetinde kesin bir ifade yoksa müctehid, ictihad ederek konuya çözüm getirir. Dinî hayata ve hukukî ilişkilere dair meseleleri kapsayan konularda ortaya çıkan mezheplere ameli mezhepler denir. Müslümanlar arasında yaygın amelde mezhepler Hanefi, Şafii, Maliki ve Hanbeli olmak üzere dört tanedir. Bu mezhepler, kurucusu sayılan müctehidlerin isimlerine nispetle anılırlar. Hanefi mezhebi Irak’ta ortaya çıkmış, sonra Mısır, Hindistan ve Türk ülkeleri olmak üzere geniş coğrafyaya yayılmıştır. Maliki mezhebi Medine’de ortaya çıkmış; Hicaz’da, Afrika’da ve Endülüs’te varlığını sürdürmüştür. Şafii mezhebi Mısır, Güney Arabistan, Doğu Afrika, Azerbaycan, Doğu Anadolu, Endonezya ve Cava’da yayılmıştır. Hanbeli mezhebi Bağdat, Mısır, Suriye ve Hicaz’da yayılmıştır. Mezheplerin farklılığı dini hayatı kolaylaştırmıştır.
 
T.C. Cumhurbaşkanlığı Diyanet İşleri Başkanlığı
[21.12.2022 22:37] Ömer Tarık Yılmaz: *Münafıkların Özellikleri: Yalancılardır*
 
Münafıkların, Kur'ân-ı Kerim'de vurgulanan en büyük özelliklerinden biri, kuşkusuz yalancı olmalarıdır. Yalan; bütün kötülüklerin sebebi, günahların en çirkini, münafıkların başlıca özelliği, küfrün şubelerinden bir tanesi, akılsızlığın resmi, bütün günahların kaynağı, toplumları afete, parçalanmaya ve düşmanlığa sevk eden bir cürümdür.
Yalan; münafığın sıkıştığında, kendisini koruyacak bir kalesi, kalkanı ve zırhı olmadığında sarıldığı ve kendisini ortaya çıkaracak vakıayı savuşturmak için kullandığı en büyük silahıdır.
Yalan; bugün insanların arasında haddinden fazla çoğalan, insanların kendisiyle muttasıf olduğu bir vasıf hâline gelmiştir. Münafıkların da bu özellikte olması, garipsenecek bir durum değildir. Çünkü münafıklar, toplumu ifsad eden bir güruh olduğu için, toplumun ifsadı da ancak yalan gibi bir şer ile mümkün olabilir. Onlara göre toplumun güven ve refahını baltalamaktan, bireyleri birbirine kırdırmaktan daha cazip bir şer de yok gibidir.
Allah (cc), Kur'ân-ı Kerim'de münafıkların bu özelliğine en açık hâliyle şöyle dikkat çekmiştir:
'Münafıklar sana geldiklerinde: 'Şahitlik ederiz ki sen Allah’ın Resûlü’sün.' derler. Allah, senin O’nun Resûlü olduğunu pekâlâ bilir. Allah şahitlik eder ki münafıklar gerçekten yalancıdırlar.' (63/Münafikûn, 1)
https://play.google.com/store/apps/details?id=com.tevhiddergisi.kiblegah
[22.12.2022 22:31] Ömer Tarık Yılmaz: 1- Mevsuklardan Rivâyet ve Yalancıları Terk Etmenin Vücubu Bâbı
 
—Allahü teâlâ seni muvaffak kılsın— Bilmiş ol ki, rivâyetlerin sahih ile sakîmini onları nakledenlerin mu'temed olanlarıyla, müttehemlerini birbirinden ayırmayı bilen herkese vâcib olan:
 
1- O rivâyetlerden mahreçlerinin sahîh, ravîlerinin mu'temed olduklarını bildiklerinden başkasını rivâyet etmemek;
 
2- Töhmet altında olan aşırı bid'atçıların rivâyetlerinden sakınmaktır.
 
Söylediklerimizin aksinin değil, asıl bizim söylediklerimizin lâzım geldiğine delil: Allah Zülcelâl'in şu kavl-i kerîmidir:
 
'Ey iman edenler! Eğer fâsığın biri size bir haber getirirse, aslı olup olmadığını araştırın. Yoksa bilmeyerek bir kavme sataşırsınız da yaptığınıza pişman olursunuz'
 
Teâlâ Hazretleri:
 
'Razı olduğunuz şahitleri (getirin) ve 'Sizden iki adaletli kimseyi şahid getirin.' buyurmuştur. Zikrettiğimiz bu âyetler, fâsığın haberinin itibârdan sakıt olup kabul edilmediğine; âdil olmayanın da şahitliğinin reddedileceğine delâlet etmektedirler.
 
Haberin manası bâzı rivâyetlerde şahâdetin manasından ayrılırsa da birçok manalarında her ikisi birleşirler. Çünkü fâsığın haberi ulemâya göre makbul değildir. Nitekim şahâdeti dahi bütün ulemâca merduddur. Fâsığın haberi kabul edilmeyeceğine Kur'ân delâlet ettiği gibi, münker haber rivâyetinin kabul edilmeyeceğine de sünnet delâlet etmiştir. O da, Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)'den meşhur olarak nakledilen şu eserdir:
 
1- «Her kim yalan olduğu zannedilen bir sözü benden (olmak üzere) rivâyet ederse, kendisi de yalancılardan biridir.»
 
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe anlattı.
 
Dedi ki: bize Veki’ Şu'be'den o da el-Hakem'den o da Abdurrahmân b. Ebî Leylâ'dan o da Semuretü'bnü Cündeb'den naklen rivâyet etti.
 
Bize yine Ebû Bekir b. Ebî Şeybe anlattı.
 
Dedi ki: Bize Veki' Şu'be ile Süfyan'dan onlar da Habib'den o da Meymûn b. Ebî Şebîb’den o da Muğîreti'bni Şu'be'den işitmiş olarak rivâyet etti. Semure ile Mugîre:
 
«Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) bunu söyledi.» demişler.
[22.12.2022 22:31] Ömer Tarık Yılmaz: Baba çocuğunu evlendirmek zorunda mı?
 
İslam âlimleri erkek çocukların nafakalarının, çalışıp kendi rızıklarını kazanacakları zamana kadar babalarına ait olduğunda görüş birliğine varmışlardır. Ancak, babanın evladını evlendirmek zorunda olup olmadığı konusunda farklı görüşler serdetmişlerdir. Hanefî ve Şâfiî âlimleri babanın çocuğunu evlendirmesinin vacip olmadığını söylerken, Hanbelî âlimleri ‘çocuğun nafakası babasına aitse babası onu evlendirmek zorundadır’ demişlerdir [Mâverdî, el-Hâvî, Beyrut 1994, IX, 183-184; İbn Kudâme, Muğnî, Riyad 1997, III. XI, 380].
Meseleye dinen vacip olup olmama noktasından bakınca durum böyle olmakla beraber, maddi imkânı iyi olan bir babanın kendi parası ile evlenme imkânı bulamayan evladını evlendirmesinin güzel bir davranış olacağında şüphe yoktur. 
Yüce Allah; “Ey iman edenler, kendinizi ve ailenizi yakıtı insanlar ve taşlar olan cehennem ateşinden koruyun.” [Tahrim, 66/6] buyurmaktadır. Buna göre, imkânı olan bir babanın evlenmeye ihtiyaç duyan evladını evlendirerek onun günaha girmesine mani olması, yukarıdaki ayetin babaya yüklediği sorumluluklar arasında sayılmalıdır.
 
 
 
        
 
        
 
Kuveyt Türk Dijital Takvim
 
https://play.google.com/store/apps/details?id=com.kuveytturk.dijital.takvim
[22.12.2022 22:32] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Ayeti
 
(Resûlüm!) Sana vahyedilen Kitab’ı oku ve namazı kıl. Muhakkak ki, namaz, hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar.  
 
(Ankebut 45)
[22.12.2022 22:32] Ömer Tarık Yılmaz: null
 
Cuma günü öyle bir an vardır ki kul o anda Allah’tan bir şey dilerse Allah mutlaka ona o isteğini verir. 
 
Tirmizî, Cum’a, 2
[22.12.2022 22:32] Ömer Tarık Yılmaz: VASİYET
Bir kişinin, malının bir kısmını veya bir menfaati kendi ölü- münden sonra geçerli olmak üzere başkasına temlik etmesine vasiyet denir. Vasiyet, malın ancak üçte biri kadarı için geçerli- dir. Böyle bir vasiyetin geçerli olması için hiç kimsenin izin ve rızası şart değildir.
Malının tamamını veya bir kısmını vasiyet etmek isteyen ki- şiye Peygamber Efendimiz (s.a.s.); “Üçte birini ver. Hatta üçte biri de çoktur. Senin varislerini zenginler olarak bırakman, in- sanlara ihtiyaçlarını açan fakirler olarak bırakmandan daha hayırlıdır.” (Buhârî, “Vesâyâ”, 2, 3; “Ferâiz”, 6; Müslim, “Vesâyâ”, 5) bu- yurmuştur.
Mirasçılardan herhangi birine vasiyette bulunmak caiz değil- dir (İbn Mâce, “Vesâyâ”, 6). Zira böyle bir davranış, mirasçılar ara- sında düşmanlığa yol açabilir.
 
DİNÎ KAVRAMLAR
EZAN
Sözlükte bildirmek, duyur- mak, çağrıda bulunmak, ilan etmek; dinî terim ola- rak, farz namazların vakti- nin girdiğini belli sözlerle ve özel bir şekilde ilan et- mek ve bildirmektir.
Ezanla Allah’ın bir olduğu ve büyüklüğü, Peygambe- rimizin O’nun kulu ve elçisi olduğu ilan edilmektedir.
 
ÖZLÜ SÖZ
İnsanın kusurlarını sayan düşmanlarından edeceği istifade, kendisini öven dostlarından gelecek faydadan büyüktür.
(İmam Gazzâli)
[22.12.2022 22:32] Ömer Tarık Yılmaz: عَنِ ابْنِ عُمَرَ رَضِيَ اللهُ عَنْهُمَا قَالَ: نَهَى رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَنِ الْغِيْبَةِ وَعَنِ الْاِسْتِمَاعِ إِلَى الْغِيْبَةِ. (مجمع)
 
İbn-i Ömer radıyallâhü anhümâ’dan rivâyet olundu, o buyurdu ki: “Resûlullah Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem), gıybet etmeyi ve gıybeti dinlemeyi yasakladı.” (Mecmau’z-Zevâid)
 
22 Aralık 2022
Fazilet Takvimi

Antalya Havalimanı 2 ayda yaklaşık 2 milyon yolcuya hizmet verdi

Sakarya, yılın ilk 2 ayında 26 bin 314 aracı yurt dışına gönderdi

Küresel Para Haftası sunum ve panellerle devam ediyor

AB, Macaristan ve Slovakya'ya petrol akışını sağlamaya çalışıyor

Fitch: Orta Doğu'daki gerilimin kısa sürmesi halinde Türkiye'ye yönelik riskler yönetilebilir

Borsada bugünkü işlemlerin takası 23 Mart'ta yapılacak

Türkiye'den transit geçecek harp araç ve gereçlerine ilişkin esaslar düzenlendi

Konut Fiyat Endeksi şubatta yüzde 1,8 arttı

Safranbolu lokumu üreticileri bayram mesaisinde

Ticaret Bakanlığından tüketicilere "alışverişte raf ile kasa fiyatını karşılaştırın" uyarısı

LİG TABLOSU

Takım O G M B Av P
1.GALATASARAY A.Ş. 26 20 2 4 44 64
2.FENERBAHÇE A.Ş. 26 16 1 9 30 57
3.TRABZONSPOR A.Ş. 26 17 3 6 23 57
4.BEŞİKTAŞ A.Ş. 26 14 5 7 17 49
5.GÖZTEPE A.Ş. 26 11 5 10 10 43
6.RAMS BAŞAKŞEHİR FUTBOL KULÜBÜ 26 12 8 6 14 42
7.SAMSUNSPOR A.Ş. 26 8 7 11 -2 35
8.KOCAELİSPOR 26 9 11 6 -4 33
9.GAZİANTEP FUTBOL KULÜBÜ A.Ş. 26 8 9 9 -7 33
10.ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş. 26 7 10 9 -4 30
11.CORENDON ALANYASPOR 26 5 8 13 -4 28
12.TÜMOSAN KONYASPOR 26 6 11 9 -9 27
13.NATURA DÜNYASI GENÇLERBİRLİĞİ 26 6 13 7 -8 25
14.KASIMPAŞA A.Ş. 26 5 12 9 -14 24
15.HESAP.COM ANTALYASPOR 26 6 14 6 -18 24
16.İKAS EYÜPSPOR 26 5 14 7 -18 22
17.ZECORNER KAYSERİSPOR 26 3 12 11 -28 20
18.MISIRLI.COM.TR FATİH KARAGÜMRÜK 26 4 17 5 -22 17