[22.12.2022 22:36] Ömer Tarık Yılmaz: SOHBET............. İKİ NASİHAT
Büyük âlim ve veli İmam-ı Rabbanî hazretleri Mektûbat kitabının 2. cilt 89. mektubunda şöyle buyuruyor:
“Kıymetli ve merhametli efendim! Kazanç zamanı geçip gidiyor. Her geçen an, ömrümüzü azaltmakta, ecel zamanını yaklaştırmaktadır. Bugün aklımızı başımıza toplamazsak, yarın âh etmekten ve pişmanlıktan başka elimize bir şey geçmez! Bu birkaç günlük sağlık zamanında, parlak dîne uygun yaşamaya çalışmalıyız! Ancak böylece kurtulmamız umulur. Dünya hayatı, iş yapacak zamandır. Keyif yapacak, eğlenecek zaman ileride [âhırette] gelmektedir. Orada, dünyada yapılan işlerin karşılığı ele geçecektir...”
İmam-ı Rabbanî hazretlerinin oğlu Muhammed Masum Farukî hazretleri de, Mektûbat kitabının 1. cilt 65. mektubunda şöyle buyuruyor:
“Yavrum! Gençlik, ömrün en kıymetli zamanıdır. İnsanın sıhhatli, kuvvetli olduğu zamandır. Bu zaman, her gün geçiyor, azalıyor. Erzel-i ömür [Başkalarına muhtaç olunan sıkıntılı dönem] olan ihtiyarlık yaklaşıyor. Yazıklar olsun ki, en şerefli, en lüzumlu iş olan, ma’rifetullahı kazanmayı, hayâl olan erzelî ömre bırakıyorsun. En şerefli olan zamanlarını, en zararlı, en kötü şey olan, nefsin arzularına kavuşmak için sarf ediyorsun. Peygamberimiz “sallallahü aleyhi ve sellem”; (Yarın yaparım, yarın yaparım diyenler, aldandı.) buyurdu.
Allahü teâlâ, insanları ve cinleri (ma’rifetullah)a ve Allahü teâlâyı tanımak ve O’nun rızâsına, sevgisine kavuşmak için yarattı. Nefîslerimizin arzuları peşinde koşan biz ahmaklar, ne zaman aklımızı başımıza toplayacağız? Ne zamana kadar, bu nîmetten mahrum kalacağız? Nefsi ve şeytanı sevindirmeye ve Allahü teâlânın rızâsından mahrum kalmaya ne kadar devam edeceğiz? Dünya lezzetleri nefsin arzularıdır. İnsanın, Allahü teâlânın marifetine kavuşmasına mâni olan en kuvvetli düşman da, nefsin arzularıdır. Bu arzular bitmez ve tükenmez. Hepsi de çok zararlıdır...”
15.11.2020 TÜRKİYE GAZETESİ
22.12.2022 - Türkiye Takvimi - https://play.google.com/store/apps/details?id=turkiyetakvimi.takvim
[22.12.2022 22:37] Ömer Tarık Yılmaz: Günlük Hayatta Yapılacak Sünnetler : Taze hurma, yoksa kuru hurma o da yoksa su ile iftar etmek sünnettir.
İftar edilince Allah’a kısa ve özlü şekilde dua etmek sünnettir.
Kadir gecesi gibi müstesna fırsatları kaçırmamak için dikkatli davranmak, hatta ev halkını da bu konuda uyarmak sünnettir.
Kadir gecesinde namaz kılmak, Kur’an okumak, “Allah’ım! Sen çok affedicisin, affetmeyi seversin. Beni affeyle!” diye dua etmek ve tefekkürde bulunmak sünnettir.
Ramazan ayında her zamankinden daha fazla ibadet etmek, son on gününde de diğer Ramazan günlerinden fazla ibadete gayret etmek Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimizin sünnetidir.
Ramazanın son on gününde, mescidde itikâfa girmek sünnettir. Her yerleşim biriminde en az bir camide itikâf sünnetinin yaşatılması uygun olur. Hanımlar evlerinde itikâfa çekilebilirler.
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz Pazartesi ve Perşembe günlerini oruçlu geçirmeye îtinâ gösterirlerdi.
Eyyâm-ı bîz denilen her kamerî ayın 13, 14 ve 15. günleri oruç tutmak sünnettir.
Umreye gitmek sünnettir.
Bayram namazlarına ve seferlere giderken ve dönerken farklı yollardan gidip gelmek Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimizin sünnetidir.
[22.12.2022 22:37] Ömer Tarık Yılmaz: Çobanlık Mesleğindeki Hikmet
Bir başka hadîs-i şerîflerinde de şöyle buyurmuşlardır:
“Mûsâ (a.s.) Peygamber olarak gönderilmişti, kendisi koyun güderdi. Davut (a.s.) Peygamber olarak gönderilmişti, O da koyun güderdi. Ben de Peygamber olarak gönderildim ve Ecyad’da âilemin koyunlarını güderdim.” (İbn-i Sa’d, I, 126)
Rahmet Peygamberi bu sıralarda yirmi yaşlarında bulunuyordu.
Peygamber Efendimiz:
“En hayırlı maîşet yolunu tutanlardan biri, bir tepenin başında veya vâdinin içinde koyunlarını otlatan kimsedir. Bu zât namazını kılar, zekâtını verir, ölünceye kadar Rabbine ibâdet eder ve insanlara hep iyilik yapar.” (Müslim, İmâret, 125; İbn-i Mâce, Fiten, 13) buyurarak çobanlığın fazîletli mesleklerden biri olduğunu ifâde etmiştir.
Çobanlık yapan kimselerde, tefekkür ufku, vakar ve merhamet duygusu gelişir. Allâh Resûlü buna işâretle:
“Sükûnet ve vakar, koyun besleyenlerdedir.” buyurmuştur. (Buhârî, Menâkıb, 1; Müslim, Îman, 84/52)
Koyunları sevk ve idâre edip yırtıcı hayvanlardan korumaya çalışmak, insanda sabır ve tesâhüb duygusunu geliştirir. Nitekim yaratılmış her varlığa merhamet etmek, onların kaba ve anlayışsız hâllerine sabretmek, Peygamberlerde bulunması gereken en mühim husûsiyetlerdendir.
[1] Hadîs-i şerifte geçen “Karârît” kelimesinin, Mekke’de bir yere verilen isim olduğu söylendiği gibi bir para birimi olan “kîrât”ın çoğulu olduğu da ifâde edilmiştir. İkinci görüşe göre Hazret-i Peygamber, her gün koyun başına dinarın yirmide biri olan bir kîrât karşılığında Mekkelilerin koyunlarını güttüğünü bildirmiştir.
[22.12.2022 22:37] Ömer Tarık Yılmaz: El-Fâtiha Suresi / 3
Allah sonsuz merhamet sahibidir. İki güzel isim birlikte âdeta, “Rahmetim her şeyi kuşatmıştır” (El-A‘râf 7/156) mânasını tefsir ve teyid etmektedirler. Daha çok celâl tecellisi ifade eden Allah ve Rab isminden sonra, bu iki isim Allah’ın cemâlini hatırlatmakta ve kulu yaratıcısı karşısında korku ile ümit arasında tutmaktadır. Terhib yani korkutmadan sonra terğib yani teşvik mânası taşımaktadır.
Diğer bir açıdan Rahmân ve Rahîm isminde terbiyenin iki mühim esasına işaret edilmektedir. Bunlardan biri faydalı olanları celbetmek, diğeri ise zararlı olanları defetmektir. Rezzâk yani bol bol rızık veren mânasına da gelen Rahmân birinci esasa, Gaffâr yani hataları bağışlayan mânasını da taşıyan Rahîm ise ikinci esasa işaret eder.
Allah’ın rahmet sıfatını zikrederek dua edenin, duasına icâbet edileceğini Allah Resûlü (s.a.s.) şöyle haber verir:
“Allah Teâlâ’nın, يَا أَرْحَمَ الرَّاحِم۪ينَ diyerek dua eden kuluna vekil kıldığı iki melek vardır. Bunu üç kez tekrar edene melek: «Merhametlilerin en merhametlisi olan Allah seni dinliyor, dilediğini iste!» der.” (Hâkim, el-Müstedrek, I, 728-729)
[22.12.2022 22:37] Ömer Tarık Yılmaz: İskenderiye kütüphanesi
M.Ö. III. yüzyılda kurulmuş olan İskenderiye kütüphanesi, hiç kuşkusuz insanlık tarihinde meydana getirilmiş olan en önemli eserlerden biridir
Eski kaynaklar, burada 900.000 cilt el yazması eserin toplandığını kaydeder. Batıda, bu kütüphanenin şehrin Müslümanlar tarafından alınmasından kısa bir süre sonra ikinci İslam Halifesi Hz. Ömer (ra)’in emriyle Mısır Fatihi Amr İbnül-As tarafından yakılarak yok edildiğine dair yanlış bir kanaat vardır. Bu kanaat yanlıştır. Çünkü: Hz. Ömer (ra) gibi ilmin kıymetini ve izzetini bilen bir Peygamber (asv) sevdalısı asla kitap yakmaz. Zaten bilenle bilmeyenin bir olmayacağını Allah söylemektedir. O yazdığınız cümle de tam bir yakıştırmadan ibarettir.
Aslında bu kütüphane, çok daha sonra Hristiyanlar tarafından yakılmıştır. 391 yılında Bizans’ın Mısır Valisi Theophilos, İskenderiye’de Mısır’ın eski din mensuplarına ait Osiris tapınağının yeri olan bir arsayı, kilise inşa edilmesi için Hırıstiyanlara verdi. Burada yapılacak kilisenin temel kazıları sırasında üzerinde eski dine ait yazılar bulunan bir taş çıktı. Hıristiyanlar bunu bir alay konusu yaptılar. Bu olay şehirde oldukça kalabalık halde bulunan putperestleri fena halde kızdırdı ve sonunda İskenderiye’de dini bir ayaklanma çıktı. İki taraf çarpıştı, insanlar kitle halinde kılıçtan geçirildi. İskenderiye Kütüphanesi’nin olduğu bölge yerle bir edildi.
İmparator I.Theodosius, valiye başka büyük şehirlere göre eski dinin İskenderiye’de hala neden bu kadar canlı olarak devam ettiğini sorunca, buna sebep olarak İskenderiye Kütüphanesi’nin eski putperestlik kültürünü devam ettiren kitaplarını ileri sürdü. İmparator, bunun üzerine hepsinin yok edilmesini emretti. İskenderiye Kütüphanesi’ndeki tüm eserler şehrin hamamlarına dağıtılarak yaktırıldı ve böylece insanlık tarihinin bu eşsiz bilim ve kültür hazinesi sonsuza kadar yok oldu, dünyanın eski çağlarına ait pek çok değerli bilgi bir daha elde edilmeyecek şekilde ortadan kalktı. Konunun özeti budur.
(Yavuz Bahadıroğlu)
[22.12.2022 22:37] Ömer Tarık Yılmaz: Anne baba çocuklarının sahibi değil, emanetçisidir (Müslim, Fedâilu’s-sahabe, 107). Çünkü Allah, yeryüzüne yeni bir can göndermeyi murat etmiş ve bu canın oluşumu, doğumu ve gelişimi için anne babayı görevlendirmiştir. Dolayısıyla emanetin sahibi olan Yüce Rabbimize karşı ciddi bir sorumluluk yüklenen ebeveyn, O’nun kendilerine teslim ettiği küçük insanı layıkıyla büyütmekle mükelleftirler. Böylesine yüce bir ismin emanetine gözleri gibi bakmak ve asla hıyanet etmemek zorundadırlar. Bu durum, çocuk üzerinde istedikleri tasarrufta bulunma özgürlüklerinin olmadığı anlamına gelir. Zira bir gün gelecek, emanetini nasıl yoğurup şekillendirdikleri, neyle besleyip hangi şartlarda muhafaza ettikleri hususunda Allah’a hesap vereceklerdir. Anne babası onu şiddet içeren, gerilimli ve huzursuz ortamlardan uzak tutmalı, helal ve sağlıklı gıdalar aracılığı ile beslenip büyümesini sağlamalı, sigara ve alkol gibi zararlı maddelerin kanına karışmasına engel olmalıdır. Her çocuk, kendisini karşılayan anne babadan ilk günden itibaren iyilik görme hakkına sahiptir. - ÇOCUKLARIMIZA KARŞI GÖREVLERİMİZ
[22.12.2022 22:38] Ömer Tarık Yılmaz: Bir Ayet:
… Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın…
(Bakara, 2/195)
Bir Hadis:
İki Müslüman karşılaştıklarında el sıkışırlarsa, birbirlerinden ayrılmadan önce günahları bağışlanır.
(Ebû Dâvud, 'Edeb', 141, 142)
Bir Dua:
Allah'ım! Ayıplarımızı ört, korkularımızdan emin eyle.
(Ahmed b. Hanbel, Müsned, 17, 27)
T.C. Cumhurbaşkanlığı Diyanet İşleri Başkanlığı
[22.12.2022 22:38] Ömer Tarık Yılmaz: Diyanet Takvimi Ön Yüz:
Sarıkamış Harekâtı Başladı. (1914)
Hayâ, beraberinde ancak hayır getirir. (Buhârî, Edeb, 77)
Diyanet Takvimi Arka Yüz:
KÖTÜLÜĞE KARŞILIK VERMEK
İnsan dünyada tek başına yaşayamaz. Hayatını diğer insanlarla beraber sürdürmek zorundadır. Böyle olunca da anlayışsız bazı kimselerle karşılaşmak, onlar tarafından rahatsız edilip incitilmek tabiidir. İşte o zaman insanın içinden kabarıp gelen öfkeyi tutması, mümkünse onu büsbütün yutması ve hatta yapabiliyorsa kalbindeki öfke izlerini silip atması onun iyi bir müslüman olduğunu gösterir. Bu zor davranışın mükâfatı Allah’ın sevgi ve takdirini kazanmaktır. Böyle bir ödülü alabilmek için, öfkesine hâkim olmalıdır. Nitekim Yüce Allah, “Kim sabredip bağışlarsa, bu ancak büyüklerin yapabileceği değerli bir davranıştır.” buyurmaktadır (Şûrâ , 42/43).
Hepimiz şahsiyetimize büyük değer veririz. Onurumuzun kırılmasına göz yummayız. Bizi aşağılayan davranışlara karşılık vermek isteriz. Ama bu sırada ölçüyü kaçırdığımız, gurumuzu inciten kimseye fazlasıyla karşılık verdiğimiz olur. Böylece, belki de farkına varmadan muhatabımıza haksızlık ederiz. Yapılan fenalığa karşılık vermek kolay bir iştir. Bunu herkes yapabilir. Kötülüğe kötülük her kişinin kârıdır, Kötülüğe iyilik er kişinin kârı olduğunu unutmayalım.
T.C. Cumhurbaşkanlığı Diyanet İşleri Başkanlığı
[22.12.2022 22:38] Ömer Tarık Yılmaz: *Zikirsiz Geçen Vakit*
Kulun Allah’ı (cc) zikretmeden geçirdiği her an, onun lehine değil, aleyhinedir. Kulun bu zikirsiz geçirdiği vakitteki zararı; Allah'tan gafil olmakla, elde ettiğini düşündüğü kârdan çok daha büyüktür.
Ariflerden biri şöyle demektedir: 'Şayet kul senelerce Allah'a (cc) yönelse, sonra bir an O’ndan yüz çevirip gafil davransa kaybettiği ve kaçırdığı şeyler, kazandığı ve elde ettiği şeylerden çok daha fazla ve çok daha büyük olur.'
Beyhaki, Aişe'den (r.anha) rivayet ediyor: 'Peygamber (sav) şöyle buyurdu: 'Âdemoğlu, kendisinde Allah'ı (cc) zikretmeden geçirdiği her bir saat (an) için Kıyamet Günü'nde hasret çeker, gamlanır ve kederlenir.' '
Yine Beyhaki, Muaz ibni Cebel'den rivayet ediyor: 'Cennet ehli olanlar, Allah’ı zikretmeden geçirdikleri bir saatten (andan) başka bir şeye üzülmezler.'
Ümmü Habibe’den Peygamber'in (sav) şöyle dediği rivayet edilmektedir: 'Âdemoğlunun bütün sözleri/konuşmaları kendisinin lehine değil, aleyhinedir. Meğer ma’rufu/iyiliği emretmek, münkerden/kötülükten nehyetmek ve Allah'ı (cc) zikretmek olsun.' (Tirmizi)
Allah (cc) müminlere şöyle buyurmaktadır: 'Ey iman edenler! Allah’ı çokça zikredin.' (33/Ahzâb, 41)
https://play.google.com/store/apps/details?id=com.tevhiddergisi.kiblegah
[23.12.2022 13:11] Ömer Tarık Yılmaz: 'Bismillahirrahmanirrahîm'
️Allahım! Çekilmez belalardan, isyana düşmekten, görülmez kazadan ve düşmanları sevindirecek musibetlerden sana sığınırım.