Prof. Dr. Baran Yıldız


Günün yazısı


[2/6 22:06] Ömer Tarık Yılmaz: 2 - Namaz İçin Temizliğin Vücübu Bâbı
 
557 - Bize Sa'id b. Mansur ile Kuteybetü'bnü Sa'id ve Ebû Kâmil el-Cahderî rivâyet ettiler lâfız Sa'id'indir dediler ki: Bize Ebû Avane, Simâk b. Harb'den, o da Müs'ab b. Sa'id' dan naklen rivâyet etti.
 
Dedi ki: Abdullah b. Ömer, İbn Âmir hasta iken onu dolaşma ya gitmiş. İbn Âmir: «Bana dua etmez misin? Ya İbn Ömer!» demiş İbn Ömer:
 
— Ben Resulullâh (sallallahü aleyhi ve sellem)'i:
 
«Hiç bir namaz taharetsiz kabul olunmaz; ganimetten aşırılan hiç bir maldan da sadaka kabul edilmez.» buyururken işittim. Halbuki sen Basra'da valilik yapmış bir adamsın cevabını vermiş.
 
558 - Bize Muhammed b. El-Müsenna ile İbn Beşşar rivâyet ettiler. Dediler ki: Bize Muhammed b. Ca'fer rivâyet etti.
 
(Dedi ki): Bize Şu'be rivâyet etti. H.
 
Bize Ebû Bekr b. Ebi Şeybe'de rivâyet etti.
 
(Dedi ki): Bize Hüseyn b. Ali Zâide'den naklen rivâyet etti. Ebû Bekr ve Vekî'de İsrail' den rivâyet etti dedi. Bunların hepsi bu hadisin mislini Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’den bu isnadla Simâk b. Harb'ten rivâyet ettiler.
 
559 - Bize Muhammed b. Rafi' rivâyet etti.
 
(Dedi ki): Bize Abdurrezzak b. Hemmam rivâyet etti.
 
(Dedi ki): Bize Ma'mer b. Raşid, Vehb b. Münebbih'in kardeşi Hemmam b. Münebbih'ten naklen rivâyet etti. Hemmam: Bize Ebû Hüreyre'nin Muhammed Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)'den rivâyet ettiği budur diyerek bir takım hadisler zikretmiş ve ezcümle şöyle dedi Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem):
 
«Abdesti bozulduğu vakit abdest almadıkça sizden hiç birinizin namazı kabul olunmaz.» buyurdular.
 
 
 
 
[2/6 22:06] Ömer Tarık Yılmaz: Mikdam İbnu Ma'dikerb ez-Zübeydi radıyallahu anh anlatıyor: 'Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: 'Kişi elinin emeğiyle kazandığından daha temiz bir kazanç elde etmemiştir. Kişinin nefsine, ailesine, çocuğuna ve hizmetçisine harcadığı sadakadır.'
 
 
Kütüb-i Sitte
[2/6 22:06] Ömer Tarık Yılmaz: 64. Şeytanı sevindirmemek,onun oyununa gelmemek için vefakâr olmalı,arkadaşın kusurlarını fazilet,hakaretlerini de iltifat kabul etmeli.İki arkadaştan biri,diğerine sert bakınca,şeytan sevinip oynar.(el Hâkim Müstedrek,Ebu Gudde)
[2/6 22:07] Ömer Tarık Yılmaz: Tarihte Bugün
 
•  Türkiye’de İlk Kez Pazar Günü Resmî Tatil Uygulamasına Başlandı 1935
•  Bulgaristan 320 bin Türk’ü Sınır Dışı Etti 1989
 
Kuveyt Türk Dijital Takvim
 
https://play.google.com/store/apps/details?id=com.kuveytturk.dijital.takvim
[2/6 22:07] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Ayeti
 
“Geceleyin sizi öldüren (öldürür gibi uyutan) gündüzün de ne işlediğinizi bilen, sonra belirlenmiş ecel tamamlansın diye gündüzün sizi dirilten (uyandıran) O’dur...” 
 
En’am 60
[2/6 22:07] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Hadisi
 
“İnsanların Peygamberlerden öğrenegeldikleri sözlerden biri de:  ‘Utanmadıktan sonra dilediğini yap!’ sözüdür.” 
 
Buhârî, Enbiyâ, 54
[2/6 22:07] Ömer Tarık Yılmaz: İSLAM ZARARLI ALIŞKANLIKLARI YASAKLAR
 
Yüce dinimiz İslam, canın, malın, aklın, dinin ve neslin korunmasını emretmiştir. Sağ­lıklı ve huzurlu bir hayat için yararlı ve temiz şeyleri helâl, zararlı olanları da ha­ram kılmıştır. İnsanın aklını ve bedenini tah­rip eden zararlı alışkanlıklar da bu kap­sam­dadır.
Ne hazindir ki ülkemizde her yıl yüz bin­den fazla insanımız sigaraya bağlı has­talıklardan hayatını kaybetmektedir. Hâl­buki Yüce Rabbimiz şöyle bu­yur­mak­tadır: “Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye at­ma­yın.” (Bakara, 2/195)
Öte yandan, malımızı saçıp savurmak, sorumsuzca harcamak israftır. İsraf ise di­ni­mizce haram kılınmıştır. Cenâb-ı Hak, “Yiyin, için, fakat israf etmeyin. Çünkü Allah israf edenleri sevmez.” buyurarak ölçülü dav­ran­mamızı, nimetlerin değerini bil­me­mizi ve israftan kaçınmamızı em­ret­miştir. (A’râf, 7/31)
Peygamberimiz (s.a.s), çoğu insanın kıy­me­tini bilemediği iki nimetten birinin sağlık olduğunu bize haber vermiştir.” (Buhârî, Rikâk, 1)
 
 
 
        
 
        
 
Kuveyt Türk Dijital Takvim
 
https://play.google.com/store/apps/details?id=com.kuveytturk.dijital.takvim
[2/6 22:07] Ömer Tarık Yılmaz: قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: …فَمَنِ اقْتَدَى بِي فَهُوَ مِنِّي وَمَنْ رَغِبَ عَنْ سُنَّتِي فَلَيْسَ مِنِّي. (حم)
 
Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular: “…Her kim bana tâbi olursa (uyarsa) o bendendir. Her kim de benim sünnetimden yüz çevirirse benden değildir.” (Müsned-i Ahmed bin Hanbel)
 
02 Haziran 2023
Fazilet Takvimi
[2/6 22:07] Ömer Tarık Yılmaz: İMÂM-I RABBÂNÎ HAZRETLERİNİN SÜNNETE BAĞLILIĞI
 
İmâm-ı Rabbânî (k.s.) Hazretleri, sünnet-i seniyyeye ziyadesiyle bağlıydılar. Bu husûs ile alâkalı buyurmuşlardır ki: “Sâlih amellerden bize ne nasip olduysa, hepsini sırf (Allâhü Teâlâ’nın verdiği) husûsî ihsan ve ikramından bilirim. Ama bir şey sebep kılınacaksa bu, Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem’e tâbi olmak, uymaktır. Muvaffakiyyetimin esasını bunda bilirim. Bana verilenlerin hepsi, az olsun çok olsun, bu bağlılık sebebiyle verildi.”
 
İmâm-ı Rabbânî Hazretleri, her meseleye anında cevap verebilecek derecede fıkıh ve usûl-i fıkıh ilimlerine vâkıftı. Talebelerine de fıkıh kitaplarını mütâlaa etmelerini ve sünnet-i seniyyeye bağlı olmalarını tavsiye ederek şöyle buyururlardı: “Âlimlerin kitaplarından, şerîatin sahih hükümlerini araştırınız; hangileri câizdir, hangileri sünnettir, hangileri ile amel edilmiştir ve hangileri bidattir, öğreniniz. Çünkü Peygamber Efendimizin (s.a.v.) hâl-i hayattaki zamanlarından çok uzak kaldık. Çok şeyler bozuldu, bidat ve günahların zulmeti her tarafı kapladı. Bu zulmetten kurtuluş için sünnet-i seniyye nurundan başka çare yoktur.”
 
İmâm-ı Rabbânî (k.s.) Hazretlerinin huzurunda bulunmuş bir zât anlatıyor: “Onların huzuru ile şereflendikten sonra, bir gün Burhanpûr şehrinde bulunan, Şeyh Muhammed bin Fazlullâh’ın (k.s.) huzuruna geldim. Şeyh, bana, İmâm-ı Rabbânî Hazretlerini sordu ve ‘Serhend’de, o mübarek zâtın huzurunda bulunmuşsun, hadi gördüklerini anlat da dinleyelim.’ dedi. Ben cevabımda, ‘Bu fakirin, o zâtın kalp hâllerinden ne haberi olur? Ama sünnet-i seniyyeye ve onun inceliklerine riâyet ve dikkat etmeleri husûsunda şöyle söyleyebilirim ki; bu zamanın bütün velileri toplansa, İmâm-ı Rabbânî (k.s.) Hazretlerinin yaptıklarının yüzde birini yapamazlar.’ dedim. Şeyh çok sevindi ve ‘Madem ki böyledir, bunun gibi bir zât, esrâr ve hakikatlerden ne söylerse, ne yazarsa, hepsi sahîh ve doğrudur. Sözlerinin doğru ve hâllerinin tamamen sünnet-i seniyyeye uygun olması, bu beyanlarının sıhhatine açık bir delildir.” dedi. Kaddesellâhü esrârahüm.
 
 
 
02 Haziran 2023
Fazilet Takvimi
[2/6 22:08] Ömer Tarık Yılmaz: Buyruğun tut Rahman’ın Tevhid’e gel tevhide[Aziz Mahmud Hüdayi]
[2/6 22:08] Ömer Tarık Yılmaz: REGAİB KANDİLİ
Üç ayların manevî iklimine girildiği müjdesini taşıyan Regaib Kandili; Cenâb-ı Hakk’a yürekten yöneliş ve yakarışın, günah- lardan arınmanın, nefsimizin yanıltıcı arzularından uzaklaş- manın imkânıdır.
Bu gecede Rabbimizle, yakınlarımızla ve çevremizle bağları- mızı yeniden gözden geçirir, bu vesileyle doğruluk ve dürüst- lüğün, paylaşımın, hak ve hukuka riayetin, barış içinde yaşa- manın insanî erdemler bağlamında ulaşılabilecek en üstün değerler olduğunu hissederek ahlakımızı bu erdemlerle do- natma irademizi yenileriz. Esasen bu gibi mübarek gün ve ge- celer; güzel amellerle içini doldurabildiğimiz, yanlışlarımızın farkına varıp doğru istikamete yönelebildiğimiz ölçüde bizim için bereketli ve kazançlı zaman dilimleri olacaktır.
Regâib Kandilinin milletimizin ve İslam âleminin birlik ve dirliğine, insanlığın hidayet, barış ve huzuruna vesile olması dileğiyle...
 
DİNÎ KAVRAMLAR
TEHECCÜT
Uykuyu terk etmek anlamı- na gelen teheccüt, uykudan kalktıktan sonra en azı iki en çoğu da sekiz rekat ola- rak kılınan gece namazıdır.
“Gecenin bir kısmında da uyanarak sana mahsus fazla bir ibadet olarak teheccüd namazını kıl ki, Rabbin seni Makam-ı Mahmud’a ulaştır- sın.” (İsra, 17/79)
“Farz yazılmış namazdan sonra en faziletli namaz gece ortasında kılınan namazdır.” (Müslim, “Sıyam”, 202)
 
ÖZLÜ SÖZ
Ulaşamadığına boyun eğmek, ulaştığına razı olmak, kaybettiğine sabır göstermek kişinin olgunluğunun işaretidir. (İmam Gazzâli)
[2/6 22:09] Ömer Tarık Yılmaz: Hac sözlükte 'kastetmek, yönelmek' anlamına gelen bir kelimedir. Fıkıh terimi olarak ise hac, 'Mekke şehrindeki Kâbe'yi ve civarındaki kutsal sayılan özel yerleri, özel vakit içinde, usulüne uygun olarak ziyaret etmek ve yapılması gereken diğer menâsiki yerine getirmek' demektir. Bunların hepsine birden hac törenleri anlamında 'menâsikü'l-hac' denir.
İslâmiyet'in beş esasından biri olan hac, hicretin IX. yılında farz kılınmıştır. Haccın farz olduğu hükmü, Kur'ân-ı Kerîm ve Sünnet'te bildirilmiş ve bu hüküm konusunda müslümanların görüş birliği (icmâ) gerçekleşmiştir. Kur'ân-ı Kerîm'de: 'Yoluna gücü yetenlerin evi (Kâbe) hac ve ziyaret etmeleri, insanlar üzerinde Allah'ın bir hakkıdır' (Âl-i İmrân 3/97) buyrulmuştur. Peygamberimiz de haccı Müslümanlığın beş esasından birisi olarak saymış, haccın önemini ve yararlarını belirtmiş ve bu törenlerin nasıl yapılacağını fiilen göstermiştir.
Gücü yeten, yani sağlık ve servet yönünden haccetme imkânına sahip olan müslümanların, ömründe bir defa haccetmeleri farz olup imkân elde edilince, geciktirmeden yerine getirilmesi gerekir. Hayatında bir defa hac yapmış olan müslüman bu farzı yerine getirmiş olur. Ebû Hanîfe, Ebû Yûsuf, Mâlik ve Ahmed b. Hanbel gerekli şartları taşıyan hac yükümlüsünün bu ibadeti önündeki ilk hac mevsiminde eda etmesi gerektiği, sonraki yıllara tehir etmesinin günah olduğu, hatta bu ibadeti uzun süre geciktiren kişinin şahitliğinin kabul edilmeyeceği görüşündedirler. Şâfiî ve İmam Muhammed ise ileride yerine getirmeye azmedilmesi ve eda imkânının normal şartlarda elden çıkması gibi bir endişenin bulunmaması şartıyla haccın tehir edilebileceğini söylemişlerdir. Bununla birlikte, bunlar da hac ibadetinin bir an önce ve ilk fırsatta yerine getirilmesinin sünnete uygun ve daha ihtiyatlı bir tutum olduğunu belirtmişlerdir.
Kâbe'yi ziyaretle ilgili ibadetlerden biri de 'umre'dir. Ziyaret belirli zamanda ve Arafat vakfesiyle birlikte olursa 'hac'; belirli bir zamana bağlı olmayarak vakfesiz yapılırsa 'umre' adını alır. Hac ve umreyi birbirinden ayırmak için hacca, 'hacc-ı ekber' (büyük hac), umreye 'hacc-ı asgar' da (küçük hac) denir. Halk arasında ise arefesi cumaya rastlayan haccın hacc-ı ekber olduğuna dair yaygın bir kanaat bulunmaktadır.
Umrenin faziletiyle ilgili olarak Resûl-i Ekrem 'Umre, daha sonraki umreye kadar, ikisi arasında işlenen günahlar için kefârettir. Allah katında makbul haccın karşılığı ise ancak cennettir' (Buhârî, 'Umre', 1; Müslim, 'Hac', 437) ve 'Hac ve umreyi birbirine ekleyin (peş peşe birlikte yapınız); çünkü bunlar körüğün demir, altın ve gümüşteki kiri, pası gidermesi gibi, yoksulluğu ve günahları giderir. Makbul bir haccın karşılığı ancak cennettir' (Tirmizî, 'Hac', 2: Nesâî, 'Hac', 6) buyurmuştur.
[2/6 22:09] Ömer Tarık Yılmaz: O geldigi gün Allah'in izni olmadan hiç kimse konusamaz Onlardan kimi bedbahttir, kimi mutlu  (HUD/105)
 
Onlarin en bedbahti (deveyi kesmek için) atildiginda,  (ŞEMS/12)
 
O atese, ancak kötü olan girer  (LEYL/15)
[2/6 22:10] Ömer Tarık Yılmaz: UYUMA VE UYANMA ADABI
 
5721 - Abbad İbnu Temîm'in amcasından naklettiğine göre, 'Amcası, Resülullah aleyhissalâtu vesselâmı mescidde, ayaklarından birini diğerinin üzerine koymuş vaziyette sırtüstü yatarken görmüştür.'
 
Buhârî, Salât 85, İsti'zân 44; Müslim, Libâs 75, (2100); Muvatta, Kasru's-salât 87, (1, 173); Ebu Dâvud, Edeb 36, (4866); Tirmizî, Edeb 19, (2766); Nesâî, Mesacid 28, (2, 50).
 
İmam Malik şu ziyadeyi kaydetmiştir: 'İbnu'I Müseyyeb'ten bana ulaştığına göre Hz. Ömer ve Osman radıyallahu anhümâ da böyle yaparlardı.'
 
5722 - Hz. Câbir radıyallahu anh anlatıyor: 'Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
 
'Biriniz sırtüstü uzanıp, sonra da ayak ayak üstüne atmasın.'
 
Müslim, Libâs 74, (2099); Ebü Dâvud, Edeb 36, (4865); Tirmizî, Edeb 20, (2767, 2768).
 
5723 - Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: 'Resülullah aleyhissalâtu vesselâm karnı üzerine yatmış bir adam görmüştü; hemen müdahale edip: 'Bu Allah Teâla Hazretlerinin sevmediği bir yatıştır!' buyurdular.'
 
Tirmizî, Edeb 21, (2769).
 
5724 - Hz. Câbir radıyallahu anh anlatıyor: 'Resülullah aleyhissalâtu vesselâm, kişinin korkuluğu olmayan damda uyumasını nehyetti.'
 
Tirmizî, Edeb 82, (2858).
 
5725 - Ümmü Seleme ailesinden biri rivayet etmiştir: 'Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın yatağı, insanın kabrine konduğu şekildeydi, mescid de baş tarafındaydı.'
 
Ebu Davud, Edeb 106, (5044).
 
5726 - İbnu Abbâs radıyallahu anhüma anlatıyor: 'Resülullah aleyhissalâtu vesselâm geceleyin kalktı, kazayı hacette bulundu. Yani bevletti. Arkadan ellerini ve yüzünü yıkadı. Sonra, tekrar uyudu.'
 
Ebu Dâvud, Edeb 105, (5043).
 
5727 - İbnu Ömer radıyallahu anhüma: 'Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ı Ka'be'nin avlusunda gördüm, elleriyle şöyle ihtiba edip oturmuştu' dedi ve ihtiba oturuşunu (göstererek) tarif etti. Bu kurfusâ idi.'
 
Buhârî, İsti'zân 34.
 
5728 - Hz. Aişe radıyallahu anhâ'nın anlattığına göre, 'Kişinin (namazda) elini boş böğrüne koymasını mekruh addederdi ve: 'Bunu yahudiler yapar'derdi.'
 
Rezin tahric etmiştir. Ancak Buhârî bunu bir bab başlığında muallak olarak kaydetmiştir. Buhârî, Enbiyâ 50.
[2/6 22:10] Ömer Tarık Yılmaz: Yine Ebu Sa'îd (radıyallahu anh) hazretleri der ki: 'Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) şöyle buyurdular: 'Bir kul İslâm'a girer ve bunda samimi olursa, daha önce yaptığı bütün hayırları Allah, lehine yazar, işlemiş olduğu bütün şerleri de affeder. Müslüman olduktan sonra yaptıkları da şu şekilde muâmele görür: Yaptığı her hayır için en az on misli olmak üzere yediyüz misline kadar sevap yazılır. İşlediği her bir şer için de, -Allah affetmediği takdirde- bir günah yazılır.' 
Buharî hadisi tâlik olarak kaydeder (İman 31), Nesâî, İman 10, (8, 105).
[2/6 22:11] Ömer Tarık Yılmaz: İnkâr edenler ve âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, işte bunlar cehennemliktir. Onlar orada ebedî kalacaklardır.
[Bakara Sûresi.39]
[2/6 22:11] Ömer Tarık Yılmaz: “Ey gökleri ve yeri yaratan! Dünyada da ahirette de beni yönetip himaye eden sensin. Müslüman olarak canımı al ve beni iyi kulların arasına kat!” (Yûsuf, 12/101)
[2/6 22:11] Ömer Tarık Yılmaz: Acizliğini bilmeyen adam gerçekten kuvvetli değildir.[Cenap Şahabettin]
[2/6 22:13] Ömer Tarık Yılmaz: Hz.HALİME HATUN
 
Mekke Etrafındaki kabilelere, yeni doğan çocuklarını büyüyene kadar emanet etmek, Mekke halkının bir geleneği haline gelmişti. Maddi durumu iyi olan aileler, çocuklarının daha sağlıklı bir ortamda yetişmesi için, Mekke dışında yaşayan bir aileye çocuklarını emanet eder ve birkaç yıl sonra çocuklarını geri alınca ise o aileye büyük mali yardımlar yapardı.
Mekkelilerin Çocuklarını Mekke dışında tutmasının birkaç nedeni vardı. Mekke’nin dağlarla çevrili olması, bu bölgenin basık bir havaya sahip olmasına ve hastalıkların çok olmasına, dolayısıyla da birçok çocuğun bu hastalıklara yenik düşüp hayatını kaybetmesine sebep oluyordu, bu nedenle Mekke halkı, çocuklarının Mekke dışında büyümesine çok sıcak bakıyordu.
 
İkinci sebep ise Mekke dışında, çöllerde yaşayan Arapların daha iyi bir Arapçaya sahip olmasıydı. Arapçanın çok önemli olduğu o dönemde doğal olarak çocuklarının düzgün bir Arapçaya sahip olmasını arzu eden Mekkeli aileler çocuklarının bu kabileler içerisinde büyümesini tercih ediyorlardı.
 
Üçüncü sebep ise çocuk’a bakmayan annelerin eşlerine daha çok vakit ayırabilmesiydi. Hayatını çocuklara bakarak geçirmek istemeyen Mekkeli zengin aileler, çocuklarını Mekke dışındaki ailelere teslim ederek hem çocuklarının daha sağlıklı yetişmesini sağlıyor hem de birbirlerine daha çok vakit ayırma fırsatını yakalıyorlardı.
 
Beni Sa’d kabilesi, Araplar içinde, iyi yönleriyle tanınan bir kabile idi, bu kabiledeki kadınlar, her yıl Mekke’ye giderek çocuklarına bakılmasını isteyen ailelerin çocuklarını teslim alır ve kabilelerine getirirlerdi.
Bu kabilenin cömertlik, yiğitlik ve doğruluk gibi bilinen özelliklerinin yanı sıra en çok bilinen özelliği ise düzgün Arapça konuşması idi. Bu nedenle Mekke’nin büyükleri, çocuklarını bu kabileye vermeğe özen gösteriyorlardı.
Her sene olduğu gibi, Peygamber efendimizin doğduğu yıl da beni sa’d kabilesi Mekke’ye doğru yola koyuldu, Halime ve eşi de diğer ailelerle birlikte Mekke’ye doğru yol almaya başladılar ama bineklerinin hasta olması nedeniyle kafilenin gerisinde kalarak herkesten sonra Mekke’ye ulaştılar. Mekke ye ulaştıklarında ise zengin bir ailenin çocuğunu almak için adeta birbiriyle yarışan kabile kadınlarının Mekke deki bütün zenginlerin kapılarını dolaşarak çalmadık kapı bırakmadan bütün zengin çocuklarını aldıklarını gören halime ve eşi Abdul-Muttalib hazretlerini görünce çok sevindiler.
 
Peygamber efendimizin dedesi Abdul-Muttalib, Mekke’nin reisi ve bu kentin en önde gelen şahsiyeti olarak tanınıyordu. 
 
Boş dönmek istemeyen aile, Mekke’nin büyüğü olan Abdul-Muttalib’e sorunlarını anlatınca hz. Abdul-Muttalib onlara yeni, dünyaya gelen torununa bakmayı önerdi.
Bu öneriyi duyarak kabileden geri kaldıklarına sevinen halime ve eşi Hz Abdul-Muttalib’le birlikte Hz. Amine’nin evine gittiler ve dünyaya yeni gözlerini açan Hz. Muhammedi teslim alarak kabilelerine geri döndüler.
Büyük tarihçi İbn-i Hişam, kitabında, Hz. Halime’nin diliyle şöyle yazıyor:
Kıtlık ve kuraklık bir yılda çocuğumu yanıma alarak kocamla birlikte kabilemizin diğer kadınlarıyla beraber Mekke’deki çocukları üstlenmek için Mekke’ye gittik. Binek olarak bir eşek ve bir damla bile sütü olmayan yaşlı bir devemiz vardı.
Bir gece yol gittik ama açlıktan ağlayan bebeğimizin ağlama sesinden hiç uyuyamadık, üstelik ne benim onu doyuracak kadar sütüm vardı ne de devemizin bir damla sütü vardı. Tek ümidimiz Mekke idi. Mekke’ye vardığımızda ise bizim geldiğimizden haberdar olan Mekke halkı çocuklarını alarak yanımıza geldiler. Herkes, bir çocuğu üstlendi ama hiç kimse Hz. Muhammed’i üstlenmek istemiyordu, çünkü o yetimdi ve yetim bir çocuktan pek menfaat sağlanmayacağına inanan kadınlar bir türlü bu çocuğu kabul etmediler.
 
Bütün kadınlar bir bebek
[2/6 22:13] Ömer Tarık Yılmaz: Bayanların Ramazanda âdet geciktirici ilaç kullanmaları caiz midir? Ayrıca kullandığı ilaç sebebiyle âdeti geciken bir bayanın tuttuğu oruçlar geçerli midir?
 
Ay hâli oruç tutmaya mânidir. Bu hâlde iken tutulan oruç geçerli olmaz. İlaç etkisi ile de olsa, akıntı olmadıkça ay hâli vuku bulmuş olmayacağından tutulan oruç geçerlidir. Ancak hayız kanı ile vücutta biriken zararlı maddeler dışarı atıldığından, vücudun sıhhati bakımından ay hâlini önlemek için ilaç kullanılması tavsiye edilmez.
[2/6 22:14] Ömer Tarık Yılmaz: Ahkâm-ı Şer'iyye
 
İslâm dîninde bir işin yapılması veya yapılmaması gerektiğini bildiren hükümler. Emirler ve yasaklar. Bunlara Ahkâm-ı ilâhiyye, Ahkâm-ı İslâmiyye ve Ahkâm-ı Kur'âniyye de denir. Ahkâm-ı şer'iyye sekizdir  Farz, vâcib, sünnet, müstehâb, mübah, haram, mekruh, müfsid (Bkz. İlgili Maddeler). (İbn-i Âbidîn) Bütün insanlara her şeyden önce lâzım olan, îtikâdı (inancı) düzeltmektir. Yâni doğru bir îmân sâhibi olmaktır. İkinci olarak, ahkâm-ı şer'iyyeyi öğrenmektir. (Ahmed Fârûkî) Beden, ahkâm-ı şer'iyyeyi yapmakla süslenince, nefs dünyâ kötülüklerinden ve zararlarından kurtulur. (Ahmed Fârûkî) Îmân muma benzer. Ahkâm-ı şer'iyye mum etrâfındaki fener gibidir. Mum ile birlikte fener de İslâmiyet'tir. Fenersiz mum çabuk söner. Îmânsız İslâm olmaz. İslâm olmayınca da îmân söner. (Abdülhakîm bin Mustafâ) Haram işlememek ve bütün ahkâm-ı İslâmiyyeyi yerine getirmek kolaydır. Kalbi bozuk olana güç gelir. Bir çok işler vardır ki, sağlam insanlara kolaydır, hastalara ise güçtür. (İmâm-ı Rabbânî)
[2/6 22:15] Ömer Tarık Yılmaz: Acar
 
  T. Cesur, becerikli
 
 
 
     Kısaltmalar:
     A. Arapça,
     F. Farsça,
     FR. Fransızca,
     IB. İbranice,
     İ. İtalyanca,
     Moğ. Moğolca,
    T. Türkçe,
     Y. Yunanca,
     E.T. Eski Türkçe
[2/6 22:15] Ömer Tarık Yılmaz: İki büyükbaş hayvanın yediden fazla kişi tarafından hisseleri belirlenmeksizin kurban edilmesi ve kesildikten sonra etlerin karışık bir şekilde bölünerek hissedarlara dağıtılması halinde, yapılan bu işlem caiz olur mu?
 
Koyun ve keçi gibi küçükbaş hayvanlardan her biri yalnız bir kişi adına kurban edilir. Deve veya sığır gibi büyükbaş hayvanlar bir kişiden yedi kişiye kadar ortak olarak kurban edilebilir. Hissenin tek sayı veya çift sayı olması arasında bir fark yoktur. Ancak bu ortakların hepsi müslüman olup, herbirinin, Allah rızası için kesilen kurbanlık hayvanın en az yedide birine sahip olması gerekir. Koyun veya keçinin, iki kişi adına kurban olarak kesilmesi caiz değildir (Mevsıli, İhtiyar, İstanbul, tsz. V, 723). Bu itibarla her bir büyükbaş hayvana hissedar olan kişiler, kendileri adına kesilen kurbandan hisselerini belirlemelidirler.
 
 Buna göre iki büyükbaş hayvan, hisseleri belirlenmeksizin kurban olarak kesilir de etleri karışık bir şekilde mesela dokuz eşit parçaya bölünerek hissedarlara dağıtılırsa, yapılan bu işlem caiz olmaz. Ancak iki büyükbaş hayvanı kurban eden ortakların yedi veya daha az kişi olmaları durumunda bu işlem caiz olur. Zira her bir ortak, her iki hayvanın en az yedide birine sahip olur.
[2/6 22:21] Ömer Tarık Yılmaz: Kalpler Allah’ı Zikretmekle Huzura Kavuşur
 
 
  
 
  
 
 Onlar ayakta dururken, otururken, yatarken Allah’ı zikrederler. Göklerin ve yerin yaratılışını tefekkür eder, düşünürler… (Âl-i İmrân, 3/191) 
 
 Muhterem Müslümanlar!
 
 Okuduğum ayet-i kerimede Yüce Rabbimiz idrak sahibi müminleri şöyle tanıtıyor: “Onlar ayakta dururken, otururken, yatarken Allah’ı zikrederler. Göklerin ve yerin yaratılışını tefekkür eder, düşünürler…”[1]
 
 Okuduğum hadis-i şerifte ise Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) şöyle buyuruyor: “Rabbini zikreden ile zikretmeyenin durumu, diri ile ölünün durumu gibidir.”[2]
 
 Aziz Müminler! 
 
 Zikir, Rabbimize kulluğumuzun ve sadakatimizin ifadesidir. Manevî berekete açılan kapıdır. Gönüllerin huzur kaynağıdır. Kalbimizin gıdası, derdimizin devasıdır. Zikir, Rabbimizin her zaman ve her yerde bizi gördüğünü, işittiğini ve koruduğunu unutmamaktır. Bizler, Rabbimizin rahmet ve inayetine zikirle kavuşuruz. O’nun muhabbetine zikirle mazhar oluruz. Gafletten zikirle uyanır, vesveselerden zikirle kurtuluruz. Dünya ve ahiret selametine zikirle ulaşırız.
 
 Kıymetli Müslümanlar!
 
 Mümin, kalbini zikirle Rabbine açar.فَاذْكُرُون۪ٓي اَذْكُرْكُمْ “Siz beni anın ki ben de sizi anayım.”[3] ayetine bütün benliğiyle icabet eder. Zikirle Allah’ın varlığını, birliğini ve kudretini tefekkür eder. Rabbinin gözetiminde olduğu bilinciyle bir ömür sürer. Her daim iyiliklere ulaşmanın kötülüklerden uzaklaşmanın gayretinde olur.
 
 Müminin gönlü zikirle ferahlar.اَلَا بِذِكْرِ اللّٰهِ تَطْمَئِنُّ الْقُلُوبُۜ “Bilesiniz ki kalpler ancak Allah’ı zikretmekle huzura kavuşur.”[4] ayeti gereğince müminin ruhu zikirle sekinete erer. Yuvası zikirle huzura kavuşur.
 
 Değerli Müminler!
 
 Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulmaktadır: “Ey iman edenler! Allah’ı çokça zikredin. Ve O’nu sabah akşam tesbih edin.”[5] Bu ayeti kendine düstur edinen Peygamber Efendimiz (s.a.s), her işine Allah’ın adıyla başlardı. Elbisesini giyerken, evine girerken, evinden çıkarken, bineğine binerken Allah’ı anardı. Yemeğe başlarken besmele çeker, sonunda da elhamdülillah derdi. Uyumadan önce de uyandıktan sonra da Allah’ı zikrederdi.
 
 Aziz Müslümanlar!
 
 Zikir, Allah’ı zihinde tutmak, dil ile belirli kelimeleri tekrar etmekle birlikte, söz, tutum ve davranışlarımızla Allah’ın rızasını kazanma çabasıdır. Nefsimizi ıslah etme, iyilik ve hayır yolunda olma, huzur ve mutluluğa ulaşma gayretidir. Zikrin gerçek anlamını idrak eden bir mümin, Kur’an ve sünnete uygun bir hayat sürer. Kardeşlik hukukunu korur. Toplumda birlik ve beraberliği pekiştirmek için çaba gösterir. Zikri kendine şiar edinen bir mümin, yaratılış gayesini unutmaz. Hak duyarlılığını kaybetmez.
 
 Değerli Müslümanlar!
 
 Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de bizleri şöyle uyarmaktadır: “Ey iman edenler! Mallarınız ve evlatlarınız sizi, Allah’ı zikretmekten alıkoymasın.”[6] Bu ayet-i kerime rızkımızı kazanırken, işimizi yaparken, sorumluluklarımızı yerine getirirken her an Allah’ı hatırlamamız gerektiğini bizlere emrediyor. Varlıkta ve yoklukta, rahatlıkta ve zorlukta Rabbimize kulluk etmeye,  O’nu anmaya ve O’ndan yardım istemeye bizleri çağırıyor.
 
 Öyleyse Aziz Müminler!
 
 Yüce Rabbimizin rızasını, yardımını ve affını umarak her daim O’nu zikredelim. Esmâ-i Hüsnâ’sından güzel isimlerinden olan ya Allah, ya Rahmân, ya Rahîm, ya Selâm isimlerini dilimize tesbih ederek zikrimizi eda edelim. Zikrin en büyüğü olan namazlarımızı ihmal etmeyelim. Bir ismi de “Zikir” olan Kur’an-ı Kerim’i okuyalım, anlayalım ve yaşayalım.
 
 Hutbemi Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in bize öğrettiği şu dua ile bitiriyorum:للَّهُمَّ أَعِنَّا عَلَى شُكْرِكَ وَذِكْرِكَ وَحُسْنِ عِبَادَتِكَ “Alla
[2/6 22:21] Ömer Tarık Yılmaz: VAKFE (VUKUF)
 
 
 
Belirli bir yerde belirli süre kalmak demektir. Hacda, Arafat ve Müzdelife denilen iki yerde vakfe vardır.
Bunlardan 'Arafat vakfesi' haccın rüknü olup, farzdır. 'Müzdelife vakfesi' ise vaciptir.
[2/6 22:22] Ömer Tarık Yılmaz: 'Mal toplayan ve onu durmadan sayan, insanları arkadan çekiştiren, kaş göz işaretiyle alay eden her kişinin vay haline!'
(Hümeze, 104/1-2)
 http://www.duavesureler.com
[2/6 22:22] Ömer Tarık Yılmaz: 'Kıyamet günününde haklar sahiplerine mutlaka iade edilecektir. Hatta boynuzlu koyundan boynuzsuz koyunun hakkı dahi alınacaktır.'
(Müslim, 'Birr', 60)
 http://www.duavesureler.com
[2/6 22:22] Ömer Tarık Yılmaz: 'Allahım! Hz.İbrahim ve ailesine salât ve selam eylediğin gibi, Hz. Muhammed ve ailesine de salât ve selam eyle! Sen övgüye layıksın,şanı yüce olansın.'
null
 http://www.duavesureler.com
[2/6 22:23] Ömer Tarık Yılmaz: • Kırım’ın Fethi (1475)
'Öfke, iyi düşünmeyi daraltır, yanıltır.' Hacı Bayram-ı Velî [rahmetullahi aleyh]
 
Semerkand Takvimi
[2/6 22:24] Ömer Tarık Yılmaz: Aile Seçkin Yuva
 
Aile insanın nasibidir. Annesi, babası, eşi, çocukları Allah Teâlâ’nın seçimidir. Bunları ilâhî bir seçim olarak görmeli, yuvanın kutsiyetine inanmalıdır. Peygamber Efendimiz [sallallahu aleyhi vesellem] şöyle buyurmuştur:  Kadınlar hakkında Allah’tan korkun. Siz onları yüce Allah’ın emaneti olarak aldınız ve Allah’ın emri ve izni ile namuslarını kendinize helâl kıldınız! 
 
Aile birlikteliği ilâhî bir takdirdir. Bu yönüyle de mukaddes, mücella, münevver bir ocaktır. Allah Resûlü’nün [sallallahu aleyhi vesellem] vefat ettiği yer önemli bir ayrıntıyı barındırır. Onun saadetli hayatı için seçilen her yer ayrı bir öneme sahiptir. Âlemlere rahmet olarak seçilen Resûlullah Efendimiz [sallallahu aleyhi vesellem] nerede vefat edecektir?
 
Allah Teâlâ isteseydi habibini Mi‘rac gibi bir yükselme ile katına yükselterek dünya hayatını sonlandırabilirdi. Dileseydi Mescid-i Nebevî’de secdede, savaş meydanında harp sırasında ruhunu alabilirdi. Ancak Allah Teâlâ habibi için bunları değil ailesinin yanını seçmiş, nasip etmiş, son nefeslerini Hz. Âişe annemizin kucağında vermiştir.
 
Semerkand Takvimi
[2/6 22:24] Ömer Tarık Yılmaz: Bir Ayet
'Mal toplayan ve onu durmadan sayan, insanları arkadan çekiştiren, kaş göz işaretiyle alay eden her kişinin vay haline!'
(Hümeze, 104/1-2)
 
Daha fazlası için Bir Ayet Hadis Dua uygulamasını hemen indir; Google Play: https://birayethadisdua.page.link/app?ayet=ebDH5i55RqM=
[2/6 22:24] Ömer Tarık Yılmaz: Bir Hadis
“Allahım! Dalalete (sapıklığa) düşmekten veya (başkalarını) dalalete düşürmekten, hataya düşmekten veya (başkasını) hataya düşürmekten, zulmetmekten veya zulme uğramaktan, cahillik etmekten veya cahillikle karşılaşmaktan, sana sığınırım.”
(Ebu Dâvûd, “Edeb”, 112)
 
Daha fazlası için Bir Ayet Hadis Dua uygulamasını hemen indir; Google Play: https://birayethadisdua.page.link/app?hadis=ebDH5i55RqM=
[2/6 22:24] Ömer Tarık Yılmaz: Bir Dua
'Allah’ım! Günahımı bağışla, evimi, yurdumu geniş ve rahat eyle ve rızkımı benim için bereketli eyle.'
(İbn Ebî Şeybe, 'Dua', 42, No: 29382)
 
Daha fazlası için Bir Ayet Hadis Dua uygulamasını hemen indir; Google Play: https://birayethadisdua.page.link/app?dua=ebDH5i55RqM=
[2/6 22:25] Ömer Tarık Yılmaz: Allahü Teâlâ içki içene, içirene, alıp satana, yapana, saklayana, taşıyana, kendisine götürülene ve parasını yiyene lanet etti. Hadis-i Şerif
[2/6 22:25] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Ayeti
 
Allah göklerin ve yerin nurudur. Onun nurunun temsili şudur: Duvarda bir hücre; içinde bir kandil, kandil de bir cam fânûs içinde. Fânûs sanki inci gibi parlayan bir yıldız. Mübarek bir ağaçtan, ne doğuya, ne de batıya ait olan zeytin ağacından tutuşturulur. Bu ağacın yağı, ateş dokunmasa bile, neredeyse aydınlatacak (kadar berrak) tır. Nur üstüne nur. Allah dilediği kimseyi nuruna iletir. Allah insanlar için misaller verir. Allah her şeyi hakkıyla bilendir.
 
(Nûr, 24/35)
[2/6 22:25] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Hadisi
 
...İki kişi arasında adâletle hükmetmen sadakadır…
 
(Al-Bukhari, Muslim)
[2/6 22:25] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Duası
 
Allahım! Zulmetmekten de, zulme uğramaktan da sana sığınırım.
[2/6 22:26] Ömer Tarık Yılmaz: Vaktin Esmaül Hüsnası
 
El-Muhsi
 
İnsanların bütün yaptıklarını, olup biten her şeyi bilen ve koruyan
[2/6 22:26] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Hikayesi
 
O Senin Ailenden Değil
 
   Hz.Nuh'un kafirlerle beraber bulunan bir oğlu vardı. Hz. Nuh oğlunu dalgalardan kurtulmaya çalışırken görünce seslendi: 
 
 - Ey oğulcağızım! Bizimle gemiye bin. Sakın kafirlerle beraber olma! 
 
 - Beni sudan koruyacak bir dağa sığınırım! 
 
 - Allah dilemedikçe, bugün O'nun azabından koruyacak hiçbir şey yoktur. 
 
 Hz.Nuh ile oğlunun arasına dalgalar girdi. Hz.Nuh'un oğlu da boğulanlardan oldu. Hz.Nuh oğlu için çok üzülmüştü. Nasıl üzülmesinki? O kendi oğlu değil miydi? Hz.Nuh dünyada sudan kurtulamayan oğlunu hiç değilse kıyamet günü kurtarmayı arzu etti! 
 
 Muhakkak ki, ateş sudan daha şiddetlidir. Ahiret alemindeki azap daha korkunçtur. Acaba Allah, kulu Nuh'a aile efradını kurtaracağına dair bir söz vermemiş miydi? Elbette vermişti. Allah Teala sözünden caymayacağı için Hz.Nuh Allah katında oğlu için şefaatte bulunmayı istedi. 
 
 Hz.Nuh rabbine şöyle yalvardı: 
 
 - Şüphesiz oğlum benim aile efradımdandır. Muhakkak ki, senin aile efradımı kurtaracağına dair verdiğin sözün haktır. Sen hakimlerin hakimisin! 
 
 Fakat Allah, soylara, soplara değil sadece amellere bakar. Allah kendisine ortak koşanlar hakkında yapılan şefaati kabul etmez. Allah'a ortak koşan bir kimse peygamberin ailesinden biri olamaz. İsterse öz oğlu olsun! Allah, Nuh kulunun dikkatini bu hususa çekerek şöyle buyurdu: 
 
 - Ey Nuh! O senin ailenden değildir. Çünkü o iyi olmayan amellerin sahibidir. O halde bilmediğin bir şeyi benden isteme. Seni  cahillerden olmaktan menederim. 
 
 Hz.Nuh (a.s.) hemen hatasını anladı ve derhal Allah'a yönelerek tevbe etti ve yalvardı:  
 
 - Ey rabbim! Bilmediğim bir şeyi senden istemekten sığınırım. Eğer beni bağışlamaz ve bana merhamet etmezsen, hüsrana düşenlerden olurum.
[2/6 22:26] Ömer Tarık Yılmaz: 'Allah'ın adıyla, Allah'a tevekkül ediyorum. Allah'ım! sapıtmak ve saptırılmaktan, alçalmak ve alçaltılmaktan, zulmetmek ve zulmedilmekten, bilgisizlikten ve bilgisiz bırakılmaktan Sana sığınırım.' (Tirmizî)
[2/6 22:26] Ömer Tarık Yılmaz: İzzet ve celâl sahibi Allah şöyle buyurdu: 'Kulum iyi bir iş yapmaya niyet eder de yapmazsa ona bir iyilik (sevabı) yazarım. Ama onu yaparsa on kattan yedi yüz kata kadar iyilik (sevabı) yazarım. Eğer (kulum) bir kötülük yapmaya niyet eder de yapmazsa onu (bir günah olarak) yazmam. Fakat onu yaparsa ona bir kötülük (günahı) yazarım.'
(Müslim, Îmân, 204; Buhârî, Rikâk, 31)
[2/6 22:26] Ömer Tarık Yılmaz: SOHBET.......... CENNETİN BAZI NÎMETLERİ

 

Cennetin kapısı 8 tanedir:

Birincisi; beş vakit namaz kılan mü’minlerin îmânıdır.
İkincisi; Besmele-i şerife dir.
Diğer 6’sı da Fatiha-i Şerife nin içinde dâhildir.
Cennetin kapıları şunlardır:
1. Dâri-Celal: Beyaz nurdan.
2. Dâri-Karar: Kırmızı yakuttan.
3. Dâri-Selâm: Yeşil zebercetten.
4. Cennetül Huld: Mercandan.
5. Cennetül Mevâ: Gümüşten.
6. Cennetül Adn: Altından.
7. Cennetül Firdevs: Hem altından hem de gümüşten.
8. Cennetül Nâim: Kırmızı yakuttan.
Cennette 4 ırmak akar. Bu ırmakların baş tarafı birdir, dip tarafı ise başka başkadır. Her birinin lezzeti birbirine uymaz. Bu ırmakların biri saf sudur. İkincisi saf süttür. Üçüncüsü Cennet şarabıdır. Dördüncüsü de saf baldandır.
Cennette yüksek köşkler vardır ve bu köşkler eğilir, mü’min o köşke biner ve istediği yere gider. Bu köşkün dünyadaki benzeri devedir.
Cennette Tuğbâ ağacı vardır ve bu ağacın gövdesi yukarda, dalları ise aşağıdadır. Bu ağacın dünyada ki benzeri ise Ay ve Güneş’tir.
Cennet ehli yer, içer fakat hacet gidermezler. Böyle bir ihtiyaç olmaz.
Allah-ü teâlâ Cennetteki kullarına seslenir:
“Benden daha başka ne istersiniz? Vereyim, zevk ve sefâda olun.” 
Kullar da  derler ki:
“Yarabbi bizi Cehennemden azât eyledin ve Cennetine koydun, bu kadar huri ve gılmân verdin, akla gelmeyen, gözle görülmeyen ve kulakların işitmediği bu kadar nîmetler verdin. Artık bir şey istemeye utanırız...”
Kullar en sonunda; Allah-ü teâlânın cemâlini gördüklerinde binlerce yıl hayran kalsalar gerektir…

 
 
02.06.2023 - Türkiye Takvimi - https://play.google.com/store/apps/details?id=turkiyetakvimi.takvim
[2/6 22:26] Ömer Tarık Yılmaz: Ravi: Ebu Hüreyre (ra)
Resulullah (sav) buyurdular ki: 'Sizden kim Vettini ve'zzeytuni süresini okuyup son ayeti olan: 'Allah hakimlerin hakimi değil mi?' (8. ayet) ayetine gelince: 'Evet, ben buna şehadet edenlerdenim' desin. Kim de La uksimu biyevmi'l-kıyame'yi okuyup son ayeti olan '(Bütün bunları yapan Allah) ölüleri tekrar diriltmeye kadir değil midir?' (Kıyamet 40) ayetini de okudu mu: 'Rabbimizin izzetine andolsun evet!' desin. Kim de Mürselat süresini okuyup en sondaki, 'Artık bundan sonra hangi söze inanacak onlar?' (50. ayet) ayetini de tamamladı mı: 'Allahu Teala'ya inandık' desin.' (Hadis, Ebu Davud'da tam olarak, Tirmizi'de, 'Ben buna şehadet edenlerdenim'e kadar olan kısmı rivayet edilmiştir) 
 
Bu hadisin yer aldığı kitaplar: Ebu Davud, Salat 154, (887), Tirmizi, Tefsir, Tin, (3344)
 
Hadisin Açıklaması:
Bazı âlimler, mezkur sûreler okunduğu zaman belirtilen kelimeleri söylemenin müstehab olduğunu, böyle yapmanın, okuyan kişi namazda veya namaz dışında da olsa farketmeyeceğini söylerler. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın istiğfar taleb etmeyi  emreden âyetlerde istiğfarda bulunduğu, istiâze taleb etmeyi emreden âyetlerde de istiâzede bulunduğuna dâir rivayetler gözönüne alınınca, Kur'ân'ı düz okuyup geçmektense, mânasına nüfuz ederek, sindire sindire ve beyan ettiği hakikatleriyle hallenerek, derpiş ettiği mânevî atmosferi ruhen ve şuurlu olarak yaşayarak okumamızı irşâd ettiği kanaatine varabiliriz. Kur'ân-ı Kerim'i ayda bir sefer hatmetmeyi tavsiye etmesi, hele beş günden daha az zamanda hatmetmeye izin vermemesi de bu hususu te'yid eden bir keyfiyettir. Zîra Kur'ân süratli okundukça tefekkür azalır, ruhen nüfûz etme, aklen idrâk etme  nisbetleri düşer. Müteakip rivayetler de bu açıdan mânidardır
[2/6 22:27] Ömer Tarık Yılmaz: İnsanlar, ‘İnandık’ demekle imtihan edilmeden bırakılacaklarını mı zannederler? (Ankebût, 29/2)
[2/6 22:27] Ömer Tarık Yılmaz: Yemeği bitirdiği zaman Elhamdülillahillezi et'amena ve sekana ve cealena mine'l-müslimin, (Bizi yediren, içiren ve Müslüman kılan Allah'a hamd olsun. Ravi: Ebu Davud
[2/6 22:28] Ömer Tarık Yılmaz: Hadis-i Şerifte Buyuruldu ki:
 
Babam, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'dan izin isteyerek kendisi ile kamisi arasına girdi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'ı öpüyor ve kucaklıyordu. Sonra: 'Ey Allah'ın Rasülü yasaklanması yasak olan şey nedir? bana söyle' dedi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): 'Tuz!' dedi. Babam tekrar sordu: 'Başka ne var?' Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): 'Ateş!' dedi. Sonra tekrar sordu: 'Ey Allah'ın Resulü yasaklanması, helal olmayan şey nedir?' Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): 'Hayır yapman kendine hayırdır' cevabını verdi.
 
Kaynak : Ebu Davud, Büyu 62, (3476)
 
( Sen de oku : bit.ly/Hadisiserif )
[2/6 22:28] Ömer Tarık Yılmaz: güvenilir bulmayız. Niyetinin iyi olduğunu söylese bile kendisinden emin olmaz ve ve kendisini doğrulamayız. (Buhari, Şehadet 5)
 
BÖLÜM: 50
 
ALLAH’IN GÜÇ VE AZABINA KARŞI DEVAMLI
 
SORUMLULUK BİLİNCİNDE OLMAK
 
قال الله تعالى : وَاِيَّاىَ فَارْهَبُونَ.
 
“... Ey İsrailoğulları yalnızca benden korkun(bana karşı sorumluluk bilinci taşıyın).” (2 Bakara 40)
 
قال الله تعالى : إن بَطْشَ رَبِّكَ لَشَدِيدٌ.
 
“Şüphesiz Rabbinin yakalaması son derece çetindir.” (85 Büruc 12)
 
قال الله تعالى : وَكَذلِكَ أخذ رَبِّكَ إذا أخذ الْقُرَى وَهِىَ ظَالِمَةٌ إن أخذهُ اَلِيمٌ شَدِيدٌ إن فِى ذلِكَ لآَيَةً لِمَنْ خَافَ عَذَابَ الآخِرةِ ذلِكَ يَوْمٌ مَجْمُوعٌ لَهُ النَّاسُ وَذلِكَ يَوْمٌ مَشْهُودٌ وَمَا نُؤَخِّرُهُ إلا لأجَلٍ مَعْدُودٍ يَوْمَ يَأْتِ لاَ تَكَلَّمُ نَفْسٌ إلا بِاِذْنِهِ فَمِنْهُمْ شَقِىٌّ وَسَعِيدٌ فَاَمَّا الَّذِينَ شَقُوا فَفِى النَّارِ لَهُمْ فِيهَا زَفِيرٌ وَشَهِيقٌ..
 
“İşte senin Rabbin zulm yani haksızlık eden kentlerin toplumlarını böylece kıskıvrak yakalayıverir. Şüphesiz ki onun yakalaması çok şiddetli ve çok zorludur. Gerçek şu ki, bütün bu anlatılanlarda ahiret azabından korkanlar için apaçık bir ders ve uyarı vardır. O gün ki bütün insanlık bir araya gelecektir ve o gün her şey tüm açıklığıyla ortaya konacaktır. O günü ancak bizim bildiğimiz sayılı bir vakte kadar geciktiririz. O gün gelince Allah’ın izni olmaksızın kimse konuşamayacaktır. O gün bir araya getirilenlerden kimileri felakete uğramış üzüntülü ve mutsuz, kimileri de mutlu ve sevinçli olacaklardır. O gün mutsuz olanlar dünyadayken yaptıklarından dolayı ateşte yaşayacaklar ve orada ah çekip inleyeceklerdir.” (11 Hud 102-106)
 
قال الله تعالى : وَيُحَذِّرُكُمُ اللهُ نَفْسَه.ُ
 
“Allah ancak kendisine karşı gelmekten dikkatli olmanızı ister.” (3 Al-i İmran 28)
 
قال الله تعالى : يَوْمَ يَفِرُّ الْمَرْءُ مِنْ أخيهِ وَاُمِّهِ وَأبيهِ وَصَاحبتِهِ وَبَنِيهِ لِكُلِّ أمرئٍ مِنْهُمْ يَوْمَئِذٍ شَأن يُغْنِيهِ.
 
“O gün kişi kardeşinden, annesinden ve babasından, eşinden ve çocuklarından kaçar. O gün her kişinin kendine yetecek bir derdi ve meşguliyeti vardır.” (80 Abese 34-37)
[2/6 22:28] Ömer Tarık Yılmaz: Ramazan ayının ilk gecesi olunca, şeytanlar ve azgın cinler zincire vurulur, cehennem kapıları kapatılır ve hiçbiri açılmaz. Cennetin kapıları açılır ve hiçbiri kapanmaz. Sonra bir melek şöyle seslenir: 'Ey hayır dileyen, ibadet ve kulluğa gel! Ey şer isteyen uzatma, günahlarından vazgeç!' Allah'ın bu ayda ateşten azat ettiği nice kimseler vardır ve bu Ramazan boyunca her gece böyledir.
-Tirmizi, Savm, 1
 
Günlük Hadis Uygulamasını
Ücretsiz İndir:
https://dailyhadith.page.link/y1E4
[2/6 22:29] Ömer Tarık Yılmaz: [Hadis No : 3595]
 
Hz. Ebu Musa radıyallahu anh anlatıyor: 'Resûlullah aleyhissalatu vesselam'a uğramıştım. Elindeki bir misvakla dişlerini misvaklıyordu ve ü, ü diye bir ses çıkarıyordu, misvak ağzındaydı, sanki kusuyor gibiydi.' 
 
Buhari, Vudü 73; Müslim, Tahâret 46, (255); Ebu Dâvud, Tahâret 26, (49); Nesâi, Tahâret 3, (1, 9).
 
 
 
İslami Uygulamalar  islamiuyg@gmail.com
[2/6 22:29] Ömer Tarık Yılmaz: De ki: 'Yeryüzünde dolaşın da Allah'ın başlangıçta yaratmayı nasıl yaptığına bakın. Sonra Allah (aynı şekilde) sonraki yaratmayı da yapacaktır. (Kıyametten sonra her şeyi tekrar yaratacaktır) Şüphesiz Allah'ın gücü her şeye hakkıyla yeter.' - Ankebût - 20. Ayet
[2/6 22:30] Ömer Tarık Yılmaz: Tarih: 02.06.2023
﷽َ
 
ُرو َّن ا َ ۪فيَ
هىَ ُجنُوبِِه ْمََّويَّتََّّف ٰكَّ
ََّو َّعل
ََّوقُ ُعوداً
ََِّقيَّاماً
ُرو َّنَا ّٰلل ه
ْذكُ
۪ذي َّنَيَّ
َّ
ٰ
ل
َ
 
ْر ِض
ْْلَّ
همَّوا ِتََّوا
ِقَال ٰسَّ
َّخل ... ْ
َّلََّر ُسو ُل َّوَ َ
قَّا َِ
ه
ا ّٰللَ يَ
َّ
ٰ
َصل َُ
ه
ا ّٰلل َّمَ
َّ
ٰ
ْيِهََّوَسل
َّعل : َّ
ْذَ
َيَّ
ِذىَْلَّ
َّ
ٰ
هََُّوال
َّ
ْذ ُكُرََّربٰ
ِذىَيَّ
َّ
ٰ
ُلَال
َّمثَّ َّمِٰي ِتَ
ْ
ََّوال
َّح ٰىِ
ْ
ُلَال
كُ . ُرََّمثَّ
KALPLER ALLAH’I ZİKRETMEKLE 
HUZURA KAVUŞUR
Muhterem Müslümanlar!
Okuduğum ayet-i kerimede Yüce Rabbimiz
idrak sahibi müminleri şöyle tanıtıyor: “Onlar 
ayakta dururken, otururken, yatarken Allah’ı 
zikrederler. Göklerin ve yerin yaratılışını 
tefekkür eder, düşünürler…”
1
Okuduğum hadis-i şerifte ise Sevgili 
Peygamberimiz (s.a.s) şöyle buyuruyor: “Rabbini 
zikreden ile zikretmeyenin durumu, diri ile 
ölünün durumu gibidir.”
2
Aziz Müminler! 
Zikir, Rabbimize kulluğumuzun ve 
sadakatimizin ifadesidir. Manevî berekete açılan 
kapıdır. Gönüllerin huzur kaynağıdır. Kalbimizin
gıdası, derdimizin devasıdır. Zikir, Rabbimizin her 
zaman ve her yerde bizi gördüğünü, işittiğini ve 
koruduğunu unutmamaktır. Bizler, Rabbimizin 
rahmet ve inayetine zikirle kavuşuruz. O’nun 
muhabbetine zikirle mazhar oluruz. Gafletten zikirle 
uyanır, vesveselerden zikirle kurtuluruz. Dünya ve
ahiret selametine zikirle ulaşırız.
Kıymetli Müslümanlar!
Mümin, kalbini zikirle Rabbine açar. 
ْرَ
 ْذكُ
ُرو۪ن ي َا
ْمََ
ُكُ ذك ْاَّف” Siz beni anın ki ben de sizi 
anayım.”3 ayetine bütün benliğiyle icabet eder.
Zikirle Allah’ın varlığını, birliğini ve kudretini 
tefekkür eder. Rabbinin gözetiminde olduğu
bilinciyle bir ömür sürer. Her daim iyiliklere 
ulaşmanın kötülüklerden uzaklaşmanın gayretinde 
olur.
Müminin gönlü zikirle ferahlar. 
َ
و ُب 
ُ
ْ ُقل
َال
ْط َّمِئ ٰنُ
ِ َتَّ
 َّْل َبِ ِذ ْكِر َا ّٰلل ه
ا” Bilesiniz ki kalpler ancak 
Allah’ı zikretmekle huzura kavuşur.”
4 ayeti 
gereğince müminin ruhu zikirle sekinete erer. 
Yuvası zikirle huzura kavuşur.
Değerli Müminler!
Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulmaktadır: “Ey 
iman edenler! Allah’ı çokça zikredin. Ve O’nu 
sabah akşam tesbih edin.”
5 Bu ayeti kendine
düstur edinen Peygamber Efendimiz (s.a.s), her işine 
Allah’ın adıyla başlardı. Elbisesini giyerken, evine 
girerken, evinden çıkarken, bineğine binerken 
Allah’ı anardı. Yemeğe başlarken besmele çeker, 
sonunda da elhamdülillah derdi. Uyumadan önce de 
uyandıktan sonra da Allah’ı zikrederdi.
Aziz Müslümanlar!
Zikir, Allah’ı zihinde tutmak, dil ile belirli 
kelimeleri tekrar etmekle birlikte, söz, tutum ve 
davranışlarımızla Allah’ın rızasını kazanma
çabasıdır. Nefsimizi ıslah etme, iyilik ve hayır 
yolunda olma, huzur ve mutluluğa ulaşma gayretidir. 
Zikrin gerçek anlamını idrak eden bir mümin,
Kur’an ve sünnete uygun bir hayat sürer. Kardeşlik 
hukukunu korur. Toplumda birlik ve beraberliği 
pekiştirmek için çaba gösterir. Zikri kendine şiar 
edinen bir mümin, yaratılış gayesini unutmaz. Hak 
duyarlılığını kaybetmez. 
Değerli Müslümanlar!
Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de bizleri 
şöyle uyarmaktadır: “Ey iman edenler! Mallarınız 
ve evlatlarınız sizi, Allah’ı zikretmekten 
alıkoymasın.”6 Bu ayet-i kerime rızkımızı
kazanırken, işimizi yaparken, sorumluluklarımızı 
yerine getirirken her an Allah’ı hatırlamamız
gerektiğini bizlere emrediyor. Varlıkta ve yoklukta, 
rahatlıkta ve zorlukta Rabbimize kulluk etmeye, 
O’nu anmaya ve O’ndan yardım istemeye bizleri 
çağırıyor.
Öyleyse Aziz Müminler!
Yüce Rabbimizin rızasını, yardımını ve affını
umarak her daim O’nu zikredelim. Esmâ-i 
Hüsnâ’sından güzel isimlerinden olan ya Allah, ya 
Rahmân, ya Rahîm, ya Selâm isimlerini dilimize 
tesbih ederek zikrimizi eda edelim. Zikrin en büyüğü 
olan namazlarımızı ihmal etmeyelim. Bir ismi de 
“Zikir” olan Kur’an-ı Kerim’i okuyalım, anlayalım 
ve yaşayalım.
Hutbemi Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in bize 
öğrettiği şu dua ile bitiriyorum: 
َ
 
َّك ا َ
َّى َ ُش ْكِر َّك ََّوِذ ْكِر َّك ََّو ُح ْسِن َ ِعبَّاَّدتِ
ا َ َّعل
ِعٰنَّ
َّ
َأ
ُه ٰمَّ
َّ
ٰ
لل” Allah’ım! Sana 
şükretmek, seni zikretmek ve sana güzelce ibadet 
etmekte bize yardım et.”7
 
1 Âl-i İmrân, 3/191.
2 Buhârî, Deavât, 66.
3 Bakara, 2/152.
4 Ra’d, 13/28.
5 Ahzâb, 33/41,42.
6 Münâfikûn, 63/9.
7
İbn Hanbel, II, 299.
Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü
[2/6 22:30] Ömer Tarık Yılmaz: Bir insan, başkasının bir karış yerini haksız bir şekilde alırsa, o yerin yedi katı o kimsenin boynuna geçirilir. - Buhârî, Mezâlim, 13, Müslim, Müsâkât, 142
[2/6 22:30] Ömer Tarık Yılmaz: “Allah’ım! Bana verdiğin rızık konusunda beni kanaat sahibi yap ve o rızkımı bereketli kıl. Zayi olan her nimetin daha hayırlısını bana ihsan eyle.”  - Hâkim, Deavât, No:1878
[2/6 22:30] Ömer Tarık Yılmaz: Ebû Hüreyre’den nakledildiğine göre Peygamberimizin yanına bir adam gelerek bir kadınla ilgili olarak şunları söyler: “Ey Allah’ın Resûlü! Falan kadının çok namaz kıldığından, çok sadaka verdiğinden, çok oruç tuttuğundan, ancak diliyle komşusuna eziyet ettiğinden söz ediliyor, (ne buyurursunuz?)” Allah Resûlü, “O, cehennemde olacaktır” buyurur. Adam, bu defa başka bir kadınla alâkalı olarak Hz. Peygamber’e şu soruyu yöneltir: “Ey Allah’ın Resûlü! Bir başka kadının da az oruç tuttuğundan, az sadaka verdiğinden, az namaz kıldığından, sadece yağsız peynir gibi şeylerden tasadduk ettiğinden, ancak diliyle komşusunu rahatsız etmediğinden söz ediliyor (bunun hakkında ne dersiniz?)” Bu kadının durumuyla ilgili olarak ise Hz. Peygamber, “O, cennette olacaktır.” buyurarak (İbn Hanbel, Müsned, II, 404) ibadetlerin yanında güzel ahlak sahibi olmanın ve insanlarla iyi ilişkiler kurmanın önemini vurgulamıştır. - İYİ KOMŞU OLMANIN MÜKÂFATI
[2/6 22:30] Ömer Tarık Yılmaz: İslâmda Muaşeret (Güzel Geçinme) Âdâbı
15- İslam dini, insanların muaşeretine (birbiriyle görüşüp konuşmalarına, toplum halinde medeniyet üzere yaşamalarına) büyük bir önem vermiştir.
Müslümanların birbirleriyle geçinmelerinde samimiyet, tevazu, sadelik, zorlanmama, karşılıklı yardım, nezaket, saygı, sevgi ve hayırseverlik bir esastır.
16- İslamda halk ile geçinmenin çeşitli yönleri ve dereceleri vardır. Bunların bir kısmı şunlardır:
1) Herkese karşı tatlı dilli, güler yüzlü, açık kalbli olmak. Bir müslüman daima güleryüzlü bulunur. Hiç bir kimseyi asık bir yüzle karşılamaz. Bir hadis-i şerifde buyurulmuştur:
'Şüphe yok ki, Allah yumuşak huylu, açık yüzlü kimseyi sever.'
2) Herkesle güzel şekilde görüşmek, insanlara eziyet vermekten kaçınmak.
Bir hadis-i şerifde buyurulmuştur:
'Müslüman odur ki, dilinden ve elinden müslümanlar selamette bulunur.
3) İnsanların eziyetlerine katlanmak, kötülüğe karşı iyilik yapmak.
Bir hadîis-i şerifde buyurulmuştur:
'Sıddîkların (özü-sözü dosdoğru olanların) derecelerine geçmek istersen, senden ilgiyi kesene bağlan, senden esirgeyene sen ver, sana zulmedeni de bağışla.'
4) Dargınlığa hemen son vermek. Müslümanlar arasında bir dargınlık olursa hemen barışırlar, birbirlerinden üç günden ziyade ayrı kalmazlar. Müslümanların gönüllerinde düşmanlık ve kin duyguları yaşamaz. Bir hadis-i şerifde buyurulmuştur:
'Üç günden ziyade kardeşine dargın kalmak bir müslümana helal olmaz.'
5) Dargınların arasını düzeltmeye çalışmak. Bir müslüman, iki din kardeşi arasında her nasılsa bir dargınlık olduğunu görünce aralarını bulmaya ve küskünlüğü gidermeye çalışır. Bir hadis-i şerifde buyurulmuştur:
'Sadakanın en faziletlisi, dargınların aralarını bulup düzeltmektir.'
6) İnsanların kusurlarım araştırmamak ve yaymamak, aksine örtmeye çalışmak. Müslümanlar kimsenin kusurlarını araştırmazlar. Kimsenin ayıbını ve kusurunu araştırıp ortaya çıkarmaya ve göstermeye çalışmazlar. Buna aykırı hareket dinde yasaktır. Bir hadis-i şerifde buyurulmuştur:
'Bir kul bir kulun kusurunu örterse, Allahü Teala Hazretleri de onu kıyamette örter. (günahlarını açığa vurmaz).'
7) Dostları arkalarından savunma. Bir müslüman gerektiğinde dostlarını, din kardeşlerini arkalarından savunur. Onlar hakkındaki yanlış fikirleri düzeltmeye çalışır. Bir hadis-i şerifde buyurulmuştur:
'Bir kul kardeşine yardımda bulundukça, kendisine de Allah daima yardım eder.'
8) İnsanların kalblerini kötü zandan korumak için sakıncalı yerlerden uzak durmak. Buna aykırı davranmak birçok kimselerin günaha girmesine sebeb olur, insanlar arasında dedi-koduya ve nefrete yol açar. Bir hadis-i şerifde şöyle buyurulmuştur:
'Töhmet yerlerinden kaçınız...'
9) Değişik halk sınıfları ile makamlarına göre sohbet edip ilişki kurmak. Herkese kabiliyet ve durumuna göre hitab etmeli. Bir alimden, bir zahidden, bir zenginden beklenen vasıfları, bir cahilden, bir fasıkdan, bir fakirden beklememelidir.
10) Yaşlılara hürmet, çocuklara, düşkünlere merhamet ve şefkat göstermek. İslamda büyüklere karşı saygı, küçüklere karşı sevgi bir esastır. Bu esas, aileler arasında bir kat daha önemlidir. Anaya-babaya pek ziyade hürmet etmek bunun bir örneğidir. Bunları adları ile çağırmak terbiyeye aykırıdır. Bir kadının kocasını adı ile çağırması da edebe aykırı olduğundan mekruhtur. Bir hadis-i şerifin anlamı şöyledir: 'Bir genç bir yaşlıya sadece yaşından dolayı hürmet etti mi, Allah da ona bir mükafat olmak üzere, ihtiyarlığı zamanında hürmet edecek bir kimseyi muhakkak yaratır.'
Bu mübarek hadis, yaşlılara saygı gösteren gençlerin sevab kazanacaklarını ve çok yaşayacaklarını müjdelemektedir. Artık ihtiyarları bir yük kabul eden gençler, bunu biraz düşünmelidirler.
11) Hayırsever olmak, yardım etmek ve arka çıkmak. Şöyle ki:
[2/6 22:31] Ömer Tarık Yılmaz: da besmelenin dilimize göre mümkün farz edilebilecek tercemesi şu şekillerden biri olması gerekir:
 
1- Çok merhamet edici bir Rahmân olan Allah'ın ismi ile, (lâm mânâsına olan tamlama)
 
2- Rahmân, Rahim olan Allah'ın ismi ile (lâm mânâsına olan tamlama)
 
3- Rahmân-ı Rahîm olan Allah ismi ile (yahut adı ile açıklama tamlaması )
 
4- Rahmân Rahim olan Allah adına.
 
Fakat ilk bakışta bu dört şeklin her birindeki 'olan' sıfat bağlacı, yanlış bir anlamaya yol açıyor. Çünkü 'olmak' fiili dilimizde hem var olma, hem de durumun değişmesi mânâlarında ortak olarak kullanıldığından dolayı; önceden değil imiş de sonradan Rahmân-ı Rahim olmuş, sonradan meydana gelmiş gibi bir mânâyı ifade edebilir. Olan yerine bulunan kelimesini de bağlaç olarak kullanmak iyi olmuyor. Bundan dolayı bu bağlacın düşürülmesi ile;
 
5- 'Rahmân, Rahim, Allah'ın ismi ile, veya;
 
6- Rahmân, Rahim Allah ismi ile' demek daha doğru olacaktır. Bunda da Allah zat isminin en önemli olan öne alınmasına riayet edilmemiş ve neticede araya giren fiil ile rahmetin arası açılmış olur. Bundan dolayı Allah ismini sıfatları ile beraber bir isim gibi

Borsa günü yükselişle tamamladı

Antalya Havalimanı 2 ayda yaklaşık 2 milyon yolcuya hizmet verdi

Sakarya, yılın ilk 2 ayında 26 bin 314 aracı yurt dışına gönderdi

Küresel Para Haftası sunum ve panellerle devam ediyor

AB, Macaristan ve Slovakya'ya petrol akışını sağlamaya çalışıyor

Fitch: Orta Doğu'daki gerilimin kısa sürmesi halinde Türkiye'ye yönelik riskler yönetilebilir

Borsada bugünkü işlemlerin takası 23 Mart'ta yapılacak

Türkiye'den transit geçecek harp araç ve gereçlerine ilişkin esaslar düzenlendi

Konut Fiyat Endeksi şubatta yüzde 1,8 arttı

Safranbolu lokumu üreticileri bayram mesaisinde

LİG TABLOSU

Takım O G M B Av P
1.GALATASARAY A.Ş. 26 20 2 4 44 64
2.FENERBAHÇE A.Ş. 27 17 1 9 33 60
3.TRABZONSPOR A.Ş. 26 17 3 6 23 57
4.BEŞİKTAŞ A.Ş. 26 14 5 7 17 49
5.GÖZTEPE A.Ş. 26 11 5 10 10 43
6.RAMS BAŞAKŞEHİR FUTBOL KULÜBÜ 26 12 8 6 14 42
7.SAMSUNSPOR A.Ş. 26 8 7 11 -2 35
8.KOCAELİSPOR 26 9 11 6 -4 33
9.GAZİANTEP FUTBOL KULÜBÜ A.Ş. 27 8 10 9 -10 33
10.ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş. 26 7 10 9 -4 30
11.CORENDON ALANYASPOR 26 5 8 13 -4 28
12.TÜMOSAN KONYASPOR 26 6 11 9 -9 27
13.NATURA DÜNYASI GENÇLERBİRLİĞİ 26 6 13 7 -8 25
14.KASIMPAŞA A.Ş. 26 5 12 9 -14 24
15.HESAP.COM ANTALYASPOR 26 6 14 6 -18 24
16.İKAS EYÜPSPOR 26 5 14 7 -18 22
17.ZECORNER KAYSERİSPOR 26 3 12 11 -28 20
18.MISIRLI.COM.TR FATİH KARAGÜMRÜK 26 4 17 5 -22 17