[2/6 23:03] Ömer Tarık Yılmaz: “Ey Abdullah falan kimse gibi olma çünkü o gece ibadetine devam ederken sonradan bu ibadeti bıraktı.”
(Buhari, Teheccüd 19, Müslim Sıyam 185)
[2/6 23:03] Ömer Tarık Yılmaz: Göklerin ve yerin gaybı (sırrı) yalnız Allah'a aittir. Her iş O'na döndürülür. Öyle ise O'na kulluk et ve O'na dayan! Rabbin yaptıklarınızdan gafil değildir.
HÛD Sûresi 123.Ayet
[2/6 23:04] Ömer Tarık Yılmaz: Hutbe
Cuma namazının sıhhat şartlarından birisinin de hutbe olduğu hususunda
fakihler görüş birliği içindedirler. Ancak cuma namazının sıhhat şartlarından
olan hutbenin rükünleri ve geçerlilik şartları konusunda mezhepler
arasında görüş farklılıkları vardır.
Hutbe, birilerine hitap etmek, bir şeyler söylemek demektir. Haftada bir
gün bir mekânda toplanmış olan müminlerin başta dinî konular olmak
üzere, onların hayatlarını kolaylaştıracak, ilişkilerini uyumlu hale getirecek
her konuda aydınlatılması için hutbe bir vesile ve bir fırsattır. Hutbe esasen
bu amacı gerçekleştirmek için düşünülmüştür; bu sebeple cemaatin bilip
anladığı bir dille irad edilir.
Cuma namazının bir parçasını teşkil eden hutbenin varlığı, fıkhen geçerliliği
veya en güzel şekilde ifası için bazı şartlar aranır. Bunlar ilmihal dilinde
hutbenin rükünleri, şartları ve sünnetleri olarak anılır.
...Daha az
[3/6 23:59] Ömer Tarık Yılmaz: 4 - Abdestin ve Akabinde Namaz Kılmanın Fazileti Bâbı
562 - Bize Kuteybetü'bnü Sa'id ile Osman b. Muhammed b. Ebi Şeybe ve İshâk b. İbrahim El-Hanzalî rivâyet ettiler. Lâfız kuteybe'nindir. İshâk (Ahberena) tabirini, Ötekiler (Haddesena) yi kullandılar. Dediler ki: Bize Cerir, Hişâm b. Urveden, o da Babasından, o da Osman'ın âzadlısı Humran'dan naklen rivâyet etti. Humran Şöyle dedi Osman b. Affan'ı mescid avlusunda iken dinledim. İkindi zamanı müezzin onun yanına geldi. Osman ondan abdest suyu isteyerek abdest aldı. Sonra dedi ki:
— Vallahi size bir hadis rivâyet edeceğim. Eğer Allah'ın kitabında bir âyet olmasaydı onu size rivâyet etmezdim. Ben Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem):«Hiç bir Müslüman yoktur ki; tertemiz abdest alarak namaz kılsın da Allah onun o namazla ondan sonra gelecek namaz arasındaki günahlarını affetmesin.» buyururken İşittim.
563 - Bize bu hadisi Ebû Kureyb de rivâyet etti.
(Dedi ki): Bize Ebû Usame rivâyet etti. H.
'Yine bize Züheyr b. Harb ile Ebû Kureyb rivâyet ettiler. Dediler ki: Bize Vekî' rivâyet etti. H.
Bize İbn Ebi Ömer dahi rivâyet etti.
(Dedi ki): Bize Süfyan rivâyet etti. Bunların hepsi bu isnadla Hişâm'dan rivâyet etmişler. Ebû Üsame hadisinde:
«Tertemiz abdest alır; sonra farz namazı kılarsa.» cümlesi de vardır.
564 - Bize Züheyr b. Harb de rivâyet etti.
(Dedi ki): Bize Yakub b. İbrahim rivâyet etti.
(Dedi ki): Bize babam, Sâlih’den rivâyet etti. İbn Şihâb Şöyle dedi:
— «Lâkin Urve'nin Humran'dan rivâyetine göre Humran Şöyle dedi: Osman abdest aldığı vakit:
— Vallahi size bir hadis rivâyet edeceğim. Vallahi Allah'ın kitabında bir âyet olmasaydı onu size rivâyet etmezdim. Gerçekten ben Resulullâh (sallallahü aleyhi ve sellem)'i:— «Hiç bir kimse yoktur ki; güzel güzel abdest alarak sonra namazı kılsın da o namazla ondan sonra gelen namaz arasındaki günahları affolunmasın.» buyururken işittim; dedi Urve:— «Bu âyet:
'Allah'ın indirdiği açık açık âyetleri ve doğruyu gizleyenler yok mu?...' diye başlayan ve:
'Lânetçiler de lânet ederler.' cümlesine kadar devam eden âyettir.» dedi.
565 - Bize Ahd b. Humeyd ile Haccac b. Eş-Şâir ikisi de Ebû'l Velid’den rivâyet ettiler. Abd dedi ki. Bana Ebû'l Vehd rivâyet etti
(Dedi ki): Bize Ishâk b. Sa'id b. Amr b. Saîd b. El-Âs rivâyet etti
(Dedi ki) Bana babam, babamdan rivâyet etti. Şöyle dedi'!
— Osman'ın yanındaydım. Abdest almak İçin su istedi ve şöyle dedi:
- Ben Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) i
— «Hiç bir Müslüman yoktur ki; farz bir namazın vakti geldiğinde o namazı tertemiz abdest alarak huşu’u ve rükü'û ile kılsın da büyük günah işlemedikçe o namaz ondan önceki günahlarına keffaret olmasın. Bu her zaman için böyledir.» buyururken işittim.
566 - Bize Kuteybetü'bnü Sa'id ile Ahmed b. Abdete'd-Dabbî rivâyet ettiler. Dediler ki: Bize Abdilaziz — ki Derâverdîdir — Zeyd b. Eşlemden, o da Osman'ın azadlısı Humran'dan naklen rivâyet etti. Humran Şöyle dedi: Osman b. Affan'a abdest suyu getirdim de abdest aldı sonra şunları söylem:
— Hakikaten bazı insanlar Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den bazı hadisler rivâyet ediyorlar ki; ben bunların mahiyetini bilmiyorum. Yalnız ben Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in şu benim abdestim gibi abdest aldığını gürdüm sonra söyle buyurdular:
— «Her kim böylece abdest alırsa; geçmiş günahları affolunur. Kıldığı namazla mescide kadar yürümesi de (kendisine) nafile (ibâdet) olur.»
İbn Abde'nin rivâyetinde:
— «Osman'a geldimde abdest aldı» cümlesi vardır.
567 - Bize Kuteybetü'bnü Sa'id ile Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ve ZÜheyr b. Harb rivâyet ettiler. Lâfız Kuteybe ile Ebû Bekr'indir. Dediler ki: Bize Vekî' Süfyân' dan, o da Ebû'n-Nadr' dan, o da Ebû Enes' ten naklen rivâyet etti ki; Osman peykeler üzerinde abdest almış ve:
— Size Resûlüllah (sallallahü aleyhi
[4/6 00:00] Ömer Tarık Yılmaz: İbnu Ömer radıyallahu anhüma anlatıyor: 'Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: 'Emin, dürüst, müslüman tacir, Kıyamet günü şehidlerle beraberdir.'
Kütüb-i Sitte
[4/6 00:00] Ömer Tarık Yılmaz: 65. Sıkıntılı anında arkadaşın yardımına koşmalı,'Kara gün dostu' olmalıdır.(Müstedrek 4/171,Ebu Dâvud Edep 18/4)
[4/6 00:01] Ömer Tarık Yılmaz: Tarihte Bugün
• Gelir Vergisi Kanunu’nun Kabulü 1949
• Müslüman Boksör Muhammed Ali Clay’ın Vefatı 2016
Kuveyt Türk Dijital Takvim
https://play.google.com/store/apps/details?id=com.kuveytturk.dijital.takvim
[4/6 00:01] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Ayeti
“...Sonra dönüşünüz yine O’nadır. Sonunda O, yaptıklarınızı size haber verecektir.”
En’am 60
[4/6 00:01] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Hadisi
“Hayra vesile olan, hayrı yapan gibidir.”
Tirmizî, İlm, 14
[4/6 00:01] Ömer Tarık Yılmaz: BOKSUN EFSANE İSMİ: MUHAMMED ALİ
17 Ocak 1942’de dünyaya gelen dünya ağır sıklet boks şampiyonu Muhammed Ali, 3 Haziran 2016’da 74 yaşında Hakk’ın rahmetine kavuştu. Dünya şampiyonu olduğu 1964 yılında Müslüman olan Muhammed Ali, hayatının sonuna kadar her platformda İslam’ı tebliğ etmeye çalıştı.
Efsanevi boksör Muhammed Ali’nin hayata anlam katan sözlerinden bazıları şöyle:
- Bir hayatımız var, yakında geçmişte kalacak; yalnızca Allah için yaptıklarımız sonsuza dek kalacak.
- Ben peygamber ismi taşıyorum, ismimi yerlere yazdırmam.
- Bir hayat kurtarmak dünyanın bütün şampiyonluklarından daha değerlidir.
- Aklım onu anlayabilir ve kalbim ona inanabilirse, işte o zaman başarabilirim.
- Hayal gücü olmayan insanın kanatları yoktur.
- Kelebek gibi uçarım, arı gibi sokarım.
- Mükemmel bir İngilizce konuşmuyor olabilirim ama size akıl veriyorum.
- İyi bir cevap aklınıza gelmediğinde sessizlik altındır.
- Her günü son günün gibi yaşa çünkü bir gün gerçekten öyle olacak.
Kuveyt Türk Dijital Takvim
https://play.google.com/store/apps/details?id=com.kuveytturk.dijital.takvim
[4/6 00:01] Ömer Tarık Yılmaz: Tarihte Bugün
• Kutalmışoğlu Süleyman Şah’ın Vefatı 1086
• Kuzey Rüzgârlarının Başlaması
Kuveyt Türk Dijital Takvim
https://play.google.com/store/apps/details?id=com.kuveytturk.dijital.takvim
[4/6 00:02] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Ayeti
“O, kullarının üstünde yegâne kudret ve tasarruf sahibidir. Size koruyucular gönderir...”
En’am 61
[4/6 00:03] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Hadisi
“Âhirete göre dünya, sizden birinizin parmağını denize daldırmasına benzer. O kişi parmağının ne kadarcık bir su ile döndüğüne baksın.”
Müslim, Cennet 55
[4/6 00:03] Ömer Tarık Yılmaz: DÜZENLİ UYKU
Düzenli uyku ne demek? İnsanın yattığı ve kalktığı saatin belli olması… Ve bunun hafta sonu da böyle olması demek. Maalesef şöyle bir sıkıntımız var: İnsanlar okula gidiyorlar, hafta içi işe gidiyorlar, sabah 7’de kalkıyorlar, cumartesi, pazar sabah 10’da kalkıyorlar. Kaynaklar buna “sosyal jet lag” diyor.
Nasıl jet lagde insan uçağa biniyor, uçakla gittiği yerin ikliminden, saat farkından etkilenip bir dengesizlik yaşıyorsa; bu şekilde insan vücut ayarlarıyla oynarsa hafta içi belli bir saatte yatıp belli bir saatte kalkmaya alışmış vücudunu hafta sonu bozarsa dengesizleşebiliyor kendini kaybedebiliyor. Dolayısıyla bunu yaşamaması için uyku anlamında yattığı ve kalktığı saatin belli olması birinci mesele.
İkincisi ise melatonin hormonunun salgılandığı saatte uyumak gerekiyor. 23.00’ten sonra melatonin hormonu salgılanıyor, o saatlerde insan uyuyup sabahın 6’sında 7’sinde o hormon artık salgılanmayı bitirdikten sonra uyanması lazım.
Allahu Teâlâ yaratırken, gece uyusun diye bu bedeni yaratmış. Dolayısıyla insanlar risk altında yaşıyorlar… Niçin? Çünkü fıtratlarına aykırı bir yaşantıları var. Bu çerçevede mutlaka belli saatte yatıp belli saatte kalkmak psikolojik dayanıklılık anlamında daha faydalıdır.
Kuveyt Türk Dijital Takvim
https://play.google.com/store/apps/details?id=com.kuveytturk.dijital.takvim
[4/6 00:03] Ömer Tarık Yılmaz: قَالَ اللهُ تَعَالَى: فَمَنْ كَانَ يَرْجُوا لِقَاءَ رَبِّهِ فَلْيَعْمَلْ عَمَلًا صَالِحًا وَلَا يُشْرِكْ بِعِبَادَةِ رَبِّهِ أَحَدًا. (سورة الكهف، 110)
Allâhü Teâlâ şöyle buyurdu -meâlen-: “Her kim (rızasına ererek) Rabb’ine kavuşmak isterse, sâlih amel işlesin ve Rabb’ine yaptığı ibadete hiçbir kimseyi ortak edinmesin.” (Kehf Sûresi, âyet 110)
03 Haziran 2023
Fazilet Takvimi
[4/6 00:03] Ömer Tarık Yılmaz: SAYILI GÜNLERİN KIYMETİNİ BİLMEK
İmâm-ı Rabbânî (k.s.) Hazretleri şöyle buyurmuşlardır:
“… Evlâdım, sâlih ameller işleyeceğimiz vakitler geçiyor. Her bir ânın geçmesiyle ömrümüz de noksanlaşıyor ve bizim için takdir olunmuş ecel yaklaşıyor. Şâyet bugün gafletten uyanılmazsa yarın, geriye hasret ve pişmanlıktan başka bir şey kalmaz. Onun için bu sayılı günlerde şerîat-i garrâya (dînimize) muvâfık amellere ihtimam göstermek lâzım gelir ki kurtuluş ümit edilebilsin.
Bu vakit (dünya hayatı) rahatlık vakti değil, sâlih amel işleme vaktidir. Çünkü amellerin karşılığı olan (âhiret) rahatlığı önümüzdedir. Sâlih amellerin işleneceği vakitte istirahat etmek, zirâati (ekilecek şeyi) zâyi etmek ve mahsul vermesine mâni olmak demektir.
Bu sözler üzerine bir şeyler söylemek baş ağrıtmaktır, zâittir. Allâhü Sübhânehû’dan sûrî ve mânevî devletin (saadetin, muvaffakiyetin) hâsıl olmasını isteriz.” (Mektûbât-ı İmâm-ı Rabbânî, c. 2, m.89)
NİL NEHRİ
Nil Nehri, takribî 6650 kilometrelik uzunluğuyla Güney Amerika’daki Amazon Nehri’nden sonra en uzun nehirdir. Afrika Kıtası’ndaki Mısır, Sudan, Burundi, Ruanda, Kongo, Tanzanya, Kenya, Uganda ve Etiyopya’dan geçmektedir.
Nil’in su alma havzasında bir grup göl bulunur. Bunlardan biri olan Victoria, Dünya’nın ikinci büyük gölüdür.
Nil, başlangıçta Beyaz Nil (esas kol) ve Mavi Nil olarak iki ana kol hâlinde doğar ve bu kollar Sudan’da birleşir.
Nil Nehri, senenin belirli zamanlarında taştığından Mısırlılar bu zamanı tesbit etmek için çareler aramışlardır. Bu maksatla Nil Nehri’nin senelik taşma kayıtlarını tutmuşlardır. Bu kayıtlarda, seneyi dörder aylık üç mevsime ayırmışlar; birincisi Nil’in taşması, ikincisi tohum atma, üçüncüsü ekin biçme mevsimi olarak tayin edilmiştir.
Nil’in periyodik taşmalarının sebebi ancak 20. yüzyılda anlaşılmıştır. Taşmaların esas sebebi, Etiyopya’ya yağan yağmurlardır. Nil, Kahire’de, mayıs sonunda en düşük seviyesine ve eylül başında en yüksek seviyesine erişir.
03 Haziran 2023
Fazilet Takvimi
[4/6 00:03] Ömer Tarık Yılmaz: قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: إِنَّ مِنْ أَشْرَاطِ السَّاعَةِ أَنْ يُرْفَعَ الْعِلْمُ وَيَثْبُتَ الْجَهْلُ وَيُشْرَبَ الْخَمْرُ وَيَظْهَرَ الزِّنَا. (ق)
Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular: “İlmin kaldırılması, cehaletin kökleşmesi, şarabın içilmesi, zinanın çoğalması, kıyamet alâmetlerindendir.” (Müttefekun Aleyh)
04 Haziran 2023
Fazilet Takvimi
[4/6 00:03] Ömer Tarık Yılmaz: ZİNADAN VE ONA SEBEP OLAN HER ŞEYDEN SAKINMAK
İmâm-ı Rabbânî (k.s.) Hazretleri şöyle buyurmuşlardır:
Zina, dünya ve âhirette hüsrana düşüren, bütün dinlerde çirkin ve kötü kabul edilen bir fiildir. Bir hadîs-i şerîfte Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurdular:
“Ey insanlar! Zinadan sakınınız. Muhakkak zinada -üçü dünyada üçü âhirette olmak üzere- altı kötülük vardır. Dünyadaki üç kötülük; zina, insanın kıymetini, nuraniyetini, sâfiyetini giderir. Fakirlik meydana getirir. Ömürde noksanlık meydana getirir. Âhiretteki üç kötülük ise; Allâh’ın gazabıdır. Hesabının çetin olmasıdır ve kabir azâbıdır.”
Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) buyurmuştur ki: “Gözün zinası, mahremi olmayanlara bakmaktır. Ellerin zinası, mahremi olmayanlara dokunmaktır. Ayakların zinası, mahremi olmayanlara gitmektir.” Allâhü Teâlâ şöyle buyurmaktadır -mealen-: “Mümin erkeklere söyle; gözlerini (haramdan) sakınsınlar ve ırzlarını muhafaza etsinler. Bu, kendileri için daha temizdir. Her hâlde Allah, ne yaparlarsa haberdârdır. Mümin kadınlara da söyle; gözlerini sakınsınlar, ırzlarını muhafaza etsinler...” (Nûr Sûresi, âyet 30-31)
Bilinmelidir ki kalp, göze tâbidir. Göz, haramlara kapatılmadıkça kalbi muhafaza etmek zordur. Kalp meşgul oldukça da ırzını, iffetini muhafaza etmek zordur. Bu sebeple ırzı haramlardan muhafaza etmek için önce gözü haramlara kapatmak zarûrîdir.
Kur’ân-ı Kerîm’de kadınların, -kalplerinde hastalık olanların tamah edip de kötülük yapmaya yeltenmemeleri için- nâmahrem erkeklerle, günahkâr kadınlar gibi, yumuşak bir şekilde konuşmaları da yasaklanmıştır. Kötü düşünce ve arzuya düşürmeye sebep olmaktan, yapmacıklıktan uzak, vakar ve ciddiyetle dosdoğru sözler söylemeleri emredilmiştir. Aynı şekilde, erkeklerin arzularına sebep olmamak için kadınların, onların yanında ziynetlerini göstermeleri de yasaklanmıştır. Kezâ, kadınların yürürken ziynetlerini ortaya çıkarmak için ayaklarını yere vurmaları da yasaklanmıştır. Hulâsa, günaha sevk eden her şey çirkindir ve dinimizde yasaklanmıştır.” (Mektûbât-ı İmâm-ı Rabbânî, c. 3, m. 41)
04 Haziran 2023
Fazilet Takvimi
[4/6 00:03] Ömer Tarık Yılmaz: “Rabbimiz! Bizi sabırla donat, bize sebat ver ve inkârcı topluluğa karşı bize yardım et!” (Bakara, 2/250)
[4/6 00:03] Ömer Tarık Yılmaz: TEVBENİN HAKİKATİ
Tevbe; kulun işlediği kötülük ve günahlara pişman olup, onları terk ederek Allah’a yönelmesi, emirlerine uymak ve yasakla- rından kaçınmak suretiyle Allah’a sığınarak bağışlanmasını dilemesidir.
Bir ayette tevbenin nasûh olması istenmiştir (Tahrîm, 88/8). Nasûh tevbe ise samimi ve günaha bir daha dönmemek üzere yapılan tevbedir.
“Tevbenin altı özelliği vardır. Geçmiş günahlara pişmanlık duymak, farzları iade etmek, mazlumun hakkını vermek, düş- manlarla helallaşmak, bir daha ona dönmemeye azmetmek ve nefsi günah içerisinde büyüttüğün gibi Allah’a itaatte eritmek ve ona günahların tadını tattırdığın gibi, itaatın da acısını tat- tırmaktır.” (Hz. Ali)
DİNÎ KAVRAMLAR
İHSAN
-Bir işi en güzel şekilde yapmak-
Peygamberimiz (s.a.s.),
“Allah her işte ihsanı em- retmiştir” (Müslim, “Sayd”, 57) buyurarak, mü'minlerin, yaptıkları her işi en güzel şekilde (ihsan kalitesinde) yapmakla yükümlü oldukla- rını bildirmiştir.
“İhsan, Allah’a sanki onu görüyormuş gibi kullukta bulunmandır. Her ne kadar sen onu görmesen de, o seni görmektedir.” (Müslim, “İman”, 1)
ÖZLÜ SÖZ
Allah ile olduktan sonra, ömür de hoş ölüm de. (Mevlâna)
[4/6 00:04] Ömer Tarık Yılmaz: A) YÜKÜMLÜLÜK ŞARTLARI
Hac ibadetiyle yükümlü olmak için genel olarak bütün yükümlülükler de öngörülen Müslümanlık, akıl ve bulûğ şartı yanında, ayrıca hac yapmaya bedenî ve malî imkânların yeterli olması da şarttır. Beden ve malî imkânın yeterli düzeyde bulunmasına literatürde, yapabilme, güç yetirebilme anlamında istitâat denilir.
Ayrıca kişinin hac ile yükümlü sayılabilmesi ve hac yükümlülüğünün zimmetinde borç olarak sabit olabilmesi için belirtilen dört şarta ilâve olarak, bu farîzayı yerine getirecek vakte erişmiş olması da gerekir. Belirtilen tüm şartları taşıdığı halde, bu tarihten itibaren haccı ifaya elverişli zaman bulamadan yani hac mevsimine erişemeden ölen kişi hac ile yükümlü olmadan ölmüş kabul edilir.
İstitâat, teknik ifadesiyle söylenecek olursa, haccın vücûb şartıdır. Hac, sadece Kâbe ve civarında belirli günlerde eda edilen bir ibadet olduğu için hac yükümlülüğü bedenî ve malî imkânların yeterli olması şartına bağlanmıştır. İslâm dini, diğer mükellefiyetlerde olduğu gibi, hac ibadetinde de mükellefin durumunu dikkate almış ve ona güç ve imkânlarının üzerinde bir yük yüklememiştir.
Hac yükümlülüğü için istitâatın şart olduğu konusunda mezhepler arasında görüş birliği olmakla beraber istitâatin ne anlama geldiği konusunda bir birlik yoktur. Mezhep imamları ve müntesipleri, âyette geçen istitâat kavramını farklı şekillerde anladıkları için aralarında, haccın yükümlülük ve eda şartlarının tesbitinde bazı farklılıklar doğmuş, bu bakımdan bir kısmının yükümlülük şartı olarak kabul ettiği bir şey diğerinde eda şartı olmuştur.
İstitâat denilen yapabilme güç ve imkânı, hac yolculuğuna çıkacak kişinin gidip dönünceye kadar kendisinin ve bakmakla yükümlü olduğu kimselerin geçimlerini sosyal seviyelerine uygun olarak sağlayacak malî güce ve hac için yeterli zamana ve malî güce sahip olması anlamına gelmektedir.
B) EDA ŞARTLARI
Haccın edasının, yani hac yükümlüsü tarafından bizzat ifa edilmesinin farz olması için bulunması gereken şartlara 'haccın edasının şartları' denir. Bu şartlar genel hatlarıyla şunlardır:
a) Sağlıklı Olmak. Ebû Hanîfe ve Mâlik, sağlıklı olmayı hac yükümlüsü olmanın şartı olarak gördüklerinden bunlara göre sağlıklı olmayan kimseler hac yapmakla mükellef değildir; dolayısıyla yerlerine vekil göndermeleri de gerekmez.
Hanefî imamlardan Ebû Yûsuf ve Muhammed ile Şâfiî ve Hanbelî hukukçularına göre ise, yukarıda belirtilen yükümlülük şartlarının gerçekleşmesi halinde, fiilen haccetmeye engel teşkil eden bir hastalık veya sakatlığı bulunanlar, yerlerine vekil göndermeli veya bunu vasiyet etmelidirler. Fiilen hac etmeye engel hastalık ve sakatlıklar arasında, genel olarak, körlük, kötürümlük ve hac yolculuğuna dayanamayacak derecede hastalık veya yaşlılık durumları gösterilmiştir.
b) Yol Güvenliği. Hanefî ve Hanbelî mezheplerinde fetvaya esas olan görüşe göre yol güvenliğinin bulunması haccın edasının şartlarındandır. Mâlikî ve Şâfiîler ise, istitâat kavramına getirdikleri açıklama doğrultusunda, bunu yükümlülük şartları arasında saymışlardır.
c) Ârızî Bir Engelin Bulunmaması. Tutukluluk veya yurt dışına çıkma yasağı gibi yolculuğa çıkmayı engelleyen bir durumun hac mevsimine denk gelmesi halinde eda yükümlülüğü gerçekleşmez.
d) Kadınlara Özel İki Şart. Haccın edasıyla doğrudan ilgisi bulunmamakla birlikte, kadınlara ilişkin başka hükümlerin sonucu olarak söz konusu edilen iki şart daha bulunmaktadır.
Bunlardan birincisi, kadınların tek başlarına uzun mesafeli yolculuklara çıkma yasağından kaynaklanan 'yanlarında eşlerinin veya bir mahremlerinin bulunması' şartıdır. Hanefî mezhebine göre, haccedebilmek için seferîlik hükümlerinin uygulanacağı bir mesafeyi katetmek durumunda olan kadınlar tek ba�
[4/6 00:05] Ömer Tarık Yılmaz: O geldigi gün Allah'in izni olmadan hiç kimse konusamaz Onlardan kimi bedbahttir, kimi mutlu (HUD/105)
Onlarin en bedbahti (deveyi kesmek için) atildiginda, (ŞEMS/12)
O atese, ancak kötü olan girer (LEYL/15)
[4/6 00:06] Ömer Tarık Yılmaz: UĞURSUZLUK VE FAL
4059 - Büreyde radıyallahu anh anlatıyor: 'Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm (halkın uğursuzluk çıkardığı) hiç bir şeyden uğursuzluk çıkarmazdı. Bir memur göndereceği zaman ismini sorardı, hoşuna giderse sevinirdi ve hatta bunun neşesi yüzünde görülürdü. İsimden hoşlanmazsa bu da yüzünden belli olurdu. Bir köye girecek olsa onun da ismini sorardı, hoşuna giderse sevinirdi, hoşlanmazsa, bu, yüzünden okunurdu.'
Ebu Davud, Tıbb 24, (3920).
4060 - Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: 'Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm hoşuna giden bir kelime işitince: ('Âmin!'; 'Dediğin çıksın!'; 'Allah muradını versin!' manasında olmak üzere): 'Senin uğurunu kendi ağzından işittik!' buyururlardı.'
Ebu Davud, Tıbb 24, (3917).
4061 - Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: 'Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, bir ihtiyacı görmek üzere (yola) çıktığı zaman ya raşid (uğurlar olsun)! ya necih (hayırlı muvaffakiyetler) temennilerini işitmekten hoşlanırdı.'
Tirmizi, Siyer 47, (1616).
4062 - Urve İbnu Amir el-Kureşi radıyallahu anh anlatıyor: 'Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın yanında uğursuzluktan bahsedilmişti. Buyurdular ki:
'Bunun en iyisi fe'l (uğur çıkarma)dır. (Uğursuzluk inancı) bir müslümanı yolundan alıkoymasın. Biriniz, hoşlanmadığı bir şey görecek olursa şu duayı okusun: 'Allahümme la ye'ti bi'l-hasenâtı illa ente ve lâ yedfe'u's-Seyyiâti illâ ente velâ havle ve lâ kuvvete illâ bike. (Allahım! Hayrı ancak sen verebilirsin, kötülüğü de ancak sen defedebilirsin. İbadet, çalışma, korunma vs. için muhtaç olduğumuz) güç ve kuvvet de ancak sendendir.)'
Ebu Davud, Tıbb 24, (3919).
4063 - İbnu Mes'ud radıyallahu anh anlatıyor: 'Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
'Uğursuzluk çıkarmak şirktir, uğursuzluk çıkarmak şirktir, uğursuzluk çıkarmak şirktir. (İhtiyarsız kalbine uğursuzluk vehmi gelip içinde bazı şeylere karşı nefret duyan) hâriç bizden kimsede bu yoktur. Lakin Allah onu tevekkülle giderir.'
Ebu Davud, tıbb 24, (3910); Tirmizi, Siyer 47, (1614).
4064 - Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: 'Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: 'Ne sirayet (buluşma), ne de uğursuzluk vardır. Benim fe'l hoşuma gider.' Yanındakiler sordu: 'Fe'l nedir?'
'Güzel bir sözdür!' buyurdu.'
Buhari'nin rivayetinde şu ziyade mevcuttur: 'Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm: 'Benim, dedi, fe'l-i salih, güzel bir kelime hoşuma gider.'
Buhari, Tıbb 44, 54; Müslim, Selam 113, (2224); Ebu Davud, Tıbb 24, (3916); Tirmizi, Siyer 47, (1615).
4065 - Sehl İbnu Sa'd radıyallahu anh: 'Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: 'bir şeyde (uğursuzluk) olsaydı, bu atta, kadında, meskende olurdu.'
Buhari, Cihad 47, Nikah 17; Müslim, Selam 119, (2226); Muvatta, İsti'zan 21.
4066 - Hz. Cabir radıyallahu anh anlatıyor: 'Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: 'Ne sirâyet, ne safer, ne de gûl vardır.'
Müslim, Selam 109, (2222).
4067 - Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: 'Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: 'Ne sirayet, ne safer ne de hâme vardır!' Bunu işiten bir bedevi atılıp:
'Ey Allah'ın Resulü! Öyle de, kumda geyik gibi olan develer, uyuzlu bir deve aralarına girince hepsine uyuz bulaşması nasıl oluyor?' diye sordu. Aleyhissalatu vesselam şu cevabı verdi: 'Peki birinciye kim sirâyet ettirdi?'
Buhari, Tıbb 54; Müslim, Selam 101, (2220); Ebu Davud, Tıbb 24, (3911, 3912, 3913, 3914, 3915).
4068 - Katan İbnu Kubeysa babası radıyallahu anh'tan naklen anlatıyor: 'Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın şöyle söylediğini işittim: 'İyafe, tıyere, tark sihirdendir.'
Ebu Davud, Tıbb 23, (3907).
4069 - Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: 'Bir adam dedi ki: 'Ey Allah'ın Resûlü! Biz bir evdeydik, oradayken sayımız çok, malımız bol idi. Sonra bir başka eve geçtik. Burada sayımız da azaldı, malımız da.'
Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm
[4/6 00:07] Ömer Tarık Yılmaz: Yine Ebu Sa'îd (radıyallahu anh) hazretleri der ki: 'Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) şöyle buyurdular: 'Bir kul İslâm'a girer ve bunda samimi olursa, daha önce yaptığı bütün hayırları Allah, lehine yazar, işlemiş olduğu bütün şerleri de affeder. Müslüman olduktan sonra yaptıkları da şu şekilde muâmele görür: Yaptığı her hayır için en az on misli olmak üzere yediyüz misline kadar sevap yazılır. İşlediği her bir şer için de, -Allah affetmediği takdirde- bir günah yazılır.'
Buharî hadisi tâlik olarak kaydeder (İman 31), Nesâî, İman 10, (8, 105).
[4/6 00:07] Ömer Tarık Yılmaz: İnkâr edenler ve âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, işte bunlar cehennemliktir. Onlar orada ebedî kalacaklardır.
[Bakara Sûresi.39]
[4/6 00:07] Ömer Tarık Yılmaz: “Ey gökleri ve yeri yaratan! Dünyada da ahirette de beni yönetip himaye eden sensin. Müslüman olarak canımı al ve beni iyi kulların arasına kat!” (Yûsuf, 12/101)
[4/6 00:07] Ömer Tarık Yılmaz: Acizliğini bilmeyen adam gerçekten kuvvetli değildir.[Cenap Şahabettin]
[4/6 00:09] Ömer Tarık Yılmaz: Hz.ÜMM-İ EYMEN
Peygamber efendimiz, doğmadan önce babasını, altı yaşında da annesini kaybetmişti. Hem yetim, hem de öksüz olarak büyüdü. Fakat birçok kadın, bir anne şefkatiyle o yüce Peygamberi bağrına bastı. Ona annesizlik acısını hissettirmemek için ellerinden gelen gayreti gösterdiler.
Ailenin yardımcısıydı
İşte bu kadınlardan birisi de Ümm-i Eymen’di. Peygamberimizin ehl-i beytten saydığı ve 'Annemden sonra annem' diyerek iltifat ettiği bu büyük İslâm kadınının asıl ismi, Bereke binti Salebe idi. Uzun yıllardan beri Abdülmuttaliboğullarının hizmetlerini görüyordu. Peygamber efendimizin babası Abdullah’ın vefatından sonra da, aynı evde kaldı. Artık, hem Peygamberimizin annesi Amine’nin, hem de Peygamberimizin yardımcısıydı.
Resulullah efendimiz altı yaşına geldiğinde, Hz. Amine, yanına Ümm-i Eymen’i de alarak Medine’ye gitti. Niyeti hem oradaki akrabalarını, hem de kocası Abdullah’ın kabrini ziyaret etmekti. Bir ay Medine’de kaldılar.
Ümm-i Eymen Medine’deki bir hatırasını şöyle anlatır:
“Birgün yahudî âlimlerinden ikisi yanıma gelerek dediler ki:
- Bize Ahmed’i göster!
Ben de Resulullah efendimizi dışarı çıkardım. İyice incelediler ve dediler ki:
- Bu çocuk, ahir zaman peygamberi olacaktır. Burası da onun hicret edeceği yerdir. Bu memlekette büyük savaşlar olacaktır.”
Ümm-i Eymen onların bu konuşmalarından sonra çok korkmuştu. Sevgili Peygamberimize bir zarar vermelerinden endişe duyuyordu.
Herhangi bir tehlikeye karşı onu korumak için, Peygamberimizin yanından ayrılmamaya gayret gösteriyordu.
Nihayet Mekke’ye hareket günü gelmişti. Ümm-i Eymen buna çok sevindi. Artık yahudîlerin Resulullaha bir zarar veremeyeceklerini düşünüp rahatladı.
Bu üç kişilik kafile Medine’den ayrıldılar. Mekke’ye doğru yola koyuldular. Neşeli bir şekilde yollarına devam ediyorlardı. Fakat biraz sonra beklemedikleri birşey oldu. Ebva denilen yerde, Hz. Amine birdenbire rahatsızlandı. Hz. Amine bu hastalıktan kurtulamayıp vefat edeceğini anlamıştı.
Cenab-ı Hak seni koruyacaktır!
Başucunda duran Peygamberimizin yüzüne baktı. Bir rüyasını hatırlayarak şöyle dedi:
- Şayet rüyada gördüklerim doğruysa, sen celal ve bol ikram sahibi olan Allah tarafından, Âdemoğullarına helal ve haramı bildirmek üzere, Peygamberliğin bildirilecektir. Sen, teslimiyeti, ceddin İbrahim’in dinini yerleştireceksin. Cenab-ı Hak seni devam edegelen putlardan, putperestlikten koruyacaktır.
Bundan sonra şu şiiri söyledi:
Her yaşayan ölür, eskir her yeni,
Her yaşlanan elbet, oluyor fani.
Ben de öleceğim, birgün elbette,
Lâkin kalacaktır, adım dillerde.
Çünkü senin gibi, hayırlı evlat,
Bıraktım geriye, ne büyük nimet.
Hz. Amine, Ebva denilen yerde hastalığının artması üzerine, ciğerparesini Ümm-i Eymen’e emanet etti. Ona iyi bakması ricasında bulundu. Çok geçmeden de ruhunu teslim etti. O sırada otuz yaşında bulunuyordu. Peygamberimiz böylece, altı yaşında iken öksüz kalıyordu.
Cenab-ı Hak sevgili Resulüne, küçük yaşından beri her türlü acıyı tattırıyor ve onu kemâle erdiriyordu ki, ümmetine tam örnek olabilsin. Ona iman edenler, Peygamberlerinin çektiği sıkıntıyı hatırlayarak teselli bulsunlar, karşılaştıkları musibetlere sabretsinler.
Can da Onun, mal da...
Ümm-i Eymen’in sırtına, artık ağır bir yük yüklenmişti. Ağlamak, hıçkırmak istiyor, fakat Peygamberimizin üzüleceğini düşünerek vazgeçiyordu. Kendini toparladı. Bundan sonra ona, annesinin yokluğunu hissettirmeyecekti. Bunun için de elinden gelen fedakârlığı göstermeye çalışacaktı. Öz evladıymış gibi mübarek yavruyu bağrına bastı. Sonra da onu şöyle teselli etti:
- Üzülme, ağlama! İlâhî kadere karşı boynumuz kıldan incedir. Can da Onun, mal da. Hepsi bize emanet. O, emaneti nasıl vermişse, öyle alır.
Sevgili Peygamberimizin gözü yaşlıydı. Artık hem yetim, h
[4/6 00:09] Ömer Tarık Yılmaz: Oruç Neye Denir?
İslâm'ın beş temelinden biri de Ramazan ayında oruç tutmaktır.
Oruç; niyet ederek tan yerinin ağarmaya başlamasından (imsak vaktinden) itibaren güneş batıncaya kadar yememek, içmemek ve cinsel ilişkiden uzak durmak suretiyle yerine getirilen bir ibadettir.
[4/6 00:10] Ömer Tarık Yılmaz: AKÇE
Osmanlı Devletinin ilk zamanlarından îtibâren bastırılan ve kullanılan gümüş para birimi. İlk sikkesi gümüşten yapıldığı için ak (beyaz, parlak) para mânâsına akçe denildi. Buyurdu akçeye sikke kazalar Ki Osman bin Ertuğrul yazalar (Hadîdî)
[4/6 00:11] Ömer Tarık Yılmaz: Acar
T. Cesur, becerikli
Kısaltmalar:
A. Arapça,
F. Farsça,
FR. Fransızca,
IB. İbranice,
İ. İtalyanca,
Moğ. Moğolca,
T. Türkçe,
Y. Yunanca,
E.T. Eski Türkçe
[4/6 00:11] Ömer Tarık Yılmaz: Akika, adak, udhiyye ve nafile kurbanlar için aynı büyükbaş hayvana ortak olunabilir mi?
Ortak kesilen kurbanlarda, hissedarlardan her birinin kurbanlarını aynı maksat için kesmiş olmaları gerekmez. Ortakların her birinin ibadet niyetiyle katılmış olması kaydıyla bir kısmı udhiyye, diğer bir kısmı ise adak, akika, nafile kurbanı olarak niyet edebilirler (Kasani, Bedayi, V, 71).
[4/6 00:12] Ömer Tarık Yılmaz: ZEMZEM
Kâbe'nin doğusunda, Cenâb-ı Hakk'ın Hz. Hâcer ile oğlu Hz. İsmail'e ihsan ettiği suyun yerinde kazılan, mübârek kuyunun suyudur. Yeryüzündeki suyun efdalidir. Bol bol içildiği gibi abdest ve gusülde de kullanılabilir. Ancak, istincâda, necâsetlerin kullanılması mekruh görülmüşitür.
Hacılar, bu sudan memleketlerine götürerek teberrük ve hayır kasdı ile ziyaretçilerine ikrâm ederler.
Rasûlüllah (s.a) 'Zemzem, hangi maksatla içilirse o maksat içindir' buyurmuştur. Bu sebeple, kıyâmette, hesap gününde, susuzluk çekilmemesi, dilek ve niyyeti ile içilmesi uygun olur.
Özellikle veda tavafından sonra Beytullah'a karşı ayakta durup, Kâbe'ye bakarak kana kana içmek, başına ve vücuduna dökünmek sünnettir.
Zezmzem içerken:
(Allahümme innî es'elüke ilmen nâfiân, ve rızkan vâsian, ve şifâen min külli dâin ve sekam.)
'Allah'ım! Senden faydalı ilim, bol rızık ve her türlü dert için şifâ niyâz ediyorum' diye duâ edilir.
[4/6 00:12] Ömer Tarık Yılmaz: 'Rablerini inkar edenlerin durumu şudur: Onların işleri, fırtınalı bir günde rüzgarın şiddetle savurduğu küle benzer. (Dünyada) kazandıkları hiçbir şeyin (ahirette) yararını görmezler. İşte bu derin sapıklıktır.'
(İbrahim, 14/18)
http://www.duavesureler.com
[4/6 00:12] Ömer Tarık Yılmaz: 'Kim Allah için hacceder, çirkin söz ve günahlardan sakınırsa, annesinden doğduğu gün gibi günahlarından arınmış olarak döner.'
(Buharî, 'Hacc', 4)
http://www.duavesureler.com
[4/6 00:12] Ömer Tarık Yılmaz: 'Kim Allah için hacceder, çirkin söz ve günahlardan sakınırsa, annesinden doğduğu gün gibi günahlarından arınmış olarak döner.'
(Buharî, 'Hacc', 4)
http://www.duavesureler.com
[4/6 00:13] Ömer Tarık Yılmaz: 'Allahım! İmanı bize sevdir. Onun güzelliğini gönüllerimizde hissettir. Küfrü, fasıklığı ve isyanı ise bize itici kıl. Bizi doğru yolda olanlardan eyle.'
null
http://www.duavesureler.com
[4/6 00:13] Ömer Tarık Yılmaz: 'Vefanın gerçek yönü şudur ki, gönül gaflet uykusundan uyana; geleceği bilinmeyen âfetlerin derdine düşmeye.' Ma‘rûf-i Kerhî [kuddise sırruhû]
Semerkand Takvimi
[4/6 00:13] Ömer Tarık Yılmaz: İnanç Esasları – Ahiret Yurdu
1. Dünya bir tarladır. Amellerimizle bu tarlaya tohumlar ekeriz ve mahsulümüz de ektiğimiz tohumlara göre şekillenir. Hasat zamanı geldiğinde yetiştirdiğimiz meyvelere göre karşılığını alırız. Meyvelerimiz ne kadar güzel ve temiz olursa kazancımız da o kadar fazla olur.
2. Kıldan ince kılıçtan keskin olan sırat köprüsü cennetlik ve cehennemliklerin birbirinden ayrılacağı yerdir. Hayırlı amelleri fazla olanların bu köprüde geçiş üstünlüğü vardır.
3. Peygamber Efendimiz, cehenneme giden ümmetinin azabının dinmesi için Allah’a yalvaracak. Kalbinde bir nebze de olsa iman olanlar Hz.Peygamber’in şefaatine mazhar olup inşallah affedilecekler.
4. Cehennem ebedîdir; fakat cehennemliklerin bir bölümü ebediyen orada kalmayacaklardır. Cezası bitenler cehennemden tahliye edilip cennete alınacaktır.
5. Cennet yedi kat semadan oluşur. Cennete gidenler de işledikleri hayırlı amellere göre mertebelendirilirler. Cehennem gibi cennet de ebedîdir. Cennete bir kez giren
oradan çıkmayacaktır.
Semerkand Takvimi
[4/6 00:13] Ömer Tarık Yılmaz: 'Kıyamet günü kulun ilk sorguya çekileceği şey namazıdır. Eğer bunun hesabını başarı ile verirse gerçekten kurtuluşa ermiş olur.' (Hadis-i Şerif)
Semerkand Takvimi
[4/6 00:13] Ömer Tarık Yılmaz: Bildiğiyle Amel Etmek
Diyelim ilmi elde ettik. Yani akaidimizi düzelttik, lüzumu kadar fıkıh bilgisi öğrendik. Tasavvufî bilgi de edindik. Yeterli mi? Elbette değil! Çünkü sırada amel var. Yani öğrendiklerimizi hayata geçirmek, uygulamak.
İlmin lazım olacağı yer işte tam burasıdır. Çünkü ahirette tek geçerli akçe iyi işlerdir (salih amel). Kul öbür âlemde onunla üstünlük bulur. Nitekim Hz. Ömer [radıyallahu anh] demiştir ki: Dünyanın izzeti mal ile, ahiretin izzeti de salih ameller iledir.
Ayrıca Kur’ân-ı Kerîm, Rabb’ine kavuşmayı uman kimsenin salih amel işlemesini ve ibadetlerinde hiç kimseyi Rabb’ine ortak koşmamasını öğütlemekte (Kehf 18/110); O’na, mümin olarak salih ameller işlemiş olduğu halde ulaşanlara en yüksek dereceler ile içinde temelli kalacakları, adn cennetlerini müjdelemektedir (Tâhâ 20/75-76).
Şu halde asıl olan bilmek değil, bildiğini uygulamaktır. Bu, işin en mühim kısmıdır. Öğrenilen bilgiyi taviz vermeksizin yapmaya, yapılanı da devam ettirmeye çalışmak önemli bir iştir. Kişi bildiğiyle amel ettiği sürece Allah Teâlâ ona bilmediklerini öğretir.
Semerkand Takvimi
[4/6 00:14] Ömer Tarık Yılmaz: Bir Ayet
'Rablerini inkar edenlerin durumu şudur: Onların işleri, fırtınalı bir günde rüzgarın şiddetle savurduğu küle benzer. (Dünyada) kazandıkları hiçbir şeyin (ahirette) yararını görmezler. İşte bu derin sapıklıktır.'
(İbrahim, 14/18)
Daha fazlası için Bir Ayet Hadis Dua uygulamasını hemen indir; Google Play: https://birayethadisdua.page.link/app?ayet=9eFZYHaSrJw=
[4/6 00:14] Ömer Tarık Yılmaz: Bir Hadis
“Allahım! Harama bulaşmaktansa, helalinle yetineyim. Beni lütfunla (zengin kılarak) Senden başkasına muhtaç etme.”
(Tirmizî, “De'avât”, 110)
Daha fazlası için Bir Ayet Hadis Dua uygulamasını hemen indir; Google Play: https://birayethadisdua.page.link/app?hadis=9eFZYHaSrJw=
[4/6 00:14] Ömer Tarık Yılmaz: Bir Dua
'O Allah'a hamd olsun ki, benden bir kuvvet olmaksızın bu elbiseyi bana giydirdi ve (bunu) bana rızık olarak verdi.'
(Tirmizî, 'De'avât', 107)
Daha fazlası için Bir Ayet Hadis Dua uygulamasını hemen indir; Google Play: https://birayethadisdua.page.link/app?dua=9eFZYHaSrJw=
[4/6 00:14] Ömer Tarık Yılmaz: Kalbinde zerre kadar kibir olan kimse cennete giremez. Kibir ise hakkı kabul etmemek ve insanları küçümsemektir. Hadis-i Şerif
[4/6 00:15] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Ayeti
(Sadakalar) kendilerini Allah yoluna adayan, yeryüzünde dolaşmaya güç yetiremeyen fakirler içindir. İffetlerinden dolayı (dilenmedikleri için), bilmeyen onları zengin sanır. Sen onları yüzlerinden tanırsın. İnsanlardan arsızca (bir şey) istemezler. Siz hayır olarak ne verirseniz, şüphesiz Allah onu bilir.
(Bakara, 2/273)
[4/6 00:15] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Hadisi
Kıyamet günü insan beş şeyden hesaba çekilmedikçe bırakılmayacaktır. Ömrünü nerede tükettiğinden, gençliğini nerede geçirdiğinden, malını nereden kazanıp, nerede harcadığından, ilmi ile ne kadar amel edip etmediğinden sorulacaktır.
(Al-Tirmidhi)
[4/6 00:15] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Duası
Ey göklerin ve yerin yaratıcısı, gizliyi ve aşikârı bilen Allah’ım! Sen her şeyin sahibisin. Senden başka ilâh olmadığına melekler de şahitlik ederler. Biz nefislerimizin ve (Allah’ın rahmetinden) uzaklaştırılmış olan şeytanın şerrinden, onun bizi şirke düşürmesinden, kendimize ve herhangi bir Müslüman’a kötülük yapmaktan sana sığınırız.
[4/6 00:15] Ömer Tarık Yılmaz: Vaktin Esmaül Hüsnası
En-Nafi
Faydalı şeyleri yaratan, bütün yaratıklara faydası olan
[4/6 00:15] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Hikayesi
Bir deliye bir veli rolü
Ebu Müslim Havlani bir toplulukta konuşulanları dinler. Hemen hepsi de hanımından şikayette bulunmaktadırlar. Ancak Ebu Müslim’de şikayet filan yoktur. Derler ki:
– Veli gibi bir hanıma düştün de sesin sedan çıkmıyor değil mi?
Omuzlarını silkerek cevap verir:
– Bizimki veli filan değil kelimenin tam manasıyla delidir deli!…
– Öyle ise derler nasıl geçiniyorsun böyle deli biriyle?
Cevap verir:
– Ben usulünü biliyorum da öyle geçiniyorum, kavga gürültümüz o yüzden olmuyor!…
Büsbütün meraka düşerler.
– Deli gibi biriyle kavgasız gürültüsüz geçinmenin usulü nedir ki? diye sormaktan kendilerini alamazlar.
Şöyle izah eder Ebu Müslim, geçinmenin sırrını.
Der ki:
– Allahü Azimüşşan, Âdem Aleyhisselam’ı topraktan yarattığında bedenine önce aklı koydu. Akıllı bir adam oldu. Sonra öfkeyi yarattı. Ona da Âdem’in bedenine girmesini emretti.
Öfke:
– Ben dedi. Âdem’in bedenine giremem. Çünkü orada akıl vardır! Akılla ikimiz bir yerde asla duramayız!…
Rabbimiz buyurdu:
– Ey öfke! Sen Âdem’in bedenine girmeye çalış, oraya yönel. Akıl senin geldiğini görünce hemen çıkıp gider, kendi yerini sana bırakır. Böylece sen de Âdem’in bedeninde hükmünü icra eder, onu deli yaparsın.
Ebu Müslim burada der ki :
– İşte biz hanımla bu konuda anlaştık. Dedik ki; mademki insana öfke gelince akıl gidiyor, insan delinin teki haline geliyor. Öyle ise evde kim öfkelenirse o an sanki o delidir. Deliye karşı ise bir veli lazımdır. Ben öfkelenirsem hemen farkına varacaksın, sabır gösterip ters cevap vermeyeceksin. Çünkü ben o an deli sayıldığımdan deli adamdan her şey beklenir diyerek veli rolüne gireceksin, aklım gelinceye kadar bir deliye bir veli rolü oynayacaksın.
Ebu Müslim burada şunu da ilave eder:
– Tabii der, bu sabır benim için de geçerli bir görevdir. Bazen hanım öfkelenir, bu defa o deli durumuna girer bana veli rolü düşer, ben bir veli gibi sabır gösterir, karşılık vermemeye çalışırım. Aklı gelip de akıllı insana muhatap olduğumu anlayıncaya kadar, bu sabır devam eder.
Ebu Müslim bundan sonrasını şöyle tamamlar:
– İşte der ey dostlar, benim hanımdan şikayetçi olmayışımın sebebi budur. Gül gibi geçinip gitmemizin sırrı da buradadır. Tavsiye ederim, siz de bir deliye bir veli rolü oynayın, öfkelenince karşı taraf veli rolüne girsin, sabır ve tahammülü esas alsın, göreceksiniz ki tartışma kısa zamanda son bulacak, taraflar birbirlerine karşı sevgiyle dolacak. Çünkü öfkeli taraf kendisine karşılık verilmeyişinin takdirini, minnettarlığını duyacak. Bu da mutluluk vesilesi olacak.
Sakın “bir deliye bir veli rolü basit bir şey” deyip de geçmeyin. Sadece bir deneyin yeter. İşte size güzel geçinmenin sırrı.
[4/6 00:26] Ömer Tarık Yılmaz: 'Allah'ım, acizlikten, tembellikten, cimrilikten, ihtiyarlıktan ve kabir azabından Sana sığınırım. Allah'ım, nefsime takvasını ver ve onu temizle. Onu en iyi temizleyecek olan Sensin. Onun sahibi ve mevlâsı Sensin. Allah'ım, faydasız ilimden, korkmayan kalpten, doymayan nefisten ve kabul olunmayan duadan Sana sığınırım.' (Müslim)
[4/6 00:26] Ömer Tarık Yılmaz: Size bir şeyi yasakladığım zaman ondan kaçının. Bir şey emrettiğim zaman gücünüzün yettiği ölçüde onu yerine getirin.
(Buhârî, İ'tisâm, 2)
[4/6 00:27] Ömer Tarık Yılmaz: YURDUMUZ......... EN BÜYÜK MİLLET BAHÇESİ
Tamamlandığında dünyanın en büyük 5'inci şehir parkı olacak Atatürk Havalimanı Millet Bahçesi; vatandaşlarımızın dinlenebileceği, spor yapabileceği, ailesiyle huzur içinde vakit geçirebileceği bir cazibe merkezi oluyor. İlk etabı 29 Mayıs 2022'de açılan ve 5 milyon 61 bin metrekarelik alana İstanbul'un fethini temsilen, 145.300 ağaç dikiliyor. Örnek bahçeye ise, 350 yıllık zeytin ağacı, 50-60 yıllık ıhlamur ağaçları ve çınar ağaçları dikildi. Bu alanda koku ve gül bahçeleri de yer aldı.
Burada, yayadan daha hızlı bir ulaşım aracı olmayacak. Böylece anneler, çocuklar, yaşlılar ve engelli vatandaşlar güvenli bir alanda, bahçenin keyfini sürüp yürüyüş yapabilecek. Türk bahçe kültüründe olduğu gibi, pınar başı ile başlayarak bütün bahçeyi boylu boyunca geçen bir derenin de yer aldığı projede, dere boyuna inen basamaklar ile ziyaretçilerin suyla temas etmelerine, çocukların su ile oynamalarına imkân sağlanıyor.
İğneli ve yapraklı ağaçların birlikte dikilmesi ile Millet Bahçesi dört mevsim yeşil kalacak. Büyük bir çayır ise, 28 bin kişi ka-pasitesi ve dev bir ekranı ile ilgi odağı oldu. Ayrıca, 2 bin kişilik seyirci kapasiteli spor alanında aynı anda 300 kişi spor yapabiliyor. 10 bin metrekarelik alanda 7 adet çocuk oyun alanlarında da, çocuklar kendi oyunlarını kurabilecekler.
Bütün eski binalar, peronlar, hangarlar restore ediliyor. Havalimanı'nın bir pisti duruyor. Burası, devlet adamlarının geliş-gidişi, ambulans uçakları ve sivil havacılıkta kullanılanılacak.
Yerli ve uluslararası fuarlar düzenlenecek, muhtemel bir âfet durumunda İstanbul'un âfet toplanma alanı, deprem toplanma alanı olarak kullanılacak. Millet Bahçesi'nin yapım bedeli 2 milyar 100 milyon TL olarak hesaplandı. Yurdumuzda yapımına başlanan 445 Millet Bahçesi’nin en büyüğü oluyor.
ZEKÂ BULMACASI............BİR CÜMLE
Aşağıdaki üç kelimelik cümlenin her kelimesinden 3 harf çıkararak, anlamlı bir cümle yapabilir misiniz?
(Cevabı yarın)
KANLAŞMALI KABİRİ
CÜCEMLER
03.06.2023 - Türkiye Takvimi - https://play.google.com/store/apps/details?id=turkiyetakvimi.takvim
[4/6 00:27] Ömer Tarık Yılmaz: ŞİİR........... MEŞHUR BEYİTLERDEN
GÜNÜN TARİHİ...... ABDÜLAZİZ HÂNIN ŞEHÂDETİ
Osmanlı pâdişahlarının 32.sidir. Sultan II. Mahmud Hânın 2. oğludur. Sultan Abdülaziz Hân (1830-1876), 14 yıl 11 ay 5 gün tahtta kaldı. Mithat Paşanın kışkırtmalarıyla üniversite öğrencileri 10 Mayıs 1876’da bir protesto yürüyüşü düzenledi. 30 Mayıs 1876 Salı günü sabaha doğru saray, Hüseyin Avni Paşa komutasındaki askerlerce basıldı ve Sultan Abdülaziz Hân, tahttan indirildi. 4 Haziran’da Mithat Paşa ve Serasker (Savunma Bakanı) Hüseyin Avni Paşa ve arkadaşları tarafından, Feriye Sarayı’nda Kur’ân-ı kerîm okurken bilek damarları kestirilerek şehit edildi.
DÜNKÜ CEVAP: ANLAMLI BİR CÜMLE
04.06.2023 - Türkiye Takvimi - https://play.google.com/store/apps/details?id=turkiyetakvimi.takvim
[4/6 00:27] Ömer Tarık Yılmaz: Ravi: Cabir (ra)
Resulullah (sav) buyurdular ki: 'Gecede bir saat vardır ki, müslüman bir kimsenin Allah'tan, dünya veya ahirete müteallik bir hayır talebi o saate rastlarsa, Allah dilediğini ona mutlaka verir. Bu saat her gecede vardır.'
Bu hadisin yer aldığı kitaplar: Müslim, Müsafirin 166, (757)
Hadisin Açıklaması:
Bu hadis, her gecede bir saat-ı icabe olduğunu ifade etmektedir. Bir saatin vakti belli değildir. Ancak bazı rivayetlerde, bu saatin gecenin yarısından sonra veya son üçte birinde olduğuna karine teşkil eder. Zira Aleyhissalâtu vesselâm bu zamanlarda gece ibadeti yapmıştır. Kimin duası bu saate rastlarsa mutlaka kabul edileceğini hadis garanti etmekte ve gece ibadetine teşvik buyurmaktadır. Gecenin gündüzden efdal olduğunu söyleyen alimlerin delillerinden biri de bu hadistir. Müzzemmil sûresi de mü'minleri gece ibadetine teşvik etmekte, değişik şartlara göre gece ibadetinin zamanını, miktarını belirtmektedir. Gündüzde saat-ı icabe sadece cum'a günü mevzubahis olduğuna göre, ibadet açısından gecenin efdaliyeti inkar edilemez
[4/6 00:27] Ömer Tarık Yılmaz: “Doğrusu senin Rabbin hep gözetlemektedir.” Fecr sûresi (89), 14
[4/6 00:27] Ömer Tarık Yılmaz: İşimi bana kolaylaştır. (Tâ-hâ, 20/26)
[4/6 00:27] Ömer Tarık Yılmaz: Bir kimse anne ve babası namına hac ederse, bu hac hem kendisi, hem de ana ve babası için kabul edilir ve ayrıca ana ve babasının ruhu semada müjdelenir. Ravi: Hz. Zeyd ibni Erkam (r.a.)
[4/6 00:28] Ömer Tarık Yılmaz: Size bir ziyaretçi geldiğinde ona ikramda bulununuz Ravi: Hz. Enes (r.a.)
[4/6 00:28] Ömer Tarık Yılmaz: Hadis-i Şerifte Buyuruldu ki:
Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki: 'Şarkıcı cariyeleri satmayın, satın da almayın. Onlara (musiki) de ögretmeyin. Onları alıp satmak şartıyla yaptığınız ticarette hayır yoktur, onlar için ödenen para haramdır' Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ilave etti: 'Şu ayet bu gibiler hakkında nazil olmuştur: 'İnsanlardan bazıları, bir bilgisi olmadığı halde, Allah yolundan saptırmak için boş sözlere müşteri çıkarlar. Allah yolunu alaya alırlar, işte bunlara alçaltıcı bir azab vardır.' (Lokman 6)
Kaynak : Tirmizi, Büyu 51, (1282), Tefsiri-Kur'an, Lokman, (3193), İbnu Mace, Ticarat 11, (2168)
( Sen de oku : bit.ly/Hadisiserif )
[4/6 00:28] Ömer Tarık Yılmaz: قال الله تعالى : يَا أيها النَّاسُ اتَّقُوا رَبَّكُمْ إن زَلْزَلَةَ السَّاعَةِ شَىْءٌ عَظِيمٌ يَوْمَ تَرَوْنَهَا تَذْهَلُ كُلُّ مُرْضِعَةٍ عَمَّا اَرْضَعَتْ وَتَضَعُ كُلُّ ذَاتِ حَمْلٍ حَمْلَهَا وَتَرَ النَّاسَ سُكَارَى وَمَا هُمْ بِسُكَارَى وَلكِنَّ عَذَابَ اللهِ شَدِيد.ٌ
“Ey İnsanlar Rabbinize karşı sorumluluk bilinci taşıyıp ondan korkun. Çünkü kıyamet vaktinin depremi sarsıntısı gerçekten korkunç olacak. Onu gördüğünüz gün emziren analar çocuklarını bırakıp unutacaklar ve her gebe kadın da çocuğunu düşürür. İnsanları sarhoş olmadıkları halde sarhoş gibi alıklaşmış göreceksin. Çünkü Allah’ın azabı şiddetlidir.” (22 Hacc 1-2)
قال الله تعالى : وَلِمَنْ خَافَ مَقَامَ رَبِّهِ جَنَّتَان.
“Hesap vermek için Rabbinin huzurunda durmaktan korkan kula iki cennet vardır.” (55 Rahman 46)
قال الله تعالى : وَاَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلَى بَعْضٍ يَتَسَاءَلُونَ قالوا إنا كُنَّا قَبْلُ فِى اَهْلِنَا مُشْفِقِينَ فَمَنَّ اللهُ عَلَيْنَا وَوَقَينَا عَذَابَ السَّمُومِ إنا كُنَّا مِنْ قَبْلُ نَدْعُوهُ إنهُ هُوَ الْبَرُّ الرَّحِيمُ.
“Cennetlikler birbirlerine dönüp sorarlar ve derler ki “Bakın dünyada iken çoluk çocuğumuzun arasında yaşarken Allah’ın bizden razı olmayacağını düşünerek sonumuzdan korku içindeydik. Allah bize bol bol lütufta bulundu da ta iliklere işleyen cehennem azabından korudu. Biz bundan önce dünyada da O’na yalvarıp ibadet ederdik. Çünkü o iyiliği bol ve rahmeti geniştir.” (52 Tur 25-28)
397- عَنِ بْنِ مَسْعُودٍ
قال : حَدَّثَنَا رَسُولُ اللَّهِ
وَهُوَ الصَّادِقُ الْمَصْدُوقُ قال :إن أَحَدَكُمْ يُجْمَعُ خَلْقُهُ فِي بَطْنِ أُمِّهِ أَرْبَعِينَ يَوْمًا نُطْفَةً، ثُمَّ يَكُونُ عَلَقَةً, مِثْلَ ذَلِكَ ثُمَّ يَكُونُ مُضْغَةً مِثْلَ ذَلِكَ, ثُمَّ يُرْسَلُ الْمَلَكُ فَيَنْفُخُ فِيهِ الرُّوحَ، وَيُؤْمَرُ بِأَرْبَعِ كَلِمَاتٍ : بكتب رِزْقِهِ, وَأَجَلِهِ, وَعَمَلِهِ, وَشَقِيٌّ أَوْ سَعِيدٌ, فَوَ الَّذِى لاَ اِلهَ غَيْرُهُ إن اَحَدَكُمْ لَيَعْمَلُ بِعَمَلِ اَهْلِ الْجَنَّةِ، حَتَّى مَا يَكُونُ بَيْنَهُ وَبَيْنَهَا إلا ذِرَاعٌ، فَيَسْبِقُ عَلَيْهِ الْكِتَابُ فَيَعْمَلُ بِعَمَلِ اَهْلِ النَّارِ، فَيَدْخُلُهَا, وَإن اَحَدَكُمْ لَيَعْمَلُ بِعَمَلِ اَهْلِ النَّارِ، حَتَّى مَا يَكُونُ بَيْنَهُ وَبَيْنَهَا إلا ذِرَاعٌ، فَيَسْبِقُ عَلَيْهِ الْكِتَابُ، فَيَعْمَلُ بِعَمَلِ اَهْلِ الْجَنَّةِ فَيَدْخُلُهَا.
397: İbni Mes’ud (Allah Ondan razı olsun) demiştir ki: Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) ki, sözünde, işinde doğru ve vahiyle doğruluğu tasdik olandır. Bize şöyle buyurdu:
-Sizden birinizin yaradılışının başlangıcı olan temel maddeler anasının karnında kırk günde derlenip toplanır. Sonra ikinci kırk günlük zaman içinde kan pıhtısı haline döner. Sonra o kadar müddet zarfında da bir et parça haline gelir. Daha sonra Allah bir melek gönderir de ona ruh üfürür ve şu dört şeyi yazması da
[4/6 00:29] Ömer Tarık Yılmaz: (Kadın ile kocanın) Aralarının açılmasından korkarsanız, bu durumda erkeğin ailesinden bir hakem, kadının da ailesinden bir hakem gönderin. Bunlar, (arayı) düzeltmek isterlerse, Allah da aralarında başarı sağlar. Şüphesiz, Allah, bilendir, haberdar olandır.
-Nisa Suresi, 35
Günlük Hadis Uygulamasını
Ücretsiz İndir:
https://dailyhadith.page.link/y1E4
[4/6 00:30] Ömer Tarık Yılmaz: [Hadis No : 3596]
İbnu Ömer radıyallahu anhüm anlatıyor: 'Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: 'Rüyamda gördüm ki, bir misvakla dişlerimi misvaklıyorum. İki kişi yanıma geldi, biri diğerinden büyüktü. Elimdeki misvakı onlardan küçük olana uzattım. Bana: '(Büyüğü) büyükle!'' dendi. Bunun üzerine misvağı büyük olana verdim.''
Buhari, Vudü 74; Müslim, Rü'ya 19, (2271).
Hadisi, Buhari muallak (senetsiz) olarak kaydetmiştir, Müslim ise senetli olarak kaydetmiştir.
İslami Uygulamalar islamiuyg@gmail.com
[4/6 00:30] Ömer Tarık Yılmaz: Andolsun, senden önce biz nice peygamberleri kendi kavimlerine gönderdik. Peygamberler onlara apaçık mucizeler getirdiler. Biz de suç işleyenlerden intikam aldık. Mü'minlere yardım etmek ise üzerimizde bir haktır. - Rûm - 47. Ayet
[4/6 00:30] Ömer Tarık Yılmaz: En hayırlınız, ahlâkça en güzel olanlarınızdır. - Müslim, Fedail, 68
[4/6 00:30] Ömer Tarık Yılmaz: “Rabbinizin mağfiretine mazhar olmak ve takva sahipleri için hazırlanmış olup gökler ve yer kadar geniş olan cennete girmek için yarışın!” - Âl-i İmrân, 3/133
[4/6 00:31] Ömer Tarık Yılmaz: 615 yılının Recep ayıydı. Ashabının çektiği eziyetlere karşı bir şey yapamamanın ızdırabını duyan Rahmet Peygamberi, onlara hicret etmelerini tavsiye etmişti. İnsanın her şeyini bırakarak bilmediği diyarlara göç etmesi kolay değildi. Ancak bu göç, inandığı dini yaşamak gibi ulvî bir değer uğruna yapılınca, mükâfatı da bir o kadar büyük oluyor.##Allah Teala, bu kutlu insanlar için şöyle buyuruyordu: “Zulme uğradıktan sonra Allah yolunda hicret edenlere gelince, elbette onları dünyada güzel bir şekilde yerleştiririz. Ahiret mükâfatı ise daha büyüktür. Keşke bilselerdi.” (Nahl, 16/41). Bu ilahî müjdeye erişebilmek