Insanoğlunun çoğu sebepleri yaratandan gafil oldu ve olan işleri sebeplerden bildi.
Yani; kirazı ağaçtan, yumurtayı tavuktan, sütü inekten, balı arıdan ve hastalığı mikroptan bildi.
Bu durumda sütü inekten, balı arıdan istemeye, hastalık için de mikroptan korkmaya başladı.
Bu vaziyette olan insanlık sebepler içinde boğularak çaresiz kaldı ve ne yapacağını şaşırdı. Kurtulmak için de boyuna sebeplere sarılıyor.
Sebeplere yapışıp tedbir al, amma sebeplerin üstünde bütün bunların dizgini elinde olan Allah'ı gör. Hani devamlı diyorduk ya, Allah demeden yaprak düşmez.
Aynen öyledir. Allah demeden yaprak düşmez, zerre kımıldamaz. Hani hayat veren Allah'tır, ölduren de Odur. Mikrop ta canlı değil mi? Onu kim yarattı, ve kim öldürür?
Öyleyse, sebeplere yapış, tedbir de al, amma bütün o sebepler elinde olan Zat'tan gafil olma! Ona sığın, Ondan iste, Ona yalvar, Ina isyan etmeyi bırak!
ASIL YAPACAĞIN VE YAPMAN GEREKEN BUDUR!
EMRİ BİL MA'RUF NEHYİ ANİL MÜNKER YAPMAYI KANUN İLE YASAKLAYAN BİR TOPLUMUZ..BAŞIMIZA NE GELSE NORMALDİR.
BAŞIMIZA TAŞ YAĞMADIKÇA ŞÜKREDELİM!
Hz. Peygamber (s.a) şöyle buyurmuştur:
Yemin ederim! Ya siz iyiliği emreder kötülükten sakındırırsınız veya Allah Teâlâ, sizin kötülerinizi size musallat eder. Böyle olduktan sonra sizin hayırlılarınız dua ederler, fakat duaları kabul edilmez.(3)