Aslında bu yaşanmış gerçek hikâye Son 100 yıllık türkiyenin gerçeklerini net olarak ortaya koyuyor.
Hainleri uzakta aramaya gerek yok...o kafa bugün de var..Allah ellerine fırsat vermesin..
TURKİYEDE UÇAK FABRİKALARININ HAZİN HİKAYERİ. BU ÜLKEDE HAYIRLI HER İŞİN TEK ENGELİ VAR : ÇAMURİYET HALK PARTİSİ
MERAK edenler için..!!
Buyrun Nuri Demirağ gerçeği.
Nuri demirağ 1886‘da Sivas’ta doğmuş, burda okumuş, okuduğu okulda öğretmenlik yapmış, Ziraat Bankası sınavını kazanarak memurluğa adım atmış, bir sürede Maliye müfettişliği yapmış. Pek yakında genç Cumhuriyet’in en zengin işadamı olacak bu zat, öyle anadan babadan kalan pek bir varlığı da olmayan bir devlet memuru anlayacağınız.
Yaptığı mali denetimlerin birinde işgal kuvvetleri tarafından aşağılanınca derhal memuriyetten ayrılıyor. Onu ticarete atılmaya iten nedense pek bir naif. Gördüğü bir sigara kağıdındaki “imla hatası” ile başlıyor ticaret hayatı. Pek rahatsız oluyor bu hatadan ve “Eğer şu atölye benim olsaydı, hem sigara kağıdının adında, hem de ilanında bir güzellik ve münasebet olurdu.” diye hayıflanarak “Türk Zaferi” markasıyla sigara kağıdı imalatına başlıyor. O dönem azınlıkların elinde bulunan bu sektöre karşı milliyetçi hislerle de hareket etmiyor değil elbet. Evet oldukça milliyetçi Nuri Bey ama hamasi değil, rekabetçi bir anlayışı var. Ama bence burda asıl dikkat çeken yönü imla hatasından rahatsız olan mükemmeliyetçiliği olmalı.
1922 yılında, 252 lira sermaye ile başladığı sigara kağıdı işi kısa sürede 84 bin liralık bir servetin sahibi olmasını sağlıyor. Yani mükemmeliyetçiliği ve yerli malı vurgusu gerçekten fark yaratıyor. Fransızların terkettiği Samsun – Sivas demiryolu hattının yapımını üstlenmesiyle işleri iyice büyüyor. Öyle okuyup geçmeyin, çok önemli bir gelişme bu. Türkiye’de demiryolu yapımını ilk defa bir Türk firması üstleniyor. Bu hattı daha sonrasında Erzurum’a kadar uzatacak – ki bu hat Ankara’nın doğusuna yapılan ilk demiryolu hattıdır – ve toplamı bugün bile 10 bin km. uzunluğundaki demirağların 1250 km’sini memuriyeten istifa ettirdiği kardeşi Naci Bey ile birlikte yapacaktır. Bu yüzden de soyadı devrimiyle birlikte Atatürk kendisine Demirağ soyadını uygun görecektir. Sahi; 10. Yıl Marşı’nı kim(ler) yazdırmıştı?
Demiryolu müteahhtitliği ile birlikte Karabük’te demir çelik, Bursa’da Sümerbank, İzmit’te selüloz ve Sivas’ta çimento fabrikaları da yapmıştı. Serveti her geçen gün büyümüş ve genç Cumhuriyet’in en zengin iş adamı olmuştu. Uçak alım kampanyasında en çok çok gelir beklenen kişi de Nuri Demirağ idi pek tabi. Ama onun cevabı çok çarpıcıydı:
“Siz ne diyorsunuz? Benden bu millet için bir şey istiyorsanız, en mükemmelini istemelisiniz. Madem ki bir millet teyyaresiz yaşayamaz, öyleyse bu yaşama vasıtasını başkalarının lütfundan beklememeliyiz. Ben bu uçakların fabrikasını yapmaya talibim.”
Yapar da. Hem de alasını yapar. Üstelik aynı yıl içinde. Yurtdışındaki fabrikaları gezer, çalışacağı mühendisleri ve teknisyenleri seçer ve bugün Deniz Müzesi olarak kullanılan Beşiktaş’taki modern binayı yaptırıp burayı bir etüd atölyesi olarak çalıştırmaya başlar. Çok da net bir vizyon koyar ortaya:
“Avrupa’dan, Amerika’dan lisanslar alıp tayyare yapmak kopyacılıktan ibarettir. Demode tipler için lisans verilmektedir. Yeni icat edilenler ise bir sır gibi, büyük bir kıskançlıkla saklanmaktadır. Binaenaleyh kopyacılıkla devam edilirse, demode şeylerle beyhude yere vakit geçirilecektir. Şu halde Avrupa ve Amerika’nın son sistem teyyarelerine mukabil, yepyeni bir Türk tipi vücuda getirilmelidir.”
Hızla modeller tasarlayıp üretmeye başlar. Eğitim amaçlı ilk uçak modeli Nu. D. 36, 1936’da aynı yıl içinde hazır edilir. Türk Hava Kurumu hemen bu uçaklar için 10 adet sipariş verir. 65 tane de planör ister. Gece gündüz üretim başlamıştır. Bu uçağı uçuracak pilotların eğitimi için de öncelikle Sivas Divriği’de “Gök Ortaokulu” adını verdiği yatılı bir okul kurar. Öğrencilerin tüm masraflarını karşılayarak ve hatta onlara maaş ödeyerek gençleri pilotluğa hazırlar. Eğitim uçuşlarının yapılabilmesi için Yeşilköy’de geniş bir çiftlik alır (Elmas Çiftliği) ve burada bir eğitim pisti oluşturur. Aynı arazide uçaklar için büyük bir hangar ve pilotluk eğitimlerini tamam edecek “Gök Okulu” kurar. Sivas’taki okulda yetişen gençler eğitimlerini pratik imkanlarla burada tamamlar. 1943 yılına kadar bu okullardan 290 pilot yetişir. Bugün bu arazinin “Atatürk Hava Limanı” olarak kullanıldığını söylememe gerek var mı hala? Evet, İstanbul’un ilk ve çok uzun süre tek havaalanı özel bir teşebbüsün çabasıyla Türk havacılığına kazandırılmıştır.
Nuri Demirağ herkesin sandığından çok daha ciddiydi hayallerinde. İki yıl sonra 6 yolcu kapasiteli 325 km. hız yapabilen ve 5500 metre havalanabilen A sınıfı yolcu uçağı ile Dünya havacılık literatürüne geçmiş ve sadece iki yıl içinde koyduğu vizyonu başarmıştır. Bu, o dönem üretilen uçaklar arasında gerçekten iddialı olanlarındandı. Demirağ’ın uçakları sorunsuz uçuyordu. THK bu uçak için de sipariş verdi. Nu. D. 38 ilk deneme uçusunu Demirağ’ın oğlu Galip’in pilotuğuyla İstanbul’dan Divriği’ye yapacaktı. 26 Mayıs 1944’te ise ilk resmi uçuş İstanbul-Ankara arasında gerçekleşecek ve tarihe “ilk ve tek” Türk yolcu uçağı seyahati olarak geçecekti. Fakat bu ilk uçuşun gerçekleştiği yıl her şeyin, kocaman bir hayalin, kocaman bir fırsatın sona erdiği yıl da olacaktı. Anlamak, anlatmak çok güç de olsa…
Nasıl gelindi bu inanılmaz sona? Dikkatli okumuyor olabilirsiniz diye tekrar vurgulayacağım. Olayın geçtiği yıllar, Cumhuriyet’in ilk yılları. Cumhuriyet döneminin en zor zamanları yani. Uçak fabrikası kurmaktan bahsediyoruz. Hem de kurulma kararı verildiği yılın içinde kuruluyor. Kurulmakla kalmıyor yine aynı yıl içinde uçak da üretiliyor. Bu fabrikada yolcu uçağı üretmekten bahsediyoruz. Hem de o yıllarda dünyada üretilen en iyi kalitede ve fabrika kurulduktan sadece iki sene sonra. Bütün bunları da devlet yapmıyor yanlış anlamayın, “%100 özel teşebbüs” yapıyor. Sadece uçak ve fabrika da değil, %100 bursla uçakları kullanacak pilotlar da yetiştiriliyor. Hem de ortaokul seviyesinden ki, o dönem Sivas’ın hiçbir ilçesinde normal ortaokul bile yok. Pratik yapmaları için de tam teşekküllü bir eğitim pisti yapılıyor, ki o pist şu an Türkiye’nin en işlek havaalanı. Erdal ve Ömer İnönü kardeşlerin bile bu okullarda pilotluk eğitimi aldığını da belirtelim bu arada.
Sadece iki yıl içinde gerçekleşen bu muazzam başarı, tam da başarının ilan edileceği 1938 yılında sona eriyor inanması çok güç şekilde. Devrim arabasının benzinsiz kalmasına benzer bir öyküsü var. Nasıl? 1936’da daha fabrikanın kurulduğu yıl ilk uçuşunu gerçekleştiren Nu. D. 36 modelinden THK’nın vermiş olduğu 10 adet sipariş iki yıl içinde hazır edilir. Uçakların test uçusu İstanbul’da yapılır ve başarıyla sonuçlandırılır. THK uçakların Eskişehir’e teslimini ister ve burada da bir test uçuşu yapılmasını talep eder. Demirağ’ın fabrikayı birlikte kurduğu ve uçakların mühendisliğini de yapan Türkiye’nin ilk uçak mühendislerinden Selahattin Alan, Eskişehir’e ilk uçağı kendisi götürmek ister. Fakat uçağın inmesinden sonra, alan bilgisi iyi olmayan Selahattin Bey burda kendi hayatına mal olacak bir kazaya sebebiyet verir. O yıllarda havaalanına hayvan girmesin diye alanın çevresine hendekler açılırmış meğer. Selahattin Bey de bu hendeklerden önce iniş yapınca uçak hendeğin içine yuvarlanır ve kendisi de bu kazada hayatını kaybeder.
Bu kazayı “bahane” eden THK “şartlara uymadığı gerekçesiyle” alımı iptal eder. Halbuki kaza tamamen alan şartlarından doğan bir pilotaj hatasıdır ve uçağın uçuşunu tamamlayıp yere inişinden sonra gerçekleşmiştir. Fakat Demirağ kimseye hiçbir şey anlatamaz. Bu kazanın bir bahane olarak kullanıldığı çok aşikardır. Asıl hikaye bizim memlekette hiçbir başarının cezasız kalamayacağı hikayesidir. Demirağ’ın bu olağanüstü başarıları tahmin edersiniz ki milli hissimiz olan kıskançlığı çoktan galeyana getirmiştir. Bu kıskanç ruhların, genç Türkiye’nin havacılıkta attığı bu muazzam adımı yakından takip eden emperyalist güçler tarafından rahatlıkla kullanılacağını da çok iyi biliyoruz elbette. Bir rivayete göre de İsmet İnönü, rüşvet istedikleri gerekçesiyle devletle işbirliği yapmayan Demirağ’ı pek sevmemektedir zaten. Artık ortada kullanıma hazır talihsiz bir kaza gerekçesi vardır. O zamana kadar en ufak bir kazanın yaşanmadığı binlerce saatlik uçuş tecrübelerinin önemi yoktur.
Demirağ THK’nu dava eder. Dava yıllarca sürer. Bu arada Nu. D. 38 yolcu uçağı da üretilmiş ve 1941 yılında istanbul – Divriği arasında ilk uçuşunu gerçekleştirmiştir. 1944 yılında “Dünya havacılığı yolcu uçakları A sınıfı”na alınan bu uçak, gerçek yolcuyla ilk seferini de aynı yılın 26 Mayısında İstanbul – Ankara arasında gerçekleştirir. Tüm bu gelişmeler olurken Demirağ ile THK arasındaki dava da aynı yıl THK lehine sonuçlanır.
Sipariş ettiği uçakları almayan ve mevcut siparişlerini de iptal eden THK’na rağmen uçakların yurtdışına satışı devam edebilecekken mahkeme kararı bunu da yasaklar. Akıl almıyor evet, uçakların yurtdışına satışı da engelleniyor! İspanya, İran ve Irak’tan alınan siparişler gönderilemiyor ve eldeki uçaklar hurdaya çıkarılıyor. Bitti mi? Elbette hayır. Fabrika mecburen kapanıyor ve Yeşilköy’deki tesisler istimlak edilerek devlete devrediliyor. Gerçekten bu memlekette başarı mükemmelen cezalandırılıyor.
THK ne yapıyor bu arada? Bu uçakların yerine Fransız uçakları alıp bir iki sene sonra miadları dolunca kullanımdan kaldırıyor. Demirağ’ın derdini anlatmak için her türlü çabası sonuçsuz kalıyor.
Ama yine pes etmiyor. Siyasi mücadele ile yanlışları düzeltebileceğini düşünen Demirağ, Cumhuriyet’in kuruluşu esnasındaki denemeleri saymazsak 1945 yılında Türkiye’nin ilk muhalefet partisi olan Milli Kalkınma Partisi’ni kurmaya karar veriyor. İnönü müsade etmiyor. Birleşmiş Milletler’e yazarak, Türkiye’de başka partilere izin verilmediğini, dolayısıyla Türkiye’de demokrasi olmadığını, Birleşmiş Milletler’e alınmaması gerektiğini anlatıyor. BM’den gelen uyarı mektubu neticesinde İnönü partinin kurulmasına müsade etmek zorunda kalıyor.
Girdiği ilk seçimi kaybeden Demirağ, kaybetme sebebinin basına yapılan baskılar nedeniyle sesini duyuramaması olduğunu düşünerek gazete ve radyo kurma taleplerinde bulunuyor. Müsade alamıyor. Hayatının geri kalanını pek de iyi beceremediği bu tip siyasi mücadelelerle geçiriyor. 1954 yılınca ancak DP listesinden meclise girebiliyor. Vefat ettiği 1957 yılına kadar orada da mizacına uygun istisnai sağlam tavırlar sergilemeye devam ediyor.
Yazı daha uzamasın diye bahsedemediğim pek çok hayret edilesi bilgi var Demirağ hakkında. Mesela 1970 yılında yapımına başlanacak Boğaz köprüsü için ilk projeyi de 1931 yılında Demirağ sunmuş. Atatürk çok beğenmiş, İnönü hükümeti onaylamamış. 1966’da ele alınacak Keban Barajı projesini de1933 yılında ilk öneren Demirağ. İstanbul Hali’ni yapan da, ilk yerli paraşütü imal eden de Demirağ. Daha fazlası da var ama o kadarı için lütfen interneti kullanın.
Ben Demirağ’ın mücadelesine hala devam ettiğini düşünüyorum. Bu kadar inatçı ve yorulmaz bir savaşçının ölümle lop bırakılan hikayesinin tamamlanmışıdır bu yaptıklarım” diye anlatılan bir hikayeyi dinlerken bulacağız kendimizi.
Evet bu vatan evladı nuri Demirağ’ın önüne demirden engeller koyan kim bilin bakalım.
Chp nin milli şefi ismet İnönü.
Ey kıllı çavdaroğlu.
Hani bu cumhuriyet uçak fabrikaları kurmuştuda daha üç gün önce bundan haberiniz varmıydı diye bize martaval atmaktaydın.
Ulan it oğlu it, senin chp en özel teşebbüs olarak kurulan bu uçak fabrikasına engel çıkararak iflas ettiren parti.
Bu itliğiniz, hainliğiniz ortadayken, utanmadan nasıl yalan söyleyebildin..
Biliyoruz karakteriniz bu, mevcudiyetiniz yalanlar üzerine kurulu.
Konuştukça batacaksınız.
ZATEN battınız.
Alıntıdır.
Tüm ifadeler:
31 Paylaşım
Beğen
Yorum Yap
Paylaş
Bindiğin dalı kesmek tabiri var ya...bu olsa gerek..
Ya da....
Yola beraber çıktıklarını yolda buldukları ile değişmek...
Böyle yapanların akibeti zaten bellidir..
Tüm ifadeler:
3Beğen
Yorum Yap
Paylaş
Asıl zalimler bu sa pık şeyhleri vesile ederek İslama ve tarikatlara hücum edenlerdir.
Bel ki de bunları onlar yetiştirmektedir..geçmiş te örnekleri vardır.
Bu din düşmanlarından herşey beklenir.
Tüm ifadeler:
Kadir Akbulut, Abdullah Sarı ve 18 diğer kişi6 yorum
3 Paylaşım
Beğen
Yorum Yap
Paylaş
Diğer yorumları gör
Selahattin Altıntaş
Müslüman da insandır nefis şeytan vardır..suç işlerse cezasıni kendisi çeker.
Onun işlediği suçu bahane edip islama ve müslümanlara saldıranlar en buyük şerefsizdirler.
-
Beğen
-
Yanıtla
- 2y
Ali Rıza Özdemir
Bu şerefsizliği malesef çok insanlar yapıyorlar.
Allah müslümanları bu manada tenakuzlara düşürmesin şu ayetin hükmünden ders alarak cümlemize iyi ahlak nasib etsin.…
Devamını Gör
-
Beğen
-
Yanıtla
- 2y
LİG TABLOSU
Takım
O
G
M
B
Av
P
1.GALATASARAY A.Ş.
26
20
2
4
44
64
2.FENERBAHÇE A.Ş.
27
17
1
9
33
60
3.TRABZONSPOR A.Ş.
26
17
3
6
23
57
4.BEŞİKTAŞ A.Ş.
26
14
5
7
17
49
5.GÖZTEPE A.Ş.
26
11
5
10
10
43
6.RAMS BAŞAKŞEHİR FUTBOL KULÜBÜ
26
12
8
6
14
42
7.SAMSUNSPOR A.Ş.
26
8
7
11
-2
35
8.KOCAELİSPOR
26
9
11
6
-4
33
9.GAZİANTEP FUTBOL KULÜBÜ A.Ş.
27
8
10
9
-10
33
10.ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş.
26
7
10
9
-4
30
11.CORENDON ALANYASPOR
26
5
8
13
-4
28
12.TÜMOSAN KONYASPOR
26
6
11
9
-9
27
13.NATURA DÜNYASI GENÇLERBİRLİĞİ
26
6
13
7
-8
25
14.KASIMPAŞA A.Ş.
26
5
12
9
-14
24
15.HESAP.COM ANTALYASPOR
26
6
14
6
-18
24
16.İKAS EYÜPSPOR
26
5
14
7
-18
22
17.ZECORNER KAYSERİSPOR
26
3
12
11
-28
20
18.MISIRLI.COM.TR FATİH KARAGÜMRÜK
26
4
17
5
-22
17



