Prof. Dr. Baran Yıldız


[11/1 22:39] Ömer Tarık Yılmaz: TARİH........ MERMİ YAKALAYAN PİLOT

I. Dünya Savaşı’nda, yerden 2 km. yükseklikte uçmakta olan bir Fransız pilotu, yüzünde bir sinek dolaştığını sanarak elini yüzüne göt&


[11/1 22:39] Ömer Tarık Yılmaz: TARİH........ MERMİ YAKALAYAN PİLOT

I. Dünya Savaşı’nda, yerden 2 km. yükseklikte uçmakta olan bir Fransız pilotu, yüzünde bir sinek dolaştığını sanarak elini yüzüne götürür. Yüzünde, sinek yerine sert bir şey yakalar. Pilot yakaladığı şeye bakınca gözlerine inanamaz:

“Bu, Almanların aşağıdan attıkları kurşunlardan biriydi.”
Bu şöyle olmuştur: Kurşun namludan 800 m/saniye hızla çıkar. Yolculuğunun sonunda hızı 40 m/saniyeye kadar düşer. Bu anda uçağın hızı da 40 m/saniye olduğundan, kurşun uçağa göre hareketsiz durumdadır ve bu sebeple pilot onu eliyle yakalayabilir.                 Bilim ve Teknik-174

 

YEMEK............  BALIK TAVA

 

MALZEME: 1 kilo balık (Kefal, Mercan, Uskumru, Hamsi), 2 fincan un, 1 çay bardağı zeytinyağı, 1 limon ve tuz.

YAPILIŞI: Temizlenmiş balıklar, bir bezle kurulanır. Tuz karıştırılmış biraz un, kese kağıdına konur. Balıklar teker teker bunun içinde çalkalanarak unlanır. Bir kağıt içerisine, balıkların üzerinde fazla bulunan un silkelenerek kese kağıdına dökülür. Balıkların, bol kızgın yağ bulunan tavada iki tarafı kızartılıp tabağa alınır. Kesilmiş limon, halkalar hâlinde doğranmış soğan ve kıyılmış maydanozla süslenir ve sıcak sıcak servis yapılır.

 

GÜNÜN TARİHİ............MEKKE’NİN FETHİ

 

Peygamber efendimiz, Medine’den Ramazan-ı şerîfin 10. Pazartesi günü 12 bin kişilik kahraman bir ordu ile 1 Ocak 630 günü yola çıktı. Harp etmeden Mekke-i Mükerreme’yi hicretin 8. senesinde Ramazan-ı şerîfin 20. Perşembe günü (11 Ocak) teslim aldı.

Düşmanlarına da şöyle buyurdu: “Sizin hiçbirinizi sorguya çekecek değilim. Gidiniz, hepiniz serbestsiniz!”
Kâbe putlardan temizlendi ve Hazret-i Bilâl, Kâbe’de ilk ezanı okudu. Müslümanlar; önceden göç ederek ayrıldıkları Mekke, Kâbe ve vatanlarına, böylece yeniden kavuşmuş oldular.

 

 

 

 

 
 
11.01.2023 - Türkiye Takvimi - https://play.google.com/store/apps/details?id=turkiyetakvimi.takvim
[11/1 22:40] Ömer Tarık Yılmaz: Ali İmran Suresi 130
Ey iman edenler! Kat kat artırılmış olarak faiz yemeyin. Allah'tan sakının ki kurtuluşa eresiniz.
[11/1 22:40] Ömer Tarık Yılmaz: Tirmizi
Haceru'l-Esved, cennetten indi. İndiği vakit sütten beyazdı. Onu insanların günahları kararttı.
[11/1 22:40] Ömer Tarık Yılmaz: El-Vekil: İşlerini kendisine bırakanların işini düzelten ve her şeyin iyisini temin eden.
[11/1 22:40] Ömer Tarık Yılmaz: Gusulden önce Abdest almak : Cenâb-ı Hak şöyle buyurur:
 
“Ey iman edenler! Namaz kılmaya kalktığınız zaman yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi yıkayın; başlarınızı meshedip topuklara kadar ayaklarınızı da (yıkayın)! Eğer cünüp olduysanız boy abdesti alın! Hasta yahut yolculuk hâlinde bulunursanız veya biriniz tuvaletten gelirse ya da kadınlara dokunmuşsanız (cinsî münasebette bulunmuşsanız) ve bu hallerde su bulamamışsanız temiz toprakla teyemmüm edin de yüzünüzü ve (dirseklere kadar) ellerinizi onunla meshedin! Allah size herhangi bir güçlük çıkarmak istemez; fakat sizi tertemiz kılmak ve size (ihsan ettiği) nimetini tamamlamak ister; umulur ki şükredersiniz.” (el-Mâide, 6)
 
“Ey îmân edenler! Sarhoş iken, ne söylediğinizi bilinceye kadar, cünüp iken de -yolcu müstesnâ- gusledinceye kadar namaza yaklaşmayın! Eğer hasta olur yahut s
[11/1 22:41] Ömer Tarık Yılmaz: tr-Nahl 69
…Onların (arıların) karınlarından renkleri çeşitli bir şerbet (bal) çıkar ki, onda insanlar için şifâ vardır…
[11/1 22:41] Ömer Tarık Yılmaz: Peygamberimiz Nerede ve Ne Zaman Dünyaya Geldi?
Peygamberimiz Nerede ve Ne Zaman Dünyaya Geldi? (Hz. Muhammed (s.a.v.) Ne Zaman ve Nerede Doğdu?)
Hz. Muhammed (s.a.v.) Fil Vakası’ndan 50 veya 55 gün sonra 20 Nisan 571 Pazartesi günü (et-Taķvîmü’l-Arabî, s. 33-44) Adnânîlerin ana yurdu kabul edilen Mekke’de dünyaya geldi.
 
Peygamberimizin Doğumunda Meydana Gelen Mucizeler
Resûlullâh’ın (s.a.v.) kâinâta teşrîf ettiği mübârek gecede bâzı hârikulâde hâller vukû bulmuştur. Bu mûcizelerden birkaçı şöyledir:
 
Hazret-i Âmine’nin bildirdiğine göre kendisi, ne hâmileliği ne de doğum esnâsında hiçbir zahmet çekmemiş ve Allâh Rasûlü dünyâya gelirken doğu ile batı arasını aydınlatan bir nûrun kendisinden çıktığını görmüştür. Peygamber temiz bir şekilde, ellerini yere dayayarak doğmuş ve başını semâya kaldırmıştır. (İbn-i Sa’d, I, 102, 150.)
O anda şeytan, hayâtında hiç olmadığı kadar büyük bir çığlık koparmıştır. (İbn-i Kesîr, el-Bidâye, II, 271.)
İran başkadısı ve din adamı Mûbezân, rüyâsında birtakım serkeş develerin bir sürü yürük atları önlerine katarak Dicle ırmağını geçtiklerini, İran topraklarına yayıldıklarını görmüştür.
Semâve Vâdisi’ni su basmıştır.
Kisrâ’nın sarayından 14 sütun yıkılmıştır.
İranlıların, tapınaklarında bin yıldan beri hiç sönmeden yanan ateşleri sönmüştür. (İbn-i Kesîr, el-Bidâye, II, 273.)
[11/1 22:41] Ömer Tarık Yılmaz: Bakara Sûresi 3. Ayet
 Ki onlar gaybe iman eder, namazı dosdoğru kılar ve kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden harcarlar.
 
Müttakîlerin birinci vasfı gaybe iman etmeleridir. İman, kalp ile tasdik yani bir şeyin doğruluğunu kalben kabul etmek ve bunu dil ile ikrâr etmektir. Tasdik olmazsa iman olmaz. Tasdik bulunur, fakat kişinin tutum ve davranışları buna aykırı ve tutarsız olursa bu, imanın zayıflığına bir işaret sayılır. Böyle bir imanla, İslâm gerçek mânasıyla yaşanamayacağı gibi, dinin vadettiği ebedi mutluluğa erişmek de zor olur. Dine göre îman esaslarını kalp ve diliyle tasdîk etmeyen kâfir; kalbiyle tasdik etmediği hâlde diliyle kabul ettiğini söyleyen münafık; kalp ve diliyle tasdik ettiği hâlde ameli olmayan ise mü’min fakat fâsık sayılır. Gerçek iman, âhirette cehennemden kurtularak cennete girmenin yegâne şartıdır. Kur’an, pek çok âyetinde bu hususa vurgu yapmaktadır.
 
الْغَيْبُ (gayb) sözlükte, gerçekte var olup da görme, işitme, dokunma ve tatma gibi duyularımızın algı sahasına girmeyen, bunların ötesinde kalan şeylerdir. Âyetteki “gayb”den maksat ise, Allah’ın ve Resûlü’nün var olduğunu veya meydana geleceğini haber verdiği, insanın duyularıyla algılayamadığı fakat inanılması lazım gelen varlıklar ve olaylardır. Bunlar Allah, melekler, kader, kıyamet, âhiret, cennet ve cehennem gibi hususlardır. Allah Resûlü (s.a.s.) îmanı tarif ederken: “Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine iman etmendir” (Müslim, İman 1, 5) buyurmuştur ki bunların hepsi gayb âlemindendir.
 
Âyetin, “gaybe îman ederler” şeklinde meâli verilen kısmı, “gaybde de iman ederler” diye de anlaşılmıştır. Yani, mü’minler, insanlar arasında olduğu gibi kimsenin bulunmadığı tenha yerlerde de imanlarını ikrâra ve gereğini yapmaya devam ederler. Zira îmanda devamlılık esastır. Münafıklar ise böyle değildir. Çünkü onlar: “İman edenlerle karşılaştıklarında «inandık» derler. Şeytanlarıyla baş başa kaldıklarında ise: «Emin olun! Biz sizinle beraberiz, onlarla sadece alay ediyoruz» derler.” (El-Bakara 2/14)
 
Esasen gayb âlemine bir sınır çizmek mümkün değildir. Bununla beraber genel mânada iki türlü gaybden söz edilebilir. Birincisi, Allah Teâlâ’nın hiçbir varlığa bildirmediği, ancak zâtına mahsus kıldığı mutlak gaybdir: “Gaybın anahtarları Allah’ın yanındadır; başkası onları bilemez.” (El-En‘âm 6/59) Diğeri ise izâfî gaybdir ki, Allah Teâlâ’nın yarattıklarından dilediğini dilediği kadar bilgilendirdiği ve diğerlerinden gizli tuttuğu gaybdir. Buna göre her bir varlığa göre gayb alanı farklıdır. Ancak Kur’an ve sünnette varlığı bildirilen fakat insanın duyularıyla tam idrak edemediği hususlara îman, mü’min olmanın şartıdır. Üzerinde durduğumuz âyette de bu nevi gaybe işaret edilmiştir.
 
Allah Teâlâ’nın her türlü tecellî ve tasarruflarıyla zâhir ve âşikâr olmasına (Hadîd 57/3), kullarına şah damarından daha yakın olmasına (Kâf Suresi 50/16), onların kendileri ile kalpleri arasına girmesine (El-Enfâl 8/24), hülâsa onları her yönden kuşatmasına (El-İsrâ 17/60) rağmen gayb kabul edilmesi, idraklerin O’nu kuşatamaması (El-En‘âm 6/103) sebebiyledir. Nitekim ehl-i irfân demiştir ki, “Cenâb-ı Hak o kadar zâhirdir ki, zuhûrunun şiddetinden gâiptir.”
 
Görülemeyen ve hissedilemeyen varlıklar, görüp hissettiklerimize nispetle kıyas edilemeyecek derecede fazladır. Bu gerçeği kabul eden kişi, Allah’a imana ve böylece hayatın derin bir mânası ve gayesi olduğu inancına erişir. Gözü maddeden başka bir şey görmeyen ve tüm varlığı görüp hissettiklerinden ibaret zanneden düşünce ve sistemler, insan muhayyile ve tefekkürünü âdetâ dondurarak onu geniş ufuklardan mahrum bırakmaktadırlar. Bu mânada gaybe
[11/1 22:41] Ömer Tarık Yılmaz: Hılfu'l-fudul
Peygamber Efendimiz her zaman yalnızca doğrunun, haklının ve mazlûmun yanında yer almıştır.
Harâm aylarda yapılan savaşlara Araplar arasında “Ficâr Savaşı” denirdi. Ficâr savaşları dört defâ vâkî olmuştur. Kureyş ve Kinâne kabîleleri ile Hevâzin arasında meydana gelen dördüncü Ficâr savaşında Peygamber Efendimiz de bulunmuştur.
 
Peygamber Efendimiz her zaman yalnızca doğrunun, haklının ve mazlûmun yanında yer almıştır. Bu harbe yirmi yaşlarındayken amcala­rıyla birlikte iştirâk etmiş, fakat hiç kimsenin kanını dökmemiştir. Yalnız, düşman saflarından atılan okları toplamış ve amcalarına vermiştir.(1)
 
Bu savaştan dönüldükten sonra harâm aylardan biri olan Zilkâde ayında, Zübeyd kabîlesine mensup Yemenli bir adam, satmak üzere Mekke’ye ticâret malı getirmişti. Kureyş ileri gelenlerinden Âs bin Vâil bu malı satın aldı, ancak parasını ödemedi. Adamcağız, Abduddâr, Mahzûm, Cumâh, Sehm ve Adiy bin Kâ’b Oğulları gibi Mekke’nin ileri gelen âilelerinin büyüklerine başvurup kendisine yardım etmelerini istedi. Fakat onlar bu mazlûma yardım edecek yerde, Âs bin Vâil’i kayırarak adamı azarladılar.
 
Çâresizlik içinde kalan adam, Kureyş ileri gelenlerinin Kâbe çevresinde oturdukları bir sırada, Ebû Kubeys dağına çıkarak; “Ey Fihr Hânedânı!” diye bağıra bağıra şiir okudu. Uğradığı zulmü ve haksızlığı îlân ederek yardım istedi. Yardım için ilk harekete geçen zât, Peygamber Efendimiz’in amcası Zübeyr oldu. Kureyş’in ileri gelenleriyle birlikte Abdullâh bin Cüd’an’ın evinde toplandılar.
 
Abdullâh onlara yemek ikrâm etti. Daha sonra, “kim olursa olsun, Mekke’de zulme uğramış kimselerin hakkını geri alıncaya kadar, zâlime karşı mazlûmu müdâfaa etmek” üzere ahitleştiler. Denizlerde, bir kıl parçasını ıslatacak kadar su bulundukça, Hirâ ve Sebîr Dağları yerlerinde durdukça ahitlerine bağlı kalacaklarına yemin ettiler.
 
HILFU’L-FUDUL NE DEMEK?
Hılfü’l-Fudûl Cemiyeti, ilk olarak Âs bin Vâil’den Zübeydli adamın hakkını almakla icraata başladı. Daha sonra da Mekke’de zulme ve haksızlığa uğrayan pek çok kimsenin imdâdına koştu, adâleti ikâme etmek için gayret sarf etti.(2)
 
PEYGAMBERİMİZİN CAHİLİYE DEVRİNDE KATILDIĞI TEK CEMİYET
Resûlullâh’ın Câhiliye devrinde tasvîp edip katıldığı tek cemiyet, “Hılfü’l-Fudûl”dür. Çünkü bu bir adâlet cemiyeti idi. Zulüm ve haksızlığa mânî olmak için kurulmuştu. Peygamber Efendimiz, bu cemiyet hakkında nübüvvetten sonra şöyle buyurdular:
 
“Abdullâh bin Cüd’ân’ın evinde amcalarımla birlikte, Hılfü’l-Fudûl’de hazır bulun­dum. O meclisten o kadar memnun oldum ki, ona bedel bana kızıl develer (yâni en kıymetli dünyâ metâı) verilse, o kadar sevinmezdim. O antlaşmaya şimdi de çağrılsam, yine icâbet ede­rim.” (İbn-i Kesîr, el-Bidâye, II, 295)
 
Dipnotlar:
 
(1) İbn-i Hişâm, I, 198; İbn-i Sa’d, I, 126-128. (2) İbn-i Kesîr, el-Bidâye, II, 295-296; İbn-i Sa’d, I, 128-129.
[11/1 22:42] Ömer Tarık Yılmaz: Hoşgörü, âlemlere rahmet olarak gönderilen Hz. Peygamber’in (s.a.s.) (Enbiyâ, 21/107) davranışlarının özüdür. Hz. Peygamber’e on yıl hizmet eden genç sahabîlerden Enes b. Mâlik onun hoşgörüsüne dair bir anısını şöyle anlatır: “Allah Resûlü, insanlar içerisinde ahlakı en güzel olanı idi. Bir gün beni bir iş için gönderdi. Ben, ‘Allah’a yemin olsun ki gitmem.’ dedim. Oysa içimde Resûlullah’ın emrettiği işe gitme niyeti vardı. Derken bu iş için yola koyuldum. Sokakta oynayan çocuklara rastladım (ve onlarla birlikte oyuna dalıp işimi unuttum). Bir de baktım ki, Allah Resûlü arkamdan başımı tutmuş gülümseyerek duruyordu. Bana, ‘Enescik, sana emrettiğim yere git haydi!’ dedi. Ben de, ‘Peki yâ Resûlallah, hemen gidiyorum.’ dedim.” (Müslim, Fedâil, 54; Ebû Dâvûd, Edeb, 1). Enes b. Mâlik devamında şöyle dedi: “Allah’a yemin olsun ki, ben kendisine on yıl hizmet ettim. Yaptığım bir işten dolayı, ‘Niye böyle yaptın?’, yapmadığım bir işten dolayı da, ‘Niçin böyle yapmadın?’ dediğini hatırlamıyorum.” (Buhârî, Vesâyâ, 25). - HZ. PEYGAMBER’İN HOŞGÖRÜSÜ
[11/1 22:42] Ömer Tarık Yılmaz: Bir Ayet:
Allah'ın elçisi ve müminler, rabbinden ona indirilene iman ettiler. Her biri Allah'a, meleklerine, kitaplarına, Peygamberlerine inandılar.'O'nun elçileri arasında ayırım yapmayız've'İşittik, itaat ettik, bağışlamanı dileriz rabbimiz, gidiş Sanadır'dediler
(Bakara, 2/285)
 
Bir Hadis:
Şüpheli şeyleri bırakıp şüpheli olmayan şeylere yönel.
(Tirmizî, 'Kıyâmet', 60)
 
Bir Dua:
... Rabbim! Bağışla ve acı! Sen merhametlilerin üstünüsün.
(Müminûn, 23/118)
 
T.C. Cumhurbaşkanlığı Diyanet İşleri Başkanlığı
[11/1 22:43] Ömer Tarık Yılmaz: Diyanet Takvimi Ön Yüz:
Mekke’nin Fethi. (M. 630)
Tövbe edip iman eden ve iyi işler yapan kimseye gelince, işte onun kurtuluşa erenler arasında olması umulabilir. (Kasas, 28/67)
 
 
Diyanet Takvimi Arka Yüz:
MEKKE’NİN FETHİ
Takvimler hicretin sekizinci yılını gösterdiğinde Hz. Peygamber, “Ne güzel bir memleketsin, benim için ne kadar da sevimlisin! Kavmim beni senden çıkarmış olmasaydı senden başka yerde yaşamazdım.” (Tirmizî, Menâkıb, 68) sözleriyle ardında bıraktığı Mekke’nin fethine karar vermişti. Kâbe, putlardan arındırılmalıydı. Hz. Peygamber fetih hazırlıklarını büyük bir gizlilikle yürütüyordu. Zira can kaybı yaşanmamasını istiyordu. Meşakkatli bir yolculuk ve süreçten sonra İslam birlikleri dört koldan Mekke’ye doğru hareket etmeye başladılar. Bu esnada Fetih suresini okuyan Peygamberimiz, Allah’a minnet duygusuyla başını önüne eğmişti. Bir zamanlar hüzünle ve zorla çıkarıldıkları memleketlerini, Allah’ın yardımıyla kan dökmeden fethetmişlerdi. Tavaf ve sa’yden sonra Peygamberimiz tekrar Kâbe’ye geldi; “Hak geldi, bâtıl yok oldu. Zaten bâtıl yok olmaya mahkûmdur…” (İsrâ, 17/81) diyerek asasıyla Kâbe’nin avlusundaki putları tek tek devirdi. Gönüllerin incisi Kâbe, yeniden tevhidin şiârıydı.
 
T.C. Cumhurbaşkanlığı Diyanet İşleri Başkanlığı
[11/1 22:45] Ömer Tarık Yılmaz: وَاِلٰهُكُمْ اِلٰهٌ وَاحِدٌۚ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ الرَّحْمٰنُ الرَّح۪يمُ۟
Sizin ilahınız tek bir ilahtır. O’ndan başka (ibadeti hak eden) hiçbir ilah yoktur. O, (özünde merhamet sahibi olan) Er-Rahmân, (rahmetini kullarına eriştiren) Er-Rahîm’dir. 
 
Kur’ân’da “ilah” kavramı ve Kelime-i Tevhid’in açılımı için bk. 21/ Enbiyâ, 25)
(2/Bakara, 163)
Tevhid Meali
https://play.google.com/store/apps/details?id=com.tevhiddergisi.kiblegah
[12/1 23:25] Ömer Tarık Yılmaz: 2- Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in Üzerinden Yalan Uydurmanın Pek Ağır Bir İftira Olduğunu Beyan Bâbı
 
2- Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivâyet etti:
 
Dedi ki: Bize Şu'be den naklen Gunder rivâyet etti.
 
Bize: Muhammed b. el-Müsennâ ile İbn Beşşâr da rivâyet ettiler. Dediler ki: Bize Muhammed b. Ca'fer rivâyet etti.
 
(Dedi ki) Bize Şu’be Mansur'dan o da Rib'î b. Hırâş'dan rivâyet etti ki:
 
Rib'î b. Hırâş , Ali (radıyallahü anh)’ı hutbe okurken işitmiş. Alî (radıyallahü anh) Şöyle dedi:
 
— Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem):
 
«Benim üzerimden yalan uydurmayın Çünkü her kim benim üzerimden yalan uydurursa Cehenneme girer.» Buyurdular.
 
3- Bana Züheyr b. Harb da rivâyet etti.
 
Dedi ki: Bize İsmâîl ya'nî İbn Uleyye , Abdulazîz b. Suhayb'dan o da Enes b. Mâlik'den naklen rivâyet etti ki, Enes;
 
— Sizlere çok hadîs rivâyet etmeme Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in şu hadîsi cidden mâni' olmaktadır.
 
— Her kim kasdî olarak benim üzerimden bir yalan uydurursa hemen Cehennem'deki yerine hazır olsun.» buyurdular; demiştir.
 
4- Bize Muhammed b. Ubeyd el-Guberi rivâyet etti.
 
Dedi ki: Bize Ebû Avâne , Ebû Hasîn'den o da Ebû Sâlih’den o da Ebû Hüreyre'den naklen rivâyet etti. Ebû Hüreyre şöyle dedi:
 
Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem):
 
«— Her kim benim üzerimden kasden yalan söylerse Cehennem’deki yerine hazır olsun.» buyurdular.
 
5- Bize Muhammed b. Abdillah b. Numeyr rivâyet etti.
 
(Dedi ki): Bize babam rivâyet etti.
 
Dedi ki: Bize Said b. Ubeyd rivâyet etti.
 
Dedi ki: Bize Ali b. Rabîa rivâyet etti dedi ki:
 
«Mugîre Küfe emîri iken mescide geldim. Az sonra Muğîre şunları söyledi:
 
— Ben Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem):
 
—“ Şüphesiz ki benim üzerimden söylenen bir yalan başka bîrinin üzerinden söylenen yalan gibi değildir. İmdi her kim kasden benim üzerimden yalan söylerse Cehennem'deki yerine hazır olsun!”- buyururken işittim.
 
6- Bana Ali b. Hucr es-Sa'dî de rivâyet etti.
 
Dedi ki: Bize Ali b. Müshir rivâyet etti. (Dedik ki: Bize Muhammed b. Kays el-Esedî , Ali b. Rabıate'l Esedi (63) o da Muğiretü'bnü Şu'be'den o da Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'den naklen bu hadîsin bir benzerini haber verdi; ama:
 
«— Şüphesiz ki benim üzerimden söylenen bir yalan, başka birinin üzerinden söylenen yalan gibi değildir.» cümlesini zikretmedi.»
[12/1 23:26] Ömer Tarık Yılmaz: Tarihte Bugün
 
•  Son Osmanlı Meb’uslar
•  Meclisi Toplandı 1920
 
Kuveyt Türk Dijital Takvim
 
https://play.google.com/store/apps/details?id=com.kuveytturk.dijital.takvim
[12/1 23:26] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Ayeti
 
“Ey Rabbimiz! Bizi sana boyun eğenlerden kıl, neslimizden de sana ibadet eden bir ümmet çıkar, bize ibadet usullerimizi göster, tevbemizi kabul et; zira tevbeleri çokça kabul eden çok merhametli olan ancak sensin.” 
 
Bakara 128
[12/1 23:26] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Hadisi
 
“Her doğan fıtrat üzerine doğar; sonra anası ile babası onu ya Yahudi ya Nasrânî  yahut Mecûsî yaparlar.” 
 
Buhârî, Cenâiz, 92
[12/1 23:26] Ömer Tarık Yılmaz: DİRİLİŞ NESLİNİN ÂMENTÜSÜ
 
Benim âmentüm, bir nesil âmentüsüdür. Tek kişiye ait olmanın derinliği yanında, toplumun koro sesi gibi çoğul, çok yanlı bir yaygınlık özelliği de vardır. Bir orman sesidir neslimin âmentüsü. Bir orkestra zenginliği ile yüklü, anlamca ve eylemce. Sadece bir mutlu inanç metni değil, bir iş, eser, tarih örme, coğrafyaya hakikat rölyeflerini verme kavgasıdır da. Âmentüm, kana işleyen, kana kırmızı rengini veren demir gibi kanın içinde ışıldayan bir tomurcuklanmadır. En soyuttan en somuta uzanır. Geçmişe olan çağrışımları yönünden bir direnişse geleceğe yönelik yanıyla bir diriliş girişimidir.
Benim âmentüm, neslimin âmentüsü sü­rekli bir otokritiktir. Kendi benliğini ve varlığını, erdem ve takva açısından tartışır. En duyarlı terazilerle tartma demektir kendini bu âmentüyü kabulleniş. Hakikate erme ve bu erişi koruma bakımından sürekli bir özeleştiridir diriliş neslinin âmentüsü. Gözü bağlamak değil, bütün yönlere gözü dört açmaktır bu âmentüyü, bu âmentünün getirdiklerini yükleniş.
Bu âmentünün, getirdikleri gibi götürdükleri vardır. Getirdiği emr-i bil mârufun izinde, götürdüğü nehy-i anil münkerin açılımı. 
 
 
 
        
 
        
 
Kuveyt Türk Dijital Takvim
 
https://play.google.com/store/apps/details?id=com.kuveytturk.dijital.takvim
[12/1 23:26] Ömer Tarık Yılmaz: GÜZELLİK VE İFFETİN SEMBOLÜ HZ. YUSUF (A.S.)
Hz. Yusuf, bütün güzelliğine rağmen, iffetin sembolü olmuş- tur. O kapıların kilitlendiği bir mekanda, kendisine gönlünü kaptıran ev sahibesi, üstelik Mısır Azizi’nin eşinin “Haydi gel- sene!” teklifine, “Allah’a sığınırım,” (Yusuf, 12/24). diyerek tam bir ibret dersi veriyordu. Züleyha’nın “eğer emrettiğimi yap- mazsa mutlaka zindana atılacak...” (Yusuf, 12/32) tehdidine boyun eğmeyerek,
“Ey Rabbim! Zindan bana, bunların beni dâvet ettiği şeyden daha sevimlidir. Onların tuzaklarını benden uzaklaştırmazsan onlara meyleder ve cahillerden olurum.” (Yusuf, 12/33) diyerek Rabbine sığınıyor ve yıllarca hapiste yatmaya razı oluyor, Al- lah’a teslimiyetin, iffetin ve sadakatın zirvesine ulaşıyordu.
 
YÛSUF SÛRESİ
Mekke döneminde inmiştir. 111 âyettir.
Sûre adını 4. ayetten itibaren 101. ayetin sonuna kadar kıssası anlatılan Yusuf aleyhisselam- dan almıştır.
Bu sûrede Yûsuf Peygamberin hayatta karşılaştığı sıkıntılar ve bunlara sabrederek nasıl başa- rıya ulaştığı anlatılmakta ve inananlar için faydalı öğütler, önemli mesajlar verilmektedir.
Kur’an’da baştan sona kadar bir tek konuyu anlatan tek sûre budur.
 
ÖZLÜ SÖZ
Hayvan ölür semeri kalır, insan ölür eseri kalır. Gidenin değil, bırakmayanın ardından ağlamalı.
(Şeyh Edebali)
[12/1 23:27] Ömer Tarık Yılmaz: قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: إِنَّ أَحَبَّ الْكَلَامِ إِلَى اللهِ: سُبْحَانَ اللهِ وَبِحَمْدِهِ. (م)
 
Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular: “Muhakkak Allâhü Teâlâ’ya en sevimli (makbul) olan söz, ‘Sübhânallâhi ve bihamdihî’ sözüdür.” (Sahîh-i Müslim)
 
12 Ocak 2023
Fazilet Takvimi
[12/1 23:27] Ömer Tarık Yılmaz: MÜLK VE SALTANATTAN DAHA KIYMETLİ ŞEY
 
Dâvûd aleyhisselâm’ın emrine, dağlar ve kuşlar âmâde kılındığı gibi Süleyman aleyhisselâm’ın emrine de çok süratli esen rüzgâr âmâde kılınmıştı. Süleyman aleyhisselâm, rüzgâr vasıtası ile çok uzak mesafeleri, çok kısa vakitte katederdi.
 
Süleyman aleyhisselâm, bir tarafa gazâ etmeyi murat ettiği zaman, yere geniş bir ahşap döşenir; kendisi ve ordusu bu ahşap üzerine çıkarlar, binekler ve harp âletleri de yüklenir, Süleyman aleyhisselâm’ın emri ile rüzgâr, kendilerini kaldırıp istenilen tarafa götürürdü.
 
Süleyman aleyhisselâm’a ihsan olunan nimetlerden birisi de şudur ki: Bir kimse bir söz söylediği zaman, rüzgâr onu alıp Süleyman aleyhisselâm’a ulaştırırdı.
 
Bir gün ordusuyla havada giderlerken bir çiftçi onları görerek, “Allâhü Teâlâ, Âl-i Dâvûd’a ne büyük mülk ve saltanat vermiş.” dedi ve hayranlık ve gıpta içerisinde onları seyre daldı. Süleyman aleyhisselâm, rüzgâr vasıtasıyla çiftçinin söylediklerini işitti ve yanına inerek ona şu nasihatte bulundu: “Senin yanına gelmemin sebebi, sana şu tavsiyede bulunmaktır ki sen, elde edip de idaresine güç yetiremeyeceğin şeyi temennî etme. Vallâhi Allâhü Teâlâ’nın, kulundan kabul ettiği bir tesbîh (yani kulun bir defa ‘Sübhânallâh’ demesi), Dâvûd aleyhisselâm hânedânına verilen dünya nimetlerinin tamamından daha üstündür.”
 
NÜKTE: GÖRÜNMEK İÇİN TAŞIYORUM!
 
Gece karanlıkta dışarı çıkan bir adam, gözleri görmeyen bir komşusunun da omzunda testi, elinde bir fener ile dışarı çıktığını görür. Ona, biraz alaycı bir tavırla “Sen gözü görmeyen bir kimsesin. Gece ile gündüz senin için aynı. Ne diye bu feneri taşıyorsun?” diye sorar.
 
Komşusu, “Feneri, insanlar karanlıkta beni görsünler de bana çarpmasınlar, diye taşımaktayım...” cevabını verir.
 
İSİMLERİMİZ: Erkek: Ahmed, Kız: Hatîce
 
 
 
12 Ocak 2023
Fazilet Takvimi
[12/1 23:27] Ömer Tarık Yılmaz: Ey Muhammed! De ki: ‘Şüphesiz benim namazım da, diğer ibadetlerim de, yaşamam da, ölümüm de âlemlerin Rabb’i Allah içindir.’  (En‘âm 6/162)
 
Semerkand Takvimi
[12/1 23:27] Ömer Tarık Yılmaz: Gafletten Uyanan Kişinin Alametleri
 
Akıllı kişi bir an evvel gaflet uykusundan uyanmalıdır. Gafletten uyanan kimsenin dört alameti vardır: 1. Dünya işlerini kanaatle idare eder. Acele etmez. 2. Ahiret işlerinde hırslı ve aceleci olur. 3. Dinî vazifelerini yerine getirirken ilme ve gayrete yapışır. 4. Halkın işlerinde nasihat ve idare yolunu tutar.
 
Denilmiştir ki: Kendisinde şu dört hasleti bir arada bulunduran, insanların en faziletlisidir: 1. Her işiyle Rabb’ine ibadete yönelmiş olan. 2. Bütün işlerinde insanların menfaatini düşünen. 3. Hiç kimseye kötülüğü dokunmayan. 4. İnsanların elindekine bakmayan (çalışıp kazanan). 5. Ölüme hazırlıklı olan.
 
Kabir Azabından Korunmak İçin Yapılması Gerekenler
 
Fakih Ebü’l-Leys [rahmetullahi aleyh] demiştir ki: Her kim kabir azabından korunmak istiyorsa dört şeye sımsıkı yapışmalı ve dört şeyden de sakınmalıdır: Yapması gereken dört şey: 1. Beş vakit namazına devam etmek. 2. Sadaka vermek. 3. Kur’ân-ı Kerîm okumak. 4. Allah’ı çokça zikretmek. Sakınması gereken dört şey: 1. Yalan söylemek. 2. Hainlik etmek. 3. Dedikodu yapmak. 4. Ayakta bevletmek.
 
Semerkand Takvimi
[12/1 23:27] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Ayeti
 
Onlar hâlâ Kur’an’ı düşünüp anlamaya çalışmıyorlar mı? Eğer o, Allah’tan başkası tarafından (indirilmiş) olsaydı, mutlaka onda birçok çelişki bulurlardı.
 
(Nisa, 4/82)
[12/1 23:27] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Hadisi
 
Ebû Hüreyre’den (ra) nakledildiğine göre, Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur: “Rabbimiz Tebâreke ve Teâlâ, her gece, gecenin son üçte biri kaldığında dünya semasına iner (rahmet nazarıyla bakar) ve şöyle buyurur: ‘Bana dua eden yok mu, duasını kabul edeyim! Benden isteyen yok mu, ona (dilediğini) vereyim! Benden mağfiret isteyen yok mu, onu bağışlayayım!’”
 
(Buhârî)
[12/1 23:28] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Duası
 
Allah’ım! Mal, aile, çocuk olarak insanlara verdiklerinin hayırlısını dilerim, sapıtan ve saptıranları değil.
 
(Tirmizî)
[12/1 23:28] Ömer Tarık Yılmaz: Vaktin Esmaül Hüsnası
 
El-Afüvv
 
Çok affedici, çok bağışlayan
[12/1 23:28] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Hikayesi
 
Kadın ve Vali
 
   Bir zamanlar vâlilik yapan birisinin çok güzel bir bahçesi vardı. Rengârenk çiçeklerle donatılmış, tam bir zevk ve sefâ yeriydi. Bir gün vâli, bu bahçeye geldi. Vâli, bir bahane ile kadının kocası olan bahçıvanı, bir iş için dışarıya gönderdi. Kadına da dedi ki: 
 
 -Bahçenin kapılarını kapat. Hiç bir kapı açık kalmasın! 
 
 Kadın, akıllı ve namuslu idi. Vâlinin kendisine kötü niyet taşıdığını anladı. Gidip bir ağacın arkasına saklandı ve biraz sonra gelip dedi ki: 
 
 -Kapıları kapattım. Yanlız bir tanesi kaldı. Onu kapatmaya gücüm yetmiyor. Ne kadar uğraşsam da kapatamıyorum. 
 
 -O, hangi kapıdır? 
 
 -Bu kapı, Allahü teâlânın (Basir) sıfatıyla bizi gördüğü kapıdır. Vâli, bu sözü duyunca, pişman olup tövbe etti. Bir daha aklına böyle kötülükler getirmemek için, Allahü teâlânın sevgili kullarından birinin bulunduğu yere gidip, onun sohbetinde yetişti. Allahü teâlânın sevgili kullarından biri oldu.
[12/1 23:28] Ömer Tarık Yılmaz: Ravi: Nafi (ra)
İbnu Ömer (ra) şöyle derdi: 'Eyyam-ı teşrikin ortası günü, güneş batmazdan önce Mina'dan ayrılmayan kimse ertesi günü taşları atmadan ayrılmasın.' 
 
Bu hadisin yer aldığı kitaplar: Muvatta, Hacc 214, (1, 407)
 
Hadisin Açıklaması:
Ayet-i kerimenin teşrî ettiği şekilde bayramın ikinci günü taşlamalarını öğleden sonra yapıp bitiren bir kimse dilerse, üçüncü günkü taşlamaya kalmadan Mina'dan ayrılabilir. Ancak, güneş batıp, akşam vakti girmeden Mina hududunu çıkmış olması şarttır. Bu şartı yerine getirmeyen o geceyi de Mina'da geçirip ertesi günkü taşlamaları da yaparak Mina'dan ayrılır.
[12/1 23:29] Ömer Tarık Yılmaz: فِي رَكْعَةٍ فَمَضَى فَقُلْتُ : يَرْكَعُ بِهَا ثُمَّ افْتَتَحَ النِّسَاءَ فَقَرَأَهَا ثُمَّ افْتَتَحَ آلَ عمران فَقَرَأَهَا يَقْرَأُ مُتَرَسِّلاً إذا مَرَّ بِآيَةٍ فِيهَا تَسْبِيحٌ سَبَّحَ, وَإذا مَرَّ بِسُؤَالٍ سَأَلَ, وَإذا مَرَّ بِتَعَوُّذٍ تَعَوَّذَ, ثُمَّ رَكَعَ فَجَعَلَ يَقُولُ : سبحان رَبِّيَ الْعَظِيمِ. فَكان رُكُوعُهُ نَحْوًا مِنْ قِيَامِهِ ثُمَّ قال : سَمِعَ اللَّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ, رَبَّناَ لَكَ الْحَمْدُ. ثُمَّ قَامَ قِياَماً طَوِيلاً قَرِيبًا مِمَّا رَكَع,َ ثُمَّ سَجَدَ فَقال : سُبْحَان رَبِّيَ الأعلى. فَكان سُجُودُهُ قَرِيبًا مِنْ قِيَامِهِ .
 
102: Ebû Abdullah Huzeyfe ibnü’l Yemân (Allah Onlardan razı olsun) şöyle demiştir: Bir gece Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem)’in arkasında kıldığı nafile namaza uyarak namaz kıldım. Bakara sûresini okumaya başladı, ben kendi kendime herhalde yüz ayet okuyunca secde eder dedim ama devam etti. Kendi kendime bu sûre ile rekatı bitirecek dedim O yine devam etti. Bu sûreyi bitirip rükû’ eder dedim rükû’ya varmadı. Nisâ sûresine başladı onu da okudu, sonra Âl-i İmrân sûresine başladı onu da okudu ağır ağır okuyor tesbih ayetleri gelince tesbih ediyor, dilek ayetleri gelince dilekte bulunuyor, sığınma ayetleri gelince de Allah’a sığınıyordu. Sonra rükû’ya gitti. Sübhane rabbiyel azim= Yüce Rabbimi tüm noksanlardan tenzih ederim demeye başladı. Rükû’da duruşu aşağı yukarı ayakta durduğu kadar uzun oldu. Sonra Semiallahü limen hamideh rabbena lekel hamd= Allah kendisine hamdedenin hamdini işitir. Hamd yalnızca sanadır ey Rabbimiz dedi ve kalktı. Rükû’daki durduğu kadar bir süre ayakta durdu, sonra secdeye vardı. Sübhane rabbiyel a'la= Yüce Rabbimi tüm noksanlardan tenzih ederim dedi, secdesini de aşağı yukarı ayakta durması kadar uzattı. (Müslim, Müsâfirîn 203)
 
103- عَنْ ابن مَسْعوُدٍ . قال : صَلَّيْتُ مَعَ النَّبِيِّ
 
لَيْلَةً فَأَطَالَ الْقِياَمَ حَتَّى هَمَمْتُ بِأمر سَوْءٍ! قِيلَ : وَمَا هَمَمْتَ بِهِ ؟ قال : هَمَمْتُ أن أَجْلِسَ وَأَدَعَهُ .
103: İbn Mes’ûd (Allah Ondan razı olsun) şöyle demiştir: Bir gece Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)’in arkasında nafile namaz kılmıştım. Ayakta o kadar uzun durdu ki, az kalsın kötü birşey yapacaktım. Ne yapmayı düşündün? dediler. Peygamberi ayakta bırakıp oturmayı düşündüm dedi. (Buhârî, teheccüd 9)
 
104- عَنْ أنس . عَنْ رَسُولِ اللَّهِ
 
قال : يَتْبَعُ الْمَيِّتَ ثَلاَثَةٌ أَهْلُهُ , وَمَالُهُ , وَعَمَلُهُ فَيَرْجِعُ اثنان , وَيَبْقَى وَاحِدٌ : يَرْجِعُ أَهْلُهُ وَمَالُهُ , وَيَبْقَى عَمَلُهُ .
104: Enes (Allah Ondan razı olsun)’den Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)’in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: “Ölüyü kabre kadar üç şey takib eder; çoluk çocuğu, malı ve ameli. Bunlardan ikisi geri döner, ameli ölüyle başbaşa kalır.” (Buhârî, Rikak 42).
 
 105- عَنْ ابن مَسْعوُدٍ . قال : قال النَّبِيُّ : اَلْجَنَّةُ أَقْرَبُ إِلَى أَحَدِكُمْ مِنْ شِرَاكِ نَعْلِهِ , وَالنَّارُ مِثْلُ ذَلِكَ.

Antalya Havalimanı 2 ayda yaklaşık 2 milyon yolcuya hizmet verdi

Sakarya, yılın ilk 2 ayında 26 bin 314 aracı yurt dışına gönderdi

Küresel Para Haftası sunum ve panellerle devam ediyor

AB, Macaristan ve Slovakya'ya petrol akışını sağlamaya çalışıyor

Fitch: Orta Doğu'daki gerilimin kısa sürmesi halinde Türkiye'ye yönelik riskler yönetilebilir

Borsada bugünkü işlemlerin takası 23 Mart'ta yapılacak

Türkiye'den transit geçecek harp araç ve gereçlerine ilişkin esaslar düzenlendi

Konut Fiyat Endeksi şubatta yüzde 1,8 arttı

Safranbolu lokumu üreticileri bayram mesaisinde

Ticaret Bakanlığından tüketicilere "alışverişte raf ile kasa fiyatını karşılaştırın" uyarısı

LİG TABLOSU

Takım O G M B Av P
1.GALATASARAY A.Ş. 26 20 2 4 44 64
2.FENERBAHÇE A.Ş. 26 16 1 9 30 57
3.TRABZONSPOR A.Ş. 26 17 3 6 23 57
4.BEŞİKTAŞ A.Ş. 26 14 5 7 17 49
5.GÖZTEPE A.Ş. 26 11 5 10 10 43
6.RAMS BAŞAKŞEHİR FUTBOL KULÜBÜ 26 12 8 6 14 42
7.SAMSUNSPOR A.Ş. 26 8 7 11 -2 35
8.KOCAELİSPOR 26 9 11 6 -4 33
9.GAZİANTEP FUTBOL KULÜBÜ A.Ş. 26 8 9 9 -7 33
10.ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş. 26 7 10 9 -4 30
11.CORENDON ALANYASPOR 26 5 8 13 -4 28
12.TÜMOSAN KONYASPOR 26 6 11 9 -9 27
13.NATURA DÜNYASI GENÇLERBİRLİĞİ 26 6 13 7 -8 25
14.KASIMPAŞA A.Ş. 26 5 12 9 -14 24
15.HESAP.COM ANTALYASPOR 26 6 14 6 -18 24
16.İKAS EYÜPSPOR 26 5 14 7 -18 22
17.ZECORNER KAYSERİSPOR 26 3 12 11 -28 20
18.MISIRLI.COM.TR FATİH KARAGÜMRÜK 26 4 17 5 -22 17