Prof. Dr. Baran Yıldız


[12/1 23:29] Ömer Tarık Yılmaz: MENKIBE.......... ESHÂB-I KİRÂMIN ÜSTÜNLÜĞÜ

Yermük Harbinde, Eshab-ı kirâm birçok şehîd verdi ve birçoğu da gâzi oldu. Şehâdet şerbeti içerken bile birbirlerine ne kada


[12/1 23:29] Ömer Tarık Yılmaz: MENKIBE.......... ESHÂB-I KİRÂMIN ÜSTÜNLÜĞÜ

Yermük Harbinde, Eshab-ı kirâm birçok şehîd verdi ve birçoğu da gâzi oldu. Şehâdet şerbeti içerken bile birbirlerine ne kadar bağlı olduklarını, birbirlerini ne kadar sevdiklerini gösterdiler.

Eshâb-ı kirâmdan Hazret-i Huzeyfe (radıyallahü anh) anlatıyor:
“Yermük Muharebesinde idi. Çarpışma şiddetli geçmişti ve mızrak darbeleri ile yaralanan Müslümanlar düştükleri kızgın kumların üzerinde can veriyorlardı. Bu arada ben de, güç belâ kendimi toparlayarak, amcamın oğlunu aramaya başladım... Son anlarını yaşayan yaralıların arasında biraz dolaştıktan sonra, nihayet aradığımı buldum. Fakat ne çâre!.. Bir kan seli içinde yatan amcamın oğlu, göz işâretleri ile bile zor konuşabiliyordu. Dudakları hararetten âdeta kavrulmuştu.
Daha evvel hazırladığım su kırbasının ağzını açtım suyu kendisine doğru uzatırken, biraz ötedeki yaralıların arasından İkrime'nin (radıyallahü anh) sesi duyuldu: “Su! su!..” diyordu...
Amcamın oğlu Hâris (radıyallahü anh) bu feryadı duyar duymaz göz ve kaş işâretiyle suyu hemen İkrime'ye götürmemi istedi. Kızgın kumların üzerinde yatan şehîdlerin aralarından koşa koşa İkrime'ye yetiştim ve hemen kırbamı kendisine uzattım. İkrime elini kırbaya uzatırken Iyaş'ın (radıyallahü anh) iniltisi duyuldu: “Allah rızâsı için bir damla su!..”
Bu feryadı duyan İkrime, elini hemen geri çekerek suyu Iyaş'a (radıyallahü anh) götürmemi işâret etti. Suyu o da içmedi. Ben kırbayı alarak şehîdlerin arasından dolaşa dolaşa Iyaş'a yetiştiğim zaman kendisinin son nefesinde Kelime-i şehâdeti söylediğini duydum... Benim getirdiğim suyu gördü. Fakat vakit kalmamıştı... Başladığı Kelime-i şehâdeti ancak bitirebildi...
Derhal geri döndüm, koşa koşa İkrime'nin (radıyallahü anh) yanına geldim. Kırbayı uzatırken bir de ne göreyim! Onun da şehîd olduğunu müşahede ettim. Bâri dedim, amcamın oğlu Hâris'e (radıyallahü anh) yetiştireyim. Koşa koşa ona geldim. Ne çâre ki o da ateş gibi kumların üzerinde kavrula kavrula rûhunu teslim edip, şehîd olmuştu...”

 

 

 
 
12.01.2023 - Türkiye Takvimi - https://play.google.com/store/apps/details?id=turkiyetakvimi.takvim
[12/1 23:29] Ömer Tarık Yılmaz: Ali İmran Suresi 175
(Size o haberi getiren) ancak şeytandır, (sadece) kendi dostlarını korkutabilir. Onlardan korkmayın, eğer mümin iseniz benden korkun.
[12/1 23:29] Ömer Tarık Yılmaz: Buhari,  Müslim
Evimle minberim arası cennet bahçelerinden bir bahçedir. Minberim havuzumun üzerindedir.
[12/1 23:30] Ömer Tarık Yılmaz: El-Muğtedir: Kuvvet ve kudret sahipleri üzerinde dilediği gibi tasarruf eden.
[12/1 23:30] Ömer Tarık Yılmaz: Peygamber Efendimizin Yatma ve Uyuma Âdabı : Yüce Rabbimiz, gündüzü daha çok maişetin temini için çalışma, geceyi de uyku ve dinlenme vakti yapmıştır. Âyet-i kerimelerde şöyle buyrulur:
 
“O (Allâh), geceyi sizin için (örtünecek) bir elbise, uykuyu bir dinlenme, gündüzü de kalkıp çalışma zamanı yapmıştır.” (el-Furkân 25/47)
 
 “Uykunuzu dinlenme (vasıtası) yaptık. Geceyi de (sizi örten) bir elbise yaptık.” (en-Nebe, 78/9-10)
 
Gece karanlığı, örtücü ve gizleyici olduğu için elbiseye benzetilmiş ve uyku dinlenme vasıtası olarak takdim edilmiştir. Çünkü uyuyan çalışmayı bırakmak ve hareketsiz kalmak sûretiyle istirahat eder.
 
Gerçekten geceler, sıhhî, ictimâî, ahlâkî ve bediî bir libâs, yâni örtüdür. Dünya boyuna göre biçilmiş bir kudret, huzur ve nîmet elbisesidir. İzdivaç kanunu bakımından da bir seâdet libâsı, mahremiyeti koruyan bir sır perdesi, maddî ve mânevî olarak gizlenme isteyenler için de bir sığınaktır. Bu bakımdan geceler, bir taraftan Hak âşıkları için bir vuslat demi olurken diğer taraftan mücrim ve nefsine mağlûb olanlar için de büyük bir aldanıştır.
 
Resûlullah; “Uyku ölümün kardeşidir.” buyurmuştur. (Suyûtî, II, 162) “Sizi geceleyin öldürür (gibi uyutan), gündüzün de ne işlediğinizi bilen O’dur…” (el-En’âm 6/60) âyetinde de bu gerçeğe işâret edilmiştir. Bunun mânâsı, tefekkür-i mevt için başkalarının cenâzesinde bulunmaktan daha yakînî bir sûrette, insanın kendi uykusunu tefekkür ederek ölümün hakîkatini idrâk etmesidir.
 
PEYGAMBER EFENDİMİZ NASIL UYURDU?
Bu sebeple Müslüman, gecenin karanlığında kendisini uykunun kollarına bırakırken, bir daha dönüşü mümkün olmayan bir gidiş olabilir mülâhazasıyla hazırlıklı bulunmalıdır. Sevgili Peygamberimiz, ümmetine yatma ve uyumanın nasıl olması gerektiği noktasında çok güzel edep kâideleri tâlim etmiş ve bunu örnek yaşayışıyla göstermiştir. O, uyumak istediği zaman sağ yanının üzerine yatar, sağ elini sağ yanağının altına koyar, sonra da şöyle dua ederdi:
 
“Allâhım! Kendimi Sana teslim ettim, işimi Sana havâle ettim, yüzümü Sana çevirdim. (Rızânı) isteyerek ve (azâbından) korkarak sırtımı Sana dayadım, Sana sığındım. Sana karşı yine Sen’den başka sığınak yoktur. İndirdiğin kitaba ve gönderdiğin Peygamber’e inandım.” Bir sahâbîsine de şöyle demişti:
 
“Eğer bu duâyı yapıp yattığın gece ölürsen, îmân üzere ölürsün. Bunlar yatmadan önceki son sözlerin olsun.” (Buhârî, Deavât, 7)
 
Fahr-i Kâinât Efendimiz’in yatağının duruş şekli, mevtanın kabre konuş istikâmetindeydi. Uyumak üzere yattığı zaman başı mescide doğru gelirdi. (Ebu Dâvûd, Edeb, 97) Uyurken altına serdikleri örtü de kabre konanların üzerindeki kefene pek benziyordu.
 
Müslüman, uyumasının bile bir ibadet olduğu şuuru içinde bir hayat sürmelidir. Çünkü o, her ânının Allah’ın murâkabe ve müşâhedesi altında olduğunu, Allah’ın kendisini her an gördüğünü, her işlediğini bildiğini, her söylediğini duyduğunu, hatta kalbinden geçirdiği her şeyden ânında haberdar olduğunu bilir. İşte bu sebeple, Allah’tan bir an olsun gâfil olmamaya çalışır. Cenâb-ı Hak mü’min kullarına uyku vâsıtasyla nice mânevî ikramlarda bulunur. Bunlardan biri de sâdık rüyâlardır. [1]
 
Efendimiz’in tavsiyelerine uygun olarak yatmak, kişinin uykusunu bile ibadete çevirmekte ve onu Allah’ın güvencesine almaktadır. Allah’ın emânına inanmış bir insana Allah’ın izni olmaksızın hiç kimse ve hiçbir şey zarar veremez. Son derece açık ve net ifadelerden ibaret olan yukarıdaki duanın anlamını her birimiz derinden düşünürsek, sanki Allah’a son defa hâlimizi arzediyormuşuz gibi bir hisse kapılırız. Zîrâ yaptığımız bir dua son duamız, kıldığımız namaz son namazımız, tuttuğumuz oruç son orucumuz, kısacası yaptığımız herhangi bir iş son işimiz olabilir.
 
SAĞ TARAFA YATMANIN FAYDALARI
Peygamber Efendimiz’in sünnetlerinden biri de her işe sağdan başlamaktır. Dolayısıyla o, yatarken de sağ tarafı üzerine yatmayı tercih etmiştir. Üstelik, bu şekilde yatmak sağlık açısından da faydalıdır. Bilindiği gibi, insanın kalbi ve midesi sol tarafındadır. Her iki uzvumuz da çok önemli olup, sıkışmaları sağlık açısından son derece zararlıdır. Bu sebeple doktorlar kalp ve mide üzerine yatmamayı tavsiye etmektedirler.
 
Habîb-i Ekrem Efendimiz’in, sefer ve benzeri sebeplerle hâne-i saâdetlerinin hâricinde olduğu zamanlarda, yatma ve uyuma tarzı biraz daha değişik olmuştur. Bu durumda sağ tarafına yatıp sağ dirseğini dikerek, sağ elinin ayasını sağ yanağının altına destek yaparak yatmıştır. (Müslim, Mesâcid, 313) Bu yatma şekline daha çok arâzide baş altına yastık yapacak bir nesne bulunmadığı takdirde, onun yerini tutsun diye başvurulur. Yine Efendimiz kısa süreli uyumak istediğinde ve bilhassa zarûret îcâbı geç yattığında sabah namazını geçirme endişesi ile böyle yapmıştır. (Buhari, Deavât, 5; Müslim, Misâfirîn, 121-122)
 
YATARKEN VE KALKARKEN OKUNACAK DUALAR
Efendimiz’in yatarken ve uykudan uyanırken okuduğu başka dualar da vardır. Yatarken:
 
“Allâhım! Senin isminle ölür ve dirilirim.” diye dua eder; uykudan uyandığı zaman da:
 
“Öldürdükten sonra bizi dirilten Allah’a hamd olsun. Dönüş ancak O’nadır.” derdi. (Buhari, Deavât, 8)[2]
 
Fahr-i Cihân Efendimiz, Allah’ı zikretmeden yatan kimsenin eksik bir iş yaptığını belirtirdi. (Ebu Dâvûd, Edeb, 25) Kendisi de her gece yatağına girdiği zaman İhlâs, Felak ve Nâs sûrelerini okuyarak ellerine üfler ve onları vücuduna sürerdi. (Buhari, Fedâilü’l-Kur’an, 14) O, çalışmaktan elleri yara bere içinde kalıp kendisinden bir hizmetçi talebinde bulunan kızı Fâtıma’ya, yatağına girip istirahata çekileceği zaman; “Otuz üç defa Allahuekber, otuz üç defa sübhânellâh ve otuz üç defa da elhamdülillâh” demesini tavsiye etmiştir. Böyle yapmasının, hizmetçi istihdam etmesinden daha hayırlı olacağını söylemiştir. (Buhari, Deavât, 11) Efendimiz Hz. Fatıma’nın, gündelik işlerden yorulup yatmak isteyince bu zikirleri yapmak sûretiyle, bir anlamda günün yorgunluğunu üzerinden atmasını da hedeflemiştir.
 
Yatmadan önce, yatılacak yerin gözden geçirilmesi, herhangi bir zararlı şeyin olup olmadığının kontrol edilmesi gerekmektedir. Resûl-i Müctebâ Efendimiz şöyle buyurmuştur:
 
“Biriniz yatağına yatacağı zaman elbisesinin bir ucuyla yatağını silkelesin. Çünkü yatağından ayrıldıktan sonra oraya hangi zararlının girdiğini bilemez. Sonra da şöyle desin; «Rabbim! Sen’in isminle yatağıma yattım, yine Sen’in isminle yatağımdan kalkarım. Eğer uykuda canımı alacaksan, bana merhamet edip bağışla! Şayet hayatta bırakacaksan, iyi kullarını muhafaza ettiğin gibi beni de fenalıklardan koru!»” (Buhârî, Deavât, 13)
 
Muntazam evlerde, apartmanlarda yaşayan kimseler bu hadîs-i şerifteki tavsiyenin sebebini gereği gibi anlamakta zorlansalar da kapısı, bacası düzenli olmayan çöl ve köy evlerinde yaşayanlar bunun ehemmiyetini çok iyi bilirler. Ancak bu edep, şehir hayatı için de geçerlidir. Zira buralar da iğne ve benzeri tehlikeli şeylerden tamamıyla uzak değildir.
 
Ayrıca Efendimiz, kişinin korkuluğu olmayan dam gibi tehlikeli yerlerde yatmasını da yasaklamıştır. (Tirmizi, Edeb, 82)
 
YASAKLANAN YATIŞ ŞEKİLERİ
Peygamber Efendimiz’in yasakladığı yatış şekilleri de vardır. Bunlardan biri yüzüstü yatmaktır. Allah ve Resûlü’nün hoşlanmadığı bu durumlardan uzak durmalıdır. Tahfe bin Kays (r.a.) şöyle anlatmaktadır:
 
“Bir ara mescitte yüzükoyun yatmıştım. Baktım ki bir adam ayağıyla bana dürtüyor ve:
 
“Bu, Allah’ın kızgınlığına sebep olan bir yatış tarzıdır.” diyordu. Bir de baktım o, Resûlullah imiş! (Ebû Dâvûd, Edeb, 94)
 
Bu yatış şekli Allah ve Resûlü’nün hoşnutsuzluğuna sebep olduğu gibi insanın sağlığına da zararlıdır. Mide ve kalp gibi âzâların sıkışmasına sebep olur. Aynı zamanda edebe aykırı ve görüntüsü çirkindir. Netice itibariyle, Efendimiz’in sakındırdığı bu yatış biçiminden uzak durmak bizler için en uygun ve en doğru yoldur.
 
BACAK BACAK ÜSTÜNE ATMAK GÜNAH MI?
Abdullah bin Yezîd (r.a.), Resûlullah’ı mescidde bir ayağını diğer ayağı üzerine atmış, sırt üstü yatarken gördüğünü nakletmektedir. (Buhârî, Salât, 85) Diğer bir sahih rivâyette ise; “Uzanıp yattığın vakit ayaklarını birbirinin üzerine koyma!” buyrulur. (Müslim, Libas 73) Bu hadisler arasında bir zıtlık yoktur. İkinci hadis, avret mahallinin tamamıyla veya bir kısmı açılacak şekilde, sırt üstü uzanarak bacak bacak üstüne koymayı yasaklamaktadır. Önceki ve bizzat Efendimiz’in davranış tarzını gösteren hadis ise açılıp saçılmaya meydan vermeyecek tarzda câiz olan şekli göstermektedir.
 
Efendimiz geceleyin uyandıkları zaman, ihtiyaçları varsa kaza-i hacette bulunurlar, ellerini ve yüzlerini yıkarlar, sonra tekrar uyurlardı. (Ebu Dâvûd, Edeb, 105)
 
PEYGAMBER EFENDİMİZ GECEYİ NASIL GEÇİRİRDİ?
Allah Resûlü, gündüz ve gece hayatını ölçülü bir şekilde tanzim ederdi. Genel bir kâide olarak yatsı namazından önce yatmaz, yatsıdan sonra da sohbet ve konuşmaya yer vermezdi. (Buhari, Mevâkît, 23) İbn-i Mesut (r.a.); “Resûlullah bize yatsı namazından sonra gece sohbetini yasakladı.” demektedir. (İbn-i Mâce, Salât, 12) Bu, tavsiye niteliğinde bir yasaktır. Fakat buna ittiba ederek yatsıdan sonra hemen yatabilmek; radyo, televizyon gibi fuzuli şeylerden kurtularak geceyi iyi değerlendirmek, özellikle teheccüde kalkabilmek açısından çok büyük önem arzetmektedir. Bu sünnetin ihyasına Müslümanlar, günümüzde daha çok muhtaçtırlar.[3]
 
Resûl-i Muhterem Efendimiz’in uykusuna gelince, şüphesiz onun uykusu bizimki gibi değildir. Belki ona uyku demek bile zordur. Zira onun hayatının hiçbir ânında gaflet söz konusu değildir.
 
Uyku halinde uyuyan ve faaliyetten kesilen sâdece organizmadır. Bu bakımdan Efendimiz’in zâhiren gözü uyusa da kalbi yani ruh, şuur ve idraki dâima Allah’ın zikri ile uyanıktır. (Buhari, Menâkıb, 24)[4] Çünkü zikrin feyiz ve bereketinden âzamî derecede istifâde edebilmek için onun uykuda da inkıtasız devam etmesi gerekmektedir.
 
KAYLULE UYKUSU NEDİR?
Resûl-i Ekrem Efendimiz’in uyku vakti, genellikle yatsı namazından sonra ve sabah namazından önceki zamandır. Efendimiz, imkân varsa öğle namazından sonra bir saat kadar uyurdu. Buna “kaylûle” denir. Peygamber Efendimiz bununla alakalı olarak da:
 
“Gündüzün orucuna sahur yemeği ile, gecenin ibadetine de öğle uykusu ile yardımcı olunuz!” (Hâkim, I, 588) buyurmuş ve bu uykunun daha ziyade gece ibadetine yardımcı olacağını ifade etmiştir.[5]
 
Güneşin doğuşundan yaklaşık 45 dakika geçinceye kadarki zamanda uyumak iyi karşılanmamıştır. Aslolan erken yatıp erken kalkmaktır. Sabah namazını kıldıktan sonra tesbih, zikir, Kur’ân ve ilimle meşgul olmalı ondan sonra işe başlamalıdır. Sabahın bereketinden istifade etmek lazımdır. İkindi ile akşam arasında da yatmak uygun değildir. Herkes bu vakitte yatmanın zararını bizzat tecrübe ederek görmüştür. O vakitte yatıp da kalkan kişi sersem gibi olur ve kendine gelmekte güçlük çeker.[6] Sabah vakti olduğu gibi ikindi ve sonrası da zikir ve tefekkürle değerlendirilmelidir.[7]
 
Dipnotlar:
 
[1] Uy­ku sı­ra­sın­da in­sa­nın mad­dî âlem­le ir­ti­bâ­tı as­ga­rî se­vi­ye­ye iner. Be­de­ne hap­se­dil­miş olan rû­ha âit his­ler güç­le­nir. Bu sû­ret­le rüyâ­la­rın­da gayb âle­mi­ni sey­ret­mek, bâ­zı sâ­lih kul­la­ra na­sîb olur. Rüyâ üç kı­sım­dır: Şey­tâ­nî rü­ya­lar: Şey­ta­nın, in­sa­nı kor­kut­mak, rû­hu sı­kın­tı­ya dü­şür­mek ve­ya mah­zûn et­mek mak­sa­dıy­la il­kâ ey­le­di­ği rü­yâ­lar­dır. Yük­sek bir yer­den düş­mek ve­ya in­sa­nı te­sir al­tın­da bı­ra­kan kar­ga­şa ve fe­lâ­ket sah­ne­le­ri gör­mek gi­bi. Böy­le rü­yâ­la­rın bir esâ­sı yok­tur. Böyle bir rü­ya gö­ren, gör­dü­ğü­nü kim­se­ye an­lat­ma­ma­lı ve şey­ta­nın iğ­va­sın­dan Allah’a sı­ğın­ma­lı­dır. Hâ­ri­cî bir te­sir­le gö­rü­len rü­yâ­lar: Ki­şi­nin hâl ve ha­yâ­li­ne bağ­lı ola­rak rü­yâ­sı­na ak­se­den man­za­ra­lar­dır. Me­se­lâ çok tuz­lu ye­miş olan bir kim­se­nin rü­yâ­da bol­ca su iç­me­si ve­ya­hut da zih­ni­ni faz­la­ca meş­gûl eden bir me­se­le­nin rü­yâ­sı­na ak­set­me­si gi­bi. Bun­la­rın da tâ­bi­ri yok­tur. Sâ­dık rü­yâ­lar: Böy­le rü­yâ­lar net ola­rak ha­tır­la­nır­lar. Bun­lar, Ce­nâb-ı Hak ta­ra­fın­dan ya be­şâ­ret (müj­de) ve­ya­hut da îkâz mâ­hi­ye­tin­de­dir. Sâ­dık rü­yâ­lar, eh­li ta­ra­fın­dan tâ­bi­re, yâ­ni şif­re­le­ri­nin çö­zül­me­si­ne muh­taç­tır. Rü­yâ ta­bi­ri de Hak ver­gi­si ve ba­zı kâ­ide­le­re is­ti­nâd eden bir ilim­dir. Bu­nun için rü­yâ­yı tâ­bir ede­nin, mâ­ne­vî bir ik­ti­dâ­ra sâ­hip ol­ma­sı ge­rek­li­dir. Ak­si hâl­de yan­lış tâ­bi­rin teh­li­ke­le­riy­le kar­şı­la­şı­lır. Zî­râ, Pey­gam­ber Efen­di­miz;“... Rü­yâ, ilk tâ­bir­ci­ye gö­re ta­hak­kuk eder.” bu­yur­muş­tur. (İbn-i Mâ­ce, Ta‘bîr, 7) (Bkz. Osman Nûri Topbaş, Tasavvuf, s. 389-395) [2] Allah dostlarından birisi de Peygamberimiz’in bu duasından ilham alarak yatarken “Allâh’ım beni Sen’inle öldür Sen’inle dirilt.” diye dua ederdi. [3] Sevgili Peygamberimiz’in bu sünnetinin insana sağladığı faydalardan bir kısmını uzmanlar şöyle îzâh etmektedir: “Epifiz bezi, salgıladığı melatoninden dolayı ruhî durumlarımız ile alâkalı bazı davranışlara ait bir merkez durumundadır. Cinsî hayatın düzenine tesir eder, enfeksiyonlara karşı vücudu korur, uykuyu getirir ve ruh hâlini düzeltir. Melatoninin en yüksek olduğu saati yakalamak için saat 21:00’de uyunup, 03:00’te kalkılmalıdır. Bu vakitte uyanık olup ışık alındığı zaman melatonin salınması devam eder.” [4] Muhammed Es’ad Erbilî hazretleri; “Gönül seni görmek için bedene muhtaç değildir. Her ne kadar geceleri göz uykuya dalarsa da, gönlün yolu açıktır.” demektedir. (Dîvân, s. 21) [5] Nitekim bugün doktorlar, glikoz metabolizmasının en yüksek seviyede olduğu 11:00-13:00 saatleri arasında kısa bir öğle uykusunu faydalı olduğunu söylemektedirler. [6] Yine uzmanların tesbîtine göre, saat 22:00’de tansiyon ve kalp atım sayıları düşer. Saat 04:00’ten sonra tansiyon ve kalp atışlarında yükselme başlar ve 15:00-18:00 arası en üst seviyeye ulaşır. Dolayısıyla tansiyon ve kalp atımının yüksek olduğu ve hücrelerin en üst derecede metabolize olduğu ikindi vaktinde uyumamalıdır. Ayrıca bu vakitte uyumakla yüksek tansiyon ve kalp rahatsızlığına da dâvetiye çıkarılmış olur. İslâm âlimlerinin ikindi vakti uykuyu tavsiye etmemelerindeki hikmetlerden biri de bu olsa gerektir. [7] Tasavvuf ehli, sünnete uyarak, zikir için genellikle seher, sabah ve ikindi vakitlerini tercih etmişler ve bu anların bereketinden faydalanmışlardır.
[12/1 23:30] Ömer Tarık Yılmaz: Araf Suresi 126
...Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır ve müslüman olarak bizim canımızı al.
[12/1 23:30] Ömer Tarık Yılmaz: Hz. Muhammed’in (s.a.v.) Evlilikleri ve Eşleri
Hz. Muhammed’in (s.a.v.) ilk hanımı, Hz. Hatice validemizdir. Sevgili Peygamberimiz ilk evliliğini Mekke’de yaptığı sırada yirmi beş yaşında, Hz. Hatice annemiz kırk yaşındaydı. Hazret-i Muhammed’in (s.a.v.) Hatîce validemiz ile izdivâcından Kasım, Zeynep, Rukıyye, Ümmü Gülsüm, Fatıma ve Abdullah; Hazret-i Mariye ile izdivâcından ise İbrahim dün­yâya geldi. Efendimiz’in husûsî hallerinden birisi, âile hayatı ve evliliği idi. Onun çok evlenmesinin sebep ve hikmetleri vardı.
 
Peygamber Efendimizin diğer hanımları; Sevde Binti Zema, Ayşe, Zeynep Binti Huzeyme, Meymûne Binti Haris, Hafsa Binti Ömer, Zeynep Binti Cahş, Safiye Binti Huyey, Cüveyriye Binti Haris, Ümmü Seleme ve Ümmü Habîbe (r.a.) validemizdir.
[12/1 23:30] Ömer Tarık Yılmaz: Nasr Suresi
Nasr suresi Medine döneminde nüzul olmuştur. Sure, 3 ayettir. Nasr, yardım demektir.
 
“Allah’ın yardımı”ndan maksat, Cenâb-ı Hakk’ın düşmanlarına karşı Sevgili Peygamberine lütfettiği her türlü yardımıdır. Hususiyle İslâm’ın yayılması ve zafere erişmesi hakkındaki yardımıdır. “Fetih”ten maksat ise, öncelikle “Fetihlerin Fethi” olan Mekke’nin fethi, sonra bunu takip eden diğer bütün fetihlerdir. Bundan, daha önce kapalıyken Hak katından kula açılan “rızıklar, ibâdetler, ilimler, anlayışlar, keşifler, açık-gizli, maddî-manevî tüm nimetler”in kastedilmiş olması da mümkündür. Mutlak mânada fetih, fetihlerin en üstünü ve en mükemmelidir. Bu ise Allah Teâlâ’nın Zât-ı Ehadiyeti’nin tecellisinden kulun kalbine açılan mânevi fetihtir. Diğer fetihler, kula böyle bir fethin açılmasına birer vesiledir.
 
Peygamberimiz (s.a.s.)’e müjdelenen ikinci büyük nimet şu:       
 
Daha önce insanlar birer ikişer İslâm’a girerken bu yardım ve fetihlerden sonra kabîleler, gruplar, bölükler halinde akın akın İslâm’a girmeye başlamışlardır. Rivayete göre Efendimiz (s.a.s.) Mekke’yi fethedince Araplar birbirlerine: “Hz. Muhammed (s.a.s.) Harem ehline karşı muzaffer olunca artık ona kimse karşı koyamaz” dediler ve savaşsız İslâm’a girmeye karar verdiler. (bk. Kurtubî, el-Câmi‘, XX, 230) Nitekim hicretin 9. senesine “Heyetler Senesi” denilmiştir. Arap Yarımadası’nın her köşesinden insanlar heyetler halinde Resûlullah (s.a.s.)’in huzuruna gelerek İslâm’a girdiler, ona bey‘at ettiler. Allah Resûlü (s.a.s.)’in Vedâ Haccı’nı yaptığı hicri 10. senede bütün Arabistan tek bayrak altında birleşti. Ülkede hiçbir müşrik kalmadı.
 
Bu büyük nimetlere şükür olarak:
 
Bu nimetler, zaferler, fetihler ve başarılar Allah’ın bir lütfudur. O dilediği ve yarattığı için olmuştur. Eğer O dilemeseydi bunların hiçbiri olmazdı. Buna göre kul, tüm nimetleri Rabbinden bilerek, acziyet içinde O’na yönelmelidir.
 
Burada Efendimiz (a.s.)’a ve onun şahsında tüm mü’minlere üç husus emredilir:
 
Birincisi; hamd etmek. Hamd; Allah’a hamd-ü senâ etmek, nihâyetsiz güzellik ve yüceliği sebebiyle O’nu övmek ve O’na şükretmektir. Burada “hamdin emredilmesi”nin hikmeti şudur: “Rasûlüm! Bu büyük başarının, senin gayretin ve mârifetin sonucu gerçekleştiği aklına bile gelmemelidir. Bu tamamen Allah’ın lütfuyla olmuştur. Bunun için Allah’a şükret, kalp ve lisan ile bunu itiraf et. Çünkü böyle büyük bir işi gerçekleştiren ve bu başarının yaratıcısı ancak Allah’tır. Dolayısıyla hamd edilmeye layık olan sadece O’dur.”
 
İkincisi; tesbih etmek. Tesbih, Cenâb-ı Hakk’ı her türlü noksan sıfatlardan uzak tutmak, her bakımdan O’nu tenzih etmektir. Burada emredilmesinin hikmeti şudur: “Allah, dininin yücelmesi için sizin çalışma ve gayretlerinize muhtaç olmaktan pak ve uzaktır. Bunu itiraf edin. Gayretlerinizin başarıya ulaşmasının, ancak Allah’ın yardımı ile olabileceğine de kesinlikle inanmalısınız. Allah Teâlâ bir işi istediği kuluna yaptırabilir. Bir kula bunun gibi bir hizmeti yaptırması, aslında ona Allah’ın bir ihsanıdır. Allah’ın sizin üzerinizdeki ihsanı da onun dinine hizmet etme şerefini size vermesidir.”
 
Üçüncüsü; istiğfar etmek. İstiğfarın içinde tevbe de vardır. Çünkü âyet Allah’ın التواب (tevvâb) yani “tevbeleri çokça kabul eden” ismiyle sona ermektedir. Buna göre eksiklikleri, kusurları ve günahları için Allah’tan bağışlanma dilemek ve O’na tevbe etmek istenmektedir. Aslında Hak Teâlâ Peygamber Efendimiz (s.a.s.)’i günahtan korumuştur. Dolayısıyla onun istiğfar etmesi, insanlara istiğfar etmenin ne kadar gerekli olduğunu ders vermesi, ümmetinin günahları için af dilemesi ve devamlı manevî terakki halinde olması itibariyle, son durumuna göre bir önce
[12/1 23:30] Ömer Tarık Yılmaz: Ashab-ı Bedir
Bedir savaşına katılanların isim listesini Mecmuatu’l-ahzabta bulabilirisiniz.
 
Bedir Savaşı'na katılanların cennetlik olduklarını bizzat Resulü Ekrem Efendimiz müjdelemişlerdir.
Hz. Ali'den rivayet olunduğuna göre, Hz. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- Hz. Ömer'e şöyle buyurmuştur:
 
 وَمَا يُدْرِيكَ لَعَلَّ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ اطَّلَعَ عَلَى أَهْلِ بَدْرٍ، فَقَالَ: اعْمَلُوا مَا شِئْتُمْ فَقَدْ غَفَرْتُ لَكُمْ 
 
'Ne biliyorsun! Belki de Allah -azze ve celle- Bedir'e katılanların durumlarına (rahmet ve mağfiret bakışıyla) bakmış ve: (Ey Bedir Ehli!) Ne yaparsanız yapın, ben sizleri bağışladım, demiştir.' (Buhârî, Megazi 9 hadis no: 3007, Müslim, hadis no: 2494)
 
Bu hadiste, Bedir ashabının Allah ve resulü yanında özel bir öneme sahip olduklarını göstermektedir.
 
2. Savaşın seyri sırasında kendilerine Allah tarafından gönderilen meleklerin de katıldığı Kuran'da bildirilmiş olup bu onlar için ayrıca bir fazilet sebebidir.
 
3. Ehli kemal bazı zevatın beyanına nazaran evliyâullahdan pek çoğu velilik makamına Bedir ehlinin mübarek isimlerini okumaya devam etmekle nail olmuşlardır.
 
Bununla beraber, bu tür bilgiler özellikle tasavvuf ehli tarafından rivayet edilmiştir. Velayet mertebesine sadece ashab-ı Bedrin isimlerini okumakla ulaşmaları şeklinde anlamak doğru olmaz. Farz, vacip hatta sünnetleri de yerine getirmekle beraber bu mübarek isimleri de okumak şeklinde anlaşılmalıdır.
 
4. Birçok hastalığa tutulan kimsenin Bedir ehlinin mübarek ismini zikrederek bu vesile ile şifa taleb edip lütfü ilâhiye mazhar olarak hastalık­larından kurtuldukları rivayet edilmektedir.
 
5. Ehli irfan bir zat: 'Hasta bir kimsenin başı­na elimi koyup halis bir niyetle Bedir ashabının adını okuduğumda mutlak şifa hasıl olmuştur. Hatta hastanın eceli dahi gelmişse en azından rahatsızlığı hafiflemiştir.' demektedir.
 
Bedir ashabının mübarek bir nesil olduğunda şüphe yoktur. Fakat bu isimleri okuyarak şifa bulan bazı kimselerin var olması, bunun herkes için geçerli bir reçete olduğunu göstermez. Kur’an’ın ayetleri bile sürekli şifa dağıtan bir reçete olduğunu söylemek mümkün değildir. Bunun bir imtihan sırrı vardır. Ayrıca mukadder olan takdirin süresi vardır. Ayrıca okuyanın dualarının makbul olup olmaması gibi başka etkenler de vardır.
 
6. Bazıları da: 'Duadan önce Bedir ashabının isimlerinin okunmasının duanın süratle kabulüne vesile olduğunu' söylemişlerdir.
 
İmam Devvani, hadis alimlerinden şunu işitmiştir ki; Ashab-ı Bedr’i zikrederek yapılan dualar müstecab olur. Bu tecrübe edilmiş bir hakikattir. (Halebî, İnsanü’l-uyun, Beyrut 1427, 2/202)
 
Cafer bin Abdullah -rahimehullah- şöyle der:
 
“Babam bütün ashab-ı kiramı sevmemi tavsiye ederdi. Derdi ki: Evladım, Ashab-ı Bedir’in ism-i şerifleri zikredilerek yapılan dualar kabul edilir. Kul, onların mübarek isimlerini zikredince kendisini rahmet, bereket, ğufran, rıza ve rıdvan ihata eder. Bir kişi bu isimleri her gün zikrederek Cenab-ı Hak’tan ihtiyacını talep ederse, elbette matlubu hasıl olur. Lakin Efendimiz (s.a.v)’in mübarek ismini zikredince salavat getirmeli, ashab-ı kiramın mübarek isimlerini zikrederken de her biri için aRadıyallahu anh” demelidir. Böyle olursa dua daha çabuk kabul edilir. (Bikai, Ehlü Bedr, Beyrut 1409, s. 29-30)
 
Süfyan bin Uyeyne Hazretleri ve diğer büyük âlimler:
 
“Salihlerin zikredildiği meclislere rahmet iner.” buyurmuşlardır. (Ebû Nuaym, Hilye, VII, 285; Ahmed bin Hanbel, ez-Zühd, Beyrut 1420, s. 264; Aclûnî, Keşfü’l-Hafâ, II, 70)
 
Az önce de ifade edildiği üzere, Bedir ashabının isimlerinin mutlaka her derde deva olduğunu söylemek, isabetli değildir. Üstelik bu konuda bir ayet veya bir hadis de yoktur. Bu gibi sözler, söyleyenin tecrübesine dayanmaktadır. Herkesin tecrübesi kendini bağlar. Bu nedenle herkes için geçerli olmayabilir.
 
7. Bazı yerlerde şöyle bir açıklama vardır:
 
'Ehli Bedrin isimlerini üzerinde bulundurmak, oku­mak, hıfzetmek, düşman üzerine nusret, düşman­ların şerrinden vikayet ve yangın ve hırsız ve boğul­maktan sıyanet ve veba ve tâûn ve cünûn ve emrazı saireden himayet ve zevali fark ve husûlu gına ve vefâi duyûn ve güfrânü zünûb ve keşfi kürûb ve ten­viri kulûb velhâsıl cemîi matâlibi dünyeviyyeye ve mekâsıdı uhreviyyeye vusul ve celbi menfaii âlakiyye ve enfüsiyye ve ins ve cinnin mazaratlarını defetmek ve merâtibi dünyeviyyeye nail olmak için iksiri mücerreb olduğuna Meşihât-ı İslâmiyye tarafından mücahidini Islamiyyeye hediye olunmuştur.'
 
Burada geçen Meşihat-ı İslamiye tabiri, ümmetin sevad-ı azamı manasına gelmez. Konuyla ilgilenmiş bazı değerli zatların söylemleri olarak değerlendirmek gerekir.
 
İmam Malik’in güzel bir sözü var; “Allah’ın ve (Hz. Peygamberi kabrine işaret ederek) bu kabrin sahibinden başka yanılmayan hiç kimse yoktur. Bunun içindir ki, İslam’da ilham ve kerametin bile her zaman isabetli olamayacağını bilinmektedir.
 
Şu kadar var ki: Bu mübarek isimlerin okunuşu sırasında her birinin adı söylenince, Radıyallahü anh 'Allah ondan razı olsun' denilmesi güzel olur.  Şüphe yok ki Peygamberimizin (asm) adı söylenince her defasında 'Sallallahü Aleyhi ve Sellem' denilmesi şart değilse de her defasında bu duayı söylemek daha güzel olur. Böylece bu adaba riayet etmek, maksadın daha kısa zamanda elde edilmesinde vesile olabilir.
 
Cenab-ı Hak (c.c.) bizleri onların şefaatine nail eylesin. Amin
 
Radıyallahü anhüm ecmain - Allah onlardan razı olsun.
 
01. Seyyidüna ve nebiyyüna Muhammed el-Muhaciri (Sallallahu teala aleyhi ve sellem)
02. Seyyidüna Ebû Bekir Sıddıyk el-Muhaciri (R.A.)
03. Seyyidüna Ömer ibnü'l-Hattab el-Muhaciri (R.A.)
04. Seyyidüna Osman ibn-i Affan el-Muhaciri (R.A.)
05. Seyyidüna Aliyy ibn-i Ebi Talib el-Muhaciri (R.A.)
06. Seyyidüna Talha bin Ubeydullah el-Muhaciri (R.A.)
07. Seyyidüna Zübeyr ibn-i Avvam el-Muhaciri (R.A.)
08. Seyyidüna Abdurrahman bin Avf el-Muhaciri (R.A.)
09. Seyyidüna Sa'd bin Ebi Vakkas el-Muhaciri (R.A.)
10. Seyyidüna Said ibn-i Zeyd el-Muhaciri (R.A.)
11. Seyyidüna Ebu Ubeyde bin Cerrah el-Muhaciri (R.A.)
12. Seyyidüna Übeyy ibn-i Ka'b el-Hazreci (R.A.)
13. Seyyidüna el-Ahnes ibn-i Habib el-Muhaciri (R.A.)
14. Seyyidüna el-Erkam ibn-i Erkam el-Muhaciri (R.A.)
15. Seyyidüna Es'ad ibn-i Yezîd el-Hazreci (R.A.)
16. Seyyidüna Enes Mevla Rasülillah el-Muhaciri (R.A.)
17. Seyyidüna Enes ibn-i Muaz el-Hazreci (R.A.)
18. Seyyidüna Enes ibn-i Katadet'el-Evsi (R.A.)
19. Seyyidüna Evs ibn-i Sabit el-Hazreci (R.A.)
20. Seyyidüna Evs ibn-i Havli el-Hazreci (R.A.)
21. Seyyidüna İyas ibn-i Evs el-Evsi (R.A.)
22. Seyyidüna İyas ibn'il-Bükeyr el-Muhaciri (R.A.)
23. Seyyidüna Büceyr ibn-i Ebi Büceyr el-Hazreci (R.A.)
24. Seyyidüna Bahhas ibn-i Sa'lebe el-Hazreci (R.A.)
25. Seyyidüna el-Bera bin Ma'rur el-Hazreci (R.A.)
26. Seyyidüna Besbese bin Amr el-Hazreci (R.A.)
27. Seyyidüna Bişr ibn'il-Bera el-Hazrecî (R.A,)
28. Seyyidüna Beşir ibn-i Said el-Hazrecî (R.A.)
29. Seyyidüna Bilal ibn-i Rebah el-Muhaciri (R.A.)
30. Seyyidüna Temim Mevla Hıraş el-Hazreci (R.A.)
31. Seyyidüna Temim Mevla Beni Ganem bin es-Silm el-Evsî (R.A.)
32. Seyyidüna Temim ibn-i Yuar el-Hazrecî (R.A.)
33. Seyyidüna Sabit ibn-i Akram el-Evsi (R.A.)
34. Seyyidüna Sabit ibn-i Sa'lebe el-Hazrecî (R.A.)
35. Seyyidüna Sabit ibn-i Halid el-Hazrecî (R.A.)
36. Seyyidüna Sabit ibn-i Amr el-Hazreci (R.A.)
37. Seyyidüna Sabit ibn-i Hezzal el-Hazrecî (R.A.)
38. Seyyidüna Sa'lebe bin Hatim el-Evsî (R.A.)
39. Seyyidüna Sa'lebe bin Amr el-Hazrecî (R.A.)
40. Seyyidüna Sa'lebe bin Aneme el-Hazreci (R.A.)
41. Seyyidüna Sıkf ibn-i Amr el-Muhaciri (R.A.)
42. Seyyidüna Cabir ibn-i Abdullah bin Riyab el-Hazrecî (R.A.)
43. Seyyidüna Cabir ibn-i Abdullah bin Amr el-Hazreci (R.A.)
44. Seyyidüna Cebbar ibn-i Sahr el-Hazrecî (R.A.)
45. Seyyidüna Cübr ibn-i Atik el-Evsi (R.A.)
46. Seyyidüna Cübeyr ibn-i İyas el-Evsi (R.A.)
47. Seyyidüna Hamza bin Abd'il-Muttalib el-Muhaciri (R.A.)
48. Seyyidüna el-Haris ibn-i Enes el-Evsi (R.A.)
49. Seyyidüna el-Haris ibn-i Evs bin Rafi' el-Evsi (R.A.)
50. Seyyidüna el-Haris ibn-i Evs bin Muaz el-Evsî (R.A.)
51. Seyyidüna el-Haris ibn-i Hatib el-Evsî (R.A.)
52. Seyyidüna el-Haris ibn-i Ebî Hazme el-Evsi (R.A.)
53. Seyyidüna el-Haris ibn-i Hazme el-Hazreci (R.A.)
54. Seyyidüna el-Haris ibn-i Simme el-Hazrecî (R.A.)
55. Seyyidüna el-Haris ibn-i Arfece el-Evsi (R.A.)
56. Seyyidüna el-Haris ibn-i Kays el-Evsî (R.A.)
57. Seyyidüna el-Haris ibn-i Kays el-Hazrecî (R.A.)
58. Seyyidüna el-Haris ibn'un-Nu'man ibn-i Ümeyye el-Evsi (R.A.)
59. Seyyidüna Harise bin Süraka el-Hazrecî (R.A.) (ŞEHİD)
60. Seyyidüna Harise bin Nu'man el-Hazreci (R.A.)
61. Seyyidüna Hatıb ibn-i Ebi Beltea el-Muhaciri (R.A.)
62. Seyyidüna Hatıb ibn-i Amr el-Muhaciri (R.A.)
63. Seyyidüna el-Hubab ibn-i Münzir el-Hazrecî (R.A.)
64. Seyyidüna Habîb ibn-i Esved el-Hazrecî (R.A.)
65. Seyyidüna Haram ibn-i Milhan el-Hazreci (R.A.)
66. Seyyidüna Hureys ibn-i Zeyd el-Hazreci (R.A.)
67. Seyyidüna el-Husayn ibn-i Haris el-Muhaciri (R.A)
68. Seyyidüna Hamza bin el-Mumeyyir el-Hazreci (R.A.)
69. Seyyidüna Harice bin Zeyd el-Hazrecî (R.A.)
70. Seyyidüna Halid ibn-i el-Bükeyr el-Hazrecî (R.A.)
71. Seyyidüna Halid ibn-i Kays el-Hazreci (R.A.)
72. Seyyidüna Habbab ibn'ül-Eret el-Muhaciri (R.A.)
73. Seyyidüna Habbab Mevla Utbe el-Muhaciri (R.A.)
74. Seyyidüna Hubeyb ibn-i İsaf el-Hazreci (R.A.)
75. Seyyidüna Hıdaş ibn-i Katade el-Evsi (R.A.)
76. Seyyidüna Hıraş ibn'is-Sımme el-Hazrecî (R.A.)
77. Seyyidüna Hureym ibn-i Fatik el-Muhacirî (R.A.)
78. Seyyidüna Hallad ibn-i Rafi' el-Hazreci (R.A.)
79. Seyyidüna Hallad ibn-i Süveyd el-Hazrecî (R.A.)
80. Seyyidüna Hallad ibn-i Amr el-Hazreci (R.A.)
81. Seyyidüna Hallad ibn-i Kays el-Hazreci (R.A.)
82. Seyyidüna Huleyd ibn-i Kays el-Hazrecî (R.A.
83. Seyyidüna Halife bin Adiyy el-Hazrecî (R.A.)
84. Seyyidüna Huneys ibn-i Hazafe el-Muhaciri (R.A.)
85. Seyyidüna Havvat ibn-i Cübeyr el-Evsî (R.A.)
86. Seyyidüna Havli bin Ebî Havli el-Muhaciri (R.A.)
87. Seyyidüna Zekvan ibn-i Ubeyd el-Hazrecî (R.A.)
88. Seyyidüna Zü'ş-Şimaleyn ibn-i Abd Amr el-Muhaciri (R.A.) (ŞEHİD)
89. Seyyidüna Raşid ibn-i Mualla el-Hazrecî (R.A.)
90. Seyyidüna Rafi bin Haris el-Hazreci (R.A.)
91. Seyyidüna Rafi' bin Ğunecde el-Evsî (R.A.)
92. Seyyidüna Rafi' bin Malik el-Hazrecî (R.A.)
93. Seyyidüna Rafi ibn'ül-Muall el-Hazrecî (R.A.) (ŞEHİD)
94. Seyyidüna Rafi' bin Yezîd el-Evsi (R.A.)
95. Seyyidüna Rib'ıy bin Rafi' el-Evsî (R.A.)
96. Seyyidüna er-Rebi ibn-ü İyas el-Hazrecî (R.A.)
97. Seyyidüna Rabia bin Eksem el-Muhaciri (R.A.)
98. Seyyidüna Ruhayle bin Sa'lebe el-Hazrecî (R.A.)
99. Seyyidüna Rifaa bin Haris el-Hazreci (R.A.)
100.Seyyidüna Rifaa bin Rafi' el-Hazrecî (R.A.)
101.Seyyidüna Rifaa bin Abd'il Münzir el-Evsî (R.A.)
102.Seyyidüna Rifaa bin Amr el-Hazreci (R.A.)
103.Seyyidüna Zübeyr ibn-i Avvam (R.A.)
104.Seyyidüna Ziyad ibn'is-Seken el-Evsî (R.A.)
105.Seyyidüna Ziyad ibn-i Lebid el-Hazrecî (R.A.)
106.Seyyidüna Ziyad ibn-i Amr el-Hazreci (R.A.)
107.Seyyidüna Zeyd ibn-i Eslem el-Evsi (R.A.)
108.Seyyidüna Zeyd ibn-i Harise el-Muhaciri (R.A.)
109.Seyyidüna Zeyd ibn'ül-Hattab el-Muhaciri (R.A.)
110.Seyyidüna Zeyd ibn'ül-Müzeyyen el-Hazrecî (R.A.)
111.Seyyidüna Zeyd ibn'ül-Mualla el-Hazrecî (R.A.)
112.Seyyidüna Zeyd ibn-i Vedia el-Hazreci (R.A.)
113.Seyyidüna Salim Mevla Ebî Huzeyfe el-Muhaciri (R.A.)
114.Seyyidüna Salim ibn-i Umeyr el-Evsî (R.A.)
115.Seyyidüna es-Saib ibn-i Osman el-Muhaciri (R.A)
116.Seyyidüna Sebre bin Fatik el-Muhaciri (R.A.)
117.Seyyidüna Süraka bin Amr el-Hazrecî (R.A.)
118.Seyyidüna Süraka bin Ka'b el-Hazreci (R.A.)
119.Seyyidüna Sa'd Mevla Hatıb el-Muhaciri (R.A.)
120.Seyyidüna Sa'd ibn'i Havle el-Muhaciri (R.A.)
121.Seyyidüna Sa'd ibn'i Hayseme el-Evsî (R.A.) (ŞEHİD)
122.Seyyidüna Sa'd ibn'ür-Rebi el-Hazrecî (R.A.)
123.Seyyidüna Sa'd ibn-i Zeyd el-Evsi (R.A.)
124.Seyyidüna Sa'd ibn-i Sa'd el-Hazrecî (R.A.)
125.Seyyidüna Sa'd ibn-i Sehi el-Hazreci (R.A.)
126.Seyyidüna Sa'd ibn-i Ubade el-Hazrecî (R.A.)
127.Seyyidüna Sa'd ibn-u Ubeyd el-Evsi (R.A.)
128.Seyyidüna Sa'd ibn-i Osman el-Hazrecî (R.A.)
129.Seyyidüna Sa'd ibn-i Muaz el-Evsi (R.A.)
130.Seyyidüna Süflan ibn-i Bişr el-Hazrecî (R.A.)
131.Seyyidüna Seleme bin Eslem el-Evsî (R.A.)
132.Seyyidüna Süleym ibn-ül-Haris el-Hazrecî (R.A.)
133.Seyyidüna Seleme bin Selame el-Evsi (R.A.)
134.Seyyidüna Selît ibn-i Kays el-Hazrecî (R.A.)
135.Seyyidüna Süleym ibn-ül Haris el-Hazrecî (R.A.)
136.Seyyidüna Süleym ibn-i Kays el-Hazrecî (R.A.)
137.Seyyidüna Süleym ibn-i Amr el-Hazrecî (R.A.)
138.Seyyidüna Süleym ibn-i Milhan el-Hazrecî (R.A.)
139.Seyyidüna Simak ibn-i Sa'd el-Hazrecî (R.A.)
140.Seyyidüna Sinan ibn-i Ebî Sinan el-Muhaciri (R.A.)
141.Seyyidüna Sinan ibn-i Sayfi el-Muhaciri (R.A.)
142.Seyyidüna Sehl ibn-i Huneyf el-Evsî (R.A.)
143.Seyyidüna Sehl ibn-i Rafi' el-Hazrecî (R.A.)
144.Seyyidüna Sehl ibn-i Atik el-Hazreci (R.A.)
145.Seyyidüna Sehl ibn-i Kays el-Hazreci (R.A.)
146.Seyyidüna Sehl ibn-i Vehb el-Muhaciri (R.A.)
147.Seyyidüna Sehl ibn-i Rafi' el-Hazrecî (R.A.)
148.Seyyidüna Sevad ibn-i Zerin el-Hazrecî (R.A.)
149.Seyyiduna Sevad ibn-i Ğaziyye el-Hazrecî (R.A.)
150.Seyyidüna Süveybıt ibn-i Harmele el-Muhaciri (R.A.)
151.Seyyidüna Şüca' ibn-i Ebi Vehb el-Muhaciri (R.A.)
152.Seyyidüna Şerik ibn-i Enes el-Evsî (R.A.)
153.Seyyidüna Şemmas ibn-i Osman el-Muhaciri (R.A.)
154.Seyyiduna Sabiyh Mevla Eb'l-As el-Muhaciri (R.A.)
155.Seyyidüna Safvan ibn-i Vehb el-Muhaciri (R.A.) (ŞEHİD)
156.Seyyidüna Suheyb ibn-i Sinan el-Muhaciri (R.A.)
157.Seyyidüna Sayfi bin Sevad el-Hazreci (R.A.)
158.Seyyidüna ed-Dahhak ibn-i Harise el-Hazreci (R.A.)
159.Seyyidüna ed-Dahhak ibn-i Abd-i Amr el-Hazrecî (R.A.)
160.Seyyidüna Damre bin Amr el-Hazreci (R.A.)
161.Seyyidüna et-Tufeyl ibn-i Haris el-Muhaciri (R.A.)
162.Seyyidüna et-Tufeyl ibn-i Malik el-Hazrecî (R.A.)
163.Seyyidüna et-Tufeyl ibn-i Nu'man el-Hazrecî (R.A.)
164.Seyyidüna Tuleyb ibn-u Umeyr el-Muhaciri (R.A.)
165.Seyyidüna Asım ibn-i Sabir el-Evsî (R.A.)
166.Seyyidüna Asım ibn-i Adiyy el-Evsî (R.A.)
167.Seyyidüna Asım ibn-i Ukeyr el-Hazrecî (R.A.)
168.Seyyidüna Asım ibn-i Kays el-Evsi (R.A.)
169.Seyyiduna Akıl ibn'ül-Bükeyr el-Muhaciri (R.A.) (ŞEHİD)
170.Seyyidüna Amir ibn-i Ümeyye el-Hazreci (R.A.)
171.Seyyidüna Amir ibn-i Bükeyr el-Muhaciri (R.A.)
172.Seyyiduna Amir ibn-i Rebia el-Muhacirî (R.A.)
173.Seyyidüna Amir ibn-i Sa'd el-Hazrecî (R.A.)
174.Seyyidüna Amir ibn-i Seleme el-Hazrecî (R.A.)
175.Seyyidüna Amir ibn-i Füheyre el-Muhaciri (R.A.)
176.Seyyidüna Amir ibn-i Muhalled el-Hazrecî (R.A.)
177.Seyyidüna Amir ibn-i Yezîd el-Evsî (R.A.)
178.Seyyidüna Ayiz ibn-i Mais el-Hazreci (R.A.)
179.Seyyidüna Abbad ibn-i Bişr el-Evsi (R.A.)
18O.Seyyidüna Abbad ibn-i Kays el-Hazrecî (R.A.)
181.Seyyidüna Ubade bin Samit el-Hazrecî (R.A.)
182.Seyyidüna Abdullah ibn-i Sa'lebe el-Hazrecî (R.A.)
183.Seyyidüna Abdullah ibn-i Cübeyr el-Evsî (R.A.)
184.Seyyidüna Abdullah ibn-i Cahş el-Muhaciri (R.A.)
185.Seyyidüna Abdullah ibnü'l-Ced el-Hazrecî (R.A.)
186.Seyyidüna Abdullah ibn'ül-Humeyyir el-Hazreci (R.A.)
187.Seyyiduna Abdullah ibn'ür-Rebi el-Hazreci (R.A.)
188.Seyyidüna Abdullah ibn-i Revaha el-Hazrecî (R.A.)
189.Seyyidüna Abdullah ibn-i Zeyd el-Hazreci (R.A.)
190.Seyyidüna Abdullah ibn-i Süraka el-Muhaciri (R.A.)
191.Seyyidüna Abdullah ibn-i Seleme el-Evsi (R.A.)
192.Seyyidüna Abdullah ibn-i Sehi el-Evsi (R.A.)
193.Seyyidüna Abdullah ibn-i Süheyl el-Muhaciri (R.A.)
194.Seyyidüna Abdullah ibn-i Şerik el-Evsi (R.A.)
195.Seyyidüna Abdullah ibn-i Tarık el-Evsi (R.A.)
196.Seyyidüna Abdullah ibn-i Amir el-Hazreci (R.A.)
197.Seyyidüna Abdullah ibn-i Abd-i Menaf el-Hazreci (R.A.)
198.Seyyidüna Abdullah ibn-i Urfuta el-Hazrecî (R.A.)
199.Seyyidüna Abdullah ibn-i Amr el-Hazrecî (R.A.)
200.Seyyidüna Abdullah ibn-i Ümeyr el-Hazrecî (R.A.)
201.Seyyidüna Abdullah ibn-i Kays bin Halid el-Hazrecî (R.A.)
202.Seyyiduna Abdullah ibn-i Kays bin Sayfi el-Hazrecî (R.A.)
203.Seyyidüna Abdullah ibn-i Ka'b el-Hazrecî (R.A.)
204.Seyyidüna Abdullah ibn-i Mahreme el-Muhaciri (R.A.)
205.Seyyidüna Abdullah ibn-i Mes'ud el-Muhacirî (R.A.)
206.Seyyidüna Abdullah ibn-i Maz'un el-Muhacirî (R.A.)
207.Seyyidüna Abdullah ibn-i Numan el-Muhacirî (R.A.)
208.Seyyidüna Abd-i Rabb ibn-i Cebr el-Evsî (R.A.)
209.Seyyiduna Abdurrahman ibn-i Cebr el-Evsi (R.A.)
210.Seyyidüna Abdet'el-Haşhaş el-Hazrecî (R.A.)
211.Seyyidüna Abd ibn-i Amir el-Hazrecî (R.A.)
212.Seyyidüna Ubeyd ibn'ut-Teyyihan el-Evsî (R.A.)
213.Seyyidüna Ubeyd ibn-i Zeyd el-Hazrecî (R.A.)
214.Seyyidüna Ubeyd ibn-i Ebî Ubeyd el-Evsi (R.A.)
215.Seyyidüna Ubeyde bin Haris el-Muhaciri (R.A.)
216.Seyyidüna Utban ibn-i Malik el-Hazrecî (R.A.)
217.Seyyidüna Utbe bin Rebia el-Hazrecî (R.A.)
218.Seyyidüna Utbe bin Abdullah el-Hazrecî (R.A.)
219.Seyyidüna Utbe bin Gazvan el-Muhacirî (R.A.)
220.Seyyidüna Osman ibn-i Maz'un el-Muhacirî (R.A.)
221.Seyyidüna el-Aclan ibn'ün Nu'man el-Hazrecî (R.A.)
222.Seyyidüna Adiyy ibn-i Ebi Zağba el-Hazreci (R.A.)
223.Seyyidüna İsmet ibn'ül-Husayn el-Hazrecî (R.A.)
224.Seyyidüna Usaymet'ül-Hazreci (R.A.)
225.Seyyidüna Atıyye bin Nüveyre el-Hazrecî (R.A.)
226.Seyyidüna Ukbe bin Amir el-Hazrecî (R.A.)
227-Seyyidüna Ukbe bin Osman el Hazrecî (R.A.)
228.Seyyiduna Ukbe bin Vehb el-Hazreci (R.A.)
229.Seyyidüna Ukbe bin Vehb el-Muhacirî (R.A.)
230.Seyyidüna Ukkaşe bin Mihsan el-Muhacirî (R.A.)
231.Seyyidüna Ammar ibn-i Yasir el-Muhacirî (R.A.)
232.Seyyidüna Umare bin Hazm el-Hazrecî (R.A.)
233.Seyyidüna Umare bin Ziyad el-Evsî (R.A.)
234.Seyyidüna Amr ibn-i İyas el-Hazrecî (R.A.)
235.Seyyidüna Amr ibn-i Sa'lebe el-Hazrecî (R.A.)
236.Seyyidüna Amr ibn'ül-Cemuh el-Hazrecî (R.A.)
237.Seyyidüna Amr ibn'ül-Haris el-Hazrecî (R.A.)
238.Seyyidüna Amr ibn'ül Haris el-Muhacirî (R.A.)
239.Seyyidüna Amr ibn-i Süraka el-Muhaciri (R.A.)
240.Seyyidüna Amr ibn-i Ebi Şerh el-Muhaciri (R.A.)
241.Seyyidüna Amr ibn-i Talk el-Hazreci (R.A.)
242.Seyyidüna Amr ibn-i Kays el-Hazrecî (R.A.)
243.Seyyidüna Amr ibn-i Muaz el-Evsî (R.A.)
244.Seyyidüna Umeyr ibn-i Haram el-Evsî (R.A.)
245.Seyyidüna Umeyr ibn'ül Humam el-Hazrecî (R.A.) (ŞEHİD)
246.Seyyidüna Umeyr ibn'ül-Amir el-Hazrecî (R.A.)
247.Seyyidüna Umeyr ibn-i Avf el-Muhacirî (R.A.)
248.Seyyidüna Umeyr ibn-i Ma'bed el-Evsî (R.A.)
249.Seyyidüna Umeyr ibn-i Ebî Vakkas el-Muhacirî (R.A.) (ŞEHİD)
250.Seyyidüna Avf ibn'ül-Haris el-Hazreci (R.A.)
251.Seyyidüna Uveym ibn-i Saide el-Evsî (R.A.)
252.Seyyidüna İyaz ibn-i Züheyr el-Muhacirî (R.A.)
253.Seyyidüna Ğannam ibn-i Evs el-Hazrecî (R.A.)
254.Seyyiduna el-Fakih ibn-i Bişr el-Hazrecî (R.A.)
255.Seyyiduna Ferve bin Amr el-Hazrecî (R.A.)
256.Seyyiduna Katade bin Numan el-Hazrecî (R.A.)
257.Seyyidüna Kudame bin Maz'un el-Muhaciri (R.A.)
258.Seyyidüna Kutbe bin Amir el-Hazreci (R.A.)
259.Seyyidüna Kays ibn-i Amr el-Hazrecî (R.A.)
260.Seyyidüna Kays ibn-i Mihsan el-Hazrecî (R.A.)
261.Seyyidüna Kays ibn-i Muhalled el-Hazrecî (R.A.)
262.Seyyidüna Ka'b ibn-i Cemmez el-Hazreci (R.A.)
263.Seyyidüna Ka'b ibn-i Zeyd el-Hazrecî (R.A.)
264.Seyyidünâ Libde bin Kays el-Hazrecî (R.A.)
265.Seyyidüna Malik ibn-i Ebi Havli el-Muhaciri (R.A.)
266.Seyyidüna Malik ibn'ud Duhşum el-Hazrecî (R.A.)
267.Seyyidünâ Malik ibn’ur-Rebîa el-Hazrecî  (R.A.)
268.Seyyidüna Malik ibn-i Rifaa el-Hazrecî (R.A.)
269.Seyyidüna Malik ibn-i Amr el-Muhaciri (R.A.)
270.Seyyidüna Malik ibn-i Kudame el-Evsi (R.A.)
271.Seyyidüna Malik ibn-i Mes'ud el-Hazrecî (R.A.)
272.Seyyiduna Malik ibn-i Nümeyle el-Evsi (R.A.)
273.Seyyidüna Malik Mübeşşir bin Abd'il-Münzir el-Evsî (R.A.) (ŞEHİD)
274-Seyyidüna Mücezzer ibn-i Ziyad el-Hazreci (R.A.)
275.Seyyidüna Muhriz ibn-i Amin el-Hazrecî (R.A.)
276.Seyyidüna Muhriz ibn-i Nasle el-Muhaciri (R.A.)
277.Seyyidüna Muhammed ibn-i Mesleme el-Evsî (R.A.)
278.Seyyidüna Midlac ibn-i Amir el-Muhaciri (R.A.)
279.Seyyidüna Mersed ibn-i Mersed el-Hazreci (R.A.)
280.Seyyiduna Mistah ibn-i Üsase el-Muhaciri (R.A.)
281.Seyyidüna Mesud ibn-i Evs el-Hazrecî (R.A.)
282.Seyyidüna Mesud ibn-i Halde el-Hazrecî (R.A.)
283.Seyyidüna Mesud ibn-i Rebia el-Muhacirî (R.A.)
284.Seyyidüna Mesud ibn-i Zeyd el-Hazrecî (R.A.)
285.Seyyidüna Mesud ibn-i Sa'd el-Hazrecî (R.A.)
286.Seyyidüna Mesud ibn-i Sa'd el-Evsi (R.A.)
287.Seyyidüna Musab ibn-i Umeyr el-Muhacirî (R.A.)
288.Seyyidüna Muaz ibn-i Cebel el-Hazreci (R.A.)
289.Seyyidüna Muaz ibn-i Haris el-Hazreci (R.A.)
290.Seyyidüna Muaz ibn-üs Sımme el-Hazrecî (R.A.)
291.Seyyidüna Muaz ibn-i Amr el-Hazreci (R.A.)
292.Seyyidüna Muaz ibn-i Maıs el-Hazreci (R.A.)
293.Seyyidüna Mabed ibn-i Abbad el-Hazreci (R.A.)
294.Seyyidüna Mabed ibn-i Kays el-Hazreci (R.A.)
295.Seyyidüna Muattib ibn-i Ubeyd el-Evsi (R.A.)
296.Seyyidüna Muattib ibn-i Avf el-Muhaciri (R.A.)
297.Seyyidüna Muattib ibn-i Kuşeyr el-Evsî (R.A.)
298.Seyyidüna Ma'kıl ibn-i Munzir el-Hazreci (R.A.)
299.Seyyidüna Mamer ibn-i Haris el-Hazreci (R.A.)
300.Seyyidüna Ma'n ibn-i Adiyy el-Hazreci (R.A.)
301.Seyyidüna Ma'n ibn-i Yezîd el-Muhaciri (R.A.)
302-Seyyidüna Muavviz ibn-i Haris el-Hazreci (R.A.)
303.Seyyidüna Muavviz ibn-i Amr el-Hazreci (R.A.)
304.Seyyidüna Mikdad ibn'ül-Esved el-Muhaciri (R.A.)
305.Seyyidüna Muleyl ibn-i Vebre el -Hazreci (R.A.)
306.Seyyidüna Münzir ibn-i Amr el-Hazrecî (R.A.)
307.Seyyiduna Münzir ibn-i Kudame el-Evsî (R.A.)
308.Seyyidüna Münzir ibn-i Muhammed el-Evsi (R.A.)
309.Seyyidüna Mıhca' ibn'üs-Salih Mevla Ömer'ibn'ül-Hattab el Muhaciri (R.A.) (ŞEHİD)
310.Seyyidüna Nadr ibn-i Haris el-Evsi (R.A.)
311.Seyyidüna Numan ibn-i el-A'rac el-Hazrecî (R.A.)
312.Seyyidüna Numan ibn-i Ebi Hazme el-Evsî (R.A.)
313.Seyyidüna Numan ibn-i Sinan el-Hazrecî (R.A.)
314.Seyyidüna Numan ibn-i Abd-i Amr el-Hazrecî (R.A.)
315.Seyyidüna Numan ibn-i Amr el-Hazrecî (R.A)
316.Seyyidüna Numan ibn-i Malik el-Hazrecî (R.A.)
317.Seyyidüna Nevfel ibn-i Abdullah el-Hazrecî (R.A.)
318.Seyyidüna Vakıd ibn-i Abdullah el-Muhaciri (R.A.)
319.Seyyidüna Varaka bin İyas el-Hazrecî (R.A)
320.Seyyidüna Vedia bin Amr el-Hazrecî (R.A.)
321.Seyyiduna Vehb ibn-i Ebî Şerh el-Muhaciri (R.A.)
322.Seyyidüna Vehb ibn-i Sa'd el-Muhaciri (R.A.)
323.Seyyidüna Hanî bin Niyar el-Hazrecî (R.A.)
324.Seyyidüna Hübeyl ibn-i Vebre el-Hazrecî (R.A.)
325.Seyyidüna Hilal ibn-i Mualla el-Hazreci (R.A.)
326.Seyyidüna Yezid ibn-i el-Ahnes el-Muhaciri (R.A.)
327.Seyyidüna Yezîd ibn-i Rukayş el-Muhacirî (R.A.)
328.Seyyidüna Yezid ibn-i Haram el-Hazrecî (R.A.)
329.Seyyidüna Yezîd ibn'ül-Haris el-Hazrecî (R.A.)
330.Seyyidüna Yezîd ibn'üs-Seken el-Evsî (R.A.)
331.Seyyidüna Yezid ibn'ül-Münzir el-Hazrecî (R.A.)
 
(RADIYALLAHU ANHUM ECMAİN)
 
(bk. Ashâb-ı Bedir, Derleyen: Halil el-Giridî, Yazan: Hafızu'l-Kur'ân İbrahim Edhemî, Buhara Yayınları, İstanbul)
 
Not: Ashab-ı Bedr'in bilinen meşhur adedi 313'tür. Ancak kayıtlarda, listelerde 333, 331, 319 gibi farklı rakamlar da verilmektedir.
[12/1 23:31] Ömer Tarık Yılmaz: O halde Rabbini hamd ile tesbih et (yücelt) ve secde edenlerden ol. - Hicr - 98. Ayet
[12/1 23:31] Ömer Tarık Yılmaz: Kim sabah namazından bir rek'ati güneş doğmazdan önce kılabilirse, sabah namazına yetişmiş demektir. Kim ikindi namazından bir rek'ati güneş batmadan önce kılabiIirse ikindi namazına yetişmiş demektir. - Hz. Ebü Hüreyre
[12/1 23:31] Ömer Tarık Yılmaz: “Allah’ım! Bana öğrettiğin ilim ile beni faydalandır, bana fayda verecek ilmi öğret ve benim ilmimi artır. Her hâl üzere Allah’a hamd olsun. Cehennem ehlinin halinden Allah’a sığınırım.”  - Tirmizî, Deavât, 129
[12/1 23:31] Ömer Tarık Yılmaz: Peygamberimiz (s.a.s.), bir gün ashâbı ile birlikteydi. Zaman zaman yaptığı gibi onları konuşturarak sohbetine başladı: “Müflis kimdir bilir misiniz?” Ashabdan söz alan biri, “Bizim aramızda müflis, malı mülkü olmayan kimsedir.” dedi. Bu cevap üzerine Resûlullah (s.a.s.) şöyle buyurdu: “Asıl müflis, kıyamet gününde kıldığı namaz, tuttuğu oruç ve verdiği zekâtla gelir. Ancak dünyada iken şuna sövmüş, buna iftira atmış, ötekinin malını yemiş, berikinin kanını dökmüş, bir başkasını da dövmüştür. (Bunların karşılığı olarak) iyiliklerinden alınıp hak sahiplerine verilir. Hesabı görülmeden iyilikleri biterse, mağdur ettiği insanların günahlarından alınarak bunun üzerine yüklenir, sonra da cehenneme atılır.” (Müslim, Birr, 59) Peygamberimiz (s.a.s.), ahiret gününde iflas eden insanı bu şekilde tasvir etmiştir. Müflisin bütün çabaları boşa çıkmış, işlediği kötülükler iyiliklerini alıp götürmüş, mükâfat beklerken cezalandırılmıştır. Zira Allah katında mükâfat kazanmak ve azaptan kurtulmak için kul haklarından arınmış olmak gerekmektedir. Peygamberimizin (s.a.s.), “Allah’ın huzuruna, hiç kimseye haksızlık yapmadan çıkmayı umuyorum.” (Ebû Dâvûd, Büyû’, 49) şeklindeki sözleri onun bu konudaki titizliğini göstermektedir. - GERÇEK MÜFLİS KİMDİR?
[12/1 23:34] Ömer Tarık Yılmaz: Bir Ayet:
İnsanlardan öylesi de vardır ki, kendisini Allah'ın hoşnutluğunu kazanmaya adamıştır. Allah, kullarına çok şefkatlidir.
(Bakara, 2/207)
 
Bir Hadis:
Muhakkak ki Allah, her işi en güzel şekilde yapmayı emretmiştir.
(Müslim, 'Sayd', 57)
 
Bir Dua:
... Rabbimiz! Unutur veya yanılırsak bizi cezalandırma!...
(Bakara, 2/286)
 
T.C. Cumhurbaşkanlığı Diyanet İşleri Başkanlığı
[12/1 23:34] Ömer Tarık Yılmaz: Diyanet Takvimi Ön Yüz:
İstanbul’da Son Osmanlı Mebusan Meclisi Açıldı. (1920)
Bir adam Hz. Peygamber’e (s.a.s.)  “Bana öğüt ver.” dedi. O da “Kızma!” buyurdu. O kişi isteğini birkaç defa tekrarladı. Resûl-i Ekrem de her defasında “Kızma!” buyurdu. (Buhârî, Edeb, 76)
 
 
Diyanet Takvimi Arka Yüz:
ÖZÜ SÖZÜ DOSDOĞRU OLMAK
İslam, hakikate, doğruluğa, hakkı söylemeye büyük önem vermiştir. Öyle ki doğruluk, dürüst ve güvenilir olmak gibi anlamlara gelen sıdk, peygamber sıfatlarının ilkidir. Müslüman denilince de akla gelen ahlaki erdemlerin başında doğruluk gelir. Çünkü doğruluk; kurtuluşun nuru, yüksek ahlakın gereğidir. Buna karşılık yalan söz, fesadın yayılmasına, dostlukların sona ermesine, hakların zayi olmasına, güven ve saygının azalmasına sebep olur. Yani özde ve sözde doğruluk, dünyevi ve uhrevi kâr sağlarken, yalan ise kişiyi dünyada hüsrana, ahirette cehennem azabına iletir. Nitekim Peygamberimiz, şöyle buyurmuştur: “Doğruluktan ayrılmayın. Çünkü doğruluk insanı iyiliğe, iyilik de cennete iletir. Kişi devamlı doğru söyler ve doğruluktan ayrılmazsa Allah katında ‘doğru’ olarak yazılır. Yalandan sakının! Çünkü yalan insanı kötülüğe, kötülük de cehenneme iletir. Kişi devamlı yalan söyler, yalan peşinde koşarsa Allah katında ‘yalancı’ olarak yazılır.” (Müslim, Birr, 105)
 
T.C. Cumhurbaşkanlığı Diyanet İşleri Başkanlığı
[12/1 23:39] Ömer Tarık Yılmaz: Sahabeler Ansiklopedisi
2018-05-25 Tarihinde Yayınlandı
 
Dağınık, vahşi, cehalet bataklığında kıvranan bir toplum.
 
Kötülüklerin, inkâr ve isyanların ruhlarına işlediği, cahiliye âdet ve huylarından asla taviz vermeyen inatçı; bu uğurda birbirinin kanını akıtmaktan perva etmeyen bir millet.
 
Onlar Resulüllah'a (a.s.m.) tabi oldular. Re­sû­lul­lah'ın (a.s.m.) nur halkasına dahil oldular.
 
Ve tarihte eşi görülmemiş bir inkılabı yaşadılar. Yavrusunu diri diri toprağa gömen birer canavarken karıncayı dahi incitmekten sakınan birer merhamet ve şefkat timsali haline geldiler.
 
Çünkü onlar doğrudan doğruya peygamberlik güneşinden ışık almışlardı. Bu yüzden onlar kıyamete kadar kendine tabi olanlara yol gösterecek birer 'yıldız' oldular.
 
İnsanlığın en faziletlileri olan Sahabîlerin sayısı hakkında kesin bir bilgi olmamakla birlikte, 100 binin üzerinde olarak zikredilir.
 
Sitemizde ve Uygulamamızda 'Peygemberimizin Sahabeleri' isimli bölümümüzde kaynak eser olarak kullandığımız Sahabeler Ansiklopedisi isimli eser, İslamî kaynaklardan yapılan geniş ve titiz araştırmalar neticesi elde edilen bilgiler, sadece ansiklopedik malumat verme yerine, okunup istifadeyi kolaylaştırıcı bir üslupla kaleme alındı. Nesil Yayınlarından çıkan bu nadide eser, yayınevinin müsadesi ile sitemize eklenmiştir.
[14/1 00:50] Ömer Tarık Yılmaz: 2- Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in Üzerinden Yalan Uydurmanın Pek Ağır Bir İftira Olduğunu Beyan Bâbı
 
2- Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivâyet etti:
 
Dedi ki: Bize Şu'be den naklen Gunder rivâyet etti.
 
Bize: Muhammed b. el-Müsennâ ile İbn Beşşâr da rivâyet ettiler. Dediler ki: Bize Muhammed b. Ca'fer rivâyet etti.
 
(Dedi ki) Bize Şu’be Mansur'dan o da Rib'î b. Hırâş'dan rivâyet etti ki:
 
Rib'î b. Hırâş , Ali (radıyallahü anh)’ı hutbe okurken işitmiş. Alî (radıyallahü anh) Şöyle dedi:
 
— Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem):
 
«Benim üzerimden yalan uydurmayın Çünkü her kim benim üzerimden yalan uydurursa Cehenneme girer.» Buyurdular.
 
3- Bana Züheyr b. Harb da rivâyet etti.
 
Dedi ki: Bize İsmâîl ya'nî İbn Uleyye , Abdulazîz b. Suhayb'dan o da Enes b. Mâlik'den naklen rivâyet etti ki, Enes;
 
— Sizlere çok hadîs rivâyet etmeme Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in şu hadîsi cidden mâni' olmaktadır.
 
— Her kim kasdî olarak benim üzerimden bir yalan uydurursa hemen Cehennem'deki yerine hazır olsun.» buyurdular; demiştir.
 
4- Bize Muhammed b. Ubeyd el-Guberi rivâyet etti.
 
Dedi ki: Bize Ebû Avâne , Ebû Hasîn'den o da Ebû Sâlih’den o da Ebû Hüreyre'den naklen rivâyet etti. Ebû Hüreyre şöyle dedi:
 
Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem):
 
«— Her kim benim üzerimden kasden yalan söylerse Cehennem’deki yerine hazır olsun.» buyurdular.
 
5- Bize Muhammed b. Abdillah b. Numeyr rivâyet etti.
 
(Dedi ki): Bize babam rivâyet etti.
 
Dedi ki: Bize Said b. Ubeyd rivâyet etti.
 
Dedi ki: Bize Ali b. Rabîa rivâyet etti dedi ki:
 
«Mugîre Küfe emîri iken mescide geldim. Az sonra Muğîre şunları söyledi:
 
— Ben Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem):
 
—“ Şüphesiz ki benim üzerimden söylenen bir yalan başka bîrinin üzerinden söylenen yalan gibi değildir. İmdi her kim kasden benim üzerimden yalan söylerse Cehennem'deki yerine hazır olsun!”- buyururken işittim.
 
6- Bana Ali b. Hucr es-Sa'dî de rivâyet etti.
 
Dedi ki: Bize Ali b. Müshir rivâyet etti. (Dedik ki: Bize Muhammed b. Kays el-Esedî , Ali b. Rabıate'l Esedi (63) o da Muğiretü'bnü Şu'be'den o da Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'den naklen bu hadîsin bir benzerini haber verdi; ama:
 
«— Şüphesiz ki benim üzerimden söylenen bir yalan, başka birinin üzerinden söylenen yalan gibi değildir.» cümlesini zikretmedi.»
[14/1 00:51] Ömer Tarık Yılmaz: Tarihte Bugün
 
•  Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası 1211 Sayılı Kanunla Kuruldu 1970
 
Kuveyt Türk Dijital Takvim
 
https://play.google.com/store/apps/details?id=com.kuveytturk.dijital.takvim
[14/1 00:51] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Ayeti
 
“Herkesin yöneldiği bir kıblesi vardır. (Ey mü’minler!) Siz hayır işlerinde yarışın. Nerede olursanız olun sonunda Allah hepinizi bir araya getirir. Allah her şeye kâdirdir.” 
 

Borsa günü yükselişle tamamladı

Antalya Havalimanı 2 ayda yaklaşık 2 milyon yolcuya hizmet verdi

Sakarya, yılın ilk 2 ayında 26 bin 314 aracı yurt dışına gönderdi

Küresel Para Haftası sunum ve panellerle devam ediyor

AB, Macaristan ve Slovakya'ya petrol akışını sağlamaya çalışıyor

Fitch: Orta Doğu'daki gerilimin kısa sürmesi halinde Türkiye'ye yönelik riskler yönetilebilir

Borsada bugünkü işlemlerin takası 23 Mart'ta yapılacak

Türkiye'den transit geçecek harp araç ve gereçlerine ilişkin esaslar düzenlendi

Konut Fiyat Endeksi şubatta yüzde 1,8 arttı

Safranbolu lokumu üreticileri bayram mesaisinde

LİG TABLOSU

Takım O G M B Av P
1.GALATASARAY A.Ş. 26 20 2 4 44 64
2.FENERBAHÇE A.Ş. 27 17 1 9 33 60
3.TRABZONSPOR A.Ş. 26 17 3 6 23 57
4.BEŞİKTAŞ A.Ş. 26 14 5 7 17 49
5.GÖZTEPE A.Ş. 26 11 5 10 10 43
6.RAMS BAŞAKŞEHİR FUTBOL KULÜBÜ 26 12 8 6 14 42
7.SAMSUNSPOR A.Ş. 26 8 7 11 -2 35
8.KOCAELİSPOR 26 9 11 6 -4 33
9.GAZİANTEP FUTBOL KULÜBÜ A.Ş. 27 8 10 9 -10 33
10.ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş. 26 7 10 9 -4 30
11.CORENDON ALANYASPOR 26 5 8 13 -4 28
12.TÜMOSAN KONYASPOR 26 6 11 9 -9 27
13.NATURA DÜNYASI GENÇLERBİRLİĞİ 26 6 13 7 -8 25
14.KASIMPAŞA A.Ş. 26 5 12 9 -14 24
15.HESAP.COM ANTALYASPOR 26 6 14 6 -18 24
16.İKAS EYÜPSPOR 26 5 14 7 -18 22
17.ZECORNER KAYSERİSPOR 26 3 12 11 -28 20
18.MISIRLI.COM.TR FATİH KARAGÜMRÜK 26 4 17 5 -22 17