Prof. Dr. Baran Yıldız


GÜNÜN YAZISI


[22:23, 14.06.2023] Ömer Tarık Yılmaz: Ölen kimsenin namaz, oruç, kurban gibi ibadetlerle ilgili borçlarının düşürülmesi için fakirlere fidye ödenmesine ıskat, bu esnada baş-
vurulan uygulamaya da devir denilir. Kur’an’da ve sünnette ibadetlerin hangi amaç ve şartlarda nasıl ifa edileceği, vaktinde yerine getiril-
meyenlerin telâfi veya kazâsının mümkün olup olmadığı beyan edilmiştir. Söz gelimi ramazan ayında oruç tutamayanların fidye vermesi, 
yeminini bozanların on fitre vermesi veya on fakiri doyurması gibi konular nasslarla belirlenmiş hususlardır.
Hz. Peygamber, sahâbe-i kiram, tâbiîn ve tebeu’t-tâbiîn dönemlerinde ıskat-ı salât şeklinde bir uygulama söz konusu olmamıştır. İlk 
dönem fıkıh âlimleri de bu tarz uygulamaya olumlu bakmamışlardır. Ancak müteahhir dönemlerde ve özellikle Hanefîler arasında, ölenin 
vasiyetinin bulunması ve bıraktığı malın üçte birini geçmemesi şartıyla vârislerinin böyle bir uygulama yapabileceklerine müsamaha ile 
bakılmıştır. Allah’ın hakları alanında bu tür hayırlarla ilahî mağfirete nâil olunacağı umulmuştur. Kul haklarında ise asıl hak sahibi olanı 
razı etme dışında bir yöntem yoktur.
64. Ölülerin 7, 40 ve 52. gecelerinde anılması hakkında ne düşünüyorsunuz?
Müslümanların ölen kişiye son görevleri, onu yıkama, kefenleme, cenaze namazını kılma ve defnetmektir. Bu görevi yaptıktan sonra 
yakınları şayet vasiyyeti varsa onu yerine getirir, imkân ölçüsünde malî borçlarını öderler. Ancak insan öldüğü zaman amel defteri kapanır 
ve dünya ile ilişkisi kesilir. Bunun istisnası, hadis-i şerifte sadaka-i câriye, sâlih evlât yetiştirme ve talebe okutma olarak zikredilmiştir.
Bunlar dışındaki şeylerde ölü için yapılan şeylerin asıl hedefi ve mesajı ölen kişi değil, yaşayanlardır. Söz gelimi cenaze evinde tâziyede 
bulunmak, yemek vermek, Kur’an okumak, dua etmek yaşayanları ölümü düşünmeye, birgün öleceğini hatırlamaya vesile olmaları itiba-
riyle faydalıdır. Yapıp edilenlerin içinde itikadî ve amelî açıdan dinen mahzurlu bir inanç ve davranış yoksa müsamaha edilebilir, hatta 
yararlı görülebilir.
Ölünün yedinci, kırkıncı ve elli ikinci gecelerinin anılması da bu bağlamda değerlendirilmelidir. Kur’an ve hadiste, sahâbe ve tâbiînin 
sözlerinde ve ilk dönem âlimlerinin uygulamasında bu vakitlerde ölüyü anmayı öngören herhangi bir ifade bulunmamaktadır. Bu günlerde 
Kur’an okunması, salâtüselâm getirilmesi ve dua edilmesi, dinî duyguların yükselmesine vesile olması cihetiyle olumlu karşılanabilir. 
65. Vefat eden yakınlarımız için nasıl hayır işleyebiliriz?
İslâm inancına göre dünya bir imtihan alanıdır. Bu imtihan, kişinin bulûğ çağına girmesiyle başlar ve ölünceye kadar devam eder. İnsan 
ölünce ibadet sorumlulukları ve diğer yükümlülükleri sona erer ve normal şartlarda amel defteri kapanır, çünkü imtihan bitmiştir. Ancak 
hadis rivayetlerinde bazı hallerde amel defterlerine sevap ve günahın yazılmaya devam edeceği bildirilmiştir. Buna göre hizmet ve fonk-
siyonu devam eden, Allah’ın rızası uğruna harcamalar (sadaka-i câriye), ilim öğretip yaymak, hayırlı evlât yetiştirmek, ağaç dikmek ve iyi 
bir çığır açmak ölünün faydalandığı davranışlardır.
Buna mukabil kötü bir çığır açmak da zarar görmesine sebebiyet verir. Yine İslâm âlimlerinin çoğunluğuna göre ölünün arkasından 
okunan duaların, verilen sadakaların ve yapılan hayırların sevabı ona bağışlanabilir. Genellikle bedenî ibadetlerde birinin yerine iş yap-
mayı câiz görmeyen Hanefîler, malî ibadetlerde buna olumlu bakmış, Mâlikî ve Şâfiî mezheplerine mensup âlimler ise “İnsan için ancak 
çalıştığının karşılığı vardır.” (en-Necm 53/39) âyetini delil getirerek ibadetlerde niyâbeti geçersiz saymış, sevabını ölülere bağışlamayı da 
câiz görmemiştir.
66. Mezar yaptırmanın ve mezar taşlarına yazı yazdırmanın hükmü nedir?
İslâm dinine göre ölümle, hayatın dünya sayfası kapanmış demektir. Bundan sonra ölenler için yapılacakların büyük kısmı yaşayanlara 
mesaj mahiyetindedir. Mezarlık (ziyaret yeri), adından da anlaşılacağı gibi ölüleri anma ve bir gün bizim de onlar gibi olacağımızı hatır-
layarak dünyadaki yaşantımıza dikkat etme vesilesidir. Resûl-i Ekrem, ölülere veya onları simgeleyen putlara tapma tehlikesinden dolayı 
başlangıçta mezar ziyaretini menettiği halde daha sonra müsaade etmiştir. Bir yer ziyaret ediliyorsa, bunun âdap ve usulü olmalı ve bunlara 
riayet edilmelidir.
 Âdabın başında mezarlıkların temiz tutulması ve yeşillendirilmesi yer alır. 
İkinci olarak mezarlığın güzel düzenlenmesi gerekir. Resûlullah, yeni kazılan mezarın iç kısmındaki bir tümseğin düzeltilmesini emret-
miş, onun önemsiz bir şey olduğu söylenince şöyle buyurmuştur: “Allah, kulunun yaptığı işi en güzel şekilde yapmasını sever.” 
Üçüncü olarak mezar taşlarının üzerine ölen kişinin adı ve vefat tarihinin kaydedilmesi, “Bâki olan Allah’tır.” gibi mesaj taşıyan yazılar 
yazılması da faydalı olur. Ancak bu işleri yaparken abartıya kaçmamak, büyük masraflar yapmamak ve kabirleri mescide dönüştürmemek 
gerekir. Ayrıca mezarlarda mum yakma, mezarlara veya civarındaki ağaçlara bez bağlanma gibi uygulamalar bidattir ve tevhit inancına 
aykırı hususlardır.
67. Kabir azabı var mı, nasıl olacak?
İslâm dinine göre kabir hayatı, dünya ile âhiret arasını birbirinden ayıran bir engeli (berzah) temsil eder. Kabre konulan insanlar Mün-
ker ve Nekîr melekleri tarafından sorguya çekilir, iman ve amellerinin durumuna göre azap edilir veya nimet verilir. Hz. Peygamber kabrin, 
âhiret duraklarının ilki olduğunu belirttikten sonra orada azaptan kurtulanın sonraki işinin kolay, azaba uğrayanın ise zor olacağını haber 
vermiştir (Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, I, 63).
Kur’an’da Firavun ve adamlarının kıyametin kopmasından önce sabah akşam ateşe arzedildikleri (el-Mü’min 40/46), kâfir ve müna-
fıklara cehennemdeki azaptan önce bir azabın tattırılacağı (es-Secde 32/21; et-Tûr 52/47) ifade edilir. Hz. Peygamber de “azap gören bazı
[22:24, 14.06.2023] Ömer Tarık Yılmaz: VAKFEDILEN BIR ÖMÜR
Âlim, mutasavvıf ve divân şâiri Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi, 1914 yılında, Malatya’nın Darende ilçesi Hacılar Şeyhli Mahallesinde dünyaya gelmiştir. Babası, Şeyh Hamid-i Veli Somuncu Baba’nın ahfâdından Hasan Feyzi Efendi, annesi ise Seyyid Taceddin-i Veli neslinden Fâtımâ Hanımdır. Baba ve anne tarafından Seyyid olup 36.kuşaktan Peygamber Efendimiz(sav)’in soyundandır.1.Dünya savaşının sıkıntılı yıllarında, ilk eğitimini Babası Hatip Hasan Feyzi Efendi’den almış, daha sonra Darende Dutluk Sıbyan Mektebi ve Cumhuriyet İlkokulunda resmî eğitimlerini tamamlamıştır.Gençlik yıllarında; zekâsı, mantığı ve babasının gayretiyle kendisini sürekli geliştirerek; Arapça, Farsça ve Edebiyat bilgisini ilerletmiştir. Aynı zamanda marangozluk, mühür kazımak, matbaacılık, dizgi, oymacılık ve ticaretle meşgul olmuştur.1945 yılında, 40 gün içerisinde Babası Hatip Hasan Feyzi Efendi ve Ağabeyi Ahmet Nuri Efendi’nin vefatları üzerine, cami mütevellîsince, Şeyh Hamid-i Veli Camii imam hatipliği görevine getirilmiştir. 1953’e kadar fahrî olarak yaptığı bu görevi, emekli olduğu 1987 yılına kadar 42 sene sürdürmüştür.Çocuk yaşlarında iken intisap ettiği mürşidi, âlim ve mutasavvıf Sivaslı İhramcızâde İsmail Hakkı Toprak Hazretlerinin 1969 yılında vefâtı üzerine, ihvanlarına sahip çıkarak irşâd faaliyetlerinde bulunmuştur.Kitaba ve ilim öğrenmeye merâkı sebebiyle, kendi gayretleri ile oluşturduğu, “Şeyhzadeoğlu Özel Kütüphanesi”, dönemin Hürriyet Gazetesinde “20.Asrın Filozofu” manşeti ile tanıtılmıştır.Hayatı boyunca insanlığa hizmet için çalışan Osman Hulusi Efendi, çeşitli cami, okul ve kütüphane yaptırma derneklerine başkanlık yapmıştır. Darende İmam-Hatip Lisesi ve Darende İlahiyat Fakültesi başta olmak üzere çok sayıda okulun yapılmasını ve açılmasını sağlamıştır. Ayrıca okul aile birliği başkanlıkları yaparak öğrencilerin ihtiyaçlarıyla ilgilenmiştir.Şeyh Hamîd-i Velî Camii ve Abdurrahman Erzincânî Camii başta olmak üzere çok sayıda cami ve Kur’an Kursunun yapımına ve ihtiyaçlarının karşılanmasına öncülük etmiştir.1984 yılında Cumhurbaşkanlığı tarafından Ankara’da düzenlenen “Eğitim Hayırseverleri” programına, Malatya’yı temsilen katılmış, eğitime dâir hizmetlerinden dolayı Milli Eğitim Bakanı Mehmet Vehbi Dinçerler tarafından kendisine plaket takdim edilmiştir.Geliri ile hastane yapılması kaydıyla, “Divân-ı Hulûsi-i Dârendevi” adlı eserinin basılmasına izin vermiştir. 20. yüzyılın son Divân Edebiyatı eserleri arasında yer alan Divânından elden edilen gelirler ve hayırseverlerin bağışları ile yapılan Darende Hulusi Efendi Devlet Hastanesi, 2006 yılında hizmete girmiştir.Başkanlığını yaptığı çok sayıdaki derneği bir çatı altında toplayarak, Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi Vakfı’nı kurmuştur. Bakanlar kurulu kararı ile vergi muafiyeti hakkı bulunan Vakıf; eğitim, sağlık, sosyal yardımlar, inşaat, restorasyon ve kültürel alanlarda hizmetlerine devam etmektedir.Ömrü, Cenab-ı Hakk’ın yoluna samimiyet ve ihlâs çerçevesinde hep hizmetle geçen ve imrenilecek kadar dolu dolu bir hayat yaşayan Osman Hulûsi Efendi, 14 Haziran 1990 tarihinde âhirete irtihâl etmiştir. Oğlu ve halefi Hamid Hamidettin Ateş Efendi’nin kıldırdığı cenaze namazı sonrasında, Şeyh Hamid-i Veli Somuncu Baba Külliyesi hazîre bölümüne defnedilmiştir.Divân, Mektubât ve Hutbeler olmak üzere 3 adet yazılı eseri bulunmaktadır. Hayru’l halef evlâdı Hâmid Hamîdettin Ateş Efendi’nin mütevelli heyeti başkanlığını deruhte ettiği, Es-Seyyid Osman Hulusi Efendi Vakfı ile gönül hizmetleri devam ettirilmektedir.
Nasihat Takvimi
https://play.google.com/store/apps/details?id=com.nasihattakvim
[22:24, 14.06.2023] Ömer Tarık Yılmaz: ❝14 Haziran 1990❞ 
 
Âlim, mütefekkir, mutasavvıf ve dîvân şâiri Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi âhirete irtihâl eyledi.
 
Kabr-i şerîfleri Darende Şeyh Hâmid-i Velî Somuncu Baba Külliyesi içerisindedir.

Borsa günü yükselişle tamamladı

Antalya Havalimanı 2 ayda yaklaşık 2 milyon yolcuya hizmet verdi

Sakarya, yılın ilk 2 ayında 26 bin 314 aracı yurt dışına gönderdi

Küresel Para Haftası sunum ve panellerle devam ediyor

AB, Macaristan ve Slovakya'ya petrol akışını sağlamaya çalışıyor

Fitch: Orta Doğu'daki gerilimin kısa sürmesi halinde Türkiye'ye yönelik riskler yönetilebilir

Borsada bugünkü işlemlerin takası 23 Mart'ta yapılacak

Türkiye'den transit geçecek harp araç ve gereçlerine ilişkin esaslar düzenlendi

Konut Fiyat Endeksi şubatta yüzde 1,8 arttı

Safranbolu lokumu üreticileri bayram mesaisinde

LİG TABLOSU

Takım O G M B Av P
1.GALATASARAY A.Ş. 26 20 2 4 44 64
2.FENERBAHÇE A.Ş. 27 17 1 9 33 60
3.TRABZONSPOR A.Ş. 26 17 3 6 23 57
4.BEŞİKTAŞ A.Ş. 26 14 5 7 17 49
5.GÖZTEPE A.Ş. 26 11 5 10 10 43
6.RAMS BAŞAKŞEHİR FUTBOL KULÜBÜ 26 12 8 6 14 42
7.SAMSUNSPOR A.Ş. 26 8 7 11 -2 35
8.KOCAELİSPOR 26 9 11 6 -4 33
9.GAZİANTEP FUTBOL KULÜBÜ A.Ş. 27 8 10 9 -10 33
10.ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş. 26 7 10 9 -4 30
11.CORENDON ALANYASPOR 26 5 8 13 -4 28
12.TÜMOSAN KONYASPOR 26 6 11 9 -9 27
13.NATURA DÜNYASI GENÇLERBİRLİĞİ 26 6 13 7 -8 25
14.KASIMPAŞA A.Ş. 26 5 12 9 -14 24
15.HESAP.COM ANTALYASPOR 26 6 14 6 -18 24
16.İKAS EYÜPSPOR 26 5 14 7 -18 22
17.ZECORNER KAYSERİSPOR 26 3 12 11 -28 20
18.MISIRLI.COM.TR FATİH KARAGÜMRÜK 26 4 17 5 -22 17