Bütün dinleri iyi incelemiş olan, İngiliz ilim adamlarından Lord Davenport, 20. asır başlarında Londra’da bastırdığı, “Hazret-i Muhammed ve Kur’ân-ı kerîm” adındaki İngilizce kitabında diyor ki: “Ahlâk üzerinde son derece titizliğidir ki, Müslümanlığın az zamanda süratle yayılmasına sebep olmuştur. Müslümanlar, muharebede kılınca boyun eğmiş olan başka din adamlarını, dâima af ile karşılamışlardır...”
Prof. Dr. Baran Yıldız
Günün yazısı
[21.12.2022 22:30] Ömer Tarık Yılmaz: Saliha Sultan Sebili ve Çeşmesi Restorasyonu
Kuveyt Türk’ün kaybolmaya yüz tutan tarihi varlıkları topluma kazandırmak amacıyla restorasyonunu üstlendiği eserler arasında İstanbul Azapkapı Saliha Sultan Sebili ve Çeşmesi de yer alıyor. 18. yüzyılın meydan çeşmesi ve sebil birleşiminin en güzel örneklerinden birisi olan Saliha Sultan Sebili ve Çeşmesi, 1732-33 yıllarında Hassa Mimarbaşı Kayserili Mustafa Ağa tarafından Lale Devri üslubuyla inşa edildi. Çeşme 2006 yılında Kuveyt Türk ve Vakıflar Genel Müdürlüğü iş birliğiyle restore edildi.
IV. Mehmet”in eşi Rabia Gülnuş Valide Sultan, bir gün Azapkapı taraflarından geçerken, gözüne buradaki basit çeşmenin önünde ağlamakta olan küçük bir kız çocuğu çarpar. Küçük kızı avutmak amacıyla eline biraz para sıkıştırmak isterse de, çocuk testisi kırıldığı için değil, evine su götüremeyeceği için ağladığını söyler. Saliha adındaki bu kızın cevabından hoşlanan Sultan, onu sarayına alır ve özenle büyütür, yetiştirir. Yaşı gelince de oğlu II. Mustafa ile evlendirir. Saliha Sultan, testisinin kırıldığı çeşmenin yerine büyük bir çeşme yapılmasını arzu eder. Oğlu 1. Mahmut tahta çıktığında, annesinin bu arzusunu yerine getirerek Kayserili Mustafa Ağa’ya, Lale Devri üslubuna uygun, her yanı nefis taş işçiliğiyle süslü çeşme yaptırır.
Kuveyt Türk Dijital Takvim
https://play.google.com/store/apps/details?id=com.kuveytturk.dijital.takvim
[21.12.2022 22:30] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Ayeti
Allah’tan başka dostlar edinenlerin durumu, örümceğin durumu gibidir. Örümcek bir yuva edinir; halbuki yuvaların en çürüğü şüphesiz örümcek yuvasıdır. Keşke bilselerdi!
(Ankebut 41)
[21.12.2022 22:30] Ömer Tarık Yılmaz: null
Her kim önemsemediğinden dolayı cuma namazını üç defa terk ederse kalbi mühürlenir.
İbn Mâce, İkâmet, 93
[21.12.2022 22:30] Ömer Tarık Yılmaz: HAYRA ANAHTAR ŞERRE KİLİT OLMAK
İslam Dininin en önemli ilkelerinden birisi, “iyiliği tavsiye et- mek, kötülükten sakındırmak” prensibidir. Kur’an’ın birçok ayetinde mü'minlerin görevlerinden sayılan bu ilke, toplumda iyilik ve güzelliklerin yayılması, kötülük ve çirkinliklerin azalma- sı için en etkili yoldur. Bu görevi yerine getirmede kadın-erkek herkes bilfiil sorumludur. Bir ayet-i kerimede şöyle buyurulur:
“Mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirlerinin dostlarıdır. İyi- liği emreder, kötülükten alıkoyarlar. Namazı kılar, zekatı verirler. Allah ve Rasûlüne itaat ederler. İşte bunlara Allah merhamet ede- cektir. Şüphesiz Allah, mutlak güç ve hikmet sahibidir.” (Tevbe, 9/71)
Her Müslümanın hayrın kapısını açan bir anahtar, şerrin, yani kötülüğün kapısını kapatan bir kilit görevini üstlenmesi kaçı- nılmaz olmaktadır.
DİNÎ KAVRAMLAR
MEZHEP
Sözlükte “gidilecek yol, gidile- cek yer, görüş, doktrin, akım, gitmek ve takip etmek” gibi an- lamlara gelen mezhep; kendi içinde tutarlı bir metot ve dü- şünce sistemine sahip itikâdî ve amelî doktrin manasına gelir.
Mezhep kurucusu imam veya müçtehit, hüküm çıkarma- da kullanılan deliller ile aslî delillerden hüküm çıkarma metotlarını belirleyen kimse- lerdir. Bu usül farklılıkları ile bunlara dayalı olarak ortaya çıkan hükümlerdeki farklılık- lar mezhepleri oluşturmuştur.
ÖZLÜ SÖZ
Doğru düşünmek başkaları ile birlikte ve başkaları için de düşünmektir. (Cemil Meriç)
[21.12.2022 22:31] Ömer Tarık Yılmaz: قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: إِذَا أَرَادَ اللهُ بِعَبْدٍ خَيْرًا طَهَّرَهُ قَبْلَ مَوْتِهِ قَالُوا: يَا رَسُولَ اللهِ وَمَا طَهُورُ الْعَبْدِ؟ قَالَ: عَمَلٌ صَالِحٌ يُلْهِمُهُ إِيَّاهُ حَتَّى يَقْبِضَهُ عَلَيْهِ. (طب)
Resûlullah Efendimiz (s.a.v.): “Allâhü Teâlâ, bir kuluna hayır murad ettiği zaman, ölmeden önce onu (günahlardan) temizler.” buyurdular. Ashâb-ı Kirâm: “Yâ Rasûlallah! Kulun temizlenmesi nasıl olur?” diye sordular, “Allâhü Teâlâ, ona sâlih bir amel ilhâm eder de o kul o ameli işlerken ruhunu alır.” buyurdular. (Taberânî, el-Mu’cemü’l-Kebîr)
21 Aralık 2022
Fazilet Takvimi
[21.12.2022 22:31] Ömer Tarık Yılmaz: NİHAYETİ OLMAYAN ÜÇ ŞEY
Eş-Şeyh Ebu’l-Hasan el-Harkânî (k.s.) şöyle buyurdular:
“Kâinatta, üç şey hariç her şeyin nihayeti vardır:
Peygamberimizin (s.a.v.) derecesi için nihayet yoktur.
Nefsin tuzak ve aldatması için nihayet yoktur.
İlim ve ma‘rifetullâhın nihayeti yoktur.”
RODOS’UN FETHİ
İslâm orduları tarafından Kudüs ve civarından çıkarılan “Saint-Jean” (Sen-Jan) şövalyeleri, Akdeniz’deki adalara yayılmışlar ve Rodos’u tahakküm altına almışlardı. Bunlara, Rodos Şövalyeleri de denirdi.
Rodos Adası’nın fethi, Fâtih Sultan Mehmed Han zamanından beri arzulanmakta idi. Çünkü Rodos Şövalyeleri, her fırsatta Osmanlı deniz tüccarlarına saldırıyor, mallarını yağmalıyor ve Müslümanları esir ediyorlardı. Üstelik hac yolunun selâmetini de tehdit ediyorlardı.
Kanûnî Sultan Süleyman Han, Belgrad Seferi’nden döndükten sonra hazırlık yapıp, denizden ve karadan ada üzerine harekât başlattı; 400’ü savaş gemisi olan ve yekûn 700 parçadan teşekkül eden donanma 5 Haziran 1522’de yola çıktı. Kanûnî Sultan Süleyman Han ise 18 Haziran’da orduyla birlikte karadan hareket etti ve Marmaris Limanı’na ulaştı. 28 Temmuz’da da Rodos Adası’na çıktı. Kalenin muhasarası beş ay kadar devam etti. Çok müstahkem olan kalede, top atışları ile gedikler açıldı. Osmanlı ordusu büyük mücadeleler verdi. Sultan Süleyman Han’ın orduyu cesaretlendirmesi ve fethe teşvik etmesi ile “Ya şehâdet ya kale!” diyen Osmanlı askeri, büyük fedakârlıklarla 20 Aralık 1522’de kalenin fethine muvaffak oldu.
Fetihten sonra, şövalyelerin adayı terk etmeleri için 10-12 gün mühlet verildi. Adadaki en büyük kilise olan Saint-Jean Kilisesi, camiye çevrilerek 2 Ocak 1523 tarihinde, Zenbilli Ali Efendi imamlığında ilk cuma namazı kılındı.
Bu fetihle, Akdeniz’de henüz Osmanlı’nın hükmü altına girmeyen bütün adaların itaati temin edilmiş oldu.
21 Aralık 2022
Fazilet Takvimi
[21.12.2022 22:31] Ömer Tarık Yılmaz: Allah’a Yakın
Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem) buyurmuşlar ki: 'Size benim en çok sevdiğim ve kıyamet gününde bana en yakın olanınızı söyleyeyim mi?' 'Evet ya Rasulallah, söyle' dediler. Buyurdu ki: 'Ahlâkça en güzel olanınızdır. Onlar insanlara sokulup onlarla ülfet ederler.'
Hz. Ali (radıyallahu anh) şöyle demiş: 'Güzel ahlâk sahibi olarak çağırılanlardan olmak istersen yasaklardan kaçın.' Güzel ahlâk, dünyada güzellik, ahirette olgunluktur. Kötü ahlâk ise ameli bozar. Mutasavvıflardan birine güzel ahlâktan sorulmuş, şöyle demiş: 'Sevileni vermek, her hususta güler yüz göstermektir.'
Hâris el-Muhasibî (kuddise sırruhû) de şöyle demiş: 'Güzel ahlâk eziyete katlanmak, az kızmak, güleç yüzlü, tatlı sözlü olmaktır.' Bayezid-i Bistamî (kuddise sırruhû) şöyle demiş: 'Halkın Allah’a en yakın olanı, O’nun yaratıklarına karşı geniş yürekli davranıp tevazu gösterenlerdir.'
Semerkand Takvimi
[21.12.2022 22:32] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Hikayesi
Kötürüm Çocuk
Abdullah Kassâr şöyle anlatmıştır:
Bir zamanlar hacca gitmek üzere yola çıkmıştım. Şirâz âlimleriyle görüştüm. Bana dediler ki:
'Abdullah-ı Tüsterî ile görüştüğün zaman onun fazîletini, üstünlüğünü kabul ettiğimizi ve selâmımızı söyle. Arefe gününde evinden çıkıp hacılarla vakfeye durduğunu işittik. Bu haber doğru ise bildirsin de bizim bu kerâmeti hususunda tereddüdümüz kalmasın.'
Abdullah-ı Tüsterî hazretlerinin yanına varınca selâm verdim. Üzerinde uzun bir elbise vardı. Kendinden geçmiş bir halde oturuyordu. Onu görünce üzerime bir heybet düştü. Konuşmağa cesaret edemedim. Yanında bir yere oturdum O sırada bir kadın geldi;
-Efendim benim kötürüm bir oğlum var. Şifâ bulması için duânızı almaya geldim. dedi.
Abdullah Tüsterî:
-Onu niçin Rabbine havâle etmedin? deyince, kadın:
-Siz Rabbimizin sevgili kulusunuz. dedi.
Abdullah-ı Tüsterî bana doğru baktı ve işâret etti. Hemen kalkıp elinden tuttum. Ayağa kalkıp, ayakkabılarını giydi ve Şat Nehri kenarına gitti. Kadın da peşinden geldi. Kötürüm çocuk nehirde bir sandal içinde oturuyordu. Çocuğa:
-Elini uzat! dedi.
Annesi:
-Elini uzatamaz. deyince,
-Sen çocuğu bırak, ondan ayrıl. buyurdu.
Bu sırada çocuk elini Abdullah-ı Tüsterî hazretlerine uzattı. 'Ayağa kalk!' deyince de kalktı. Sonra da sandal sâhibi onu kenara yaklaştırdı ve kötürüm çocuk artık yürümeye başladı. Abdullah-ı Tüsterî çocuğa abdest aldırdı ve iki rek'at namaz kılmasını söyledi.
Çocuk namazı kılınca, annesine:
-Oğlunun elinden tut! buyurdu.
Kadın da elinden tutup götürdü.
Onun bu kerâmetini görünce şaşırdım. Yanına yaklaşıp Şiraz âlimlerinin sözlerini söyledim. Bir müddet başını eğip durdu. Sonra:
-Ey dostum! Bu insanlar dilediğini yapan Allahü teâlâya inanırlar mı? dedi.
-Evet efendim, dedim. Sonra;
-Onlar, ondan ne istiyorlar? buyurdu.
[21.12.2022 22:34] Ömer Tarık Yılmaz: RIZKI VEREN ALLÂH (C.C.)’DUR
Büyük mutasavvıflardan Ma’ruf-u Kerhî (k.s.) hazretleri bir gün gâfil bir imâma uyuyor. Namaz bittikten sonra aralarında şöyle bir konuşma geçiyor.
İmâm: “Geçiminizi nasıl sağlıyorsunuz?”
“Müsaade ederseniz, arkanızda kıldığım namazı iade edeyim de sonra cevap vereyim.” “Niçin”
“Rızık konusunda tereddüdü olanlar, Allâh (c.c.)’un varlığı hakkında da şüpheye düşebilirler. Cenâb-ı Hâkk’a kâmil îmân hususunda görülen eksiklik, namazın iade edilmesi için gerekçedir.”
Mârûf-ı Kerhî (k.s.) Hazretleri, bu sözlerle gâfîl imâmı ikaz ve irşad eder.
Büyük sufîlerden birine, “Cenâb-ı Hâkk için neden dolayı rızık verenlerin en hayırlısı denilmiştir.” diye bir soru yöneltilir. Kalp gözü açık olan o zat da, “İnsan kendini yoktan var eden Allâh (c.c.)’u inkâr etse, isyânda bile bulunsa onun rızkını kesmez, hayatını devam ettirir” cevâbını verir.
Gerçek rızık verenin Allâh (c.c.) olduğuna samimi bir şekilde inanan kimse kıskançlık ve çekememezlik hastalığına yakalanmaz. Rahat ve huzur içinde yaşar. Asmaî (r.âleyh), bir gün tam yüz yirmi yaşında bir ihtiyarla karşılaşır. “Bu uzun ömrü neye borçlusun?” diye sorar. Tecrübeli ihtiyar iki kelimeyle cevap verir, “Hasedi terk ettim.”
(Dursun Gürlek, Tebessüm ve Tefekkür, s.61)
BİR MECELLE KAİDESİ ÖĞRENELİM
Bir şeyin bulunduğu hâl üzere kalması asıldır (Mecelle k. 5) (el-aslü bekâu mâ kâne alâ mâ kâne)
Birşey bir zamanda ne hâl üzere bulunmuş ise, o hâlin değiştiğine delil olmadıkça o şeyin bulunduğu hâl üzere kaldığına hükmolunur. Misal: Kayıp kişinin öldüğü ispatlanana kadar hayatta olduğu kabul edilir ve nikah vs gibi akidleri devam eder. (www.mevlanatakvimi.com)
[21.12.2022 22:34] Ömer Tarık Yılmaz: يَهْدِي إِلَى الْفُجُورِ, وَإن الْفُجُورَ يَهْدِي إِلَى النَّارِ, وَإن الرَّجُلَ لَيَكْذِبُ حَتَّى يُكْتَبَ عِنْدَ اللَّهِ كَذَّابًا.
Birinci Hadis :
54: Abdullah ibn Mes’ûd (Allah Ondan razı olsun)’den rivayet edildiğine göre Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Şüphesiz sözde ve işte doğruluk iyiliğe götürür, iyilik te cennete götürür. Kişi doğru söyleye söyleye Allah katında çok doğru kişi diye yazılır. Yalancılık insanı kötülüklere, kötülükler de cehenneme götürür ki kişi yalan söyleye söyleye Allah katında çok yalancı diye yazılır.” (Buhârî, Edeb 69; Müslim, Birr 103)
55- الثاني : عَنْ أبي مُحَمَّدٍ الْحَسَنِ بْنِ عَلِيِّ بْنِ أبي طاَلِبِ رضي الله عنهما قال: حَفِظْتُ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ
دَعْ مَا يَرِيبُكَ إِلَى مَا لاَ يَرِيبُكَ, فَإن الصِّدْقَ طمأنينة, وَالْكِذْبَ رِيبَةٌ .
İkinci Hadis :
55: Ebû Muhammed el Hasen ibn Ali ibn Ebû Tâlib (Allah Onlardan razı olsun) şöyle demiştir: Ben Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)’den: “Sana şüphe veren şeyleri bırak şüphe vermeyene bak. Çünkü doğruluk kalbin huzurudur, yalan ise kalbi şüphe ve kuşkuya yöneltir.” (tirmîzî, Kıyame 60)
56- الثالث : عَنْ أبي سفيان صَخْرِ بْنِ حَرْبٍ .فِي حَدِيثِهِ الطَّوِيلِ فِي قِصَّةِ هِرَقْلَ, قال هِرَقْلُ : فَمَاذا يَأمركُمْ ؟ - يعني النبي
- قال : أَبُو سُفْيان : قُلْتُ : يَقُولُ : اُعْبُدُوا اللَّهَ وَحْدَهُ لاَ تُشْرِكُوا بِهِ شَيْئًا, وَاتْرُكُوا مَا يَقُولُ آبَاؤُكُمْ, وَيَأمرنَا بِالصَّلاَةِ, وَالْعَفَافِ, وَالصِّلَةِ .
Üçüncü Hadis :
56: Ebû Süfyân Sahr ibn Harb (Allah Ondan razı olsun) Bizans Kralı Herakliyus ile aralarında geçen uzun konuşmayı naklederken şöyle demiştir: Herakliyus: O peygamber olduğunu söyleyen adam size neler emrediyor? diye sordu. Ben de: Sadece Allah’a kulluk etmeye, O’na hiç birşeyi ortak koşmamaya, atalarımızın din olarak kabul ettiklerini terketmeyi söylüyor ve bize namaz kılmayı, söz ve işlerimizde doğru olmayı, iffetli yaşamayı ve akrabayla ilgilenmeyi emrediyor dedim. (Buhârî, Salât 1; Müslim, Cihad 74).
57- الرابع : عَنْ أبي ثاَبِتٍ وَقِيلَ : أبي سَعِيدٍ وَقِيلَ: أبي الْوَلِيدِ سَهْلِ بْنِ حُنَيْفٍ وَهُوَ بَدْرِيٌّ . أن النَّبِيَّ
قال : مَنْ سَأَلَ اللَّهَ تَعاَلَى, الشَّهَادَةَ بِصِدْقٍ بَلَّغَهُ اللَّهُ مَنَازِلَ الشُّهَدَاءِ, وَإن مَاتَ عَلَى فِرَاشِهِ .
Dördüncü Hadis :
[21.12.2022 22:34] Ömer Tarık Yılmaz: MAKALE.......... MÜSLÜMANLIK VE HIRİSTİYANLIK
Juryo diyor ki: “Müslümanların Hıristiyanlara karşı davranışı ile, Papalığın ve kralların mü’minlere revâ gördüğü muamele, asla kıyas edilemez. Meselâ, 24 Ağustos 1572’de, yâni Sent Bartelemi yortu günü, 9. Şarl ve Kraliçe Katerina’nın emri ile Paris ve civarında altmış bin Protestan öldürüldü... Böyle nice işkencelerde dökülen Hıristiyan kanları, Müslümanların harp meydanlarında döktükleri Hıristiyan kanlarından kat kat fazladır.”
Büyük İslâm âlimi Hüseyin Hilmi Işık (kuddîse sirrûh) bu hususta buyurdu ki… “Herkese Lâzım Olan Îmân kitabının sonunda dinler bahsi var... Hıristiyanlık dîni, Yahudi dîni... İşte orada yazıyor: Hıristiyanlar Kudüs’ü alınca, 70 bin Müslümanı kestiler. Mescid-i aksâ’nın içi kan gölü gibi oldu... Aman yâ Rabbî! Osmanlı orduları, hiçbir canlıya zarar vermeden Viyana’ya kadar gittiler.
Hıristiyanların İslâma düşmanlığı çok büyük kardeşim, çook. Meselâ Endülüs’teki Kurtuba şehrinde bir câmi var. Emevîler yapmış. Dünyanın en muazzam sanat eseri bu. Hıristiyânlar oraya 1000 senesinde girdiğinde, bu câminin içine, halıların üzerinde atlarla dolaşıp, enva-i türlü zulüm yapmış, Müslümanları ve Yahudileri kılıçtan geçirmişler... İşte böyle zalim insanlar. Fakat şimdi kendi mekteplerinde çocuklara; ‘Hıristiyanlık dîni, merhamettir, şefkattir, iyiliktir.’ diye okutuyorlar. Hâlbuki çok zalim insanlar papazlar. Orta Çağ’da neler yapmışlar, neler yapmışlar. İnsanların en şefkatlisi, en merhametlisi, Müslümanlardır kardeşim, Osmanlılardır. Osmanlılar Avrupa’da 300-400 sene kaldıkları hâlde, bir Hıristiyan’ın burnu bile kanamamıştır...” TÜRKİYE GAZETESİ 01.11.2019
21.12.2022 - Türkiye Takvimi - https://play.google.com/store/apps/details?id=turkiyetakvimi.takvim
[21.12.2022 22:35] Ömer Tarık Yılmaz: Peygamberimizin Kapı Çalma ve İzin İsteme Âdâbı : İslam’a göre kapı çalma ve izin isteme adabı nasıl olmalıdır?
Günlük hayatımızda gerek kendimize ait gerekse başkalarının bulunduğu mekânlara girer çıkarız. Elbette bu durum, mü’min bir kimse için belirli bir âdâb içinde gerçekleşecektir. Kur’an-ı Kerîm bu husûsta bizlere şöyle seslenmektedir:
“Ey îmân edenler! Kendi evlerinizden başka evlere, geldiğinizi farkettirip ev halkına selâm vermeden girmeyiniz!” (en-Nûr 24/27)
BAŞKASININ EVİNE GİRME ADABI
Eve veya benzeri bir mekâna girmek için izin istemek, mahremiyetin korunması esasına dayanır. Resûlullah bir hadislerinde buna şöyle işarette bulunmuştur: “İzin istemek göz(ün evin ayıplarını görmemesi) için şart kılınmıştır.” (Buhârî, İsti’zân, 11)
Hadisin beyânına göre mahremiyeti ihlâl, sâdece bir yere girmekle değil aynı zamanda bakmakla da meydana gelir.
[21.12.2022 22:35] Ömer Tarık Yılmaz: Hz. Muhammed’e (s.a.v.) İlk Vahiy Nerede ve Ne Zaman İndi?
Âlemlerin varlık sebebi Peygamber Efendimiz, nezih bir gençlik ve ulvî bir âile hayâtı ile sergilediği müstesnâ mükemmelliklerin ardından, kırk yaşlarında iken peygamberlik mertebesine nâil oldu. Kırk yaşına altı ay kala, ilâhî kudret O’na Mekke’deki Hirâ Mağarası’nı kudsî bir mektep olarak açtı. Mübârek Ramazan ayının 17. günüydü. (İbn-i Sa’d, I, 194.) Resûl-i Ekrem Efendimiz, mûtâdı üzere Hirâ Mağarası’nda idiler. Cebrâîl Aleyhisselam geldi ve Hazret-i Peygamber’e: “–Oku!” dedi.
Peygamber Efendimiz: “–Ben okuma bilmem!” karşılığını verdi. Bunun üzerine melek, Hazret-i Peygamber’i tâkati kesilinceye kadar sıktı. Sonra yine: “–Oku!” dedi. Efendimiz yine: “–Ben okuma bilmem!” cevâbını verdi. Cebrâîl Aleyhisselam ikinci kez O’nu tâkati kesilinceye kadar sıktı. Sonra tekrar: “–Oku!” dedi. Hazret-i Peygamber yine: “–Ben okuma bilmem! (Ne okuyayım?)” dedi.
Cebrâîl Aleyhisselam Hazret-i Peygamber’i üçüncü defâ da sıkıp bıraktı. Ardından vahy-i ilâhîyi kendisine şöyle bildirdi: “Yaratan Rabbinin adıyla oku! O, insanı bir aleka’dan yarattı. Oku, Rabbin nihâyetsiz kerem sâhibidir. O, kalemle yazmayı öğretti. İnsana bilmediği şeyleri öğretti.” (el-Alak, 1-5) Bu emr-i ilâhî ile Allâh’ın Resûlü’nün şahsında bütün insanlığa Rabbin en büyük lutfu olan Kur’ân-ı Kerîm’in nüzûlü başlamış oldu.
[21.12.2022 22:35] Ömer Tarık Yılmaz: El-İnşirah Suresi 1-4. Ayetleri
İnşirah suresi, Mushaftaki sıralamada doksan dördüncü, iniş sırasına göre on ikinci sûredir. Duhâ suresinden sonra, Asr suresinden önce Mekke’de inmiştir.
İnşirah Nedir, Ne Anlama Gelir?
İnşirah “açılıp genişlemek, huzura kavuşmak” anlamlarına gelmektedir. İlk âyetinde aynı kökten olan fiil kullanıldığı ve Hz. Peygamber’in gönül ferahlığına ve huzura kavuşturulduğu bildirildiği için sûre “İnşirah” adını almıştır. Ayrıca “Şerh, Elem neşrah” adlarıyla da anılmaktadır.
İnşirah Suresinin Konusu
Sûrede Yüce Allah’ın Hz. Peygamber’e mânevî lutufları özetlenmekte, her güçlükle birlikte mutlaka bir kolaylığın olduğu bildirilerek Mekke’de putperestlerin baskısı yüzünden sıkıntı çeken Resûlullah ile Müslümanlara teselli ve ümit verilmekte; onlardan Allah’a ibadet ve itaatlerini sürdürmeleri istenmektedir.
İNŞİRAH SURESİ
1. Biz senin göğsünü açıp genişletmedik mi?
Yüce Allah, Habîb-i Ekrem’ine olan lutuflarını sayarak, onun bir taraftan risâletin ağır yükü, diğer taraftan da müşriklerden gelen aşırı baskılar altında daralan gönlünü teselli ediyor, ferahlatıyor, huzura kavuşturuyor.
Burada Efendimiz (s.a.s.)’e ihsan edilen üç büyük ilâhî nimet hatırlatılır:
2. Cenâb-ı Hak onu şerh-i sadra nâil kılmıştır.
اَلشَّرْحُ (şerh), açma, genişletme; اَلصَّدْرُ (sadr) göğüs anlamındadır. “Şerh-i sadr” ise, göğsü açıp genişletmek demektir. Allah tarafından bahşedilecek gönül rahatlığı, ilâhî bir nûr ve ruh ile onu geniş hale getirmektir. Şerh-i sadr’dan asıl maksad, neticesi mârifet ve itaat olan manevî bir genişlemedir. Bu yolla kalpten Allah rızâsından başka bütün tasa ve düşünceler çıkar. Böylece kalp, ne dünyalık bir şey umar, ne de dünya ile alakalı bir şeyden korkar. Bilindiği üzere kalbin dünyaya arzu duyması onun, aileye, çoluk çocuğa, onların faydasına olan şeyleri elde edip zararına olanları defetmeğe bağlanıp kalmasıdır. Korkusu ise, düşmanlarından korkmasıdır. Allah kulun kalbini genişletince onun gözünde dünyalık her şey değerini yitirir; bunların sivrisinek kadar kıymeti kalmaz. Böylece ne onlara rağbet eder, ne de onlardan korkar. Allah’ın dışında her şey, onun gözünde adeta yok hükmünde olarak kalbi bütünüyle Allah’ın rızâsını kazanmaya yönelir. Şu hadis-i şerif bu hakikati anlatır:
Bir gün ashâb-ı kirâm Efendimiz (s.a.s.)’e:
“− Ey Allah’ın Rasûlü! Göğüs açılır mı?” diye sordular. Peygamberimiz (s.a.s.):
“− Evet” buyurdu. Onlar:
“− Alameti nedir?” diye sorduklarında ise Efendimiz:
“− Aldanma yurdundan uzaklaşmak, ebediyet yurduna yönelmek ve gelmeden önce ölüm için hazırlık yapmaktır” şeklinde cevap verdi. (Taberî, Câmi‘u’l-beyân, VIII, 37)
Buna göre “şerh-i sadır”dan maksat, Peygamberimiz (s.a.s.)’in göğsünün mânevî bir inşiraha kavuşmasıdır. Resûl-i Ekrem (s.a.s.), peygamberliğin ilk sıralarında karşılaştığı şiddetli düşmanlıklar ve engellemeler yüzünden göğsü daralmış, insanlar ve cinlerle uğraşmak önce ona zor ve ağır gelmişti. Fakat Allah Teâlâ ona yardım ve inâyetini gönderdi. Göğsünü genişletti. Böylece o, bütün zorlukları aşma gücü ve imkânı buldu. Yüklenmiş olduğu her meşakkat gözünde küçüldü. Kalbinden bütün keder ve düşünceler çıktı. Orada tek düşünce olarak yalnız Rabbini razı etme düşüncesi kaldı. Şu halde “göğsün genişletilmesi”, Efendimiz’in, dünyanın değersizliğini ve esas hayatın âhiret hayatı olduğunu tam olarak bilmesidir. “Allah, kimi doğru yola erdirmek isterse onun göğsünü İslâm’a açar…” (El-En‘âm 6/125) ayeti de bu mânadadır. Bu sebepledir ki, İbn Abbas (r.a.) “Elem neşrah...” ayetini, “Allah onun göğsünü İslâm’a açtı” şeklinde t
[21.12.2022 22:35] Ömer Tarık Yılmaz: Kubbetü's Sahra
Kudüs haremindeki kutsal kaya üzerinde yer alan Emevî Halifesi Abdülmelik b. Mervân'ın yaptırdığı, ortası kubbeli sekizgen yapı.
İslâm mimarisinin bilinen İlk kubbeli eserlerindendir ve Kudüs'ün fethinden sonra Hz. Ömer tarafından yaptırılan mescidin yerine inşa edildiği için daha çok Batılılar tarafından Ömer Camii olarak da tanınır. Binanın üzerinde bulunduğu kutsal kaya (sahre, hacerü'l-muallak) rivayete göre Hz. Musa'nın kıblesidir (Taberî, XXVI, 183) ve Resûl-i Ekrem'in kıble değişikliğiyle ilgili âyetler gelinceye kadar namaz kılarken yöneldiği Kudüs'ten maksadın da o olduğu söylenir.(Taberi, II, 4)
Yahudi geleneğinde sahrenin Süleyman Mâbedi'nin Kudsü'l-akdes bölümünün temelini teşkil ettiği, dünyanın ortasında bulunduğu, Nuh'un gemisinin tufandan sonra onun üstüne oturduğu ve üzerinde Hz. İbrahim'in kurban kestiği, Hz. Davud'un tövbe ettiği gibi değişik inanışlar vardır. Kitâb-ı Mukaddes yorumlarında ise sahrenin Süleyman Mâbedi'nin tamamının veya yalnız kurban sunulan mezbahının temelini oluşturduğu kabul edilir.
Bazı İslâm kaynaklarında sahre Beytül-makdis olarak tarif edilir. Hz. Ömer, barış yoluyla Kudüs'ü ele geçirince Kâ'b el-Ahbâr'ın delaletiyle Yahudiler tarafından çöplük haline getirilen sahrenin yerini bulup temizletmiş, bizzat kendisi de eteğinde toprak taşıyarak bu çalışmaya katılmıştır.(İbn Kesîr, VII, 57)
Kubbetü's-Sahre, tarihi boyunca bölgeye hâkim olan hemen her hükümdardan büyük ilgi ve saygı görmüş, özenle tamir ettirilmiştir. Bilhassa Eyyûbî sultanları kendi elleriyle sahrenin tozunu alır, mescidi süpürür ve gül suyu ile yıkarlardı.
Bunlardan el-Melikü'1-Azîz Osman sahrenin etrafına ahşap bir korkuluk yaptırdı. Memlükler'den I. Baybars 1270'te yıkılan kısımları tamir ettirdi ve dış duvar mozaiklerini yeniledi. 1318'de Muhammed b. Kalavun kubbenin içini altın yaldız ve mozaiklerle yeniden dekore ettirip dışını da kurşunla kaplattı.
Berkuk, güney kapıdan girince göze çarpan mahfeli yaptırdı; el-Melikü'z-Zâhir Çakmak yıldırım düşmesi sonucu yanan kubbesini onarttı. Kayıtbay ise kapılarını üzerlerine kabartma motifler işlenmiş bakır levhalarla kaplattı.
Osmanlılar zamanında Kanunî Sultan Süleyman tarafından çok köklü biçimde tamir ettirilmiş ve harap olan dış mozaik kaplama çinilerle değiştirilerek pencerelere alçı revzenler yerleştirilmiştir. İmar faaliyeti III. Murad. I. Abdülhamid, II. Mahmud, Sultan Abdülmecid, Sultan Ab-dülaziz ve II. Abdülhamid tarafından da devam ettirilmiş, özellikle II. Abdülhamid büyük masraflarla zemine değerli İran halıları döşetmiş, ortaya görkemli bir kristal avize astırmış ve eskiyen çinileri yeniletmiştir.
1948 Eylül ve Ekim aylarında atılan bombalardan kuzeybatı pencereleri zarar gören Kubbetü's-Sahre, bugün de zaman zaman Filistinliler'le İsrail askerlerinin çatışmaları sırasında tehlikeli durumlara düşmektedir.
[21.12.2022 22:35] Ömer Tarık Yılmaz: Bağdat yazın sıcak günlerinden birini yaşıyordu. İnsanlar güneşin hararetinden serinleyecek bir köşe arıyor, ağaç gölgelerine sığınıyordu. Adamın biri de dağlardaki mağaralardan getirdiği buzları satmaya çalışıyordu. Gelin görün ki o gün satışlar pekiyi gitmemiş, buzlar da öğlen sıcağında eriyemeye yüz tutmuştu. Tek sermayesi olan buzların erimesi karşısında adam, canhıraş bağırmaya başladı: “Sermayesi eriyen bu fakirden buz alan yok mu?” O sırada talebeleriyle oradan geçmekte olan Cüneyd-i Bağdâdî’nin kulağına bu sözler çarpınca aniden durdu, olduğu yere çöktü ve başını ellerinin arasına aldı. Talebeler telaşlandılar: “Ne oldu hocam” diye sordular. Büyük âlim onlara sarsıcı gerçeği şöyle açıkladı: “Bu adamın söylediklerine dikkat edin! Eriyenin sadece buzlar değil, aynı zamanda ömrüm olduğunu fark ettim. Sıcak, adamın maddî sermayesi olan buzları eritip tükettiği gibi, zaman da asıl sermayemiz olan ömrümüzü tüketiyor. Saniye saniye, dakika dakika ömür buzumuz eriyor, hissedebiliyor musunuz? Adamın buzlarına içinin sızlandığı kadar, ömürlerinin boşa tükenmesine karşı içi sızlamayanlara vahlar olsun...” - SERMAYESİ ERİYEN ADAM
[21.12.2022 22:36] Ömer Tarık Yılmaz: Bir Ayet:
(Ey Muhammed!) Seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.
(Enbiyâ, 21/107)
Bir Hadis:
Şayet biriniz, mali imkânlar bakımından ve bedenen kendisinden daha iyi durumda olanlara (imrenip) bakacak olursa; onlara değil de (bu yönlerden) kendisinden daha kötü durumda olanlara baksın!
(Müslim, 'Zühd', 8)
Bir Dua:
Allah'ım! Günahımı kabul ve itiraf ediyorum. Beni bağışla. Zira, şüphesiz günahları Senden başka bağışlayacak hiç kimse yoktur.
(İbn Mâce, 'Dua', 14)
T.C. Cumhurbaşkanlığı Diyanet İşleri Başkanlığı
[21.12.2022 22:36] Ömer Tarık Yılmaz: Diyanet Takvimi Ön Yüz:
Gündönümü.
Allah’a ve Resûlüne itaat eden, Allah’a itaatsizlikten korkan, O’na saygısızlıktan korunanlar var ya, işte asıl kazananlar bunlardır! (Nûr, 24/52)
Diyanet Takvimi Arka Yüz:
AMELİ MEZHEPLER
Bir dinin, bilginleri arasındaki yorum farklılıklarından meydana gelen görüşlere mezhep denir. İslam dininde var olan mezhepler arasında temelde bir ayrılık yoktur. Kur’an-ı Kerim’de ve peygamberimizin sünnetinde kesin bir ifade yoksa müctehid, ictihad ederek konuya çözüm getirir. Dinî hayata ve hukukî ilişkilere dair meseleleri kapsayan konularda ortaya çıkan mezheplere ameli mezhepler denir. Müslümanlar arasında yaygın amelde mezhepler Hanefi, Şafii, Maliki ve Hanbeli olmak üzere dört tanedir. Bu mezhepler, kurucusu sayılan müctehidlerin isimlerine nispetle anılırlar. Hanefi mezhebi Irak’ta ortaya çıkmış, sonra Mısır, Hindistan ve Türk ülkeleri olmak üzere geniş coğrafyaya yayılmıştır. Maliki mezhebi Medine’de ortaya çıkmış; Hicaz’da, Afrika’da ve Endülüs’te varlığını sürdürmüştür. Şafii mezhebi Mısır, Güney Arabistan, Doğu Afrika, Azerbaycan, Doğu Anadolu, Endonezya ve Cava’da yayılmıştır. Hanbeli mezhebi Bağdat, Mısır, Suriye ve Hicaz’da yayılmıştır. Mezheplerin farklılığı dini hayatı kolaylaştırmıştır.
T.C. Cumhurbaşkanlığı Diyanet İşleri Başkanlığı
[21.12.2022 22:37] Ömer Tarık Yılmaz: *Münafıkların Özellikleri: Yalancılardır*
Münafıkların, Kur'ân-ı Kerim'de vurgulanan en büyük özelliklerinden biri, kuşkusuz yalancı olmalarıdır. Yalan; bütün kötülüklerin sebebi, günahların en çirkini, münafıkların başlıca özelliği, küfrün şubelerinden bir tanesi, akılsızlığın resmi, bütün günahların kaynağı, toplumları afete, parçalanmaya ve düşmanlığa sevk eden bir cürümdür.
Yalan; münafığın sıkıştığında, kendisini koruyacak bir kalesi, kalkanı ve zırhı olmadığında sarıldığı ve kendisini ortaya çıkaracak vakıayı savuşturmak için kullandığı en büyük silahıdır.
Yalan; bugün insanların arasında haddinden fazla çoğalan, insanların kendisiyle muttasıf olduğu bir vasıf hâline gelmiştir. Münafıkların da bu özellikte olması, garipsenecek bir durum değildir. Çünkü münafıklar, toplumu ifsad eden bir güruh olduğu için, toplumun ifsadı da ancak yalan gibi bir şer ile mümkün olabilir. Onlara göre toplumun güven ve refahını baltalamaktan, bireyleri birbirine kırdırmaktan daha cazip bir şer de yok gibidir.
Allah (cc), Kur'ân-ı Kerim'de münafıkların bu özelliğine en açık hâliyle şöyle dikkat çekmiştir:
'Münafıklar sana geldiklerinde: 'Şahitlik ederiz ki sen Allah’ın Resûlü’sün.' derler. Allah, senin O’nun Resûlü olduğunu pekâlâ bilir. Allah şahitlik eder ki münafıklar gerçekten yalancıdırlar.' (63/Münafikûn, 1)
https://play.google.com/store/apps/details?id=com.tevhiddergisi.kiblegah
LİG TABLOSU
Takım
O
G
M
B
Av
P
1.GALATASARAY A.Ş.
26
20
2
4
44
64
2.FENERBAHÇE A.Ş.
26
16
1
9
30
57
3.TRABZONSPOR A.Ş.
26
17
3
6
23
57
4.BEŞİKTAŞ A.Ş.
26
14
5
7
17
49
5.GÖZTEPE A.Ş.
26
11
5
10
10
43
6.RAMS BAŞAKŞEHİR FUTBOL KULÜBÜ
26
12
8
6
14
42
7.SAMSUNSPOR A.Ş.
26
8
7
11
-2
35
8.KOCAELİSPOR
26
9
11
6
-4
33
9.GAZİANTEP FUTBOL KULÜBÜ A.Ş.
26
8
9
9
-7
33
10.ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş.
26
7
10
9
-4
30
11.CORENDON ALANYASPOR
26
5
8
13
-4
28
12.TÜMOSAN KONYASPOR
26
6
11
9
-9
27
13.NATURA DÜNYASI GENÇLERBİRLİĞİ
26
6
13
7
-8
25
14.KASIMPAŞA A.Ş.
26
5
12
9
-14
24
15.HESAP.COM ANTALYASPOR
26
6
14
6
-18
24
16.İKAS EYÜPSPOR
26
5
14
7
-18
22
17.ZECORNER KAYSERİSPOR
26
3
12
11
-28
20
18.MISIRLI.COM.TR FATİH KARAGÜMRÜK
26
4
17
5
-22
17


