Prof. Dr. Baran Yıldız


Günün yazısı


[22.12.2022 22:31] Ömer Tarık Yılmaz: 1- Mevsuklardan Rivâyet ve Yalancıları Terk Etmenin Vücubu Bâbı
 
—Allahü teâlâ seni muvaffak kılsın— Bilmiş ol ki, rivâyetlerin sahih ile sakîmini onları nakledenlerin mu'temed olanlarıyla, müttehemlerini birbirinden ayırmayı bilen herkese vâcib olan:
 
1- O rivâyetlerden mahreçlerinin sahîh, ravîlerinin mu'temed olduklarını bildiklerinden başkasını rivâyet etmemek;
 
2- Töhmet altında olan aşırı bid'atçıların rivâyetlerinden sakınmaktır.
 
Söylediklerimizin aksinin değil, asıl bizim söylediklerimizin lâzım geldiğine delil: Allah Zülcelâl'in şu kavl-i kerîmidir:
 
'Ey iman edenler! Eğer fâsığın biri size bir haber getirirse, aslı olup olmadığını araştırın. Yoksa bilmeyerek bir kavme sataşırsınız da yaptığınıza pişman olursunuz'
 
Teâlâ Hazretleri:
 
'Razı olduğunuz şahitleri (getirin) ve 'Sizden iki adaletli kimseyi şahid getirin.' buyurmuştur. Zikrettiğimiz bu âyetler, fâsığın haberinin itibârdan sakıt olup kabul edilmediğine; âdil olmayanın da şahitliğinin reddedileceğine delâlet etmektedirler.
 
Haberin manası bâzı rivâyetlerde şahâdetin manasından ayrılırsa da birçok manalarında her ikisi birleşirler. Çünkü fâsığın haberi ulemâya göre makbul değildir. Nitekim şahâdeti dahi bütün ulemâca merduddur. Fâsığın haberi kabul edilmeyeceğine Kur'ân delâlet ettiği gibi, münker haber rivâyetinin kabul edilmeyeceğine de sünnet delâlet etmiştir. O da, Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)'den meşhur olarak nakledilen şu eserdir:
 
1- «Her kim yalan olduğu zannedilen bir sözü benden (olmak üzere) rivâyet ederse, kendisi de yalancılardan biridir.»
 
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe anlattı.
 
Dedi ki: bize Veki’ Şu'be'den o da el-Hakem'den o da Abdurrahmân b. Ebî Leylâ'dan o da Semuretü'bnü Cündeb'den naklen rivâyet etti.
 
Bize yine Ebû Bekir b. Ebî Şeybe anlattı.
 
Dedi ki: Bize Veki' Şu'be ile Süfyan'dan onlar da Habib'den o da Meymûn b. Ebî Şebîb’den o da Muğîreti'bni Şu'be'den işitmiş olarak rivâyet etti. Semure ile Mugîre:
 
«Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) bunu söyledi.» demişler.
[22.12.2022 22:31] Ömer Tarık Yılmaz: Baba çocuğunu evlendirmek zorunda mı?
 
İslam âlimleri erkek çocukların nafakalarının, çalışıp kendi rızıklarını kazanacakları zamana kadar babalarına ait olduğunda görüş birliğine varmışlardır. Ancak, babanın evladını evlendirmek zorunda olup olmadığı konusunda farklı görüşler serdetmişlerdir. Hanefî ve Şâfiî âlimleri babanın çocuğunu evlendirmesinin vacip olmadığını söylerken, Hanbelî âlimleri ‘çocuğun nafakası babasına aitse babası onu evlendirmek zorundadır’ demişlerdir [Mâverdî, el-Hâvî, Beyrut 1994, IX, 183-184; İbn Kudâme, Muğnî, Riyad 1997, III. XI, 380].
Meseleye dinen vacip olup olmama noktasından bakınca durum böyle olmakla beraber, maddi imkânı iyi olan bir babanın kendi parası ile evlenme imkânı bulamayan evladını evlendirmesinin güzel bir davranış olacağında şüphe yoktur. 
Yüce Allah; “Ey iman edenler, kendinizi ve ailenizi yakıtı insanlar ve taşlar olan cehennem ateşinden koruyun.” [Tahrim, 66/6] buyurmaktadır. Buna göre, imkânı olan bir babanın evlenmeye ihtiyaç duyan evladını evlendirerek onun günaha girmesine mani olması, yukarıdaki ayetin babaya yüklediği sorumluluklar arasında sayılmalıdır.
 
 
 
        
 
        
 
Kuveyt Türk Dijital Takvim
 
https://play.google.com/store/apps/details?id=com.kuveytturk.dijital.takvim
[22.12.2022 22:32] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Ayeti
 
(Resûlüm!) Sana vahyedilen Kitab’ı oku ve namazı kıl. Muhakkak ki, namaz, hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar.  
 
(Ankebut 45)
[22.12.2022 22:32] Ömer Tarık Yılmaz: null
 
Cuma günü öyle bir an vardır ki kul o anda Allah’tan bir şey dilerse Allah mutlaka ona o isteğini verir. 
 
Tirmizî, Cum’a, 2
[22.12.2022 22:32] Ömer Tarık Yılmaz: VASİYET
Bir kişinin, malının bir kısmını veya bir menfaati kendi ölü- münden sonra geçerli olmak üzere başkasına temlik etmesine vasiyet denir. Vasiyet, malın ancak üçte biri kadarı için geçerli- dir. Böyle bir vasiyetin geçerli olması için hiç kimsenin izin ve rızası şart değildir.
Malının tamamını veya bir kısmını vasiyet etmek isteyen ki- şiye Peygamber Efendimiz (s.a.s.); “Üçte birini ver. Hatta üçte biri de çoktur. Senin varislerini zenginler olarak bırakman, in- sanlara ihtiyaçlarını açan fakirler olarak bırakmandan daha hayırlıdır.” (Buhârî, “Vesâyâ”, 2, 3; “Ferâiz”, 6; Müslim, “Vesâyâ”, 5) bu- yurmuştur.
Mirasçılardan herhangi birine vasiyette bulunmak caiz değil- dir (İbn Mâce, “Vesâyâ”, 6). Zira böyle bir davranış, mirasçılar ara- sında düşmanlığa yol açabilir.
 
DİNÎ KAVRAMLAR
EZAN
Sözlükte bildirmek, duyur- mak, çağrıda bulunmak, ilan etmek; dinî terim ola- rak, farz namazların vakti- nin girdiğini belli sözlerle ve özel bir şekilde ilan et- mek ve bildirmektir.
Ezanla Allah’ın bir olduğu ve büyüklüğü, Peygambe- rimizin O’nun kulu ve elçisi olduğu ilan edilmektedir.
 
ÖZLÜ SÖZ
İnsanın kusurlarını sayan düşmanlarından edeceği istifade, kendisini öven dostlarından gelecek faydadan büyüktür.
(İmam Gazzâli)
[22.12.2022 22:32] Ömer Tarık Yılmaz: عَنِ ابْنِ عُمَرَ رَضِيَ اللهُ عَنْهُمَا قَالَ: نَهَى رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَنِ الْغِيْبَةِ وَعَنِ الْاِسْتِمَاعِ إِلَى الْغِيْبَةِ. (مجمع)
 
İbn-i Ömer radıyallâhü anhümâ’dan rivâyet olundu, o buyurdu ki: “Resûlullah Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem), gıybet etmeyi ve gıybeti dinlemeyi yasakladı.” (Mecmau’z-Zevâid)
 
22 Aralık 2022
Fazilet Takvimi
[22.12.2022 22:32] Ömer Tarık Yılmaz: GIYBET NEDİR?
 
Müslüman kardeşini, zarûret olmadan, işittiğinde hoşlanmayacağı şeyle anmak gıybettir ve büyük günahtır. Bir kimsenin; bedeninde, nesebinde, soyunda, ahlâkında, işinde, sözünde, dininde, dünyasına âit husûslarda noksanını hattâ elbisesindeki kusurunu arkasından söylemek gıybettir.
 
Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular: “Gıybetten sakınınız. Muhakkak gıybet, zinadan daha şiddetlidir. Zira bir adam zina eder, sonra da Allâhü Teâlâ’ya tevbe eder. Gıybet edenin günahı ise gıybet ettiği kişi bağışlamadıkça bağışlanmaz.”
 
Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem:
 
“Gıybetin ne olduğunu bilir misiniz?” buyurunca Sahâbe-i Kirâm Hazretleri, “Allah ve Resûlü daha iyi bilir.” dediler. Peygamber Efendimiz (s.a.v.): “Din kardeşiniz hakkında onun hoşlanmayacağı şeyler söylemenizdir.” buyurdular. “Söylenilenler, o kişide mevcut ise?” diye sorulduğunda, “Onlar, din kardeşinizde mevcutsa gıybet etmiş olursunuz. Şâyet mevcut değilse iftira etmiş olursunuz.” buyurdular.
 
İmâm Mücâhid (rah.) buyurdu ki: “İki haslet vardır ki onlardan sakınan kimsenin orucu sâlim olur; gıybet ve yalan.”
 
Hasan-ı Basrî (rah.) şöyle buyurdu:
 
“Bir kimseyi hoşuna gitmeyecek şeyle anmak üç türlü olur; gıybet, bühtân, ifk. Bunların üçü de Kur’ân-ı Kerîm’de nehyolunmuştur.
 
Gıybet, bir kimsenin noksanlıklarını söylemendir.
 
Bühtân, onda olmayanı söylemendir.
 
İfk ise sana, onun hakkında gelen her şeyi -aslını araştırmadan- başkalarına söylemendir. Bunların üçü de büyük günahtır. Zira bunlar dünyadan bereketin kaldırılmasına ve âlemin nizâmının bozulmasına sebeptir.”
 
İSİMLERİMİZ: Erkek: Behlül, Kız: Büşra
 
 
 
22 Aralık 2022
Fazilet Takvimi
[22.12.2022 22:33] Ömer Tarık Yılmaz: Doğru Ölçü
 
Muhammed Bahaeddin Nakşibend hazretleri bir gün Buhara’nın bir köyünde konaklamışlardı. Köylülerden biri gelirken bir sepet dolusu armut getirmiş Şah-ı Nakşibend’in önüne koymuştu. Şah-ı Nakşibend, armutları mecliste bulunanlara birer birer dağıttı fakat yememelerini tembihledi. Sonra o köylüye dönüp 'Söyle bakalım, bu ikramda bulunmaktaki asıl maksadın neydi?' diye sordu.
 
Köylü şu itirafta bulundu: 'Efendim, sizin keramet sahibi olduğunuzu duymuştum. Öyle mi, değil mi diye denemek istedim. Armutlardan birine işaret koymuş, bu zat dedikleri gibi biriyse, armudu bulur bana verir, diye düşünmüştüm.' Şah-ı Nakşibend 'Peki elindeki armut, işaretlediğin meyve miydi?' diye sordu. Adam, utana sıkıla, 'Evet' diyebildi yavaşça.
 
Bahaeddin Nakşibend hazretleri buyurdu ki: 'Allah’ın veli kullarını denemeye kalkışmak uygun değildir. İstikamet üzereyse, Sünnet’e uygun yaşıyorsa eğer, bir mürşidi imtihana hacet yoktur. İstikametten daha doğru bir ölçü olamaz çünkü. Biz şu adama işaretlediği meyveyi keramet göstermek için değil, bizden uzak kalıp zarar görmemesi için bulup verdik!'
 
Semerkand Takvimi
[22.12.2022 22:35] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Hikayesi
 
Allah'ın Emaneti
 
   Hz.Ümm-i Süleym, gayet temiz ahlak sahibi bir hatun idi. Çocuğu vefat ettiği zaman, sabır ve metanetle bizzat kendisi yıkadı ve kendisi kefenledi ve bir tarafa bırakıp, komşularına dönerek:  
 
 - Babasına haber vermeyin. 
 
 Hz. Ebu Talha orada bulunmamaktaydı. Akşam eve döndüğünde, çocuğu sordu, hanımı:  
 
 - Gördüğünden şimdi çok iyidir, der. 
 
 Sonra yemek yediler, oturdular, birlikte oldular. Bir müddet sonra Hz.Ümm-i Süleym, beyine gayet metanetle şöyle der:  
 
 - Ebu Talha, ödünç alınmış bir şeyi geri vermek icap eder mi etmez mi?  
 
 - Söylediğin bu söz nasıl bir söz, elbette ki ödünç alınan şey geri verilmeli.  
 
 - O halde, Hak Teala da sana emanetten vermiş bulunduğu çocuğu aldı.  
 
 Ebu Talha bu sözü duyunca :  
 
 - Biz Allah için  halk edilmiş bulunuyoruz ve hep onun tarafına döneceğiz, der ve şükreder. 
 
 Sabah olunca gidip Resulullah'a (s.a.v.) anlatır. Resulullah (s.a.v.):  
 
 - Ya Rabbi bunun daha iyi bir karşılığını Ebu Talha'ya ver, diye dua eder. 
 
 Nitekim, dokuz ay dokuz gün sonra Abdullah diye bir çocukları olur. Çocuk, Peygamberimizin himayelerinde büyürler, İslam Tarihinde önemli bir şahsiyet olur.
[22.12.2022 22:36] Ömer Tarık Yılmaz: ALLÂH RESULÜ (S.A.V.)’İN ŞAİRİ
 
KA’B B. MÂLİK (R.A.)
El-Begavî (r.âleyh), İsmail b. Ka’b b. Malik (r.âleyh)’ten şöyle rivâyet etmiştir: “Ka’b b. Malik (r.a.)’in künyesi cahiliye döneminde Ebû Beşir idi. Peygamber (s.a.v.) onu: “Ebû Abdullah” diye künyeledi.
Hicretten önce Medine’de İslâmiyet’i kabul etti. 622 yılı hac mevsiminde Resûlullâh (s.a.v.)’i Medine’ye davet etmek üzere Mekke’ye giden Ensar (r.a.e.) heyetinde bulundu. Resûl-i Ekrem (s.a.v.) onun şair olduğunu öğrenince memnuniyetini belirtti.
Akabe Biatı’na katılmıştır. Bedir Savaşı’na katılamamış, Uhud ve daha sonraki savaşlara katılmıştır. Tebük Gazvesinden geri kalmıştır. Bu savaşla ilgili olarak tevbesi kabul edilen üç kişiden biridir. Bu sebeple hakkında âyet-i kerime nazil olmuştur.
Peygamber (s.a.v.)’den ve Useyd b. Hudayr (r.a.)’den rivayette bulunmuştur.
İbn Sirin (r.âleyh) dedi ki: “Ka’b b. Malik (r.a.), Devs kabilesinin İslâm’a girmesine sebep olan iki beyit söylemiştir”
Buhari (r.âleyh), Ka’b b. Malik (r.a.)’in vefât tarihini zikretmeksizin Osman (r.a.)’e mersiyesini zikretmiştir. Hassan b. Sabit, Ka’b b. Malik ve Nu’man b. Beşir (r.a.e.) Ali (r.a.)’ın yanına girdiler ve Osman (r.a.) hakkında münazara ettiler. Ka’b b. Malik (r.a.), Osman (r.a.)’e mersiye okudu. Sonra onun yanından çıktılar ve Muaviye (r.a.)’in yanına gittiler. O da onlara ikrâmda bulundu.
El-Begavi (r.âleyh) dedi ki: “Bana onun Muaviye (r.a.) zamanında Şam’da vefât ettiği bilgisi ulaştı.”
(İbnu Hacer el-Askalânî, el-İsabe (Seçkin Sahabeler), s.337-344)
[22.12.2022 22:36] Ömer Tarık Yılmaz: 57: Ebû Sabit, Ebû Saîd ve Ebû Velîd künyeleriyle tanınan Bedir mücahidlerinden Sehl ibn Huneyf (Allah Ondan razı olsun)’den rivayet edildiğine göre Peygamberimiz (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Bütün kalbiyle, samimiyetle şehid olmayı isteyen kişi; yatağında ölse bile Allah onu şehitler mertebesine ulaştırır.” (Müslim, İmâra 157).
 
58- الخامس : عَنْ أبي هُرَيْرَةَ . قال : قال رسولُ اللَّهِ : غَزَا نَبِيٌّ مِنَ الأنبياء صلوات الله وسلامه عليهم فَقال لِقَوْمِهِ : لاَ يَتْبَعَنِّي رَجُلٌ مَلَكَ بُضْعَ امرأة. وَهُوَ يُرِيدُ أن يَبْنِيَ بِهَا وَلَمَّا يَبْنِ بِهَا , وَلاَ أَحَدٌ بني بُيُوتًا وَلَمْ يَرْفَعْ سُقُوفَهَا , وَلاَ أَحَدٌ اشْتَرَى غَنَمًا أَوْ خَلِفَاتٍ وَهُوَ يَنْتَظِرُ أَوْلاَدَهَا. فَغَزَا فَدَنَا مِنَ الْقَرْيَةِ صَلاَةَ الْعَصْرِ أَوْ قَرِيبًا مِنْ ذَلِكَ فَقال لِلشَّمْسِ : إنكِ مَأْمُورَةٌ وَأنا مَأْمُورٌ , اَللَّهُمَّ أحبسْهَا عَلَيْنَا, فَحُبِسَتْ حَتَّى فَتَحَ اللَّهُ عَلَيْهِ, فَجَمَعَ الْغَنَائِمَ فَجَاءَتْ -يَعْنِي اَلنَّارَ -لِتَأْكُلَهَا فَلَمْ تَطْعَمْهَا, فَقال : أن فِيكُمْ غُلُولاً فَلْيُبَايِعْنِي مِنْ كُلِّ قَبِيلَةٍ رَجُلٌ , فَلَزِقَتْ يَدُ رَجُلٍ بِيَدِهِ فَقال : فِيكُمُ الْغُلُولُ, فَلْتبَايِعْنِي قَبِيلَتُكَ , فَلَزِقَتْ يَدُ رَجُلَيْنِ أَوْ ثَلاَثَةٍ بِيَدِهِ فَقال : فِيكُمُ الْغُلُولُ. فجاءوا بِرَأْسٍ مِثْلِ رَأْسِ بَقَرَةٍ مِنَ الذَّهَبِ , فَوَضَعَهَا فَجَاءت النَّارُ فَأَكَلَتْهَا, فَلَمْ تَحِلَّلْ الْغَناَئِمُ لأَحَدٍ قَبْلَناَ, ثُمَّ أَحَلَّ اللَّهُ لَنَا الْغَنَائِمَ لَمّاَ رَأَى ضَعْفَنَا وَعَجْزَنَا فَأَحَلَّهَا لَنَا.
 
58: Ebû Hureyre (Allah Ondan razı olsun)’den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Önceki geçen peygamberlerden biri düşmanla savaşmaya çıktı. Hareketinden önce ümmetine şöyle dedi: İçinizde yeni evlenmiş ve gerdeğe girmemiş olan kimse, yaptığı evin çatısını henüz çatmamış olan kimse, gebe koyun ve deve alıp doğurmasını bekleyen kimse benim arkamdan gelmesin. Bu sözleri söyleyip yola çıktı, ikindi vakti veya ikindi vaktine yakın bir zamanda köye yani düşman yurduna vardı. Güneşe hitaben:
 
Sen de, ben de Allah’ın emriyle hareket ederiz, dedikten sonra: Allah’ım güneşin batmasını geciktir diye dua etti. Allah da orayı fethedinceye kadar güneşin batışını erteledi.
 
Nihayet elde edilen ganimetler bir araya getirildi. Onları yakmak için gökten ateş indi fakat yakmadı. Bunun üzerine peygamber (sallallahu aleyhi vesellem): İçinizde ganimette mal aşırmış hainler var, her kabileden bir adam bana biat etsin dedi. Biat esnasında bir adamın eli peygamberin eline yapıştı. O zaman peygamber hiyanet sizdendir, hepiniz kabile olarak bana biat edin dedi. Biat esnasında iki ya da üç kişinin eli peygamberin eline değince hiyanetle aşırılmış mal sizdedir dedi.
 
Adamlar sığır kafasına benzer altından yapılmış bir baş getirdiler. Peygamber bunu ganimet malları arasına koyunca ateş geldi ve hepsini yaktı. Çünkü ganimet bizden önce hiçbir peygamber ve ümmetine helal değildi. Allah zayıf ve acizliğimizi görünce ganimeti bize helal kıldı.” (Buhârî, Humus 8; Müslim, Cihad 32)
[22.12.2022 22:36] Ömer Tarık Yılmaz: SOHBET............. İKİ NASİHAT

Büyük âlim ve veli İmam-ı Rabbanî hazretleri Mektûbat kitabının 2. cilt 89. mektubunda şöyle buyuruyor:

“Kıymetli ve merhametli efendim! Kazanç zamanı geçip gidiyor. Her geçen an, ömrümüzü azaltmakta, ecel zamanını yaklaştırmaktadır. Bugün aklımızı başımıza toplamazsak, yarın âh etmekten ve pişmanlıktan başka elimize bir şey geçmez! Bu birkaç günlük sağlık zamanında, parlak dîne uygun yaşamaya çalışmalıyız! Ancak böylece kurtulmamız umulur. Dünya hayatı, iş yapacak zamandır. Keyif yapacak, eğlenecek zaman ileride [âhırette] gelmektedir. Orada, dünyada yapılan işlerin karşılığı ele geçecektir...”
İmam-ı Rabbanî hazretlerinin oğlu Muhammed Masum Farukî hazretleri de, Mektûbat kitabının 1. cilt 65. mektubunda şöyle buyuruyor:
“Yavrum! Gençlik, ömrün en kıymetli zamanıdır. İnsanın sıhhatli, kuvvetli olduğu zamandır. Bu zaman, her gün geçiyor, azalıyor. Erzel-i ömür [Başkalarına muhtaç olunan sıkıntılı dönem] olan ihtiyarlık yaklaşıyor. Yazıklar olsun ki, en şerefli, en lüzumlu iş olan, ma’rifetullahı kazanmayı, hayâl olan erzelî ömre bırakıyorsun. En şerefli olan zamanlarını, en zararlı, en kötü şey olan, nefsin arzularına kavuşmak için sarf ediyorsun. Peygamberimiz “sallallahü aleyhi ve sellem”; (Yarın yaparım, yarın yaparım diyenler, aldandı.) buyurdu.
Allahü teâlâ, insanları ve cinleri (ma’rifetullah)a ve Allahü teâlâyı tanımak ve O’nun rızâsına, sevgisine kavuşmak için yarattı. Nefîslerimizin arzuları peşinde koşan biz ahmaklar, ne zaman aklımızı başımıza toplayacağız? Ne zamana kadar, bu nîmetten mahrum kalacağız? Nefsi ve şeytanı sevindirmeye ve Allahü teâlânın rızâsından mahrum kalmaya ne kadar devam edeceğiz? Dünya lezzetleri nefsin arzularıdır. İnsanın, Allahü teâlânın marifetine kavuşmasına mâni olan en kuvvetli düşman da, nefsin arzularıdır. Bu arzular bitmez ve tükenmez. Hepsi de çok zararlıdır...” 
            15.11.2020 TÜRKİYE GAZETESİ

 

 

 
 
22.12.2022 - Türkiye Takvimi - https://play.google.com/store/apps/details?id=turkiyetakvimi.takvim
[22.12.2022 22:37] Ömer Tarık Yılmaz: Günlük Hayatta Yapılacak Sünnetler : Taze hurma, yoksa kuru hurma o da yoksa su ile iftar etmek sünnettir.
 
İftar edilince Allah’a kısa ve özlü şekilde dua etmek sünnettir.
 
Kadir gecesi gibi müstesna fırsatları kaçırmamak için dikkatli davranmak, hatta ev halkını da bu konuda uyarmak sünnettir.
 
Kadir gecesinde namaz kılmak, Kur’an okumak, “Allah’ım! Sen çok affedicisin, affetmeyi seversin. Beni affeyle!” diye dua etmek ve tefekkürde bulunmak sünnettir.
 
Ramazan ayında her zamankinden daha fazla ibadet etmek, son on gününde de diğer Ramazan günlerinden fazla ibadete gayret etmek Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimizin sünnetidir.
 
Ramazanın son on gününde, mescidde itikâfa girmek sünnettir. Her yerleşim biriminde en az bir camide itikâf sünnetinin yaşatılması uygun olur. Hanımlar evlerinde itikâfa çekilebilirler.
 
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz Pazartesi ve Perşembe günlerini oruçlu geçirmeye îtinâ gösterirlerdi.
 
Eyyâm-ı bîz denilen her kamerî ayın 13, 14 ve 15. günleri oruç tutmak sünnettir.
 
Umreye gitmek sünnettir.
 
Bayram namazlarına ve seferlere giderken ve dönerken farklı yollardan gidip gelmek Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimizin sünnetidir.
[22.12.2022 22:37] Ömer Tarık Yılmaz: Çobanlık Mesleğindeki Hikmet
Bir başka hadîs-i şerîflerinde de şöyle buyurmuşlardır:
 
“Mûsâ (a.s.) Peygamber olarak gönderilmişti, kendisi koyun güderdi. Davut (a.s.) Peygamber olarak gönderilmişti, O da koyun güderdi. Ben de Peygamber olarak gönderildim ve Ecyad’da âilemin koyunlarını güderdim.” (İbn-i Sa’d, I, 126)
 
Rahmet Peygamberi bu sıralarda yirmi yaşlarında bulunuyordu.
 
Peygamber Efendimiz:
 
“En hayırlı maîşet yolunu tutanlardan biri, bir tepenin başında veya vâdinin içinde koyunlarını otlatan kimsedir. Bu zât namazını kılar, zekâtını verir, ölünceye kadar Rabbine ibâdet eder ve insanlara hep iyilik yapar.” (Müslim, İmâret, 125; İbn-i Mâce, Fiten, 13) buyurarak çobanlığın fazîletli mesleklerden biri olduğunu ifâde etmiştir.
 
Çobanlık yapan kimselerde, tefekkür ufku, vakar ve merhamet duygusu gelişir. Allâh Resûlü buna işâretle:
 
“Sükûnet ve vakar, koyun besleyenlerdedir.” buyurmuştur. (Buhârî, Menâkıb, 1; Müslim, Îman, 84/52)
 
Koyunları sevk ve idâre edip yırtıcı hayvanlardan korumaya çalışmak, insanda sabır ve tesâhüb duygusunu geliştirir. Nitekim yaratılmış her varlığa merhamet etmek, onların kaba ve anlayışsız hâllerine sabretmek, Peygamberlerde bulunması gereken en mühim husûsiyetlerdendir.
 
[1] Hadîs-i şerifte geçen “Karârît” kelimesinin, Mekke’de bir yere verilen isim olduğu söylendiği gibi bir para birimi olan “kîrât”ın çoğulu olduğu da ifâde edilmiştir. İkinci görüşe göre Hazret-i Peygamber, her gün koyun başına dinarın yirmide biri olan bir kîrât karşılığında Mekkelilerin koyunlarını güttüğünü bildirmiştir.
[22.12.2022 22:37] Ömer Tarık Yılmaz: El-Fâtiha Suresi / 3
Allah sonsuz merhamet sahibidir. İki güzel isim birlikte âdeta, “Rahmetim her şeyi kuşatmıştır” (El-A‘râf 7/156) mânasını tefsir ve teyid etmektedirler. Daha çok celâl tecellisi ifade eden Allah ve Rab isminden sonra, bu iki isim Allah’ın cemâlini hatırlatmakta ve kulu yaratıcısı karşısında korku ile ümit arasında tutmaktadır. Terhib yani korkutmadan sonra terğib yani teşvik mânası taşımaktadır.
 
Diğer bir açıdan Rahmân ve Rahîm isminde terbiyenin iki mühim esasına işaret edilmektedir. Bunlardan biri faydalı olanları celbetmek, diğeri ise zararlı olanları defetmektir. Rezzâk yani bol bol rızık veren mânasına da gelen Rahmân birinci esasa, Gaffâr yani hataları bağışlayan mânasını da taşıyan Rahîm ise ikinci esasa işaret eder.
 
Allah’ın rahmet sıfatını zikrederek dua edenin, duasına icâbet edileceğini Allah Resûlü (s.a.s.) şöyle haber verir:
 
“Allah Teâlâ’nın, يَا أَرْحَمَ الرَّاحِم۪ينَ diyerek dua eden kuluna vekil kıldığı iki melek vardır. Bunu üç kez tekrar edene melek: «Merhametlilerin en merhametlisi olan Allah seni dinliyor, dilediğini iste!» der.” (Hâkim, el-Müstedrek, I, 728-729)
[22.12.2022 22:37] Ömer Tarık Yılmaz: İskenderiye kütüphanesi
M.Ö. III. yüzyılda kurulmuş olan İskenderiye kütüphanesi, hiç kuşkusuz insanlık tarihinde meydana getirilmiş olan en önemli eserlerden biridir
Eski kaynaklar, burada 900.000 cilt el yazması eserin toplandığını kaydeder. Batıda, bu kütüphanenin şehrin Müslümanlar tarafından alınmasından kısa bir süre sonra ikinci İslam Halifesi Hz. Ömer (ra)’in emriyle Mısır Fatihi Amr İbnül-As tarafından yakılarak yok edildiğine dair yanlış bir kanaat vardır. Bu kanaat yanlıştır. Çünkü: Hz. Ömer (ra) gibi ilmin kıymetini ve izzetini bilen bir Peygamber (asv) sevdalısı asla kitap yakmaz. Zaten bilenle bilmeyenin bir olmayacağını Allah söylemektedir. O yazdığınız cümle de tam bir yakıştırmadan ibarettir.
 
Aslında bu kütüphane, çok daha sonra Hristiyanlar tarafından yakılmıştır. 391 yılında Bizans’ın Mısır Valisi Theophilos, İskenderiye’de Mısır’ın eski din mensuplarına ait Osiris tapınağının yeri olan bir arsayı, kilise inşa edilmesi için Hırıstiyanlara verdi. Burada yapılacak kilisenin temel kazıları sırasında üzerinde eski dine ait yazılar bulunan bir taş çıktı. Hıristiyanlar bunu bir alay konusu yaptılar. Bu olay şehirde oldukça kalabalık halde bulunan putperestleri fena halde kızdırdı ve sonunda İskenderiye’de dini bir ayaklanma çıktı. İki taraf çarpıştı, insanlar kitle halinde kılıçtan geçirildi. İskenderiye Kütüphanesi’nin olduğu bölge yerle bir edildi.
 
İmparator I.Theodosius, valiye başka büyük şehirlere göre eski dinin İskenderiye’de hala neden bu kadar canlı olarak devam ettiğini sorunca, buna sebep olarak İskenderiye Kütüphanesi’nin eski putperestlik kültürünü devam ettiren kitaplarını ileri sürdü. İmparator, bunun üzerine hepsinin yok edilmesini emretti. İskenderiye Kütüphanesi’ndeki tüm eserler şehrin hamamlarına dağıtılarak yaktırıldı ve böylece insanlık tarihinin bu eşsiz bilim ve kültür hazinesi sonsuza kadar yok oldu, dünyanın eski çağlarına ait pek çok değerli bilgi bir daha elde edilmeyecek şekilde ortadan kalktı. Konunun özeti budur.
 
(Yavuz Bahadıroğlu)
[22.12.2022 22:37] Ömer Tarık Yılmaz: Anne baba çocuklarının sahibi değil, emanetçisidir (Müslim, Fedâilu’s-sahabe, 107). Çünkü Allah, yeryüzüne yeni bir can göndermeyi murat etmiş ve bu canın oluşumu, doğumu ve gelişimi için anne babayı görevlendirmiştir. Dolayısıyla emanetin sahibi olan Yüce Rabbimize karşı ciddi bir sorumluluk yüklenen ebeveyn, O’nun kendilerine teslim ettiği küçük insanı layıkıyla büyütmekle mükelleftirler. Böylesine yüce bir ismin emanetine gözleri gibi bakmak ve asla hıyanet etmemek zorundadırlar. Bu durum, çocuk üzerinde istedikleri tasarrufta bulunma özgürlüklerinin olmadığı anlamına gelir. Zira bir gün gelecek, emanetini nasıl yoğurup şekillendirdikleri, neyle besleyip hangi şartlarda muhafaza ettikleri hususunda Allah’a hesap vereceklerdir. Anne babası onu şiddet içeren, gerilimli ve huzursuz ortamlardan uzak tutmalı, helal ve sağlıklı gıdalar aracılığı ile beslenip büyümesini sağlamalı, sigara ve alkol gibi zararlı maddelerin kanına karışmasına engel olmalıdır. Her çocuk, kendisini karşılayan anne babadan ilk günden itibaren iyilik görme hakkına sahiptir. - ÇOCUKLARIMIZA KARŞI GÖREVLERİMİZ
[22.12.2022 22:38] Ömer Tarık Yılmaz: Bir Ayet:
… Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın…
(Bakara, 2/195)
 
Bir Hadis:
İki Müslüman karşılaştıklarında el sıkışırlarsa, birbirlerinden ayrılmadan önce günahları bağışlanır.
(Ebû Dâvud, 'Edeb', 141, 142)
 
Bir Dua:
Allah'ım! Ayıplarımızı ört, korkularımızdan emin eyle.
(Ahmed b. Hanbel, Müsned, 17, 27)
 
T.C. Cumhurbaşkanlığı Diyanet İşleri Başkanlığı
[22.12.2022 22:38] Ömer Tarık Yılmaz: Diyanet Takvimi Ön Yüz:
Sarıkamış Harekâtı Başladı. (1914)
Hayâ, beraberinde ancak hayır getirir. (Buhârî, Edeb, 77)
 
 
Diyanet Takvimi Arka Yüz:
KÖTÜLÜĞE KARŞILIK VERMEK
İnsan dünyada tek başına yaşayamaz. Hayatını diğer insanlarla beraber sürdürmek zorundadır. Böyle olunca da anlayışsız bazı kimselerle karşılaşmak, onlar tarafından rahatsız edilip incitilmek tabiidir. İşte o zaman insanın içinden kabarıp gelen öfkeyi tutması, mümkünse onu büsbütün yutması ve hatta yapabiliyorsa kalbindeki öfke izlerini silip atması onun iyi bir müslüman olduğunu gösterir. Bu zor davranışın mükâfatı Allah’ın sevgi ve takdirini kazanmaktır. Böyle bir ödülü alabilmek için, öfkesine hâkim olmalıdır. Nitekim Yüce Allah, “Kim sabredip bağışlarsa, bu ancak büyüklerin yapabileceği değerli bir davranıştır.” buyurmaktadır (Şûrâ , 42/43).
Hepimiz şahsiyetimize büyük değer veririz. Onurumuzun kırılmasına göz yummayız. Bizi aşağılayan davranışlara karşılık vermek isteriz. Ama bu sırada ölçüyü kaçırdığımız, gurumuzu inciten kimseye fazlasıyla karşılık verdiğimiz olur. Böylece, belki de farkına varmadan muhatabımıza haksızlık ederiz. Yapılan fenalığa karşılık vermek kolay bir iştir. Bunu herkes yapabilir. Kötülüğe kötülük her kişinin kârıdır, Kötülüğe iyilik er kişinin kârı olduğunu unutmayalım.
 
T.C. Cumhurbaşkanlığı Diyanet İşleri Başkanlığı
[22.12.2022 22:38] Ömer Tarık Yılmaz: *Zikirsiz Geçen Vakit*
 
Kulun Allah’ı (cc) zikretmeden geçirdiği her an, onun lehine değil, aleyhinedir. Kulun bu zikirsiz geçirdiği vakitteki zararı; Allah'tan gafil olmakla, elde ettiğini düşündüğü kârdan çok daha büyüktür.
Ariflerden biri şöyle demektedir: 'Şayet kul senelerce Allah'a (cc) yönelse, sonra bir an O’ndan yüz çevirip gafil davransa kaybettiği ve kaçırdığı şeyler, kazandığı ve elde ettiği şeylerden çok daha fazla ve çok daha büyük olur.'
Beyhaki, Aişe'den (r.anha) rivayet ediyor: 'Peygamber (sav) şöyle buyurdu: 'Âdemoğlu, kendisinde Allah'ı (cc) zikretmeden geçirdiği her bir saat (an) için Kıyamet Günü'nde hasret çeker, gamlanır ve kederlenir.' '
Yine Beyhaki, Muaz ibni Cebel'den rivayet ediyor: 'Cennet ehli olanlar, Allah’ı zikretmeden geçirdikleri bir saatten (andan) başka bir şeye üzülmezler.'
Ümmü Habibe’den Peygamber'in (sav) şöyle dediği rivayet edilmektedir: 'Âdemoğlunun bütün sözleri/konuşmaları kendisinin lehine değil, aleyhinedir. Meğer ma’rufu/iyiliği emretmek, münkerden/kötülükten nehyetmek ve Allah'ı (cc) zikretmek olsun.' (Tirmizi)
Allah (cc) müminlere şöyle buyurmaktadır: 'Ey iman edenler! Allah’ı çokça zikredin.' (33/Ahzâb, 41)
https://play.google.com/store/apps/details?id=com.tevhiddergisi.kiblegah

Borsa günü yükselişle tamamladı

Antalya Havalimanı 2 ayda yaklaşık 2 milyon yolcuya hizmet verdi

Sakarya, yılın ilk 2 ayında 26 bin 314 aracı yurt dışına gönderdi

Küresel Para Haftası sunum ve panellerle devam ediyor

AB, Macaristan ve Slovakya'ya petrol akışını sağlamaya çalışıyor

Fitch: Orta Doğu'daki gerilimin kısa sürmesi halinde Türkiye'ye yönelik riskler yönetilebilir

Borsada bugünkü işlemlerin takası 23 Mart'ta yapılacak

Türkiye'den transit geçecek harp araç ve gereçlerine ilişkin esaslar düzenlendi

Konut Fiyat Endeksi şubatta yüzde 1,8 arttı

Safranbolu lokumu üreticileri bayram mesaisinde

LİG TABLOSU

Takım O G M B Av P
1.GALATASARAY A.Ş. 26 20 2 4 44 64
2.FENERBAHÇE A.Ş. 27 17 1 9 33 60
3.TRABZONSPOR A.Ş. 26 17 3 6 23 57
4.BEŞİKTAŞ A.Ş. 26 14 5 7 17 49
5.GÖZTEPE A.Ş. 26 11 5 10 10 43
6.RAMS BAŞAKŞEHİR FUTBOL KULÜBÜ 26 12 8 6 14 42
7.SAMSUNSPOR A.Ş. 26 8 7 11 -2 35
8.KOCAELİSPOR 26 9 11 6 -4 33
9.GAZİANTEP FUTBOL KULÜBÜ A.Ş. 27 8 10 9 -10 33
10.ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş. 26 7 10 9 -4 30
11.CORENDON ALANYASPOR 26 5 8 13 -4 28
12.TÜMOSAN KONYASPOR 26 6 11 9 -9 27
13.NATURA DÜNYASI GENÇLERBİRLİĞİ 26 6 13 7 -8 25
14.KASIMPAŞA A.Ş. 26 5 12 9 -14 24
15.HESAP.COM ANTALYASPOR 26 6 14 6 -18 24
16.İKAS EYÜPSPOR 26 5 14 7 -18 22
17.ZECORNER KAYSERİSPOR 26 3 12 11 -28 20
18.MISIRLI.COM.TR FATİH KARAGÜMRÜK 26 4 17 5 -22 17