Âriflerin ışığı, velîlerin önderi, İslâmiyetin bekçisi ve Müslümanların sığınağı, İmâm-ı Rabbânî Müceddid-i Elf-i Sânî Ahmed Farûkî Serhendî hazretleri, hicrî 971’de, Hindistan’da Serhend şehrinde doğup, 1034’de (m.1624) yine orada vefât etti. Derin âlim, büyük velî ve müctehid idi. Silsile-i aliyyenin 23. halkasıdır. Nakşibendiyye, Kadiriyye, Çeştiyye, Kübreviyye, Sühreverdiyye tarikatlarında mürşid-i kâmil idi. Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki:
Prof. Dr. Baran Yıldız
Günün yazısı
[23.12.2022 13:11] Ömer Tarık Yılmaz: 'Bismillahirrahmanirrahîm'
️Allahım! Çekilmez belalardan, isyana düşmekten, görülmez kazadan ve düşmanları sevindirecek musibetlerden sana sığınırım.
Gül Yüzünüz Hiç Solmasın. Kazancınız Bol Ve Bereketli olsun, Sabrınız Çok, Yüreğiniz Ferah Olsun, Allah'ın Selamı, Rahmeti ve Bereketi üzerimize olsun. Günümüz Aydın, Sağlımız daim, Dua'larımız kabul, Cumamız hayırlı, İşlerimiz bereketli Olsun.
[23.12.2022 23:07] Ömer Tarık Yılmaz: ANLAMLI BİR HAYAT
Anlamlı bir hayat başka insanların hayatlarına dokunabildiğimiz bir hayattır. Bir ihtiyaç sahibine yardım ettiğimiz, düşen birinin elinden tuttuğumuz, birinin hüznüne ve acısına ortak olduğumuz, birisinin derdiyle dertlendiğimiz, bir yetimin başını okşayabildiğimiz, bir çocuğu sevindirebildiğimiz, hasta yatağında yatan bir insana umut verici birkaç söz söyleyebildiğimiz bir hayat...
Başka birinin hayatına dokunmak bize her defasında insanlığımızı hatırlatır, içimizdeki merhamet gibi insani duyguları canlı hale getirir ve vicdanımıza sorumluluğunu yerine getirmiş olmanın ferahlığını verir.
Başka hayatlar tanıyıp, başka dertler gördükçe insan, yeryüzünde acı yaşayan tek kişinin kendisi olmadığını ve acısına narsistçe sarılmanın anlamsızlığını fark eder. Başka hayatlara dokunmak, başkalarının hikayelerinin bir parçası olmak hayata değer katar.
Kuveyt Türk Dijital Takvim
https://play.google.com/store/apps/details?id=com.kuveytturk.dijital.takvim
[23.12.2022 23:07] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Ayeti
Allah’ı anmak elbette (ibadetlerin) en büyüğüdür. Allah yaptıklarınızı bilir.
(Ankebut 45)
[23.12.2022 23:07] Ömer Tarık Yılmaz: null
Cenaze namazı kıldığınız zaman, onun için samimiyetle dua edin.
Ebû Dâvûd, Cenâiz, 54, 56
[23.12.2022 23:08] Ömer Tarık Yılmaz: KULLUKTA SAMİMİYET
İbadet, yaratılışın gayesi, Yüce Allah’a saygı ve bağlılığın açık bir göstergesidir.
İbadetler ancak, samimiyetle değer kazanır ve yapılan işler, iyi niyetle ibadete dönüşür.
Kullukta samimiyet, kişinin bütün varlığı ve benliği ile Allah’a ibadet etmesi ve sadece O’nun rızasını gözetmesi, yaptığı iş- lerde riya ve gösterişten uzak durmasıdır.
Allah’ın emri olan ibadetler, ancak samimiyetle ve ihlasla ya- pıldığında makbul olur.
Sevgili Peygamberimiz “Şüphesiz Allah, kendi rızası gözetile- rek yapılan amellerden başkasını kabul etmez” (Nesai, “Cihad”, 24) sözleriyle, dünyevî çıkar ve beklentilerin kuşattığı amelle- rin kabul edilmeyeceğini vurgulamışlardır.
Öyleyse ibadetlerimizi ve işlerimizi samimiyetle yerine getire- lim. Amellerimizin sevabını gösteriş ve riya ile kaybetmeyelim.
DİNÎ KAVRAMLAR
VELÎME
Her türlü mutluluk veren hadise sebebiyle veri- len ziyafet anlamına ge- len velîme, terim olarak, düğün yemeğinin özel ismi haline gelmiştir. Hz. Peygamber, “Bir koyun- la da olsa, düğün yeme- ği verin.” buyurmuştur (Buhârî, “Nikâh”, 68).
Düğün yemeğinde, dinin yasaklamış olduğu aşırılık- lar ve eğlence şekli bulun- mamalı; davete hiçbir ay- rım yapılmayıp toplumun her kesimi çağırılmalıdır.
ÖZLÜ SÖZ
Önce doğruyu bilmek gerekir. Doğru bilinirse yanlış ortaya çıkmış olur. (Farabi)
[23.12.2022 23:08] Ömer Tarık Yılmaz: قَالَ النَّبِىُّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: اَلْإِسْلَامُ يَعْلُو وَلَا يُعْلَى. (خ)
Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular: “İslâm dini dâima yükselir ve hiçbir şey ondan üstün olamaz.” (Sahîh-i Buhârî)
23 Aralık 2022
Fazilet Takvimi
[23.12.2022 23:08] Ömer Tarık Yılmaz: UMÛMÎ FELAKETLERİN SEBEBİ
Müslümanların uğradığı umûmî felaketlerin sebebi, dinimizin emirlerinin ve Peygamber Efendimizin (s.a.v.) sünnetlerinin aksine hareket edilmesidir.
Binâenaleyh maddî ve manevî felaketlerden muhafaza için Müslümanlar, İslâm’ın hükümlerini tebliğ husûsunda malı ve canı ile gücü yettiği kadar gayret etmelidir.
Müslümanların günah işlemelerine mâni olmak ve bidat sahipleri tarafından ortaya atılan, dinden olmadığı hâlde dinin esasındanmış gibi gösterilen düşüncelerin, bidatlerin kötülüğünü en uygun şekilde anlatmak ve bu sayede İslâmiyet’in, en büyük saadet ve medeniyet olduğunu herkese bildirmek lâzımdır. Çünkü ümmetin salâh ve fesadı buna bağlıdır.
İlim ehli kimseler, şerîatı teblîğ etmekten kaçınır ve sükût eder, halk artık şerîatı unutur ve ondan uzaklaşırsa, “Muhakkak emr-i bil-ma‘rûf ve nehy-i ani’l-münker yapar; iyiliği emreder, kötülükten nehyeder misiniz, yoksa Allâhü Zülcelâl, akılları hayrette bırakırcasına gece karanlıkları gibi birtakım fitneleri üzerinize musallat etsin mi?” manasındaki hadîs-i şerîf tahakkuk eder.
İslâmiyet, her kelimesi selâmete götüren, dünya ve âhirette kurtuluş yolunu gösteren, ferah ve saadete sevk eden mükemmel bir dindir. İnsanların hak olan bir şeye itirazları ancak o hakikati bilmediklerinden ileri gelir. Hakikati bildiği hâlde itiraz edenler, bu dünyada olmazsa da âhirette muhakkak pişman olacaklardır. Ancak o pişmanlık fayda vermeyecektir.
CEMÂZİYELÂHİR İCTİMÂI, RU’YET VE BAŞLANGICI
Hicrî-Kamerî 1444 yılı Cemâziyelâhir ayı ictimâı, 23 Aralık Cuma günü, Türkiye saati ile 13.18’dedir. Ru’yet ise 24 Aralık Cumartesi, Türkiye saati ile 00.47’dedir.
Hilâl’in görüldüğü yerler: Şili, Arjantin, Bolivya, Peru, Ekvator, Kolombiya, Brezilya’nın batısı, Büyük Okyanus, Fiji ve Falkland Adaları. Hilâl; Türkiye, Almanya, Avusturya ve Arap Yarımadası’ndan görülemeyecektir.
Hilâl’in görüldüğü günü takip eden 24 Aralık Cumartesi günü de Cemâziyelâhir ayının 1. günüdür.
23 Aralık 2022
Fazilet Takvimi
[23.12.2022 23:08] Ömer Tarık Yılmaz: Deryadan İnciler
İsmail Fakirullah (kuddise sırruhû) hazretleri şöyle nasihat ediyor: 'Esas olan kalptir, şart olan muhabbettir. Kalbinde Mevlâsına karşı arzusu olan O’nu bulur. Çünkü O kuluna yakındır, onunla beraberdir ve her yaptığından haberdardır.
Dilin susması kalbin susmasına, kalbin susması marifetullahın kazanılmasına yardımcı olur. İnsanın selameti dilini korumasındadır. Zikrin en faziletlisi ‘lâ ilâhe illallah’ zikridir. Mevlâ’nın ismini çok tekrar etmek onun muhabbetine vesile olur. Allah Tealâ’yı zikredeni, O da zikreder ve sever.
Hak Tealâ’ya tevekkül et, her işini O’na havale et. Tevekkül, teslimiyet, sabır ve rıza Cenab-ı Hakk’a varan yolun esaslarıdır. Kendisinden razı olandan Allah Tealâ da razıdır. Allah’ın takdirine rıza evliyanın şanındandır. Sevgiliden gelen bela bahşiştir. Bahşişi kabul etmemek hatadır. Allah Tealâ’nın yaptığında hayır vardır, O’nun yaptığı en güzeldir.' (Marifetnâme)
Semerkand Takvimi
[23.12.2022 23:09] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Hikayesi
Zaman İçinde Zaman, Mekân İçinde Mekân
Abdülkadir-i Geylâni Hazretlerine hizmet edenlerden biri, huzûr?u seniyyelerine çıkarak:
“Efendim, Cenâb-ı Hak Zat'ınıza kudretinin tasarrufunu bahşetmiştir. Onun için istediğiniz kimselere ufak bir nazarı âlinizle birçok rütbeler verebiliyorsunuz. Size epey hizmet ettim, bana hâla bir şey ihsân etmediniz, niyâz ediyorum” der.
Koca Gavs:
“Pekalâ, bugün bana bir helva pişir de, bakalım Kudret neler ihsân eder, senin de gönlün olsun” buyururlar.
Adamcağız, 'Başüstüne' diye sevinerek, helvayı pişirmeye başlıyor. O esnâda da Hindistan'dan bir heyet gelerek Abdülkadir-i Geylâni Hazretlerine:
“Efendimiz, hükümdarımız öldü, bize bir hükümdar göstermenizi niyâza geldik,' derler.
Bunun üzerine Abdülkadir-i Geylâni Hazretleri, helva pişiren adamını çağırarak:
“Nasıl, Hind padişahlığını kabul eder misin?' diye ferman buyuruyorlar.
Adamcağız pürneşe:
“Aman efendim, ihsan buyurdunuz” diye can atarak sevinirken,
Abdülkadir-i Geylâni Hazretleri:
“Yalnız, seni şu şartla oraya padişah yapıyorum: Ne kazanırsan yarı yarıya paylaşacağız, buyururlar.”
Pek tabiî olarak tâlip, bu emri minnetle kabul ediyor. Nihâyet adamcağız hakikaten söylendiği gibi Hindistan'da büyük bir saltanata, muazzam saraylara, mutantan debdebelere, güzel eşlere sahip olduğu gibi bir de erkek evlâda sahip olur. Aradan onbir sene geçiyor ve bir gün Abdülkadir-i Geylâni Hazretlerinin teşrifleri haberi çıkıyor. Hükümdar, onu karşılayarak sarayında bir kaç gün hizmetinde bulunduktan sonra Abdülkadir-i Geylâni Hazretleri artık döneceklerini haber veriyorlar.
Padişah:
“Efendim, biraz daha kalıp bizleri sevindirin,' diye ricada bulunuyorsa da Abdülkadir-i Geylâni Hazretlerinin muhakkak teşrif edeceklerini anlayınca:
'Efendim, bari kusurlarımızı af buyurun,' diyor.
O vakit Sultan Abdülkadir-i Geylâni Hazretleri, hükümdara:
'Yalnız sizinle bir sözümüz vardı. Sizi biz buraya padişah olarak gönderirken ne kazanırsanız yarı yarıya olacak, diye bir söz vermiştiniz. İşte şimdi, buraya geldikten sonra ne kazanmış iseniz hesaplaşmak istiyorum,' buyuruyorlar.
Padişah bunun üzerine bütün servetini tesbit ederek yarı yarıya ayırıyor ve Hazreti Gavs'ın huzuruna arzediyor.
Abdülkadir-i Geylâni Hazretleri:
'İyi amma siz bir erkek evlat da kazandınız; onu da taksim etmeniz lazımdır,' buyurunca,
Padişah: 'O nasıl olacak?' diye soruyor.
Abdülkadir-i Geylâni Hazretleri cevaben:
'Çocuğu ikiye böleceğiz, size istediğiniz tarafı vereceğim,' diye emrediyorlar.
Çocuk ortaya getiriliyor. Abdülkadir-i Geylâni Hazretleri keskin kılıçlarıyla: 'Destûr' deyip çocuğu tam ikiye ayıracakları esnâda, padişah belindeki mücevher işlemeli hançerini çekerek:
'Eeey sehhar herif! Senelerce bana hizmet ettirdiğin yetmiyormuş gibi şimdi de tesâdüfün bana verdiği nimeti elimden almak istiyorsun,' diye tam Hazreti Gavs'ın göğsüne saplarken bir de bakıyor ki elindeki kaşık helva tenceresine saplanıyor. Ne saraydan eser var, ne saltanattan ve ne de çocuktan bir iz? Bu hal karşısında hayretler içinde kalan tâlibe, Abdülkadir-i Geylâni Hazretleri tebessüm ederek:
-Oğlum karıştır helvayı? Biz cimri değiliz, veririz, amma zamanı gelmeden de olmaz?' buyuruyorlar.
Ey tâlib-i Hakîkat! Şimdi sen buna ister rüya de, ister hayâl de, hulâsa ne dersen de. Bizim diyeceğimiz ise bu hal: Zaman içinde zaman, mekan içinde mekan olmasıdır.
Makam-ı Zat'a sahip olan evliyâullaha Cenâb-ı Hak îcad ve îdam kudreti ihsân ettiğinden bu gibi şeyler oyuncak gibidir. Bu olayda zavallı tâlip, eğer ihlâs ile tam teslim olmuş olsa idi ve Abdülkadir-i Geylâni Hazretleri: 'Çocuğu da taksim edeceğiz,' diye emrettiklerinde: 'Efendim, taksime ne hâcet, ben de sizin, çocuk da sizin,' diye kalbiyle teslimiyetini ve bağlılığını göst
[23.12.2022 23:09] Ömer Tarık Yılmaz: MEKKE’NİN FETHİ GÜNÜ HZ. PEYGAMBER (S.A.V.)’İN TEVAZUÛ VE BAĞIŞLAYICILIĞI
Hatemü’l-Enbiyâ (s.a.v.) Efendimiz Hazretleri, Mekke’den sekiz sene evvel hicret buyurarak nasıl çıktığını ve bugün Mekke’ye girerken büyük bir fütuhâtla ve nasıl bir ihtişamla girdiğini düşünerek, Cenâb-ı Hâkk’ın bu lütuf, kerem ve inâyetine karşı son derece ubûdiyetkârâne bir vaziyet alarak, başını devesi üzerine eğmişti. O derecede ki, mübârek re’s-i saâdeti, devenin boynunda secde eder gibi bir vaziyet almıştı. Hâlâ Zahr denilen Zîtuva mevkiinden itibaren böylece mütevazî ve Cenâb-ı Hâkk’a karşı mütezellil bir vaziyette tesbih, tehlil ederek, duâ ederek ve mübârek başında siyah imame (sarık) olduğu halde Mekke-i Mükerreme’ye girdiler ve doğru Kâbe-i Muazzama’ya azîmet buyurdular. Bu sırada bütün Kureyş, Mescid-i Haram’da toplanmış, saf bağlamış, haklarında ne muamele olunacağını dikkatle bekliyorlardı.
Resûlullâh (s.a.v.) Efendimiz Hazretleri, yalnız Kureyş’e ve Mekkelilere değil, bütün beşeriyete seslenen bir hutbe îrad buyurdular ve sonra: “Ey Kureyş cemaati! Şimdi size ne muamele edeceğimi sanırsınız?” diye sordu. O Fahrü’l-Mürselîn (s.a.v.) Efendimiz Hazretlerinin ne derece merhametli ve âlicenab olduğunu bilen Kureyş müşrikleri ve Mekkeliler, hep bir ağızdan: “Hayır umarız! Sen kerîm bir kardeş ve âlicenap bir kardeşin oğlusun” dediler. Resûl-i Ekrem (s.a.v.) Efendimiz Hazretleri de: “Yusuf’un kardeşlerine dediği gibi ben de size, artık bugün geçmişten dolayı tevbih (azarlama) ve muahaze yoktur, derim. Haydi gidiniz! Azadsınız!” buyurdu.
Bu, bir afv-ı umûmî idi. Evvelce herbir fenalığı irtikâp eden herhangi zâlim bir kavmi de, afv ile beraber, bütün beşeriyete hitâben onları hakka, adalete, hürriyete, müsavaata (eşitliğe) davet etmiştir.
(Hz. Mahmûd Sâmî Ramazanoğlu (k.s.), Hz. Hâlid bin Velid (r.a.), s.74-78)
[23.12.2022 23:09] Ömer Tarık Yılmaz: 59-السادس : عَنْ أبي خَالِدٍ حَكِيمِ بْنِ حِزَامٍ . قال : قال رسولُ اللَّهِ : اَلْبَيِّعَان بِالْخِيَارِ مَا لَمْ يَتَفَرَّقَا, فَإن صَدَقَا وَبَيَّنَا بُورِكَ لَهُمَا فِي بَيْعِهِمَا , وَإن كَتَمَا وَكَذَبَا مُحِقَتْ بَرَكَةُ بَيْعِهِمَا .
Altıncı Hadis :
59: Ebû Halid Hakîm ibn Hizâm (Allah Ondan razı olsun)’den rivayet edildiğine göre Rasûlul lah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Alıcı ve satıcı pazarlığı bitirip birbirlerinden ayrılmadıkları müddetçe alışverişi bozup bozmamakta serbesttirler. Eğer alıcı ve satıcı karşılıklı olarak doğru olurlar malın durumunu ve paranın ödeme zamanını güzelce açıklarlar ise alışverişleri bereketli olur. Eğer malın ayıbını gizler ve ödemeyi aldatarak yapıp yalan söylerlerse alış- verişlerinin bereketi kalmaz.” (Buhârî, Büyu’ 19; Müslim, Büyu’ 47)
BÖLÜM: 5
ALLAH’IN KULLARINI KONTROL ve DENETİMİ
قال الله تعالى : الذي يَرَيكَ حِينَ تَقُومُ وَتَقَلُّبَكَ في السَّاجِدِينَ .
“O ki, gece namazına kalktığın zaman, seni görüyor. O’nun huzurunda saygıyla, yere kapananlar arasında yer aldığını da görmektedir.” (26 Şuarâ 218 219)
قال الله تعالى :
وَهُوَ مَعَكُمْ أين مَا كُنْتُمْ ..
“Nerede olursanız olun, O sizinle beraberdir.” (57 Hadîd 4)
قال الله تعالى :
إن اللَّهَ لاَ يَخْفَى عَلَيْهِ شيء في الأرض وَلاَ في السَّمَآءِ ..
“Göklerde ve yerde hiçbir şey Allah’a gizli kalmaz.” (3 Âl i İmrân 5)
قال الله تعالى : إن رَبَّكَ لَبِالْمِرْصَادِ ..
“Çünkü Rabbin her zaman gözetleyip durmaktadır.” (89 Fecr 14)
قال الله تعالى :
يَعْلَمُ خائنة الأعين وَمَا تُخْفِى الصُّدُورُ .
“Çünkü Allaha art niyetli bakışların ve kalplerin gizlediği düşüncenin farkındadır.” (40 Mü’min 19)
60- عَنْ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ . قال : بَيْنَمَا نَحْنُ جُلُوسٌ عِنْدَ رَسُولِ اللَّهِ
, ذَاتَ يَوْمٍ إِذْ طَلَعَ عَلَيْنَا رَجُلٌ شَدِيدُ بَيَاضِ الثِّيَاب,ِ شَدِيدُ سَوَادِ الشَّعَرِ ,لاَ يُرَى عَلَيْهِ أَثَرُ السَّفَرِ, وَلاَ يَعْرِفُهُ مِنَّا أَحَدٌ, حَتَّى جَلَسَ إِلَى النَّبِيِّ
عليه وسلم فَأَسْنَدَ رُكْبَتَيْهِ إِلَى رُكْبَتَيْهِ, وَوَضَعَ كَفَّيْهِ عَلَى فَخِذَيْهِ وَقال : يَا مُحَمَّدُ أَخْبِرْنِي عَنِ الإسلام ؟ فَقال رَسُولُ اللَّهِ :
[23.12.2022 23:09] Ömer Tarık Yılmaz: SOHBET................. İMÂM-I RABBÂNÎ
“Ümmetimden, Sıla isminde biri gelecektir. Onun şefaati ile Cennete çok kimseler girecektir.”
Sıla isminin, İmâm-ı Rabbânî hazretlerine lâyık olduğunu, yüzlerce âlim sözbirliği ile bildirmişlerdir. 17 yaşında, zâhirî ve bâtınî ilimlerin üstâdı oldu. Yüksek derecelere, eşsiz makamlara kavuştu.
Allahü teâlânın sevgilisi, ikinci bin yılın müceddîdi ve nurlandırıcısı, Cenâb-ı Hakka yaklaşanların kalblerinin kıblesi, âlimlerin göz bebeği ve velîlerin baş tâcı idi.
Kelâm, fıkıh ve tasavvufun marifetlerini açıklayan ve aslı fârisî olan Mektûbât kitabı uçsuz bir deryâdır. Üç cilt olup, 536 mektûbunun toplanmasından meydana gelmiştir.
Muhammed Fârukî hazretlerinin mektuplarından bir bölüm:
“En büyük saadet, iki cihanın en üstün insanı olan Muhammed aleyhisselâma tâbi olmaktır. Cehennem azabından kurtulmak için, Ona uymak lâzımdır. Cennet nîmetlerine kavuşmak, Ona tâbi olanlara mahsustur. Allahü teâlânın sevgisine kavuşmak için, Ona tâbi olmak şarttır. Ona uymayanların tevbeleri, zühdleri, tevekkülleri ve duâları kabul olmaz. Onun yolunda olmayanların zikirleri, fikirleri, şevkleri ve zevkleri kıymetsizdir. Peygamberler, Onun hayat veren deryasından bir kadehe kavuşmakla, o derecelere yükselmişlerdir. Evliyâ, Onun sonsuz denizinden bir yudum içmekle muratlarına ermişlerdir. Yeryüzündeki melekler, Onun hizmetçileri, göklerdekiler, aşıklarıdır. Herşey, Onun şerefine yaratılmıştır...” (Cilt: 1, Mektup: 10)
23.12.2022 - Türkiye Takvimi - https://play.google.com/store/apps/details?id=turkiyetakvimi.takvim
[23.12.2022 23:10] Ömer Tarık Yılmaz: Hz. Muhammed’in (s.a.v.) Evlilikleri ve Eşleri
Hz. Muhammed’in (s.a.v.) ilk hanımı, Hz. Hatice validemizdir. Sevgili Peygamberimiz ilk evliliğini Mekke’de yaptığı sırada yirmi beş yaşında, Hz. Hatice annemiz kırk yaşındaydı. Hazret-i Muhammed’in (s.a.v.) Hatîce validemiz ile izdivâcından Kasım, Zeynep, Rukıyye, Ümmü Gülsüm, Fatıma ve Abdullah; Hazret-i Mariye ile izdivâcından ise İbrahim dünyâya geldi. Efendimiz’in husûsî hallerinden birisi, âile hayatı ve evliliği idi. Onun çok evlenmesinin sebep ve hikmetleri vardı.
Peygamber Efendimizin diğer hanımları; Sevde Binti Zema, Ayşe, Zeynep Binti Huzeyme, Meymûne Binti Haris, Hafsa Binti Ömer, Zeynep Binti Cahş, Safiye Binti Huyey, Cüveyriye Binti Haris, Ümmü Seleme ve Ümmü Habîbe (r.a.) validemizdir.
[23.12.2022 23:10] Ömer Tarık Yılmaz: Günlük Hayatta Yapılacak Sünnetler : Kamerî aylardan muharremin onuncu günü aşûre günüdür. Bu gün oruç tutmak sünnettir.
Konuşmanın veya susmanın hangisi hayırlı ise, onu yapmak gerekir. Eşitlik halinde susmak sünnettir.
Yeni bir elbise giydikten sonra Allah’a hamdetmek, şükretmek sünnete uygun bir davranıştır.
Bıyıkları kırpmak,
Sakal bırakmak,
Misvak kullanmak,
Buruna su çekmek,
Tırnakları kesmek,
Parmak boğumlarını temizlemek,
Koltuk altı kıllarını gidermek,
Edep yerlerini temizlemek,
İstinca yapmak (taharetlenmek),
Mazmaza (ağıza su vermek) fıtrî sünnetlerdendir.
Misafire ikram etmek sünnettir.
Erkeğin, ev işlerinde âilesine yardımcı olması sünnettir.
Çocuk sevgisi insanda fıtrî bir duygu ve Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimizin sünnetlerinden biridir.
[23.12.2022 23:10] Ömer Tarık Yılmaz: Bismillahirrahmânirrahîm
BESMELE-İ ŞERİF
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
“Besmele”, Kur’ân-ı Kerîm sûrelerini birbirinden ayırmak üzere gelmiştir. Hanefilere göre Fâtiha dâhil hiçbir sûreye ait olmayan müstakil bir âyettir. Neml sûresi 20. âyette yer alan besmele ise o âyetin bir bölümünü oluşturur. Besmele, Kur’ân’ın anahtarıdır. Teberrük olarak, yani bereketinden istifade etmek maksadıyla her sûreye onunla başlanmaktadır. Bu vesileyle Resûlullah (s.a.s.) her hayırlı işe besmele ile başlamamızı tavsiye buyurmakta, besmele ile başlanmayan işlerin neticesinin sonuçsuz kalacağını şöyle haber vermektedir:
“Besmeleyle başlanmayan her mühim işin sonu eksiktir.” (Ali el-Müttakî, I, 555, no: 2491)
Okuyuş sırasında besmele istiâzeden sonra gelir. Bunun hikmeti şu olabilir:
Bir mekanı süsleyip güzelleştirmeye başlamadan önce oradaki lüzumsuz ve zararlı şeyleri çıkarıp temizlemek gerekir. Bu kurala göre kalb de öncelikle istiâzeyle yaratıklara yönelmekten temizlenir. Bunlardan tümüyle uzaklaşıp arındıktan sonra besmeleyle Allah’a yönelir, mânen gelişip güzelleşir. (Bursevî, I, 6)
“Bismillâhirrahmânirrahîm” sözü, “Rahman Rahîm Allah’ın ismiyle” anlamını taşımaktadır. Dolayısıyla Kur’an okumaya başlarken besmele çeken mü’min, “Kur’an okumaya Allah’ın ismiyle başlıyorum” demiş olur. Diğer güzel ve hayırlı amellere başlarken çekilen besmele de, o işe Allah’ın ismiyle başlandığını gösterir.
Besmelede Yüce Rabbimizin üç güzel ism-i şerifi zikredilir. Bunlar Allah, Rahmân ve Rahîm isimleridir:
“Allah”, Yüce Rabbimizin en büyük ismidir. “Kendisine kulluk edilen en yüce zât, yegâne ilâh” demektir. Bu isim, Cenâb-ı Hakk’ın, Kur’ân-ı Kerîm’de ve diğer ilâhî kitaplarda geçen bütün isim ve sıfatların hepsini kendinde toplamıştır. Cemâl ve celâl sıfatlarının hepsini içine alır. Tercih edilen bir görüşe göre Allah ismi, İsm-i Âzam’dır.” (Fahreddin er-Râzî, Mefâtîhu’l-gayb,I, 101)
“Rahmân”, rahmet kökündendir. Rahmet, sözlükte kalp inceliği ve şefkat anlamındadır. Anne rahmi de bu köktendir. Çünkü anne; rahminde taşıdığı yavruya karşı şefkat ve merhamet duyar. Burada rahmetten kastedilen, ikrâm ve ihsândır. Buna göre mâna: “Yaratıklarına rızık veren, onlardan belâ ve âfetleri uzaklaştıran, takvâsı sebebiyle takvâ sahibinin, günahı sebebiyle günahkârın rızkını artırıp eksiltmeyen, aksine herkese ve herşeye dilediği ölçüde rızık veren” demektir. Diğer bir tarifle: “Bütün yaratıklara rızıkları, hayatı devam ettirme vesileleri ve her türlü faydaları temin hususunda rahmeti yaygın olan rahmet sahibi demektir. Rahmeti, mü’min ya da kâfir, iyi veya kötü herkesi kuşatandır.” (Beyhakî, Kitâbu Esmâ ve Sıfât, s. 52)
“Rahîm”; acıyan, esirgeyen, istendiğinde veren, istenmediğinde öfkelenendir. İnsanoğlu kendisinden bir şey istendiğinde öfkelenir. Allah Teâlâ ise, istenmediği zaman öfkelenir. Zira rahmet, kendisinin zâtî sıfatı olup Allah’ın iyiliği ulaştırmayı, kötülüğü uzaklaştırmayı istemesidir. Allah’ın kullarına en büyük rahmeti, onları yaratmak suretiyle varlık nimetini onlara ulaştırması, yokluğun kötülüğünü de onlardan uzaklaştırmasıdır. Zira yok iken varolmak, en büyük iyilik ve benzersiz bir nimettir.
Kur’ân-ı Kerîm’deki kullanışlarına baktığımız zaman Rahman’a, “rahmetle sıfatlanmış olan”, Rahîm’e ise “rahmetiyle merhamet edici olan” mânası verilebilir. İbn Abbas (r.a.) şöyle der: “Rahmân, refîk olan, Rahîm ise yaratıklarını rızıklandırmakla şefkatini gösterendir.” (Âlûsî, Rûhu’l-me‘ânî, I, 161)
Besmelenin faziletiyle ilgili şöyle bir kıssa anlatılır:
Rum meliki Kayser, Hz. Ömer’e şöyle bir mektup yazdı: “Başımda dinme
[23.12.2022 23:10] Ömer Tarık Yılmaz: Hılfu'l-fudul
Peygamber Efendimiz her zaman yalnızca doğrunun, haklının ve mazlûmun yanında yer almıştır.
Harâm aylarda yapılan savaşlara Araplar arasında “Ficâr Savaşı” denirdi. Ficâr savaşları dört defâ vâkî olmuştur. Kureyş ve Kinâne kabîleleri ile Hevâzin arasında meydana gelen dördüncü Ficâr savaşında Peygamber Efendimiz de bulunmuştur.
Peygamber Efendimiz her zaman yalnızca doğrunun, haklının ve mazlûmun yanında yer almıştır. Bu harbe yirmi yaşlarındayken amcalarıyla birlikte iştirâk etmiş, fakat hiç kimsenin kanını dökmemiştir. Yalnız, düşman saflarından atılan okları toplamış ve amcalarına vermiştir.(1)
Bu savaştan dönüldükten sonra harâm aylardan biri olan Zilkâde ayında, Zübeyd kabîlesine mensup Yemenli bir adam, satmak üzere Mekke’ye ticâret malı getirmişti. Kureyş ileri gelenlerinden Âs bin Vâil bu malı satın aldı, ancak parasını ödemedi. Adamcağız, Abduddâr, Mahzûm, Cumâh, Sehm ve Adiy bin Kâ’b Oğulları gibi Mekke’nin ileri gelen âilelerinin büyüklerine başvurup kendisine yardım etmelerini istedi. Fakat onlar bu mazlûma yardım edecek yerde, Âs bin Vâil’i kayırarak adamı azarladılar.
Çâresizlik içinde kalan adam, Kureyş ileri gelenlerinin Kâbe çevresinde oturdukları bir sırada, Ebû Kubeys dağına çıkarak; “Ey Fihr Hânedânı!” diye bağıra bağıra şiir okudu. Uğradığı zulmü ve haksızlığı îlân ederek yardım istedi. Yardım için ilk harekete geçen zât, Peygamber Efendimiz’in amcası Zübeyr oldu. Kureyş’in ileri gelenleriyle birlikte Abdullâh bin Cüd’an’ın evinde toplandılar.
Abdullâh onlara yemek ikrâm etti. Daha sonra, “kim olursa olsun, Mekke’de zulme uğramış kimselerin hakkını geri alıncaya kadar, zâlime karşı mazlûmu müdâfaa etmek” üzere ahitleştiler. Denizlerde, bir kıl parçasını ıslatacak kadar su bulundukça, Hirâ ve Sebîr Dağları yerlerinde durdukça ahitlerine bağlı kalacaklarına yemin ettiler.
HILFU’L-FUDUL NE DEMEK?
Hılfü’l-Fudûl Cemiyeti, ilk olarak Âs bin Vâil’den Zübeydli adamın hakkını almakla icraata başladı. Daha sonra da Mekke’de zulme ve haksızlığa uğrayan pek çok kimsenin imdâdına koştu, adâleti ikâme etmek için gayret sarf etti.(2)
PEYGAMBERİMİZİN CAHİLİYE DEVRİNDE KATILDIĞI TEK CEMİYET
Resûlullâh’ın Câhiliye devrinde tasvîp edip katıldığı tek cemiyet, “Hılfü’l-Fudûl”dür. Çünkü bu bir adâlet cemiyeti idi. Zulüm ve haksızlığa mânî olmak için kurulmuştu. Peygamber Efendimiz, bu cemiyet hakkında nübüvvetten sonra şöyle buyurdular:
“Abdullâh bin Cüd’ân’ın evinde amcalarımla birlikte, Hılfü’l-Fudûl’de hazır bulundum. O meclisten o kadar memnun oldum ki, ona bedel bana kızıl develer (yâni en kıymetli dünyâ metâı) verilse, o kadar sevinmezdim. O antlaşmaya şimdi de çağrılsam, yine icâbet ederim.” (İbn-i Kesîr, el-Bidâye, II, 295)
Dipnotlar:
(1) İbn-i Hişâm, I, 198; İbn-i Sa’d, I, 126-128. (2) İbn-i Kesîr, el-Bidâye, II, 295-296; İbn-i Sa’d, I, 128-129.
[23.12.2022 23:10] Ömer Tarık Yılmaz: Anne, baba, dede veya ninesinin yaşlılıklarına tanıklık eden insan, onlara güzellikle muamele etmelidir. “…Eğer onlardan biri ya da her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına ulaşırsa, sakın onlara ‘Öf!’ bile deme, onları azarlama, onlara tatlı ve güzel söz söyle. Onlara merhamet ederek tevazu kanadını indir ve de ki: ‘Rabbim! Tıpkı beni küçükken koruyup yetiştirdikleri gibi sen de onlara merhamet et.” (İsrâ, 17/23-24) ayeti kerimesinde ifade edildiği gibi evlat, anne babasına bu şekilde dua edeceği gibi aynı zamanda anne babanın hayır dualarını da almaya çalışmalıdır. Çünkü onların duası reddedilmeyecek dualar arasındadır (Ebû Dâvûd, Vitr, 29). Hatta sadece anne baba değil, diğer yaşlılar da duası kabul edilen kimseler arasındadır. Nitekim Peygamber Efendimiz, “Allah Teala, sünnete bağlı bir şekilde istikamet üzere yaşayan, saçları ağarmış ihtiyar bir Müslüman kendisine dua ettiğinde, kuşkusuz ona istediğini vermemekten hayâ eder.” (Taberânî, el-Mu’cemü’l-evsat, V, 270) buyurmuştur. - YAŞLILARA HÜRMETİN FAZİLETİ
[23.12.2022 23:11] Ömer Tarık Yılmaz: Bir Ayet:
Gurura kapılarak insanlara burun kıvırma, ortalıkta çalım satarak yürüme; unutma ki Allah gurura kapılıp kendini beğenen hiç kimseyi sevmez.
(Lokmân, 31/18)
Bir Hadis:
Size cehennemliklerin kimler olduğunu söyleyeyim mi? Bütün katı kalpli, cimri ve kurularak yürüyen kibirli kimseler cehennemliktir.
(Buhârî, 'Edeb', 61; Müslim, 'Cennet', 47)
Bir Dua:
Allah'ım! Yalnız Sana kulluk ederiz. Yalnız Senin için namaz kılar ve secde ederiz. Yalnız Senin için amel etmeye ve Sana hizmet etmeye çabalarız. Rahmetini umar azabından korkarız. Şüphe yok ki gerçekleşecek olan acı veren azabın, inkârcıların başına gelecektir.
(İbn Ebî Şeybe, Musannef, 2, 106)
T.C. Cumhurbaşkanlığı Diyanet İşleri Başkanlığı
[23.12.2022 23:11] Ömer Tarık Yılmaz: Diyanet Takvimi Ön Yüz:
Erbaîn’in (Zemherîr) Başlangıcı. Kış Doksanı-En Soğuk Günler. Greenwich saati ile 10.17’de içtima, 21.47’de Ru’yet olacak, hilal ilk defa Atlas Okyanusu’nun güneyinde ve Güney Amerika Kıtası’nda görülecek.
Evet, göklerde ve yerde olan her şey şüphesiz Allah’a aittir. O şu andaki durumunuzu da, O’na götürüldükleri zamandaki durumu da iyi bilir. O zaman kendilerine de yapıp ettiklerini bir bir haber verecektir. Allah her şeyi bilmektedir. (Nûr, 24/64)
Diyanet Takvimi Arka Yüz:
MARİFETULLAH: ALLAHI BİLMEK
İrfan sahipleri “Ben cinleri ve insanları ancak bana ibadet etsinler diye yarattım.” (Zâriyât, 51/56) mealindeki ayette geçen “ibadet etsinler” ifadesini, “beni tanısınlar” şeklinde yorumlayarak ilim ve kulluğun başlangıcını marifet olarak görür.
Kulluğun başlangıcı marifettir, yaratan ve sayısız nimetler ihsan eden Cenab-ı Hakk’ı tanımak ve sevmektir; sonu ise O’na kullukta fani olmaktır. Kul, Allah’ı bildiği ve tanıdığı nispette sever, O’ndan korkar. Ümitle O’na bağlanır ve tevekkül eder. O’nun zikriyle meşgul olur, O’ndan haya eder ve O’na kavuşmayı özler. Marifeti kadar O’na hürmet ve saygı gösterir.
Hikmet ve marifetin başlangıcı ilimdir. Nitekim arifler, “İlimsiz marifet muhal, marifetsiz ilim vebaldir.” demiştir. Hikmet ve marifetin başı ise Allah korkusu olup, hikmete ermek ve marifete ulaşmak nefsin arındırılmasına bağlıdır. Nefsani duygulardan sıyrılamayan, kendini aşamayan, öfkesini kontrol edemeyen insandan hikmet ummak ve onun marifete ermesini beklemek mümkün değildir.
T.C. Cumhurbaşkanlığı Diyanet İşleri Başkanlığı
[23.12.2022 23:11] Ömer Tarık Yılmaz: *Tarhana Çorbası*
Vitamin ve mineral açısından zengin olan tarhana çorbası; buğday unu, yoğurt, maya, domates, biber, soğan, sarımsak ve çeşitli baharatların yoğrulduktan sonra kurutulmasıyla elde edilen çok besleyici bir çorbadır. Mayalama yani fermantasyon sonucu elde edilen tarhana her yaş grubu tarafından rahatlıkla tüketilebilecek bir besindir. A, B grubu vitaminleri ile kalsiyum, demir ve çinko minerallerini içerir. Karbonhidrat açısından zengin olan tarhana çorbası protein ve likopen içeren besinler arasında da sayılır.
Gıdalarla alınan proteinlerin vücuda yararlı olabilmesi için ilk aşamada mide ve bağırsaklarda sindirilerek aminoasitlere kadar parçalanması gerekir. Aminoasitler bağırsaklardan kolayca emilir ve vücuda yarar sağlar. Sindirilemeyen proteinler ise dışkıyla dışarı atılır ve vücut bu proteinlerden yararlanamaz. Tarhananın bileşimine yoğurt ve bitkilerden kaynaklanarak dahil olan laktik asit bakterileri tarhanadaki proteinleri belli ölçülerde amino asitlere parçalayarak tarhanayı sindirimi kolay gıda şekline dönüştürür. Böylece amino asitler tarhana ile vücuda hazır olarak girer ve bağırsaklardan kolayca emilerek vücuda yarar sağlar. Buna bağlı olarak tarhananın besleme değeri artmış olur.
Proteinlerin sindirimi özellikle bebekler ve yaşlılar için çok önemlidir. Bebeklerde sindirim enzimlerinin yetersiz olduğunu, yaşlılarda ise sindirim enzimlerinin çalışmasının yavaşladığını, bu nedenle tarhananın bebekler ve yaşlılar için tüketimi özendirilecek, sindirimi kolay besleyici bir gıdadır.
https://play.google.com/store/apps/details?id=com.tevhiddergisi.kiblegah
LİG TABLOSU
Takım
O
G
M
B
Av
P
1.GALATASARAY A.Ş.
26
20
2
4
44
64
2.FENERBAHÇE A.Ş.
26
16
1
9
30
57
3.TRABZONSPOR A.Ş.
26
17
3
6
23
57
4.BEŞİKTAŞ A.Ş.
26
14
5
7
17
49
5.GÖZTEPE A.Ş.
26
11
5
10
10
43
6.RAMS BAŞAKŞEHİR FUTBOL KULÜBÜ
26
12
8
6
14
42
7.SAMSUNSPOR A.Ş.
26
8
7
11
-2
35
8.KOCAELİSPOR
26
9
11
6
-4
33
9.GAZİANTEP FUTBOL KULÜBÜ A.Ş.
26
8
9
9
-7
33
10.ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş.
26
7
10
9
-4
30
11.CORENDON ALANYASPOR
26
5
8
13
-4
28
12.TÜMOSAN KONYASPOR
26
6
11
9
-9
27
13.NATURA DÜNYASI GENÇLERBİRLİĞİ
26
6
13
7
-8
25
14.KASIMPAŞA A.Ş.
26
5
12
9
-14
24
15.HESAP.COM ANTALYASPOR
26
6
14
6
-18
24
16.İKAS EYÜPSPOR
26
5
14
7
-18
22
17.ZECORNER KAYSERİSPOR
26
3
12
11
-28
20
18.MISIRLI.COM.TR FATİH KARAGÜMRÜK
26
4
17
5
-22
17


