[17/4 15:35] Ömer Tarık Yılmaz: 65 - Tebeasını Aldatan Valinin Cehennemi Hak Edeceği' Bâbı
380- Bize Şeybân b. Ferrûh rivâyet etti.
(Dedi ki): Bize Ebû'l-Eş'heb, Hasen'den rivâyet etti.
Dedi ki: Ubeydullah b. Ziyâd Ma'kıl b. Yesâr el-Müzeni yi ölüni döşeğinde iken ziyaret etmiş. Ma'kıl: «Sana Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)'den dinlediğim bir hadisi rivâyet edeceğim. Şayet daha yaşayacağımı bilseydim onu sana söylemezdim. Gerçekten ben Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)'i şöyle buyururken işittim demiş.
«Allah bir halk kitlesinin başına getirip de, öldüğü gün halkını aldatmış olarak ölen hiç bir kul yoktur ki, Allah ona cenneti haram etmesin.»
381- Bize Yahya b. Yahya rivâyet etti.
(Dedi ki): Bize Yezid b.
Zürey' Yûnus'dan, o da Hasan'dan naklen rivâyet etti.
Dedi ki: Ma'-kıl b. Yesâr hasta iken Ubeydullah b. Ziyâd onun yanına girerek ona (bazı şeyler) sormuş Ma'kil: Ben sana (şimdiye kadar) söylemediğim bir hadis rivâyet edeceğim: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)
«Eğer Allah bir kulu bir halk kitlesinin başına geçirir de, o kul ölürken halka hıyanet etmiş olarak ölürse Allah ona cenneti haram kılar.» buyurdular demiş.
Ubeydullah: Bunu bana daha evvel niçin söylemedin? demiş Ma'kıl: «Sana söylemedim; yahud: Sana söyleyecek değilim.» cevabını vermiş.
382- Bana Kâsım b. Zekeriyyâ rivâyet etti.
(Dedi ki) ; Bize Hüseyn yânı el-Cu'fî, Zâide'den, o da Hişam'dan naklen rivâyet etti.
Dedi ki: Hasen şunları söyledi: Ma'kıl b. Yesâr’ın yanında idik; ona hastalık ziyareti yapıyorduk. Derken Ubeydullah b. Ziyâd geldi. Ma'kıl ona hitaben: Sana Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)'den işittiğim bir hadis rivâyet edeceğim, dedi. Ve öteki râvilerin hadisi ma'nasında rivâyette bulundu.
383- Bize Ebû Gassân el-Mismaî ile Muhammed b. el-Müsennâ ve İs-hâk b. İbrahim de rivâyet ettiler. İshâk (Bize haber verdi) ta'birini kullandı. Ötekiler: Bize Muâz b. Hişâm rivâyet etti, dediler. Muâz
Dedi ki: Bana babam Katâdeden, o da Ebû'l-Melih' den naklen rivâyet etti ki, Ubeydullah b. Ziyâd Ma'kıl b. Yesar'ı hastalığında ziyaret etmiş. Ma'kıl ona şunları söylemiş: «Sana bir hadis söylüyeceğim; ama Ölüm hâlinde olmasaydım onu sana söylemezdim.» Ben Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)'i:
«Müslümanların umurunu üzerine alıp âa onlar için çalışmayan ve hayırhah olmayan hiç bir âmir yoktur ki, onlarla birlikde cennete girebilsin.» buyururken işittim.
Bu hadîsi Buhârî «Kitâbü'l-Ahkâm» da tahriç etmiştir.
Hazret-i Ma'kıl'i ziyarete gelen Ubeydullah b. Ziyâd Muâviye (radıyallahü anh) zamanında Basra valisi idi. Bu vazifeyi Muâviye'nin oğlu Yezid zamanında da yapmıştır.
Ma'kıl (radıyallahü anh)’ın bu hadisi ölüm döşeğine düşmeden söylememesi ya mumaileyh Ubeydullah'ın nasihat kabul etmeyeceğini bildiği içindir; ve âhir ömründe hadisi gizlemiş olmanın vebalinden korkarak onu rivâyet etmiştir. Yahut daha önce söylemiş olsa Ubeydullah üzerinde bir te'siri olmaz da onun bu kötü hâlini halkın kalplerine yerleştirmeye sebep olur endişesile o ana kadar gizlemiştir. Nevevî bu ikinci ihtimâli daha kuvvetli bulmaktadır. Birinci ihtimâl ona göre zaiftir; çünkü emr-i bil ma'ruf, kabul olunmamak ihtimâlile sakıt olmaz.
Hadisin bazı rivâyetlerinde: «Allah bir kulu bir halk kitlesinin başına geçirirse...» denilmiş; bazılarında bunun yerine: «Bir âmiri geçirirse...» diğer bâzılarında: «Bİr valiyi geçirirse...»ta'birleri kullanılmıştır. Bunlardan maksad; millet idarecileridir. Bu zevat millete dînî ve dünyevî bütün hususâtta yardımcı ve Öğretici mevkiindedirler. Milletin hukukunu korumaz; hudûdû şer'iyyeyi tatbik etmez; yahud adil olmazlarsa vazifelerini sü-i isti'mal etmiş olurlar. İşte hadisdeki «gâşş» tâbiîrinden murâd bunlardır.
İbn Battal diyor ki: «Bu hadis zâlim hükümdarlar için pek büyük bir tehdiddir. Çünkü kullara yapt
[17/4 15:54] Ömer Tarık Yılmaz: Huzeyfe (radıyallahu anh) anlatıyor: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:
'Nefsimi kudret elinde tutan Zat'a kasem olsun, ya ma'rufu emreder ve münkerden de yasaklarsınız veya Allah'ın katından umumî bir belâ göndermesi yakındır. O zaman yalvar yakar olursunuz da duanız kabul edilmez.'
Tirmizî, Fiten 9, (2170).
Kütüb-i Sitte
[17/4 15:55] Ömer Tarık Yılmaz: 20. Abdest azalarını üçer defa yıkamak.Su yetmemesi halinde azalar birer defa yıkanabilir.Aynı şekilde ikişer defa da yıkanabilir.Ancak sünnet olan üçer defa yıkamaktır.Üçten fazla yıkamak men edilmiştir.(Buhari-1/28;Tirmizi;İbni Mace 34)
[17/4 15:55] Ömer Tarık Yılmaz: Tarihte Bugün
• Kadir Gecesi
• İstanbul Adalarının Fethi 1453
• Ord. Prof. Ali Fuat Başgil’in Vefatı 1967
• 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın Vefatı 1993
Kuveyt Türk Dijital Takvim
https://play.google.com/store/apps/details?id=com.kuveytturk.dijital.takvim
[17/4 15:55] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Ayeti
“Eğer size yasaklanan (günah)ların büyüklerinden kaçınırsanız, sizin küçük günahlarınızı örteriz ve sizi güzel bir yere koyarız.”
Nisa 31
[17/4 15:55] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Hadisi
“Allah’ım! Sen affedicisin, Kerîm’sin, affetmeyi seversin, beni de affet.”
Tirmizî, Deavât, 84
[17/4 15:55] Ömer Tarık Yılmaz: KADİR GECESİ: BİN AYDAN HAYIRLI GECE
Cenâb-ı Hak, bütün insanlığı şirkin, zulmün ve cehaletin karanlıklarından İslam’ın aydınlığına eriştirmek ve ruhen olgunlaştırmak için Kur’an-ı Kerim’i indirmiştir. Kur’an ile bağı güçlü olan her şeyin değerini yüceltmiş, onu okuyup anlama ve yaşama gayretinde olanın ömrüne bereket vadetmiştir. Kur’an’ın indirildiği ay, on bir ayın sultanı, indirildiği gece de bin aydan daha hayırlı Kadir gecesi olmuştur.
Kadir gecesi, Yüce Rabbimizin yeryüzüne “es-Selâm” ismiyle tecelli ettiği, mümin gönüllere huzur ve esenlik vadettiği gecedir. Kadir gecesi, lütuf ve izzeti, feyiz ve bereketi bol olan manevi bir fırsat gecesidir. Nitekim Cenâb-ı Hak, Kadir Sûresi’nde şöyle buyurmaktadır: “Biz Kur’an’ı, Kadir gecesi’nde indirdik. Kadir gecesinin ne olduğunu sen bilir misin? Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır. Melekler ve Cebrail o gecede, Rablerinin izniyle her iş için iner de iner. O gece, tan yerinin ağarmasına kadar bir esenliktir.” Kadir, 97/1-5
Kuveyt Türk Dijital Takvim
https://play.google.com/store/apps/details?id=com.kuveytturk.dijital.takvim
[17/4 15:55] Ömer Tarık Yılmaz: عَنْ عَائِشَةَ رَضِيَ اللهُ عَنْهَا قَالَتْ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللهِ أَرَأَيْتَ إِنْ عَلِمْتُ أَيُّ لَيْلَةٍ لَيْلَةُ الْقَدْرِ مَا أَقُولُ فِيهَا قَالَ قُولِي اَللّٰهُمَّ إِنَّكَ عَفُوٌّ كَرِيمٌ تُحِبُّ الْعَفْوَ فَاعْفُ عَنِّي. (ت)
Hz. Âişe (r. anhâ) validemizden şöyle rivâyet olundu: “Yâ Resûlallâh! Kadir Gecesi’nin hangi gece olduğunu bilirsem nasıl dua edeyim, haber verir misiniz?” dedim. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), “Allâhümme inneke Afüvvün Kerîmün tühıbbü’l-afve fa‘fü annî” diye dua et.” buyurdular. (Sünen-i Tirmizî)
17 Nisan 2023
Fazilet Takvimi
[17/4 15:56] Ömer Tarık Yılmaz: KADİR GECESİ’NİN BAZI HUSÛSİYETLERİ
Cenâb-ı Hak, bazı kıymetli şeyleri birçok hikmet için gizlemiştir: Kullarının bütün ibadet ve tâatlere rağbet etmesi için rızâsını, ibadet ve tâatlerde; büyük-küçük bütün günahlardan kaçınmaları için gadabını, günahlarda; Kur’ân-ı Kerîm’in tamamına tazim edilmesi için İsm-i A‘zam’ı, Kur’ân-ı Kerîm’de; bütün namazların muhafaza edilmesi, hepsine ehemmiyet verilmesi için salât-ı vüstâyı, beş vakit namaz içinde; günün tamamında dua edilmesi için icâbet saatini, cuma gününde; hiç kimseyi hor ve hakîr görmemek için velî kullarını, insanlar arasında; Ramazân-ı şerîfin her gecesini, ibadet ve tâatle ihyâ edip daha çok sevap kazanılması için de Kadir Gecesi’ni, Ramazân-ı şerîf ayı içerisinde gizlemiştir.
Resûl-i Ekrem Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem, Kadir Gecesi’nin bazı alâmetlerini şöyle bildirmiştir:
O gece, gökyüzü parlak ve bulutsuz, hava latîf olur; soğuk veya sıcak olmaz. O gecenin sabahında Güneş, ziyâsız (solgun) olarak doğar.
Kadir Gecesi, içerisinde Kur’ân-ı Kerîm indirilen mübarek bir gecedir. Bu gecede yapılan ibadet, (içinde Kadir Gecesi olmayan) bin ayda yapılan ibadetten daha hayırlıdır.
Peygamber Efendimize (s.a.v.), kendisinden önceki ümmetlerin ömürleri gösterildi. Ümmetinin ömürlerini kısa gördü de Hazret-i Allâh’a dua etti. Bunun üzerine Hazret-i Allah, bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi’ni ihsân etti.
Kadir Gecesi’nde melekler iner; bu gecenin esrârını görmek üzere inen meleklerden yeryüzü dolup daraldığı için bu geceye, darlık manasına gelen “kadr” ismi verilmiştir.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurdular: “Kadir Gecesi olunca Allâhü Teâlâ, Cebrâîl aleyhisselâm’a emreder. Cebrâîl (a.s.), yanlarında yeşil bir sancak bulunan meleklerle yeryüzüne inip sancağı Kâbe-i Muazzama’nın üzerine dikerler. Cebrâîl (a.s.), bu gece melekleri teşvik eder; onlar da her ayakta bulunana, durana, oturana, namaz kılana ve zikredene selam verir ve onlarla musâfaha eder, yaptıkları dualara, “Âmîn” derler. Bu, fecir vaktine kadar devam eder.”
Bu gece, sabah vaktine kadar selâmettir.
17 Nisan 2023
Fazilet Takvimi
[17/4 15:56] Ömer Tarık Yılmaz: “Rabbim! Bana hikmet ver ve beni iyiler arasına kat.” (Şu’arâ, 26/83)
[17/4 15:56] Ömer Tarık Yılmaz: VAROLUŞUN HİKMETİ
Yüce Allah bu alemi ve insanı boşuna yaratmamıştır. Her var- lık evrende bir görevi yerine getirmektedir. İnsan dışındaki var- lıklar yaratılış gayelerini gayrı iradî olarak yerine getirirken, insan ise yaptıklarından sorumlu tutulmuştur.
Kur’an-ı Kerim’de bu gerçek; “Sizi boşuna yarattığımızı ve bize tekrar döndürülmeyeceğinizi mi sandınız?” (Mü’minûn, 23/115) şek- linde ifade edilmektedir.
İnsanın varoluş hikmeti her şeyden önce Rabbini tanıma ve O’na kul olmaktır. Yüce Mevlamız bu hakikati şöyle bildirir: “Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.” (Zâriyât, 51/56) O halde insan hayatı boyunca yaratanını tanımak ve O’nun rızası doğrultusunda yaşamak için gayret etmelidir.
KEVSER SÛRESİ
Mekke döneminde inmiştir. Medine döneminde indiği de rivayet edilmiştir. 3 âyettir.
Kevser, çok hayır, bereket de- mektir.
Cennette Hz. Peygambere mahsus bir havuzun da adıdır.
Sûrede Hz. Peygamber’e dünya ve ahirette verilen nimetlerden bahsedilmekte, kendisine Al- lah’a kulluk etmesi ve kurban kesmesi emredilmektedir.
Ayrıca ona düşmanlık edenler kınanmaktadır.
ÖZLÜ SÖZ
Allah’ı tanıyan kişi insanlardan özür diler. Özür dileyenin özrünü kabul eyle. Sana eziyet edeni affedip tatlı ve yumuşak söyle. Elinden geldiği kadar kusurları affet, ayıpları görmezden gel. Af ihsanların en güzelidir. (Erzurumlu İbrahim Hakkı)
[17/4 15:56] Ömer Tarık Yılmaz: Sıkıntı ve zorluk veren şeyleri yaratan
Ad-Darr : The Creator of The Harmful who creates things that cause pain and injury
Cenab-ı Hak buyuruyor:
'Nimet olarak size ulaşan ne varsa, Allah'tandır, sonra size bir zarar dokunduğunda (yine) ancak O'na yalvarmaktasınız.' (Nahl,53)
'Şayet Allah sana bir zarar dokunduracak olursa, O'ndan başka bunu giderecek yoktur. Sana bir iyilik dokunduracak olursa da O, herşeye güç yetirendir.' (Enam,17)
Menfaatleri ve mazaaratları yaratan, ancak Allah'tır.
Bütün olaylar sebeplerle meydana geliyorsa da, sebepler yok olanı var edemez. Onlar ancak insanların elinde birer tutamak ve Hak'tan bir isteme vesikası olmak üzere yaratılmıştır.
İnsanın menfaat ve zararlarına hakim ve rakipsiz müessir ancak Allah'tır.
O, insanlara, menfaat ve zararları ayırd edici kuvvet vermiştir.
Allah'ın bir zarar vermeyi dilemesini hiç bir şey önleyemez.
Allah her şeyi yaratan ve yarattığına bir etki koyandır. Her şeyin olumlu ve olumsuz etkisi O'nun yed-i kudretindedir. O'nun iradesi, dilemesi ve izni olmadan hiçbir şey etkisini gösteremez.
Allah'a sadece Dâr ismiyle dua etmek caiz değildir. Bu nedenle her iki isimle (Darr, Nâfi) birlikte dua edilmelidir. Bu iki ismin birlikte zikredilmesi, Allah'ın dilediğine yarar sağlamaya dilediğine de zarar vermeye kadir olduğunu gösterir. Zira zarar verme veya yarar sağlama gücüne sahip olmayanın varlığı ve etkiside olmaz.
Tatlı, güzel şeyleri halkeden Rabbimiz olduğu gibi; acı, sıkıntılı ve kederli şeyleri de O yaratmıştır.
Bu ismi bilmenin faydaları
Her müslüman Allah'tan başka zarar veren biri olmadığına inanmalı, O'nun iradesi ve fiiliyle gerçekleştiğini bilmelidir. Dünya hayatı da ahiret hayatı da yarar ve zarar arasında taksim edilmiştir. Buna göre cennet saf yarar, cehennem de saf zarardır. Dünyada geçekleşen zarar, ahiret için bir yarara dönüşebilir. Bu durumda bu dünyadaki zarar, mecazi anlamdadır. Eğer dünyadaki zarar, ahiret için de bir zarar ise bu durumda zarar gerçek anlamdadır.
Kaynaklar
1) Esmâ-ül Hüsna, Karınca Yayınları, Nisan 2004
2) Calligraphy, The Most Beautiful Names, Tosun Bayrak, Threshold Books, 1985
3) 5) Mecmuatul Ahzab, Büyük Dua Kitabı, Ahmed Ziyaüddin Gümüşhanevi, Denge Kitabevi Yayınları
[17/4 15:57] Ömer Tarık Yılmaz: A) RAMAZAN ORUCUNUN KAZÂSI
Ramazandan bir gün veya daha fazla oruç tutmayan kimselerin, bunları kazâ etmeleri gerektiğinde görüş birliği vardır. Tutmama hastalık, yolculuk, hayız, nifas ve benzeri özürler sebebiyle, yahut kasten veya yanılarak niyeti terketmek suretiyle olabilir. Her ne sebeple olursa olsun gününde tutulamamış ramazan orucunun kazâ edilmesi gereklidir. Aynı şekilde kefâret, adak veya başlanıp bozulmuş nâfile oruçların kazâsı da gereklidir. Başlanıp tamamlanmamış nâfile oruç meselesinde, Şâfiîler hiçbir şekilde kazâyı gerekli görmezken, Mâlikîler sadece kasten bozma durumunda kazâyı gerekli görmüşlerdir.
Ramazan orucunun kazâsı yasak günler dışında her zaman yapılabilir. Şâfiîler'e göre ise bir ramazanda kazâya kalmış orucun, gelecek ramazana kadar kazâ edilmesi gerekir. Bir ramazanın kazâ borcu yerine getirilmeden, öteki ramazan gelecek olursa, kazâ borcuna ilâveten bir de fidye ödeme yükümlülüğü ortaya çıkar.
B) KEFÂRET ORUCU
Ramazanda özürsüz olarak oruç tutmamak büyük günahtır. Müslüman kişinin mazeretsiz olarak oruç yemesi son derece uzak ihtimaldir. Bununla birlikte ramazanda mazeretsiz olarak kasten oruç yemek, ramazanın saygınlığını ihlâl etmek anlamına geleceği için kefâret ödemek gerekir. Kefâret için genel olarak önerilen üç seçenekten sadece ikisinin günümüzde tatbik imkânı vardır ki bunlardan birisi iki ay peş peşe oruç tutmak, ikincisi 60 fakiri doyurmaktır. Toplumsal şartlar gereği ve bir anlamda köleliğin kaldırılması hedefine yönelik olarak önerilen köle âzat etme seçeneği köleliğin ortadan kalkmasıyla uygulama dışı kalmıştır.
Hanefîler, kefâret seçeneklerinde sıra gözetmenin gerekli olduğunu savundukları için öncelikle iki ay peş peşe oruç tutmayı, bu mümkün olmazsa diğer seçenek olan altmış fakiri doyurma seçeneğinin uygulanabileceğini ileri sürmüşlerdir. Mâlikîler ise, sıra gözetmeksizin herhangi bir seçeneğin yerine getirilmesini yeterli görmüşlerdir.
Araya hayız ve nifas gibi doğal mazeretlerin girmesi durumu kefâret orucunun peş peşe oluş özelliğine zarar vermez. Bu haller geçtikten sonra yeniden niyet edilerek kalınan yerden devam edilir.
Ramazanda oruç bozmanın kefâretle cezalandırılmasının altında, ramazanın saygınlığına karşı işlenmiş bir suç bulunması yatar. Ramazanda oruç bozmak, ramazan ayına ve ramazan orucuna yapılmış bir hürmetsizlik olduğu için böyle yapan kimseler için kefâret öngörülmüştür. Bu espriyi dikkate alan bazı fakihler, kefâreti oruç tutmamanın değil, orucu bozmanın cezası olarak değerlendirip, ramazan ayında ramazan orucuna niyet edilmediği takdirde oruç yemenin kefâreti gerektirmediğini söylemişlerdir. Fakat bu görüş, pek anlamlı ve isabetli görünmemektedir. Çünkü, niyet etsin veya etmesin, ramazanda mazeretsiz olarak oruç yiyen/tutmayan kişi, ramazan orucuna olmasa bile ramazan ayına saygısızlık etmiş olmaktadır. Öte yandan bir ramazanda birden fazla oruç yemek durumunda sadece bir kefâretin öngörülmesi, kefâret konusunda tek başına orucun değil, bir bütün olarak ramazanın göz önünde tutulduğunu göstermektedir. Şayet kefâretin sebebi ramazan orucu olacak olsaydı, bozulan her bir ramazan orucu için kefârete hükmedilmesi gerekirdi.
Esasen ramazan ile ramazan orucunu birbirinden ayırmak da gerçekte mümkün değildir. O halde Hanefîler'in ortaya attığı bu görüşün anlamı nedir? Öyle sanıyoruz ki, ramazan ayı ile ramazan orucunun birbirinden ayrılması zihnen mümkün olsa bile gerçekte böyle bir şeyin mümkün olmadığını elbette onlar da bilmekteydiler. Fakat hukuk tekniği bakımından kendi görüşleri arasındaki tutarlılığı kaybetmemek ve bu yönden tenkide mâruz kalmamak için bu ayırımı yapmak durumunda kalmışlardır. Bu bakımdan teknik bir ayrıntının sonucu olan bu görüşü, aslî bir görüş gibi değerlendirip, 'canım, niyet etmediğimi
[17/4 15:57] Ömer Tarık Yılmaz: Onlarin (münafiklarin) durumu, (karanlik gecede) bir ates yakan kimse misalidir O ates yanip da etrafini aydinlattigi anda Allah, hemen onlarin aydinligini giderir ve onlari karanliklar içinde birakir; (artik hiçbir seyi) görmezler (BAKARA/17)
Bunu yapamazsaniz -ki elbette yapamayacaksiniz- yakiti, insan ve tas olan cehennem atesinden sakinin Çünkü o ates kâfirler için hazirlanmistir (BAKARA/24)
Inkâr edip âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, onlar cehennemliktir, onlar orada ebedî kalirlar (BAKARA/39)
Israilogullari: Sayili birkaç gün müstesna, bize ates dokunmayacaktir, dediler De ki (onlara): Siz Allah katindan bir söz mü aldiniz -ki Allah sözünden caymaz-, yoksa Allah hakkinda bilmediginiz seyleri mi söylüyorsunuz? (BAKARA/80)
Hayir! Kim bir kötülük eder de kötülügü kendisini çepeçevre kusatirsa iste o kimseler cehennemliktirler Onlar orada devamli kalirlar (BAKARA/81)
Ibrahim de demisti ki: Ey Rabbim! Burayi emin bir sehir yap, halkindan Allah'a ve ahiret gününe inananlari çesitli meyvelerle besle Allah buyurdu ki: Kim inkâr ederse onu az bir süre faydalandirir, sonra onu cehennem azabina sürüklerim Ne kötü varilacak yerdir orasi! (BAKARA/126)
(Kötülere) uyanlar söyle derler: Ah, keske bir daha dünyaya geri gitmemiz mümkün olsaydi da, simdi onlarin bizden uzaklastiklari gibi biz de onlardan uzaklassaydik! Böylece Allah onlara, islerini, pismanlik ve üzüntü kaynagi olarak gösterir ve onlar artik atesten çikamazlar (BAKARA/167)
Allah'in indirdigi kitaptan bir seyi (âhir zaman Peygamberinin vasiflarini) gizleyip onu az bir paha ile degisenler yok mu, iste onlarin yeyip de karinlarina doldurduklari, atesten baska bir sey degildir Kiyamet günü Allah ne kendileriyle konusur ve ne de onlari temize çikarir Orada onlar için can yakici bir azap vardir (BAKARA/174)
Onlar dogru yol karsiliginda sapikligi, magfirete bedel olarak da azabi satin almis kimselerdir Onlar atese karsi ne kadar dayaniklidirlar! (BAKARA/175)
Onlardan bir kismi da: Ey Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik ver Bizi cehennem azabindan koru! derler (BAKARA/201)
Iman etmedikçe putperest kadinlarla evlenmeyin Begenseniz bile, putperest bir kadindan, imanli bir câriye kesinlikle daha iyidir Iman etmedikçe putperest erkekleri de (kizlarinizla) evlendirmeyin Begenseniz bile, putperest bir kisiden inanmis bir köle kesinlikle daha iyidir Onlar (müsrikler) cehenneme çagirir Allah ise, izni (ve yardimi) ile cennete ve magfirete çagirir Allah, düsünüp anlasinlar diye âyetlerini insanlara açiklar (BAKARA/221)
Allah, inananlarin dostudur, onlari karanliklardan aydinliga çikarir Inkâr edenlere gelince, onlarin dostlari da tâguttur, onlari aydinliktan alip karanliga götürür Iste bunlar cehennemliklerdir Onlar orada devamli kalirlar (BAKARA/257)
Sizden biriniz arzu eder mi ki, hurma ve üzüm agaçlariyla dolu, arasindan sular akan ve kendisi için orada her çesit meyveden (bir miktar) bulunan bir bahçesi olsun da, bakima muhtaç çoluk çocugu varken kendisine ihtiyarlik gelip çatsin, bahçeye de içinde ates bulunan bir kasirga isabet ederek yakip kül etsin! (Elbette bunu kimse arzu etmez) Iste düsünüp anlayasiniz diye Allah size âyetleri açiklar (BAKARA/266)
Faiz yiyenler (kabirlerinden), seytan çarpmis kimselerin cinnet nöbetinden kalktigi gibi kalkarlar Bu hal onlarin 'Alim-satim tipki faiz gibidir' demeleri yüzündendir Halbuki Allah, alim-satimi helâl, faizi haram kilmistir Bundan sonra kime Rabbinden bir ögüt gelir de faizden vazgeçerse, geçmiste olan kendisinindir ve artik onun isi Allah'a kalmistir Kim tekrar faize dönerse, iste onlar cehennemliktir, orada devamli kalirlar (BAKARA/275)
Bilinmelidir ki inkâr edenlerin ne mallari ne de evlâtlari Allah huzurunda kendilerine bir fayda saglayacaktir Iste onlar cehennnemin yakitidir (AL-İ İMRAN/10)
(Bu nimetler) 'Ey Rabbimiz! Iman ettik; bizim günahlarimizi bagisla, bizi ates azabindan koru!' diyen; (AL-İ İMRAN/16)
Onlarin bu tutumlari: Bize ates, sadece sayili günlerde dokunacaktir,
[17/4 15:58] Ömer Tarık Yılmaz: MUSİKİ VE EĞLENCE
4300 - Hz. Aişe radıyallahu anha anlatıyor: 'Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, benim yanımda iki cariye, Buas (savaşı ile ilgili hamâsi) türküler söylerken çıkageldi. Gidip yatağın üzerine (yan üstü uzandı ve yüzünü de (aksi istikamete) çevirdi. Derken (babam) Hz. Ebu Bekr radıyallahu anh girdi. Derhal beni azarladı ve: 'Resûlullah'ın hane-i saadetlerinde şeytan çalgısı ha!' dedi. Bunun üzerine Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, ona yönelip.
'Bırak onları (söylesinler!)' buyurdu. (Onlar sohbete dalıp, bizden) dikkatlerini çekince, ben cariyelere göz işareti yaptım, kalkıp gittiler.'
Hz. Aişe devamla der ki: 'Bir bayram günüydü. Siyahiler, mescidde kılınç-kalkan oyunu oynuyorlardı. Ben mi Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'dan taleb etmiştim (bilemiyorum), yoksa o (kendiliğinden) mi 'Seyretmek ester misin?' buyurdular. Ben:
'Tabii!' dedim. Kalktı, beni geri tarafına aldı, yanağım yanağının üstünde olduğu halde durduk.
'Ey Erfideoğulları göreyim sizi (oynayın)!' diyordu. Ben usanınca(ya kadar böyle devam ettik. Usandığımı farkedince):
'Yeter mi?' buyurdular. Ben:
'Evet!' dedim.
'Öyleyse git!' dediler.'
Buhari, Iydeyn 2, 3, 25, Cihad 81, Menakıb 15, Menakıbu'l-Ensar 46, Nikah 82, 114; Müslim, Iydeyn 19, (892); Nesai, Iydeyn 35 - 36, (3, 195-197).
4301 - Amir İbnu Sa'd radıyallahu anh anlatıyor: 'Bir düğün sırasında Karaza İbnu Ka'b ve Ebu Mes'ûd el-Ensâri'nin yanına girdim, bir kısım cariyeler şarkı söylüyorlardı. Dayanamayıp:
'Sizler, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın Bedir Ashabından olun da yanınızda şu iş yapılsın olacak şey değil!' dedim. Bunun üzerine onlar:
'Otur, dilersen bizimle dinle, dilersen git, Bize düğünde eğlenme ruhsatı verildi!' dediler.'
Nesai, Nikah 80, (6, 135).
4302 - Muhammed İbnu'l-Münkedir rahimehullah anlatıyor: 'Bana ulaştığına göre, Allah Teâla Hazretleri Kıyamet günü şöyle seslenecektir:
'Kulaklarını eğlence ve şeytan çalgısından uzak tutanlar neredeler? Onları misk bahçelerine dahil edin!'
Sonra Melaike aleyhissalatu vesselam'a seslenecek:
'Onlara benim takdirlerimi duyurun ve haber verin ki, kendilerine artık ne korku var, ne de üzüntü!'
Rezin ilavesidir.)
[17/4 15:58] Ömer Tarık Yılmaz: Behz İbnu Hakîm İbni Mu'âviye İbni Hayde el-Kuşeyrî babası tarikiyle dedesinden şunu rivayet ediyor: 'Dedim ki: Ey Allah'ın Resûlü, ben sana gelirken, seni ve dinini benimsemiyeceğim diye şunların (ellerinin parmaklarını göstererek) adedinden fazla yemin ettim. Meğerse, Allah ve Resûlünün öğrettiği dışında hiçbir şey anlamayan bir kimseymişim. Şimdi Allah rızası için senden soruyorum. Allah seninle bizlere ne gönderdi?'
Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm): 'İslâm'ı dedi. 'Pekâla, dedim, İslâm'ın alâmetleri nedir?' Şu cevabı verdi: 'Kendimi Allah'a teslim ettim, başka şeyleri terkettim' demen, namaz kılman, zekât vermendir. Her Müslüman bir başka Müslümana haramdır. İki Müslüman birbiriyle kardeştir ve birbirlerine yardımcıdırlar. Bir kimse Müslüman olduktan sonra müşrikleri terkedip, Müslümanlara karışmadıkça hiçbir ameli (Allah katında) makbul değildir.'
Nesâî, Zekât 72, (5, 82).
[17/4 15:58] Ömer Tarık Yılmaz: Eğer onlar iman edip Allah’ın emirlerine karşı gelmekten sakınmış olsalardı, Allah katında kazanacakları sevap kendileri için daha hayırlı olacaktı. Keşke bilselerdi!
[Bakara Sûresi.103]
[17/4 15:58] Ömer Tarık Yılmaz: 'Rabbim! Beni, annemi babamı, inanmış olarak evime girenleri, mümin erkekleri ve mümin kadınları bağışla, zalimleri ise daima helak et.' (Nûh, 71/28)
[17/4 15:59] Ömer Tarık Yılmaz: Allah’a dayan sa’ye sarıl hikmete ram ol / Yol varsa budur bilmiyorum başka çıkar yol[Mehmet Akif Ersoy]
[17/4 15:59] Ömer Tarık Yılmaz: Hz.HASAN
Hz.İmâm Hasan, Hz.Ali ile Hz.Fâtıma’tüz Zehra’nın evliliklerinden dünyaya gelen ilk oğullarıdır. Hz.Muhammed’in sevgili torunu olan Hz.İmâm Hasan, Hicret’in 3.yılı Ramazan ayının 15. gününde Medine-i Münevvere’de dünyaya gelmişlerdir.
Hz.İmâm Hasan’ın, 5 kız 11 erkek olmak üzere, 16 evlâtları olmuştur. Hz.İmâm Hasan’ın künyeleri; “Ebû Muhammed”, lâkapları “Müctebâ”, “Zeki”, “Sıbt”tır; en meşhur lâkapları ise “Seçilmiş” anlamına gelen “Müctebâ”dır.
Hz.Muhammed, sevgili torunları Hz.İmâm Hasan ve Hz.İmâm Hüseyin’i pek çok severler ve onlar hakkında; “Hasan ve Hüseyin cennet gençlerinin efendileridir, ulularıdır”, “Onlar dünyada benim iki demet çiçeğimdir” der ve onlara; “Oğullarım” diye hitab ederlerdi.
Hz.Peygamber; Hz.İmâm Hasan ve Hz.İmâm Hüseyin hakkında;
“Allah’ım” buyurmuşlar; “Ben bu ikisini severim, sen de bunları ve bunları sevenleri sev; bunlar benim ve kızımın oğullarıdır.”
Yine bir hadîs-i şeriflerinde de şöyle buyurmuşlardı:
“Onları seven beni sever, beni seven ise Allah’ı sever; Allah’ı seveni Allah cennete koyar; onlara buğzeden bana buğzeder; bana buğzeden Allah’a buğzeder; kendisine buğzedeni ise Allah cehenneme atar.”
Hz.İmâm Hasan, göğüslerinden başlarına dek, Hz.Resûl-ü Ekrem’e benzerlerdi. Bilhassa yüzleri Cenâb-ı Peygamber’e çok benzerdi. Hz.İmâm Hasan, ahlâk bakımından insanlara bir örnekti ve cömertliği de çok fazlaydı. Hz.Muhammed’in bir hadîslerinde, Hz.İmâm Hasan hakkında:
“Bu benim oğlum seyyid’dir. Allah, onun vasıtasıyla Müslümanlardan iki büyük bölüğün arasını uzlaştıracaktır” buyurdukları da zikredilmektedir.
Hz.Ali, Hak’ka kavuştuktan sonra Hz.İmâm Hasan, kendilerini gasledip kefenlemişler, namazını kılmışlar, aynı gece sabaha karşı şimdiki türbelerinin bulunduğu yere, Necef (Irak) şehrine yerleştirmişlerdir.
Hz.İmâm Hasan, babaları Hz.Ali’yi türbelerine yerleştirdikten sonra zengin, fakir bütün halkı topladı. Taziye şartları yerine getirildikten sonra, Ramazan ayının 21.günü Kûfe mescidinde halka buyurdu ki;
“Bu gece, öyle bir zât vefât etti ki; Resûlullah’tan başka, ne evvel gelenler içinde onun derecesini aşan vardır; ne sonra gelecekler arasında bulunur. O, Resûlullah’ın mâhiyyetinde savaşır, canıyla onu korurdu. Cebrâil sağında giderdi onun, Mikâîl solunda. Allah’ın izniyle, gittiği yeri fethetmeden dönmezdi. Meryemoğlu Îsâ’nın göğe ağdığı, Mûsâ’nın vasîsî Yûşâ’ın vefât ettiği, Muhammed’e Kur’ân’ın indiği gece vefât etti. Altın ve gümüş olarak ancak yediyüz dirhem bıraktı.”
Söz buraya gelince Hz.İmâm Hasan dayanamayıp ağlamaya başladı; halk da ona uydu. Sonra buyurdu ki;
“Ey insanlar, beni bilen bilir, bilmeyen bilsin ki benim Ali’nin oğlu Hasan. Benim insanlara müjde verenin, benim insanları korkutanın, benim Muhammed’in oğlu. Benim Allah izniyle insanları Allah’a çağıranın oğlu. Benim o «Ehl-i Beyt»ten ki; Allah, her türlü kötülüğü giderdi onlardan; tertemiz etti onları. Benim o «Ehl-i Beyt»ten ki; Cebrâil, evimize inerdi bizim; evimizden ağardı göğe. Benim o «Ehl-i Beyt»ten ki; onları sevmeyi her Müslümana farzetmiş ve Allah buyurmuştur ki; «De ki; Risâletimin (Peygamberliğimin) tebliği hususunda, akrabamı (Ehl-i Beyt’imi) sevmenizden başka hiçbir ücret istemiyorum. Her kim iyilik kazanmışsa onun mükâfatını arttırırız..»” (Şûrâ 23.âyet) âyeti kerimesini okuduktan sonra; “Yapılan güzel ve iyi iş, bizi «Ehl-i Beyt’i» sevmektir.”
Hz.İmâm Hasan vaazdan sonra buyurdular ki;
“Peygamberlik tahtının sultanlık vârisi, velilik mülkü hakiminin yerine geçen benim ki, atam sizi dinine davet etti. Babam da size hidâyet saadetini eriştirdi. Bende şimdi sizi onların yoluna davet etmekteyim. Ve gerçek biliniz ki; bana uymak onlara uymak
[17/4 16:00] Ömer Tarık Yılmaz: Bayram günü oruç tutulabilir mi?
Ramazan bayramının birinci gününde, Kurban bayramının dört gününde oruç tutmak tahrimen mekruhtur. Çünkü bugünler ziyafet, yeme, içme ve sevinç günleridir.
[17/4 16:00] Ömer Tarık Yılmaz: ABD
1. Kul. (Bkz. Kul) Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyuruyor ki Her türlü noksanlıktan münezzeh olan Allahü teâlâ, abdini (Muhammed aleyhisselâmı) bir gece Mescid-i Haram'dan, Mescid'i Aksâ'ya götürdü. (İsrâ sûresi 1) Göklerde ve yerde olan herkes, hiçbiri müstesnâ olmamak üzere, çok esirgeyici Allahü teâlâya mutlaka abd olarak gelecektir. ( Meryem sûresi 93) 2. Köle. Üzerinize, sizi Allahü teâlânın kitâbı ile yöneten bir abd bile vâli tâyin edilse, onu dinleyin ve itâat edin. (Hadîs-i şerîf-Müslim)
[17/4 16:02] Ömer Tarık Yılmaz: Bir grup oluşturarak aralarında para toplayıp Hz. Peygamber adına kurban kesilebilir mi?
Dinimizde insanların bir grup oluşturarak aralarında para toplayıp Hz. Peygamber (s.a.s.) adına kurban kesmeleri şeklinde bir uygulama yoktur. Bunun, yapılması gereken bir ibadet gibi görülmesi doğru değildir. Çünkü Allah ve Raûlünden nakledilmeyen bir uygulamayı ibadet gibi telakki etmek ve ona dînîlik vasfı vermek bid’attir. Her bid’at de Hz. Peygamber (s.a.s.)’in nitelemesiyle dalâlettir (Müslim, Cuma 44; Ebû Dâvûd, Sünnet 6; Tirmizî, Mukaddime 16).
Hz. Ali’den rivayet edilen “Rasulullah (s.a.s.) (sağlığında) kendi yerine bir kurban kesmemi vasiyet etti. İşte ben de onun yerine kurban kesiyorum.” (Ebu Davud, Dahaya, 2; Müsned, I, 107, 149) şeklindeki haber, bu uygulamaya delil olamaz. Çünkü Hz. Ali kurbanı kesme gerekçesi olarak Hz. Peygamber (s.a.s.)’in kendisine bunu vasiyet etmesini göstermiştir. Dolayısıyla bu hadis, eğer vasiyeti yoksa ölü adına kurban kesileceğine delalet etmez.
[17/4 16:02] Ömer Tarık Yılmaz: KÂBE
Allah'a ibâdet olunmak üzere, yeryüzündeki ilk yapılan binâ Kâbe'dir. Kâbe, Mescid-i Harâm'ın ortasında duvar uzunlukları 11-12 m. arasında değişen yaklaşık 13 m. yüksekliğinde, taştan yapılmış dört köşe bir binadır. Üzeri, her sene hac mevsiminde yenilenen siyah bir örtü ile örtülür.
Köşelerinde çapraz olarak iki hat geçtiği düşünülürse, bu hatların uçları yaklaşık olarak dört aslî yönü gösterir. Bu köşelerden herbirinin ayrı ismi vardır:
Doğu köşesine 'Rükn-i Hâcer-i Esved' veya 'Rükn-i Şarkî', güney köşesine 'Rükn-i Yemânî', batı köşesine 'Rükn-i Şâmî', Kuzey köşesine de 'Rükn-i Irakî' denir.
[17/4 16:02] Ömer Tarık Yılmaz: ' De ki: 'Yarattığı şeylerin kötülüğünden, karanlığı çöktüğü zaman gecenin kötülüğünden, düğümlere üfleyenlerin kötülüğünden, haset ettiği zaman hasetçinin kötülüğünden, sabah aydınlığının Rabbine sığınırım.'
(Felak, 113/1-5)
http://www.duavesureler.com
[17/4 16:03] Ömer Tarık Yılmaz: 'Müminin mümine karşı durumu, bir parçası diğer paçasını sımsıkı kenetleyip tutan binalar gibidir.'
(Buharî, 'Salât', 88, 'Mezâlim', 5; 'Edeb',36;Müslim, 'Birr', 65.)
http://www.duavesureler.com
[17/4 16:03] Ömer Tarık Yılmaz: 'Allah’ım! Senden istenen şeylerin hayırlısını, duanın hayırlısını, kurtuluşun hayırlısını, işlerin hayırlısını, sevabın hayırlısını, hayatın hayırlısını, ölümün hayırlısını istiyorum…'
(Hâkim, 'De’avât', No:1911)
http://www.duavesureler.com
[17/4 16:03] Ömer Tarık Yılmaz: • Kadir Gecesi
• Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın Vefatı (1993)
Semerkand Takvimi
[17/4 16:03] Ömer Tarık Yılmaz: Kadir Gecesi
Zaman ve mekânlar, kendilerinde meydana gelen önemli olaylarla değer kazanırlar. Kadir gecesini bu derece değerli kılan en önemli özellik de Kur’ân-ı Kerîm’in bu gece indirilmeye başlanmış olmasıdır. Kur’ân-ı Kerîm’in nüzûlü ve Peygamberimiz’in [sallallahu aleyhi vesellem] insanlığa son peygamber olarak gönderilmesi, dünya tarihinin en önemli hadisesidir. Kur’ân-ı Kerîm’de bu gece hakkında şöyle buyrulmaktadır:
Şüphesiz, biz onu (Kur’an’ı) Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin ne olduğunu bilir misin? Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır. Melekler ve Ruh (Cebrâil) o gecede, Rab’lerinin izniyle her türlü iş için iner de iner. O gece, tan yerinin ağarmasına kadar bir esenliktir (Kadr 97/1-5).
Enes b. Mâlik [radıyallahu anh] Resûlullah’ın [sallallahu aleyhi vesellem] şöyle buyurduğunu rivayet eder:
Kadir gecesi olunca, Cebrâil [aleyhisselâm] meleklerden bir cemaat ile iner; ayakta ibadet eden (namaz kılan) veya oturarak Allah’ı zikreden her kula dua eder ve selâm verirler (Beyhakî, Şuabü’l-İmân).
Kim, inanarak ve sevabını Allah’tan bekleyerek Kadir gecesini ibadetle ihya ederse, geçmiş günahları affedilir’’ (Buhârî).
Semerkand Takvimi
[17/4 16:05] Ömer Tarık Yılmaz: Bir Ayet
' De ki: 'Yarattığı şeylerin kötülüğünden, karanlığı çöktüğü zaman gecenin kötülüğünden, düğümlere üfleyenlerin kötülüğünden, haset ettiği zaman hasetçinin kötülüğünden, sabah aydınlığının Rabbine sığınırım.'
(Felak, 113/1-5)
Daha fazlası için Bir Ayet Hadis Dua uygulamasını hemen indir; Google Play: https://birayethadisdua.page.link/app?ayet=q8YXLWLkuM4=
[17/4 16:05] Ömer Tarık Yılmaz: Bir Hadis
'Kim kötü ve çirkin bir iş görürse onu eliyle düzeltsin; eğer buna gücü yetmiyorsa diliyle düzeltsin; buna da gücü yetmezse, kalben karşı koysun. Bu da imanın en zayıf derecesidir.'
(Müslim, “Îmân”, 78; Ebu Dâvûd, “Salât”, 248)
Daha fazlası için Bir Ayet Hadis Dua uygulamasını hemen indir; Google Play: https://birayethadisdua.page.link/app?hadis=q8YXLWLkuM4=
[17/4 16:06] Ömer Tarık Yılmaz: Bir Dua
'...Allah’ım! Sevdiklerimden geri aldığın şeyleri, sevdiğin şeyleri (yapmam) için bana boş zaman kıl.'
(Tirmizî, 'De’avât', 75)
Daha fazlası için Bir Ayet Hadis Dua uygulamasını hemen indir; Google Play: https://birayethadisdua.page.link/app?dua=q8YXLWLkuM4=
[17/4 16:07] Ömer Tarık Yılmaz: En büyük hata, dilin çok çok yalan söylemesidir. Hadis-i Şerif
[17/4 16:07] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Ayeti
Gökyüzünü de korunmuş bir tavan yaptık. Onlar ise oradaki, (Allah’ın varlığını gösteren) delillerden yüz çevirmektedirler.
(Enbiyâ, 21/32)
[17/4 16:07] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Hadisi
Bir hastayı ziyaret ettiğinde, ondan senin için dua etmesini iste. Zira onun duası, meleklerin duası gibidir.
(Ibn Majah)
[17/4 16:07] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Duası
Rabbim! Bağışla, merhamet et. Çünkü sen merhamet edenlerin en hayırlısısın!
(Mü'minûn, 23/118)
[17/4 16:07] Ömer Tarık Yılmaz: Vaktin Esmaül Hüsnası
El-Mütekebbir
İhtiyaç ve noksanlığı gerektiren her şeyden münezzeh, pek yüce ve ulu
[17/4 16:07] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Hikayesi
Tek Ayakkabı
Ayakkabıcı, yeni getirdiği malları vitrine yerleştirirken, sokaktaki bir çocuk onu seyretmekteydi. Okullar kapanmak üzere olduğundan, spor ayakkabılara rağbet fazlaydı. Gerçi mallar lüks sayılmazdı ama, küçük bir dükkân için yeterliydi. Onların en güzelini ön tarafa koyunca, çocuk vitrine doğru biraz daha yaklaştı. Fakat bir koltuk değneği kullanmaktaydı. Hem de güçlükle...
Adam ona bir kez daha göz attı. Üstündeki pantolonun sol kısmı, dizinin alt kısmından sonra boştu. Bu yüzden de sağa sola uçuşuyordu. Çocuğun baktığı ayakkabılar, sanki onu kendinden geçirmişti. Bir müddet öyle durdu. Daldığı hülyadan çıkıp yola koyulduğunda, adam dükkândan dışarı fırlayıp:
- 'Küçüüük!' diye seslendi.' Ayakkabı almayı düşündün mü? Bu seneki modeller bir hârika!'
Çocuk, ona dönerek:
- 'Gerçekten çok güzeller!' diye tebessüm etti, 'Ama benim bir bacağım doğuştan eksik'.
- 'Bence önemli değil!' diye atıldı adam. 'Bu dünyada her şeyiyle tam insan yok ki! Kiminin eli eksik, kiminin de bacağı. Kiminin de akli veya vicdanı.'
Küçük çocuk, bir şey söylemiyordu. Adam ise konuşmayı sürdürdü:
- 'Keşke vicdanımız eksik olacağına, ayaklarımız eksik olsa idi.'
Çocuğun kafası iyice karışmıştı. Bu sefer adama doğru yaklaşıp:
- 'Anlayamadım!. dedi. Neden öyle olsun ki?'
- 'Çok basit!' dedi, adam. 'Eğer yoksa, cennete giremeyiz. Ama ayaklar yoksa problem değil. Zaten orda tüm eksikler tamamlanacak. Hatta sakat insanlar, sağlamlara oranla, daha fazla mükâfat görecekler...'
Küçük çocuk, bir kez daha tebessüm etti. O güne kadar çektiği acılar, hafiflemiş gibiydi. Adam, vitrine işaret ederek:
- 'Baktığın ayakkabı, sana yakışır!' dedi. 'Denemek ister misin?'
Çocuk, başını yanlara sallayıp:
- 'Üzerinde 30 lira yazıyor' dedi, 'Almam mümkün değil ki!'
- 'İndirim sezonunu senin için biraz öne alırım!' dedi adam, 'Bu durumda 20 liraya düşer. Zaten sen bir tekini alacaksın, o da 10 lira eder.'
Çocuk biraz düşünüp:
- 'Ayakkabının diğer teki ise yaramaz!' dedi, 'Onu kim alacak ki?'
- 'Amma yaptın ha!' diye güldü adam. 'Onu da, sağ ayağı eksik olan bir çocuğa satarım.'
Küçük çocuğun aklı, bu sözlere yatmıştı. Adam, devam ederek:
- 'Üstelik de öğrencisin değil mi?' diye sordu.
- 'İkiye gidiyorum!' diye atıldı çocuk, 'Üçe geçtim sayılır.'
- 'Tamam işte!' dedi adam. '5 Lira da öğrenci indirimi yapsak, geri kalır 5 lira. O da zâten pazarlık payı olur. Bu durumda ayakkabı senindir, sattım gitti!'
Ayakkabıcı, çocuğun şaşkın bakışları arasında dükkâna girdi. İçerdeki raflar, onun beğendiği modelin aynıyla doluydu. Ama adam, vitrinde olanı çıkarttı. Bir tabure alıp döndükten sonra, çocuğu oturtup yeni ayakkabısını giydirdi. Ve çıkarttığı eskiyi göstererek
- 'Benim satış işlemim bitti!' dedi, 'Sen de bana, bunu satsan memnun olurum.'
- 'Saka mı yapıyorsunuz?' diye kekeledi çocuk, 'Onun tabanı delinmek üzere. Eski bir ayakkabı, para eder mi?'
- 'Sen çok cahil kalmışsın be arkadaş...' dedi adam, 'Antika eşyalardan haberin yok her hâlde. Bir antika ne kadar eski ise, o kadar para tutar. Bu yüzden ayakkabın, bence en az 30-40 lira eder.'
Küçük çocuk, art arda yasadığı şokları üzerinden atabilmiş değildi. Mutlaka bir rüyada olmalıydı. Hem de hayatındaki en güzel rüya. Adamın, heyecandan terleyen avuçlarına sıkıştırdığı kâğıt paralara göz gezdirdikten sonra, 10 liralık banknotu geri vererek:
- 'Bana göre 20 lira yeterli.' dedi. 'İndirim mevsimini başlattınız ya!'
Adam onu kıramayıp parayı aldı. Ve bu arada yanağına bir öpücük kondurdu. Her nedense içi içine sığmıyordu. Eğer bütün mallarını bir günde satsa, böyle bir mutluluğu bulamazdı. Çocuk, yavaşça yerinden doğruldu. Sanki koltuk değneğine ihtiyaç duymuyordu. S�
[17/4 16:08] Ömer Tarık Yılmaz: Rabbim! Doğrusu kendime zulmettim (başıma iş açtım). Beni bağışla…
رَبِّ إِنِّي ظَلَمْتُ نَفْسِي فَاغْفِرْ لِي
(Kasas 16)
Rabbi innî zalemtu nefsî fagfirlî.
[17/4 16:08] Ömer Tarık Yılmaz: Ey diliyle iman edip, kalbine iman girmemiş olan kimseler! Müslümanların gıybetini yapmayın ve onların gizli hâllerini araştırmayın. Çünkü her kim onların gizli hâllerini araştırırsa Allah da onun gizli hâlini araştırır. Allah kimin gizli hâlini araştırırsa onu evinde bile (gizlice yaptıklarını ortaya çıkararak) rezil eder.
(Ebû Dâvûd, Edeb, 35)
[17/4 16:08] Ömer Tarık Yılmaz: BUGÜN............ KADİR GECESİ
Kadir Gecesi, Ramazan-ı şerîf ayı içinde bulunan ve Kur’ân-ı kerîmde methedilen en kıymetli gecedir. Âyet-i kerîmede buyuruldu ki: “Kadir Gecesi, bin aydan hayırlıdır.” Kur’ân-ı kerîm, Resûlullaha bu gece gelmeye başladı. Ramazan-ı şerîfin son 10 günü içinde ve tek gecelerinde aramalıdır. Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:
“Allahü teâlâ indinde en kıymetli gece, Kadir Gecesi’dir.”
“İbâdet için en iyi gece Kadir Gecesi’dir. En korkunç gece de kabirde kalınan gecedir. En güzel gecede, en korkunç gece için amel edene müjdeler olsun!”
“Sevâbını Allahtan umarak, Kadir Gecesi’ni ihya edenin geçmiş günahları affolur.” [Buhârî]
“Kadir Gecesi’nde, bir kere Kadir sûresini okumak, başka zamanda Kur’ân-ı kerîmi hatim etmekten daha sevaptır. Bu gece bir Sübhanallah, bir Elhamdülillah, bir La ilahe illallah söylemek 700 bin tesbih, tahmid ve tehlilden kıymetlidir. Bu gece koyun sağımı müddeti kadar [az bir zaman] namaz kılmak, ibâdet etmek, bir ay bütün geceleri sabaha kadar ibâdet etmekten daha kıymetlidir.” [Tefsir-i Mugni]
Bu geceyi ihya için; ilim öğrenmeli, meselâ ilmihâl okumalı, kazâ namazı kılmalı, Kur’ân-ı kerîm okumalı, duâ ve tevbe etmeli, sadaka vermeli, Müslümanları sevindirmeli, bunların sevaplarını ölü diri, bütün Müslümanlara göndermelidir.
GÜNÜN TARİHİ........ TURGUT ÖZAL’IN VEFÂTI
1927 yılında Malatya’da doğan Turgut Özal, birçok devlet kuruluşunda çalıştı. 1983’de yapılan genel seçimleri ANAP’ın kazanması sonunda, Başbakanlığa getirildi ve 31 Ekim 1989 tarihinde Cumhurbaşkanlığına seçildi. 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal, 17 Nisan 1993’te kalp krizi neticesinde vefât etti. Cenâze namazı, önce Ankara Kocatepe Câmii’nde kılındıktan sonra, 22 Nisan Perşembe günü de İstanbul, Fâtih Câmii’nde kılındı. Menderes’in Anıt Mezârı’nın yanında yapılan kabre defnedildi. Cenâzesine 1 milyondan fazla bir kalabalık katıldı. Kabri, 17 Nisan 1998’de Anıtmezar hâline getirildi. 2013 yılında otopsi için açılan kabrinde, cesedinin çürümediği görülmüştür.
17.04.2023 - Türkiye Takvimi - https://play.google.com/store/apps/details?id=turkiyetakvimi.takvim
[17/4 16:09] Ömer Tarık Yılmaz: Ravi:
Yine Sahiheyn'in bir rivayetinde anlatıldığına göre, Resulullah (sav) (Medine'nin dışına doğru) yürüdü, önünde Uhud görünmüştü: 'Bu dağ var ya, o bizi çok seviyor, bizde onu seviyoruz' buyurdular. Medine'ye yönelince de: 'Ey Allahım! Hz. İbrahim Mekke'yi haram kıldığı gibi, ben de [Medinciyi] iki dağı arasıyla haram kılıyorum. Allahım, (Medine halkını) müdd ve sa'larınla mübarek kıl' buyurdular.
Bu hadisin yer aldığı kitaplar: Buhari, Fezailu'l-Medine 6, Müslim, Hacc 462, (1365)
Hadisin Açıklaması:
1- Bu üç rivayet, Medine'nin Resûlullah tarafından haram kılındığını belirtmekte ve kabaca sınırını da vermektedir: Ayr dağı ile Sevr dağı arasında kalan kısımlar. Ayr dağı güney, Sevr dağı ise kuzey hududu teşkil eder. Başka rivayetlerde doğuda Lâbetu Şarkiyye'nin, batıda da Lâbetu Garbiyye'nin diğer hudutları teşkil ettiği belirtilmiştir.
Ağaçlarının kasilmekten, hayvanlarının öldürülmekten yasaklanması ile çevrenin canlı örtüsünü koruma altına alma işi, Mekke'ye has olan bir tatbikattır. Mekkeliler buna Hz. İbrahim aleyhisselâm'dan beri rivayet etmekte idiler. Resûlullah bunu Medine için de aynen ilan etmiş ve bunun müesseseleşmesi için maddi ve manevî müeyyideler koymuştur. Medine'nin haram kılınmasıyla ilgili açıklamayı bu bahsin sonuna yani 4615 numaralı hadisten sonra müstakilen koyacağımız için, burada fazla açıklamaya girmeyeceğiz.
Ancak şunu belirtmekte fayda var: 'İmam-ı A'zam Ebû Hanîfe Hazretleri, Medine'nin haram kılınması meselesinde, Hz. Enes'in kardeşi Ebû Umeyr'in bir kuşla oynaması ve o kuşun ölmesiyle ilgili يَا اَبَا عُمَيْرِ مَا فَعَلَ النُّفَيْرُ؟ hadisi ile ihticac ederek Medine'nin haram olmadığına hükmetmiştir. Şâfiî ve Mâlik başta olmak üzere cumhur ise haram olduğuna hükmetmiştir. Şâfiî'ler, Hanefî görüşe iki suretle cevap verirler:
* Ebû Umayr'la ilgili hâdise tahrimden önceye ait olabilir.
* O kuş, haram bölgeden değil, helal bölgeden tutulup getirilmiş olabilir. Bu ikinci cevap Hanefîleri ilzam etmez. Çünkü, onlara göre helal bölgenin hayvanı haram bölgeye geçti mi o da haram olur.
Bir diğer husus da şu: Şâfiî, Mâlik ve cumhura göre Medine'nin hayvan ve ağacı haramdır. Fakat bu haram ihlal edilecek olsa, Mekke'deki ihlâl gibi ağır bir ceza gerekmez. Tazminatı olmayan bir haramdır. İbnu Ebî Zi'b ve İbnu Ebi Leylâ 'tıpkı Mekke gibi buna da ceza gerekir' demişlerdir. Mâlikî ve Şâfiî fukahâdan bazıları da böyle hükmetmiştir. Şâfiî' nin kavl-i kadîmine göre Sa'd İbnu Ebi Vakkas'ın -ilerdeki açıklamamızda kaydedilen- bir rivayeti mucibince bu yasağı ihlal edenin giyecek dahil bütün malzemesi müsadere edilir
[17/4 16:09] Ömer Tarık Yılmaz: Ey Rabbim! Bana bir hikmet bahşet ve beni salih kimseler arasına kat. (Şu’arâ, 26/83)
[17/4 16:09] Ömer Tarık Yılmaz: Bir müslümana, kardesine üç günden fazla küsmesi helal değildir. Yani, bunlar karsılasırlar da her biri diğerinden yüz çevirir. Bu ikisinden hayırlı olanı, birinci olarak selam verendir. Ravi: Buhari, Edeb 62, İsti'zan 9; Müslim, Birr 25
[17/4 16:10] Ömer Tarık Yılmaz: Hadis-i Şerifte Buyuruldu ki:
Abdullah İbnu Ömer Radıyallahu Anhüma anlatıyor 'Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: 'Bize iki hayvanın ölüsünün yenmesi helâl kılındı: 'Balık ve çekirge.'
Kaynak : İbnu Mace Sünen (3218) - Hds :(6946)
( Sen de oku : bit.ly/Hadisiserif )
[17/4 16:10] Ömer Tarık Yılmaz: evinin çobanıdır ve sürüsünden sorumludur. Hizmetçi efendisinin malının çobanıdır, onları muhafazadan sorumludur. O halde hepiniz çobansınız, eliniz ve idareniz altındakilerden sorumlusunuz.” (Buhari, Cuma 11, Müslim, İmara 20)
303- عَنْ عَمْرِو بْنِ شُعَيْبٍ عَنْ أبيهِ عَنْ جَدِّهِ
قال : قال رسولُ اللَّهِ
: مُرُوا أَوْلاَدَكُمْ بِالصَّلاَةِ, وَهُمْ أَبْنَاءُ سَبْعِ سِنِينَ , وَاضْرِبُوهُمْ عَلَيْهَا وَهُمْ أَبْنَاءُ عَشْرٍ , وَفَرِّقُوا بَيْنَهُمْ فِي الْمَضَاجِعِ .
303: Amr ibni Şuayb babasından o da dedesi Abdullah ibn Amr (Allah Ondan razı olsun)’dan Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem)’in şöyle buyurduğu rivayet olunmuştur. “Yedi yaşına gelen çocuklarınıza namaz kılmayı emrediniz. On yaşına geldiklerinde kılmazlarsa kendilerini dövmek v.b. şekillerle cezalandırınız. Oğlan ve kız bir yatakta yatıyorlarsa yataklarını da yedi yaşında ayırınız.” (Ebu Davud, Salat 26)
304- عَنْ اَبِى ثُرَيَّةَ سَبْرَةَ بْنِ مَعْبَدٍ الْجُهَنِىِّ
قال : قال رسولُ الله
: عَلِّمُوا الصَّبِىَّ الصَّلاَةَ لِسَبْعِ سِنِين ، وَاضْرِبُوهُ عَلَيْهَا ابْنَ عَشْرِ سِنِينَ.
304: Ebu Süreyya Sebre ibni Ma’bed el Cüheni (Allah Ondan razı olsun)’den rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Yedi yaşına gelen çocuğa namaz kılmayı öğretiniz. On yaşına vardıklarında kılmazlarsa dayak v.b. şekillerle cezalandırınız.” (Ebu Davud, Salat 23)
BÖLÜM: 39
KOMŞU VE KOMŞULUK HAKKI
قال الله تعالى : وَاعْبُدُوا اللهَ وَلاَ تُشْرِكُوا بِهِ شَيْئًا وَبِالْوَالِدَيْنِ إحسانا وَبِذِى الْقُرْبَى وَالْيَتَامَى وَالْمَسَاكِينِ وَالْجَارِ ذِى الْقُرْبَى وَالْجَارِ الْجُنُبِ وَالصَّاحب بِالْجَنْبِ وَابْنِ السَّبِيلِ وَمَا مَلَكَتْ اَيْمَانكُمْ..
“Yalnızca Allah’a kulluk eden ve ondan başka hiçbir şeye ilahlık yakıştırmayın. Ana babaya yakın akrabaya, yetimlere, muhtaçlara, kendi çevresinden olan komşulara; uzak komşulara, yanınızdaki arkadaşa, yolda kalmışa ve elinizin altındaki hizmetçi ve işçilere iyilik yapın ve iyi davranınız.” (4 Nisa 36)
305- عَنِ ابْنِ عُمَرَ وَعَائِشَةَ رضي اللهُ عَنْهُمَا قالاَ : قال رسولُ الله
: مَا زَالَ جِبْرِيلُ يُوصِينِى بِالْجَارِ , حَتَّى طَنَنْتُ أنهُ سَيُوَرِّثُهُ.
305: İbni Ömer ve Aişe (Allah Onlardan razı olsun)’den bildirildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Cebrail bana komşuya iyilik
[17/4 16:10] Ömer Tarık Yılmaz: Erzak yüklerini açıp da sermayelerinin kendilerine geri verilmiş olduğunu gördüklerinde, dediler ki: 'Ey Babamız, daha neyi arıyoruz, işte sermayemiz bize geri verilmiş; (bununla yine) ailemize erzak getiririz, kardeşimizi koruruz ve bir deve yükünü de ilave ederiz. Bu (aldığımız) az bir ölçektir.'
-Yusuf Suresi, 65
Günlük Hadis Uygulamasını
Ücretsiz İndir:
https://dailyhadith.page.link/y1E4
[17/4 16:11] Ömer Tarık Yılmaz: [Hadis No : 3553]
Hz. Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: 'Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: 'Mü'min -veya müslüman- bir kul abdest aldı mı yüzünü yıkayınca, gözüyle bakarak işlediği bütün günahlar su ile -veya suyun son damlasıyla- yüzünden dökülür iner, ellerini yıkayınca elleriyle işlediği hatalar su ile birlikte -veya suyun son damlasıyla- ellerinden dökülür iner. Ayaklarını yıkayınca da ayaklarıyla giderek işlediği bütün günahları su ile -veya suyun son damlasıyla- dökülür iner. (Öyle ki abdest tamamlanınca) günahlarından arınmış olarak tertemiz çıkar.'
Müslim, Tahâret 32, (244); Muvatta, Tahâret 31, (1, 32); Tirmizi, Tahâret 2, (2).
İslami Uygulamalar islamiuyg@gmail.com
[17/4 16:11] Ömer Tarık Yılmaz: '
Domates Çorbası
Tavuk Sarma
Yoğurtlama
Trileçe
Domates Çorbası İçin Malzemeler :
5 adet orta boy domates
1 yemek kaşığı domates salçası
2 yemek kaşığı tereyağı
2 yemek kaşığı un
5 su bardağı su
5 yemek kaşığı süt
Tuz
Karabiber
Üzeri İçin:
Rendelenmiş kaşar peynir
Domates Çorbası Yapılışı :
Domates çorbası yapımında; öncelikle 5 adet orta boy domatesin kabuğunu soyup, mutfak robotundan iyice geçirin.
Domates çorbası için; orta boy derin bir tencere içine 2 yemek kaşığı tereyağ koyup, eritin. Eriyen yağın üzerine 2 yemek kaşığı un ekleyin. Unun kokusu çıkana kadar kavurun.
Daha sonra kavrulan unun üzerine 1 yemek kaşığı domates salçası koyun. Ardından tencereye robottan geçirdiğiniz domatesleri ekleyin. Topaklanma olmaması için tel çırpıcı yardımı ile iyice karıştırarak, biraz kavurun. Domates ve salçayı kavurduktan sonra üzerine 5 su bardağı su döküp, kaynamaya bırakın.
Domates çorbası kaynadıktan sonra 2-3 dakika kadar daha pişirmeye devam edin. Daha sonra domates çorbasının üzerine 5 yemek kaşığı süt, damak tadınıza göre tuz ve karabiber ekleyin. 1-2 taşım kaynatıp, ocağın altını kapatın. Çorbanın kıvamı koyu ise üzerine biraz sıcak su ya da süt döküp, kıvamı açabilirsiniz.
Tavuk Sarma Tarifi İçin Malzemeler
1 tavuk göğsü fileto kesilmiş
Marinesi İçin;
1 çay bardağı sıvı yağ
1 yemek kaşığı yoğurt
2 diş sarımsak
1 çay kaşığı pul biber
1 tatlı kaşığı köri
1 tatlı kaşığı kırmızı toz biber
Tuz
İç Harcı İçin;
1 patlıcan
1 patates
3 yeşil kıl biber
1 kırmızı kapya biber
4 yemek kaşığı bezelye (Konserve kulandım)
1 fiske tuz
Yarım çay bardağı sıvı yağ (Kızartmak için)
Üzerinin Sosu için
1 yemek kaşığı domates salçası
2 su bardağı su
2 yemek kaşığı sıvı yağ
Tavuk Sarma Tarifi Nasıl Yapılır?
Tavukların lokum kıvamında yumuşacık olması için geceden marine etmek şart, bunun için çukur bir kaba fileto kesilmiş tavuklar ve marine malzemeleri alınır iyice harmanlanır üzerini streçleyip 1 gece buzdolabında dinlendirilir.
Ertesi gün iç harcı için uygun bir tavaya sıvı yağ ve küp küp doğranan sebzeler alınır yaklaşık 10 dk. ara ara karıştırarak kızartılır.
Tavuklar düz bir zemine serilir uç kısmına bir kaşık sebzelerden koyulur ve rulo şeklinde sarılıp açılmaması için kürdan batırılır sabitlenir bu şekilde diğer tavuklara da aynı işlem uygulanır.
Uygun bir tepsi veya borcama dizilir üzerinin sosu için ayrı bir kapta salça ve su eritilir tavukların üzerine gezdirilir 200°C fırında üzerleri kızarıncaya kadar pişirilir
Servise hazır
Yoğurtlama Tarifi İçin Malzemeler
2adetpatates(küp doğranmış)
2adetpatlıcan(küp doğranmış)
2adetyeşil biber
1su bardağısüzme yoğurt
2çay kaşığıtuz
Sosu İçin:
2yemek kaşığısıvı yağ
2dişsarımsak
2adetrendelenmiş domates
1çay kaşığıtuz
1çay kaşığıkarabiber
Yoğurtlama Tarifi Nasıl Yapılır?
Küp