Prof. Dr. Baran Yıldız


Günün yazısı


[25/5 22:16] Ömer Tarık Yılmaz: “Dünyada bir garib gibi hatta bir yolcu gibi yaşa.” İbni Ömer şöyle derdi: Akşama ulaştığında sabahı bekleme, sabaha çıktığında da akşamı bekleme. Sağlıklı günlerinde hastalanacağın vakit için hayatın boyunca da öleceğin zaman için tedbir al.'
(Buhari, Rikak 3)
[25/5 22:16] Ömer Tarık Yılmaz: Allah düşmanlarınızı sizden daha iyi bilir. Gerçek bir dost olarak Allah yeter, bir yardımcı olarak da Allah kâfidir.
NİSÂ Sûresi 45.Ayet
[25/5 22:16] Ömer Tarık Yılmaz: Hayır ve Şer 
Sözlükte 'iyilik, iyi, faydalı iş ve fayda' anlamlarına gelen hayır, Allah'ın
emrettiği, sevdiği ve hoşnut olduğu davranışlar demektir. Sözlükte 'kötülük,
fenalık ve kötü iş' demek olan şer de Allah'ın hoşnut olmadığı, sevmediği,
meşrû olmayan, işlenmesi durumunda kişinin ceza ve yergiye müstehak
olacağı davranışlar demektir.
Âmentüde ifade edildiği üzere her müslüman kadere, hayır ve şerrin Allah'tan
olduğuna inanır. Yani âlemlerin yaratıcısı olan Allah Teâlâ hayrı da
şerri de irade eder ve yaratır. Çünkü âlemde her şey onun irade, takdir ve
kudreti altındadır. Âlemde ondan başka gerçek mülk ve kudret sahibi, tasarruf
yetkisi olan bir başka varlık yoktur. İnsan, hayrı da şerri de kendi iradesi ile
kazanır. Allah'ın hayra rızâsı vardır, şerre ise yoktur. Hayrı seçen mükâfat,
şerri seçen ceza görecektir. Şerrin Allah'tan olması, kulun fiilinin meydana
gelmesi için Allah'ın tekvînî iradesinin ve yaratmasının devreye girmesi demektir.
Yoksa Allah kulların kötü filleri yapmalarından hoşnut olmaz, şerri
emretmez, şerre teşrîî (dinî) iradesi yoktur.
Ehl-i sünnet'e göre, Allah'ın şerri irade edip yaratması kötü ve çirkin değildir.
Fakat kulun şer işlemesi, şerri kazanması, şerri tercih etmesi ve şerle nitelenmesi
kötüdür ve çirkindir. Meselâ usta bir ressam, sanatının bütün inceliklerine riayet
ederek, çirkin bir adam resmi yapsa, o zatı takdir etmek ve sanatına duyulan
hayranlığı belirtmek için 'ne güzel resim yapmış' denilir. Bu durumda resmi
yapılan adamın çirkin olması, resmin de çirkin olmasını gerektirmemektedir.
Yüce Allah mutlak anlamda hikmetli ve düzenli iş yapan yegâne varlıktır. Onun
şerri yaratmasında birtakım gizli ve açık hikmetler vardır. Canlı ölüden, iyi kötüden,
hayır şerden ayırt edilebilsin diye, Allah eşyayı zıtlarıyla birlikte yaratmıştır. ...Daha az
[26/5 20:32] Ömer Tarık Yılmaz: 95- Mü'minlerin Birbirlerile Yardımlaşması ve Başkalarile Alakayı Keserek Onlardan Uzak Kalmaları Bâbı
 
541- Bana Ahmet b. Hanbel rivâyet etti.
 
(Dedi ki): Bize Muhammed b. Câ'fer rivâyet etti.
 
(Dedi ki): Bize Şu'be, İsmail b. Ebî Hâlid’den, o da Kays'dan, o da Amr b. Âs'dan naklen rivâyet eyledi.
 
Dedi ki: Resulullâh (sallallahü aleyhi ve sellem)'i gizli değil açıkça şöyle buyururken İşittim:
 
«Dikkat edin!.. Ebû... oğulları (yani, Ebû filân oğulları) benim velilerim değildirler. Benim velim ancak Allah ile mü'minlerin salihleridir.
 
Bu hadisi Buhârî . «Kitabû-l' Edep» te tahriç etmiştir. Onun rivâyetinde sarahaten «Âl-î ebî filân» denilmişse de Müslim'in rivâyetinde yalnız «Âl'ebi »zikredilmiş sonunu «Yani filân» diyerek tamamlamıştır. Resulullâh (sallallahü aleyhi ve sellem) bununla kimi kasdettiğini ya kendi nefsi hakkında yahut eshabma ait bir fitne ve fesat mülâhaza ettiği için tasrih buyurmamiştır. Kürtûbî Müslim'in asıl nüshalarında »filân» kelimesinin yeri açık bırakıldığını sonradan bazı kimselerin tashih yolu ile oraya «fûlân» kelimesini yazdığını söyler. Bu kelime bir isimden kinayedis. Kâdî îyâz bununla Hakem b. Ebîl Âs’ın kasdedildiğini söylemiştir. Hadis-i Şeriften murad Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’in velisi yalnız Allah ve salih mü'minler olduğunu bildirmektedir. Yani:
 
«Salih mü'minler akrabam olmasada benim içîn velîdirler. Salih mü’min olmayanlar akrabam dahi olsalar benim için velî olamazlar.» demek istemişlerdir.
 
İbn Tîn'in nakline göre bu sözden murad Resulullâh (sallallahü aleyhi ve sellem)'in akrabasından müslüman olmayanlardır. Binaenaleyh bu söz küllü itlâk cüz'ü murad kabilinden mecaz-ı mürsel olur. Hattabî:
 
«Burada nefyedilen vilâyet din hususundaki vilâyet değil karabet ve ihtisas ciheti ile olan vilâyettir» demiştir.
 
Kurtubî'ye göre; bu hadisin faidesi yakın akraba dahi olsa mü'minle kâfirin arasındaki vilâyetin kesildiğini anlatmaktır.
 
Tîybî'de şunları söylemiştir:
 
«Hadisin mânası: Ben hiç bir kimseye akrabalık sebebi ile muvâlât ve dostlukta bulunmam. Ben ancak Allah'ı severim. Çünkü O'nun kulları üzerine vacip olan bir hakkı vardır. Salih mü'minleri de Allah rızası için severim. Sevdiklerime iman ve Salâhlarından dolayı muvâlât eylerim. Bu hususta akrabam olup olmamaları mevzubahis değildir. Şu kadar var ki; akrabamın akrabalık haklarına da riayet eylerim. Bu tefsir büyük ulema tarafından söylenmiş büyük sözlerdir.»
 
Mü'minlerin salihlerinden kimlerin kastedildiği ihtilaflıdır. Bu hususta birkaç kavil vardır. Şöyle ki:
 
1- Taberî'nin Katade'den rivâyetine göre bunlardan murad Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'dir.
 
2- İbn Ebî Hatîm'in Süddi'den rivâyetine göre murad sahabe-i kirâmdır.
 
3- Yine İbn Ebi Hatim'in Dahhâk'tan rivâyetine göre mü'minlerin salihleridir.
 
4- Yine İbn Ebû Hatim'in Hasan-ı Basrî'den rivâyetine göre Ebi Bekr, Ömer, ve Osman (radıyallahu anhüm) hazarâtıdır.
 
5- Taberî'nin İbn Mes'ud'dan merfu' olarak tahriç ettiği bir rivâyete göre Ebû Bekr ile Ömer (radıyallahü anhumâ)'dır. Fakat bu hadisin senedinde zaaf vardır.
 
6- İbn Ebi Hatim'in sahih bir senedle Sa'id b. Cübeyr'den tahriç ettiği bir rivâyete göre yalnız Ömer (radıyallahü anh) dır
 
7- Kurtubî'nin Müseyyeb b. Şerik'den rivâyetine göre hasseten Ebû Bekr (radıyallahü anh)'dır.
 
8- İbn Ebi Hatim'in Mücahit'ten rivâyetine göre yalnız Ali (radıyallahü anh)'dır.
 
 
 
 
[26/5 20:32] Ömer Tarık Yılmaz: Abdullah İbnu Mes'ud (radıyallâhu anh)'dan yapılan rivayette, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)şöyle buyurmuştur: 'Allah yedi semayı yarattı. Her birinin kalınlığı beş yüz yıl yürüme mesafesidir. ' 
Derim ki: 'Tirmizî'nin Câmi'inde yer alan Katâde hadisi, bazı takdim ve te'hirler, ziyâde ve noksanlarla Hasan Basri an Ebî Hüreyre tarikinden merfu olarak gelmiştir. 
Allahu a'lem.
 
 
Kütüb-i Sitte
[26/5 20:32] Ömer Tarık Yılmaz: 58. Vefa,dostlukta,bağlılıkta sebat etmektir.Arkadaşa yaptığı iyiliği az görmek,onun yaptığını çok bilmek vefadandır.(Feyzul Kadir 1/156)
[26/5 20:32] Ömer Tarık Yılmaz: Tarihte Bugün
 
•  Sultan Çelebi Mehmed’in Vefatı 1421
•  Sultan II. Bayezid’in Vefatı 1512
 
Kuveyt Türk Dijital Takvim
 
https://play.google.com/store/apps/details?id=com.kuveytturk.dijital.takvim
[26/5 20:33] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Ayeti
 
“(Ey Muhammed!) Eğer sana kağıda yazılı bir kitap indirseydik, onlar da elleriyle ona dokunsalardı, yine o inkar edenler, ‘Bu apaçık büyüden başka bir şey değildir’ diyeceklerdi.” 
 
En’am 7
[26/5 20:33] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Hadisi
 
“Hayat şartları sizinkinden daha aşağı olanlara bakınız; sizden daha iyi olanlara bakmayınız.  Bu, Allah’ın üzerinizdeki nimetini hor görmemenize daha uygun bir davranıştır.” 
 
Müslim, Zühd 9
[26/5 20:33] Ömer Tarık Yılmaz: YÜCE ALLAH, MÜMİNLERİN YARDIMCISIDIR
 
İslam ile müşerref olan ve devraldığı İslam sancağını bir daha bırakmayan aziz milletimizin î’lây-i kelimetullah aşkı, Allah’ın adını yüceltme gayreti hiç eksik olmamıştır. Bu uğurda yılmadan, yıkılmadan, seferden sefere, zaferden zafere koşan şanlı ecdadımız, Malazgirt Zaferi ile Anadolu’yu bize vatan kılmıştır. İstanbul’u fethederek Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in, şu kutlu müjdesine nail olmuştur: “Konstantiniyye mutlaka fetholunacaktır. Onu fetheden komutan ne güzel komutandır! Ve o asker, ne güzel askerdir!” (Ahmet b. Hanbel, Müsned IV, 325)
İstanbul’un fethi sadece bir şehre hâkim olmaktan ibaret değildir. Bu fetih, Pey­gam­be­ri­mizin müjdesi, ashab-ı kiramın arzusu, Ebû Eyyûb el-Ensârî’nin hayali ve ecdadımızın sevdasıdır. Bu fetih, çağ kapatıp çağ açan yeni bir altın dönemin başlangıcıdır. Bu fetih, Mekke, Medine ve Kudüs ile İstanbul’u kardeş kılan bir zaferdir.
Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de şöyle bu­yurur: “Müminlere yardım etmek, üzerimizde bir gerekliliktir.” (Rûm, 30/47) Hamd olsun ki, Rab­bimizin yardımı daima, hak ve hakikatten ay­rılmayan, mazlum ve mağdurların yanında yer alan aziz milletimizle beraber olmuştur. Asırlardır milletimizin her cephede kazandığı zaferler bunun en büyük şahididir.
 
 
 
        
 
        
 
Kuveyt Türk Dijital Takvim
 
https://play.google.com/store/apps/details?id=com.kuveytturk.dijital.takvim
[26/5 20:33] Ömer Tarık Yılmaz: قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: أَفْضَلُ الْإِيمَانِ الصَّبْرُ وَالسَّمَاحَةُ. (هب)
 
Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular: “(Ehl-i) imanın en faziletli hasleti (her hâlükârda) sabretmek ve müsâmahalı (cömert ve yumuşak huylu) olmaktır.” (Beyhakî, Şuabü’l-Îmân)
 
26 Mayıs 2023
Fazilet Takvimi
[26/5 20:33] Ömer Tarık Yılmaz: ZEYNEB BİNTİ HUZEYME (R. ANHÂ) VÂLİDEMİZ
 
Hazret-i Zeyneb binti Huzeyme el-Hilâliyye radıyallâhü anhâ, Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem’in pâk zevcelerindendir. Dokuz kızı da Müslüman olmakla şereflenen Hind (Havle) binti Avf radıyallâhü anhâ’nın kızıdır.
 
Zeynep (r. anhâ), Resûlullah Efendimize (s.a.v.) risalet verilmezden on sene evvel Mekke-i Mükerreme’de dünyaya gelmiştir.
 
Hem câhiliye devrinde, hem de Müslüman olduktan sonra fakir ve kimsesizlere karşı çok yardımsever ve cömertti. Bundan dolayı kendisine “Ümmü’l-Mesâkîn (fakir ve düşkünlerin annesi)” denilirdi.
 
Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) ile nikâhlanmadan önce Peygamber Efendimizin (s.a.v.) amcası Hâris’in oğullarından Ubeyde (r.a.) ile evliydi. Hazret-i Ubeyde (r.a.), Bedir Harbi’nde şehit düştü.
 
Hicretin 3. senesinin Ramazân-ı şerîf ayında,  Peygamber Efendimiz (s.a.v.), onu nikâhlarına ve himâyelerine aldılar. Fakat nikâhtan iki ay sonra -diğer bir rivâyete göre sekiz ay sonra- vefat etti.
 
Hazret-i Zeyneb’in kabilesi ile Müslümanların arası, Hicret’in üçüncü yılında yaşanan bazı hâdiseler sebebiyle bozulduğundan bu evlilik aynı zamanda, bu kabile ile olan münasebetleri iyileştirmiştir.
 
Hazret-i Zeyneb binti Huzeyme, Hazret-i Hatîcetü’l-Kübrâ validemizden sonra Resûl-i Ekrem Efendimizin (s.a.v.) hâl-i hayatlarında vefat eden ikinci zevcesidir. Cenaze namazını, bizzât Resûl-i Ekrem Efendimiz (s.a.v.) kıldırmış ve Cennetü’l-Bakî kabristanına defnedilmiştir. (Radıyallâhü Teâlâ Anhâ)
 
BEYİT:
 
Sâatin çaldığı evkâte değildir her gâh
 
Müddet-i ömr gelüp geçtiğine eyler âh.
 
                                             Râgıp Paşa
 
(Saatin çalması vakti bildirmek için değil, ömür müddetinin bittiğine, geçip gittiğine âh eylemesindendir.)
 
 
 
26 Mayıs 2023
Fazilet Takvimi
[26/5 20:33] Ömer Tarık Yılmaz: Size apaçık deliller geldikten sonra, eğer yine de yan çizerseniz, bilin ki Allah, gerçekten mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
[Bakara Sûresi.209]
[26/5 20:33] Ömer Tarık Yılmaz: PEYGAMBERİMİZİN AHDE VEFASI
Verdiği sözlere ve yaptığı sözleşmelere bağlı kalma, doğruluk- tan ayrılmama anlamına gelen ahde vefa İslam ahlakının en temel ilkelerinden birisidir. Her konuda olduğu gibi ahde vefa konusunda da en güzel örneğimiz olan Peygamberimiz yaptığı anlaşmalara bağlı kalır ve bu hususta dost ve düşman ayrımı gözetmezdi. Hudeybiye Sözleşmesi’nden sonra müşriklerden kaçarak kendisine sığınan Ebu Cendel’i müşriklere iade et- mesi, onun verdiği söze ve yaptığı sözleşmeye ne kadar bağlı olduğunun canlı bir örneğidir.
O bu konuda şöyle buyurmuştur:“Ahdini bozan kimseler için, kıyamet günü bir bayrak dikilip bu falanın vefasızlık alameti- dir diye ilan olunacaktır.” (Buhârî, “Edeb”, 99)
 
DİNÎ KAVRAMLAR
BİD’AT
- Örneksiz bir şey yapmak, yepyeni bir iş ortaya koy- mak, umumî kanaata aykı- rı davranışta bulunmak ve daha evvel benzeri olma- yan bir şeyi icat etmek-
Bid’at, dinin aslından ol- madığı halde dindenmiş gibi algılanan inanç, iba- det ve davranışlardır. Yani Hz. Peygamber zamanında olmayan ve sonradan icat edilen, inanç, ibadet ve davranış biçimleri bid’at kavramı içerisindedir.
 
ÖZLÜ SÖZ
Doğrudan ayrılmayan kimse, hata da etse ona göz yumarlar. Yalancılıkla ün yapan kişiye de kimse inanmaz. (Sadi Şirazî)
[26/5 20:34] Ömer Tarık Yılmaz: Zekât çok yönlü bir kurum, bir farz olduğu gibi, şehâdet ve namazdan sonra İslâm binasının üzerine kurulduğu beş temel esasın da üçüncüsüdür. Bu itibarla müslüman mükellefler bu önemli ibadeti usul ve âdâbına uyarak en iyi ve en güzel bir şekilde yapmalıdırlar. Zekât verirken uyulması arzu edilen kaideler şu şekilde özetlenebilir:
1. Müslüman zekâtını sadece Allah'ın rızâsına kavuşmak için vermeli, bu farîzayı 'başa kakmadan' ve 'ezâ vermeden' yerine getirmelidir. Yüce Allah sırf kendi rızâsı için yapılan harcamaları kat kat mükâfatlandıracağını, malını gösteriş için sarfedenlerin bu ödemelerinin boşa gideceğini bildirmekte ve şöyle buyurmaktadır:
'Mallarını Allah yolunda sarfedenlerin durumu, her başağında yüz tane olmak üzere yedi başak veren tanenin durumu gibidir. Allah dilediğine kat kat verir. Allah'ın lutfu geniştir. O her şeyi bilendir.
Mallarını Allah yolunda sarfedip, sonra verdiklerinin ardından başa kakmayan ve ezâ etmeyenlerin ecirleri Rablerinin katındadır. Onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.
Güzel bir söz ve iyilik, peşinden ezâ gelen bir sadakadan daha iyidir. Allah müstağnidir, halîmdir.
Ey inananlar! Allah'a ve âhiret gününe inanmayıp, insanlara gösteriş için malını veren kimse gibi, sadakalarınızı başa kakma ve ezâ etmekle boşa çıkarmayın. Böyle kimsenin durumu, üzerinde toprak bulunan kayanın durumu gibidir. Sağanak yağan bir yağmur isabet ettiğinde onu sert kaya haline getiriverir. Kazandıklarından hiçbir şey elde edemezler. Allah inkâr eden kimseleri doğru yola eriştirmez.
Allah'ın rızâsını kazanmak ve kalplerini sağlamlaştırmak için mallarını sarfedenlerin durumu, yüksekçe tepede bulunan, bol yağmur aldığında yemişlerini iki kat veren, bol yağmur almasa bile çisentisi olan bir bahçenin durumu gibidir. Allah yaptıklarınızı görür' (el-Bakara 2/261-265).
2. Müslüman mükellef temiz ve helâl kazancından zekât vermeli, eğer zekâtını aynî, yani mal olarak veriyorsa, bu malın iyi cinsten olmasına özen göstermeli, kendisine verilmesini istemediği malları başkalarına zekât olarak vermemelidir. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
'Ey inananlar! Kazandıklarınızın iyilerinden ve size yerden çıkardıklarımızdan sarfedin. Gözünüzü yummadan ve severek alamayacağınız derecede kötü ve değersiz şeyleri vermeye kalkmayın. Allah'ın müstağni ve övülmeye lâyık olduğunu bilin' (el-Bakara 2/267).
3. Hanefîler'e göre zekâtın, alanın onuru zedelenmemesi ve gösteriş şaibesinden uzak olması için gizlice verilmesi daha iyidir.
Şâfiî ve Hanbelîler'e göre ise insanları bu ibadeti yapmaya teşvik etmek için zekâtın açıkça verilmesi daha uygun olur.
Bütün fakihlere göre zekât dışındaki gönüllü ödemeleri gizlice vermek efdaldir. Yüce Allah şöyle buyurur:
'Sadakaları açıkça verirseniz iyi olur. Eğer onları yoksullara gizlice verirseniz sizin için daha iyidir. Böyle yaptığınız için Allah sizin günahlarınızı bağışlar. Allah yapmakta olduklarınızı noksansız bilir' (el-Bakara 2/271).
4. İbadetlerin en faziletlisi vaktinde eda edilenidir. Zekât mükellefleri de zekât ibadetlerini eda etmede acele davranmalı, onu meşrû bir mazeret olmaksızın geciktirmemelidirler.
5. Mükellef, Allah'tan korkan, müttaki, hayâsından dolayı ihtiyacını insanlara söyleyemeyen kimseleri araştırıp bulmalı ve zekâtını onlara vermelidir. Çünkü verilen zekât onların iffetlerini korumalarına, Allah'a daha çok ibadet etmelerine yardımcı olur. Yüce Allah şöyle buyurur:
'(Yapacağınız hayırlar) kendilerini Allah yoluna adamış, Allah'a taattan başka düşüncesi olmayan, o sebeple yeryüzünde dolaşıp kazanmaya imkân bulamayan, durumunu bilmeyen kimselere karşı gösterdikleri iffetten dolayı onlarca zengin sanılan fakirlere verilmelidir. (Habibim) sen onları görünce yüzlerinden tanırsın. Çünkü onlar yüzsüzlük ederek insanlardan isteme
[26/5 20:35] Ömer Tarık Yılmaz: Bilerek hakki bâtil ile karistirmayin, hakki gizlemeyin (BAKARA/42)
 
Ramazan ayi, insanlara yol gösterici, dogrunun ve dogruyu egriden ayirmanin açik delilleri olarak Kur'an'in indirildigi aydir Öyle ise sizden ramazan ayini idrak edenler onda oruç tutsun Kim o anda hasta veya yolcu olursa (tutamadigi günler sayisinca) baska günlerde kaza etsin Allah sizin için kolaylik ister, zorluk istemez Bütün bunlar, sayiyi tamamlamaniz ve size dogru yolu göstermesine karsilik, Allah'i tazim etmeniz, sükretmeniz içindir (BAKARA/185)
 
Ey ehl-i kitap! Neden dogruyu egriye karistiriyor ve bile bile gerçegi gizliyorsunuz? (AL-İ İMRAN/71)
 
Yahut 'Daha önce babalarimiz Allah'a ortak kostu, biz de onlardan sonra gelen bir nesildik (onlarin izinden gittik) Bâtil isleyenlerin yüzünden bizi helâk edecek misin?' dememeniz için (böyle yaptik)  (A'RAF/173)
 
(Bunlar,) günahkârlar istemese de hakki gerçeklestirmek ve bâtili ortadan kaldirmak içindi  (ENFAL/8)
 
Eger Allah'a ve hak ile bâtilin ayrildigi gün, iki ordunun birbiri ile karsilastigi gün (Bedir savasinda) kulumuza indirdigimize inanmissaniz, bilin ki, ganimet olarak aldiginiz herhangi bir seyin beste biri Allah'a, Resulüne, onun akrabalarina yetimlere, yoksullara ve yolcuya aittir Allah her seye hakkiyla kadirdir  (ENFAL/41)
 
O, gökten su indirdi de vâdiler kendi hacimlerince sel olup akti Bu sel, üste çikan bir köpügü yüklenip götürdü Süs veya (diger) esya yapmak isteyerek ateste erittikleri seylerden de buna benzer köpük olur Iste Allah hak ile bâtila böyle misal verir Köpük atilip gider Insanlara fayda veren seye gelince, o yeryüzünde kalir Iste Allah böyle misaller getirir  (RA'D/17)
 
Allah size kendi nefislerinizden esler yaratti, eslerinizden de sizin için ogullar ve torunlar yaratti ve sizi temiz gidalarla riziklandirdi Onlar hâla bâtila inanip Allah'in nimetine nankörlük mü ediyorlar?  (NAHL/72)
 
Yine de ki: Hak geldi; bâtil yikilip gitti Zaten bâtil yikilmaya mahkumdur  (İSRA/81)
 
Biz resulleri, sadece müjdeleyiciler ve uyaricilar olarak göndeririz Kâfir olanlar ise, hakki bâtila dayanarak ortadan kaldirmak için bâtil yolla mücadele verirler Onlar âyetlerimizi ve uyarildiklari seyleri alaya almislardir  (KEHF/56)
 
Bilakis biz, hakki bâtilin tepesine bindiririz de o, bâtilin isini bitirir Bir de bakarsiniz ki, bâtil yok olup gitmistir (Allah'a) yakistirdiginiz sifatlardan dolayi yaziklar olsun size!  (ENBİYA/18)
 
Böyledir Çünkü Allah, hakkin ta kendisidir O'nun disindaki taptiklari ise bâtilin ta kendisidir Gerçek su ki Allah, evet O, uludur, büyüktür  (HAC/62)
 
Sen bundan önce ne bir yazi okur, ne de elinle onu yazardin Öyle olsaydi, bâtila uyanlar kusku duyarlardi  (ANKEBUT/48)
 
De ki: Benimle sizin aranizda sahit olarak Allah yeter O, göklerde ve yerde ne varsa bilir Bâtila inanip Allah'i inkâr edenler (var ya), iste ziyana ugrayacaklar onlardir  (ANKEBUT/52)
 
Çevrelerinde insanlar kapilip götürülürken, bizim (Mekke'yi) güven içinde kudsî bir yer yaptigimizi görmediler mi? Hâla bâtila inanip Allah'in nimetine nankörlük mü ediyorlar?  (ANKEBUT/67)
 
Çünkü Allah, hakkin ta kendisidir; O'ndan baska taptiklari ise hiç süphesiz bâtildir Gerçekten Allah çok yüce, çok uludur  (LOKMAN/30)
 
De ki: Rabbimiz hepimizi bir araya toplayacak, sonra aramizda hak ile hükmedecektir O, en âdil hüküm veren, (her seyi) hakkiyla bilendir  (SEBE'/26)
 
De ki: Hak geldi; artik bâtil ne bir seyi ortaya çikarabilir ne de geri getirebilir  (SEBE'/49)
 
Gögü, yeri ve ikisi arasindakileri biz bos yere yaratmadik Bu, inkâr edenlerin zannidir Vay o inkâr edenlerin atesteki haline!  (SAD/27)
 
Onlardan önce Nuh kavmi ve bunlardan sonraki topluluklar da (peygamberlerini) engellemeye, her ümmet kendi peygamberini yakalamaya azmetmisti Bâtili hakkin yerine koymak için mücadele etmislerdi Bunun üzerine ben onlari kiskivrak yakaladim Iste, cezalandirmamin nasil oldugunu gör!  (MÜ'MİN/5)
 
Ona önünden de ardindan da bâtil gelemez O, hikmet sahibi, çok övülen Allah'tan indirilmistir  (
[26/5 20:35] Ömer Tarık Yılmaz: TEVEKKÜL VE YAKiN
 
7230 - Halid'in oğulları Habbe ve Sev  radıyallahu anhüm anlatıyor: 'Resülullah aleyhissalâtu vesselâm bir şey tamir etmekte iken yanına girdik. O işte kendisine yardım ettik. 'Başlarınız kımıldadığı müddetçe rızık hususunda yeise düşmeyin. Zira insanı annesi kıpkızıl, üzerinde hiçbir şey olmadığı halde doğurur, sonra aziz ve celil olan Allah onu her çeşit rızıkla rızıklandırır' buyurdular.'
 
7231 - Amr İbnu'l-As radıyallahu anh anlatıyor: 'Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: 'Şüphesiz, her derede, âdemoğlunun kalbinden bir parça bulunur (yani kalp her şeye karşı bir ilgi duyar). Öyleyse kimin kalbi bütün parçalara ilgi duyarsa, Allah onun hangi vadide helak olacağına hiç aldırmaz. Kim de Allah'a tevekkül ederse, kalbinin her şeye (ilgi kurarak dağılmasını önlemek için) Allah ona yeter.'
[26/5 20:35] Ömer Tarık Yılmaz: Abdullah İbnu Mes'ud el-Hüzelî (radıyallahu anh)'nin anlattığına göre, bir adam kendisine 'Sırat-ı müstakim (doğru yol) nedir?' diye sordu. Ona şu cevabı verdi:'Muhammed (aleyhissalâtu vesselâm), bizi sırat-ı müstakimin bir başında bıraktı. Bunun öbür ucu ise cennete ulaşmaktır. Bu ana yolun sağında ve solunda başka tali yollar da var. Bunlardan her birinin başında bir kısım insanlar durmuş oradan geçenleri kendilerine çağırıyorlar. Kim bu dış yollardan birine sülûk ederse yol onu ateşe götürecektir. Kim de sırat-ı müstakîme sülûk ederse o da cennet'e ulaşacaktır.' İbnu Mes'ud bu açıklamayı yaptıktan sonra şu ayeti okudu: 'İşte bu benim sırat-ı müstakimimdir, buna uyun. Başka yollara sapmayın, sonra onlar sizi Allah'ın yolundan ayırırlar....' (En'âm 152) 
(Rezîn İbnu Muâviye'nin ilâvesidir).
[26/5 20:36] Ömer Tarık Yılmaz: Evet, kötülük işleyip suçu benliğini kaplamış (ve böylece şirke düşmüş) olan kimseler var ya, işte onlar cehennemliklerdir. Onlar orada ebedî kalacaklardır.
[Bakara Sûresi.81]
[26/5 20:36] Ömer Tarık Yılmaz: “(Rabbim) Beni, naim cennetine girenlerden eyle!” (Şu’arâ, 26/85)
[26/5 20:36] Ömer Tarık Yılmaz: Ahmağı tanımakta en kesin ölçü, onun Allah'a inanıp inanmadığıdır. Böylele-rinin deneysel bilgileri, marifetleri hiçbir değer ifade etmez.[İmam Rabbani]
[26/5 20:37] Ömer Tarık Yılmaz: Hz.VAHŞİ
 
Vahşî, Hz. Hamza’nın Bedir savaşında öldürdüğü Tuayme’nin kardeşinin oğlu olan Cübeyr bin Mutim’in kölesi idi. Habeşli olduğu için, el ile ok ve mızrak atmakta usta idi. Uhud savaşında, Cübeyr buna demişti ki: 
 
- Hamza’yı öldürürsen seni azat ederim! 
 
Daha o zamanlar müslüman olmakla şereflenmemiş olan Ebu Süfyan’ın hanımı Hind de, babasının ve amcasının intikamı için, Vahşî’ye mükâfat vâd etmişti. 
 
Vahşî, Uhud’da taş arkasına pusuya girip, yalnız Hz. Hamza’yı gözetirdi. Hz. Hamza sekiz kâfiri öldürüp, saldırırken, Vahşî mızrağını atarak, onu şehit etti. Sonra, gidip durumu Hind’e haber verdi. Hind sevinip üzerindeki zinetlerin hepsini Vahşî’ye verdi. Daha da vereceğini söyledi. 
 
Uhud savaşında Peygamberimiz birkaç kâfire bedduâ etmişti. “Vahşî’ye niçin lanet etmiyorsun” dediklerinde, buyurdu ki: 
 
- Miracda, Hamza ile Vahşî’yi kolkola, birlikte cennete girerlerken görmüştüm! 
 
Hicretin sekizinci yılında, Mekke fethedildiği gün, Vahşî, Mekke’den kaçtı. Bir zaman uzak yerlerde kaldı. Sonra pişman olup, Medine’de mescide gelip, selam verdi. Resulullah efendimiz selamını aldı. Vahşî dedi ki: 
 
- Ya Resulallah! Bir kimse Allaha ve Resulüne düşmanlık yapsa, en kötü, en çirkin günah işlese, sonra pişman olup temiz iman etse, Resulullahı canından çok seven biri olarak, huzuruna gelse, bunun cezası nedir? 
 
Resulullah efendimiz buyurdu ki: 
 
- İman eden, pişman olan affolur. Bizim kardeşimiz olur. 
 
- Ya Resulallah! Ben iman ettim. Pişman oldum. Allahü teâlâyı ve Onun Resulünü herşeyden çok seviyorum. Ben Vahşî’yim. 
 
Resulullah efendimiz, Vahşî adını işitince, Hz. Hamza’nın şehit edilmiş hâli gözünün önüne geldi. Ağlamaya başladı. 
 
Vahşî, öldürüleceğini anlayarak kapıya yürüdü. Eshab-ı kiram kılıçlarına sarılmış, işaret bekliyordu. Vahşî, “Son nefesimi alıyorum” derken, Cebrail aleyhisselam geldi. Allahü teâlâ buyurdu ki: 
 
- Ey sevgili Peygamberim! Bütün ömrünü puta tapmakla, kullarımı bana düşman etmeye uğraşmakla geçiren bir kâfir, bir kelime-i tevhid okuyunca, ben onu affediyorum. Sen, amcanı öldürdü diye Vahşî’yi niçin affetmiyorsun? O pişman oldu. Şimdi sana inandı. Ben affettim. Sen de affet! 
 
Herkes, 'Öldürün!' emrini beklerken, Resulullah efendimiz buyurdu ki: 
 
- Kardeşinizi çağırınız! 
 
Kardeş sözünü işitince, saygı ile çağırdılar. Peygamber efendimiz Vahşî’ye, “affolunduğunu” müjdeleyerek buyurdu ki: 
 
- Fakat, seni görünce dayanamıyorum, elimde olmadan üzülüyorum. 
 
Hz. Vahşî, Resulullahı üzmemek için, bir daha yanına gelmedi. Mahcup, başı önünde yaşadı. Aynı mızrak ve okla yalancı peygamber Müseyleme’yi öldürdü ve büyük hizmet etti. Hz. Osman zamanında vefat etti.
[26/5 20:37] Ömer Tarık Yılmaz: Merhem ve ilaçlı bant kullanmak orucu bozar mı?
 
Deri üzerindeki gözenekler ve deri altındaki kılcal damarlar yoluyla vücuda sürülen yağ, merhem ve benzeri şeyler emilerek kana karışmaktadır. Ancak cildin bu emişi, çok az ve yavaş olmaktadır. Diğer taraftan bu yeme içme anlamına da gelmemektedir. Bu itibarla, deri üzerine sürülen merhem, yapıştırılan ilaçlı bantlar orucu bozmaz.
[26/5 20:39] Ömer Tarık Yılmaz: ARAFÂT
 
Mekke-i mükerreme şehrinin yirmi beş kilometre güneydoğusunda bulunan ve haccın farzlarından biri olan vakfenin yapıldığı mübârek yerin adı. Allahü teâlâ âyet-i kerîmede meâlen buyurdu ki  (Hac mevsiminde ticâretle) Rabbinizden rızık istemenizde bir günâh yoktur. Arafât'tan (döndüğünüzde) Meş'ar-i Haram'ın yanında (tehlîl ve telbiye ile) Allah'ı zikredin, anın. O, size nasıl hidâyet ettiyse, siz de O'nu öylece anın... (Bekara sûresi  198) Arefe günü Allahü teâlâ Arafât'ta vakfe yapanlardan râzı olur. Sonra onlarla meleklere karşı iftihâr ederek; 'Bunlar ne isterler ki işlerini bırakıp burada toplandılar' der. (Hadîs-i şerîf-Müslim) Haccın farzlarından biri de arefe günü Arafât'ın (Vâdî-yi Ürene) denilen yerinden başka her hangi bir yerinde, öğle ve ikindi namazlarından sonra bir miktar vakfeye durmaktır. Arefe günü veya gecesi Arafât'ta bulunmayan veya Arafât'tan geçmeyen hacı olmaz. (İbn-i Âbidîn-Mevkûfât) Sevgili Peygamberimiz vefâtına yakın meşhur vedâ hutbesini Arafat'ta okudu. Âdem aleyhisselâm ile Havva vâlidemiz Cennet'ten ayrılıp yeryüzüne indirilince Arafat'ta buluştular. Bir rivâyete göre buraya bu yüzden buluşup, tanışmak mânâsına Arafat denm iştir. (Zerkânî) Arafât dağıdır bizim dağımız, Orada kabûl olur duâlarımız. Medîne'de yatar Peygamberimiz, Yâ Muhammed cânım arzular seni. (Yûnus Emre)
[26/5 20:40] Ömer Tarık Yılmaz: Abdi
 
 A.  İtaat eden
 
 
 
     Kısaltmalar:
     A. Arapça,
     F. Farsça,
     FR. Fransızca,
     IB. İbranice,
     İ. İtalyanca,
     Moğ. Moğolca,
    T. Türkçe,
     Y. Yunanca,
     E.T. Eski Türkçe
[26/5 20:40] Ömer Tarık Yılmaz: Gayr-i meşru yolla kazanılan parayla kurban kesilebilir mi?
 
İslam dini kişilerin meşru işlerle uğraşmalarını ve geçimlerini helal yollardan elde etmelerini ister. Buna rağmen bir kişi malını haram yoldan kazanmışsa, öldüğünde varisleri bu malın sahibini aramalı; sahibini bulduklarında bu malı kendisine vermelidirler. Şayet bu malın sahibini bulamazlarsa sevap beklenmeksizin yoksullara veya hayır işlerine harcamalıdırlar (Serahsi, el-Mebsut, XII, 306; İbn Nüceym, el-Bahru’r-Raik, VIII, 229; Fetavay-ı Hindiyye, III, 210).
 
 Bu itibarla, gayr-i meşru yolla elde edilen para ile kurban kesmek uygun değildir. Mali ibadetler helal parayla yapılmalıdır. Zira Rasulüllah (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: “Ey insanlar! Allah temizdir; sadece temiz olanları kabul eder. Allah Peygamberlerine neyi emrettiyse müminlere de onu emretmiştir. Şöyle ki Allah Peygamberlere: “Ey Peygamberler! Temiz ve helal olan şeylerden yiyin, iyi ve faydalı işler yapın!” (Mü’minun, 23/51); Müminlere de: “Ey iman edenler! Size verdiğimiz rızıkların temiz olanlarından yiyin.” (Bakara, 2/172) buyurmuştur.” Sonra Rasulüllah (s.a.s.) şunları söyledi: “Bir kimse Allah yolunda uzun seferler yapar. Saçı başı dağınık, toza toprağa bulanmış vaziyette ellerini gökyüzüne açarak: Ya Rabbi! Ya Rabbi! diye dua eder. Halbuki onun yediği haram, içtiği haram, gıdası haramdır. Böyle birinin duası nasıl kabul edilir!”  (Müslim, Zekat, 65).
 
 Bütün bu ikazlara rağmen yine de haram parayla kurban kesilmişse, bunun hiçbir sevabı olmamakla birlikte, gasbedilmiş elbise ile namaz kılma durumunda namazın düşmesi gibi kurban sorumluluğu da düşer (Kasani, Bedai, Beyrut 1982, III, 96; Zeylai, Tebyinü’l-Hakaık, Mısır 1313, VI, 48).
[26/5 20:41] Ömer Tarık Yılmaz: Birlik ve Beraberlik Ruhu
 
 
  
 
  
 
 “Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı sarılın. Parçalanıp bölünmeyin.” (Âl-i İmrân, 3/103) 
 
 Allah’ın lütuf ve inayetiyle kardeş olan, aynı safta omuz omuza Cenâb-ı Hakk’ın divanına duran, aynı iman ve şuurla bir arada bulunan Aziz Müminler! Cumamız mübarek olsun! Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerimize olsun!
 
 Muhterem Müslümanlar!
 
 Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.s) bir defasında ashabına şöyle buyurmuştu: “Allah’ın peygamber ya da şehit olmayan öyle kulları vardır ki kıyamet gününde Allah’a olan yakınlıkları sebebiyle, peygamberler ve şehitler onlara gıpta ederler.” Bu büyük müjdeyi işiten sahâbe-i kirâm, “Ya Resûlallah! Bunlar kimlerdir?” diye sordu. Bunun üzerine Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) şu cevabı verdi: “Bunlar, aralarında akrabalık bağı ya da herhangi bir menfaat bulunmayan, sırf Allah için birbirlerini sevenlerdir.”[1]
 
 Kıymetli Müminler!
 
 Yüce dinimiz İslam, tevhid ve vahdet dinidir. Birlik ve beraberlik dinidir. Yardımlaşma ve dayanışma dinidir. Dinimiz, toplumun bütün fertleriyle iyilik ve adalet esasına dayalı ilişkiler kurmamızı, sevgi ve saygı içinde kardeşçe yaşamamızı, şefkat ve merhametle birbirimize muamele etmemizi emretmiştir. Birbirimize sırt dönmeyi, ilgi ve alakayı kesmeyi, kardeşlik bağlarını koparmayı, her türlü olumsuz söz ve davranışta bulunmayı da yasaklamıştır. Nitekim Yüce Rabbimiz, وَاعْتَصِمُوا بِحَبْلِ اللّٰهِ جَم۪يعًا وَلَا تَفَرَّقُواۖ “Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı sarılın. Parçalanıp bölünmeyin.”[2] buyurmaktadır. İstiklal Marşı şairi Mehmet Akif Ersoy,
 
 “Girmeden tefrika bir millete, düşman giremez;
 
 Toplu vurdukça yürekler, onu top sindiremez.”
 
 diyerek bu ayet-i kerimeyi muhteşem bir şekilde anlatmaya çalışmıştır. Rahmet Peygamberi Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s) Efendimiz de bir hadis-i şerifinde bizleri şöyle uyarmaktadır: “Birbirinizle ilgi ve alakayı kesmeyin, birbirinize sırt çevirmeyin, birbirinize kin beslemeyin, birbirinize haset etmeyin. Ey Allah’ın kulları! Kardeşler olun.”[3]
 
 Değerli Müslümanlar!
 
 Bizler, aynı dine inanan, aynı Allah’a kulluk eden, aynı kıbleye yönelen, aynı kitabı rehber edinen, aynı peygambere gönül veren müminleriz. Dünyaya barış ve adaletin en güzel örneklerini sunan, din, vatan, bayrak ve mukaddesat uğruna fedâ-yı cân eyleyen şanlı bir ecdadın torunlarıyız. Başa kakmadan, karşılık beklemeden, kökenine, inancına, mezhebine ve düşüncesine bakmadan, insan onurunu rencide etmeden ihtiyaç sahiplerine yardım etmeyi kendine şiar edinen bir medeniyetin temsilcileriyiz. Böylesine köklü bir medeniyetin mensubu olan bizlere düşen, kardeşlik ahlakını kuşanmak, gönül alıcı söz ve davranışlarla birbirimizin hukukunu gözetmektir.
 
 Aziz Müminler!
 
 Hürriyetimizin nişanesi, hepimizin ortak yurdu olan cennet vatanımız, ecdadımızın bizlere bir emanetidir. Şanlı bayrağımız bağımsızlığımızın sembolüdür; gölgesinde kardeşçe yaşayabilmek için hepimize yer vardır. Şehadetleri dinin temeli olan ezan-ı Muhammedî, bizleri birliğe ve kardeşliğe çağırmaktadır. Öyleyse farklılıklarımızı bir zenginlik kabul edelim. Bizi kardeş kılan, bizi millet yapan değerlerimize sımsıkı sarılalım. Allah Resûlü Hz. Muhammed (s.a.s)’in şu hadisini asla unutmayalım: “Müminler, birbirlerini sevmede, birbirlerine merhamet ve şefkat göstermede, tıpkı bir organı rahatsızlandığında diğer organları da uykusuzluk ve yüksek ateşle bu acıyı paylaşan bir beden gibidir.”[4]
 
 Kıymetli Müslümanlar!
 
 İçinde bulunduğumuz mayıs ayı Anadolu’nun İslam’a açılan ilk kapısı Diyarbakır yöresinin sahâbe-i kirâm tarafından fethedildiği aydır. Önümüzdeki Pazartesi günü ise İstanbul’un fethinin 570. yıl dönümüdür. Allah Resûlü (s.a.s) İs
[26/5 20:41] Ömer Tarık Yılmaz: TEHALLÜL
 
 
 
İhramdan çıkmak, yani ihram yasaklarının sona ermesi demektir. Hac ve umre için ihrama giren kimse, belirli menâsiki edâ ettikten sonra tıraş olarak ihramdan çıkar. Belirli menâsik tamamlanmadıkça tıraş olmakla ihramdan çıkılamayacağı gibi, menâsik tamamlandıktan sonra da tıraş olmadıkça ihramdan çıkılmış olmaz.
[26/5 20:42] Ömer Tarık Yılmaz: 'Elif Lâm Râ. Bu (Kur'an), sonsuz hikmet sahibi ve her şeyden haberdar olan Allah tarafından bütün yönleriyle ayetleri mükemmel hale getirilmiş, sonra da ayrıntılı bir şekilde açıklanmış bir Kitap'tır.'
(Hûd, 11/1)
 http://www.duavesureler.com
[26/5 20:42] Ömer Tarık Yılmaz: 'Kadın dört sebepten biri için alınır: Malı, soyu, güzelliği ve dindarlığı. Sen, dindar olanı seç. (Aksi halde) sıkıntıya düşersin.'
(Buhârî, 'Nikâh', 15;Müslim, 'Radâ', 53)
 http://www.duavesureler.com
[26/5 20:42] Ömer Tarık Yılmaz: 'Allahım! Harama bulaşmaktansa, helalinle yetineyim. Beni lütfunla (zengin kılarak) Senden başkasına muhtaç etme. '
(Tirmizî, 'De’avât',110)
 http://www.duavesureler.com
[26/5 20:42] Ömer Tarık Yılmaz: • Bahar Rüzgârlarının Sona Ermesi
'Devamlı taat üzere olmayı sağlayan itikad olan Ehl-i sünnet itikadı üzere bulun.' İbn Vefâ [rahmetullahi aleyh]
 
Semerkand Takvimi
[26/5 20:42] Ömer Tarık Yılmaz: Eş Seçiminde Ahlâklı Olmasına Dikkat Etmek
 
Çocuklarına damat ve gelin adayları, kişi kendine hayat arkadaşı seçerken ölçü İslâm ahlâkı ile ahlâklanan kişileri bulmak olmalıdır. Peygamber Efendimiz’in [sallallahu aleyhi vesellem] şu ikazını unutmamalıdır:  Kadınla dört şeyden dolayı nikâhlanılır: Malı, soyu, güzelliği ve dini için. Sen dindar olanı seç yoksa iki elin fakirleşir. 
 
 Kim bir kadınla malı veya güzelliği için evlenirse, kadının malından da güzelliğinden de mahrum olur (hayrını görmez). Kim bir kadınla, dindarlığı sebebiyle evlenirse, yüce Allah o kişiyi kadının malıyla da, güzelliğiyle de faydalandırır. 
 
Evlilikte karar vermeye etken olan birtakım sebepler vardır. Bunlar ya maldır, ya güzellik, ya soy sop ya da ahlâktır. Resûl-i Ekrem [sallallahu aleyhi vesellem] açıkça bunlar içinde eş seçimi sebebinin ahlâk, din olması gerektiğini, aksi halde huzuru bulamayacağını bildirmiştir.
 
Genel olarak evlilik arefesinde erkek tarafı kız tarafına talip olduğu için hadiste  kadınla nikâhlanılırken  ifadesi yer alsa da kadın da erkek seçiminde aynı hassasiyetle hareket etmelidir.
 
Semerkand Takvimi
[26/5 20:43] Ömer Tarık Yılmaz: Bir Ayet
'Elif Lâm Râ. Bu (Kur'an), sonsuz hikmet sahibi ve her şeyden haberdar olan Allah tarafından bütün yönleriyle ayetleri mükemmel hale getirilmiş, sonra da ayrıntılı bir şekilde açıklanmış bir Kitap'tır.'
(Hûd, 11/1)
 
Daha fazlası için Bir Ayet Hadis Dua uygulamasını hemen indir; Google Play: https://birayethadisdua.page.link/app?ayet=sS3eGR/U/G0=
[26/5 20:43] Ömer Tarık Yılmaz: Bir Hadis
“Allahım! Beni bağışla, bana merhamet et, beni cezalandırmaktan vazgeç ve beni affet, şüphesiz Sen çok bağışlayan, çok merhametli olansın.”
(İbn Ebi Şeybe, 'Dua', 1, No: 29148)
 
Daha fazlası için Bir Ayet Hadis Dua uygulamasını hemen indir; Google Play: https://birayethadisdua.page.link/app?hadis=sS3eGR/U/G0=
[26/5 20:43] Ömer Tarık Yılmaz: Bir Dua
'Allah’ım! Alaca hastalığından, delilikten, cüzam hastalığından ve her türlü kötü hastalıklardan Sana sığınırım.'
(Ebû Dâvûd, 'Salât', 367)
 
Daha fazlası için Bir Ayet Hadis Dua uygulamasını hemen indir; Google Play: https://birayethadisdua.page.link/app?dua=sS3eGR/U/G0=
[26/5 20:43] Ömer Tarık Yılmaz: Alırken, satarken, borcunu öderken ve borcunu isterken yumuşak davranan kişiyi Allah Cennetine koysun. Hadis-i Şerif
[26/5 20:43] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Ayeti
 
Siz ancak işlediklerinizin karşılığı ile cezalandırılırsınız. Ancak Allah’ın halis kulları başka. İşte onlar için belli bir rızık, meyveler vardır. Onlar ikram gören kimselerdir.
 
(Saffât, 37/39-42)
[26/5 20:43] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Hadisi
 
Zenginlik mal çokluğuyla değildir. Bilakis zenginlik göz tokluğuyladır.
 
(Al-Bukhari)
[26/5 20:44] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Duası
 
Allah’ım! Dalalete (sapıklığa) düşmekten veya (başkalarını) dalalete düşürmekten, hataya düşmekten veya (başkasını) hataya düşürmekten, zulmetmekten veya zulme uğramaktan, cahillik etmekten veya cahillikle karşılaşmaktan, sana sığınırım.
 
(Ebu Dâvûd)
[26/5 20:44] Ömer Tarık Yılmaz: Vaktin Esmaül Hüsnası
 
El-Metin
 
Çok kuvvetli, çok dayanıklı, âcizliği, za'fiyeti ve gevşekliği olmayan
[26/5 20:44] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Hikayesi
 
Nuh (a.s) ve Şeytan
 
   Nuh (a.s) asma kökleri dikmiş, geniş bir üzüm bahçesi meydana getirmek istiyordu. Fakat diktiği kökler bir türlü yeşermek bilmiyordu. Nûh (a.s), 'Acaba neden yeşermiyor?' diyerek tasalanıp dururken bir gün kendisine yaşlı bir ihtiyar kıyafetine bürünerek lânetlik şeytan çıkageldi ve 'Ey Allah elçisi!' dedi. 'Eğer bağının yeşererek üzüm vermesini istiyorsan izin ver de bütün asma köklerinin diplerine şu yedi hayvanı keserek kanlarını akıtayım.'  
 
 Bağının yeşerip de çil çil üzümler vereceğini duyan Nûh Peygamber, 'bildiğiniz gibi yapın' diyerek şeytana izin verdi. Şeytan da şu yedi hayvanı kesti:  
 Arslanı  
 Ayıyı  
 Kaplanı  
 Çakalı  
 Köpeği  
 Horozu  
 Tilkiyi  
 
 İşte bunların kanlarını asmaların köklerine bir bir döktükten sonra, bağ yeşerdi ve üzüm verdi. Böylece şeytanın ileri sürdüğü iddiası yerine gelmiş oluyordu. Daha önce tek renkte olan üzümler adı geçen hayvanların kanlarıyla sulandıktan sonra tam yedi renge bürünmüşlerdir.  
 
 Daha sonraları üzümden içki elde edildi. İşte o yüzdendir ki içki kullanan kimsede şu yedi karakteri görmekteyiz. Her içki içen kimse sarhoşken; kendini aslan gibi cesur, ayı gibi kuvvetli, kaplan gibi öfkeli (kükremiş), çakal gibi konuşkan (uluyan) köpek gibi kavgacı (hırlayıcı), tikli gibi kurnaz ve intikamcı, horoz gibi ötücü hisseder.
[26/5 20:44] Ömer Tarık Yılmaz: 'Allah'ım kalbimi aydınlık kıl, lisanımı, kulağımı, gözümü, ardımı, önümü, üstümü, altımı aydınlık eyle. Allah'ım, nurumu büyüt.' (Buharî-Müslim)
[26/5 20:44] Ömer Tarık Yılmaz: Cenaze namazı kıldığınız zaman ölen kimseye samimiyetle dua edin.
(Ebû Dâvûd, Cenâiz, 54, 56; İbn Mâce, Cenâiz, 23)
[26/5 20:44] Ömer Tarık Yılmaz: TARİH........... 27 MAYIS İHTİLÂLİ VE İDAMLAR (1)

“Yeter söz milletindir.” diyerek çıktığı yolda gerçekleştirdiği demokrasi hamleleri ve kalkınma atılımlarıyla Türkiye'nin önemli siyasi isimleri arasında yer alan Adnan Menderes ve arkadaşları 27 Mayıs 1960 askerî darbesiyle şehîd edildi.

Mahkeme Başkanı Salim Başol yargılamalara yapılan hukuki itirazlar karşısında şöyle dedi: “Ne yapalım? Sizi buraya tıkan kuvvet böyle istiyor!” 
Life fotoğrafçısı James Burke, 27 Mayıs darbesinden 4 gün sonra Türkiye'ye geldi. Darbecilerin fotoğraflarını çekti. Burke, Cunta Başı Cemal Gürsel’i yatağının başucundaki sehpanın üzerinde haftalık Akis mecmuasının 30 Mayıs 1960 tarihli nüshası görünecek şekilde görüntüledi. Derginin kapağında, üzerine çarpı atılmış bir Adnan Menderes resmi vardı. Fotoğrafın altında “Sabık Başbakan” yazıyordu. Dergiyi yayınlayan Metin Toker, İsmet İnönü’nün damadı idi.
Menderes'in hayatının en ilgi çekici noktalarından biri de kayıtlara “kaza” olarak geçen 17 Şubat 1959’da Adnan Menderes ve beraberindeki heyeti Türkiye’den İngiltere’ye götüren THY uçağı, Londra yakınlarında düşmesiydi.
Daha sonra Kozmik Oda’daki belgeler bir kaza değil “sabotaj” olduğunu gösteriyordu. Türkiye’nin milli menfaatlerini savunan bir lider istemeyen “Derin ABD” çıkarlarına yâni “Kırmızı Kitap”a aykırı davranan Menderes için infaz kararı almıştı.                   
(Devamı yarın)

 

GÜNÜN TARİHİ..........II. BÂYEZİD HÂNIN VEFÂTI

 

Sultan II. Bâyezid Hân, 1447’de doğup. 26 Mayıs 1512’de vefât etti. 8. Osmanlı pâdişahıdır. Babası Fatih Sultan Mehmed Hân, annesi Emine Gülbahar Hatûn’dur. Yavuz Sultan Selim Hânın da babasıdır. 31 yıl pâdişahlık yapmıştır. Sultan II. Bâyezid Hân, İstanbul’da 1501-1505 yılları arasında yaptırdığı Bâyezid Câmi’inin açılışında hazır bulundu. Bizzat imam olarak namazı kıldırdı. Devrinde ülkenin birçok yerinde okullar, hastaneler, câmiler, medreseler kuruldu. II. Bâyezid Hân tahta geçtiğinde 511.000 km2’si Asya’da, 1.703.000 km2’si Avrupa’da olmak üzere toplam 2.214.000 km2 olan imparatorluk toprakları, vefâtında yaklaşık olarak 2.375.000 km2 idi.

 
 
26.05.2023 - Türkiye Takvimi - https://play.google.com/store/apps/details?id=turkiyetakvimi.takvim
[26/5 20:45] Ömer Tarık Yılmaz: Ravi: İbnu Mes'ud (ra)
Resulullah (sav) buyurdular ki: 'Allahu Teala Hazretleri'nin fazlından isteyin. Zira Allah, kendisinden istenmesini sever, ibadetin en efdali de (dua edip) kurtuluşu beklemektir.' 
 
Bu hadisin yer aldığı kitaplar: Tirmizi, Da'avat 126, (3666)
 
Hadisin Açıklaması:
Kurtuluş diye tercüme ettiğimiz kelimesinin aslı ferec'tir, darlıktan, sıkıntıdan kurtulmak mânasına gelir. Kurtuluş beklemek, Allah'tan başkasına şikayeti terkederek bela ve hüznün gitmesini sabır içerisinde gözetmek mânasına gelir. Bu en efdal ibâdettir. Çünkü belâya sabırla mukâbele Allah'ın kazasına inkıyad ve rızadır. Esâsen, her çeşit tedbire rağmen gelen musîbet karşısında sabır ve metanetten başka yapacak bir şey yoktur. Sabırsızlık, telaş, başkalarına dert yanmak, bağırıp çağırmak hiçbir derde deva getirmez, üstelik artırır.
 
Burada sabrın tavsiyesi, tedbirin terkedilmesi mânasını taşımaz. Bilakis, elden gelen tedbir ve çâreye başvurduktan sonra ferec ve kurtuluşu sabır içinde Allah'tan beklemek tavsiye edilmektedir. Şifayı verenin Allah olduğunu bildiren Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm), tedâvi aramaya devam etmeyi emretmiştir
[26/5 20:45] Ömer Tarık Yılmaz: Her nefis ölümü tadacak ve sizi bir imtihan olmak üzere şer ve hayr ile deneriz ve hepiniz de nihâyet bize döndürüleceksiniz. (Enbiyâ Sûresi, âyet 35)
[26/5 20:45] Ömer Tarık Yılmaz: Ümmetimden veya yahudilerden ve hıristiyanlardan her kim beni işitir de bana iman etmezse cennet'e giremez. Ravi: Müsned-i Ahmed
[26/5 20:45] Ömer Tarık Yılmaz: Hadis-i Şerifte Buyuruldu ki:
 
Hazreti Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'nın suyun satılmasını yasakladığını rivayet etmiştir.
 
Kaynak : Ebu Davud, Büyu 63, (3478), Tirmizi, Büyu 44, (1271), Nesai, Büyu 88, (7, 307), İbnu Mace, Ruhun 18, (2477)
 
( Sen de oku : bit.ly/Hadisiserif )
[26/5 20:46] Ömer Tarık Yılmaz: قال الله تعالى : يَا أيها الَّذِينَ آمَنُوا مَنْ يَرْتَدَّ مِنْكُمْ عَنْ دِينِهِ فَسَوْفَ يَأْتِى اللهُ بِقَوْمٍ يُحِبُّهُمْ وَيُحِبُّونَهُ، اَذِلَّةٍ عَلَى الْمُؤْمِنِينَ اَعِزَّةٍ عَلَى الْكَافِرِينَ، يُجَاهِدُونَ فِى سَبِيلِ اللهِ، وَلاَ يَخَافُونَ لَوْمَةَ لاَئِمٍ، ذلِكَ فَضْلُ اللهِ يُؤْتِيهِ مَنْ يَشَاءُ، وَاللهُ وَاسِعٌ عَلِيمٌ..
 
“Ey iman edenler, sizden kim dininden dönerse bilsin ki, Allah yakında öyle bir toplum getirecek ki, O onları sever, onlar da O’nu severler, mü’minlere karşı alçak gönüllü, Allah’tan gelen gerçekleri örtbas edenlere karşı onurlu ve şiddetlidirler. Allah yolunda cihad ederler, hiçbir kınayanın kınamasından korkmazlar. Bu Allah’ın bir lütfudur, onu dilediğine verir. Allah lütfunda sınırsız olup her şeyi bilendir.” (5 Maide 54)
 
387 - عَنْ أبي هُرَيْرَةَ
 
قال : قال رسولُ اللَّهِ
أن اللَّهَ قال : مَنْ عَادَى لِي وَلِيًّا فَقَدْ آذَنْتُهُ بِالْحَرْبِ, وَمَا تَقَرَّبَ إِلَيَّ عَبْدِي بِشَيْءٍ أحب إِلَيَّ مِمَّا افْتَرَضْتُ عَلَيْهِ, وَمَا يَزَالُ عَبْدِي يَتَقَرَّبُ إِلَيَّ بِالنَّوَافِلِ حَتَّى أحبهُ, فَإذا أحببْتُهُ, كُنْتُ سَمْعَهُ الَّذِي يَسْمَعُ بِهِ, وَبَصَرَهُ الَّذِي يُبْصِرُ بِهِ, وَيَدَهُ الَّتِي يَبْطِشُ بِهَا, وَرِجْلَهُ الَّتِي يَمْشِي بِهَا, وَإن سَأَلَنِي لأَُعْطِيَنَّهُ, وَلَئِنِ اسْتَعَاذَنِي لاَُعِيذَنَّهُ .
387: Ebu Hüreyre (Allah Ondan razı olsun)'dan rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem), Allah şöyle buyurmuştur, dedi.“Her kim benim dostum olan kuluma düşmanlık ederse ben de ona harb açarım. Kulum bana kendisine farz kıldığım ibadetlerden daha sevimli bir şeyle yakınlık sağlayamaz. Kulum bana farzlarla birlikte işlediği nafile ibadetlerle durmadan yaklaşır nihayet ben onu severim. Kulumu sevince de adeta onun işiten kulağı gören gözü, tutan eli ve yürüyen ayağı olurum. Benden her ne isterse onu mutlaka veririm. Bana sığınırsa da onu korurum.” (Buhari, Rikak 38)
 
388- وَعَنْهُ عَنِ النَّبِيِّ
 
قال : إذا أحب اللهُ الْعَبْدَ نَادَى جِبْرِيلَ : أن اللهَ يُحِبُّ فُلانا, فَأحببْه,ُ فَيُحِبُّهُ جِبْرِيلُ ثم يُنَادِي جِبْرِيلُ السَّمَاء, فيقول : إن اللَّهَ يُحِبُّ فُلانا فَأحبوهُ فَيُحِبُّهُ أَهْلُ السَّمَاءِ ثُمَّ يُوضَعُ لَهُ الْقَبُولُ فِي الأرض.
وَفِى رِوَايَةٍ لِمُسْلِمٍ:إن اللَّهَ إذا أحب عَبْدًا دَعَا جِبْرِيلَ فَقال : إني أحب فُلانا فَأحببهُ قال : فَيُحِبُّهُ جِبْرِيلُ, ثُمَّ يُنَادِي فِي السَّمَاءِ فَيَقُولُ : إن اللَّهَ يُحِبُّ فُلانا فَأحبوهُ فَيُحِبُّهُ أَهْلُ السَّمَاءِ, ثُمَّ يُوضَعُ لَهُ الْقَبُولُ فِي الأرض, وَإذا أَبْغَضَ عَبْدًا دَعَا جِبْرِيلَ, فَيَقُولُ : إني أُبْغِضُ فُلانا فَأَبْغِضْه,ُ فَيُبْغِضُهُ جِبْرِيلُ ثُمَّ يُنَادِي فِي أَهْلِ السَّمَاءِ: إن اللَّهَ يُبْغِضُ فُلانا فَأَبْغِضُوه, فَيُبْغِضُه أَهْلِ السَّ
[26/5 20:46] Ömer Tarık Yılmaz: Hani Musa kavmine şöyle demişti: 'Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın; hani O sizi Firavun ailesinden kurtarmıştı, onlar sizi en dayanılmaz işkencelere uğratıyor, kadınlarınızı sağ bırakıp erkek çocuklarınızı boğazlıyorlardı. Bunda sizin için Rabbinizden büyük bir sınav vardır.'
-İbrahim Suresi, 6
 
Günlük Hadis Uygulamasını
Ücretsiz İndir:
https://dailyhadith.page.link/y1E4
[26/5 20:47] Ömer Tarık Yılmaz: [Hadis No : 3589]
 
Ebu Dâvud ve Tirmizi'nin Zeyd İbnu Hâlil el-Cüheni radıyallahu anh'tan kaydettikleri rivâyet şöyledir:  
 
'Resülullah aleyhissalâtu vesselâm'ın şöyle söylediğini işittim: 'Ümmetime zahmet vermeyecek olsam, her namazda misvak kullanmalarını emrederdim ve yatsı namazını da gecenin üçte birine kadar te'hir ederdim. 
 
Ebu Dâvud, Tahâret 25, (47); Tirmizi, Tahâret 18, (23).
 
 
 
İslami Uygulamalar  islamiuyg@gmail.com
[26/5 22:10] Ömer Tarık Yılmaz: Karınlarınızı ondan dolduracaksınız. - Vâkıa - 53. Ayet
[26/5 22:11] Ömer Tarık Yılmaz: Tarih: 
ُك ْم
ح
ُ
۪ري
 
26.05
ْذ َه َب
تَ
.2023
وا َو
عوا َفَتْف َشلُ
﷽ تََناَز ُ
ُه َوََل
ُسولَ
َ َوَر
ُعوا ا ّٰلل ه
۪طي
َواَ
 
 
ي َن
۪
ِر
َ َمَع ال ٰصَ اب
 ا ّٰلل ه
 اِ ٰنَ
ۜ
روا
ُ
ِب
َوا ْص . 
َم 
ْيِه َو َسلَٰ
 َعلَ
ُ
ي ا ّٰلل ه
ِ َصلَٰ
ُل ا ّٰلل ه
ُسو
اَل َر
َوق : َ
 ت َ
روا َوَلَ
 تَ َدابَ ُ
َقا َط ُعوا َوَلَ
وا ِعَباَد ََل تَ
ُكونُ
دوا َو
ضوا َو ََل تَ َحا َس ُ
َبا َغ ُ
 ِ
ا ّٰلل ْخَوانًا ه
ِ
إ .
BİRLİK VE BERABERLİK RUHU
Allah’ın lütuf ve inayetiyle kardeş olan, aynı safta 
omuz omuza Cenâb-ı Hakk’ın divanına duran, aynı iman
ve şuurla bir arada bulunan Aziz Müminler! Cumamız 
mübarek olsun! Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi 
üzerimize olsun!
Muhterem Müslümanlar!
Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.s) bir 
defasında ashabına şöyle buyurmuştu: “Allah’ın
peygamber ya da şehit olmayan öyle kulları vardır ki 
kıyamet gününde Allah’a olan yakınlıkları sebebiyle, 
peygamberler ve şehitler onlara gıpta ederler.” Bu 
büyük müjdeyi işiten sahâbe-i kirâm, “Ya Resûlallah! 
Bunlar kimlerdir?” diye sordu. Bunun üzerine Sevgili 
Peygamberimiz (s.a.s) şu cevabı verdi: “Bunlar, 
aralarında akrabalık bağı ya da herhangi bir menfaat
bulunmayan, sırf Allah için birbirlerini sevenlerdir.”1
Kıymetli Müminler!
Yüce dinimiz İslam, tevhid ve vahdet dinidir. 
Birlik ve beraberlik dinidir. Yardımlaşma ve dayanışma 
dinidir. Dinimiz, toplumun bütün fertleriyle iyilik ve 
adalet esasına dayalı ilişkiler kurmamızı, sevgi ve saygı 
içinde kardeşçe yaşamamızı, şefkat ve merhametle 
birbirimize muamele etmemizi emretmiştir. Birbirimize 
sırt dönmeyi, ilgi ve alakayı kesmeyi, kardeşlik bağlarını
koparmayı, her türlü olumsuz söz ve davranışta 
bulunmayı da yasaklamıştır. Nitekim Yüce Rabbimiz,
 
 
وا
ُ
ِ َج ۪ميًعا َوََل تََفٰرَق
ِل ا ّٰلل ه
ِ َحْب
ُموا ب
 birlikte Hepَ “وا ْعَت ِص
Allah’ın ipine sımsıkı sarılın. Parçalanıp 
bölünmeyin.”2 buyurmaktadır. İstiklal Marşı şairi 
Mehmet Akif Ersoy,
“Girmeden tefrika bir millete, düşman giremez;
Toplu vurdukça yürekler, onu top sindiremez.”
diyerek bu ayet-i kerimeyi muhteşem bir şekilde 
anlatmaya çalışmıştır. Rahmet Peygamberi Hz. 
Muhammed Mustafa (s.a.s) Efendimiz de bir hadis-i 
şerifinde bizleri şöyle uyarmaktadır: “Birbirinizle ilgi ve 
alakayı kesmeyin, birbirinize sırt çevirmeyin, 
birbirinize kin beslemeyin, birbirinize haset etmeyin. 
Ey Allah’ın kulları! Kardeşler olun.”3
Değerli Müslümanlar!
Bizler, aynı dine inanan, aynı Allah’a kulluk eden, 
aynı kıbleye yönelen, aynı kitabı rehber edinen, aynı 
peygambere gönül veren müminleriz. Dünyaya barış ve
adaletin en güzel örneklerini sunan, din, vatan, bayrak ve 
mukaddesat uğruna fedâ-yı cân eyleyen şanlı bir ecdadın 
torunlarıyız. Başa kakmadan, karşılık beklemeden, 
kökenine, inancına, mezhebine ve düşüncesine 
bakmadan, insan onurunu rencide etmeden ihtiyaç 
sahiplerine yardım etmeyi kendine şiar edinen bir 
medeniyetin temsilcileriyiz. Böylesine köklü bir 
medeniyetin mensubu olan bizlere düşen, kardeşlik 
ahlakını kuşanmak, gönül alıcı söz ve davranışlarla 
birbirimizin hukukunu gözetmektir.
Aziz Müminler!
Hürriyetimizin nişanesi, hepimizin ortak yurdu
olan cennet vatanımız, ecdadımızın bizlere bir 
emanetidir. Şanlı bayrağımız bağımsızlığımızın 
sembolüdür; gölgesinde kardeşçe yaşayabilmek için 
hepimize yer vardır. Şehadetleri dinin temeli olan ezan-ı
Muhammedî, bizleri birliğe ve kardeşliğe çağırmaktadır. 
Öyleyse farklılıklarımızı bir zenginlik kabul edelim. Bizi 
kardeş kılan, bizi millet yapan değerlerimize sımsıkı 
sarılalım. Allah Resûlü Hz. Muhammed (s.a.s)’in şu 
hadisini asla unutmayalım: “Müminler, birbirlerini 
sevmede, birbirlerine merhamet ve şefkat 
gös

Antalya Havalimanı 2 ayda yaklaşık 2 milyon yolcuya hizmet verdi

Sakarya, yılın ilk 2 ayında 26 bin 314 aracı yurt dışına gönderdi

Küresel Para Haftası sunum ve panellerle devam ediyor

AB, Macaristan ve Slovakya'ya petrol akışını sağlamaya çalışıyor

Fitch: Orta Doğu'daki gerilimin kısa sürmesi halinde Türkiye'ye yönelik riskler yönetilebilir

Borsada bugünkü işlemlerin takası 23 Mart'ta yapılacak

Türkiye'den transit geçecek harp araç ve gereçlerine ilişkin esaslar düzenlendi

Konut Fiyat Endeksi şubatta yüzde 1,8 arttı

Safranbolu lokumu üreticileri bayram mesaisinde

Ticaret Bakanlığından tüketicilere "alışverişte raf ile kasa fiyatını karşılaştırın" uyarısı

LİG TABLOSU

Takım O G M B Av P
1.GALATASARAY A.Ş. 26 20 2 4 44 64
2.FENERBAHÇE A.Ş. 26 16 1 9 30 57
3.TRABZONSPOR A.Ş. 26 17 3 6 23 57
4.BEŞİKTAŞ A.Ş. 26 14 5 7 17 49
5.GÖZTEPE A.Ş. 26 11 5 10 10 43
6.RAMS BAŞAKŞEHİR FUTBOL KULÜBÜ 26 12 8 6 14 42
7.SAMSUNSPOR A.Ş. 26 8 7 11 -2 35
8.KOCAELİSPOR 26 9 11 6 -4 33
9.GAZİANTEP FUTBOL KULÜBÜ A.Ş. 26 8 9 9 -7 33
10.ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş. 26 7 10 9 -4 30
11.CORENDON ALANYASPOR 26 5 8 13 -4 28
12.TÜMOSAN KONYASPOR 26 6 11 9 -9 27
13.NATURA DÜNYASI GENÇLERBİRLİĞİ 26 6 13 7 -8 25
14.KASIMPAŞA A.Ş. 26 5 12 9 -14 24
15.HESAP.COM ANTALYASPOR 26 6 14 6 -18 24
16.İKAS EYÜPSPOR 26 5 14 7 -18 22
17.ZECORNER KAYSERİSPOR 26 3 12 11 -28 20
18.MISIRLI.COM.TR FATİH KARAGÜMRÜK 26 4 17 5 -22 17