[11/6 02:58] Ömer Tarık Yılmaz: “Sana şüphe veren şeyi bırak, şüphe vermeyene bak!..”
(Tirmizi , Kıyame 60)
[11/6 02:58] Ömer Tarık Yılmaz: . Şüphe yok ki Allah zerre kadar haksızlık etmez. (Kulun yaptığı iş, eğer bir kötülük ise, onun cezasını adaletle verir.) İyilik olursa onu katlar (kat kat arttırır), kendinden de büyük mükâfat ver
NİSÂ Sûresi 40.Ayet
[11/6 02:58] Ömer Tarık Yılmaz: Kıyam
Kıyam 'doğrulmak, dikelmek, ayakta durmak' demektir. Namazı oluşturan
ana unsurlardan biri olarak kıyam, iftitah tekbiri ve her rek‘atta
Kur'an'dan okunması gerekli asgari miktarı okuyacak kadar bir süre ayakta
durmak anlamına gelir.
Farz ve vâcip namazlarda ve Hanefî mezhebinde benimsenen görüşe
göre sabah namazının sünnetinde kıyam bir rükündür. Gücü yeten kişi bu
rüknü yerine getirmeden, meselâ oturarak farz veya vâcip bir namaz kılarsa
namazı geçerli olmaz. Yine bir kimse, çekiliverse düşeceği bir tarzda, duvara
veya bastona yaslanarak namaz kılacak olursa, namazı geçersiz olur. Nâfile
namazlarda ise kişi, ayakta durmaya gücü yettiği halde oturarak da namaz
kılabilir.
Hasta veya ayakta durmaya gücü yetmeyen kişiden kıyam vecîbesi düşer.
Bu kişi oturmaya güç yetiriyorsa, namazı oturarak kılar. Bu durumda oturma,
o kişi için hükmen kıyam yerine geçer. Oturmaya da gücü yetmiyorsa nasıl
kılabiliyorsa öyle, uzanarak veya ima ederek kılar...Daha az
[12/6 21:34] Ömer Tarık Yılmaz: 10 - Yıkanacak Yerlerin Her Tarafını Kaplayarak Yıkamanın Vücubu Bâbı
599 - Bana Selemetü'bnü Şebîb rivâyet etti.
(Dedi ki): Bize Hasen b. Muhammed b. A'yen rivâyet etti.
(Dedi ki): Bize Mâ'kıl, Ebû'z-Zübeyr'den, o da Câbir'den naklen rivâyet etti. Cabir Şöyle dedi: Bana Ömer b. Hattab haber verdi ki; bir adam abdest almışda ayağının üzerinde (yıkanmadık) tırnak kadar bir yer bırakmış Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) onu görerek:
«Dön de abdestini güzel al» buyurmuşlar. Bunun üzerine o zat dönerek (tekrar abdest almış) ve namaz kılmış.
[12/6 21:35] Ömer Tarık Yılmaz: Ubey İbnu Ka'b radıyallahu anh anlatıyor: 'Bir adama Kur'an öğretmiştim. Bana bir yay hediye etti. Bunu Resulullah aleyhissalatu vesselam'a haber verdim: 'Eğer onu alırsan, ateşten bir yay almış olursun' buyurdular. Ben de geri iade ettim.'
Kütüb-i Sitte
[12/6 21:35] Ömer Tarık Yılmaz: 72. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem son derece vefâkar idi.Ashabını,akrabasını,ehlibeytine bağlı olanları unutmaz,daima onları arar ve sorar,gönüllerini hoş tutardı.Sonra Habeş Kralı Necaşi'nin inananlara yardım elini uzatmasını hiç bir zaman hatırından çıkarmamış ve Necaşi vefat ettiğinde 'Bugün salih bir kardeş vefat etti' diyerek gıyabı cenaze namazını kılmıştı.(Müsned A.İbni Hanbel,4/397-398-399)
[12/6 21:35] Ömer Tarık Yılmaz: Tarihte Bugün
• Cezayir’in Fransızlar Tarafından İşgali 1830
• Keban Barajı’nın Temeli Atıldı 1966
Kuveyt Türk Dijital Takvim
https://play.google.com/store/apps/details?id=com.kuveytturk.dijital.takvim
[12/6 21:35] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Ayeti
“‘Namazı dosdoğru kılın ve Allah’tan korkun’ (diye de emredildik). O, huzuruna varıp toplanacağınız Allah’tır.”
En’am 72)
[12/6 21:35] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Hadisi
“Dünya ve dünyalıklardan yüz çevir ki, Allah seni sevsin; halkın elinde olandan yüz çevir ki, insanlar seni sevsin.”
İbni Mâce, Zühd 1
[12/6 21:35] Ömer Tarık Yılmaz: ETKİLİ ÖZ GEÇMİŞ HAZIRLAMA TEKNİKLERİ
Rekabetçi ve yoğun tempolu iş dünyası içinde, yetkinliklerinizi gösterebilmeniz ve dikkat çekebilmeniz için sizi en iyi şekilde yansıtan bir öz geçmiş hazırlamalı; eğitim hayatınızı, tecrübelerinizi, başarılarınızı ve becerilerinizi kısa ve öz şekilde anlatmalısınız. Bu sayede sizinle aynı işe başvuran diğer adaylar arasından sıyrılabilir, işe alım uzmanlarının dikkatini çekebilirsiniz. Peki, etkili ve özenli bir öz geçmiş hazırlamak için nelere dikkat etmelisiniz? Kısasa dikkat etmeniz gerekenler şöyle:
1. Doğru şablonu belirleyin
2. Hakkınızdaki bilgileri hiyerarşik yapıda düzenleyin
3. Başvurmak istediğiniz işi göz önünde bulundurun
4. Özenli bir üslup kullanın
Kuveyt Türk Dijital Takvim
https://play.google.com/store/apps/details?id=com.kuveytturk.dijital.takvim
[13/6 00:11] Ömer Tarık Yılmaz: 11- Abdest Suyu İle Birlikte Günahların Çıkması Bâbı
600 - Bize Süveyd b. Said Malik b. Enes’ten rivâyet etti. H.
Bize Ebû't-Tâhir'de rivâyet etti. Bu lâfız onun’dur.
(Dedi ki): Bize Abdullah b. Vehb, Malik b. Enes'ten, o da Süheyl b. Ebi Salih'ten, o da babasın’dan, o da Ebû Hüreyre'den naklen haber verdi ki: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem):
“Müslim yahut mü'min bir kul abdest alır da yüzünü yıkarsa, gözleri ile baktığı her günah suyla yahut suyun son damlası ile yüzünden çıkar. Ellerini yıkadığı vakit ellerinin tuttuğu her günah su ile yahut suyun son damlası ile beraber ellerinden çıkar; ayaklarını yıkadığı vakit ayaklarının yürüyerek işlediği her günah su ile yahut suyun son damlasiyle birlikte çıkar. Nihayet o kul günahlardan temiz pâk olup çıkar” buyurdular.
601 - Bize Muhammed b. Ma'mer b. Rıb'î el-Kaysî rivâyet etti.
(Dedi ki): Bize Ebû Hişâm el-Mahzûmî Abdulvahid'ten —ki; İbn Ziyad'dır— rivâyet etti
(Dedi ki): Bize Osman b. Hakim rivâyet etti,
(Dedi ki): Bize Muhammed b. Münkedir , Humran'dan, o da Osman b. Affan'dan naklen rivâyet etti. Osman Şöyle dedi. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem):
«Her kim abdest alır da onu tertemiz yaparsa; vücudundan günahları çıkar. Hattâ tırnaklarının altından bile» buyurdular.
[13/6 00:12] Ömer Tarık Yılmaz: Hz. Ali radıyallahu anh anlatıyor: 'Resulullah aleyhissalatu vesselam hacamat oldu ve bana emretti, ben de hacamat yapan zatın ücretini ödedim.'
Kütüb-i Sitte
[13/6 00:12] Ömer Tarık Yılmaz: 73. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem aksıran kimsenin 'Allah'a hamd olsun' demesini tavsiye etmiştir.(Buhari Edep 165-166,Müslim Zühd,54)
[13/6 00:12] Ömer Tarık Yılmaz: Tarihte Bugün
• Türklerin Rumeli’ye Geçişi 1354
• Avusturalya’nın Keşfi 1643
• Cemil Meriç’in Vefatı 1987
Kuveyt Türk Dijital Takvim
https://play.google.com/store/apps/details?id=com.kuveytturk.dijital.takvim
[13/6 00:12] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Ayeti
“İnanıp da imanlarına herhangi bir haksızlık bulaştırmayanlar var ya, işte güven onlarındır ve onlar doğru yolu bulanlardır.”
En’am 82
[13/6 00:12] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Hadisi
“Karışıklık anlarında ibadet etmek, benim yanıma hicret etmek gibi sevaptır.”
Müslim, Fiten 130
[13/6 00:12] Ömer Tarık Yılmaz: BİZİM DÜNYA GÖRÜŞÜMÜZ NEYDİ?
Avrupa dünya görüşleri, sınıflı bir dünyada doğmuştu. İslâmiyet bütün insanlığa hitap eden tek dünya görüşü. Temeli vahdet, sevgi, adalet. Bütün insanlar doğuştan müsavi. Fert İslâm’ı kabul ettikten sonra gerçek bir eşitlik olur bu. İnsanı, insan olduğu için Allah’ın halifesi kabul eder. Avrupa’nın hayâlini aşan bir rüyâdır İslâm, bir fikir mimarîsidir. Müsavaat, kazanılmış, doğuştan edinilmiş bir haktır. Temeli adalettir. Hürriyete ihtiyaç yoktur. Nitekim hürriyet kelimesi çok geç çağlarda dilimize girer. Çünkü Türk-İslâm hürdür. Bu itibarla bizim dünya görüşümüz en az üç milletin el ele vererek hazırladığı bir sistemdir. İslâm insanı değişiş halinde ele alır. Hakikatler insan zekâsı ile büyür. Kur’ân-ı Kerim’in ifşa ettiği hakikatlerin hududu yoktur. Araplar, Türkler, İranlılar bu ezelî hakikatin şekillenmesinde fıkhıyla, sanatıyla el ele vermiştir. İslâmiyet renk farkı, doğuş farkı tanımaz.
Kuveyt Türk Dijital Takvim
https://play.google.com/store/apps/details?id=com.kuveytturk.dijital.takvim
[13/6 00:13] Ömer Tarık Yılmaz: سَمِعَ عَلِيُّ بْنُ أَبِي طَالِبٍ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ ضَجَّةً فِي الْمَسْجِدِ يَقْرَؤُنَ الْقُرْآنَ وَيُقْرِئُونَ فَقَالَ: طُوبَى لِهٰؤُلَاءِ هٰؤُلَاءِ كَانُوا أَحَبَّ النَّاسِ إِلَى رَسُولِ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ. (طس)
Ali bin Ebû Tâlib (r.a.), mescitte Kur’ân-ı Kerîm okuyan ve okutanların seslerini işitince şöyle buyurdu: “Şunlara müjdeler olsun ki onlar, Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem’in en sevdiği kimselerdir.” (Taberânî, el-Mu’cemü’l-Evsat)
12 Haziran 2023
Fazilet Takvimi
[13/6 00:13] Ömer Tarık Yılmaz: KURBAN NİSÂBI VE VACİP OLMASININ ŞARTLARI
Kurban nisâbı: Aslî ve zarûrî ihtiyaçlarından başka, fitre vacip olacak kadar malı-parası olan, hür ve mukîm erkek ve kadın her Müslümana kurban kesmek vaciptir.
Bu malın -zekât nisâbında olduğu gibi- artabilecek mal olması ve üzerinden bir sene geçmesi şart değildir.
Aslî ve zarûrî ihtiyaçlar şunlardır: Evi, evinin kâfî miktarda eşyası, bineği (atı veya arabası), üç türlü giyeceği -yani iş elbisesi, günlük giydiği elbise, bayram ve benzeri günlere mahsus elbisesi- kendisinin ve nafakası kendisi üzerine vacip olanların bir aylık nafakalarıdır. Bundan fazla olarak 80,18 gr altın veya aynı kıymette başka bir şeye sahip olan kimselerin sadaka-i fıtır (fitre) vermesi ve kurban günlerinde kurban kesmesi vacip olur.
Kurban kesmeye mahsus olan günlerde (bayramın 1. 2. ve 3. gününde ve Şâfiî Mezhebi’nde 4. günü dâhil akşam vaktine kadar) zengin (yani nisâba mâlik) olan kimsenin de kurban kesmesi vacip olur.
Hür, mukîm ve nisâba mâlik bir Müslümanın küçük çocukları için de kurban kesmesi müstehâbdır. Zâhiru’r-Rivâye’de böyledir. Fetva, buna göredir. İmâm Hasan bin Ziyâd’ın, İmâm-ı Âzam Hazretlerinden rivâyetine göre ise bu kişinin küçük çocuğu için kurban kesmesi vaciptir.
İmâm-ı Âzam ve İmâm Ebû Yûsuf Hazretlerine göre kurban kesmekle mükellef olmak için, akıllı ve bâliğ (ergin) olmak şart değildir. Delinin ve henüz bâliğ olmamış çocuğun mallarından, babaları yahut vasîleri kurban keser ve onlara yedirirler. Yediklerinden artanı, bunlar için (elbise gibi) kendisi ile faydalanılan bir şey ile değiştirebilirler. Fakat İmâm Muhammed’e göre kurban kesmekle mükellef olmak için, akıllı ve bâliğ olmak şarttır.
İSİMLERİMİZ: Erkek: Kenan, Kız: Kübra
12 Haziran 2023
Fazilet Takvimi
[13/6 00:13] Ömer Tarık Yılmaz: قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: أَحَبُّ الطَّعَامِ إِلَى اللهِ مَا كَثُرَتْ عَلَيْهِ الْأَيْدِي. (طس)
Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular: “Allâhü Teâlâ’nın en çok râzı olduğu yemek, (sofrada birlikte) yiyenlerin çok olduğu yemektir.” (Taberânî, el-Mu’cemü’l-Evsat)
13 Haziran 2023
Fazilet Takvimi
[13/6 00:13] Ömer Tarık Yılmaz: KURBAN KESMENİN FAZİLETİ
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular:
• “Kurban Bayramı günü, Allâhü Teâlâ indinde, günlerin en büyüklerindendir.”
• “Kurban kesiniz ve ona iyi muâmele ediniz. Muhakkak bir kimse kurbanını alır, onu kıbleye çevirip (usûlünce) keserse, kıyamet gününde, o kurbanın kanı ve tüyü, onu koruyan iki kale olur. Muhakkak kurbanın kanı, heder olmaz (sevabı) Allâhü Teâlâ’nın muhafazasında (olduğu hâlde) toprağa düşer. (Kurban keserek) azıcık bir infâk (yani Allah rızası için harcama) sebebiyle çok mükâfata nâil olursunuz.”
• “Kim, Kurban Bayramı gününde kesmek için kurbanına yaklaşırsa, Allâhü Teâlâ’nın rahmeti de Cennet’te ona yaklaşır. Kurbanını kestiği zaman, kanından akan ilk damla ile birlikte Allâhü Teâlâ, onu mağfiret eder. Allâhü Teâlâ, o kurbanı kıyamet gününde (kabirden) mahşere kadar onun için binek kılar, (kurbanın) derisi ve her kılı adedince ona sevap ihsân eder.”
Gücü yeten kimsenin, Allâh’ın rızasına ve şefaate nâil olmak niyetiyle Peygamberimiz (s.a.v.) Hazretleri için bir kurban kesmesi menduptur. Aliyyü’l-Murtezâ (k.v.) biri kendisi için, biri Resûl-i Ekrem Efendimiz için olmak üzere iki koç kurban eder ve ‘Resûlullah (s.a.v.), zât-ı şerîfleri için kurban kesmeyi bana vasiyet buyurdular.’ derdi.
KURBANA AİT BAZI HÜKÜMLER
Bir kimse, vakti içinde kurbanını kesmeyip kıymetini sadaka olarak verse, kurban vecibesini edâ etmiş olmaz.
Zengin olan kimseler kurban kesmeyip kurbanın kesileceği vakti geçirseler, kurbanın kıymetini sadaka olarak vermeleri lâzım gelir. Fakirler ve kurban nezreden (adayan) kimseler, aldıkları kurbanı kesmeyip vakti geçerse, kurbanın kendisini sadaka olarak vermeleri vacip olur.
Fıtır sadakası (fitre) ve kurban, vacip olduktan sonra sahibi fakir düşse, ömrü içinde bunları edâ etmedikçe bunlar kendisinden düşmez. Ya kıymetlerini veya aynını (kurbanın kendisini) sadaka olarak vermeleri vacip olur.
Zengin olan çocuk için kendi malından kurban kesilmesinde ihtilaf vardır. İhtiyatlı olan ve tercih edilen, kurban kesilmesidir.
13 Haziran 2023
Fazilet Takvimi
[13/6 00:13] Ömer Tarık Yılmaz: Mümin kardeşine ait sevmediğin bir iş duyarsan, onun için özür bulmaya çalış. Bulamazsan “belki benim anlayamadığım bir durum vardır de” ve özrü kapat.[Yunus Emre]
[13/6 00:14] Ömer Tarık Yılmaz: ÇEVRE BİLİNCİ
Yüce Rabbimiz, bu kâinatı ölçü ile yaratmış (Kamer, 54/49); ona belli bir denge ve düzen koymuş, bu dengenin asla bozulma- masını istemiş (Rahmân, 55/7-8), aksi takdirde sonuçlarının çok ağır olacağını haber vermiştir. Bir ayet-i kerimede “İnsanların kendi işledikleri (kötülükler) sebebiyle karada ve denizde bo- zulma ortaya çıkmıştır. Dönmeleri için Allah yaptıklarının bazı (kötü) sonuçlarını (dünyada) onlara tattıracaktır” (Rûm, 30/41) buyrularak, günümüzde ortaya çıkan doğal çevremizdeki yo- ğun çürüme ve tahribatın insanın kendi yapıp-ettiklerinin bir sonucu olduğu ifade edilmektedir. Müslüman, içinde yaşadığı çevrenin emanet olduğu bilincinde olmalı ve bu emaneti gözü gibi korumalıdır.
DİNÎ KAVRAMLAR
TEVEKKÜL
Tevekkül; Allah’a güvenmek, gereken her şeyi yaptıktan sonra neticeyi Allah’tan beklemek demektir. Böyle davranana mütevekkil de- nir. Kur’an’da: “Kim Allah’a tevekkül ederse, O ona ye- ter.” (Talak, 65/3) buyrulmuş ve mü'minlerin tevekkül et- meleri emredilmiştir. (bkz. İbrahim, 14/11; Mâide, 5/23; Âl-i İmran, 3/159)
Tevekkül, kadere imanın bir neticesidir. Mütevekkil insan kayıtsız şartsız Allah’a teslim olmuştur.
ÖZLÜ SÖZ
İyi söz kısa ve anlamlı olandır. Yerinde susmak sözün en güzelidir. (Erzurumlu İbrahim Hakkı )
[13/6 00:14] Ömer Tarık Yılmaz: A) YÜKÜMLÜLÜK ŞARTLARI
Hac ibadetiyle yükümlü olmak için genel olarak bütün yükümlülükler de öngörülen Müslümanlık, akıl ve bulûğ şartı yanında, ayrıca hac yapmaya bedenî ve malî imkânların yeterli olması da şarttır. Beden ve malî imkânın yeterli düzeyde bulunmasına literatürde, yapabilme, güç yetirebilme anlamında istitâat denilir.
Ayrıca kişinin hac ile yükümlü sayılabilmesi ve hac yükümlülüğünün zimmetinde borç olarak sabit olabilmesi için belirtilen dört şarta ilâve olarak, bu farîzayı yerine getirecek vakte erişmiş olması da gerekir. Belirtilen tüm şartları taşıdığı halde, bu tarihten itibaren haccı ifaya elverişli zaman bulamadan yani hac mevsimine erişemeden ölen kişi hac ile yükümlü olmadan ölmüş kabul edilir.
İstitâat, teknik ifadesiyle söylenecek olursa, haccın vücûb şartıdır. Hac, sadece Kâbe ve civarında belirli günlerde eda edilen bir ibadet olduğu için hac yükümlülüğü bedenî ve malî imkânların yeterli olması şartına bağlanmıştır. İslâm dini, diğer mükellefiyetlerde olduğu gibi, hac ibadetinde de mükellefin durumunu dikkate almış ve ona güç ve imkânlarının üzerinde bir yük yüklememiştir.
Hac yükümlülüğü için istitâatın şart olduğu konusunda mezhepler arasında görüş birliği olmakla beraber istitâatin ne anlama geldiği konusunda bir birlik yoktur. Mezhep imamları ve müntesipleri, âyette geçen istitâat kavramını farklı şekillerde anladıkları için aralarında, haccın yükümlülük ve eda şartlarının tesbitinde bazı farklılıklar doğmuş, bu bakımdan bir kısmının yükümlülük şartı olarak kabul ettiği bir şey diğerinde eda şartı olmuştur.
İstitâat denilen yapabilme güç ve imkânı, hac yolculuğuna çıkacak kişinin gidip dönünceye kadar kendisinin ve bakmakla yükümlü olduğu kimselerin geçimlerini sosyal seviyelerine uygun olarak sağlayacak malî güce ve hac için yeterli zamana ve malî güce sahip olması anlamına gelmektedir.
B) EDA ŞARTLARI
Haccın edasının, yani hac yükümlüsü tarafından bizzat ifa edilmesinin farz olması için bulunması gereken şartlara 'haccın edasının şartları' denir. Bu şartlar genel hatlarıyla şunlardır:
a) Sağlıklı Olmak. Ebû Hanîfe ve Mâlik, sağlıklı olmayı hac yükümlüsü olmanın şartı olarak gördüklerinden bunlara göre sağlıklı olmayan kimseler hac yapmakla mükellef değildir; dolayısıyla yerlerine vekil göndermeleri de gerekmez.
Hanefî imamlardan Ebû Yûsuf ve Muhammed ile Şâfiî ve Hanbelî hukukçularına göre ise, yukarıda belirtilen yükümlülük şartlarının gerçekleşmesi halinde, fiilen haccetmeye engel teşkil eden bir hastalık veya sakatlığı bulunanlar, yerlerine vekil göndermeli veya bunu vasiyet etmelidirler. Fiilen hac etmeye engel hastalık ve sakatlıklar arasında, genel olarak, körlük, kötürümlük ve hac yolculuğuna dayanamayacak derecede hastalık veya yaşlılık durumları gösterilmiştir.
b) Yol Güvenliği. Hanefî ve Hanbelî mezheplerinde fetvaya esas olan görüşe göre yol güvenliğinin bulunması haccın edasının şartlarındandır. Mâlikî ve Şâfiîler ise, istitâat kavramına getirdikleri açıklama doğrultusunda, bunu yükümlülük şartları arasında saymışlardır.
c) Ârızî Bir Engelin Bulunmaması. Tutukluluk veya yurt dışına çıkma yasağı gibi yolculuğa çıkmayı engelleyen bir durumun hac mevsimine denk gelmesi halinde eda yükümlülüğü gerçekleşmez.
d) Kadınlara Özel İki Şart. Haccın edasıyla doğrudan ilgisi bulunmamakla birlikte, kadınlara ilişkin başka hükümlerin sonucu olarak söz konusu edilen iki şart daha bulunmaktadır.
Bunlardan birincisi, kadınların tek başlarına uzun mesafeli yolculuklara çıkma yasağından kaynaklanan 'yanlarında eşlerinin veya bir mahremlerinin bulunması' şartıdır. Hanefî mezhebine göre, haccedebilmek için seferîlik hükümlerinin uygulanacağı bir mesafeyi katetmek durumunda olan kadınlar tek ba�
[13/6 00:15] Ömer Tarık Yılmaz: Eger bir kadin kocasinin geçimsizliginden yahut kendisinden yüz çevirmesinden endise ederse, aralarinda bir sulh yapmalarinda onlara günah yoktur Sulh (daima) hayirlidir Zaten nefisler kiskançliga hazirdir Eger iyi geçinir ve Allah'tan korkarsaniz süphesiz Allah yaptiklarinizdan haberdardir (NİSA/128)
(Gelseler de) size karsi pek hasistirler Hele korku gelip çatti mi, üzerine ölüm bayginligi çökmüs gibi gözleri dönerek sana baktiklarini görürsün Korku gidince ise, mala düskünlük göstererek sizi sivri dilleri ile incitirler Onlar iman etmis degillerdir; bunun için Allah onlarin yaptiklarini bosa çikarmistir Bu, Allah'a göre kolaydir (AHZAB/19)
Daha önceden Medine'yi yurt edinmis ve gönüllerine imani yerlestirmis olan kimseler, kendilerine göç edip gelenleri severler ve onlara verilenlerden dolayi içlerinde bir rahatsizlik hissetmezler Kendileri zaruret içinde bulunsalar bile onlari kendilerine tercih ederler Kim nefsinin cimriliginden korunursa, iste onlar kurtulusa erenlerdir (HAŞR/9)
O halde gücünüz yettigince Allah'a isyandan kaçinin Dinleyin, itaat edin, kendi iyiliginize olarak harcayin Kim nefsinin cimriliginden korunursa iste onlar kurtulusa erenlerdir (TEĞABÜN/16)
Gerçekten insan, pek hirsli (ve sabirsiz) yaratilmistir (MEARIC/19)
[13/6 00:15] Ömer Tarık Yılmaz: (Münafiklar) inananlarla karsilastiklarinda 'Iman ettik' derler Birbirleriyle basbasa kaldiklari vakit ise: Allah'in size açtiklarini (Tevrat'taki bilgileri), Rabbiniz katinda sizin aleyhinize hüccet getirmeleri için mi onlara anlatiyorsunuz; bunlari düsünemiyor musunuz? derler (BAKARA/76)
Andolsun biz Musa'ya Kitab'i verdik Ondan sonra ardarda peygamberler gönderdik Meryem oglu Isa'ya da mucizeler verdik Ve onu, Rûhu'l-Kudüs (Cebrail) ile destekledik (Ne var ki) gönlünüzün arzulamadigi seyleri söyleyen bir elçi geldikçe ona karsi büyüklük tasladiniz (Size gelen) peygamberlerden bir kismini yalanladiniz, bir kismini da öldürdünüz (BAKARA/87)
Andolsun Musa size apaçik mucizeler getirmisti Sonra onun ardindan, zalimler olarak buzagiyi (tanri) edindiniz (BAKARA/92)
Indirdigimiz açik delilleri ve kitapta insanlara apaçik gösterdigimiz hidayet yolunu gizleyenlere hem Allah hem de bütün lânet ediciler lânet eder (BAKARA/159)
Ramazan ayi, insanlara yol gösterici, dogrunun ve dogruyu egriden ayirmanin açik delilleri olarak Kur'an'in indirildigi aydir Öyle ise sizden ramazan ayini idrak edenler onda oruç tutsun Kim o anda hasta veya yolcu olursa (tutamadigi günler sayisinca) baska günlerde kaza etsin Allah sizin için kolaylik ister, zorluk istemez Bütün bunlar, sayiyi tamamlamaniz ve size dogru yolu göstermesine karsilik, Allah'i tazim etmeniz, sükretmeniz içindir (BAKARA/185)
Size (Kur'an ve Sünnet gibi) apaçik deliller geldikten sonra, eger baristan saparsaniz, sunu iyi bilin ki Allah azîzdir, hakîmdir (BAKARA/209)
Peygamberleri onlara: Onun hükümdarliginin alâmeti, Tabut'un size gelmesidir Meleklerin tasidigi o Tabut'un içinde Rabbinizden size bir ferahlik ve sükûnet, Musa ve Harun hanedanlarinin biraktiklarindan bir kalinti vardir Eger inanmis kimseler iseniz sizin için bunda süphesiz bir alâmet vardir, dedi (BAKARA/248)
O peygamberlerin bir kismini digerlerinden üstün kildik Allah onlardan bir kismi ile konusmus, bazilarini da derece derece yükseltmistir Meryem oglu Isa'ya açik mucizeler verdik ve onu Rûhu'l-Kudüs ile güçlendirdik Allah dileseydi o peygamberlerden sonra gelen milletler, kendilerine açik deliller geldikten sonra birbirleriyle savasmazlardi Fakat onlar ihtilafa düstüler de içlerinden kimi iman etti, kimi de inkâr etti Allah dileseydi onlar savasmazlardi; lâkin Allah diledigini yapar (BAKARA/253)
Iman etmelerinden, Resûl'ün hak olduguna sehadet getirmelerinden ve kendilerine apaçik deliller gelmesinden sonra inkârciliga sapan bir kavme Allah nasil hidayet nasip eder? Allah zalimler toplulugunu dogru yola iletmez (AL-İ İMRAN/86)
Kendilerine apaçik deliller geldikten sonra parçalanip ayriliga düsenler gibi olmayin Iste bunlar için büyük bir azap vardir (AL-İ İMRAN/105)
'Dogrusu Allah bize, (gökten inen) atesin yiyecegi (yakip kor edecegi) bir kurban getirmedikçe hiçbir peygambere inanmamamizi emretti' diyenlere söyle de: Size, benden önce mucizelerle, (özellikle) dediginiz (mucize) ile nice peygamberler geldi Eger dogru insanlar iseniz, ya onlari niçin öldürdünüz? (AL-İ İMRAN/183)
(Resûlüm!) Eger seni yalancilikla itham ettilerse (yadirgama); gerçekten, senden önce apaçik mucizeler, sahifeler ve aydinlatici kitap getiren nice peygamberler de yalancilikla itham edildi (AL-İ İMRAN/184)
Ehl-i kitap senden, kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyor Onlar Musa'dan, bunun daha büyügünü istemisler de, 'Bize Allah'i apaçik göster' demislerdi Zulümleri sebebiyle hemen onlari yildirim çarpti Bilâhare kendilerine açik deliller geldikten sonra buzagiyi (tanri) edindiler Biz bunu da affettik Ve Musa'ya apaçik delil (ve yetki) verdik (NİSA/153)
Iste bu yüzdendir ki Israilogullari'na söyle yazmistik: Kim, bir cana veya yeryüzünde bozgunculuk çikarmaya karsilik olmaksizin (haksiz yere) bir cana kiyarsa bütün insanlari öldürmüs gibi olur Her kim bir cani kurtarirsa bütün insanlari kurtarmis gibi olur Peygamberlerimiz onlara apaçik deliller getirdiler; ama bundan sonra da onlardan çog
[13/6 00:15] Ömer Tarık Yılmaz: YALANIN VE YALANCININ ZEMMİ
5165 - Safvân İbnu Süleym radıyallahu anh anlatıyor: 'Ey Allah'ın Resûlü! dedik, mü'min korkak olur mu?'
'Evet!' buyurdular. 'Pekiyi cimri olur mu?' dedik, yine:
'Evet!' buyurdular. Biz yine:
'Pekiyi yalancı olur mu?' diye sorduk. Bu sefer: 'Hayır!' buyurdular.'
Muvatta, Kelâm 19, (2, 990).
5166 - İmam Mâlik'e ulaştığına göre, İbnu Mes'ud radıyallahu anh şöyle demiştir: 'Kul yalan söylemeye ve yalan söyleme niyetini taşımaya devam edince bir an gelir ki, kalbinde önce siyah bir nokta belirir. Sonra bu nokta büyür ve kalbinin tamamı simsiyah olur. Sonunda Allah nezdinde 'yalancılar' arasına kaydedilir.'
Muvatta, Kelam 18, (2, 990).
5167 - Behz İbnu Hakim an ebihi an ceddihi anlatıyor: 'Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
'Yazıklar olsun o kimseye ki, insanları güldürmek için konuşur ve yalan söylerler! Yazık ona, yazık ona!'
Ebu Davud, Edeb 88, (4990); Tirmizi, Zühd 10, (2316).
5168 - Esma radıyallahu anha anlatıyor: 'Bir kadın gelerek: 'Ey Allah'ın Resûlü! Benim bir kumam var. Ona karşı (yalan söyleyerek) kocamın vermediği şeyle karnımı doyurmuş göstersem bana bir mahzur getirir mi?' diye sordu. Aleyhissalatu vesselam:
'Verilmeyenle karnını doyurmuş gösterip övünen, tıpkı, iki yalan elbisesini giyen gibidir' cevabını verdi.'
Buhari, Nikah 106; Müslim, Libas 127, (2130); Ebu Davud, Edeb 91, (4997).
5169 - Abdullah İbnu Amir radıyallahu anh anlatıyor: 'Bir gün, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, evimizde otururken, annem beni çağırdı ve:
'Hele bir gel sana ne vereceğim!' dedi. Aleyhissalatu vesselam anneme:
'Çocuğa ne vermek istemiştin?' diye sordu.
'Ona bir hurma vermek istemiştim' deyince, Aleyhissalatu vesselam:
'Dikkat et! Eğer ona bir şey vermeyecek olursan, üzerine bir yalan yazılacak!' buyurdular.'
Ebu Davud, Edeb 88, (4991).
5170 - Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: 'Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
'Ümmetimin sonunda yalancı Deccaller olacak. Onlar, ne sizin ne de atalarınızın hiç işitmediği şeyleri anlatacaklar. Onlardan sakının!'
Müslim, Mukaddime 6, (6).
5171 - İbnu Mes'ud radıyallahu anh anlatıyor: 'Şeytan insan suretinde temessül eder ve bir cemaate gelerek onlara yalan şeyler söyler. Bir müddet sonra cemaattekiler dağılırlar. Onlardan biri:
'Bir adam dinledim, yüzünü de tanırım ama ismini bilmiyorum. Şöyle şöyle söylemişti' diyerek (onun yalanını bilmeden tekrar eder)'
Müslim, Mukaddime 7. hadisin arkasında).
YALANIN MÜBAH OLDUĞU YERLER
5172 - Esmâ Bintu Yezîd radıyallahu anha anlatıyor: 'Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
'Ey insanlar! Pervanenin ateşe atılması gibi sizi yalanın peşine düşmeye sevkeden şey nedir? Halbuki, üç yer hariç yalanın her çeşidi âdemoğluna haramdır: Bu üç yere gelince:
1. Erkeğin, rızasını sağlamak için hanımına yalanı,
2. Harpte söylenecek yalan. Çünkü harp bir hileden ibarettir.
3. İki müslümanın arasında sulhü sağlamak kasdıyla söylenen yalan.'
Tirmizi, Birr 26, (1940).
5173 - Ümmü Külsüm Bintu Ukbe radıyallahu anh anlatıyor: 'Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ı işittim, diyordu ki:
'İki kişinin arasını düzelten, hayır söyleyip, hayır tebliğ eden kimse yalancı değildir.'
Buhari, Sulh 2; Müslim, Birr 101, (2605); Ebu Davud, Edeb 58, (4921); Tirmizi, Birr 26, (1939).
5174 - Safvan İbnu Süleym ez-Zühri radıyallahu anh anlatıyor: 'Bir adam: 'Ey Allah'ın Resûlü! Ben karıma yalan söyleyeyim mi?' demişti. Aleyhissalatu vesselam: 'Yalanda hayır yoktur!' buyurdular. Adam:
'Vaadde bulunmama, lehinde söylememe ne dersiniz?' diye tekrar sordu. Aleyhissalatu vesselam da: 'Öyleyse sana bir vebal yok!' buyurdular.'
Muvatta, Kelâm 18, (2, 990).
5175 - Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: 'Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
'İbrahim aleyhisselam sadece üç yalan söylemiştir: Bunlardan ikisi Allah'ın zatıyla ilgili; biri 'İn
[13/6 00:15] Ömer Tarık Yılmaz: YEMİN KELİMESİ VE KENDİSİYLE YEMİN EDİLENLER
5774 - İbnu Abbas radıyallahu anhümâ anlatıyor: 'Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm yemin teklif ettiği bir kimseye şöyle söyledi:
'Haydi! Kendinden başka ilah olmayan Allah'a kasem ederek o kimsenin yani iddia sahibinin sende hiçbir şeyi olmadığına yemin et!'
Ebu Davud, Akdiye 24, (3620).
5775 - İbnu Ömer radıyallahu anhüma anlatıyor: 'Resûlullah aleyhissalatu vesselâm'ın yaptığı yeminlerin çoğu şöyleydi: 'Kalpleri çeviren zâta yemin olsun, hayır!'
Buhari, Eyman 3, Kader 14, Tevhid 11; Muvatta, Nuzûr 14; Ebu Dâvud, Eymân 16, (3263); Tirmizi, Nüzûr 12, (1540);Nesai, Eyman 2, (7, 2, 3).
5776 - Ebu Sa'îd radıyallahu anh anlatıyor: 'Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm yeminde mübalağa edince: 'Hayır! Ebu'l-Kâsım'ın nefsini elinde tutan Zât-ı Zülcelâl'e yemin olsun ki...' derdi.'
Ebu Davud, Eymân 12, (3264); İbnu Mâce, Kefârât 1, (2090).
5777 - Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: 'Yemin ettiği zaman Resülullah aleyhissalâtu vesselâm'ın yemini: 'Hayır! Allah'a istiğfar ederim ki...'şeklindeydi.'
Ebu Dâvud, Eymân 12, (3265).
5778 - Katile Bintu Sayfi -ki Cüheyne'den bir kadındır- radıyallahu anhâ anlatıyor: 'Resülullah aleyhissalâtu vesselâm'a bir yahudi uğradı ve:
'Siz müslümanlar Allah'a benzerler koşuyor ve şirke düşüyorsunuz ve diyorsunuz ki: 'Allah istedi ben de istedim.' Yine diyorsunuz ki: 'Kâ'be'ye yemin olsun!'
Bunun üzerine Resülullah aleyhissalatu vesselam ashâba, yemin etmek istedikleri zaman 'Kâ'be'nin Rabbına kasem olsun!' demelerini ve 'Allah istedi sonra da ben istedim' demelerini emretti.'
Nesâi, Eyman 9, (7, 6).
KENDİSİYLE YEMİN EDİLMESİ YASAK OLANLAR
5779 - İbnu Ömer radıyallahu anhüma anlatıyor: 'Resûlullah aleyhissaIâtu vesselâm, Hz. Ömer radıyallahu anh'ın, babasını zikrederek yemin ettiğini işitmişti:
'Allah Teâla hazretleri, sizleri babanızı zikrederek yemin etmekten nehyetti. Öyleyse kim yemin edecekse Allah'a yemin etsin veya sussun' buyurdu.'
Buhârî, Eymân 4; Müslim, Eymân 1, (1646); Ebu Dâvud, Eymân 5, (3250); Tirmizi, Eymân 8, (1534); Nesâî, Eyman 5, (7, 4, 5).
5780 - Büreyde radıyallahu anh anlatıyor: 'Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
'Kim yemin eder ve '... İslâm'dan beri olayım!' derse, eğer sözünde yalancı ise, dediği gibi olur, yalancı değil de gerçeği söylemişse İslâm'a sâlim olarak dönemeyecektir.'
Ebu Dâvud, Eymân 9, (3258); Nesâî, Eymân 8. (7,6).
5781 - Büreyde radıyallahu anh anlatıyor: 'Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: 'Kim emanetle yemin ederse bizden degildir!'
Ebu Dâvud, Eymân 6, (3253).
5782 - İbrahim Nehai merhum anlatıyor: 'Biz çocukken, (büyüklerimiz) bizi şehadet ve ahd ile yemin etmekten menederlerdi.'
Buhâri, Eyman 10.
5783 - Büreyde radıyallahu anh anlatıyor: 'Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
'Kim yemin eder ve '... İslâm'dan beri olayım!' derse, eğer sözünde yalancı ise, dediği gibi olur, yalancı değil de gerçeği söylemişse İslâm'a sâlim olarak dönemeyecektir.'
Ebu Dâvud, Eymân 9, (3258); Nesâî, Eymân 8. (7,6).
YALAN YEMİN
5784 - İmrân İbnu Husayn radıyallahu anhümâ anlatıyor: 'Resulullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
'Kim, (mahkeme gereği, yapması icabeden) bir yeminde yalan yere yemin ederse bu yemini sebebiyle cehennemdeki yerini hazırlamış olur.'
Ebu Dâvud, Eymân 1, (3242).
5785 - İbnu Mes'ud radıyallahu anh anlatıyor: 'Resulullah aleyhissalâtu vesselâm: 'Kim müslüman bir kimsenin malı hakkında yalan yere yemin ederse, (Kıyamet günü) Allah'la karşılaştığında O'nu kendisine karşı gadablanmış bulur!' buyurdular. Sonra Resulullah aleyhissalâtu vesselâm bu sözlerini tasdik eden ayetleri Allah Teâla'nın kitabından okudular: '(Ahir zaman peygamberine iman hususunda) Allah'a verdikleri ahdi ve ettikleri yemini, az bir dünya malı karşılığında değiştirenlere gelince, onların ahiret
[13/6 00:16] Ömer Tarık Yılmaz: Câbir İbnu Abdillah el-Ensârî (radıyallahu anh) anlatıyor: Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: 'İki şey vardır gerekli kılıcıdır' Bir zat: -Ey Allah'ın Rasûlü! gerekli kılan bu iki şeyden maksad nedir? diye sordu: Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm):
'Kim Allah'a herhangi bir şeyi ortak kılmış olarak ölürse bu kimse ateşe girecektir. Kim de Allah'a hiçbir şeyi ortak kılmadan ölürse o da cennete girecektir' cevabını verdi.'
Müslim, İman 151, (93).
[13/6 00:16] Ömer Tarık Yılmaz: Sabrederek ve namaz kılarak (Allah’tan) yardım dileyin. Şüphesiz namaz, Allah’a derinden saygı duyanlardan başkasına ağır gelir.
[Bakara Sûresi.45]
[13/6 00:16] Ömer Tarık Yılmaz: “Rabbim! onlar (anne ve babam) nasıl küçüklükte beni şefkatle eğitip yetiştirdilerse şimdi sen de onlara merhat göster.” (İsrâ, 17/24)
[13/6 00:17] Ömer Tarık Yılmaz: Âdem oğlu ölesi, yer altına giresi, / Kim iyidir kim kötü, orada malum olası. Burada özünü bilenler, Hakk’a kulluk kılanlar, / Hak yoluna girenler, aydınlık yüzlü olası.[Ahmed Yesevî]
[13/6 00:17] Ömer Tarık Yılmaz: Hz.ÜMM-İ RUMAN
Ümm-i Ruman, Yemen'de, Abdullah bin el-Haris-i Ezdî ile nikahlandı. Peygamberimizin davetinden önce, Yemen'in Serat şehrinden Mekke'ye göç ettiler. Tufeyl adında oğlu, bundan oldu. Kocasının vefat etmesi üzerine, Hz. Ebu Bekir ile evlendi.
Bu evlilikten Hz. Aişe-i Sıddıka ve Abdurrahman adında iki çocuğu oldu. İslâm dini tebliğ edilmeye başlayınca, kocası Hz. Ebu Bekir ile beraber müslüman oldu.
Sana gizli değildir
Hicretten sonra Medine-i Münevvereye hicret ettiler. Kızı Hz. Aişe, burada Resulullah efendimiz ile evlendi. Peygamber efendimizin kayınvalidesi olmakla şereflendi.
Ümm-i Ruman'in faziletleri çoktur. Peygamber efendimiz, onu cennetle müjdelemiş ve buyurmuştur ki:
(Her kimi, cennet hurilerinden birine bakmak sevindirirse, Ümm-i Ruman'a baksın!)
Yine hakkında mağfiret diledikten sonra buyurmuştur ki:
(İlâhî! Ümm-i Ruman'ın, senin yolunda ve Resulünün uğrunda çektiği sıkıntılar sana gizli değildir.)
Ümm-i Ruman, Resulullah efendimizi çok severdi. Kızı Hz. Aişe'nin, Resulullaha gelin olmasına pek taraftar olup, gerçekleşmesine de çok memnun oldu.
Çok iyilik ve ikram severdi. Hadis-i şerif ile övüldü.
Hicretin altıncı senesinde, müslümanların eshab-ı Soffaya yemek gönderdikleri bir sırada, Hz. Ebu Bekir, Eshab-ı Soffadan bazılarını eve gönderdi. Kendisi de Resulullah efendimizin yanında kaldı. Geç vakitte evine döndüğünde, Ümm-i Ruman sordu:
- Misafirleri gönderdin de, kendin nerede kaldın?
Hz. Ebu Bekir buyurdu ki:
- Yoksa onlara yemek yedirmedin mi?
- Abdurrahman ile yemek gönderdim. Ancak onlar, sen gelmedikçe yemek yemeyeceklerini söylemişler.
Sonra hazırlanan yemeği yemeye başladılar. Hz. Ebu Bekir'in oğlu Abdurrahman der ki:
- Yemin ederim ki, aldığımız her lokmanın altından yeni bir lokma çıkıyordu. Nihayet hepimiz doyduk, ancak yemek önceki gibi, aynen duruyordu.
Gönderdiğim gibi duruyor
Bu hâli gören Hz. Ebu Bekir sordu:
- Bu nedir ey Ümm-i Ruman?
Ümm-i Ruman dedi ki:
- Efendim, yediğiniz yemek gönderdiğim gibi aynen duruyor.
Bunun üzerine kalan yemeği Resulullah efendimize gönderdiler.
Ümm-i Ruman'in ismi Zeynep, künyesi Ümm-i Ruman olup, bununla meşhurdur. Nesebi; Ümm-i Ruman Zeynep binti Amir Kinaniyye-i Firasiyye'dir. Kinane kabilesinin Benî Firas koluna mensuptur. Yemenlidir.
Ümm-i Ruman 630 senesinde, Medine-i Münevverede vefat etti. Resulullah efendimiz, cenaze namazını kıldırıp, defninde bulundu. Kabre bizzat Resulullah efendimiz indirdi.
[13/6 00:18] Ömer Tarık Yılmaz: Orucun vakti nedir?
Farz olan orucun vakti, Ramazan ayının günleridir. Oruç ay takvimine göre tutulur. Bilindiği gibi kameri aylar güneş takvimindeki aylara göre on gün önce gelir.
Böylece Ramazan orucuna her yıl on gün erken başlandığından Ramazan ayı yaklaşık 33 yılda sıra ile yılın bütün mevsimlerini dolaşmış ve oruç tutacağımız zamanlar da değişmiş olur. Bu durum, müslümanın değişik mevsimlerde oruç tutmasını ve dolayısıyla her mevsimin zorluklarına kendini alıştırmasını ve yoksulların çeşitli mevsim şartlarında çektikleri sıkıntıları anlamasını sağlar.
Bilindiği gibi dünya üzerinde bölgeler arasında önemli farklar vardır. Meselâ; Kuzey yarım kürede kış iken güney yarım kürede yaz hüküm sürmektedir. Eğer oruç, güneş takvimine göre belirli bir mevsimde tutulsaydı, bazı bölgelerdeki müslümanlar ömür boyu soğuk mevsimde oruç tutarken bazıları daima sıcak günlerde tutacak, aynı şekilde müslümanların bir kısmı daima uzun günlerde oruç tutarken, bir kısmı da kısa günlerde tutmuş olacaktı. Böylece bazı müslümanlar orucu her zaman kolaylıkla tuttuğu halde bazıları da daima güçlük içinde tutmak zorunda kalacaktı.
Orucun, yılın bütün mevsimlerini sıra ile dolaşan kameri bir ayda (Ramazanda) tutulması ile bu sakıncalar ortadan kalkmıştır.
[13/6 00:18] Ömer Tarık Yılmaz: AHFÂ
Çok gizli, âlem-i emrin (madde ve ölçü olmayan ve arşın üstündeki âlemin) beşinci ve son latîfesi (makamı, mertebesi). İnsana Âlem-i sagîr yâni küçük âlem denir. Âlem-i sagîr on kısımdan meydana gelir. Bunların beşi Âlem-i emrdendir. Bu beş mertebe; kalb, rûh, sır, hafî ve ahfâdır. Bunların asılları, kökleri Âlem-i kebîrde (İnsanın dışındaki âlemde)dir. Ahfâ latîfes i, mertebelerin en sonu ve en yukarıdaki mertebedir. (İmâm-ı Rabbânî)
[13/6 00:18] Ömer Tarık Yılmaz: Affan
A. Haramdan uzak olan
Kısaltmalar:
A. Arapça,
F. Farsça,
FR. Fransızca,
IB. İbranice,
İ. İtalyanca,
Moğ. Moğolca,
T. Türkçe,
Y. Yunanca,
E.T. Eski Türkçe
[13/6 00:19] Ömer Tarık Yılmaz: Sun’i tohumlama yoluyla üretilen hayvanların kurban olarak kesilmesinde bir sakınca var mıdır?
Hayvan neslini ıslah etmek ve verimini artırmak amacıyla, bir hayvana kendi cinsi olan başka bir hayvandan sun’i tohumlama yapılmasında dinen bir sakınca olmadığı gibi, bu yolla üretilen bir hayvanın kurban edilmesinde de sakınca yoktur.
[13/6 00:19] Ömer Tarık Yılmaz: 5.
اَلْحَجُّ اَشْهُرٌ مَعْلُومَاتٌۚ فَمَنْ فَرَضَ ف۪يهِنَّ الْحَجَّ فَلَا رَفَثَ وَلَا فُسُوقَ وَلَا جِدَالَ فِي الْحَجِّۜ وَمَا تَفْعَلُوا مِنْ خَيْرٍ يَعْلَمْهُ اللّٰهُۜ
“Hac (ayları), bilinen aylardır.[4] Kim o aylarda hacca başlarsa, artık ona hacda cinsel ilişki, günaha sapmak, kavga etmek yoktur. Siz ne hayır yaparsanız, Allah onu bilir. (Ahiret için) azık toplayın. Kuşkusuz, azığın en hayırlısı takva (Allah’a karşı gelmekten sakınma)dır. Ey akıl sahipleri, bana karşı gelmekten sakının.” (Bakara, 2/197)
[4] . Hac ayları, Şevval ve Zilkade ayları ile Zilhicce ayının ilk on günüdür.
[13/6 00:20] Ömer Tarık Yılmaz: 'Ey insan! Seni yaratan, sonra şekillendirip ölçülü yapan, dilediği bir biçimde seni oluşturan cömert Rabbine karşı seni ne aldattı?'
(İnfitâr, 82/6-8)
http://www.duavesureler.com
[13/6 00:20] Ömer Tarık Yılmaz: 'Kim ilim öğrenmek için yola çıkarsa Allah onu cennete giden yolu kolaylaştırır.'
(Tirmizî, 'İlim',2)
http://www.duavesureler.com
[13/6 00:20] Ömer Tarık Yılmaz: 'Allahım! Muhammed'e ve Muhammed'in ümmetine rahmet eyle; şerefini yücelt.(bereket ver) İbrahim'e ve İbrahim'in ümmetine verdiğin ( rahmet ettiğin) gibi. Şüphesiz övülmeye lâyık yalnız sensin, şan ve şeref sahibi de sensin'
null
http://www.duavesureler.com
[13/6 00:20] Ömer Tarık Yılmaz: • Urfa’ya 'Şanlı' Unvanının Verilmesi (1984)
'Hanım, çocuklar, mal ve mülk, Allah Teâlâ’nın emanetleridir. Emanetlerini istediği zaman alır.' Mevlânâ Halid-i Bağdâdî [kuddise sırruhû]
Semerkand Takvimi
[13/6 00:20] Ömer Tarık Yılmaz: Kendimizi Bilelim
Kendini bilmeyen, kendi dışındaki dünyayı anlamlandıramıyor. Asıl önemlisi, kendini bilmeyen insan Rabb’ini hakkıyla bilme şansından mahrum kalıyor. Peki neden? İnsan kendi dışındaki varlık âlemini bilmek için neden kendini bilmek zorunda?
İnsan, bu dünyaya öteki yle, yani kendi dışındaki insan ve varlıklarla yaşamak için gönderilmiş bir varlık. İnsan sıfatının kemale ermesi, ancak ortaklaşa bir hayat ile mümkün. Örneğin konuşmak, ancak sizi dinleyen birinin olduğu bir ortamda anlamlı bir eylemdir. Aynı şekilde, insan tek başına kültür ve medeniyet üretemez. Bütün bunlar bireyin dışında başka insanların ve kolektif yapıların bulunmasını zorunlu kılar.
İnsanın bu çevreyle ve kelimenin en geniş manasıyla öteki ile ilişkiye geçebilmesi için kendisinin kim olduğunu bilmesi gerekir. Burada kendini bilmek, doğru ilişkiler içinde bulunmak olarak anlaşılabilir. Bizdeki tabiriyle insan ayağını yorganına göre uzattığında, kendi haddini de bilmiş olur. Buna göre kendini bilmek, sadece zihinsel değil, aynı zamanda ahlâkî bir tavırdır.
Semerkand Takvimi
[13/6 00:20] Ömer Tarık Yılmaz: 'Kim cennetliklerden olmayı isterse, salih kimselerle beraber olsun.' Hâris el-Muhâsibî [rahmetullahi aleyh]
Semerkand Takvimi
[13/6 00:21] Ömer Tarık Yılmaz: Nezaketin Kalesini Savunmak
Kâmil insanların ahlâkı, içinde bulundukları müslüman toplumun ahlâkına bir biçimde sirayet eder, başka insanların ahlâkını etkiler. Eğer toplum onlara kulak ve değer veriyorsa onların huylarından nasiplenir; onların seviyesinde olmasa bile o seviyenin gölgesinde bir ahlâkı taşır, yaşatır. Bizim tarihimiz buna şahittir.
Velilerin, âriflerin ve mürşidlerin bedenlerinde ve kalplerinde bulunana aynalık etmiş bir milletin ortaya çıktığı bu topraklarda, bu nezaket seviyesinin ortaya koyduğu inceliklerin izlerine birçok yerde rastlamak mümkündür.
Ama nefsi, dolayısıyla insanı ve ardından Rabb’ini tanımak gayesini terketmiş bir toplum olma istikameti, o toplumun önce dinî nezaketi, ardından onun emir ve yasaklarını, peşinden de dinin iman umdesini terketmesini doğuracaktır. Bunlar zaten birbiriyle sıkı irtibatları olan, kemer ve kubbelerdekine benzeyen kilit taşlarıdır. Birinin tahrip olması yekdiğerini yerinden edecektir. Nezaket bu yönüyle, düşmanın ilk uğrayacağı sınır boylarındaki kaleler, hisarlar gibidir.
Semerkand Takvimi
[13/6 00:21] Ömer Tarık Yılmaz: Bir Ayet
'Ey insan! Seni yaratan, sonra şekillendirip ölçülü yapan, dilediği bir biçimde seni oluşturan cömert Rabbine karşı seni ne aldattı?'
(İnfitâr, 82/6-8)
Daha fazlası için Bir Ayet Hadis Dua uygulamasını hemen indir; Google Play: https://birayethadisdua.page.link/app?ayet=gZHWkvctCJM=
[13/6 00:21] Ömer Tarık Yılmaz: Bir Hadis
“Allahım! Senden hayırlı olan işleri yapmayı, aklın ve dinin çirkin gördüğü şeyleri terk etmeyi ve fakirlerin sevgisini istiyorum.”
(Malik, 'Dua', No:508)
Daha fazlası için Bir Ayet Hadis Dua uygulamasını hemen indir; Google Play: https://birayethadisdua.page.link/app?hadis=gZHWkvctCJM=
[13/6 00:22] Ömer Tarık Yılmaz: Bir Dua
'...Allah’ım! Senin ezelî ilminde; yapmayı düşündüğüm bu iş benim dinim ve dünyam ve geleceğim açısından hayırlı olacaksa, bu işi benim hakkımda takdir buyur, onu bana kolaylaştır, uğurlu ve bereketli eyle. Eğer bu iş senin ezelî ilminde benim dinim ve hayatım hakkında ve işimin akıbeti hakkında şerli ise onu benden geri çevir, beni de ondan vazgeçir ve benim için nerede olursa olsun yalnızca hayırlı olanı takdir et, sonra beni ona razı kıl.'
(Buhârî, 'Deâvât', 48)
Daha fazlası için Bir Ayet Hadis Dua uygulamasını hemen indir; Google Play: https://birayethadisdua.page.link/app?dua=gZHWkvctCJM=
[13/6 00:22] Ömer Tarık Yılmaz: Müslüman, insanların elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir. Hadis-i Şerif
[13/6 00:22] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Ayeti
Şeytan, içki ve kumarla, ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak; sizi Allah’ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık vazgeçiyor musunuz?
(Mâide, 5/91)
[13/6 00:22] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Hadisi
İnsanlara merhamet etmeyene Allah da merhamet etmez.
(Al-Bukhari)
[13/6 00:22] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Duası
Allah’ım! Nefsime senden sakınma şuuru ver ve onu her türlü kötülükten arındır. Onu en iyi arındıracak sensin. Sen onun koruyucusu ve sahibisin!
[13/6 00:22] Ömer Tarık Yılmaz: Vaktin Esmaül Hüsnası
Allah c.c.
O'nun zat ve özel ismidir. Diğer isimler fiilleri, sıfatları ve tecellileri ile ilgilidir
[13/6 00:23] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Hikayesi
Hakimin Dört Suçu
Hazreti Ömer Radıyallahü Anh, hilafeti zamanında Hımıs ileri gelenlerine bir mektup yazıp çevredeki fakirlerin kendisine bildirilmesini isteyerek yardım edeceğini bildirdi. Hımıs'lılar Şam ve civarında bulunan fakirlerin bir listesini Halife Hazreti Ömer'e arzettiler. Hazreti Ömer (R.A.) gelen listeyi açıp baktığında listenin başında kadı olarak ta'yin ettiği Sa'd bin Amir'in ismini görüp listeyi getirenlere hakiminin malî durumunu sordu. Onlar:
- Hakimimiz hakikaten gayet fakirdir. Çünkü rüşvet olacağı korkusundan, en küçük bir hediyemizi bile kabul etmiyor, dediler. Bu sözler Halife Ömer'in hoşuna gitmişti:
- Allah'tan bu kadar korkan hakiminizin hoşunuza gitmeyen tarafları da vardır herhalde... Dedi. Onlar: Hakimlerinden şikâyetlerinin de olduğunu ve bazı hallerinden memnun olmadıklarını söyleyerek kusurlarını şöyle sıraladılar:
1 - Hakimimiz vazifesine her zaman sabah namazından sonra başlaması lâzım geldiği halde kuşluk vakti vazifesinin başına gelir.
2 - Hakimimizi hiç bir gece aramızda görmüyoruz. O hep kendi başına evine çekilir halkla münasebet kurmaz.
3 - Hele haftada birgün, evinden dışarı bile çıkmaz, kapısını arkasından sürgüleyip içerden ses bile vermiyor.
4 - O'nun şahid olduğu bir hadise vardır. O hadise aklına geldiği zaman baygınlık gelir ve üzüntüsünden hastalanır. O hadise ise Eshaptan Hubeyb'in öldürülmesidir, dediler.
Hımıslıların şikâyetlerini sonuna kadar dinleyen Hazreti Ömer, onlara bir kısım erzak ve giyecek vererek gönderdi. Hakim Sa'd bin Amir'i de kusurlarının sebebini öğrenmek üzere huzuruna davet etti.
Hakim, Hazreti Ömer'in huzuruna geldiğinde, Halife O'na Hımıslıların bazı şikâyetleri olduğunu söyleyerek dört kusurunun sebebini sordu. O, bu dört hatasını şöyle izah etti:
Birinci kusurum; ailem hasta olduğundan evin bütün işlerini bizzat kendim görüyorum ve bu sebepten vazifemin başına ancak kuşluk vakti gelebiliyorum, ikincisi ise; gündüzleri halk için vazife gören bir kimsenin gece olunca Hak için vazife görmesine müsaade edersiniz her halde. Ben akşam olunca gün boyu yaptığım işlerin muhasebesini yapıyor acaba yaptığım işlerde bir kusurum var mı diye onu tetkik ediyorum.
Üçüncüsü ise; sırtımdakinden başka giyecek elbisem yoktur. Haftada birgün giydiğim çamaşırlarımı yıkıyor temizlik işleri ile meşgul oluyorum. Hatta evimde bile üzerime alacak bir elbisem olmadığından yıkadığım çamaşırlarım kuruyuncaya kadar hiçbir kimseyi görüşmeye bile kabul edemiyorum.
Hubeyb'in şehid edilmesini hatırlayınca bayıldığım ise doğrudur. Çünkü müşrikler Hubeyb'i asarlarken ben yanlarında idim. Belki mani olabilirdim, ama o zaman İslâmla müşerref olmamıştım, sadece hadiseye seyirci kaldım. İşte bu hadise aklıma geldikçe kendimi tutamıyor mes'uliy etinden korktuğum için bayılıyorum, hastalanıyorum, diye sayarak dört kusurunu da Halife Ömer'e izah etti.
Sa'd bin Amir'in (R.A.) bu izahatı karşısında göz yaşlarını tutamayan Halife çok memnun oldu ve ondan sonra Sad'ı hatırladıkça ağlar «Ah Sa'd ah Allah korkusu seni ne kadar yüceltmiş» der onunla iftihar ederdi.
[13/6 00:23] Ömer Tarık Yılmaz: Ya Evvel, dilimi kalbimin önüne koy ki, kalbimden geçmeyenleri dilime değdirmeyeyim. Ya Ahir, kalbimi dilimin ardında tut ki, dilime gelenleri kalbimden kaçırmayayım. Ya Zahir, göründüğüm hali öyle eyle ki olduğumdan fazla görünmeyeyim. Ya Batın, olduğum hali öyle eyle ki göründüğümden az olmayayım.
[13/6 00:23] Ömer Tarık Yılmaz: Allah Teâlâ katında duadan daha kıymetli bir şey yoktur.
(Tirmizî, Deavât, 1; İbn Mâce, Dua, 1)
[13/6 00:23] Ömer Tarık Yılmaz: MAKALE............ TÜRKİYE KUŞATILIYOR
Türkiye, arkada kalan 20 yıl içinde altyapıda, sağlıkta, ulaşımda, savunma sanayiinde muazzam hamleler yaptı. 40 yıllık terör mücadelesinde hiç bu kadar yüksek muvaffakiyet gösterilemedi. 2013 Gezi İsyanı, 15 Temmuz 2016 Darbe ve İşgâl Teşebbüsü bastırıldı. 15 Temmuz’dan bu yana PKK, FETÖ ve diğer terör örgütleriyle amansız mücadele verilmektedir. Yıkıcı, bölücü örgütler tükeniyor. Suriye’nin kuzeyinde bir taşeron devlet kurma projesi paramparça edildi. Kuzey Irak’ta Kandil düşmek üzere. Kıbrıs’ta 1878’den bu yana hiç olmadığımız kadar kuvvetliyiz. Mavi Vatan inşa ettiğimiz, gaz ve petrol aradığımız Akdeniz’de bir buçuk asırdan bu yana en güçlü vaziyetteyiz. Karadeniz’i yeniden keşfettik. Yirminci asrın başında 1911’de ilk mağlubiyet darbesini yediğimiz Libya’da düştüğümüz yerden ayağa kalkmış bulunuyoruz.
“Arap Baharı” yalanıyla altüst edilen bölgede; Körfez’le, Mısır’la, Suudi ile münasebetler iyileşmekte, Suriye için bir yandan da ince diplomasi yürütülmektedir. Türk Devletleri’nin artık bir teşkilat çatıları var. Afrika’da en güvenilir devlet konumuna gelmiş bulunuyoruz. Diğer taraftan millî insansız hava silahları, tanklar, helikopterler, denizaltılar, tüfekler vs. yapıyor, fezaya uydularımızı yolluyoruz. ABD’nin parasını ödediğimiz uçaklarla hava savunma füzelerini vermemesi üzerine Rusya’dan S-400 füzelerini almamız ve Rusya ile iyi münasebetler içine girmemiz, Karabağ’da 30 küsur yıllık Ermeni işgâlini bitirmemiz, Azerbaycan’a tam destek vermemiz çıldırtıyor...
Bu gelişmeler büyüyen Türkiye’yi çökertmek isteyen sömürgeci devletlerin umdukları dağlara kar yağmakta olduğunu göstermektedir. Anladılar ki seçimle, meşru yolla hedeflerine varamayacaklar. Bu defa taktik değiştirerek sahaya yeni silahlar sürdüler. Kronikleşmiş yüksek enflasyonu tek hâneye düşürmek, IMF’yi göndermek, paradan 6 sıfırı silmek… Öyle ise onu yıkmak için işe ekonomiden başlanmalıydı. Bu sebeple döviz ve faiz kurşunlarını namluya sürdüler. Propaganda yoluyla da psikolojik savaş ateşlendi. Fırsatçılar da zam ve stoklara giriştiler. Bunların suçu, işgâl askerleriyle iş birliği yapmaktan farksızdır.
Rahim Er TÜRKİYE GAZETESİ 14.12.2021
12.06.2023 - Türkiye Takvimi - https://play.google.com/store/apps/details?id=turkiyetakvimi.takvim
[13/6 00:24] Ömer Tarık Yılmaz: EKONOMİ........ İHRACATIMIZ ARTIYOR
Türkiye; Pandemi dönemi olmasına rağmen ekonomisi bir üst lige çıktı. 2002’de 87,6 milyar dolar olan dış ticaret hacmi 2021’de 496,7 milyar dolara ulaştı. Ülkemizde 2002’de 33.523 firmamız ihracat yaparken 2021 yılı sonu itibarıyla bu sayı 101.386’ya çıktı. 2022 yılı hedefi 250 milyar dolar. Câri fazla veren bir ülke durumuna hızla ulaşmak için 2022 ekonomik büyüme hedefi% 5 olarak belirlendi.
Türkiye’nin ihracatı 2020’de 192,5 milyar dolara iken, % 32,9’luk artışla 225,4 milyar dolara ulaşarak rekor kırdı. Dış ticaret açığı % 7,8 azalışla 45,9 milyar dolara geriledi. İhracatın ithalatı karşılama oranı da % 5,8 artışla % 83,1’e yükseldi.
• AB’ye ihracat % 33 artışla, 93,1 milyar dolara çıktı.
• ABD’ye % 44,6 artışla, 14,7 milyar dolara çıktı.
• BAE’ye % 94,3 artışla, 5,5 milyar dolara çıktı.
• Birleşik Krallık’a % 22 artışla, 13,7 milyar dolara çıktı.
° Demir-çelikte ihracat % 70,9 artışla, 25,9 milyar dolar oldu.
° Motorlu kara taşıtlarında % 13,3 artışla, 25 milyar dolar oldu.
° Makine ihracatı % 23,7 artışla, 20,8 milyar dolar oldu.
° Hazır giyimde % 22,2 artışla, 18,3 milyar dolar oldu.
Bu rakamlarla Türkiye birçok sektörde dünya ticaretinde söz sâhibi ülke hâline gelmiştir. 205 ülke ve bölgeye ihracatımız millî paramız ile % 45 artarak 60 milyar TL’ye yükseldi.
=101.386 firma, ihracat gerçekleştirdi.
=17.000 firma ihracat ailesine yeni katıldı.
=2021’de başlayan firmalar 3,1 milyar dolar ihracat yaptı.
=229 ülke ve bölgeye, ihracat yapıldı.
=188 ülke ve bölgeye, ihracat arttırıldı.
=109 ülke ve bölgeye, ihracatta rekor kırıldı.
=47 ülke ve bölgeye, 1 milyar dolardan fazla ihracat yapıldı.
¥ 78 ilimiz, ihracatını artırdı.
¥ 46 ilimiz, ihracat rekoru kırdı.
∫ Hizmet ihracatı % 62 artarak 46 milyar doları aştı.
∫ Türk lirası ile ihracat % 45 artarak 60 milyar TL’ye yükseldi.
∫ 27 sektörün 26’sı ihracatını artırdı.
∫ 20 sektör ihracat rekoru kırdı. Basın: 04.01.2022