Dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulûsi Akar, Meclis Genel Kurulu'nda bir grup başkan vekilinin “Kışlayı darbecilere teslim ettiniz.” ifâdelerine işâret ederek dedi ki: “Kafalarına tabanca dayanarak, “Başımıza geçeceksin!” dediklerini, kendisinin bunu reddettiğini hatırlatarak, yatağınıza yattığınızda düşünün, kafanızda tabanca varken, hayır diyebilecek kaç kişi var? Denemeden söylemeyin, deneyin! Akıncı'ya götürdüler, etrafımızda silahlı insanlar, bir sürü asker. Bütün o alçakların önünde tek başına oturuyorum. 'Bunu okuyun, imzalayın!' dediler. İmzalamadım...! MİT Başkanı ile görüşmesinin ardından; “Türk hava sahasının askerî hava araçlarına kapatılması” emrini verdim. Ellerinde bayraklarla alanlara inen vatandaşlar, darbecilere karşı demokrasiyi savundu. Sokağa çıkan halk, şehâdet için sıraya girdiler. Halkın çıplak elle kendilerini bombalayan hainleri yendiği gece sergilenen kahramanlıklar çok...
Prof. Dr. Baran Yıldız
Günün yazısı
[3/7 23:15] Ömer Tarık Yılmaz: 22- Mestler Üzerine Mesh Bâbı
645 - Bize Yahya b. Yahya et-Temimî ile ishâk b. İbrahim ve Ebû Küreyb toptan Ebû Muâviye de rivâyet ettiler. H.
Bize Ebû Bekr b. Ebi Şeybe de rivâyet etti.
(Dedi ki): Bize Ebû Muâviye ile Veki' rivâyet ettiler. Lâfız Yahya'nındır.
Dedi ki: Bize Ebû Muâviye, A'meş'ten, o da İbrahim den, o da Hemmamdan naklen haber verdi. Şöyle dedi: Cerir bevl etti sonra abdest aldı ve mestlerinin üzerine mesh etti. Kendisine sen böylemi yapıyorsun dediler.
— Evet, ben Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in bevl ettiğini sonra abdest alarak mestleri üzerine mesh ettiğini gördüm dedi. A'meş Şöyle dedi:
— «İbrahim dedi ki: Bu hadis onların hoşuna gidiyordu. Çünkü Cerir'in İslama girmesi Maide sûresinin nüzulünden sonra idi.»
646 - Bu hadisi bize İshâk b. İbrahim ile Ali b. Haşrem dahi rivâyet ettiler. Dediler ki: Bize İsa b. Yunus haber verdi. H.
647 - Bize Yahya b. Yahya et-Temîmi rivâyet etti.
(Dedi ki): Bize Ebû Hayseme, A'meş'ten, o da Şakîk'tan, o da Huzeyfe'den naklen haber verdi. Huzeyfe şöyle dedi. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) ile birlikte idim bir kavmin çöplüğüne vararak ayakta bevl etti. Ben bir tarafa çekildim. Bunun üzerine (bana):
«Yaklaş» buyurdular. Bende yaklaştım ve ökçelerinin yanında durdum. (Müteakiben) Abdest aldı ve mestlerinin üzerine mesh etti.
648 - Bize Yahya b. Yahya rivâyet etti.
(Dedi ki): Bize Cerir, Mansurdan, o da Ebû Vâilden naklen haber verdi. Ebû Vail Şöyle dedi: Ebû Mûsa bevl hususunda pek şiddetli davranırdı. Bir şişeye bevl eder ve şöyle derdi. Beni İsrail'den birinin cildine bevl bulaşırsa onu makaslarla kesermiş. Bunun üzerine Huzeyfe şunları söyledi: Arkadaşınızın bu derece şiddet göstermemesini isterdim. Vallahi Ben Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile beraber yürüdüğümü görmüşümdür. Baktım ki; bir duvarın arkasındaki bir çöplüğe gitti, ve sizden birinin yaptığı gibi ayakta bevletti. Ben kendisinden biraz öteye çekildim. Fakat o bana işaret buyurdu. Bende gelerek hacetini defedinceye kadar arkasında durdum.
649 - Bize Kuteybetü'bnü Sa'id rivâyet etti.
(Dedi ki): Bize Leys rivâyet etti. H.
Bize Muhammed b. Rumh b. el-Muhacir de rivâyet etti.
(Dedi ki): Bize Leys, Yahya b. Sa'id'den, o da Sa'd b. İbrahim'den, o da Nafi' b. Cübeyr'den, o da Urvetü'bnü Mugira'dan, o da babası Mugîre b. Şu'be'den, o da Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den naklen haber verdi ki Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) def-i hacet için dışarı çıkmış Mugirada içinde su bulunan bir kapla onu takip etmiş. Kaza-i hacetten sonra ona su dökmüş Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) abdest almış ve mestleri üzerine mesh etmiş.
İbn Rumh'un rivâyetinde «Hîyne» kelimesinin yerine «Hattâ». vardır.
650 - Bize bu hadisi Muhammed b. el-Müsenna da rivâyet etti.
(Dedi ki) ; Bize Abdulvehhâb rivâyet etti.
(Dedi ki): Ben Yahya b. Sa'id'den bu isnadla duydum. Hem o şöyle dedi:
«Mugire: Resul-u Ekrem (sallallahü aleyhi ve sellem) yüzünü ve ellerini yıkadı başınada mesh etti sonra mestlerinin üzerine mest eyledi dedi.»
651 - Bize Yahya b. Yahya et-Temîmî de rivâyet etti.
(Dedi ki): Bize Ebû'l Ahvas, Eş'as'dan, o da Esved b. Hilâl'dan, o da Mugiretü'bni Şu'be'den naklen haber verdi. Mugira şöyle dedi:
— Bir gece ben Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) île beraber bulunuyordum. Ansızın indi, ve kaza-i hacet etti. Sonra geldi. Ben yanında bulunan bir kabdan ona su döktüm abdest aldı ve mestlerinin üzerine mesh etti.
652 - Bize Ebû Bekr b. Ebi Şeybe ile Ebû Küreyb de rivâyet ettiler. Ebû Bekr dedi ki: Bize Ebû Muâviye. Ameş'den, o da Müslim den, o da Mesruk'tan, o da Mugîre b. Şu'beden naklen rivâyet etti. Mugira şöyle dedi:
— Bir seferde Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) ile beraberdim. (Bana):
— «Ya Mugire ibriği al dedi.» Bende aldım sonra onunla beraber çıktım. Resûlüllah (sallalla
[3/7 23:15] Ömer Tarık Yılmaz: Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: 'Resulullah aleyhissalatu vesselam: 'Allahın, ümmetim için perşembe günü ilk vaktin(de yapılan iş)i mübarek kıl' diye dua ettiler.
Kütüb-i Sitte
[3/7 23:15] Ömer Tarık Yılmaz: 89. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem sabahladığı zaman şöyle buyururdu:'Allah'ım! Senin varlığın sebebiyle sabahladık.Senin verlığın sebebiyle geceledik.Senin varlığınla yaşarız.Senin varlığınla ölürüz.Öldükten Sonra dirilip hesap vermek sanadır'.
Gecelediği zaman da şöyle derdi:'Allah'ım! Senin verlığın sebebiyle geceledik.Senin varlığın sebebiyle sabahladık.Senin varlığınla yaşarız,Senin varlığın sebebiyle ölürüz.Öldükten sonra dirilip hesap vermek sanadır'.(Buhari-Edeb-ül Müfred,Ebu Dâvud,Nesai,Taberani,Beğavi-Şerh'üs-Sünne)
[3/7 23:15] Ömer Tarık Yılmaz: Tarihte Bugün
• Kösedağ Savaşı 1243
• Sultan Mehmed Reşad’ın Vefatı 1918
• Cezayir Bağımsızlığını Kazandı 1962
• Sam Rüzgârları
Kuveyt Türk Dijital Takvim
https://play.google.com/store/apps/details?id=com.kuveytturk.dijital.takvim
[3/7 23:15] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Ayeti
“...Allah’a korkarak ve (rahmetini) umarak dua edin. Muhakkak ki, iyilik edenlere Allah’ın rahmeti çok yakındır.”
A’raf 56
[3/7 23:16] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Hadisi
“Kim ilim için yola çıkarsa Allah ona cennete giden yolu kolaylaştırır.”
Tirmizî, İlim, 19
[3/7 23:16] Ömer Tarık Yılmaz: YABANCI DİL GELİŞTİRME TAKTİKLERİ
Yabancı bir dil öğrenmek size ilk etapta zorlu ve yorucu bir görev gibi gelebilir. Ancak bir ya da birden fazla yabancı dil bilmek size hem kariyer yolculuğunuzda hem de sosyal yaşamınızda sayısız kazanım getirir. Yabancı dilinizi geliştirmenin temel yolu ise çok fazla pratik yapmaktan geçer.
Yabancı dil geliştirme taktiklerinden bazıları şöyledir;
Filmleri ve dizileri alt yazıyla izleyin
Evinizdeki eşyaları etiketleyin
Yabancı dilde günlük tutmaya çalışın
Telefonunuzun dilini değiştirin
Öğrendiğiniz yeni kelimeleri listeleyin
Anlamını bilmediğiniz sözcükleri betimleyin
Şarkı sözlerini anlamaya çalışın
Detaylar Kuveyt Türk Blog’da…
Kuveyt Türk Dijital Takvim
https://play.google.com/store/apps/details?id=com.kuveytturk.dijital.takvim
[3/7 23:17] Ömer Tarık Yılmaz: قَالَ اللهُ تَعَالَى: وَاِنْ تَعُدُّوا نِعْمَةَ اللهِ لَا تُحْصُوهَا اِنَّ اللهَ لَغَفُورٌ رَحِيمٌ. (سورة النحل، 18)
Allâhü Teâlâ şöyle buyurdu -meâlen-: “Ve eğer Allâh’ın nimetlerini sayacak olsanız, onları tamamen sayamazsınız. Muhakkak Allâh, elbette Gafûr ve Rahîm’dir.” (Nahl Sûresi, âyet 18)
03 Temmuz 2023
Fazilet Takvimi
[3/7 23:17] Ömer Tarık Yılmaz: DUT YAPRAĞI
İmâm Şâfiî rahimehullâh Hazretleri, Allâhü Teâlâ’nın kudretine, dut yaprağını delil göstererek şöyle buyurmuştur: “Dut yaprağını, ipek böceği yer, ipek yapar; arı yer, bal yapar; inek, koyun gibi hayvanlar yer, süt yapar; misk geyiği yer, misk yapar. Hâlbuki hepsinin yediği aynı şeydir. İşte bu, Cenâb-ı Hakk’ın kudretine, pek büyük bir delildir.”
Dut yaprağı, ipek böcekleri için tek gıda olduğundan ayrı bir kıymeti vardır. Hattâ buna işaret için fıkıh kitaplarında; “Şâyet yol üzerine düşen ağaç yaprakları, dut yaprağı gibi kendisi ile faydalanılan bir yaprak olursa onu, sahibinden izinsiz yerden alan/toplayan kimse, kıymetini sahibine öder.” şeklinde fetva verilmiştir. Zira ipek böceğinin tek gıdası, sadece dut yaprağıdır. Bu sebeple evini de dut ağacına yapar.
Dut yaprağı, antibakteriyel, ateş düşürücü, terletici husûsiyete sahiptir. Taze yapraklar, kanamaları durdurmak için kullanılabilir.
Bununla birlikte dut yaprağı, zengin protein ihtivâ ettiği ve kolay sindirilebildiğinden hayvanlar için yem olarak da kullanılmaktadır.
Dut yaprağı kurutulup öğütülür ve zeytinyağı ile macun yapılırsa ateş yanıklarına çok faydalı olur.
Dut ağacının kabuğu ve yaprağı beraber suda kaynatılır ve bu su ile gargara yapılırsa diş ağrısını keser.
Dut ağacının kabuğunun da suda kaynatılarak suyunun içilmesi ishali keser. Kök kabukları, tansiyon düşürücü olarak kullanılabilir.
Yaprağını kaynatıp suyunu bir müddet içmek, şeker hastalığı için faydalıdır.
Ağacın dallarından çıkarılan kuvvetli ve dayanıklı lifler, aşı, çelik ve fidan bağlama işlerinde kullanılmaktadır. Yine ağacı, kâğıt ve çuval imalatında kullanılır.
03 Temmuz 2023
Fazilet Takvimi
[3/7 23:17] Ömer Tarık Yılmaz: Unutma ki şairleri haykırmayan bir millet, sevenleri toprak olmuş öksüz çocuk gibidir.[Mehmet Emin Yurdakul]
[3/7 23:17] Ömer Tarık Yılmaz: NUH KAVMİ (İSYAN ve TUFAN)-II
Allah, Hz. Nuh’a kavmi için üzülmemesini söylemişti. Fakat o, içten içe ağlıyor, bir taraftan da ilahî emir gereği inşa et- tiği gemiye bölgede yaşayan canlıları çifter çifter yüklüyordu (Mü'minûn, 23/27).
İnananlar gemiye bindiler. Ama Nuh Peygamber üzgündü. Çünkü hanımı ve çocuğu onu yalanlamışlardı (Tahrîm, 66/10).
Tufan günü sanki gök yarılmış, toprak patlamıştı. Yerin her ye- rinden kaynak suları fışkırmaktaydı (Hûd, 11/40). Sular metre- lerce yükselmiş, Nuh kavminin bütün putlarını, tapınaklarını, tahıl ambarlarını, evlerini, inançsızlarla beraber yutmuştu.
Her yer sular altındaydı. Nihayet gemi Cudi’ye oturdu (Hûd, 11/44). Mü'minler bereketli topraklara salimen ayak bastılar. Çünkü onlar Nuh’a inandılar, Allah’a iman ettiler (Hûd, 11/48).
DİNÎ KAVRAMLAR
ULÜ’L-AZM
Ulü’l-azm, “azim sahibi olanlar” anlamına gelmek- te ve bazı peygamberler için kullanılmaktadır. Kur’an’da zikredildiği üzere bu peygam- berler Nuh, İbrahim, Musa, İsa ve Muhammed (s.as.)’dir (Ahzab, 33/7). Bu peygamber- lerin “Ulü’l-azm” olarak nite- lendirilmelerinin sebebi ise, pek çok güçlüklerle karşılaş- maları ve çetin imtihanlara muhatap olmalarına rağmen azimleri sayesinde görevleri- ni hakkıyla yerine getirmiş olmalarıdır.
ÖZLÜ SÖZ
Kusurumuz ne kadar çoksa o kadar kusur ararız. (Cenap Şahabettin)
[3/7 23:18] Ömer Tarık Yılmaz: A) İHSÂR
İhsâr, hac veya umre yapmak üzere ihrama girdikten sonra, herhangi bir sebeple tavaf ve vakfe yapma imkânının ortadan kalkması demektir. Bunlardan herhangi birini yapma imkânı olursa, ihsâr gerçekleşmez. Hanefîler'e göre düşmanın engellemesi, savaş sebebiyle yolların kapanması, hastalık, parasız kalmak, kadının yanındaki mahreminin ölmesi gibi, hac yolculuğunu ve dolayısıyla tavaf ve vakfeyi önleyen her türlü engel, ihsâr sebebi sayılır. Şâfiîler'e göre ihsâr, ancak düşmanın engellemesiyle meydana gelir.
a) İhsar Sebebiyle İhramdan Çıkma
İhramdan ancak, hac veya umre yapılarak çıkılır. Hac ve umre yapması engellenen kişiye gelince eğer sadece umre veya ifrad haccı için ihrama girmişse bir adet, şayet kırân haccı için ihrama girmişse iki adet 'ihsâr hedyi' keserek ihramdan çıkar. Hanefîler'e göre ihsâr hedyi de, diğer hedy kurbanları gibi, ancak Harem bölgesinde kesilir. Şâfiîler'e göre ise, ihsârlı kişinin bulunduğu yerde kesilir. Hanefîler'e göre, ihsâr durumuyla karşılaşan kişi, Harem bölgesi dışında ise, kesilme vaktini belirleyerek Harem bölgesinde kendi adına ihsâr kurbanı kestirir. Kurbanın kesilmesiyle tıraş olmasa bile, ihramdan çıkmış sayılır. Şâfiîler'e göre ise, tıraş olmadıkça ihramdan çıkılmaz. Henüz ihsâr hedyi kesilmeden ihramdan çıkılır veya ihram yasakları yapılırsa ceza gerekir.
b) İhsar Sebebiyle Yapılamayan Menâsikin Kazâsı
İhsâr sebebiyle yapılamayan hac ve umrenin kazâsı gerekir. Şâfiîler'e göre farz veya vâcip olmayanların kazâ edilmesi gerekmez. Hanefîler'e göre hac için ihrama girenler, bir hac ve bir umre; kırân haccı için ihrama girmiş olanlar, bir hac ve iki umre ve umre için ihrama girmiş olanlar ise, sadece bir umre kazâ ederler. Şâfiîler'e göre ise, hangisi için ihrama girilmişse ancak onun kazâsı gerekir.
B) FEVÂT
Fevât, haccetmek üzere ihrama giren kişinin Arafat vakfesine yetişememesi, vakfe süresi içinde bir an olsun Arafat'ta bulunamamasıdır. İster mazeret sebebiyle ister mazeretsiz, vakfe süresi içinde (arefe günü zeval vaktinden, bayram sabahı tan yeri ağarmaya başlayıncaya kadar), kısa da olsa bir an Arafat'ta bulunamayan kişi, o yılki hacca yetişememiş, haccı kaçırmış (fevt etmiş) olur. Bu duruma düşen bir kimse;
a) İfrad haccı yapmak üzere ihrama girmişse, umre yaparak ihramdan çıkar. Daha sonraki yıllarda haccını kazâ eder.
b) Temettu` haccı yapmak üzere önce umre yapıp, sonra hac için ihrama girmişse, vakfeye yetişemediği için temettu` bozulur; şükür kurbanı gerekmez. Bir umre daha yaparak ihramdan çıkar. Daha sonraki yıllarda sadece bir hac kazâ etmesi gerekir.
c) Kırân haccı için ihrama girmiş ve vakfenin fevtinden önce umrenin tavaf ve sa`yini yapmışsa, temettu` haccında olduğu gibi, ikinci bir umre daha yaparak ihramdan çıkar. Şayet umre tavafını ve sa`yini yapmamışsa, önce umre ihramından çıkmak için tavaf ve sa`y yapar; sonra hac ihramı için ikinci defa tavaf ve sa`y eder ve tıraş olup ihramdan çıkar. Daha sonraki yıllarda sadece bir hac kazâ eder. Vakfeyi kaçırarak hacca yetişemeyen kişilerin, ihramdan çıkmak için yaptıkları umreler, ihsâr durumuyla karşılaşanların kestikleri 'hedy' yerinde sayıldığı için, Hanefîler'e göre haccı fevt olan kimselerin ayrıca kurban kesmeleri gerekmez. Diğer üç mezhebe göre ise, kazâ edilen hacda kurban kesmek vâciptir.
[3/7 23:19] Ömer Tarık Yılmaz: O Rab ki, yeri sizin için bir dösek, gögü de (kubbemsi) bir tavan yapti Gökten su indirerek onunla, size besin olsun diye (yerden) çesitli ürünler çikardi Artik bunu bile bile Allah'a sirk kosmayin (BAKARA/22)
Binasini Allah korkusu ve rizasi üzerine kuran kimse mi daha hayirlidir, yoksa yapisini yikilacak bir yarin kenarina kurup, onunla beraber kendisi de çöküp cehennem atesine giden kimse mi? Allah zalimler toplulugunu dogru yola iletmez (TEVBE/109)
Yaptiklari bina, (ölüp de) kalpleri parçalanincaya kadar yüreklerine devamli olarak bir kusku (sebebi) olacaktir Allah çok iyi bilendir, hikmet sahibidir (TEVBE/110)
Böylece (insanlari) onlardan haberdar ettik ki, Allah'in vâdinin hak oldugunu, kiyametin süphe götürmez oldugunu bilsinler Hani onlar aralarinda Ashâb-i Kehfin durumunu tartisiyorlardi Dediler ki: 'Üzerlerine bir bina yapin Rableri onlari daha iyi bilir' Onlarin durumuna vâkif olanlar ise: 'Bizler, kesinlikle onlarin yanibaslarina bir mescit yapacagiz' dediler (KEHF/21)
Onun için bir bina yapin ve derhal onu atese atin! dediler (SAFFAT/97)
Dalgiç ve yapi ustasi seytanlari da (SAD/37)
Fakat Rablerinden sakinanlara, üstüste yapilmis, altlarindan irmaklar akan köskler vardir Bu, Allah'in verdigi sözdür Allah, verdigi sözden caymaz (ZÜMER/20)
Firavun:' Ey Hâmân, bana yüksek bir kule yap; belki yollara erisirim' (MÜ'MİN/36)
Yeri sizin için yerlesim alani, gögü de bir bina kilan, size sekil verip de seklinizi güzel yapan ve sizi temiz besinlerle riziklandiran Allah'tir Iste Allah, sizin Rabbinizdir Alemlerin Rabbi Allah, yücelerden yücedir (MÜ'MİN/64)
Üstlerindeki göge bakmazlar mi ki, onu nasil bina etmis ve nasil donatmisiz! Onda hiçbir çatlak da yok (KAF/6)
Gögü kendi ellerimizle biz kurduk ve biz (onu) elbette genisleticiyiz (ZARİYAT/47)
Allah, kendi yolunda kenetlenmis bir yapi gibi saf baglayarak savasanlari sever (SAFF/4)
Üstünüzde yedi kat saglam gögü bina ettik (NEBE'/12)
Sizi yaratmak mi daha güç, yoksa gökyüzünü yaratmak mi, ki onu Allah bina etti, (NAZİ'AT/27)
Gökyüzüne ve onu bina edene, (ŞEMS/5)
[3/7 23:19] Ömer Tarık Yılmaz: MAKBUL VE MEKRUH İSİMLER
112 - Ebu'd-Derdâ (radıyallahu anh) anlatıyor: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdu ki: 'Sizler kıyamet günü isimlerinizle ve babalarınızın isimleriyle çağırılacaksınız öyleyse isimlerinizi güzel yapın'
Ebu Dâvud, Edeb 69, (4948).
113 - İbnu Ömer (radıyallahu anh) anlatıyor: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: 'Allah'ın en ziyade sevdiği isimler Amdullah ve Abdurrahman'dır.'
Müslim, Âdâb, 2, (2132); Ebu Dâvud Edeb 69, (4949); Tirmizî, Edeb 64, (2835).
114 - Ebu Vehb el-Cüşemî (radıyallahu anh) anlatıyor: 'Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: 'Peygamberlerin isimleriyle isimlenin. Allah'ın çok sevdiği isimler Abdullah, Abdurrâhman'dır. En sâdık olanları da Hâris ve Hemmâm isimleridir. En çirkinleri de Harb ve Mürre isimleridir'
Ebu Dâvud, Edeb 69, (4950). Metin Ebu Dâvud'a aittir, Nesâî'de muhtasar olarak kaydedilmiştir (Hayl 3 (6, 218, 219)).
115 - Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: 'Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: 'Allah katında en düşük (ahna') isim Melikü'l-emlâk (mülklerin mâliki) ismidir. Allah'tan başka Mâlik yoktur.'
Süfyân merhum dedi ki: Şâhân Şâh bunun örneğidir.
Ahmed İbnu Hanbel merhûm dedi ki: 'Ebu Amr merhum'a, ahna'ne demek diye sordum, bana 'en düşük' diye cevap verdi.
Buhârî, Edeb 114; Müslim, Edeb 20, (2143); Ebu Dâvud, Edeb 70, (4961); Tirmizî Edeb 65, (2839).
116 - Müslim'in bir diğer rivayetinde şöyle buyrulmuştur: 'Kıyamet günü, Allah'ın en ziyade kızacağı en kötü kimse, adı Melikü'l-emlâk (Şehinşâh) olan kimsedir. Allah'tan başka Mâlik yoktur.'
(Adâb 21)
117 - Hz. Câbir (radıyallahu anh) anlatıyor: 'Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) Ya'la, Bereket, Eflah, Yesâr, Nâfi ve benzeri isimlerin kullanılmasını yasaklamayı arzu etmişti. Sonra onun bu mevzuda sükut ettiğini gördüm. Sonra da yasaklamadan vefat etti.'
Bu hadisi Müslim, Âdab 13, (2138); ve Ebu Dâvud, Edeb, 70, (4960) rivayet ettiler. Hadisin metni Müslim'e aittir.
Ebu Dâvud'un rivayetinde şu ziyade mevcuttur: '...Zira kişi 'Bereket burada mı?' diye sorar da 'hayır yok!' diye cevap verirler.'
118 - Hz. Ömer (radıyallahu anh)'in azadlı kölesi Eslem anlatıyor: 'Hz. Ömer (radıyallahu anh), bir oğlunu Ebu İsa künyesini kullandığı için dövdü. Öte yandan Muğîre İbnu Şu'be (radıyallahu anh), Ebu İsa künyesini kullanıyordu. Hz. Ömer (radıyallahu anh) ona 'Ebu Abdillah künyesini kullanman sana yetmez mi?' dedi. Muğîre: 'Bana Ebu İsa künyesini takan Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'dir' cevabını verince, Hz. Ömer: 'Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in geçmiş gelecek bütün günahları affedilmiştir. Biz ise bundan böyle sıkıntıdayız' dedi. Ölünceye kadar Muğire'yi 'Ebu Abdillah' diye künyeledi.
Ebu Dâvud, Edeb 72, (4963).
119 - Yahya İbnu Sa'îd (radıyallahu anh) anlatıyor: Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) bol sütlü bir deve hakkında: 'Bunu kim sağacak?' diye sordu. Bir adam ayağa kalkmıştı ki Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) 'İsmin ne?' dedi. Adam: 'Mürre (acı)!' deyince, ona: 'Otur!' dedi. Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) tekrar 'Bunu kim sağıverecek?' diye sordu. Bir başkası ayağa kalktı, ben sağacağım diyecekti. Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) ona da: 'ismin nedir?' diye sordu. Adam: 'Harb!' diye cevap verdi. Ona da 'Otur' dedi.
Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm): 'Bu deveyi kim bize sağıverecek?' diye sormaya devam etti. Bir adam daha kalktı. Ona da ismini sordu. 'Ya'îş (yaşıyor!)' cevabını alınca ona: 'Sen sağ' diyerek müsaade etti.'
Muvatta, İsti'zan 24 (2, 973).
HZ. PEYGAMBER (S.A.S.)'İN İSİM KOYDUĞU KİMSELER
120 - Sehl İbnu Sa'd es-Sâidi (radıyallahu anh) buyurdu ki: Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) Fâtıma (radıyallahu anhâ) annemizin evine uğramıştı. Hz. Ali (radıyallahu anh)'yi evde bulamayınca: 'Amca oğlun nerede?' diye sordu.
[3/7 23:20] Ömer Tarık Yılmaz: Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: 'Muhammed'in nefsini kudret eliyle tutan zâta yemîn ederim ki, bu ümmetten her kim -Yahudî olsun, Hristiyan olsun- beni işitir, sonra da bana gönderilenlere inanmadan ölecek olursa mutlaka cehennem ehlinden olacaktır'.
Müslim, İman 240, (153).
[3/7 23:21] Ömer Tarık Yılmaz: Vay o kimselere ki, elleriyle Kitab’ı yazarlar, sonra da onu az bir karşılığa değişmek için, “Bu, Allah’ın katındandır” derler. Vay ellerinin yazdıklarından ötürü onların hâline! Vay kazandıklarından dolayı onların hâline!
[Bakara Sûresi.79]
[3/7 23:21] Ömer Tarık Yılmaz: “Rabbimiz! Günahlarımızdan ve işimizdeki aşırılıklardan ötürü bizi bağışla, sebatımızı arttır, kâfir topluluğa karşı bize yardım et!” (Âl-i İmrân, 3/147)
[3/7 23:21] Ömer Tarık Yılmaz: Âlim ile sohbet etmek lâl ü mercân incidir, / Câhil ile sohbet etmek günde bin can incitir.[Lâedrî]
[3/7 23:22] Ömer Tarık Yılmaz: AKÇE
Osmanlı Devletinin ilk zamanlarından îtibâren bastırılan ve kullanılan gümüş para birimi. İlk sikkesi gümüşten yapıldığı için ak (beyaz, parlak) para mânâsına akçe denildi. Buyurdu akçeye sikke kazalar Ki Osman bin Ertuğrul yazalar (Hadîdî)
[3/7 23:22] Ömer Tarık Yılmaz: Akhan
T. Soyu temiz sevilen adil hakan
Kısaltmalar:
A. Arapça,
F. Farsça,
FR. Fransızca,
IB. İbranice,
İ. İtalyanca,
Moğ. Moğolca,
T. Türkçe,
Y. Yunanca,
E.T. Eski Türkçe
[3/7 23:22] Ömer Tarık Yılmaz: Farklı mezhepten olan imamın arkasında kılınan namaz geçerli midir?
Herhangi bir fıkıh mezhebine bağlı olan kişi, başka mezhepten olan bir imamın arkasında namazını kılabilir. İmamla cemaat arasındaki mezhep farkı, namazın sıhhatine engel teşkil etmez. İmama uyan kişi de imamın, kendi mezhebindeki namaz için gerekli şartları yerine getirip getirmediğini araştırmakla sorumlu değildir. Ancak imama uyan kişi imamın kendi mezhebine göre abdesti olmadığını kesin olarak biliyorsa Hanefi ve Şafii mezhebine göre bu kişinin o imama uyarak kılacağı namaz sahih olmaz. Örneğin burnu kanadığı halde abdest almadan namaz kıldıran bir Şafii’nin arkasında Hanefi mezhebinden birinin kıldığı namaz geçerli değildir.
Maliki ve Hanbeli mezhebine göreyse imamın namazı kendi mezhebine göre sahih oluyorsa, imama uyan kişinin mezhebine göre sahih olmasa dahi, ona uyan kişinin namazı geçerlidir. Zira onlara göre önemli olan imamın namazının kendi mezhebine göre sahih olmasıdır. Örneğin Maliki veya Hanbeli birisinin, başının tamamını mesh etmemiş dahi olsa bir Hanefi veya Şafii imamın arkasında kıldığı namaz geçerlidir.
[3/7 23:23] Ömer Tarık Yılmaz: 6.
عَنْ أَبِى هُرَيْرَةَ - رَضِىَ ا للّٰهُ عَنْهُ - أَنَّ رَسُولَ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ الْعُمْرَةُ إِلَى الْعُمْرَةِ كَفَّارَةٌ لِمَا بَيْنَهُمَا ، وَالْحَجُّ الْمَبْرُورُ لَيْسَ لَهُ جَزَاءٌ إِلاَّ الْجَنَّةُ
Ebû Hüreyre (r.a.) 'den rivayet edildiğine göre Resûlullah (s.a.s.) şöyle buyurdu: 'Umre ibadeti, daha sonraki bir umreye kadar işlenecek günahlara kefârettir. Mebrûr haccın karşılığı ise, ancak cennettir.' (Buhârî, 'Umre', 1; Müslim, 'Hac', 437. Ayrıca bk. Tirmizî, 'Hac', 88; Nesâî, 'Menâsik', 3, 5, 77; İbni Mâce, 'Menâsik', 3.)
[3/7 23:23] Ömer Tarık Yılmaz: '...Oruca gücü yetmeyenler bir yoksul doyumu fidye verir. Bununla birlikte, gönülden kim bir iyilik yaparsa (mesela fidyeyi fazla verirse) o kendisi için daha hayırlıdır. Eğer bilirseniz oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır.
(Bakara, 2/184)
http://www.duavesureler.com
[3/7 23:23] Ömer Tarık Yılmaz: 'Oruçluya iftar veren kimse, oruçlunun sevabı gibi sevap kazanır; oruçlunun sevabından da hiç bir şey eksilmez.'
(Tirmizî, 'Savm',82)
http://www.duavesureler.com
[3/7 23:23] Ömer Tarık Yılmaz: 'Allah’ım! Şüphesiz ben nefsime çok zulmettim, günahları bağışlayacak olan yalnız Sensin. Öyleyse katından bir af ile beni bağışla. Bana merhamet et, çünkü bağışlaması ve rahmeti çok olan sadece Sensin'
(Buhârî, 'Ezan', 149; Müslim, 'Zikir', 48)
http://www.duavesureler.com
[3/7 23:23] Ömer Tarık Yılmaz: • Midilli Adasının Fethi (1462)
• Sam Rüzgârları
Semerkand Takvimi
[3/7 23:23] Ömer Tarık Yılmaz: Ahlâkın Önemi ve Arındırmaya Elverişli Olması
İslâm dini, ahlâka pek büyük bir kıymet ve önem vermiştir. Aslında İslâm, bir ahlâk ve fazilet, bir hikmet dinidir. Öyle ki Peygamber Efendimiz [sallallahu aleyhi vesellem] buyurmuştur:
Ben, ancak mekârim-i ahlâkı (ahlâkın iyi ve güzel olanlarını) tamamlamak için gönderildim (Mâlik, el-Muvatta).
İslâm’da, insanların manevi kıymetleri, sahip oldukları ahlâka göredir. Bir hadis-i şerifte buyrulmuştur:
Sizin imanca en güzeliniz, ahlâkça en güzel olanınızdır (Buhârî).
Peygamber Efendimiz [sallallahu aleyhi vesellem] diğer bir hadis-i şerifte buyurmuştur:
Allah Teâlâ’ya kullarının en sevgilisi, ahlâkça en güzel olanıdır (Ahmed b. Habel, el-Müsned).
Peygamber Efendimiz [sallallahu aleyhi vesellem] şöyle dua buyururdu:
Allahım! Ben, senden sağlık, afiyet ve güzel ahlâk dilerim (Heysemî, Mecmau’z-Zevâid).
İnsanların ahlâkı değişebilir. Çirkin huyları güzel huylara çevirmek işine tehzib-i ahlâk denir. Bu değiştirme her halde mümkündür. Mümkün olmasaydı, Peygamber Efendimiz,
Ahlâkınızı güzelleştirin (Ali el-Müttakî, Kenzü’l-Ummâl) diye emretmezdi.
Nefisleri ile mücadele eden çok kimselerin başarıya ulaşarak çok güzel huylar kazandıkları daima görülmektedir.
Semerkand Takvimi
[3/7 23:24] Ömer Tarık Yılmaz: Bir Ayet
Arınan ve Rabbinin adını anıp, namaz kılan kimse mutlaka kurtuluşa erer.
(A'lâ, 87/14-15)
Daha fazlası için Bir Ayet Hadis Dua uygulamasını hemen indir; Google Play: https://birayethadisdua.page.link/app?ayet=0ZPaPQzJgds=
[3/7 23:24] Ömer Tarık Yılmaz: Bir Hadis
“Allahım! Kederden ve üzüntüden, acizlikten, tembellikten, cimrilikten, korkaklıktan, borç yükünden ve insanların kahrından sana sığınırım.”
(Ebu Dâvûd, “Sâlat”, 367)
Daha fazlası için Bir Ayet Hadis Dua uygulamasını hemen indir; Google Play: https://birayethadisdua.page.link/app?hadis=0ZPaPQzJgds=
[3/7 23:24] Ömer Tarık Yılmaz: Bir Dua
'Bize bu dünyada da iyilik, güzellik ve nimet yaz, ahirette de. Biz sana yöneldik.'
(A’râf, 7/157)
Daha fazlası için Bir Ayet Hadis Dua uygulamasını hemen indir; Google Play: https://birayethadisdua.page.link/app?dua=0ZPaPQzJgds=
[3/7 23:24] Ömer Tarık Yılmaz: Ümmetimin en şereflileri Kur'ân okuyanlar ve gece kalkıp ibâdet yapanlardır. Hadis-i Şerif
[3/7 23:25] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Ayeti
Allah size, emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor. Doğrusu Allah, bununla size ne güzel öğüt veriyor! Şüphesiz ki Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.
(Nisâ, 4/58)
[3/7 23:25] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Hadisi
Doğru sözlü ve güvenilir tüccar (ahirette) peygamberler, sıddîkler ve şehitlerle beraber bulunacaktır.
(Al-Tirmidhi)
[3/7 23:25] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Duası
Allah’ım! Nefsime senden sakınma şuuru ver ve onu her türlü kötülükten arındır. Onu en iyi arındıracak sensin. Sen onun koruyucusu ve sahibisin!
[3/7 23:25] Ömer Tarık Yılmaz: Vaktin Esmaül Hüsnası
El-Hadi
Hidayet eden, doğru yolu gösteren
[3/7 23:25] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Hikayesi
Kemancı
Ahmed Ziyâeddîn Gümüşhânevî hazretleri Beykoz taraflarındayken bir gün elinde kemanla serseri serseri dolaşan birini gördü. Fısk ve günah içindeydi. Başını o kişiden yana çevirdiler ve hizmetçisine;
- Git o zavallıyı çağır buraya gelsin, buyurdular.
Bundan sonrasını hizmetçi şöyle anlatır:
“O çalgıcı kişinin yanına vardım ve ona;
- Gel seni hocamız Ziyâeddîn Gümüşhânevî hazretleri istiyor, dedim.
Çalgıcı gülmeye başladı ve bana;
- Hocanız beni ne yapacakmış? dedi.
Ben de;
- Bilmiyorum. Seni çağırmamı söyledi, dedim.
Berâberce geldik. Ziyâeddîn hazretleri ona; “Yaklaş!” buyurup kulağına gizlice bir şeyler fısıldadı. Bunun üzerine kemancı titreyip ağlamaya başladı. Tövbeler etti. Sonra hocama talebe oldu. Dergâhta yıllarca sadâkatla hizmet etti. Güzel hallere kavuştu. Lâkin Ziyâeddîn hazretlerinin ona gizlice ne söylediğini kimse anlayamamıştı.”
Dergâhtaki talebeler bir gün tövbekâr kemancıya;
- Kardeşim! Hayli zamandır gizler durursun. Açıkla bu sırrı! dediler.
Bunun üzerine o şöyle anlattı: “Önceleri bir zâtın talebesiydim. Lâkin o zâtın etrâfındakiler bozuk inanışlı kimselerdi. Hocamsa îtikâdı düzgün temiz birisiydi. Bid'atı sevmez, Allahü teâlâdan korkardı. Vefât edeceğinde bana;
- Oğlum! Seni Allahü teâlânın sâlih kullarına ısmarlıyorum. Âkıbetin iyi olacak. Sakın evliyâyı inkâr etme! buyurdu.
Sonra vefât etti. Bunun üzerine ben bozuk inanışlı kimselerden ayrıldım. Birçok yerler dolaştım. Lâkin nefsime uyup serseri bir hâle düştüm. Çalgıcı oldum. Cenâb-ı Hak karşıma Ahmed Ziyâeddîn Gümüşhânevî hazretlerini çıkardı. Beni de ona yaklaştırdı. Gümüşhânevî hazretleri o gün gizlice kulağıma;
- Oğlum! Hocan seni bize ısmarladı. Artık hak yolu bizden öğrenirsin, buyurdu.
Bu sözü işitince hemen hocamın yıllar önce bana söylediklerini hatırladım ve talebesi oldum. Allahü teâlâya şükürler olsun ki kalb gözüm açıldı. Gönlüm Rabbimin sevgisiyle doldu. Yaptıklarıma candan pişmanlık duydum. Şimdi hak yolu buldum. Rabbim bana hidâyet etti. Zîrâ nefsim beni aldatmıştı. Ahmed Ziyâeddîn Gümüşhânevî hazretleri merhamet edip beni bu zilletten kurtardı.”
[3/7 23:25] Ömer Tarık Yılmaz: Rabbim! Bana göndereceğin her hayra muhtacım.
رَبِّ إِنِّي لِمَا أَنزَلْتَ إِلَيَّ مِنْ خَيْرٍ فَقِيرٌ ُ
(Kasas 24)
Rabbi innî limâ enzelte ileyye min hayrin fakîr(fakîrun).
[3/7 23:26] Ömer Tarık Yılmaz: Allah'a, kabul edileceğine gerçekten inanarak dua edin. Bilin ki Allah, ciddiyetten uzak ve umursamaz bir kalp ile yapılan duaları kabul etmez.
(Tirmizî, Deavât, 65)
[3/7 23:26] Ömer Tarık Yılmaz: TARİH.......... 15 TEMMUZ HÂTIRALARI
∆ Astsubay Ömer Halisdemir, darbeci Tuğgeneral Semih Terzi’yi Özel Kuvvetlere girmek üzereyken vurdu. 17 mermi ile şehid oldu...
∆ 50 zırhlı araç, Ankara’nın önemli noktalarını tutacaktı. Bir grup asker, tankların sigortalarını söktü, bazıları anahtarları sakladı...
∆ Denizli’den 500 komando Ankara’ya getirilecekti. Alanın elektrikleri kesildi, iş makineleri piste çekildi, yakıtları boşaltıldı. Uçaklar inemedi.
∆ Polis memuru Mustafa Kılıç; duyar duymaz, İl Emniyet Müdürlüğüne geçti. Hâinler, binayı tank ve helikopterlerle vurdu. 7 polis memuru şehîd düştü. Mustafa’nın sol diz kıkırdağı parçalandı. Ameliyata alındı. 6 ay fizik tedavisi gördü...
∆ Komiser Murat Ellibeş Tuzla Emniyet’te görevliydi. 200 kişilik bir birliğin açtığı ateş sonucu düştü, karnından yaralandı. Hastaneye gitmemesi için ekip aracı, hâin askerler tarafından lastiği patlatıldı. Siviller hastaneye yetiştirdi. Ameliyat geçirdi...
∆ Erol Sönmez; köprüde 3 kişi önde, 8 kişi arkada olmak üzere kol kola barikattan içeri tankların önüne doğru gittiler. Kurşun yağmur gibi yağıyordu. Önlerindeki arkadaş yere düştü. Erol kolundan ve omzumdan vuruldu. Yere düştükten sonra önündeki 3 kişi onun üzerine yattı. “Abi sen o kadar kurşun yedin, gerisini de ben yiyeyim.’ dedi birisi. Keskin nişancılar ambulanslara bile ateş ediyorlardı. 3 hafta komada, 8 ay yoğun bakımda 15 ameliyat geçirdi. Kolu felçli kaldı...
03.07.2023 - Türkiye Takvimi - https://play.google.com/store/apps/details?id=turkiyetakvimi.takvim
[3/7 23:26] Ömer Tarık Yılmaz: Ravi: İbnu Abbas (ra)
Resulullah (sav) buyurdular ki: 'Allahu Teala hazretleri, erkeğe temas eden veya kadınlara arka uzvundan temas eden erkeğe (kıyamet günü rahmet nazarıyla) bakmaz.'
Bu hadisin yer aldığı kitaplar: Tirmizi, Rada 12, (1165)
Hadisin Açıklaması:
Bu hadis, kadınlara arka uzvundan temas etmenin haram olduğuna delâlet eder. Esâsen Kur'ân-ı Kerim, 'Kadınlarınız tarlalarınızdır, tarlalarınıza (ön tarafa) nasıl isterseniz öyle varın!' (Bakara 223) meâlindeki âyeti ile ekine elverişli cinsî uzva teması irşad etmiştir. Birçok hadiste Resûlullah sarih bir ifade ile arka uzuvdan teması şiddetle yasaklamıştır. Müteakip hadis bu rivâyetlerden biridir. Burada kaydedilmeyen bir Tirmizî hadisi de şöyledir: 'Hayızlı kadına arka uzvundan temas eden, kahine giden, Muhammed'e ineni inkâr etmiştir.'
[3/7 23:26] Ömer Tarık Yılmaz: Mü’minler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin. (Hucûrat, 49/10)
[3/7 23:26] Ömer Tarık Yılmaz: Kim kendisi için Allah'ü Teala'nın nezdinde olan mükafatını bilmek isterse Allah'ü Teala için yaptığı amellere baksın. Ravi: Ebu Nuaym, Hilyetü'l – Evliya
[3/7 23:27] Ömer Tarık Yılmaz: Hadis-i Şerifte Buyuruldu ki:
Nesai'nin bir rivayeti şöyledir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) menfaatin, zamin olana aid olduğuna hükmetti ve zamin olmayan kimsenin menfaat talebini yasakladı. Tirmizi hazretleri, 'Menfaat, zamin olana aittir' sözünü şöyle açıkladı: 'Burada zamin o kimsedir ki, bir köle satın alır, bir müddet onu hizmetlenir, sonra onda bir kusur tesbit eder ve bu sebeple köleyi satıcısına iade eder. Bu durumda, köleden hasıl olan menfaat müşteriye aittir. Zira köle, şayet helak olsaydı, müşterinin malı olarak helak olacaktı. Buna benzeyen bütün meselelerde menfaat, zamin olana aittir.'
Kaynak : null
( Sen de oku : bit.ly/Hadisiserif )
[3/7 23:28] Ömer Tarık Yılmaz: Allah’a yemin ederim ki kulunun tevbesinden dolayı Allah’ın hoşnutluğu sizden birinizin ıssız çölde kaybettiği devesini bulduğu zamanki sevincinden daha büyüktür. Bundan dolayı Allah şöyle buyurmuştur: “Bana bir karış yaklaşana ben bir arşın yaklaşırım, bir arşın yaklaşana bir kulaç yaklaşırım, bana yürüyerek gelene ben koşarak gelirim.” (Buhari, tevhid 15, Müslim, Tevbe 1)
442- وعن جابرِ بنِ عبدِ الله رضي اللهُ عَنْهُما أنهُ سمعَ النبيَّ
قَبْلَ مَوْتِهِ بثلاثَةِ أَيَّامٍ يقولُ: لاَ يمُوتَنَّ أحَدُكُم إلا وَهُوَ يُحْسِنُ الظَّنَّ بالله عزَّ وجلَّ .
442: Cabir ibni Abdullah (Allah Ondan razı olsun) şöyle demiştir: Vefatından üç gün önce Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem)’i şöyle buyururken işittim: Cabir ibni Abdullah (Allah Ondan razı olsun) şöyle demiştir: “Her biriniz ölürken Allah’ın bağışlayıcı ve merhamet sahibi olduğunu hüsnü zan ederek yani güzel duygu ve beklentiler içinde olarak ölsün.” (Müslim, Cennet 81)
443-وعن أنس قال : سمعتُ رسولَ الله
يقول: قال الله تعالى: يَا ابْنَ آدَمَ، إنكَ مَا دَعَوْتَني وَرَجَوْتَني غَفَرْتُ لَكَ عَلى مَا كان مِنكَ وَلا أُبَالي، يَا ابْنَ آدَمَ، لَوْ بَلَغَتْ ذُنُوبُكَ عَنَان السماءِ، ثم اسْتَغْفَرْتَني غَفَرتُ لَكَ وَلا أُبالي، يَا ابْنَ آدَمَ، إنكَ لَوْ أَتَيْتَني بِقُرابِ الأرض خطايا ثُمَّ لَقَيْتَني لا تُشْرِكُ بي شَيْئا لأتيْتُكَ بِقُرَابِهَا مَغْفِرَةً .
443: Enes (Allah Ondan razı olsun), ben Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem)’i şöyle buyururken dinledim, dedi: Allah buyuruyor ki: “Ey Ademoğlu sen bana dua edip affedilmeni umduğun sürece sende bulunan günahlar ne kadar çok olursa olsun seni bağışlarım.
Ey Ademoğlu günahların yerle gökleri dolduracak seviyeye ulaşsa benden bağışlanmanı istersen seni affedip bağışlarım.
Ey Ademoğlu sen yeryüzünü dolduracak kadar günahla fakat bana hiçbir şeyi ortak tutmamış olduğun halde huzuruma gelirsen ben de seni yeryüzü dolusu bağışlama ile karşılarım.” (Tirmizi , Deavat 98)
BÖLÜM: 53
KORKU İLE ÜMİD ARASINDA YAŞAMAK
قال الله تعالى : فَلا يَأْمَنُ مَكْرَ الله إلا الْقَوْمُ الخَاسِرُونَ .
“Allah’ın önceden kestirilemeyen kurduğu ince tertip ve düzeninden kim kendini güvenlik içinde görebilir? Fakat büyük zararı göze alanlardan başka hiçbir kimse bu tür tertip ve düzenden kendini güvenlik içinde göremez.” (7 Araf 99)
قال الله تعالى : إنهُ لا يَيْأسُ مِنْ رَوْحِ الله إلا الْقَوْمُ الْكَافِرُونَ..
[3/7 23:29] Ömer Tarık Yılmaz: Allah sizi, yeminlerinizdeki rastgele söylemelerinizden, boş sözlerden' dolayı sorumlu tutmaz, ancak yeminlerinizle bağladığınız sözlerden dolayı sizi sorumlu tutar. Onun (yeminin) kefareti, ailenizdekilere yedirdiklerinizin ortalamasından on yoksulu doyurmak ya da onları giydirmek veya bir köleyi özgürlüğüne kavuşturmaktır. (Bunlara imkan) Bulamayan (için) üç gün oruç (vardır.) Bu, yemin ettiğinizde (bozduğunuz) yeminlerinizin kefaretidir. Yeminlerinizi koruyunuz. Allah, size ayetlerini böyle açıklar, umulur ki şükredersiniz.
-Maide Suresi, 89
Günlük Hadis Uygulamasını
Ücretsiz İndir:
https://dailyhadith.page.link/y1E4
[3/7 23:29] Ömer Tarık Yılmaz: [Hadis No : 3615]
Sefine radıyallahu anh anlatıyor: 'Resülullah aleyhissalâtu vesselâm'ı bir sa' miktarındaki su cenâbetten yıkar, bir müdd su da abdestine yeterdi.'
Müslim, Hayz 52, (326); Tirmizi, Tahâret 42, (56).
İslami Uygulamalar islamiuyg@gmail.com
[3/7 23:30] Ömer Tarık Yılmaz: Onlar ise ancak, ('Görelim bakalım!' diyerek) Kur'an'ın bildirdiği sonucu (te'vilini) bekliyorlar. Onun bildirdiği sonuç gelip çattığı gün, önceden onu unutmuş olanlar derler ki: 'Gerçekten Rabbimizin peygamberleri hakkı getirmişler. Şimdi bizim için şefaatçılar var mı ki bize şefaat etseler veya (dünyaya) döndürülsek de yaptıklarımızdan başkasını yapsak?' Gerçekten onlar kendilerine yazık etmişlerdir. (İlah diye) uydurdukları (putlar) da onları yüzüstü bırakarak uzaklaşıp kaybolmuşlardır. - A'râf - 53. Ayet
[3/7 23:30] Ömer Tarık Yılmaz: ...Güzel söz sadakadır... - Buhârî, Edeb, 34
[3/7 23:31] Ömer Tarık Yılmaz: “Zaman olacak, inkâr edenler, ‘Keşke Müslüman olsaydık!’ diye hayıflanacaklar.” - Hicr, 15/2
[3/7 23:31] Ömer Tarık Yılmaz: Bir gün Peygamberimiz, ashabıyla birlikte mescitte oturduğu sırada, bir sahabî aceleyle içeri girerek namaz kılmaya başlar. Onun namaz kılışını izleyen Resûlullah, ona bu şekilde namaz kılmış olmadığını, geri dönüp namazını tekrar kılmasını söyler. Adam, namazını tekrar kılar, ancak Peygamberimiz yine aynı sözleri tekrarlar. Bu durum üçüncü kez yaşanır ve sahabî, Resûlullah’tan bunun doğrusunu kendisine öğretmesini ister. Bunun üzerine Peygamberimiz, sahabîsine makbul bir namazın kılınışını şu şekilde anlatır: “Namaz kılacağın zaman (önce) tekbir getir. Sonra Kur’an’dan kolayına gelen yerlerden oku. Ardından rükûa git ve yeterli olduğuna kanaat getirinceye kadar bekle. Sonra tam olarak ayağa kalk. Peşinden secdeye git ve yeterli olduğuna kanaat getirinceye kadar bekle. (Secdeden) kalktığında (belini) iyice doğrult ve yeterli olduğuna kanaat getirinceye kadar bekle. Sonra (tekrar) secdeye var ve yeterli olduğuna kanaat getirinceye kadar bekle. Sonra namazın bütününü bu şekilde kıl.” (Buhârî, Ezân, 122) - PEYGAMBERİMİZİN DİLİNDEN NAMAZ
[3/7 23:32] Ömer Tarık Yılmaz: Güzel ve Çirkin Huylar
17) İttika: Yüce Allah'dan korkmak, haramdan ve şüpheli şeylerden sakınmaktır. Böyle bir hale 'Takva' denir. Bunun sahibine de 'Müttakî' denilir. Müttakî olan bir zat, güvenilir ve itimat edilir bir insan demektir. Ondan hiç bir kimseye zarar gelmez.
İslam önünde insanlar esasen birbirine eşittirler. Bunların seçkinliği ancak takva iledir. Kur'an-ı Kerîm'de buyurulmuştur:
'Şüphe yok ki, Allah yanında en iyiniz, en çok müttakî olanınızdır.'
İttikanın karşıtı fısk'dır, fücur'dur. Daha açığı, doğru yoldan çıkmak, Allah'a asi olmak, haram ve şüpheli şeylerden kaçınmamaktır. Böyle bir halin sonucu da felakettir, azabdır.
18) Edeb: Güzel terbiye ve güzel huylarla vasıflanmaktır, utanılacak şeylerden insanı koruyan bir hal demektir.
Edeb, insan için büyük bir şereftir. Edebin karşıtı İsaet'dir ki, kötülük yapmak ve terbiyeye aykırı davranmak demektir.
Edeb, insanın süsüdür. Edeb, insanı nefsin arzusuna uymaktan korur ve kurtarır.
'İnsanın edebi, zehebinden (altınından) iyidir' denilmiştir.
Edebden yoksun olan bir insan, bir toplum için zararlı mikroplardan daha tehlikelidir.
19- İhsan: Bağışlama, iyilik etme, bahşiş verme, hayır olarak yapılması uygun olan bir şeyi yapma demektir. İhsan, adaletin üstünde bir faziletdir. Bir ayet-i kerimede buyurulmuştur:
'İhsan ediniz; şübhe yok ki, Allah ihsan edenleri sever.'
Diğer bir ayet-i kerimede de buyurulmuştur:
'Yüce Allah sana ihsan ettiği gibi, sen de ihsan et.'
20- İhlas: Herhangi bir işi güzel bir niyetle ve saf bir kalb ile yapmak, işe başka bir şey karıştırmamaktır. Böyle bir hale, 'Hulûs' da denir. Yapılan görevlerin değerleri ihlasa göre artar. İhlasın karşıtı Riya (gösteriş) 'dır. Bir görevi yalnız bir gösteriş için veya maddi bir yarar için yapmaktır.
Riyakar bir insan, temiz ruhlu, iyi bir insan değildir. Yaptığı işlerin mükafatını Allah'dan dilemeğe yüzü olmaz. Bir hadîis-i şerifde buyurulmuştur:
'Şüphe yok ki, Allah, sadece kendisi için yapılan ve kendi rızası için istenen bir işi kabul eder.'
21- İstikamet: Her işte doğruluk üzere bulunmak, adaletten ve doğruluktan ayrılmayıp din ve akıl çerçevesi içinde yürümek demektir. Din ve dünya görevlerini olduğu gibi yapmaya çalışan bir müslüman, tam istikamet sahibi bir insandır. Böyle bir insan toplumun en önemli bir organı sayılır.
İstikametin karşıtı, hıyanettir ki, doğruluğu bırakıp verilen sözü gözetmemek, caymak, emanete riayet etmemektir, insanların haklarına tecavüz etmektir. Bir ayet-i kerimede, Peygamber Efendimize hitaben şöyle buyurulmuştur:
'Emrolunduğun gibi istikamette bulun.'
İşte bu ayet-i kerime, istikametin ne kadar önemli ve gerekli olduğunu göstermeğe yeter.
22- İtaat: Üst amirin dince yasak olmayan emirlerini dinleyip ona göre yürümektir. Yüce Allah'ın buyruklarını dinleyip tutmak bir taattır. İnsanın mutluluğu da bu taata bağlıdır. Bunun karşıtı isyandır. Yüce Allah'ın emirlerini dinlemeyen bir insan günahkar ve hayırsız bir kimsedir ki, kendisini tehlikeye atmış olur. Artık böyle bir kimseden insanlık ne bekleyebilir:
Kur'an-i Kerîm'de şöyle buyurulmuştur:
'Allah'a itaat ediniz; Allah'ın Peygamberine de, sizden olan idarecilere de itaat ediniz.'
23- İtimad: Güvenmek ve emniyet etmek, bir şeye kalben güvenip dayanmak demektir. Halkın güvenini kazanmak bir başarı eseridir. İktisadî ve içtimaî hayatın devamı itimadın varlığına bağlıdır. Onun için insan, güzel ve doğru hareketleriyle herkesin güvenini kazanmaya çalışmalıdır. İtimada aykırı olan şey, hiyanettir, işi kötüye kullanmaktır ki, bunun sonucu pek korkunçtur.
24- İktisad: Her işte denge üzerinde bulunmaktır. Gereğinden fazla veya noksan harcama yapmaktan kaçınmaktır. İnsan iktisada uyma sayesinde rahat yaşar, hadis-i şerîfde buyurulmuştur:
'İktisad üzere bulunan fakir olmaz.'
İktisadın karşıtı israf dır, aşırı gitmektir
[3/7 23:32] Ömer Tarık Yılmaz: ismette kaldı mânii Kur'ân henüz.'
'Kâinatın bâkir fikirleri parça parça oldu. Fakat
Kur'an'ın mânâları hâlâ koruma perdesi içinde kaldı.' demiştir.
Biz mantıkî düşünürken estetiğin ölçülerini, edebî düşünürken de mantığın kural ve ilkelerini feda etmek alışkanlığında olduğumuz için, Kur'ân'daki uyum
ve ahengi bütün yönleriyle bir cetvel çizer gibi düşünce yoluyla ölçemiyor isek de o fıtratı yaşarken onun yüce zevkini vecd ile duyabiliriz. Kur'ân da, bu zevki, okuyanlardan ziyade yaşayanlarına ihsan etmek için 'Bu, takva ehline hidayettir.' (Bakara, 2/1) diye hitap edecektir. Bundan dolayı herşeyden önce gafletimizden, vesvesemizden, şeytanlıklardan arınmak için bütün bilinç gücümüzle Allah'a sığınarak 'Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.' diyelim ve o her şeyi çeken kuvveti yaşamak için; 'Rahmân ve Rahim Allah'ın adıyla.' demek olan besmele anahtarına yapışalım ve bir teşekkür duygusu ile Fâtiha'sından başlayalım.
Meâl-i Şerifi
1- Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın ismiyle.
2- Hamd o âlemlerin Rabbi,
3- O Rahmân ve Rahim,
4- O, din gününün maliki Allah'ın.
5- Ancak sana ederiz kulluğu, ibadeti ve ancak senden dileriz yardımı, inayeti. (Ya Rab!).
6- Hidayet eyle bizi doğru yola,
7- O kendilerine nimet verdiğin mutlu kimselerin yoluna; o gazaba
[3/7 23:32] Ömer Tarık Yılmaz: 6657 - Abdullah (İbnu Mes'ud) radıyallahu anh anlatıyor: 'Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: 'Faiz yetmişüç kapı (çeşit)dir: '
6658 - Hz. Ömer radıyallahu anh anlatıyor: 'Enson inen ayet, faizle ilgili olan ayettir. Resûlullah aleyhissâlatu vesselâm onu bize açıklamadan vefat etti. Öyleyse faizi de faiz şüphesi olan muameleyi de bırakın.'
VERESİYEDE BELLİ MİKTAR BELLİ MÜDDET ŞART
6659 - Abdullah İbnu Selam radıyallahu anh anlatıyor: 'Resûlullah aleyhissâlatu vesselâm'a bir adam gelip: 'Yahudilerden bir aileyi kastederek 'Falanın oğulları müslüman oldular. Ancak pek acıktılar, tekrar İslâm'dan dönmelerinden korkuyorum' dedi. Aleyhissalâtu vesselâm: 'Kimin yanında birşeyler var?' diye sordu. Yahudilerden biri: 'Benim yanımda şu şu kadar nakit var, -zannedersem üçyüz dinar demişti- Falan ailenin bahçesinden (alınacak meyve için) şu fiyatla selem akdini yaparım)' dedi. Aleyhissalâtu vesselâm da: 'Şu kadar vade ile şu fiyata' olur, 'falan ailenin bahçesinden (elde edilecek meyve' kaydı) olmaz' buyurdu.'
ORTAKLIK VE MUDÂRABE
[3/7 23:33] Ömer Tarık Yılmaz: bir hâl oldu ki, gönlümün Allahü teâlâdan başka hiçbirşeyi istemediğini anladım. Bundan sonra vücûb makâmının bütün sıfatları göründü. Bu sıfatlar, bir bakımdan birçok şeylerin aynaları oldular. Dahâ sonra bu aynalarda görünen şeylerin hepsi aşağı döküldüler. Geride yalnız vücûb makâmının sıfatları kaldı. Bunlarda görülen şeylerin ayrılmaları, dökülmeleri de görüldü. Şimdi sıfatların asla verildiği anlaşıldı. Onlarda görülen şeylerden ayrılmadan önce, asla verilemezlerdi. Belki verilmiş gibi görülürlerdi. (Tecellî-i sûrî)ye kavuşanların hâli böyledir. Sıfatlar asla verilince, (Fenâ-i hakîkî) hâsıl oldu. Bundan sonra kendimdeki ve başkalarındaki sıfatları birbirinin benzeri buldum. Yerlerinin başka başka olması ortadan kalkdı. Böyle olunca gizli şirklerin inceliklerinin birçoğundan kurtuldum. Şimdi ne Arş kaldı, ne yer kaldı, ne zemân, ne mekân, ne altı cihet ve ne de eşyâyı ayıran sınırlar kaldı. Eğer senelerce düşünsem âlemden bir zerrenin yaratılmış olduğunu bilemem. Bundan sonra, kendime mahsûs olan (Te’ayyün), kendime mahsûs olan vech göründüler. Bu te’ayyün, eski ve parça parça bir elbise gibiydi. Bir kimse giymiş idi. O kimsenin kendime mahsûs vech olduğunu anladım. Fekat hakkânî olarak anlaşılmadı. Dahâ sonra bu adamın yukarı tarafında ve kendisine bitişik ince bir post göründü. Kendimi o post olarak buldum. Bu te’ayyün elbisesini kendimden uzak gördüm. O post üzerinde bir nûr göründü. Biraz sonra gene yok oldu. Bu post ve elbise de yok oldular. Eskisi gibi câhil ve şaşkın kaldım. Bu görünen şeylerden anladıklarımı yüksek kapınıza bildireceğim. Doğrusu ile yanlışını işâret buyurursunuz. Şöyle ki, o görünen kimse, (Ayn-ı sâbite)dir. Vücûb ile imkân arasında bir geçit gibidir. İki yüzü birbirine benzemez
[3/7 23:34] Ömer Tarık Yılmaz: Hırsızlık
Ana Sayfa
Haramlar ve Helaller
Hırsızlık
“Başkasına ait bir malı korunduğu yerden sahibinin bilgisi dışında gizlice almak” demek olan hırsızlık, mala ve mülkiyet hakkına karşı işlenen temel suçlardan biridir.
Alın terinden ve meşru kazançtan doğan servetin korunması İslam’ın temel ilkeleri arasındadır. İslam emeği ve mülkiyeti kutsal saymış, mülkiyete haksız olarak el uzatmayı cezalandırmıştır. Bu itibarla bütün ilahi dinlerde ve hukuk düzenlerinde olduğu gibi İslam’da da hırsızlık hem hukuk düzeni açısından suç, hem de dinen ve ahlaken büyük günah ve ayıp sayılmıştır.
Kur’an’da, “Hırsızlık eden erkek ve kadının, yaptıklarına karşılık Allah’tan bir ceza olarak ellerini kesin” (el-Maide 5/38) buyurulur. Hz. Peygamber’in tatbikatı da bu yönde olmuştur. Ceza Kur’an’da açıkça zikredildiği, Hz. Peygamber tarafından da böylece uygulandığı için İslam ceza hukukunda hırsızlık had suçları arasında, uygulanacak ceza da (hadd-i serika) had cezaları arasında yer alır. Ancak İslam hukukçuları suç ve cezada kanuniliği, adalet ve hakkaniyeti temin gayesiyle hırsızlık suçunun hangi şartlarda işlenmiş sayılacağı, cezanın uygulanabilme şartları, tekerrür, zorlama ve af gibi durumların cezaya etkisi konularını ayrı ayrı tartışmışlar ve bu konuda zengin bir hukuk doktrini oluşmuştur. Özetle, hırsızlık suçunun tam oluşması için açlık, zaruret, zorlama gibi, hırsızlık suçunu işlemeyi kısmen veya tamamen mazur gösterecek bir mazeretin bulunmaması, suçun bilerek ve istenerek işlenmesi, failin cezai ehliyetinin bulunması, çalınan malın hukuken koruma altında olması ve belli bir miktardan fazla olması gibi şartlar aranmıştır.
İslam hukukunda cezalar, suçu önlemek için gerekli ön tedbirler alındıktan sonra uygulanma imkanı bulan nihai ve zorunlu müdahale niteliğindedir. Buna göre, İslam’ın temel amacının, bazı kimseleri cezalandırmak değil, aksine hırsızlık suçunun işlenmesine imkan bırakmayacak önlemleri almak, iktisadi ve sosyal gelişmeyi ve dengeyi sağlamak, insanları eğitmek ve yönlendirmek olduğu burada tekrar hatırlanmalıdır. Toplumda bütün bu çabaların başarılı olması, dini eğitim ve öğretimin, toplumun genel ahlaki değerlerinin, buna ilave olarak yasal düzenlemelerin ve izlenen resmi politikanın birbiriyle uyumlu olması vazgeçilmez bir önem taşır.
in Haramlar ve Helaller Tags: hırsızlık, islam
Diğer Konular
İffet ve Namusa Saldırı
Sarhoşluk
Gasp ve Yağma
Haksız Fiil
Haksız İktisap
İntihar
[3/7 23:34] Ömer Tarık Yılmaz: Atıcılık
Ana Sayfa
A
Atıcılık
İlgili
Rüyada bir av partisinde bir hayvana ates ettigini ve onu vurdugunu görmek,is hayatinda basarili olacagina isarettir.Bir rivayete göre de hükümete yaptigi bir basvuruya hayirli bir cevap alacagina delalet eder.
in A
Diğer Konular
Azat
Azat etmek
Azgın
Azgın Ata Binmek
Azgınlık
Azık
[3/7 23:42] Ömer Tarık Yılmaz: AKÇE
Ana Sayfa
A
AKÇE
Osmanlı Devletinin ilk zamanlarından îtibâren bastırılan ve kullanılan gümüş para birimi. İlk sikkesi gümüşten yapıldığı için ak (beyaz, parlak) para mânâsına akçe denildi.
Buyurdu akçeye sikke kazalar
Ki Osman bin Ertuğrul yazalar
(Hadîdî)
İlgili
ZÜYÛF
9 Eylül 2021
Benzer yazı
ZEÂMET
9 Eylül 2021
Benzer yazı
HÂSS
9 Eylül 2021
Benzer yazı
in A, Â
Diğer Konular
Ayn-el-Yakîn
AZÂB
ÂZÂD
Âzâd Etmek
Âzâd Olmak
AZAMET
AZÎM (El-Azîm)
AZÎMET
AZÎZ (El-Azîz)
ÂYET
Copyright 2021 by Maviay.co
[3/7 23:42] Ömer Tarık Yılmaz: Eğer bedbaht kardeş olmak istemezsen ve bahtiyar kardeş olmak istersen, Kur’an’ı dinle ve hükmüne muti’ ol ve ona yapış ve ahkâmıyla amel et.
Şu hikâye-i temsiliyede olan hakikatları eğer fehmettin ise; hakikat-ı dini ve dünyayı ve insanı ve imanı ona tatbik edebilirsin. Mühimlerini ben söyleyeceğim. İncelerini sen kendin istihrac et.
İşte bak! O iki kardeş ise, biri ruh-u mü’min ve kalb-i sâlihtir. Diğeri, ruh-u kâfir ve kalb-i fâsıktır ve o iki tarîkten sağ ise, tarîk-i Kur’an ve iman’dır. Sol ise, tarîk-ı isyan ve küfrandır. Ve o yoldaki bahçe ise, cem’iyet-i beşeriye ve medeniyet-i insaniye içinde muvakkat hayat-ı içtimaiyedir ki; hayır ve şer, iyi ve fena, temiz ve pis şeyler beraber bulunur. Âkıl odur ki: خُذْ مَا صَفَا دَعْ مَا كَدَرْ kaidesiyle amel eder, selâmet-i kalb ile gider. Ve o sahra ise, şu arz
[3/7 23:43] Ömer Tarık Yılmaz: ya terkib suretinde sair anasırdan ve mevcudattan toplanır. Eğer bir tek zâta verilse, o vakit her halde o zâtın herşeye muhit bir ilmi ve herşeye müstevli bir kudreti bulunacak. Ve bu surette onun ilminde suretleri ve vücud-u ilmîleri bulunan eşyaya vücud-u haricî vermek ve zahir bir ademden çıkarmak ise, bir kibrit çakar gibi veya göze görünmeyen bir yazı ile yazılan bir hattı göze göstermek için, gösterici bir maddeyi üstüne geçirmek ve sürmek gibi veya fotoğrafın âyinesindeki sureti kâğıt üstüne nakleden kolay ameliyat gibi gayet kolay bir surette Sâni’in ilminde plânları ve proğramları ve manevî mikd
LİG TABLOSU
Takım
O
G
M
B
Av
P
1.GALATASARAY A.Ş.
26
20
2
4
44
64
2.FENERBAHÇE A.Ş.
27
17
1
9
33
60
3.TRABZONSPOR A.Ş.
26
17
3
6
23
57
4.BEŞİKTAŞ A.Ş.
26
14
5
7
17
49
5.GÖZTEPE A.Ş.
26
11
5
10
10
43
6.RAMS BAŞAKŞEHİR FUTBOL KULÜBÜ
26
12
8
6
14
42
7.SAMSUNSPOR A.Ş.
26
8
7
11
-2
35
8.KOCAELİSPOR
26
9
11
6
-4
33
9.GAZİANTEP FUTBOL KULÜBÜ A.Ş.
27
8
10
9
-10
33
10.ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş.
26
7
10
9
-4
30
11.CORENDON ALANYASPOR
26
5
8
13
-4
28
12.TÜMOSAN KONYASPOR
26
6
11
9
-9
27
13.NATURA DÜNYASI GENÇLERBİRLİĞİ
26
6
13
7
-8
25
14.KASIMPAŞA A.Ş.
26
5
12
9
-14
24
15.HESAP.COM ANTALYASPOR
26
6
14
6
-18
24
16.İKAS EYÜPSPOR
26
5
14
7
-18
22
17.ZECORNER KAYSERİSPOR
26
3
12
11
-28
20
18.MISIRLI.COM.TR FATİH KARAGÜMRÜK
26
4
17
5
-22
17


