Prof. Dr. Baran Yıldız


Günün yazısı


[9/7 21:14] Ömer Tarık Yılmaz: 25- Bütün Namazları Bir Abdestle Kılmanın Cevazı Bâbı
 
664 - Bize Muhammed b. Abdillah b. Nümeyr rivâyet etti.
 
(Dedi ki): Bize babam rivâyet etti.
 
(Dedi ki): Bize Süfyan Alkamatü'bnü Mersed'den rivâyet etti. H.
 
Bana Muhammed b. Hatim de rivâyet etti. Lâfız onundur.
 
(Dedi ki): Bize Yahya b. Said süfyandan rivâyet etti; Dedi ki Bana Alkametü'bnü Mersed, Süleyman b. Büreyde, den, o da babasından naklen rivâyet etti ki: Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) fetih günü bütün namazları bir abdestle kılmış ve mestlerinin üzerine mesh eylemiş. Ömer kendilerine: Vallahi sen bugün şimdiye kadar yapmadığın bir şeyi yaptın demiş. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem): «Ben bunu kasten yaptım ya Ömer.» buyurmuşlar.
 
 
 
 
[9/7 21:14] Ömer Tarık Yılmaz: Abdullah İbnu Mes'ud radıyallahu anh anlatıyor: 'Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a esirler getirildiği zaman, aile efradını birbirinden ayırmak istemediği için hepsini bir kişiye verirdi.'
 
 
Kütüb-i Sitte
[9/7 21:15] Ömer Tarık Yılmaz: 94. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:'Her günün sabahında ve her günün akşamında,üç kez şunları söyleyen bir kula hiç bir şey zarar vermez: İsmini anmakla,ne yerde ne de gökte hiç bir şey zarar vermeyen,Allah'ın adı ile korunurum.O,her şeyi işitir,her şeyi bilir.(Tirmizi-3388,Ebu Dâvud-5088)
[9/7 21:15] Ömer Tarık Yılmaz: Tarihte Bugün
 
•  Rumeli Hisarı Açıldı 1452
•  İhtilâl Anayasası Referandumla Kabul Edildi 1961
 
Kuveyt Türk Dijital Takvim
 
https://play.google.com/store/apps/details?id=com.kuveytturk.dijital.takvim
[9/7 21:15] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Ayeti
 
“Kitaba sımsıkı sarılıp namazı dosdoğru kılanlar var ya, işte biz böyle iyiliğe çalışanların ecrini zayi etmeyiz.” 
 
A’raf 170
[9/7 21:15] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Hadisi
 
“İşlerin en kötüsü, sonradan ortaya çıkarılmış olan bid’atlardır. Her bid’at dalâlettir, sapıklıktır.” 
 
Müslim, Cum’a 43
[9/7 21:15] Ömer Tarık Yılmaz: YAZ AYLARINDA BESLENME
 
• Kahvaltı günün en önemli öğünüdür. Yaz aylarında yapılacak kahvaltıda az yağlı peynirler, zeytin ve taze sebzeler bulunmalı, kafein içeren içecekler yerine de yarım yağlı süt, meyve suyu, ıhlamur ve kuşburnu gibi bitki çaylar tercih edilmelidir.
• Yaz aylarında yağlı besinlerin ve yağda kızartmaların tüketiminden kaçınılmalı; yemeklerde bitkisel sıvı yağların kullanımı, yemekleri pişirirken kızartma ve kavurma yerine haşlama, ızgara, kendi suyunda veya az suda pişirme gibi sağlıklı pişirme yöntemleri uygulanmalıdır.
• Yaz aylarında vücut direncini artırmak ve vücudun yeterli miktarda vitamin ve mineral alınmasını sağlamak için sebze ve meyve çeşitlerinden yararlanılması önemlidir.
• Kan şekerini hızla yükselten ve hızlı düşüren basit karbonhidrat olan saf şeker ve şekerli besinler tercih edilmemeli, yerine tam buğday ekmek, makarna, bulgur gibi lifli besinlerin tüketilmesine özen gösterilmelidir.
• Enerjisi yüksek hamur tatlıları yerine sütlü tatlılar, meyve tatlıları, dondurma gibi tatlılar tercih edilmelidir.
•Yaz aylarında egzersiz ve spor yapılırken kış aylarına göre daha fazla sıvı kaybı yaşanacağı için egzersize başlamadan 15 dk. önce 1-1.5 bardak, egzersiz sırasında ise 10-15 dakikada bir yarım bardak su içmek gereklidir.
 
 
 
        
 
        
 
Kuveyt Türk Dijital Takvim
 
https://play.google.com/store/apps/details?id=com.kuveytturk.dijital.takvim
[9/7 21:15] Ömer Tarık Yılmaz: قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: مَنْ مَاتَ مُرَابِطًا فِي سَبِيلِ اللهِ أَمَّنَهُ اللهُ مِنْ فِتْنَةِ الْقَبْرِ. (هب)
 
Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular: “Kim, Allah yolunda nöbet beklerken vefat ederse Allâhü Teâlâ, onu, kabir fitnesinden emin kılar.” (Beyhakî, Şuabü’l-Îmân)
 
09 Temmuz 2023
Fazilet Takvimi
[9/7 21:16] Ömer Tarık Yılmaz: MÜSLÜMANLARA BAZI SUÂLLER VE CEVAPLARI
 
S: Seni kim yarattı, sen kimin kulusun?
 
C: Allâhü Teâlâ yarattı, Allâhü Teâlâ’nın kuluyum.
 
S: Müslüman mısın?
 
C: Müslümanım, elhamdülillâh.
 
S: Müslümanım, demenin manası nedir?
 
C: Allâhü Teâlâ’yı bir bilmek, Kur’ân-ı Kerîm’i ve Muhammed aleyhisselâm’ı tasdik etmektir.
 
S: Allâhü Teâlâ’nın zâtı hakkında düşünce câiz midir?
 
C: Câiz değildir. Çünkü akıl, Allâh’ın zâtını anlamaktan âcizdir. Allâh’ın, ancak sıfatları hakkında düşünülür. O’nun zâtı, bütün kemâl sıfatları ile vasıflanmıştır. Bütün noksan sıfatlardan münezzehtir; uzaktır. O’nun evveli ve sonu yoktur. Yaratılanlara hiç benzemez. Cihetten, zamandan ve mekândan münezzehtir. Hiçbir şeye muhtaç değildir, her şey ona muhtaçtır.
 
S: Allâhü Teâlâ’nın bir olduğuna delilin nedir?
 
C: İhlâs (Kul hüvallâhü ehad...) sûre-i celîlesinin ilk âyet-i kerîmesidir.
 
S: Bunun manası nedir?
 
C: “Sen söyle ki ey Habîbim, Allâh birdir.” demektir.
 
DİJİTAL EKRANA AŞIRI MARUZ KALAN ÇOCUKLAR
 
Çocukların, telefon, tablet, bilgisayar gibi cihazlarla vakit geçirmeleri ebeveynleri zorlayan husûslardan biridir. Çocukları, bu dijital cihazlardan uzak tutmak kolay değildir. Ancak günümüz şartlarında ebeveynin, çocuğu için yapabileceği en büyük iyilik, ekran karşısında geçirilecek vakti, kontrollü şekilde devam ettirmesidir. Çocuk ve ebeveyn arasındaki çatışmaların artmasının ana kaynağı, çocuğu, doğru yer ve zamanda sınırlandıramamaktır. Sınırlarını bilmesi gerektiği, çocuğa acı gelebilir; o sınırlar çizilmez ve sınırların ihlal edilmesine müsade edilirse ebeveynler, bir müddet sonra daha büyük problemlerle karşılaşır.
 
Günümüz şehirleşme anlayışıyla birlikte pek çok çocuk, aile ve akrabalarından uzak kaldı. Çocukların 0-2 yaş arası, evlerinde anne ve babaları ile birlikte hayata adım atmaları mühimdir. O yaştan sonra oyun grupları ve atölyelerle, yetişmesine katkı sağlanması, daha sonrasında yani 3 yaş sonrası ise artık anaokulu ve akranları ile hem eğitimine hem de sosyal hayatına zenginlik katılması gerekmektedir.
 
 
 
09 Temmuz 2023
Fazilet Takvimi
[9/7 21:16] Ömer Tarık Yılmaz: Akrabaya, yoksula ve yolda kalmış yolcuya haklarını ver, fakat saçıp savurma.
[İsra Sûresi.26]
[9/7 21:16] Ömer Tarık Yılmaz: Hz. İBRAHİM (a.s.)-II
Hz. İbrahim, eşi Hacer ile henüz annesini emen oğlu İsmail’i Allah’ın emriyle Filistin’den alıp Mekke’ye götürdü. Zemzem kuyusunun bulunduğu yerde, onlara birazcık hurma ve su bı- rakarak Filistin’e döndü. O zaman Kâ’be yapılmamış, Mekke şehri kurulmamıştı. Hz. İbrahim bir müddet Filistin’de oğlun- dan ayrı yaşadıktan sonra Mekke’ye döndü. Baba oğul birlikte burada Allah’ın emriyle Beytullah’ı inşa ettiler.
Bina tamamlanınca tavaf yaptılar. Kâ’be’nin inşasından sonra, Hz. İbrahim Cenab-ı Hakk'ın emriyle bütün insanları Kâ’be’yi haccetmeye davet etti.
Hz. İbrahim’in 175 ya da 200 yaşında vefat ettiği ve Filistin’deki Halilürrahman kasabasında defnedildiği rivayet edilmektedir.
 
DİNÎ KAVRAMLAR
KELİME-İ TEVHÎD
Tevhîd, birleme, birleştir- me, bir olduğunu kabul etme ve birliğine inanma demektir. Dinî terim ola- rak; Allah’tan başka tan- rı olmadığına inanmak ve O’ndan başka Rab ve Ma’bud tanımamaktır. İşte “Allah’tan başka İlâh yoktur Muhammed O’nun Rasûlüdür” anlamına ge- len “Lâ ilâhe illallah Mu- hammedün Rasûlüllah” sözüne “Kelime-i Tevhîd” denir.
 
ÖZLÜ SÖZ
Sanma ki insan ancak içkiden sarhoş olur, aklı gider.
Bütün şehvetler gözü ve kulağı bağlar. Şeytan şarap içmemişti ama onu kibir ve inkarı sarhoş etti. (Mevlâna)
[9/7 21:16] Ömer Tarık Yılmaz: Sözlükte 'yaklaşmak, Allah'a yakınlık sağlamaya vesile olan şey? anlamına gelen kurban, dinî bir terim olarak, 'ibadet maksadıyla belirli bir vakitte belirli şartları taşıyan hayvanı usulünce boğazlamak, ya da bu şekilde boğazlanan hayvan' demektir. Arapça'da bu şekilde kesilen hayvana udhiyye denilir.
İnsanlık tarihi boyunca hemen bütün dinlerde kurban uygulaması mevcut olmakla birlikte şekil ve amaç yönüyle aralarında farklılıklar bulunur. Kur'an'da Hz. Âdem'in iki oğlunun Allah'a kurban takdim ettiklerinden söz edilir (el-Mâide 5/27); bir başka âyette de ilâhî dinlerin hepsinde kurban hükmünün konulduğuna işaret edilir (el-Hac 22/34). Ancak Yahudilik ve Hıristiyanlık'ta kurban telakkisi bir hayli değişikliğe uğramıştır. Hıristiyanlık'ta İsâ'nın çarmıha gerildiği ve bunun insanoğlunun aslî günahına karşı Baba'nın oğlu İsâ'yı feda etmesi olduğu inanışıyla kurban telakkisi özel bir anlam kazanmıştır.
İslâm'da kurbanın dinî hükmüyle ilgili olarak Kur'an'da, Hz. Peygamber'in sünnetinde önemli açıklamalar yer almış, bu çerçevede oluşan fıkıh kültüründe de konu hakkında ayrıntılı bilgi ve hükümler derlenmiştir.
Kurban gerek fert gerekse toplum açısından çeşitli yararlar taşıyan malî bir ibadettir. Kişi kurban kesmekle Allah'ın emrine boyun eğmiş ve kulluk bilincini koruduğunu canlı bir biçimde ortaya koymuş olur. Müminler her kurban kesiminde Hz. İbrâhim ile oğlu İsmâil'in Cenâb-ı Hakk'ın buyruğuna mutlak itaat konusunda verdikleri başarılı sınavın hâtırasını tazelemiş ve kendilerinin de benzeri bir itaate hazır olduğunu simgesel davranışla göstermiş olmaktadır.
Kurban toplumda kardeşlik, yardımlaşma ve dayanışma ruhunu canlı tutar, sosyal adaletin gerçekleşmesine katkıda bulunur. Özellikle et satın alma imkânı hiç bulunmayan veya çok sınırlı olan yoksulların bulunduğu ortamlarda onun bu rolünü daha belirgin biçimde görmek mümkündür. Zengine malını Allah'ın rızâsı, yardımlaşma ve başkalarıyla paylaşma yolunda harcama zevk ve alışkanlığını verir, onu cimrilik hastalığından, dünya malına tutkunluktan kurtarır. Fakirin de varlıklı kullar aracılığıyla Allah'a şükretmesine, dünya nimetinin yeryüzündeki dağılımı konusunda karamsarlık ve düşmanlıktan kendini kurtarmasına ve kendini toplumunun bir üyesi olarak hissetmesine vesile olur.
1. Kurbanın Dinî Hükmü ve Kurban Çeşitleri
İlmihal dilinde kurban ve kurban kesiminin dinî hükmü denilince, aksine bir kayıt bulunmadığı sürece, kurban bayramında kesilen kurban ve bunun hükmü anlaşılır.
Kurban kesmenin fıkhî açıdan değerlendirilmesi hususunda fakihler arasında görüş farklılıkları vardır. Dinen aranan şartları taşıyan kimselerin kurban kesmeleri Hanefî mezhebinde ağırlıklı görüşe ve bazı müctehid imamlara göre vâcip, fakihlerin çoğunluğuna göre müekked sünnettir. Hanefîler, Kur'an'da Hz. Peygamber'e hitaben 'Rabbin için namaz kıl, kurban kes' (el-Kevser 108/2) buyrulmasının ümmeti de kapsadığı ve gereklilik bildirdiği görüşündedir. Ayrıca Hz. Peygamber'in birçok hadisinde hali vakti yerinde olanların kurban kesmesi emredilmiş veya tavsiye edilmiş, hatta 'Kim imkânı olduğu halde kurban kesmezse bizim mescidimize yaklaşmasın' (İbn Mâce, 'Edâhî', 2; Müsned, II, 321), 'Ey insanlar, her sene, her ev halkına kurban kesmek vâciptir' (Tirmizî, 'Edâhî', 18; İbn Mâce, 'Edâhî', 2) gibi ifadelerle bu gereklilik önemle vurgulanmıştır. Öte yandan kurban kesmeyi Hz. Peygamber hiç terketmemiştir. Bu ve benzeri delillerden hareket eden fakihler gerekli şartları taşıyanların kurban bayramında kurban kesmesini vâcip görürler. Sünnet olduğunu ileri sürenler ise, Kur'an'da bu konuda açık bir emrin bulunmayışından, Hz. Peygamber'in devamlı yapmış olmasının kurbanın sünnet olmasıyla da açıklanabileceği noktasından hareket ederler.
Kurban bayramında kesilen kur
[9/7 21:19] Ömer Tarık Yılmaz: Rabbi Meryem'e hüsnü kabul gösterdi; onu güzel bir bitki gibi yetistirdi Zekeriyya yi da onun bakimi ile görevlendirdi Zekeriyya, onun yanina, mâbede her girisinde orada bir rizik bulur ve 'Ey Meryem, bu sana nereden geliyor?' der; o da: Bu, Allah tarafindandir Allah, diledigine sayisiz rizik verir, derdi (AL-İ İMRAN/37)
 
O, gökten su indirendir Iste biz her çesit bitkiyi onunla bitirdik O bitkiden de kendisinde üstüste binmis taneler bitirecegimiz bir yesillik; hurmanin tomurcugundan sarkan salkimlar; üzüm baglari; bir kismi birbirine benzeyen, bir kismi da benzemeyen zeytin ve nar bahçeleri meydana getirdik Meyve verirken ve olgunlastigi zaman her birinin meyvesine bakin! Kuskusuz bütün bunlarda inanan bir toplum için ibretler vardir  (EN'AM/99)
 
Rabbinin izniyle güzel memleketin bitkisi (güzel) çikar; kötü olandan ise faydasiz bitkiden baska birsey çikmaz Iste biz, sükreden bir kavim için âyetleri böyle açikliyoruz  (A'RAF/58)
 
Dünya hayatinin durumu, gökten indirdigimiz bir su gibidir ki, insanlarin ve hayvanlarin yiyeceklerinden olan yeryüzü bitkileri o su sayesinde gürlesip birbirine girer Nihayet yeryüzü zinetini takinip, (rengârenk) süslendigi ve sahipleri de onun üzerinde kudret sahibi olduklarini sandiklari bir sirada, bir gece veya gündüz ona emrimiz (âfetimiz) gelir de onu sanki dün yerinde yokmus gibi kökünden koparilarak biçilmis bir hale getiririz Iste iyi düsünecek kavimler için âyetlerimizi böyle açikliyoruz  (YUNUS/24)
 
Onlara sunu da misal göster: Dünya hayati, gökten indirdigimiz bir su gibidir ki, bu su sayesinde yeryüzünün bitkisi (önce gelisip) birbirine karismis; arkasindan rüzgârin savurdugu çerçöp haline gelmistir Allah, her sey üzerinde iktidar sahibidir  (KEHF/45)
 
O, yeri size besik yapan ve onda size yollar açan, gökten de su indirendir Onunla biz çesitli bitkilerden çiftler çikardik  (TAHA/53)
 
O, gökleri görebildiginiz bir direk olmaksizin yaratti, sizi sarsmasin diye yere de ulu daglar koydu ve orada her çesit canliyi yaydi Biz gökyüzünden su indirip, orada her faydali nebattan çift çift bitirdik  (LOKMAN/10)
 
Yeryüzünü de dösedik ve ona sabit daglar koyduk Orada gönül açan her türden (bitkiler) yetistirdik  (KAF/7)
 
Bitkiler ve agaçlar secde ederler  (RAHMAN/6)
 
Yaprakli daneler ve hos kokulu bitkiler vardir  (RAHMAN/12)
 
Allah, sizi de yerden ot (bitirir) gibi bitirmistir  (NUH/17)
 
Size tohumlar, bitkiler,yetistirmek için  (NEBE'/15)
[9/7 21:19] Ömer Tarık Yılmaz: ALİMLERİN FAZİLETİ
 
4072 - Ebu Ümame radıyallahu anh anlatıyor: 'Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a biri âbid diğeri alim iki kişiden bahsedilmişti.
 
'Alimin âbide üstünlüğü, benim, sizden en basitinize olan üstünlüğüm gibidir' buyurdu.'
 
Tirmizi, İlim 19, (2686).
 
4073 - Yine Tirmizi'nin bir rivayetinde şöyle gelmiştir: '...Aleyhissalatu vesselam sonra buyurdular ki: 'Allah Teâla Hazretleri, melekleri, semâvat ehli, deliğindeki karıncaya, denizindeki balıklara varıncaya kadar arz ehli, halka hayrı öğretene mağfiret duasında bulunur.'
 
Hadis Tirmizi'nin aynı babındadır.
 
4074 - İbnu Abbas radıyallahu anhüma anlatıyor: 'Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: 'Tek bir fakih, şeytana bin âbidden daha yamandır.'
 
Tirmizi, İlim 19, (2083).
 
4075 - Hz. Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: 'Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a Allah indinde en efdal insanın kim olduğu sorulmuştu: 'Allah indinde en kıymetlileri en muttaki olanlardır!' buyurdular. 'Biz bunu sormadık!' demeleri üzerine: 'Öyleyse o, Halîlullah'ın oğlu, Nebiyyullah'ın oğlu Nebiyyullah'ın oğlu Yusuf'tur' buyurmuştu. Yine itirazla: 'Hayır bunu da sormadık' dediler. Bunun üzerine Aleyhissalatu vesselam: 'siz bana Arap hanedanlarından mı soruyorsunuz?' dedi. 'Evet (Ey Allah'ın Resûlü!) dediler. 'Onların cahiliye dönemindeki hayırlıları, fıkıh öğrendikleri takdirde, İslam'da da en hayırlılarıdır!' cevabını verdi.'
 
Buhari, Enbiya 8, 14, 19, Menakıb 1, 25, Tefsir, Yusaf 1; Müslim, Fezail 168, (2378).
 
4076 - Hz. Ali radıyallahu anh anlatıyor: 'Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: 'Dinde fakih (bilgili) olan kimse ne iyi kimsedir! Kendisine muhtaç olununca faydalı olur. Kendisine ihtiyaç olmayınca ilmini artırır.'
 
Rezin tahric etmiştir.
 
4077 - Yine Hz. Ali radıyallahu anh anlatıyor: 'Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: 'Kim, benden sonra öldürülmüş olan bir sünnetimi ihya ederse beni seviyor demektir. Beni seven de benimle beraberdir.'
 
Rezin tahric etmiştir.
 
4078 - Ebu'd-Derda radıyallahu anh anlatıyor: 'Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın şöyle dediğini işittim: 'Kim bir ilim öğrenmek için bir yola sülûk ederse Allah onu cennete giden yollardan birine dahil etmiş demektir. Melekler, ilim talibinden memnun olarak kanatlarını (üzerlerine) koyarlar. Semavat ve yerde olanlar ve hatta denizdeki balıklar âlim için istiğfar ederler. Âlimin âbid üzerindeki üstünlüğü dolunaylı gecede kamerin diğer yıldızlara üstünlüğü gibidir. Âlimler peygamberlerin vârisleridir. Peygamberler, ne dinar ne dirhem miras bırakırlar, ama ilim miras bırakırlar. Kim de ilim elde ederse, bol bir nasib elde etmiştir.'
 
Ebu Davud, İlm 1, (3641); Tirmizi, İlm 19, (2683); İbnu Mace, Mukaddime 17, (223).
 
İLME TEŞVİK
 
4079 - Humeyd İbnu Abdirrahman anlatıyor: 'Hz. Muaviye radıyallahu anh'ı işittim, demişti ki: 'Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın şöyle söylediğini işittim: 'Allah kimin için hayır murad ederse onu dinde fakih kılar.'
 
Buhari, Farzu'l-Humus 7, İlm 13, İ'tisam 10; Müslim, İmaret 98, (1038), Zekat 98, 100, (1038); Tirmizi, İlm 1, (2647).
 
4080 - Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: 'Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: 'İlim talebi için yola çıkan kimse dönünceye kadar Allah yolundadır.'
 
Tirmizi, İlim 2, (2649); İbnu Mace, Mukaddime 17, (227).
 
4081 - Yine Tirmizi'nin Sahbere radıyallahu anh'tan kaydına göre, Aleyhissalatu vesselam: 'Kim ilim taleb ederse, bu işi, geçmişteki günahlarına kefaret olur' buyurmuştur.'
 
Tirmizi, İlim 2, (2650).
 
4082 - Ukbe İbnu Amir radıyallahu anh anlatıyor: 'Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: 'Zancılardan önce, ölem öğrenin yani zanlarıyla konuşanlardan önce.'
 
Rezin tahric etmiştir. Buhari'de bunu bir bab başlığında muallak (senetsiz) olarak kaydetmiştir. (Feraiz 2).
 
4083 - Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: 'Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm
[9/7 21:19] Ömer Tarık Yılmaz: Abdullah İbnu Mes'ud el-Hüzelî (radıyallahu anh)'nin anlattığına göre, bir adam kendisine 'Sırat-ı müstakim (doğru yol) nedir?' diye sordu. Ona şu cevabı verdi:'Muhammed (aleyhissalâtu vesselâm), bizi sırat-ı müstakimin bir başında bıraktı. Bunun öbür ucu ise cennete ulaşmaktır. Bu ana yolun sağında ve solunda başka tali yollar da var. Bunlardan her birinin başında bir kısım insanlar durmuş oradan geçenleri kendilerine çağırıyorlar. Kim bu dış yollardan birine sülûk ederse yol onu ateşe götürecektir. Kim de sırat-ı müstakîme sülûk ederse o da cennet'e ulaşacaktır.' İbnu Mes'ud bu açıklamayı yaptıktan sonra şu ayeti okudu: 'İşte bu benim sırat-ı müstakimimdir, buna uyun. Başka yollara sapmayın, sonra onlar sizi Allah'ın yolundan ayırırlar....' (En'âm 152) 
(Rezîn İbnu Muâviye'nin ilâvesidir).
[9/7 21:20] Ömer Tarık Yılmaz: Evet, kötülük işleyip suçu benliğini kaplamış (ve böylece şirke düşmüş) olan kimseler var ya, işte onlar cehennemliklerdir. Onlar orada ebedî kalacaklardır.
[Bakara Sûresi.81]
[9/7 21:20] Ömer Tarık Yılmaz: “Rabbimiz! doğrusu biz ‘Rabinize inanın!’ diyerek, imana çağıran bir davetçiyi işitip iman ettik. Rabbimiz! günahlarımızı bağışla, kötülüklerimiz sil ve bize iyilerin ölümünü nasip et.” (Âl-i İmrân, 3/193)
[9/7 21:20] Ömer Tarık Yılmaz: Alkolün sarhoşluğu ölüme, sanatın sarhoşluğu ölümsüzlüğe götürür.[Peyami Safa]
[9/7 21:21] Ömer Tarık Yılmaz: Akl-ı Meâd
 
Ebedî rahata kavuşmak, Cennet'te ebedî kalmak ve Cehennem azâbından kurtulmak için hâlini ıslâh etmeyi, düzeltmeyi düşünen, uzak görüşlü, dünyâya değil, âhirete değer veren akıl. Akl-ı meâd, peygamberlerde (aleyhimüssalevâtü vetteslîmât) ve evliyâda bulunur. Akl-ı meâdı kuvvetlendiren şeyler, ölümü ve âhireti düşünen kimselerle bulunmaktır. (İmâm-ı Rabbânî) Bir kimsenin nefsi mutmainne olunca yâni bütün varlığı ile Rabbine dönüp İslâmiyet'in emirlerine baş kaldıramaz hâle gelince, aklı da, akl-ı meâd olur. (Muhammed Ma'sûm-i Fârûkî) (Bkz. Akl-ı Selîm) Dâimâ Allah adamları ile berâber olmak, akl-ı meâdın artmasına sebeb olur. (Behâeddîn-i Buhârî)
[9/7 21:22] Ömer Tarık Yılmaz: Akın
 
 T. Düşmanı istila hareketi
 
 
 
     Kısaltmalar:
     A. Arapça,
     F. Farsça,
     FR. Fransızca,
     IB. İbranice,
     İ. İtalyanca,
     Moğ. Moğolca,
    T. Türkçe,
     Y. Yunanca,
     E.T. Eski Türkçe
[9/7 21:23] Ömer Tarık Yılmaz: Cenaze öldüğü yerden başka bir yere nakledilip defnedilebilir mi?
 
Kişinin, öldüğü yerin kabristanına defnedilmesi müstehaptır. Nitekim sahabe-i kiram genelde vefat ettikleri yerde defnolunmuşlardır. Ancak, cesedin bozulmasından endişe edilmiyorsa cenazenin başka bir memlekete taşınmasında ve oraya gömülmesinde dini yönden bir sakınca yoktur. Ashaptan Sa’d b. Ebi Vakkas ve Said b. Zeyd’in (r.a.) Medine’nin dışında bulunan Akik’da vefat ettiği ve Medine’ye nakledildiği rivayet edilmiştir (Muvatta, Cenaiz 10; ayrıca bkz. Ali el-Kari, Fethu Babi’l-İnaye, II, 63).
 
 Kabrin açılarak içindekilerin başka bir yere nakli konusuna gelince; kabrin bulunduğu yerden yol geçmesi, su altında kalması veya bulunduğu yerin başkasına ait olup sahibinin orada cenaze defnine izninin bulunmaması gibi zorunlu bir durum bulunmadıkça, ölünün başka bir mezarlığa nakledilmek üzere, defnedildiği yerden çıkarılması caiz değildir (İbn-i Abidin, Reddü’l-muhtar, I, 661).
[9/7 21:23] Ömer Tarık Yılmaz: 8.
 
 
 عَنْ عُمَرَ، عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ ‏ تَابِعُوا بَيْنَ الْحَجِّ وَالْعُمْرَةِ فَإِنَّ الْمُتَابَعَةَ بَيْنَهُمَا تَنْفِي الْفَقْرَ وَالذُّنُوبَ كَمَا يَنْفِي الْكِيرُ خَبَثَ الْحَدِيدِ ‏
 
Hz. Ömer (r.a.)’den rivayet edildiğine göre Resûlullah (s.a.s.) şöyle buyurdu: ' Hac ve umreyi peşi peşine yapınız. Bu ikisi, körüğün; demir, altın ve gümüşün pasını yok ettigi gibi, fakirliği ve günâhları yok eder. Mebrûr haccın sevabı ancak cennettir' (Tirmizî, 'Hac', 2; Nesâî, 'Hac', 6; İbn Mâce, 'Menâsik', 3)
[9/7 21:23] Ömer Tarık Yılmaz: ' Allah yolunda her ne harcar veya her ne adarsanız, şüphesiz Allah onu bilir...'
(Bakara, 2/270)
 http://www.duavesureler.com
[9/7 21:23] Ömer Tarık Yılmaz: 'Sizden biri, oruçlu iken unutur da bir şey yer veya içerse, (yine de) orucuna devam etsin. Zira onu Allah yedirmiş veya içirmiştir.'
(Buhârî, 'Savm', 26; Müslim, 'Sıyâm', 171)
 http://www.duavesureler.com
[9/7 21:23] Ömer Tarık Yılmaz: 'Allahım! Kederden ve üzüntüden, acizlikten, tembellikten, cimrilikten, korkaklıktan, borç yükünden ve insanların kahrından sana sığınırım.'
(Buhârî, De’avât,39; Ebu Dâvûd, 'Sâlat',367)
 http://www.duavesureler.com
[9/7 21:24] Ömer Tarık Yılmaz: 'Kalp incedir, şeffaftır; çirkin düşünceler orada iz bırakır. Az bir iz onun üzerinde çok görünür.' Sehl b. Abdullah et-Tüsterî [rahmetullahi aleyh]
 
Semerkand Takvimi
[9/7 21:24] Ömer Tarık Yılmaz: Duamız Niçin Kabul Olmuyor?
 
Bir gün İbrahim b. Edhem’e [kuddise sırruhû],
 
- Dua ediyoruz ama neden kabul olmuyor, diye sorduklarında şu cevabı verdi:
 
- Şu sebeplerden dolayı duanız kabul olmuyor:
 
• Cenâb-ı Hakk’ı bilirsiniz, fakat emir ve yasaklarını yerine getirmezsiniz.
 
• Hz. Peygamber’i [sallallahu aleyhi vesellem] bilirsiniz ama ona uymazsınız.
 
• Kur’an’ı okursunuz ama onunla amel etmezsiniz.
 
• Allah Teâlâ’nın nimetlerini yersiniz ama şükretmezsiniz.
 
• Cenneti bilirsiniz, ona talip olmazsınız.
 
• Cehennem var dersiniz, ondan korkup sakınmazsınız.
 
• Şeytanın size düşman olduğunu bilirsiniz ama siz ona düşman olmazsınız.
 
• Ölüm var dersiniz, ancak onun için hazırlanmazsınız.
 
• Anne baba ve ölülerinizi kendi elinizle kabre koyarsınız, fakat ibret almazsınız.
 
• Kendi kusurlarınıza bakmıyor, başkalarının kusurlarıyla uğraşıyorsunuz. Peki, nasıl duanız kabul olunsun?
 
Semerkand Takvimi
[9/7 21:24] Ömer Tarık Yılmaz: Bir Ayet
' Allah yolunda her ne harcar veya her ne adarsanız, şüphesiz Allah onu bilir...'
(Bakara, 2/270)
 
Daha fazlası için Bir Ayet Hadis Dua uygulamasını hemen indir; Google Play: https://birayethadisdua.page.link/app?ayet=2UK6bbk2IjM=
[9/7 21:25] Ömer Tarık Yılmaz: Bir Hadis
“Allah'ın ismine sığınıyor ve Allah'a tevekkül ediyorum. Allahım, doğru yoldan sapmaktan ve saptırılmaktan kaymaktan ve kaydırılmış olmaktan haksızlık etmekten ve haksızlığa uğramaktan, saygısızlık etmekten ve saygısızlığa uğramaktan sana sığınırım.'
(Tirmizî, “De'avat”, 35; Ebu Dâvûd, “Edeb”, 112)
 
Daha fazlası için Bir Ayet Hadis Dua uygulamasını hemen indir; Google Play: https://birayethadisdua.page.link/app?hadis=2UK6bbk2IjM=
[9/7 21:25] Ömer Tarık Yılmaz: Bir Dua
'Bana Allah yeter. O’ndan başka ilâh yoktur. Ben O’na güvendim ve O, büyük Arş’ın Rabbidir.'
(Tevbe, 9/129)
 
Daha fazlası için Bir Ayet Hadis Dua uygulamasını hemen indir; Google Play: https://birayethadisdua.page.link/app?dua=2UK6bbk2IjM=
[9/7 21:25] Ömer Tarık Yılmaz: Haklı bile olsa çekişip didişmeyen kimseye cennetin kenarında bir köşk verileceğine ben kefilim. Hadis-i Şerif
[9/7 21:25] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Ayeti
 
Her türlü hamd ve övgü, kuluna Kitab’ı indiren ve onda hiçbir yanlışlığa yer vermeyen Allah’a mahsustur.
 
(Kehf, 18/1)
[9/7 21:25] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Hadisi
 
Helâl olan şeyler belli, haram olan şeyler bellidir. Bu ikisinin arasında, halkın birçoğunun helâl mi, haram mı olduğunu bilmediği şüpheli konular vardır. Şüpheli konulardan sakınanlar,dinini ve ırzını korumuş olur.Şüpheli konulardan sakınmayanlar ise gitgide harama dalar. Tıpkı sürüsünü başkasına ait bir arâzinin etrafında otlatan çoban gibi ki, onun bu arâziye girme tehlikesi vardır...
 
(Al-Bukhari)
[9/7 21:25] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Duası
 
Allah’ım! Biz, bu yolculuğumuzda Senden iyilik ve takva, bir de hoşnut olacağın ameller işlemeyi nasip etmeni dileriz. Allah’ım! Yolculuğumuzu kolay kıl ve uzağını yakın et!..
 
(Müslim, Ebu Dâvûd, Tirmizî)
[9/7 21:26] Ömer Tarık Yılmaz: Vaktin Esmaül Hüsnası
 
Zül Celali Vel İkram
 
Azamet ve kibriya, ikram ve ihsan sahibi
[9/7 21:26] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Hikayesi
 
Dua Edersen
 
   Bir gün Kettânî, namaz kılarken bir hırsız gelip, omuzundaki elbisesini aldı ve satmak için pazara götürdü, ama eli derhal kurudu. Ona;  
 
 'Senin yapacağın iş, bunu geri verip, sâhibinin duâsını almandır. Senin için duâ ederse, Allahü teâlâ senin elini iyileştirir' dediler.  
 
 Bunun üzerine hırsız geri geldiğinde, Kettânî hâlâ namazda idi. Aldığı elbiseyi Kettânî'nin omuzuna koydu ve namazını bitirinceye kadar oradan ayrılmadı. Namazını bitirince ayaklarına kapanarak yalvardı ve hâlini anlattı. O zaman Kettânî;  
 
 'Allah'a yemîn ederim ki elbisemin ne götürülmesinden, ne de getirilmesinden haberim var.' dedi ve; 'Allah'ım! O, onu götürmüş ve getirmiş, sen de ondan aldığını geri ver.' diye duâ edince, hırsızın eli iyileşti.
[9/7 21:26] Ömer Tarık Yılmaz: Ey Rabbimiz! Nûrumuzu bizim için tamamla, bizi bağışla; çünkü senin her şeye hakkıyla gücün yeter.
رَبَّنَا أَتْمِمْ لَنَا نُورَنَا وَاغْفِرْ لَنَا إِنَّكَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ ﴿٨﴾
(Tahrim, 8)
Rabbenâ etmim lenâ nûranâ vagfir lenâ, inneke alâ kulli şey'in kadîr(kadîrun).
[9/7 21:26] Ömer Tarık Yılmaz: Muhammed'in canını elinde tutan Allah'a yemin ederim ki bu ümmetten bir Yahudi veya Hıristiyan beni işitir, sonra da benim kendisiyle gönderildiğim (vahy)e iman etmeden ölürse mutlaka ateş ehlinden olur.
(Müslim, Îmân, 240)
[9/7 21:26] Ömer Tarık Yılmaz: ŞİİR........ SANA GELECEĞİM
Geleceğim sevgili, geleceğim ben sana...
 
Gâh derya içre yüzüp, gâh çölde yana yana...
 
 
 
Gâh rahvan adımlarla, gâh coşup doludizgin,
 
Gâh boranlar koparıp, gâh mecraımda dingin,
 
Başım üzre dolanmış ağları deleceğim;
 
         Sana geleceğim...
 
Geleceğim sevgili, geleceğim ben sana...
 
Bulunmaz nice duygu sığacak bir tek âna...
 
 
 
Özlerde ve sözlerde bitecek ihtilaflar,
 
Son bulup karışıklık, tefrik olacak saflar,
 
Şeytanın ayağını alt edip çeleceğim;
 
         Sana geleceğim...
 
Geleceğim sevgili, geleceğim ben sana...
 
Âb-ı hayat olacak vuslatın ölgün câna...
 
 
 
Yol verecek elbette bir gün yol vermez dağlar,
 
Çektikçe senden yana beni en yüce bağlar,
 
Bahtımın karasını sevdanla sileceğim;
 
         Sana geleceğim...
 
Geleceğim sevgili, geleceğim ben sana...
 
Feda edilmiş olsa da gerçekler sû-i zâna,
 
 
 
Velev ki bütün yollar mânialarla dolsun,
 
Bitecek bu hasretlik, bitecek inan olsun...
 
Dinecek hüzünlerim, bağrında güleceğim;
 
         Sana geleceğim...
 
Geleceğim sevgili, geleceğim ben sana...
 
Zemin bulur pusulam, yön verir senden yana...
 
 
 
Ömürler bitmedi ki, bitmiş olsun umutlar...
 
Zelzeleler sarstıkça sarsılsa da buudlar,
 
Azmimce, 'hiç değilse yolunda öleceğim',
 
         Sana geleceğim...
 
     Fatma Macit       
TÜRKİYE GAZETESİ          06.09.2021
 
 
 
DÜNKÜ CEVAP : 1. Küme 15
 
2. Küme 17 
 
3. Küme 16             
 
4. Küme 16   
 
5. Küme 16
 
 
09.07.2023 - Türkiye Takvimi - https://play.google.com/store/apps/details?id=turkiyetakvimi.takvim
[9/7 21:26] Ömer Tarık Yılmaz: Ravi: Cabir (ra)
Resulullah (sav) çekirgelere beddua etti ve dedi ki: 'Allah'ım! Çekirgeleri helak et, büyüklerini öldür, küçüklerini helak et, nesillerini kes, ağızlarını geçimliğimiz ve rızkımızdan (uzak) tut. Sen duaları işitensin.' (Orada bulunan) bir adam: 'Ey Allah'ın Resulü! Çekirgelere nasıl böyle beddua ediyorsunuz, onlar ki Allah'ın ordularından bir ordudur' dedi. Aleyhissalatu vesselam da cevaben: 'Çekirge, denizdeki bir balığın hapşırığıdır' buyurdular. 
 
Bu hadisin yer aldığı kitaplar: Tirmizi, Et'ime 23, (1824), İbnu Mace, Sayd 9, (3221)
 
Hadisin Açıklaması:
1- Bu rivayetler, çekirgeler hakkındadır. İlk ikisi sarih olarak çekirgelerin yenmesinin helal olduğunu ifade etmektedir. Nitekim Nevevî: 'Müslümanlar çekirge yemenin mübah olduğu hususunda icma etmiştir' der. Ayrıca Ebû Hanîfe, Şâfiî, Ahmed İbnu Hanbel ve bir çok Cemâhir'in 'Çekirge tezkiye suretiyle (başı  kesilerek) veya müslüman yahut mecûsi herhangi bir kimsenin avlanması suretiyle veya kendiliğinden veya bir kısmı koparılarak yahut bir başka sebeple de ölse helaldir' dediklerini belirtir. İmam Mâlik,  kendisinden meşhur olan kavle, -Ahmed İbnu Hanbel de bir kavle- göre: 'Bir kısmı koparılmak veya diri olarak (sıcak suya) atılıp haşlanmak veya ateşte kızartılmak gibi bir sebeple öldürülürse helaldir, kendiliğinden veya bir kap içerisinde ölmüş kalmışsa yenmesi helal olmaz' demişlerdir.
 
2- Çekirgenin Allah'ın en kalabalık askeri olarak ifade edilmesi, kuş taifesi içerisinde  sayıca en çok olması sebebiyledir. Hadislerde geldiği üzere, Allah'ın en kalabalık mahluku meleklerdir. Melekler hakkında âyette de: 'Rabbinin ordularını kendisinden başka kimse bilmez' (Müddessir 31) buyrulmuştur. Çekirgeye Allah'ın ordusu denmesi hikmetli bir ifadedir. Onların başı boş olmadığını, Cenâb-ı Hakk'ın, onları, gadab ettiği yerlere musibet olarak gönderip cezalandırdığını ifade eder. Kur'an bu hususu, Firavun'a karşı diğer âfetler zımnında çekirgenin de gönderildiğini belirterek haber verir (A'raf 133). Çekirgeler girdikleri yerlerin otlarını, ekinlerini, ağaçlarını yerler ve kıtlığa sebep olurlar. Öyle ki zaman olur, insanlar yiyecek bir şey bulamayarak birbirlerini yiyip toptan helak olurlar (Kâri).
 
3- Üçüncü hadiste (3914) çekirgenin balık hapşırığına benzetilmesiyle ilgili yeterli açıklama daha önce geçtiği için burada tekrar etmeyeceğiz. (1249, 1250, ve 1251 numaralı hadislere ve bunların şerhlerine bakılmalıdır.)
[9/7 21:27] Ömer Tarık Yılmaz: Muhakkak ki nefis kötülüğü şiddetle emreder. Ancak Rabb’imin rahmet ettiği (nefisler) müstesna (o nefisler pâk olurlar)... (Yûsuf Sûresi, âyet 53)
[9/7 21:27] Ömer Tarık Yılmaz: Cuma (namazı kılma)'ya gitmek, ümmetimin fakirlerinin haccıdır. Ravi: Deylemi
[9/7 21:28] Ömer Tarık Yılmaz: Hadis-i Şerifte Buyuruldu ki:
 
Hazreti Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'ın şöyle sölediğini işittim: 'Kim döllemesi yapılmış bir hurmalık satarsa (bir başka rivayette satın alırsa) bunun meyvesi satana aittir. Satın alan kendisinin olacak diye şart koşmuşsa o hariç (bu durumda meyve müşterinindir). Kim de bir köle satarsa, kölenin malı satanındır, burada da satın alan 'benim olacak' diye şart koşmuşsa o hariç, bu takdirde kölenin malı varsa müşterinin olur.'
 
Kaynak : Buhari, Büyu 90, 92, Şürb 17, Şürüt 2, Müslim, Büyu 77, (1543), Muvatta, Büyu 9 (2, 617), Tirmizi, Büyu 25, (1244), Ebu Davud, İcare 44, (3433, 4434), Nesai, Büyu 75, (7, 296)
 
( Sen de oku : bit.ly/Hadisiserif )
[9/7 21:28] Ömer Tarık Yılmaz: (Allah Ondan razı olsun)’de duygulandılar ve hep birlikte ağlamaya başladılar. (Müslim, Fezailüs Sahabe 3)
 
454-وعن ابنِ عمَر رضي اللهُ عَنْهُما قال : لمَّا اشْتَدَّ بِرَسُولِ الله
 
وَجَعُهُ، قيلَ له في الصلاةِ، فقال : مُرُوا أبَا بكْرٍ فَلْيُصَلِّ بالنّاسِ. فقالت عائشةُ رضي الله عنها : أن أبَا بكْرٍ رَجُلٌ رَقِيقٌ، إذا قَرَأَ القرآن غَلَبَهُ البُكاءُ، فقال : مُرُوهُ فَلْيُصَلِّ . 
وفي رواية عن عائشة رضي الله عنها قالت : قلت : إن أبا بكر إذا قام مقامك, لم يسمع الناس من البكاء .
 
454: Abdullah İbni Ömer (Allah Onlardan razı olsun) şöyle demiştir: Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem)’in hastalığı ağırlaşınca kendisine kimin namaz kıldırmasını istediği soruldu. O da:
 
-Ebubekir’e uğrayınız insanlara namazı kıldırsın, buyurdu.
 
Bunun üzerine Aişe (Allah Ondan razı olsun): “Ebubekir yufka yüreklidir. Kur’an okurken kendisini tutamaz ağlar, başkasına emretseniz de o kıldırırsa” dedi. Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem): “Ebubekir’e uğrayınız namazı o kıldırsın,” buyurdu. Müminlerin annesi Aişe (Allah Ondan razı olsun)dan gelen bir rivayette şöyle buyurmuştur: “Ebubekr yerine geçip namaz kıldırırsa, arkasındaki insanlar ağlamasından bir şey duymaz”, dedim, (Buhari, Ezan 39, Müslim, Salat 94)
 
455- وعن إبراهيمَ بنِ عبدِ الرَحمنِ بنِ عوْفٍ, أن عبدَ الرَحمنِ بنَ عَوْفٍ
 
، أُتِيَ بطَعامٍ وكان صائما, فقال : قُتِلَ مُصعبُ بنُ عُمَير، وَهُوَ خَيْرٌ منِّي، فَلَمْ يُوجَدْ لَهُ ما يُكَفَّنُ فيهِ, إلا بُرْدَةٌ إن غُطِّيَ بها رَأْسُهُ, بَدَتْ رِجْلاَهُ، وإن غُطِّيَ بها رِجْلاهُ بَدَا رأسُهُ، ثُمَّ بُسِطَ لَنَا مِنَ الدُنْيَا ما بُسِطَ- أَوْ قال : أُعْطِينا مِنَ الدُّنْيا مَا أعْطِينَا -وقَدْ خَشِينَا أن تكُونَ حَسَنَاتُنا عُجِّلَتْ لَنا. ثُمَّ جَعَلَ يبْكي حتَى تَرَكَ الطَّعامَ.
455: İbrahim ibni Abdurrahman ibni Avf’tan rivayet edildiğine göre oruçlu olduğu bir gün Abdurrahman ibni Avf (Allah Ondan razı olsun)’ın önüne bir yemek sofrası getirildi. Sofraya bakıp şunları söyledi: Mus’ab ibni Umeyr Uhud savaşında şehid edildi. O benden daha hayırlı bir kul idi, ama kefen olarak bir kaftandan başka bir şeyi yoktu. Onunla başı örtülse ayakları, ayakları örtülse başı açıkta kalıyordu. Sonraları bize dünyalık her şey bol bol verildi de böyle sofralar hazırlanır oldu. İyiliklerimizin karşılığının da bu dünyada peşin verilmiş olmasından korkup endişeleniyorum, dedi ve ağlamaya başladı, yemeği bırakıp iftar bile etmedi. (Buhari, Cenaiz 27)
 
456- وعن أبي أُمامة صُدَيِّ بنِ عجلان الباهليِّ
 
، عن النبيِّ
قال : لَيْسَ شيءٌ أحب إلى الله تعالى من قَطْرَتَيْنِ وَأَثَرَيْنِ : قَطْرَةُ دُمُوعٍ من خَشيَةِ الله، وَقَطرَةُ دَمٍ
[9/7 21:28] Ömer Tarık Yılmaz: Hz. Peygamber (s.a.v) fıtır sadakasının insanlar bayram namazına çıkmadan önce verilmesini emretti.
-Buharî, Zekât, 76
 
Günlük Hadis Uygulamasını
Ücretsiz İndir:
https://dailyhadith.page.link/y1E4
[9/7 21:29] Ömer Tarık Yılmaz: [Hadis No : 3621]
 
Hz. Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: 'Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular: 'Abdesti olmayanın namazı yoktur. Üzerine Allah'ın ismini zikretmeyen kimsenin abdesti de abdest değildir.' 
 
Ebu Dâvud, Tahâret 48, (101).
 
 
 
İslami Uygulamalar  islamiuyg@gmail.com
[9/7 21:29] Ömer Tarık Yılmaz: Hakka dönsünler diye işte âyetleri böylece ayrı ayrı açıklıyoruz. - A'râf - 174. Ayet
[9/7 21:30] Ömer Tarık Yılmaz: Sabah namazının iki rekat sünneti, dünya ve dünyadaki her şeyden daha hayırlıdır. - Müslim
[9/7 21:30] Ömer Tarık Yılmaz: “Allah’ım! Bütün işlerimizin sonucunu güzel eyle, dünyada rezil olmaktan ve ahiret azabından bizi koru.”  - Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, 4/181
[9/7 21:30] Ömer Tarık Yılmaz: Evlenmek isteyen kadın ve erkeğin kendi iradeleriyle evlenmeye karar vermeleri dinimizin tavsiye ettiği bir husustur. Evlilik öncesi sözlenme ve nişanlılık gibi bir dönemin olması evlenecek kimselerin ve ailelerinin birbirlerini tanımalarını sağlar. İslam’a göre, evleneceklerin birbirini görmesi ve tanıması caizdir. Peygamber Efendimiz; “Evleneceğiniz kadına –maksadı temin edecek ölçüde– bakınız” (Ebû Dâvûd, Nikâh, 18) buyurmuşlar, bakıp-görmeden evlenecek birisine de; “Git, onu gör, ondan sonra karar ver” (Müslim, Nikâh, 74,75) demişlerdir. Nişan bir evlilik akdi olmayıp, bir evlilik vaadinden ibarettir. Bu sebeple, nikâh akdi yapılmadıkça kız ve erkek birbirine helal olmaz. Nişanlıların İslamî örtünmeyi gözetmek, başkalarının göremeyeceği tarzda yalnız kalmamak gibi dinî ölçülere uygun bir şekilde görüşüp konuşmalarında sakınca yoktur. Ancak, nişanlıların dedikoduya mahal verecek davranışlardan uzak durmaları gerekir. - SÖZ VE NİŞANLILIK DÖNEMİ
[9/7 21:31] Ömer Tarık Yılmaz: Çirkin Huylar
17) İttika: Yüce Allah'dan korkmak, haramdan ve şüpheli şeylerden sakınmaktır. Böyle bir hale 'Takva' denir. Bunun sahibine de 'Müttakî' denilir. Müttakî olan bir zat, güvenilir ve itimat edilir bir insan demektir. Ondan hiç bir kimseye zarar gelmez.
İslam önünde insanlar esasen birbirine eşittirler. Bunların seçkinliği ancak takva iledir. Kur'an-ı Kerîm'de buyurulmuştur:
'Şüphe yok ki, Allah yanında en iyiniz, en çok müttakî olanınızdır.'
İttikanın karşıtı fısk'dır, fücur'dur. Daha açığı, doğru yoldan çıkmak, Allah'a asi olmak, haram ve şüpheli şeylerden kaçınmamaktır. Böyle bir halin sonucu da felakettir, azabdır.
18) Edeb: Güzel terbiye ve güzel huylarla vasıflanmaktır, utanılacak şeylerden insanı koruyan bir hal demektir.
Edeb, insan için büyük bir şereftir. Edebin karşıtı İsaet'dir ki, kötülük yapmak ve terbiyeye aykırı davranmak demektir.
Edeb, insanın süsüdür. Edeb, insanı nefsin arzusuna uymaktan korur ve kurtarır.
'İnsanın edebi, zehebinden (altınından) iyidir' denilmiştir.
Edebden yoksun olan bir insan, bir toplum için zararlı mikroplardan daha tehlikelidir.
19- İhsan: Bağışlama, iyilik etme, bahşiş verme, hayır olarak yapılması uygun olan bir şeyi yapma demektir. İhsan, adaletin üstünde bir faziletdir. Bir ayet-i kerimede buyurulmuştur:
'İhsan ediniz; şübhe yok ki, Allah ihsan edenleri sever.'
Diğer bir ayet-i kerimede de buyurulmuştur:
'Yüce Allah sana ihsan ettiği gibi, sen de ihsan et.'
20- İhlas: Herhangi bir işi güzel bir niyetle ve saf bir kalb ile yapmak, işe başka bir şey karıştırmamaktır. Böyle bir hale, 'Hulûs' da denir. Yapılan görevlerin değerleri ihlasa göre artar. İhlasın karşıtı Riya (gösteriş) 'dır. Bir görevi yalnız bir gösteriş için veya maddi bir yarar için yapmaktır.
Riyakar bir insan, temiz ruhlu, iyi bir insan değildir. Yaptığı işlerin mükafatını Allah'dan dilemeğe yüzü olmaz. Bir hadîis-i şerifde buyurulmuştur:
'Şüphe yok ki, Allah, sadece kendisi için yapılan ve kendi rızası için istenen bir işi kabul eder.'
21- İstikamet: Her işte doğruluk üzere bulunmak, adaletten ve doğruluktan ayrılmayıp din ve akıl çerçevesi içinde yürümek demektir. Din ve dünya görevlerini olduğu gibi yapmaya çalışan bir müslüman, tam istikamet sahibi bir insandır. Böyle bir insan toplumun en önemli bir organı sayılır.
İstikametin karşıtı, hıyanettir ki, doğruluğu bırakıp verilen sözü gözetmemek, caymak, emanete riayet etmemektir, insanların haklarına tecavüz etmektir. Bir ayet-i kerimede, Peygamber Efendimize hitaben şöyle buyurulmuştur:
'Emrolunduğun gibi istikamette bulun.'
İşte bu ayet-i kerime, istikametin ne kadar önemli ve gerekli olduğunu göstermeğe yeter.
22- İtaat: Üst amirin dince yasak olmayan emirlerini dinleyip ona göre yürümektir. Yüce Allah'ın buyruklarını dinleyip tutmak bir taattır. İnsanın mutluluğu da bu taata bağlıdır. Bunun karşıtı isyandır. Yüce Allah'ın emirlerini dinlemeyen bir insan günahkar ve hayırsız bir kimsedir ki, kendisini tehlikeye atmış olur. Artık böyle bir kimseden insanlık ne bekleyebilir:
Kur'an-i Kerîm'de şöyle buyurulmuştur:
'Allah'a itaat ediniz; Allah'ın Peygamberine de, sizden olan idarecilere de itaat ediniz.'
23- İtimad: Güvenmek ve emniyet etmek, bir şeye kalben güvenip dayanmak demektir. Halkın güvenini kazanmak bir başarı eseridir. İktisadî ve içtimaî hayatın devamı itimadın varlığına bağlıdır. Onun için insan, güzel ve doğru hareketleriyle herkesin güvenini kazanmaya çalışmalıdır. İtimada aykırı olan şey, hiyanettir, işi kötüye kullanmaktır ki, bunun sonucu pek korkunçtur.
24- İktisad: Her işte denge üzerinde bulunmaktır. Gereğinden fazla veya noksan harcama yapmaktan kaçınmaktır. İnsan iktisada uyma sayesinde rahat yaşar, hadis-i şerîfde buyurulmuştur:
'İktisad üzere bulunan fakir olmaz.'
İktisadın karşıtı israf dır, aşırı gitmektir. İsraf,
[9/7 21:37] Ömer Tarık Yılmaz: ismette kaldı mânii Kur'ân henüz.'
 
'Kâinatın bâkir fikirleri parça parça oldu. Fakat
 
Kur'an'ın mânâları hâlâ koruma perdesi içinde kaldı.' demiştir.
 
Biz mantıkî düşünürken estetiğin ölçülerini, edebî düşünürken de mantığın kural ve ilkelerini feda etmek alışkanlığında olduğumuz için, Kur'ân'daki uyum
 
ve ahengi bütün yönleriyle bir cetvel çizer gibi düşünce yoluyla ölçemiyor isek de o fıtratı yaşarken onun yüce zevkini vecd ile duyabiliriz. Kur'ân da, bu zevki, okuyanlardan ziyade yaşayanlarına ihsan etmek için 'Bu, takva ehline hidayettir.' (Bakara, 2/1) diye hitap edecektir. Bundan dolayı herşeyden önce gafletimizden, vesvesemizden, şeytanlıklardan arınmak için bütün bilinç gücümüzle Allah'a sığınarak 'Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.' diyelim ve o her şeyi çeken kuvveti yaşamak için; 'Rahmân ve Rahim Allah'ın adıyla.' demek olan besmele anahtarına yapışalım ve bir teşekkür duygusu ile Fâtiha'sından başlayalım.
 
Meâl-i Şerifi
 
1- Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın ismiyle.
 
2- Hamd o âlemlerin Rabbi,
 
3- O Rahmân ve Rahim,
 
4- O, din gününün maliki Allah'ın.
 
5- Ancak sana ederiz kulluğu, ibadeti ve ancak senden dileriz yardımı, inayeti. (Ya Rab!).
 
6- Hidayet eyle bizi doğru yola,
 
7- O kendilerine nimet verdiğin mutlu kimselerin yoluna; o gazaba uğramışların ve o sapmışların yoluna değil.
 
 
 
ÂYETLER ARASINDAKİ İLİŞKİLER:
 
2- Kur'ân'da sûreler, sûrelerin çoğunda kıssalar, kıssalarda âyetler, âyetlerde kelimeler, kelimelerde harfler ve bütün bunlar arasında açık veya kapalı, sözle veya mânâ ile birçok yönden tam bir uyum ve belli bir düzen vardır ki, bunların tek tek araştırılması ve ayrıntılarının açığa çıkarılması sayısız denilebilecek kadar çoktur ve hemen hemen bütün ilimleri ve sanatları da yakından ilgilendirir. Bu ilimlerin en başta geleni de Nahiv (Dilbilgisi) ve Belağat (sözü yerinde söyleme sanatı) ilimleridir. Kur'ân'ın nazmında cümlenin yapısı, sözün öncesiyle ilişkisi, sözün gelişi ve akışı, anlam ve kavram, söz ile mânâ arasındaki uyum (mutabakat), sözün içeriği ile gereği, ibare, işaret, delalet, iktiza, açıklık ve gizlilik, hakikat, temsil, sarahat, kinaye, îmâ, telmih, mantık, hikmet, maksada uygunluk gibi beyan ilmini ilgilendiren yönleriyle sözün öncelikle kulağa hoş gelmesi ve kolay anlaşılması gözetilmiştir. Ondan sonra da sözün kalbe dolmasını ve etki yapmasını sağlayan fesahat (açık ve anlaşılırlık), tatlılık, düzgünlük, akıcılık, incelik, ölçülülük, çarpıcılık, kolaylık, sanatlılık, yenilik, çok yönlülük, tutarlılık, uyum ve ahenk, dile hakimiyet, üslup, söz ile anlam arasındaki denge, sözü uzatma, az ve öz sözle çok anlam ifade etme ve nihayet kimseyi taklit ve tekrar etmemek demek olan ibdâ ve harikuladelik gibi özellikler açısından, hem söz güzelliğini, hem de anlam derinliğini ve zenginliğini birlikte içine alan pekçok güzellik ve estetik incelik bulunmaktadır. Kısacası, Kur'ân'da kelimelerin asıl dil ve sözlük mânâları açısından delalet ettikleri anlam, akıl ve mantık açısından delalet ettikleri anlam, tabiî zevk ve sezgi açısından delalet ettikleri anlam olmak üzere üç çeşit delaletin bileşkesi olan ve sonludan sonsuza doğru yol alan uyum ve ahengin hissedilebilen ilişkilerini özetle dile getiren inceliklerdir bunlar. İşte bunlar tefsirin ruhunu teşkil eder. Genelde avam için dil açısından sözün mânâya delaleti, alimler için akıl ve mantık açısından delaleti, edebiyatçılar ve estetikçiler ve hikmet ehli olanlar için zevk, sezgi ve fıtrata uygunluk açısından delaleti önem taşır. Terceme ile dil değiştiği için birinci ve üçüncü hususlarda kendiliğinden büyük kayıplar olur. Ayrıca bundan akıl ve mantık açısından söz konusu olan delalet de etkilenir.
 
Bunun için biz bazı yerlerde bu ilişkileri kısaca göstermeye çalışacağız
[9/7 21:37] Ömer Tarık Yılmaz: 195 - Kays İbnu Ebî Gareze el-Gıfârî (radıyallahu anh) anlatıyor: 'Biz hicret etmezden önce simsarlar olarak isimlendiriliyorduk. Bir gün, Medine'de, bize Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) uğradı. Bize ondan daha iyi bir isim verdi. Buyurdu ki: 'Ey tüccarlar, satış işine, yemin ve boş söz karışır...'
 
Bir başka rivayette şöyle denmiştir: 'Satış işine yemin ve yalan bulaşmaktadır, siz (Rabbin gadabını söndüren) sadaka karıştırın'
 
Ebu Dâvud, Büyû 1, (3326,3327); Tirmizî, Büyû 4, (1208); Nesâî, Eymân 7, (7, 15).
 
196 - Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'i işittim, diyordu ki: '(Ticarette yalan) yemin, (tüccarın zannınca) mala rağbeti artırır. (Halbuki gerçekte) kazancı giderir.'
 
Buhârî, Büyû 26; Müslim, Müsâkât 13 (1607); Ebu Dâvud, Büyû 6, (3335); Nesâî, Büyû 5, (7, 246).
 
Hadis'in metni Buhârî ve Müslim'deki metindir. Ebu Dâvud'da 'Bereketi giderir' şeklindedir.
 
197 - Hakim İbnu Hizâm (radıyallahu anh) anlatıyor: 'Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdu ki: 'Alıp-satanlar' birbirlerinden ayrılmadıkça (vazgeçmekte) muhayyerdirler. Alıp-satanlar alış-verişi sıdk ve doğruluk üzere yapar (kusuru) beyan ederlerse alış-verişleri her ikisi hakkında da mübarek
[9/7 21:37] Ömer Tarık Yılmaz: Bir gün vak’alardan bir vak’ayı anlatırken (O, sevilmişlerden olmasaydı, maksada kavuşmakda çok güçlük çekerdi) buyurmuşdunuz. Bu mahbûbiyyetin yüksek ihsânınıza bağlı olduğunu da bildirmişdiniz. Bu müjdenizden çok ümmîdliyim. Bu taşkınlıklarım ve saygısızlıklarım ondandır.
 
15
ONBEŞİNCİ MEKTÛB
 
Bu mektûb, yine yüksek mürşidine yazılmışdır. İniş makâmındaki hâlleri ve birkaç gizli bilgiyi açıklamakdadır:
 
Hâzır olan gâibin, bulmuş olan kaçırmışın, kavuşmuş olan mahrûmun sunduğu şöyledir ki: Çok zemândır onu arardım, hep kendimi bulurdum. Sonra, işim öyle oldu ki, kendimi arasaydım, onu bulurdum. Şimdi, onu gayb etdim, kendimi buluyorum. Onu kaçırdığım hâlde aramıyorum, yok olduğu hâlde özlemiyorum. İlm
[9/7 21:38] Ömer Tarık Yılmaz: Kar Haddi
 
Ana Sayfa
Hukuki ve Ticari Hayat
Kar Haddi
  
 
  Hukuki ve Ticari Hayat
 
H) Kar Haddi
 
Gerek Kur’an ve Sünnet’te gerekse sahabe uygulamalarında kar için belirli bir oran getirilmemiş ve bu husus kural olarak fert veya toplum olarak müslümanlara bırakılmıştır. Çünkü böyle sabit bir oran her zaman, her yerde ve bütün mallar açısından adaleti gerçekleştirmeyebilir. Öyleyse kar haddi meselesi esas itibariyle ekonomik ve sosyal şartlara göre yeniden düzenlemesi yapılabilecek hususlardan biridir. Bu konuda, münferit uygulamalardan hareketle bir genelleme yapmak ve sabit bir kural geliştirmek isabetli bir yol olarak düşünülemez. Bunun yerine ekonomik şartlar muvacehesinde genel ilkelerden hareketle zamana ve zemine göre değişen bir politika izlenmesi herhalde daha doğrudur. Hz. Peygamber’in bu yöndeki uygulamaları gözden geçirilirse, Resulullah’ın fiyatlara müdahaleden kaçındığı ve piyasanın arz-talep dengesine bağlı olarak doğal bir biçimde kendiliğinden oluşmasını istediği açıkça görülür.
 
Mesela, Hz. Peygamber’in tasvibini kazanan şöyle bir uygulama vardır: Resul-i Ekrem, Hakim b. Hizam’a 1 dinar vererek, kendisine kurbanlık bir koyun alması için göndermiş, o da bu parayla iki koyun satın almış ve birini tekrar 1 dinara satarak 1 dinar ve bir koyunla Resulullah’ın yanına gelmiştir. Hz. Peygamber, Hakim b. Hizam’a hayır duada bulunmuştur. (Ebu Davud, “Büyu’”, 28; Tirmizi, “Büyu’”, 34) Bu durumda, yaklaşık olarak % 100’lük bir kar elde edilmiş olmaktadır ve Resul-i Ekrem buna karşı çıkmamıştır. Yine bunu destekleyici mahiyette olmak üzere Resulullah’ın fiyat belirlemeye (tes‘ir) yanaşmadığı da hatırlanabilir. Bu iki uygulama esas alınırsa, İslam hukukunda muayyen bir kar haddi anlayışının getirilmediği ve bunun yerine arz ve talep kanunları doğrultusunda ve serbest piyasa ortamı içerisinde oluşacak fiyatların ölçü alındığı, bu konuda bir düzenleme yapmak gerekiyorsa onun da müslüman toplumların inisiyatiflerine bırakıldığı sonucuna gidilebilir. Prensip bu olmakla birlikte, suni müdahaleler sebebiyle arz ve talep dengesinin bozulmasından doğan sakıncaları gidermek ve tüketicinin ihtiyaçlarının istismarını önlemek amacıyla yerine göre birtakım tedbirlere başvurulabilir.
 
Burada kar haddi ile gabin arasındaki ilişkiyi ortaya koymakta yarar vardır. Bazı araştırmacılar kar haddi ile gabin arasında doğrudan bir ilişki kurarak, ana paranın üçte birlik kısmından fazla olan karı gabn-ı fahiş saymışlar ve bunun caiz olmadığına hükmetmişlerdir. Halbuki, gabin başka şeydir, kar haddi başka şeydir. Aralarında doğrudan bir bağlantı da yoktur. Çünkü tacir % 50 veya % 100 kar ettiği halde gabin yapmış olmayabilir. Bununla birlikte, ölçüsü ne olursa olsun karın meşru olabilmesi için aldatma, ihtikar, zulüm ve kandırma ile hiçbir surette birlikte olmaması, o konuda yasal bir düzenleme ve sınırlama varsa ona aykırı olmaması şarttır. Malın bir kusurunu gizleyerek veya aldatıcı reklamlarla etkileyerek yapılan satımlarda bir haksızlık söz konusu olabilir.
 
Karın helal olabilmesi için, ticari işlemlerde haramlardan kaçınmak şarttır. Eğer herhangi bir surette harama bulaşılmışsa, mesela ticareti haram olan malların ticareti yapılmışsa, faiz, karaborsa, aldatma, kandırma yapılmışsa veya müşterinin bilgisizliğinden ve zor durumda olmasından istifade edilmişse bu takdirde elde edilecek kar helal olmaz. Öte yandan, gerekli gördüğü takdirde devletin fiyatlara müdahale ederek, kar için belirli bir ölçü getirmesi de mümkündür ve o takdirde kamu yararı için alınmış olan bu sınırlamaya uymak gerekir. Böyle olunca, İslam’ın iki asli kaynağında kar haddi için bir sınırlandırmanın öngörülmemiş, serbest piyasa ekonomisinin esas alınmış olması, devletin ticari hayatı tabii seyrine oturtmak için gerekli sosyal ve yasal tedbirleri alması kay
[9/7 21:40] Ömer Tarık Yılmaz: Ateşböceği
 
Ana Sayfa
A
Ateşböceği
Rüyada Cırcır Böceği Görmek
Rüyada Hamam Böceği Görmek
Rüyada Uğur Böceği Görmek
Rüyada İpek Böceği Görmek
Rüyada Karafatma Böceği Görmek
Rüyada Yusufçuk Böceği Görmek
İlgili
Rüyada ateşböceği görmek, rüya sahibinin talihinin açık hale geleceğine, yaşamının pozitif doğrultuda ilerlemiş olacağına, dileklerinin ve dualarının makbul sayılacağına, huzurunun ve rahatının da yerine gelmiş olacağına yorumlanır. Rüyayı gören kişinin kolaylıklarla ve ayrıcalıklarla karşı karşıya geleceğine, büyük fırsatlar yakalamış olacağına, kısmetlerinin açık hale geleceğine, işlerinin çoğalmış olacağına, mutluluğunun, keyfinin, keyifinin de baki olacağına yorumlanır ve hayırlı işlere yorumlanır.
 
Rüyada Cırcır Böceği G

Borsa günü yükselişle tamamladı

Antalya Havalimanı 2 ayda yaklaşık 2 milyon yolcuya hizmet verdi

Sakarya, yılın ilk 2 ayında 26 bin 314 aracı yurt dışına gönderdi

Küresel Para Haftası sunum ve panellerle devam ediyor

AB, Macaristan ve Slovakya'ya petrol akışını sağlamaya çalışıyor

Fitch: Orta Doğu'daki gerilimin kısa sürmesi halinde Türkiye'ye yönelik riskler yönetilebilir

Borsada bugünkü işlemlerin takası 23 Mart'ta yapılacak

Türkiye'den transit geçecek harp araç ve gereçlerine ilişkin esaslar düzenlendi

Konut Fiyat Endeksi şubatta yüzde 1,8 arttı

Safranbolu lokumu üreticileri bayram mesaisinde

LİG TABLOSU

Takım O G M B Av P
1.GALATASARAY A.Ş. 26 20 2 4 44 64
2.FENERBAHÇE A.Ş. 27 17 1 9 33 60
3.TRABZONSPOR A.Ş. 26 17 3 6 23 57
4.BEŞİKTAŞ A.Ş. 26 14 5 7 17 49
5.GÖZTEPE A.Ş. 26 11 5 10 10 43
6.RAMS BAŞAKŞEHİR FUTBOL KULÜBÜ 26 12 8 6 14 42
7.SAMSUNSPOR A.Ş. 26 8 7 11 -2 35
8.KOCAELİSPOR 26 9 11 6 -4 33
9.GAZİANTEP FUTBOL KULÜBÜ A.Ş. 27 8 10 9 -10 33
10.ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş. 26 7 10 9 -4 30
11.CORENDON ALANYASPOR 26 5 8 13 -4 28
12.TÜMOSAN KONYASPOR 26 6 11 9 -9 27
13.NATURA DÜNYASI GENÇLERBİRLİĞİ 26 6 13 7 -8 25
14.KASIMPAŞA A.Ş. 26 5 12 9 -14 24
15.HESAP.COM ANTALYASPOR 26 6 14 6 -18 24
16.İKAS EYÜPSPOR 26 5 14 7 -18 22
17.ZECORNER KAYSERİSPOR 26 3 12 11 -28 20
18.MISIRLI.COM.TR FATİH KARAGÜMRÜK 26 4 17 5 -22 17