[15/7 20:15] Ömer Tarık Yılmaz: 29 - Durgun Suda Yıkanmakdan Nehyi Bâbı
684 - Bize Harun b. Said El-Eylî ile Ebû't-Tahir ve Ahmed b. İsa toptan İbn Vehb den rivâyet ettiler. Harun dedi ki: Bize İbn Vehb rivâyet etti
(Dedi ki): Bana Amr b. Haris, Bükeyr b. Eşecc den naklen haber verdi. Bükeyre de Hişâm b. Zühre'nin âzadlısı Sâib rivâyet etmiş ki; Ebû Hureyreyi şöyle derken işitmiş: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem): «Sizden biriniz cünüp iken durgun suda yıkanamaz.» buyurdular.
[15/7 20:15] Ömer Tarık Yılmaz: Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: 'Resulullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: 'Faiz yetrniş çeşit günaha sebeptir. En hafifi kişinin anasıyla zina yapması gibidir.'
Kütüb-i Sitte
[15/7 20:16] Ömer Tarık Yılmaz: . قوة إلا بالله العلي العظيم سبحان الله ، والحمد لله ، ولا إله إلا الله ، والله أكبر ، ولا حول ولا. . Bu duayı okumak: Sadaka vermek yerine geçer çok zikredenlerden olur.Sizi cennete ulaştırır,cehennemden uzak tutar.Günahları yaprak gibi dökülür,rızkı bollaşır,gece gündüz zikretmiş gibi olur,Allah yolundan ayrılmaz.(Buhari)
[15/7 20:16] Ömer Tarık Yılmaz: Tarihte Bugün
• İkinci Viyana Kuşatması 1683
• Bastille Baskını (Fransız İhtilalinin Başlangıcı) 1789 Adalet Ağaoğlu’nun Vefatı 2020
Kuveyt Türk Dijital Takvim
https://play.google.com/store/apps/details?id=com.kuveytturk.dijital.takvim
[15/7 20:16] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Ayeti
“...Ve bilin ki, Allah kişi ile onun kalbi arasına girer ve siz mutlaka onun huzurunda toplanacaksınız.”
Enfal 24
[15/7 20:16] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Hadisi
“Şüpheli işi bırak da şüphesize sarıl. Zira doğruya gönül yatışır, yalandan şüphelenir.”
Tirmizî, Kıyâmet 60
[15/7 20:16] Ömer Tarık Yılmaz: İHANETE KARŞI SADAKATE, CESARETE VE ŞEHADETE ŞAHİDİZ
Tarih boyunca birçok kişi ve grup, dinin insanlar üzerindeki etkisinden faydalanarak çıkar elde etmekten, din istismarcılığı yapmaktan çekinmemiştir. İslami değer ve kavramları istismar eden fırsatçılar dün olduğu gibi bugün de karşımızdadır.
Hâlbuki Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in uyarısı gayet açıktır: “Dini dünyaya alet eden insan ne kötüdür! Arzu ve isteklerinin kendisini saptırdığı insan ne kötüdür!” Tirmizî, Sıfatü’l-kıyâme, 17
15 Temmuz gecesi, muazzez değerlerimizin arkasına gizlenen FETÖ’nün hain darbe girişimine hep birlikte şahit olduk. İhanet şebekesi olan bu örgüt, istiklal ve istikbalimizi hedef aldı. Vatanımıza, devletimize ve aziz milletimizin canına kastetti.
Rabbimize sonsuz hamd ü sena olsun ki 15 Temmuz’da, Rabbimizin yardımına, hakkın batıl karşısında zaferine şahit olduk. Bizler o gece, hainlerin emellerini kursaklarında bırakan milletimizin destansı direnişine ve cesaretine şahit olduk. Bedenlerini bu vatan için siper eden şehitlerimizin şehadetine, gazilerimizin kahramanlıklarına şahit olduk.
Bir daha böyle bir tabloyla karşılaşmamak için bize düşen, güvenilir kaynaklardan öğreneceğimiz sahih dini bilgiyle hayatımıza yön vermektir. Kur’an-ı Kerim’in rehberliği ve Peygamberimizin örnekliğiyle hayatımıza istikamet vermektir.
Kuveyt Türk Dijital Takvim
https://play.google.com/store/apps/details?id=com.kuveytturk.dijital.takvim
[15/7 20:16] Ömer Tarık Yılmaz: Tarihte Bugün
• Demokrasi ve Millî Birlik Günü
• Haçlıların Kudüs’ü İşgali 1099
• Cezayir’in Osmanlılar Tarafından Fethi 1516
Kuveyt Türk Dijital Takvim
https://play.google.com/store/apps/details?id=com.kuveytturk.dijital.takvim
[15/7 20:16] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Ayeti
“Biliniz ki, mallarınız ve çocuklarınız birer imtihan sebebidir ve büyük mükafat Allah’ın katındadır.”
Enfal 28
[15/7 20:17] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Hadisi
“Sizden biriniz karınca ısırdığı zaman ne kadar acı duyarsa şehit olan kimse de ölüm acısını ancak o kadar duyar.”
Tirmizî, Fezâilü’l-Cihâd 26
[15/7 20:17] Ömer Tarık Yılmaz: VATANI KORUYAN RUH
Vatan, bedeli ödenmiş topraktır. Bir toprağın bedeli ödenmişse orada ikametin belli şartları vardır. Vatanın bedelini ödeyenler, bir toprak parçası için malı ve canı feda etmenin ne mânâya geldiğini bizzat göstermişlerdir.
Vatan, altında dirilerin yaşadığı topraktır. Toprağın altındaki diriler, biz cennet vatanda, ezan sesleri altında, mazlumun yardımına koşacak güç ve dirayette olalım diye canlarını verdiler. Bunu fark etmeyen ne vatanın kıymetini bilir, ne de bir toprak parçası için her şeyini feda etmenin ne anlama geldiğini…
Vatanı hak etmiş, toprağı vatan yapmayı başarmış insan topluluğuna millet denir. Milleti millet yapan ruh ile toprağı vatan yapan ruh aynı ruhtur. O ruh sadece geçmişimizi öğretmez, geleceğimizin istikametini de gösterir.
O ruh candan, yardan ve maldan geçmenin destanı ile ışıldar. Bunun en yakın misali 15 Temmuz’da yaşananlardır. O gece kıyam edip vatan ve millet düşmanlarını püskürtenler, bedeli ödenmiş toprakların vârisi olduklarını ispat ettiler.
Kuveyt Türk Dijital Takvim
https://play.google.com/store/apps/details?id=com.kuveytturk.dijital.takvim
[15/7 20:18] Ömer Tarık Yılmaz: قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: وَإِنَّ الرَّجُلَ لَيُحْرَمُ الرِّزْقَ بِخَطِيئَةٍ يَعْمَلُهَا. (هـ)
Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular: “Muhakkak ki kul, işlediği günahtan dolayı (bol) rızıktan mahrum bırakılır.” (Sünen-i İbn-i Mâce)
13 Temmuz 2023
Fazilet Takvimi
[15/7 20:18] Ömer Tarık Yılmaz: PEYGAMBER EFENDİMİZİN DÖRT TAVSİYESİ
Hazret-i Âişe radıyallâhü anhâ validemiz şöyle anlattılar:
Bir gün, Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem, bana buyurdular ki:
“Ey Âişe! Geceleri şu dört şeyi yapmadan uyuma:
1- Kur’ân-ı Kerîm’i hatmetmeden.
2- Benim ve diğer peygamberlerin şefaatlerine kavuşmadan.
3- Müminleri kendinden hoşnut etmeden.
4- Hac ve umre yapmadan!”
Bunları buyurduktan sonra namaza durdular. Namazını bitirdiklerinde dedim ki:
“Yâ Resûlallâh! Anam, babam ve canım size fedâ olsun; bu dört şeyi bu kısa müddet içinde nasıl yapabilirim?”
Tebessüm ederek buyurdular ki:
“Yâ Âişe! İhlâs-ı Şerîf Sûresi’ni üç defa okursan, Kur’ân-ı Kerîm’i hatmetmiş gibi (sevap kazanmış) olursun.
Bana ve diğer peygamberlere salevât-ı şerîfe getirirsen, şefâatimize kavuşmuş olursun.
Bütün müminler için istiğfâr eder, onların hepsinin affını Cenâb-ı Hak’tan istersen, müminleri kendinden hoşnut etmiş olursun.
‘Sübhânallahi velhamdü lillâhi ve lâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber...’ tesbîhini okursan (sevap bakımından) hac ve umre yapmış gibi olursun.”
ÇOCUKLAR İÇİN BAZI EMNİYET TEDBİRLERİ
• Tava, tencere ve bıçaklar, mutfak tezgâhının veya ocağın kenarlarına değil çocukların ulaşamayacakları yerlere konulmalıdır.
• Çocukların yutabileceği küçük eşyalar ve ilaçlar, çocukların ulaşamayacakları yerlerde olmalıdır.
• Çamaşır suyu, kireç çözücü gibi temizlik malzemeleri, kilitli dolaplarda muhafaza edilmelidir.
• Binalarda, merdiven korkuluklarının sağlamlığına ve merdiven aydınlatmalarının çalışır vaziyette olduğuna dikkat edilmelidir.
13 Temmuz 2023
Fazilet Takvimi
[15/7 20:18] Ömer Tarık Yılmaz: قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: مَنْ أَعَانَ مُجَاهِدًا فِي سَبِيلِ اللهِ أَوْ غَارِمًا فِي عُسْرَتِهِ أَوْ مُكَاتَبًا فِي رَقَبَتِهِ أَظَلَّهُ اللهُ فِي ظِلِّهِ يَوْمَ لَا ظِلَّ إِلَّا ظِلُّهُ. (حم)
Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) buyurdular: “Kim, Allah yolunda cihâd edene veya sıkıntı hâlinde bulunan bir borçluya veya hürriyetini satın alma husûsunda bir köleye yardım ederse, Allâhü Teâlâ o kişiyi, başka hiçbir gölgenin bulunmadığı gün, (Arş’ının) gölgesinde gölgelendirir.” (Müsned-i Ahmed)
14 Temmuz 2023
Fazilet Takvimi
[15/7 20:18] Ömer Tarık Yılmaz: ABDÜLKÂDİR-İ GEYLÂNÎ HAZRETLERİNİN SOHBETLERİNDEN
• Hz. Allâh, sana rızık genişliği ihsân ettiğinde ondan, ailene ve din kardeşlerine, hâllerine göre infâkta ve yardımda bulun, böylece onların muhabbetlerini kazanırsın. Nitekim Yûsuf (a.s.) Mısır’da mülke nâil olduğunda kardeşlerine “…ve bütün taallukâtınızla toplanıp bana gelin.” (Yûsuf S., âyet 93) demişti. Yani bütün âile ve evladınızla yanıma gelin, sizin infâk ve ihtiyaçlarınız benim üzerimedir, dedi.
• Bir hadîs-i kudsîde şöyle buyuruldu: “Ey Âdemoğlu! Eğer bir kimseye zulmedersen, sen de başkaları tarafından zulüm görürsün ve yaptığına göre cezaya uğrarsın.” Bu zulmünle hem müminlerden, hem de onların velîsi ve sahibi olan Hazret-i Mevlâ’dan uzaklaşmış olursun. Resûlullah Efendimiz (s.a.v.), “Mümine eziyet etmek, haksız yere onun gönlünü kırmak, Allâh indinde Kâbe’yi ve Beytü’l-Ma’mûr’u on beş kere yıkmaktan daha büyük bir cürümdür.” buyurmuşlardır. Bu sebeple hiçbir canlıya zulmedilmemelidir.
• Herkes bu âlemden göçecek. Sahip olduğu ve malım dediği ve övündüğü ne varsa başkalarının olacaktır. Gafletten uyanmalı, sâlihlerin yolunu takip etmeli, Allâh için yapılan samimi nasihatlere kulak vermelidir. Nasihatten istifade edememenin sebebi, kalp katılığıdır. Bundan kurtulmanın çaresi ise ölümü çokça hatırlamak, hiç unutmamak, kabirleri ziyaret edip ibret almak, devamlı Kur’ân-ı Kerîm ve zikrullâh ile meşgul olmaktır. Hadîs-i şerifte, “Muhakkak şu kalpler pas tutar, onun cilâsı ise Kur’ân-ı Kerîm okumak ve zikir meclislerinde bulunmaktır.” buyurulmuştur.
• Ey kendisine bela ve sıkıntılar isabet etmiş kişi! Hz. Allâh’ın rahmetini umarak sabır ile bekle, zira her sıkıntının bir kurtuluşu, her kederin bir ferahı vardır. Her zorluk için kolaylık da takdir olunmuştur. Öyleyse sen gerek dünya, gerek âhiret için arzu ettiğin nimet ve rahmeti ancak Allâh’tan bekle, başka şeye iltifat etme. Resûlullah Efendimiz (s.a.v.), “Bir kul, kabre indirildiğinde, ona en ziyâde rahmet eden Allâhü Teâlâ’dır.” Sen her hâlinde Allâh’a hakîkî kul olmaya, ona itaat ve ibadete gayret et.
14 Temmuz 2023
Fazilet Takvimi
[15/7 20:18] Ömer Tarık Yılmaz: قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: مَنْ أَكْرَمَ الْقِبْلَةَ أَكْرَمَهُ اللهُ تَعَالَى. (كنز)
Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular: “Kim kıbleye hürmet ederse, Allâhü Teâlâ da ona (dünya ve âhirette) ikrâm eder.” (Kenzü’l-Ummâl)
15 Temmuz 2023
Fazilet Takvimi
[15/7 20:19] Ömer Tarık Yılmaz: KIBLE SAATİ VE DÜNYA KIBLE GÜNÜ NEDİR?
Kıble saati; kıblenin, Güneş ile tespit edildiği saattir. Yani, Güneş’in, bulunduğumuz yerin kıble zâviyesine (açısına) veya belli bir zâviye farkına denk geldiği vakittir.
Türkiye, Avrupa ülkeleri, Afrika ülkeleri ve Türk Cumhuriyetleri ile Avustralya’nın Perth şehrinde; şehrin o günkü kıble saati vaktinde, Güneş’e doğru dönen kimse, kıbleye dönmüş olur.
Kıble saati, namaz vakitleri gibi günlük olarak değişir.
Kıble saatleri sadece takvimde adı geçen şehir için muteberdir.
Herhangi bir yerin kıblesi, pratik olarak şöyle tespit edilir:
Bir kimse, o günün takviminde, bulunduğu şehrin namaz vakitleri cetvelinin son sütunundaki “Kıble Saati” (Kıble S.) vaktinde, Güneş’in bulunduğu yöne dönerse, kıbleye dönmüş olur.
Kapalı bir mekânda ise mesela, güneş gören pencerenin dik kenarlarının yere düşen gölgesi, “Kıble Saati” (Kıble S.) vaktinde, kıble istikametini gösterir. Bu istikamet işaretlenir ve böylece en pratik ve en doğru bir şekilde kıble yönü tespit edilmiş olur.
Dünya kıble günleri: Dünya, Güneş etrafındaki seyrine devam ederken 28 Mayıs ve 16 Temmuz günlerinde Güneş’in meyli (21 derece, 26 dakika) ile Kâbe’nin arzına (21 derece, 26 dakika) denk gelir ve Güneş, Kâbe-i Muazzama’nın tam üzerinde bulunur.
Türkiye saatine göre 28 Mayıs günü saat 12.18’de ve 16 Temmuz günü saat 12.27’de Edirne’den Kars’a kadar kıble saatleri aynı olmaktadır.
Dünyanın değişik ülkelerinde, kendi mahallî saatlerine denk gelecek şekilde kıble saatleri değişmekle birlikte, günleri değişmediğinden bu günlere yani 28 Mayıs ve 16 Temmuz günlerine “Dünya Kıble Günü” denilmektedir.
İSİMLERİMİZ: Erkek: Ertuğrul, Kız: Firdevs
15 Temmuz 2023
Fazilet Takvimi
[15/7 20:19] Ömer Tarık Yılmaz: (23-24) Hiçbir şey hakkında sakın “yarın şunu yapacağım” deme! Ancak, “Allah dilerse yapacağım” de. Unuttuğun zaman Rabbini an ve “Umarım Rabbim beni, bundan daha doğru olana ulaştırır” de.
[Kehf Sûresi.23]
[15/7 20:19] Ömer Tarık Yılmaz: BERAT KANDİLİ
Kutlu bir zaman dilimi olan ve kelime olarak, günahlardan arınıp Yüce Mevla’nın af ve mağfiretine erişmeyi ifade eden Berat, aynı zamanda Kur’an ayı olarak da kabul edilen rahmet ve mağfiret mevsimi mübarek Ramazan ayına yaklaştığımızın müjdesidir.
Af ve mağfiret çağrısının daha da yoğunlaştığı bu gecede, Kur’an-ı Kerim’de “Ey kendilerine kötülük edip aşırı giden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Şüphesiz Allah bütün günahları affeder. Çünkü O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir” (Zümer, 39/53) buyuran Yüce Rabbimizin da- vetine icabet ederek kendimiz, ailemiz, ülkemiz, bütün Müslü- manlar ve insanlık için dua ve niyazda bulunalım.
DİNÎ KAVRAMLAR
MUHÂCİR
Sözlükte “hicret eden kimse” anlamına gelen muhâcir, terim olarak, Mekke’den Habeşistan’a veya Medine’ye hicret eden sahabilerden her birine denir. Mutlak olarak ifade edildiğinde, Mekke’den Medine’ye hicret eden sa- habiler kasdedilir.
“İnanan, hicret eden ve Al- lah yolunda malları ve can- ları ile savaşanların Allah katında dereceleri daha bü- yüktür. İşte kurtuluşa eren- ler bunlardır.” (Tevbe, 9/20)
ÖZLÜ SÖZ
Kendi ölüp de kötülükleri ve zulmü yaşayanların vay haline. Böyle birisini ölmekle kurtulur sanma. (Mevlâna)
[15/7 20:19] Ömer Tarık Yılmaz: Aklî ve hissî birçok üstün yetenekle donatılıp saygıdeğer bir varlık olarak yaratılan ve yeryüzünün bütün nimetleri emrine tahsis edilen insanın, yaratanını tanıması ve ona ibadet etmesi yaratılışının özünü ve amacını teşkil ettiği gibi hayatını ve insan ilişkilerini O'nun istekleri doğrultusunda düzenlemesi de dünya ve âhiret mutluluğunun anahtarını oluşturur. İnsanın yaratılanların en şereflisi olduğu, aklını kullanarak ve olupbitenden ders alarak iyi, doğru ve güzeli bulup yaşatabileceği kural olarak doğru ve mümkün olsa bile yine insanın birçok zaafının bulunduğu, sonu gelmez emel ve ihtirasların esiri olarak çevresini cehenneme çevirebileceği de bir diğer gerçektir. Aklın bedene, düşüncenin duyguya hâkim olup insanın dünyada meleklerin de gıpta edeceği bir hayat sürmesi, dirlik ve düzenlik kurması ancak yaratanın ona yol göstermesi, yardımcı olması ve insan bilgisinin dar sınırlarını madde ötesine doğru genişleterek sonsuzluğa açması durumunda mümkün hale gelir. Bunun için de Allah yeryüzüne halife kıldığı insanı başı boş bırakmamış, peygamberleri aracılığıyla mesajlar göndererek insanın özünde sahip olduğu fıtrat ve aklıselimi desteklenmiş, ona yol göstermiştir. İslâm'ın ilâhî inâyet ve hidayet; yani 'yardım' ve 'yol gösterme' olmasının anlamı budur. Böyle olunca, İslâm dininin iman ve ibadet hayatıyla ilgili bilgilendirmesi ve emirleri gibi aile hayatı, insan ilişkileri ve toplumsal alanla ilgili her türlü bilgilendirme ve yönlendirmesi de bu rahmet ve inâyetin bir parçasıdır. Netice itibariyle İslâm, ferde dünya ve âhiret mutluluğunu kazandırmayı hedefler. Çünkü iman ve ibadet bireyin derunî mutluluğu, hayatı anlamlı hale getirebilmesinin vazgeçilmez yolu olduğu gibi dinin sosyal hayata ve insanın yapıp ettiklerine ilişkin çoğu genel çerçevede kalan tâlimatları da sağlıklı bir toplum hayatı ve kamu düzeni oluşmasının âdeta ön şartıdır. İnsanların birbirlerinin hak ve hukukunu ihlâl etmeden dirlik ve düzen içinde yaşayabilmesi için kurallara ve aynı zamanda bu kuralların iyi bir biçimde işletilmesine ve bireyler tarafından özümlenmesine de ihtiyaç vardır.
İslâm dini hayatı bütün yönleriyle bir bütün halinde ele alıp her alanda bireye yardımcı olmayı, ona kılavuzluk etmeyi ve mutluluk kazandırmayı hedeflediğinden, kişilerin inanç dünyası ve ibadet hayatı kadar yeme içme, giyinme ve süslenme, eğlence, aile içi ilişkiler ve cinsî hayat, sosyal hayat ve beşerî ilişkiler gibi hayatın değişik alanları da dinin bilgilendirme ve yönlendirmesine konu olmuştur. Ancak bu bilgilendirme ve yönlendirme insanın aklıselimine ve fıtratına aykırı bir yük, insanın onurunu kırıcı bir müdahale değil, aksine onu destekleyen, ona metafizik bir güç ve anlam kazandıran bir katkı olarak görülmelidir. Dış etkilere, sapma ve saptırma tehlikesine devamlı mâruz olan ferdin de toplumun da bu tür katkılara ihtiyacı vardır. Öte yandan beşerî davranışlar ve ilişkiler alanında dinin sadece temel kuralları hatırlatmakla veya zorunlu gördüğü yasak ve kayıtları belirlemekle yetindiği, bunun dışında Allah'ın ?hidayet ve inâyeti ile nefsini terbiye etmiş ferde- geniş bir hareket alanı bıraktığı da burada hatırlanmalıdır. Nitekim İslâm bilginleri mubahlık ve serbestliğin, yani herhangi bir sorumluluğun ve yasağın olmayışının kural olduğunu, ancak dinî bir belirleme varsa o zaman görev ve yasaktan söz edilebileceğini ifade etmişlerdir.
On dört asırlık tarihî süreç içinde müslüman toplumlarda, Kur'an ve Sünnet'te yer alan kayıtlar, emir ve tavsiyeler etrafında zengin bir bilgi ve yorum birikimi ve yaşayış geleneği oluşmuştur. Bu birikim ve geleneği, dinin kendisi olarak algılamak doğru olmamakla birlikte dinin emir ve yasaklarının muhtemel yorum çerçevesini ve alternatif çözüm tarzlarını göstermesi itibariyle göz
[15/7 20:22] Ömer Tarık Yılmaz: Iste böylece sizin insanliga sahitler olmaniz, Resûl'ün de size sahit olmasi için sizi mutedil bir millet kildik Senin (arzulayip da su anda) yönelmedigin kibleyi (Kâbe'yi) biz ancak Peygamber'e uyani, ökçeleri üzerinde geri dönenden ayirdetmemiz için kible yaptik Bu, Allah'in hidayet verdigi kimselerden baskasina elbette agir gelir Allah sizin imaninizi asla zayi edecek degildir Zira Allah insanlara karsi sefkatli ve merhametlidir (BAKARA/143)
Sana haram ayi, yani onda savasmayi soruyorlar De ki: O ayda savasmak büyük bir günahtir (Insanlari) Allah yolundan çevirmek, Allah'i inkâr etmek, Mes-cid-i Haram'in ziyaretine mâni olmak ve halkini oradan çikarmak ise Allah katinda daha büyük günahtir Fitne de adam öldürmekten daha büyük bir günahtir Onlar eger güçleri yeterse, sizi dininizden döndürünceye kadar size karsi savasa devam ederler Sizden kim, dininden döner ve kâfir olarak ölürse, onlarin yaptiklari isler dünyada da ahirette de bosa gider Onlar cehennemliktirler ve orada devamli kalirlar (BAKARA/217)
Iste bunlar dünyada da ahirette de çabalari bosa giden kimselerdir Onlarin hiçbir yardimcisi da yoktur (AL-İ İMRAN/22)
Onlar, Allah'tan gelen nimet ve keremin; Allah'in, müminlerin ecrini zayi etmeyecegi müjdesinin sevinci içindedirler (AL-İ İMRAN/171)
Bunun üzerine Rableri, onlarin dualarini kabul etti (Dedi ki:) Ben, erkek olsun kadin olsun -ki hep birbirinizdensiniz- içinizden, çalisan hiçbir kimsenin yaptigini bosa çikarmayacagim Onlar ki, hicret ettiler, yurtlarindan çikarildilar, benim yolumda eziyete ugradilar, çarpistilar ve öldürüldüler; andolsun, ben de onlarin kötülüklerini örtecegim ve onlari altlarindan irmaklar akan cennetlere koyacagim Bu mükâfat, Allah tarafindandir Allah; karsiligin güzeli O'nun katindadir (AL-İ İMRAN/195)
Bugün size temiz ve iyi seyler helâl kilinmistir Kendilerine kitap verilenlerin (yahudi, hiristiyan vb nin) yiyecegi size helâldir, sizin yiyeceginiz de onlara helâldir Mümin kadinlardan iffetli olanlar ile daha önce kendilerine kitap verilenlerden iffetli kadinlar da, mehirlerini vermeniz sartiyla, namuslu olmak, zina etmemek ve gizli dost tutmamak üzere size helâldir Kim (Islâmî hükümlere) inanmayi kabul etmezse onun ameli bosa gitmistir O, ahirette de ziyana ugrayanlardandir (MAİDE/5)
(O zaman) iman edenler: 'Bunlar midir sizinle beraber olduklarina bütün güçleriyle yemin edenler?' diyeceklerdir Onlarin bütün yaptiklari bosa gitmistir de kaybedenlerden olmuslardir (MAİDE/53)
Iste bu, Allah'in hidayetidir, kullarindan diledigini ona iletir Eger onlar da Allah'a ortak kossalardi yapmakta olduklari amelleri elbette bosa giderdi (EN'AM/88)
Halbuki âyetlerimizi ve ahirete kavusmayi yalanlayanlarin amelleri bosa çikmistir Onlar, yapmakta olduklari amellerden baska bir sey için mi cezalandirilirlar! (A'RAF/147)
Bu böyledir Süphesiz Allah, kâfirlerin tuzagini bozar (ENFAL/18)
Allah'a ortak kosanlar, kendilerinin kâfirligine bizzat kendileri sahitlik ederlerken, Allah'in mescitlerini imar etme selâhiyetleri yoktur Onlarin bütün isleri bosa gitmistir Ve onlar ateste ebedî kalacaklardir (TEVBE/17)
(Ey münafiklar! Siz de) sizden öncekiler gibi (yaptiniz) Onlar sizden kuvvetçe daha üstün, mal ve evlâtça daha çok idiler Onlar (dünya malindan) paylarina düsenden faydalandilar Iste sizden öncekiler nasil paylarina düsenden faydalandiysalar, siz de payiniza düsenden faydalandiniz ve (bâtila) dalanlar gibi siz de daldiniz Iste onlarin amelleri dünyada da ahirette de bosa gitmistir Ve onlar ziyana ugrayanlarin kendileridir (TEVBE/69)
Iste onlar, ahirette kendileri için atesten baska hiçbir seyleri olmayan kimselerdir; (dünyada) yaptiklari da bosa gitmistir; yapmakta olduklari seyler (zaten) bâtildir (HUD/16)
Yoksa sen, gerçekten Yusuf musun? dediler O da: (Evet) ben Yusufum, bu da kardesim (Birbirimize kavusmayi) Allah bize lütfetti Çünkü kim (Allah'tan) korkar ve sabrederse, süphesiz Allah güzel davrananlarin mükâfatini zayi etmez, dedi (YUSUF/90)
(Bunlar;)
[15/7 20:26] Ömer Tarık Yılmaz: EBEVEYNE İYİLİK
152 - Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: Bir adam gelerek: 'Ey Allah'ın Resûlü iyi davranıp hoş sohbette bulunmama en ziyaâde kim hak sâhibidir?' diye sordu. Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm): 'Annen!' diye cevap verdi. Adam: 'Sonra kim?' dedi, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) 'Annen!' diye cevap verdi. Adam tekrar: 'Sonra kim?' dedi Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) yine: 'Annen!' diye cevap verdi. Adam tekrar sordu: 'Sonra kim?' Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bu dördüncüyü: 'Baban!' diye cevapladı.'
Buhârî, Edeb 2; Müslim, Birr 1, (2548).
153 - Küleyb İbnu Menfa'a ceddi bulunan Küleyb el-Hanefi (radıyallahu anh)'den anlattığına göre, kendisi Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a gelerek sormuştur: 'Ey Allah'ın Resûlü kime karşı iyilik yapayım?' Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) şu cevabı vermiştir: 'Annene, babana, kızkardeşine, oğlan kardeşine, bunu takip eden azadlına. Bu iyiliği de, üzerine vâcib olan bir hakkın ödenmesi, yani, sıla-ı rahmin yerine getirilmesi olarak yapacaksın. (Nafile, ihtiyarî, hasbî bir davranış tatavvu grubuna giren bir amel olarak değil)'.
Ebu Dâvud, Edeb 129, (5140).
154 - Behz İbnu Hakîm babası tarikiyle dedesi Mu'aviye İbnu Hayde el-Kuşeyrî (radıyallahu anh)'den naklediyor. Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'e: 'Ey Allah'ın Resûlü, kime iyilik yapayım? diye sordum. Bana: 'Annene' dedi. 'Sonra kime?' diye tekrar ettim. 'Annene' dedi. 'Sonra kime?' dedim. 'Annene' dedi. 'Sonra kime?' dedim, bu dördüncüde 'Babana, sonra da tedrici yakınlarına' diye cevap verdi.'
Ebu Dâvud, Edeb 129, (5141); Tirmizî Birr 1, (1898).
Ebu Dâvud bir rivayette şu ziyadeyi kaydeder: 'Haberiniz olsun, kişi azatlısından bir fazlasını istese, azadlı (mevlâ) bu (ihtiyaç fazlası)na sâhib olduğu halde yerine getirmese kıyamet günü vermemiş olduğu bu fazlalık bir engerek yılanı olarak kendisine getirilir.'
155 - Abdullah İbnu Amr İbnu'l-Âs (radıyallahu anh) anlatıyor: 'Bir adam: 'Ey Allah'ın Resûlü benim malım ve bir de çocuğum var. Babam malımı almak istiyor' (ne yapayım?) diye sordu. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm): 'Sen ve malın babana aitsiniz. Şunu bilin ki, evladlarınız kazançlarınızın en temizlerindendir. Öyle ise evladlarınızın kazançlarından yiyin' buyurdu.'
Ebu Dâvud, Büyü 79, (3530); İbnu Mâce, Ticârât 64, (2291)-2292).
156 - Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: 'Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) bir gün: 'Burnu sürtülsün, burnu sürtülsün, burnu sürtülsün' dedi. 'Kimin burnu sürtülsün ey Allah'ın Resûlü?' diye sorulunca şu açıklamada bulundu: 'Ebeveyninden her ikisinin veya sâdece birinin yaşlılığına ulaştığı halde cennete giremeyenin.'
Müslim, Birr 9, (251); Tirmizî, Daavât 110 (3539). Rivayetin yukarıdaki metni, Müslim'deki metindir.
157 - Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: Hiçbir evlad, babasının hakkını, bir istisna durumu dışında ödeyemez. O durum da şudur: Babasını köle olarak bulur, satın alır ve âzad eder.'
Müslim, Itk 25, (1510); Ebu Dâvud, Edeb 129, (5137); Tirmizî, Birr 8, (1907); İbnu Mâce, Edeb 1, (3659).
158 - Abdullah İbnu Amr İbni'l-Âs (radıyallahu anh) anlatıyor: 'Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) şöyle buyurdu: 'Allah'ın rızası babanın rızasından geçer. Allah'ın memnuniyetsizliği de babanın memnuniyetsizliğinden geçer.'
Tirmizî, Birr 3 (1900).
Tirmizi bu hadisi hem Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in sözü (merfu) olarak, hem de sahâbî sözü (mevkuf) olarak rivayet eder. Ayrıca mevkuf olarak rivayet eden tarîkin sahih olduğunu söyler.
159 - İbnu Amr (radıyallahu anh) anlatıyor: 'Bir adam, cihada iştirak etmek için Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'den izin istedi. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm): 'Annen baban sağlar mı?' diye sordu. Adam: 'Evet' deyince: 'Onlara (hizmet de cihad sayılır), sen onlara hizmet ederek cihad yap' buyurdu.
Buh
[15/7 20:26] Ömer Tarık Yılmaz: Abdullah İbnu Abbas'ın rivayetine göre, bir kadın, kendisine küpte yapılan şıra (nebîz) hakkında sordu. Kadına şu cevabı verdi: 'Abdulkays kabilesinin heyeti Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'e geldiği vakit: 'Bu gelenler kimdir?' diye sordu. 'Rebîalılar' diye kendilerini tanıttılar. Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm): 'Merhaba, hoş geldiniz. İnşaallah bu ziyaretten memnun kalır, pişman olmazsınız' buyurdu.
Misafirler: 'Biz uzak bir yerden geliyoruz. Sizinle bizim aramızda şu kâfir Mudarlılar var. Bu sebeple, size ancak haram ayında uğrayabiliyoruz. Öyle ise, bize kesin, açık bir amel emret, onu geride bıraktıklarımıza da öğretelim. Ve bizi cennete götürsün' dediler.
Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) de onlara dört emir ve dört yasakta bulundu: Önce tek olan Allah Teâla'ya imanı emretti ve sordu:
'İman nedir biliyor musunuz?'
'Allah ve Resûlü daha iyi bilir!' dediler. Açıkladı: Allah'tan başka ilâh olmadığına, Muhammed'in Allah'ın kulu ve elçisi olduğuna şehâdet etmek, namaz kılmak, zekât vermek, Ramazan orucu tutmak, harpte elde edilen ganimetten beşte birini ödemenizdir.'
Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) onlara şu kapları (şıra yapmada) kullanmalarını yasakladı: Hantem (topraktan mâmul küp), dübbâ (su kabağından yapılmış testiler), nakîr hurma kökünden ayrılan çanak, müzeffet -veya mukayyer- (içi ziftle -katranla- cilalanmış kap).
Buhârî, İman 40, İlm 25, Mevâkîtu's-Salât 2, Zekât 1, Farzu'l-Hums 2, Mevâkıb 4, Meğâzî 69, Edeb 98, Haberi'l-Vâhid 5, Tevhîd 56, Müslim, İmân 23, 24, 25 (17); Ebu Dâvud, Eşribe 7, (3692); Tirmizî, İman 5, (2614); Nesâî, İman, 25, (8, 120).
[15/7 20:26] Ömer Tarık Yılmaz: Karşılığında nefislerini sattıkları şeyi kıskançlıkları sebebiyle Allah’ın, kullarından dilediğine lütfuyla indirdiği vahyi inkâr etmeleri ne kötüdür! Bu yüzden gazap üstüne gazaba uğradılar. İnkâr edenlere alçaltıcı bir azap vardır.
[Bakara Sûresi.90]
[15/7 20:26] Ömer Tarık Yılmaz: “Ey rabbim! Ben, senden hakkında bilgi sahibi olmadığım bir şeyi istemekten yine sana sığınırım. Eğer beni bağışlamaz ve esirgemezsen, kaybedenlerden olurum!” (Hûd, 11/47)
[15/7 20:26] Ömer Tarık Yılmaz: Allah korkusu olmayan gönülde Allah sevgisi yaşamaz. Allah’ı seven sevilmeye layık olur.[Mehmet Akif Ersoy]
[15/7 20:27] Ömer Tarık Yılmaz: AKTÂB
Kutublar. Tasavvufta yüksek derecelere ulaşmış mübârek, kıymetli zâtlar Kutb'un çokluk şeklidir. (Bkz. Kutub)
[15/7 20:28] Ömer Tarık Yılmaz: Akna
A. Kanaatkâr
Kısaltmalar:
A. Arapça,
F. Farsça,
FR. Fransızca,
IB. İbranice,
İ. İtalyanca,
Moğ. Moğolca,
T. Türkçe,
Y. Yunanca,
E.T. Eski Türkçe
[15/7 20:28] Ömer Tarık Yılmaz: Cenaze öldüğü yerden başka bir yere nakledilip defnedilebilir mi?
Kişinin, öldüğü yerin kabristanına defnedilmesi müstehaptır. Nitekim sahabe-i kiram genelde vefat ettikleri yerde defnolunmuşlardır. Ancak, cesedin bozulmasından endişe edilmiyorsa cenazenin başka bir memlekete taşınmasında ve oraya gömülmesinde dini yönden bir sakınca yoktur. Ashaptan Sa’d b. Ebi Vakkas ve Said b. Zeyd’in (r.a.) Medine’nin dışında bulunan Akik’da vefat ettiği ve Medine’ye nakledildiği rivayet edilmiştir (Muvatta, Cenaiz 10; ayrıca bkz. Ali el-Kari, Fethu Babi’l-İnaye, II, 63).
Kabrin açılarak içindekilerin başka bir yere nakli konusuna gelince; kabrin bulunduğu yerden yol geçmesi, su altında kalması veya bulunduğu yerin başkasına ait olup sahibinin orada cenaze defnine izninin bulunmaması gibi zorunlu bir durum bulunmadıkça, ölünün başka bir mezarlığa nakledilmek üzere, defnedildiği yerden çıkarılması caiz değildir (İbn-i Abidin, Reddü’l-muhtar, I, 661).
[15/7 20:28] Ömer Tarık Yılmaz: Din Samimiyettir, İstismar İhanettir
O, ‘Hay’dır, diridir. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. O halde sadece Allah’a itaat ederek samimiyetle O’na ibadet edin. Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. (Mü’min, 40/65)
Muhterem Müslümanlar!
Okuduğum ayet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: “O, ‘Hay’dır, diridir. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. O halde sadece Allah’a itaat ederek samimiyetle O’na ibadet edin. Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.”[1]
Okuduğum hadis-i şerifte ise Peygamber Efendimiz (s.a.s) şöyle buyuruyor: “Allah, ancak samimiyetle ve kendi rızası için yapılan amelleri kabul eder.”[2]
Aziz Müminler!
Dinimiz İslam’ın özü samimiyettir. Samimiyet, içimizle dışımızın, özümüzle sözümüzün bir olmasıdır. Bütün söz ve davranışlarımızda Allah’ın rızasını gözetmektir. Samimiyet, imanımızı ve ibadetlerimizi her türlü riya ve gösterişten korumaktır.
Değerli Müslümanlar!
İmanı kemale erdiren samimiyettir. Yapıp ettiklerimizi ahiret sermayesine dönüştüren samimiyettir. İyiliği anlamlı kılan samimiyettir. Bilgiye değer katan samimiyettir. Allah Resûlü (s.a.s)’in اَلدِّينُ اَلنَّصِيحَةُ “Din, samimiyettir.”[3] hadisini şiar edinenler, istikamet üzere bir ömür yaşamaya gayret ederler. Ahde vefa gösterirler. Doğru sözlü ve dürüst olurlar; kimseyi aldatmazlar. Adaletten, hak ve hakikatten asla ayrılmazlar. Kul ve kamu hakkına riayet ederler.
Kıymetli Müminler!
Rabbimizin rızasından uzaklaştıran kötülüklerden birisi de istismardır. İstismar, insanların inançlarını, duygularını ve zaaflarını kişisel çıkarlara alet etmektir. Dinimizin yüce değerleriyle insanları aldatmaktır. Maddi ve manevi imkânları sömürerek güç elde etmektir. Hâsılı istismar, Allah’a, Kur’an’a, Peygamber’e, insana ve topluma ihanettir.
Muhterem Müslümanlar!
İstismarcı insanların amacı, asla Allah rızası değildir. Onlar, İslam’ı şahıslar üzerine bina ederler. Hak ve hakikatin yegâne temsilcilerinin kendileri olduğunu iddia ederler. Kur’an’ın ifadesi ile “Onlara, ‘Yeryüzünde fesat çıkarmayın’ denildiğinde, ‘Biz ancak ıslah edicileriz’ derler. Hâlbuki onlar bozguncuların ta kendileridir. Lâkin anlamazlar.”[4] Evet, ayet-i kerimelerde de işaret edildiği gibi bu tür kişiler, suret-i haktan görünerek toplumu ifsat ederler. Milli ve manevi değerler üzerinden güç devşirirler. İnsanların iyi niyetlerini suistimal ederler, geleceklerini çalarlar.
Kıymetli Kardeşlerim!
Bundan tam yedi yıl önce 15 Temmuz gecesinde, milletimizin birliği ve devletimizin bekası FETÖ tarafından hedef alındı. Ancak o gece, Rabbimizin yardımı yine bizimleydi. Millet ve devlet el ele vererek, bozguncuların karşısında dimdik durduk. Destansı bir direnişle dâhili ve hârici hainlerin emellerini boşa çıkardık. وَمَكَرُوا وَمَكَرَ اللّٰهُۜ وَاللّٰهُ خَيْرُ الْمَاكِر۪ينَ۟ “Onlar tuzak kurdular. Allah da onların tuzaklarını bozdu. Allah, tuzak bozanların en hayırlısıdır.”[5] Nice kardeşimiz bu direnişte şehadete yürüdü. Nice kardeşimiz de gazilik nişanesini bir şeref madalyası olarak bedeninde taşımaktadır.
Aziz Müslümanlar!
İstismarcı kişi ve yapıların tuzaklarına bir daha düşmemek için, dinimizi sahih kaynaklardan, ehil ve güvenilir kişilerden öğrenelim. Yüce Kitabımız Kur’an-ı Kerim’i ve Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in sünnetini doğru anlayıp hayatımıza aktaralım. Ailemizde, insani ilişkilerimizde, ticaretimizde, işimizde, hâsılı hayatımızın her alanında güveni ve samimiyeti esas alalım. Geleceğimizin teminatı olan çocuklarımızı ihmal etmeyelim. Onları ailesine, çevresine, vatanına, milletine ve insanlığa faydalı kişiler olarak yetiştirelim. Ülkemizi ve aziz milletimizi fitne ve fesada sürüklemek isteyenlere kar
[15/7 20:29] Ömer Tarık Yılmaz: 10.
عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ يَعْمَرَ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ الْحَجُّ عَرَفَاتٌ الْحَجُّ عَرَفَاتٌ الْحَجُّ عَرَفَاتٌ أَيَّامُ مِنًى ثَلاَثٌ ( فَمَنْ تَعَجَّلَ فِى يَوْمَيْنِ فَلاَ إِثْمَ عَلَيْهِ وَمَنْ تَأَخَّرَ فَلاَ إِثْمَ عَلَيْهِ ) وَمَنْ أَدْرَكَ عَرَفَةَ قَبْلَ أَنْ يَطْلُعَ الْفَجْرُ فَقَدْ أَدْرَكَ الْحَجَّ
Abdurrahman b. Ya’mer (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.s.) şöyle buyurdu: 'Hac arafattır, Hac arafattır, Hac arafattır, Minâ günleri ise üç gündür.' '... Kim iki gün içerisinde Minâ’dan Mekke’ye dönerse ona günah yoktur, kim de geri kalırsa yolunu Allah ve kitapla bulduğu takdirde günaha girmemiş olur...' (Bakara,2/ 203) Fecr doğmadan önce Arafat’a yetişen kişi Hacca yetişmiş olur. (Tirmizi, 'Tefsîru'l-Kur'ân', 2)
[15/7 20:29] Ömer Tarık Yılmaz: 'Mü'minler gerçekten kurtuluşa ermişlerdir. Onlar ki, namazlarında derin saygı içindedirler. Onlar ki, faydasız işlerden ve boş sözlerden yüz çevirirler. Onlar ki, zekatı öderler. Onlar ki, ırzlarını korurlar.'
(Mü'minûn, 23/1-5)
http://www.duavesureler.com
[15/7 20:29] Ömer Tarık Yılmaz: 'Allah'u Teala buyurdu ki: ‘İnsanoğlunun her ameli kendisi içindir. Ancak oruç müstesna. Çünkü o benim içindir ve onun mükafatını ben veririm...'
(Buhâri, 'Savm', 9; Müslim, 'Sıyâm', 30)
http://www.duavesureler.com
[15/7 20:29] Ömer Tarık Yılmaz: 'Allah'ım, Bana ve anne babama verdiğin nimetlere şükretmemi, senin razı olacağın salih amel işlememi bana ilham et. Neslimi de salih kimseler yap. Şüphesiz ben sana döndüm. Muhakkak ki ben sana teslim olanlardanım.'
(Ahkâf, 46/15)
http://www.duavesureler.com
[15/7 20:30] Ömer Tarık Yılmaz: 'Her şeyiyle dünyaya yönelip Allah’tan mahrum kalmak kâfirlerin ve münafıkların halidir.' Osman Bedreddin Erzurûmî [rahmetullahi aleyh]
Semerkand Takvimi
[15/7 20:30] Ömer Tarık Yılmaz: Hızır Aleyhisselâmı Görme Sebebi
Bilâl b. Havvâs [kuddise sırruhû] anlatıyor:
Bir gün, İsrail çölünde yolculuk yapıyordum. Yanıma bir zat yaklaştı. Onu aniden görünce önce şaşırdım. Ancak daha sonra kalbime onun Hızır aleyhisselâm olduğu ilham edildi, kendisine sordum:
– Allah hakkı için söyle, sen kimsin?
– Ben kardeşin Hızır, dedi.
– Sana bir soru sormak istiyorum, dedim.
– Buyur sor, dedi.
– İmam Şâfiî hakkında ne dersin?
– O, evtâddan (dört büyük evliyadan) biridir, dedi.
– Ahmed b. Hanbel hakkında ne dersin?
– O, sıddıklardan biridir, dedi.
– Peki, Bişr b. Hâris hakkında ne dersin?
– Bu zamanda onun gibisi gelmedi, dedi.
– Pekâlâ, seni hangi sebeple gördüm, diye sordum.
– Annene yaptığın iyilik ve hürmetin sayesinde, buyurdu.
Beden Terbiyesi
Her insan için temiz ve pak olmak, güçlü bir bedene sahip olmak gereklidir.
Bir hadis-i şerifte buyrulmuştur: Kuvvetli olan mümin, zayıf olan bir müminden hayırlıdır (Müslim).
Semerkand Takvimi
[15/7 20:30] Ömer Tarık Yılmaz: • Hz. Âişe Annemizin (r.anhâ) Vefatı (678)
• 2. Viyana Kuşatması (1683)
Semerkand Takvimi
[15/7 20:30] Ömer Tarık Yılmaz: Örtünme
Dinimizde erkeğin ve kadının avret yerlerini örtmesi konusu tartışma götürmeyecek derecede açık, kesin ve şekli belirli bir hükümdür. Avret yerlerini örtmek farzdır. Bu konudaki ilâhî emir kesindir. Bu emir her mümine verilmiştir ve kıyamete kadar geçerlidir. Örtünme şekli, şahsa ve duruma göre az çok değişse de hüküm değişmez. Böyle olması rahmettir. O, aynı zamanda örtünmenin bir insan, aile ve cemiyet için ne kadar gerekli olduğunu da göstermektedir. Akıllı olup bulûğa eren her erkek ve kadın emredilen yerlerini örtmekle yükümlüdür.
Yüce Allah şöyle emretmiştir: Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini haramdan sakınsınlar. Irzlarını korusunlar. Görülmesi tabii olan yerler hariç ziynet yerlerini açmasınlar. Baş örtülerini yakalarının üzerine kadar salsınlar. Ziynet yerlerini izin verilenler dışında kimseye göstermesinler. Bir de ayak bileklerine taktıkları gizli süsler bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Ey müminler, (önceki kusurlarınızdan dolayı) hepiniz Allah’a tövbe edin. Umulur ki kurtuluşa erersiniz ?(Nûr 24/31).
Semerkand Takvimi
[15/7 20:30] Ömer Tarık Yılmaz: • 15 Temmuz Şehidler Günü
'Allah Teâlâ’dan gafil olmak, ateşte olmaktan beterdir.' Cüneyd-i Bağdâdî [kuddise sırruhû
Semerkand Takvimi
[15/7 20:31] Ömer Tarık Yılmaz: Dokuz Cümle
Hz. Ali [radıyallahu anh] dokuz cümle söylemiştir. İnsanın nefsanî arzuları, bunlardan birine dahi katılmayı istemez.
1. Üç tanesi münâcâtta söylenmiştir.
2. Üç tanesi ilimde söylenmiştir.
3. Üç tanesi de edep bahsinde söylenmiştir.
Münâcâtta geçen üç cümle şöyledir:
1. Şeref olarak Rabbim bana yeter.
2. Övünmek için Allah’a kul olmam yeter.
3. Senin sevgin beni kuşattı, sana Rab olarak iman ediyorum. Sevdiğin ve razı olduğun şeylere beni ulaştır.
İlimde geçen üç cümle şöyledir:
1. İnsan, dilinin altında gizlidir.
2. Konuştuklarınız ile tanınırsınız.
3. Kendi değer ve vakarını bilen insan zayi olmaz.
Edepte söylenen üç cümle şöyledir:
1. Kime iyilik edersen et, onun efendisi olursun.
2. Dilediğin kimseye ihtiyacını arzetme ki onun gibi olmayasın.
3. Eğer biriyle çekişirsen, onun esiri olursun.
Âlimler arasında Allah’ı en çok bilen; onların yüce Allah’ı en çok seveni ile, lâ ilâhe illallah diyen tevhid ehline en çok saygı duyanıdır.
Semerkand Takvimi
[15/7 20:31] Ömer Tarık Yılmaz: Bir Ayet
'Mü'minler gerçekten kurtuluşa ermişlerdir. Onlar ki, namazlarında derin saygı içindedirler. Onlar ki, faydasız işlerden ve boş sözlerden yüz çevirirler. Onlar ki, zekatı öderler. Onlar ki, ırzlarını korurlar.'
(Mü'minûn, 23/1-5)
Daha fazlası için Bir Ayet Hadis Dua uygulamasını hemen indir; Google Play: https://birayethadisdua.page.link/app?ayet=7heRjVfblKQ=
[15/7 20:32] Ömer Tarık Yılmaz: Bir Hadis
“Canım elinde bulunan Allah’a yemin ederim. İstedim ki Allah yolunda savaşıp öldürüleyim, sonra diriltileyim, sonra öldürülüp tekrar diriltileyim, daha sonra tekrar öldürüleyim ve diriltileyim.”
(Buhari, Temenni, 1.)
Daha fazlası için Bir Ayet Hadis Dua uygulamasını hemen indir; Google Play: https://birayethadisdua.page.link/app?hadis=7heRjVfblKQ=
[15/7 20:32] Ömer Tarık Yılmaz: Bir Dua
“Allah'ım, 15 Temmuz gecesi canlarını din ü devlet, mülk ü millet, istiklal ve istikbalimiz için feda eden aziz şehitlerimizi sonsuz rahmetine gark eyle…”
Daha fazlası için Bir Ayet Hadis Dua uygulamasını hemen indir; Google Play: https://birayethadisdua.page.link/app?dua=7heRjVfblKQ=
[15/7 20:32] Ömer Tarık Yılmaz: Tanıdığınız ve tanımadığınız herkesle selamlaşın. Hadis-i Şerif
[15/7 20:33] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Ayeti
Onlar, inananlar ve kalpleri Allah’ı anmakla huzura kavuşanlardır. Biliniz ki, kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur.
(Ra’d, 13/28)
[15/7 20:33] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Hadisi
Sadaka vermek maldan hiçbir şey eksiltmez. Allah ( insanları) affeden kulunun mutlaka izzet ve onurunu artırır. Allahiçin tevazu göstereni Allah muhakkak yükseltir.
(Muslim)
[15/7 20:33] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Duası
Allah’ım! Biz, bu yolculuğumuzda Senden iyilik ve takva, bir de hoşnut olacağın ameller işlemeyi nasip etmeni dileriz. Allah’ım! Yolculuğumuzu kolay kıl ve uzağını yakın et!..
(Müslim, Ebu Dâvûd, Tirmizî)
[15/7 20:33] Ömer Tarık Yılmaz: Vaktin Esmaül Hüsnası
El-Muksit
Adil, hakla hükmeden
[15/7 20:33] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Hikayesi
Üzerimize Değil Çevremize Yağdır
Bir Cuma günü Resûlüllah (sav) ayakta hutbe okurlarken bir adam Mescid'e girip:
- Ey Allah'ın Resulü! kuraklık ve kıtlıktan mallar helak oldu, yollar kesildi sefere çıkılmaz oldu. Allah'a duâ et de bize yağmur versin, der.
Resûlüllah (sav) ellerini kaldırdı sonra buyurur:
(Allâhümme eğisnâ, Allâhümme eğisnâ, Al-lâhümme eğisnâ). 'Allah'ım bize yağmur ver, Allah'ım bize yağmur ver, Allah'ım bize yağmur ver.'
Gökte ne bir bulut ve ne de bir bulut parçası vardı. Birden dağın arkasından kalkan şeklinde bir bulut çıkar. Göğü ortaladığı zaman yayılır. Sonra yağmur yağmaya başlar. Bir hafta yağmurdan güneşi görülmez.
Sonra ertesi cuma, aynı adam gelir.
Resûlüllah (sav) ayakta hutbe okuyordu.
Adam :
-Ey Allah'ın Resulü! yağmur felâketinden mallar helak oldu, yollar kesildi. Allah'a duâ et de yağmuru bizden kessin, der.
Bunun üzerine Resûlüllah (sav) ellerini kaldırdı, sonra şöyle buyurur:
(Allâhümmehavâleynâ ve lâ aleynâ. Allâhümme ale'lâkâmi ve'zzirâbi ve butûni'l-evdiyeti vemenâbiti'ş-şeceri). 'Allah'ım! Üzerimize değil, çevremize yağdır. Allah'ım! Tepelere, dağlara, vadilerin yataklarına ve ağaçların diplerine yağdır”
Hemen yağmur kesilir. Ortalığı güneş kaplar.
[15/7 20:33] Ömer Tarık Yılmaz: Ey celal ve ikram sahibi, Cehennemin, varıp ulaşacağımız son durak olmasından Sana sığınırız; Cenneti bizim için ebedî bir sığınak ve istirahat mekanı kılmanı rahmetinden dileniriz.
[15/7 20:33] Ömer Tarık Yılmaz: İleride birtakım fitneler meydana gelecektir. O zaman oturan kişi, ayakta durandan; ayakta duran, yürüyenden; yürüyen de koşandan daha hayırlıdır. Fitne çıkarmaya yeltenen kişi kendisini o fitnenin içinde buluverir. Kim de (fitneden kurtulup) sığınacak bir yer bulursa hemen oraya sığınsın.
(Buhârî, Fiten, 9)
[15/7 20:34] Ömer Tarık Yılmaz: GÜNÜN TARİHİ......... HAZRET-İ ÂİŞE VÂLİDEMİZ
Resûlullahın “sallallahü aleyhi ve sellem” zevce-i mutahherası ve Hazret-i Ebû Bekr-i Sıddîk’ın kızıdır. Annesi, Ümm-i Rûman’dır. Hicretten önce Mekke’de doğup, hicrî 57 (mîlâdi 13 Temmuz 676)’de 65 yaşında Medine’de vefât etti. Bakî Kabristanı’ndadır.
Hatîce-i Kübrâ’nın vefâtından 1 yıl sonra, Allahü teâlânın emri ile, hicretten 1 yıl önce nikâh edildi. 3 sene sonra, Medine’de Hücre-i Seâdete getirilmekle şereflendi. O zaman Peygamber efendimiz 55 yaşında idi. Resûlullah tarafından çok sevilir ve çok övülürdü. Nikâhı, Allahü teâlânın emri ile yapıldı. Âyet-i kerîme ile methedilmiştir. O, mü’minler olarak hepimizin annesidir. Evlâdı olmadı. Resûlullahın vefâtında 18 yaşında idi. Eşine ender rastlanacak bir takvâya sâhipti. Dünyaya kıymet vermezdi. Çok akıllı, zekî, âlime, edîbe ve afîfe ve sâliha idi. Hâfızası pek kuvvetli olduğu için, Eshâb-ı kirâm, birçok şeyleri ondan sorup öğrenirdi. Pek çok hadîs-i şerîf haber verdi.
Hazret-i Alî şehîd edilince pek üzüldü. Bâzıları kendisine çok iftirâ ediyor. Hazret-i Alî’yi sevmezdi diyorlar. Hâlbuki (Alîyi sevmek îmândandır.) hadîs-i şerîfini, Hazret-i Âişe vâlidemiz haber verdi. Böylece, onu sevdiğini ve herkesin de sevmesi lâzım geldiğini bildirdi.
YURDUMUZ.......DİASPOR KRİSTALİ
Dünyada sadece Türkiye'de çıkarılan ve 50 milyar dolarlık rezervi olduğu tahmin edilen 'Diaspor Kristali' dünya piyasasına açılıyor. Son yıllarda mücevher sektörünün gözdesi hâline gelen ve pırlantaya alternatif olarak gösterilen diaspor kristali, 9 farklı renkte olan bu taşlardan 3 çeşidi Türkiye’de Muğla'nın Milas ilçesindeki madenden gram gram yılda ortalama 750 kilogram kadar çıkarılıyor. Çıkarılan kristalin ancak %2'si işlenebiliyor.
Elmas kadar değerli değil ama, elmastan 10 bin kat daha nâdir bir tek ocaktan çıkıyor. Elmas ise 5 kıtadan çıkıyor. Diaspor kristalinin fiyatı, kratı, süslemesi ve işlemesine göre 100 bin dolara kadar alıcı buluyor.
13.07.2023 - Türkiye Takvimi - https://play.google.com/store/apps/details?id=turkiyetakvimi.takvim
[15/7 20:34] Ömer Tarık Yılmaz: SOHBET................... BEŞ NASİHAT
Ebû Eyyûb-i Ensarî hazretleri Radıyallahü anh, Resûlullah sallallahü aleyhi veselleme dedi ki:
“Ya Resûlallah! Bana öyle az ve öz bir nasîhat et ki, onu hem aklımda tutabileyim, hem de onunla amel edebileyim.”
Resûlullah efendimiz sallallahü aleyhi vesellem buyurdu ki:
Şu beş şeyi sana tavsiye ediyorum:
1- Halkın elinde olanlara göz dikme ve onlardan ümîdini kes! Bu, zenginliğin tâ kendisidir.
2- Tamahtan sakın! Zîrâ tamah peşin fakirliktir.
3- Namazı öyle kıl ki; sanki bu senin en son namazındır ve artık diri kalıp da diğer namazı kılamayacaksın.
4- Sonradan mecbur kalıp da özür dileyeceğin bir ameli yapmaktan sakın!
5- Kendin için sevdiğin şeyi din kardeşin için de sev!
NÜKTE..........SİGARA TİRYAKİSİ
1. Tiryâkiyi köpek ısırmaz; çünkü yanında sürekli baston taşır.
2. Tiryâkinin evine hırsız girmez; çünkü sabaha kadar öksürür.
3. Tiryâki kolay kolay yaşlanmaz; çünkü genç yaşta ölür.
4. Tiryâki alçak gönüllüdür; çünkü herkesten kolayca zehir ister.
5. Tiryâki bonkördür; çünkü zehiri herkese ikram etmek ister.
GÜNÜN TARİHİ...........II. VİYANA KUŞATMASI
Sultan IV. Mehmed Hân, Avusturyalıların kanlı sınır hâdi-selerine son vermek ve Orta Macaristan Kralı olarak tanıyıp himaye ettiği Tökeli İmre’ye yardım etmek için, 12 Ekim 1682’de Avusturya Seferine çıktı. Belgrat’a geldi. İleri geçmeyip, kumandayı Yanıkkale ve Komran kalelerinin fethi vazîfesiyle, Merzifonlu Kara Mustafa Paşaya devretti. Viyana düşürüldüğü takdirde, Avusturya’nın payitahtı ele geçirilmiş olacağından bütün Avusturya itaat altına alınabilecek ve Orta Avrupa’da Türk hâkimiyeti sağlam bir şekilde tesis edilmiş olacaktı. 162 bin kişilik Osmanlı Ordusu, 14 Temmuz 1683’de Viyana’yı kuşattı. Şehrin zaptı yakınlaşmışken, Lehistan kralı Sobieski’nin 120 bin kişilik yardım kuvvetini, Kırım Hânı Murad Giray Hânın durdurmaması üzerine, bu Viyana Kuşatması neticesiz kaldı.
14.07.2023 - Türkiye Takvimi - https://play.google.com/store/apps/details?id=turkiyetakvimi.takvim
[15/7 20:34] Ömer Tarık Yılmaz: GÜNÜN TARİHİ.......... KISA KISA 15 TEMMUZ
• 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi ile ilgili açılan 289 dâvâdan hepsi sonuçlandı.
• 134 bine yakın kişi gözaltına alınıp sorgulandı.
• Tutuklanan örgüt üyesi sayısı 50.400.
• TSK’inden bugüne kadar 24.395 personel ihraç edilmiş, 2.567 personelin rütbeleri geri alındı.
• Darbe dâvâsında 8.724 kişi hakkında karar verildi.
• 85’i eski general, 1.116 subay olan 4.891 sanık hakkında mahkumiyet kararı verildi.
• 24 eski general ve 536 subayında olduğu 1.634 kişiye ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi.
• 1.891 sanık hakkında, 1 yıl 2 ay ile 20 yıl arasında hapis cezasına hükmedildi. 2.870 kişi beraat etti.
• 289 davadan 265’i yargıtaya ulaştı.
• Yargıtay tarafından 139’u tasdik edildi. 50 karar bozuldu.
• 143 dâvâ kesinleşmiş oldu.
• Diğer dâvâların Yargıtay'daki temyiz incelemesi sürüyor.
• Ceza evinde bulunanların sayısı 33.308.
• Kaçak olan 8.500 örgüt üyesnin yakalama kararı var.
• ABD’den 227, Almanya’an 129, Yunanistan’dan 97, Belçika’dan 52, Hollanda’dan 33, İngiltere’den 31 kişinin iâdesi istendi.
• Açığa alınan 38.000 kişiyle ilgili araştırma devam ediyor.
• 5.602’si akademisyen 125.800 kamuda çalışan ihraç edildi.
• KHK ile ihraç edilen kamu görevlisi 4.464.
• Hâlen 100.661 soruşturma devam ediyor.
• FETÖ ile bağlantısı tespit edilen 2.284 okul ve 1.000’den fazla dershane, bundan başka dernek, vakıf, okul, dershane, sendika, üniversite, medya organı gibi toplam 5.000’in üzerinde kuruluş kapatıldı, mal varlıkları da hazineye devredildi.
• 170 dış ülkede 767 okulu, dünyada 520 şirketi, 269 vakfı, 205 medya kuruluşu, 252 STK, 327 dernek ve 216 hastanenin örgüte bağlı olduğu biliniyordu.
ZEKÂ BULMACASI........... BEN KİMİM
Evleri olmayan şehirlerim, ağaçları olmayan ormanlarım, suyu olmayan ırmaklarım, taşıt aracı olmayan yollarım var. Ben kimim? (Cevabı yarın)
15.07.2023 - Türkiye Takvimi - https://play.google.com/store/apps/details?id=turkiyetakvimi.takvim
[15/7 20:34] Ömer Tarık Yılmaz: Ravi: Abdurrahman İbnu Muaz (ra)
Biz Mina'da iken Resulullah (sav) bize hitab etti. Kulaklarımız öylesine açıldı ki, sanki her ne söylese bulunduğumuz yerden (rahat) işitiyorduk. Bir ara, halka menasikini öğretmeye başladı. Böylece taşlama yerine kadar geldi. (Konuşurken) şehadet ve orta parmağını (kulaklarına) koymuştu. (Atılacak taşların nohut büyüklüğündeki) fırlatma taşı olduğunu söyledi. Muhacirlerde emrederek Mescidin ön kısmında konaklamalarını, Ensar'a da Mescid'in arka kısmında konaklamalarını söyledi.' Ravi der ki: 'İşte bundan sonradır ki herkes (bineklerinden inip) yerleşti.'
Bu hadisin yer aldığı kitaplar: Ebu Davud, Menasik 70, (1951), Nesai, Hacc 189, (5, 249)
Hadisin Açıklaması:
1- İki rivayet, Mina'da Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın verdiği hutbe hakkında bilgi vermektedir:
1) Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) kuşluk vakti hitab etmiştir.
2) Taşlama mahallinde hitab etmiştir,
3) Hitabetini bir binek üzerinde yapmıştır.
4) Mina'da belli başlı grupların yerlerini ayrı ayrı ta'yin etmiş, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın bu ta'yininden sonra hacılar yerleşmişlerdir.
5) Hacı kâfilesi, kendi sesini işitemeyecek kadar kalabalık olduğu için -Mirkat'ta kaydedilen rakama göre 130 bin kadar- Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) sözlerini tekrar ederek uzaktakilere ulaştıracak aracılar kullanmıştır. Hz. Ali bunlardan biridir.
6) Hutbe dinlerken halk serbesttir: İsteyen oturarar, isteyen ayakta dinlemektedir.
7) Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) atılacak taşların büyüklüğüne varıncaya kadar haccla ilgili teferruat üzerinde durmuş, halka ta'lim etmiştir.
2- Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) sesinin daha kuvvetli çıkması, herkes tarafından daha iyi işitilmesi için ellerini kulakları hizasına kaldırıp ikişer parmağını