bizim doktor
Günün yazısı
[1/7 14:57] Ömer Tarık Yılmaz: DÜNYAYA KAPILMAMAK
Bir Hadis:'Dünyada bir garip veya yolcu gibi ol. Kendini kabirdekilerden kabul et.” (Tirmizî, rakam: 2333)Somuncu Baba Diyor ki:“Hz. Peygamber (s.a.v.), fânî yurtta yaşayan insanın olup bitenlere aldanmamasını, cereyan eden fesatlara kapılmamasını istemektedir. Allah yolunda yürüme azminde olan kişi, bu gurur yurdundan kendini uzaklaştırmalı, surûr yurdunu vatan edinmeye çalışmalı, şer gürûhunu bırakıp din yoluna geçmelidir. Böyle yaparsa ölmeden önce ölür, kabre girmeden önce haşrolur.'Hadisin Yorumu:Hayata gelmiş olduğumuz yeryüzü ve evren insanlığın hizmetine sunulmuştur. Allah, yaratmış olduğu tek akıllı mahlûk olan beşer için bütün bir kâinatı âmâde kılmıştır. Etrafında bu kadar nimet yaratılmış olduğuna göre kul tabîî olarak bunlardan yararlanmaya bakacak ve hayatını daha kaliteli hâle getirecektir. Bundan daha doğal bir şey olamaz. Zaten Rabb’imiz şöyle buyurmaktadır:“Yeryüzünde ne varsa tamamını sizin için yaratan O’dur.” (Bakara, 29)“Rabb’imiz! Bize dünyada da âhirette de iyilik ver. Bizi cehennem azâbından koru.” (Bakara, 201)Bu sebeple insanın hayatını kolaylaştıran her icat ve imkân Müslümanlar tarafından kabulle karşılanır. Zira mü’min için dünya kendisine eziyet edeceği ve hayatı zindana çevireceği bir mekân değildir.
Nasihat Takvimi
https://play.google.com/store/apps/details?id=com.nasihattakvim
[2/7 19:35] Ömer Tarık Yılmaz: KONUŞMA ÜSLÛBU
Kitabımıza ve hadis eserlerine baktığımızda şunu çok net bir şekilde görürüz: Ne Rabb’imiz ne de Peygamberimiz insanlara İslâm’ı sunarken çirkin ifadeler kullanmamışlardır. Kur’an’da böyle bir âyet olmadığı gibi Hz. Peygamber (s.a.v.)’in hadislerinde de böyle çirkin bir söz yoktur. Biz kendimize Allah’ın kitabı ile Rabb’imizin rehber olarak önümüze koyduğu Hz. Peygamber (s.a.v.)’e tâbi olacağımıza göre, üslûbumuz her ikisinin istediği çerçevede olmalıdır. Hatta tasavvuf büyüklerinin kitaplarına baktığımızda da bunu görürüz.Kullanılan dil tatlıdır ve insan kazanmaya yöneliktir. Bu bize gösteriyor ki bu üslûba uymadan İslâm adına gerçekleştirilen her davet veya ahlâkî öğüt çizgi dışıdır. Yazarı veya söyleyeni kim olursa olsun, Allah ve Rasûlü’nün üslubuna uymadığı için kabul edilemez. Müstehcen ve çirkin ifadelerle İslâm’ın mesajı veya ahlâkı anlatılmaz. Eğer bu gerekli bir üslup olsaydı, Câhiliye şiirlerinden anladığımız üzere, müstehcenliğin zirvede olduğu bir coğrafyada Allah ve Rasûlü de bu üslûbu benimserdi. Lâkin böyle bir durum yoktur. Bu sebeple de bu yola uymayan her türlü üslup reddedilir. Ayrıca insanları dine ve ahlâka davet eden bir insan, gayr-i ahlâkî veya kaba bir dil kullandığı takdirde onu dinleyenler nezdinde ağırlığını ve saygınlığını kaybeder, konuşmalarından kimse etkilenmez.
Nasihat Takvimi
https://play.google.com/store/apps/details?id=com.nasihattakvim
[3/7 23:56] Ömer Tarık Yılmaz: KIBIR NEYIN GÖSTERGESIDIR?
Kibir, bir başka ifadeyle kendini beğenmenin kökeninde karşısındaki kimseleri küçük görme duygusu yatar. Burada nefsânî bir tatmin söz konusudur. Diğer insanları hakir, kendisini yüksekte görerek gururlanır, nefsini rahatlatır, şeytanı sevindirir. Bu bazen yaratılış itibarıyla kendisini yüksekte görmek olarak tezâhür eder. Yakışıklı veya güzel olmasından nefsine pay çıkarır. Kendisi gibi olmayanları alaya alır ve belki de taklit eder. Oysa yaratılıştan gelen özelliklerin hiçbiri insanın kendi kazanımı değildir. Bu yüzden başkalarını küçük görerek alaya almak ahlâkî açıdan o insanın ne kadar düşük bir seviyede olduğunun göstergesidirÇünkü etrafındakileri ezilecek böcekler gibi görmeye başlamasından sonra onlara insan olarak bakması bile günden güne zayıflar ve hatta çevresindekilerin dertleri ile sorunlardan zevk almaya başlar. Kibrin ikinci kısmı ve en tehlikelisi insanın elde ettiği dünyalık ile başkalarına karşı böbürlenmesidir. Bu yola girenin tabiatı zamanla Fir’avunlaşır. Herkese bakışı değişir ve bulunduğu her ortamda varlığını hissettirmeye başlar. En kötüsü de küçümser bakış ve konuşma tarzı ile civarında bulunanları rahatsız eder, onları ezer. Bu tür insanlarda yardım ve merhamet duygusu yok olur. Yapsalar bile bir beklentileri mutlaka vardır
Nasihat Takvimi
https://play.google.com/store/apps/details?id=com.nasihattakvim
[5/7 23:09] Ömer Tarık Yılmaz: HAYAT HEP AYNI DEVAM ETMEZ
Akıllı bir insan düşünecek olsa şu gerçekle yüzleşir: İnsanoğlunun hayatı inişler ve çıkışlarla doludur. Mutlu olduğu zamanlar olur, üzüldüğü vakitler olur. Çok önemli bir makama gelmişken bir gün ânîden oradan alınabilir. Kezâ maddî olarak çok rahatladığı dönemler olabileceği gibi tam tersi durumlara düştüğü de olur. Büyüklerimizin deyişiyle “zenginlik ve fakirlik bir kapıda durmaz.”Kaldı ki aynı durumlar bizim de başımızdan geçebilir. Hayatın insanın önüne ne çıkaracağı hiç belli olmadığı için, her zaman şükür makamında olmak ve azgınlaşmamak, Rabb’imizin bizlerden istediği haldir. Çünkü “ne oldum değil ne olacağım demek” her zaman göz önünde bulundurulması gereken temel bir düsturdur. Kişinin belki de en çok kuşanması gereken libas tevâzudur. Gerek maddî imkânları ve gerekse geldiği makamlar itibarıyla ne oldum delisi olmamalıdır. Hayatın geçici olmasından ve yarın ne olacağını kendisi dâhil hiç kimse bilemeyeceğinden, alçak gönüllülüğü elden bırakmamak gerekir. Bu, insanın hem yaşadığı hayatı mutlu ve huzurlu bir şekilde sürdürmesi, hem de bir imtihan yurdu olan dünyada âhiret sermâyesini artırması açısından mühimdir.
Nasihat Takvimi
https://play.google.com/store/apps/details?id=com.nasihattakvim
[5/7 23:09] Ömer Tarık Yılmaz: KULLUĞUN ZORLAŞTIĞI ZAMANLAR
Dünya âhirete doğru yaklaşırken mü’minlerin imtihanları da zorlaşmaktadır. Çünkü haram çeşitleri sürekli artmaktadır. Yüz yıl önceki haramlar ile günümüzdekiler sayı olarak aynı değildir. Ayrıca bunların insana saldırma şiddetleri de eşit değildir. Önceleri insanların dikkatlerini üzerine çekecek haramlar neredeyse yok idi. Ama günümüzde öyle mi?Evinizden çıktığınızda gideceğiniz yere varana kadar binlerce haram gözünüze takılır. Bunlardan kaçmanız mümkün değildir. Bunun yanında televizyonunuzu açtığınızda, gazetenize göz attığınızda haramlar üzerinize hücum eder. Göze hitap eden haramlar yanında, insanın nefsine yenik düşmesine sebep olacak haram çeşitleri de binlerce kat artmıştır. Bütün bu olumsuzlukları bir araya getirdiğimizde dinimizi yaşamanın geçmiş zamanlara göre zorlaştığını söylemek durumundayız. Bu da peşinden imanımızı ve ihlasımızı sağlam tutmak için daha fazla çabalamamız gerektiğini göstermektedir. Pek çok İslâm büyüğünün, “Zaman imanı kurtarma zamanıdır.” demesi bundandır. Çünkü şehevât ile haram yoldan para kazanma hırsı başta olmak üzere pek çok gayr-i meşrû yol insanı kendisine doğru çekmeye çalışmaktadır. Bunlara karşı mücâdele edebilmek ise, başta sağlam bir iman, sonrasında da bu imanı devamlı surette canlı ve güçlü tutacak amel desteğiyle olur.
Nasihat Takvimi
https://play.google.com/store/apps/details?id=com.nasihattakvim
[7/7 21:24] Ömer Tarık Yılmaz: BÜYÜK İNSAN
Hz. Peygamber (s.a.v.) yüksek ferâseti ile ümmetinin, yani bizlerin ne tür bâdirelerden geçeceğini biliyordu ve bugün aynıyla yaşamaktayız. Bu aynı zamanda içinden geçtiğimiz sınavlarla yüzleşeceğimizin de habercisidir. Bu sebeple asıl olan, imtihanları başarılı bir şekilde tamamlayarak âhirete doğru güler yüzle yola çıkabilmektir. Allah Rasûlü zor zamanları haber vererek şöyle buyurmuşdur:“(Ashâbım!) Sizler öyle bir zamanda yaşıyorsunuz ki, içinizden biri emrolunduğu şeylerin onda birini terk etse helâk olur. Sonra öyle bir zaman gelecek ki, onlardan kim emrolunduğu şeyin onda birini yapsa kurtulur.” (Tirmizî, 2267.)“Öyle bir zaman gelecek ki, o zaman şu üç şeyden daha kıymetli bir şey olmayacaktır: Helal para, can u gönülden arkadaşlık yapılacak bir kardeş ve kendisiyle amel edilecek bir sünnet.” (Taberânî, Evsat)“(Fitneler zuhûr ettiği vakit) kişi mü’min olarak sabahlayacak, akşam kâfir olacaktır. Veya mü’min olarak akşamlayacak sabah kâfir olacaktır. Dinlerini küçük dünya menfaati karşılığı satacaklardır.” (Müslim, 118.) “Öyle bir zaman gelecek ki doğru söyleyenler yalanlanacak, yalancılar ise doğrulanacak. Güvenilir kimseler hâin sayılacak, hâinlere güvenilecek. İnsanlar şahitlik etmeleri istenmediği halde şahitlik edecekler, yemin etmeleri istenmediği halde yemin edecekler.” Taberânî, Kebîr, 24/310.
Nasihat Takvimi
https://play.google.com/store/apps/details?id=com.nasihattakvim
[7/7 21:24] Ömer Tarık Yılmaz: EĞITIM AILEDE BAŞLAR
Bütün anne ve babalar çocuklarını en iyi şekilde yetiştirmek ister. İş uygulamaya gelince durum değişir. Bazı aileler çocuğuna ne kadar çok maddî imkân sağlarsa, onların o oranda mutlu olacaklarını zannederler. Oysa gerçek biraz farklıdır. Çocuklarımızın mutluluğu onlar için harcadığımız para ile değil, onlarla birlikte geçirdiğimiz zamanla doğru orantılıdır. Onlarla geçireceğimiz zamanı artırıp parayı azaltmakla işe başlamaya ne dersiniz?Acaba aile çocuk ilişkisindeki önemli noktaları biliyor muyuz? Hemen hemen herkesin söylediği bir söz var, eğitim ailede başlar diye. Çok doğru bir sözdür. Aile içinde çocuğumuza birçok beceriler kazandırmak için çalışıp çabalıyoruz. Ama bunu nasıl yapıyoruz. Her anne-babanın hayali çocuğunu en iyi şekilde yetiştirmektir. Çocuklarımızın başarılı olmasını isteriz. Aslında yaşam içinde her şey başarı değildir. Önemli olan çocuğun içinde yaşadığı dönemi nasıl yaşadığı ve nasıl bir kişiliğe sahip olacağıdır.Çocuklar ailesinden ne görürse aynen onu yansıtır. Tıpkı birer ayna gibi. Aile çocuğuyla iyi bir iletişim kuramazsa çatışmalar başlar. Sağlıklı bir eğitim vermek dolayısıyla da sağlıklı bir kişilik kazandırmak ilk hedef olmalıdır. Anne babanın iyi niyetli olması yetmemektedir. Anne baba yanlış yöntem kullanırsa bütün emekler boşa çıkacaktır. Sağlıklı iletişim kurmanın alfabesi çocuğu tanımak, ona ve ihtiyaçlarına saygı duymaktır. Etkili iletişim kurmak istiyorsak ona gereken değeri vermeli, çocukla aramızda sevgi köprüsü kurmalıyız.Eğitime çocuğunuzu tanıyarak başlamalıyız. Çocukların beden ve duygu gelişimleri göz önüne alınmadan yapılacak bir eğitimin yararı olmayacaktır. Çocukların ergenlik dönemi özelliklerini bilmeden¸ duygu dünyalarını tanımadan iletişim kurmak boşunadır. Empati yapmadan, yaşadıkları olaylara zamanla onların gözünden bakamıyorsak onları hangi oranda anlayıp sorunlarına yardımcı olacağız.
Nasihat Takvimi
https://play.google.com/store/apps/details?id=com.nasihattakvim
[8/7 22:10] Ömer Tarık Yılmaz: HAYÂ ETMEK
Dinimiz İslâm; insanın yaratılışında fıtrî olarak var olan hayâ duygusunu, Cenâb-ı Allah’ın istemiş olduğu doğrultuda mü’min şahsiyetiyle bütünleşmiş bir karakter olarak görmek ister. İnanan insan bu duygunun gelişmesiyle doğru ile yanlışı ayırt edebilme kâbiliyetini kazanır. Yüce Rabb’imizin yasaklamış olduğu kötü fiilleri yapmaktan, çirkin sözleri söylemekten hayâ eder.Ebû Mes’ûd’un naklettiğine göre, Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “İnsanlık, ilk günden beri bütün peygamberlerin üzerinde ittifak ettikleri bir söz bilir; şâyet utanmıyorsan, dilediğini yap!” (Buhârî, Edeb, 78.) İşte bu Hak'tan utanma duygusu haramları terk ederek helâllere sarılmayı, dolayısıyla dinin gereklerini yerine getirmeyi daha kolay kılar. Hak ve hukuka riâyeti temin eder. Peygamberimiz başka bir hadislerinde, imanın yetmiş küsur parçadan oluştuğunu, hayânın da imandan bir parça olduğunu beyan etmişlerdir. Buradan anlaşılıyor ki; hayâ ile imanın sıkı bir bağı vardır. Biri olmadığı takdirde diğeri de olmayacaktır. Sevgili Peygamberimiz bir defasında fazla utangaç olduğu gerekçesiyle din kardeşini azarlayan birini görünce, “Onu (kendi hâline) bırak. Çünkü hayâ, imandandır.” (Buhârî, Edeb, 77.) demiştir.
Nasihat Takvimi
https://play.google.com/store/apps/details?id=com.nasihattakvim
[15/7 21:09] Ömer Tarık Yılmaz: MÜRŞID'IN GÖREVI
Tasavvufî eğitim asıl itibâriyle, mürid ile mürşid arasındaki birlikteliğe dayanır. Tıpkı Hz. Peygamber (s.a.v.) ile ashâbı arasında olduğu gibi mürşid genel anlamda İslâm’ın özelde ise tasavvufun prensiplerini müridlerine örnek olmak suretiyle aktarır. Mürşid, müridlerine bir taraftan sözlü olarak diğer taraftan da bizzat uygulamalı olarak temel ilke ve esasların hayata nasıl aktarılabileceğini göstermektedir. Bunun karşısında mürid ise birtakım kurallara ve edeplere riâyet etmekle yükümlüdür.Mürşid, seyr ü sülûkunu tamamlamış, şeyhi tarafından müridlerin irşadı ve terbiyesi ile görevlendirilmiş, gerek mânevî mertebeleri aşmak gerekse müridlerin eğitimi için gerekli kemâlatı almak yönüyle özel meziyetleri olan seçkin bir şahıstır. Mânevî işaretler ve şeyhinin şahsî kanaatleri doğrultusunda irşad ile görevlendirilen mürşid, kendisini müridlerin eğitimine adamakta ve mümkün olduğunca onların dünya ve âhirette Allah’ın rızâsını kazanmaları için gayret sarf etmektedir. Mürşidin bu anlamda en önemli vazifesi kula Allah’ı, Allah’a da kulu sevdirmek diğer bir deyişle kulu rızâ-ı ilâhiyyeye ulaştırmak olarak görülür. Bu yolda müridleri incitmeden onları usulüne uygun şekilde gerektiğinde sözlü gerektiğinde de hâli ile uyarmak suretiyle eğitim vazifesini yerine getirir.
Nasihat Takvimi
https://play.google.com/store/apps/details?id=com.nasihattakvim
[15/7 21:09] Ömer Tarık Yılmaz: VATAN İÇIN...
15 Temmuz ihanetinin üzerinden tam 7 sene geçti. Dünyadaki emperyalist ülkelerin kullandığı ve ülkemize musallat ettiği cemaat görünümlü ama aslında bir istihbarat örgütü olduğu ortaya çıkan FETÖ’nün Türkiye’de gerçekleştirdiği kanlı ve kirli suikastı dehşetengiz bir şekilde yaşadık.Vatanına sadakatle bağlı, bayrağına âşık, dinine sağlam şekilde inanmış olan hiçbir kimse şüphesiz bu acı hadiseyi unutamaz. Şayet unutursa bu davranış, şehitlerimize ve gazilerimize nankörlük olur. Elbette devletimiz, polisimiz, askerimiz, kamu kuruluşlarındaki memurlarımız görevlerini hakkıyla yapıyorlar ama vatandaş olarak da bize çok büyük mükellefiyetler düşüyor.Rehavete kapılmayacağız. Dış güçlere bağlı aparatların hiç bitmediğini, her anı kolladıklarını ve fırsat bulunca yeniden Türkiye’mize musallat olabileceklerini katiyen unutmamak gerek.Peygamber Efendimiz “Önce tedbir sonra tevekkül!” buyurmuştur. Biz tedbirlerimizi alacağız, uyanık duracağız, yeni nesillere bu tehlikeleri anlatacağız. Vatanımızı, milletimizi, bayrağımızı, ezanımızı, dinimizi çocuklarımıza sevdireceğiz. Ondan sonra hayatımıza huzur içinde devam edeceğiz.Allah devletimize, milletimize ve ümmetimize zeval vermesin. İçerideki hainlere ve dışarıdaki düşmanlarımıza asla fırsat vermesin! Zira Türkiye, İslâm âleminin lideri, Türk dünyasının öncüsü ve bütün mazlum coğrafyaların biricik ümididir.
Nasihat Takvimi
https://play.google.com/store/apps/details?id=com.nasihattakvim
[15/7 21:10] Ömer Tarık Yılmaz: BIR DESTANDIR 15 TEMMUZ
Dediler cennet vatan can evinden vurulmuş,Şeytanı kıskandıran ne planlar kurulmuş,Karşı çıkan olursa ölüm emri verilmiş.Nasıl düşünür insan böyle bir ihaneti?Hainler ilelebet hak ediyor laneti!Gâiplerden bir yiğit “Allah!” diye bağırdı,Vatan sevdası bizi direnmeye çağırdı.Analar evladını bugün için doğurdu.Gönülden kabul ettik bu mübarek daveti,Hainler ilelebet hak ediyor laneti!Bir anda sinelerde koptu kızıl kıyamet,Dağlar taşlar inledi: “Medet Allah’ım medet!Bizi de sıddıklarla, şehitlerle birlik et!Son dinin hürmetine lütfet bize nusreti.”Hainler ilelebet hak ediyor laneti!Durur mu er oğlu er, söz konusu vatandı;Seller gibi coşarken tek gücümüz imandı.Helal olsun, uğruna, verdiğimiz bir candı!Üç beş kanı bozuğa bırakmadık devleti,Hainler ilelebet hak ediyor laneti!Tankların insanlığı ezip geçtiği yoldan,Kadın, erkek, yaşlı, genç… Atıldık dört bir koldan.Farkı yokmuş ölümün cennette gonca gülden!Şükür boşa çıkardık bu pespaye niyeti,Hainler ilelebet hak ediyor laneti!Tankların tam altına göz kırpmadan uzandık,Şehadet umduk ama gaziliği kazandık,Şanlı Türk tarihine altın destan yazandık!Devretmedik kimseye asla hâkimiyeti,Hainler ilelebet hak ediyor laneti!“Bu vatan bizim!” diye bindi iman atına,Darbeciye kurşunu tam alnının çatına,Yerleştirip erişti şehitlerin katına!Ömerlerin ruhudur yaşatan bu milleti,Hainler ilelebet hak ediyor laneti!Bizler “Çevik Kuvvet”iz, cesarette fark bizim,Oğuz Kağan neslinden aldığımız börk bizim,Her biri Kürşat olan şehidimiz kırk bizim.Ceddimiz iyi bilir ezelden hürriyeti,Hainler ilelebet hak ediyor laneti!Yiğit bir albaydı o, yedi yerden vuruldu;Bayrağını korurken Yaradan’a sarıldı.Peygamber Ocağı’nın şanı ona verildi!Öpüp başına koydu albayım bu nimeti,Hainler ilelebet hak ediyor laneti!Kanımızla beslenen bu hain yılanlara,Bin bir türlü kumpasa, bin türlü yalanlara,Canımızla dur dedik uzaktan gülenlere!Rezil ettik dünyaya bu amansız illetiHainler ilelebet hak ediyor laneti!Ne kadar hain varsa sivilinden erine,İbretiâlem için tükürün yüzlerine!Bilmem nasıl çıkarlar yarın mahşer yerine?Kabul etmez bu millet hiçbir zaman zilleti,Hainler ilelebet hak ediyor laneti!
Nasihat Takvimi
https://play.google.com/store/apps/details?id=com.nasihattakvim
[16/7 22:55] Ömer Tarık Yılmaz: ALLAH'A VERILEN SÖZ
Kur’ân-ı Kerim’deki ayetlerden anlaşıldığına göre ahid yani söz vermek iki çeşittir. Birincisi Allah’a verilen ahid/söz, ikincisi ise insanların diğer insanlarla yaptıkları antlaşmalar/verdikleri sözlerdir. İnsan, gerek Allah’a gerekse insanlara verdiği sözü mutlaka yerine getirmelidir. Hesap gününde yüce Allah kullarını bu hususta sorguya çekecektir.1-Allah’a Verilen Söz:Kur’ân-ı Kerim’de insanın Allah’la olan ahitleşmesi/sözleşmesi olarak ifade edilmektedir ki, bu ahitleşmeye bezm-i elest veya elest bezmi denilmektedir. Nitekim Arâf Sûresi 172. ayette ifade edildiği üzere Yüce Allah, insanları yaratırken onlara; “Ben sizin Rabb’iniz değil miyim?” diye sormuş ve onlar da; “Evet Rabb’imizsin.” diyerek Allahu Teâlâ’ya söz vermişlerdir. Yani yüce Allah, bütün kullarından kendisini tanıyıp iman edip emir ve yasaklarına riayet edeceklerine dair söz almıştır.O hâlde her insan Yüce Yaratıcı’ya verdiği bu sözü hatırlamalı ve bu söze vefa göstermelidir. Bu, inanan insanın boynunun borcudur. Allah’a verdiği sözde durup da emir ve yasaklarına uyanlara/gereği gibi kulluk edenlere çok büyük mükâfat hazırlanmıştır.( 48/Fetih, 10.)Verdiği sözde durmayan Allah’ı inkâr eden veya ona şirk koşan insanlara ise elim bir ceza hazırlanmıştır.(3/Âl-i İmrân, 77; 2/Bakara, 27; 13/Ra’d, 25)
Nasihat Takvimi
https://play.google.com/store/apps/details?id=com.nasihattakvim
[17/7 23:01] Ömer Tarık Yılmaz: İNSANLARA VERILEN SÖZ
İnsan sosyal bir varlıktır. Yani toplum içerisinde diğer insanlarla birlikte yaşamak zorundadır. Sosyal hayat içerisinde insanlar zaman zaman birbirleriyle çeşitli alış veriş yaparlar ve bu alışverişte sözleşmeler yapılır. İnanan insanın yaptığı sözleşmelere ve insanlar verdiği sözde sadık olması gerekir.Hz. Peygamber (s.a.v.) gerek rabb’ine karşı gerekse insanlara karşı daima vefakâr davranmıştır. Rabb’ine karşı vefakâr davranmış ve en güzel kulluğu hayatında o sergilemiştir. Geceleri ayakları yarılırcasına rabb’inin huzurunda namaza durmuştur. Nitekim sevgili eşi Hz. Aişe; “Yâ Rasûlallah! Rabb’in geçmiş ve gelecek bütün hatalarını bağışladığı hâlde niçin bu kadar ibadet ediyorsun?” diye sorduğunda, o âlemlere rahmet olarak gönderilen Rasûl-i Ekrem (s.a.v.); “Allah’a şükreden bir kul olmayayım mı ey Aişe?” (Buhârî, Tefsîru Sûre, 2,) diyerek Rabb’ine karşı vefasını göstermiştir. Allah’a karşı vefa timsali olan Hz. Peygamber (s.a.v.), insanlara karşı da daima vefalı davranmıştır. Eşlerine, çocuklarına ve bütün insanlara vefalı davrandığı gibi ümmetine de vefalı olmayı tavsiye etmiştir. Vefasızlığı münafıklık sıfatı sayan Allah Rasûlü, bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmuştur:“Münafığın alâmeti üçtür; konuştuğunda yalan söyler, kendisine bir şey emanet edildiğinde ihanet eder, söz verdiği zaman sözünde durmaz.”(Buhârî, Îmân, 24)
Nasihat Takvimi
https://play.google.com/store/apps/details?id=com.nasihattakvim
[18/7 23:03] Ömer Tarık Yılmaz: DINDAR INSAN KIMDIR?
Gerçek dindarın ilk özelliği sağlam ve kuvvetli bir imana sahip olmaktır. Zira dindar insan neye, niçin inanması gerektiğini iyi bilen ve imanı, akıl, mantık ve bilgi temeline bağlı olan insandır. Dolayısıyla imanında asla şek ve şüpheye yer yoktur. Çevresinden duyduğu yanlış fikir ve düşünceler asla onun imanına zarar veremez. Çünkü onun imanı bilgi temeline bağlı olduğu için doğruyu yanlıştan kolaylıkla ayırt edebilir. Kur’an ve sünnete uygun olan fikir ve düşünceleri kabul eder, aykırı olanları ise reddeder.Gerçek dindar, inandığı İslâmî hakikatleri hayatında yaşamaya çalışır. İnsanın bu dünyada mutluluğu ve ahirette ebedi kurtuluşa erişmesinin ancak salih amel işlemekle olacağını bilir ve salih amellerini artırmaya çalışır. Nitekim Kur’an’da 56 yerde iman ve salih amel birlikte bulunmaktadır. Genellikle “ iman eden ve salih amel işleyenler şeklinde geçmektedir. Bu da iman ve salih amelin et ve tırnak gibi birbiriyle iç içe ayrılmaz iki hakikat olduğunu göstermektedir. Amelsiz iman meyvesiz ağaca benzer. İman da insanın kurtuluşu için yeterli olmayabilir. Onun için imanı salih amellerle takviye etmeli kuvvetlendirilmelidir.
Nasihat Takvimi
https://play.google.com/store/apps/details?id=com.nasihattakvim
[19/7 23:01] Ömer Tarık Yılmaz: HICRÎ YILBAŞI
Bütün kardeşlerimizin Hicrî Yılbaşını tebrik eder, bu senenin ümmet-i Muhammed için hayır, bereket ve rahmete vesîle olmasını Cenâb-ı Hak’tan niyâz ederiz.Muharrem ayının ilk on günü, mânevî bir hazine değerindedir. Ondan lâyıkıyla istifâde için; bilhassa seherlerini teheccüdle, gündüzlerini de oruçla ihyâ etmeye -mümkün olduğunca- gayret gösterelim. Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuşlardır:“Ramazan orucu dışında en fazîletli oruç, Allâh’ın ayı Muharrem’de tutulan oruçtur. Farzlar dışında en faziletli namaz da gece namazıdır (teheccüd).” (Nesâî, Kıyâmu’l-leyl, 6)Yine bir sahâbî:“Yâ Rasûlallâh! Ramazan’dan sonra hangi ayda oruç tutmamı emir buyurursunuz?” diye sorduğunda Allah Rasûlü (s.a.v.) şu cevabı vermiştir:“Eğer Ramazan’dan sonra oruç tutacaksan, Muharrem’de tut! Zira o, Allâh’ın ayıdır; onda bir gün vardır ki, Allah, bir kavmin tevbesini o günde kabûl buyurdu; başka kavimlerin de tevbe ve niyazlarını o günde kabûl eder.” (Tirmizî, Savm, 40/741)
Nasihat Takvimi
https://play.google.com/store/apps/details?id=com.nasihattakvim
[20/7 22:36] Ömer Tarık Yılmaz: SABIR AHLÂKI
Beşer olarak bizler; akıl, güç, imkân ve yetki bakımından sınırlı varlıklarız. Bu sebeple her şeyi tam olarak akıl edemeyiz, her işe güç yetiremeyiz, bazılarını tek başımıza yapamayız, bazılarını şimdi yapmamız gerekmez, bazılarını ise asla yapmamamız gerekir. İnsanın yerinde ve zamanında haddini bilmesi, elinden geleni yapıp neticeyi Allah’tan beklemesi, elinden gelmeyenleri Allah’a havale etmesi, mümkün fakat gayri meşru olanı kendi iradesi ile yapmaması “sabır ahlakı” ile mümkün olmaktadır. Sabır; davranışlarımızın emniyet kilididir. Bundan dolayı içinde yaşadığımız toplumda güvenlik alanını genişletmek için hakkı ve sabrı tavsiye etmek, ilahî bir emirdir: “Asra yemin olsun ki insanlar hüsrandadır. Ancak iman edip salih amel işleyenler, hakkı ve sabrı tavsiye edenler müstesna.” Mehmet Akif Ersoy Asr Suresi’nin tefsirinde şöyle der: “İnsanlar, bulundukları asrı kötülerler ve kendi kusurlarını hep o biçarenin boynuna yüklerler. Bütün güzelliklerin de geçmiş asırlarda kaldığını zannederler. İşte bunun yanlış bir düşünce olduğunu Allah asra yemin ederek ortaya koyuyor. Demek ki kusur asırda değil, asrı iyi kullanamayan insanda imiş.” Sabrın gerçekleşmesi için, sağlam bir imana ve güçlü bir iradeye ihtiyaç vardır. Bunu da Allah’tan istemek gerekir.
Nasihat Takvimi
https://play.google.com/store/apps/details?id=com.nasihattakvim
LİG TABLOSU
Takım
O
G
M
B
Av
P
1.GALATASARAY A.Ş.
26
20
2
4
44
64
2.FENERBAHÇE A.Ş.
27
17
1
9
33
60
3.TRABZONSPOR A.Ş.
26
17
3
6
23
57
4.BEŞİKTAŞ A.Ş.
26
14
5
7
17
49
5.GÖZTEPE A.Ş.
26
11
5
10
10
43
6.RAMS BAŞAKŞEHİR FUTBOL KULÜBÜ
26
12
8
6
14
42
7.SAMSUNSPOR A.Ş.
26
8
7
11
-2
35
8.KOCAELİSPOR
26
9
11
6
-4
33
9.GAZİANTEP FUTBOL KULÜBÜ A.Ş.
27
8
10
9
-10
33
10.ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş.
26
7
10
9
-4
30
11.CORENDON ALANYASPOR
26
5
8
13
-4
28
12.TÜMOSAN KONYASPOR
26
6
11
9
-9
27
13.NATURA DÜNYASI GENÇLERBİRLİĞİ
26
6
13
7
-8
25
14.KASIMPAŞA A.Ş.
26
5
12
9
-14
24
15.HESAP.COM ANTALYASPOR
26
6
14
6
-18
24
16.İKAS EYÜPSPOR
26
5
14
7
-18
22
17.ZECORNER KAYSERİSPOR
26
3
12
11
-28
20
18.MISIRLI.COM.TR FATİH KARAGÜMRÜK
26
4
17
5
-22
17


