Menü tarıkhaber
AHMET YILMAZ

AHMET YILMAZ

Tarih: 28.05.2023 14:48

Günün yazısı

Facebook Twitter Linked-in

[16.11.2020 21:06] Babam: Hayata ha şimdi, ha sonra başlayım derken bir bakıyorsun tükenmiş ömür
 
Avucumuzda son kullanma tarihi çoktan geçmiş bir yığın tecrübe kalıyor
 
Atsan atılmıyor, satsan satılmıyor!..
 
Gençlik bir kuştu; tutmak istedim tutamadım
 
Yaşlılık bir paçavra; satmak istedim satamadım
 
Bir ikindi gölgesi ömür dediğil
 
Gece olur duramazsın, güneş vurur kalamazsın
 
Sade bir ikindilik, kısa bir dinlencelik
 
Dünyaya ait ne varsa harcanıp gidiyor
 
Yiyip içmeler, gezip tozmalar, gülüp eğlenmeler
 
Güzelliğin
 
Evin, arabanın taksitleri, filanca yerde yaptığımız tatiller, almalar vermeler, saçıp savurmalar, bizim zannettiğimiz saklayıp durduğumuz altınlar, azıcık bile vermeye kıyamadığımız paralar
 
Hepsi bir bir yok oluyor
 
Emanet edilen benliğin
 
Alnımızda mıh gibi çakılı kalıyor
 
Bozulmuyor, kokmuyor, yitmiyor
 
Bir o bize kalıyor
 
Okşanmış bir yetim başı
 
Öpülmüş anne eli
 
Alınmış bir baba duası
 
Gizliden;  şöyle kimseye çaktırmadan bir fakirin eline tutuşturulmuş, birileri görür diye konulmuş sadakalar kalıyor
 
Vakit saat dinlemeden açılmış eller
 
Tek O’ndan istemeler
 
Tek O’na gönderilmiş dilekçeler kalıyor
 
Yürekten söylenmiş Elhamdülillah
 
Acizce, kulca edilmiş nasuh bir tövbe
 
İsyanları yıkayan gözyaşları kalıyor
 
Kimsenin etini yemeden, kırıp dökmeden gözünde yaş bırakmadan geçirilmiş günler kalıyor
 
Biraz dur, bekle biraz
 
Arada bir arkana dön ve geriye neler bıraktığına bak
 
Harcanmış yıllarını seyret usulca
 
Bak nasıl bitiyor ömür dediğin
 
Bir kapıya bir kere gidersin, ikincisinde utanırsın
 
Ama bir kapı var ki her gün gidersin, gitmelere doyamazsın
 
Çünkü bilirsin seni kapısından kovmayacak bir tek O vardır
 
Her gün, her gün içini dökersin, bir o sıkılmaz senden
 
Bir o affeder seni
 
Bir o yüzüne vurmaz ayıplarını
 
Seni senden daha iyi bilendir Allah 
 
Bize sunulan hayatın kıymetini, acı tatlı yaşadığımız her neyseleri bile değerli kılıp pes etmeden yaşamaya çalışmak
 
Bencil olmadan verilen bu hayatı sürdürmek
 
Bir insanlık görevimizdir
 
Neyse’siz
 
Keşke’siz
 
Bize zor anımızda sabır veren rabbim
 
Verdiğin sabırlara şükürler olsun
~
F.S.Y
[18.12.2020 08:14] Babam: “Ey iman edenler! Allah’a ve Resûlü’ne itaat edin ve işittiğiniz hâlde (Kur’an’dan) yüz çevirmeyin.”
 
(Enfâl, 8/20)
Hayırlı cumalar
[20.12.2020 00:57] Babam: ALINTI :
 
ALLAH ŞİFA VERDİ
 
Covid 19 ile imtihanımız bugün bitti...
Elhamdülillah
 
Peki, ne yaptık?
 
Hastalar Risalesi sayesinde hastalıkla barışıp, bağışıklık sistemimizi güçlendirdik...
 
1- Merak etmedik, sabrettik, hastalığın dert değil, derman olduğunu bildik, ömür sermayemizin faydalı geçmesi için gayret ettik...
 
Başta Kur'an olarak bir gün bile dersimizi ihmal etmedik...
 
2- Sabrettik, şükrettik, çünkü hastalığın menfi ibadet olduğunu biliyorduk...
 
3- Tahammül ettik, çünkü dünyaya keyf için, zevk ve sefa sürmek maksadı ile gelmediğimizin farkına vardık...
 
Hastalığın bizi ikaz eden bir mürşid ve nasihatçi olduğuna inandık...
 
O da bizi gafletten uyandırdı inşaallah...
 
4- Şikayet etmedik, çünkü mülkün sahibi Allah'tır, 'O mülkünde dilediği gibi tasarruf eder.' dedik...
 
5- Hastalığın İlahi bir ihsan, Rahmani bir hediye olduğuna inandık...
 
Hastalığın manevî bir sıhhat vesilesi olmasını, bizi gafletten uyandırmasını temenni ettik...
 
6- Hastalığın geçici olduğuna inandık, 'Elemin zevalinin lezzet olduğunu' bildiğimiz için, sonundaki sevabı umarak sabrettik, şükrettik...
 
7- Hastalık bize ihtar edip dedi ki: 
 
'Senin vücudun taştan, demirden değildir. Belki daima ayrılmaya müsait muhtelif maddelerden terkip edilmiştir. 
 
Gururu bırak, aczini anla, mâlikini tanı, vazifeni bil, dünyaya ne için geldiğini öğren!'
 
O mesajı farkettik, rahat ettik...
 
8- Sıhhattaki lezzeti kaybettik...
 
Ancak, 'Her şey zıddı ile bilindiği' için, hastalıkla sıhhattaki nimetin kıymetini anladık, azalar denilen İlahi nimetlerin farkına vardık...
 
9- Âhireti düşündüğümüz için... 
 
Hastalık, sabun gibi günahların kirlerini yıkar, temizler...
 
Hastalık, keffaretü'z-zünub'tur... 
 
Hadîste vardır ki: 'Ermiş ağacı silkmekle nasıl meyveleri düşer, imanlı bir hastanın titremesi de öyle günahları silker.' 
 
'Günahların, ebedi hayatta daimî hastalıklar' olduğunu bildiğimiz için, hastalıkla onlardan kurtulma ümidini yaşadık...
 
10- Ecelin değişmediğini...
 
Ölümün Rahmet kapısı olduğunu, yokluk olmadığını bildiğimiz için endişe etmedik...
 
Korona'nın dizgini Allah'ın elindedir, dedik, Korona'dan korkmadık. Allah'a dayandık, O'na iltica ettik...
 
11- Merak, evham ve vesvesenin hastalığı artırdığını bildiğimiz için onları attık...
 
Hastalığın sevabını, çabuk geçeceğini ve hikmetini düşündük...
 
Merak ve evhamın İlahi hikmeti itham...
İlahi Rahmeti tenkit...
Allah'tan şikâyet hükmünde olduğunu bildiğimiz için o hataya düşmedik...
 
12- Cenab-ı Hakk'ın bize verdiği sabır kuvvetini geçmişe, geleceğe dağıtmadık, çünkü geçmiş zaten gitmişti, gelecekte henüz gelmemişti...
 
Hazır zamana sarfettik, sabretmekte zorlanmadık...
 
13- Bu hastalık sebebiyle ibadet ve evradımızdan mahrum kaldık diye  teessüf etmedik...
 
Çünkü, Hadîs-i Şerif'in, 'müttaki bir mü'minin, hastalık sebebiyle yapamadığı daimî virdinin sevabını, hastalık zamanında yine kazanacağını' haber verdiğini biliyorduk...
 
Rabbim cümlemizi müttaki mü'minler etsin inşaallah...
 
14- Hastalık bize aczimizi, zaafımızı hissettirdi. O aczin lisanıyla ve zaafın diliyle halen ve kâlen dua ettik... 
 
'Eğer duanız olmazsa ne ehemmiyetiniz var?' âyetinin sırrıyla...
 
Yaratılışımızın hikmeti ve insanın kıymet kazanmasının sebebi olan samimi dua ve niyazın bir sebebi de hastalık olduğundan şikayet değil, Allah'a şükrettik...
 
15- 'Hastalıklar gafleti dağıtır, âhireti düşündürür, ölümü hatırlatır.' dedik...
 
Madem hastalıkların böyle menfaati var, ondan şikayet değil; tevekkül ve sabır ile şükredip Rahmet-i İlahiyeye itimat ettik...
 
16- Hastalığın suretine bakıp âh etmedik, Manasına bakıp oh dedik...
 
Eğer hastalığın manası güzel bir şey olmasa idi, Hâlık-ı Rahîm en sevdiği kullarına hastalıkları vermezdi. 
 
Hadîste vardır ki: 
 
'En ziyade musibet ve meşakkate giriftar olanlar, insanların en iyisi, en kâmilleridirler.' 
 
Başta Hz. Eyyüb (a s), enbiyalar sonra evliyalar ve sonra ehl-i salahat çektikleri hastalıklara halis bir ibadet, Rahmani bir hediye nazarıyla bakmışlar...
 
Bu nurani kafileye katılabilmek için sabır içinde şükrettik... 
 
17- Bazı hastalıkların, -eğer ölümle neticelense- manevî şehit hükmünde, velayet derecesine sebebiyet verdiğini...
 
Bu hastalığında onlardan olduğunu bildiğimiz için telaş etmedik...
 
18- Bu hastalık vesilesiyle dostlarımızı yeniden keşfettik...
 
Bize şefkatle nazar edenlerin bakışında Allah'ın sonsuz merhametini hissettik...
İnsana şefkat...
Musibetzedelere merhamet... 
Onlara acıma...
Yardım etme...
Hiç olmazsa dua etme...
Şer'an sünnet olan keyfini sorma...
Ve ziyaretine gitmenin sevap olduğunu yeniden farkettik...
 
19- Hadîste vardır ki: 'Hastaların duasını alınız, onların duası makbuldür.' 
 
Özellikle hasta, akrabadan olsa hususan peder ve valide olsa onlara hizmet mühim bir ibadettir, mühim bir sevaptır... 
 
Hastaların kalbini hoşnut etmek, teselli vermek, mühim bir sadaka hükmüne geçer...
 
Bizim oğlumuz dışarıdan, kızımız içeriden hizmet ederek, hayır duamızı aldılar, sevap kazandılar.
 
Dostlarımız sürekli arayıp halimizi sorarak hadisin verdiği müjdeye nail oldular...
 
Rabbim hepsinden razı olsun inşaallah...
 
20- Nimette kendimizden yukarıya bakıp şikâyet etmeye hakkımız olmadığını...
 
Ve vazifemizin de musibette daha ağır olanlara bakıp şükretmek olduğunu bildiğimiz için hiç şikayet etmedik...
 
21- 'Esmaü'l-hüsna' tabiri gösteriyor ki Allah'ın bütün isimleri güzeldir... 
 
Varlıklar içinde en latîf, en güzel, en câmi' âyine hayattır. 
 
Güzelin âyinesi güzeldir. Güzelin güzelliklerini gösteren âyine güzelleşir. 
 
O âyinenin başına o güzelden ne gelse, güzel olduğu gibi...
 
Hayatımızın başına da ne gelse hakikat noktasında güzeldir. Çünkü güzel olan 'Esmaü'l-hüsnanın' güzel nakışlarını gösterir...
 
Biz de 'Şafi' ismine ayinedarlık ettiğimizi bildiğimiz için hastalığı çirkin görmedik...
 
22- Cenâb-ı Hak her derde bir derman yaratmıştır. 
 
Tedavi için ilaçları almak, kullanmak meşrudur. 
 
Fakat tesiri ve şifayı, Cenab-ı Hak'tan bilmek gerekir. Dermanı o verdiği gibi şifayı da o veriyor. 
 
İşinde ehil ve aynı zamanda dindar olan hekimlerin tavsiyesini tutmak, dediğini yapmak ehemmiyetli bir ilaç olduğunu bildiğimiz için...
 
Aile hekimimize hemşiremize ve diğer sağlık personeline teşekkür ettik...
 
Ama, şifayı Allah'tan bildik...
 
23- Hastalık, dünyanın zevalini...
Ve insanın fâni olduğunu....
Dünyanın bizi boğmasına....
Gafletin gözümüzü kapamasına...
Nefs-i emmarenin rezil hevesleri ve nefsanî arzular ile onu aldatmasına müsaade etmediği için Rabbimiz'e şükrettik...
 
24- İman ve teslimiyet ile, kimsesiz, garip olmadığımızı, Rahmeti ve merhameti sonsuz bir Rabbimizin olduğunu anladık...
 
Zira O Kur'an'da, 114 kere kendisini bize Rahman ve Rahîm olarak tanıtıyor...
 
25- Hastalıkla en faydalı, her derde deva ve en lezzetli, kudsî ilacın imanı inkişaf ettirmek olduğunu farkettik..
 
Tövbe ve istiğfar ile ve namaz ve ibadetle, en kudsî ilaç olan imanı kullanmak gerektiğini gördük... 
 
Çünkü, iman ilacı farzları mümkün olduğu kadar yerine getirmekle tesirini gösteriyor... 
 
Hakiki imanın kudsî ilaçlarından ve nurlarından tövbe ve istiğfar ile dua ve niyaz ile istifade ederek sahil-i selamete çıktık... 
 
26- Âciziz, zayıfız dedik...
 
Sabırsızlık ise Allah'tan şikayet anlamına geldiği için... 
 
Ve fiillerini tenkit ve rahmetini ittiham ve hikmetini beğenmemek olduğundan... 
 
Musibetin darbesine karşı çok sıkışınca Hz. Yakub'un (a.s) dediği gibi:
 
'Ben derdimi de, üzüntümü de ancak Allah'a şikâyet ederim.' 
 
Şikayet O'na olmalı, O'ndan olmamalı...
Yani musibeti Allah'a şikâyet etmeli, yoksa Allah'ı insanlara şikâyet eder gibi 'Eyvah! Of!' dememeli, dedik, Allah'tan sabr-ı cemil istedik...
 
27- Hastalık, hayatı safileştirmek...
Kuvvetlendirmek.....
Manen terakki ettirmek...
Ve vücuttaki diğer cihazları hastalıklı uzva yardım ettirmek...
Ve Allah'ın ayrı ayrı isimlerinin nakışlarını göstermek...
 
Gibi çok vazifeler için bizim vücudumuza misafir olarak gönderilmiştir.
 
İnşâallah çabuk vazifesini bitirir gider...
 
Bize düşen:
 
'Biz Allah'ın kullarıyız; sonunda yine Ona döneceğiz.' demek...
Teslim olup sabretmek...
Tâ ki o hastalık, vazifesini bitirsin gitsin.
 
Cenab-ı Hak bütün hastalara şifa versin, hastalıkları keffaretü'z-zünub yapsın, âmin âmin âmin...
 
Lem'alar'dan istifade ile...
 
(Mehmet Kara)
[20.12.2020 01:00] Babam: ALINTI :
 
ALLAH ŞİFA VERDİ
 
Covid 19 ile imtihanımız bugün bitti...
Elhamdülillah...
 
Ebedi hayat arkadaşım ile yakalandığımız hastalığın bugün onbeşinci günü...
 
Peki, ne yaptık?
 
Hastalar Risalesi sayesinde hastalıkla barışıp, bağışıklık sistemimizi güçlendirdik...
 
1- Merak etmedik, sabrettik, hastalığın dert değil, derman olduğunu bildik, ömür sermayemizin faydalı geçmesi için gayret ettik...
 
Başta Kur'an olarak bir gün bile dersimizi ihmal etmedik...
 
2- Sabrettik, şükrettik, çünkü hastalığın menfi ibadet olduğunu biliyorduk...
 
3- Tahammül ettik, çünkü dünyaya keyf için, zevk ve sefa sürmek maksadı ile gelmediğimizin farkına vardık...
 
Hastalığın bizi ikaz eden bir mürşid ve nasihatçi olduğuna inandık...
 
O da bizi gafletten uyandırdı inşaallah...
 
4- Şikayet etmedik, çünkü mülkün sahibi Allah'tır, 'O mülkünde dilediği gibi tasarruf eder.' dedik...
 
5- Hastalığın İlahi bir ihsan, Rahmani bir hediye olduğuna inandık...
 
Hastalığın manevî bir sıhhat vesilesi olmasını, bizi gafletten uyandırmasını temenni ettik...
 
6- Hastalığın geçici olduğuna inandık, 'Elemin zevalinin lezzet olduğunu' bildiğimiz için, sonundaki sevabı umarak sabrettik, şükrettik...
 
7- Hastalık bize ihtar edip dedi ki: 
 
'Senin vücudun taştan, demirden değildir. Belki daima ayrılmaya müsait muhtelif maddelerden terkip edilmiştir. 
 
Gururu bırak, aczini anla, mâlikini tanı, vazifeni bil, dünyaya ne için geldiğini öğren!'
 
O mesajı farkettik, rahat ettik...
 
8- Sıhhattaki lezzeti kaybettik...
 
Ancak, 'Her şey zıddı ile bilindiği' için, hastalıkla sıhhattaki nimetin kıymetini anladık, azalar denilen İlahi nimetlerin farkına vardık...
 
9- Âhireti düşündüğümüz için... 
 
Hastalık, sabun gibi günahların kirlerini yıkar, temizler...
 
Hastalık, keffaretü'z-zünub'tur... 
 
Hadîste vardır ki: 'Ermiş ağacı silkmekle nasıl meyveleri düşer, imanlı bir hastanın titremesi de öyle günahları silker.' 
 
'Günahların, ebedi hayatta daimî hastalıklar' olduğunu bildiğimiz için, hastalıkla onlardan kurtulma ümidini yaşadık...
 
10- Ecelin değişmediğini...
 
Ölümün Rahmet kapısı olduğunu, yokluk olmadığını bildiğimiz için endişe etmedik...
 
Korona'nın dizgini Allah'ın elindedir, dedik, Korona'dan korkmadık. Allah'a dayandık, O'na iltica ettik...
 
11- Merak, evham ve vesvesenin hastalığı artırdığını bildiğimiz için onları attık...
 
Hastalığın sevabını, çabuk geçeceğini ve hikmetini düşündük...
 
Merak ve evhamın İlahi hikmeti itham...
İlahi Rahmeti tenkit...
Allah'tan şikâyet hükmünde olduğunu bildiğimiz için o hataya düşmedik...
 
12- Cenab-ı Hakk'ın bize verdiği sabır kuvvetini geçmişe, geleceğe dağıtmadık, çünkü geçmiş zaten gitmişti, gelecekte henüz gelmemişti...
 
Hazır zamana sarfettik, sabretmekte zorlanmadık...
 
13- Bu hastalık sebebiyle ibadet ve evradımızdan mahrum kaldık diye  teessüf etmedik...
 
Çünkü, Hadîs-i Şerif'in, 'müttaki bir mü'minin, hastalık sebebiyle yapamadığı daimî virdinin sevabını, hastalık zamanında yine kazanacağını' haber verdiğini biliyorduk...
 
Rabbim cümlemizi müttaki mü'minler etsin inşaallah...
 
14- Hastalık bize aczimizi, zaafımızı hissettirdi. O aczin lisanıyla ve zaafın diliyle halen ve kâlen dua ettik... 
 
'Eğer duanız olmazsa ne ehemmiyetiniz var?' âyetinin sırrıyla...
 
Yaratılışımızın hikmeti ve insanın kıymet kazanmasının sebebi olan samimi dua ve niyazın bir sebebi de hastalık olduğundan şikayet değil, Allah'a şükrettik...
 
15- 'Hastalıklar gafleti dağıtır, âhireti düşündürür, ölümü hatırlatır.' dedik...
 
Madem hastalıkların böyle menfaati var, ondan şikayet değil; tevekkül ve sabır ile şükredip Rahmet-i İlahiyeye itimat ettik...
 
16- Hastalığın suretine bakıp âh etmedik, Manasına bakıp oh dedik...
 
Eğer hastalığın manası güzel bir şey olmasa idi, Hâlık-ı Rahîm en sevdiği kullarına hastalıkları vermezdi. 
 
Hadîste vardır ki: 
 
'En ziyade musibet ve meşakkate giriftar olanlar, insanların en iyisi, en kâmilleridirler.' 
 
Başta Hz. Eyyüb (a s), enbiyalar sonra evliyalar ve sonra ehl-i salahat çektikleri hastalıklara halis bir ibadet, Rahmani bir hediye nazarıyla bakmışlar...
 
Bu nurani kafileye katılabilmek için sabır içinde şükrettik... 
 
17- Bazı hastalıkların, -eğer ölümle neticelense- manevî şehit hükmünde, velayet derecesine sebebiyet verdiğini...
 
Bu hastalığında onlardan olduğunu bildiğimiz için telaş etmedik...
 
18- Bu hastalık vesilesiyle dostlarımızı yeniden keşfettik...
 
Bize şefkatle nazar edenlerin bakışında Allah'ın sonsuz merhametini hissettik...
İnsana şefkat...
Musibetzedelere merhamet... 
Onlara acıma...
Yardım etme...
Hiç olmazsa dua etme...
Şer'an sünnet olan keyfini sorma...
Ve ziyaretine gitmenin sevap olduğunu yeniden farkettik...
 
19- Hadîste vardır ki: 'Hastaların duasını alınız, onların duası makbuldür.' 
 
Özellikle hasta, akrabadan olsa hususan peder ve valide olsa onlara hizmet mühim bir ibadettir, mühim bir sevaptır... 
 
Hastaların kalbini hoşnut etmek, teselli vermek, mühim bir sadaka hükmüne geçer...
 
Bizim oğlumuz dışarıdan, kızımız içeriden hizmet ederek, hayır duamızı aldılar, sevap kazandılar.
 
Dostlarımız sürekli arayıp halimizi sorarak hadisin verdiği müjdeye nail oldular...
 
Rabbim hepsinden razı olsun inşaallah...
 
20- Nimette kendimizden yukarıya bakıp şikâyet etmeye hakkımız olmadığını...
 
Ve vazifemizin de musibette daha ağır olanlara bakıp şükretmek olduğunu bildiğimiz için hiç şikayet etmedik...
 
21- 'Esmaü'l-hüsna' tabiri gösteriyor ki Allah'ın bütün isimleri güzeldir... 
 
Varlıklar içinde en latîf, en güzel, en câmi' âyine hayattır. 
 
Güzelin âyinesi güzeldir. Güzelin güzelliklerini gösteren âyine güzelleşir. 
 
O âyinenin başına o güzelden ne gelse, güzel olduğu gibi...
 
Hayatımızın başına da ne gelse hakikat noktasında güzeldir. Çünkü güzel olan 'Esmaü'l-hüsnanın' güzel nakışlarını gösterir...
 
Biz de 'Şafi' ismine ayinedarlık ettiğimizi bildiğimiz için hastalığı çirkin görmedik...
 
22- Cenâb-ı Hak her derde bir derman yaratmıştır. 
 
Tedavi için ilaçları almak, kullanmak meşrudur. 
 
Fakat tesiri ve şifayı, Cenab-ı Hak'tan bilmek gerekir. Dermanı o verdiği gibi şifayı da o veriyor. 
 
İşinde ehil ve aynı zamanda dindar olan hekimlerin tavsiyesini tutmak, dediğini yapmak ehemmiyetli bir ilaç olduğunu bildiğimiz için...Emeği geçen tüm sağlık personeline teşekkür ettik...
 
Ama, şifayı Allah'tan bildik...
 
23- Hastalık, dünyanın zevalini...
Ve insanın fâni olduğunu....
Dünyanın bizi boğmasına....
Gafletin gözümüzü kapamasına...
Nefs-i emmarenin rezil hevesleri ve nefsanî arzular ile onu aldatmasına müsaade etmediği için Rabbimiz'e şükrettik...
 
24- İman ve teslimiyet ile, kimsesiz, garip olmadığımızı, Rahmeti ve merhameti sonsuz bir Rabbimizin olduğunu anladık...
 
Zira O Kur'an'da, 114 kere kendisini bize Rahman ve Rahîm olarak tanıtıyor...
 
25- Hastalıkla en faydalı, her derde deva ve en lezzetli, kudsî ilacın imanı inkişaf ettirmek olduğunu farkettik..
 
Tövbe ve istiğfar ile ve namaz ve ibadetle, en kudsî ilaç olan imanı kullanmak gerektiğini gördük... 
 
Çünkü, iman ilacı farzları mümkün olduğu kadar yerine getirmekle tesirini gösteriyor... 
 
Hakiki imanın kudsî ilaçlarından ve nurlarından tövbe ve istiğfar ile dua ve niyaz ile istifade ederek sahil-i selamete çıktık... 
 
26- Âciziz, zayıfız dedik...
 
Sabırsızlık ise Allah'tan şikayet anlamına geldiği için... 
 
Ve fiillerini tenkit ve rahmetini ittiham ve hikmetini beğenmemek olduğundan... 
 
Musibetin darbesine karşı çok sıkışınca Hz. Yakub'un (a.s) dediği gibi:
 
'Ben derdimi de, üzüntümü de ancak Allah'a şikâyet ederim.' 
 
Şikayet O'na olmalı, O'ndan olmamalı...
Yani musibeti Allah'a şikâyet etmeli, yoksa Allah'ı insanlara şikâyet eder gibi 'Eyvah! Of!' dememeli, dedik, Allah'tan sabr-ı cemil istedik...
 
27- Hastalık, hayatı safileştirmek...
Kuvvetlendirmek.....
Manen terakki ettirmek...
Ve vücuttaki diğer cihazları hastalıklı uzva yardım ettirmek...
Ve Allah'ın ayrı ayrı isimlerinin nakışlarını göstermek...
 
Gibi çok vazifeler için bizim vücudumuza misafir olarak gönderilmiştir.
 
İnşâallah çabuk vazifesini bitirir gider...
 
Bize düşen:
 
'Biz Allah'ın kullarıyız; sonunda yine Ona döneceğiz.' demek...
Teslim olup sabretmek...
Tâ ki o hastalık, vazifesini bitirsin gitsin.
 
Cenab-ı Hak bütün hastalara şifa versin, hastalıkları keffaretü'z-zünub yapsın, âmin âmin âmin...
 
Lem'alar'dan istifade ile.
[20.12.2020 15:00] Babam: ALLAH ŞİFA VERDİ
 
Covid 19 ile imtihanımız bitti...
Elhamdülillah
 
Peki, ne yaptık?
 
Hastalar Risalesi sayesinde hastalıkla barışıp, bağışıklık sistemimizi güçlendirdik...
 
1- Merak etmedik, sabrettik, hastalığın dert değil, derman olduğunu bildik, ömür sermayemizin faydalı geçmesi için gayret ettik...
 
Başta Kur'an olarak bir gün bile dersimizi ihmal etmedik...
 
2- Sabrettik, şükrettik, çünkü hastalığın menfi ibadet olduğunu biliyorduk...
 
3- Tahammül ettik, çünkü dünyaya keyf için, zevk ve sefa sürmek maksadı ile gelmediğimizin farkına vardık...
 
Hastalığın bizi ikaz eden bir mürşid ve nasihatçi olduğuna inandık...
 
O da bizi gafletten uyandırdı inşaallah...
 
4- Şikayet etmedik, çünkü mülkün sahibi Allah'tır, 'O mülkünde dilediği gibi tasarruf eder.' dedik...
 
5- Hastalığın İlahi bir ihsan, Rahmani bir hediye olduğuna inandık...
 
Hastalığın manevî bir sıhhat vesilesi olmasını, bizi gafletten uyandırmasını temenni ettik...
 
6- Hastalığın geçici olduğuna inandık, 'Elemin zevalinin lezzet olduğunu' bildiğimiz için, sonundaki sevabı umarak sabrettik, şükrettik...
 
7- Hastalık bize ihtar edip dedi ki: 
 
'Senin vücudun taştan, demirden değildir. Belki daima ayrılmaya müsait muhtelif maddelerden terkip edilmiştir. 
 
Gururu bırak, aczini anla, mâlikini tanı, vazifeni bil, dünyaya ne için geldiğini öğren!'
 
O mesajı farkettik, rahat ettik...
 
8- Sıhhattaki lezzeti kaybettik...
 
Ancak, 'Her şey zıddı ile bilindiği' için, hastalıkla sıhhattaki nimetin kıymetini anladık, azalar denilen İlahi nimetlerin farkına vardık...
 
9- Âhireti düşündüğümüz için... 
 
Hastalık, sabun gibi günahların kirlerini yıkar, temizler...
 
Hastalık, keffaretü'z-zünub'tur... 
 
Hadîste vardır ki: 'Ermiş ağacı silkmekle nasıl meyveleri düşer, imanlı bir hastanın titremesi de öyle günahları silker.' 
 
'Günahların, ebedi hayatta daimî hastalıklar' olduğunu bildiğimiz için, hastalıkla onlardan kurtulma ümidini yaşadık...
 
10- Ecelin değişmediğini...
 
Ölümün Rahmet kapısı olduğunu, yokluk olmadığını bildiğimiz için endişe etmedik...
 
Korona'nın dizgini Allah'ın elindedir, dedik, Korona'dan korkmadık. Allah'a dayandık, O'na iltica ettik...
 
11- Merak, evham ve vesvesenin hastalığı artırdığını bildiğimiz için onları attık...
 
Hastalığın sevabını, çabuk geçeceğini ve hikmetini düşündük...
 
Merak ve evhamın İlahi hikmeti itham...
İlahi Rahmeti tenkit...
Allah'tan şikâyet hükmünde olduğunu bildiğimiz için o hataya düşmedik...
 
12- Cenab-ı Hakk'ın bize verdiği sabır kuvvetini geçmişe, geleceğe dağıtmadık, çünkü geçmiş zaten gitmişti, gelecekte henüz gelmemişti...
 
Hazır zamana sarfettik, sabretmekte zorlanmadık...
 
13- Bu hastalık sebebiyle ibadet ve evradımızdan mahrum kaldık diye  teessüf etmedik...
 
Çünkü, Hadîs-i Şerif'in, 'müttaki bir mü'minin, hastalık sebebiyle yapamadığı daimî virdinin sevabını, hastalık zamanında yine kazanacağını' haber verdiğini biliyorduk...
 
Rabbim cümlemizi müttaki mü'minler etsin inşaallah...
 
14- Hastalık bize aczimizi, zaafımızı hissettirdi. O aczin lisanıyla ve zaafın diliyle halen ve kâlen dua ettik... 
 
'Eğer duanız olmazsa ne ehemmiyetiniz var?' âyetinin sırrıyla...
 
Yaratılışımızın hikmeti ve insanın kıymet kazanmasının sebebi olan samimi dua ve niyazın bir sebebi de hastalık olduğundan şikayet değil, Allah'a şükrettik...
 
15- 'Hastalıklar gafleti dağıtır, âhireti düşündürür, ölümü hatırlatır.' dedik...
 
Madem hastalıkların böyle menfaati var, ondan şikayet değil; tevekkül ve sabır ile şükredip Rahmet-i İlahiyeye itimat ettik...
 
16- Hastalığın suretine bakıp âh etmedik, Manasına bakıp oh dedik...
 
Eğer hastalığın manası güzel bir şey olmasa idi, Hâlık-ı Rahîm en sevdiği kullarına hastalıkları vermezdi. 
 
Hadîste vardır ki: 
 
'En ziyade musibet ve meşakkate giriftar olanlar, insanların en iyisi, en kâmilleridirler.' 
 
Başta Hz. Eyyüb (a s), enbiyalar sonra evliyalar ve sonra ehl-i salahat çektikleri hastalıklara halis bir ibadet, Rahmani bir hediye nazarıyla bakmışlar...
 
Bu nurani kafileye katılabilmek için sabır içinde şükrettik... 
 
17- Bazı hastalıkların, -eğer ölümle neticelense- manevî şehit hükmünde, velayet derecesine sebebiyet verdiğini...
 
Bu hastalığında onlardan olduğunu bildiğimiz için telaş etmedik...
 
18- Bu hastalık vesilesiyle dostlarımızı yeniden keşfettik...
 
Bize şefkatle nazar edenlerin bakışında Allah'ın sonsuz merhametini hissettik...
İnsana şefkat...
Musibetzedelere merhamet... 
Onlara acıma...
Yardım etme...
Hiç olmazsa dua etme...
Şer'an sünnet olan keyfini sorma...
Ve ziyaretine gitmenin sevap olduğunu yeniden farkettik...
 
19- Hadîste vardır ki: 'Hastaların duasını alınız, onların duası makbuldür.' 
 
Özellikle hasta, akrabadan olsa hususan peder ve valide olsa onlara hizmet mühim bir ibadettir, mühim bir sevaptır... 
 
Hastaların kalbini hoşnut etmek, teselli vermek, mühim bir sadaka hükmüne geçer...
 
Bizim oğlumuz dışarıdan, kızımız içeriden hizmet ederek, hayır duamızı aldılar, sevap kazandılar.
 
Dostlarımız sürekli arayıp halimizi sorarak hadisin verdiği müjdeye nail oldular...
 
Rabbim hepsinden razı olsun inşaallah...
 
20- Nimette kendimizden yukarıya bakıp şikâyet etmeye hakkımız olmadığını...
 
Ve vazifemizin de musibette daha ağır olanlara bakıp şükretmek olduğunu bildiğimiz için hiç şikayet etmedik...
 
21- 'Esmaü'l-hüsna' tabiri gösteriyor ki Allah'ın bütün isimleri güzeldir... 
 
Varlıklar içinde en latîf, en güzel, en câmi' âyine hayattır. 
 
Güzelin âyinesi güzeldir. Güzelin güzelliklerini gösteren âyine güzelleşir. 
 
O âyinenin başına o güzelden ne gelse, güzel olduğu gibi...
 
Hayatımızın başına da ne gelse hakikat noktasında güzeldir. Çünkü güzel olan 'Esmaü'l-hüsnanın' güzel nakışlarını gösterir...
 
Biz de 'Şafi' ismine ayinedarlık ettiğimizi bildiğimiz için hastalığı çirkin görmedik...
 
22- Cenâb-ı Hak her derde bir derman yaratmıştır. 
 
Tedavi için ilaçları almak, kullanmak meşrudur. 
 
Fakat tesiri ve şifayı, Cenab-ı Hak'tan bilmek gerekir. Dermanı o verdiği gibi şifayı da o veriyor. 
 
İşinde ehil ve aynı zamanda dindar olan hekimlerin tavsiyesini tutmak, dediğini yapmak ehemmiyetli bir ilaç olduğunu bildiğimiz için...
 
Aile hekimimize diğer hekim hemşiremize ve diğer sağlık personeline teşekkür ettik...
 
Ama, şifayı Allah'tan bildik...
 
23- Hastalık, dünyanın zevalini...
Ve insanın fâni olduğunu....
Dünyanın bizi boğmasına....
Gafletin gözümüzü kapamasına...
Nefs-i emmarenin rezil hevesleri ve nefsanî arzular ile onu aldatmasına müsaade etmediği için Rabbimiz'e şükrettik...
 
24- İman ve teslimiyet ile, kimsesiz, garip olmadığımızı, Rahmeti ve merhameti sonsuz bir Rabbimizin olduğunu anladık...
 
Zira O Kur'an'da, 114 kere kendisini bize Rahman ve Rahîm olarak tanıtıyor...
 
25- Hastalıkla en faydalı, her derde deva ve en lezzetli, kudsî ilacın imanı inkişaf ettirmek olduğunu farkettik..
 
Tövbe ve istiğfar ile ve namaz ve ibadetle, en kudsî ilaç olan imanı kullanmak gerektiğini gördük... 
 
Çünkü, iman ilacı farzları mümkün olduğu kadar yerine getirmekle tesirini gösteriyor... 
 
Hakiki imanın kudsî ilaçlarından ve nurlarından tövbe ve istiğfar ile dua ve niyaz ile istifade ederek sahil-i selamete çıktık... 
 
26- Âciziz, zayıfız dedik...
 
Sabırsızlık ise Allah'tan şikayet anlamına geldiği için... 
 
Ve fiillerini tenkit ve rahmetini ittiham ve hikmetini beğenmemek olduğundan... 
 
Musibetin darbesine karşı çok sıkışınca Hz. Yakub'un (a.s) dediği gibi:
 
'Ben derdimi de, üzüntümü de ancak Allah'a şikâyet ederim.' 
 
Şikayet O'na olmalı, O'ndan olmamalı...
Yani musibeti Allah'a şikâyet etmeli, yoksa Allah'ı insanlara şikâyet eder gibi 'Eyvah! Of!' dememeli, dedik, Allah'tan sabr-ı cemil istedik...
 
27- Hastalık, hayatı safileştirmek...
Kuvvetlendirmek.....
Manen terakki ettirmek...
Ve vücuttaki diğer cihazları hastalıklı uzva yardım ettirmek...
Ve Allah'ın ayrı ayrı isimlerinin nakışlarını göstermek...
 
Gibi çok vazifeler için bizim vücudumuza misafir olarak gönderilmiştir.
 
İnşâallah çabuk vazifesini bitirir gider...
 
Bize düşen:
 
'Biz Allah'ın kullarıyız; sonunda yine Ona döneceğiz.' demek...
Teslim olup sabretmek...
Tâ ki o hastalık, vazifesini bitirsin gitsin.
 
Cenab-ı Hak bütün hastalara şifa versin, hastalıkları keffaretü'z-zünub yapsın, âmin âmin âmin...
 
Lem'alar'dan istifade ile...
 
(Mehmet Kara)dan Alıntıyla aynen yaşayarak imzaladık Ahmet Yılmaz
[24.12.2020 23:53] Babam: Azrail'in Güzelliği
 
-Onk. Dr. Haluk Nurbaki'den gerçek bir hatıra...
 
Ben, 40 yıllık bir kanser uzmanı olarak maddeyi aşan sayısız olayla karşılaştım ve bunları, o olaya şahit olanlarla birlikte belgeleyerek özel bir arşiv yaptım. Bunlardan 1976 yılında yaşanmış bir olayı size nakletmek istiyorum.
 
Kanser hastanesinde başhekimken Serap adında genç bir hanım hastam vardı. Bu hastam göğüs kanserine yakalanmış ve tedavi için yurt dışına gitmek istemesine rağmen, bazı formaliteler sebebiyle o imkanı bulamamıştı. Serap'ı özel bir ilgiyle bizzat ben tedavi altına aldım. Ve kısa bir süre sonra da iyileştiğini gördüm. Ancak Serap'ın da bütün diğer kanserliler gibi ilk 5 yıllık süreyi çok dikkatli geçirmesi gerekiyordu. Bir iş kadını olan Serap, 4 yıl kadar sonra 1 ihale için İzmir'e gitmek istedi. Kışaylarında olduğumuz için uçakla gitmesi şartıyla kabul ettim. Maalesef bilet bulamamış ve benden habersiz bindiği otobüsün kaza geçirmesi üzerine 6 saat kadar mahsur kalmış. Dönüşünden kısa 1 süre sonra kanser, kemik ve akciğerine yayıldı. Serap bacak kemiklerindeki metastaz nedeniyle yürüyemez hale gelirken, hastalığın akciğerdeki tezahürü sebebiyle de devamlı olarak oksijen cihazı kullanıyor ve söylediği her kelimeden sonra ağzını o cihaza yapıştırarak nefes almak zorunda kalıyordu. Evine gittiğim gün, yine güçlükle konuşarak: 
 
-''Doktor bey,'' dedi. ''Ben size...dargınım.'' ''Niçin?' diye sordum. 
 
-'Siz...dindar bir insanmışsınız. Niçin bana da, ALLAH 'ı, ölümü, ahireti anlatmıyorsunuz?' 
 
Dini inançlarının çok zayıf olduğunu bildiğim için bu teklifi karşısında oldukça şaşırdım. O'nu üzmemeye çalışarak: 
'Doktora ulaşmak kolaydır'' dedim. ''Parayı bastırdın mı istediğine tedavi olursun. Ancak iman tedavisi için gönülden istek duymalısın...' 
 
Konuşmaya mecali olmadığından 'Ben o isteği duyuyorum' manasında başını salladı. Artık ümitsiz bir tıbbi tedavinin yanı sıra, ebedi hayatın ve saadetin reçetesi olan iman derslerimiz başlamış ve dersler 'hızlandırılmalı öğretime' dönmüştü. Anlattığım iman hakikatlarını bütün ruhuyla meczediyor ve arada bir soru soruyordu.Vefatına bir hafta kala: 
 
-'Doktor bey,'' dedi. ''Ben ölürken ne söylemeliyim?' 
 
-'Senin durumun çok özel' dedim. ''Kelime-i Şehadet sana uzun gelir. O anı farkedince ''Muhammed'' (s.a.v) sana yeter.' 
 
O, haliyle tebessüm ederek yine başını salladı. Çok ıstırabı olduğu için Serap'a sürekli morfin yapıyor ve O'nu uyutmaya çalışıyorduk. Ben, bir iş seyahati sebebiyle bir müddet ziyaretine gidemedim. Dönüşümde annesi telefon ederek: 
 
-'Serap, bir haftadır morfin yaptırmıyor.' dedi. 'Sabahlara kadar inliyor ve çok ıstırap çekiyor. Hemen eve gittim ve iğne yaptırmamasının sebebini sordum. Aldığım cevabı hala unutamıyor ve hatırladıkça ürperiyorum. 'Ya morfinin tesiriyle ölüme uykuda yakalanır ve son nefeste 'Muhammed' diyemezsem?.
 
İşte Serap, böyle bir hanımdı. Bu arada benden istihareye yatmamı ve eğer bir kaç gün daha ömrü varsa , son günü uyanık kalacak şekilde morfin yaptırılmasını rica etti. Ben hiç adetim olmadığı halde cuma gününe rastlayan o gece istihareye yattım ve Serap'ın acizliği hürmetine sandığım salı gününe kadar yaşayacağına dair işaret sezdim. 
 
 
Ertesi gün O'na: 
 
-'Hiç korkma!' dedim. 'İğneyi vurdurabilirsin 
 
Ve Serap bir veda niteliği taşıyan bu görüşmemizde son sorusunu da sordu: 
 
-'Doktor bey...Azrail bana nasıl görünecek?' 
 
-'Kızım,' dedim. 'O bir melek değil mi? Hiç merak etme, sana yakışıklı bir prens gibi gelecektir.' 
 
Salı günü Serap'ın ağırlaştığı haberini alınca hemen eve gittim.Ancak vefatına yetişememiştim. Ailesi tam manasıyla perişandı. Sadece kendisine uzun müddet bakan dindar bir hanım akrabası ayaktaydı ve beni görünce yanıma gelerek: 
 
-'Doktor bey, biliyor musunuz, bu evde biraz önce bir mucize yaşandı!' dedi ve devam etti: 
 
-Serap, bir saat kadar önce oksijen cihazını attı ve 'yataktan kalkması imkansız' denmesine rağmen kalkarak abdest aldı, iki rekat namaz kıldı.Bütün ev halkı hayretten donup kaldık. Ve kelime-i Şehadet getirerek vefat etmeden biraz önce de: 
 
-Doktor bey'e söyleyin, dedi. Azrail, O'nun söylediğinden de güzelmiş!..
HAYIRLI SABAHLAR....
[24.12.2020 23:57] Babam: Allah NURBAKİ’den razı olsun, her ikisine de gani gani rahmet eylesin. 
Yapacak ne kadar çok ve önemli işlerimiz, ellerinden tutulacak ne kadar çok insanımız var. 
Rabbim bizlere şuur, merhamet ve gayret lutfetsin. 
Fiemânillah...
[25.12.2020 11:56] Babam: Ta-Sîn. Bunlar Kur'an'ın, apaçık bir kitabın âyetleridir. Kur'an, namazı dosdoğru kılan, zekatı veren ve ahirete de kesin olarak inanan mü'minler için bir hidayet rehberi ve bir müjdedir.
 
Neml, 27/1-3
Hayırlı cumalar
[01.01.2021 12:32] Babam: Ey iman edenler! Cuma günü namaz için çağrı yapıldığı zaman, hemen Allah'ın zikrine koşun ve alışverişi bırakın. Eğer bilirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır. (Cum'a, 62/9) Hayırlı cumalar.
[08.01.2021 10:56] Babam: “Resûl’üm de ki: “Ey insanlar! Şüphesiz ben, Allah’ın hepinize gönderdiği Peygamber’iyim. O Allah ki, yer ve göklerin hükümranlığı O’nundur. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. O, diriltir ve öldürür. Şu hâlde Allah’a bir de O’na ve sözlerine inanan Resûl’üne, o ümmî (okuması yazması olmayan) Peygamber’e iman edin ve ona uyun ki doğru yolu bulasınız.”
 
(A’râf, 7/158)
Hayırlı cumalar
[05.02.2021 11:31] Babam: Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz:
 
“Allâh’ım, bana öyle bir îman, öyle bir yakîn ver ki, artık bir daha küfür (ihtimâli) kalmasın. Öyle bir rahmet ver ki, onunla, dünya ve âhirette Senin nazarında kıymetli olan bir mertebeye ulaşayım.”
 
(Tirmizi,Deavât 30/3419)
 
Cuma bayramımız hayırlı, sağlıklı ve mübarek olsun.
[18.02.2021 11:13] Babam: Mübarek Regaip kandiliniz tebrik eder, Tüm müslümanlar için hayırlara vesile olmasını temenni eder, Makbul dualarınızın kabulünü Rabbimden niyaz ederim.
[18.02.2021 11:15] Babam: Çok bağış ve iyilik anlamına gelen regibe kelimesinin çoğulu olan Regaib Allah’ın rahmeti, lütuf ve ihsanının bol olduğu gecenin adıdır. Bu gece yapılacak ibadet de diğer mübarek geceler de olduğu gibi kaza namazı kılmak, kur’an okumak, Allah’dan af ve mağfiret dilemektir.
[05.03.2021 14:05] Babam: “Ey iman edenler! Allah’a ve Resûlü’ne itaat edin ve işittiğiniz hâlde (Kur’an’dan) yüz çevirmeyin.”
 
(Enfâl, 8/20)
Hayırlı cumalar
[10.03.2021 15:01] Babam: Bütün mertebeleri aşıp Kâinatın sahibiyle görüşme şerefine nail olan, insanlığın medarı iftihar ı Hz peygamber (sav) miracını anlamayı, yaşamayı ve namaz yoluyla  Miraç yolları mı katetmeyi nasip etmesini Rabbimiz den niyaz eder Mirac kandilinizi tebrik ederim.
[26.03.2021 12:01] Babam: 'Allah’ım! Seni anmak, sana şükretmek, sana güzelce kulluk etmekte bana yardım et.'
    (Ebu Dâvûd, 'Salât', 361; Nesâî, 'Sehv'60; Ahmed b. Hanbel, V, 245)
 
Âmin 
Cumamız ve Berat kandilimiz mübarek olsun..
[27.03.2021 12:21] Babam: Bu gelen gece olan Leyle-i Berat, bütün senede bir kudsî çekirdek hükmünde ve mukadderat-ı beşeriyenin programı nev'inden olması cihetiyle Leyle-i Kadr'in kudsiyetindedir. Herbir hasenenin.... Leyle-i Berat'ta herbir amel-i sâlihin ve herbir harf-i Kur'anın sevabı yirmibine çıkar. Sair vakitte on ise, şuhur-u selâsede yüze ve bine çıkar. Ve bu kudsî leyali-i meşhurede onbinler, yirmibin veya otuzbinlere çıkar. Bu geceler, elli senelik bir ibadet hükmüne geçebilir. Onun için elden geldiği kadar Kur'anla ve istiğfar ve salavatla meşgul olmak büyük bir kârdır.
Berat kandilimiz hayırlı mübarek olsun Rabbim hakkıyla istifade etmeyi nasib etsin inşallah
[02.04.2021 10:28] Babam: Ahiretde seni kurtaracak bir eserin olmadığı takdirde, fâni dünyada bıraktığın eserlere de kıymet verme... HAYIRLI CUMALAR
[09.04.2021 11:49] Babam: ALLAH'ım !
Mübarek Cuma gününde,
Senden,Seni sevmeyi,
Seni sevenleri sevmeyi ve
Senin sevgine ulaştıran Salih amellerle dopdolu bir hayat sürmeyi isterim.
Cuma'nın feyz ve bereketinden gerçek anlamda istifade etmeyi  Rabbimden niyaz ederim
[13.04.2021 13:43] Babam: ''Ramazan'ı şerif,bu fâni dünyada, fâni ömür içinde ve kısa bir hayat da baki bir ömür kazandırır .Evet, bir tek Ramazan seksen sene bir ömür semaratını kazandırabilir''
HAYIRLI RAMAZANLAR
[16.04.2021 14:18] Babam: Kim Allah’tan çokça bağışlanmayı dilerse, Allah onun için her üzüntüden bir kurtuluş,her sıkıntıdan bir çıkış kapısı verir ve onu ummadığı yerden rızıklandırır. Ya Rabbi! Sen merhamet edenlerin en merhametlisisin.Bize ihsanınla ve kereminle muamele et !
Cumanın Rahmeti ve Bereketi Üzerinize Olsun.
[29.04.2021 02:40] Babam: A C İ L..!!!
=================
ERMENİLERin 2 Milyon TÜRK MÜSLÜMAN OSMANLI’yı KATLETTİĞİ ortaya çıktı!!!..
 
*HELÂL OLSUN SANA BRUCE FEİN!!!..
 
ABD'DEN ŞOK RAPOR:
-
ABD eski Başkanı 
Donald REAGAN’ın Danışmanı: Bruce FEIN: “Beyaz Sarayda Arşiv araştırması yaptı, meşhur olayda Ermenilerin 2 milyon Müslüman Osmanlı’yı katlettiği ortaya çıktı!!!.. 
-
*Ermeniler, kendi Arşivlerini açmıyorlar, çünkü bu gerçeğin ortaya çıkmasını istemiyorlar!!!…*” dedi. 
-
ABD Başkanı Ronald Reagan’ın Hukuk danışmanlığını yapan Bruce Fein, 
Sözde Ermeni Soykırımı iddialarını değerlendirdi.;
Ermenilerin bu iddialarının son derece asılsız olduğunu belirten Fein,;
-
Reagan’ın başkan olduğu 1981′de bu konunun Beyaz Saray tarafından araştırıldığını ve iddiaların asılsız olduğunun belgelendiğini söyledi. 
-
İşte sözde Ermeni soykırımı konusunda Fein’in açıklamaları: 
“*Osmanlı Türk İmparatorluğu’nun azınlıklara karşı 
“müthiş” sayılabilecek bir özen gösterdiği gerçeğini unutmamak gerekir. ,;
-
*Azınlıklar, kendi dini özgürlüklerini ve hayatlarını son derece rahat bir şekilde sürdürdü. ;
-
Ermeni terör çeteleri;
I. Dünya Savaşı sırasında Fransa ve Rusya ile birlikte Osmanlıları Soykırım uygulayarak öldürdü. 
Bu rakamın 2 milyon civarında olduğu bir gerçektir. 
Ermeni kayıplarının ise 500 bin civarında olduğu araştırmalarla kanıtlandı. 
-
Burada asıl önemli konu,  
<>Osmanlı da 
kendisini savundu!.<>
-
Özellikle ABD’de yaşayan Ermeniler: soykırım yalanı ile büyük getiri sağlıyor. 
-
ABD yönetimi de büyük paralar döndüğü için; Ermenileri karşısına almak istemiyor. 
-
Ermeniler ısrarla kendi Arşivlerini açmıyor. 
Çünkü yıllardır soykırım yalanı ile dönen getirimi kaybetmek istemiyorlar. 
-
Arşivler açıldığı anda gerçek ortaya çıkacak.” 
 
*UYAN VATANDAŞIM!!!!..  
-
BAK, HİÇ BİR ŞEY YAPAMIYORSAN 
BUNU DAĞIT VE ANLAT YAZILANLARI DA HARFİYEN UYGULA  
 
O ZAMAN BAK VATANINA SÖZ EDEN KALIR MI?*
 
AXA SİGORTA GRUBU ERMENİLERE SOYKIRIM TAZMINATI ÖDEMEYİ VAAD EDIYOR, 
AXA OYAK 
SİGORTALILARIN BİLGİSİNE..
 
Geçtiğimiz günlerde dünyanın dört bir yanında 'sözde ermeni soykırımı' ile ilgili onlarca panel-konferans düzenlenmiş.* *Bunların ana sponsorları kim biliyor musunuz?  
HSBC ve British Airways.
Bizim ülkemizde bizden elde ettikleri para ile 
bize karşı sözde ermeni soykırımını destekleyen bu kuruluşlarla olan ilişkilerinizi gözden geçirmeye davet ediyorum. 
Saygılar. 
 
** VARSA HSBC HESAPLARINIZI KAPATIN!!! ve ADVANTAGE KART'LARINIZI 
İPTAL EDİN!!!!!…*
 
*YA DA EN AZINDAN 
BU MAİLİ FORWARDLAYARAK TEPKİNİZİ GÖSTEREBİLİRSİNİZ.
 
* *EGE ÜNİVERSİTESİ HASTAHANESİNDEKİ BÜTÜN DOKTORLARIN HSBC KREDİ KARTLARINI VE HESAPLARINI KAPATTIRDIKLARINI GÖRÜNCE BANKANIN GENEL MÜDÜRLÜĞÜ OLAYA EL KOYDU.* 
AMMA KİMSE VAZGEÇMEYİNCE ADAMLAR TUTUŞTU. 
BİR SÜRÜ FAKSLAR FALAN ÖZÜR YAZILARI. AMMA BU SADECE 
BU HASTANE İLE 
SINIRLI KALMAMALI!!!.. 
-
ÜLKEMİZDE BİR SÜRÜ YATIRIM YAPIYORLAR, BİZİMLE İYİ GEÇİNMEK İSTİYORLARSA BİR TERCİH YAPSINLAR. ERMENİLER Mİ, 
TÜRKİYE Mİ? 
 
BENCE, HİÇ DÜŞÜNMEYİN * 
 
*KARTLARINIZI 
İPTAL ETTİRİN. 
AMMA EN ÖNEMLİSİ;
-
BU OLAY SEBEBİYLE OLDUĞUNU BELİRTİN, 
LÜTFEN... !!!*
 
AYRICA FORTIS BANK'IN DA PKK'YA MAYIN SAĞLAYAN KURULUŞLA KARDEŞ ŞİRKET OLDUĞUNU DA UNUTMAYALIM. ...
Ve aynı zamanda;
 
BU MAİLİ GÖNDEREN ARKADAŞIM BUNU UMURSAMAYIP DA YAYMAYAN 
OLURSA KENDİSİNİ LİSTESİNDEN SİLSİN VE ENGELLESİN'
DİYOR. BU BİR BİLGİLENDİRME MESAJIDIR. 
-
DUYARSIZ KALMAYIN. 
PAYLAŞIN..!!!
*BU VATAN BİZİM UNUTMAYIN.!!!...*
 
*Doç. Dr. İLKAY ORHAN 
Gazi Üniversitesi Eczacılık Fakültesi 
Eczacılık Meslek Bilimleri Bölümü 
Farmakognozi Anablim Dalı...
=================
     P A Y L A Ş I N I Z
[30.04.2021 03:21] Babam: 'Allahım! Nimetinin yok olmasından, verdiğin afiyetin (nimet ve sağlığın) bozulmasından,ansızın cezalandırmandan ve öfkene sebep olan her şeyden sana sığınırım.'
 
(Müslim, 'Zikir',96)
Hayırlı cumalar
[07.05.2021 13:59] Babam: Rızık anlayışı sizi: Rızkın mal ve evlattan ibaret olduğu yanlışına düşürmesin.
 
En güzel rızık: Ruhun sükûneti, aklın nuru, bedenin sıhhati, kalbin temizliği, fikrin selâmetidir.
 
Rızıkların en hayırlısı; Anne duâsı, baba rızâsı ve sadık dostun duâsıdır.
Hayırlı Cumalar
[08.05.2021 12:30] Babam: Leyle-i Kadirde her bir amel-i salihin ve harf-i Kur’ân’ın sevabı otuz bine(30000) çıkar.  
Onun için, elden geldiği kadar Kur’ân’la ve istiğfar ve salâvatla meşgul
[13.05.2021 00:45] Babam: BAYRAM
 
 Allah'ım müslümana bayramı çok görüyorlar.
 Her bayram mevsiminde pusuya yatmış canavar ruhlular harekete geçip, kan içerek tatmin oluyorlar. 
İslam coğrafyasında huzur bozmak için fırsat kolluyorlar.Narkoz yemiş yada satılmış liderlerle biryere varmak mümkün görünmüyor.
 İş yine evlâd ı Fatihana düşüyor.Allahım İslam ı ayağa kaldır.
 Petrol  kuyularının bekçileri ne iman, iz'an, cesaret ve istikamet ver.
 İslam birliği ni oluşturmada bu ümmete yardım et.
[13.05.2021 01:35] Babam: Allah'ım  başda Kudüs ve Mescid'i Aksa olmak üzere müslüman beldelerini zalimlerden kurtarma niyetinde nolanlara güç, irade  ver.
 Bu niyetde olanlara yardım et. 
  Bayramların gerçek bayram olabilmesi için her türlü zulümden, hastalıktan yoklukdan, kıtlıktan muhafaza eyle.
 
Aminnnn...Aminnnn
[13.05.2021 08:45] Babam: Dünyanın salgın hastalıklardan kurtuluşuna, zulüm altındaki islam aleminin  hürriyet ve huzura kavuşmasına vesile olması temennisiyle Ramazan Bayramınızı tebrik eder, sağlıklı günler dilerim 
Ahmet Yılmaz
[22.05.2021 17:09] Babam: 1440 KÜSÜR SENELİK TARİHİMİZ
 
Hz peygamber efendimizin tebliğle görevlendirilmesinden sonra günümüze dek bir ''Cadde'yi Kübra'' oluştu.Bu caddenin sınır taşlarını öncelikle Kur'an'ın ışığında Hz peygamber efendimiz (sallallahualeyhivesellem), hülefai raşidin( dört halife) ve arkadaşları, bütün dünyadaki gayeleri sadece Allah rızasını kazanmak ve din'i İslam'ı aslından uzaklaştırmak ve yozlaştırmak gayesi güden din düşmanlarına karşı   kitap, sünnet ışığında bu büyük caddeyi muhafaza ve müdafaa etmeye çalışan mücdehitler ve nihayet o günden bu güne kadar bu yolda canları uğruna çalışan, 'İslam'ın bir hakikatına bin ruhum olsa feda etmeye hazırım' diyen din büyüğü olan alimlerimizdir.
  Bu cadde; ihlâsla,samimiyetle ve sadece Allah rızasını asıl maksat yapan yiğitlerce kurulmuş ve muhafaza edilememektedir. Dinimi en güzel şekilde nasıl yaşarım, Allah rızasına nasıl nail olabilirim endişesini taşıyan mücahit ruhlu kahramanlarca..
   Ancak bazan gafletle unutsak da buyolun düşmanları da var olagelmiştir. Zahiri düşmanlar bellidir.Ancak onların ajanlar 'ı ve sinsi dessasları bazan dini tahrip etmek yada gönüllere vesvese vererek zihinlere şüphe vermek çabasındadırlar.
   İslam'ın ana yasası Kurandır. Hayata uyarlanması da Hz Muhammed sav ile vücut bulmuştur.
   Şimdi 1450 sene sonra, nasıl meşhur olurum yada  cüzdanımı nasıl doldururum gayesine kapılan bir güruh, güya Hz Muhammed (sav) den daha iyi Kur'anı   anlıyabileceklermiş !! gibi, dinî İslam'ın sosyal hayata bakan ve ibadet cihetlerini tahribe çalışıyorlar.Bu plan o günden bu güne ara vermeksizin devam ediyor.Amaç belli..Namaz kaç vakit, tesettür varmı yokmu,vs
     Şunu herkes çok iyi bilmeliki din tamamlanmıştır ve eksiği de yoktur(maide / 3) Bu dinin ete kemiğe bürünmüş hali de Hz Muhammed (sav)in hayat tarzıdır. Bunun dışıda beyhude dir.
 
Araştırmalar dinimi ihlâsla samimiyetle en güzel şekilde nasıl yaşarım diye takva üzerine olmalı. Yoksa ' dinin hangi emirin den nasıl kurtulurum' yada Kutsal emirleri nasıl yumuşatırım ? diye nefis hesabı na yapılan çalışmalar şeytan hesabına geçer. *İSLAMİYET GÜNEŞ GİBİDİR ÜFLEMEKLE SÖNMEZ, GÜNDÜZ GİBİDİR GÖZ YUMMAKLA GECE OLMAZ. GÖZÜNÜ KAPAYAN YALNIZ KENDİSİNE GECE YAPAR.(RNK)
 
   Ahmet Yılmaz
[23.05.2021 16:59] Babam: BITCOIN NEDİR?
 
Bir köy yakınında çok sayıda maymun yaşıyormuş. Bir gün köye bu maymunları satın almak için bir tüccar gelir.
 
Tüccar maymunun tanesini 100 USD'a satın alacağını ilan eder.
 
Köylüler adamın deli olduğunu düşünür.
Akıllı birinin başıboş maymunların tanesine 100 USD ödemiyeceğini düşünürler.
 
Buna rağmen bir kaç köylü bir kaç maymun yakalayıp tüccara verir ve maymun başına 100 USD alır.
 
Bu haber kısa zamanda yangın gibi yayılır ve halk maymunları yakalayıp tüccara satar.
 
Bir kaç gün sonra tüccar maymunun tanesini 200 USD’a alacağını ilan eder. Tembel köylüler kalan maymunları yakalamak için koşuşturur
Yakaladıkları maymunların adedini 200 USD’dan satarlar.
 
Daha sonra tüccar maymunların tanesini 500 USD’a alacağını duyurur. Köylülerin uykusu kaçar. Kalan 6-7 maymunu yakalayıp maymun başına 500 USD’ı alırlar.
 
Köylüler merak içinde yeni duyuruyu beklemektedir. Tüccar bir hafta için evine gideceğini ve dönüşte maymunun adedini 1000 USD’a alacağını duyurur. 
 
Köylüler çok üzgündür. Çünkü ortalıkta 1000 USD’a satacakları maymun kalmamıştır.
 
Tüccarın bıraktığı eleman köylülere elindeki maymunları gizlice tanesi 700 USD’dan satabileceğini söyler.
 
Haber yangın gibi yayılır. Tüccar maymunun tanesini 1000 USD’a alacağına göre, maymun başına 300 USD kâr vardır.
 
Ertesi gün tüm köylüler maymun kafesi önünde kuyruk olurlar. Tüccarın adamı maymunların hepsini adedi 700 USD’dan satar. Zenginler topluca maymun satın alır. Fakir köylüler ise maymun alabilmek için tefeciden borç para alırlar.
 
Köylüler maymunlarına iyi bakarak tüccarın dönüşünü bekler.
 
Fakat kimse gelmez.
 
Köylüler tüccarın yardımcısına koşar. Fakat o da tüymüştür.
 
Köylüler hiç bir işe yaramayan, kimseye satamayacakları başıboş maymunların tanesine 700 USD ödediklerini anlarlar.
 
Bitcoinde günümüzdeki maymun ticareti işidir.
Bu ticaret bir çok insanı batırırken, bir kaç kişiyi zengin edecektir.
 
KRİPTO, DİJİTAL PARA: Aptalın elindeki gerçek parayı alarak, yüksek kar vaadiyle ahmaklara hayal satmaktır. Bu aç gözlülük varken memleketin ahmağı da tosuncuğu da bitmez.
 
Sistem böyle işlemektedir.
 
Alıntıdır....
[28.05.2021 12:16] Babam: ALLAH'ım !
Mübarek Cuma gününde,
Senden,Seni sevmeyi,
Seni sevenleri sevmeyi ve
Senin sevgine ulaştıran Salih amellerle dopdolu bir hayat sürmeyi isterim.
Cuma'nın feyz ve bereketinden gerçek anlamda istifade etmenizi Rabbimden niyaz ederim
[28.05.2021 13:54] Babam: MUTLULUK REÇETESİ
Hâlinize;
Şikayet etmeyin
Büyüğünüze;
Emretmeyin
Emanete; ihanet
etmeyin,
Boş şeylerde;
İsrar etmeyin
Nefesinizi; Boşa tüketmeyin,
İnsanları;Beklet
meyin,
Etrafınızı;Kirlet
meyin,
Hayatınızı; Mah
vetmeyin
Kimseye:Minnet 
etmeyin,
İnsanları:Yüzüne 
karşı methet
meyin,
Kimseye:  Kem söz söylemeyin,
Kötülüğe:  Meyil 
etmeyin,
Malınızı:  Boşa sarf etmeyin
Sırrınızı:  Açık et
meyin,
Her Şeyi:  Merak etmeyin
Hatanızı:  İnkar etmeyin
Şerefinizi:  Kaybetmeyin
Vatanınızı: Terketmeyin,
İyiliğe :
Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —
G-H1BEN5KZ8N