Menü tarıkhaber
AHMET YILMAZ

AHMET YILMAZ

Tarih: 28.05.2023 23:06

Günün yazısı

Facebook Twitter Linked-in

[28.08.2021 22:22] Babam: YÂ RÂB...
Bizleri nimetlerine şükreden, takdirine rıza gösteren, belâ ve musibetlere sabreden, korktuklarından emin, umduklarına nâil olan bahtiyar kullarından eyle... Cuma gününün rahmeti, bereketi ve feyzi üzerimize  olsun.. Selam ve dua ile.
[28.08.2021 22:22] Babam: Ubudiyet, mukaddeme-i mükâfat-ı lâhika değil, belki netice-i nimet-i sabıkadır. Evet, biz ücretimizi almışız; ona göre hizmetle ve ubudiyetle muvazzafız.    CUMAMIZ HAYIRLI MÜBAREK OLSUN
[28.08.2021 22:22] Babam: Herşeyin kontrol altına alındığı yeni bir dünyaya doğru gidiyoruz. 
Bizi bu tsunamiden iki şey kurtarır: 
1. Güçlü aile bağları, 
2. Sizi karşılıksız seven dostlar. 
Bu nedenle eşinize, ailenize ve  dostlarınıza iyi sahip çıkın. 
 
Hayırlı akşamlar…
[28.08.2021 22:22] Babam: بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يم
 
*İnsanın vazife-i asliyesi: Aczini ve fakrını ve kusurunu derk ederek ubudiyetle ilan etmek ve hâcatının celbi için dua etmek ve mevcudatın tesbihatını görüp müşahede ederek şehadet etmek ve nimetleri görüp tefekkür içinde şükretmek ve ibret içinde bakmaktır.*
(Risale-i Nur).                                   Hayırlı Cumalar selâm ve dua ile Tevfik Ertürk
[28.08.2021 22:22] Babam: Risale-i Nur'da isbat edilmiştir ki: Bazan zulüm içinde adalet tecelli eder. Yani insan bir sebeble bir haksızlığa, bir zulme maruz kalır; başına bir felâket gelir; hapse de mahkûm olur; zindana da atılır. Bu sebeb haksız olur, bu hüküm bir zulüm olur. Fakat bu vakıa adaletin tecellisine bir vesile olur. Kader-i İlahî başka bir sebebden dolayı cezaya mahkûmiyete istihkak kesbetmiş olan o kimseyi bu defa bir zalim eliyle cezaya çarptırır, felâkete düşürür. Bu adalet-i İlahînin bir nevi tecellisidir.
Emirdağ-2 - 78
[28.08.2021 22:22] Babam: Saglik sen Tarihi Kazanımlar.         
1. 2022 icin 5+7, 2023 icin 8+6 ve enflasyon farki
2. 3600 ek gosterge calismasi 2022'de tamamlanacak
3. Sozlesmelilere kadro calismasi 2022'de tamamlanacak
4. Toplu sozlesme ikramiyesi 400 TL'ye cikarildi.
5. Yuz binlerce saglik calisaninin sabit ek odemeleri yuzde 20 arttirildi.
6. Asli gorevlerinin yaninda ambulans soforlugu de yapan Acil Tip Teknisyeni ve Teknikerleri ile Toplum Sagligi Teknisyenlerinin, performans puanlari yuzde 50 artirildi.  
7. Dini bayramlarda verilen artirimli nobet ucreti uygulamasının milli bayramlarda da verilmesi sağlandı.                                            8. Acil servise hizmet veren rontgen ve laboratuvar birimlerinde calisanlarin nobet ucretleri yuzde 50 artirildi. 
9. Entegre saglik hizmeti sunulan merkezlerde tutulan nobet ucretleri yuzde 50 artirarak, acil servis nobetleriyle es deger hale getirildi. 
10. Cevre sagligi ve tutun denetimi yapan binlerce saglik calisaninin performans puani yuzde 40 oraninda artirildi. 
11. Binlerce uzman hemsire ve ebenin, ozel hizmet tazminati ilaveleri yuzde 40 oraninda artirildi.
12. Yaklasik 400 bin saglik calisaninin kadro unvan katsayisi ilavesi yüzde 50 oranında artırıldı.
13. Entegre hastanelerde görevlendirilen diş hekimlerinin ek ödemesi, yüksek olan kurumun ek ödemesi üzerinden ödenmesi sağlandı.
[28.08.2021 22:22] Babam: 'Cennete, kalpleri kuş kalbi gibi (saf ve temiz) olan insanlar girecektir.' (Müslim, 'Cennet',27)
Zaman gösterdiki cennet ucuz değil, mühim bir fiyat ister. Cehennem dahi lüzumsuz değil.
Cumanın hayrı ve bereketi hepimizin üzerine olsun inşaallah.
Selam, dua, sağlık ve muhabbetle kalınız 
[28.08.2021 22:22] Babam: Günahlardan gelen yaralar ve yaralardan hasıl olan vesveseler, şübheler (neûzü billah) mahall-i iman olan bâtın-ı kalbe ilişip imanı zedeler ve imanın tercümanı olan lisanın zevk-i ruhanîsine ilişip zikirden nefretkârane uzaklaştırarak susturuyorlar.
   Evet günah kalbe işleyip, siyahlandıra siyahlandıra tâ nur-u imanı çıkarıncaya kadar katılaştırıyor.
Herbir günah içinde küfre gidecek bir yol var.
O günah istiğfar ile çabuk imha edilmezse, kurt değil, belki küçük bir manevî yılan olarak kalbi ısırıyor.
Lemalar - 8                                                                                Hayırlı Cumalar selâm ve dua ile Tevfik Ertürk.
[28.08.2021 22:23] Babam: EZOP' UN MASALLARI
 
BİR EŞŞEK' İN ÖYKÜSÜ 
 
Antik Yunan döneminde (MÖ 620-560 yılları arasında) Ege' de yaşayan ünlü masalcı Ezop' un  iki bin altı yüz yıldır canlılığını yitirmeyen öyküsüdür bu öykü. Siz ders alın diye, bugüne kadar söylene söylene bugüne kadar getirdik:
 
Hikâye bu ya... 
Bir inek, bir beygir, bir eşek biraraya gelip bir karar almışlar.  Etrafa dağılıp, insanların ne yaptıklarını öğrenmeye 
ve üç yıl sonra da burada buluşmaya karar vermişler... 
 
Her biri başka yöne gider.
 Aradan üç uzun yıl geçtikten sonra, buluşma yerine önce inek ve beygir gelir... 
 
İkisi de perişan bir halde, zayıflamış, dişleri dökülmüş, kamburları çıkmış, 
adeta çökmüşler...
 
 Beygir merakla sorar:
- 'Nedir bu halin inek kardeş?' diye sormuş..
 
İnek acıklı bir şekilde içini çekerek anlatır:
- 'Sorma beygir kardeş..
Bu insanlar çok merhametsiz..
Beni durmadan birbirlerine sattılar. 
Alan sütümü sağdı. 
Bir inek daha bulup onu yanıma koyarak, bizi çifte koştular, aç bıraktılar.
Canımı zor kurtardım be kardeş.'
 
Beygir de, acı acı başını sallayarak anlatır:
- 'Ahhhh.. Ahhh.. 
Sorma..
Benim de ağzıma bir demir parçası geçirdiler, ağzımı açamadım. 
Üzerime bindiler, ses çıkaramadım. 
Biri indi, öbürü bindi ! Binmedikleri zamanlarda da zincire vurdular. 
Belim çöküp de onları taşıyamaz bir hale geldiğinde, arkama kocaman bir araba bağladılar. 
Bu sefer birçoğunu yeniden taşımaya başladım. 
Ben onları taşıdıkça, daha hızlı gitmem için beni sürekli kırbaçladılar. 
Canımı zor kurtardım be inek kardeş.'
 
İnek ve beygir böyle konuşurken uzaktan eşek görünür. 
Hayli neşelidir.
Islık çala çala, taşlara tekme ata ata, hoplaya zıplaya gelir. Mutludur. 
Üstelik şişmanlamıştır. 
Tüyleri pırıl pırıl parlamakta, gözlerinin içi gülmektedir. 
 
Üzerinde lacivert takımlar vardır.
İnek ile beygir şaşırmış bir şekilde, 
- 'Nedir bu halin? 
Neler oldu? 
Neden böyle zevkten dört köşesin?'
diye sorarlar. 
 
Eşek keyifli bir şekilde anlatır:
 
- 'Sizden ayrıldıktan sonra, çok uzakta bir memlekete vardım.
Birisi yukarı çıkmış bağırıyor, 
bağırdıkça insanlar onu alkışlıyordu. 
Ben de yüksekçe bir yere çıkıp bağırdım. 
Benim bağırmamı bilirsiniz, yeri göğü inletirim. 
Sesimi duyan benim yanıma koştu, duyan duymayana haber verdi, etrafım insanla doldu.
Onlar geldikçe ben daha çok bağırdım. 
Haktan, hukuktan, refahtan, 
adaletten filan bahsettim..'
 
Büyük merak ve heyecan içinde adeta  ağızları açık bir şekilde Eşşeği dinleyen İnek ile Beygir sorarlar; 
- 'Eee, sonra ne oldu?'
 
Eşşek:
- 'Ne olacak beni başkan seçtiler!'
 
İnek ve beygir;
- 'Deme yahu.. 
Yani sen, bunlara başkan mı oldun?'
 
Eşşek;
- 'Evvettt... 
Bir şey yapmama da gerek kalmadı.  
Ben bağırdıkça onlar,
 'Seninle gurur duyuyoruz' 
diye alkışladılar. 
Ben de yedim ve bağırdım, yedim ve bağırdım!'
 
İnek ve Beygir;
- 'Pekiii, senin eşşek olduğunu anlamadılar mı yahu?'
 
Eşşek;
- 'Valla, yarısı anladı.
Anladı ama, anlayanlar da 
diğer yarısına anlatamadılar.!'
 
 
[28.08.2021 22:24] Babam: Allah’ım ümmet-i Muhammedi her türlü  musibetten muhafaza eyle ve gaflet uykusundan uyandır. 
Cuma gününün feyzi ve bereketi üzerimize olsun.
Vesselam
[28.08.2021 22:24] Babam: Allah ım Ançak sende korkar sana sığınırız senin her şeye gücün yeter. Cumamız mübarek olsun
[28.08.2021 22:24] Babam: Bakara, 2/112 - “Bilakis, kim güzel niyet ve davranış sahibi olarak kendini Allah’a teslim ederse Rabbinin katında onun mükâfatı vardır. Öylelerine korku yoktur, onlar üzülmeyecekler de.”
 Mü’minler birbirlerini sevmede, birbirlerine merhamet ve şefkat göstermede tıpkı bir bedene benzer. - Hadisi Şerif-Müslim, Birr, 66 Cumamız mübarek olsun inşallah
[28.08.2021 22:24] Babam: O, yaratan, yoktan var eden, şekil veren Allah'tır. Güzel isimler O'nundur. Göklerdeki ve yerdeki her şey O'nu tesbih eder. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. Kimse kendini güçlü sanıp etrafına saldırmasın zülm etmesin zamanı geldiğinde Allah o gücü almasını bilir. Cumamız mübarek olsun inşaallah
[28.08.2021 22:24] Babam: *”Rasûllah (s.a.v) şöyle buyurdu;
Başına bir felaket geleni tâziye/tesellî eden kimse, o sıkıntıya sabreden kadar sevap kazanır.”*
(Hadisi Şerif / Tirmizi, Cenâiz 71)
 
ALLAH (c.c)’ın Affına nail olmamız ve DUÂ’lar da buluşmak ümidi ile DUÂ eder DUÂ beklerim. Cumanın hayrı, rahmeti, bereketi ve mağfireti Ümmedi MUHAMMED ile bizimde üzerimize olsun inşaALLAH.
[28.08.2021 22:25] Babam: Ey insan! Senin vücudunun sahasında yapılan fiiller ve işlerden senin yed-i ihtiyarında bulunan, ancak binde bir nisbetindedir. Bâki kalan Mâlikü'l-Mülk'e aittir. Binaenaleyh kendi kuvvetine göre yük al. Yoksa altında ezilirsin. Kıl kadar bir şuur ile, büyük taşları kaldırmak teşebbüsünde bulunma. Mâlikinin izni olmaksızın, O'nun mülküne el uzatma. Binaenaleyh gafletle, kendi hesabına bir iş yaptığın zaman, haddini tecavüz etme. Eğer Mâlikin hesabına olursa istediğin şeyi al ve yap. Fakat izin ve meşiet ve emri dairesinde olmak şartıyla. İzin ve meşietini de şeriatından öğrenirsin.  
Mesnevi-i Nuriye - 82
 
Cumanız mübarek olsun Âmin
[28.08.2021 22:27] Babam: Cumamız Mübarek Olsun.
 
İnsan için yalnız çalıştığının karşılığı vardır.
 
Necm Süresi 39. Ayeti Kerimesi
 
İNSAN ÇALIŞACAK
 
Dünya, yaratılmış her kula çalışma fırsatının verildiği yerdir; ahiret de bu fırsatın sonuçlarının değerlendirildiği mekan olacaktır. Mü'min; imanı ile kafirden ayrı, mü'minler arasında ise takvası ile farklıdır. Hiçbir mü'min  yaşadığı coğrafya veya bulunduğu şartlar açısından diğer mü'minden üstün değildir. Herkes Allah'ın kendisi için oluşturduğu şartlarda kulluk pozisyonunu üstlenmek ile görevlidir.
HAYIRLI CUMALAR 
Selam ve dua ile
[28.08.2021 22:27] Babam: Allah ım Ançak sende korkar sana sığınırız senin her şeye gücün yeter. Cumamız mübarek olsun
[28.08.2021 22:27] Babam: Allah’ım ümmet-i Muhammedi her türlü  musibetten muhafaza eyle ve gaflet uykusundan uyandır. 
Cuma gününün feyzi ve bereketi üzerimize olsun.
Vesselam
[28.08.2021 22:27] Babam: Bakara, 2/112 - “Bilakis, kim güzel niyet ve davranış sahibi olarak kendini Allah’a teslim ederse Rabbinin katında onun mükâfatı vardır. Öylelerine korku yoktur, onlar üzülmeyecekler de.”
 Mü’minler birbirlerini sevmede, birbirlerine merhamet ve şefkat göstermede tıpkı bir bedene benzer. - Hadisi Şerif-Müslim, Birr, 66 Cumamız mübarek olsun inşallah
[28.08.2021 22:27] Babam: O, yaratan, yoktan var eden, şekil veren Allah'tır. Güzel isimler O'nundur. Göklerdeki ve yerdeki her şey O'nu tesbih eder. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. Kimse kendini güçlü sanıp etrafına saldırmasın zülm etmesin zamanı geldiğinde Allah o gücü almasını bilir. Cumamız mübarek olsun inşaallah
[28.08.2021 22:28] Babam: Bu dünya hayatı ancak bir eğlence ve oyundan ibarettir. Ahiret yurduna gelince, işte gerçek hayat odur. Keşke bilselerdi!
 
Ankebut, 29/64
Hayırlı cumalar
[28.08.2021 22:29] Babam: *”Rasûllah (s.a.v) şöyle buyurdu;
Başına bir felaket geleni tâziye/tesellî eden kimse, o sıkıntıya sabreden kadar sevap kazanır.”*
(Hadisi Şerif / Tirmizi, Cenâiz 71)
 
ALLAH (c.c)’ın Affına nail olmamız ve DUÂ’lar da buluşmak ümidi ile DUÂ eder DUÂ beklerim. Cumanın hayrı, rahmeti, bereketi ve mağfireti Ümmedi MUHAMMED ile bizimde üzerimize olsun inşaALLAH.
[28.08.2021 22:29] Babam: Ey insan! Senin vücudunun sahasında yapılan fiiller ve işlerden senin yed-i ihtiyarında bulunan, ancak binde bir nisbetindedir. Bâki kalan Mâlikü'l-Mülk'e aittir. Binaenaleyh kendi kuvvetine göre yük al. Yoksa altında ezilirsin. Kıl kadar bir şuur ile, büyük taşları kaldırmak teşebbüsünde bulunma. Mâlikinin izni olmaksızın, O'nun mülküne el uzatma. Binaenaleyh gafletle, kendi hesabına bir iş yaptığın zaman, haddini tecavüz etme. Eğer Mâlikin hesabına olursa istediğin şeyi al ve yap. Fakat izin ve meşiet ve emri dairesinde olmak şartıyla. İzin ve meşietini de şeriatından öğrenirsin.  
Mesnevi-i Nuriye - 82
 
Cumanız mübarek olsun Âmin
[28.08.2021 22:29] Babam: Lisan-i hâl  lisan-i kalden daha iyi ders verir...(mealen )  
bediüzzaman r.a
[29.08.2021 02:13] Ömer Tarık Yılmaz: MUCİZE
Temmuz güneşinin ortalığı kasıp kavurduğu sıcak bir yaz günü daha bitmek üzereydi… Adam hızlı adımlarla Diyarbakır sokaklarını arşınlıyordu... Bir an önce hedefine varmak isteyen maratoncular gibi yüksek tempoda yürürken yorgun bedeni frene basmış durup dinlenmek için gölgelik bir yerde bir taşın üzerine oturarak cebinden çıkardığı tütün tabakasından bir sigara sarıp derin bir nefes çektikten sonra gözlerini hafif yumarak düşünmeye başlamıştı…
Neden acele ettiğini kendi bile bilmiyordu... Oysa gün boyu güneşin altında inşaatta sırtında çimento tuğla taşımış omuzları yara bere içindeydi… Ama sırtındaki yükün inşaattaki yükten daha ağır olduğunu biliyordu... Daha dün doktor son cevabını vermişti:
- Eşinizin ameliyatı burada yüksek riskli olur ameliyat masasından kalkması çok düşük bir ihtimal… Beyindeki tümör çok riskli bir yerde…
Bu sözleri duyunca boynunu büküp acı ile doktorun gözlerinin içine bakıp sormuştu:
- Hiç çaresi yok mu begim?
Doktor hafif bir iç çekip elini omuzuna koyup şöyle demişti:
- Çaresi var elbette ama burada değil İsviçre'de, Zürih'te özel bir hastanede çok iyi bir beyin cerrahı var masrafları karşılayabilirseniz ki çok pahalı bir yolculuk olacak oraya götürmenizi önerebilirim…
- Ne kadar para gider begim?
- Çok para demişti doktor... Ama doktorun son kelimesi yüzünde hafif bir tebessüm yüreğinde bir umut ışığı doğurmuştu...
- Sözünü ettiğim doktor Diyarbakırlı yani hemşeriniz oraya varabilirseniz mutlaka size yardımcı olacaktır…
Bu sözler bir umut bir ışığıydı ama mesele oraya İsviçre ye varabilmek… Oturduğu taşın üzerinden doğruldu bu defa acele etmiyordu ağır ağır eve doğru yürüdü… Kapıyı evin 9 yaşındaki kızı Esra açmıştı… İlk sözü şu oldu :
- Annen nasıl?
Esra asık bir yüz ifadesiyle baktı babasına, doğruca eşinin yattığı odaya gitti… Aynur Hanım yarı baygın bir vaziyette uyuyordu... Başucuna oturdu... Eşinin elini tutup iki avucunun arasına alıp yüzüne doğru götürüp öpüp okşadı… Gözlerinden hafif bir iki damla yaş eşinin elini ıslatmıştı... Aynur Hanım gözlerini hafifçe aralayıp kocasının elini sıktı... Kısık bir sesle:
- Geldin mi? diye sordu... Adam aynı kısık ses tonuyla:
- Geldim dedi…
- Nasılsın bugün? diye sordu... Aynur Hanım hafif bir tebessümle:
- İyiyim dedi ve gözlerini tekrar yumdu... Evin tek oğlu 19 yaşındaki Sinan da gelmişti... O da bir kahvehanede çalışıyordu… Babası gibi sabahın köründe kalkar akşama kadar durmadan çalışırdı... Eve gelir gelmez annesinin odasına girmiş hafif buselerele yanaklarından öpmeye başlamıştı…
Evde beyninde tümörle yaşayan sayılı günleri kalmış bir eş bir anne ve çaresiz mucize bekleyen bir koca ve iki çocuk... Baba oğul odadan çıkıp salondaki sedirde oturdular… Sinan babasına bakıp sordu:
- Baba ne olacak böyle anam eriyor…
Çaresizliğin esir aldığı inşaat amelesi Seyit oğlunun belki de yeryüzünde yaşayan tüm insanlığa sorduğu soruya tek kelimeyle cevap vermişti:
- 'Mucize'
Evin küçük kızı Esra annesini kurtaracak ilacın adını öğrenmişti... Yastığın altında biriktirdiği bozuk paraları alıp evden fırlamış sokağın sonundaki Ulu Caminin altındaki eczaneye şimşek hızıyla girmişti elindeki bozuk paraları cam tezgahın üzerine koyup eczacı kalfasına:
- Mucize istiyorum diye bağırmıştı… Eczacı kalfası gülümseyerek:
- Bakkal diğer sokakta oradan al istediğin çikolatayı dedi... Esra sesini yükselterek:
- Çikolata istemiyorum annem çok hasta babam kurtulması için mucize lazım dedi…
Sonra ağlamaya başladı... N’olur verin o ilacı param yetmiyorsa yine getiririm yarın…
- Gel buraya kızım diye tok bir ses duyuldu eczanenin içinden... Esra sesin geldiği yere döndü... Eczanenin girişinde koltuklarda karşılıklı iki amca oturmuş kahve içiyorlardı... Biri çok şık giyinmiş yazlık açık renkli bir takım elbise kravat rugan deri bir ayakkabı ayağında, gülümseyerek elini uzatmış Esranın ona doğru gelmesini bekliyordu... Esra biraz çekinerek biraz utanarak adamın yanına geldi... Adam sormaya başladı:
- Annenin hastalığı ne? dedi... Esra başı önünde cevap veriyordu...
- Başı hep ağrıyor amca doktora götürdüler iyileşmedi... Babam abime dedi annenin iyileşmesi için mucize lazım bende o ilacı almaya geldim n’olur verin bana o ilacı annem iyileşsin…
Bu arada tekrar ağlamaya başladı... Şık giyimli amca elinin tersiyle Esman’ın gözyaşlarını silerek ayağa kalktı:
- Eviniz nerde? diye sordu…
- Arka sokakta dedi Esma…
- Ben de doktorum kızım anneni görebilir miyim?
Esma’nın gözleri parlamıştı gidelim doktor amca ama o ilacı verin... Doktor amcası eczacı kalfasına seslendi:
- Bir kutu aspirin ver…
Esma sımsıkı tuttuğu bir kutu aspirin önde doktor amcası arkada eve doğru yürüdüler… Esmanın aniden evden çıkmasını merak eden babası ve abisi kapının önüne çıkmışlardı…
Esma onları görünce koşarak bağırmaya başladı elindeki aspirin kutusunu sallayarak aldım annemin ilacını hem de doktor amca getirdim anneme bakacak…
Amele Seyit… Kahveci Sinan… İki Garip... İki Çaresiz... İki Umutsuz... ve Esma... ve Bir Kutu Aspirin…
Seyit ve Sinan gelenin doktor olduğunu duyunca ayağa kalkmış doktora doğru ellerini uzatarak tokalaşıp hoş geldin deyip içeri davet ettiler…
İçeri girdiklerinde doktor hastayı sordu... Doğruca Aynur Hanımın odasına girdiler… Hasta uyuyordu…
Sinan annesine seslendi… Doktor bırak uyusun dedi… Röntgen filmlerini hastane tetkiklerini istedi… Esma bir çırpıda kocaman sarı zarfı getirip doktor amcasına uzattı… Doktor önce tetkiklere göz attı sonra siyah röntgen filmleri ışığa tutup teker teker defalarca baktı...
Odada çıt çıkmıyordu… Hane halkı meraklı bakışlarla elleri önlerinde iki pençe pür dikkat doktorun her hareketini izliyordu… Doktor elindeki filmleri tekrar Esma ya uzattı ve babaya dönerek dışarı çıkalım dedi salona geçip sedire buyur ettiler doktoru…
Doktor anlatmaya başladı… Buradaki meslektaşlarım doğru söylemişler tümör çok riskli bir yerde zor bir ameliyat olacak yurt dışına İsviçre ye gitmeniz lazım...
Baba Seyit bir kez daha yıkılmıştı… Onu biliyordu biliyordu da nasıl gidecekti yurt dışına hangi parayla…
Biliyorum begim dedi doktora biliyorum da imkanımız yok ben amelelik yapıyorum begim… Dediğin yerde bir doktor varmış bizim hemşerimiz çok iyi bir doktor ona ulaşabilsek ama nerdeee, imkansız…
Doktor, Sinan ın getirdiği çayı alırken sordu:
- O doktorun ismini söylediler mi sana?
Seyit bir çırpıda söyledi nasıl unutabilirdi…
- He begim ismi Gazi Yaşargil..
Doktor hafifçe gülümsedi:
- Profesör Gazi Yaşargil benim…
Seyit doktora baktı:
- Bizimle eğlenme beğım hastamız var…
Doktor çayını karıştırırken devam etti:
- Evet Gazi Hoca benim... Bir konferans için Ankara ya geldim hazır ülkeme gelmişken memleketim Diyarbakır'a uğramamak dostlarımı görmeden gitmek olmazdı… Caminin yanındaki eczanenin sahibi benim iyi bir dostumdu vefat etmiş oğluna başsağlığı dilemeye geldim sonrası malûm. Esra kızım geldi mucize arıyordu ve buldu... Şimdi ben hastayı seninle beraber götürecem ve ameliyatını bizzat ben yapacam bir kuruş masrafınız gitmeyecek bir kaç gün daha buradayım siz pasaport işini halledin gerisi bana kalsın…
Seyit ve Sinan lâl olmuş, Esra'nın elindeki aspirin kutusunun aslında mucize ilaç olduğunu anlamış ikisi de aynı anda Gazi Hocanın elini öpmek için hamle yapmıştı…
Gazi Hoca, Estağfurullah deyip ayağa kalkmıştı… Aynur Hanım, başarılı bir ameliyatla sağlığına kavuşmuş sağ salim evine dönmüştü.. bunun adı 'mûcize' idi..
(Prof. Dr. Gazi Yaşargil'in anılarından)
*****
- 'Allahın rahmetinden ümidinizi kesmeyin' (Zümer/53)
- 'Allah-u teala bir şeyin olmasını dilediği zaman ol der o da oluverir.' (Bakara/117)
[31.08.2021 09:34] Babam: VATAN HAİNİ !
 
Mahkeme salonuna  eli bağlı üç kişi getirildi, sanık sırasına oturtuldular.
Mahkeme başkanı Saruhan Mebusu Mustafa Necati, sanıklardan en yaşlısına, ihtiyar köylüye sordu.
-Baba Adın ne?
Dinleyicilerde bir ferahlama görüldü.
Demek bu ihtiyarın suçu ötekilerden daha hafifti. Bu yüzden ilk yargılanıyordu.
İhtiyar ayağa kalktı.
-Hüsnü
-Baba adı ?
-Ramazan
-Nerelisin ?
-İnebolu’nun Çatal bucağından.
-Baba, sen askerden kaçan oğlunu evinde saklamış, bir asker kaçağına yataklık etmişsin!
-Tövbe de Reis bey !
-Ben tövbe dedim,sen ne dersin ?
İhtiyar köylü başkanın üstelemesinden sıkılmıştı. Elini koynuna sokup yıpranmış, buruşuk iki tomar kağıt çıkardı kürsüye doğru salladı:
-Reis Bey, Reis Bey!..
Şu kafa kağıtlarının içini okusan bana dediğinden utanırsın!..
-Neden ?
-Bu kağıtlar Balkan Harbin'de ve Çanakkalede şehit düşen  oğullarımın nüfus kağıtlarıdır.
İki arslanını millet için şehit veren baba, üçüncü oğlunu bu ölüm dirim savaşında bir kahbe gibi gizlemez Reis Bey!
Salonda çıt yoktu. Mahkeme üyeleri birbirlerinin yüzüne baktılar.
Şaşkındılar. İhtiyar birden yamalı mintanını yırttı. Çıplak, ak kıllı göğsü dışarı fırladı.
-Hele gel Reis Bey, yakın gelde şu kalbura dönmüş göğsüme bak!
Bu gördüğün yaraları Makedonya'da Bulgar çeteleri ile döğüşürken aldım.
Sekiz yıl askerliğim var benim. Kurşun yarasına yara demem.
Şehit arslanlarımın yarasıdır bağrımı delen.
Benim oğlum askerden kaçsa bile ben saklamam. Bunu böyle bil !
Mustafa Necati Bey sıkıntısını gizleyemeyerek sordu:
-Peki baba. Oğlunu en son ne zaman, nerede gördün ?
-En son ilk kar düştüğünde gördüm. Aha şurada, Kastamonu askerlik şubesinin önünde. Ankaraya selametlerken...
-Sonra hiç haber almadın mı?'
İhtiyar duraladı.
Bu soruyu beklemediği belliydi. Kuşkulu gözlerle dinleyicilerden yana baktı.
Orada birilerinden, birilerinin bir şeyler söylemesinden korkuyordu sanki.
Kararsızdı.
Bir süre sağına soluna baktı.
Sonra tükenmiş bir sesle başkana döndü:
-Diyecem diyecem, emme o itin ipini de ben çekecem!
Başkan gün görmüş geçirmiş bir tavırla sordu:
-Anlat bakalım baba !
-Askerin bazısı kandırılmış, başıbozuk olmuş dediler.
Askerden kaçanları ortalıkta görmüyorduk, emme kulağımıza geliyordu.
Kaçaklar yakalanırım  korkusuna evine ocağına gelmezmiş.
Kimi dağa çıkıp eşkiyalık edermiş. Kimi de bir kıyıya siner mektup yazıp evden para istermiş.
Bir ay önce bana da bir mektup geldi. Muhtar getirdi.
Hah dedim,  oğlan askerden kaçtı para ister.
Benim okumam yazmam  yok.
Utancımdan kimseye okutamadım.
Muhtar her önüne gelene demiş bana mektup geldiğini.
Ele güne bakamaz oldum.
Dünyaya kahrettim eve kapandım.
İhtiyar eğildi, bağlı elleriyle yün çorabının arasından katlanmış bir kağıt çıkardı.
-Aha mektup bu!.. Alın okuyun.
Nerdeyim diyorsa gidin yakalayın.
Asarken de ipini bana çektirin!
Mahkeme başkanı Mustafa Necati kağıdı açtı, okudu.
Birden yerinden fırladı, ağlayarak kürsüden indi. İhtiyarın  önüne  geldi.
Boğuk sesiyle hıçkırdı:
-Baba bizi bağışla. Küçük oğlun da İnönü'de şehit düşmüş. Sana gelen mektup askerlik şubesinin şehitlik ilmuhaberiymiş.
İhtiyar elini öpmek isteyen Mustafa Necati Beyi  durdurdu:
-VATAN SAĞ OLSUN!..
İhtiyar sessizce ağlamaya başladı.
Çıplak ak kıllı göğsü körük gibi inip kalkıyor, kırışık yanaklarından süzülen gözyaşları sakallarının içinde kayboluyordu.
VATAN HAİNLİĞİ 
SUÇLAMASI ndan kurtulduğuna mı ağlıyordu, son oğlunu da yitirdiğine mi?
Kimse anlayamadı...
 
BU VESİLEYLE BİR KEZ DAHA BU CENNET VATANIMIZI BİZE BIRAKAN BÜTÜN ŞEHİTLERİMİZİ KOMUTANLARINI ve GAZİLERİMİZİ RAHMETLE VE MİNNETLE ANIYORUZ
MEKANLARI CENNET OLSUN 
[03.09.2021 10:04] Babam: Andolsun zamana ki, insan gerçekten ziyan içindedir. Ancak, iman edip de sâlih ameller işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye edenler, birbirlerine sabrı tavsiye edenler başka (Onlar ziyanda değillerdir).
 
Asr, 103/1-3
Cumamız mübarek olsun
[05.09.2021 21:17] Babam: İfadetü'l-Meram
Kur'ân-ı Azîmüşşan, 
bütün zamanlarda gelip geçen nev-i beşerin tabakalarına, milletlerine 
ve fertlerine hitaben Arş-ı Âlâdan irad edilen İlâhî 
ve şümullü bir nutuk 
ve umumî, Rabbanî bir hitabe olduğu gibi; bilinmesi, bir ferdin veya küçük bir cemaatin iktidarından hariç olan 
ve bilhassa bu zamanda, dünya maddiyatına ait pek çok fenleri ve ilimleri camidir. 
 
Bu itibarla, 
zamanca, 
mekânca, 
ihtisasca dâire-i ihatası pek dar olan bir ferdin fehminden 
ve karihasından çıkan bir tefsir, bihakkın Kur'ân-ı Azîmüşşana tefsir olamaz. 
Çünkü, Kur'ân'ın hitabına muhatap olan milletlerin, insanların ahval-i ruhiyelerine 
ve maddiyatlarına, cami bulunduğu ince fenlere, ilimlere bir fert, vâkıf ve sahib-i ihtisas olamaz ki, ona göre bir tefsir yapabilsin. 
 
Hem bir ferdin mesleği 
ve meşrebi taassuptan hâli olamaz ki, hakaik-i Kur'âniyeyi görsün, bîtarafane beyan etsin. Hem bir ferdin fehminden çıkan bir dâvâ, kendisine has olup, başkası o dâvânın kabulüne dâvet edilemez—meğer ki bir nevi icmaın tasdikine mazhar ola.
 
Binaenaleyh, Kur'ân'ın ince mânâlarının ve tefsirlerde dağınık bir surette bulunan mehasininin ve zamanın tecrübesiyle fennin keşfi sayesinde tecellî eden hakikatlerinin tesbitiyle, herbiri birkaç fende mütehassıs olmak üzere muhakkıkîn-ı ulemadan yüksek bir heyetin tetkikatıyla, tahkikatıyla bir tefsirin yapılması lâzımdır. 
 
Nitekim, kanunî hükümlerin tanzim ve ıttıradı, bir ferdin fikrinden değil, yüksek bir heyetin nazar-ı dikkat ve tetkikatından geçmesi lâzımdır ki, umumî bir emniyeti ve cumhur-u nâsın itimadını kazanmak üzere millete karşı bir kefalet-i zımniye husule gelsin ve icma-ı millet, hücceti elde edebilsin.
Evet, Kur'ân-ı Azîmüşşanın müfessiri, yüksek bir deha sahibi ve nâfiz bir içtihada malik ve bir velâyet-i kâmileyi haiz bir zât olmalıdır. 
Bilhassa bu zamanlarda, bu şartlar ancak yüksek ve azîm bir heyetin tesanüdüyle ve o heyetin telâhuk-u efkârından ve ruhlarının tenasübüyle birbirine yardım etmesinden ve hürriyet-i fikirlerinden ve taassuplarından âzâde olarak tam ihlâslarından doğan dâhi bir şahs-ı mânevîde bulunur. İşte, Kur'ân'ı ancak böyle bir şahs-ı mânevî tefsir edebilir.
Çünkü 'Cüzde bulunmayan, küllde bulunur' kaidesine binaen, her fertte bulunmayan bu gibi şartlar, heyette bulunur. Böyle bir heyetin zuhurunu çoktan beri bekliyorken, hiss-i kablelvuku kabilinden olarak, memleketi yıkıp yakacak büyük bir zelzelenin arefesinde bulunduğumuz zihne geldi. 
 
Haşiye 
'Birşey tamamıyla elde edilemediği takdirde o şeyi tamamıyla terketmek caiz değildir' kaidesine binaen, acz ve kusurumla beraber, Kur'ân'ın bazı hakikatleriyle, nazmındaki i'câzına dair bazı işaretleri tek başıma kaydetmeye başladım. Fakat, Birinci Harb-i Umumînin patlamasıyla Erzurum'un, Pasinler'in dağ ve derelerine düştük. O kıyametlerde, o dağ ve tepelerde fırsat buldukça, kalbime gelenleri, birbirine uymayan ibarelerle, o dehşetli ve muhtelif hallerde yazıyordum. O zamanlarda, o gibi yerlerde müracaat edilecek tefsirlerin, kitapların bulunması mümkün olmadığından, yazdıklarım, yalnız sünuhat-ı kalbiyemden ibaret kaldı. Şu sünuhatım eğer tefsirlere muvafık ise, nurun alâ nur; şayet muhalif cihetleri varsa, benim kusurlarıma atfedilebilir.
 
Evet, tashihe muhtaç yerleri vardır; fakat hatt-ı harpte, büyük bir ihlâsla, şehidler arasında yazılıp giydirilen o yırtık ibarelerin tebdiline (şehidlerin kan ve elbiselerinin tebdiline cevaz verilmediği gibi) cevaz veremedim ve kalbim razı olmadı. Şimdi de razı değildir; çünkü o zamandaki ihlâs ve hulûsu şimdi bulamıyorum. 
 
Haşiye 
Maahâzâ, kaleme aldığım şu İşârâtü'l-İ'câz adlı eserimi, hakikî bir tefsir niyetiyle yapmadım. Ancak ulema-i İslâmdan ehl-i tahkikin takdirlerine mazhar olduğu takdirde, uzak bir istikbalde yapılacak yüksek bir tefsire bir örnek ve bir me'haz olmak üzere, o zamanların insanlarına bir yadigâr maksadıyla yaptım.
[05.09.2021 21:18] Babam: 
 
*― KUR'AN-I KERİMDE MÜSLÜMANIN TANIMI :*
 
 ― Onlar: 'Yetimin hakkını kesinlikle yemezler.'
 * . . . ― *(Nisa Sûresi, 2)*
 ― Onlar: 'Yolda kalmışlara yardım ederler.'
 * . . . ― *(Bakara Sûresi, 177)*
 ― Onlar: 'İnsanların kusurlarını affederler.'
 * . . . ― *(Al―i İmran Sûresi, 134)*
 ― Onlar: 'Yalnızca Allah'a dayanıp güvenirler.'
 * . . . ― *(Mücadele Sûresi, 10)*
 
 ― Onlar: 'Yeryüzünde alçak gönüllü olarak yürürler.'
 * . . . ― *(Furkan Sûresi, 63)*
 
 ― Onlar: 'Yoksulluk yüzünden evlatlarını öldürmezler.'
 * . . . ― *(En'am Sûresi, 151)*
 ― Onlar: 'Hakk'ı bile bile gizlemezler.'
 * . . . ― *(Bakara Sûresi, 42)*
 ― Onlar_ 'İnananlara 'Sen Mü'min değilsin' demezler.'
 * . . . ― *(Nisa Sûresi, 94)*
 
 
 ― Onlar: 'Namuslarını (ırzlarını) korurlar.'
 * . . . ― *(Mü'minun Sûresi, 5)*
 ― Onlar: 'Anne Ve Babalarına Öf bile demezler.'
 * . . . ― *(İsra Sûresi, 23)*
 
 ― Onlar: 'Kötü zandan ve gıybetten kaçınırlar.'
 * . . . ― *(Hucurat Sûresi, 12)*
 ― Onlar: 'Ahidlerine (Sözlerine) sadıktırlar.'
 * . . . ― *(Mü'minun Sûresi, 8)*
 
 
 
 ― Onlar: 'Zekatlarını hakkıyla verirler.'
 * . . . ― *(Bakara Sûresi, 177)*
 ― Onlar: 'Mü'minlere karşı alçak gönüllüdürler.'
 * . . . ― *(Maide Sûresi, 54)*
 ― Onlar: 'Darlıkta ve bollukta da infak ederler.'
 * . . . ― *(Al―i İmran Sûresi, 134)*
 ― Onlar: 'Gerçekten felaha kavuşanlardır.'
 * . . . ― *(Mu'minun Sûresi, 1)*
 
 ― Onlar: 'Allah'ın ayetlerini az bir menfaatle değiştirmezler.'
 * . . . ― *(Al―i İmran Sûresi, 199)*
 
 
 ― Onlar: 'Rasûllerden hiçbirini birinden ayırt etmezler.' *(Bakara Sûresi, 136)*
 ― Onlar: 'Allah'ın adı anıldığı zaman Kalpleri ürperir.'
 * . . . ― *(Enfal Sûresi, 2)*
 ― Onlar: 'Allah'a asla şirk koşmazlar.'
 * . . . ― *(Furkan Sûresi, 68)*
 
 
 ― Onlar: '(Her türlü) Zinaya asla yaklaşmazlar.'
 * . . . ― *(Furkan Sûresi, 68)*
 ― Onlar: 'Namazlarını Huşu içinde ve dosdoğru kılarlar.'
 * . . . ― *(Mü'minun Sûresi, 2)*
 ― Onlar: 'Boş şeylerden tümüyle yüz çevirirler.'
 * . . . ― *(Mü'minun Sûresi, 3)*
 ― Onlar: 'Mallarıyla ve canlarıyla cihad ederler.'
 * . . . ― *(Tevbe Sûresi, 20)*
 
 ― Onlar: 'Cahillerle asla tartışmazlar.'
 * . . . ― *(Furkan Sûresi, 63)*
 ― Onlar: 'Kınayıcının kınamasından hiç bir zaman korkmazlar.'
 * . . . ― *(Maide Sûresi, 54)*
 
 
 ― Onlar: 'Emanetlerine ihanet etmezler.'
 * . . . ― *(Mu'minun Sûresi, 8)*
 ― Onlar: 'Söz verdiklerinde sözünde dururlar.'
 * . . . ― *(Bakara Sûresi, 17)*
 
[05.09.2021 21:18] Babam: Ya Halık-ı külli şey Hüccetim hâcetimdir. Hazinem aczimdir. Re'sü'l-malım, emellerimdir.
Yâ Rabbî, hâlimize göre muâmele etme. Kendi ikram ve ihsanına göre bizlere muamele et.
 Kerem ve lütfünla hidâyet ettiğin kalblerimizin rıza-i ilahinden ayırmasına müsaade etme.
Aczımız, nidanın madenidir. İhtiyaçımız dualarımızın  menbaıdır;
Cumamız bu hissiyat-ı ulviye ye vesile olacak dualarla dolu olsun  inşaallah.
 Allah’a emanet olun .
[05.09.2021 21:18] Babam: LEHÜL MÜLK MANEN DER: Ey insan! Sen kendini, kendine mâlik sayma. Çünkü sen kendini idare edemezsin, o yük ağırdır. Kendi başına muhafaza edemezsin, belalardan sakınıp levazımatını yerine getiremezsin. Öyle ise beyhude ızdıraba düşüp azap çekme, mülk başkasınındır. O Mâlik, hem Kadîr'dir hem Rahîm'dir; kudretine istinad et, rahmetini ittiham etme. Kederi bırak, keyfini çek. Zahmeti at, safayı bul.                                  Cumamız mübarek olsun Hayırlı Cumalar. Allah a emanet olun. Selâm ve dua ile Cumamız mübarek olsun.
[05.09.2021 21:18] Babam: Risale-i Nur ve şakirtlerinin meşgul olduklarıvazife, rû-yi zemindeki bütün muazzam mesâilden daha büyüktür. Onun için, dünyevî merak âver meselelere bakıp, vazife-i bâkiyenizde fütur getirmeyiniz. ((Tarihçe-i Hayat))
Cumanız mübarek olsun
[07.09.2021 22:10] Ömer Tarık Yılmaz: Selamün Aleyküm 
 
Ey Rabbimiz! 
Bize en büyük hediyelerinden biri olan , kalbimizin gıdası,
Gönlümüzdeki ateşi söndüren, dertlerimize derman olan, gözlerimizden aşkla gözyaşı döktüren , en güzel ilaç , en güzel rehber olan yüce kelamınla bizim yolumuzu nurlandır.Onunla yol bulan ve bu yolda daim olanlardan eyle bizleri. Bize en güzel diğer hediyen olan aşkından meftun olduğumuz O güzel Resul’ünün izinden gitmeyi , Onun ahlakıyla ahlaklanmayı nasibdar eyle . Amin . Günümüz, ömrümüz, akibetimiz hayrolsun hayırlı sabahlar
[09.09.2021 18:44] Ömer Tarık Yılmaz: Kalp Allah ile birlikteyken dinlenir. 
 
Başkalarının yanında ise yorulur
Uzun emellerini kısalt, hırsını azalt. 
Her namazı veda namazı olarak kıl.
Dünyaya ihtiyacın kadar bağlan ! Kalpten sevme; Nasibin neyse gelir, üzülme... 
“ Belâlar, Kul’a; Cenab-ı Hâkkın kapısını çalmayı öğretir. . ” 
'Her kalp kendi içindeki çiçeğin kokusunu verir
Birbirinize düşman değil, kardeş olun. Birbirinize buğz etmeyin. Allah-ü Teâlâ’ya, rızası için yapılan Sabırlar ve tahammüller, asla karşılıksız kalmaz. 
Sene bir ağaçtır. Recep ayı onun yapraklanma, Şaban ayı meyve verme, Ramazan ayı ise meyveleri toplama zamanıdır. 
Bütün insanlar seni kendi menfaatin için ister,  Allah ise seni, senin menfaatin için ister. 
'Hayatta olduğunuz müddetçe, ömrü fırsat biliniz!  Bir müddet sonra hayat kapısı kapanacak, bu dünyadan ayrılacaksınız. Gücünüz yettiği müddetçe hayırlı işler yapmayı ganimet biliniz.  
Tevbe kapısı açıkken ve elinizde bu imkân varken bunu fırsat biliniz. Tevbe ediniz. Dua etmeye imkânınız varken, dua ediniz.  Salih kimselerle beraber olmayı fırsat biliniz!..'
 
 Abdulkadir Geylani Hz.
[11.09.2021 21:56] Babam:    İşte hikmet-i Kur’aniye, o âdiyat perdesini yırtar. O küllî, umumî harika mucizeleri ve fevkalâde nimetleri beşere ders verir; Allah’ı tanıttırır, küllî şükür namına ubudiyete sevk eder.
[11.09.2021 21:56] Babam: Her bir adam eğer hanesinde dört-beş çoluk çocuğu bulunsa, kendi hanesini bir küçük medrese-i Nuriyeye çevirsin. Eğer yoksa, yalnız ise, çok alâkadar komşularından üç-dört zat birleşsin ve bu heyet bulundukları haneyi küçük bir medrese-i Nuriye ittihaz etsin. Hiç olmazsa işleri ve vazifeleri olmadığı vakitlerde, beş-on dakika dahi olsa Risale-i Nur’u okumak veya dinlemek veya yazmak cihetiyle bir miktar meşgul olsalar, hakiki talebe-i ulûmun sevaplarına ve şereflerine mazhar oldukları gibi, İhlâs risalesinde yazılan beş nevi ibadete de mazhar olurlar. Hakiki ilim talebeleri gibi, onların maişetlerini temin hususundaki âdi muameleleri de bir nevi ibadet hükmüne geçebilir diye kalbe ihtar edildi. Ben de kardeşlerime beyan ediyorum...
[11.09.2021 21:56] Babam: 'Cennete, kalpleri kuş kalbi gibi (saf ve temiz) olan insanlar girecektir.' (Müslim, 'Cennet',27)
Zaman gösterdiki cennet ucuz değil, mühim bir fiyat ister. Cehennem dahi lüzumsuz değil.
Cumanın hayrı ve bereketi hepimizin üzerine olsun inşaallah.
Selam, dua, sağlık ve muhabbetle kalınız 
[11.09.2021 21:56] Babam: Günahlardan gelen yaralar ve yaralardan hasıl olan vesveseler, şübheler (neûzü billah) mahall-i iman olan bâtın-ı kalbe ilişip imanı zedeler ve imanın tercümanı olan lisanın zevk-i ruhanîsine ilişip zikirden nefretkârane uzaklaştırarak susturuyorlar.
   Evet günah kalbe işleyip, siyahlandıra siyahlandıra tâ nur-u imanı çıkarıncaya kadar katılaştırıyor.
Herbir günah içinde küfre gidecek bir yol var.
O günah istiğfar ile çabuk imha edilmezse, kurt değil, belki küçük bir manevî yılan olarak kalbi ısırıyor.
Lemalar - 8 .                                                                                Hayırlı Cumalar selâm ve dua ile Tevfik Ertürk.
[11.09.2021 21:56] Babam: İnsan, şu dünyaya bir memur ve misafir olarak gönderilmiş, çok ehemmiyetli istidat ona verilmiş; ve o istidata göre, ehemmiyetli vazifeler tevdi edilmiş. Ve insanı o gayeye ve o vazifelere çalıştırmak için, şiddetli teşvikler ve dehşetli tehditler edilmiş.                       Cumamız hayırlı mübarek olsun
[11.09.2021 21:56] Babam: 'Rabbimiz! Peygamberlerin aracılığı ile bize vadettiklerini ver bize. Kıyamet günü bizi rezil etme. Şüphesiz sen, vadinden dönmezsin.' 
(Âl-i İmrân, 3/194)
Cumanın hayır ve bereketi hepimizin üzerine olsun inşaallah.
Selam, dua, sağlık ve muhabbetle kalınız 
[11.09.2021 21:56] Babam: 'Siz bana kendinizden altı şeyi garanti edin, ben de size cenneti garanti edeyim: Konuştuğunuzda doğru söyleyin. Söz verdiğinizde (sözünüzü) yerine getirin. Size bir şey emanet edildiğinde emanete ona riâyet edin. Namusunuzu koruyun. Gözlerinizi (haramdan) sakının. Ellerinizi ( kötülüklerden) çekin.' (Ahmed b. Hanbel, Müsned, V,323)
Cumanın hayrı ve bereketi hepimizin üzerine olsun inşaallah.
Selam, dua, sağlık ve muhabbetle kalınız.
[11.09.2021 21:56] Babam: “Allah’ım, bizleri bağışla, bizlere merhamet eyle, bizleri dosdoğru yola ilet, bizlere sıhhat ver ve bizlere helalinden rızıklandır!”.              Hayırlı Cumalar selâm ve dua ile Tevfik Ertürk
[11.09.2021 21:56] Babam: LEHÜL MÜLK MANEN DER: Ey insan! Sen kendini, kendine mâlik sayma. Çünkü sen kendini idare edemezsin, o yük ağırdır. Kendi başına muhafaza edemezsin, belalardan sakınıp levazımatını yerine getiremezsin. Öyle ise beyhude ızdıraba düşüp azap çekme, mülk başkasınındır. O Mâlik, hem Kadîr'dir hem Rahîm'dir; kudretine istinad et, rahmetini ittiham etme. Kederi bırak, keyfini çek. Zahmeti at, safayı bul.                                  Cumamız mübarek olsun Hayırlı Cumalar. Allah a emanet olun. Selâm ve dua ile Tevfik Ertürk
[11.09.2021 21:56] Babam: Her zaman söylüyorum: Biz bu fâni hayat için dostluk yapmıyoruz. Bu kısa hayata veda etmek, indimizde ve itikadımızda ebedî bir hayatın mukaddimesidir. Öyle ise müteessir olmayalım. Nice ki o hayata başlamadık. İşte mürasele ile muvasalayı temin edelim. Allah'a güvenelim, ondan meded dileyelim.
اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذ۪ى هَدٰينَا لِهٰذَا وَمَا كُنَّا لِنَهْتَدِىَ لَوْلَٓا اَنْ هَدٰينَا اللّٰهُ لَقَدْ جَٓاءَتْ رُسُلُ رَبِّنَا بِالْحَقِّ
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ مِنَ الْاَزَلِ اِلَى الْاَبَدِ عَدَدَ مَا ف۪ى عِلْمِ اللّٰهِ وَ عَلٰى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ وَ سَلِّمْ
  Hulusi 
Barla lahikası
[11.09.2021 21:59] Babam: Şimdi gözünden perdeyi kaldırdık. Bugün artık görüş gücün  keskindir. Yanındaki melek, ' İşte onun defteri bende hazırdır ' der.
[11.09.2021 21:59] Babam: Ey hayat-ı dünyeviyenin zevkine mübtelâ ve endişe-i istikbâl ile istikbâlini ve hayatını temin için çabalayan bîçareler! Dünyanın lezzetini, zevkini, saadetini, rahatını isterseniz; meşrû dairedeki keyfe iktifa ediniz. O, keyfinize kâfidir.
[11.09.2021 21:59] Babam: Kabir var, hiç kimse inkâr edemez. Herkes ister istemez oraya girecek.
...   
Madem ecel gizlidir; her vakit ölüm, başını kesmek için gelebiliyor ve genç ihtiyar farkı yoktur. Elbette daima gözü önünde öyle büyük dehşetli bir mes'ele karşısında bîçare insan; o i'dam-ı ebedî, o dipsiz, nihayetsiz haps-i münferidden kurtulmak çaresini aramak ve kabir kapısını bir âlem-i bâkiye, bir saadet-i ebediyeye ve âlem-i nura açılan bir kapıya kendi hakkında çevirmek hâdisesi; o insanın dünya kadar büyük bir mes'elesidir.
Sözler - 142
Esselâmü aleyküm.
Cumanız mübarek olsun.
[11.09.2021 21:59] Babam: S.a.
18. Cüz okundu
 
 
 
Ey nefs! 
Az bir ömür de hadsiz bir ameli uhrevi istersen ve her bir dakikayı ömrünü bir ömür kadar faideli görmek istersen, adetini ibadete ve gafletini huzura kalbetmek istersen sünneti seniyeye ittiba et.  
 
Rabbim, sizleri ve bizleri sünneti seniyeye tabi olanlardan eylesin inşallah.
 
Cuma gününün hayrı, rahmeti, feyzi ve nuru; sizlerin ve bizlerin üzerine olsun. Kazancınız bol ve bereketli olsun. Sizlere dua eder,
Müstecab duanızda bulunmayı önemle ümid ederim. 
 
Selam ve dua ile.
[11.09.2021 21:59] Babam: Nefsini ittiham eden, kusurunu görür. Kusurunu itiraf eden, istiğfar eder. İstiğfar eden, istiaze eder. İstiaze eden, şeytanın şerrinden kurtulur. Kusurunu görmemek o kusurdan daha büyük bir kusurdur. Ve kusurunu itiraf etmemek, büyük bir noksanlıktır. Ve kusurunu görse, o kusur kusurluktan çıkar; itiraf etse, afva müstehak olur. (Lem’alar )
 
***************
Hizmet Rehberi
(sayfa: 15)
Tenvir Mobil
[11.09.2021 21:59] Babam: Dünya madem fânidir. Hem madem ömür kısadır. Hem madem gayet lüzumlu vazifeler çoktur. Hem madem hayat-ı ebediye burada kazanılacaktır. Hem madem dünya sahibsiz değil. Hem madem şu misafirhane-i dünyanın gayet Hakîm ve Kerim bir Müdebbiri var. Hem madem ne iyilik ve ne fenalık, cezasız kalmayacaktır. Hem madem 
 
لَا يُكَلِّفُ اللّٰهُ نَفْسًا اِلَّا  وُسْعَهَا 
 
sırrınca teklif-i mâlâyutak yoktur. Hem madem zararsız yol, zararlı yola müreccahtır. Hem madem dünyevî dostlar ve rütbeler, kabir kapısına kadardır.  
 
   Elbette en bahtiyar odur ki: Dünya için âhireti unutmasın, âhiretini dünyaya feda etmesin, hayat-ı ebediyesini hayat-ı dünyeviye için bozmasın, malayani şeylerle ömrünü telef etmesin; kendini misafir telakki edip misafirhane sahibinin emirlerine göre hareket etsin; selâmetle kabir kapısını açıp saadet-i ebediyeye girsin.
[11.09.2021 21:59] Babam: ey şeytanın desiselerine mübtela olan bîçare insan! Hayat-ı diniye, hayat-ı şahsiye ve hayat-ı içtimaiyenin selâmetini dilersen ve sıhhat-ı fikir ve istikamet-i nazar ve selâmet-i kalb istersen; muhkemat-ı Kur'aniyenin mizanlarıyla ve Sünnet-i Seniyenin terazileriyle a'mal ve hatıratını tart ve Kur'anı ve Sünnet-i Seniyeyi daima rehber yap ve '  
 
اَعُوذُ بِاللّٰهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجٖيمِ 
 
' de, Cenab-ı Hakk'a ilticada bulun
[11.09.2021 21:59] Babam: *YA RABBİM!*
Bu CUMA günümüzü külli hayırlara, nurlara, bereketlere vesile kıl; Lutfunla maddi manevi şifalar, müjdeler, rızıklar gönder; Hayra giden yolları kolaylaştır ve bizi sıdk ve ihlas üzere daim eyle; Bizi, ailemizi ve bütün müminleri rızana, muhabbet ve marifetine mazhar eyle…Amin
[11.09.2021 21:59] Babam: Beş farz namazını kılan ve yedi kebairi terk eden zatları manevi münasebet ve görüşmek neticesi olarak ahiret kardaşlına kabul ediyorum.Bediüzzaman
[11.09.2021 21:59] Babam: Cenab-ı Hak insanı kâinata câmi' bir nüsha ve onsekiz bin âlemi hâvi şu büyük âlemin kitabına bir fihrist olarak yaratmıştır. Ve esma-i hüsnadan herbirisinin tecelligâhı olan herbir âlemden bir örnek, bir nümune, insanın cevherinde vedîa bırakmıştır. Eğer insan maddî ve manevî herbir uzvunu Allah'ın emrettiği yere sarfetmekle hamdin şubelerinden olan şükr-ü örfîyi îfa ve şeriata imtisal ederse, insanın cevherinde vedîa bırakılan o örneklerin herbirisi, kendi âlemine bir pencere olur. İnsan o pencereden, o âleme bakar. Ve o âleme tecelli eden sıfatla, o âlemden tezahür eden isme bir mir'at ve bir âyine olur. O vakit insan ruhuyla, cismiyle âlem-i şehadet ve âlem-i gayba bir hülâsa olur. Ve her iki âleme tecelli eden, insana da tecelli eder. İşte bu cihetle insan, sıfât-ı kemaliye-i İlahiyeye hem mazhar olur, hem müzhir olur.  
İşârât-ül İ'caz
[11.09.2021 21:59] Babam: [26/8 00:45] Emre Coşkun: Dil ne bilir şekeri şerbeti
Aldığın lezzeti baldan mı sandın?
Ne arı, ne ağaç verir nimeti,
Elmayı, narı daldan mı sandın?
 
Baharı gönderir al gelin gibi,
Bir hazinedir ki, görünmez dibi,
O Cemil'dir, Cemal Onun tecellisi,
Güzeli yeşilden, aldan mı sandın?
 
Çok istesen de inadın olmaz,
Taktirden öte muradın olmaz,
O uçurursa senin kanadın olmaz,
Uçmayı kuştan, kartaldan mı sandın?
 
Gördüğün göremediğin göz Onun,
Bildiğin, bilemediğin öz Onun,
Dediğin, diyemediğin söz Onun,
Kelamı dudaktan, dilden mi sandın?
 
O dilerse azlar çok olur,
O dilerse varlar yok olur,
Allah dilerse açlar tok olur,
Tokluğu paradan, puldan mı sandın?
 
İbrahim duada, Nemrutun ateşinde,
Ateşler gülzar olur, türlü esrar içinde,
Oğul razı kurbandır babasının peşinde,
Kesmeyen bıçağı İsmail'den mi sandın?
[26/8 00:46] Emre Coşkun: Kâh gülersin, kâh dilhûnsun gözyaşına
Gün olur tuz bulamazsın aşına
Dün, bugün ne geldiyse başına
Eden O’dur, eyleyen O; kuldan mı sandın.
Ateşini söndürdün suyunda kaldın
Sütünü içtin de koyunda kaldın
Bir ömür yaşadın oyunda kaldın
Dünyayı evlattan, maldan mı sandın.
O’nun sanatı kilimin nakışında
O’nun şefkati ananın bakışında
O’nun rahmeti suyun akışında
Suyu çeşmeden, gölden mi sandın.
Amele bakarsın ateşi tartar
Rahmete bakarsın ümidin artar
Kurtar beni Allah’ım kurtar
Gönül necâtı amelden mi sandın.
[11.09.2021 21:59] Babam: Ey sadi! HZ. Muhammed'i (s.a.v) örnek almadan bir kimsenin selâmet ve safa yolunu bulması imkansızdır.M.
[11.09.2021 21:59] Babam: Her şeyde cenabı Hakk'ın birliğine şahitlik yapan bir delil vardır.M.
[11.09.2021 21:59] Babam: Cinni şeytandan ders alan insan şeytanları, dünyevi meşgaleleriyle seni bir çember içine alıp, Nurlara hizmetini tehdit etmek için,  sezdirmeyerek perde altında çalışmışlar.M.
[11.09.2021 21:59] Babam: Ya Halık-ı külli şey Hüccetim hâcetimdir. Hazinem aczimdir. Re'sü'l-malım, emellerimdir.
Yâ Rabbî, hâlimize göre muâmele etme. Kendi ikram ve ihsanına göre bizlere muamele et.
 Kerem ve lütfünla hidâyet ettiğin kalblerimizin rıza-i ilahinden ayırmasına müsaade etme.
Aczımız, nidanın madenidir. İhtiyaçımız dualarımızın  menbaıdır;
Cumamız bu hissiyat-ı ulviye ye vesile olacak dualarla dolu olsun  inşaallah.
 Allah’a emanet olun .
[11.09.2021 21:59] Babam: Risale-i Nur ve şakirtlerinin meşgul olduklarıvazife, rû-yi zemindeki bütün muazzam mesâilden daha büyüktür. Onun için, dünyevî merak âver meselelere bakıp, vazife-i bâkiyenizde fütur getirmeyiniz. ((Tarihçe-i Hayat))
Cumanız mübarek olsun
[11.09.2021 21:59] Babam: Bu kitaplar bizi Kur'an'a hadim kılıyor. Kur'an hadimini korur.( Nurdan damlalar)
[11.09.2021 21:59] Babam: İmanınızı 'Lâ ilâhe illallah' ile  yenileyiniz.Çünkü, insan hergün mir ferd-i âher şeklini giyer.M.
[11.09.2021 21:59] Babam: Bizim düşmanımız: Cehalet ve zaruret ve ihtilaftır. Bu üç düşmana karşı cihad edeceğiz; san’at, ma’rifet ve ittifak silahıyla...
[11.09.2021 21:59] Babam: Nefis ve şeytan, sizi, kardeşinize karşı itiraza ve haklı olarak tenkide sevkettiği vakit; deyiniz ki: “Biz, değil böyle cüz’î hukukumuzu, belki hayatımızı ve haysiyetimizi ve dünyevî saâdetimizi Risale-i Nur’un en kuvvetli rabıtası olan tesanüde feda etmeye mükellefiz. O bize kazandırdığı netice itibariyle dünyaya, enaniyete ait herşeyi feda etmek vazifemizdir. deyip nefsinizi susturunuz! Medar-ı niza bir mes’ele varsa, meşveret ediniz. Çok sıkı tutmayınız. Herkes bir meşrebde olmaz. Müsamaha ile birbirine bakmak şimdi elzemdir.
 
***************
Hizmet Rehberi
(sayfa: 14)
Tenvir Mobil
[11.09.2021 21:59] Babam: Eğer talebe ise; her sabah mütemadiyen ismiyle bâzan hayaliyle dahi yanımda hazır olur, hissedar olur. Bediüzzaman
[11.09.2021 21:59] Babam: Nahl süresinden
 
78. Ve Allah sizi analarınızın karınlarından, (siz) hiçbir şey bilmez bir hâlde iken çıkardı; şükredesiniz diye de size kulaklar, gözler ve kalbler verdi.
[11.09.2021 21:59] Babam: ‏اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ حُبَّكَ وَحُبَّ مَنْ يُحِبُّكَ وَالْعَمَلَ الَّذِي يُبَلِّغُنِي حُبَّكَ اللَّهُمَّ اجْعَلْ حُبَّكَ أَحَبَّ إِلَىَّ مِنْ نَفْسِي وَأَهْلِي وَمِنَ الْمَاءِ الْبَارِدِ
Ebû'd-Derdâ'nın rivâyetine göre Hz. Peygamber şöyle dedi: 
 
Davud'un duâlarından biri de şu idi:
 
'Allahım! Senden, senin sevgini, seni seven kişilerin sevgisini ve beni senin sevgine ulaştıracak ameli nasip etmeni diliyorum. Allahım! Benim sana olan sevgimi, canıma, malıma,>aileme ve soğuk suya olan sevgimden fazla kıl!'
 
Ebû'd-Derdâ der ki: 'Davud (as) anıldığında, Rasullullah (sav) ondan bahseder ve 'Davud (kendi zamanında) insanların en. âbidi idi.' derdi.' 
 
(Tirmizî, Daavât, 73/3490)
[11.09.2021 21:59] Babam: İfadetü'l-Meram
Kur'ân-ı Azîmüşşan, 
bütün zamanlarda gelip geçen nev-i beşerin tabakalarına, milletlerine 
ve fertlerine hitaben Arş-ı Âlâdan irad edilen İlâhî 
ve şümullü bir nutuk 
ve umumî, Rabbanî bir hitabe olduğu gibi; bilinmesi, bir ferdin veya küçük bir cemaatin iktidarından hariç olan 
ve bilhassa bu zamanda, dünya maddiyatına ait pek çok fenleri ve ilimleri camidir. 
 
Bu itibarla, 
zamanca, 
mekânca, 
ihtisasca dâire-i ihatası pek dar olan bir ferdin fehminden 
ve karihasından çıkan bir tefsir, bihakkın Kur'ân-ı Azîmüşşana tefsir olamaz. 
Çünkü, Kur'ân'ın hitabına muhatap olan milletlerin, insanların ahval-i ruhiyelerine 
ve maddiyatlarına, cami bulunduğu ince fenlere, ilimlere bir fert, vâkıf ve sahib-i ihtisas olamaz ki, ona göre bir tefsir yapabilsin. 
 
Hem bir ferdin mesleği 
ve meşrebi taassuptan hâli olamaz ki, hakaik-i Kur'âniyeyi görsün, bîtarafane beyan etsin. Hem bir ferdin fehminden çıkan bir dâvâ, kendisine has olup, başkası o dâvânın kabulüne dâvet edilemez—meğer ki bir nevi icmaın tasdikine mazhar ola.
 
Binaenaleyh, Kur'ân'ın ince mânâlarının ve tefsirlerde dağınık bir surette bulunan mehasininin ve zamanın tecrübesiyle fennin keşfi sayesinde tecellî eden hakikatlerinin tesbitiyle, herbiri birkaç fende mütehassıs olmak üzere muhakkıkîn-ı ulemadan yüksek bir heyetin tetkikatıyla, tahkikatıyla bir tefsirin yapılması lâzımdır. 
 
Nitekim, kanunî hükümlerin tanzim ve ıttıradı, bir ferdin fikrinden değil, yüksek bir heyetin nazar-ı dikkat ve tetkikatından geçmesi lâzımdır ki, umumî bir emniyeti ve cumhur-u nâsın itimadını kazanmak üzere millete karşı bir kefalet-i zımniye husule gelsin ve icma-ı millet, hücceti elde edebilsin.
Evet, Kur'ân-ı Azîmüşşanın müfessiri, yüksek bir deha sahibi ve nâfiz bir içtihada malik ve bir velâyet-i kâmileyi haiz bir zât olmalıdır. 
Bilhassa bu zamanlarda, bu şartlar ancak yüksek ve azîm bir heyetin tesanüdüyle ve o heyetin telâhuk-u efkârından ve ruhlarının tenasübüyle birbirine yardım etmesinden ve hürriyet-i fikirlerinden ve taassuplarından âzâde olarak tam ihlâslarından doğan dâhi bir şahs-ı mânevîde bulunur. İşte, Kur'ân'ı ancak böyle bir şahs-ı mânevî tefsir edebilir.
Çünkü 'Cüzde bulunmayan, küllde bulunur' kaidesine binaen, her fertte bulunmayan bu gibi şartlar, heyette bulunur. Böyle bir heyetin zuhurunu çoktan beri bekliyorken, hiss-i kablelvuku kabilinden olarak, memleketi yıkıp yakacak büyük bir zelzelenin arefesinde bulunduğumuz zihne geldi. 
 
Haşiye 
'Birşey tamamıyla elde edilemediği takdirde o şeyi tamamıyla terketmek caiz değildir' kaidesine binaen, acz ve kusurumla beraber, Kur'ân'ın bazı hakikatleriyle, nazmındaki i'câzına dair bazı işaretleri tek başıma kaydetmeye başladım. Fakat, Birinci Harb-i Umumînin patlamasıyla Erzurum'un, Pasinler'in dağ ve derelerine düştük. O kıyametlerde, o dağ ve tepelerde fırsat buldukça, kalbime gelenleri, birbirine uymayan ibarelerle, o dehşetli ve muhtelif hallerde yazıyordum. O zamanlarda, o gibi yerlerde müracaat edilecek tefsirlerin, kitapların bulunması mümkün olmadığından, yazdıklarım, yalnız sünuhat-ı kalbiyemden ibaret kaldı. Şu sünuhatım eğer tefsirlere muvafık ise, nurun alâ nur; şayet muhalif cihetleri varsa, benim kusurlarıma atfedilebilir.
 
Evet, tashihe muhtaç yerleri vardır; fakat hatt-ı harpte, büyük bir ihlâsla, şehidler arasında yazılıp giydirilen o yırtık ibarelerin tebdiline (şehidlerin kan ve elbiselerinin tebdiline cevaz verilmediği gibi) cevaz veremedim ve kalbim razı olmadı. Şimdi de razı değildir; çünkü o zamandaki ihlâs ve hulûsu şimdi bulamıyorum. 
 
Haşiye 
Maahâzâ, kaleme aldığım şu İşârâtü'l-İ'câz adlı eserimi, hakikî bir tefsir niyetiyle yapmadım. Ancak ulema-i İslâmdan ehl-i tahkikin takdirlerine mazhar olduğu takdirde, uzak bir istikbalde yapılacak yüksek bir tefsire bir örnek ve bir me'haz olmak üzere, o zamanların insanlarına bir yadigâr maksadıyla yaptım.
[11.09.2021 21:59] Babam: Amin!
 
İman, Kur'an ve İslâm ni'metlerini bizlere nasip ettiğin için,
Bize ihsan ettiğin her bir ni'met için,
Hazret-i Muhammed (ASM) peygamberliğini ve  ona iman etmeyi bizlere nasip ettiğin için, Muhammed sallallahu aleyhi vessellemin iyilikleri, kemâlatı, peygamberliğinin güzel neticeleri ve faydaları sayınca ,
ve yine onun mübarek nesli ve ehli beytinin,ashabının ve ümmetinin bütün iyilikleri adedince 
alemlerin Rabbi olan Allah'a hamdolsun 
Allah'ım Kur'an ı tüm hastalıklarının şifa kıl
Bu cuma sabahı ins,cin,hayvanat,nebatat, adedince yapılan dualar hürmetine dualarımızıda kabul eyle
Fiemanillah
[11.09.2021 21:59] Babam: 
 
*― KUR'AN-I KERİMDE MÜSLÜMANIN TANIMI
Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —
G-H1BEN5KZ8N