Prof. Dr. Baran Yıldız
Tarih: 22.05.2023 12:28
Günün yazısı
[20/4 22:13] Ömer Tarık Yılmaz: SOHBET.............. BAYRAM HAZIRLIĞI
Bayram öncesi, yiyecek ve giyecek için alışverişler, ev ve çevre temizliği yapılır. Çocuklara yeni elbiseler alınır. Fakir, öksüz ve yetimler sevindirilir. Bayram günlerinde herkes, temiz giyinir. Bayram namazından sonra, kabirler ziyâret edilir; geç-mişlerin, akraba ve din büyüklerinin rûhu için Kur’ân-ı kerîm okunur, duâ edilir ve sadakalar verilir. Daha sonra da, aile büyükleri, dost, akraba, arkadaş ve tanıdıklar ziyâret edilir.
Bayram günlerinin sünnetleri:
5 - Yeni ve temiz elbise giyinmek,
6 - Namazdan önce tatlı veya hurma yemek,
10 - Giderken sessiz tekbîr söylemek,
11 - Müslümanlara selâm vermek,
12 - Güler yüzlü ve tatlı dilli olmak,
13 - Müminlerle bayramlaşmak,
14 - Fakirlere sadaka vermek,
15 - Dargınları barıştırmak,
16 - Akrabayı ziyâret etmek,
17 - İslâmiyeti doğru olarak yayanlara yardım yapmak,
18 - Din kardeşlerini ziyâret etmek ve hediye götürmek,
19 - Kabirleri ziyâret etmek,
20 - Misâfirlere ikram etmek,
21 - Çok duâ ve tevbe etmek,
22 - Sevindiğini belli etmek,
23 - Sadaka-i fıtrı, bayram nama-zından önce vermek.
BAYRAM NAMAZI............
Bayram namazı iki rekâttir. Cemaatle kılınır. Birinci rekâtte Sübhâneke’den sonra tekbir getirilerek eller üç defa kulaklara kaldırılıp birinci ve ikincisinde iki yana salınır. Üçüncüsünde, göbek altına bağlanır. Fâtiha ve zamm-ı sûre okunup rükû ve secdeler yapılır. İkinci rekâte kalkılarak, Fâtiha ve zamm-ı sûre okunduktan sonra, tekbir getirilerek iki el yine üç defa kulaklara götürülür. Üçünde de eller yana salınır. Dördüncü tekbirde, eller kaldırılmayıp, rükûa eğilinir. Secdeler yapılıp oturduktan sonra, selâm verilir.
(Usûl: 2 salla 1 bağla, 3 salla 1 eğil)
NOT: Şehirlerin Bayram Namazı Vakitleri, bayram günü ön yüzdeki işrak vakitlerinin yerine konulmuştur.
20.04.2023 - Türkiye Takvimi - https://play.google.com/store/apps/details?id=turkiyetakvimi.takvim
[20/4 22:13] Ömer Tarık Yılmaz: Ravi:
Nesai'nin bir diğer rivayeti şöyle: 'Ümmü Habibe radıyallahu anha'ya Resulullah (sav), (Her ayda) hayız olup kirli bulunduğu kadar namazı terketmesini, sonra yıkanıp namazını kılmasını emretti. O, her namaz vaktinde yıkanırdı.
Bu hadisin yer aldığı kitaplar: Nesai, Hayz 2, 3, 4, (1, 181, 182)
Hadisin Açıklaması:
İstihâze, hayız kanı olmayan, bir özre binaen kadından gelen kana denir. İstihâze kanaması olan kadına müstehâze denir, bir bakıma özürlü demektir. Hayızlı ile müstehâze'nin dinî bakımdan tabi oldukları hükümler farklıdır
1- Bu rivayetlerde adı geçen istihâzeli kadın Ümmü Habîbe Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın baldızıdır. Yani, ümmühâtu'l- mü' minîn olma şerefine eren yüce validemiz Zeyneb Bintu Cahş radıyallahu anhâ'nın kız kardeşidir.
Rivayetten de sarih olarak anlaşıldığı üzere müzmin bir kanama haline dûçardır. Öyle ki yıkandığı zaman kanın rengi suyun rengini kızıla boyamaktadır.
2- Hadislerde Resûlullah'ın tavsiyesi bazan 'her vakit için abdest al ve namaz kıl' şeklindedir, bazı rivayetlerde ise '...her vakit için yıkan ve namazı kıl' şeklindedir.
Ayrıca Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın Ümmü Habîbe'ye verdiği yıkanma emri bazı rivayetlerde mutlaktır. Bu çeşit emirden her namaz için yıkanma gereği anlaşılabildiği gibi, bazan yıkanmanın yeteceği de anlaşılabilir. Ebu Dâvud'da gelen bir rivayette yıkanma emri her namaz için olmaktadır.
Rivayetlerdeki bu farklılıklara tabi olarak, fukaha da meseleyi farklı şekillerde hükme bağlamıştır:
* Cumhur, her namaz için yeni bir abdest almasına hükmetmiş, bu abdestle, eda veya kaza sadece bir namaz kılabileceğini söylemiştir. Aynı vakitte ikinci bir namaz için yeni bir abdest almalıdır.
* Hanefîlere göre, abdest namaz vaktiyle ilgilidir. Öyleyse, vakit girince aldığı abdestle, hem o vaktin farzını hem de o vakit içinde dilediği kadar başka kaza namazları kılabilir.
* Malikîlere göre, kadının her bir namaz için abdest alması müstehabtır, vacib değildir. Yeter ki kanama dışında bir başka hades vukua gelmesin.
* Ahmed İbnu Hanbel ve İshak İbnu Râhûye ise: 'Kadının, her namaz vaktinde gusletmesi ihtiyata uygundur' demişlerdir.
3- Hadis, bir kadının, kadınlıkla ilgili meselelerini bir erkekten bizzat sormasının caiz olduğnu göstermektedir.
4- Hadiste, kadının, hayız kanını istihâze kanından tefrik edebildiği takdirde, bunu hayız itibar edeceğine, böylece hayız zamanının başlangıç ve bitme vaktine kendisinin karar verebileceğine delil vardır. Böylece hayız müddeti bittikten sonraki kanamaları istihâze kanı sayılır ve mezhebine göre, yukarda açıklanan şekilde amel eder. Sözgelimi Hanefî ise, vakit girince abdestini tazeler, o abdestle ikinci bir namaz vakti girinceye kadar özür kanaması sebebiyle abdesti bozulmamış sayılır ve dilediği kadar namaz kılabilir, Kur'an'a el sürebilir, camiye girebilir vs. Yani abdestliye caiz olan amellerin hepsini yapabilir
[20/4 22:14] Ömer Tarık Yılmaz: Ey Rabbimiz! Unutur, ya da yanılırsak bizi sorumlu tutma!.. (Bakara, 2/286)
[20/4 22:14] Ömer Tarık Yılmaz: Kim (gasben baskasının) arazisine bir karıs haksız tecavüz ederse yedi kat yerin dibine kadar boynuna dolandırılarak cezalandırılır. Ravi: Buhari, Bed'ül-Halk 2, Mezalim 13
[20/4 22:15] Ömer Tarık Yılmaz: Hadis-i Şerifte Buyuruldu ki:
Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki: 'Denizin dışarı attığı veya yarısından çekildiği balığı yiyin. Denizin içinde ölmüş ve suyun üstüne çıkmış (tafi) balığı yemeyin.'
Kaynak : Ebu Davud, Et'ime 36, (3815)
( Sen de oku : bit.ly/Hadisiserif )
[20/4 22:16] Ömer Tarık Yılmaz: “Allah katında arkadaşların en hayırlısı arkadaşına faydalı olandır. Yine Allah katında komşuların en hayırlısı komşusuna faydalı olandır.” (Tirmizi , Birr 28)
BÖLÜM: 40
ANA BABAYA İYİLİK VE AKRABAYI ZİYARET
قال الله تعالى : وَاعْبُدُوا اللهَ وَلاَ تُشْرِكُوا بِهِ شَيْئًا وَبِالْوَالِدَيْنِ إحسانا وَبِذِى الْقُرْبَى وَالْيَتَامَى وَالْمَسَاكِينِ وَالْجَارِ ذِى الْقُرْبَى وَالْجَارِ الْجُنُبِ وَالصَّاحب بِالْجَنْبِ وَابْنِ السَّبِيلِ وَمَا مَلَكَتْ اَيْمَانكُمْ..
“Yalnızca Allah’a kulluk edin ve O’ndan başka hiçbir şeye ilahlık yakıştırmayın. Ana babaya yakın akrabaya, yetimlere, muhtaçlara kendi çevrenizde olan yakın komşulara ve uzak komşulara, yanınızdaki arkadaşa, yolda kalmışa ve elinizin altındaki hizmetçi ve işçilere iyilik yapın iyi davranın.” (4 Nisa 36)
قال الله تعالى : وَاتَّقُوا اللهَ الَّذِى تَسَائَلُونَ بِهِ وَالأرْحَامَ..
“...Adını kullanarak birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah’a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun ve akrabalık bağlarını gözetin.” (4 Nisa 1)
قال الله تعالى : وَالَّذِينَ يَصِلُونَ مَا أمر اللهُ بِه أن يُوصَلَ..
“Onlar ki Allah’ın ulaştırılmasını istediği şeyi ulaştırırlar. Yani akraba mü’minlerle ilgiyi kesmezler.” (13 Ra’d 21)
قال الله تعالى : وَوَصَّيْنَا الإنسان بِوَالِدَيْهِ حُسْنًا..
“Biz insana yapacağı hayırlı işlerden biri olarak anne ve babasına iyi davranmasını emrettik...” (29 Ankebut 8)
قال الله تعالى : وَقَضَى رَبُّكَ ألا تَعْبُدُوا إلا اِيَّاهُ وَبِالْوَالِدَيْنِ إحسانا اِمَّا يَبْلُغَنَّ عِنْدَكَ الْكِبَرَ اَحَدُهُمَا اَوْ كِلاَهُمَا فَلاَ تَقُلْ لَهُمَا اُفٍّ وَلاَ تَنْهَرْهُمَا وَقُلْ لَهُمَا قَوْلاً كَرِيمًا وَاخْفِضْ لَهُمَا جَنَاحَ الذُّلِّ مِنَ الرَّحْمَةِ وَقُلْ رَبِّ ارْحَمْهُمَا كَمَا رَبَّيَانى صَغِيرًا..
“Çünkü Rabbin kendisinden başkasına kulluk etmemenizi ve anaya babaya iyilik etmenizi buyurmuştur. Eğer onlardan biri yahut her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına erişecek olurlarsa onlara öf bile deme, azarlama onları ve onlara güzel ve iyi söz söyle ikisine karşı da merhamet kanatlarını indir, mütevazi ol ve Ya Rabbi de: “Onlar çocukluğumda beni nasıl büyütüp yetiştirdilerse sen de onlara öylece merhamet et.” (17 İsra 23-24)
[20/4 22:16] Ömer Tarık Yılmaz: Böylelikle Biz ona: 'Gözetimimiz altında ve vahyimizle gemi yap. Nitekim Bizim emrimiz gelip de tandır kızışınca, onun içine her (tür hayvandan) ikişer çift ile, içlerinden aleyhlerine söz geçmiş (azap gerekmiş) olanlar dışında olan aileni de alıp koy; zulmedenler konusunda Bana muhatap olma, çünkü onlar boğulacaklardır' diye vahyettik.
-Mü'minun Suresi, 27
Günlük Hadis Uygulamasını
Ücretsiz İndir:
https://dailyhadith.page.link/y1E4
[20/4 22:17] Ömer Tarık Yılmaz: [Hadis No : 3556]
Amr İbnu Abese es-Sülemi radıyallahu anh anlatıyor: 'Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
'Sizden kim abdest suyunu hazırlar, mazmaza ve istinşakta bulunur (ağzına ve burnuna su çeker) ve sümkürürse, mutlaka yüzünden, ağzından, burnundan hataları dökülür. Sonra Allah'ın emrettiği şekilde yüzünü yıkarsa, sakalın(ın bittiği mahallin) etrafından su ile birlikte yüzü ile işlediği günahlar dökülür. Sonra dirseklere kadar kollarını yıkayınca, ellerinin günahları su ile birlikte parmak uçlarından dökülür gider. Sonra başını meshedince, başının günahları saçın etrafından su ile birlikte akar gider. Sonra topuklarına kadar ayaklarını yıkayınca, ayaklarının günahları, parmak uçlarından su ile birlikte akar gider. Sonra kalkıp namaz kılar, Allah'a hamd ve senâda bulunur, O'na layık şekilde tazimini gösterir ve kalbinden Allah'tan başkasını(n korku ve muhabbetini) çıkarırsa, annesinden doğduğu gündeki gibi bütün günahlarından arınır.'
Müslim, Müsâfirin 294, (832).
İslami Uygulamalar islamiuyg@gmail.com
[20/4 22:17] Ömer Tarık Yılmaz: Köfteli Çorba
Yeşil Mercimek Yemeği
İmam Bayıldı
Deve Kuşu Tatlısı
Köfteli Çorba İçin Malzemeler :
200 gr kıyma
3 yemek kaşığı pirinç
1 adet küçük boy soğan
5,5 su bardağı su
Tuz
Karabiber
Terbiyesi İçin:
1 su bardağı dolusu yoğurt
1 adet yumurta sarısı
1 yemek kaşığı un
Üzeri İçin:
1 yemek kaşığı tereyağı
1 yemek kaşığı kuru nane
1 çay kaşığı kırmızı pul biber
Köfteli Çorba Nasıl Yapılır?
Köfteli çorba yapımı için; ilk olarak köftesini hazırlayın. Bir kaba 150-200 gr kadar kıyma koyun. Üzerine 1 adet küçük boy soğan rendeleyin. Damak tadınıza göre tuz ve karabiber ekleyin. Köfteli harcı eliniz ile iyice yoğurun. Yoğurduğunuz köfteli harçtan küçük parçalar alıp, elinizde yuvarlayın.
Daha sonra derin bir tencere içine yaklaşık 5 buçuk su bardağı su koyup, kaynamaya bırakın. Kaynayan suyun içine 3 yemek kaşığı yıkanmış pirinç ekleyin. Pirinçler yumuşayana kadar pişirin. Pirinçler yumuşadıktan sonra tencereye köfteleri tek tek koyup, 1-2 kere karıştırın. Köfteleri yumuşayana kadar pişirin.
Diğer tarafta çorbanın terbiyesi için; derin bir kap içine 1 su bardağı dolusu yoğurt, 1 adet yumurta sarısı ve 1 yemek kaşığı un ekleyin. Terbiyeyi pürüzsüz bir kıvam alana kadar iyice karıştırın. Ardından kaynayan çorba suyundan 1 kepçe alıp, terbiyeli karışımın içine dökün. Terbiyeyi hızlı bir şekilde karıştırıp, ılımasını sağlayın. Yoğurtlu terbiyeyi azar azar çorbanın içine döküp, kesilmemesi için hızlı bir şekilde karıştırın. Daha sonra çorbayı kaynayana kadar karıştırmaya devam edin.
Son olarak küçük bir sos tavası içine 1 yemek kaşığı kadar tereyağı koyup, biraz kızdırın. Yağın üzerine 1 yemek kaşığı kadar kuru nane ve 1 çay kaşığı pul biber ekleyip, 3-4 kere karıştırıp, ocaktan alın. Çorbanın üzerine naneli sosu ve damak tadınıza göre tuz koyun. Çorbayı güzelce karıştırıp, 1-2 taşım daha kaynatıp, ocaktan alın.
Yeşil Mercimek Yemeği İçin Malzemeler :
1,5 su bardağı yeşil mercimek
2 yemek kaşığı domates salçası
1 adet kuru soğan
3 diş sarımsak
1/2 çay bardağı zeytinyağı
3,5 su bardağı sıcak su
Tuz
Karabiber
Kırmızı pul biber
Yeşil Mercimek Yemeği Yapılışı :
Yeşil mercimek yemeği yapımında; öncelikle orta boy derin bir tencere içine 1 buçuk su bardağı yeşil mercimek koyun. Mercimeğin üzerine 4 su bardağı su dökün. Mercimekler hafifçe yumuşayana kadar haşlayın.
Daha sonra haşlanan mercimeğin suyunu süzüp, 1-2 kere yıkayın. Tekrar aynı tencerenin içine yarım çay bardağı zeytinyağı koyun. Üzerine 1 adet ince ince doğranmış soğan ve 3 diş ince ince doğranmış sarımsak ekleyin. Soğan ve sarımsağı yaklaşık 2 dakika kavurun.
Kavrulan soğan ve sarımsağın üzerine 2 yemek kaşığı domates salçası koyun. Salçanın hafifçe kokusu çıkana kadar sürekli karıştırarak, kavurun. Daha sonra tencereye haşladığınız yeşil mercimeği, damak tadınıza göre tuz, karabiber ve kırmızı pul biber ekleyip, karıştırın. Son olarak tencereye 3 buçuk su bardağı sıcak su döküp, tekrar karıştırın. Ardından yeşil mercimek yemeğini kaynamaya bırakın. Kaynadıktan sonra ocağın altını kısıp, mercimekler yumuşayana kadar pişirin.
Yeşil mercimek yemeği piştikten sonra 5 dakika dinlenmeye bırakın. Daha sonra sıcak olarak servis edebilirsiniz.
İmam Bayıldı İçin Malzemeler :
4 adet orta boy patlıcan
2 adet orta boy soğan
2 adet orta boy domates
2 adet yeşil biber
6 diş sarımsak
4 yemek kaşığı zeytinyağı
1 yemek kaşığı toz şeker
1 tutam maydanoz
Tuz, karbiber
Sosu İçin:
1 tatlı kaşığı domates salçası
1/2 su bardağı su
İmam Bayıldı Yapılışı :
İmam bayıldı yapımı için; 4 adet orta boy patlıcanın saplarını kesip, alacalı olarak soyun. Yarım saat kadar tuzlu su içinde bekletin. Ardından suyunu döküp, havlu kağıt ile iyice k
[20/4 22:17] Ömer Tarık Yılmaz: Binâsını takva (Allah'a karşı gelmekten sakınmak) ve onun rızasını kazanmak temeli üzerine kuran kimse mi daha hayırlıdır, yoksa binasını çökmeye yüz tutmuş bir yarın kenarına kurup, onunla birlikte kendisi de cehennem ateşine yuvarlanan kimse mi? Allah zalimler topluluğunu doğru yola erdirmez. - Tevbe - 109. Ayet
[20/4 22:18] Ömer Tarık Yılmaz: Küçüklerimize merhamet etmeyen, büyüklerimize saygı göstermeyen bizden değildir. - Tirmizî, Birr ve Sıla, 15
[20/4 22:18] Ömer Tarık Yılmaz: “Allah’ın sana verdiğinden ahiret yurdunu kazanmaya bak ve dünyadan nasibini unutma! Allah sana ihsan ettiği gibi, sen de insanlara ihsanda bulun.” - Kasas, 28/77
[20/4 22:19] Ömer Tarık Yılmaz: Allah Resûlü, bir eş, bir baba ve bir aile reisi olarak eşlerine, çocuklarına, torunlarına ve hizmetçilerine karşı da aynı duyarlılığı göstermiş, onlara sevgi ve şefkatle muamelede bulunmuştur. Allah Resûlü’nün çocuklarına ve torunlarına olan düşkünlüğü çok iyi bilinmektedir. Kızı Fâtıma’ya karşı sevgisini her vesileyle göstermesi (Tirmizî, Menâkıb, 60), torunlarına karşı sık sık sevgi izharında bulunup (Buhârî, Edeb, 22) namaz kıldırırken bile onları omzunda ve sırtında taşıması (Buhârî, Edeb, 18), bunun en açık göstergesidir. Hz. Peygamber, hizmetçilerine de tıpkı ailenin asıl üyelerine davrandığı gibi muamele etmiştir. Enes b. Mâlik’in bu noktadaki açıklamaları, aynı zamanda onun yumuşak karakteri ve olgun tavrı hakkında da net bir fikir vermektedir: “Resûlullah (s.a.s.)’a on sene hizmet ettim. Vallahi bana bir kez olsun ‘Öf!’ bile demedi. Herhangi bir şeyden dolayı, ‘Niçin böyle yaptın?’ demediği gibi, ‘Şöyle yapsaydın ya!’ da demedi.” (Müslim, Fedâil, 51) - PEYGAMBERİMİZİN ÇOCUK SEVGİSİ
[20/4 22:19] Ömer Tarık Yılmaz: Sünnetleri
42- Farz haccın sünnetleri şunlardır:
1) İhrama girerken gusletmek veya abdest almak. Bu yıkanma, yalnız temizlik maksadı iledir. Bundan dolayı hac için ihrama girecek bir kadın adet görmekte veya lohusa ise, temizlik için yıkanması sünnettir.
2) İhramın sünneti niyetiyle iki rekât namaz kılmak. Bu namazın ilk rekâtında 'Kâfırûn' sûresinin ve ikinci rekâtında 'İhlâs' sûresini okumalıdır.
3) İhram için beyaz ve temiz iki parçadan ibaret örtüye burünmek. Bunların yenisi ve beyaz renklisi, yıkanmışından ve başka renklerden daha iyidir.
4) İhramdan önce gülyağı gibi hoş koku sürünmek.
5) İhramdan sonra her seher vaktinde, her namaz kılışta, her yokuşa çıkışta ve inişte, her yolcu kafilesi ile karşılaşmada orta bir sesle üç defa Telbiye getirmek (Lebbeykallahümme Lebbeyk... demek).
6) Telbiyelerden sonra, Peygamber Efendimize çokça salât ve selâm okumak.
7) Salât ve selâmdan sonra Yüce Allah'a yalvarmak ve özellikle şu duayı (*) okumak.
İmam Muhammed'e göre, belli ve aynı duayı devamlı olarak yapmak, kalbin ince duygusunu giderir ve samimiyete aykırı olur. Bir alışkanlık halini alarak tam bir anlayışla yapılmamış bulunur. Onun için herkes dilediği şekilde dua etmelidir, bu müstahabdır. Bununla beraber Peygamber Efendimizden nakledilen duaları bereketlenme maksadı ile okumak güzeldir.
8) Mekke-i Mükerreme'ye girmek için yıkanmak ve gündüz vakti girmek, Kabe'yi görünce dua etmek, Beytullah'ın önünde tekbir ve tehlilde bulunmak.
9) Afakî olanlar (Mikat dışından gelenler) için kudüm tavafı yapmak geç kalıp da Mekke'ye girmeden Arafat'a
[20/4 22:19] Ömer Tarık Yılmaz: İkincisi; Arap dilinin aslında, Arapça olmayan bazı yabancı kelimeler hakkında dikkatli olmayı gerektiren birtakım özel incelikler vardır ki, bunlarla bir kelimenin aslını incelemek mümkün olur.
Bu açıdan bakılınca ' ' (Allah) yüce isminin, o dilde benzeri olmayan bir kullanılış şeklinin bulunduğunu görürüz. Bir görüşe göre, başındaki 'el' en-Necm, el-ayyuk v.s. gibi kelimeden ayrılması caiz olmayacak şekilde kelimeden ayrılmayan bir belirleme
edatı gibidir. Hemzesi, sözün başında bulunduğu durumda üstündü, sözün ortasında başka bir kelime ile birleştiği zaman 'Vallah, Billah, İsmüllah, Kâlellah' v.s. gibi yerlerde söylenişte veya hem telaffuzda hem yazıda hazf olunur (düşürülür). Diğer bir görüşe göre de 'el' belirleme edatı değildir. Çünkü birine çağırma halinde '' diye hemze sabit kalabiliyor ve bir de 'Yâ eyyühe'l-kerim' gibi çağırma edatı ile çağırılan isim arasında
[20/4 22:20] Ömer Tarık Yılmaz: 3616 - Ümmü Ammâre radıyallahu anhâ anlatıyor: 'Resülullah aleyhissalâtu vesselâm abdest aldı. Bu maksadla kendisine içerisinde üçte iki müdd miktarında su bulunan bir kab getirilmişti.''
Ebu Dâvud, Tahâret 44, (94); Nesâi, Tahâret 59, (1, 58).
Nesâi şunu ilâve etmiştir: 'Şu'be der ki: 'Ben, Aleyhissalâtu vesselâm'ın kollarını yıkadığını ve onları ovduğunu, kulaklarının iç kısmını meshettiğini öğrendim. Ancak kulakların dışını da meshettiğini bilmiyorum.'
3617 - Abdullah İbnu Zeyd radıyallahu anh anlatıyor: 'Bize Resülullah aleyhissalâtu vesselâm gelmişti. Kendisine bakır kapta su getirdik, onunla abdest aldı.'
Ebu Dâvud, Tahâret 47, (100).
3618 - Ubey İbnu Ka'b radıyallahu anh anlatıyor: 'ResüIullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: 'Abdest (sırasın)da vesvese veren bir şeytan vardır. Adı da el-Velehân'dır. Öyleyse suyun vesvesesinden kaçının.'
Tirmizi, Tahâret 43, (57).
MENDİL
3619 - Hz. Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor: 'Resülullah aleyhissalâtu vesselâm'ın abdest aldıktan sonra kurulandığı bir bezi vardı.''
Tirmizi, Tahâret 40, (53).
3620 - Hz. Mu'âz radıyallahu anh anlatıyor: 'Resülullah aleyhissalâtu vesselâm'ı gördüm, abdest alınca elbisesinin bir kenarıyla yüzünü siliyordu.''
Tirmizi, Tahâret 40, (54).
DUA VE BESMELE
3621 - Hz. Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: 'Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular: 'Abdesti olmayanın namazı yoktur. Üzerine Allah'ın ismini zikretmeyen kimsenin abdesti de abdest değildir.'
Ebu Dâvud, Tahâret 48, (101).
3622 - Rabâh İbnu Abdirrahmân İbni Ebi Süfyân İbnu Huveytip an ceddihâ an ebihâ 'dan rivâyete göre demiştir ki:
'Ben Resülullah aleyhissalâtu vesselâm'ı işittim. Diyordu ki: 'Üzerine Allah'ın ismini zikretmeyen kişinin abdesti yoktur.'
Tirmizi, Tahâret 20, (25).
3623 - Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: 'Resülullah aleyhissalatu vesselâm'ı işittim. Diyordu ki: 'Kim abdestinin başında Allah'ı zikrederse bedeninin tamamı temizlenir. Eğer Allah'ın ismini zikretmezse
[20/4 22:20] Ömer Tarık Yılmaz: Bu büyük ni’meti acaba kime verirler?
Şaşılacak şeydir ki, önce, her belâ ve sıkıntı gelince sevinirdim, derd ve belâ arardım. Elimden dünyâlık çıkınca da tatlı gelirdi. Hep böyle olmasını isterdim. Şimdi ise, sebebler âlemine getirdiler. Kendi zevallılığımı, aşağılığımı görmeye başladım. Az bir sıkıntı gelince, hemen üzülüyorum. Her ne kadar üzüntü çabuk bitiyor, hiç kalmıyor ise de, önce üzüntü gelmeden olmuyor. Bunun gibi önce, belâların ve sıkıntıların gitmesi için düâ ederken, bunların gitmesini, yok olmasını düşünmüyordum. (Bana yalvarınız!) emrine uymak istiyordum. Şimdi ise, belâların, sıkıntıların gitmesi için düâ ediyorum. Eskiden korkular, üzüntüler yok olmuşdu, şimdi yine geldiler.
Eski hâllerin hep sekr, şü’ûrsuzlukdan ileri geldiğini anladım. Sahv, ya’nî şü’ûrlu olunca, câhiller için olan
[20/4 22:20] Ömer Tarık Yılmaz: Sa’y
Ana Sayfa
Hac ve Umre
Sa’y
Sa‘y sözlükte “koşmak, çaba göstermek” gibi anlamlara gelir. Hac ve umre ile ilgili bir terim olarak ise sa‘y, Kabe’nin doğu tarafında bulunan Safa ve Merve adlı iki tepe arasında, Safa’dan başlanıp Merve’de tamamlanmak üzere yedi defa gidip gelmeyi ifade eder. Safa’dan Merve’ye gidiş bir şavt ve Merve’den Safa’ya dönüş bir şavt olur. Sa‘yin yapıldığı Safa ile Merve arasındaki yaklaşık 350 metrelik mesafeye de “mes‘a” (sa‘y yeri) denir.
Buhari’deki bir rivayetten anlaşıldığına göre sa‘yin aslı, Hz. İsmail’in annesi Hacer’in su aramak maksadıyla bu iki tepe arasında koşmasına dayanmaktadır (Buhari, “Enbiya”, 9).
Sa‘y Hanefi mehebine göre hac ve umrenin vaciplerinden, diğer üç mezhebe göre ise haccın rükünlerindendir.
a) Sa‘yin Geçerli Olmasının Şartları
1. Sa‘yi, ihrama girdikten yani hac veya umre yahut her ikisi için niyet ve telbiye yaptıktan sonra yapmak. İhrama girmeden önce hac veya umre menasikinden hiçbiri yapılamaz.
Sa‘yin sahih olması için, ihrama girdikten sonra yapılması şart ise de ihramlı olarak yapılması şart değildir; belirli menasik tamamlanıp ihramdan çıktıktan sonra da yapılabilir. Nitekim hac için ihrama giren kimse, kurban bayramının ilk günü fecr-i sadıktan önce ihramdan çıkamayacağı için, Arafat vakfesinden önce hac sa‘yini yapmak isterse, ihramlı olarak yapar. Arafat dönüşü ziyaret tavafından sonra yaparsa, ihramsız olarak da yapabilir. Efdal ve sünnete uygun olan da budur. Umre sa‘yinin ihramlı olarak yapılması vaciptir. Umre tavafının dördüncü şavtından sonra tıraş olan kişi, ihramdan çıkmış olur. Bu kişinin ihramsız olarak yapacağı umre sa‘yi sahihtir, fakat sa‘yi tamamlamadan ihramdan çıkarak vacibi terkettiği için ceza (dem) gerekir.
2. Hac sa‘yini hac ayları başladıktan sonra yapmak. İhrama girme dışında, hacla ilgili menasikten hiçbiri, hac ayları girmeden yapılamaz.
3. Sa‘yi muteber bir tavaftan sonra yapmak. Sa‘y tek başına müstakil bir nüsük değildir. Ancak muteber bir tavaftan sonra, ona bağlı olarak yapılabilir. Muteber tavaf, hades-i ekberle yani cünüp, aybaşı veya lohusa olarak yapılmamış olan tavaftır.
4. Şavtların çoğunu yani en az dördünü yapmış olmak. Hanefi mezhebinde, sa‘yin yedi şavtından dördü rükün, üçü vaciptir. Diğer üç mezhepte bütün şavtlar rükündür.
5. Sa‘ye Safa’dan başlamak. Merve’den başlanırsa ilk şavt sahih olmaz.
b) Sa‘yin Vacipleri
1. Sa‘yi yürüyerek yapmak. Yürümekten aciz olan hasta, yaşlı ve sakatlar, arabaya binerler.
2. Yedi şavta tamamlamak (ilk dört şavt rükündür).
c) Sa‘yin Sünnetleri
1. Tavaf bitince, tavaf namazı kılmak dışında ara vermeden sa‘ye başlamak.
2. Sa‘y yapmaya gitmeden önce Hacerülesved’i istilam etmek.
3. Hadesten taharet, yani sa‘yi abdestli olarak yapmak. Tavaflarını temiz olarak yaptıktan sonra adet görmeye başlayan kadınların sa‘y yapmaları kerahetsiz olarak caizdir.
4. Necasetten taharet. Bedende, ihramda ve elbisede namaza engel pislik bulunmamak.
5. Her þavt baþýnda, Safa ve Merve’de yükseðe çýkýp, Kabe’ye yönelerek tekbir ve tehlil ile el açýp dua etmek.
6. Şavtları peş peşe -ara vermedenyapmak.
7. Erkekler yeşil ışıklı sütunlar arasında “hervele” yapmak ve diğer kısımlarda ise normal yürümek. Hervele, kısa adımlarla koşarak canlı ve çalımlı yürümektir. Kadınlar hervele yapmazlar.
8. Sa‘y esnasında tekbir, tehlil, zikir ve dua ile meşgul olmak.
9. Niyet etmek. Hanefiler’in de içinde olduğu fakihlerin çoğunluğuna göre sa‘yde niyet sünnet, Hanbeliler’e göre ise şarttır.
d) Sa‘yin Yapılışı
Tavaftan sonra, Hacerülesved istilam edilerek Safa tepesine çıkılır. Sa‘y yapmaya niyet edilip, tekbir, tehlil, zikir ve dua okunarak Merve’ye doğru yürünür. Yeşil ışıklı sütunlar arasında “hervele” yapılı
[20/4 22:22] Ömer Tarık Yılmaz: Ayakkabılar
Ana Sayfa
A
Ayakkabılar
Rüyada Ayakkabılar Almak
Rüyada Ayakkabılar Denemek
Rüyada Ayakkabıları Kaybetmek
Rüyada Topuklu Ayakkabılar Görmek
Rüyada Ayakkabılarını Çıkarmak
İlgili
Rüyada ayakkabılar görmek, aslında görmüş olunan ayakkabıların rengine, şekline veya öbür özelliklerine bakılarak tabir edilmektedir. Örneğin; yeni ayakkabılar görmek, müspet neticelere delalet eder ve rüyayı gören kişinin talihinin açık hale geleceğine, hayatına renk gelmiş olacağına ve kısmetinin çoğalmış olacağına yorumlanırken eski ayakkabılar görmek de tam aksi biçimde açıklanır ve rüya sahibi için mutsuzluğa sebep teşkil edecek hadiselerin gündeme geleceğine işaret eder.
Rüyada Ayakkabılar Almak
Rüya sahibinin talih alacağına tabir edilir. Ansızın çok ayakkabı alım yapmak, rüyayı gören kişinin pozitif gelişmeler yaşayacağına, kazanç sahip olacağına, bolluklu işlere girmiş olacağına, ticaret ehli olacağına ve bu vesileyle zenginliği bulmuş olacağına yorumlanır.
Rüyada Ayakkabılar Denemek
Rüya sahibinin yeni girişimler yapmış olacağına ve yeni teşebbüslerde bulunmuş olacağına ve neticesinde istediği karı sahip olacağına işaret eder. Rüyayı gören kişinin ticarete atılmış olmak ve kendisi işini kurmuş olmak gibi büyük ve ciddi programları olduğu manasına çıkar.
Rüyada Ayakkabıları Kaybetmek
Rüya sahibinin düş kırıklığı yaşayacağına, muvaffakiyetsiz olacağına, rahatını kaybedeceğine ve üzüntülü zamanlar geçirmiş olacağına tabir edilir. Rüyayı gören kişinin tabiri caizse elini attığı dalların kırılmış olacağına, sermayesinin boşamış ol gideceğine, işlerinin çıkmaza gireceğine ve yaşamının sisteminin sarsılacağına delalet eder.
Rüyada Topuklu Ayakkabılar Görmek
Rüya sahibinin itibarının artmasına sebep olacak güzel işler yapmış olacağına delalet ederken bir öte taraftan da rüyayı gören kişinin kendine karşı çok özenli olduğuna ve sürekli zarif, bakımlı ve hijyenik olmaya ihtimam gösterdiğine yorumlanır.
Rüyada Ayakkabılarını Çıkarmak
Ferahlık, mutluluk ve sevinç olmak suretiyle kabullenilir. Rüya sahibinin yaşamında pozitif gelişmeler olacağına, şahsın moraline, sağlığına ve rahatına ereceğine, kazanç sağlayacağına, meşakkatlarını aşmayı bilmiş olacağına ve şöylece huzurunun da yerine gelmiş olacağına tabir edilir. Rüyayı gören kişinin dileklerinin ve dualarının kabul olması yardımıyla talihinin ve kısmetinin açık hale geleceği manasına çıkar.
İlgili
Ayakkabı Kaybolması
8 Eylül 2021
Benzer yazı
Spor Ayakkabı
8 Eylül 2021
Benzer yazı
Ayakkabı Kaybetmek
8 Eylül 2021
Benzer yazı
in A
Diğer Konular
Azat
Azat etmek
Azgın
Azgın Ata Binmek
Azgınlık
Azık
[20/4 22:22] Ömer Tarık Yılmaz: ARASÂT MEYDANI
Ana Sayfa
A
ARASÂT MEYDANI
Öldükten sonra insanların ve diğer canlıların diriltilip toplanacakları meydan. Buraya mevkıf ve mahşer de denir. (Bkz. Mahşer)
Kıyâmet günü eshâbımdan herbiri, kabirlerinden kalkarken, vefât ettiği memleketin bütün mü’minlerinin önlerine düşerek ve onları nûr ve ışık saçarak Arasât meydanına götürür. (Hadîs-i şerîf-Tirmizî)
Kıyâmette herkes Arasât meydanında elli mevkıfte (yerde) durdurulur. Her mevkıfte bin sene kalırlar. (Kadızâde Ahmed Efendi)
Arasât meydanında meşakkat (zorluk) ve sıkıntıda olanlar, kâfirler ile fâsıklardır
(günahkârlardır). Onların hâlleri çok korkunç olup, güneş başlarına bir mil kadar yakın gelir.
Herkes günâhı kadar terler. Kimi dizine, kimi boğazına, kimi tepesine kadar ter içine gömülürler. (İmâm-ı Birgivî) Üzüntü ve pişmânlık ve kendine yanmaktan,
Bir hasrettir yükselir, Arasât meydanından,
Anne, gözünün nûru evlâdını tanımaz,
Kardeş, ciğer pâresi kardeşini aramaz.
(Mevlânâ Muhammed Rebhâmî)
İlgili
MEVKIF
9 Eylül 2021
Benzer yazı
KIYÂMET
9 Eylül 2021
Benzer yazı
Amel Defteri
9 Eylül 2021
Benzer yazı
in A, Â
Diğer Konular
Ayn-el-Yakîn
AZÂB
ÂZÂD
Âzâd Etmek
Âzâd Olmak
AZAMET
AZÎM (El-Azîm)
AZÎMET
AZÎZ (El-Azîz)
ÂYET
[20/4 22:22] Ömer Tarık Yılmaz: ARAFÂT
Ana Sayfa
A
ARAFÂT
Mekke-i mükerreme şehrinin yirmi beş kilometre güneydoğusunda bulunan ve haccın farzlarından biri olan vakfenin yapıldığı mübârek yerin adı.
Allahü teâlâ âyet-i kerîmede meâlen buyruldu ki: (Hac mevsiminde ticâretle) Rabbinizden rızık istemenizde bir günâh yoktur. Arafât’tan
(döndüğünüzde) Meş’ar-i Haram’ın yanında (tehlîl ve telbiye ile) Allah’ı zikredin, anın. O, size nasıl hidâyet ettiyse, siz de O’nu öylece anın… (Bekara sûresi: 198)
Arefe günü Allahü teâlâ Arafât’ta vakfe yapanlardan râzı olur. Sonra onlarla meleklere karşı iftihâr ederek; “Bunlar ne isterler ki işlerini bırakıp burada toplandılar” der. (Hadîs-i şerîf-Müslim)
Haccın farzlarından biri de arefe günü Arafât’ın (Vâdî-yi Ürene) denilen yerinden başka her hangi bir yerinde, öğle ve ikindi namazlarından sonra bir miktar vakfeye durmaktır. Arefe günü veya gecesi Arafât’ta bulunmayan veya Arafât’tan geçmeyen hacı olmaz. (İbn-i Âbidîn-Mevkûfât)
Sevgili Peygamberimiz vefâtına yakın meşhur vedâ hutbesini Arafat’ta okudu. Âdem aleyhisselâm ile Havva vâlidemiz Cennet’ten ayrılıp yeryüzüne indirilince Arafat’ta buluştular. Bir rivâyete göre buraya bu yüzden buluşup, tanışmak mânâsına Arafat denmiştir.
(Zerkânî)
Arafât dağıdır bizim dağımız,
Orada kabûl olur duâlarımız.
Medîne’de yatar Peygamberimiz,
Yâ Muhammed cânım arzular seni.
(Yûnus Emre)
İlgili
VÂDİ-Yİ URENE
9 Eylül 2021
Benzer yazı
MÜZDELİFE
9 Eylül 2021
Benzer yazı
MEŞ’AR-ÜL-HARÂM
9 Eylül 2021
Benzer yazı
in A, Â
Diğer Konular
Ayn-el-Yakîn
AZÂB
ÂZÂD
Âzâd Etmek
Âzâd Olmak
AZAMET
AZÎM (El-Azîm)
AZÎMET
AZÎZ (El-Azîz)
ÂYET
Copyright 2021 by Maviay.co
[20/4 22:23] Ömer Tarık Yılmaz: İkinci Söz
بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِ
اَلَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِالْغَيْبِ
İmanda ne kadar büyük bir saadet ve nimet ve ne kadar büyük bir lezzet ve rahat bulunduğunu anlamak istersen; şu temsilî hikâyeciğe bak, dinle:
Bir vakit iki adam, hem keyif, hem ticaret için seyahate giderler. Biri hodbin, tali’siz bir tarafa; diğeri Hudabin, bahtiyar diğer tarafa sülûk eder, giderler.
Hodbin adam, hem hodgâm, hem hodendiş, hem bedbîn olduğundan bedbînlik cezası olarak nazarında pek fena bir memlekete düşer. Bakar ki: Her yerde âciz bîçareler, zorba müdhiş adamların ellerinden ve tahribatlarından vaveylâ ediyorlar. Bütün gezdiği yerlerde böyle hazîn, elîm bir hali görür. Bütün memleket, bir matemhane-i umumî şeklini almış. Kendisi şu elîm ve muzlim haleti hissetmemek için sarhoşluktan başka çare bulamaz. Çünki herkes ona düşman ve ecnebi görünüyor. Ve ortalıkta dahi, müdhiş cenazeleri ve me’yusane ağlayan yetimleri görür. Vicdanı, azab içinde kalır.
Diğeri Hüdabîn, Hüdaperest ve Hakendiş, güzel ahlâklı idi ki: Nazarında pek güzel bir memlekete düştü. İşte bu iyi adam, girdiği memlekette bir umumî şenlik görüyor. Her tarafta bir sürur, bir şehr-âyin, bir cezbe ve neş’e içinde zikirhaneler; herkes ona dost ve akraba görünür. Bütün memlekette yaşasınlar ve teşekkürler ile bir terhisat-ı umumiye şenliği görüyor. Hem tekbir ve tehlil ile mesrurane ahz-ı asker için bir davul, bir musikî sesi işitiyor. Evvelki bedbahtın hem kendi, hem umum
[20/4 22:23] Ömer Tarık Yılmaz: makam münasebetiyle hatıra gelen bir salavatın bir nüktesini beyan ediyorum. Şöyle ki: Namaz tesbihatının âhirinde Şafiîlerde gayet müstamel ve meşhur bir salavat olan
اَللّهُمَّ صَلِّ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ بِعَدَدِ كُلِّ دَاءٍ وَدَوَاءٍ وَبَارِكْ وَسَلِّمْ عَلَيْهِ وَعَلَيْهِمْ كَثِيرًا كَثِيرًا
nin ehemmiyeti yüzündendir ki, insanın hikmet-i hilkati ve sırr-ı câmiiyeti ise; her zaman, her dakika hâlıkına iltica ve yalvarmak ve hamd ve şükür etmek olduğundan, insanı dergâh-ı İlahiyeye kamçı vurup sevkeden en keskin ve müessir saik, hastalıklar olduğu gibi; insanı, kemal-i şevk ile şükre sevkeden ve tam manasıyla minnetdar edip hamdettiren tatlı nimetler ise, başta şifalar ve devalar ve âfiyetler olduğundan bu salavat-ı şerife gayet müşerref ve manidar olmuştur. Ben bazan بِعَدَدِ كُلِّ دَاءٍ وَ دَوَاءٍ dedikçe, küre-i arzı bir hastahane suretinde ve maddî ve manevî bütün dertlerin ve ihtiyaçların dermanlarını ihsan eden Şâfî-i Hakikî’nin pek aşikâr bir mevcudiyetini ve küllî bir şefkatini ve kudsî ve geniş bir rahîmiyetini hissediyorum.
Hem meselâ: Dalaletin gayet müdhiş manevî elemini hisseden bir adama, iman ile hidayet ihsan etmek, eğer tevhid nazarıyla bakılsa, birden o cüz’î ve fâni ve âciz adam bütün kâinatın hâlıkı ve sultanı olan Mabudunun muhatab bir abdi olmak ve o iman vasıtasıyla bir saadet-i ebediyeyi ve şahane ve çok geniş ve şaşaalı bir mülk-ü bâki ve bâki bir dünyayı ihsan etmek ve onun gibi bütün mü’minleri dahi derecelerine göre o lütfa mazhar etmek olan bu ihsan-ı ekber yüzünde ve sîmasında, bir Zât-ı Kerim ve Muhsin’in öyle bir hüsn-ü ezelîsi ve öyle bir cemal-i lâyezalîsi görünür ki, bir lem’asıyla
[20/4 22:23] Ömer Tarık Yılmaz: Birinci Mektub
بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ وَاِنْ مِنْ شَيْءٍ اِلاَّ يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِ
Dört sualin muhtasar cevabıdır
Birinci Sual: Hazret-i Hızır Aleyhisselâm hayatta mıdır? Hayatta ise niçin bazı mühim ülema hayatını kabul etmiyorlar?
Elcevab: Hayattadır, fakat meratib-i hayat beştir. O, ikinci mertebededir. Bu sebebden bazı ülema hayatında şübhe etmişler.
Birinci Tabaka-i Hayat: Bizim hayatımızdır ki, çok kayıdlarla mukayyeddir.
İkinci Tabaka-i Hayat: Hazret-i Hızır ve İlyas Aleyhimesselâm’ın hayatlarıdır ki, bir derece serbesttir. Yani bir vakitte pek çok yerlerde bulunabilirler. Bizim gibi beşeriyet levazımatıyla
[20/4 22:24] Ömer Tarık Yılmaz: Madem ölüm öldürülmüyor ve kabir kapısı kapanmıyor; elbette bu ecel celladının elinden ve kabir haps-i münferidinden kurtulmak çaresi varsa, insanın en büyük ve herşeyin fevkinde bir endişesi, bir mes’elesidir. Evet çaresi var ve Risale-i Nur Kur’anın sırrıyla o çareyi iki kerre iki dört eder derecesinde kat’î isbat etmiş. Kısacık hülâsası şudur ki:
Ölüm ya i’dam-ı ebedîdir; hem o insanı, hem bütün ahbabını ve akaribini asacak bir darağacıdır. Veyahut başka bir bâki âleme gitmek ve iman vesikasıyla saadet sarayına girmek için bir terhis tezkeresidir.
Ve kabir ise, ya karanlıklı bir haps-i münferid ve dipsiz bir kuyudur veyahut bu zindan-ı dünyadan bâki ve nurani bir ziyafetgâh ve bağistana açılan bir kapıdır. Bu hakikatı “Gençlik Rehberi
[20/4 22:24] Ömer Tarık Yılmaz: Birinci Vecih: Cenab-ı Hak, insana giydirdiği vücud libasını san’atına mazhar ediyor. İnsanı bir model yapmış, o vücud libasını o model üstünde keser, biçer, tebdil eder, tağyir eder; muhtelif esmasının cilvesini gösterir. Şâfî ismi hastalığı istediği gibi, Rezzak ismi de açlığı iktiza ediyor. Ve hâkeza… مَالِكُ الْمُلْكِ يَتَصَرَّفُ فِى مُلْكِهِ كَيْفَ يَشَاءُ
İkinci Vecih: Hayat musibetlerle, hastalıklarla tasaffi eder, kemal bulur, kuvvet bulur, terakki eder, netice verir, tekemmül eder; vazife-i hayatiyeyi yapar. Yeknesak istirahat döşeğindeki hayat, hayr-ı mahz olan vücuddan ziyade, şerr-i mahz olan ademe yakındır ve ona gider.
Üçüncü Vecih: Şu dâr-ı dünya, meydan-ı imtihandır ve dâr-ı hizmettir; lezzet ve ücret ve mükâfat yeri değildir. Madem dâr-ı hizmettir
[20/4 22:25] Ömer Tarık Yılmaz: Kur’an-ı Hakîm’den istifade ettiğimiz ikinci kısım tevhidin birkaç mertebelerini birkaç lem’a zımnında izah edeceğiz:
BİRİNCİ LEM’A: Bakınız! Her bir masnuun yüzünde öyle bir sikke vardır ki, ancak her şeyi halkeden Hâlık’a mahsustur. Ve her bir mahlukun cebhesinde öyle bir hâtem vurulmuştur ki, her şeyi yapan Sâni’den maada kimsede o hâtem bulunmaz. Ve kudretin neşrettiği mektublarından her bir mektubun âhirinde, taklidi kabil olamayan öyle bir turra vardır ki, ancak Sultan-ı Ezel ve Ebed’e hastır. O gibi sikkelerden yalnız hayat üzerinde parlayan sikke-i i’caza bakınız ki; hayat ile bir şeyden pek çok şeyler husule gelir, icad edilir. Ve pek çok şeyler dahi bir şey-i vâhide emr-i Rabbaniyle inkılab ederler. Meselâ: Su, bir şey-i vâhid iken pek çok uzuvlara, cihazlara Allah’ın izni ile menşe
[20/4 22:25] Ömer Tarık Yılmaz: Evvelâ: Gelecek bayramınızı tebrik ederim. وَالْفَجْرِ وَ لَيَالٍ عَشْرٍ kasem-i Kur’aniyle fevkalâde kıymetleri tahakkuk eden o mübarek gecelerde ve seherlerde mübarek kardeşlerimin mübarek duaları hem bana, hem ehl-i imana çok bereketli ve nurlu olmasını rahmet-i Rahman’dan niyaz ederim.
Sâniyen: Size bir küçük sehvin büyük bir nükte-i gaybiyesiyle, karşı sahifedeki haşiyeyi, mevkilerinde yazmak için gönderdim.
Sâlisen: Hulusi’nin bir gailesi var diye hissediyorum. Merak etmesin. Risale-i Nur’un şakirdlerine inayet ve rahmet, nezaret ve himayet ederler. Dünyanın meşakkatleri madem sevab verir, geçerler; o musibetlere karşı sabır içinde şükür ile, metanetle mukabele edilmek gerektir. Hem o, hem sizler bütün dualarımda
[20/4 22:26] Ömer Tarık Yılmaz: Beşinci Sebeb: Çok zaman evvel bir ehl-i velayetten işittim ki; o zât, eski velilerin gaybî işaretlerinden istihrac etmiş ve kanaatı gelmiş ki: “Şark tarafından bir nur zuhur edecek, bid’alar zulümatını dağıtacak.” Ben, böyle bir nurun zuhuruna çok intizar ettim ve ediyorum. Fakat çiçekler baharda gelir. Öyle kudsî çiçeklere zemin hazır etmek lâzım gelir. Ve anladık ki, bu hizmetimizle o nuranî zâtlara zemin ihzar ediyoruz. Madem kendimize ait değil, elbette Sözler namındaki nurlara ait olan inayat-ı İlahiyeyi beyan etmekte medar-ı fahr ve gurur olamaz; belki medar-ı hamd ve şükür ve tahdis-i nimet olur.
Altıncı Sebeb: Sözler’in te’lifi vasıtasıyla Kur’ana hizmetimize bir mükâfat-ı âcile ve bir vasıta-i teşvik olan inayat-ı Rabbaniye, bir muvaffakıyettir. Muvaffakıyet ise, izhar edilir. Muvaffakıyetten geçse; olsa
[20/4 22:26] Ömer Tarık Yılmaz: Mühim bir suale hakikatlı bir cevabdır.
Büyük memurlardan birkaç zât benden sordular ki: “Mustafa Kemal sana üçyüz lira maaş verip, Kürdistan’a ve vilayat-ı şarkıyeye, Şeyh Sünusî yerine vaiz-i umumî yapmak teklifini neden kabul etmedin? Eğer kabul etseydin, ihtilâl yüzünden kesilen yüzbin adamın hayatlarını kurtarmaya sebeb olurdun?” dediler.
Ben de onlara cevaben dedim ki: Yirmişer-otuzar senelik hayat-ı dünyeviyeyi o adamlar için kurtarmadığıma bedel, yüzbinler vatandaşa, herbirisine milyonlar sene uhrevî hayatı kazandırmaya vesile olan Risale-i Nur, o zayiatın yerine binler derece iş görmüş. Eğer o teklifi ben kabul etseydim, hiçbir şeye âlet olamayan ve tâbi’ olmayan ve sırr-ı ihlası taşıyan Risale-i Nur meydana gelmezdi. Hattâ ben hapiste muhterem
[20/4 22:26] Ömer Tarık Yılmaz: İfadet-ül Meram
Kur’an-ı Azîmüşşan bütün zamanlarda gelip geçen nev’-i beşerin tabakalarına, milletlerine ve ferdlerine hitaben Arş-ı A’lâdan îrad edilen İlahî ve şümullü bir nutuk ve umumî, Rabbanî bir hitabe olduğu gibi; bilinmesi, bir ferdin veya küçük bir cemaatin iktidarından hariç olan ve bilhâssa bu zamanda, dünya maddiyatına ait pek çok fenleri ve ilimleri câmi’dir.
Bu itibarla zamanca, mekânca, ihtisasça daire-i ihatası pek dar olan bir ferdin fehminden ve karihasından çıkan bir tefsir, bihakkın Kur’an-ı Azîmüşşan’a tefsir olamaz. Çünki Kur’anın hitabına muhatab olan milletlerin, insanların ahval-i ruhiyelerine ve maddiyatlarına, câmi’ bulunduğu ince fenlere, ilimlere bir ferd vâkıf ve sahib-i ihtisas olamaz ki, ona göre bir tefsir yapabilsin. Hem bir ferdin
[20/4 22:27] Ömer Tarık Yılmaz: Dördüncüsü: Herbiri birer hakikatın nümunesi olduklarından, efkârı hakaik cihetine tevcih ve teşvik ve tenbih etmektir. Ezcümle: Kur’an’da kasem ile temeyyüz etmiş olan ecram-ı ulviye ve süfliyeyi tefekkürden gaflet edenleri daima ikaz ederler. Evet kasemat-ı Kur’aniye, nevm-i gaflette dalanlara kar’-ul asâdır.
Şimdi tahakkuk etmiş şu şöyledir. Öyle ise: Şek ve şübhe etmemek lâzımdır ki; mu’ciz ve en yüksek derece-i belâgatta olan Kur’an-ı Mürşid, esalib-i Arab’a en muvafıkı ve tarîk-i istidlalin en müstakim ve en vazıhı ve en kısasını ihtiyar edecektir. Demek hissiyat-ı âmmeyi tefhim ve irşad için, bir derece ihtiram edecektir. Demek delil olan intizam-ı kâinatı öyle bir vecih ile zikredecek ki; onlarca maruf ve akıllarına me’nus ola… Yoksa delil, müddeadan daha hafî olmuş olur. Bu ise, tarîk-ı irşada
[20/4 22:27] Ömer Tarık Yılmaz: Mevlâ, bizleri de o bahtiyarlar zümresine ilhak eylesin, âmîn.
* * *
Yukarıdaki sahifelerde, büyük Üstadın, dostlarını meftun ve hayran ettiği kadar da düşmanlarını dehşetler içerisinde bırakan azametli imanından bahsettik. Biraz da mümtaz şahsiyeti, nurdan bir hâle halinde sarmakta olan üstün meziyetlerinden, ahlâk ve kemalâtından bahsedelim.
Malûm ya, her şahsiyeti, muhtelif ve muayyen meziyetler çerçeveler. Binaenaleyh Üstad’ın şahsiyetini tekvin eden başlıca sıfatlar şunlardır:
Feragatı:
Bir dava sahibinin ve bilhâssa ıslahatçının muvaffakıyet şartlarının en mühimmi feragattır. Zira gözler ve gönüller, bu mühim noktayı en ince bir
[20/4 22:27] Ömer Tarık Yılmaz: Aynı gecede evvelce yağmadığı Barla dairesi içine öyle yağdı ki, Üstadımızın odasının altındaki Çoban Ahmed’in bahçesindeki duvar yağmurdan yıkıldı. Halbuki Karaca Ahmed Sultan’ın arkasında ve deniz kenarında balık avlamakla meşgul olan Şem’î ile arkadaşları bir damla yağmur görmediler.
İşte bu hâdise, kat’iyyen delalet ediyor ki; o yağmur, Hizmet-i Kur’an ile münasebetdardır. O rahmet-i âmme içinde bir hususiyet var. Sure-i Yâsin anahtar ve şefaatçı oldu ve yağmur kâfi mikdarda yağdı.
İkinci Suret: Kuraklık zamanında, yirmi-otuz gün içinde yağmur Barla’ya yağmamışken, Yokuşbaşı Çeşmesi yapıldığı bir zamanda menba’ına yakın Üstadımız ve biz (yani, Süleyman, Mustafa Çavuş, Ahmed Çavuş, Abbas Mehmed... filan) beraber cemaatla namaz kıldık. Tesbihattan sonra dua için
[20/4 22:28] Ömer Tarık Yılmaz: Üçüncü Söz
بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِ
يَا اَيُّهَا النَّاسُ اعْبُدُوا
İbadet, ne büyük bir ticaret ve saadet; fısk ve sefahet, ne büyük bir hasaret ve helâket olduğunu anlamak istersen, şu temsilî hikâyeciğe bak, dinle…
Bir vakit iki asker, uzak bir şehre gitmek için emir alıyorlar. Beraber giderler; tâ, yol ikileşir. Bir adam orada bulunur, onlara der: “Şu sağdaki yol, hiç zararı olmamakla beraber, onda giden yolculardan ondan dokuzu büyük kâr ve rahat görür. Soldaki yol ise, menfaatı olmamakla beraber, on yolcusundan dokuzu zarar görür. Hem ikisi, kısa ve uzunlukta birdirler. Yalnız bir fark var ki, intizamsız, hükûmetsiz olan sol yolun yolcusu çantasız, silâhsız
[20/4 22:28] Ömer Tarık Yılmaz: Üç şey öleni (mezara kadar) takip eder; ikisi geri döner, biri kalır. Ailesi, malı ve ameli onu takip eder. Ailesi ve malı geri döner, ameli kalır.
(Müslim, Zühd, 5)
[20/4 22:28] Ömer Tarık Yılmaz: Hz. Peygamber (SAV)’a La ilahe illallah cennetin anahtarı değil mi? dendi de: Evet, öyledir ama dişsiz anahtar olur mu? Dişleri olan anahtarın varsa kapın açılır, yoksa kapalı kalır, açılmaz cevabını verdi.
(İman ve İslam’ın Fazileti) Kaynak: Buhari, Cenaiz 1 Rivayet Eden: Vehb İbnu Münebbih
[20/4 22:29] Ömer Tarık Yılmaz: “O hâlde gücünüz yettiğince Allah’a saygısızlıktan sakının; dinleyin, itaat edin ve kendi iyiliğinize olmak üzere başkaları için harcayın.”
Teğâbun, 64/16
Müslümanca | İslam Ansiklopedisi
[20/4 22:30] Ömer Tarık Yılmaz: Ebû Mes’ud el-Bedrî (r.a.)
2018-05-25 Tarihinde Yayınlandı
Ebû Mes’ud el-Bedrî (r.a.), Medineliydi. Akabe Biatı’nda bulunup hayatı pahasına Resûlullah’ı koruyacağına dair söz verenlerdendi. Peygamberimizle birlikte bütün savaşlara iştirak etti. Çok büyük kahramanlıklar gösterdi.[1]
Hayatı hakkında fazla bir bilgi bulunmayan Ebû Mes’ud’un (r.a.), birçok hadisin bize kadar ulaşmasında büyük hizmetleri oldu. 102 hadis rivayet etti. Bu hadislerden ikisi şu mealdedir:
“Bir zat Resûlullah’a gelerek, ‘Benim binek devem öldü. Bana başka bir deve temin eder misin?’ dedi. Peygamberimiz (a.s.m.), ‘Benim yanımda deve yoktur.’ diye cevap verdi. Bunun üzerine orada hazır bulunanlardan biri, ‘Yâ Resûlallah, ben onu, kendisine binek temin edebilecek birine götüreyim.’ deyince, Peygamber Efendimiz şöyle buyurdu: ‘Bir hayra vesile olan, o hayrı yapanın sevabı kadar sevap kazanır.’”[2]
“Geçmiş peygamberlerden bize ulaşan sözlerden biri de şudur: Utanmadıktan sonra istediğini yap.”[3]
___________________________________
[1]Üsdü’l-Gàbe, 5: 296.
[2]Müslim, İmare: 133; Müsned, 4: 120.
[3]İbni Mâce, Zühd: 17; Müsned, 4: 122
[20/4 22:30] Ömer Tarık Yılmaz: Bir Ayet
Hayır artık çok geç! Can boğaza gelip dayandığında; Yok mu bir şifacı? dendiğinde; (Hasta) bunun beklenen ayrılış olduğunu anladığında; Ve bacaklar birbirine dolaştığında; İşte o gün sevkedilen yer sadece rabbinin huzurudur.
(Kıyâme, 75/26-30)
İslami Uygulamalar islamiuyg@gmail.com
[20/4 22:30] Ömer Tarık Yılmaz: Bir Hadis
Müminlerin iman bakımından en mükemmeli, ahlak bakımından en güzel olanıdır.
(Tirmizî, Rada, 11)
İslami Uygulamalar islamiuyg@gmail.com
[20/4 22:30] Ömer Tarık Yılmaz: Bir Dua
Allah'ım, Sen yardım istenilensin, dualar ancak sana ulaşır, duaları sen kabul edersin, güç v ekuvvet ancak Allah ile birlikte vardır.
(Tirmizî, De'avât, 94)
İslami Uygulamalar islamiuyg@gmail.com
[20/4 22:31] Ömer Tarık Yılmaz: “Sizden her kim bir kötülük veya çirkin bir şey görürse onu eliyle değiştirsin. Şayet eliyle değiştirmeye gücü yetmezse diliyle değiştirmeye çalışsın ona da gücü yetmezse kalbiyle onu hoş görmeyip kabullenmesin ki bu da imanın en zayıf derecesidir.”
Müslim, İman 78)
[20/4 22:32] Ömer Tarık Yılmaz: Ey örtünüp bürünen (Peygamber)! Kalk, birazı hariç olmak üzere geceyi; yarısını ibadetle geçir. Yahut bundan biraz eksilt. Yahut buna biraz ekle. Kur'an'ı ağır ağır, tane tane oku.
Müzzemmil Sûresi 1,2,3,4.Ayet
[20/4 22:32] Ömer Tarık Yılmaz: Aile Hayatı
I. İLKE ve AMAÇLAR
Kur’ân-ı Kerîm, erkek ve kadının bu dünyadaki yalnızlığının karşı cins
ile giderildiğini belirtmektedir: “Size onlar sayesinde veya onlarla huzur ve
sükûnete ermeniz için kendi cinsinizden eşler yaratması ve aranızda sevgi ve
merhamet halketmesi O’nun kudretinin alâmetlerindendir. Bunda düşünen
bir topluluk için işaretler vardır” (er-Rûm 30/21). Fakat bu rahatlama ve sükûnet
bulmayı sadece cinsel ihtiyacın karşılanması ve zevk alma anlamında
değerlendirmek uygun değildir. Böyle bir yaklaşım, insanın ruhî ve mânevî
boyutlarının ihmal edilerek sadece bedenî ihtiyaçlarıyla tanıtılması anlamına
gelir. Evlenme ve aile hayatı eşlerin hem düzenli ve meşrû tarzda cinsel ihtiyaçlarını
karşılamasına hem de birbirlerine maddî ve mânevî destek olarak
hayat arkadaşlığı kurmasına vesile olduğundan çok yönlü yarar ve hikmetler
taşır. Âyette de bu farklı yönlere işaret vardır. Her iki yön ile irtibatı bulunan
üçüncü bir nokta ise, aile hayatını bütün canlıların tabiatlarında saklı
bulunan “neslini devam ettirme” güdüsünü en tabii ve mâkul biçimde karşılıyor
olmasıdır. İşte evlilik kurumunu ve aile hayatını, bu üç yönün meşrû
ve mâruf, yani dinin ve aklın yadırgamadığı ilkeler ve kurallar çerçevesinde
karşılanması şeklinde değerlendirmek gerekir. Meşrû bir evlilik içerisinde insan
bu üç ihtiyacını da karşılama imkânını elde eder. Evlenen taraflar, bu sayede
kendi hayatlarıyla ilgili olarak cinsel arzu ve ihtiyaçlarını ve mânevî huzur,
sükûn ile dayanışma ve paylaşım ihtiyacını karşıladıkları gibi, bütün canlıların
fıtrî özeliği olan nesli devam ettirme eğilimlerini de gerçekleştirmiş olurlar.
Bu sebeple de evlilik kurumu, kısaca değinilen bu üç yönlü arzu ve isteklerin
insanlık onuruna uygun tarzda ve meşrû bir şekilde tatmini amacına yönelik
olarak tarih boyunca değişik din, kültür ve medeniyetlerde -farklı şekil
ve kurallarla da olsa- tanınan ve toplumun çekirdeği olarak varlığını koruyan
bir kurum olmuştur. ...Daha az
[20/4 22:32] Ömer Tarık Yılmaz: Allah Rızası
Cüneyd-i Bağdadi, birisi ona gelir sorar:
-İhlâsı kimden öğrendiniz?
-Mekke-i Mükerreme'de harçlıksız kalmıştım. Basra'dan para bekliyordum ama gelmemişti. Saçım sakalım çok uzamıştı. Bir berbere girdim.
- Peşin peşin söyliyeyim param yok, dedim,
- Allah rızası için saçlarımı düzeltebilir misin?
Berber o anda mevki sahibi birini traş etmekteydi. Onu bırakıp bana başladı. Adam itiraz etti.
Berber:
- Kusura bakmayınız efendim. Sizi ücreti mukabilinde traş ediyorum. Ama bu genç Allah rızası için istedi, dedi.
Berber dahasını da yaptı, bana harçlık verdi. Aradan birkaç gün geçti, beklediğim para geldi. Ona bir kese altın götürdüm.
- Asla alamam. İnan Allah'ın rızası daha değerli, dedi.
[20/4 22:32] Ömer Tarık Yılmaz: Bir Ayet:
Hanginizin davranışça daha iyi olduğunu deneyerek göstermek için ölümü ve hayatı yaratan O'dur. O, güçlüdür, çok bağışlayıcıdır.
(Mülk, 67/2)
Bir Hadis:
Kişi, büyük günahlardan sakındıkça beş vakit namaz, bir sonraki namaza kadar; Cuma namazı, bir sonraki Cuma namazına kadar; Ramazan ayı, bir sonraki Ramazan ayına kadar küçük günahlara kefarettir.
(Müslim, 'Tahâre', 16)
Bir Dua:
Allah'ım! Senden; her şeyi kaplayan rahmetin vesilesiyle, beni bağışlamanı istiyorum.
(İbn Mâce, 'Sıyâm', 48)
T.C. Cumhurbaşkanlığı Diyanet İşleri Başkanlığı
[20/4 22:32] Ömer Tarık Yılmaz: Diyanet Takvimi Ön Yüz:
RAMAZAN BAYRAMI ARiFESİ Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in (sas) Doğumu (M. 571) Greenwich saati ile 04.13’te içtima, 19.19’da Ru’yet olacak. Hilal Avrupa ve Afrika’nın batısında görülecek.
Kuşkusuz sadaka, Rabbin hoşnutsuzluğunu giderir. (Tirmizî, Zekât, 28)
Diyanet Takvimi Arka Yüz:
BAYRAMLARDA HEDİYELEŞMEK
Hediye, yürekten duyulan bir sevginin nişanesidir. Bu yüzdendir ki azlığına çokluğuna bayram günleri hediye olarak tatlı, şeker ve çocuklara harçlıklar verilebilir. Asla hediyeler küçümsenmemelidir. Alçakgönüllülük, hilm ve tevazu gibi yüksek ahlaki vasıflara sahip olan Hz. Peygamber (sas), “Davet edene icabet edin ve hediyeyi reddetmeyin...” (İbn Hanbel, I, 405) buyurmuştu. Kendisi hediyenin maddi değerinden ziyade, hediyeleşmen
Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —
G-H1BEN5KZ8N