Menü tarıkhaber
SEMA ÖNER

SEMA ÖNER

Tarih: 31.05.2023 11:21

Günün yazısı

Facebook Twitter Linked-in

[07.12.2022 18:22] Annem: İslam’a göre emek, helal kazanç ve alın teri mübarektir. Müslüman, bir taraftan dünyasını kazanmak, diğer taraftan da ahireti için hazırlık yapmak durumundadır ve amacı iki cihan saadetine erişebilmektir. Rabbimiz bu hususta, “İnsan için sadece kendi çalıştığı vardır ve çalıştığı da ileride görülecektir.” (Necm, 53/39-40) buyurmaktadır. Alın teriyle yetinen, yaptığı işle bir değer üreten ve kendine, ailesine, ülke ekonomisine fayda sağlayan bireyin hayatı anlamlı ve değerlidir. İnsanın bu amacını daha da anlamlı kılan bir diğer kazanç da Rabbimizin çalışan insanlara yönelik vaatleridir: “Rableri, onlara şu karşılığı verdi: Ben, erkek olsun kadın olsun sizden hiçbir çalışanın amelini zayi etmeyeceğim...” (Âl-i İmrân, 3/195). Peygamberimizin (s.a.s.), “Bakmakla yükümlü olduğu kimseleri ihmal etmesi kişiye günah olarak yeter.” (Ebû Dâvûd, Zekât, 45) buyurarak kişinin kendi ailesi için harcadığı para sayesinde sadaka ecri alacağını söylemesi (Buhârî, Megâzî, 12) ne güzel bir vaattir! Kısacası, Allah Resûlü’nün beyanıyla: “Kesinlikle hiç kimse elinin emeğinden daha hayırlı bir yemek yememiştir…” (Buhârî, Büyû’, 15) - HELAL LOKMA HELAL KAZANÇ
[07.12.2022 18:23] Annem: Bir Ayet:
Her kim de işlediği zulmünün arkasından tövbe edip durumunu düzeltirse kuşkusuz, Allah onun tövbesini kabul eder. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
(Mâide, 5/39)
 
Bir Hadis:
Dünya tatlı, göz kamaştırıcı ve çekicidir. Allah, onu sizin kullanmanıza verir ve nasıl davranacağınıza bakar. Dikkat edin! Dünyaya aldanmaktan sakının.
(Tirmizî, 'Fiten', 26)
 
Bir Dua:
Allah'ım! Senden yine Sana sığınırım. Seni gereği gibi övmeye güç yetiremem. Sen, kendini nasıl övdüysen öylesindir.
(Müslim, 'Salât', 222)
 
T.C. Cumhurbaşkanlığı Diyanet İşleri Başkanlığı
[07.12.2022 18:23] Annem: Diyanet Takvimi Ön Yüz:
Mevlana’yı Anma Törenleri (07-17 Aralık)
Dünya tatlı, göz kamaştırıcı ve çekicidir. Allah, onu sizin kullanmanıza verir ve nasıl davranacağınıza bakar. Dikkat edin! Dünyaya aldanmaktan sakının. (Tirmizî, Fiten, 26)
 
 
Diyanet Takvimi Arka Yüz:
Evlilikte Hak ve Sorumluluk Dengesi
Evlilik, gönülleri muhabbetle birleşen eşlere önemli sorumluluklar yükler. Karşılıklı hakların gözetilmesi ve sorumlulukların özveriyle yerine getirilmesi, mutlu bir evliliğin sırrıdır. Kerim Kitabımız, eşler arası ilişkiyi düzenlerken erkeklerin kadınlar, kadınların da erkekler üzerinde benzer haklarının olduğunu belirtir. (Bakara, 2/228) Annelik ve babalık gibi yaratılıştan getirilenler dışında, ailede kadın ve erkeğin rol ve görevleri ihtiyaca, örfe göre değişiklik gösterebilir. Değişmeyen bir şey vardır ki, o da eşler arasındaki saygı, sevgi, adalet ve hakkaniyettir. Peygamberimiz de eşlerden biri ağır sorumluluklar altında ezilirken diğerinin sınırsız özgürlük yaşamasına razı olmaz. “Dikkat edin! Sizin kadınlar üzerinde hakkınız olduğu gibi, onların da sizin üzerinizde hakkı vardır.” buyurur.
Kısacası, mutlu bir ailede hayatın yükü birlikte omuzlanır, zahmet ve sıkıntılar beraberce göğüslenir, imkanlar adil bir biçimde paylaşılır.
 
T.C. Cumhurbaşkanlığı Diyanet İşleri Başkanlığı
[07.12.2022 18:24] Annem: HZ. MAHMUD SÂMİ RAMAZANOĞLU (K.S.)-9
 
Üstâdına olan muhabbet ve bağlılığını dâimâ arttırarak devâm ettiren Hazreti Sâmî Efendimiz bütün gün ve gecelerini hizmet yolunda geçirdiler. Sâmî Efendimiz dergâhın temizliğinden, ihvânın her türlü ihtiyaçlarına varıncaya kadar bütün hizmetlerini seve seve yaparlardı. Hazret-i Es‘âd Erbilî Efendimizin: “Mâ‘nen bizimle aynı mertebededir, lâkin bu vazîfe bize verildi” diye ta‘rîf ettikleri Hüseyin Efendi Hazretleri yatalak olunca: “Bu Zâtın hizmeti için kim tâlib olur?” diye ihvâna sorarlar. Hemen Sâmî Efendimiz o Zâtın hizmetlerine koşarlar. Defi hâcetleri dâhil her hizmetlerini uzun müddet seve seve görürler. Nihâyet bu hizmetleri sonunda Hüseyin Efendi Hazretleri: “Evlâdım, Cenâb-ı Hâkk’a niyâz ediyorum; Allâhü ‘azîmüşşân bize ihsân ettiklerini fazlası ile sana ihsân etsin!” diye duâ buyururlar.
Dünyâ hayatını Nebî-yi Ekrem (s.a.v.) Efendimiz’in buyurdukları gibi: “Benimle dünyânın misâli ağaç altında bir mikdâr dinlendikten sonra yoluna devâm eden yolcunun hâline benzer” diye ana rahmi ile kabir arasında bir sefer olarak görürdü; Hz. Sâmî Efendimiz. Ve bunu uzun bir ömürde her an tatbîk ettiler. “Bir yabancı âlim, Fakire ken-dilerinin hâl ve kelâmlarından sordular. O anda hâtırıma gelen şu hâllerini anlattım:
Resûl-i Ekrem (s.a.v.) Efendimiz: “Seferden döndüğünüz-de hanımlarınızın yanına haber vermeden girmeyiniz” buyuruyorlar. Hz. Sâmî (k.s.) hayatı bir sefer olarak gördüğü için her yerinden kalkmalarını bir sefer kabûl ediyorlardı. Abdest almak için lavaboya her gidişlerinde yol zevcelerinin odasından geçiyordu. Yarım asırdan fazla süren evlilik hayatlarında bıkmadan, usanmadan, seve seve her defasında zevcelerini haberdâr ederlerdi. O’nun “Efendi buyur!” diye sesini duyunca odaya girer ve diğer tarafa geçerlerdi. Bu hâl altmış küsûr yıl günde en az on defa devâm etti” deyince yabancı ‘âlim ayağa kalkarak: “Bu zât Sâhibü’z-zamân’dır. Onun dışında hiçbir velî sünnet-i seniyyeyi bu kadar derin ve ihâtalı anlayıp tatbîk edemez, ancak o yapabilir” dedi. El-hâmdü li’llâhi râbbi’l-‘âlemîn.
[07.12.2022 18:24] Annem: SAĞLIK............. DEPREMDE HAYATTA KALMAK
ABD Uluslararası Kurtarma Ekip Şefinin deprem anında hayatta kalmak için tavsiyeleri:
 
∞ İçeride iken deprem olursa, hafifçe ezilecek ve yanında boşluk bırakacak bir kanepenin veya geniş ve büyük bir eşyanın yanında durulur.
 
∞ Ahşap evler deprem anındaki en güvenli yapılardır. Bina çökerse geniş boşluklar meydana gelir.
 
∞ Eğer yataktayken deprem olursa, basitçe yuvarlanarak yataktan düşülür. Karyolanın çevresinde güvenli bir boşluk olur.
 
∞ Deprem anında kapı veya pencereden dışarı kaçmak mümkün değilse, kanepe veya büyük bir koltuğun yanında cenin pozisyonunda (dizleri karna çekerek) yere uzanılır.
 
∞ Bina çökerken kapı kirişlerinin altında olan herkes ölür!
 
∞ Depremde en güvensiz yer merdivenlerdir.
 
∞ İçeride iken, binanın dış duvarlarına yakın yerlerde durulur. Böylece dışarı çıkmak için yolun kapanma ihtimali azalır.
 
∞ San Fransisco depreminin kurbanlarının hepsi araçlarının içindeydiler. Hepsi öldü. Dışarı çıkıp, aracın yanına uzanılır.
 
∞ Kağıt yığınlarının etrafında geniş boşluklar bulunur.
 
 
YEMEK............  GÖZLEME
 
MALZEME: 4 bardak un, 250 gr sadeyağ, yeterince tuz ve isteğe göre kıyma veya peynirle hazırlanmış iç.
 
YAPILIŞI: Un elenir, yeterince tuz ve su ile iyice yoğrulur. Yoğurmaya hamur göz göz oluncaya kadar devam edilir. Gözlemeler yumurta büyüklüğünde bezelere ayrılır. Bir beze, merdane ile dört köşe olarak açılıp üstüne yağ sürülür. Dört tarafından bohça gibi katlanır. Birkaç dakika sonra merdane ile inceltilir. El ile kenarlarından çeke çeke incecik açılır. Açılan yufkanın yarısı üzerine iç konup, diğer yarısı üzerine kapatılır. Kızgın ve çok hafif yağlanmış sac üzerinde az ateşte gezdire gezdire iki tarafı kızartılır. Çevrilmeden evvel, yağ sürülmeyen tarafa da yağ sürülür. 
 
 
07.12.2022 - Türkiye Takvimi - https://play.google.com/store/apps/details?id=turkiyetakvimi.takvim
[07.12.2022 18:24] Annem: Günün Hikayesi
 
İsa (a.s.) ile Siyah Yılan
 
   İsa (a.s.) bir gün köye uğrar. Köyde bir elbise boyacısı vardır ki bütün köylüler kendisinden şikayetçidirler. Çünkü boyacı elbiseleri boyamak için bir yandan sularını kesmekte, bir yandan da boyalarla suyu kirletmektedir.  
 
 Köylüler toplanarak hep birden boyacıyı İsa (a.s.)'a şikayet ederler ve 'Ey İsa!...' derler. 'Bu adama öyle bir beddua edin ki gidişi olsun, fakat bir daha dönüşü olmasın.' Bunun üzerine İsa Peygamber de şöyle dua eder:  
 
 'Allah'ım!.. O adama öyle siyah bir yılan musallat et ki, onu sokup öldürsün. Bir daha da gelmek nasip olmasın.'  
 
 Boyacı her zamanki gibi yine yanına üç ekmek alarak suyun kenarına gider ve elbiseleri boyamaya koyulur. Tam bu sırada yanında bir abid (kendisini Allah'a ibadete adayan bir kimse) beliriverir. Abid oradaki dağlardan birinde ibadetle meşgul olmaktadır. Boyacıya selam vererek ona, 'yanında yiyecek içecek bir şeyin var mı? Şu kadar zamandır ağzıma bir lokma ekmek bile atmadım. Kendisini görsem veya koklasam yine bana yetecek' diye çok aç olduğunu bildirir.  
 
 Boyacı hemen elini çantasına atar ve bir ekmek çıkararak abide uzatır. Abid halinden memnun, 'Ey boyacı!...' der. Allah (c.c.) senin günahlarını affetsin, kalbini arıtsın.'  
 
 Boyacı ikinci ekmeği de uzatınca abid, 'Ey boyacı, Allah geçmiş ve gelecek günahlarını affetsin' der. Bu defa da son ekmeğini uzatınca 'Ey boyacı, Allah (cc) sana Cennette bir köşk nasip etsin' diye hayır duada bulunur.  
 
 Akşam olunca boyacı köye döner. Köylüler şaşkın şaşkın kendisini süzmekte ve neden ölmediğine hiçbir mana verememektedirler. Kesin olarak inanmaktadırlar ki, Allah yolunun temsilcisi olan bir Peygamberin bedduası muhakkak ki yerini bulmalıdır. İşte bu düşünceler altında köylüler toplanarak hep birden yine İsa (a.s.)'ın huzuruna varırlar. Durumu kendisine bildirince O da 'Çağırın onu bana' der. Çağırırlar, boyacı da gelir, İsa Peygamber kendisine şunu sorar: 'Ey boyacı, anlat bakalım bugün ne iyilik yaptın?'  
 
 Boyacı, su başında bir abide rastladığını, ona ekmeklerini verdiğini, her bir ekmek verişinde de ayrı ayrı duasını aldığını bir bir ortaya döker. Durumu anlayan İsa Peygamber bu defa çantasını getirip açmasını söyler. Adam da çantasını getirerek açar. Bir de bakarlar ki çantanın içinde simsiyap bir yılan çöreklenmiş yatıyor. Herkes hayretten dona kalır.  
 
 İsa (a.s.) yılana yaklaşarak 'Ey siyah yılan!...' der. 'Anlat bakalım, neden bu adamı sokup öldürmedin?' Yılan derin bir mahcubiyet içinde şöyle cevap verir:  
 
 'Ey Allah'ın Peygamberi!... (Emrinizi yerine getiremememin derin üzüntüsü içindeyim) fakat dağdan birisi indi, ekmek istedi, boyacı da bütün ekmeklerini vererek onun karnını doyurdu. Karnı doyan adam boyacıya ard arda üç hayır duada bulundu ki sormayın.  
 
 Bir melek ayakta durarak devamlı 'amin (kabul et ya Rabbi!...)' diye yalvarıp yakardı.  
 
 İşte o sırada Allah (c.c.) bir melek göndererek demirden bir gemle benim ağzımı gemletti, ben de boyacıyı sokup öldüremedim. O yüzden beni bağışlayınız.  
 
 İsa (a.s.) sonunda boyacıya müjdeyi vererek şu tavsiyede bulunur: 'Ey boyacı!... Bundan böyle kendine yeni bir iş tut. Şüphesiz ki Allah (c.c.) seni bağışladı.'
[07.12.2022 18:24] Annem: TUZ TÜKETİMİNİ AZALTMANIN YOLLARI
 
• Daima taze ve tuz eklenmemiş besinleri tercih ediniz.
• Eğer hipertansiyon gibi sağlık probleminiz varsa, mutlaka satın aldığınız hazır ürünlerin etiketlerini okuyunuz. “Tuzsuz” ya da “tuzu azaltılmış” besinleri tercih ediniz.
• Sofrada tuzluk kullanmamakla tuz alımı %15 azaltılabilir.
Yemeklerin tadına bakmadan tuz kullanma alışkanlığından vazgeçiniz.
• Baharat ve maydanoz, nane, kekik, dereotu, rezene, fesleğen gibi aroma sağlayıcıları tuz yerine tercih ediniz. 
• Turşu, ketçap, hardal, zeytin, soya sosu, salata sosları vb. yiyeceklerin tuz içeriği yüksektir. Bu besinlerden uzak durunuz ya da çok nadir tüketiniz.
• Taze sebze ve meyve tüketimini arttırınız.
• Maden suları kaynağına göre farklı miktarlarda çözünmüş halde yapısında; sodyum, kalsiyum, magnezyum, demir ve alüminyum olmak üzere çok sayıda mineral ve doğal gaz içermektedir. Bu nedenle satın aldığınız maden sularının sodyum içeriğini etiketinden kontrol ediniz. 
 
 
 
        
 
        
 
Kuveyt Türk Dijital Takvim
 
https://play.google.com/store/apps/details?id=com.kuveytturk.dijital.takvim
[07.12.2022 18:24] Annem: Günün Ayeti
 
(Hz. İbrahim); (İnsanların) dirilecekleri gün, beni mahcup etme.  
 
(Şuara 87)
[07.12.2022 18:25] Annem: null
 
Amellerin en faziletlisi Allah için sevmek ve Allah için buğzetmektir. 
 
Ebû Dâvûd, Sünnet, 2
[07.12.2022 18:25] Annem: İman
 
İman; Allah’ın varlığını, birliğini, O’nun ortağı ve benzeri olmadığını, bütün varlıkları yaratan ve yaşatan, öldüren ve dirilten, kemal sıfatların sahibi, noksan sıfatlardan uzak, ibadete layık tek ilâh olduğunu kabul ve şahitlik etmektir. Bununla birlikte Yüce Allah’ın meleklerine, peygamberlerine, peygamberlerine indirdiği kitaplara, hayrın ve şerrin Allah’tan olduğuna, kıyamet gününe, öldükten sonra dirilmeye, hesaba, cennetin ve cehennemin mevcut olduğuna, her ikisine de girecek insanların ve cinlerin bulunduğuna inanmaktır.
 
Ehl-i Sünnet alimlerimiz iman için 'Kalbin tasdiki, onayı ve dilin ikrarıdır' demişlerdir. İmanın dil ile ifade edilmesi insanın mümin olarak kabul edilebilmesi için bir şart olarak kabul edilmiştir. Fakat imanda asıl olan kalbin kabulüdür. Her mümin müslümandır. Zira iman esaslarını tasdik eden ve onu kalbinin derinliklerine yerleştiren kişi, İslâm’ın emrettiği amelleri de yerine getirir. Eğer kişinin imanı onu İslâm’ın emrettiği amelleri yapmaya sevk etmiyorsa, gerçek manada kalbe yerleşmiş ve kemale ermiş sayılmaz.
 
Semerkand Takvimi
[08.12.2022 18:14] Annem: İnsanlık tarihinde ilk insan ve aynı zamanda ilk peygamber olan Hz. Âdem’in oğlu Kâbil, tabiatında var olan kötülük duygusuna mağlup olmuş, böylece yeryüzünde bozgunculuk çıkaran, kan döken ilk insan olma bahtsızlığını yaşamıştır (Mâide, 5/30). Daha sonra da insanlık tarihi birçok kez savaşa, vahşete, soykırıma, imha operasyonlarına tanıklık etmiş, dininden, dilinden, renginden ve ırkından dolayı insanların haysiyetleri çiğnenmiş, onurları zedelenmiş ve hayat hakları ellerinden alınmıştır. Tarihin çeşitli dönemlerinde Yüce Yaratıcı, insanları uyarmak, insan onur ve haysiyetine yakışır bir hayatı insanlığa sunmak için elçiler ve kitaplar göndermiştir. Bu risalet zincirinin son halkasını ise Sevgili Peygamberimiz Muhammed Mustafa (s.a.s.) ile taçlandırmıştır. Ona vahyettiği Kur’an’da, “Ey iman edenler! Topluca barışa girin.” (Bakara, 2/208) buyurarak tüm inananları topluca barış içerisinde yaşamaya çağırmıştır. Sevgili Peygamberimiz nebevî öğretilerini; barış, huzur, hoşgörü, karşılıklı saygı ve anlayış çerçevesinde inşa etmiş, insanların barış içerisinde, inançlara saygılı olarak birlikte yaşayabileceklerine ve bunu başarmaları gerektiğine dikkat çekmiştir. - İSLAM ESENLİK DİNİDİR
[08.12.2022 18:15] Annem: HZ. MAHMUD SÂMİ RAMAZANOĞLU (K.S.)-10
 
Hayatının tek gâyesi Resûl-i Ekrem (s.a.v.) Efendimiz Hazretlerinin sünnetine uymak ve onu ihyâ etmek olan Hz. Sâmî Efendimiz; daha önceki kitâblarda: “Kılıcı boynunda asılı Peygamber” olarak tarîf edilen (s.a.v.) Efendimize bu husûsta da ittibâ edip gazâya iştirâk ederek “Gâzî” olmuşlardı.
Bu husûsu kendileri şöyle anlatıyorlardı: “Birinci Cihân harbinde Osmânlı ordusunda levâzım subayı olarak vazîfe gördüm. Alayımız Edirne’de vazîfe görüyordu. Açlık ve kıtlık son derece şiddetli idi. Askerlerimizin uzun süre yiyecek bulamadıkları oluyordu. Bu yüzden askerler ellerinin yetiştiği yere kadar kavak ağaçlarının kabuklarını yolarak onları çiğniyorlar ve böylece açlıklarını bir nebze olsun gidermeğe çalışıyorlardı.”
Hz. Ebû Bekir es-Sıddîk (r.a.) Efendimizin: “Cihâdı terk eden millet zillete düçâr olur.” sözünü bütün talebelerine ezberleten Hz. Sâmî (k.s.), Cenâb-ı Hâkk’ın: “Niçin yapamadığınızı söylüyorsunuz?” Kavl-i şerîfini de bize kendileri yaşayarak öğretiyorlardı. Yaşayarak, tatbîk ederek bize cihâdı öğretiyorlardı. Harbe iştirâk ederek Gâzî olmuşlar, ve ömürleri boyunca İslâm için kılıç sallama arzusu ile yaşamışlardı. Mübârek ömürleri doksanı bulduğunda dahî sohbetlerinde Uhud harbinde Amr ibn-i Sâbit (r.a.)’in müslümân oluşunu anlatırken; onun lâkabını: “Asram lâkabı ile mülakkab; keskin kılıç saldırıcı” diye tarîf ederken oldukları yerde dizleri üzerine doğrularak ellerini havaya kaldırarak elindeki kılıcı ile derhâl düşman üzerine saldıracakmış gibi olan hâlleri ancak görülmekle anlaşılabilirdi. Yaşıyor; ondan sonra anlatıyorlar; anlatırken de o hâli aynen yaşıyorlardı. Hayatı cihâddı Hz. Sâmî Efendimizin. Ömür boyu cihâd... Ve bu cihâdı elinde silâhı gazâda da yaşamış ve Gâzî olmuştu Hz. Sâmî (k.s.).
Ve nefe‘ana’llâhü Te‘âlâ bi şefâatihi, Allâh (c.c.) cümlemizi O’nun muhabbetini hakkı ile yaşayıp öylece haşrolanlardan eylesin (Âmîn). Bi hurmeti seyyidi’l-enbiyâ-i ve’l- mürselîn salla’llâhu Te‘âlâ aleyhi vesellem.
(www.ramazanoglumahmudsamiks.com)
[08.12.2022 18:16] Annem: SOHBET....... FARZ VE HARAMLARA FÜRÜAT DENMEZ
Mukaddes dînimiz İslâmiyetteki itikâd bilgilerine “Usûl”; ahkâm-ı İslâmiyye, yâni fıkıh bilgilerine de “Furû” denilir.
 
Açıkça bildirilen farzlara ve haramlara inanmak, meselâ içki, kumar ve domuz eti gibi şeylerin haram olduğuna; beş vakit namaz, oruç, zekât gibi ibâdetlerin ve tesettürün farz olduğuna inanmak usûldendir, fürûât değildir. Bunlardan farz olanların farziyyetini ve haram olanların da haramlığını inkâr etmek, küfür olur. Dînimizin bir hükmünü, herkes, Kur’ân-ı kerîme bakıp anlayamaz. Kur’ân-ı kerîm, hadîs-i şerîflerle açıklanmıştır. Hadîs-i şerîfleri de anlamak büyük bir ilim işidir. Bunları da İslâm âlimleri açıklamışlardır...
 
Tesettür, dînin temel hükümlerindendir; hem Allahü teâlâ, Kur’ân-ı kerîmde âyet-i kerîmelerle emretmiş, hem de Peygamber Efendimiz hadîs-i şerîfleriyle onları açıklamıştır. 
 
Tesettür için; “Furûâttır veya teferruâttır.” yâni “Dînin temel hükümlerinden değildir.” diyerek, bunun farziyyetini, farz oluşunu inkâr eden, tesettürün farz olduğunu kabul etmeyen kişinin, İslâmiyetle, Müslümanlıkla alâkası kalmaz, dînden çıkar, kâfir olur. Bir kimse, örtülmesi emredilen yerleri açıyorsa, hiç olmazsa, oraları örtmenin farz olduğunu kabul etmelidir ki, dînden-îmândan çıkmasın. “Teferruât” diyerek saçları açmak haramdır; hele kapanmaya önem vermeyenin îmânı gider. Bir kadın açık gezse, kâfir olmaz. Fakat kapanmanın lüzumsuz olduğunu söylerse, kâfir olur. Günah ile küfür farklı şeylerdir; bunları birbirinden iyi ayırmak lâzımdır. Tesettürün farz olduğuna inandığı hâlde, tembellikle, gevşeklikle, çevreden utanması gibi bâzı sebeplerle tesettüre riâyet etmeyen, örtünmeyen dînden çıkmaz, günahkâr bir Müslüman olur.
 
  TÜRKİYE GAZETESİ                     01.10.2019
 
 
08.12.2022 - Türkiye Takvimi - https://play.google.com/store/apps/details?id=turkiyetakvimi.takvim
[08.12.2022 18:16] Annem: Günün Hikayesi
 
Şeytana Taş Çıkartan Adam
 
   Adamın biri çölde tek başına koyulmuş giderken lânetlik şeytan da insan kılığına bürünerek ardından yetişir ve kendisine yol arkadaşlığı teklif eder.  
 
 Adam ile şeytan yollarına devam ederlerken vakit bir hayli ilerler, akşam olur, gün batar, sabah olur gün doğar. Lânetlik şeytanın kafası önemli bir noktaya takılır. Bakar ki adamda ne sabah, ne öğle, ne ikindi, ne akşam, ne de yatsı namazı. Hiçbirini kılmıyor. Artık yol yürümekten yoruldukları için bir yerde konaklamak üzereyken şeytan ayrılarak koşmaya başlar. Şaşırıp kalan adam ardından, 'Nereye gidiyorsun böyle beni yalnız bırakıp da' diye haykırır.  
 
 Bunun üzerine şeytan duraklayarak adama şu ibret dolu cevabı verir:  
 
 - Arkadaş, ben ömrümde bir defa Allah'a karşı geldim. O yüzden kovuldum. Fakat sen günde beş defa karşı geliyorsun. Korkarım Allah (c.c.) gökten taş yağdırır da bana da isabet eder.
[08.12.2022 18:16] Annem: Bursa Kozahan Şadırvanı ve Mescidi Restorasyonu
 
Bursa’nın simgelerinden Kozahan, Sultan 2. Beyazıt Han tarafından Mimar Abdül ula bin Pulat’a İpek Yolu üzerinde önemli bir ticaret merkezi olarak 1491 yılında yaptırıldı. Kozahan, türünün ilk örneği olan sekizgen mescidiyle, zarif şadırvanıyla 5 asırdan bu yana tarihin, ticaretin, tekstilin, ipeğin sanat kokan merkezidir. Kozahan’da yüzyıllar boyunca satılan ipek kumaşlar Bursa’yı tekstilin başkenti yaptı. İçinden geçen İpek yolu zamanla önemi yitirse de Kozahan her devirde ticaretin merkezi olma hüviyetini sürdürdü. 
Kozahan’ın ortasında yer alan altı şadırvan üstü mescit olan tarihi yapı, kurşunlarının açılması ve pencerelerinin zarar görmesi nedeniyle zamanla yıprandı. “Değerlerimizle büyüyoruz” anlayışıyla bugüne kadar birçok çalışmaya imza atan Kuveyt Türk, Kozahan’daki bu eşsiz yapının restore edilmesi için harekete geçti. Mescit ve şadırvanının restorasyonu Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nün kontrolünde Kuveyt Türk tarafından 2008 yılında gerçekleştirildi. Çalışmalar kapsamında Kozahan’ın ortasındaki mescit ve şadırvan aslına uygun şekilde restore edildi. Bursa’da Ulu Camii ile Orhan Camii arasında yer alan Kozahan’a uğradığınızda orijinal Osmanlı tarzı musluklardan abdestinizi alıp türünün ilk örneği olan mescitte namazınızı eda edebilirsiniz. 
 
 
 
        
 
        
 
Kuveyt Türk Dijital Takvim
 
https://play.google.com/store/apps/details?id=com.kuveytturk.dijital.takvim
[08.12.2022 18:16] Annem: Günün Ayeti
 
(Hz. İbrahim); O gün, ne mal fayda verir ne de evlât.  
 
(Şuara 88)
[08.12.2022 18:22] Annem: null
 
Allah Teâlâ katında duadan daha kıymetli bir şey yoktur. 
 
Tirmizî, Deavât, 1
[08.12.2022 18:22] Annem: Dinin Esasları
 
İmam Rabbanî (kuddise sırruhû) şöyle diyor: 'Din üç esastan oluşur: ilim, amel ve ihlâs. Bunlar yerli yerine oturtulmadıkça dinin gereği layıkıyla yerine getirilmiş olmaz. Dinin gereklerinin yerine getirilmesi durumunda da dünyevî ve uhrevî bütün saadetlerin üstünde olan Allah rızası gerçekleşir. Bu nedenle din, dünyevî ve uhrevî bütün saadetlerin teminatıdır ve dinin dışında ihtiyaç duyacağımız hiçbir şey yoktur.
 
Sûfilerin uğraş alanı olan tarikat ve hakikat ise dinin üçüncü parçası olan ihlâsın tamamlayıcıları olmakla dinin hizmetçisidirler. Bu ikisinden maksat ancak dini tamamlamaktır. Allah’a olan manevi yolculuk sırasında sûfilikte yaşanan hal, marifet ve iç âlemde yaşanan manevi haller asıl gayeyi yansıtmaz. Bunlar ancak tarikat çömezlerinin terbiyesinde kullanılan vehim ve hayallerden ibarettir. Bunların hepsini aşmak ve rıza makamına ermek gerekir. Zira tarikat ve hakikat makamlarının kat edilmesinden maksat, rıza makamına yol açan ihlâsı ele geçirmekten başka bir şey değildir.'
 
Semerkand Takvimi
[08.12.2022 18:24] Annem: ÂHİRET GÜNÜNE ÎMÂN
 
Îmânın beşinci şartı âhiret gününe inanmaktır. Sûr’un üflenmesi, bütün ölülerin dirilip kabirlerinden kalkması, amel defterlerinin verilmesi ve mahşer meydanında toplanıp suâl ve hesaba çekilmesi ile mîzân, şefâat, sırat, kevser, cennet ve cehennem gibi âhiret hayâtına âit hususlara inanmaktır. Âhiret, bu dünyâdan sonraki sonsuz hayâttır. Allâhü Teâlâ, bu dünyayı ve bütün varlıkları geçici bir zaman için yaratmıştır. İsrâfîl Aleyhisselâmın birinci sûru üfürmesiyle kıyamet kopup bütün canlılar ölecek, dünya ve dünya dışındaki her şey yok olacaktır. İkinci sûrun üflenmesi ile de mahlukât yeniden dirilerek hesap vermek için mahşer yerine toplanacaklardır....Daha az
[08.12.2022 18:26] Annem: *Dünyada Yolcu Gibi Olmak - 3*
 
Yolculuk yapan insan, işaret levhalarına çok dikkat eder ve o işaretler doğrultusunda yolunda ilerler. Bu levhalar sayesinde nerede ineceğini, nerede duracağını, nerede dinleneceğini ve nerede, nasıl tedbir alacağını bilir. Bu sebeple güvenli ve rahat bir yolculuk yapar.
Ahiret yolcusu olan bizler için bazen musibetler, bazen nimetler, bazen imtihanlar, bazen de tarih; levhadır. Bunlardan çıkardığımız ders ve ibretlerle yolumuza yön vermeliyiz.
Yolcu, işlerini hemen halleder ve memleketine döner. Çünkü yapacağı işleri ertelemesi onun yolculuğunu uzatacaktır.
Bizler de  karanlık dönem gelmeden salih amelleri yapmada acele etmeliyiz. İbni Ömer’in dediği gibi:
'Akşama ulaştığında sabahı gözetme, sabaha kavuştuğunda da akşamı bekleme. Sağlıklı anlarında hastalık zamanın için, hayatın boyunca da ölümün için tedbir al.'
Değerli kardeşim! İşte yolcu, bunlara dikkat ederek yolculuk yapar. Bizler de ahiret yolcusu olarak; yolumuzu, rehberimizi, levhamızı, azığımızı, yol arkadaşımızı, amellerdeki acele edişimizi gözden geçirmeliyiz. Yolculuğumuzu zedeleyecek herhangi bir yanlışa, olumsuzluğa rastlarsak onu hemen tedavi etmeliyiz. Ki yolculuğumuz sağlıklı ilerlemiş olsun. 
Rabbim, bizleri bu dünyada gariplerden, yolcu olanlardan eylesin. Allahumme âmin.
https://play.google.com/store/apps/details?id=com.tevhiddergisi.kiblegah
[08.12.2022 18:26] Annem: MÜ’MİNLERİN ANNESİ: Hz. FATIMA
Hz. Peygamber’in biricik kızı, Hz. Ali’nin eşi, Hz. Hasan ve Hüseyin’in annesi Hz. Fatıma bütün mü'minlerin annesi, cen- net kadınlarının hanımefendisidir.
609 yılında Mekke’de doğdu. Babasından mükemmel bir eği- tim aldı. Hicret etti. Hz. Ali ile evlendi. Savaşlarda cephe geri- sinde büyük yararlılıkları oldu. Hz. Peygamber’in soyu onun üzerinden devam etti. Sade bir hayat sürdü. Nihayet babasının vefatından altı ay sonra, 632 yılında Medine’de vefat etti. Hz. Fatıma samimi bir kul, sadık bir eş, örnek bir anne olarak bü- tün mü'minlerce sevildi. Hanımlara örnek teşkil etti.
 
DİNÎ KAVRAMLAR
ALEM
İlim kökünden türeyen alem sözlükte; “belli eden, bildiren, iz, alâmet, işâret ve nişan” anlamlarına ge- lir. Çoğulu, a’lâmdır. Arap dilinde özel isme alem den- diği gibi bayrak, sancak ve sınır taşına da alem denir. Ülkemizde câmi kubbeleri- nin tepelerinde ve daha çok minarelerin en ucuna takı- lan ve hilal şeklindeki işa- retlere alem denilmektedir.
 
ÖZLÜ SÖZ
Müslüman’ım diyen kişi, şartı nedir bilse gerek. Tanrının buyruğun tutup beş vakit namazını kılsa gerek. (Yunus Emre)
[09.12.2022 18:26] Annem: Bir Ayet:
Kendi kendine, yalvararak ve ürpererek, alçak sesle sabah akşam rabbini zikret, gafillerden olma!
(A'râf, 7/205)
 
Bir Hadis:
Birbirinize kin beslemeyin, birbirinize haset etmeyin, birbirinize sırt çevirmeyin. Ey Allah'ın kulları! Kardeş olun.
(Buhârî, 'Edeb', 57)
 
Bir Dua:
Her halde ve durumda Allah'a hamd olsun.
(Ebû Dâvud, 'Edeb', 97, 98)
 
T.C. Cumhurbaşkanlığı Diyanet İşleri Başkanlığı
[09.12.2022 18:27] Annem: Diyanet Takvimi Ön Yüz:
Sâdî Şirâzî’nin Vefatı (1182-1292) İnsan Hakları ve Demokrasi Haftası (9-15 Aralık)
Birbirinize kin beslemeyin, birbirinize haset etmeyin, birbirinize sırt çevirmeyin. Ey Allah’ın kulları! Kardeş olun. (Buhârî, Edeb, 57)
 
 
Diyanet Takvimi Arka Yüz:
Umre İbadeti
Sözlükte “ziyaret etmek” anlamına gelen umre, dini bir kavram olarak, “ihrama girerek tavaf ve sa`y yaptıktan sonra tıraş olup ihramdan çıkmak”tan ibarettir. Hanefi ve Malikiler’e göre Müslümanın ömründe bir defa umre yapması sünnet-i müekkededir. Şafii ve Hanbeliler’e göre ise farzdır.
Hz. Peygamber, “Umre, kendisiyle diğer umre arasında işlenilen (küçük) günahlara keffarettir. Kabul olan haccın karşılığı ise ancak cennettir.” (Buhârî, Umre, 1) buyurmuştur.
Umre için dışarıdan gelenlerin mîkât mahallerinde, Mekke’de bulunanların ise hill bölgesinde ihrama girmesi gerekir. İhram, umrenin şartlarındandır.
Umreye niyetlenen kişi, telbiye okuyarak ihrama girer. Bundan sonra Kâbe’yi tavaf edip Safa ile Merve arasında umrenin sa’yini yapar. Sonra, uygun bir yerde saç traşı olur. Böylece umre tamamlanarak ihramdan çıkılır.
Umrenin tek rüknü, Kâbe’yi tavaf etmektir. Sa’y ve tıraş olmak ise umrenin vaciplerindendir.
 
T.C. Cumhurbaşkanlığı Diyanet İşleri Başkanlığı
[09.12.2022 18:27] Annem: Dünya hayatındaki en değerli şeylerden biri insanların gönüllerini kazanmaktır. Sıkıntıda olan birinin imdadına yetişmek, dertlilere derman, çaresizlere çare olmak kadar güzel bir şey yoktur. Gönül almak inancımızın bir gereğidir. Dinimizde gülümsemekle dahi olsa insanlara yapacağımız hiçbir iyiliği küçümsemememiz istenmiş; selamlaşma, davete katılma, hastaları ziyaret etme vb. davranışlarla insanların gönüllerini yapmamız tavsiye edilmiştir (Tirmizi, Edeb, 1).##Allah insanı değerli bir varlık olarak yaratmış ve insanların birbirleriyle iyi geçinmelerini istemiştir. Yüce Mevla, “Kullarıma söyle, sözün en güzelini söylesinler…” (İsrâ, 17/53) buyurarak güzel söz söylemenin önemini belirtmiş ve insanların birbirlerine kaba ve kırıcı sözler söylemelerinden, birbirlerinin gönüllerini kırmaktan kaçınmalarını istemiştir. Gönül almak çok zor, kırmak ise kolaydır ve tamiri oldukça güçtür. Yunus Emre:##“Bir kez gönül yıktın ise,##Bu kıldığın namaz değil.” ve##“Bir bahçeye giremezsen,##Durup seyran eyleme,##Bir gönlü yapamazsan,##Yıkıp viran eyleme.” dizeleriyle gönül yıkmanın ne kadar sakıncalı bir davranış olduğunu ifade etmiştir. - YAPMAK ZOR, YIKMAK KOLAY
[09.12.2022 18:28] Annem: ASIL MARİFET GELMEYENE GİTMEK
 
Ebû Hüreyre (r.a.) anlatıyor: Resûlullâh (s.a.v.) bana şöyle buyurdu: “Yâ Ebâ Hureyre, şüpheli işlerden sakın; insanların en abidi olursun.Kanaatkar ol; insanların en çok şükredeni olursun. Kendin için sevdiğini insanlar içinde sev; mü’min olursun.Sana komşu olanın komşuluk haklarını gözet ki, tam Müslüman olasın. Gülmeyi azalt; çok gülmek kalbi öldürür.”
Allâhü Teâlâ şöyle buyurdu: “Allâh (c.c.)’a ibâdet edin. O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Anaya, babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanındaki arkadaşa, yolda kalmışa, idareniz altındakilere, kölelere iyilik edin...” (Nisâ s. 36) Burada yakın komşu, akraba olan komşudur. Uzak olan komşu ise akraba olmayan komşudur.
Ebû Hüreyre (r.a.) Resûlullâh (s.a.v.)’in şöyle buyurduğunu anlatıyor: “Cebrail, komşuyu bana o kadar anlatırdı ki, komşu komşuya mirasçı olacak sandım.”
Hasan Basrî (r.a.) anlattı: “Komşunun komşuya eziyet etmemesi iyidir; ama daha iyisi komşudan gelen eziyete sabredip katlanmaktır.” Amr b. As (r.a.) şöyle anlattı: “Ziyarete gelene gitmek, gelmeyene gitmemek marifet değildir. Karşılık vermek, her insaflının yapabileceği şeydir. Asıl önemli olan gelmeyene gitmektir. Eziyet edene de şefkât duymaktır. Kendisine yumuşak davrananlara yumuşak davranan yumuşak huylu değildir. Cahillik edenlere de uygun hareket eden halîm değildir. Çünkü bu da mukâbil bir harekettir. Asıl yumuşak huyluluk hem halîmlere hem de kendini bilmezlere karşı halîm selim davranmaktır.
Enes b. Mâlik (r.a.) Resûlullâh (s.a.v.)’in şöyle buyurduğunu anlattı: “Kıyâmet Günü, bir komşu diğer komşuya yapışır ve şöyle der: Yâ Rabbi! Sen bu kardeşime bol nimet verdin, bana da az verdin. Ben, aç kaldım; o tok uyudu. Hele ona bir sor: Niçin bana kapısını kapadı? Ona verdiğin bol ihsandan niçin beni mahrum bıraktı?”
(Ebul Leys Semerkandî, Tenbihul Gafilîn, s.151-154)
[09.12.2022 18:28] Annem: SOHBET......... ZİNAYA YAKLAŞMAYIN
Muhammed ibn-i Manzur Rüveyfî hazretleri, Şafiî fıkıh âlimidir. 630 (m. 1232)’da Kahire’de doğdu. Zamanının büyük âlimlerinden fıkıh ve nahiv ilmi öğrendi. Kahire’de Dîvân-ı İnşâ’da vazîfe yaptı. 711 (m. 1311)’de orada vefât etti. Şöyle buyurdu:
 
Kur’ân-ı kerim, zinayı kesin olarak haram kıldığı gibi, zinaya sebep olacak her şeyi de yasaklamıştır. Meselâ; şehvet ile yabancı kadınlara bakmayı ve kadınların da yabancı erkeklere bakmalarını haram kılmıştır. Ayrıca, yabancı bir kadınla halvet yâni yalnız başına kapalı bir yerde beraber kalmak, yabancı kadınların seslerini dinlemek ve zaruretsiz laubâli [cilveli] bir şekilde konuşmayı da, haram kılmıştır. Zinaya yaklaşmaktan nehy etmiştir. Çünkü yaklaşmaktan sakındırılınca, hâliyle zina fiilinden ve bakmaktan da sakındırılmış oluyor.
 
Kurân-ı kerîmde buyuruluyor ki:
 
¥ Zinaya yaklaşmayın. Çünkü o zina, çok çirkin bir amel olup, gâyet kötü bir yoldur.  [İsrâ 32]
 
¥ Allahü teâlânın hükmüne [emrine] boyun eğen erkekler ve kadınlar, mü’min erkekler ve mü’min kadınlar, ibâdete devam eden erkekler ve kadınlar, [fiillerinde ve kavllerinde] sadık erkekler ve sadık kadınlar, sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, Allahtan korkan erkekler ve kadınlar, sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadınlar, ırzlarını zinadan koruyan erkekler ve kadınlar ve Allahü teâlâyı çok zikreden erkekler ve kadınlar için Allahü teâlâ mağfiret ve büyük bir mükâfât hazırladı.       [Ahzâb 35]
 
¥ Ey Resûlüm! Müminlere söyle: Harama bakmasınlar ve avret yerlerini haramdan korusunlar! Îmânı olan kadınlara da söyle: Harama bakmasınlar ve avret yerlerini haram işlemekten korusunlar.”                    [Nûr 30]
 
¥ Onlar, [mü’minler] Allahü teâlâdan başkasına ibâdet etmezler, Allahü teâlânın haram kıldığı nefsi haksız yere öldürmezler, zina etmezler.”     [Furkan 68]
 
Yabancı kadınlara şehvet ile bakmanın zina gibi haram olması hususunda; “İki göz ile, zina edenler.” ve “Şehvet ile bakan erkeğe ve baktıran kadına, Allahü teâlâ lânet etsin!” Hadîs-i şerîfleri yetişir.
 
Vehbi Tülek    TÜRKİYE GAZETESİ      8.8.2020
 
 
09.12.2022 - Türkiye Takvimi - https://play.google.com/store/apps/details?id=turkiyetakvimi.takvim
[09.12.2022 18:29] Annem: Günün Hikayesi
 
Gurur
 
   Sâlim Şebşîrî'nin talebelerinden Nûreddîn Ali Şebrâmelîsî isminde bir zât, bir gün İmâm-ı Gazâlî hazretlerinin İhyâ kitâbından gurûr bahsini mütâlaa ediyordu. Orada ilim sâhiplerinden bâzılarının, ilimlerine güvenerek ve ilimlerinin kendilerini kurtaracağını zannederek aldandıklarını, kendini beğenmeye, kibre ve gurûra kapıldıklarını, böylece felâkete sürüklendiklerini okuyunca birden çok duygulandı. Kendisinin de o tehlikelere düşmesinden çok korktu. Şimdiye kadar öğrendiklerim bana yeter düşüncesiyle ilim öğrenmeyi bırakıp, devamlı Kur'ân-ı kerîm okumakla, oruç tutmakla, sırf ibâdet ve tâat yapmakla meşgûl olmaya karar verdi. Artık Sâlim Şebşîrî'den okumayacaktı. Ertesi gün derse gitmeyecekti. Fakat hocası derste göremeyince merak edip sorar veya yanıma gelir diye sırf hatırını gözetmek için derse gitti. Fakat, o günkü dersi mütâlaa etmemişti. Ders esnâsında hep susuyor, derse iştirak etmiyor, hep İhyâ'da okuduğu yeri düşünüyordu. 
 
 Ders esnâsında Sâlim Şebşîrî de, onun bu hâlini anlamıştı. Bir ara ona;  
 
 'Yâ Ali! Sana ne oldu. Bugün çok suskunsun' dedi.  
 
 O da;  
 
 'Efendim, bu günkü dersi mütâlaa etmedim' dedi.  
 
 Sâlim Şebşîrî onun hâlini kerâmet olarak anladı ve İmâm-ı Gazâlî'nin eserlerini sayarak;  
 
 'Yâ Ali! İmâm-ı Gazâlî, Müstesfâ, Vecîz gibi şu şu eserleri telif etmedi mi?' dedi.  
 
 Ali Şebrâmelîsî;  
 
 'Evet efendim' dedi.  
 
 Bunun üzerine sâlim Şebşîrî;  
 
 'Anlaşılıyor ki, sen İhyâ'dan Gurûr bahsini okumuşsun ve o sana çok tesir etmiş. İlim ile meşgûl olmamak îcâbetseydi, İmâm-ı Gazâlî hazretleri ilimle bu kadar meşgûl olur ve bu kadar eser yazar mıydı? Sen ilim taleb et! Gücün yettiği kadar Allahü teâlâdan kork. Çeşitli tehlikelere, kibre, gurûra düşmekten O'na sığın. Ümid olunur ki, Allahü teâlâ seni ihlâs sâhibi kullarından eyler' dedi. 
 
 Ali Şebrâmelîsî diyor ki: 'Hocamın bu sözleri bana çok tesir etti. Ben önceki düşüncelerimden vazgeçtim. İlim öğrenmeye devâm ettim. Vakitlerim hocamdan okuduğum ve okuyacağım dersleri mütâlaa etmekle geçti.'
[09.12.2022 18:29] Annem: AZI DİŞLERİMİZLE SÜNNETLERE TUTUNMAK
 
Namaz ve tesbihat sonrasında Nebi (s.a.v.) yerinde oturup yüzünü ashabına dönmüşken safların uçları birbirine yaklaşır, ashabı Allah Resûlü’nü çevreler. Böyle zamanlarda Efendimiz (s.a.v.) bazen ashâbına öğütler verirdi. Aynı şu hadiste olduğu gibi.
Irbâd bin Sâriye (r.a.) anlatıyor:
“Bir gün Allah Resûlü (s.a.v.) sabah namazı sonrasında bizlere kısa ama çok mana barındıran nasihatler verdi. Bu nasihatlerin etkisiyle gözler yaşardı, kalpler ürperdi. Orada bulunanlardan biri, ‘Ey Allah’ın Resûlü! Bu veda eden birinin konuşmasına benziyor; bize ne vasiyet edersin?’ dedi. Bunun üzerine Allah Resûlü (s.a.v.) şöyle buyurdu:
“Size, Allah’a karşı takvalı olmanızı, Habeşli bir köle dahi olsa başkanlarınıza itaat etmenizi vasiyet ederim. Nitekim benden sonra yaşayacak olanlarınız pek çok kargaşa göreceklerdir. Aman ha, din hususunda icat edilen bidatlerden sakının; onlar sapkınlıktır. Böyle bir zamana şahit olanlara benim sünnetime (yoluma) ve benden sonraki raşid halifelerimin sünnetlerine yapışmalarını tavsiye ederim. Azı dişlerinizle bu sünnetlere tutunun.” (Ahmet b. Hanbel, Müsned, 12399)
 
 
 
        
 
        
 
Kuveyt Türk Dijital Takvim
 
https://play.google.com/store/apps/details?id=com.kuveytturk.dijital.takvim
[09.12.2022 18:33] Annem: null
 
Yiyip şükreden kimse sabrederek oruç tutan kimse gibidir. 
 
Tirmizî, Sıfâtü’l-kıyâme, 43
[09.12.2022 18:33] Annem: Günün Ayeti
 
(Hz. İbrahim); Ancak Allah’a kalb-i selîm (temiz bir kalp) ile gelenler (o günde fayda bulur). 
 
(Şuara 89)
[09.12.2022 18:33] Annem: Akşam Namazı
Akşam namazının önce farzı sonra sünneti kılınır.
Akşam namazını kılacak kimse, önce kâmet edip
“Bugünkü akşam namazının farzına” diye niyetlenir,
üç rek’at farz kılar. Birinci ve ikinci rek’atleri sabah
namazının farzı gibi kıldıktan sonra, oturup “Ettehıyyâtü”yü
okuyup “Allâhü Ekber” diyerek üçüncü
rek’ata kalkar. Üçüncü rek’atte Fâtiha’dan sonra rükû
ve secde edip oturur. “Ettehıyyâtü, Allâhümme salli,
Allâhümme bârik, Rabbenâ âtinâ...” gibi duâları
okur, selâm verir.
Farzdan sonra, “Akşam namazının sünnetine”
diye kalben niyetlenerek, aynen sabah namazının sünneti
gibi iki rek’at sünnet kılar....Daha az
[09.12.2022 18:33] Annem: HELAL KAZANCIN BEREKETİ
Kişinin kimseye muhtaç olmadan hayatını sürdürebilmesi ve çoluk çocuğunun nafakasını temin edebilmesi için meşru yoldan çalışıp helâlinden kazanması dinî görevidir. Bu, aynı zamanda bir ibadettir. Kazancın helâl yollardan elde edilmesi gerektiği gibi, onun israf edilmeden temiz ve helâl kılınan yer- lere harcanması da gerekir.
Nitekim Kur’an’da, “Ey iman edenler! Eğer siz ancak Allah’a kulluk ediyorsanız, size verdiğimiz rızıkların iyi ve temizlerin- den yiyin ve Allah’a şükredin.” (Bakara, 2/172) buyrulmaktadır.
Hz. Ali (r.a.)’den rivayet edildiğine göre Rasûlüllah (s.a.s.), Müslümanlara şu duayı öğretti:
“Allah’ım! Bana helâl rızık nasib ederek haramlardan koru! Lütfunla beni senden başkasına muhtaç etme!” (Tirmizi, “Deavât”, 110).
 
DİNÎ KAVRAMLAR
A’RÂF
A’râf; cennetle cehennem arasında- ki perdenin (sûr/duvar) yüksek yer- leri demektir. A’râf, aynı zamanda Kur’an’ın yedinci sûresinin adıdır.
İyilik, lütûf, bilme, tanıma, akıl ve dinin iyi ve güzel gördüğü şey anlamına gelen “örf” kelimesinin çoğulu da “a’râf”tır. A’râf kelimesi, Kur’an’da iki ayette geçmektedir (A’râf, 7/46, 48). Bu ayetlerde, A’râf’ın cennetle cehennem arasın- da bir yer olduğu, burada henüz cennete girmeyen ancak girmeyi uman kimselerin bulunacağı ve bu kimselerin cennet ve cehennem hal- kı ile konuşacakları bildirilmiştir.
 
ÖZLÜ SÖZ
Nice ömürler vardır ki zamanı uzun, değeri kısa.
Nice ömürler de vardır ki zamanı kısa, değeri uzundur. (Ataullah İskenderi)
[09.12.2022 18:33] Annem: Azaptan Korunmak İçin
 
Allah Tealâ buyuruyor:  'Rasulüm, sen onların arasında iken Allah onlara azap indirecek değildir. Ve onlar istiğfar edip Allah’a yöneldikçe de Allah kendilerine azap etmeyecektir.' (Enfal, 33). Bu ayet-i kerimeden anlaşılan şudur: Hz. Peygamber’in (sallallahu aleyhi vesellem) bulunduğu yerlere umumi azap inmez. Hz. Peygamber, sünnetini ihya eden kâmil müminler vasıtasıyla da her devirde halkın arasında manen yaşamaktadır.
 
Bir memlekette Hz. Peygamber’in (sallallahu aleyhi vesellem) sünneti yaşanıyorsa, o memleket helak edilmez. Bir kalpte Hz. Peygamber’in sevgisi bulunuyorsa, o kalp bunalıma girmez. Bir ev halkı, sünnet edebine dikkat etse, o evde geçimsizlik olmaz. Aralarında Hz. Peygamber varisi kâmil mürşidler bulunan bir cemiyet genel olarak ruhî bunalım ve ahlâki çöküntü yaşamaz. İlâhi sevgi ve zikir, insanın içindeki sıkıntıları yok eder. Tevbe ve istiğfar, kalplere huzur, beldelere bolluk getirir. Ancak insanlar Allah ve Rasulü’nden uzaklaşınca âlemde kızılca kıyametler kopmaya başlar.
 
Semerkand Takvimi
[09.12.2022 18:33] Annem: *Organlarımız Hakkında Bilgi - 2*
 
4- Solunumda son nokta: İnsan akciğerinin yüzey alanı bir tenis kortunun alanı kadardır. Bu kadar küçük bir alanda bu kadar büyük bir yüzey müthiş bir özelliktir. 
5- En gelişmiş laboratuvar: Bilim adamlarının üzerinde en çok araştırma yaptığı organ, karaciğerdir. Her araştırma sonrasında yeni bir özelliği keşfedilmektedir. Bugüne kadar yapılan araştırmalara göre, karaciğerin 500’ün üzerinde fonksiyonu vardır. Karaciğer, vücudun en çok çalışan ve en büyük organlarından biridir. Karaciğerin yaptığı işlere örnek olarak safra üretimi, kırmızı kan hücrelerinin ayrıştırılması, plazma proteinlerinin sentezi verilebilir. Karaciğerimiz sayesinde kanımızdaki toksik atıklar temizlenir. Karaciğeriniz ne kadar sağlıklı ise siz de o kadar sağlıklısınızdır. 
6- En büyük damar: Aort damarımızın çapı bir bahçe hortumunun çapına çok yakındır. İnsan kalbinin ortalama büyüklüğünün yumruğumuz kadar olduğu düşünülürse aort damarının çapı oldukça fazladır. Bu damarın bu kadar geniş olmasının sebebi, oksijen açısından zengin olan temiz kanı vücuda dağıtan ana damar olmasıdır.
7- Mükemmel arıtma cihazı: Böbrekler, zararlı ve atık maddeleri taşıyan, kanı süzerek bunların dışarı atılmasını sağlayan organlardır. Her böbrek, nefron denilen 1 milyon farklı filtreye sahiptir. Dakikada yaklaşık 1.3 litre kan filtreler ve günde 1.4 litre idrar üretir.
https://play.google.com/store/apps/details?id=com.tevhiddergisi.kiblegah

Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —
G-H1BEN5KZ8N