Menü tarıkhaber
SEMA ÖNER

SEMA ÖNER

Tarih: 31.05.2023 11:24

Günün yazısı

Facebook Twitter Linked-in

[13.12.2022 19:05] Annem: Bir Ayet:
İman edip dünya ve âhiret için yararlı işler yapanlara rableri, inanmaları sebebiyle yol gösterir; nimetlerle dolu cennetlerde onların bulundukları yerin altından ırmaklar akar.
(Yûnus, 10/9)
 
Bir Hadis:
Kıyamet günü Allah katında insanların en kötüsü, dünyadayken şerrinden korunmak için diğer insanların kendisinden uzaklaştığı kimsedir.
(Müslim, 'Birr', 73)
 
Bir Dua:
Allah'ım! Bana merhamet etmeyecek kimseleri bana musallat etme.
(Hâkim, Müstedrek, 1, 709)
 
T.C. Cumhurbaşkanlığı Diyanet İşleri Başkanlığı
[13.12.2022 19:06] Annem: Diyanet Takvimi Ön Yüz:
el-Birûni’nin Vefatı (973-1048) Songüz Sonu
Kıyamet günü Allah katında insanların en kötüsü, dünyadayken şerrinden korunmak için diğer insanların kendisinden uzaklaştığı kimsedir. (Müslim, Birr, 73)
 
 
Diyanet Takvimi Arka Yüz:
Anne-Baba Hakkı
İsrâ suresinin 23 ayetinde Allah (c.c.) sadece kendisine kulluk edilmesini emrettikten hemen sonra, ana-babaya iyilik ve ihsanda bulunulmasını istemektedir. Bu, ana-baba hakkının Allah hakkından hemen sonra geldiğinin ve ne kadar önemli olduğunun açık göstergesidir.
Konuyla ilgili ayetlerin bize yüklediği görev; ana-babamıza öf bile demememiz, onları incitecek hiçbir söz ve davranışta bulunmamamız; onlara sevgi, saygı ve ilgiyle yaklaşmamız ve en önemlisi onlara dua etmemizdir. Hatta onlar Allah’a şirk koşan kimseler olsalar ve bizi de müşrik olmaya zorlasalar bile, onlarla dünyada güzel güzel geçinmemizdir.
Peygamber Efendimiz de konuyla alakalı olarak bir hadis-i şerifinde şöyle buyurmuştur: “Ana ve babasının ihtiyarlık zamanlarında, bunlardan birine yahut ikisine yetişip de, (kendilerine gereken hürmet ve hizmette bulunmadığı için) cenneti hak edemeyen kimsenin burnu yerlerde sürünsün! (Bu ifadeyi üç kere tekrar etmişti).”
(Müslim, Birr, 9)
 
T.C. Cumhurbaşkanlığı Diyanet İşleri Başkanlığı
[13.12.2022 19:07] Annem: Cumhuriyetimizin kurucusu ve ilk Cumhurbaşkanımız olan Gazi Mustafa Kemal Atatürk, 1881 yılında Selanik’te doğdu. Babasının adı Ali Rıza, annesinin adı ise Zübeyde Hanım’dır. Atatürk, 10 Kasım 1938 Perşembegünü songünlerini geçirmekte olduğu İstanbul Dolmabahçe Sarayı’nda saat dokuzu beş geçe hayata gözlerini yumdu. Atatürk’ün cenazesi için büyük bir tören yapıldı. Cenaze namazını zamanın Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Şerafettin Yaltkaya kıldırdı. Naaşı yerli ve yabancı birçok devlet temsilcisinin de katıldığı törenle İstanbul’dan Anka ra’ya taşınarak 21 Kasım 1938’de Etnoğrafya Müzesi’ndeki geçici kabrine konuldu. 10 Kasım 1953’te ise Ankara’nın Yücetepe semtinde yaptırılan Anıtkabir’e nakledildi. Atatürk; milleti ile bütünleşen, ondan kuvvet alan, insanları etkileyen bir şahsiyetti. O, ‘Yurtta barış, dünyada barış’ sözü ile dünya insanlığının gönlünde layık olduğu yerini almıştır. Atatürk, bir konuşmasında şöyle demişti: “Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.” Bize düşen görev, bıraktığı ve ilelebet payidar kalacak Türkiye Cumhuriyeti’ni hedef olarak gösterdiği uygar milletlerin düzeyine çıkarmaktır. - ATATÜRK VE 10 KASIM
[13.12.2022 19:07] Annem: KÜFRÜ GEREKTİREN SÖZLER
 
Küfrü gerektiren bir söz veya fiili işlemek ile kâfir olunur. Bu söylenen söz veya fiil velev ki alay kastıyla söylenmiş olsun, velev ki inâdi veya itikâdi olmuş olsun küfürdür. Çünkü Cenâb-ı Hâkk, Kur’ân’ı Kerîm’inde: “Ey Resûlüm, eğer kendilerine hakkımda niçin böyle söylediniz diye sorarsan, “Biz ancak lafa dalmış şakalaşıyorduk” derler. Deki: “Allâh (c.c.) ile, ayetleriyle ve onun peygamberi (s.a.v.) ile mi eğleniyordunuz? Boşuna özür dilemeyin. Siz imân ettiğinizi söyledikten sora, içinizdeki küfrü açığa verdiniz.”
Sürçi lisanla veya zorla küfrü gerektiren bir sözü söylemekle kişi kâfir olmaz. Allâhü Teâlâ’yı inkâr etmek, tabiatçıların yaptığı gibi veya icmâ ile sabit olan ilim, kudret gibi Allâhü Teala’nın yüce sıfatlarından birini inkâr etmek veya Allâhü Teâlâ’ya renk veya şekil izâfe etmek küfürdür.
Peygamberliği inkâr veya herhangi bir peygamberi tekzib etmek. Meselâ “Allâh (c.c.), niçin peygamber gönderdi, insanın aklı yeterli idi, buna ne lüzum vardı?” gibi.. Peygamberimiz (s.a.v.)’in peygamberliğini inkâr etmek, ondan sonra başka bir peygamberin geleceğine inanmak veya böyle düşünenleri desteklemek, nübüvvetin çalışarak kazanılabileceğini, kalbin temiz ve saf olmasıyla bu rütbenin elde edilebileceğini veya Peygamberimiz (s.a.v.)’i ve diğer peygamberler (a.s.e.)’i yalanlamak, hakaret etmek veya alaya almak, kendisine vahiy geldiğini iddia etmek, Allâh (c.c.)’un ve peygamberlerin isimleri veya emirleri ile alay etmek de küfürdür.
Sünnetle alay etmek. Meselâ birisi dese ki: “Resûlullâh (s.a.v.) Efendimiz yemekten sonra parmaklarını yalarlardı.” Başka birisi de dese ki: “Bu davranış nezâket kurallarına aykırıdır.” Ya da dese ki: “Tırnaklarını kes çünkü tırnak kesmek sünnettir.” O da alay kasdıyla “sünnet olsa bile kesmem” dese kâfir olur.
(Mehmed Çağlayan, Ehl-i Sünnet ve Âkâidi, s.279-280)
[13.12.2022 19:07] Annem: DÎNÎ ve İLMÎ KÜLTÜR HAZÎNESİ 

 

 

 
 
13.12.2022 - Türkiye Takvimi - https://play.google.com/store/apps/details?id=turkiyetakvimi.takvim
[13.12.2022 19:09] Annem: Günün Hikayesi
 
Ayakkabının Çamuru
 
   Bâyezîd-i Bistâmî yağmurlu bir havada Cumâ namazına gitmek için evinden çıktı. Sağnak hâlde yağan yağmur, yolu çamur hâline getirmişti. Yağmur bitinceye kadar bir evin ihâta duvarına dayandı. Çamurlu ayakkabılarını duvarın taşlarına sürerek temizledi. Yağmur yavaşlayınca câmiye doğru yürüdü. Bu sırada aklına bir mecûsînin duvarını kirlettiği geldi ve üzülerek; 
 
 'Onunla helâlleşmeden nasıl Cumâ namazı kılabilirsin? Başkasının duvarını kirletmiş olarak nasıl Allahü teâlânın huzûrunda durursun?' diye düşündü ve geri dönüp o mecûsînin kapısını çaldı.  
 
 Kapıyı açan mecûsî;  
 
 'Buyrun bir arzunuz mu var?' diye sorunca;  
 
 'Sizden özür dilemeye geldim.' dedi.  
 
 Mecûsî hayretle;  
 
 'Ne özrü?' diye sordu. O da;  
 
 'Biraz önce duvarınızı elimde olmadan çamurlu ayakkabılarımı temizlemek maksadıyla kirlettim. Bu doğru bir hareket değil. Yağmurun şiddeti bu inceliği unutturdu.' deyince,  
 
 Mecûsî hayretle; 
 
 'Peki ama ne zararı var? Zâten duvarlarımız çamur içinde. Sizin ayağınızdan oraya sürülen çamur bir çirkinlik veya kabalık meydana getirmez.' dedi. 
 
 Bâyezîd-i Bistâmî;  
 
 'Doğru ama, bu bir haktır ve sâhibinin rızâsını almak lâzımdır.' dedi.  
 
 Mecûsî;  
 
 'Size bu inceliği ve insan haklarına bu derece saygılı olmayı dîniniz mi öğretti?' diye sorunca;  
 
 'Evet dînimiz ve bu dînin peygamberi olan Muhammed aleyhisselâm öğretti.' dedi.  
 
 Mecûsî;  
 
 'O hâlde biz niçin bu dîne girmiyoruz?' diyerek kelime-i şehâdet getirip müslüman oldu.
[13.12.2022 19:09] Annem: KATILIM FİNANS SÖZLÜĞÜ
 
Muhayyerlik: Seçimlik hak
Sözleşmelerde ve özellikle satım sözleşmesinde, doğrudan kanundan ya da tarafların şart koşmasıyla doğan, sözleşmeyi devam ettirme veya feshetme veyahut da akdin konusunu kesin olarak belirleme gibi hususlarda taraflardan biri ya da her ikisi lehine tanınan seçme yetkisidir. Mesela tarafların anlaşmasına bağlı olarak belirlenen süre içerisinde akdi devam ettirme ya da feshetme muhayyerliği (şart muhayyerliği), malın ayıplı çıkması durumunda müşteriye tanınan akdi feshetme muhayyerliği (ayıp muhayyerliği), tarafların anlaşmasına bağlı olarak belirlenen süre içerisinde ödeme yapılmadığında ya da satıcı yapılan ödemeyi geri verdiğinde söz konusu olan akdi feshetme muhayyerliği (nakit muhayyerliği) gibi..
Müzâraa: Tarım ortaklığı
Arazi sahibi ile emek sahibi arasında, emek sahibinin araziyi ekip gerekli zirai işlemleri yürütmesi ve mahsulün kararlaştırılan oranlarla paylaşılması üzerine yapılan ziraî ortaklık sözleşmesidir.
 
 
 
        
 
        
 
Kuveyt Türk Dijital Takvim
 
https://play.google.com/store/apps/details?id=com.kuveytturk.dijital.takvim
[13.12.2022 19:09] Annem: Günün Ayeti
 
Kim iyilikle (ilâhî huzura) gelirse, ona daha iyisi verilir. Ve onlar o gün korkudan emin kalırlar.  
 
(Neml 89)
[13.12.2022 19:09] Annem: null
 
Cennetin anahtarı namaz, namazın anahtarı ise abdesttir. 
 
Tirmizî, Tahâret, 1
[13.12.2022 19:09] Annem: Orucu Bozup Kazâ ve Keffâret
 İcabettiren Şeyler
 
1- Bilerek yemek-içmek
2- Bilerek cinsî münâsebette bulunmak,
3- Bilerek sigara içmek,
4- Gıybet ettikten sonra, orucunun bozulduğunu
zannedip bilerek orucu bozmak,
5- Eşinin veya sevdiği bir kimsenin tükrüğünü yutmak,
Yukarıda sayılanlardan birini yapan kimse bozduğu
orucu kazâ eder ve keffâret olarak da ara vermeden iki
ay oruç tutar.
Oruçluya Mekruh Olan Şeyler.:
1- Zarûretsiz bir şey tatmak,
2- Zarûretsiz bir şey çiğnemek,
3- Önceden çiğnenmiş ve tadı kalmamış bir sakızı
çiğnemek,
4- Öpmek,
5- Kişinin eşiyle sarılması ve kucaklaşması,
6- Tükrüğünü ağzında biriktirip yutmak,
7- Kan aldırmak.
Orucu Bozmayan Şeyler
1- Unutarak yemek, içmek ve cinsî münâsebette
bulunmak,
2- Sırf bakmak veya düşünmekle meni gelmesi,
3- Uyurken ihtilâm olmak,
4- Meni gelmeksizin öpmek,
5- Hacâmat olmak
6- Ağza gelen balgamı yutmak,
7- Burnuna inen akıntıyı yutmak,
8- Kulağına su kaçmak,
9- Dişleri arasında kalan nohuttan küçük bir şeyi yemek,
10- Elinde olmayarak (çok dahi olsa) kusmak,
11- Sürme çekmek,
12- Gıybet etmek,
13- Göze ilaç damlatmak...Daha az
[13.12.2022 19:09] Annem: Asıl Yardımlaşma
 
Cenab-ı Hak, 'İyilik ve takvada birbirinizle yardımlaşın; günah ve düşmanlıkta yardımlaşmayın.' . (Maide, 2) buyurmaktadır. İnsana yapılacak en büyük iyilik, onun kalbini ihlâs ve güzel ahlâkla süslemek, nefsini manevi kirlerden temizlemek ve onu edeple zengin yapmaktır.
 
Bu hizmet, insanın hem dünyasına hem ahiretine ait bir iyiliktir. Bu onu dünyalık bağından, nefsin esaretinden, şehvet ve şöhretin zilletinden kurtararak gerçek hürriyetine kavuşturmaktır. Yüce Allah’ı seven ve insanın kıymetini bilen gerçek dostların ve babaların yaptığı budur. Başta peygamberler olmak üzere bütün kâmil insanlar, insanlık ailesine bu hizmeti sunmak için mallarını ve canlarını ortaya koymuşlardır.
 
Bir hadis-i şerifte şöyle buyrulur: 'Bir baba çocuklarına, güzel terbiyeden daha değerli bir hediye vermemiştir.' (Tirmizî, Ahmed, Hâkim). Bir diğer hadiste de şöyle buyrulur: 'Sadakanın en faziletlisi, müslüman bir kimsenin hayırlı bir ilmi öğrenip onu müslüman bir kardeşine öğretmesidir.' (İbn Mâce)
 
Semerkand Takvimi
[13.12.2022 19:09] Annem: (Bir Ayet- Bir Yorum)
SABIR
“Ey inananlar, sabır ve namazla (Allah’tan) yardım isteyin, muhak- kak ki Allah, sabredenlerle beraberdir.” (Bakara, 2/153)
Yüce Allah hayatta çeşitli güzellikler var ettiği gibi birtakım sıkıntı- lar da var etmiştir. İnsan güzellikler karşısında sevinir ve Rabbine şükreder. Sıkıntılı durumlar karşısında ise bir yandan sıkıntıyı or- tadan kaldırma yolları ararken bir yandan da Rabbinden sabır, güç ve kolaylık ister.
Sabır, çevreyi rahatsız edecek davranışlarda bulunmamak, Allah’a isyana varacak sözler söylememek, tedbiri aldıktan sonra takdiri Allah’a bırakmaktır.
Zira sabır körü körüne her şeye boyun bükmek, olan biten karşısın- da tepkisiz kalmak değildir. İnsan başına gelen sıkıntının sebeple- rini araştırıp bu sebepleri ortadan kaldırmak için mücadele etmeli, doğabilecek başka sıkıntıların önüne geçmek için var gücüyle ça- lışmalıdır.
 
DİNÎ KAVRAMLAR
İLME’L-YAKÎN
İlme'l-yakîn; “şu şöyledir” diye kesin olarak bilinip kabul edi- len ve bunun başka türlü olması mümkün olmayan, içinde yalan bulunmayan, kesin olan ve vakı- aya uygun olan bilgidir. Kesin ve şüphesiz bilgi demektir. Mesela ayet ve sahih hadislerde âhiret ahvali ile ilgili verilen bilgiler ilmel-yakîn bilgilerdir. İnsan bunları dünyada, kesin bilir, inanır, öldüğü, kıyamet kop- tuğu zaman görür, müşahade eder ki bu aynel-yakîndir.
 
ÖZLÜ SÖZ
Eğer düşmanın sana zarar vermesinden korkuyorsan iyilikle onun gönlünü bağlamalısın. (Sadi Şirazî)

Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —
G-H1BEN5KZ8N