Menü tarıkhaber
SELAHATTİN ALTINTAŞ

SELAHATTİN ALTINTAŞ

Tarih: 02.06.2023 08:42

Günün yazısı

Facebook Twitter Linked-in

Hâramlar manevi cihazları bozar. Bundan sonra kişi doğruları eğri, eğrileri doğru görmeye başlar.Adliyede adalet dağıtılması gerekirken zulüm dağıtılıyorsa, Okullarda çocuklar eğitilmesi gerekirken daha fazla bozuluyorsa, Vaazlar insanları uyandırması gerekirken daha da uyutuyorlarsa, varın artık gerisini siz düşünün..Genel olarak cemaatin başındaki şeyhler veya önderler öyle bir hava oluştururlar ki;

Sanki onlara tabi olanların cennete gidebilmesi onların iznine tabidir, veya onlar izin vermezse kişi tepetaklak cehenneme gidecektir, dünyada da başına belalar gelecektir.
Bu duyguyu vererek müridlerin üzerinde baskı kurarlar. Ve onlara her istediklerini yaptırırlar.
Aslında, acaba onlar kendilerini kurtarmışlar mıdır? Onlar hesap vermiyecek midir? Kurtulduklarını kim söylüyor da seni de kurtaracaklar?
Böyle birşey yok!
Peygamberimiz Sallallahu Aleyhi vesellem kızı Fatıma validemize ne diyor?
Babam peygamber diye güvenme, amel yapmaya bak.
Peygamberimiz amel olmazsa kızını kurtaramazsa senin şeyhin seni nasıl kurtaracak.?
Korkma! Sen Allah'ın kulusun ve seni ancak Allah kurtarabilir. Amel işlemeye bak!
Senin öyle bir rabbin var ki her elini açtığında Ona ulaşabilir, bütün istek ve arzularını Ona iletebilirsin.Bizim dinimizi gavurlar ve din düşmanları bozamaz!
Bizim dinimizi müslüman görünümlü sahtekârlar bozmaktadır.
Ortada din bırakmadılar!
Bunlar yarın kıyamette havzı kevserden su içmek için gelecekler amma melekler onlara izin vermeyecek ve onları uzaklaştıracaklar.
Peygamberimiz Sallallahu Aleyhi vesellem onlar benim ümmetim, bırakın gelsinler diyecek.
Melekker diyecekker ki Ya Resulallah, onlar senden sonra dini bozdular. Yani kevser havuzundan su içmeye izin yoktur.
Vee bu şimdiki dini bozan sahtekârlar havzı kevserden su içmeden uzaklaştırılacaklar!AK PARTİLİ BAKANLAR AÇIKLAMA ÜSTÜNE AÇIKLAMA YAPIYOR: 
BUNLAR BİZİM KIRMIZI ÇİZGİMİZDİR!
 
1. Kadının beyanı esastır. Erkek masum olduğunu kamera kayıtları ile de ispat etse gene de kadının dediği geçerlidir.
(Böyle zulüm insanlık tarihinde görülmemiştir)
 
2. LGBT dedikleri ibn eler istedikleri gibi hareket edebilirler hatta resmen erkek erkeğe evlenebilirler.
(Peygamberimiz Sallallahu Aleyhi vesellem onları öldürün diyor)
 
3. Kadın istediği gibi giyinebilir, kocası karışamaz!
 
4. Kadın zina edebilir.
(Allah zinayı yasak etmiştir, en büyük günahlardandır, zinayı serbest eden idareci kâfir olur)
 
5. 18 yaşından küçük kızlarla evlenmek yasaktır. Evlenenler çocukları da olsa baba hapse atılır.
(Peygamberimiz Sallallahu Aleyhi vesellem kızlarınızı evlendirmede acele edin buyurmuştur)
 
6. 18 yaşını dolduran kızlar istedikleriyle istedikleri gibi beraber olabilir, babası, kardeşi ve hiç kimse karışamaz. Karışanlar hapsi boylar.
 
Eeee, bu ve buna benzer nice kanun çıkarıp uygulamak...
 
Ve sonra da bunlar bizim kırmızı çizgimizdir deyip, , bunlardan asla vazgeçmeyiz demek...
 
Evet, söylenecek söz çok, fakat anlayana sivrisinek saz, deyip burada kesiyorum!Avrupa gavurlarının emriyle ve Kur'an'a zıt olarak çıkardıkları kanunlar kırmızı çizgileriymiş! 
Ve bunlar islami kesimi temsil ediyorlarmış!
 
GEÇ YAVRUM GEÇ...
 
Siz kim, müslümanlık kim!Bu adam doğru söylüyor lakin bu siyasilerin işine gelmez. 
YAKINDA BU ADAMI HARCARLAR..HARCAMAZLARSA ŞAŞARIM..İNŞALLAH ŞAŞARIM..Eserin mükemmelliği çok açık olarak ustanın mukemmelliğini gösterir.
Dünya ve içindekiler, bütün kainat akıl almayacak kadar mükemmeldir. Bu ise açık olarak Rabbimizin mükemmelliğini gösterir. Bu ise SÜBHANALLAH diyerek ifade edilir.
Sübhanallah zikrini çok çekelim.Daha Ayasofya açılmadan demiştim ki; Ayasofya açılsa ne olur, açılmazsa ne olur!
Evet, Ayasofya açıldı ve hiçbir şey olmadı.
 
Şimdi de diyorlar ki; Koruma Kanunu kalkacak! Atı alan Üsküdar'ı geçmiş kardeşim; koruma kanunu kalksa ne olur, kalkmasa ne olur!Türkiye baştan sona yıkılsa akıllanacakları yokYok, yok... ne bunların bir adım geri atacağı var, ne de belâların duracağı..
Adamların kırmızı çizgisiymiş; avrupa gavurlarının emriyle çıkardıkları kanunlar kırmızı çizgileriymiş! Asla geri adım atmazlarmış!
İşte bu kafa yüzünden belâlar artık sel gibi üzerimize geliyor kanaatindeyim!Anadan Ermeni, babadan alevi, atadan Kemalist, Dersim'den sosyalist adamı da bizimkilere mücâhid diye yutturdunuz ya, daha ne diyim size.
 
Boşuna dememiş Erbakan hoca 'Siyonizm öyle ustadır ki...' diye.
 
İnşallah yarın öbür gün 'Emir-ul Mü'minin' olup da 'itaat etmek farz' olmaz.!Insanlar ekseriya keyifleri yerindeyken imtihanı kaybederler! 
Sizler de keyfiniz yerinde iken bütün ikazlara kulaklarınızı tıkadınız: 
Erkek erkeğe evlenmelere evlilik cüzdanı verirken iyiydiniz, zinayı serbest ederken iyiydiniz, kadının beyanı esastır derken iyiydiniz, kadınlar istedikleri gibi giyinebilirler; babası, kardeşi karışmayacak derken iyiydiniz, Allah'ın emrine göre evlenmiş gençleri çollu çocuklu gençleri hapse atarken iyiydiniz ve hiçbir ikaza kulak asmıyordunuz! 
Şimdi de sızlanmayacaksınız, sayfamıza giriniz, bakınız; belalar geliyor diye nice defa ikaz etmişiz, hiç kulak veren olmamış. Belâlar kapıda diye korona gelmeden önce yazmıştık. Kim dinler?
 
Eeee, artık belâlar üst üste geliyor. Amma görüyorum ki hâlâ bir adım geri adım atma yok. Keyfiniz bilir...Bir adamın nikâhlı karısına tecavüz etmiş diye suçlanıp yargılanması Firavun zamanında da olmamıştır.İşte belâların kaynağı budur..bu kanunları kim çıkardıysa belaların gelmesinin sebebi de onlar!
Bu kanunlar kırmızı çizgileriymiş!Bugünkü bütün problemlerin kaynağı beşeri sistemdir. Bu sistem içinden çözüm çıkmaz. Çözüm ilahi sistemdirKORKUNÇ ŞEYTANİ PLAN HEDEFİNE ULAŞMIŞTIR!
Bu planın adı ılımlı islamiyet projesidir.
 
İnsanoğlunun asırlardır arzu ettiği hayat budur, yani;
Adam camide namazını kılıp gelecek, oturacak televizyonun başına, en güzel kızları dizi keyfi ile seyredecek;
Kadın umreye gidip gelecek, sonra da altı ay rejim yapıp güzel bir vücuda sahip olacak, sonra da sahillerde erkeklerin önünde çırıl çıplak gezip vücudunu teşhir edecek, kocası da seyredecek!
Ramazan geldiğinde oruç tutacak, sonra da caddelerde yarı çıplak gezecek!
Kurban bayramında kurban kesecek, içkiden de vazgeçmeyecek!
Başını örtecek amma diğer tarafları ortada olacak!
Baba namaz kılacak amma kızı eve getirdiği oynaşıyla istediğini yapacak, baba karışmayacak!
Müslümanlıktan vazgeçmeyecek amma okullarda gelinlik kızlarla genç delikanlılar beraber olacaklar. İstedikleri gibi arkadaşlık edecekler.
Genç kızlar ve kadınlar istedikleri gibi giyinecekler, hatta zina edecekler amma babası kocası karışmayacak,...
Hem müslüman olacak hem de düğünlerde karşılıklı göbek atacaklar,
Ve hakeza... 
Örnekleri çoğaltabilirsiniz.
 
ılımlı islamiyet: Tam da nefsin ve şeytanın istediği hayat...ve getirdiler, millet te bunu pek sevdi...
Bu ılımlı islamiyet ile hakiki islamiyet yok edildi, müslümanız diyenler tarafından.
Bu ılımlı islamiyet projesinin iki ayağı vardı; birisi fetö, belasını buldu ve gitti. Diğer ayağı ise vazifeyi tamamladı.
 
Adam cami de açıyor, kilise de; namaz da kılıyor, zinayı da serbest ediyor; Kur'an'da okuyor, faizi de teşvik ediyor; imam hatip te açıyor, kızlar istedikleri gibi giyinecek, babası karışmayacak diye de kanun çıkarıyor; Kur'an kursu da açıyor, kadının beyanı esastır diye gavurların emriyle Kur'an'a zıt kanunlar çıkarıyor ve hakeza..
 
İSLAMİYET, BİR GAVUR PROJESİ OLAN VE İÇİMİZDEKİ UŞAKLARI TARAFINDAN TATBİK EDİLEN ILIMLI İSLAMİYET PROJESİ İLE YOK EDİLMİŞTİR.
GEÇMİŞ OLSUN! ARTIK BELÂLARIN SEL GİBİ ÜZERİMİZE GELMESİ NORMALDİR.Adamların kırmızı çizgisine bak!
 
Kız istediği gibi giyinecek, hatta eve oynaşını getirecek ve her haltı yiyecekmiş, babası karışmayacakmış. Karışırsa baba hapse...
 
Bu kanunları gavurların emriyle çıkarmışlar ve utanmadan zinayı savunuyorlar, baba da olsa engellemeye çalışırsa hapse gidecekmiş!
 
Ve bu kanunları çıkarmaya utanmadıkları gibi bir de kırmızı çizgimizdir, bu kanunları tartışmayı bile kabul etmeyiz diyorlar.
 
Böyle böyle gadabı ilahiyi çektiler, ülkenin neredeyse yarısı yıkıldı, belâlar sel gibi üstümüze geliyor, gene de geri adım atmayacaklarmış!
 
Cehennemin dibine kadar yolunuz var.Hayret ediyorum. Kuran geldi diye kadir gecesinde ve ramazan ayında bayram ediyoruz. Kuran'ın tatbik edilmediğini düşünemiyoruz.Bu rejim islamiyeti tanımadığı ve kabul etmediği gibi, islamiyet de bu rejimi tanımaz ve kabul etmez.Bu mesele çok mühimdir, bunu çözmeden prıblemler çözülmez bu ülkedeVergisi verilmemiş kazanç haram mıdır?
 
(Özellikle dindar insanlar bunu gündeme getiriyorlar ve haramdır diyorlar. Konuyu bunun için gündeme getirdim)Bugün pekçok siyasi gidip ingilizlerden icazet alıyor, herkes biliyor. Sonra da çanakkale geçilmedi, daha nasıl geçilecek?Çanakkale Savaşı 1915 yılında Zafer ile sonuçlandı ama düşman 3 sene sonra elini kolunu sallayarak Çanakkale'den geçti İstanbul ele geçirdi daha sonra beynimize kadar da işgal ettiler.
 Bugün beynimize kadar işgal altındayız İngilizler bir tek mermi atmadan işgal ettikleri İstanbul'u en küçük bir karşı koyma olmadığı halde neden bırakıp gittikleri bugün dahi cevaplanmamış bir sorudur.Bu kâinatın sahibi bir elçi göndermiş, emir ve yasaklarını bildirmiştir. O elçiyi dinlemedikçe bize rahat yoktur!Kul ile rabbi arasına hiç kimse giremez. 
Ancak kul Allah'a nasıl kulluk edecegini, nasıl şükür edeceğini, O nu nasıl zikredeceğini, O nun rızasını nasıl kazanacağını, O nun razı olduğu şeyleri ve hakeza bilemez.
İşte bütün bunları peygamberimizden öğrenir ve ona göre hareket eder. Dolayısıyla peygamber kul ile rabbi arasına girmemiş olur. Kul nasıl kulluk yapacağını Ondan öğrenir ve ona göre kulluk eder. 
Bütün alimlerin, mürşidlerin vazifesi de aynıdır. İnsanlara nasıl kulluk yapmaları gerektiğini öğretirler veya insanlar onlara bunun için giderler.
Eğer bir alim veya bir mürşid kul ile rabbi arasına girerse hem kendisi büyük suç işlemiş olur hem de onu rabbi ile arasına sokan kişi.. O kadar...NEREDEYSE ON SENE ÖNCE YAZDIĞIMIZ KÖŞE YAZIMIZ.
 
Çanakkale geçilmedi, ya sonra?
Dünyanın en güçlü devletleri, o günün en modern silahları ile İstanbul’u işgal etmek için geldiler, fakat Çanakkale’yi geçemediler. Zira orada göğsü iman dolu, şehit olmak için can atan mücahitler vardı. Ölüme, kurşunların üzerine gülerek gidiyorlardı. Bu insanlar böyle imanlı ve dinlerine bağlı oldukları sürece onlarla baş edilemezdi.
Düşmanlar Çanakkale’de bu gerçeği anladılar. Öyleyse yapacakları tek bir şey vardı; 0 da onları dinlerinden uzaklaştırmak, hatta imanlarını ellerinden almaktı. Yapacak başka bir şey yoktu. Bu işin fikir babası İngiliz sömürgeler bakanı Gladstone idi. Bu fikrin hülasası şuydu: “Müslüman gençleri Kur’an-ı Kerim’den soğutmak ve İslamî şuurdan uzaklaştırmak…” İngiliz bakan işgal ettikleri ülkelerde bizzat kendisi incelemeler yaptı ve müslümanların niçin teslim olmadıklarını ve esareti kabul etmediklerini, neden ölümü göze alarak silahlı mücadele ettiklerini yerinde tespit ederek neticeyi İngiliz avam kamarasında şöyle açıkladı: “Birincisi; Müslümanlardaki çok güçlü iman ve Kur’an’a bağlılık… İkincisi;Müslümanlar arasındaki çok güçlü birlik bağı ve bu bağın temsilcisi olan Hilafet müessesesi…”
İngiliz bakan avam kamarasında şöyle devam etti. “işte bizler bunun için hakimiyetimizi devam ettirmek istiyorsak, ne yapıp yapıp şu hilafeti ortadan kaldırmalıyız. İkinci olarak eline Kur’an-ı Kerim’i alarak “ ya bu Kur’an’ı ortadan kaldırmalıyız, yada Müslüman gençleri ondan soğutmalıyız.”
İngiltere o tarihten sonra bu planı uygulamaya başladı.Müstemlekelerinde ve idarecilerini kontrol edebildikleri İslam ülkelerinde bu planı devreye soktular.
Ne gariptir ki hemen o tarihlerden sonra halifelik kaldırıldı; gerçekten de o zamandan beri alem-i İslam perişanlıktan kurtulamıyor. Kur’anî harfler değiştirildi, İslamî kıyafet değiştirilerek Avrupaî kıyafet tarzına geçildi, mahkemelerde Allah (c.c.)’ın emirlerine göre hüküm verilmesi kaldırılıp Avrupa’dan tercüme edilerek getirilen kanunlar tatbikata konuldu, devlet idaresinden din tamamen çıkarıldı, dinimizin yasak ettiği içki, kumar, faiz serbest edildi, eğitim ve öğretimden din tamamen çıkartılıp dini öğreten kurumlar da kapatıldı, gizli gizli öğretenler ise cezalandırıldı, millet ellerindeki Kur’an’ları saklamak zorunda kaldı, elini dahi göstermeyen kadınlarımız İslamî kıyafetten çıkarıldı ve çırıl çıplak erkeklerin önünde güzellik yarışmalarına katılır oldu. Resmen fuhuş haneler açılıp zina serbest edildi. Basın yayında İslamî ölçüler kaldırıldı. Bugün sadece televizyonların bir günde yaptığı tahribatı bir senede tamir etmek mümkün değildir. Böylece toplum yavaş yavaş İslamî hayat tarzından planlı bir şekilde uzaklaştırıldı. Bu süreç hala devam etmektedir.  
 Bu planın 21. yüzyıldaki tatbikatçısı Amerika’dır. Amerika müslümanların direncini kırmak, cihad duygusunu köreltmek, Müslümanları köleliğe razı etmek ve onları temel değerlerinden uzaklaştırmak için dehşet verici planlarını devreye sokmuştur. Bu planlarını başta Afganistan, Irak ve Pakistan olmak üzere işgal ettiği veya fikren işgal altında tuttuğu ülkelerde uygulamaktadır.
Bu plana göre; Kur’an-ı Kerim’deki yüzlerce cihad ayetini ve ahkam ayetlerini çıkarttırarak yeni bir Kur’an-ı Kerim bastırttı ve bunları halka ücretsiz dağıttırdı.(bazı İslam ülkelerinde)
Amerika bununla da yetinmedi. Tesir sahası içindeki ve kendileriyle stratejik ortaklıkta bulunan ülkelere de el attı. Öyle ki bu ülkelerde Cuma namazı hutbelerinde okunan “Allah (c.c.) katında yegane din İslam’dır” denilmesinin kaldırılmasını, İslamiyyetin sırf ahlakî esasları havi bir din imiş gibi öğretilmesini ve bu çerçevenin dışına çıkılmamasını talep ve rica(!) etti. Ve bu planın gönüllü sözcülüğünü yapan kimseler aracılığı ile de bu yeni din modeli olan ılımlı islamiyetin propagandasını yaptırdı. Müslümanları terörist ilan eden bu zümrenin Mevlâna Hz.lerini ve Yunus Emre Hz.lerini öne çıkarmaları, onlardan övgü ile bahs etmeleri işte bu korkunç planın bir parçasıdır. 2007 yılının Mevlâna yılı ilan edilmesinin altında da aynı plan yatmaktadır. İslam’ı yok etmek için ellerinden geleni yapan bu düşmanların Mevlana Hz.lerine sahip çıkması, 2007 yılını Mevlana yılı ilan etmeleri O büyük zatı korkunç oyunlarına alet etmek ve ortaya attıkları ılımlı İslamiyet modelini gerçekleştirebilmek için kullanmaktır.Hoş görüye dayanan, Allah (c.c.)’ın emir ve yasaklarının tatbik edilmediği, maddi cihadın konu dahi edilmediği, herkesin istediği gibi yaşayabildiği, Allah (c.c.)’ın emirlerini yapmayanların veya yasaklarını işleyenlerin hoş görüldüğü, suç işleyenlere dinimizde tesbit edilen cezaların tatbik edilmediği ılımlı bir İslamiyet! Neticede Allah (c.c.)’ın affı ve Cennet! Ne âlâ değil mi?
 Hoş görücülerin kime hizmet ettiklerini anlıyor musunuz? Ilımlı bir İslamiyet modeli, hakiki İslamiyet’i yok etmek için ortaya konulmuş ve dünya çapında tatbik edilen korkunç bir plandır ve maalesef içimizdeki bir çok müslüman bilmeden bu korkunç plâna alet olmaktadır. Ne zaman uyanacağız?
Bu ifsat komitesi “Hristiyan ve Yahudilerin kâfir olduklarını belirten ayetlerin okunmamasını, Hristiyan ve Yahudilerin de Cennet’e gireceklerinin söylenmesini istedi. Diyalog, hoşgörü, medeniyetler buluşması gibi isimler adı altında tertiplenen bu toplantılar, hep bu ılımlı İslamiyet planının bir parçası olarak sahneye konulmuştur.
Yahudilik ve Hristiyanlığın da birer hak din oldukları, Hristiyan ve Yahudilerin de Cennet’e girecekleri gibi dinimize taban tabana zıt fikirleri müslümanların arasına attılar. Bu yanlış fikrin ne kadar etkili olduğunu düşünün ki; geçende ilahiyat fakültesini bitirmiş ve Risale-i Nurları çok iyi bilen bir talebeme “Yahudi ve Hristiyanlar Cehennemliktir” dedirtemedim.
Bizi ne hale getirdiklerinin farkında mısınız?
Yoksa Çanakkale zaferini ve şehitlerini andığımız bu günlerde “şehit,cemaat, şirk, mücahid”gibi kırkbeş kelimenin derslerde öğretilmemesini ve öğretmenlerin de bu kelimeleri kullanmaması talimatı veren genelge ne ile izah edilebilir?
Evet, düşman çanakkale’yi geçemedi amma daha sonra kafa ve beyinlerimize kadar işgal etti!

Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —
G-H1BEN5KZ8N