TEVHİD, İSTİKAMET, DOĞRULUK VE DÜRÜSTLÜK ;
EMROLUNDUĞUMUZ GİBİ DOSDOĞRU OLABİLMEK .
MÜSLÜMANA ÖZÜNDE, SÖZÜNDE VE İŞİNDE DÜRÜST OLMAYA GAYRET GÖSTERMELİDİR..
CENAB'I HAK KUR’AN-I KERİM'DE HUD SÛRESİ 112 AYETİ KERİMESİNDE
بسم الله الرحمن الرحيم
فَاسْتَقِمْ كَمَٓا اُمِرْتَ وَمَنْ تَابَ مَعَكَ
وَلَا تَطْغَوْاؕ اِنَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصٖيرٌ
Cenâb-ı Hak, Peygamber
( S A V .) Efendimiz’e ve O’nun şahsında biz ümmetine şöyle buyurmuştur:
“(EyHabîbim!)
Emrolunduğun gibi istikâmet üzere ol! Sen’inle beraber tevbe eden (mü’min)’ler de emrolundukları gibi istikâmet üzere olsunlar! Ve sakın (bu hususta) aşırılığa kaçmayın!..” (Hûd, 112)
Resûl-i Ekrem (s.a.s.) bu âyet-i kerîmeye işâretle:
“BENİ HÛD SÛRESİ İHTİYARLATTI.” buyurmuştur. (Tirmizî, Tefsîr Kurtubî )
YÜCE ALLAH ( C C ) AHKAF SÜRESİ 13.AYET İ KERİMESİNDE ;
بسم الله الرحمن الرحيم
إِنَّ الَّذِينَ قَالُوا رَبُّنَا اللَّهُ ثُمَّ اسْتَقَامُوا فَلَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ
Rabb'imiz Allah'tır.' deyip, bu sözlerine bağlı kalanlar ( müstakim olanlar ) için hiçbir korku yoktur. Onlar üzülmeyeceklerdir.
عن أبي عمرو سفيان بن عبد الله الثقفي ، رضي الله عنه قال :
قلت : يا رسول الله ،
قل لي في الإسلام قولاً لا أسأل عنه أحدا غيرك ، قال :
( قل آمنت بالله ، ثم استقم )
رواه مسلم و الترميزي
Ebû Amr (veya Ebû Amre) Süfyân İbni Abdullah ( R A ) şöyle BUYURMUŞTUR :
- Yâ Resûlallah! Bana İslâmı öylesine tanıt ki, onu bir daha senden başkasına sormaya ihtiyaç hissetmeyeyim, dedim.
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem :
- “Allah’a inandım de, sonra da dosdoğru ol!” buyurdu.
( Müslim, Tirmizî )
İman ve hayat uygunluğu ؛
öz ve söz bütünlüğü,
kâl ve hâl uyumu
bir mümin şahsiyetin kemalinin yansımasıdır.
Güzel ahlakın en belirgin özelliklerinden biri de doğruluk ve dürüstlüktür.
Doğruluk ve dürüstlük, sadece dille yani sözle sınırlı olmayan, zihni, gönlü, bedenin bütün uzuvlarını, tutum ve davranışlarımızı hâsılı insanın her anını, hayatın her alanını kuşatan bir değerdir
SIDK,doğruluk ve dürüstlüğü hayatın her safhasında prensip hâline getirmektir. SÂDIK, özü ve sözüyle doğru olan kişidir.
PEYGAMBERLERİN EN ÖNEMLİ VASFI “SIDK ”
Doğruluk ve yalan bir kalpte bulunmaz
“Bir kişinin kalbinde aynı anda iman ile küfür, doğruluk ile yalancılık, hıyanet ile emanet bir arada bulunmaz.”
(İbn Hanbel, Müsned, II/349.)
Cenabı Hak Ahzap Suresi 70. ve 71. Ayet-i kerimelerinde ؛
بسم الله الرحمن الرحيم
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اتَّقُوا اللّٰهَ وَقُولُوا قَوْلًا سَد۪يدًاۙ (٧٠)
يُصْلِحْ لَكُمْ اَعْمَالَكُمْ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْۜ وَمَنْ يُطِعِ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ فَقَدْ فَازَ فَوْزًا عَظ۪يمًا (٧١)
“Ey İman Edenler! Allah’tan Korkun ve Doğru Söz Söyleyin ki, Allah İşlerinizi Düzeltsin ve Günahlarınızı Bağışlasın.”
(Ahzâb: 70-71)
Doğruluğu âdet edinmenin yolunu yüce Allah Tevbe sûresi’nin 119. âyetinde ؛
بسم الله الرحمن الرحيم
يَٓا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا اتَّقُوا اللّٰهَ وَكُونُوا مَعَ الصَّادِقٖينَ (١١٩)
“Ey inananlar! Allah’a karşı saygılı olun ve özü-sözü doğru olanlarla beraber bulunun.”
Yine ahzab süresi 35.ayet'i kerime de ;
بسم الله الرحمن الرحيم
وَالصَّادِق۪ينَ وَالصَّادِقَاتِ
اَعَدَّ اللّٰهُ لَهُمْ مَغْفِرَةً وَاَجْرًا عَظ۪يمًا
“Doğru sözlü, doğru özlü erkek ve kadınlara Allah, bağışlanma ve büyük ecir hazırlamıştır.”
Abdullah İbni Mes’ud radıyallahu anh’den rivâyet edildiğine göre Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Şüphesiz ki sözde ve işde doğruluk hayra ve üstün iyiliğe yöneltir. İyilik de cennete iletir. Kişi doğru söyleye söyleye Allah katında SIDDÎK (DOĞRUCU) diye kaydedilir.
Yalancılık, yoldan çıkmaya (fücûr) sürükler. Fücûr da cehenneme götürür. Kişi yalancılığı meslek edinince Allah katında ÇOK YALANCI (KEZZÂB) diye yazılır.”
Buhâri ve Müslim .
Doğruluk emanettir. Yalancılık hıyanettir.
(Hazret-i Ebu Bekir)
Oğlum, yalandan sakın, o serçe eti gibi tatlıdır. Ondan az kimse kurtulur.
(Lokman Hakim)
Allah indinde en büyük hata, yalan konuşmaktır.
(Hazret-i Ali)
Yalancı ile cimri Cehenneme girer. Fakat, hangisi daha derine atılır, bilmem. (Şabi)
Doğru ile yalan, biri diğerini çıkarıncaya kadar kalbde boğuşur. (Malik bin Dinar)
İçi dışına, sözü işine uymamak, nifaktandır. Nifakın temeli ise yalandır. (Hasan-ı Basri)
Eshab-ı kiram indinde yalandan daha kötü bir şey yoktur. Çünkü, onlar, yalanla imanın bir arada bulunamıyacağını bilirlerdi. (Hazret-i Âişe)
İstikamet her işte daimi doğruluk], kerametten üstündür.
(Seyyid Abdülhakim Arvasi)
Seyyid Abdülkadir Geylani hazretleri, 'Bu işe başladığınızda, temeli ne üzerine attınız? Hangi ameli esas aldınız da böyle yüksek dereceye ulaştınız?' diye soranlara buyurdu ki:
(Temeli doğruluk üzerine attım. Hiç yalan söylemedim. İçim ile dışım bir oldu. Bunun için işlerim hep rast gitti.)
Doğruluk ve doğru söz, dinimizin esasındandır.
Bu konuda Bedüzzaman Hazretleri şöyle buyurmaktadır
'Senin üzerine haktır ki, her söylediğin hak olsun. Fakat her hakkı söylemeye senin hakkın yoktur. Her dediğin doğru olmalı; fakat her doğruyu demek doğru değildir.'
Bu yüzden büyükler 'USUL, ESASA MUKADDESTİR' demişlerdir. Yani tarz ve usul maksattan önce gelir. Maksad haktır, tarz ise hakkın söylenme makamı ve şeklidir. Yanlış usul; hak gayeyi hakka ulaştırmaz. Hakkın usulü de hak olmalıdır.
USUL OLMADAN VUSUL OLMAZ denmiştir
RABBİM CÜMLEMİZİ DOĞRLARDAN KILSIN DOĞRULARLA BERABER PEYGAMBERİMİZİN SANCAĞI ALTINDA HAŞR EYLESİN