MALİK BİN. DİNAR
HAZRETLERİNDEN
İNCE BİR UYARI ;
بقدر ما تحزن للدنيا يخرج همّ الآخرة
من قلبك
وبقدر ما تحزن للآخرة يخرج همّ الدنيا من قلبك
مالك بن دينار
DÜNYAYA ÜZÜLDÜĞÜN KADARIYLA AHİRETİN KEDERİ/SIKINTISI GÖNLÜNDEN ÇIKAR.
AHİRETE ÜZÜLDÜĞÜN KADARIYLA DA DÜNYANIN KEDERİ GÖNLÜNDEN ÇIKAR.
İman gemisinde bir çift Dünya ve Ahiret
Gündüzü ve geceyi, sıcağı ve soğuğu, tatlıyı ve acıyı, siyahı ve beyazı, güzeli ve çirkini, mutluluğu ve hüznü, dünyayı ve ahireti yaratan, böylece manayı var eden Allah’ın adıyla…
Ahiretin varlığı bilinemez ancak buna iman edilebilir. Bu bilinçle yaşanır ki dünya hayatının anlamı izah edilebilsin. Dolayısıyla bilgi seviyesinin ahirete imanla herhangi bir orantı içinde olmadığını söylemek mümkün görünüyor.
“...Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” (Zümer, 39/9.) ayeti ilim öğrenmenin fazileti bağlamında çokça dile getirilir. Oysa ayet-i kerimenin öncesini ve sonrasını okuduğumuzda meselenin rengi biraz farklı gibi:
“İnsan, başına bir bela bir sıkıntı gelince hemen Rabbine yönelerek dua eder. Sonra da Rabbi onu katından lütfettiği bir nimetle sıkıntıdan kurtarınca daha önce O'na nasıl yalvarıp yakardığını unutur, Allah'a ortaklar koşmaya başlar ve sonunda O'nun yolundan sapar/insanları da saptırır. Ey Peygamber! O nankör insana de ki: İnkârınla biraz daha eğlen bakalım, şüphesiz sen cehennemliğin tekisin. Söyleyin, öyle biri mi hayırlıdır, yoksa geceleri secdeye kapanarak, ayakta durarak ibadetle meşgul olan, ahiret endişesi taşıyan ve Rabbinin şefkat ve merhametini uman birisi mi? Ey Peygamber! De ki: ‘Hiç bilenlerle bilmeyenler; bu bilince sahip olanlarla olmayanlar bir olur mu?’ Fakat düşünüp öğüt alacak olanlar, ancak akıl sahipleridir.” (Zümer, 39/8-9.)
Buradan anlıyoruz ki insan, ahirete iman trenini, ilmin hararetinin buharıyla değil, amelin hararetinin buharıyla yürütebilir. Elbette ahirete inandığımızın işareti olan ameller yapmak için ilim sahibi olmak gerekir fakat ilim sahibi olmak, amel etmek için yeterli değildir.
Neyleyim ilmi,
neyleyim fikri,
içinde salınan amel olmayınca…
Hakikat suyunun arayışı yolunda olmalı koşturmalarımız. Hacer’in, İsmail bebeğe su ararkenki gayreti misali.
Hakikat suyunu, insanlığa faydalı olacak koşturmalar sonucunda içebiliriz, sadece kendimiz için koşarak değil. Bu öz eleştiri, şairin dilinden şu güzel mısralara dökülmüş:
Hâcet-i dünya için varırsın yüz yere
Hâcet-i ukbâ için komazsın hiç yüz yere
(Ziyaeddin Nakşibendî)
İnsana yatırım yapmak
yatırımlık insanlar olsun hayatımızda. Yıkık dökük, kendi kimliğini kaybetmiş… Günün birinde Rabbim dönüşüme uğratır onu da işte o zaman emeğinin, çabanın karşılığını iki cihanda alırsın.
Ahiret akçesini arayacağımız yer, üzerine bastığımız toprağın içindeki define değil, topraktan yaratılan insanın gönül zenginliğindedir. Bu dünya hayatında, yürüyerek girdiği şifahaneden kötürüm çıkanlar olduğu gibi bazen de şifa umduğu, uçarak girdiği gönüllerden kanadı kırık çıkanlara kanat germektir ahiret zenginliği. Erzurumlu İbrahim Hakkı'nın dediği gibi:
Harâbat ehlini hor görme zâkir
Defineye mâlik virâneler vardır
Dünya, ahirete giden bir yol ise madem, “Yolun hakkını verin.” (Buhârî, Mezâlim, 22.) hadis-i şerifini de hatırlamak gerekir: Resulüllah, “Yollarda oturmaktan sakınınız.” buyurunca ashab-ı kiram, “Ey Allah'ın Resulü, yollarda oturup konuşmamız bizim için kaçınılmaz bir ihtiyaçtır.” demişlerdi.
“Eğer mutlaka orada oturmanız gerekiyorsa oturunuz fakat yola da hakkını veriniz.”
“Ey Allah'ın Resulü, yolun hakkı nedir?”
“(Bakılması helal olmayan şeylere karşı) gözleri kapamak, (gelip geçenleri) rahatsız etmekten sakınmak, selam almak, iyiliği tavsiye edip kötülükten vazgeçirmektir. Ayrıca yolunu şaşırana da yol göstermektir.” (Ebu Davud, Edeb, 12.)
Ahirete giden bu dünya yolunun hakkı, haramlardan uzak durmak, yeryüzünde yaşayan hiçbir canlıyı rahatsız etmemek, insanlarla selamlaşmak; barış ve huzur içinde yaşamaya gayret göstermek, iyilikleri, güzellikleri artırmak ve kötülüklerin de azalması için çabalamak, Allah’ın ipine topluca sarılmaktır. Ayrıca gönül gözüne katarakt indiği için istikametini kaybedenlerin de ayaklarının altına kabartmalı zemin olmaktır.
Bu dünyada yönümüz, başlardaki gözlerimizle göremeyeceğimiz ahirete dönük ve bakışlarımız yönümüzden sapmamak için yerde, bize kaçınılmaz ölümü hatırlatan toprakta olmalı.
Ey Allah ım bizleri desteksiz bırakma.
Sabrı, hoşgörüyü, merhameti, sevgiyi ver.
Her zaman aklıselim, kalbiselim olmayı öğütleyen, ölümden sonraki hayata imanı ver
Tüm ifadeler:
391 yorum
Beğen
Yorum Yap
Asiye Sert
Hocam Allah razı olsun bizlerle bunu paylastiginiz bilgilendirdiginiz için sagolun saygılarımla
-
Beğen
-
Yanıtla
- 2y
