Menü tarıkhaber
ABDULLAH ADEMOĞLU

ABDULLAH ADEMOĞLU

Tarih: 04.06.2023 05:04

GÜNÜN YAZISI

Facebook Twitter Linked-in

AHİRETE İRTİHALİNİN 24.YILINDA BÜYÜK İSLAM ALİMİ VE MUTASAVVIF ŞEYH İZZEDDİN HAZRETLERİNİ RAHMET VE MİNNETLE YAD EDİYORUZ
ŞEYH İZZEDDİN EL-HAZNEVİ (K.S.) 1923 YILINDA SURİYE ´NİN KAMIŞLI KAZASINA BAĞLI BİR KÖY OLAN HAZNE KÖYÜNDE DÜNYAYA GELMİŞTİR .23 YIL İRŞAD MAKAMINDA BULUNAN Ş.İZZEDDİN HAZNEVİ (K S )
31 TEMMUZ 1992 YILINDA CUMA GÜNÜ HAKKIN RAHMETİNE KAVUŞMUŞTUR.
RABBİM RAHMET EYLESİN
MEKANINI CENNET VE DE PEYGAMBERİMİZE KOMŞU ETSİN.
Şeyh hazretlerinin pederi alisi ve validesi çok salih kimseler idiler. Şeyh hazretleri bu iki salih ebeveyninin kucağında büyüdü. Ailesinden aldığı terbiye hayatı için çok önemli bir başlangıç oldu.
Şanı yüce İslam ümmetinin tarih semasında, karanlık geceleri aralayan ve gecenin zulmetini kaldıran büyük ıslahatçıları, değerli alimleri vardır ki, yıldızlar misali yol gösterirler. Bunlar güneş gibidirler. Işık verir ve ısıtırlar. Nesiller boyu bu böyle devam edip gelmiştir. Bu Allah”ın çok büyük bir nimetidir.İlim direklerinden biri olan büyüklerden sayılan, ıslah edici, rehber, hidayetçi ve davetçi olan eşsiz dehaya, Şeyh İzzeddin Hazretlerini (k.s.) anmak ve onun hatırasını yaşatmaya çalışmak aslında nimet verici olan Allah´a bir şükürdür
İnsanoğlu dünyaya geldiği andan itibaren iki bineğe benzeyen gece ve gündüz bineklerine binerek ahiret alemine gitmek üzere yola çıkar.Her geçen gece ve gündüz onun ömründen bir miktar alıp götürür. Sonunda ömür tükenir ve yolculuk sona erer. Ahiret alemine bir geçiş olan ölüm tadılır.İnsanoğlu ölüm ile ilahi hükme boyun eğer. Alevleri yükseldikten sonra gevşeyen ve sönen ateş misali, nefesleri tükenir ve yaşam alevi son bulur. Vazife gören organları ölüm yaklaştığında takatsiz ve hareketsiz kalır. Dünya aleminden Berzah alemine intikal eder.Ölüm bütün yaratıkları kuşatır. Fakat ölümden ölüme fark vardır. Taşıdıkları özelikleri ve arkalarında bıraktıkları eserler yönünden insanların ölümleri farklı ve başka başkadır.
Bazıları ölünce arkalarında iyi ve övülen bir eser bırakmadıkları için hakikaten tek başlarına ölmüş olurlar ki gerçek fani oluş ve acı gidiş buna denir.
Bazıları ise ömür boyu uygun adımlarla ilerler, aklı selim ile hareket eder, çok geniş ve büyük hizmetler verir, kesintisiz gayret gösterirler. Övülen, güzel bir ruh haline ulaşınca hayatta ve dünyada pek gözleri kalmaz. Umduğunu bulduğu için, dünyadan kalben el-etek çeker, Allah´a kavuşur, huzur bulur ve bu şekilde ruhunu Allah´a teslim ederler.
İşte böyleleri yalnız ölmezler. Nasıl ki böylelerinin yaşamasıyla bir ümmet yaşıyordu, ölümleriyle de bir ümmet ölür. Alimin ölümü alemin ölümüdür. Fakat ölüm dahi onları unutturmaz.Böyle şahsiyetlerin hatırası yaşatılmak istenir. Sözleri, ömür boyu dilden dile dolaşır, kıssaları sürekli anlatılır.Bunlar gibi olanların ölümü esasen yeni bir hayattır ve intikali sanki ebedi bir yaşamdır. Nurlarını saçmaya devam ederler. Daima örnek gösterilir ve hiç unutulmazlar
Haznevi Şeyhi'nin (K.S.) yolu ; dünden bugüne kadar salik ve alimlerin terbiye gördüğü bir kaynak olmuş ve inşallah bu şekilde kıyamete kadar da devam edecektir. Bu medrese ve bu sağlam kale; İslam ümmetine, ilmi ile amil olan ihlaslı, parlak, taşıdıkları ağır mesuliyetin şuurunda olan; dinlerine ve inançlarına karşı sorumluluk duygusunu bilen ve Efendimiz Hz. Muhammed´den (s.a.v.) ilham alan alimler sunmuş ve hediye etmiştir.Binlerce gönül eri ve Hak aşıkları, Şeyh hazretlerinin (k.s.); durgun ve safi pınarından, bitmek bilmeyen ummanından içmek için dergâhına geliyorlar.
Şeyh Hazretlerinin babası, bütün dünyada şöhret bulan havas ve avam arasında meşhur olan Şeyh Ahmed El-Haznevi (k.s.) hazretleridir. Valideleri ise; takva sahibi, gece namaz kılan, gündüz oruç tutan, Allah´a taat ve ibadetle yönelen bir hanımefendiydi. Şeyh hazretlerinin şerefli aile ve soyunun kökeninde ilim, takva, vefa, salah, temizlik ve nezaket vardır. Bu tahir ve temiz ailenin misali şu ayet-i kerimede belirtildiği gibidir: “Kökü sağlam, dalları göğe doğru olan, Rabbinin izniyle her zaman meyve veren bir ağaç misalidir.” (İbrahim Suresi: 24)
Şeyh İzzeddin El-Haznevi hazretleri ilk çocukluk dönemlerini babasının ve annesinin terbiye kucağında geçirmiştir. O zamanlar şerefli ebeveyni Suriye´nin doğusunda bulunan Kamışlı kazasına bağlı Tel-Maruf köyünde idiler. İslami ve dini tahsillerini öncelikle akli ve nakli ilimlerde üstün bir otorite sahibi olan Allame Şeyh Ahmed El-Haznevi´den almışlardır.
Şeyh İzzeddin (k.s.) küçük yaşlarda Kuran-ı Kerim´i okudu. Daha sonra kardeşleri Şeyh Masum (k.s.) ve Şeyh Alâaddin (k.s.) ile birlikte ilim tahsiline başladı. Arap edebiyatı kaidelerini çok güzel kavradı. Sarf, nahiv, belagat, adab vb. ilimlerde öylesine mesafe kat etti ki zamanın Sibeveyh´i ve asrının müracaat edileni haline geldi.Daha sonra Fars dilini ve bu dilin inceliklerini öğrenmeye başladı. Esaslarını, füru ve meselelerini kavradı. Mantık ilmini, meselelerini, kaidelerini bütün yönleriyle ele aldı.
Bunun akabinde Şafii mezhebi ile ilgili yazılmış fıkıh kitaplarını okumaya, usul ve füruunu, akli ve nakli yönlerini tahsile başladı. Kendi akranı olanları geçip adeta zamanın İmam-ı Şafii´si oldu. Yalnız bir ilmi değil birçok ilmi tahsil etti. Fıkıh, Nahiv, Edep, Tasavvuf, Belagat, Mantık, Ahlâk, Usul ilimleri, Arap ve Fars Edebiyatı v.d.
Bu tatlı ilim kaynağından doya doya içtikten sonra, babası Şeyh Ahmed El-Haznevi´nin marifet ve ilim deryasından; sarsılmaz azmi ve üstün zekası, âli himmeti ile cevherler ve eşsiz inciler çıkarınca, icazet almak şöyle dursun icazet vermek hususunda ehil olunca, pederi âlileri mübarek eliyle yazdığı icazeti ona vermiştir.
Üstün bir feraseti, kabiliyeti ve çok harika bir zekâsı vardı. Nasıl denizlerin hacmini ihata etmek, sırlarını keşfetmek zor ise, deniz misali olan bazı insanların da Allah´ın onların kalplerine ilka ettiği sırlar öyle çoktur ki onları bilmek ve anlamak çok zordur . İşte Şeyh İzzeddin (k.s.) bu sır dolu zatlardan birisiydi.
ŞEYH İZZEDDİN (K.S.) HAZRETLERI, HZ. ALİ (R.A.) EFENDIMIZE NİSPET EDİLEN ŞU BEYİTLERİ ÇOKÇA OKUR VE TERENNÜM EDERDİ:
“Fazilet ilim ehlinin hakkıdır. İlim ehli hidayetli yol arayanlara hidayeti gösteren rehberlerdir.”
“Kişinin kıymeti, bildiği şeydir. Cahiller ise ilim ehline düşmandır.
Öyle bir ilim tahsil et ki, onunla daima diri kalır yaşarsın. Zira insanlar ölür; ama ilim ehli olanlar diridirler.”
ŞEYH HAZRETLERİNİN (K.S.) MARIFET VE HİKMETLERİNDEN ESİNTİLER ;
Şeyh hazretleri şöyle buyurdu:
“Kalb hastalıkları içinde hasetten daha zararlısı yoktur. Alimleri tehdit eden afetlerin en büyüğü de budur.”
-Bir baba kendi çocuğunun kendisinden üstün olmasını istediği gibi ruhi (manevi) bir baba olan mürşid de kendi müridinin kendisinden üstün olmasını ister.
-Muhabbet, istifade etmenin mıknatısı (cazibesi)dir.
-Güneşe baksanıza çok büyük olduğu halde ince bir bulut tabakası onun önüne geçti mi hizasını gölge yapar.
Şeyh İzzeddin hazretlerinden (k.s.) olağan üstü bir iş sadır olduğu zaman diyordu ki: “Benim kerametim yoktur. Ben bunu, Allah´ın bana verdiği akıl ve ferasetle bildim.”
-Mürid tavus kuşu gibi olmalıdır. Daima siyah ön ayaklarına bakmalıdır. Rengârenk olan tüylerinin güzelliğine aldanmamalıdır. Bu güzellik kendisinden olmadığı gibi onu ucb ve fitneye de sürükler.
-İnsanın gücünü aşan kahredici düşünceler mürid olan kimseye zarar vermiyor ise de ondan dolayı istiğfarda bulunmak gereklidir.
– Allah (c.c.) Hz. Peygamber´in (s.a.v.) hatırı için zahiri meshi (dış değişmeyi) Ümmet-i Muhammed´den kaldırmıştır. Eski ve geçmiş ümmetlerden biri günah işlediği zaman; domuz, maymun veya köpek suretine girerdi. Bu dış mesh (değişme) bu ümmette yoktur. Yalnız manevi mesh (iç değişme) hala vardır. Bu manevi meshin iki belirgin alameti vardır. Vaaz-ü nasihatten müteessir olmamak, yapılan günahlardan pişman olmamak ve müteellim olmamak.
– Allah korkusu kalbe girince (yasak) olan şehvetleri yakar ve o kalpde dünyaya istek kalmaz.Şöyle rivayet edilmiştir: Hz. Peygamber (s.a.v.) namaz kılan birisinin namazda iken azaları ile oynadığını görür ve şöyle buyurur: “Eğer bunun kalbinde huşu olsaydı, organları da kalbe bağlı olarak huşu içinde olur, haşyet duyardı.”
RABBİM CÜMLEMİZİ DOSTLARI İLE BİRLİKTE PEYGAMBERİMİZİN SANCAĞI ALTINDA HAŞRETSİN.
BU KAMİL VE MÜKEMMİL OLAN ALLAH IN DOSTLARINDAN İSTİFADE EDENLERDEN EYLESİN.
Fotoğraf açıklaması yok.
 
 
 
Tüm ifadeler:
Zeynel Abidin Uysal, İbrahim Eren ve 121 diğer kişi
 
26 yorum
7 Paylaşım
 
Beğen
 
 
 
Yorum Yap
 
 
 
Diğer yorumları gör
 
Fatih Atıcı
Allah Rahmet Eylesin
  • Beğen
     
  • Yanıtla
  • 6y

 

Yorum yaz...
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
 
 
 
 
 
عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّه عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَال ;
َمَنْ حَمَلَ عَلَيْنَا السِّلَاحَ فَلَيْسَ مِنَّا
وَمَنْ غَشَّنَا فَلَيْسَ مِنَّا .
( صحيح مسلم )
EBÛ HÜREYRE ( R.A ) RIVAYET EDİLDİĞİNE GÖRE ;
RESÛLULLAH ( S.A.V ) ŞÖYLE BUYURDU:
'BİZE SİLAH ÇEKEN BİZDEN DEĞİLDİR. BİZE HİLE YAPIP ALDATAN DA )BİZDEN DEĞİLDİR.'
( MÜSLİM )
GECENİZ VE CUMANIZ MÜBAREK OLSUN
RABBİM.BU GECENİN YÜZÜSUYU HURMETİNE VATANIMIZI MİLLETİMİZİ TÜM İSLAM ALEMİNİ ZALİMLERİN FASİDLERİN HASİDLERİN KATİLLERİN KAFİRLERİN NİYETİ BOZUK OLANLARIN VE KISACASI ALLAH 'DAN KORKMAYANLARIN ŞERRİNDEN MUHAFAZA BUYURSUN.,,,,
BİRLİKTELİĞİMİZİ BOZMASIN
Fotoğraf açıklaması yok.
 
 
 
Tüm ifadeler:
Ömer Ayyıldız ve 208 diğer kişi
 

Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —
G-H1BEN5KZ8N