Menü tarıkhaber
ABDULLAH ADEMOĞLU

ABDULLAH ADEMOĞLU

Tarih: 04.06.2023 05:07

GÜNÜN YAZISI

Facebook Twitter Linked-in

 
MÜBAREK ÜÇ AYLAR İÇERİSİNDE MANEVİ DEĞERİ YÜKSEK BİR GECE OLARAK YERİNİ ALAN VE RAMAZAN I ŞERİF İN HABERCİSİ 'BERAAT KANDİLİ' OLARAK DA BİLİNEN BERAAT GECESİ İNŞALLAH BU GECE İDRAK EDİLECEK.
21 MAYIS İ 22 MAYISA (CUMARTESİ Yİ PAZARA ) BAĞLAYAN GECE.
TÜM İSLAM ALEMİNİN BERAAT KANDİLİNI TEBRIK EDER.
HAYIRLARA VESİLE OLMASINI CENAB I HAKTAN NİYAZ EDERİZ
CENAB I HAK KURAN I KERÎM DE DUHAN SÜRESİNDE ŞÖYLE BUYURMAKTADİR
بسم الله الرحمن الرحيم
حم وَالْكِتَابِ الْمُبِين إِنَّا أَنزَلْنَاهُ فِي لَيْلَةٍ مُّبَارَكَةٍ إِنَّا كُنَّا مُنذِرِينَ.
ف۪يهَا يُفْرَقُ كُلُّ اَمْرٍ حَك۪يمٍۜ
1. Hâ Mîm
2,3. Apaçık olan Kitab’a andolsun ki, biz onu mübârek bir gecede indirdik. Şüphesiz biz insanları uyarmaktayız.
4 Tüm hikmetli işler bu gecede ayırt edilir
Bu gecenin, şu ayeti kerimede bildirilen gece olduğu söylenmiştir.
“O gecede her hikmetli iş, belirlenip hükme bağlanır.”
Bu geceye, bereketli ve feyizli bir gece olması sebebiyle 'MÜBAREK ',
Kulların günahlarının affolunması ve temize çıkmaları sebebiyle
'BERAT',
Kulların ihsana kavuşmaları nedeniyle
'RAHMET',
Geceyi iyi değerlendiren kulların seçilerek salih kullar arasına alınması sebebiyle 'BERAE VEYA SAKK' ADI DA verilir.
Vergi ödendiği zaman nasıl ki vergi borçlusuna borcundan kurtulduğunu gösteren bir belge veriliyorsa, Allah Azze ve Celle de Berat Gecesinde mümin kullarına berat yazar.
'Berat, beraet' kelimesi 'el-berâe' kelimesinin Türkçedeki kullanılış şeklidir. Beri olmak, aklanmak, temiz ve suçsuz çıkmak demektir.
Müminlerin bu gece günah yüklerinden kurtulup İlâhî bağışa ermeleri umulduğu için de Beraat Gecesi denmiştir.
Sevgili Peygamberimiz (sallallahu aleyhi vesellem) “Beş gece vardır ki, onlarda yapılan dualar kabul olur.
Bunlar;
Recep ayının ilk gecesi,
Şaban ayının on beşinci gecesi,
Cuma ve Bayram geceleridir” buyurmuştur.
Yeryüzündeki Müslümanların iki bayram günü olduğu gibi, göklerdeki meleklerin de iki bayram gecesi vardır. Meleklerin iki bayram gecesinden biri,
Şâban ayının on beşinci gecesi olan BERAAT GECESİ; diğeri ise KADİR GECESİDİR.
Beraat gecesine 'KEFARET gecesi' de denilir. Bir hadis-i şerifte Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem):
'Kim bayram gecesini ve Şâban ayının on beşinci (Berat) gecesini ibadetle ihya ederse, kalplerin öldüğü günde o kişinin kalbi ölmez'buyurmuştur.
Bu gecenin bir adı da 'ŞEFAAT GECESİ' dir. Bunun delili şu hadis-i şeriftir:
'Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) Şaban ayının on üçüncü gecesi ümmetine şefaat etmek için dua edip yalvardı; kendisine, ümmetinin üçte birine şefaat etme izni verildi. On dördüncü gecesi yine dua edip yalvardı; bu sefer üçte ikisine şefaat etme yetkisi verildi. On beşinci gecesi bir daha yalvardı, bu sefer de, kaçak develer gibi Allah'tan kaçanlar dışında bütün ümmetine şefaat etme izni verildi.
Bu gecenin diğer bir ismi de 'MAĞFİRET GECESİ'DİR.
Şu hadis-i şerif buna işaret eder:
'Allah Teâlâ Şaban’ın on beşinci gecesi kullarına nazar eder ve yeryüzünde bulunanlardan şirk koşanlarla haset edenler hariç, bütün müminleri mağfiret eder.'
Rabbimiz, Beraat gecesi tövbe, istiğfar ederek pişmanlık duyan günahkârların cümlesini affedeceğini bildiriyor. Ancak şu sekiz sınıfın “Kesin Tövbe Etmedikçe” bu aftan istifadelerinin olamayacağını da işaret ediyor:
1, Allah'a şirk koşanlar.
2, Ana-babalarına isyan eden, onların kalplerini kırıp gönüllerini yıkanlar.
3, İçkiye devam edenler.
4, Falcılık edip gelecekten haber verenler.
5, Din kardeşine besledikleri kinden vazgeçmek istemeyenler.
6, Adam öldürmekten pişmanlık duymayanlar.
7, Nikâhsız aile ile yaşayanlar.
8, Akrabalarıyla alâkayı kesip ihmal edenler.
Ebu Hüreyre’den rivayet edildiğine göre: Resülullah Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur:
“Şaban ayının on beşinci gecesinin ilk vaktinde Cebrail (a.s) bana geldi; şöyle dedi:
“Ya Muhammed, başını semaya kaldır. Sordum.
“Bu gece nasıl bir gecedir? Şöyle anlattı:
“Bu gece, Allah Teâlâ, rahmet kapılarından üç yüz tanesini açar. Kendisine şirk koşmayan hemen herkesi bağışlar. Meğerki bağışlayacağı kimseler büyücü, kâhin, devamlı şarap içen, faizciliğe ve zinaya devam eden kimselerden olsun. Bu kimseler tövbe edinceye kadar, Allah Teâlâ onları bağışlamaz.
Berat Gecesinin beş ayrı özelliği var.
1. Bütün hikmetli işlerin ayırımına başlanması.
2. Bu gecede yapılacak ibadetlerin diğer vakitlere nispetle kat kat sevaplı olması.
3. İlâhi rahmetin bütün âlemi kuşatması.
4. Allah'ın af ve bağışlamasının coşması.
5. Peygamberimize tam bir şefaat yetkisinin verilmiş olması.
Zemzem kuyusunun bu gecede açık bir şekilde coşup çoğalması da bu manaları kuvvetlendiren kutsal bir işaret olarak yorumlanmaktadır.
Bediüzzaman (r.ah) hazretleri şöyle buyurmuştur:
‘’İşlenen sevaplı amellerin değeri başka zamanlarda on ise, Berat Kandilinde yirmi bindir. Meselâ başka zamanlarda okuduğumuz bir tek Kur'an harfine on sevap veriliyorsa, bu gecede her bir harfine yirmi bin sevap verilmektedir. Bu bakımdan tam bir ihlâsla çalışıp ihyasına gayret gösterebildiğimiz takdirde Berat Kandili elli bin senelik bir ibadet hayatının sevabını bir gece içinde bize kazandırabilir. Onun için elden geldiği kadar Kur'an ve istiğfar ve salâvatla meşgul olmak büyük bir kârdır.’’
İmam Sübkî (rh.a.), tefsirinde şöyle der: 'Berat gecesi, yıl içinde işlenen günahlara kefaret; cuma gecesi, hafta içinde işlenen günahlara kefaret; Kadir gecesi ise ömür içinde işlenen günahlara kefarettir.'
Beraat Gecesinin Özelliği ve Önemi
Nasıl dünya işlerimizde genellikle yıllık bir kar-zarar hesabı yapıyor ve bu hesaba göre gelecekle ilgili plan ve program hazırlıyorsak; ahiretimizle ilgili hesapları da yapmamız gereklidir. Bu gece böyle bir muhasebe için bulunmaz fırsattır.
Duhan Sûresinin 2. 3. ve 4. âyetlerinin Beraat Gecesinden bahsettiği bildirilmektedir. Âyetlerin meali şöyle:
'O apaçık kitaba and olsun ki, biz onu gerçekten mübarek bir gecede indirdik. Çünkü biz onunla insanları uyarmaktayız. Bütün hikmetli işler o gecede tefrik olunur.'
Hikmetli işlerin ayırımının yapılmasına Beraat Gecesinde başlanmakta ve bu işlem Kadir Gecesine kadar devam etmektedir.
Bu hikmetli işler nelerdir ve âyetin mânası nedir?
Yıllık Kader Programı
At b. Yesar (rh.a) şöyle rivayet eder:
“Şaban ayının on beşinci gecesi olunca, gelecek yılın Şaban ayına kadar ölecek olanların isimleri yazılarak ölüm meleğine verilir. İnsan bir yanda ağaç diker, evlenir, bina yapar; ama ismi ölecekler listesine kaydedilmiştir! Ölüm meleği, ölüm anının gelerek emri yerine getirmeyi bekler.”
İbni Abbas'tan rivayet edildiğine göre, hikmetli işlerin birbirinden ayırt edilmesi şu şekilde cereyan etmektedir:
Bu seneden gelecek seneye kadar meydana gelecek olayların hepsi ayrı ayrı melekler tarafından defterlere yazılır. Rızıklar, eceller, zenginlik, fakirlik, ölümler, doğumlar hep bu esnada kaydedilir. O yılki hacıların sayısı bile bu devrede takdir olunur. Herkesin ve her şeyin o sene içindeki mukadderatı kaydedilir.
Rızıkla alakalı defterler Mikail Aleyhisselâma verilir.
Savaşlarla ilgili defterler Cebrail Aleyhissalama verilir.
Ameller nüshası dünya semasında görevli melek olan İsmail'e verilir.
Ölüm ve musibetlerle ilgili defter de Azrail Aleyhisselâma teslim edilir.
Fahreddin er-Râzî’nin (rah.a) açıklamasına göre bu defterlerin düzenlenmesi Berat Gecesinde başlar, Kadir Gecesinde tamamlanarak her defter sahibine teslim edilir.
Kur'ân'ın bu gecede indirilmesi meselesine ise şöyle bir açıklama getirilmektedir:
‘’Beraat gecesi, Kuran-ı Kerim’in Levh-i Mahfuzdan dünya semasına toptan indirildiği gecedir. Buna inzal denir. Kadir gecesinde ise Peygamberimize ilk kez ve parça parça indirilmeye başlanmıştır. Buna da tenzil denir.’’
Beraat Gecesi Duası
Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem) bu gece Rabbine şöyle dua etmiştir:
'Allah’ım, azabından affına, gazabından rızana sığınırım, Senden yine Sana iltica ederim. Sana gereği gibi hamd etmekten âcizim. Sen Kendini sena ettiğin gibi yücesin.”
Bazı mâna büyüklerinin de şöyle bir duası vardır:
'Allah’ım, şayet ismimi saîdler (iyilerin) defterine yazdıysan, orada sabit kıl. Şayet ismimi şakiler (kötülerin) defterine yazdıysan oradan sil. Çünkü Sen buyurdun ki, “Allah dilediğini siler, yok eder, dilediğini de sabit bırakır, Levh-i Mahfuz Onun katındadır.'
Peki, bizler böylesine önemli bir geceyi nasıl değerlendirmeliyiz?
Bu geceyi ibadet ve taatle geçirmenin pek çok sevabı ve feyzi vardır. Bu konuda Resul-i Ekrem (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur:
“Şaban ayının yarısı (Beraat gecesi) olduğunda, gecesinde kalkın ibadet edin, gündüzünde de oruç tutun! Muhakkak ki yüce Allah, o günde dünya semasına iner ve imsak vaktine kadar şöyle der: Affedilmeyi dileyen yok mu, affedeyim. Rızık isteyen yok mu, rızık vereyim. Şifa dileyen yok mu, şifa vereyim. Şunu isteyen yok mu vereyim…”
Bu geceye mahsus belirli bir ibadet yoktur. Ancak ;;
Gecenin manevi değeri dolayısıyla çokça tövbe ve istiğfarla, namaz, Kur'an tilaveti, zikir ve salâvatla, hayır dualarla geçirilmesi, bu gece vesilesiyle muhtaçlara yardım ve benzeri hayırlı amellere özel bir önem verilmesi müstehabtır. Kaza namazının kılınması daha isabetli olacaktır.
- Gene bu gecede Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem)’in mübarek ruhuna salât ve selam okumalıyız.
- Öncelikle böyle zamanlarda kulluğumuzu gözden geçirerek, eksik ve hatalarımızı ele almalı ve bunları düzeltebilmenin yollarını aramalıyız. Yani hesaba çekilmeden önce burada kendimizi hesaba çekmeliyiz, her gece ve dünyalık işlerin muhasebesini yaptığımız gibi bugünlerde de manevi kazanç ve kayıplarımızın muhasebesi yapmalıyız ki ahiretteki hesabımız kolay olsun.
- Bu mübarek geceyi günahlarımızın affı için bir fırsat bilmeli ve bol bol tövbe ve istiğfarda bulunmalıyız. Özellikle Müslümanların içinde bulunduğu sıkıntıları düşünerek dua edip Allah’a yalvarmalıyız.
- Eğer kaza namazlarımız varsa bunları kılma yoluna gitmeli, kaza namazımız yoksa bile, çokça nafile namaz kılmaya çalışmalı ve özellikle geceleri iyi değerlendirmeliyiz.
- İmkânımız nispetinde çokça Kur’an okumalıyız.
- Akrabalarla, komşularla ve dostlarımızla olan yakınlığımızı bir kat daha artırmalı ve yapacağımız ziyaretlerle onların gönlünü almalıyız. Onları sohbet meclislerine davet, hayır hasenata teşvik ederek kendilerinin de bu feyzli, bereketli zamanlardan istifade etmelerini sağlamalıyız.
- Etrafımızdaki fakir fukaraya yardım etmeli, imkânımız ölçüsünde sadaka vermeli, fakir öğrencilerin okuması için onların elinden tutmalıyız. Çünkü bu zaman dilimlerinde vereceğimiz sadakalar veya zekâtlar bize kat kat sevap getirecektir. İftar yemeklerine katılmalı, gücümüz nispetinde iftar vermeli, bir yudum su dahi olsa iftar yemeklerine katkıda bulunmalıyız.
Allah Teâlâ, büyüklerimizin. dua ve bereketiyle böylesine mübarek gecelerden azami derecede istifade etmeyi bizlere nasip etsin inş
Tüm ifadeler:
Ahmet Hamamcı ve 107 diğer kişi
 
5 yorum
9 Paylaşım
 
Beğen
 
 
 
Yorum Yap
 
 
 
Diğer yorumları gör
 
Ali Çınar
Hocam cumamiz ve kandilimiz mubarek olsun.rabbim yar ve yardimcimiz olsun.
  • Beğen
     
  • Yanıtla
  • 7y

 

Yorum yaz...
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
 
 
 
 
 
HAYIRLICUMALAR
HZ ENES (R.A ) DEN RİVAYET EDİLEN BIR HADİS İ ŞERİF DE PEYGAMBERİMİZ ( S.A.V ) ŞÖYLE BUYURUYOR;
ÜMMETIM IÇIN KORKTUKLARIM ARASINDA EN ZİYADE KORKTUĞUM ŞEYLER;
KENDİSİNE İTAAT EDİLEN CİMRİLİK (ZEKATI VERMEMEK GİBİ),
TABİ OLUNAN HEVA VE HEVES
HER REY SAHİBİNİN KENDİ FİKRİNİ BEĞENMESİ.
Tüm ifadeler:
Ziya Kaya ve 122 diğer kişi
 
13 yorum
4 Paylaşım
 
Beğen
 
 
 
Yorum Yap
 
 
 
Diğer yorumları gör
 
Ayhan Sayılgan
Rabbim ehli imanı takvali salih nurlu bereketli hayatlar ihsan eylesin Rabbim reyyan kapisin dan cennetine giren kullarindan eylesin Rabbim ummetin uzerindeki sis perdesi ni de kaldirsin. Rabbim ehli imani fisku fucura duşurme.kafirin munafigin fasikla… 
Devamını Gör
  • Beğen
     
  • Yanıtla
  • 7y

 

Yorum yaz...
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
 
 
 
 
 
TÜM ANNELERİMİZİN VE ANNE ADAYLARIMIZIN BUGÜN DAHİL HER GÜNLERİNİ TEBRİK EDER. HAYATTA OLANLARA SAĞLIK VE SIHHAT AHİRETE İNTİKAL EDEN ANNELERİMİZE DE YÜCE ALLAH'TAN RAHMET DİLERİZ
DİNİMİZDE ANNELERİMİZİN ÖNEMİ ;
CENÂB-I ALLAH ŞÖYLE BUYURUR:
وَوَصَّيْنَا الْاِنْسَانَ بِوَالِدَيْهِۚ حَمَلَتْهُ اُمُّهُ وَهْنًا عَلٰى وَهْنٍ وَفِصَالُهُ ف۪ي عَامَيْنِ اَنِ اشْكُرْ ل۪ي وَلِوَالِدَيْكَۜ اِلَيَّ الْمَص۪يرُ
“BIZ İNSANA, ANA-BABASININ (HAKLARINI GÖZETMESİNİ DE) TAVSİYE ETTİK. ANASI ONU SIKINTI ÜSTÜNE SIKINTI ÇEKEREK (KARNINDA) TAŞIMIŞTIR. SÜTTEN KESİLMESİ İKİ YIL İÇİNDEDİR.
BANA VE ANA-BABANA ŞÜKRET; DÖNÜŞ ANCAK BANADIR .”
(Lokman:31/14)
PEYGAMBER ( S.A.V ) ŞÖYLE BUYURUYOR ;
CENNET ANALARIN AYAKLARI ALTINDADIR
Anne kutup bir varlıktır. Çünkü o toplumun yapısını teşkil eden ailenin kurucusu, temeli ve direğidir.
Yuvada herkes onun etrafında döner, ona yönelir, sevgi ve şefkatini hisseder. O ise, kutup yıldızı gibi hep kendi etrafında döner.
Evet işte bu, bizi doğumumuzla hemen göğsüne yaslayan, sıcaklığını, sevgisini ve kokusunu hissettiren, ömrümüzün her anında kucaklayan, koklayan, öpüp öpüp okşayan, sıkıntılarımızı paylaşan, yemeyip yediren, giymeyip giydiren, bizim için her zorluğa katlanan, bizi eğitip yolumuzu aydınlatan, bunları yaparken de herhangi bir beklentisi olmayan merhamet ve şefkat timsali anadır.
Neslini devam ettirebilmek için en büyük zorluklarla karşılaşan canlı da şüphesiz ki insanoğludur. İnsan, canlıların en güçlüsü olmasına rağmen, doğduğu anda en zayıf olanların başında gelir. Bazı hayvan yavruları doğumdan hemen sonra, bir kısmı da kısa bir zaman sonra ayağa kalkabildiği, ihtiyaçlarını gidermeye başlayabildiği hâlde insanoğlu ancak, doğumundan yıllar sonra bu seviyeye gelebilir. Neslin devam edebilmesi için bütün bu zorlukları çeken ana babalardır. Anne, yavrusunu dokuz ay karnında taşır, hamilelik süresince pek çok güçlükle karşılaşır, hayatî tehlikeleri de göze alarak çocuğunu doğurur. Hiç bir şeye gücü yetmeyen bebeğini büyütmek için, uykusundan, istirahatından, sıhhatinden feragat eder.
Mâlik b. Rabi'a es-Sâidî (r.a.) anlatıyor:
«Ensardan bir adam, Peygamber (s.a.v.) Efendimiz’e gelerek sordu:
— Ey Allah'ın Resulü! Ölümlerinden sonra ana-babama iyilik olarak yapmam gereken bir şey var mıdır, onu yerine getireyim?
PEYGAMBER ( S.A.V.) EFENDIMIZ ŞU CEVABI VERDİ:
— Evet, dört husus vardır:
1. Onlar için dua ve istiğfarda bulunmak,
2. On­ların (başkalarına) verdikleri sözü yerine getirmek,
3. Dostlarına ikramda bu­lunmak,
4. ikisi tarafından olan hısımlarla İyi ilişkiler kurmak.
İnsanın dünyadaki en büyük görevi şüphesiz ki, Allah'ın rızasını kazanmaktır. Bundan hemen sonra rızasını almamız gerekenler ise, ana-babalarımızdır
Çocukluğumuzdaki yanlış ve zararlı davranışlarımızı güler yüzle karşılayanlar bize muhtaç duruma gelince onlara, bize yaptıkları gibi iyi davranmamız aynı zamanda bir şükran borcudur.
Ebû Hüreyre (r.a.) anlatıyor:
Hz. Peygamber (s.a.v.) bir gün;
- 'Burnu sürtülsün!. Burnu sürtülsün!. Burnu sürtülsün!.' buyurdu.
- 'Kimin burnu sürtülsün ey Allâh’ın Rasûlü?.' diye sorulunca, şu açıklamada bulundu:
- 'Ana-babasının her ikisinin veya sadece birinin yaşlılığına ulaştığı halde cennete giremeyenin...'
Ana ve babaların en çok hizmete ihtiyaç duydukları ihtiyarlık çağlarında onlara gereken hizmet, hürmet ve şefkati göstermeyip, Cenâb-ı Hakk’ın rızasını ve cenneti kazanamayan evlatların elbette burunları sürtülmeyi hak etmiş olur.
Ana-baba ölmekle onlara karşı olan sorumluluklarımız bitmez. Onları hayırla anarak ve dua ederek temiz hatıralarını devam ettirmemiz gerekir. İnsanları insan yapan da bir bakıma, nesilden nesile miras olarak intikal eden bu güzel duygu ve hatıralardır.
Peygamberimizin; 'Sevgi, verâset yoluyla kazanılır'
hadisi de bu gerçeği ifade etmektedir. Böylece, nine ve dedelerle torunlar arasında bir sevgi bağı kurulmuş olur. Onları hayırla anmak, bağışlanmaları için dua etmek, Allah Teâlâ'nın Kur'an-ı Kerîm'de bize öğrettiği dualardandır;
رَبَّنَا اغْفِرْ ل۪ي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِن۪ينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِساب
'Ey Rabbimiz! İnsanların hesaba çekileceği kıyamet gününde beni, annemi, babamı ve bütün müminleri bağışla.'
(İbrahim:14/41)
Büreyt'den rivayet edilen bir hadis-i şerifte; adamın biri Kâbe’yi tavaf ederken annesini omzunda taşıyarak tavaf ettirmiş Resulullah'ın yanına gelerek:
'-Hakkını ödedim mi?' diye sormuş. Resulullah (s.a.v.) Efendimiz buyurmuşlar ki:
'-Hayır, sana hamile iken alıp verdiği bir nefesin hakkı bile değil.'
Bu şefkat dolu tasvirin, insanları anne babalarına teşekküre yönelttiği oldukça açıktır
Sonuç olarak ;
Hz. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz’in; 'Cennet annelerin ayakları altındadır.'
hadis-i şerifi de annelerin lâyık oldukları yüce mertebeyi belirlemekte ve erkekle eşit olmaktan öte üstün haklara sahip bulunduklarına işaret etmektedir. Anneye ve babaya her türlü ikram ve ihsanda bulunmak, ihtiyacı olduğu takdirde bütün maddî ihtiyaçlarını gidermek, onlara 'öf' bile dememek, onlara karşı daima tatlı dilli, güler yüzlü olmak, en güzel tavır ve davranışlarla karşılık verip en ufak bir şekilde onları üzmemek, bıkkınlığı ifade edebilecek her hangi bir tavır takınmamak gerekir. Gönüllerini kıracak en küçük bir sözden bile kaçınmak, her hususta rızalarını kazanmağa çalışmak, onları kendisinden memnun etmek, yaşlandıklarında onların her türlü hizmetine koşmak, hastalık anlarında tedavi ve bakımlarını yaptırmak çocukların görevidir. Hasta veya yatalak hâllerinde onların hizmetlerinde bulunmak Cennet'in kapılarını aralayan bir davranıştır .
Ana babamıza hizmet edersek, Allah-u Zülcelâl bizden razı olur. Ama onlara karşı gelir, rızalarını kazanmazsak hem bu dünyada hem de ahirette huzurumuz olmaz
Tüm ifadeler:
Ahmet Hamamcı, Fozyilmaz Fozyilmaz ve 164 diğer kişi
 

Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —
G-H1BEN5KZ8N