Prof. Dr. Baran Yıldız
Tarih: 05.06.2023 01:11
GÜNÜN YAZISI
[22:49, 21.05.2023] Ömer Tarık Yılmaz: 54 SORUMLULUK BİLİNCİ
çıkarılan madenlerin beşte birinin devlete ödenmesi de Allah
hakları kapsamında görülür.
İnsanların ırz ve namuslarına dil uzatmama, onların onur-
larını ve şahsiyetlerini zedeleyecek tavır ve tutumlardan uzak
durma da “Allah hakkı” kapsamında ele alınan hususlardan
biridir. Suçsuz bir kimseye zina iftirasında bulunmak büyük
günahlardan sayılmış olup bu suçu işleyenler Kur’an’da belir-
tildiği üzere seksen sopa vurulmak ve bundan böyle şahitlikle-
rinin kabul edilmemesi ile cezalandırılırlar.
3.2. Kul Hakları
Bu başlık ile tüm insanlığa değil de belirli bir şahsa, gruba
yönelik haklar ve sorumluluklar kastedilmektedir.
Kulların birbirine yönelik en büyük sorumluluğu birbirinin
can, mal, namus, kişilik gibi temel değerlerine saygılı olmak,
yardıma muhtaç olanlara yardım etmektir.
İslam, cana yönelik her türlü haksız saldırıyı haram kılmış,
adam öldürmeyi en büyük günahlardan kabul etmiştir. Bunlar
için dünyada kısası öngörmüş, âhirette ise bu suçları işleyenle-
rin –tövbe etmemesi halinde- cehennem azabıyla cezalandırıla-
cağını belirtmiştir. Canın korunmasına yönelik sorumluluklar
arasında başkasının canını ya da sağlığını tehlikeye düşürecek
her türlü davranıştan uzak durma ve bu konuda her türlü ted-
biri alma sorumluluğu da gelmektedir.
İslam, insanların mallarına yönelik hırsızlık, gasp vb. her
türlü haksız fiili haram kılmakla kalmamış aynı zamanda faiz,
kumar, rüşvet, alım-satımda hile gibi yollarla başkasının malını
haksız yolla yemeyi de haram kılmıştır. Bu şekilde başkasının
malını haksız yollarla yiyenlere karşı kamu otoritesine dünyevî
cezalar belirleme yetkisi tanınmış, âhirette de bu suçları işle-
yenlerin ağır bir biçimde cezalandırılacağı belirtilmiştir.
[22:49, 21.05.2023] Ömer Tarık Yılmaz: “Boynuz şeklinde borazan” anlamına gelen ve nasslarda kıyametin kopması, daha sonra da yeniden dirilmenin başlaması için kendisine
üfleneceği bildirilen sûr, dünya ölçüleriyle mahiyeti kavranamayan bir şey olup, Resûl-i Ekrem tarafından boynuza benzetilmiştir. Sûrun,
lafzî anlamıyla mı yoksa mecazi olarak mı anlaşılması gerektiği konusunda müfessirler arasında görüş ayrılığı bulunmaktadır.
Bazı âlimler üflemenin lafzî anlamdaki boynuza değil, onun mecazi mânasını hatırlatan suretlere olacağı ileri sürülmüşse de, Zeccâc
gibi dilci müfessirler buna karşı çıkmıştır.[852] Çoğunluk ise sûru, lafzî anlamında olduğu gibi bir borazan ve üflemenin de ses çıkarmak
üzere ona üflenmesinden ibaret olduğunu söylemişlerdir. Ayrıca sûr, hadislerde de bu mânada kullanılmış[853] ve dört büyük melekten
İsrâfil’in ona üfleyeceği bildirilmiştir.
Kur’ân-ı Kerim’de sûra ilk üflendiği zaman göklerin ve yerin mevcut düzeninin bozulacağı, ikinci ve üçüncü üflemede ise insanların
kabirlerinden kalkıp huzûr-ı ilahîye gidecekleri belirtilmiştir. Müddessir sûresinde ise (74/8) aynı anlamda nâkūr kelimesi yer almaktadır:
“Sûra üfürüldüğü zaman var ya; işte o gün çetin bir gündür.”
Kıyametin Kopuşu
Semavî dinlerde iman esaslarından birini teşkil eden kıyametin ne zaman kopacağını Allah’tan başka kimse bilemez. Kopuşun yani
güneş sistemine bağlı gezegenlerin kozmik değişimi hususunda Kur’an’da çeşitli tasvirler yer almaktadır.
Kur’ân-ı Kerim’de kıyametin ansızın kopacağı[854] haber verildikten sonra yapılan tasvirlerin bir kısmı şöyledir: Görevli melek tarafın-
dan sûra üflenecek, Allah’ın diledikleri dışında gökte ve yerde bulunan bütün canlılar ölecek,[855] arz ve dağlar yerlerinden oynayıp birbirine
çarpacak ve darmadağın olacaktır.[856]
Özellikle Mekkî sûrelerde yer alan bu tasvirlerde yerin dümdüz olacağı ve içinde bulunanları dışarı çıkaracağı,[857] denizlerin birbirle-
rine karışacağı,[858] göğün yarılacağı,[859] kâğıt gibi dürüleceği,[860] ayın yarılacağı[861] ve bu iki gezegenin bir araya getirileceği,[862] yıldızların
döküleceği,[863] ışıklarının söndürüleceği,[864] kulakları sağır eden bir sesin duyulacağı,[865] vahşi hayvanların toplanıp bir araya getirilece-
ği[866] beyan edilmektedir. Sûra ikinci üfleyişte ise kabirlerde bulunanların diriltilip mahşere sevkedileceği belirtilir.[867]
Kur’an’da kıyametin kopuşunu tasvir eden âyetlerin bir kısmı şöyledir:
[852] Mâtürîdî, Te’vîlâtü’l-Kur’ân, en-Neml 27/87 tefsiri; Lisânü’l-Arab, “svr” md.
[853] Bk. A. J. Wensinck, el-Mu’cem, “svr” md.
[854] el-En’âm 6/31; Yûsuf 12/107; en-Nahl 16/77; el-Hacc 22/55; ez-Zuhruf 43/66; Muhammed 47/18.
[855] ez-Zümer 39/68.
[856] el-Hâkka 69/13-16.
[857] el-İnşikâk 84/3-4; el-Fecr 82/21; Zilzâl 99/1-3.
[858] et-Tekvîr 81/6; el-İnfitâr 82/3.
[859] el-Mürselât 77/9; el-İnşikâk 84/1.
[860] el-Enbiyâ 21/104.
[861] el-Kamer 54/1.
[862] el-Kıyâme 75/4.
[863] et-Tekvîr 81/2; el-İnfitâr 82/2.
[864] el-Mürselât 77/8.
[865] Abese 80/33.
[866] et-Tekvîr 81/5.
[867] el-İnfitâr 82/4; el-Âdiyât 100/9.
Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —