Prof. Dr. Baran Yıldız
Tarih: 22.05.2023 03:35
[24.12.2022 20:10] Ömer Tarık Yılmaz: HAYATI ANLAMLANDIRABİLMEK Bir toplantı vardı sabah erken, bir arkadaşımla beraber diğer katılımcıları bekliyoruz. Saat sabah 7:30 gibi. Güneş daha yeni yeni doğuyor, hava hafif karanlık, biraz da bulutlu... Fakat bu
[24.12.2022 20:10] Ömer Tarık Yılmaz: HAYATI ANLAMLANDIRABİLMEK
Bir toplantı vardı sabah erken, bir arkadaşımla beraber diğer katılımcıları bekliyoruz. Saat sabah 7:30 gibi. Güneş daha yeni yeni doğuyor, hava hafif karanlık, biraz da bulutlu... Fakat bulunduğumuz yer gayet güzel. Dışarıda güzel bir manzara var. Arkadaşımla diğer arkadaşları beklerken dedim ki; “Ne kadar güzel bir gün.” Hızlıca döndü bana, “Yanlış bir şey mi söyledim acaba?” dedim. Bazen insan oluyor ya zihninde başka bir şey düşünüyor dilinden başka bir şey çıkıyor. Öyle bir şey mi dedim. “Nasıl güzel bir gün dersin?” dedi. “Niye?” dedim. “Baksana nasıl hava?” dedi. Aynı yere bakıyoruz. Ama benim için çok güzel bir gün onun için korkunç bir gün.
İnsanın hayata nasıl baktığı, olayları nasıl gördüğü, duruşu nasıl belirlediği, güne nasıl başladığıyla, günü nasıl değerlendirdiğiyle, gördüğünü nasıl yorumladığıyla da ortaya çıkıyor. Benim günümün nasıl, arkadaşımın gününün nasıl geçtiğini tahmin etmişsinizdir.
Kuveyt Türk Dijital Takvim
https://play.google.com/store/apps/details?id=com.kuveytturk.dijital.takvim
[24.12.2022 20:10] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Ayeti
Ey iman eden kullarım! Şüphesiz, benim arzım geniştir. O halde (nerede güven içinde olacaksanız orada) yalnız bana kulluk edin.
(Ankebut 56)
[24.12.2022 20:11] Ömer Tarık Yılmaz: null
Allah’a ve ahiret gününe imân eden kimse, komşusuna eziyet etmesin.
Buhârî, Edeb, 31, 85
[24.12.2022 20:11] Ömer Tarık Yılmaz: ÖFKE
Güzel olarak bildiğimiz bir insani haslet veya duygu, yerli yerin- de ve ölçülü olarak ifade edilmezse kötü sonuçlar doğurabilir.
Bunun tam tersine, kötü olarak bilinen insani bir durum ise bazen kul açısından yararlı bir sonuca yol açabilir. Öfke duy- gusu, bu türden bir insani durumdur.
Öfke genellikle hoş karşılanmayan bir duygudur. Ancak öfke, hiddete ve şiddete dönüşmeden sabır ile birleşince insanın karakterinin olgunlaşmasına vesile olur. İnsan, içerisinde ka- baran öfkeyi kontrol altına alıp, ona mağlup olmazsa girdiği nice işlerde galip olur. Bu nedenledir ki, Allah öfkesini yutan- ları övmüştür (Al-i İmrân, 3/134).
Hz. Peygamber ise, “Yiğit, insanların sırtını yere getiren değil- dir. Gerçek yiğit, öfke anında kendine hâkim olabilendir.” (Müs- lim, “Birr”, 30) buyurmuştur.
DİNÎ KAVRAMLAR
AZÎMET
Bir şeye kesin karar vermek, niyet etmek anlamına ge- len azîmet, fıkıh usulünde, umumî ve kaide olarak bir şe- yin yapılması ve terk edilmesi yolunda konan hükümlerdir. Azîmet, teklifî hükümlerden olup, farz, vacip, mendub, ha- ram, mekruh çeşitleri bulun- maktadır. Namaz, oruç, zekat ve diğer vecibeler, domuz ve ölü eti yeme, kumar oynama ve zinanın yasaklanması birer azîmet hükmüdür. Azîmetin zıttı ise, ruhsattır.
ÖZLÜ SÖZ
Söz ok gibidir, senden çıktı mı artık sen ona değil o sana hâkimdir. (İmam Şafii)
[24.12.2022 20:11] Ömer Tarık Yılmaz: قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: مَنْ دَعَا إِلَى ضَلَالَةٍ كَانَ عَلَيْهِ مِنَ الْإِثْمِ مِثْلُ آثَامِ مَنْ تَبِعَهُ لَا يَنْقُصُ ذٰلِكَ مِنْ آثَامِهِمْ شَيْئًا. (م)
Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular: “Bir kimse (insanları) dalâlete çağırırsa kendisine tâbi olanların günahları kadar ona günah olur. Bu, tâbi olanların günahlarından da hiçbir şey eksiltmez.” (Sahîh-i Müslim)
24 Aralık 2022
Fazilet Takvimi
[24.12.2022 20:11] Ömer Tarık Yılmaz: MERCİMEK
Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) buyurmuşlardır ki: “Size mercimeği (yemenizi) tavsiye ederim. Çünkü o, pek bereketli ve mübarektir. Ve muhakkak o, kalbi yumuşatır, gözyaşını çoğaltır. Şüphesiz sonuncusu İsa aleyhisselâm olmak üzere yetmiş peygamber, onun bolluk ve bereketi için dua etmiştir.”
Meşhur âlimlerden Halîmî (rah.), “Mercimek, sâlih kimselerin yiyeceğidir. Onun hiçbir fazileti olmasa bile İbrahim aleyhisselâm’ın şehirde verdiği her ziyafette mutlaka mercimeğin bulunması, ona fazilet olarak yeter. Mercimek, bedeni hafifletir, beden de ibadet için hafifler. Ayrıca et gibi, şehevî arzuların artmasına sebep de olmaz.” demiştir.
Halîfe Ömer bin Abdülaziz (rah.), bir gün ekmek ile zeytinyağı, bir gün ekmekle et, bir gün de ekmekle mercimek yerdi.
Lifli ve bol proteinli bir gıda olan mercimeğin protein değeri, buğdayın protein değerinin hemen hemen iki katıdır. Ayrıca, mercimeğin proteinleri daha çabuk hazmolunmaktadır.
Mercimeğin, başta B vitamini ve demir olmak üzere mineral bakımından da zengin olduğu bildirilmektedir.
Mercimekte iki zıt husûsiyet bir arada bulunur: Kabuğu sıcak ve kuru olup mideye faydalıdır, karnı yumuşatır ve boşaltır. İç kısmı ise soğuk ve kuru olup kabız edicidir. Bu sebeple mercimek, kabuğuyla pişirildiği zaman, bağırsakları hareketlendirir ve boşaltır. Kabuklarından ayrılmış mercimek ise kabız yapıcıdır. Fakat haşlanılan suyu dökülür ve başka bir su ile yemek yapılırsa kabız yapıcı husûsiyeti gider.
Dövülerek zeytinyağı ile karıştırılır ve cilde sürülürse kan akışını hızlandırır, tetanos ağrılarına, soğuktan tutulan uzuvlara, his ve hareketi bozulmuş olan uzuvlara faydalıdır. Humma nöbetinden önce vücut bu terkiple ovalanırsa hummâyı önler. Müzmin hâle gelmiş uyuşmalara mâni olur.
Bu faydaları ile birlikte sürekli mercimek yemek, göze zarar verir, gözleri karartır. Ayrıca mercimek, kanı koyulaştırdığı için idrarı hapseder. Mercimekle beraber veya hemen sonra tatlı yenilmesi de karaciğerde tıkanıklıklara sebep olur.
24 Aralık 2022
Fazilet Takvimi
[24.12.2022 20:12] Ömer Tarık Yılmaz: Yerdekilere Merhamet
Enes b. Malik’in (radıyallahu anh) rivayet ettiğine göre Fahr-i Kâinat Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuşlardır: 'Şu dört şey müslümanların senin üzerindeki haklarındandır: İyilerine yardımcı olacaksın, günahkârları için Allah Tealâ’dan af dileyeceksin, hastalarını ziyaret edeceksin, günahlarına tövbe edenleri seveceksin.' (Hafız Irakî, Deylemî)
Ahir zamanda yaşıyoruz. Bütün insanların, bütün canlıların merhamete ihtiyacı var. Belki kalbimizde olan bir nebzecik merhamet sayesinde Cenab-ı Mevlâ’nın af ve mağfiretine kavuşuruz. Her işimizin başında söylediğimiz besmele ile Rahman ve Rahim olan Allah’a başvuruyoruz. Rahmet ve merhamet kelimeleri aynı kökten geliyor. Kalbimizde merhamet olursa mutlaka Allah rahmet edecektir.
Fahr-i Kâinat Efendimiz’in (sallallahu aleyhi vesellem) bizler için reçete hükmünde olan şu mübarek sözleriyle bitirelim: 'Yerdekilere merhamet edin ki, göktekiler de size merhamet etsin.' (Ebu Dâvûd, Tirmizî)
Semerkand Takvimi
[24.12.2022 20:12] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Hikayesi
Benim Peygamberim Beni Kurtarır
Oruç Reis esir edilmişti. Bir süre zindanda kaldıktan sonra çıkartılarak bir gemide küreğe çakıldı. Papazlar ve Şövalyeler, İtalyanca, Rumca ve İspanyolca bilen ve sözü sohbeti yerinde plan Oruç Reis ile konuşmaktan zevk alırlardı. Şövalyeler ona karşı hürmet duyuyorlardı. Sohbet sırasında ona:
-Ey Osmanlı! Sen güzel sözlü bir kişisin. Bizim lisanımızı da fevkalade konuşuyorsun. Müslümanlıkta ne buldun? Gel bizim dinimize geç! Adı sanı belli bir adam olursun. Büyük bir şövalye kaptan yaparız seni,dediler.
Oruç Reis:
-Kâfirlerin iyiliği bu mudur? Dinimden dönüp hükümdar olmaktansa müslüman esir kalmayı tercih ederim. Şu duvarlardaki resimleri elinizle dizersiniz ve onlara taparsınız. Şimdi onları ateşe atsalar veya çölde bir kuyuya bıraksalar, veyahut balta ile pare pare eyleseler, kendilerini kurtarıp halas etmeye kadir değildirler, dedi.
Şövalyeler:
-Görelim senin Peygamberin neyler, işte halin malum, dediler.
-Benim Peygamberim iki cihan fahridir. Bütün evliya ve enbiya ondan şefaat umar. Hepsine şefaati o eder. Hak teâlâ’nın avni ve inayeti ile gelip beni buradan kurtaracaktır, dedi.
Şövalyeler gülerek:
-Hele sen küreği çekmeğe devam et. Bu hava ile gönlünü hoş tut. Peygamberin seni kürek mahkumiyetinden kurtarsın, dediler.
Aradan zaman geçti. Bir gün kürek çektiği gemi şiddetli bir fırtınaya yakalandı. Dalgaların arasında ceviz kabuğu gibi sürükleniyordu. Bu hengamede Oruç Reis’in zincirleri de koptu ve kendisini denize bıraktı. Dalgalarla bir müddet boğuştuktan sonra sahile ulaştı. Daha sonra arkadaşları ile buluştu ve yeniden denizlere açıldı. Bir muharebe sırasında, kendisini esir etmiş olan Şövalyelerden birkaçı, şans eseri Oruç Reis’e esir düştüler. Onları görünce yanına getirtti ve şunları söyledi:
-Ben sizlere demedim mi, benim Peygamberim gelir beni kurtarır diye! Varın reisinize söyleyin, ben gene ona varayım, ne kadar demiri varsa vursun, Peygamberimiz bize, Allah’ın izniyle yine yardım eder.
Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —