Menü tarıkhaber
Prof. Dr. Baran Yıldız

Prof. Dr. Baran Yıldız

Tarih: 05.06.2023 01:49

GÜNÜN YAZISI

Facebook Twitter Linked-in

[22:11, 25.05.2023] Ömer Tarık Yılmaz: denenmektedir. Sonuçta bütün insanlar itaatkâr veya âsi, âdil veya zalim, iyi veya kötü olarak Allah’ın huzuruna çıkacaktır. Dünya haya-
tındaki haksızlıkların, haddi aşmaların cezasının verilmesi ve işlenen iyilik ve taatlerin ödüllendirilmesi için ilahî adalet divanı kurulacak, 
herkes birbiriyle hesaplaşacak, haklı ile haksız ayırt edilecek ve kişiye ameline göre karşılık verilecektir.
Âhirete İmanın Mahiyeti
Âhiret hayatı duyular ötesine ait bir konu olduğundan onun varlığının ispatı nass yoluyla imkân dahiline girer. Akıl, nassların haber 
verdiği hususların olabilirliğine hükmeder. Bu alanda nasslarda yer alan bilgilerle yetinmek durumundayız. Meselâ âhiretle ilgili olarak 
kullanılan sûr, mîzan ve amel defteri gibi kavramlar dünyadaki boynuz, terazi ve defterlere benzetilemez, onların mahiyetini ancak Allah 
bilir.
Kur’ân-ı Kerim insanın mebde ve mead (hayatın ilkin başlaması ve ölümden sonra yeniden vücut bulması) hakkında bilgilenme me-
rakını gidermek amacıyla onun aklına hitap eder ve âhireti insan aklına yaklaştırmak için dünya ile ilgili benzetmeler yapar. Bu çerçevede 
Allah’a imanla âhirete imanı bir arada sıkça zikreder.
Âhiret hayatının aklî delillerinin başında onun muhal değil mümkün oluşu gelir. Allah’ın ilmi imkân dahilinde olan nesne ve olayları 
kuşatıcı, O’nun kudreti de bunların tamamını kapsayıcıdır. Dolayısıyla Allah Teâlâ’nın her bedenin yok olan organlarını yeniden yarat-
mak veya parçalanmış cüzlerini bir araya getirmek suretiyle eski haline döndürmesi, söz konusu bedene ait ruhu da ona iade etmesi aklen 
imkânsız olmadığı gibi dinî bakımdan kesin bir şekilde sabittir.
Kur’ân-ı Kerim’de, eline aldığı çürümüş bir kemiği ufaladıktan sonra Resûlullah’a dönerek, “Allah’ın bu çürümüş kemikleri dirilteceğine 
mi inanıyorsun?” diyen Übey b. Halef ’e şöyle cevap verilmektedir: “İnsan görmez mi ki, biz onu meniden yarattık. Bir de bakıyorsun apa-
çık bir düşman kesilmiş! Kendi yaratılışını unutarak bize karşı misal getirmeye kalkışıyor ve ‘Şu çürümüş kemikleri kim diriltecek?’ diyor. 
De ki: Onları ilk defa yaratmış olan diriltecek. Çünkü O, her türlü yaratmayı hakkıyla bilendir.”[880]
Kur’ân-ı Kerim âhirete inanmayanların sadece zanna uyduklarını,[881] inkârcı, kibirli, maddî hazlara düşkün ve merhametsiz 
olduklarını,[882] bu sebeple onlara itibar edilmemesi gerektiğini[883] bildirir; kişinin dünyadan nasibini almayı unutmadan âhiret yurdunu 
aramasını öğütler.[884] İnsanın boş yere yaratılmadığını, başı boş bırakılmadığını, öldükten sonra diriltilip huzûr-ı ilahîye çıkarılacağını 
haber verir.[885] Böylece dünyada sorumluluk duygusuna sahip tek canlı varlık olan insanın hayatını anlamlı kılan âmillerin de bu duygu-
lardan ibaret bulunduğunu, böylelerinin dünyevî yaptırımlardan kurtulsalar bile kıyamet gününde Allah’ın huzurunda hesap vermekten 
kurtulamayacaklarına vurgu yapar.
Kur’ân-ı Kerim kıyamet inancını bütün peygamberlerin telkin ettiğini haber verir.[886] Günümüzde de başta Yahudilik ve Hıristiyanlık 
olmak üzere yaşayan dinlerin hepsinde bir nevi âhiret inancı bulunmaktadır. Bu da insanlığın âhiretin varlığı konusunda ortak bir kanaati 
paylaştığını göstermektedir. Şunu da belirtmek gerekir ki insanda sonsuzluk duygusu bulunmaktadır. Bu dünya hayatındaki ayrılıkların, 
giderilmemiş özlemlerin beka âleminde karşılanacağı inancı, kişiyi büyük çapta rahatlatmakta ve ileriye yönelik ümitler telkin etmektedir. 
Allah yolunda öldürülenlerin ölü zannedilmemesini, onların rableri nezdinde diri olduklarını bildiren âyetlerle[887] sâlihlerin ruhlarının 
arşın altında yeşil kuşların kursağı içinde asılı olduklarını, ayrıca hayır ve sadakalardan ruhların haberdar edildiklerini bildiren hadisler,[888]
insanın beka duygusunu güçlendiren ifadelerdir.
Her birimiz yakın çevremizden başlamak üzere haber alabildiğimiz uzak ülkelere kadar birçok zulüm ve haksızlığın işlendiğini bil-
mekteyiz. Kâbil’in Hâbil’i öldürmesinden itibaren başlayıp dünyanın ömrü boyunca devam edecek olan zulümlerin cezası nasıl verilecek, 
adalet nasıl tecelli edecektir? Söz konusu adalet yerine getirilmeyecekse insanoğlunun yaratılması ve onun barınağı olan dünyanın var 
oluşunun ne mânası vardır?
Ölüm Sonrasına İlişkin Teoriler
Ölüm sonrasına ilişkin görüşler, dünyanın bir başlangıç ve sonunun bulunup bulunmadığı düşüncesiyle yakından ilişkilidir. Maddenin 
kadim olduğunu, başlangıç ve sonunun bulunmadığını iddia eden materyalistlere göre insan, tıpkı şuursuz canlılar gibi doğan, yaşayan ve 
yerine hemcinslerini bırakarak ölüp giden bir varlıktır. Böylece hayat sonsuza kadar sürüp gitmektedir. Dolayısıyla ölüm sonrası bir hayat 
söz konusu değildir.
[880] Yâsîn 36/77-79.
[881] en-Necm 53/27-28.
[882] en-Nahl 16/22; el-Müddessir 74/43-47; el-Mutaffifîn 81/10-14.
[883] en-Necm 53/29.
[884] el-Kasas 28/77.
[885] el-Mü’minûn 23/115; el-Kıyâmet 75/36-40.
[886] Yûsuf 12/101; Meryem 19/33; Tâhâ 20/55; eş-Şuarâ 26/81-102; Nûh 71/17-18.
[887] Âl-i İmrân 3/169-170.
[888] Müslim, “İmâre”, 121; Ebû Dâvûd, “Cihâd”, 25; Dârimî, “Mukaddime”, 46.
[22:12, 25.05.2023] Ömer Tarık Yılmaz: DOSTUN DERDIYLE DERTLENMEK
Tasavvufî açıdan hakiki dost Cenab-ı Allah’tır. Diğer dostluklar ise, Allah rızasını kazanmak gayesiyle Allah’ın sevdiği kullarıyla dost olma şeklinden ibarettir.Allah’ın sevdiği kullarıyla dost olmak da hakiki dosta giden bir yol kabul edilmiştir. Dostlar aynı yolda, aynı amaçla yürüyen yol arkadaşlarıdır. Hz. Mevlâna, Allah dostlarıyla dost olmanın önemini şu hikâyeyle vurgulamaktadır: “Hz. Musa (a.s.)’ya Cenab-ı Hakk’tan, ‘Ey koynundan nurun parladığı, ben sana feyiz nuru bağışlarken sen hiç benim hatırımı sormaya gelmedin.’ diye hitap gelir. Hz. Musa, ‘Şüphesiz zâtın kusurdan münezzehtir. Bu ne sırdır? Yâ Rabbi, bana açıkla dedi. Hak Teâlâ yine, ‘Hasta halimden hiç sormadın!’ diye buyurdu. Hz. Musa, ‘Yâ Rab, Senin için bir zorluk yok. Yüce muradını bana bildir.’ dedi. Cenab-ı Hak dedi ki; ‘Bir makbul kulum hastalansa iyice bil ki onun hatırını sormak, benim hatırımı sormak olur. O benim hükmümle özürlenmiş olur, benim emrimle hastalanır.'Velilerin huzurunda oturanlar dost ile dost olanlardır. Velilerden uzaklaşanlar ise yolu şeytanın yoluna uğrama ihtimali olanlardır. Gönül sahipleriyle dostluk, nefsin ve şeytanın hilelerinden insanı koruyan bir kalkan gibidir. Yol Dostu Başkadır Allah dostlarıyla yoldaş olanlar beraber yürüdükleri dostlarıyla hakiki hedefe varırlar.
Nasihat Takvimi
https://play.google.com/store/apps/details?id=com.nasihattakvim
[22:12, 25.05.2023] Ömer Tarık Yılmaz: ❝Vakti gelmeden senden ibadet istenmediği gibi, sen de henüz gelmemiş olan yarının rızkını isteme!❞ 
 
▪ Ebu’l Hasan el-Harakânî (ks)

Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —
G-H1BEN5KZ8N