Menü tarıkhaber
Prof. Dr. Baran Yıldız

Prof. Dr. Baran Yıldız

Tarih: 05.06.2023 02:00

GÜNÜN YAZISI

Facebook Twitter Linked-in

[22:22, 26.05.2023] Ömer Tarık Yılmaz: Abdullah bin Amr (r.a.)
2018-05-25 Tarihinde Yayınlandı
 
Peygamberliğin 13. senesiydi… Hicret’ten az önce, Medine’de tebliğle vazifelen­di­ri­len Hz. Mus’ab bin Umeyr’in (r.a.) eliyle çok sayıda Medineli, İslam’ı seçmiş­ti. Hac mevsimi gelince 2’si kadın, 75 kişilik bir heyet, Hz. Mus’ab’la birlikte Mekke’ye gitti. Esasen kafile 500 kişilikti. Çoğunluğu müşrikler teşkil edi­yordu. Onlar da hac mevsiminde Kâbe’ye giderek putlara tapıyor, kendilerine göre bunu hac sayıyorlardı.
 
Medineli Müslümanlar, Peygamberimizle geceleyin görüşmek üzere anlaştı­lar. Fakat bu haberi müşriklerden gizli tutuyorlardı. Ka’b bin Mâlik (r.a.) birkaç Müslüman’la, henüz o zaman müşrikler safında bulunan Abdullah bin Amr’e gi­derek, onu hidayete davet etti. Çünkü bu zat, Hazreç kabilesinin ileri gelenlerindendi. Eğer iman ederse kabilesinden pekçok kimsenin de kurtulmasına vesile olabilirdi. Şu teklifte bulundular:
 
“Ey Câbir’in babası! Sen bizim efendimiz ve büyüklerimizdensin, muhterem ve herkesçe tanınan bir insansın. Biz senin gibi şerefli ve kabilesi içinde belli bir yeri olan birisinin cehenneme odun olmanı istemeyiz.”
 
Bu sözlerden sonra Müslüman olmasını teklif ettiler. İtiraz etmeyip kalbinin İslam’a ısındığını hissettikleri zaman da Resûl-i Ekrem’le buluşacaklarını bildir­diler. Zaten fıtraten temiz ruhlu ve sevimli olan Abdullah bin Amr, çok geçme­den iman ederek saadete kavuştu.[1]
 
O gece bütün Medineli Müslümanlar, Akabe’de Peygamberimizle buluştular. Peygamberimiz, içlerinden temsilci olarak 12 kişiyi seçmelerini istedi. Hazreçlileri temsil eden dokuz kişiden birisi de Hz. Abdullah bin Amr’dı (r.a.). Hz. Abdullah kuvvetli irade sahibi, bilgili ve dirayetli bir insandı. Okuma yazma da bilirdi. Bu seyahatte Hz. Abdullah müminler halkasına girince, hâliyle daha da mükemmel bir insan olmuştu. Biata katılanları Peygamberimiz cennetle müjdele­miş, böylece Hz. Abdullah da Müslüman olur olmaz ebedî huzurun saadetini tatmıştı.
 
Peygamberimizin Medine’yi teşrifinden sonra ondan ilim ve hikmet dersi al­mak için mukaddes sohbetlerinin ekserisinde bulunmuştu. Hz. Abdullah kala­balık bir ailenin reisi ve fakir bir vaziyette olduğu hâlde Peygamber sohbetin­den geri kalmıyordu. Ayrıca Suffe Medresesi’nin talebeleri arasında yer almıştı. Peygamberimizin hususi talebeleri içinde bulunarak Allah’ın medhine, Re­sû­lul­lah’ın iltifatına mazhar olan Hz. Abdullah, Bedir’de müşriklerle iman-küfür mücadelesini vermek üzere cihat daveti vuku bulunca cephede vazife aldı. Yüce dinin bahtiyar erleri içinde bulundu.
 
Bir sene sonra Peygamberimiz Uhud Gazası için mücahit toplarken, Hz. Ab­dullah da Peygamber ordusunda bulunmayı arzu etti. Evde bir oğlu, yedi kızı vardı. Kendisiyle beraber İkinci Akabe Biatı’nda Müslüman olan oğlu Hz. Câbir de (r.a.) müşriklere kılıç sallamak istiyordu. Fakat kız çocuklarını yalnız başla­rına, kimsesiz bir hâlde de bırakamazdı. İkisi de harbe katılıp şehit olsalar, onlara kim bakacaktı? Mücahit oğlunun gönlünü alan Hz. Abdullah şöyle konuştu:
 
“Vallahi oğlum Câbir, şu kızların kimsesiz kalmasını düşünmesem, senin gözlerimin önünde şehit düşmeni isterdim! Ben senin evde kalıp kardeşlerine bakmanı arzu ediyorum.”[2]
 
Babasını kırmayan Hz. Câbir, aile reisliğine vekâlet ederken, Hz. Abdullah Uhud Savaşı’na katıldı.
 
Uhud’da müşrik güruhunun üzerine atılan Hz. Abdullah, her kılıç kaldırışın­da Allah düşmanlarına ağır zayiat verdiriyordu. Eşsiz şecaat sahneleri sergili­yordu. İmanı uğrunda, inancı istikametinde bütün gücüyle mücadele ediyordu. Onu Peygamber’inin yanı başında çarpışmaktan ne ailesi ne de körpe kız çocuk­ları alıkoymuştu. Bu savaşta da gaye, tevhid sancağının dalgalanması, Allah’ın yüce isminin dünyaya ilanıydı.
 
Savaşın ateşli bir ânında müşriklerden Üsame’nin kılıc�
[22:27, 26.05.2023] Ömer Tarık Yılmaz: Bir Ayet
(Ey insanlar!) Sizin yaratılmanız ve öldükten sonra tekrar diriltilmeniz ancak bir tek insanı yaratmak ve diriltmek gibidir. Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir. 
(Lokman, 31/28)
 
İslami Uygulamalar  islamiuyg@gmail.com
[22:27, 26.05.2023] Ömer Tarık Yılmaz: Bir Hadis
Müslüman, insanların elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir. 
(Tirmizî, Îmân, 12)
 
İslami Uygulamalar  islamiuyg@gmail.com
[22:27, 26.05.2023] Ömer Tarık Yılmaz: Bir Dua
Bana Allah yeter. O’ndan başka ilâh yoktur. Ben O’na güvendim ve O, büyük Arş’ın Rabbidir.
(Tevbe, 9/129)
 
İslami Uygulamalar  islamiuyg@gmail.com
[22:27, 26.05.2023] Ömer Tarık Yılmaz: : “Ben ve yetimi kollayıp gözetleyen kimse cennette şöyle beraberce bulunacağız”, buyurdu ve işaret parmağıyla orta parmağını biraz açarak işaret etti.
(Buhari, talak 25)
[22:27, 26.05.2023] Ömer Tarık Yılmaz:  Eğer yasaklandığınız büyük günahlardan kaçınırsanız, sizin küçük günahlarınızı örteriz ve sizi şerefli bir yere sokarız.
NİSÂ Sûresi 31.Ayet

Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —
G-H1BEN5KZ8N