Menü tarıkhaber
Prof. Dr. Baran Yıldız

Prof. Dr. Baran Yıldız

Tarih: 05.06.2023 02:02

GÜNÜN YAZISI

Facebook Twitter Linked-in

EBU'L-AS ÎBNU'R-RABİ'
«Ebû'l-As bana doğruyu söyledi. Verdiği sözü de yerine getirdi».[1]
 
Ebu'I-As İbnu'r-Rabî el-Abşemî ei-Kuraşî, yakışıklı, hiçbir eksiği ol­mayan mükemmel bir gençti. Güzel huy ve özelliklerin hepsini kendi­sinde toplamış örnek bir gençti.
 
Kış yaz seferler düzenleyen Kureyş'in ticaret sevgisi Ebû'l-As'a da geçmişti. Develeri Mekke'yle Suriye arasında gidip geliyordu. Onun kervanında yüz deve ve ikiyüz kişi bulunurdu. Halk, ticaret için mal­larını ona verirlerdi. Çünkü onun becerikli, dürüst ve emin birisi ol­duğunu anlamışlardı.
 
Ebû'l-As'ın teyzesi, Muhammed'in hanımı olan HadiGe bint-i Hu-veylid, onu kendi oğlu yerine koyuyor, ona kalbinde ve evinde seve seve oturabileceği bir yer ayırıyordu.
 
Muhammed İbn-i Abdillah'ın Ebû'l-As'a olan sevgisi ise Hadîce'-ninkinden daha az ve daha aşağı değildi.
 
Muhammed İbn-i Abdillah'ın evinde yıllar süratle ve kolayca geç­mişti. En büyük kızı Zeyneb büyümüştü. Mekke eşrafının oğullan gö­nüllerinden onu geçirmişlerdi.
 
Bu neden olmasındı?! Çünkü o, Kureyş kızlarının soyu en köklü, anası babası en şerefli, ahlâkı ve terbiyesi en güze! olanıydı.
 
Fakat onu nasıl elde edebilirlerdi?!
 
Onların arasına kızın teyze oğlu Ebû'l-As İbnu'r-Rabî girmişti.
 
Zeyneb bint-i Muhammed'in Ebû'l-As'la birleşmesinin üzerinden sadece birkaç yıl geçmişti ki, Mekke ilâhî ve yüce nurla aydınlanmış, Allah, Peygamber'! Hz. Muhammed'i doğru ve hak dinle göndermiş, ona en yakın akrabalarını uyarmayı emretmişti. Kadınlardan ona ilk iman eden, hanımı Hadîce bint-i Huveylîd, kızları Zeyneb, Rukıyye, Ummu Külsûm ve o sırada küçük olmasına rağmen Fâtıma olmuştu.
 
Ancak damadı, Ebû'l-As, baba ve dedelerinin dîninden ayrılmayı istememiş, hanımını candan ve içten sevmesine rağmen, onun girdiği dine girmeyi kabul etmemişti.
 
Rasûlüllah'la (s.a.v.) Kureyş arasındaki kavga artınca, Kureyşliler aralarında şöyle konuştular :
 
«— Yazıklar olsun size!... Gençlerinizi, kızlarıyla evlendirmekle Muhammed'in dert ve tasalarını siz yüklenmiş oldunuz. Eğer kızlarını ona geri verseydiniz, şimdi sizin yerinize onlarla uğraşırdı..,»
 
«— İyi düşündünüz» deyip Ebû'l-As'a gittiler. Ona :
 
«— Hanımını terket Ebû'l-As! Onu babasının evine geri gönder. Biz seni Kureyş kadınlarının en güzellerinden dilediğinle evlendiririz» dediler. Ebû'l-As :
 
«— Hayır, ben hanımımı terkedemem. Üstelik bütün dünya kadın­larının ona denk olmasını istemem» dedi. Fakat Rukiyye île Ummu Kulsûm kocaları tarafından boşanıp babasının evine gönderildiler. Ra-sûlüllah (s.a.v.) onların geri gönderilmelerine memnun olmuştu. Ebû'l-As'ın da diğerleri gibi yapmasını istiyordu. Fakat henüz hem buna zor­layacak kuvvete sahip değildi, hem de —henüz— mü'min kadının müş­rik erkekle evlenmesi haram kılınmamıştı.
 
Rasûlüllah (s.a.v.) Medine'ye hicret edip oradaki durumu güçle­nince ve Kureyş Bedir'de onunla savaşmaya çıkınca, Ebû'l-As da on­larla birlikte çıkmaya mecbur kalmıştı...
 
Çünkü onun müslümanlarla çarpışma arzusu ve onlara dil uzat­ma gayesi yoktu. Fakat kavmi içindeki mevkisi, onu birlikte gitmeye sevketmişti... Bedir, şirkin burnunu sürten, elebaşlarmın sırtını yere getiren, Kureyş'in kötü yenligisiyle sona ermişti. Kimisi öldürülmüş, kimisi esir edilmiş, kimisi de kaçarak kurtulmuştu.
 
Esirlerin arasında Zeyneb bint-i Muhammed'in kocası Ebû'l-As'da vardı.
 
Hz. Peygamber esirlere, kendilerini esirlikten kurtaracak bîr fidye vermelerini şart koşmuş, esirin kavmi içindeki durumuna ve zengin­liğine göre fidyeyi, bin dirhemle dörtbin dirhem arasında takdir et­mişti.
 
Esirlerin fidye paralarını götürmek üzere Mekke'yle Medîne ara­sında elçiler gidip gelmeye başlamıştı...
 
Zeyneb, kocası Ebû'l-As'm fidyesini götürmek üzere adamını Me­dine'ye gönderdi
 
O, Ebû'l-As'm gelin gi

Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —
G-H1BEN5KZ8N