Menü tarıkhaber
Prof. Dr. Baran Yıldız

Prof. Dr. Baran Yıldız

Tarih: 05.06.2023 02:05

GÜNÜN YAZISI

Facebook Twitter Linked-in

[22:16, 27.05.2023] Ömer Tarık Yılmaz: SÖZÜNÜN ERİ OLMAK
Sözünde durmak, İslam’ın en önemli ahlak ilkelerinden biri- dir. Zira söz vermek, sorumluluk gerektiren bir davranıştır. Ve- rilen sözü yerine getirmek dürüstlüğün, özü sözü bir olmanın göstergesidir. Allah Teâlâ, verilen sözlerin yerine getirilmesini emretmiştir (Mâide, 5/1). Hz. Peygamber de yerine getirilemeye- cek sözün verilmemesini tavsiye etmiş (Tirmizi, “Birr ve Sıla”, 58), sözünde durmamayı münafıklık alameti olarak zikretmiştir (Buhârî, “İman”, 24). Çünkü dinimizde vefasızlığa, aldatmaya yer yoktur. Peygamberimiz en zor durumlarda bile verdiği söze sa- dık kalmıştır. Onun ümmetine yakışan da sorumluluk gerekti- ren bu erdemin bilinciyle hareket eden sözünün eri insanlar olmaktır.
 
DİNÎ KAVRAMLAR
TEBLİĞ
Taşımak, götürmek, ulaştır- mak, bildirmek ve eriştir- mek anlamına gelen tebliğ, Peygamberlerin vacib sıfat- lardan biri olarak peygam- berlerin, Allah’tan aldıkları hüküm ve haberleri hiçbir eksikliğe uğratmadan, ilave yapmadan ve gizlemeden in- sanlara bildirmesidir.
Tebliğ, dini esasları başkala- rına bildirmek ve anlatmak demektir. Dinî hükümlerin insanlara usulünce anlatıl- ması ilahî bir görevdir.
 
ÖZLÜ SÖZ
Edep haddini bilmektir. En büyük edep de ilahi hududu aşmamaktır. (Elmalılı Hamdi Yazır)
[22:16, 27.05.2023] Ömer Tarık Yılmaz: Zekât çok yönlü bir kurum, bir farz olduğu gibi, şehâdet ve namazdan sonra İslâm binasının üzerine kurulduğu beş temel esasın da üçüncüsüdür. Bu itibarla müslüman mükellefler bu önemli ibadeti usul ve âdâbına uyarak en iyi ve en güzel bir şekilde yapmalıdırlar. Zekât verirken uyulması arzu edilen kaideler şu şekilde özetlenebilir:
1. Müslüman zekâtını sadece Allah'ın rızâsına kavuşmak için vermeli, bu farîzayı 'başa kakmadan' ve 'ezâ vermeden' yerine getirmelidir. Yüce Allah sırf kendi rızâsı için yapılan harcamaları kat kat mükâfatlandıracağını, malını gösteriş için sarfedenlerin bu ödemelerinin boşa gideceğini bildirmekte ve şöyle buyurmaktadır:
'Mallarını Allah yolunda sarfedenlerin durumu, her başağında yüz tane olmak üzere yedi başak veren tanenin durumu gibidir. Allah dilediğine kat kat verir. Allah'ın lutfu geniştir. O her şeyi bilendir.
Mallarını Allah yolunda sarfedip, sonra verdiklerinin ardından başa kakmayan ve ezâ etmeyenlerin ecirleri Rablerinin katındadır. Onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.
Güzel bir söz ve iyilik, peşinden ezâ gelen bir sadakadan daha iyidir. Allah müstağnidir, halîmdir.
Ey inananlar! Allah'a ve âhiret gününe inanmayıp, insanlara gösteriş için malını veren kimse gibi, sadakalarınızı başa kakma ve ezâ etmekle boşa çıkarmayın. Böyle kimsenin durumu, üzerinde toprak bulunan kayanın durumu gibidir. Sağanak yağan bir yağmur isabet ettiğinde onu sert kaya haline getiriverir. Kazandıklarından hiçbir şey elde edemezler. Allah inkâr eden kimseleri doğru yola eriştirmez.
Allah'ın rızâsını kazanmak ve kalplerini sağlamlaştırmak için mallarını sarfedenlerin durumu, yüksekçe tepede bulunan, bol yağmur aldığında yemişlerini iki kat veren, bol yağmur almasa bile çisentisi olan bir bahçenin durumu gibidir. Allah yaptıklarınızı görür' (el-Bakara 2/261-265).
2. Müslüman mükellef temiz ve helâl kazancından zekât vermeli, eğer zekâtını aynî, yani mal olarak veriyorsa, bu malın iyi cinsten olmasına özen göstermeli, kendisine verilmesini istemediği malları başkalarına zekât olarak vermemelidir. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
'Ey inananlar! Kazandıklarınızın iyilerinden ve size yerden çıkardıklarımızdan sarfedin. Gözünüzü yummadan ve severek alamayacağınız derecede kötü ve değersiz şeyleri vermeye kalkmayın. Allah'ın müstağni ve övülmeye lâyık olduğunu bilin' (el-Bakara 2/267).
3. Hanefîler'e göre zekâtın, alanın onuru zedelenmemesi ve gösteriş şaibesinden uzak olması için gizlice verilmesi daha iyidir.
Şâfiî ve Hanbelîler'e göre ise insanları bu ibadeti yapmaya teşvik etmek için zekâtın açıkça verilmesi daha uygun olur.
Bütün fakihlere göre zekât dışındaki gönüllü ödemeleri gizlice vermek efdaldir. Yüce Allah şöyle buyurur:
'Sadakaları açıkça verirseniz iyi olur. Eğer onları yoksullara gizlice verirseniz sizin için daha iyidir. Böyle yaptığınız için Allah sizin günahlarınızı bağışlar. Allah yapmakta olduklarınızı noksansız bilir' (el-Bakara 2/271).
4. İbadetlerin en faziletlisi vaktinde eda edilenidir. Zekât mükellefleri de zekât ibadetlerini eda etmede acele davranmalı, onu meşrû bir mazeret olmaksızın geciktirmemelidirler.
5. Mükellef, Allah'tan korkan, müttaki, hayâsından dolayı ihtiyacını insanlara söyleyemeyen kimseleri araştırıp bulmalı ve zekâtını onlara vermelidir. Çünkü verilen zekât onların iffetlerini korumalarına, Allah'a daha çok ibadet etmelerine yardımcı olur. Yüce Allah şöyle buyurur:
'(Yapacağınız hayırlar) kendilerini Allah yoluna adamış, Allah'a taattan başka düşüncesi olmayan, o sebeple yeryüzünde dolaşıp kazanmaya imkân bulamayan, durumunu bilmeyen kimselere karşı gösterdikleri iffetten dolayı onlarca zengin sanılan fakirlere verilmelidir. (Habibim) sen onları görünce yüzlerinden tanırsın. Çünkü onlar yüzsüzlük ederek insanlardan isteme

Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —
G-H1BEN5KZ8N