Namaz ile ilgili latif bir nükte….
Bismillahirrahmanirrahim.
Çokların aklına geldiği gibi benim de uzun zamandır aklıma geliyor ve beni meşgul ediyordu; 'Neden biz namaza durup Allah’ın huzuruna çıkınca O’nun sözlerini O’na karşı söylüyoruz? Bunda bir gariplik yok mu? O’nun sözlerini yani ayetleri O’na karşı söylemekteki hikmet ne olabilirdi?'
Uzun zaman, yani yıllarca bu sorunun cevabını aradım. Nihayet hicri 1436, Rebiülevvel ayının 11. günü, günlerden Cuma ve sabah namazının farzını cemaatle kılarken bu hakikat inkişaf etti.
İnsan halife-i arz olarak, bir nevi mirac olan namaz ile, bütün kâinatı, bütün mahlûkatı ve bütün mevcudatı temsil ederek bütün alemlerin Rabbi olan Allah’ın huzuruna çıkar.
İşte insan böyle yüksek bir vazifede, halife-i arz olarak Alemlerin Rabbinin huzuruna çıktığı zaman o yüksek huzura uygun olarak neler söyleyeceğini, neler isteyeceğini, nasıl isteyeceğini bilemez. Çünkü bu yüksek vaziyette, o yüksek huzura uygun olan şeyleri söyleyebilmek insan takatinin üzerindedir.
İşte bu yüzden Cenab-ı Hak halife-i arz olarak yarattığı kuluna, bütün alemleri temsilen huzuruna geldiği zaman neler söylemesi gerektiğini, ne istemesi ve nasıl istemesi gerektiğini Fatiha suresi ile öğretmiştir. Bu öyle bir suredir ki bir benzeri Kur’an’da da, İncil’de de, Tevrat’ta da yoktur. Peygamberimiz Aleyhissalâtu Vesselâm böyle buyurmuştur. Bu yüzden namazın her rekatinde Fatiha okunur ve Fatihasız namaz olmaz.
Kul “Allahuekber” diyerek bütün kâinatı, bütün mahlûkatı ve bütün mevcudatı temsil ederek namaza durup Allah’ın huzuruna çıktığı zaman önce “SübhaneKE, Allahumme vebihamdiKE, vetebare kesmüKE, veteale ceddüKE, velailaheğayruKE” der. Yani KE: Sen..Sen..Sen.. diye Allah’a hitap eder. Çünkü Allah’ın huzurundadır. Yani Onu tesbih eder, Ona hamd eder, ve “Senden başka ilah yoktur” der.
Daha sonra kovulmuş şeytandan Allah’a sığınıp besmele çeker ve fatihaya başalar. “Çok şefkatli ve çok merhametli, din gününün sahibi, alemlerin Rabbi olan Allah’a hamd olsun” der. Daha sonra (bütün temsil ettiği mahlûkat ve mevcudatı kast ederek) “biz ancak sana ibadet eder ve ancak senden yardım isteriz” der. (Burada halife-i arz olduğunu gösterir ve temsil ettiği bütün mahlûkat ve mevudatın ibadetlerini Allah’a arz eder ve bütün onlar için Allah’tan yardım ister) Daha sonra gene bütün onları kast ederek“Bizi doğru yola ilet. O kimselerin yolu ki sen onları nimetlendirdin. Azıp sapanların yoluna değil” der. Kendi başına da olsa cemaat ile de olsa “Ya Rabbi! Kabul et”anlamında “AMİN” der.
Kulun sözü burada biter.
Bundan sonra Allah’ın kuluna veya kullarına hitabı başlar. Zira Kur’an ayetleri nerede ve ne zaman ve kimin tarafından okunursa okunsun o anda konuşan Allah’tır ve kullarına hitap etmektedir. Yani bir kişi rahleyi önüne koyup Kur’an okumaya başlasa insanlar o anda kimi dinler? O kişiyi mi, yoksa Allah’ın hitabını mı? Elbette Allah’ın hitabını dinlerler. İşte bu vaziyet namazda da geçerlidir. Fatihadan sonra ister imam okusun isterse kişi tek başına okusun, okunan bütün ayetler Allah’ın kuluna veya cemaate hitabıdır.
Fatiha bundan hariçtir. Çünkü fatiha Allah tarafından öğretilen ve ayet olan kulun Allah’a hitabıdır. Fatihanın dışındaki bütün ayetler Allah’ın kuluna hitabıdır. Bu yüzden olsa gerek Rabbimiz kur'an'ı Kerim'de fatiha'yı ayrı kur'an'ı ayrı zikretmiş ve 'Gerçekten sana sürekli tekrarlanan yedi ayetli Fatiha suresini ve yüce Kur'an'ı verdik' buyurmuştur.
Mesela; imam zammi sure olarak bu ayetleri okumaya başladı; “Göklerde ve yerde bulunanların hepsi Allah'ı tesbih etmiştir. O üstündür, hikmet sahibidir. Ey iman edenler! Yapmayacağınız şeyi niçin söylüyorsunuz?Yapmayacağınız şeyi söylemek, Allah katında büyük gazaba sebep olur.
Ve kul rûkua gider. Kul Allah'ın bu emir ve yasaklarını veya hitabını dinledikten sonra rûkua gitmesi 'evet, kabul ettim ve itaat ettim' manasındadır. Daha sonra rûkudan kalkan kul secdeye gider, yani 'Ben senin karşında bir hiçim' der.
Şimdi yukarıdaki ayetleri kulun Allah’a söylediğini düşünün. Biraz garip olmaz mı? Amma bu sözleri Allah’ın kuluna veya kullarına, cemaate söylediğini düşünürsek mesele hallolmuş demektir.
İşte bu hakikat anlaşıldığı zaman:
Namaz namaz olur,
Namaz miraç olur.
Bunu anlayan kul
Halife-i Arz olur.
Evet, Fatiha suresinin bir benzeri ne Kur’an’da vardır ne İncil’de nede Tevrat’ta. Peygamberimiz Aleyhissalâtu Vesselâm böyle buyuruyor. Demek Fatiha farklı. Evet işte fark burada. Fatiha ayettir amma Allah’ın öğretmesi ile, kulun Allah’a hitabıdır. Fatihadan sonraki bütün ayetler ise Allah’ın kullarına hitabı.
İşte okunan Fatihadan sonraki bütün ayetler huzurunda bulunan kuluna veya kullarına olan Allah’ın hitabıdır. İmam da okusa sen tek başına da okusan böyledir.
Yani bizler fatihadan sonra okuduğumuz bütün ayetleri biz Rabbimize karşı söylemiyoruz. Belki O kendi kelamı ile bize hitap ediyor.
Namazımızı bu hissiyatla kılmamız gerekir. Çünkü işin aslı budur. Kişi gizli okunan bir namazda bile dili ile okuduğu ayeti kulağı ile duyacak şekilde okur. Çünkü okuduğu ayet Allah’ın hitabıdır. Bu yüzden Namazda kişinin okuduğunu en az kulağı duyacak şekilde okuması fıkhi bir gerekliliktir.
Tüm ifadeler:
72 yorum
Beğen
Yorum Yap
Muhammed Hasaneyn
Mükemmel. Bunu notlarımın arasına alıyorum. Yüreğine sağlık. Allah'a hamd olsun Elhamdülillahir Rabbil Alemin ki sana ilham etmiş öğretmiş.. Bizlerde de seni vesile kılıp öğrettiği için sonsuz kez şükürler olsun rabbimize..
-
Beğen
-
Yanıtla
- 2y
-
Düzenlendi
Selahattin Altıntaş
Muhammed Hasaneyn bu hakikati anlamak bile büyük saadettir..
-
Beğen
-
Yanıtla
- 2y

