Kuzu dünyaya gelir, bir bakmışsın annesinin memelerinde de süt meydana gelmiş. Koyunun bu sütte hiç bir müdahelesi yoktur. Süt, kuzu için annesinin memelerinde kuzuyu yaratan tarafından yapılmıştır. Dolayısıyla anne kuzuya sütü minnet etmeden verecektir.
Buradan anlaki, sana verilen herşey senin için degildir, pek çokları başkalara vermen için sana verilmiştir. Öyleyse onu onlara minnet etmeden vermen gerekir. Vermezsen veya minnet ederek verirsen suç işlemiş olursun.
Aynen bunun gibi;
Öğretmene öğrenciler verildiyse, o öğretmene öğrencilere vermesi için bilgiler de verilir. Bu bilgileri öğretmen öğrencilerden esirgeyemez!
Bir mürşidin talebeleri varsa ona da feyiz verilir, ta ki o feyzi minnet etmeden ve esirgemeden kendisinden bekleyen talebelerine versin.
Bir erkeğe hanım ve evlat verildiği zaman o hanımın ve o çocuğun rızkı erkeğin eline verilir ki, o da hanımına ve çocuğuna versin.
Bu konuda binlerce örnek verilebilir.
Allah böyle kanun koymuş. Koyun da, mürşid de, baba da ve hakeza hepsi birer sebeptir, hakikatte onları onlara veren Allah'tır.
Ancak bunlar da sebep olduklarını bilmeleri şarttır. Yoksa ben kazandım, ben yediriyorum, ben vermesem açsınız gibi düşünmemelidir.
Veya bir mürşid kendisine gelen feyizleri müridlerine cömertce vermelidir, minnet ederek değil.
Bunlar sadece birer numunedir. Yoksa çevremizde bunun gibi binler örnek mevcuddur. Tefekkür ederek anlamaya çalışmalıdır.
Tüm ifadeler:
2Beğen
Yorum Yap

